Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Trias Design

Kapsül Haber Ajansı - Trias Design haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Trias Design haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Fuarlarda Markalar Artık Standlarıyla Konuşuyor Haber

Küresel Fuarlarda Markalar Artık Standlarıyla Konuşuyor

Uluslararası fuarlarda ürün kalitesi kadar markanın kendisini nasıl sunduğu da ticari başarının belirleyicileri arasına girdi. Bir zamanlar ürünlerin sergilendiği geçici alanlar olarak görülen fuar stantları, bugün ziyaretçi deneyimini yöneten ve şirketin küresel iddiasını ortaya koyan stratejik iletişim merkezlerine dönüşüyor. Türkiye ve Avrupa’da projeler gerçekleştiren Trias Design ise tasarımdan üretime, lojistikten kuruluma kadar uzanan bütünleşik hizmet modeliyle bu dönüşümün dikkat çeken temsilcileri arasında yer alıyor. Uluslararası fuar takviminin yeniden hareketlenmesiyle birlikte şirketler, yeni pazarlara ulaşmak ve küresel iş bağlantıları kurmak için daha yüksek bütçeler ayırmaya başladı. Ancak dünyanın önde gelen fuarlarında yer almak, tek başına görünürlük sağlamaya yetmiyor. Aynı salonda yüzlerce rakibin ziyaretçilerin dikkatini çekmeye çalıştığı organizasyonlarda markaların kendilerini anlatabilmek için yalnızca birkaç saniyesi bulunuyor. Bu kısa süre, fuar standının tasarımını basit bir mimari tercihten çıkararak doğrudan pazarlama stratejisinin parçası haline getiriyor. Sektör temsilcilerine göre artık başarılı stand; yalnızca uzaktan fark edilen değil, ziyaretçiyi içeri alan, ürünle buluşturan ve ticari görüşmeye yönlendiren stand olarak tanımlanıyor. Büyük stant her zaman güçlü etki anlamına gelmiyor Fuar alanlarında en sık karşılaşılan yanılgılardan biri, yüksek metrekarenin otomatik olarak daha güçlü marka algısı oluşturacağı düşüncesi. Oysa iyi planlanmamış büyük bir alan, ziyaretçinin markayla iletişim kurmasını zorlaştırabiliyor. Daha küçük ancak doğru kurgulanmış bir stand ise hedef kitlenin dikkatini çok daha etkili biçimde çekebiliyor. Bu nedenle tasarım sürecine “Stand nasıl görünmeli?” sorusuyla değil, “Marka bu fuarda neyi başarmak istiyor?” sorusuyla başlanması gerekiyor. Yeni müşteri kazanmak, distribütör görüşmeleri yapmak, teknolojik bir ürünü tanıtmak veya marka bilinirliğini artırmak isteyen şirketlerin ihtiyaçları birbirinden ayrılıyor. Ürün sergileme alanları, karşılama noktaları, toplantı odaları ve dijital sunum sistemleri de bu hedefe göre biçimleniyor. Türkiye’de ve Avrupa’da fuar standı projeleri gerçekleştiren Trias Design, tasarım öncesinde markanın hedeflerini, ziyaretçi profilini ve fuarın yapısını birlikte değerlendiriyor. Ortaya çıkan proje böylece yalnızca görsel beklentilere değil, ölçülebilir ticari amaçlara da cevap veriyor. Stand, markanın üç boyutlu kimliğine dönüşüyor Uluslararası fuarlarda ziyaretçilerin önemli bir bölümü, katılımcı şirketle ilk kez standında karşılaşıyor. Şirketin üretim kabiliyeti, teknoloji seviyesi ve kurumsal yapısı hakkındaki ilk izlenim de büyük ölçüde bu alanda oluşuyor. Bu nedenle logonun görünür bir noktaya yerleştirilmesi veya kurumsal renklerin kullanılması, güçlü bir marka deneyimi meydana getirmek için yeterli kabul edilmiyor. Mimari formdan kullanılan malzemeye, aydınlatmadan dijital içeriğe kadar bütün unsurların aynı marka hikâyesini anlatması gerekiyor. Savunma sanayisinde güven, mühendislik ve kontrollü erişim öne çıkarken; medikal alanda hijyen, sadelik ve teknolojik yetkinlik önem kazanıyor. Otomotiv stantlarında hareket ve performans, enerji sektöründe ise yenilikçilik ve sürdürülebilirlik daha belirgin hale geliyor. Trias Design’ın projelerinde de hazır bir tasarım kalıbını farklı şirketlere uygulamak yerine sektör, ürün ve marka karakterine göre özgün bir mimari dil oluşturulması amaçlanıyor. Ziyaretçinin izleyeceği rota önceden belirleniyor Başarılı fuar tasarımının görünmeyen tarafını ziyaretçi akışı oluşturuyor. Standın kaç cephesinin açık olduğu, ana koridorun yönü, komşu stantların yüksekliği ve ürünlerin hangi açıdan görüleceği tasarımın temel kararlarını etkiliyor. Ziyaretçinin önce markayı fark etmesi, ardından standın içine yönelmesi ve ürünle temas kurması gerekiyor. Bu yolculuğun son aşamasında ise marka temsilcileriyle görüşme yapılabilecek doğru ortamın hazırlanması önem taşıyor. Dar geçişler, gereğinden fazla mobilya, görünürlüğü azaltan kapalı yüzeyler ve yanlış konumlandırılmış toplantı alanları ziyaretçi deneyimini zayıflatabiliyor. Tasarımın yalnızca bilgisayar ekranında etkileyici görünmesi bu nedenle yeterli olmuyor; alanın fuar süresince nasıl çalışacağının da önceden hesaplanması gerekiyor. Her ürüne aynı sergileme yöntemi uygulanamıyor Küresel fuarlarda yaşanan yoğun rekabet, şirketleri daha fazla ürün göstermeye yöneltebiliyor. Ancak sınırlı alanda çok sayıda ürün ve mesaj kullanılması, ziyaretçinin dikkatini dağıtma riski taşıyor. İyi planlanmış bir stantta ziyaretçinin kısa sürede üç soruya cevap bulabilmesi bekleniyor: Şirket ne sunuyor, rakiplerinden nasıl ayrılıyor ve bu markayla neden görüşülmeli? Büyük bir sanayi makinesinin sergileneceği alan ile hassas bir medikal cihazın tanıtılacağı standın teknik ihtiyaçları aynı değil. Benzer şekilde savunma sanayisine yönelik bir ürünle tüketiciye dönük bir ürünün sunum dili de farklılaşıyor. Ürün ölçüleri, güvenlik mesafeleri, taşıma kapasitesi, elektrik bağlantıları, aydınlatma ve demonstrasyon koşullarının tasarım başlamadan belirlenmesi gerekiyor. Ürünün sonradan standa yerleştirilmesi yerine, mimarinin doğrudan ürünün çevresinde geliştirilmesi daha etkili bir sunum sağlıyor. Dijital ekranlar gösterişten çok işleve hizmet etmeli LED ekranlar, interaktif yüzeyler, artırılmış gerçeklik uygulamaları ve holografik sunumlar, yeni nesil fuar stantlarında giderek daha fazla kullanılıyor. Ancak uzmanlar, teknolojik donanımın tek başına yenilikçi bir deneyim oluşturmadığı görüşünde. Ekranların yanlış konumlandırılması, uzun videolar veya aynı anda verilen çok sayıda mesaj iletişim karmaşasına yol açabiliyor. Dijital içeriğin mimari tasarımla birlikte planlanması ve ziyaretçiyi belirli bir eyleme yönlendirmesi gerekiyor. Fuar alanına taşınması mümkün olmayan büyük üretim hatlarının dijital ortamda gösterilmesi, ürünlerin çalışma prensiplerinin animasyonlarla anlatılması ve ziyaretçinin farklı modelleri interaktif olarak inceleyebilmesi, teknolojinin işlevsel kullanım örnekleri arasında bulunuyor. Tasarım kadar üretim ve operasyon da belirleyici Yurt dışındaki fuar projeleri, estetik kararların yanında ciddi bir operasyon yönetimi gerektiriyor. Her fuar merkezinin yükseklik sınırları, yangın güvenliği kuralları, elektrik standartları, kurulum saatleri ve malzeme şartları farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle etkileyici bir projenin hazırlanmış olması, standın aynı kalitede uygulanacağı anlamına gelmiyor. Tasarımın üretilebilir olması, parçaların lojistiğe uygun hazırlanması ve kurulumun belirlenen sürede tamamlanması gerekiyor. Kendi üretim altyapısına sahip olan Trias Design; tasarım, teknik projelendirme, üretim, nakliye, kurulum ve söküm aşamalarını tek bir operasyon zinciri içinde yönetiyor. Bu model, şirketlerin farklı tedarikçiler arasında koordinasyon sağlamak zorunda kalmasını önlerken tasarım ile uygulama arasındaki olası farklılıkları da azaltıyor. Trias Design Kurucu Ortağı Ferdi Yılmaz, şirketlerin fuar standını geçici bir dekorasyon olarak görmemesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bir şirket küresel fuarda yalnızca ürünlerini sergilemez; üretim kültürünü, kalite anlayışını ve gelecek vizyonunu da ziyaretçiye sunar. Standın bütün unsurları markanın uluslararası pazardaki iddiasını desteklemelidir.” Sürdürülebilir stantlara ilgi artıyor Şirketlerin çevresel hedefleri ve maliyet yönetimi, yeniden kullanılabilir fuar sistemlerine yönelik ilgiyi de artırıyor. Tek kullanımlık uygulamalar yerine farklı metrekarelere uyarlanabilen, parçaları tekrar değerlendirilebilen ve lojistik avantaj sağlayan sistemler tercih ediliyor. Ancak bu noktada her marka için tek bir doğru çözüm bulunmuyor. Özel tasarım ahşap stantlar özgün bir mimari kimlik sunarken, Maxima ve modüler sistemler farklı organizasyonlarda yeniden kullanılabilmeleriyle öne çıkıyor. Doğru sistemin belirlenebilmesi için markanın yalnızca katılacağı ilk fuarın değil, yıllık organizasyon takviminin de değerlendirilmesi gerekiyor. Katılım sıklığı, hedef ülkeler, stand ölçülerindeki değişiklikler, depolama koşulları ve nakliye maliyetleri seçimi doğrudan etkiliyor. En düşük teklif, en ekonomik proje olmayabilir Fuar standı seçiminde yalnızca başlangıç fiyatına bakılması, şirketleri uygulama aşamasında ek maliyetlerle karşı karşıya bırakabiliyor. Malzeme kalitesi, teknik hizmetler, elektrik uygulamaları, nakliye, kurulum ve sökümün teklif kapsamında olup olmadığı her zaman net biçimde incelenmeli. Fuarın açılışına yetişmeyen, onaylanan tasarımdan farklı üretilen veya teknik sorunlar yaşanan bir standın şirkete vereceği zarar, ilk aşamada elde edilen fiyat avantajından çok daha yüksek olabiliyor. Alan kirası, ulaşım, konaklama, personel, lojistik ve tanıtım harcamaları birlikte düşünüldüğünde stand, toplam fuar yatırımının ziyaretçiye görünen en önemli yüzünü oluşturuyor. Bu nedenle kararın metrekare fiyatından çok yatırımın sağlayacağı ticari geri dönüş üzerinden verilmesi gerekiyor. Trias Design, markaların küresel vitrinini tasarlıyor 2023 yılında kurulan Trias Design; fuar standı tasarımı ve üretimindeki çalışmalarını Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’daki organizasyonlara da taşıyor. Şirket, özel tasarım ahşap stantların yanında Maxima ve modüler sistemlerle farklı bütçe ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik projeler hazırlıyor. Otomotivden enerjiye, savunma sanayisinden medikale, makineden gıdaya kadar farklı sektörlere çözüm geliştiren Trias Design, her projeyi ilgili sektörün sergileme koşullarına göre ele alıyor. Tasarımın dikkat çekmesi kadar işlevsel, uygulanabilir ve marka stratejisiyle uyumlu olması da öncelikler arasında tutuluyor. Küresel fuarlarda rekabetin giderek arttığı bir dönemde şirketin sunduğu yaklaşım, “stand yaptırmak” ile “marka deneyimi tasarlamak” arasındaki farkı ortaya koyuyor. Çünkü günümüzde doğru fuar standı yalnızca ürünleri sergilemiyor. Markayı görünür kılıyor, ziyaretçiyi yönlendiriyor, nitelikli ticari temasları destekliyor ve şirketin uluslararası pazardaki konumuna ilişkin güçlü bir mesaj veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Poliüretan Endüstrisinin Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Poliüretan Endüstrisinin Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

PUTECH EURASIA, poliüretan teknolojilerinde kullanılan ham maddelerden üretim makinelerine, sistem evlerinden son ürün uygulamalarına kadar tüm tedarik zincirini kapsayan yapısıyla bölgesinin en büyük ve en kapsamlı platformu konumunda. Fuar, sektör liderlerinin yanı sıra yeni girişimlere, Ar-Ge merkezlerine ve inovatif üreticilere de ev sahipliği yaparak, geleceğin malzeme teknolojilerine ışık tutacak. Uluslararası Poliüretan Endüstrisi Fuarı kapsamında açıklamalarda bulunan Artkim Group Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güler: “Poliüretan, artık sadece bir malzeme değil, endüstriyel dönüşümün yapı taşı. Enerji verimliliğinden karbon ayak izinin azaltılmasına kadar birçok alanda fark yaratıyor. Bu yıl PUTECH EURASIA’da; sürdürülebilir üretim çözümleri, geri dönüştürülebilir sistemler ve çevre dostu hammadde alternatifleri ön planda olacak. Fuarı ziyaret eden profesyoneller, yalnızca yeni teknolojileri değil, aynı zamanda daha yeşil bir sanayinin yol haritasını da keşfedecek. 2023 yılında gerçekleştirdiğimiz bir önceki edisyonda 63 farklı ülkeden gelen profesyonelleri ağırladığımız fuarda büyük bir başarı elde ettik. 2025’te uluslararası katılımı daha da artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda ziyaretçi dağılımı da, Avrupa %28, Asya %26, Orta Doğu %32 ve Afrika %13 olarak gerçekleşmişti. Bu oranlar, PUTECH EURASIA’nın artık çok uluslu bir ticaret ağı haline geldiğini gösteriyor. Bu nedenle katılımcılar, farklı coğrafyalardan gelen sektör profesyonelleriyle yeni iş birliği ve iş geliştirme fırsatlarını yakalayabilecekler.” dedi. Türkiye, EMEA Poliüretan Pazarında Stratejik Üretim Merkezi Türkiye, 2023 itibarıyla EMEA bölgesinin en büyük poliüretan sistem üreticisi konumuna geldi. Bu başarıyı uluslararası platforma taşıyacak olan PUTECH EURASIA 2025, sürdürülebilir üretimden ileri malzeme teknolojilerine kadar tüm yenilikleri aynı çatı altında buluşturacak. Fuar, üreticiler, tedarikçiler, mühendislik firmaları, Ar-Ge merkezleri ve yatırımcılar için ihracata yön veren ticari fırsatların merkezinde yer alıyor. Avrasya’nın En Kapsamlı Poliüretan, Yapıştırıcı ve Kompozit Platformu Poliüretan sanayisinin lider etkinliği PUTECH EURASIA; Adhesives & Bonding Eurasia, Foam Eurasia ve Eurasian Composites Show ile eş zamanlı olarak düzenlenecek. Bu dört dev fuar, otomotivden inşaata, mobilyadan elektroniğe kadar geniş bir ekosistemi bir araya getirerek, ziyaretçilere çok yönlü iş fırsatları ve sinerji sunacak. EUROPUR Desteğiyle Daha Güçlü, Daha Etkili Avrupa’nın önde gelen poliüretan üreticileri derneği EUROPUR’un katkıları, fuarın bilgi paylaşımı, dayanışma ve profesyonel standartlarını güçlendiriyor. Bu iş birliğiyle PUTECH EURASIA, yalnızca ticari bir organizasyon olmanın ötesinde, sektörün geleceğini şekillendiren uluslararası bir bilgi merkezi konumuna geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Poliüretan Endüstrisinin Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Poliüretan Endüstrisinin Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

PUTECH EURASIA, poliüretan teknolojilerinde kullanılan ham maddelerden üretim makinelerine, sistem evlerinden son ürün uygulamalarına kadar tüm tedarik zincirini kapsayan yapısıyla bölgesinin en büyük ve en kapsamlı platformu konumunda. Fuar, sektör liderlerinin yanı sıra yeni girişimlere, Ar-Ge merkezlerine ve inovatif üreticilere de ev sahipliği yaparak, geleceğin malzeme teknolojilerine ışık tutacak. Uluslararası Poliüretan Endüstrisi Fuarı kapsamında açıklamalarda bulunan Artkim Group Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güler: “Poliüretan, artık sadece bir malzeme değil, endüstriyel dönüşümün yapı taşı. Enerji verimliliğinden karbon ayak izinin azaltılmasına kadar birçok alanda fark yaratıyor. Bu yıl PUTECH EURASIA’da; sürdürülebilir üretim çözümleri, geri dönüştürülebilir sistemler ve çevre dostu hammadde alternatifleri ön planda olacak. Fuarı ziyaret eden profesyoneller, yalnızca yeni teknolojileri değil, aynı zamanda daha yeşil bir sanayinin yol haritasını da keşfedecek. 2023 yılında gerçekleştirdiğimiz bir önceki edisyonda 63 farklı ülkeden gelen profesyonelleri ağırladığımız fuarda büyük bir başarı elde ettik. 2025’te uluslararası katılımı daha da artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda ziyaretçi dağılımı da, Avrupa %28, Asya %26, Orta Doğu %32 ve Afrika %13 olarak gerçekleşmişti. Bu oranlar, PUTECH EURASIA’nın artık çok uluslu bir ticaret ağı haline geldiğini gösteriyor. Bu nedenle katılımcılar, farklı coğrafyalardan gelen sektör profesyonelleriyle yeni iş birliği ve iş geliştirme fırsatlarını yakalayabilecekler.” dedi. Türkiye, EMEA Poliüretan Pazarında Stratejik Üretim Merkezi Türkiye, 2023 itibarıyla EMEA bölgesinin en büyük poliüretan sistem üreticisi konumuna geldi. Bu başarıyı uluslararası platforma taşıyacak olan PUTECH EURASIA 2025, sürdürülebilir üretimden ileri malzeme teknolojilerine kadar tüm yenilikleri aynı çatı altında buluşturacak. Fuar, üreticiler, tedarikçiler, mühendislik firmaları, Ar-Ge merkezleri ve yatırımcılar için ihracata yön veren ticari fırsatların merkezinde yer alıyor. Avrasya’nın En Kapsamlı Poliüretan, Yapıştırıcı ve Kompozit Platformu Poliüretan sanayisinin lider etkinliği PUTECH EURASIA; Adhesives & Bonding Eurasia, Foam Eurasia ve Eurasian Composites Show ile eş zamanlı olarak düzenlenecek. Bu dört dev fuar, otomotivden inşaata, mobilyadan elektroniğe kadar geniş bir ekosistemi bir araya getirerek, ziyaretçilere çok yönlü iş fırsatları ve sinerji sunacak. POLYDER ve EUROPUR Desteğiyle Daha Güçlü, Daha Etkili Sektörün lider kuruluşu POLYDER (Poliüretan Derneği) ile Avrupa’nın önde gelen poliüretan üreticileri derneği EUROPUR’un katkıları, fuarın bilgi paylaşımı, dayanışma ve profesyonel standartlarını güçlendiriyor. Bu iş birliğiyle PUTECH EURASIA, yalnızca ticari bir organizasyon olmanın ötesinde, sektörün geleceğini şekillendiren uluslararası bir bilgi merkezi konumuna geliyor. PUTECH EURASIA 2025, güçlü katılımcı yapısı, uluslararası iş bağlantıları ve inovasyon odaklı içeriğiyle poliüretan sanayisinin küresel sahnesi olmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ALUEXPO 2025 Rekor Katılım ve Uluslararası İlgiyle Tamamlandı Haber

ALUEXPO 2025 Rekor Katılım ve Uluslararası İlgiyle Tamamlandı

İstanbul Fuar Merkezi’nde 18–20 Eylül 2025 tarihlerinde düzenlenen ALUEXPO 2025 – 9. Uluslararası Alüminyum Teknolojileri, Makina ve Ürünleri İhtisas Fuarı, bu yıl da rekor katılımla gerçekleşti. Toplam 472 firma, 29 ülkeden gelen sektör temsilcileri ve on binlerce ziyaretçiyle buluştu. Rekor Katılım ve Artan Uluslararası İlgi ALUEXPO 2025, 19.302 m²’lik alanda düzenlenerek geçtiğimiz yıllara göre daha geniş bir platform sundu. Yurtiçi katılım %7, yurtdışı katılım ise %30 oranında artış gösterdi. Fuara doğrudan katılan yabancı firma sayısı %104 artarak 73’ten 149’a yükseldi. Fuarı toplam 15367 kişi ziyaret etti. Yerli ziyaretçi sayısı 12815, yabancı ziyaretçi ise 2552 kişi olarak belirtildi. Toplam 238 yabancı, 234 yerli olmak üzere 472 firma en yeni teknolojilerini, yaratıcı ürünlerini ve inovatif çözümlerini alüminyum dünyasına tanıttı. Çin, Almanya, İtalya, Amerika ve Hindistan başta olmak üzere 29 farklı ülkeden gelen katılımcılar, fuarın uluslararası kimliğini bir kez daha pekiştirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır,“Dünyanın 14. büyük alüminyum ürünleri ihracatçısıyız” Fuarın açılışında yaptığı konuşmada Bakan Kacır, “Hızlı ve istikrarlı büyüyen Ar-Ge ve inovasyon ekosistemimizle yüksek teknolojili sektörler artık sanayi üretimimizde pozitif olarak öne çıkıyor. Otomotivden inşaata, elektronikten kimyaya, makineden savunma ve havacılığa pek çok sektöre girdi tedariki sağlayan alüminyum sanayimiz de 'güçlü sanayi, güçlü Türkiye' vizyonumuzu en üst düzeyde sahiplenen sektörler arasında yer alıyor. Yıllık 500 bin ton üretim ve 3 milyon ton işleme kapasitesine sahip Türk alüminyum sektörü, gerek kapasitesiyle gerekse de ürün kalitesi ile bugün küresel tedarik zincirlerinde önemli bir konuma sahip. Bugün dünyanın 14. büyük alüminyum ürünleri ihracatçısıyız" ifadelerini kullanarak sektörün önemine değindi. En Yeni Teknolojiler Sergilendi Fuarda; birincil alüminyum ürünlerden profil, boru, levha ve folyo gibi ürünlere, pencere, kapı ve cephe sistemlerinden geri dönüşüm ve yüzey işlem teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede yenilikçi çözümler tanıtıldı. Alüminyum üretim teknolojilerinde; ergitme, döküm, ısıl işlem, haddeleme, ekstrüzyon ve çevre koruma teknolojilerinin yanı sıra robotlar, presler, otomasyon sistemleri ve yüksek basınçlı döküm teknolojileri de ziyaretçilerin ilgisini çekti. Fuarda ALUSart standı büyük ilgi gördü Aüminyumun sanatsal yönünü ve yaratıcı potansiyelini ortaya koyan uluslararası bir sergi olan ALUSart, ALUS’12 Sponsorlarının desteği ile TALSAD (Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği) küratörlüğünde düzenlendi. Alüminyumun yalnızca endüstriyel bir malzeme olmadığını, aynı zamanda estetik, dönüşebilir ve ilham verici bir yaratım aracı olduğunu vurgulamak amacıyla düzenlenen sergi, ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Uluslararası İş Birliği Fırsatları T.C. Ticaret Bakanlığı ve İDDMİB iş birliğiyle düzenlenen “Alım Heyeti Programı” kapsamında Irak, Mısır, Katar, Suudi Arabistan, Umman, Ürdün, Brezilya ve Meksika’dan gelen sektör temsilcileri, katılımcı firmalarla ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Organizatör firma Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş., kendi bütçesinden finanse ettiği özel ziyaretçi programlarıyla birçok ülkeden iş insanını İstanbul’da ağırladı. Gelecek Nesillere Açılan Kapı ALUEXPO 2025 kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinden Sanayi ve Ticaret Odaları, OSB’ler ve üniversitelerden sektör temsilcileri ve öğrenciler fuara davet edildi. Metalurji ve Malzeme Mühendisliği bölümleri ile Alüminyum Teknik Liseleri öğrencileri, sektörün öncü firmalarıyla tanışarak geleceğe yönelik bilgi ve deneyim kazandı. Bakanlık Desteği ALUEXPO, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından “Sektörel Nitelikli Uluslararası Yurtiçi Fuar” olarak değerlendirilerek, ihracatçı ve üretici firmalara katılım desteği sağladı.

Üreticiler Yılın Üçüncü Çeyreğinden de Umutlu Değil! Haber

Üreticiler Yılın Üçüncü Çeyreğinden de Umutlu Değil!

Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS), otomotiv satış sonrası pazarı özelinde 2025 yılının ikinci çeyreğini, üyelerinin katılımıyla düzenlediği bir anket çalışmasıyla değerlendirdi. OSS Derneğinin 2025 Yılı 2. Çeyrek Sektörel Değerlendirme Anketi’ne göre; otomotiv satış sonrası pazarı 2025’in ikinci çeyreğinde toparlanma sinyali verdi. Ankete göre; 2025’in ikinci çeyreğinde, 2024 yılının ikinci çeyreğine göre yurt içi satışlar dolar bazında ortalama yüzde 1,58 artış yaşadı. Bu dönemde dağıtıcı üyelerin satışlarında dolar bazında yüzde 2, üretici üyelerde ise dolar bazında yüzde 1,06 artış gerçekleşti. Tahsilat süreçlerindeki olumsuz gidişat devam ediyor! Ankette, 2025 yılının üçüncü çeyreğiyle ilgili beklentilere de yer verildi. Buna göre sektörde 2025 yılının üçüncü çeyreğinde dolar bazında yurt içi satışlarda yüzde 0,62 oranında düşüş beklendiği gözlemlendi. 2025’in ilk çeyreğinde yüzde 40,8 olan tahsilat süreçlerinin 2025’in ikinci çeyreğinde yüzde 40,5 seviyesine gerilediğini ifade eden OSS Derneği üyelerinden yüzde 11’i tahsilat sürecinin daha iyi hale geldiğini, 35,6’sı ise daha kötüye gittiğini belirtti. 4 şirketten biri istihdamını artırdı! Ankete katılan üyelerin yüzde 26’sı 2025 yılının ilk çeyreğine göre istihdamını artırdı. Üyelerin yüzde 45,2’si söz konusu dönemde istihdamını korudu. 2025’in ilk çeyreğine kıyasla istihdamının azaldığını belirten üye oranı ise yüzde 28,8 seviyesinde kaldı. Üretici ve dağıtıcı üyelerin istihdamları birbirine yakın seyretti. En büyük problem nakit akışında yaşanan problemler! Sektördeki problemler anketin yine en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturdu. Üyelerin, 2025’in ikinci çeyreğinde gözlemlediği problemlerin başında yüzde 76,7 ile “Nakit akışında yaşanan problemler” gelirken, “Maliyetlerdeki aşırı artış” yüzde 69,9 ile ikinci sırada yer aldı. Üyelerin yüzde 47,9’u ise “İş ve ciro kaybı”nı sektör için en büyük üçüncü sıkıntı olarak nitelendirdi. Ankete katılanların yüzde 30,1’i “Gümrüklerde yaşanan problemleri, yüzde 24,7’si “Kargo maliyetleri ve teslimat problemleri”, yüzde 20,6’sı ise “Döviz kuru ve kur artışı”na işaret etti. Ayrıca katılımcıların yüzde 19,2’si tedarik problemlerini önemli sorunlar arasında gösterdi. Üyelerin sadece yüzde 15,1’i yatırım planlıyor! Anket ile birlikte sektörün yatırım planları da mercek altına alındı. Ankete göre önümüzdeki üç ayda yeni yatırım yapmayı düşünen üyelerin oranı yüzde 15,1 ile son dönemin en düşük seviyesine geriledi. Bir önceki ankette üretici üyelerin yüzde 35,7’si yatırım planlarken, yeni ankette bu oran yüzde 15,2’ye geriledi. Dağıtıcı üyelerde ise bu oran yüzde 10’dan yüzde 15’e yükseldi. Ankete katılan üyelerin yüzde 16,4’ünün önümüzdeki üç ayda sektörün daha iyiye gideceğini öngördüğü gözlemlendi. Daha kötüye gidecek diyenlerin oranı ise yüzde 31,5 olarak belirlendi. Üretim de ihracat da seviyesini korudu! Üreticilerin 2025 yılının ikinci çeyreğinde kapasite kullanım oranı ortalaması yüzde 72,73 olarak gerçekleşti. Bu oran 2025’in ilk çeyreğinde yüzde 76,30 idi. 2025’in ikinci çeyreğinde üyelerin üretimi 2024’ün aynı çeyreğine göre yüzde 0,61 oranında arttı. 2025 yılının ikinci çeyreğinde üyelerin ihracatı ise dolar bazında 2024 yılının ikinci çeyreğine göre değişim göstermedi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan ve yılın ilk 6 ayını sektörel açıdan yorumlayan OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, “2024 yılında başlayan durağanlık, ne yazık ki 2025’in ilk yarısında da etkisini sürdürdü. Yılın ilk çeyreğinde hem iç pazarda hem de ihracatta yaşanan gerileme, ikinci çeyrekte yerini sınırlı bir toparlanmaya bıraktıysa da, sektörümüzde hâlâ belirgin bir hareketlenme görmüyoruz. En büyük sıkıntımız; işletmelerimizin üzerinde her geçen gün daha da ağırlaşan nakit akışı baskısı. İlk çeyrekte öne çıkan maliyet artışları ile birlikte, ikinci çeyrekte tahsilat oranlarındaki düşüş de dikkat çekici seviyede. Bu durum, sadece günlük faaliyetleri değil, aynı zamanda şirketlerimizin gelecek vizyonlarını ve yatırım kararlarını da doğrudan etkiliyor. Son iki çeyrekte yatırım planlayan firma oranındaki sert düşüş, sektörümüzün temkinli bir sürece girdiğini açıkça gösteriyor. Tüm bunların yanında kısa vadede hareketlilik sınırlı kalsa da, uzun vadede biriken taleplerin etkisiyle pazarın yeniden toparlanacağına yönelik beklentiler güçleniyor. Öte yandan, sıfır araç pazarında süregelen rekor satışlar, gelecekte satış sonrası hizmetlere olan ihtiyacı artıracak; bu da satış sonrası pazarının önemini ve katkısını daha görünür hale getirecektir. İstihdamda ise farklı dinamikler görüyoruz. İlk çeyrekte büyük oranda koruma eğiliminde olan şirketler, ikinci çeyrekte daha fazla istihdam sağladı, bu durum sektörün gelecekten umutlu olduğunun bir göstergesidir diyebiliriz ancak istihdam kaybı yaşayan firmaların oranını da dikkate almamız gerekiyor” diye konuştu. 2025’in ikinci yarısına ilişkin beklentilerin de zayıf olduğunu vurgulayarak sözlerine devam eden Ali Özçete “Üyelerimizin üçte birine yakını önümüzdeki dönemin daha da kötüleşeceğini öngörüyor. Bu nedenle güçlü ve kalıcı bir toparlanma için yapısal adımlara, çözüm odaklı iş birliklerine ve daha kararlı bir ekonomik iklime ihtiyaç duyduğumuz çok açık” dedi.

Sarsılmaz Yeni Nesil Silah Sistemleriyle Gücünü Bir Kez Daha Ortaya Koydu Haber

Sarsılmaz Yeni Nesil Silah Sistemleriyle Gücünü Bir Kez Daha Ortaya Koydu

SARSILMAZ, ileri teknolojiye entegre çözümler sunan ürünleriyle yalnızca savunma alanındaki yüksek mühendislik kabiliyetini değil, aynı zamanda Ar-Ge’ye verdiği önemi ve inovasyon odaklı vizyonunu da gözler önüne serdi. SARSILMAZ, Türkiye’nin savunma sanayiindeki küresel rekabet gücünü artırma yolunda stratejik bir rol üstlendiğini bir kez daha kanıtladı. Kara, hava ve deniz platformlarına yönelik geliştirdiği silah ve entegre sistem çözümlerini tek bir çatı altında buluşturan SARSILMAZ, kullanıcılarına ihtiyaç duydukları tüm silah ve sistem çözümlerine tek bir çatı altında erişim imkanı sunarak sektördeki liderliğini bir kez daha pekiştirdi. Türkiye’nin SARSILMAZ’ı Yeni Ürünlerle Sahnede IDEF 2025’in ilk gününde tanıtılan SARSILMAZ imzalı yeni ürünler, sektörde büyük ilgi gördü. SARSILMAZ–TUSAŞ iş birliğiyle kurulan TR MEKATRONİK tarafından geliştirilen ve özellikle ATAK helikopterleri için tasarlanan 20 mm burun topu, hava savunmasında önemli bir boşluğu dolduracak nitelikte. Günümüz tehditlerine karşı geliştirilen anti-dron silahı, yapay zeka destekli uzaktan komutalı silah kuleleri, Türkiye’nin ilk robotik silah sistemi SARBOT, ve SAR KNT 762 yarı otomatik keskin nişancı tüfeği, öne çıkan sistemler arasında yer aldı. Bireysel kullanıcılar ve kolluk kuvvetleri için geliştirilen SAR9 METE CE, SAR 39’un 11” ve 14.5” namlu seçenekleri, SAR9 SP Special ve SAR9 SOCOM, SARSILMAZ’ın hafif silah grubundaki çeşitliliğini ortaya koydu. Grup şirketleriyle birlikte geniş bir ürün yelpazesi sergileyen SARSILMAZ, kara, hava ve deniz platformlarına yönelik çözümlerini tek bir çatı altında sunarak, kullanıcıların tüm ihtiyaçlarına entegre biçimde ulaşabileceği bir yapı ortaya koydu. “Bir ordu için SARSILMAZ yeter” yaklaşımıyla fuarda güçlü bir duruş sergileyen şirket, savunma sanayiindeki yerini daha da sağlamlaştırdı. Türkiye’yi İthalata Bağımlılıktan Kurtaran Silah: 20 mm ATAK Burun Topu 100 bin atımlık zorlu testleri başarıyla geçen 20 mm ATAK Burun Topu, sahada gösterdiği üstün performansla dikkat çekiyor. SARSILMAZ ve TUSAŞ iş birliğiyle kurulan TR MEKATRONİK tarafından, Savunma Sanayii Başkanlığı'nın talebi doğrultusunda geliştirilen bu sistem, IDEF 2025’te SARSILMAZ standının öne çıkan ürünlerinden biri oldu. Türkiye’nin milli taarruz helikopteri ATAK’ın ateş gücünde ana rolü üstlenen 20 mm top, aynı zamanda platformun %100 yerli mühendislik eseri olduğunu gözler önüne seriyor. Yüksek güvenilirlik ve hassasiyet standartlarını karşılayan bu sistem, Türkiye’nin bu alandaki dışa bağımlılığına son verirken, savunma sanayiinde stratejik bir kazanım olarak öne çıkıyor. Gökyüzünden Karaya Her Cephede Mutlak Etki TR Mekatronik tarafından yerli mühendislikle geliştirilen 6 namlulu 20 mm Top Sistemi, modüler yapısıyla hava, kara ve deniz platformlarına entegre edilebiliyor. ATAK helikopterlerinden İHA’lara, zırhlı araçlardan deniz savunma sistemlerine kadar geniş bir görev yelpazesinde kullanılabilen sistem, farklı operasyonel ihtiyaçlara yüksek uyum sağlıyor. Modern muharebe sahasında güçlü bir etki sunan 20 mm Top Sistemi, Türkiye’nin savunma sanayiindeki teknolojik yetkinliğini ve dışa bağımlılıktan kurtulma vizyonunu destekleyen stratejik bir kazanım niteliği taşıyor. Dakikada 3000 atım yapacak yeni versiyonun testlerine ise 2025’in ikinci yarısında başlanması planlanıyor. SA-X 700D Anti-Drone Silahı: İnsansız Hava Aracı Tehditlerine Karşı Yüksek Performans IDEF’te sergilenen bir diğer önemli ürün olan SA-X 700D, insansız hava araçlarına karşı hızlı ve etkili müdahale sağlıyor. SARSILMAZ’ın Ar-Ge gücüyle geliştirilen bu sistem, grup şirketi BPS’in özel mühimmatlarıyla desteklenerek günümüz güvenlik ihtiyaçlarına güçlü bir yanıt sunuyor. Best Defence’in UKSS’leri IDEF’in gözdesi SARSILMAZ bünyesindeki BEST Defence tarafından geliştirilen Uzaktan Komutalı Silah Sistemleri (UKSS), SARSILMAZ standında dikkat çekti. Meskûn mahal operasyonlarına yönelik, sivil görünümlü zırhlı araçlara entegre edilebilen 7.62 mm UKSS, gizlenebilir mekanizmasıyla sahada fark edilmeden yüksek ateş gücü sağlıyor. Sistem sadece 50 saniyede devreye girip, görev tamamlandığında aynı hızla güvenli şekilde geri çekilebiliyor. Geliştirme ve test aşamasında olan BEST DEFENCE 25 mm UKSS ise TR Mekatronik iş birliğiyle, tamamen yerli imkanlarla tasarlanan 25 mm kara topuyla tam uyumlu çalışacak şekilde geliştirildi. UKSS ailesinin yeni nesil antidrone yeteneği, yakın gelecekte güvenlik konseptini değiştirecek. İHA’ları anında tespit edip takip eden sistem, hem kara hem hava tehditlerine karşı etkin koruma sağlayarak stratejik üstünlük sunacak. Geleceğin güvenlik ve savunma robotu: SARBOT Türkiye’nin ilk silahlı robotu olan SARBOT, ilk kez SAHA EXPO 2022’de sergilenmiş ve özgün tasarımıyla büyük ilgi görmüştü. Sarsılmaz bünyesindeki LA2 Dynamics tarafından geliştirilen ilk versiyon; çevik yapısı, LİDAR ve kamera sistemleriyle donatılmış yapısıyla, riskli bölgelerde güvenlik güçlerine destek sunmayı amaçlıyordu. Şu anda SARBOT’un ikinci nesil platformu üzerinde yoğun bir Ar-Ge çalışması yürütülüyor ve bu gelişmiş konfigürasyonun 2025 yılı içinde tamamlanması hedefleniyor. Yeni nesil SARBOT; zorlu ve engebeli arazilerde daha dayanıklı, daha stabil ve uzun süreli görevler için optimize edilmiş durumda. Gelişmiş sensör altyapısı, artırılmış yük taşıma kapasitesi ve daha güçlü silah/kule entegrasyonlarıyla, sahada güvenlik güçlerine yüksek taktik avantaj sağlamayı hedefliyor. Çift El Görev Tabancası: SAR9 METE CE SAR9 METE CE, NATO standartlarında üstün performans göstererek Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren ilk yerli görev tabancası SAR9’un DNA’sını taşıyor. SAR9’un sağlam temelleri üzerine inşa edilmiş SAR9 METE CE, IDEF 2025’te ilk kez sergilenen ürünler arasında. SAR9 METE CE, SARSILMAZ tarafından güvenlik güçlerinin özel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak geliştirilen çift el kullanımıyla ergonomiyi en üst seviyeye çıkarıyor. SARSILMAZ’dan Yarı Otomatik Keskin Nişancı Tüfeği SARSILMAZ’ın 150 yıllık tüfek üretim tecrübesiyle geliştirilen SAR KNT 762, fuarda ilk kez tanıtıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve sınır birliklerinde kullanım amacıyla geliştirilen yarı otomatik keskin nişancı tüfeği; orta ve uzun menzilli görevler için yüksek isabetlilik, güvenilirlik ve ergonomi sunmayı hedefliyor. Aktif kullanım için geliştirilme aşamasında olan SAR KNT 762, profesyonel kullanıcıların ihtiyaçlarına göre şekillenmeye devam ediyor. Özel Harekât Birimlerinin Dostu: SAR 39 Piyade Tüfeği SARSILMAZ’ın SAR 56 platformundan geliştirilen SAR 39, 7.62x39 mm mühimmatla modern muharebe ihtiyaçlarını karşılayan yeni nesil piyade tüfeği. 11” ve 14.5” namlu seçenekleriyle piyade, komando, jandarma ve özel harekat birimlerinin yakın ve orta menzilli operasyonlarında yüksek performans sunuyor. SAR9 SP Special ve SAR9 SOCOM sahada SAR 2023 platformu üzerine geliştirilen SAR9 SP SPECIAL, özel kuvvetler ve profesyonel kullanıcılar için tasarlandı. Özel Harekat Birimleri, kolluk kuvvetleri ve sportif atıcılara yüksek dayanıklılık ve hassasiyet sağlıyor. ABD’de “Yılın Tabancası” seçilen SAR9, Galveston Polis Departmanı’nın görev tabancası olarak kullanılıyor. Fuarda SAR9 SOCOM modeli de ziyaretçilere tanıtıldı. Uzman İştiraklerle Sahada Güç Birliği SARSILMAZ, IDEF 2025’te tüm grup şirketlerini aynı çatı altında topladı. ATAK helikopterlerinin burun topu üreticisi TR MEKATRONİK, 20, 25 ve 30 mm yerli üretim silahlarla fuarda yer aldı. BEST DEFENCE uzaktan komutalı silah sistemleriyle dikkat çekerken, Balıkesir Patlayıcı Sanayi (BPS) Türkiye’nin en büyük mühimmat üreticilerinden biri olduğunu gösterdi. Hassas döküm ve MİM (mekatronik, imalat, montaj) teknolojilerinde önde gelen UNİMETAL, üretim kabiliyetleriyle SARSILMAZ standında yer aldı. Türkiye’nin ilk robotik silah sistemi SARBOT’un üreticisi LA2 DYNAMICS ise teknolojik birikimini sergiledi.

Kurumsal Şirketlerin Dijital Kör Noktası Haber

Kurumsal Şirketlerin Dijital Kör Noktası

Günümüz dijital çağında, bir şirketin web sitesi sadece bir kartvizit olmaktan çok daha fazlasıdır; adeta dijital vitrini, ilk izlenimi ve en güçlü iletişim aracıdır. Ancak şaşırtıcı bir şekilde, pek çok büyük kurumsal şirket, web sitelerine yeterince önem vermiyor, düzenli olarak güncellemiyor ve bu durumun ciddi sonuçlarıyla karşılaşıyor. Peki, kurumsal devler neden bu dijital kör noktaya düşüyor ve bu ilgisizlik onlara nelere mal oluyor? Kurumsal Atalet ve Güncelleme Eksikliğinin Temel Nedenleri Kurumsal şirketlerin web sitelerini ihmal etmesinin ardında birkaç yaygın neden yatıyor: İç Bürokrasinin Ağırlığı: Büyük şirketlerde web sitesi güncellemeleri, genellikle birden fazla departmanın (pazarlama, IT, hukuk vb.) onayını gerektiren karmaşık ve yavaş işleyen bir süreç haline gelebilir. Bu bürokrasi, hızlı değişen dijital dinamiklere ayak uydurmayı zorlaştırır. "Zaten Biliniyoruz" Algısı: Köklü ve bilinen markalar, "Biz zaten sektörde tanınıyoruz, web sitemiz çok da önemli değil" yanılgısına düşebilirler. Bu durum, dijital dönüşümün ve online varlığın giderek artan önemini göz ardı etmelerine neden olur. Maliyet ve Kaynak Algısı: Web sitesi güncellemeleri ve modernizasyonu genellikle bir maliyet kalemi olarak görülür. Uzun vadeli getirileri göz ardı edilerek, kısa vadeli bütçe kısıtlamalarına takılabilir. Teknik Bilgi Eksikliği veya Eski Altyapı: Bazı eski web siteleri, güncel teknolojik altyapılardan yoksun olduğu için güncellenmesi veya modernleştirilmesi daha zorlu ve maliyetli olabilir. Bu da ertelemeye yol açar. Önceliklendirme Hatası: Dijital pazarlama ve web sitesi yönetimi, bazen satış veya üretim gibi doğrudan gelir getiren faaliyetlerin gerisinde kalabilir.Kaybedilenler: İtibar, Müşteri ve Gelecek Kurumsal şirketlerin web sitelerini ihmal etmesi, aslında tahmin edilenden çok daha büyük kayıplara yol açıyor: Marka İtibarı ve Güven Kaybı: Eski, yavaş yüklenen, mobil uyumlu olmayan veya güncel bilgi içermeyen bir web sitesi, markanın çağın gerisinde kaldığı izlenimini verir. Bu da itibar kaybına ve potansiyel müşteriler nezdinde güven erozyonuna neden olur. Güncellenmeyen bir "hakkımızda" sayfası veya eski haberler, şirketin dinamizmini sorgulatır. Müşteri Deneyimi ve Satış Fırsatları: Tüketiciler, bilgiye hızlı ve kolay ulaşmak ister. Kullanıcı dostu olmayan, karmaşık veya hatalı linkler içeren bir site, potansiyel müşterilerin sabrını tüketir ve rakip sitelere yönelmesine neden olur. Bu da doğrudan satış ve iş geliştirme fırsatlarının kaçırılması demektir. SEO Sıralamalarında Gerileme ve Görünürlük Kaybı: Google ve diğer arama motorları, güncel, mobil uyumlu ve kullanıcı deneyimi yüksek siteleri ödüllendirir. Güncellenmeyen web siteleri, arama motoru optimizasyonu (SEO) açısından dezavantajlı konuma düşer, sıralamalarda geriler ve organik trafikte ciddi kayıplar yaşar. Bu da Google Keşfet gibi platformlarda görünürlüğü sıfırlar. Rekabet Avantajının Yitirilmesi: Dijitalleşen dünyada, rakipler sürekli web sitelerini ve online stratejilerini geliştirirken, geride kalan şirketler pazar payı kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. Çevik ve yenilikçi rakipler, dijital varlıklarıyla öne çıkarak daha fazla müşteri çekebilir. Yetenek Çekmede Zorluk: Yeni nesil yetenekler, çalışacakları şirketlerin dijital yüzüne büyük önem verir. Eski ve işlevsel olmayan bir web sitesi, potansiyel adaylar üzerinde olumsuz bir izlenim bırakarak, şirketin yetenek çekme ve elde tutma becerisini olumsuz etkiler. Veri Analizi ve Karar Alma Güçlüğü: Güncel bir web sitesi, ziyaretçi davranışları hakkında değerli veriler sunar. Bu veriler pazarlama stratejilerini ve iş kararlarını optimize etmek için kullanılır. Güncellenmeyen veya doğru analiz araçlarına sahip olmayan siteler, bu hayati bilgilerden mahrum kalır. Kurumsal şirketlerin, web sitelerine sadece bir "gider kalemi" olarak değil, sürekli yatırım yapılması gereken canlı bir dijital varlık olarak bakmaları kritik önem taşımaktadır. Aksi takdirde, dijital çağın getirdiği fırsatları kaçırırken, hem mevcut itibarlarını hem de gelecekteki büyüme potansiyellerini tehlikeye atma riskiyle karşı karşıya kalacaklardır. Kapsül Haber Ajansı - KAHA

Anadolu’nun En Büyük Makine Fuarı Tekrar Kapılarını Açacak Haber

Anadolu’nun En Büyük Makine Fuarı Tekrar Kapılarını Açacak

Takım tezgahları, metal-sac işleme makineleri, tutucular-kesici takımlar, kalite kontrol-ölçüm sistemleri, CAD/CAM, PLM yazılımları ve üretim teknolojileri alanlarındaki son yeniliklerin sergileneceği MAKTEK Konya - 3. Takım Tezgâhları, Metal - Sac İşleme Makineleri, Tutucular – Kesici Takımlar, Kalite Kontrol - Ölçüm Sistemleri, CAD/CAM, PLM Yazılımları ve Üretim Teknolojileri Fuarı, 8-11 Ekim 2025 tarihleri arasında Konya Ticaret Odası - Tüyap Konya Uluslararası Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Sektör devleri Konya'da buluşacak Tüyap Fuarcılık Grubu organizasyonuyla, Takım Tezgâhları Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TİAD) ile Makine İmalatçıları Birliği (MİB) iş birliğinde düzenlenen MAKTEK Konya, Konya Ticaret Odası, Konya Büyükşehir Belediyesi ve KOSGEB tarafından da destekleniyor. Fuar, 4 salonda 45 bin m2’lik alanda, 20 bini aşkın yurt içi ve yurt dışı ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyor. Özellikle Cezayir, Fas, Tunus, Mısır, Romanya, Irak, Almanya, Kazakistan, Suudi Arabistan, İtalya ve Fransa gibi ülkelerden yoğun katılım ve ziyaretçi bekleniyor. Geniş ürün yelpazesiyle dikkat çekiyor MAKTEK Konya, katılımcı ve ziyaretçilerine oldukça geniş bir ürün yelpazesi sunacak. Fuarda, CNC ve universal talaşlı imalat makinelerinden sac-metal işleme ve testere makinelerine kadar çeşitli talaşlı ve talaşsız imalat makineleri sergilenecek. Bunun yanı sıra, kesici ve tutucu takımlar, kalite kontrol ve ölçüm cihazları, CAD/CAM, PLM yazılımları da önemli bir yer tutacak. Takım tezgahları ve üretim teknolojileri bir bütün olarak ziyaretçilerin ilgisine sunulacak. Fuar kapsamında ayrıca kaynak kesme ekipmanları, kaynak makineleri, elektrik, elektronik ve otomasyon sistemleri de bulunacak. Makine ve bağlantı elemanları, dişliler, yan sanayi ekipman ve malzemeleri, basınçlı hava teknolojileri, depolama ve istifleme makine ve donanımları ile konveyör ve taşıma sistemleri de fuarda sergilenecek diğer önemli ürün grupları arasında yer alıyor. Anadolu'nun üretim üssü Konya'da düzenlenecek olan MAKTEK Konya Fuarı, makine imalat sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirerek yeni iş bağlantılarına, teknolojik gelişmeleri takip etme imkanına ve sektördeki son trendleri keşfetmeye olanak tanıyacak. Fuar, katılımcı firmaların en yeni ürün ve hizmetlerini sergileyeceği, ziyaretçilerin ise sektördeki yenilikleri yakından tanıyacağı dinamik bir platform olacak. Fuar, 8-10 Ekim tarihlerinde 10.00-19.00, 11 Ekim'de ise 10.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.