Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tui̇k

Kapsül Haber Ajansı - Tui̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tui̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketlerde Küçülme Riski: Fon Krizi İşsizliği Tetikleyebilir Haber

Şirketlerde Küçülme Riski: Fon Krizi İşsizliği Tetikleyebilir

Fon krizi istihdamı tehdit ediyor Fon krizinin ekonomik etkilerini değerlendiren Allservice Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Akyüz, "131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınması, yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren bir gelişme. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, bu fonlarda yalnızca bireysel tasarruf sahiplerinin değil, iş dünyasından yatırımcıların ve şirketlerin de bulunabilmesi" dedi. Akyüz, "Bu yatırımların içerisinde istihdam yaratan, üretim yapan, binlerce insanın geçimini sağladığı şirketlerin kaynakları da söz konusu olabilir. Dolayısıyla yaşanan kayıpları sadece finansal bir zarar olarak değerlendiremeyiz" ifadelerini kullandı. Şirketlerin yatırım kararlarının da krizden etkilenebileceğini belirten Akyüz, "Bir iş insanının veya şirketin yatırım kaynaklarında ciddi bir kayıp yaşaması, yeni yatırımlarını ertelemesine, büyüme hedeflerini küçültmesine ve mevcut faaliyetlerini yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Bunun yanında soruşturma, denetim, mal varlığına yönelik tedbirler veya faaliyet kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalan şirketlerde ekonomik belirsizlik daha da artabilir" diye konuştu. Finansal güven kaybının sonuçlarına dikkat çeken Akyüz, “Benim üzerinde durduğum asıl mesele şu: "Bir finansal krizin maliyetini yalnızca yatırımcılar üzerinden hesaplayamayız. Çünkü kaybedilen her yatırım imkânının arkasında kurulamayacak bir işletme, ertelenebilecek bir proje ve yaratılamayacak istihdam da olabilir" değerlendirmesinde bulundu. İşsizlikte artış Piyasalardaki daralma ve işsizlik beklentilerine ilişkin Akyüz, "Piyasalardaki mevcut daralma ve ekonomik belirsizlik dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde işsizlikte artış yaşanması riskini oldukça yüksek görüyorum. Üstelik burada yalnızca fon krizinin yarattığı etkiden değil, zaten bir süredir devam eden ekonomik yavaşlamanın üzerine eklenen yeni bir güven kaybından söz ediyoruz" ifadelerini kullandı. İnşaat, tekstil ve sanayi sektörlerindeki baskılara değinen Akyüz, "Bugün inşaat, tekstil ve sanayinin çeşitli alanlarında ciddi maliyet ve talep baskılarıyla karşı karşıyayız. Bu sektörlerdeki yavaşlama yalnızca üretim yapan işletmeleri değil, onlara hizmet sağlayan şirketleri ve bu şirketlerin çalışanlarını da etkiliyor" dedi. Atıl işgücü yüzde 31,2 İşgücü piyasasındaki gelişmelere dikkat çeken Akyüz, "TÜİK’in Eylül 2026 verilerine baktığımızda işsizlik oranının yüzde 8,4’e yükseldiğini, işsiz sayısının bir önceki aya göre 198 bin kişi arttığını görüyoruz. Daha da önemlisi, atıl işgücü oranı yüzde 31,2 seviyesinde. Bu bize işgücü piyasasındaki sorunun yalnızca resmî işsizlik oranından ibaret olmadığını gösteriyor" diye konuştu. Akyüz, "Ekim ayında ekonomik güven endeksinin yüzde 3,9 gerileyerek 97,3’e düşmesi de ekonomik beklentilerdeki zayıflamaya işaret ediyor" ifadelerini kullandı. Şirketler küçülmeye yönelebilir Ekonomik belirsizliklerin istihdam politikalarını nasıl etkilediğini anlatan Akyüz, şunları söyledi: "Bir işveren olarak şunu çok iyi biliyorum: Şirketler ekonomik belirsizlik dönemlerinde öncelikle yeni personel alımlarını durdurur, ardından giderlerini azaltmaya ve organizasyonlarını küçültmeye yönelir. Bu süreç uzadığında ise işten çıkarmalar kaçınılmaz bir seçenek haline gelebilir." Akyüz, "Benim asıl endişem, işsizliğin artmasından da önce yeni istihdam yaratma kapasitemizin zayıflamasıdır. Çünkü bir ülkenin ekonomik gücü yalnızca mevcut çalışanlarını koruyabilmesiyle değil, iş hayatına katılmak isteyen gençlerine yeni fırsatlar sunabilmesiyle de ölçülür" diye konuştu. İşverenler maliyet baskısı altında İşverenlerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çeken Akyüz, "Bugün birçok işletme yüksek faiz yükü, artan işçilik ve işletme maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler ve daralan pazar koşullarıyla mücadele ediyor. Bazı şirketler faaliyetlerini küçültmek, yatırımlarını ertelemek, bazıları ise konkordato yoluyla mali yapılarını yeniden düzenlemeye çalışmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı. Akyüz, "Asgari ücret artışları, emeklilik düzenlemeleri ve işveren üzerindeki diğer yükümlülüklerin de işletmelerin maliyet yapısına etkileri var. Burada çalışanların daha iyi ücret almasına veya emeklilik haklarına karşı bir yaklaşım içerisinde değilim. Ancak alınan ekonomik ve sosyal kararların işletmelerin sürdürülebilirliği üzerindeki sonuçlarının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum" dedi. Genç çalışanlar risk altında Risk altındaki çalışan gruplarına ilişkin konuşan Akyüz, "Çalışan grupları açısından baktığımızda ise özellikle yeni iş hayatına katılacak gençlerin, deneyimi sınırlı çalışanların, dönemsel ve proje bazlı istihdam edilenlerin daha fazla risk altında kalabileceğini düşünüyorum. Ancak şirketlerin küçülmesi durumunda bu risk yalnızca belirli çalışan gruplarıyla sınırlı kalmaz" ifadelerini kullandı. Çalışanların ve işverenlerin ekonomik koşullarının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Akyüz, "Çalışanın geçim güvencesiyle işverenin ekonomik sürdürülebilirliğini birbirinden ayrı değerlendiremeyiz. Bunlar birbirinin karşıtı değil, birbirini tamamlayan iki temel unsurdur" diye konuştu. Öncelik ayakta kalmak İş dünyasındaki gözlemlerini paylaşan Akyüz, "Yıllardır farklı sektörlerde faaliyet gösteren, ülkemizin önde gelen şirketleriyle iş ortaklıkları yürüten bir iş insanı olarak gözlemim şu: Bugün birçok işletmenin önceliği artık büyümek veya yeni yatırımlar yapmak değil, mevcut faaliyetlerini ve istihdamını koruyabilmek" dedi. Akyüz, "Yüksek finansman maliyetleri, tahsilat güçlükleri, vergi ve SGK yükümlülükleri birçok işletmenin sürdürülebilirliğini ciddi anlamda zorluyor. Konkordato süreçlerindeki artış da iş dünyasında yaşanan finansal sıkışıklığın önemli göstergelerinden biri" ifadelerini kullandı. Akyüz, "Çünkü işverenin ayakta kalamadığı bir ekonomide sürdürülebilir istihdamdan söz edemeyiz" diyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün yalnızca işsizliği değil, yarının istihdamını yaratacak işletmelerin nasıl ayakta kalacağını da konuşmamız gerektiğine inanıyorum." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Kredilerinde Taksit Yükü Artıyor Haber

Konut Kredilerinde Taksit Yükü Artıyor

Türkiye’de konut piyasasında yılın son çeyreğinde finansman koşulları belirleyici olmaya devam ediyor. Kasım ayı başında yayımlanan kredi karşılaştırmalarında 2 milyon TL tutarında ve 120 ay vadeli konut kredisinin aylık taksitleri bazı örneklerde 60 bin TL’nin üzerine çıkıyor. Bankaya, faiz oranına ve masraflara göre toplam geri ödeme önemli ölçüde değişebiliyor. TÜİK verilerine göre eylülde konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 geriledi. “Evin fiyatı kadar aylık ödeme gücü de belirleyici” Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, konut satın alma kararlarında finansman koşullarının öne çıktığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün konut sahibi olmak isteyen vatandaşın karşısındaki en önemli konulardan biri finansmana erişim. Bir konutun satış fiyatının bütçeye uygun olması tek başına yeterli değil. Alıcının peşinatı karşılayabilmesi ve kullanacağı kredinin aylık taksitlerini sürdürülebilir şekilde ödeyebilmesi gerekiyor. Özellikle ilk kez ev sahibi olmak isteyenler açısından aylık ödeme yükü, satın alma kararının belirleyici unsurlarından biri haline geliyor.” “İpotekli satışların toplam içindeki payı yüzde 16,4” Eylül ayında ipotekli konut satışları yıllık yüzde 5,1 artarak 23 bin 397’ye ulaştı. Bu satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 16,4 oldu. Finansman maliyetlerinin alıcı tercihlerini etkilediğini ifade eden Doğan, şunları kaydetti: “Konut alıcısı artık yalnızca beğendiği eve değil, o evi hangi ödeme koşullarıyla satın alabileceğine de bakıyor. Bu nedenle doğru fiyatlandırma kadar gerçekçi finansman planlaması da önem taşıyor. Kredi kullanacak kişilerin yalnızca aylık taksit tutarını değil, toplam geri ödemeyi ve satın alma sırasında ortaya çıkabilecek ek maliyetleri de dikkate alması gerekiyor.” “2027 öncesinde gözler finansman koşullarında” Yılın son aylarına girilirken kredi maliyetleri, hane halkının alım gücü ve konuta erişim koşulları gündemdeki yerini koruyor. Faizlerde yaşanabilecek değişimlerin talebi etkileyebileceğini belirten Doğan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Konut piyasasında sağlıklı bir hareketlilik için yalnızca fiyatların değil, finansman koşullarının da alıcıların ödeme gücüyle uyumlu olması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde konuta erişimi kolaylaştıracak gelişmeler, hem ilk kez ev sahibi olmak isteyenler hem de sektörün genel dengesi açısından önem taşıyacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnşaat Sektörü Yurt İçinde Maliyet, Yurt Dışında Jeopolitik Risk Kıskacında Haber

İnşaat Sektörü Yurt İçinde Maliyet, Yurt Dışında Jeopolitik Risk Kıskacında

Raporda, inşaat sektörünün yılın ikinci çeyreğinde %1,9 daralmasıyla son yıllardaki büyüme eğiliminin kesintiye uğradığı belirtilirken, yüksek finansman ve işçilik maliyetleri ile özel sektör yatırımlarındaki zayıflamanın sektör üzerindeki baskısını sürdürdüğü ifade edildi. Kamu yatırımları ve deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetlerinin sektörü desteklemeye devam ettiği, buna karşın yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde jeopolitik belirsizlikler ve küresel finansman koşullarının proje üstlenimlerini sınırladığı vurgulandı. Ekonominin genelinde 200’ün üzerinde alt sektöre yarattığı talep ve istihdam gücüyle lokomotif rol üstlenen inşaat sektörünün önde gelen kuruluşlarını temsil eden Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), ekonomi çevreleri ve sektör tarafından yakından takip edilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nun 2026 yılı üçüncü çeyrek sayısını yayımladı. “Küresel Ekonominin Yeni Fay Hatları” başlıklı raporda, yurt içi ekonomik gelişmeler, inşaat sektörüne ilişkin temel göstergeler ve yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin performansı birlikte değerlendirilerek sektörün mevcut görünümü ile önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler ele alındı. Konut talebindeki zayıflama büyümeyi sınırlıyor Raporda, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ikinci çeyreğinde %2,3 büyüdüğü, aynı dönemde inşaat sektörünün ise %1,9 daraldığı hatırlatıldı. Böylece son yıllarda ekonominin üzerinde büyüme performansı sergileyen inşaat sektörünün büyüme eğiliminin kesintiye uğradığına dikkat çekildi. Sektördeki daralmada yüksek finansman maliyetleri, sıkı kredi koşulları ve özel sektör yatırımlarındaki temkinli yaklaşımın belirleyici olduğu değerlendirilirken, deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetleri ile kamu yatırımlarının sektörü desteklemeyi sürdürdüğü, buna karşın konut talebindeki zayıflamanın büyüme performansını sınırladığı kaydedildi. Öte yandan, 2026 yılının ikinci çeyreğinde zincirlenmiş hacim endeksine göre toplam sabit sermaye yatırımları %0,6 artarken, inşaat yatırımlarının %0,9 azaldığı belirtilen raporda, sektörün toplam istihdam içerisindeki payının %6,8 seviyesinde gerçekleştiği ifade edildi. TÜİK tarafından açıklanan İnşaat Maliyet Endeksi'nin 2026 yılı Ağustos ayında aylık %2,04, yıllık %29,59 arttığı belirtildi. Malzeme maliyetleri aylık %2,73, yıllık %28,72 yükselirken, işçilik maliyetlerindeki artış sırasıyla %0,82 ve %31,20 oldu. Aynı dönemde bina inşaatı maliyet endeksi yıllık %28,94, bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi ise %31,68 artış kaydetti. Ağustos ayında maliyet artışının aylık bazda özellikle malzeme fiyatlarında belirginleştiği görülürken, yıllık bazda işçilik maliyetlerinin yüksek seyri sektörün kârlılığı üzerindeki baskının sürdüğüne işaret etti. Finansman giderleriyle birlikte artan maliyetler, yeni yatırım ve proje kararlarında temkinli yaklaşımın devam etmesine neden oldu. Türkiye Müteahhitler Birliği’nce 2026 yılının üçüncü çeyreğinin değerlendirildiği raporda, inşaat sektörüne ilişkin özetle şu tespitlere yer verildi: ÜRETİM GÖSTERGELERİNDE TOPARLANMA, CİRODA AYLIK GERİLEME: TÜİK verilerine göre, Ağustos ayında inşaat sektörü ciro endeksi yıllık bazda %19,2 artarken, aylık bazda %3,7 gerilemiştir. Aynı dönemde sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplam ciro endeksi yıllık %31,8, aylık %3,0 artış kaydetmiştir. Buna karşılık inşaat üretim endeksi Ağustos ayında yıllık %2,3, aylık %4,0 yükselmiştir. Alt sektörlerde bina inşaatı üretimi yıllık %0,9 azalırken, bina dışı yapıların inşaatında %21,8, özel inşaat faaliyetlerinde ise %0,1 artış gerçekleşmiştir. Üretim hacmindeki aylık toparlanmaya karşın ciro endeksinin gerilemesi, sektörde nominal gelirler ile üretim faaliyetlerinin aynı yönde hareket etmediğini göstermiştir. SEKTÖRDE GÜVEN VE BEKLENTİLER ZAYIF SEYRİNİ KORUYOR: İnşaat Güven Endeksi, Eylül ayında bir önceki aya göre %0,2 gerileyerek 83,0 seviyesinde gerçekleşmiştir. Endeksin 100 eşik değerinin altında kalmayı sürdürmesi, sektörde mevcut faaliyetlere ve gelecek döneme ilişkin beklentilerde kötümser görünümün devam ettiğini ortaya koymuştur. Alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi %1,9 artışla 80,4'e yükselirken, gelecek üç aylık dönemde toplam çalışan sayısına ilişkin beklenti %2,1 azalarak 85,5'e gerilemiştir. Türkiye İMSAD tarafından açıklanan İnşaat Malzemesi Sanayi Bileşik Endeksi de Ağustos ayında 1,1 puan düşüşle 72,0 seviyesine inmiştir. Faaliyet, güven ve beklenti alt endekslerinin tamamında gerileme kaydedilmesi, sektördeki ihtiyatlı görünümün inşaat malzemesi sanayisine de yansıdığını göstermiştir. KONUT SATIŞLARINDA İKİNCİ EL SEGMENTİNDEKİ GERİLEME BELİRLEYİCİ OLDU: Türkiye genelinde toplam konut satışları Eylül ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %9,3 azalarak 142 bin 390 adet olarak gerçekleşmiştir. İlk el konut satışları %3,9 artışla 51 bin 519 adede yükselirken, ikinci el satışlar %15,3 azalarak 90 bin 871 adede gerilemiştir. Böylece toplam satışlar içerisinde ilk el konutların payı %36,2, ikinci el konutların payı ise %63,8 olmuştur. Ocak-Eylül döneminde toplam konut satışları %7,2 azalarak 1 milyon 92 bin 919 adede gerilemiştir. İlk el satışların aynı dönemde %0,6, ikinci el satışların ise %10,0 azalması, konut piyasasındaki yıllık gerilemede ikinci el segmentinin belirleyici olduğunu ortaya koymuştur. KONUT PİYASASINDA FİNANSMAN BASKISI DEVAM EDİYOR: Eylül ayında ipotekli konut satışları yıllık bazda %5,1 artarak 23 bin 397 adede yükselirken, diğer satışlar %11,6 azalışla 118 bin 993 adet olarak gerçekleşmiştir. İpotekli satışların toplam satışlar içerisindeki payı %16,4 seviyesinde kalmıştır. Ocak-Eylül döneminde ipotekli satışlar %24,7 artarak 212 bin 210 adede ulaşırken, diğer satışlar %12,5 gerilemiştir. İpotekli satışlardaki artış kredi kanalıyla konut talebinde hareketlenmeye işaret etmekle birlikte, toplam satışlar içerisindeki payının sınırlı kalması finansman koşullarındaki zorlukların sürdüğünü göstermiştir. Yüksek konut fiyatları ve hanehalkının satın alma gücü üzerindeki baskılar da konut talebini sınırlamaya devam etmiştir. KONUT FİYATLARINDA REEL GERİLEME SÜRÜYOR: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Konut Fiyat Endeksi, Eylül ayında bir önceki aya göre %1,2 artarak 239,4 seviyesine yükselmiştir. Endeks yıllık bazda nominal olarak %22,3 artarken, reel olarak %5,7 azalmıştır. Böylece konut fiyatlarında nominal artış devam etmesine karşın enflasyondan arındırılmış fiyatlardaki gerileme sürmüştür. Eylül ayında konut fiyatları aylık bazda İstanbul'da %2,0, Ankara'da %0,1 ve İzmir'de %1,0 artarken, yıllık artış oranları sırasıyla %26,8, %22,0 ve %21,0 olarak gerçekleşmiştir. YAPI RUHSATLARINDAKİ HAREKETLİLİK TAMAMLANAN YAPILARA AYNI ÖLÇÜDE YANSIMADI: 2026 yılının ilk çeyreğinde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yıllık %19,6, daire sayısı %37,0 ve toplam yüzölçümü %26,1 artmıştır. Aynı dönemde yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı %4,8, daire sayısı %10,1 ve toplam yüzölçümü %3,5 yükselmiştir. Yapı ruhsatlarında kaydedilen çift haneli artışlar yeni yapı üretimine yönelik faaliyetlerde genişlemeye işaret ederken, yapı kullanma izin belgelerindeki daha sınırlı artış, ruhsat aşamasındaki hareketliliğin tamamlanan yapılara aynı ölçüde yansımadığını göstermiştir. YURT DIŞI MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİNDE İVME KAYBI SÜRÜYOR: Raporda, yılın ilk dokuz ayında 4,9 milyar ABD Doları tutarında 97 proje üstlenen yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinin küresel finansman koşulları ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle zayıf seyrini sürdürdüğü belirtildi. Yurt dışında iş üstlenilen ülke sayısı ise Kanada ile birlikte 139'a yükselirken, yılın ilk üç çeyreğinde en çok iş üstlenilen ülke 1,1 milyar ABD Doları ile Suudi Arabistan oldu. Listede 670 milyon ABD Doları ile Romanya ikinci, 635,8 milyon ABD Doları ile Libya üçüncü sırada yer aldı. Özellikle Orta Doğu başta olmak üzere önemli pazarlardaki belirsizliklerin yatırım kararları ve proje finansmanı üzerinde baskı oluşturduğu ifade edilen raporda, Türk inşaat sektörünün uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu koruduğuna dikkat çekildi. Engineering News-Record (ENR) Dergisi'nin 2026 yılı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde Türkiye'nin 49 firmayla Çin'in ardından ikinci sıradaki yerini korumasının, sektörün küresel rekabet gücünü ortaya koyduğu vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Piyasasında Yılın Son Çeyreği: Gözler Faizlerde ve Ertelenen Talepte Haber

Konut Piyasasında Yılın Son Çeyreği: Gözler Faizlerde ve Ertelenen Talepte

İlk el konut satışlarındaki artışa karşılık ikinci el satışlarda düşüş yaşandı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verileri ise konut fiyatlarının yıllık nominal olarak yüzde 22,3 yükselmesine rağmen reel olarak yüzde 5,7 gerilediğini gösterdi. Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, yılın son aylarında konut piyasasının seyrini belirleyecek gelişmeleri değerlendirerek finansman koşulları, doğru fiyatlandırma ve 2027 yılına yönelik beklentilere dikkat çekti. TÜİK verilerine göre eylül ayında Türkiye genelinde 142 bin 390 konut satıldı. Satışlar geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 azalırken, ilk el konut satışları yüzde 3,9 arttı. Merkez Bankası verileri ise konut fiyatlarının yıllık nominal yüzde 22,3 yükselmesine rağmen reel olarak yüzde 5,7 gerilediğini ortaya koydu. “Alıcılar artık yalnızca fiyat artışına odaklanmıyor” Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, konut satın alma kararlarında finansman koşullarının ve gayrimenkulün uzun vadeli değerinin öne çıktığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Gayrimenkul piyasasında artık yalnızca fiyat artışına dayalı bir yatırım anlayışından söz etmek mümkün değil. Alıcılar konutun bulunduğu bölgeyi, kira potansiyelini, yapı özelliklerini ve gerçek piyasa değerini birlikte değerlendiriyor. Özellikle finansman maliyetlerinin yüksek olduğu dönemlerde doğru fiyatlandırma daha da önem kazanıyor.” “Faizlerdeki değişim ertelenen talebi harekete geçirebilir” Eylül ayında ipotekli konut satışları yıllık yüzde 5,1 artarak 23 bin 397’ye ulaştı. Finansman koşullarının konut piyasasının geleceği açısından belirleyici olduğunu ifade eden Doğan, şunları kaydetti: “Konut sahibi olmak isteyen ancak kredi koşulları nedeniyle kararını erteleyen bir alıcı kitlesi bulunuyor. Faiz oranlarında yaşanabilecek iyileşmeler bu talebin bir bölümünü yeniden harekete geçirebilir. Ancak piyasada kalıcı bir hareketlilik oluşması için finansmana erişimin yanı sıra konut fiyatlarının satın alma gücüyle dengelenmesi gerekiyor.” “2027’de konuta erişilebilirlik daha fazla konuşulacak” 2027 yılına ilişkin beklentilerini de değerlendiren Doğan, konut arzı ve alım gücü arasındaki dengenin önemine dikkat çekti: “Önümüzdeki dönemde gayrimenkul sektörünün en önemli gündem maddelerinden biri konuta erişilebilirlik olacak. Konut ihtiyacı devam ediyor ancak bu ihtiyacın satışa dönüşebilmesi için fiyatların, finansman koşullarının ve hane halkı gelirlerinin belirli bir dengede olması gerekiyor. Yatırımcıların da kısa vadeli fiyat hareketleri yerine uzun vadeli değer ve sürdürülebilir getiri potansiyeline odaklanması gerektiğini düşünüyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tesla İtibar ve Görünürlükte, Togg Beğenide Zirvede Haber

Tesla İtibar ve Görünürlükte, Togg Beğenide Zirvede

Elektrikli otomobil pazarı Avrupa’da ve Türkiye’de büyümeye devam ediyor. E-Mobility Europe, New Automotive ve Fier Automotive verilerine göre Avrupa’nın önde gelen 17 pazarında tam elektrikli otomobil satışları Eylül ayında %70,3 arttı. Bir ayda 300 bin 202 elektrikli otomobil trafiğe kaydolurken elektrikli modellerin toplam satışlardaki payı %32,6’ya ulaştı. Türkiye’de ise Eylül ayında satılan otomobillerin yaklaşık %23’ünü elektrikli modeller oluşturdu. EPDK tarafından yayımlanan ve TÜİK verilerine dayanan Eylül 2026 Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri raporuna göre elektrikli araç sayısı, bir yılda 169 bin 782 adet arttı. Eylül 2025’te 321 bin 710 olan sayı, %52,8 büyümeyle Eylül 2026’da 491 bin 492’ye ulaştı. Pazardaki bu büyümenin ardından StratejiCo. tarafından geliştirilen yapay zeka itibar yönetim modeli itibar.ai, Türkiye’deki elektrikli otomobil markalarının yapay zeka yanıtlarındaki itibarını, görünürlüğünü ve beğenisini karşılaştırdı. Tesla, Hyundai, KIA, BYD, Togg ve Renault markalarının yer aldığı araştırma ChatGPT, Gemini ve Claude modelleri üzerinde 22 Eylül ve 17 Ekim tarihlerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın sonuçları https://app.itibar.ai/sektorel adresinde ücretsiz olarak kamuoyuna sunuldu. Tesla itibar ve görünürlükte, Togg ise beğenide ilk sırada yer aldı İtibar metriğinde Tesla %74,3 ile ilk sırada konumlandı. Tesla’yı %67,2 ile Hyundai ve %63,2 ile KIA izledi. BYD %32,9, Togg %19,4 ve Renault %18,5 olarak kaydedildi. Yapay zeka yanıtlarında ne ölçüde yer bulduklarını gösteren görünürlük (Share of Voice) metriğinde Tesla %94,1 ile lider oldu. Hyundai %85,1 ile ikinci, KIA %80,6 ile üçüncü sırada yer aldı. BYD %47,2, Renault %26,2 ve Togg %23,8 görünürlük oranına sahip oldu. Anlatım tonunu gösteren beğeni (Sentiment) metriğinde Togg %80 ile ilk sırada yer aldı. Togg’u %79 ile Tesla ve Hyundai, %78 ile KIA, %73 ile Renault ve %71 ile BYD takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrikli Otomobil Markalarının Yapay Zekadaki İtibarı Araştırıldı Haber

Elektrikli Otomobil Markalarının Yapay Zekadaki İtibarı Araştırıldı

Elektrikli otomobil pazarı Avrupa’da ve Türkiye’de büyümeye devam ediyor. E-Mobility Europe, New Automotive ve Fier Automotive verilerine göre Avrupa’nın önde gelen 17 pazarında tam elektrikli otomobil satışları Eylül ayında %70,3 arttı. Bir ayda 300 bin 202 elektrikli otomobil trafiğe kaydolurken elektrikli modellerin toplam satışlardaki payı %32,6’ya ulaştı. Türkiye’de ise Eylül ayında satılan otomobillerin yaklaşık %23’ünü elektrikli modeller oluşturdu. EPDK tarafından yayımlanan ve TÜİK verilerine dayanan Eylül 2026 Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri raporuna göre elektrikli araç sayısı, bir yılda 169 bin 782 adet arttı. Eylül 2025’te 321 bin 710 olan sayı, %52,8 büyümeyle Eylül 2026’da 491 bin 492’ye ulaştı. Pazardaki bu büyümenin ardından StratejiCo. tarafından geliştirilen yapay zeka itibar yönetim modeli itibar.ai, Türkiye’deki elektrikli otomobil markalarının yapay zeka yanıtlarındaki itibarını, görünürlüğünü ve beğenisini karşılaştırdı. Tesla, Hyundai, KIA, BYD, Togg ve Renault markalarının yer aldığı araştırma ChatGPT, Gemini ve Claude modelleri üzerinde 22 Eylül ve 17 Ekim tarihlerinde gerçekleştirildi. Araştırmanın sonuçları https://app.itibar.ai/sektorel adresinde ücretsiz olarak kamuoyuna sunuldu. Tesla itibar ve görünürlükte, Togg ise beğenide ilk sırada yer aldı İtibar metriğinde Tesla %74,3 ile ilk sırada konumlandı. Tesla’yı %67,2 ile Hyundai ve %63,2 ile KIA izledi. BYD %32,9, Togg %19,4 ve Renault %18,5 olarak kaydedildi. Yapay zeka yanıtlarında ne ölçüde yer bulduklarını gösteren görünürlük (Share of Voice) metriğinde Tesla %94,1 ile lider oldu. Hyundai %85,1 ile ikinci, KIA %80,6 ile üçüncü sırada yer aldı. BYD %47,2, Renault %26,2 ve Togg %23,8 görünürlük oranına sahip oldu. Anlatım tonunu gösteren beğeni (Sentiment) metriğinde Togg %80 ile ilk sırada yer aldı. Togg’u %79 ile Tesla ve Hyundai, %78 ile KIA, %73 ile Renault ve %71 ile BYD takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her 5 Kişiden 1'i İş İçin Şehir Değiştiriyor Haber

Her 5 Kişiden 1'i İş İçin Şehir Değiştiriyor

İller arası göç eden her 5 kişiden birinin iş gerekçesiyle yer değiştirmesi, istihdam olanaklarının şehirler arasındaki dağılımını yeniden gündeme taşıdı. Bu kapsamda NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu, gençlerin farklı şehirlerdeki iş dünyasıyla bağlantı kurabilmesine, profesyonel çevrelerini geliştirmesine ve kariyer fırsatlarını daha yakından tanımasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor… Türkiye’de iş olanaklarına erişim, şehirler arası göçün önemli nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. TÜİK verilerine göre, 2025 yılında toplam 2 milyon 475 bin 19 kişi iller arasında göç ederken, bunların 488 bin 643’ü iş ve tayin gerekçesiyle şehir değiştirdi. İş nedeniyle en fazla göç alan şehir 72 bin 141 kişiyle İstanbul olurken, Ankara 41 bin 313, İzmir ise 24 bin 665 kişiyle öne çıktı. Veriler, iş gücü hareketliliğinin büyükşehirlerde yoğunlaştığını ortaya koyarken, farklı şehirlerdeki istihdam fırsatlarına erişim ve profesyonel bağlantıların önemi de gündeme geliyor. “GENÇLER İŞ FIRSATLARINA ULAŞMAK İÇİN ŞEHİR DEĞİŞTİRMEK ZORUNDA KALMAMALI” İş nedeniyle yaşanan göç hareketliliğini değerlendiren NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu ve Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, istihdam olanaklarının belirli şehirlerde yoğunlaşmasının gençlerin kariyer tercihlerini de etkilediğine dikkat çekti. Yılmaz, “Bugün pek çok genç, eğitim aldığı veya yaşadığı şehirde kendisine uygun bir iş fırsatı bulamadığında başka bir şehre yöneliyor. Elbette şehir değiştirmek yeni deneyimler ve fırsatlar kazandırabilir. Ancak burada önemli olan, gençlerin yalnızca iş bulabilmek için yaşadıkları şehirden ayrılmak zorunda hissetmemesi. Türkiye’nin farklı şehirlerinde önemli bir genç nüfus ve girişimcilik potansiyeli bulunuyor. Bu potansiyelin iş dünyasıyla daha güçlü buluşması gerekiyor. Gençlerin bulundukları şehirlerde de farklı sektörleri tanıyabilmesi, iş insanlarıyla iletişim kurabilmesi ve kendilerine bir kariyer yolu çizebilmesi oldukça önemli” dedi. “İŞ FIRSATLARINA ERİŞİMDE PROFESYONEL ÇEVRE ÖNEMLİ” Gençlerin iş hayatına hazırlanırken yalnızca akademik bilgiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yılmaz, profesyonel ilişkilerin kariyer yolculuğundaki önemine değindi. Yılmaz, “Bir gencin kariyerini şekillendiren unsurlardan biri de doğru insanlarla doğru zamanda tanışabilmesi. Bazen farklı bir sektörden iş insanıyla yapılan sohbet, hiç düşünülmeyen bir kariyer alanının kapısını açabiliyor. Ancak her gencin bu bağlantılara ulaşma imkânı aynı değil. Biz gençlerin iş dünyasını yalnızca büyükşehirlerde değil, bulundukları çevrede de yakından tanıyabilmesini önemsiyoruz. İş dünyasının deneyimini gençlerle paylaşması, onların seçeneklerini görmesini ve daha bilinçli kararlar almasını sağlayabilir” ifadelerini kullandı. NEFA, GENÇLERLE İŞ DÜNYASI ARASINDA BAĞ KURUYOR Gençlerin profesyonel hayata daha hazırlıklı adım atmasını amaçlayan NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu, farklı sektörlerden girişimcileri, yöneticileri ve iş insanlarını gençlerle bir araya getiriyor. Düzenlediği buluşmalar, networking etkinlikleri ve deneyim paylaşımına dayalı organizasyonlarla gençlerin iş dünyasını yakından tanımasına, profesyonel ilişkiler geliştirmesine ve farklı kariyer seçeneklerini değerlendirmesine katkı sağlamayı hedefliyor. İş dünyası ile gençler arasındaki iletişimin güçlendirilmesinin uzun vadede önemli kazanımlar sağlayacağını belirten Yılmaz, “Gençlerin kendi şehirlerinde de fırsatları görebilmesi, girişimcilik konusunda cesaret kazanması ve farklı sektörlerle bağlantı kurabilmesi gerekiyor. NEFA olarak gençlerle iş dünyasını aynı ortamda buluşturarak bu iletişimi güçlendirmeye çalışıyoruz. Amacımız yalnızca yeni tanışıklıklar oluşturmak değil, gençlerin kariyer yolculuklarında yararlanabilecekleri kalıcı bir iletişim ağına katkı sağlamak. Çünkü fırsatlara erişimin ilk adımı çoğu zaman doğru bağlantıları kurabilmekten geçiyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Çörekotu Ve Kekiği ABD Pazarına Katma Değerli Ürün Olarak Açılıyor Haber

Türk Çörekotu Ve Kekiği ABD Pazarına Katma Değerli Ürün Olarak Açılıyor

Amerikan Botanik Konseyi tarafından yayımlanan verilere göre ABD’de bitkisel takviye ürünlerinin perakende satışları 2023 yılında yüzde 4,4, 2024 yılında ise yüzde 5,4 arttı. Council for Responsible Nutrition ile Ipsos’un araştırması da ülkedeki yetişkinlerin yüzde 74’ünün besin takviyesi kullandığını ortaya koyuyor. Pazardaki büyüme, geleneksel bitkisel içeriklerin pratik ve günlük kullanıma uygun formlarına yönelik talebi de artırıyor. TÜRKİYE İKİ BİTKİDE ÜRETİM GÜCÜYLE ÖNE ÇIKIYOR TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2012 yılında 2 bin 299 dekar alanda 161 ton çörek otu üretilirken, 2022 yılında ekim alanı 108 bin 29 dekara, üretim miktarı ise 10 bin 89 tona ulaştı. Böylece 2012–2022 döneminde ekim alanı yaklaşık 47, üretim miktarı ise yaklaşık 62 kat arttı. Çörek otu üretimi yapılan il sayısı da 5’ten 33’e çıktı. Üretimdeki büyüme sonraki yıllarda önemli merkezlerde devam etti. Türkiye’nin önde gelen çörek otu üreticilerinden Uşak’ta 2022 yılında 2 bin 510 ton olan üretim, 2025 yılında yaklaşık 3 bin 500 tona yükseldi. Kentteki üretim üç yılda yaklaşık yüzde 39 arttı. Türkiye, çörek otundaki büyüyen kapasitesinin yanı sıra kekikte de dünya pazarının önde gelen tedarikçisi konumunda bulunuyor. Türkiye’de 77 farklı kekik türü bulunurken, Türk kekiği uluslararası pazarlarda “Turkish oregano” adıyla tanınıyor. Türkiye, 2024 yılında gerçekleştirdiği 18 bin 600 tonluk kekik ihracatından 62,3 milyon dolar gelir elde etti. HAM MADDEYİ HEDEF PAZARA UYGUN ÜRÜNE DÖNÜŞTÜRDÜ Türkiye’nin çörek otu ve kekikteki üretim birikimini ABD pazarı için değerlendiren Talya Bitkisel, 2026 hasadından elde edilen soğuk sıkım çörek otu yağı ile Akdeniz kekiği yağını kendi içerik oranlarıyla Black Seed & Oregano Oil formülünde bir araya getirdi. Türkiye’nin tıbbi ve aromatik bitkilerdeki üretim gücünün daha yüksek ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş: “Türkiye, tıbbi ve aromatik bitkiler bakımından önemli bir üretim potansiyeline sahip. Ancak bu ürünleri yalnızca ham madde olarak ihraç etmek, sahip olduğumuz değerin önemli bir bölümünü dışarıda bırakmak anlamına geliyor. Ürünleri Türkiye’de işleyerek belirli kalite standartlarında, kullanıma hazır ve hedef pazarın beklentilerine uygun hale getirmemiz gerekiyor. Biz de çörek otu ve kekikteki üretim birikimimizi ABD pazarı için geliştirdiğimiz katma değerli bir ürüne dönüştürdük” dedi. ÜÇ DAMLAYLA GÜNLÜK KULLANIMA UYGUN FORMÜL Black Seed & Oregano Oil’in her porsiyonunda 60 miligram soğuk sıkım çörek otu yağı ile 18 miligram Akdeniz kekiği yağı bulunuyor. Natürel sızma zeytinyağı ve E vitamini içeren ürün; glütensiz, koruyucu içermeyen ve damlalıkla kullanılabilen sıvı formda sunuluyor. Günde üç damla kullanılması önerilen 30 mililitrelik şişe, yaklaşık 300 porsiyon içeriyor. Ürünün formülü kadar kullanım biçiminin ve ambalajının da hedef pazara göre tasarlandığını belirten Ertaş: “ABD’de çörek otu yağı ve kekik yağı hem ayrı ürünler hem de farklı karışımlar içinde tüketiliyor. Biz ürünümüzü geliştirirken pazarda bulunmayan bir içerik birlikteliği iddiasıyla değil; Türkiye’nin ham madde gücü, belirlediğimiz içerik oranları ve pratik kullanım beklentisi üzerinden hareket ettik. Formülü, kullanım şeklini ve ambalajı Amerikan tüketicisinin günlük alışkanlıklarına göre hazırladık. Böylece Türkiye’de yetişen iki güçlü bitkisel ürünü, yine Türkiye’de işleyerek katma değerli bir ihracat ürününe dönüştürdük” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençlerin Yüzde 75’i Hızlı Terfiyi Önceliklendirmiyor Haber

Gençlerin Yüzde 75’i Hızlı Terfiyi Önceliklendirmiyor

Deloitte’un 44 ülkede 22 bin 500’ü aşkın Z ve Y kuşağı katılımcıyla gerçekleştirdiği 2026 Küresel Z Kuşağı ve Y Kuşağı Araştırması’na göre, Z kuşağının yalnızca yüzde 25’i hızlı terfilerle ilerleyen bir kariyer modelini tercih ederken, yüzde 44’ü daha istikrarlı ve kademeli bir kariyer gelişimini önceliklendiriyor. Gençlerin yüzde 21’i ise kendisi için doğru rolü bulabilmek ve uzun vadede daha uygun bir kariyer oluşturabilmek adına yatay bir pozisyon değişikliğine veya kariyerinde geçici bir geri adıma açık olduğunu belirtiyor. Türkiye’de gençlerin iş gücü piyasasındaki görünümü de dikkat çekiyor. TÜİK’in Ağustos 2026 İşgücü İstatistikleri’ne göre, 15-24 yaş grubundaki genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 13 olarak kaydedildi. Bu oran genç erkeklerde yüzde 9,7 olurken, genç kadınlarda yüzde 19,4’e ulaştı. Veriler, gençlerin iş hayatına katılımının yanı sıra doğru kariyer fırsatlarına erişiminin de önemini ortaya koyuyor. Araştırmada gençlerin öğrenme ve gelişime verdiği önem de öne çıkıyor. Z ve Y kuşağının yüzde 74’ü yapay zekâyı günlük çalışma hayatında kullanırken, yüzde 79’u bu teknolojiden öğrenme ve gelişim fırsatlarını belirlemek amacıyla yararlanıyor. Veriler, yeni kuşağın kariyer kararlarında yalnızca bugünkü pozisyonunu değil, gelecekte kazanacağı yetkinlikleri de dikkate aldığını gösteriyor. ŞİRKETLER GENÇLERİ SEÇİYOR, GENÇLER DE ŞİRKETLERİ Gençlerin kariyer tercihlerindeki değişimi değerlendiren NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu ve Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, işveren ile çalışan arasındaki seçim sürecinin artık çift taraflı ilerlediğine dikkat çekti. Yılmaz, “Geçmişte daha çok şirketlerin çalışan seçtiği bir yapıdan söz ediyorduk. Bugün özellikle gençlerde bunun değiştiğini görüyoruz. Bir genç başvuru yapmadan önce şirketi araştırıyor; nasıl bir çalışma kültürü olduğunu, kimlerle çalışacağını, kendisine ne katacağını ve orada nasıl bir gelecek kurabileceğini sorguluyor. Dolayısıyla şirketler gençleri seçerken gençler de şirketleri seçiyor. İş dünyasının bu değişimi doğru okuması gerekiyor” dedi. “GENÇLERİN İŞ DÜNYASIYLA TEMASI MEZUNİYETTEN ÖNCE BAŞLAMALI” Gençlerin doğru kariyer kararları verebilmesi için iş dünyasını üniversite yıllarında tanımalarının önemli olduğunu belirten Yılmaz, “Bir gencin hangi sektörde veya hangi şirkette çalışmak istediğini anlayabilmesi için önce o dünyayı tanıması gerekiyor. İş insanlarıyla bir araya gelmesi, farklı sektörlerden deneyimleri dinlemesi ve profesyonel hayatın nasıl işlediğini görmesi çok değerli. Gençlerin iş dünyasıyla ilk gerçek teması bir iş görüşmesi olmamalı” ifadelerini kullandı. NEFA GENÇLERLE İŞ DÜNYASINI AYNI MASADA BULUŞTURUYOR Gençlerin profesyonel hayata daha hazırlıklı başlamasını amaçlayan NEFA Gençlik ve Ticaret Platformu, üniversite öğrencileri ve gençleri farklı sektörlerden girişimciler, yöneticiler ve iş insanlarıyla bir araya getiriyor. Gerçekleştirilen buluşmalar ve networking çalışmalarıyla gençlerin profesyonel çevrelerini geliştirmeleri, farklı sektörleri yakından tanımaları ve kariyerlerini şekillendirirken iş dünyasının deneyimlerinden yararlanmaları hedefleniyor. Yılmaz, “Biz gençlerin iş dünyasına uzaktan bakmasını değil, doğrudan içinde bulunmasını istiyoruz. Bir iş insanıyla tanışmak, onun tecrübelerini dinlemek ya da farklı sektörlerden insanlarla aynı ortamda bulunmak bazen bir gencin kariyer yönünü değiştirebiliyor. NEFA’da gençlerle iş dünyası arasındaki mesafeyi azaltırken onların daha mezun olmadan kendi yollarını daha bilinçli çizebilecekleri bir ortam oluşturmayı önemsiyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.