Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tui̇k

Kapsül Haber Ajansı - Tui̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tui̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gayrimenkulde Kısa Vadeli Kazanç Yerini Değere Bırakıyor Haber

Gayrimenkulde Kısa Vadeli Kazanç Yerini Değere Bırakıyor

Ancak yükselen inşaat ve arsa maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve değişen kullanıcı beklentileri, konutun yatırım aracı olarak geleceğini yeniden tartışmaya açıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ipotekli konut satışlarının toplam satışlar içindeki payı son yıllarda yüzde 15’in altına gerilerken, bu durum yatırımcı tercihlerinde de bir dönüşüme işaret ediyor. Uzmanlara göre bugün konut piyasasında yalnızca kısa vadeli fiyat artışına odaklanan yaklaşımlar değil, bulunduğu lokasyonla, kullanım ömrüyle ve yaşam kalitesiyle uzun vadeli değer üreten projeler ön plana çıkıyor… Gayrimenkul sektöründeki bu dönüşüm, konut üretiminde planlama, nitelik ve sürdürülebilirlik başlıklarını daha görünür hale getirirken; SOA Holding, konutu yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım aracı olarak ele alan yaklaşımıyla sektörde ayrışan modeller arasında yer alıyor. YATIRIMCI DAVRANIŞI DEĞİŞİYOR, KONUTTA NİTELİK ÖNE ÇIKIYOR Gayrimenkul sektöründe yatırımcı davranışlarının değiştiğine dikkat çeken SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, konutun artık yalnızca alım-satım kazancı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. “Konut uzun yıllar boyunca Türkiye’de en güvenli yatırım araçlarından biri olarak görüldü. Ancak bugün geldiğimiz noktada, plansız üretim, artan maliyetler ve kısa vadeli kazanç beklentisi, konutun gerçek değerini gölgeleyebiliyor. Asıl güvenli yatırım; bulunduğu lokasyonla, kullanım ömrüyle, yaşam kalitesiyle ve sürdürülebilirliğiyle değerini koruyabilen projelerdir. Hızlı satılan değil, yıllar boyunca değerini koruyan yapılar üretmek gerekiyor. Bugün yatırımcılar da kullanıcılar da daha bilinçli. Konutun güvenli bir yatırım olup olmadığı sorusunun cevabı, nasıl ve ne amaçla üretildiğinde yatıyor” ifadelerinde bulundu. Uluslararası araştırmalar da bu dönüşümü destekliyor. Avrupa genelinde yapılan çalışmalara göre yatırımcıların yaklaşık yüzde 65’i, konut projelerinde artık yalnızca fiyat artışını değil, uzun vadeli kira getirisi, bakım maliyetleri ve yapının kullanım ömrünü de karar kriteri olarak değerlendiriyor. Türkiye’de de benzer bir eğilimin güçlendiğine işaret ediliyor.

Türk Ytong, Enerji Verimliliğinde Öncü Rolünü Sürdürüyor Haber

Türk Ytong, Enerji Verimliliğinde Öncü Rolünü Sürdürüyor

TÜİK verilerine göre nüfusun yüzde 31,3'ü, sızdıran çatı ve nemli duvarlar ile ilgili problemler yaşarken yüzde 30,2'si konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu ile karşı karşıya. Bu tablo hem ekonomiye hem de yaşam konforuna zarar veriyor. Türkiye’nin enerji maliyetlerini aşağı çekmesi için konutlarda etkili ısı yalıtımı yapılması gerekiyor. Türkiye’de 1 Nisan 2025 itibarıyla yürürlüğe giren “Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları Standardı” -TS 825:2024- enerji verimliliği yolculuğunda tarihi bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın öncülüğünde ve Türk Standartları Enstitüsü’nün (TSE) katkılarıyla hazırlanan standart, binalarda enerji kayıplarının azaltılmasına, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasına önemli katkı sağlayacak. Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fethi Hinginar yaptığı açıklamada “Türk Ytong olarak, ülkemizin dört bir yanında inşa edilen yapılara sunduğumuz düşük ısıl iletkenlik hesap değerine sahip gazbeton bloklarımız ve yüksek performanslı ısı yalıtım levhalarımız ile sektörün öncülerinden biri olmaktan gurur duyuyoruz” dedi. Binalarda ısı kayıplarının önemli bir bölümü dış duvarlardan kaynaklanıyor. Bu noktada yapı malzemelerinin niteliği kritik önem taşıyor. Ytong bloklar, duvar malzemesi olarak yüksek ısı yalıtımı sağlayarak TS 825 2024’ün getirdiği yeni standartlara uyumlu çözümler sunuyor. Multipor, sektörün düşük lambda değerlerine sahip ısı yalıtım ürünlerinden biri olarak, sergilediği üstün performans ile enerji kayıplarını en aza indiriyor. Türk Ytong bu ürünleri sayesinde, yalnızca yeni binalarda standartların karşılanmasını değil, aynı zamanda mevcut binaların iyileştirilmesinde de yüksek verimli çözümler sunuyor. Yeni TS 825:2024 standardı ile neler değişiyor? Yürürlüğe giren “Binalarda Isı Yalıtım Kuralları Standardı” ile binalarda enerji verimliliğinin önemli oranda iyileşmesi öngörülüyor. Türkiye’nin enerji ithalatına olan bağımlılığının azalması ve hane halkı bütçelerinde ciddi tasarruf sağlanması hedefleniyor. TS 825:2024 standardı ile başlıca öne çıkan değişiklikler; Isıtma enerjisi hesaplamalarının yanı sıra artık soğutma enerjisi hesaplamaları da zorunlu hale getirildi.Duvarların, döşemelerin, çatıların ve pencerelerin U değerleri düşürüldü.Derece gün bölgeleri 4’ten 6’ya çıkarıldı. Güneş ışınımı, ısı köprüleri, aylık hesaplama metodu, bina türüne göre hava değişim katsayısı, yaz-kış tasarım sıcaklığı, iç ortam bağıl nem ve ısı kazancı değerlerinde güncellemeler yapıldı. Bina türlerine göre ısıtma ve soğutmaya yönelik birim metrekaredeki yıllık enerji tüketim değerleri revize edildi. Ekonomiye ve sürdürülebilirliğe katkı sağlanacak Fethi Hinginar Türkiye’de toplam enerji tüketiminin yaklaşık üçte birinin binalardan kaynaklandığının altını çizerek yeni TS 825:2024 standardının hayata geçmesiyle daha az enerji harcayan, daha konforlu yaşam alanları oluşacağını söyledi. Bu sayede enerji ithalatının azalacağını vurgulayan Hinginar karbon salımının da düşerek net sıfır hedeflerine önemli katkı sağlanacağını paylaştı. Fethi Hinginar sözlerine şöyle devam etti: “Yeni standardın başarılı şekilde uygulanabilmesi için tüm paydaşlara sorumluluklar düşüyor. Üreticiler, uygulayıcılar, denetçiler ve bina sahipleri olarak hepimizin doğru malzeme seçimi, doğru uygulama ve bilinçlendirme konularında ortak hareket etmesi lazım. Türk Ytong olarak üyesi olduğumuz Türkiye Gazbeton Üreticileri Birliği TS825 hesaplamalarını yapabilen web tabanlı bir program da geliştirdi (https://tgubts825.com.tr/ ). Tüm paydaşlara açık olan bu dijital platform sayesinde, yeni standardın getirdiği karmaşık hesaplamalar hızlı, doğru ve erişilebilir şekilde yapılabiliyor. Mimarlar, mühendisler, denetim kurumları ve uygulamacılar için tasarım ve uygulama süreçleri kolaylaşıyor; doğru malzeme seçimi ve enerji verimliliği hedeflerine uyum güvence altına alınıyor.”

Ocak 2026’da Enflasyon Yüksek Gelirse Faiz İndirim Kararları Pas Geçilebilir Haber

Ocak 2026’da Enflasyon Yüksek Gelirse Faiz İndirim Kararları Pas Geçilebilir

İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, 2026 yılının ekonomik görünümünü değerlendirdi. Özdurak’a göre, faiz politikalarının tek başına enflasyonu kalıcı biçimde düşürme gücü zayıflarken, Türkiye ekonomisi düşük katma değerli büyüme ve fiyat yapışkanlığı sorunlarıyla karşı karşıya. Hizmet sektöründeki kontrolsüz artışlar, kur baskısı ve küresel sermaye koşulları enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, yeni yılın ekonomik görünümünü değerlendirdi. Doç. Dr. Özdurak’a göre, 2026’ya girerken asıl ihtiyaç, para politikasının ötesine geçen nitelikli bir ekonomik dönüşüm. “Kontrolsüz fiyat artışları enflasyonla mücadeleye darbe vuruyor” Enflasyonla mücadelede mevcut faiz politikasının etkisinin zayıfladığını belirten Doç. Dr. Caner Özdurak, şöyle devam etti: “Eğer 2026 yılında da enflasyonla mücadele sadece faiz kararları gibi para politikası araçlarıyla yürütülmeye devam ederse, enflasyonun yüzde 20'nin altına inmesi pek mümkün görünmüyor. Bu durum, ekonomi yönetiminin hedefine ulaşmasının zor olacağını gösteriyor. Burada, kalıcı bir başarı için ekonominin kurgusunun, sanayi politikalarının ve makro ekonomik stratejilerin değişmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Türkiye ekonomisinin giderek düşük katma değerli hizmet sektörüne yaslandığı dikkat çekiyor. Özellikle hizmet sektöründeki kontrolsüz fiyat artışları enflasyonda bir yapışkanlık yaratıyor ve mücadeleye darbe vuruyor. Konut ve eğitim harcamalarında da acil reform ihtiyacı bulunuyor. Bu olumsuz etkenlere rağmen, temkinli de olsa faiz indirimlerinin devam edebileceğini, ancak 2026 Ocak ayında beklenenin çok üzerinde bir enflasyon gelmesi durumunda indirim kararlarının pas geçilebileceğini öngörüyorum.” “Düşük nitelikli büyüme modeli kur istikrarını tehdit ediyor” Düşük nitelikli büyüme modelinin sürdürülebilir döviz girişi yaratma potansiyelini ve kur istikrarını tehdit ettiğini belirten Doç. Dr. Özdurak, “Yüksek enflasyonun devam etme beklentisi ve faiz indirimlerinin sürme ihtimali, reel faizin cazibesini azaltarak kur üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturuyor. Türkiye ekonomisinin 3. çeyrek büyüme verilerini yorumlarken en büyük sorunu şöyle açıklayabiliriz: Büyümenin lokomotiflerinin inşaat ve finans gibi düşük verimli, düşük katma değerli alanlar olması, kaynakların inovasyona değil, spekülatif kazançlara yönlendirildiğini gösteriyor. Bu yapı, topluma sadece ‘karnını doyurup barınabildiğine şükreden’ bir durumu empoze ediyor. Bu düşük nitelikli büyüme modeli, güçlü ve sürdürülebilir döviz girişi yaratma potansiyelini düşürüyor ve kur istikrarını tehdit ediyor” dedi. “Fed üyelerinin faiz beklentileri, küresel sermaye akışını etkiliyor” Doç. Dr. Özdurak, “ABD Merkez Bankası (Fed) üyelerinin faiz beklentileri (FOMC), küresel sermaye akışını etkiliyor” diyerek sözlerine şöyle sürdürdü: “FOMC beklentilerine göre, faiz indirim döngüsü yaklaşıyor olsa da ABD faizleri 2025 boyunca yüksek kalacaktır (2025 medyan beklenti yüzde 3.6). Bu durum, küresel sermayenin ABD gibi güvenli limanlara akışını sürdüreceği anlamına gelir ki, bu da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı baskısını korur. Orta vadede faizlerin yüzde 3 civarındaki nötr seviyeye inmesi beklenirken, bu durum küresel likiditeyi artırsa bile, yabancı yatırımcının Türkiye'ye gelmesi büyük ölçüde ülkenin kendi iç dinamiklerine ve makroekonomik stratejisine bağlı olacaktır.” “2026'dan beklenti nitelikli bir mücadelenin başlatılması” 2026'dan temel beklentinin mevcut duruma karşı nitelikli bir mücadelenin başlatılması olduğunu belirten Doç. Dr. Özdurak, “Öte yandan, TÜİK’in Ocak 2026’dan itibaren AB standartlarına uyum amacıyla yapacağı metodolojik değişiklikler (Ulusal Hesaplar verisiyle ağırlık yapısının belirlenmesi gibi) teknik olarak uluslararası uyumu sağlasa da Türkiye'deki gelir dağılımı bozukluğu ve konut/kira gibi temel ihtiyaçlardaki fahiş artışlar nedeniyle hissedilen enflasyon ile resmi enflasyon arasındaki makası açabilir ve veriye olan güveni azaltabilir. Sonuç olarak, Türkiye ekonomisinin temel sorunu, sadece para politikasıyla çözülemeyecek kadar derin olan, katma değeri düşük bir büyüme modeli ve enflasyondaki yapısal yapışkanlıktır. 2026'dan temel beklenti, bu duruma karşı nitelikli bir mücadelenin başlatılmasıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

İnşaat Sektöründe Kasım Ayı Durgun Geçti Haber

İnşaat Sektöründe Kasım Ayı Durgun Geçti

Tüm endeksler yılın büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra son aylarda eşik değere doğru sınırlı bir toparlanma göstermiştir.​ Rapor, inşaat sektörünün kasım ayında önceki yılın aynı dönemine kı yasla daha olumlu bir noktaya geldiğini ancak iyileşmenin düşük oranlı ve kırılgan bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye'de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir. Hazır Beton Endeksi 2025 Ekim Ayı Raporu'na göre, tüm endeksler yılın büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra son aylarda eşik değere doğru sınırlı bir toparlanma göstermiştir. Kasım ayında endeks değerleri, bir önceki aya göre çok belirgin bir değişim göstermemiş, sevi yeler birbirine oldukça yakın gerçekleşmiştir. Güven Endeksi, yıl içinde gösterdiği düşük seviyelerden toparlanmış olsa bile hâlâ diğer alt endekslerin gerisinde kalmıştır. Faaliyet Endeksi yaz aylarında belirgin bir yükseliş kaydettikten sonra son aylarda eşik değerin hemen altında dengelenmiş durumdadır. Beklenti Endeksi ise yıl boyunca görece daha istikrarlı seyretmiş, son aylarda sınırlı bir artışla eşik değere yakınlaşmıştır. Tüm bunlara bakıldığında Hazır Beton Endeksi, alt endekslerdeki bu sınırlı toparlanmaya paralel olarak yataya yakın bir görünüm sergilemiş, kritik eşik seviyesine yaklaşmış ancak üzerine çıkamamıştır. Geride bıraktığımız kasım ayında Güven Endeksi hariç endekslerin tamamı, bir önceki aya kıyasla sınırlı da olsa artış göstermiştir, Faaliyet Endeksi yüzde 0,6 ile en güçlü artışı kaydederken, Hazır Beton Endeksi ile Beklenti Endeksi yüzde 0,3 oranında yü kselmiştir. Güven Endeksi ise diğerlerinden ayrışarak yüzde 0,1 oranında gerilemiş ve tek negatif endeks olmuştur. Tüm endekslerin hareketi, aktivitede ve beklentilerde temkinli bir iyileşmeye işaret ederken, özellikle Güven Endeksi'nde hafif bozulma sektörün temkinli duruşunun sürdüğünü göstermektedir. Bu tablo, inşaat sektörünün kasım ayında önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha olumlu bir noktaya geldiğini ancak iyileşmenin düşük oranlı ve kırılgan bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "Hazır Beton Endeksi, alt endekslerdeki bu sınırlı toparlanmaya paralel olarak yataya yakın bir görünüm sergilemiş, kritik eşik seviyesine yaklaşmış ancak üzerine çıkamamıştır. Rapor inşaat sektörünün kasım ayında önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha olumlu bir noktaya geldiğini anc ak iyileşmenin düşük oranlı ve kırılgan bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır." dedi. Ekonomik gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık, "TÜİK tarafından verilen kasım ayı Güven Endeksi sonuçları inşaat sektörüne ilişkin önemli ipuçları içermektedir. Kasım 2025'te inşaat sektörü Güven Endeksi 84,9'a yükselmiş olmakla birlikte hâlâ negatif sınırın altında kalarak görece zayıf bir güven seviyesine işaret etmektedir. Aynı ayda ekonomik Güven Endeksi 99,5'e, hizmet sektörü 111,8'e ve perakende ticaret sektörü 114,2'ye ulaşarak inşaata kıyasla çok daha yüksek güven düzeyleri sergilemiştir. Tüm sektör paydaşları içerisinde en düşük güven seviyesine sahip olan sektör inşaattır. Konut satış rakamları da bu durumu teyit etmektedir. TÜİK'in Konut Satış İstatistikleri bültenine göre Türkiye'de ekim 2025'te 164 bin 306 konut satılmıştır ve b u rakam 2025 yılının en yüksek aylık satışına işaret etmektedir. Kasım ayında konut satışlarının 141 bin 100 adetle geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 gerilemesi, satış ivmesinin yavaşladığını göstermektedir. Yıllık bazda bu hafif gerileme, hâlâ yüksek faiz haddi ve artan maliyetler nedeniyle talebin bir miktar baskılandığını, bundan sonraki dönemde satışların kredi koşulları ve gelir beklentilerindeki değişime duyarlı olacağını işaret etmektedir." dedi.

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

TÜİK Açıkladı: Sektörde En Büyük Enerji Faturası Yüzde 57 Pay ile Elektriğin. Haber

TÜİK Açıkladı: Sektörde En Büyük Enerji Faturası Yüzde 57 Pay ile Elektriğin.

TÜİK'in 13 bin 455 girişime uyguladığı web görüşmesi yöntemiyle derlediği verilere göre, sektörün enerji haritasında liderlik "toptan ve perakende ticaret; motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı" sektörüne ait. Ticaret Lider, Kamu Yönetimi İkinci Sırada Araştırma sonuçlarına göre, alt sektörler bazında enerji tüketiminde en büyük pay şu şekilde sıralandı: Toptan ve Perakende Ticaret: %28,9 Kamu Yönetimi ve Savunma; Zorunlu Sosyal Güvenlik: %22,0 Konaklama ve Yiyecek Hizmeti Faaliyetleri: %15,0 Tüketimin Yarısından Fazlası Elektrikten Hizmet - Ticaret sektörünün toplam enerji tüketiminde kaynak dağılımı incelendiğinde, elektrik açık ara önde yer aldı. 286 bin 867 terajul ile elektrik, %57,2 ile en çok tüketilen kaynak oldu. Elektriği sırasıyla %33,8 ile doğal gaz ve %4,7 ile petrol ürünleri takip etti. Özellikle en çok enerji tüketen "toptan ve perakende ticaret" sektöründe ise elektriğin baskınlığı dikkat çekti. Bu sektördeki enerji tüketiminin %75,7'si elektrikten oluştu. Veri Merkezlerinin Elektrik Tüketimi Belli Oldu TÜİK, ikinci kez yayımlanan bu bültenle ilk kez kamu sektörü detaylarının yanı sıra veri merkezlerinin enerji tüketimi bilgilerini de paylaştı.Araştırma sonuçlarına göre, veri merkezlerinde 2024 yılında tüketilen toplam elektrik miktarı 645 GWh (Gigavat Saat) olarak kayıtlara geçti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Niloya’nın Yeni Bölümleri 4 Ayda “20 Milyon Kez” Görüntülendi Haber

Niloya’nın Yeni Bölümleri 4 Ayda “20 Milyon Kez” Görüntülendi

Dizi ve film ihracatındaki başarısıyla adından söz ettiren Türkiye, animasyon pazarında da önemli bir oyuncu haline geliyor. Precedence Research tarafından yayınlanan "Animation Market" (Animasyon Pazarı) başlıklı çalışmaya göre küresel animasyon pazarı 2024 yılında yaklaşık 436 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşırken sektörün 2034’e kadar 895 milyar doları aşması bekleniyor. Sektör, Türkiye’de özellikle çocuklar arasında en çok tüketilen medya içeriği türü olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki animasyon filmlerin toplam izleyici sayısı içindeki payı 2017'de yüzde 8 iken, 2023'te yüzde 32'ye yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2024 verileri, bu büyümeye paralel bir tablo çiziyor: Türkiye'deki çocukların yüzde 97,4'ü düzenli olarak internet kullanıyor ve yüzde 96,3'ü en çok YouTube'da video izlemeyi tercih ediyor. Bu durum, yerli animasyon yapımlarının dijital platformlarda milyonlarca izleyiciye ulaşmasına zemin hazırlıyor. Bu kapsamda Türkiye'nin sevilen çizgi film kahramanı Niloya da, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ndan itibaren yayımlanan yeni bölümleriyle önemli bir başarı elde etti. Sadece dört ay gibi kısa bir sürede 20 milyonu aşan görüntülenme sayısına ulaştı. Senaryosu psikologlar ve pedagogların görüşleri doğrultusunda hazırlanan Niloya ve arkadaşlarının TRT Çocuk ekranlarındaki ve 6 milyonu aşkın abonesi bulunan YouTube kanalındaki maceraları, çocukların izleme alışkanlıkları üzerine önemli veriler sağlıyor. Çizgi Filmi En Çok Televizyondan İzliyoruz Minik dostlarını her zaman mutlu etmeyi başaran Niloya ve arkadaşları, bu sevgilerini t üm dünyaya yayıyor. Çizgi kahraman, 6,3 milyar görüntülenme ve 625 milyon saatlik izlenmeye ulaşan YouTube'daki Türkçe kanalının yanı sıra İngilizce, İtalyanca, Portekizce, Arapça ve İspanyolca başta olmak üzere toplam 13 farklı dildeki kanalıyla da sevgi ve eğlencenin sınırlarını aşıyor. Niloya’nın YouTube kanalı istatistiklerine göre, çocuklar çizgi filmleri en çok akıllı televizyonlardan (%75) izliyor. İkinci sırada yüzde 20 ile cep telefonu yer alırken, yüzde 3'lük oranla tablet üçüncü sırada bulunuyor. Niloya'yı Türkiye'de en çok izleyen illerin başında İstanbul gelirken, onu sırasıyla Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Samsun, Gaziantep ve Diyarbakır takip ediyor. Türkiye’den sonra Almanya, Azerbaycan, Hollanda, Fransa, Avusturya’da izlenen çizgi kahraman uluslararası arenada da önemli bir yer edinirken ve Türkiye'nin kültürel ihracatına büyük katkı sağlıyor. C insiyet dağılımında ise kadınların (%56) izlenme oranının, erkeklere (%44) göre yüksek olduğu gözlemleniyor. Müzikalleri, gösterileri ile bugüne kadar kilometrelerce yol kat ederek 72 ilde yaklaşık 1,2 milyon minik dostuyla buluşan çizgi kahraman, yerel değerleri ve kültürü bir eğlenceli ve öğretici bir şekilde aktarıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Temmuz Ayı Enflasyon Oranı Açıklandı. İşte O Veriler! Haber

Temmuz Ayı Enflasyon Oranı Açıklandı. İşte O Veriler!

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %33,52 arttı, aylık %2,06 arttı. TÜFE'deki (2003=100) değişim 2025 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre %2,06 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %19,08 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %33,52 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %41,13 artış olarak gerçekleşti. TÜFE yıllık değişim oranları (%), Temmuz 2025 TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık %27,95 arttı. En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %27,95 artış, ulaştırmada %26,57 artış ve konutta %62,01 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların yıllık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde %6,94, ulaştırmada %4,35 ve konutta %9,03 oldu. TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık %0,07 arttı En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %0,07 artış, ulaştırmada %2,89 artış ve konutta %5,78 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde %0,02, ulaştırmada %0,45 ve konutta %0,95 oldu. Endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5'li Düzey) 2025 yılı Temmuz ayı itibarıyla, 18 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 5 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 120 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti. Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık %33,77 arttı, aylık %1,82 arttı İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2025 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre %1,82 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %19,40 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %33,77 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %40,51 artış olarak gerçekleşti.

Türkiye Turizmde Rekor Gelir ve Yükselen Kişi Başı Harcamayla Öne Çıkıyor Haber

Türkiye Turizmde Rekor Gelir ve Yükselen Kişi Başı Harcamayla Öne Çıkıyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'nin turizm geliri yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5.6 artarak 9 milyar 451 milyon 244 bin dolar oldu. Türkiye’nin bu ilk çeyrek geliri, bugüne kadarki en yüksek ilk çeyrek geliri olarak da kayıtlara geçti. ‘Türkiye’nin güçlü konumu pekişti’ Barceló Hotel Group Türkiye Genel Müdürü Hasan Ekmen, Türkiye’nin 2024 yılında 52.6 milyon turist ve 61.1 milyar doları aşan turizm geliriyle tarihi bir rekora ulaştığını hatırlatırken, Türkiye’nin uluslararası arenada güçlü bir destinasyon olarak konumunu pekiştirdiğini vurguladı. Ekmen ‘’ Türkiye güçlü destinasyon çeşitliliğinin yanı sıra tarihi, kültürel varlıkları, turizmdeki konaklama altyapısı ve hizmet kalitesi açısından rekabet avantajı oldukça güçlü bir ülke. 2025 hedeflerine ulaşmak için bu avantajı stratejik şekilde kullanmalıyız” yorumunda bulundu. Türkiye’nin yabancı turist kaynaklı kişi başı gecelik geliri artırma hedefine de dikkat çeken Ekmen, 2017'de 75 dolar olan bu gelirin 2024'te 108 dolara çıktığını hatırlattı. Hasan Ekmen, “Veriler gösteriyor ki, bu sene ise ilk çeyrekte 116 dolara çıkmış. Bunun turizm gelirine oldukça olumlu yansıyacağından şüphemiz yok” dedi. ‘Bizim için referans ülke’ Deneyim odaklı turizm, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve kişiselleştirilmiş hizmetlerin yeni dönemde seyahat endüstrisinde dikkat çekeceğini belirten Hasan Ekmen “Dijitali iyi kullanan, yerel değerlerle entegre ve otantik deneyim sunan markalar öne çıkacak. Türkiye’nin geleneksel misafirperverliği, bu kişiselleştirme trendine entegre olduğu için büyük bir rekabet avantajı doğurabilir” dedi. Barceló Hotel Group’un Türkiye’ye duyduğu büyük güvenle yatırımlarına devam ettiğini aktaran Hasan Ekmen, “Grup olarak Türkiye’ye olan inancımız çok yüksek. Diğer yandan, global yol haritamızda Türkiye sadece bir destinasyon değil, aynı zamanda referans bir ülke konumunda. Yeni yatırımlar için Akdeniz, Ege, Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri radarımızda. Grup olarak kararlarımızda destinasyona olan inancımız ile hareket ediyoruz. Gittiğimiz destinasyonu tanıtmak gibi bir misyonumuz var. Misafirlerimiz de bunun bilincinde olduğu için markalarımızın olduğu destinasyonları göz önünde bulundurarak tercihlerini yapıyorlar. Yerli ve yabancı turistin deneyime verdiği değer göz önüne alındığında, bu yaklaşımın Türkiye gibi eşsiz bir ülkede hem markaya hem bölgeye değer katacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.