Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tügi̇s

Kapsül Haber Ajansı - Tügi̇s haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tügi̇s haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor! Haber

Türkiye’nin Su Stresi Artıyor!

Son yıllarda sıcaklık artışı, düzensizleşen yağışlar ve kuraklık dalgaları tarımsal üretimde öngörülebilirliği zayıflatıyor. Üretim planı suya göre şekillenirken, suyun miktarı ve zamanı değiştikçe verim ve kalite üzerindeki baskı da artıyor. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), iklim değişikliğinin tarım ve su ekseninde ele alınmasının gıda arz güvenliği açısından kritik olduğunu vurgulayarak konuyu gündeme taşıdı. 2025’te yağışlar %29 azaldı “İklim değişikliğini konuşmak gıdanın geleceğini, üretimin sürekliliğini ve ülkemizin su güvenliğini konuşmak anlamına geliyor” diyen TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “Ülkemiz 2024 yılında ortalama 15,6°C ile son yılların en sıcak dönemini yaşamıştı. 2025 su yılında da ne yazık ki yağışlar önceki yıla nazaran %29 oranında düştü. Bu durum tarladan sofraya uzanan zincirin en başında yani toprakta ve suda riskin arttığı anlamına geliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.300 metreküp bandında. Bu seviye, uluslararası göstergelere göre ‘su stresi’ olarak tanımlanan aralığın içinde bulunuyor. Üstelik kullanılan suyun yaklaşık %77’si tarımsal sulamada değerlendiriliyor. Yani suyu tarımda daha verimli yönetmeden, gıda sisteminde kalıcı bir dayanıklılıktan söz edemeyiz” dedi. “Tarımsal sulamada modernizasyon hızlanmalı” Sidar, iklim riskine karşı atılacak adımların üç alanda yoğunlaşması gerektiğini dile getirdi: “Öncelikle tarımsal sulamada verimliliği artıracak modernizasyon hamlelerini hızlandırmalı, üretim planlarını su varlığıyla uyumlu kurmalıyız. Tedarik zincirinde üretici-sanayici hattında riski daha dengeli paylaşan, veriye dayalı ve kaybı en başta azaltan modelleri güçlendirmeliyiz. Sanayi tarafında da su ayak izi ve geri kazanım gibi başlıklarda düzenli ölçüm ve iyileştirmeye dayalı yatırımların artması önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜGİS 65. Yılında 121 Üyeye Ulaştı Haber

TÜGİS 65. Yılında 121 Üyeye Ulaştı

Temelleri 24 Ocak 1961’de atılan TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), kuruluşunun 65. yılında gıda sektörünün paydaşlarını aynı çatı altında buluşturmaya devam ediyor. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) kurucu üyeleri arasında yer alan TÜGİS; yeni nesil aktif işveren sendikacılığının en güçlü temsilcisi olarak gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim, inovasyon ve verimlilik konularında sektöründe öncü birçok çalışmaya imza attı. TÜGİS’in etki alanı büyüdü Kuruluş yıl dönümü kapsamında açıklamalarda bulunan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, TÜGİS’in üyelerinin toplu iş sözleşmesi süreçlerine destek vermekten mevzuat takibine, eğitimden hukuki ve teknik danışmanlığa uzanan kapsamlı destekler sunduğunu söyledi. Gıda endüstrisi içerisinde güvenlik, etkinlik, girişimcilik, yenilikçilik ve insani değerlere saygı gibi birçok değeri destekleyici bir yapıda olduklarının altını çizen Sidar, “121 üyeye ulaşan temsil gücümüz ve 65 yıllık birikimimizle ülkemizin en etkili işveren sendikaları arasındayız. Gıda sanayisinin gelişimini sosyal diyalog ve ortak akılla destekliyoruz. Bu yıl da gıda sanayimizin geleceğinin şekillenmesine paydaşlarımızla birlikte katkı sağlamayı sürdüreceğiz” dedi. “Türkiye’nin gıdada bölgesel çekim merkezi olma fırsatı var” Gıda sanayisinin küresel rekabetin ve yeni regülasyonların hızlandığı bir dönemden geçtiğini belirten Sidar, “Daha düşük kaynak kullanımıyla daha yüksek verim, daha sağlam tedarik zincirleri, daha güçlü izlenebilirlik ve daha etkin risk yönetimi başlıkları günümüzde öne çıkıyor. Bu dönüşüm, teknoloji ve mevzuatın aynı anda ilerlediği bir alan haline geldi” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin önünde, üretim kabiliyeti ve coğrafi avantajıyla bölgesel bir çekim merkezi olma fırsatı olduğuna da dikkat çeken Kaan Sidar, kamu, sanayi ve akademinin birlikte hareket ettiği bir yaklaşımın kritik önem taşıdığını belirtti. Sidar, “Bu noktada TÜGİS olarak önemli bir rol üstleniyoruz. Yeni nesil aktif işveren sendikacılığı vizyonuyla ‘hem masada hem sahada’ faaliyet gösteriyor, düzenlediğimiz gıda zirveleri ve çalışma barışına katkı sağladığımız projelerle çözüm kültürünü güçlendiriyoruz” şeklinde konuştu. “Bilgi kirliliğinin önüne geçmekte kararlıyız” Kaan Sidar, gıda okuryazarlığının teşvik edilmesinin sektöre duyulan güven açısından büyük önem taşıdığını da vurguladı. TÜGİS’in bu alanda etkin rol üstlendiğini dile getiren Sidar, “Kamuoyunda zaman zaman karşılaştığımız bilgi kirliliğinin önüne kararlılıkla geçmek ve doğru bilgiyi yaygınlaştırmak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu kapsamda, TÜGİS Bilim Kurulu’nun katkılarıyla hazırladığımız bilgilendirici içeriklerle, tüketicilerin gıda konusunda bilimsel temelli, güvenilir ve anlaşılır bilgiye erişimini destekliyoruz” dedi. Gıda sanayisi TÜGİS çatısı altında buluşuyor TÜGİS üyeleri gıdanın tüm ürün gruplarını içinde barındıran bir üretim yelpazesinde faaliyet gösteriyor. TÜGİS’in üyeleri arasında un, ekmek, unlu mamuller, et, tavuk, balık, makarna ve irmik, bakliyat, tahıl bazlı ürünler, süt ve süt ürünleri, nişasta, bitkisel yağlar, şekerleme ve çikolata üreticileri öne çıkıyor. Katma değeri yüksek üretimde ise bisküvi ve atıştırmalıklar, salça, konserve ve soslar, dondurulmuş gıdalar, kahve ve içecekler gibi ürün gruplarında üretim gerçekleştiren seçkin üreticiler, TÜGİS üyeleri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı Haber

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı

Küresel gerilimler ve iklimsel zorluklar sebebiyle dünya gıda fiyatlarının önceki yıla göre yüzde 4,3 yükseldiğini ifade eden Sidar, buna rağmen Türk gıda sanayisinin 160 milyar dolarlık hacmini koruduğunu belirtti. “Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” diyen Sidar, 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını ve gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını kaydetti. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, 2025’e ilişkin değerlendirmesinde tarımsal üretimden tedarik zincirine uzanan başlıklarda gıda sektörünün genel görünümü paylaşırken, TÜGİS’in yıl boyunca yürüttüğü çalışmaları da aktardı. Türkiye’nin geniş ürün yelpazesi ve stratejik konumuyla gıda sektöründeki gücünü koruduğunu belirten Sidar, yerelden globale markalaşma adımlarının da hızlanarak sektörün rekabetçiliğine olumlu yansıdığını dile getirdi. Sidar, “2025 yılında yaklaşık 160 milyar dolarlık hacmini muhafaza eden gıda sektörü, ülke ekonomisindeki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” dedi. Yatırım teşviklerine gıda sektöründe her zaman ihtiyaç olduğunu belirten Sidar, üretimi doğrudan etkileyen kuraklık ve afet gibi risklere karşı da uyardı. Yem hammaddeleri, gübre ve akaryakıt gibi alanlarda dışa bağımlılığın döviz dalgalanmalarıyla gıda üretimini zayıflattığını kaydeden Sidar, “Yine de çiftçiler, devlet destekleri ve kendi çabalarıyla üretimi aksatmamaya gayret etti” dedi. Et fiyatları 2025’te yükseldi Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2025 yılı Gıda Fiyat Endeksi rakamlarına da değinen Sidar, “Dünya gıda emtia fiyatları gösterge endeksinin 2025 yılında ortalama 127,2 puan olarak gerçekleştiğini ve 2024 yılı ortalamasına göre %4,3 daha yüksek kaldığını görüyoruz. Özellikle et fiyat endeksine baktığımızda, küresel ithalat talebi ve hayvan hastalıkları salgınlarıyla bağlantılı artan piyasa belirsizliğiyle 2024 seviyesinin ortalama %5,1 üzerinde gerçekleşti. Dünya genelinde sığır ve koyun eti fiyatları artmaya devam etti” ifadelerini kullandı. “Küresel koşullar yatırım maliyetlerini de yükseltti” Gıda sektörünün geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi ekonomik belirsizlikler ve tarımı etkileyen olumsuz iklim koşulları altında faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Sidar, “Küresel ısınma, dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde dalgalanmalara neden olmaya devam ediyor. Diğer yandan, 2024 yılında ivme kazanan tedarik zincirindeki toparlanmanın büyük ölçüde sürdüğünü gözlemledik. Ancak küresel ölçekte yüksek faiz oranları ve jeopolitik gerilimler yatırım maliyetlerini artırarak tarımsal üretim ve gıda sanayisine yönelik yeni yatırımları sınırlandırmayı sürdürüyor” şeklinde konuştu. “121 üyeyle sektörel temsil gücümüzü artırdık” 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını belirten Kaan Sidar, gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını ifade etti. Toplu iş sözleşmesi süreçlerinde de aktif rol alarak gıda sanayisinde çalışma barışının korunmasına katkı sağladıklarını söyleyen Sidar, TÜGİS üyelerinde örgütlü işçi sendikalarıyla kesintisiz iletişim içerisinde bulunduklarını hatırlattı. Sidar açıklamalarında; “Gıda sanayisinde sürdürülebilirlik ve iş barışının temelinde güçlü sosyal diyalog yer alıyor. Bu anlayışla 2025 yılı içerisinde 14 toplu iş sözleşmesini hayata geçirdik. Bu sözleşmeler, çalışanların haklarını güvence altına alırken sektörümüzde istikrar ve verimliliğin de önemli bir dayanağını oluşturuyor” dedi. Gıda ekosisteminde kalıcı çözümlerin ancak paydaşların birlikte hareket etmesiyle mümkün olduğuna işaret eden Kaan Sidar, yıl boyunca bu zemini güçlendirdiklerini vurguladı. Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenledikleri 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasını ele aldıklarını ifade eden Sidar, zirvede akademiden sanayiye, KOBİ’lerden STK’lara kadar geniş bir katılımcı kitlesini buluşturduklarını söyledi. TÜGİS öncülüğünde yürütülen “Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesine ilişkin de bilgi veren Kaan Sidar, gıda sektöründe çocuk işçiliğine karşı farkındalık oluşturmayı ve bu sorunun önüne geçmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Bu sosyal sorumluluk yaklaşımını, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan iletişim çalışmalarıyla da desteklediklerini vurgulayan Sidar, yıl içinde gerçekleştirdikleri TV konuklukları ve webinarlarla gıda sektörünün gündemindeki başlıklara ışık tuttuklarının altını çizdi. “Gıda sanayisinin ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” Gerçekleştirilen çalışmaları karar alıcılarla paylaşarak kalıcı karşılık bulmasını önemsediklerini vurgulayan Kaan Sidar, kamu kurumlarıyla yakın iletişim içinde olduklarını söyledi. 2025 yılında Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na ziyaretler gerçekleştirdiklerini aktaran Sidar, “Yaptığımız görüşmelerde gıda sanayisinin güncel durumunu ve ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” dedi. Kamu otoriteleriyle kurdukları yapıcı diyalog sayesinde sektörün öncelik ve beklentilerini doğrudan paylaştıklarını ifade eden Sidar, merkezi yönetimin desteğiyle kamu-özel sektör iş birliğini güçlendirme yönündeki çabalarının süreceğini belirtti. “Bilimsel verilerle kamuoyunu aydınlattık” Kaan Sidar, dezenformasyonla mücadeleyi de önemli bir gündem olarak ele aldıklarını belirterek TÜGİS Bilim Kurulu’nun gıda güvenliği konusundaki çalışmalarını aktardı. Salmonella, Aflatoksin gibi gıda kaynaklı riskler, yumurta ve et ürünlerinde hijyen uygulamaları ve ambalajın gıda güvenliğindeki rolü gibi konularda TÜGİS Bilim Kurulu aracılığıyla açıklayıcı içerikler hazırlandığını kaydetti. Sidar, “Gıdaya dair bilimsel gerçekleri doğrudan tüketiciyle paylaşarak, özellikle sosyal medyada yayılan asılsız iddialarla mücadele etmeye devam ediyoruz. Ürün içeriği, üretim süreçleri, ambalajlama ve saklama koşulları gibi konularda tüketicilerin bilgi sahibi olması, alışverişlerinde bilinçli tercihler yapmalarını ve yanıltıcı söylemlere itibar etmemelerini sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

Dünya Bankası Tarım Ekonomisti Bora Sürmeli: Önümüzdeki 10 Yılda Gıda Talebi %30 Artacak Haber

Dünya Bankası Tarım Ekonomisti Bora Sürmeli: Önümüzdeki 10 Yılda Gıda Talebi %30 Artacak

Gıda zincirinin yeniden tasarlanmasına yönelik ortak vizyon ve strateji geliştirilmesi hedefiyle bu yıl 11’incisi düzenlenen ve “Gıdanın Geleceği İçin Dönüşüm” temasını ele alan Sürdürülebilir Gıda Zirvesi İstanbul’da gerçekleştirildi. Daha adil, sürdürülebilir, erişilebilir ve sağlıklı bir gıda sistemi için fikirlerin, iş birliklerinin ve inovasyonun gündeme taşındığı Zirve; akademi, finans, sanayi, iş dünyası, medya, KOBİ’ler ve sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirdi. Sürdürülebilir üretim, rekabetçilik, gıda arz güvenliği ve tüketiciyi doğru bilinçlendirme odağında sektörün dönüşümüne katkı sunan Türkiye gıda sanayisinin öncü kuruluşlarından Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS); gıdanın geleceğine çevresel, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla yaklaşan zirvenin düzenleyici ortaklarından biri olarak sektörün en önemli organizasyonlarından birisine daha imza attı. Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS), Sürdürülebilirlik Akademisi ile düzenlediği ve sorumlu bir gıda sistemi için yürütülen çalışmaların paylaşıldığı zirveyle gıda sektörünün yol haritasını tekrar gözler önüne sermiş oldu. “Devletler tarım ve gıda sektörüne yılda yaklaşık 650 milyar dolar aktarıyor” Zirve kapsamında düzenlenen “Yatırım Ufukları: Sürdürülebilir Gıdada Finansmanın Geleceği” oturumunda tarımsal desteklerin büyük ölçüde üretim artışına odaklandığını vurgulayan Dünya Bankası Tarım Ekonomisti Bora Sürmeli, günümüzde aynı çizgide ısrar etmenin iklim değişikliği, kaynakların sınırlılığı ve sağlıksız beslenmeyle birlikte ‘gizli maliyetleri’ büyüttüğünü kaydetti. Sürmeli, “Devletler tarım ve gıda sektörüne yılda yaklaşık 650 milyar dolar aktarıyor. Bu tutar son 20 yılda iki katına çıktı ama beklenen verimlilik ve istihdam artışını her zaman üretemiyoruz. Bulgularımız, verilen 1 dolar desteğin yalnızca 35 senti doğrudan üretim artışı ve verimliliğe yansıdığını gösteriyor. Asıl soru artık gıdayı ne kadar ürettiğimiz kadar, nasıl ürettiğimizdir. Suya ve toprağa gereken özeni göstermeden üretime devam edersek, bir noktadan sonra üretimi taşıyacak kaynaklarımız zayıflıyor” dedi. Küçük işletmeler küresel gıda ihtiyacının yaklaşık %80’ini karşılıyor Destek politikalarının yönünün yeniden değerlendirilmesi ve sürdürülebilirlik, verimlilik ve dayanıklılık hedefleriyle uyumlu hale gelmesi gerektiğini belirten Sürmeli, “Doğrudan çiftçiye ödeme ya da yalnızca üretime dönük destekler, teknolojiyle, bilgiyle ve akıllı tarım uygulamalarıyla buluşmadığında verimlilik artışına yeterince dönüşmüyor; aynı döngünün içinde dönüp dolaşıyoruz. Dünyada yaklaşık 500 milyon küçük ölçekli işletme küresel gıda ihtiyacının yaklaşık %80’ini karşılıyor. Önümüzdeki 10 yılda talebin %30 artacağı öngörülürken, bu işletmelerin üretime sağlıklı biçimde devam etmesini sağlayamazsak güvenli ve sürdürülebilir gıda arzını garanti altına alamayız. Geliştirdiğimiz ‘AgriConnect’ yaklaşımıyla değer zinciri içinde küçük çiftçiyi ve küçük işletmeleri güçlendirmeyi, dayanıklılığı artırmayı ve üretimin sürekliliğini güvence altına almayı hedefliyoruz” diye konuştu. Nevzat Artık: “Gıda israfını azaltmak; suyu, toprağı ve emeği korumaktır” “Riskten Dayanıklılığa: Güçlü ve İstikrarlı Tedarik Zincirleri İnşa Etmek” oturumunda konuşan TÜGİS Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, gıda israfının iklim krizinin temel unsurlarından biri olduğunun altını çizdi. “Üretimi sınırsız artırabileceğimiz bir dünyada yaşamıyoruz; tarım arazileri azalıyor, nüfus artıyor” diyen Nevzat Artık, ekmek israfının bunun en görünür örneklerinden biri olduğunu belirtti. Artık, “Türkiye’de günde yaklaşık 4 milyon adet ekmek israf ediliyor, bu durum yıllık 2 milyon ton buğdayın dolaylı olarak boşa gitmesi anlamına geliyor. İsraf yalnızca evlerde değil, hizmet sektöründe de karşımıza çıkıyor. Özellikle toplu tüketim ve turizm bölgelerinde dikkatli olunması gerekiyor. Sonuçta gıda israfını azaltmak, yalnızca ‘çöpü azaltmak’ değildir; suyu, toprağı ve emeği korumak, iklim risklerini yönetmek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini güçlendirmek demektir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜGİS 36. Dönem Genel Kurulu Gerçekleşti Haber

TÜGİS 36. Dönem Genel Kurulu Gerçekleşti

Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS), 36. Dönem Olağan Genel Kurulu’nu sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdi. 35. dönem faaliyetlerinin ibra edildiği 36. TÜGİS Olağan Genel Kurulu’nda İsmail Kaan Sidar oy birliğiyle 2. kez Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Yönetim Kurulu ise Necdet Buzbaş (YK Başkan Vekili), Aydın Acun (YK Başkan Vekili), Mehmet Tütüncü, Ahmet İnce, Melis Yasa, Nazmi Civil, İsmail Başaran ve Osman Yeşiltaş’tan oluştu. “Hep birlikte büyüdük” Genel Kurul’da konuşan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “TÜGİS çatısı altında bir araya gelmemizi sağlayan ortak değerler, bugün bizi daha güçlü, daha dayanıklı ve daha kararlı bir noktaya taşıyor. Şahsıma ve Yönetim Kurulumuza bir kez daha güven göstermiş olmanız büyük bir onurdur” ifadelerini kullandı. “Çalışma dönemimizde üye sayımız 55’ten 110’a yükseldi” diyen Sidar konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Yeni dönemde de tüm üyelerimizle yakın iletişim, güçlü iş birliği ve ortak akıl temelinde çalışmayı sürdürmeyi hedefliyoruz. Katılımınız, desteğiniz ve ortaya koyduğunuz emek için hepinize gönülden teşekkür ediyorum. Hep birlikte hem sektörümüz hem de ülkemiz için değer üretmeye devam edeceğiz.” “Küresel rekabette daha kararlı duracağız” Toplantıda sektörel hedeflere de değinen Kaan Sidar; “Gıda sanayimiz, küresel rekabetin, yeni regülasyonların, sürdürülebilirlik gerekliliklerinin ve teknolojik dönüşümün yoğun olarak hissedildiği bir dönemden geçiyor. TÜGİS olarak yalnızca bu sürece uyum sağlayan değil, aynı zamanda dönüşüme yön veren bir yapı olmayı hedefliyoruz” dedi. Sidar, sendikanın son dönemde gıda güvenliği, istihdam politikaları, sürdürülebilir üretim ve verimlilik gibi alanlarda önemli çalışmalar yürüttüğünü belirterek şunları ekledi: “Önümüzdeki dönemde kamu–özel sektör iş birliğini daha da güçlendirip, mevzuat geliştirme süreçlerine aktif katkı sunmaya devam edeceğiz. Dijitalleşme, karbon ayak izi yönetimi ve iş gücü niteliğinin artırılması ve sosyal sorumluluk projeleri gibi konular, yeni dönem çalışmalarımızın odak noktaları arasında yer alacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

4. Gıda İnovasyon Zirvesi’nde Markalaşma Ele Alındı Haber

4. Gıda İnovasyon Zirvesi’nde Markalaşma Ele Alındı

Zirvede konuşan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, Türkiye’nin hâlihazırda 30 milyar dolara ulaşan gıda ihracatının artması için nitelikli markalaşmaya vurgu yaptı. “Tüketiciyi tanımıyorsanız, ‘inovasyon’ sandığınız şey karşılık bulmaz” diyen Sidar, tüketici alışkanlıklarının belirleyici rolüne ve bilimsel veriye dayalı pazarlama faaliyetlerinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin özgün tarımsal gücünü markalaştırma çağrısı da yapan Kaan Sidar, “Zeytinyağında dökme satışla küresel markalara değer kazandırmak yerine kendi markalarımızı güçlendirmeliyiz. Fındıkta dünya lideriyiz, kayısı ve incirde de üstünlüğümüz var. Bu ürünleri dünya sofralarına taşıyan güçlü pazarlama stratejileri geliştirmeliyiz” ifadelerini kullandı. Gıda sektörü ekosistemini bir araya getiren 4. Gıda İnovasyon Zirvesi, Boğaziçi Üniversitesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleşti. Zirve kapsamında gün boyunca düzenlenen panellerle gıda sektöründe inovasyonun, sürdürülebilirliğin ve markalaşmanın geleceği masaya yatırıldı. Katılımcılar, gıda mühendisliğinin sektörün gelişimindeki rolünü, yeni nesil teknolojilerin tedarik zincirinde verimliliği nasıl artırdığını ve dijitalleşmenin üretim süreçlerine kazandırdığı hız ve kaliteyi örneklerle paylaştı. “Marka itibarı korunmalı” “Gıda Sektörünün Ekonomik Dönüşümü ve Küresel Rekabetçilik” başlıklı panelde konuşan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “Bu zirveyle birlikte Türkiye’nin gıda sektöründeki inovasyon potansiyelini bir kez daha ortaya koyuyoruz. Sürdürülebilir üretimden markalaşmaya kadar uzanan bu dönüşüm, ülkemizin bölgesinde lider konumunu güçlendiriyor” dedi. Ülkemizde gıda sektörünün gelişmesi ve küresel rekabette yerini alması için daha fazla markanın öne çıkması gerektiğinin altını çizen Sidar, “Bunun için de pazarlama faaliyetlerinin daha hızlı gelişmesi gerekiyor. Marka itibarını korumadan oluşturulan strateji ise sürdürülebilir değildir. Ardından dağıtım operasyonunun ve sahadaki ağın kurulması gerekiyor. Bunu ya kendimiz kurarız ya da ehline teslim ederiz. Ancak bu iki adım sağlam olursa tüketimi sürekli hale getirebilir, alışkanlık yaratabiliriz. Üçüncü adım ise etkili pazarlama; mesajı doğru zamanda ve koordineli biçimde devreye aldığımızda gıda pazarımız daha hızlı gelişim gösterir” ifadelerini kullandı. “İnovasyon tüketicinin işine yaramalı” İnovasyonun da doğru tanımlanması gerektiğini belirten Sidar, “Ambalajda küçük bir makyaj ya da ürün içeriğine rastgele bir ek yapmayı inovasyon gibi sunmak yanıltıcı olur. Tüketiciye pratik bir çözüm, ayırt edici bir lezzet, işlevsellik ya da kullanım kolaylığı gibi gerçek bir fayda sunmak esas hedeftir. Bu da sistematik araştırma, test ve analiz gerektirir. Türkiye’de bu yolda mesafe alan, bölgesel marka konumuna gelmiş çok sayıda gıda şirketimiz var. Ayrıca satın almalar yoluyla küresel markaları bünyesine katıp büyüten başarılı yerli sermaye örnekleri de mevcut” dedi. Türkiye’nin özgün tarımsal gücünü markalaştırma çağrısı da yapan Kaan Sidar, “Zeytinyağında dökme satışla küresel markalara değer kazandırmak yerine kendi markalarımızı güçlendirmeliyiz. Fındıkta dünya lideriyiz, kayısı ve incirde de üstünlüğümüz var. Bu ürünleri dünya sofralarına taşıyan güçlü pazarlama stratejileri geliştirmeliyiz” dedi. Gıda ihracatı 30 milyar dolara ulaştı Türkiye’nin dış ticaret performansını da güncel örneklerle değerlendiren Kaan Sidar, “Hâlihazırda ihracatımız 200 milyar dolar bandında, gıda sektörü ise 30 milyar dolara dayandı ancak bu rakam Avrupa ülkelerinde çok daha yüksek seyrediyor” dedi. İhracat stratejileri kapsamında Çin pazarını ele alarak tüketici alışkanlıklarının belirleyici rolüne dikkat çeken Sidar, marka dilinin kültürel uyumu için de uyarıda bulundu. İsimlendirme hatalarının maliyetine atıfla, pazar testlerinin bilimsel yöntemlerle yapılması gerektiğini vurguladı. “Veriye dayalı inovasyon, küresel rekabetin yeni dili olacak” Sanayi tarafında ise inovasyon ve dijitalleşme gündemini öne çıkaran Sidar, “Endüstri 4.0, otomasyon ve yapay zeka destekli planlama ile lojistik optimizasyonu maliyeti düşürüyor, böylelikle verimliliği artırıyor. Bu yatırımlar için özkaynak yanında uygun teşvikler de sağlanmalı” dedi. Katma değerin, kârlılığı yeniden yatırıma çeviren bir disiplin olduğunun altını çizen Sidar, “Dünya yerinde durmuyor; sadece tüketiciyi derinlemesine anlayan, veriye dayalı inovasyon yapan ve sanayisini teknolojiyle güncelleyen şirketler kalıcı başarıya ulaşabilir” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.