Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tui̇k

Kapsül Haber Ajansı - Tui̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tui̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Elaris, Elektrikli Araç Şarj Soketi Sayısını Yüzde 58 Artırdı Haber

Elaris, Elektrikli Araç Şarj Soketi Sayısını Yüzde 58 Artırdı

Yılın ilk ayında halka arz sürecini başarıyla tamamlayan Üçay Mühendislik, iştiraki Elaris ile elektrikli araç şarj ağı yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Elaris, 2025 yılı sonunda 71 adet olan aktif AC/DC şarj soketi sayısını, 2026 Haziran sonu itibarıyla yüzde 58 artışla 112’ye ulaştırdı. Elektrikli araç pazarındaki büyümeye paralel olarak şarj ağlarını genişletmeye ve kullanıcı deneyimini geliştirmeye odaklandıklarını belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Turan Şakacı, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: Yıl sonunda soket sayısını 200’e çıkarmayı hedefliyor “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Temmuz 2026 sonu itibarıyla Türkiye’de trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı 460 bin 552’ye ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde 289 bin 457 olan elektrikli otomobil sayısı, bir yılda yüzde 59,1 artış gösterdi. Elektrikli araçların hızla yaygınlaşması, şarj altyapısına yönelik ihtiyacı da her geçen gün artırıyor. Elaris olarak biz de elektrikli araç pazarındaki bu büyümeye paralel olarak yatırımlarımızı hızlandırıyoruz. 2026’nın ilk yarısında aktif AC/DC şarj soketi sayımızı yüzde 58 artırarak 112’ye çıkardık. 2026 yılı sonunda ise aktif AC/DC şarj soketi sayımızı 200’e çıkarmayı hedefliyoruz. Büyümenin odağı kullanıcı deneyimi Soket sayımızı artırırken, elektrikli araç kullanıcılarının şarj deneyimini daha hızlı, erişilebilir ve kesintisiz hale getirecek çözümler geliştirmeye de odaklanıyoruz. Bu kapsamda; lokasyon seçimi, şarj kapasitesi, enerji yönetimi ve dijital çözümler gibi kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen tüm unsurları birlikte değerlendiriyoruz. Yakın gelecekte asıl farkı; doğru noktada doğru kapasiteyi sunabilen, yüksek hızlı şarj seçeneklerini yaygınlaştıran ve enerji kaynaklarını verimli yöneten ağların yaratacağına inanıyoruz.” Üçay Mühendislik Hakkında Temelleri 2000 yılında atılan Üçay Mühendislik Enerji ve İklimlendirme Teknolojileri A.Ş., enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklimlendirme, elektrik, mekanik, güneş enerjisi sistemleri (GES) ve elektrikli araç (EA) şarj hizmetleri alanlarında faaliyet göstermektedir. Bağlı ortaklığı Elaris ile elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve elektrikli şarj istasyonu satışı alanlarında da hizmet sunmaktadır. Merkezi İstanbul olan Üçay Mühendislik, Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 23 il 33 şube, depo ve showroom ile faaliyetlerine devam etmektedir. Kurulduğu günden bu yana 2 milyondan fazla bireysel ve kurumsal müşteriye mühendislik hizmeti sağlayan şirket, gelişmiş ERP altyapısıyla birbirine entegre çalışan şubeleri aracılığıyla yılda ortalama 30.000 müşteriye hızlı, güvenilir ve kesintisiz hizmet sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de İşgücü Maliyeti Avrupa’nın 10 Katı Hızla Arttı Haber

Türkiye’de İşgücü Maliyeti Avrupa’nın 10 Katı Hızla Arttı

AB içindeki en yüksek artış %16,4 ile Macaristan'da, en düşük artış %1,3 ile Malta'da gerçekleşti. Türkiye'deki maliyet artışı, listenin zirvesindeki Macaristan'ın iki katından fazla olsa da, istihdam canlılığını koruyor. TÜİK verilerine göre aynı dönemde istihdam %1,7, çalışılan saat ise %2,7 yükseldi. Bu iki verinin birlikte artması, yükselen maliyete rağmen şirketlerin ekip büyüklüğünü ya da çalışma saatlerini daraltma yoluna gitmediğini gösteriyor. Artışın Kaynağı Yalnızca Maaşlar Değil Toplam işgücü maliyeti, sadece çalışana ödenen brüt ücretle sınırlı değil. Sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası payları ile kıdem ve ihbar tazminatı karşılıkları toplam maliyetin bir parçası ve bu bileşenler “ücret dışı işgücü maliyeti” olarak tanımlanıyor. Türkiye'de ikinci çeyrekte brüt ücretler yaklaşık %35,8 artarken, ücret dışı maliyetlerdeki artış %42,9'a ulaştı. Avrupa'da ise bu iki maliyet bileşeni birbirine paralel ilerliyor. Eurostat verilerine göre AB genelinde ücretler %3,7, ücret dışı maliyetler %3,2 arttı. Türkiye'de ise ücret dışı maliyetler, ücret artışının yaklaşık yedi puan önünde seyrediyor. Bu da ücret artışını izlemenin toplam maliyeti öngörmeye yetmediğini gösteriyor. Şirketlerin işgücü maliyetini “ücret” ve “ücret dışı” olarak izleyen, yıllık bütçe çalışmasıyla sınırlı kalmayan bir planlamaya geçmesi gerekiyor. Maliyet Artışının Karşılığı Verimlilikle Kurulur İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, bu verilerin maliyet planlamasını ve verimlilik odağını şirketlerin gündemine taşıdığını belirtiyor: Bal, “İşgücü maliyeti hızla artarken, şirketlerin daha disiplinli bütçe planlaması yapması gerekiyor. Ancak rekabet gücünü asıl belirleyecek olan, bu artışın karşılığında ne üretildiği olacaktır. Maliyet artışı aynı sektördeki bütün şirketler için benzer şekilde işliyor, fark ise her çalışanın yarattığı değerden doğuyor. Bu nedenle yeni dönemde şirketlerde verimlilik odağının belirgin şekilde artması gerekiyor. İş süreçlerinin sadeleştirilmesi, teknolojinin doğru kullanımı, yetkinlik gelişimi ve çalışan başına yaratılan değerin düzenli ölçülmesi bu odağın somut adımlarıdır. Verimliliği bir tasarruf programının ötesinde, çalışan deneyimini de iyileştiren bir iş stratejisi olarak ele almak gerekiyor. İstihdamın artmaya devam etmesi, şirketlerin büyüme hedeflerini koruduğunu gösteriyor. Bu büyümeyi sürdürülebilir kılmanın yolu, maliyet artışını verimlilik artışıyla dengelemekten geçiyor" diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kentsel Dönüşüm Sürecinde Doğru Değerleme, Uzlaşının Anahtarı Oluyor Haber

Kentsel Dönüşüm Sürecinde Doğru Değerleme, Uzlaşının Anahtarı Oluyor

ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, kentsel dönüşümde yalnızca yapının yenilenmesine değil, mevcut taşınmazların ve yeni projede oluşacak değerlerin doğru, şeffaf ve veriye dayalı şekilde belirlenmesine odaklanılması gerektiğini belirtiyor. Türkiye’de kentsel dönüşüm, özellikle büyükşehirlerde yapı stokunun yenilenmesi açısından öncelikli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre İstanbul’da yaklaşık 1,5 milyon bağımsız bölümün risk taşıdığı, bunlardan yaklaşık 600 bininin ise acil dönüşüm gerektirdiği belirtiliyor. Bu tablo, dönüşüm ihtiyacının ölçeğini ortaya koyarken sürecin yalnızca teknik ve yapısal değil, aynı zamanda ekonomik boyutunu da öne çıkarıyor. TÜİK’in Ağustos 2026’da açıkladığı son veriler de çok daireli yapıların yeni yapılaşma içerisindeki ağırlığını ortaya koyuyor. 2026 yılının ikinci çeyreğinde yapı ruhsatı verilen yapılarda, iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binaların payı yüzde 71,1 olarak gerçekleşti. Çok sayıda bağımsız bölümün ve dolayısıyla farklı hak sahiplerinin bir arada bulunduğu bu yapılaşma modeli, özellikle kentsel dönüşüm süreçlerinde taşınmazların birbirinden farklı fiziksel, hukuki ve ekonomik özelliklerinin doğru biçimde değerlendirilmesini daha da önemli hale getiriyor. Aynı binadaki her bağımsız bölüm aynı değeri taşımıyor Kentsel dönüşüm süreçlerinde uzlaşmanın en kritik aşamalarından birini, mevcut taşınmazların değerlerinin belirlenmesi ve yeni projede ortaya çıkacak değerin hak sahipleri arasında adil şekilde dağıtılması oluşturuyor. Aynı binada yer alsalar dahi bağımsız bölümlerin katı, cephesi, büyüklüğü, kullanım niteliği, konumu ve diğer fiziksel özellikleri değer açısından farklılık yaratabiliyor. Bu nedenle dönüşüm öncesindeki mevcut durumun doğru analiz edilmesi ve yeni projedeki değer dağılımının objektif kriterler üzerinden gerçekleştirilmesi önem taşıyor. Değerleme sürecinin yalnızca nihai bir rakam üretmekten ibaret olmadığını belirten ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, “Kentsel dönüşümde en önemli konulardan biri hak sahiplerinin sürece güven duyması. Bu güvenin oluşması için de ortaya çıkan değerin hangi kriterlere göre belirlendiğinin açık ve anlaşılabilir olması gerekiyor. Aynı yapı içerisindeki bağımsız bölümlerin özellikleri birbirinden farklı olduğu için her bir bağımsız bölüme tek bir bakış açısıyla yaklaşmak doğru sonuç vermeyebilir. Mevcut taşınmazların değerinin doğru tespit edilmesi ve yeni projede oluşacak değerin objektif kriterlerle dağıtılması, tarafların ortak bir zeminde buluşmasını kolaylaştırıyor. Dolayısıyla doğru değerleme, kentsel dönüşümde yalnızca teknik bir gereklilik değil, uzlaşının da temel unsurlarından biri.” dedi. Şeffaf veri, değerleme sürecinde güveni güçlendiriyor Kentsel dönüşüm projelerinde değerleme yapılırken taşınmazın fiziksel özelliklerinden hukuki durumuna, konumundan emsal verilerine kadar farklı veri setlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Özellikle çok sayıda bağımsız bölümün bulunduğu projelerde bu verilerin doğru, güncel ve sistematik biçimde yönetilmesi, bu değerlendirmelerin tutarlılığı açısından önem kazanıyor. Bu noktada dijital teknolojiler de değerleme uzmanlarının çalışma süreçlerini destekleyen araçlardan biri haline geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme de operasyonel süreçlerinde yapay zekâ destekli süreç yönetim teknolojisi SADES’ten yararlanıyor. Creative Solution tarafından geliştirilen SADES; belge yönetimi, veri doğrulama, analiz ve iş akışı gibi değerleme sürecinin farklı aşamalarının dijital ortamda daha sistematik biçimde yönetilmesini sağlıyor. Böylece uzmanların operasyonel iş yükünün azalması, bilgiye daha kolay erişebilmesi ve zamanlarını analiz ve değerlendirme çalışmalarına daha fazla ayırabilmesi hedefleniyor. ARGE’nin SADES kullanımında teknoloji, değerleme uzmanının kararının yerine geçen bir yapıdan ziyade uzmanlığı destekleyen bir araç olarak konumlanıyor. Sahadan ve belgelerden gelen verilerin sistematik biçimde işlenmesi, kontrol edilmesi ve izlenebilir bir yapı içerisinde yönetilmesi, özellikle veri hacminin yüksek olduğu değerleme çalışmalarında daha standart ve güvenilir bir çalışma modelinin oluşturulmasına katkı sağlıyor. Kentsel dönüşümün önümüzdeki dönemde de gayrimenkul sektörünün temel gündemlerinden biri olacağını belirten Onursal, “Dönüşümün hızlanması kadar sağlıklı ilerlemesi de önemli. Hak sahiplerinin karşılarındaki değerin nasıl oluştuğunu anlayabildiği, verilerin doğru yönetildiği ve uzmanlığın teknolojiyle desteklendiği bir yapı, anlaşmazlıkların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Biz de ARGE olarak SADES’i operasyonlarımızda kullanarak verinin daha sistematik yönetildiği, uzmanlarımızın analiz ve değerlendirmeye daha fazla odaklanabildiği bir çalışma yapısını destekliyoruz. Çünkü kentsel dönüşümde kalıcı uzlaşının temelinde yalnızca bir rakam üzerinde anlaşmak değil, o rakamın nasıl oluştuğuna güvenmek yatıyor.” ifadelerini kullandı. Creative Solution tarafından geliştirilen Sayısal Akıllı Değerleme Süreç Yönetim Sistemi (SADES), değerleme çalışmalarının farklı aşamalarını desteklemek amacıyla Değer, Vira, 360 ve Radar olmak üzere dört modülden oluşuyor. SADES Değer, yapay zekâ destekli değer tahminleme ve bölgesel veri analizleriyle değerleme uzmanlarına veri temelli referans çıktılar sunarken; SADES Vira, tapu, ruhsat ve imar gibi belgelerdeki bilgileri analiz ederek gerekli kontrol alanlarının daha hızlı ve sistematik biçimde belirlenmesine katkı sağlıyor. SADES 360, değerleme uzmanlarının akıllı telefonları aracılığıyla sahadaki taşınmazı dijital ortama aktararak 3 boyutlu dijital kat planı oluşturmasına ve saha verilerini standart bir yapıda kayıt altına almasına olanak tanıyor. SADES Radar ise raporları kontrol ederek eksik, tutarsız veya riskli alanların tespit edilmesine destek oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED’den Sanayi Büyümesine İlişkin Değerlendirme Haber

PLASFED’den Sanayi Büyümesine İlişkin Değerlendirme

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1 arttı. Ekonomik faaliyetler içinde sanayi yüzde 2,4 büyüme kaydederken, ilk çeyrekte yüzde 0,8 daralan sanayinin yeniden büyümeye dönmesi dikkat çekti. Büyüme verilerini değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sanayinin yeniden büyüme ivmesi kazanmasının Türkiye ekonomisinin üretim gücü açısından önemli olduğunu söyledi. Karadeniz, “Sanayi sektörünün yılın ilk çeyreğinde yaşadığı yüzde 0,8'lik daralmanın ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyümesi, üretim cephesinde yeniden hareketlenme başladığını göstermesi açısından umut verici. Ancak Türkiye'nin sürdürülebilir ve yüksek kaliteli bir büyüme patikasına girebilmesi için sanayideki bu toparlanmanın kalıcı hale gelmesi gerekiyor” dedi. “Sanayinin büyümesi tek başına yeterli değil” Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin ancak üretim ve sanayinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğine dikkat çeken Karadeniz, büyümenin niteliğinin de en az büyüme oranı kadar önemli olduğunu vurguladı. Karadeniz, “Sanayinin yüzde 2,4 büyümesi önemli ve değerli bir gelişme. Ancak sanayicimizin bugün karşı karşıya olduğu yüksek finansman maliyetleri, enerji ve hammadde giderleri, işçilik maliyetleri ve küresel rekabet baskısı devam ediyor. Bu koşullar altında elde edilen büyümeyi kalıcı hale getirmek için üretim maliyetlerini aşağı çekecek ve yatırımları destekleyecek politikaların güçlendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. “Plastik sektörü sanayi üretiminin temel taşı” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, inşaattan sağlığa kadar çok geniş bir üretim zincirine girdi sağladığını hatırlatan Karadeniz, sektörün Türkiye'nin sanayi ve ihracat kapasitesi açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. Plastiğin artık neredeyse tüm sektörlerde kullanılan, teknoloji ve inovasyon açısından da önemli bir üretim alanı olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “Plastik sanayisi, Türkiye'nin üretim ekosisteminin temel sektörlerinden biri. Dolayısıyla sanayideki toparlanmanın plastik sektörüne de güçlü biçimde yansımasını istiyoruz. Bunun için sektörümüzün yüksek oranda dışa bağımlı olduğu hammaddede, finansmanda ve enerji maliyetlerinde yaşanan sorunların çözülmesi gerekiyor. Üretim kapasitemizi koruyarak daha yüksek katma değerli ve rekabetçi bir yapıya geçmeliyiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Hırsız Almaz Kavunu” İçin Coğrafi İşaret Hazırlığı Haber

“Hırsız Almaz Kavunu” İçin Coğrafi İşaret Hazırlığı

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Konaklı Mahallesi’ni ziyaret ederek vatandaşlar ve üreticilerle bir araya geldi. Konaklı Mahalle Muhtarı Hasan Tosun ve NİLKOOP Başkanı Resul Tarman ile birlikte tarlaya giren Başkan Şadi Özdemir, “Hırsız Almaz Kavunu” olarak da bilinen kavunun hasadına katıldı. Hasat sırasında konuşan Başkan Şadi Özdemir, bölgenin kavun üretimindeki yerine dikkat çekerek, “Konaklı, Çaylı, Büyükbalıklı ve Karacaoba bölgeleri kavun üretiminde ciddi emek veren bölgeler. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre burada 3 bin 282 dönüm arazide kavun ekiliyor. Üreticinin desteklenmesi ve ürünlerinin daha değerli hale gelmesi için daha örgütlü olmak gerekiyor. O yüzden Konaklı’da bir kooperatif kurduk. Herkesin ürününü kooperatife verdiği, NİLKOOP ve diğer satış noktalarıyla anlaşmalar yapılan örgütlü bir yapı kurmamız lazım” dedi. GEÇMİŞ KUŞAKLARDAN AKTARILAN LEZZET Kavunun adının nereden geldiğini ve neden kıymetli olduğunu da anlatan Başkan Şadi Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu kavun çok kıymetli. Bunun bir adı da ‘Hırsız Almaz Kavunu’. Şekli çok güzel olmasa da çok lezzetli bir kavun. Bu da biraz geleneksel yetiştiricilik özelliklerinden geliyor; uzun yıllardır ata tohumu kullanılıyor. Eski kuşaklardan aktarıla aktarıla bugüne geliyor. Coğrafi işaret almak için hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bütün Nilüferli ve Bursalı hemşehrilerimize bu kavunu denemelerini tavsiye ederim.” Nilüfer Belediyesi’nin tarım politikalarına de değinen Başkan Şadi Özdemir, “Üreticinin üretimden vazgeçmeyerek ısrarla üretmesi lazım. Tarımı desteklemeye devam ediyoruz ve her zaman devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki tarımda sürdürülebilirliği sağlayamazsak bu toprakları koruyamayız. İnsanların burada geleceklerini görmesi lazım. Bu bölgede tarıma yatırım yapan genç girişimciler var. Bunun kazançlı olduğunu göstermemiz gerekiyor” diye konuştu. “TARIMI KORUMA MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK” Göreve geldikleri günden bu yana gençlerin, kadınların, dezavantajlı grupların ve tarımın kırmızı çizgileri olduğunu hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, “Buraları korumaya çalışıyoruz. Tarımı koruma mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz. ‘Nilüfer’in köylüsü Nilüfer’in efendisi olsun’ diye çalışıyoruz. Hemşehrilerimizi Nilüfer’in ürünlerini tüketmeye davet ediyorum” ifadelerini konuştu. NİLÜFER BOSTAN VE KANTİN NİLÜFER’DE SATILACAK Hasadı yapılan Hırsız Almaz Kavunu, NİLKOOP aracılığıyla Nilüfer Bostan ve Kantin Nilüfer satış noktalarında tüketiciyle buluşacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda Haber

Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda

Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri adaylık sürecinde, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'in ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında şehrin gastronomi vizyonu paylaşıldı. Toplantıda, UNESCO adaylığının yalnızca bir unvan hedefi olmadığı vurgulandı. Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını uluslararası ölçekte görünür kılacak, kültürel mirası ekonomik değere dönüştürecek stratejik bir kalkınma vizyonu olduğu ifade edildi. Trabzon'un tarih boyunca İpek Yolu'nun Karadeniz'e açılan kapısı olduğu belirtildi. Deniz, yayla, dağ ve orman kültürünün aynı sofrada buluştuğu kendine özgü mutfak yapısıyla dünyanın sayılı gastronomi miraslarından birini oluşturduğu ifade edildi. Hamsi kültürü, mısır temelli mutfak geleneği, fermente ürünler ve yayla süt ürünleriyle şekillenen Trabzon mutfağının özgün yapısı; coğrafi işaretli ürünleri, köklü işletmeleri ve yaşayan üretim kültürüyle birlikte değerlendirildi. Ayrıca Mehmet Akif Şen'in 'Gelenekten Geleceğe Trabzon Mutfağı (Kültürel Değerler ve Geleneksel Lezzetler)' adlı eserinin bu mirasın kayıt altına alınmasında önemli bir kaynak olduğu belirtildi. Toplantıda, Trabzon'un Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen 15 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğu ifade edildi. Bunlardan 9'unun gastronomi alanında bulunduğu aktarıldı. Akçaabat Köftesi, Trabzon Kuymağı, Vakfıkebir Ekmeği, Vakfıkebir Külek Peyniri, Tonya Tereyağı, Hamsiköy Sütlacı, Sürmene Pidesi, Arsin Foşa Fındığı ve Yomra Elması'nın yalnızca yöresel ürünler değil, aynı zamanda Trabzon'un kültürel hafızasını ve üretim gücünü temsil eden önemli ekonomik değerler olduğu aktarıldı. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Bu adaylık bir tanıtım kampanyası değil, Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını dünya kültür haritasına taşıyacak bir kültür diplomasisi hamlesidir. Hedefimiz yalnızca UNESCO unvanını almak değil; gastronomiyi turizmden tarıma, yerel üretimden kültürel mirasa kadar uzanan sürdürülebilir kalkınma modelinin merkezine yerleştirmektir. Trabzon'u yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, mutfağıyla da dünyanın tercih edilen destinasyonlarından biri haline getirmeyi amaçlıyoruz." dedi. Başkan Genç, adaylık sürecinin temel anlatısının "Trabzon Mutfağı Ömür Uzatır" olduğunu belirterek, bunun bilimsel verilerle desteklenen bir yaklaşım olduğunu ifade etti. TÜİK verilerine göre Trabzon'un, 80,3 yıllık doğuşta beklenen yaşam süresiyle Türkiye'nin en uzun yaşam beklentisine sahip ili olduğunu belirten Genç, Karadeniz beslenme kültürünün modern uzun ömür araştırmalarıyla örtüştüğünü ve Trabzon'un UNESCO ağına "Karadeniz Uzun Ömür Kodu" kavramını kazandırmayı hedeflediğini aktardı. Toplantıda Trabzon mutfağının bilimsel envanterinin hazırlanacağı açıklandı. Dijital gastronomi arşivinin oluşturulacağı, Trabzon Gastronomi Akademisi'nin kurulacağı, her yıl uluslararası Trabzon Gastronomi Festivali'nin düzenleneceği ve UNESCO Gastronomi Şehirleri arasında ortak projelerin geliştirileceği ifade edildi. UNESCO Gastronomi Şehri unvanının Trabzon'un uluslararası turizm rotalarındaki görünürlüğünü artıracağı vurgulandı. Gastronomi odaklı seyahatleri güçlendireceği ve yerli-yabancı ziyaretçi sayısına katkı sağlayacağı; bunun da konaklama, yeme-içme, tarım, yerel üretim, lojistik, perakende ve hizmet sektörlerinde ekonomik hareketliliği artıracağı ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.