Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tübi̇tak

Kapsül Haber Ajansı - Tübi̇tak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tübi̇tak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

StartupCentrum Kitle Fonlama Platformu İlk Kampanyasını Başlattı Haber

StartupCentrum Kitle Fonlama Platformu İlk Kampanyasını Başlattı

StartupCentrum; Veri Platformu, Melek Yatırım Ağı, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) ve Kitle Fonlama Platformu ile güçlü bir ekosistem sunuyor. Platformun oluşturduğu bu yapı; güçlü girişimleri doğru yatırımcılarla bir araya getiren, veri temelli ve sürdürülebilir bir yatırım ekosistemi oluşturmayı amaçlıyor. Enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren WorkyBe, enerji üretim ve operasyon süreçlerini yapay zeka ile analiz ederek sistemlerin daha verimli, sürdürülebilir ve otonom şekilde yönetilmesini sağlayan yazılım çözümleri geliştiriyor. Türkiye'de geliştirilen platform bugün 12 farklı ülkede kullanılmakta ve 2 GW'ın üzerinde yenilenebilir enerji kapasitesinin yönetiminde aktif rol oynamaktadır. Enerji üretimi, tüketimi ve operasyonel süreçlerden elde edilen verileri analiz eden WorkyBe teknolojisi, enerji varlıklarının performansını artırmayı ve karbon ayak izini azaltmayı hedeflerken enerji sektöründe dijital dönüşümü hızlandıran çözümler arasında konumlanıyor. Sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümü odaklı birçok ulusal ve uluslararası hızlandırma ve mentorluk programında yer alan WorkyBe; Eksim Enerji - Eksim Pulse Acceleration Programı ve İş Bankası Workup4Future kapsamında çeşitli destekler aldı. Ayrıca Vienna Sustainable Tech & Finance programı ile Avrupa merkezli sürdürülebilir teknoloji ekosistemine dahil olan girişim; Facebook Habitat ve Standard Chartered Foundation programlarında sosyal etki ve ölçeklenme odaklı mentorluk süreçlerinden geçti. Uluslararası iş birlikleri kapsamında Raiffeisen Landesbank Steiermark (Hummelnest – Avusturya) ve Interreg OASIS (Hollanda) projelerinde yer alan WorkyBe, Avrupa'daki sürdürülebilir teknoloji ekosistemleriyle bağlantılar geliştirdi; bunun yanında Migros Up ve Turkish Airlines Terminal programlarında kurumsal pilot ve iş birliği süreçleri yürüttü. Bugüne kadar iki yatırım turu tamamlayan ve Türkiye'nin önde gelen yatırımcılarından yatırım alan girişim, son beş yıl içerisinde Avrupa Birliği, TÜBİTAK ve KOSGEB destekli toplam 7 Ar-Ge hibesi kazanarak teknoloji geliştirme kapasitesini güçlendirdi. 2024 yılında Hollanda'da resmi şubesini kurarak Avrupa pazarına açılan WorkyBe, enerji teknolojilerinde veri ve yapay zekâ odaklı çözümleriyle global ölçekte büyümeyi hedefliyor. 5 milyon dolar değerleme üzerinden açılan yatırım turu, StartupCentrum Kitle Fonlama platformu aracılığıyla yatırımcılarla buluşuyor. Platform üzerinden yatırım yapan katılımcılar, enerji sektöründe dönüşümü hızlandırmayı hedefleyen bu teknoloji girişiminin büyüme yolculuğuna ortak olma fırsatı yakalıyor. StartupCentrum Kitle Fonlama platformu ile başlatılan bu kampanya, Türkiye'den çıkan teknoloji girişimlerinin global ölçekte büyümesine katkı sağlayacak yeni nesil bir yatırım modelini temsil ediyor. Platform; güçlü girişimleri daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle buluştururken, yatırımcıların da geleceğin teknolojilerine erken aşamada ortak olmasına imkan tanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnci Vakfı’ndan Sürdürülebilir Geleceğe Katkı Haber

İnci Vakfı’ndan Sürdürülebilir Geleceğe Katkı

İnci Vakfı, sürdürülebilirlik stratejisiyle uyumlu olarak bu sene dördüncüsünü düzenlediği “Hasat Hibe Programı” ile lisansüstü öğrencilerin hava, su ve toprak odağında; doğaya verilen zararı teknolojik çözümlerle onarmayı amaçlayan sürdürülebilirlik projelerini desteklemeyi sürdürüyor. IV. Hasat Hibe Programı’nın ana temaları, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda belirlenen 12. Sorumlu Üretim ve Tüketim ile 13. İklim Eylemi amaçları çerçevesinde şekilleniyor. Program temaları, tasarımdan üretim süreçlerine kadar sürdürülebilir ve teknolojik uygulamaların entegrasyonunu kapsıyor. Yenilikçi ve sürdürülebilir projeler geliştiren lisansüstü düzeyindeki öğrenciler, bu program sayesinde çalışmalarını daha geniş kitlelere ulaştırma fırsatı buluyor. İlk döneminden bu yana 18 şehirde, 25 üniversiteden, enerji ve endüstriyel verimlilikten iklim ve karbon yönetimine; nanoteknoloji ve çevre sensörlerinden gıda ve tarım teknolojilerine uzanan yaklaşık 100 projeye ulaşan program, akademi, sivil toplum ve özel sektör arasında güçlü ve sürdürülebilir bir iş birliği zemini oluşturdu. Başvurular 31 Mart 2026’ya Kadar Devam Ediyor Hasat Hibe Programı'na başvurular 31 Mart tarihine kadar www.incivakfi.org web sitesinde yer alan başvuru bağlantısı üzerinden alınıyor. Başvurular, öncelikle alanında uzman ve akademisyen jüri üyelerinden oluşan ön jüri tarafından değerlendirilecek ve ardından programa katılmaya hak kazananlar eğitim, mentorluk ve gelişim sürecinde dahil edilecekler. Sürdürülebilirlik Projelerine Nakdi, Geliştirici Destekler ve Özel Ödüller IV. Hasat Hibe Programı paydaşlarının desteğiyle, sürdürülebilirlik alanında kalıcı etki yaratmayı hedefleyen bir ekosistemi de güçlendirmeye devam ediyor. Program 1.500.000 TL’ye yakın nakdi destekle birlikte projelerin gelişimini güçlendiren bütüncül bir hibe yapısı sunuyor. Ön jüri değerlendirmelerini geçen projelere mentorluk, eğitim, webinar, ekosistem buluşmaları gibi geliştirici destekler ve program paydaşlarının sağladığı özel ödüller sağlıyor. Bu yılki özel ödüller arasında; Art Brand Atelier tarafından bir projeye sunulacak Girişim Markası Danışmanlığı, Bermuda Medya Ajansı tarafından bir projeye sunulacak Sosyal Medya Danışmanlığı, Erdem Kaya Patent tarafından bir projeye sağlanacak Patent Desteği ve farklı paydaşların tarafından sunulacak çeşitli katkılar yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürlüğü ise Hasat Zamanı Sürdürülebilirlik Sponsorluğu’nu üstleniyor. Geçtiğimiz yıl programda yer alan eğitim, mentorluk, girişim ve liderlik koçluğu, patent ve sosyal medya danışmanlığı ile katılımcılara yaratılan toplam değer yaklaşık 850.000 TL oldu. İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez “Geçtiğimiz yıl Vakfımızın 40. Yılını kutladık. Cevdet İnci Eğitim Vakfı olarak, kurulduğumuz günden bu yana, geleceği düşünen, topluma, çevreye fayda sağlayan, üreten bireyler yetiştirmeyi ve bilimin ışığında yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine destek olmayı kendimize ilke edindik. Üç yıldır Hasat Hibe Programı sayesinde birbirinden değerli, yenilikçi ve ilham verici projelere ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyuyoruz. Programımız sayesinde bugüne kadar yüze yakın projeye yol arkadaşlığı yaptık. Proje sahipleriyle sürekli iletişim halinde kalarak gelişim süreçlerini yakından takip ediyoruz. Ne mutlu bize ki programımızla yolu kesişen gençler, aldıkları hibelerin yanı sıra TÜBİTAK, TÜSİAD ve EIT gibi ulusal-uluslararası ekosistem paydaşlarından da çeşitli destekler ve ödüller alarak projelerini büyütmeye devam ediyor. Bizler, bu projelerin her birinin arkasındaki bilimsel düşüncenin ve eğitimin gücüne inanıyoruz. Geçtiğimiz yıl bu yolculukta bizlerle olarak gençleri destekleyen ve ödülleriyle programımızı zenginleştiren Erdem Kaya Patent, Bermuda Medya Ajansı, ReSkills Training, özel ödül desteği için Sürdürülebilir1İzmir'e, sürdürülebilirlik sponsorumuz olan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve tüm paydaşlarımıza da teşekkür ederiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Öğrenciler Maruldan Şampuan Ürettiler Haber

Öğrenciler Maruldan Şampuan Ürettiler

8–14 Mart Bilim ve Teknoloji Haftası, gençlerin bilime olan merakını ve üretim gücünü görünür kılan örneklerle anlam kazanıyor. FMV Florya Işık İlköğretim fen bilimleri laboratuvarında üç yıldır sürdürülen proje kapsamında ortaokul öğrencileri, bitkileri toprak kullanmadan yetiştiriyor; ardından bu bitkilerden kozmetik ve gıda ürünleri geliştiriyor. Tohumdan çimlenmeye, hasattan bitki özütü elde etmeye kadar uzanan süreçte öğrenciler, bir fikrin bilimsel araştırmadan ürün geliştirmeye kadar tüm aşamalarını uygulamalı olarak deneyimliyor. Toprak yok, üretim var Okulun fen bilimleri laboratuvarında kurulan hidroponik sistem, klasik tarım yöntemlerinden farklı olarak bitkilerin toprak yerine besin açısından zengin su içinde yetişmesini sağlıyor. Katlı ve dikey olarak tasarlanan sistem sayesinde sınırlı bir alanda çok sayıda bitki yetiştirilebiliyor. Sistemin merkezinde bulunan besin tankındaki çözeltinin motor yardımıyla dikey borulara pompalanmasıyla çalışan kapalı devre yapı, hem su tasarrufu sağlıyor hem de kontrollü üretim imkânı sunuyor. Öğrenciler her gün düzenli olarak suyun pH ve besin değerlerini ölçerek bitkilerin gelişimini takip ediyor. Böylece bilimsel ölçüm, veri toplama ve analiz süreçleri doğrudan uygulama içinde öğreniliyor. Maruldan sabun ve krem üretildi Projenin ilk yılında öğrenciler hidroponik sistemde yetiştirilen marulları kullanarak dikkat çekici bir çalışma gerçekleştirdi. Hasat edilen ürünlerin bir kısmı okul yemekhanesinde değerlendirilirken, bir kısmı laboratuvarda bitki özütü çalışmalarında kullanıldı. Elde edilen marul özütlerinden doğal içerikli sabun ve nemlendirici krem üretildi. “Hidroponik Sistemle Yetiştirilen Marullardan Sabun ve Krem Yapımı” adlı proje, Eyüboğlu Fen Bilimleri Proje Yarışması’nda birincilik elde ederek önemli bir başarıya imza attı. Maruldan geliştirilen şampuan TÜBİTAK’ta derece aldı İkinci yıl proje daha ileri bir aşamaya taşındı. Bu kez marullar tohumdan yetiştirildi ve bitkilerden elde edilen özütler kozmetik ürün geliştirme çalışmalarında kullanıldı. Yapılan araştırmalar ve laboratuvar çalışmaları sonucunda öğrenciler, formülasyonu tamamen kendilerine ait olan bitkisel içerikli bir şampuan geliştirdi. “Işık Marul Özlü Şampuan” adı verilen proje, TÜBİTAK Avrupa Bölge Sergisi’nde 2 bin 198 proje arasından seçilerek Avrupa Bölgesi’nde ilk 13 proje arasına girdi ve bölge finalinde ikincilik derecesi elde etti. Aynı proje ALKEV Fen Bilimleri Proje Yarışması’nda “Genç Bilim İnsanı” ödülüne layık görülürken, Başakşehir İnovasyon Proje Yarışması’nda da yüzlerce proje arasından derece elde etti. Reyhandan doğal sıvı baharat geliştirildi Projenin üçüncü yılında çalışmalar gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim teması üzerine yoğunlaştı. Hidroponik sistemde yetiştirilen reyhan bitkilerinden doğal sıvı baharat üretme çalışmaları başlatıldı. Açıkta satılan toz baharatların nem ve hijyen kaynaklı riskleri göz önünde bulundurularak geliştirilen bu model kapsamında reyhan bitkileri kurutulup özütlenerek zeytinyağı, ceviz yağı ve keten tohumu yağı gibi taşıyıcı yağlarla formüle edildi. Ortaya çıkan ürün cam şişelerde saklanabilen, küflenme riski taşımayan ve yemeklere doğal aroma kazandıran yenilikçi bir baharat alternatifi sunuyor. Öğrenciler tarafından geliştirilen bu proje için TÜBİTAK ve TEKNOFEST yarışmalarına başvurular gerçekleştirildi. Yüzde 90 su tasarrufu sağlıyor Hidroponik sistem yalnızca eğitim açısından değil, sürdürülebilir üretim açısından da dikkat çekiyor. Geleneksel tarım yöntemlerine kıyasla yüzde 90’a varan su tasarrufu sağlayan bu sistemde toprak kullanılmadığı için yabani ot ve zararlı böcek sorunu da ortadan kalkıyor. Kapalı ortamda yürütülen üretim sayesinde bitkiler mevsimden bağımsız olarak yıl boyunca yetiştirilebiliyor. Bu yönüyle hidroponik sistem, geleceğin tarım teknolojileri arasında g Yeni hedef okul serası FMV Florya Işık İlköğretim’de yürütülen çalışmaların önümüzdeki dönemde daha da genişletilmesi planlanıyor. Okul bahçesinde kurulması planlanan sera ile çiçekli bitkilerin yetiştirilmesi, tıbbi ve aromatik değeri yüksek bitkilerin üretimi ve bu bitkilerden yeni katma değerli ürünlerin geliştirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Global, TÜBİTAK Başvurularında ARGESA’yı Hayata Geçirdi Haber

Sistem Global, TÜBİTAK Başvurularında ARGESA’yı Hayata Geçirdi

KOBİ’ler başta olmak üzere, katma değerli üretim hedefleyen her ölçekten şirkete büyüme odaklı iş servisleri ve danışmanlığı sunan Sistem Global, Ar-Ge ve teşvik danışmanlığı alanındaki 30 yıllık uzmanlığını yapay zeka teknolojileriyle birleştirerek geliştirdiği ARGESA platformunu duyurdu. TÜBİTAK Ar-Ge proje raporlarını akıllı bir değerlendirme modeli üzerinden analiz eden ARGESA, başvuru sürecine geçmeden önce proje kalitesini sistematik biçimde güçlendirmeyi ve fon başvurularında başarı olasılığını artırmayı hedefliyor. ARGESA, kullanıcının sisteme yüklediği proje dokümanlarını detaylı biçimde inceleyerek proje başarısını objektif kriterler üzerinden değerlendiriyor. TÜBİTAK değerlendirme kriterlerini yapay zeka destekli analizlerle somut ve ölçülebilir hale getiriyor; proje raporlarında sıkça gözden kaçan yapısal, içeriksel ve kurgusal eksiklikleri erken aşamada tespit ediyor. Ayrıca, raporun fon gerekliliklerine daha yüksek uyum sağlaması için net ve uygulanabilir öneriler sunuyor. Platform, manuel inceleme süreçlerini minimize ederek Ar-Ge ekiplerine zaman ve efor tasarrufu sağlarken, Ar-Ge projelerinde objektif, tutarlı ve tekrar edilebilir bir kalite kontrol mekanizması oluşturuyor. Böylece başvuru süreci yalnızca bir evrak hazırlığı olmaktan çıkıyor, Ar-Ge stratejilerinin daha güçlü, fon uyumu yüksek ve sürdürülebilir biçimde kurgulandığı bir yönetim sürecine dönüşüyor. “Proje başvurularını daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale getiriyoruz” Konuyla ilgili açıklamada bulunan Sistem Global Ar-Ge, İnovasyon ve Teknoloji Yönetimi Bölüm Başkan Yardımcısı Emre Sönmez, “Son yıllarda TÜBİTAK programlarına yapılan başvuru sayısında ciddi bir artış görüyoruz ancak projelerin fonlanma oranı beklenen düzeyde değil. Bunun temel nedeni, değerlendirme süreçlerinin giderek daha teknik, çok katmanlı ve denetim odaklı hale gelmesi. Artık yalnızca iyi bir fikir yeterli olmuyor; projenin stratejik çerçevesi, teknik derinliği ve mevzuata uyumu birlikte ele alınmak zorunda. Tam da bu nedenle, 30 yıllık ulusal hibe ve teşvik programları deneyimimizi yapay zeka ile birleştirerek ARGESA’yı geliştirdik. Bu platformu, TÜBİTAK ve benzeri kamu destek programlarına başvuran KOBİ’lerden büyük ölçekli şirketlere, teknoloji girişimlerinden üniversite ve teknoloji transfer ofislerine kadar geniş bir paydaş kitlesi için stratejik bir karar destek aracı olarak konumlandırıyoruz” “ARGESA sayesinde şirketler başvuru öncesinde proje raporlarını objektif biçimde test edebiliyor, eksik alanlarını güçlendirebiliyor ve fon uyumunu artırabiliyor. Amacımız, TÜBİTAK değerlendirme kriterlerini şirketler için daha görünür, ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirmek. Çünkü Sistem Global olarak, teşvik süreçlerini yalnızca finansmana erişim aracı olarak görmüyoruz. Doğru kurgulanmış Ar-Ge projeleri, şirketlerin rekabet gücünü ve sürdürülebilir büyümesini doğrudan etkiliyor. ARGESA ile bu süreci daha veri temelli, sistematik ve öngörülebilir bir yapıya taşımayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zorlu Enerji’nin Ar-Ge Projelerine Uluslararası Fon Desteği Haber

Zorlu Enerji’nin Ar-Ge Projelerine Uluslararası Fon Desteği

Zorlu Enerji Jeotermal Kaynaklar, Ar-Ge ve İnovasyon Grup Müdürü Ural Halaçoğlu, “Ar-Ge’yi tüm iş süreçlerimize entegre edebilme yetkinliğimizi sürekli geliştiriyoruz. Bu doğrultuda dünyadaki iyi uygulamaları yakından takip ediyor ve iş birliklerimizi güçlendirmeye odaklanıyoruz” dedi. Ar-Ge ve inovasyonu sürdürülebilir büyüme stratejisinin merkezine alan Zorlu Enerji, Avrupa Birliği tarafından araştırma, geliştirme ve inovasyon projelerine destek olmak amacıyla oluşturulan UFUK Avrupa (Horizon Europe) Programı kapsamında aldığı hibe destekleriyle, Türkiye’nin en başarılı sanayi kuruluşları arasında yer alıyor. 2018 yılından bu yana 17 Ar-Ge projesine toplamda 4,14 Milyon Euro ve yaklaşık 30 Milyon TL hibe desteği alan Zorlu Enerji, çevre, enerji, dijital alanda çığır açan çözümler geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarını sürdürüyor. Zorlu Enerji’nin 6 Ar-Ge projesine 2,41 Milyon Euro hibe desteği Zorlu Enerji’nin dekarbonizasyon, dijitalizasyon ve desantralizasyon odaklı projeler yürüttüğünü belirten Zorlu Enerji Jeotermal Kaynaklar, Ar-Ge ve İnovasyon Grup Müdürü Ural Halaçoğlu, “Ar-Ge birimi olarak AB’nin en büyük araştırma ve inovasyon programı olan UFUK Avrupa kapsamında bugüne kadar JIDEP, SEHRENE, nGel, EOLIAN, Twinvest ve VERTI-GO projelerinin de aralarında bulunduğu altı ayrı Ar-Ge projemizle toplam 2,41 Milyon Euro hibe desteği almaya hak kazandık. 2023 yılında, proje bazında bugüne kadarki en yüksek bütçeye sahip olan 1,91 milyon Euro destekli nGel projemiz bu kapsamda hibe desteği aldı. Bununla birlikte ilk kez ana koordinatör olarak Eurogia23 Programı’na başvurduğumuz WindTwin projemiz TÜBİTAK, JESKE projemiz ise TENMAK’ın (Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu) ilk defa açtığı TUGEP Programı kapsamında hibe desteği almaya hak kazandı. Her iki proje de şu an sözleşme aşamasında bulunuyor. Ulusal ve uluslararası fonlarla desteklenen ve her geçen yıl çeşitlenen Ar-Ge portföyümüzle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.” dedi. 20’ye yakın Ar-Ge projesi yönetiliyor Ulusal ve uluslararası fonlarla desteklenen Ar-Ge portföyüyle çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Halaçoğlu, şunları söyledi: “Zorlu Enerji olarak çalışmalarımızı yenilenebilir kaynaklar odağında yürütüyoruz. Bu yaklaşım, şirketimizin uzun vadeli gelecek vizyonunun doğal bir yansıması. 2017 yılında, Kızıldere 3 Jeotermal Enerji Santrali’nin inşaat ve devreye alma süreci devam ederken TÜBİTAK ile temas kurduk. Aynı yılın sonuna doğru UFUK 2020 (Horizon 2020) Programı hakkında bilgilendirildik ve konuyu üst yönetimimizle birlikte değerlendirdik. Bu sürecin ardından GECO (Geothermal Emission Control) projemizle ilk uluslararası Ar-Ge iş birliğimize adım attık. Bugün Zorlu Enerji’nin dahil olduğu dört proje, Avrupa Birliği’nin Horizon 2020 çerçeve programı kapsamında başarıyla tamamlandı. EUREKA kümesi altında TÜBİTAK üzerinden desteklenen üç projemiz bulunurken, mevcut durumda ulusal ve uluslararası fonlarla desteklenen dokuz Ar-Ge projemiz devam ediyor. Grup şirketimiz Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafında ise dört AB destekli Ar-Ge projesi başarıyla tamamlanırken, iki yeni proje bu yıl portföyümüze eklendi. Tüm bunlara ilave olarak 15’e yakın EPDK destekli Ar-Ge projemiz bulunuyor. Özetle, Zorlu Enerji ve grup şirketleri olarak toplamda 25’e yakın Ar-Ge projesini eş zamanlı olarak yönetiyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fikirden Pazara Yeni Nesil Girişimcilik Modeli Haber

Fikirden Pazara Yeni Nesil Girişimcilik Modeli

Yeditepe Üniversitesi Ar-GE ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, üniversitelerde üretilen bilginin yalnızca akademik sınırlarda kalmamasını, gerçek hayatta karşılık bulan, insana ve topluma dokunan bir değere dönüşmesini önemsediklerini belirterek “Bu anlayışla, bir fikrin ortaya çıkışından ürüne dönüşmesine, şirketleşmesine, yatırım almasına ve uluslararası pazarlara açılmasına kadar uzanan, baştan sona düşünülmüş bir yapı oluşturduk; akademik bilgi ile girişimcilik kültürünü bir araya getirerek bilginin kalıcı ve somut bir faydaya dönüşmesini hedefliyoruz” dedi. Prof. Dr. Oğuz Bayat, Yeditepe Üniversitesi’nde kurulan, yeni nesil teknoloji ve girişimcilik modelini anlattı: İki Alanda Birlikte Çalışan Bütüncül Yapı Kurulan sistem, kampüs içindeki çalışma alanları ile Teknopark İstanbul bünyesinde yer alan Teknoloji Üssü olmak üzere iki ayrı fiziksel alanda birlikte çalışan, birbirini tamamlayan ve sürekli etkileşim içinde olan bir yapıdan oluşmaktadır. Kampüs içindeki alanlar fikir üretimi ve ön kuluçka sürecine odaklanırken, Teknopark İstanbul’daki merkezler ticarileşme, Ar-Ge ve ölçeklenme aşamalarını kapsamaktadır. Bu iki alan arasında doğal ve sürdürülebilir bir geçiş mekanizması oluşturulmuştur. Kampüste Fikirden Başlayan Süreç: IdeaLab Kampüs içindeki ilk aşamayı temsil eden IdeaLab, ön kuluçka sürecinin yürütüldüğü bir fikir laboratuvarı olarak konumlanmaktadır. Kampüsün girişinde yer alan bu alanda öğrenciler, akademisyenler ve dışarıdan gelen girişimciler birlikte çalışmakta; henüz şirketleşmemiş ancak potansiyel taşıyan fikirler burada olgunlaştırılmaktadır. IdeaLab’de amaç, fikri netleştirmek, ekipleri oluşturmak, ilk prototip ve iş modeli üzerinde çalışmak olup, şirketleşme süreci bir sonraki aşamada başlamaktadır. Teknoloji Üssü’nde Araştırma, Ticarileşme ve Ölçeklenme Fikirler olgunlaştıktan sonra projeler, Teknopark İstanbul’daki Teknoloji Üssü’ne taşınmakta ve gelişimlerini burada sürdürmektedir. Aynı katta yer alan üç farklı merkez ise, bu sürecin hem araştırma hem de ticarileşme boyutunu bir arada destekleyen bütünlüklü bir yapı oluşturmaktadır. AI for Industry Araştırma Merkezi AI for Industry Araştırma Merkezi, Fraunhofer Almanya ile ortak olarak faaliyet göstermekte ve endüstri için yapay zeka odaklı çalışmalar yürütmektedir. Akademi ve sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler aracılığıyla uluslararası iş birlikleri kurulmakta ve kurumsal Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Merkezimizin açılışı Mart ayında, uluslararası paydaşlarımızın ve üst düzey davetlilerin katılımıyla gerçekleştirilecektir. Venture Studio: Şirket Çıkarma Modeli Teknoloji Üssü bünyesinde yer alan Venture Studio, klasik kuluçka modellerinden farklı olarak, dünyada yaygınlaşan şirket çıkarma merkezi yaklaşımıyla yapılandırılmıştır. Venture Studio çatısı altında öğrenciler, akademisyenler, sanayi temsilcileri ve yatırımcılar aynı yapı içinde bir araya gelmekte; fikirler şirketleşmekte, ürünler ticarileşmekte ve uluslararası pazarlara açılacak şekilde hazırlanmaktadır. Bu yapı yalnızca üniversite içinden değil, dış paydaşlara da açık olup, ortalama on iki ay süren süreç sonunda şirketler mezun edilmekte ve gelişimleri yakından takip edilmektedir. Sürdürülebilirlik Odaklı Çalışmalar: Dekarbonizasyon Merkezi Teknoloji Üssü’ndeki üçüncü yapı olan Dekarbonizasyon Merkezi, proje bazlı çalışmalar yürütmekte ve İSKA destekli bir TÜBİTAK projesi kapsamında faaliyet göstermektedir. Merkez, karbon ayak izi, enerji ve sanayi dönüşümü alanlarında sürdürülebilir çözümler geliştirmeyi hedeflemektedir. 350 Aktif Proje ve Somut Çıktılar Kurulan bu yapı kapsamında bugün yaklaşık 350 aktif proje eş zamanlı olarak yürütülmektedir. Bu projeler; öğrenciler ve akademisyenler tarafından geliştirilen çalışmaların yanı sıra, dış paydaşlarla kurulan iş birliklerini de içermekte ve TÜBİTAK, Avrupa Birliği, özel sektör ile uluslararası fon kaynakları tarafından desteklenmektedir. Çoğu zaman küçük ölçekli fonlarla başlayan bu yolculuk, zamanla daha büyük yatırımlara ve ticarileşme aşamasına ulaşmaktadır. Süreç yalnızca potansiyel üretmekle sınırlı kalmamakta; Teknofest ve uluslararası yarışmalarda elde edilen başarılar, Take Off gibi ulusal ve uluslararası teknoloji fuarlarında tanıtılan ve yatırım alan girişimler gibi somut çıktılarla da kendini göstermektedir. TÜBİTAK BİGG Programı ile Ulusal Ölçekte Etki Ekosistemin önemli bileşenlerinden biri de TÜBİTAK BİGG Programı’dır. Yeditepe Üniversitesi, Medipol Üniversitesi ve Kültür Üniversitesi’nin yer aldığı konsorsiyum yapısı kapsamında yürütülen program aracılığıyla, Türkiye genelinden gelen girişimcilik projeleri değerlendirilmektedir. Uygun bulunan projelere 1 ila 1,5 milyon TL arasında fon sağlanmakta; fon alan girişimler kampüs içinde, Teknopark İstanbul’da veya Venture Studio bünyesinde çalışmalarını sürdürebilmektedir. Uzun Vadeli Hedef: Sürdürülebilir ve Uluslararası Etki Yeditepe Üniversitesi olarak vizyonumuz; üniversitede üretilen bilginin girişimcilik, teknoloji ve sanayiyle buluşarak sınırları aşan, kalıcı ve dönüştürücü bir etki yaratmasıdır. Gençlerin, akademisyenlerin ve girişimcilerin potansiyelini ortak bir gelecek hedefinde buluşturan bu yaklaşım; Türkiye’nin teknoloji yolculuğuna yön veren, ulusal ölçekte güç kazanan ve uluslararası alanda karşılık bulan sürdürülebilir bir model olarak kararlılıkla ilerlemektedir.

KOBİ’lerin Finansman Erişimine Kolaylık Sağlayan TÜBİTAK ve KOSGEB Projelerinde Denetimler Arttı Haber

KOBİ’lerin Finansman Erişimine Kolaylık Sağlayan TÜBİTAK ve KOSGEB Projelerinde Denetimler Arttı

KOBİ’ler başta olmak üzere, katma değerli üretim hedefleyen her ölçekten şirkete büyüme odaklı iş servisleri ve danışmanlığı sunan Sistem Global, Ar-Ge ve yatırım alanındaki deneyimi ve uzmanlığıyla, şirketlerin teşvik ve hibe mekanizmalarından daha etkin yararlanmalarına destek oluyor. Şirketten yapılan açıklamaya göre, 2026 yılında açılan TÜBİTAK Ar-Ge çağrıları ve KOSGEB destekleri, teknoloji geliştirme, ürün ticarileştirme ve ölçeklenebilir büyüme hedefleyen şirketler için önemli finansman imkânları sunarken; bu dönemde teşvik süreçleri yalnızca finansal değil, aynı zamanda stratejik bir yönetim yaklaşımı gerektiriyor. “Başvurular arttı ama desteklerden yararlanan KOBİ sayısı beklenen oranda değil” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Sistem Global Ar-Ge, İnovasyon ve Teknoloji Yönetimi Bölüm Başkan Yardımcısı Emre Sönmez, “Son yıllarda artan başvuru sayısına rağmen birçok KOBİ’nin hibe ve teşviklerden beklenen ölçüde yararlanamadığını gözlemliyoruz. Bu durumun temel nedeni, destek mekanizmalarının giderek daha teknik, çok katmanlı ve denetim odaklı bir yapıya evrilmesi. Bu destekler ancak doğru proje kurgusu, mevzuata hakimiyet ve stratejik yönlendirme ile gerçek bir avantaja dönüşebiliyor. Bu noktada Sistem Global olarak, bilgi birikimimiz ve deneyimimiz ile şirketlerin teşvik süreçlerini öngörülebilir, yönetilebilir ve katma değer üreten bir yapıya kavuşturmasına katkı sağlıyoruz” dedi. “Danışmanlık verdiğimiz her 100 şirketten 93’ünün başvurusu başarıyla sonuçlandı” “Bugüne dek TÜBİTAK ve KOSGEB kapsamında 3.000’in üzerinde proje başvurusuna imza attık, başarı oranımız ise yüzde 93. Bu oran yalnızca başvuru adedini değil; doğru fizibilite, güçlü teknik içerik ve mevzuata tam uyumla yönetilen süreçlerin önemini ortaya koyuyor. Sistem Global olarak, çağrı bazlı teknik gereklilikleri, sektör ve şirket özelinde Ar-Ge dinamiklerini, mali yapı ve denetim süreçlerini birlikte değerlendirerek, firmaların yalnızca desteklere erişmesini değil, destekleri sürdürülebilir bir büyüme aracına dönüştürmesini hedefliyoruz. Teşvikleri kısa vadeli bir finansmana erişim unsuru olarak değil, kurumsal büyümenin ve rekabet gücünün ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor, bu doğrultuda şirketlere stratejik yol arkadaşlığı yapıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEKNOFEST’te İHA Yarışı İçin Başvurular Başladı Haber

TEKNOFEST’te İHA Yarışı İçin Başvurular Başladı

Her yıl artan katılımıyla dikkat çeken yarışma, ulusal ve uluslararası öğrencileri aynı platformda buluşturarak İHA teknolojilerinde yenilikçi fikirlerin ortaya çıkmasına katkı sağlıyor. İnsansız hava araçları; savunmadan tarıma, afet yönetiminden çevresel gözleme kadar pek çok alanda stratejik öneme sahip teknolojiler arasında yer alıyor. TEKNOFEST İnsansız Hava Araçları Yarışması da bu dönüşümün merkezinde konumlanarak öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürmelerine olanak tanıyor. Yarışma, gençlerin mühendislik becerilerini geliştirmelerinin yanı sıra takım çalışması, problem çözme ve proje yönetimi yetkinliklerini de güçlendirmeyi hedefliyor. Uluslararası Katılım ve Güçlü Rekabet Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da yarışmaya hem Türkiye’den hem de dünyanın farklı ülkelerinden yoğun katılım bekleniyor. Uluslararası niteliğiyle öne çıkan yarışma, farklı kültürlerden ve disiplinlerden gelen öğrencilerin aynı hedef doğrultusunda buluşmasını sağlıyor. Önceki yıllarda yüzlerce takımın başvurduğu yarışmada finale kalan ekipler, özgün tasarımları ve yenilikçi uçuş görevleriyle TEKNOFEST sahnesinde kıyasıya rekabet etti. Bu yönüyle yarışma, gençler için sadece bir teknoloji mücadelesi değil, aynı zamanda küresel ölçekte bir deneyim ve görünürlük alanı sunuyor. Uluslararası İnsansız Hava Araçları Yarışması, Sabit Kanat, Döner Kanat ve Serbest Görev olmak üzere üç farklı kategoride gerçekleştiriliyor. Yarışma sürecinde takımlar; tasarımdan yazılıma, donanımdan uçuş performansına kadar pek çok aşamada değerlendirmeye tabi tutuluyor. Final aşamasına kalan ekipler, geliştirdikleri İHA’larla görev senaryolarını başarıyla tamamlamak için kıyasıya mücadele ediyor. Yarışma; ulusal ve uluslararası ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrencilerinin yanı sıra şartnamede tanımlanan karma takım yapısı kapsamında lise öğrencilerinin de yer alabildiği takımların başvurusuna açık olarak düzenleniyor. Böylece farklı yaş ve eğitim seviyelerinden gençler, aynı projede bir araya gelerek ortak üretim kültürünü deneyimleme fırsatı buluyor. Liseliler İçin Ayrı Bir Gökyüzü: Liseler Arası İHA Yarışması TEKNOFEST kapsamında genç yaşta teknolojiyle buluşmayı teşvik eden bir diğer önemli yarışma ise TÜBİTAK yürütücülüğünde düzenlenen Liseler Arası İnsansız Hava Araçları Yarışması. Bu yarışma, lise seviyesindeki öğrencilerin İHA teknolojilerine yönelmelerini desteklemeyi, bilgi ve becerilerini somut projelerle geliştirmelerini ve havacılık alanında erken yaşta yetkinlik kazanmalarını amaçlıyor. Farklı görev senaryoları ve Sabit Kanat, Döner Kanat ve Serbest Görev olmak üzere üç farklı kategoride gerçekleştirilen yarışma kapsamında; öğrencilerin yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda analitik düşünme, sistematik tasarım yaklaşımı ve takım çalışması gibi çok yönlü mühendislik yetkinliklerini ortaya koymaları hedefleniyor. Liseler Arası İHA Yarışması’na Türkiye’den ve yurt dışından lise ve dengi okul öğrencilerinin yanı sıra; Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Merkezleri, BİLSEM’ler, Deneyap Teknoloji Atölyeleri, Bilim Merkezleri ve Bilim Atölyelerinin lise seviyesindeki öğrencileri de takımlar halinde başvuru yapabiliyor. Böylece farklı eğitim ortamlarından gelen gençler, teknoloji üretimi odağında aynı platformda buluşuyor. Ödüllerle Desteklenen Yenilikçi Fikirler 2026 yılı kapsamında Uluslararası İnsansız Hava Araçları Yarışması’nda her üç kategoride dereceye giren takımlara ayrı ayrı ödüller verilecek. Sabit kanat, döner kanat ve serbest görev kategorilerinde birinciler 250 bin TL, ikinciler 200 bin TL, üçüncüler ise 175 bin TL ödülün sahibi olacak. Liseler Arası İnsansız Hava Araçları Yarışması’nda ise genç mucitleri motive eden önemli ödüller bulunuyor. Yarışmada birinci olan takım 200 bin TL, ikinci olan takım 150 bin TL, üçüncü olan takım ise 120 bin TL ödül kazanacak. Maddi ödüllerin yanı sıra yarışmalar, katılımcılara projelerini geniş kitlelere tanıtma, alanında uzman isimlerle bir araya gelme ve TEKNOFEST ekosistemi içinde yer alma fırsatı da sunuyor. Projeni Uçurmanın Tam Zamanı İnsansız hava araçları teknolojilerinde kendini geliştirmek, özgün projelerini ulusal ve uluslararası platformlarda sergilemek ve TEKNOFEST atmosferini yakından deneyimlemek isteyen gençler için bu iki yarışma da önemli fırsatlar sunuyor. Hayalindeki İHA’yı tasarlamak, yazılımından donanımına kadar kendi projenle gökyüzüne çıkmak ve TEKNOFEST’te yerini almak isteyen tüm gençler için başvuru süreci devam ediyor. Uluslararası İnsansız Hava Araçları Yarışması ve Liseler Arası İnsansız Hava Araçları Yarışması, yeteneklerini sergileyebileceğin, sınırlarını zorlayabileceğin ve geleceğe iz bırakabileceğin güçlü platformlar sunuyor. Başvurular 20 Şubat’ta sona eriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.