Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tüketici

Kapsül Haber Ajansı - Tüketici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüketici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milyar Dolarlık K-Beauty Pazarı Büyüyor Haber

Milyar Dolarlık K-Beauty Pazarı Büyüyor

Küresel güzellik endüstrisi son yılların en güçlü dönüşümlerinden birini Kore kozmetiği ile yaşıyor. Bir dönem trend olarak konumlanan K-Beauty, bugün milyar dolarlık hacmi, güçlü ihracat performansı ve yüksek Ar-Ge odaklı üretim yapısıyla kalıcı bir pazar dinamiğine dönüşmüş durumda. İçerik inovasyonu, çok adımlı bakım yaklaşımı ve “erişilebilir lüks” modeliyle öne çıkan bu yapı, yalnızca tüketici tercihlerini değil, perakende stratejilerini de yeniden şekillendiriyor. Uluslararası araştırmalar, K-Beauty pazarının önümüzdeki yıllarda istikrarlı büyümesini sürdüreceğini ortaya koyarken; bu dönüşümün Türkiye gibi gelişen pazarlarda daha hızlı karşılık bulduğu görülüyor. Türkiye’de Talep Derinleşiyor, Perakende Yeniden Şekilleniyor Türkiye’de K-Beauty kategorisine olan ilgi yalnızca artmakla kalmıyor, aynı zamanda daha bilinçli ve seçici bir tüketim davranışına evriliyor. İçerik odaklı ürün tercihleri, cilt bariyerine yönelik bakım anlayışı ve uzun vadeli etki beklentisi, pazardaki büyümeyi destekleyen temel dinamikler arasında yer alıyor. Kore kozmetiğinin Türkiye’deki gelişimini değerlendiren Merumy CEO’su Mehmet Onur Solak, bu dönüşümü şu sözlerle yorumluyor: “K-Beauty bugün artık bir trend değil, kendi dinamikleri olan kalıcı bir kategori. Tüketici tarafında ciddi bir bilinçlenme var; kullanıcılar ürünün yalnızca ne vaat ettiğine değil, içeriğine, formülasyonuna ve uzun vadeli etkisine bakıyor. Bu da pazarı yüzeysel bir ilgi alanından çıkarıp daha derin ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyor.” Kürasyon ve Güven, Yeni Dönemin Belirleyicisi Artan talep ile birlikte pazara giren ürün ve marka sayısı hızla artarken, tüketicinin doğru ürüne güvenilir kanallar üzerinden ulaşma ihtiyacı da aynı ölçüde önem kazanıyor. Bu noktada kürasyon ve doğrudan tedarik modeli, sektörün en kritik başlıkları arasında öne çıkıyor. Merumy CEO’su Mehmet Onur Solak, bu değişime ilişkin şunları ekliyor: “Kore kozmetiğinde en kritik konu güven. Ürünün orijinalliği, doğru koşullarda tedarik edilmesi ve doğru şekilde sunulması gerekiyor. Biz Merumy olarak yalnızca ürün getiren bir yapı değil, aynı zamanda seçen, doğrulayan ve tüketiciye güvenli bir deneyim sunan bir platform kurmaya odaklanıyoruz.” Merumy, Türkiye’de K-Beauty’nin Referans Noktalarından Biri Kore’nin önde gelen kozmetik ve yaşam markalarını Türkiye’de tüketicilerle buluşturan Merumy, bu büyüyen kategorinin yerel pazardaki temsilcilerinden biri olarak konumlanıyor. Ürünlerini doğrudan Kore’deki iş ortaklarından temin eden marka, şeffaflık ve orijinallik odağında ilerliyor. İstanbul’da Meydan AVM ve Mall of İstanbul’da yer alan mağazalarıyla faaliyet gösteren Merumy, K-Beauty kategorisine yönelik artan tüketici ilgisini sahada birebir gözlemleyen perakende oyuncularından biri. Marka, her iki lokasyonda da yoğun ilgiyle karşılanırken, kategoriye olan talebin istikrarlı şekilde büyüdüğünü ortaya koyuyor. Merumy, K-Beauty kategorisinin Türkiye’deki gelişiminde talep yaratan oyunculardan biri olarak öne çıkarken, mevcutta iki mağazasıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Artan ilgi doğrultusunda yeni mağaza yatırımları ve farklı lokasyonlardan gelen talepler değerlendirilmeye devam ediliyor. Ürün portföyünü hızlı bir şekilde genişleten marka, bugün yaklaşık 1100 farklı ürüne ulaşırken, kısa vadede bu sayının 2.000’e çıkarılması hedefleniyor. İlk dört ayda marka çeşitliliğini 33’e yükselten Merumy, K-Beauty kategorisinde Türkiye’de öncü bir konumda ilerliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AVM Metrekare Verimlilik Endeksi, Nominal Olarak Yüzde 22,8 Arttı Haber

AVM Metrekare Verimlilik Endeksi, Nominal Olarak Yüzde 22,8 Arttı

AVM’lerde ciro nominal olarak artmaya devam etse de enflasyonun gerisinde kalan performans ve zayıflayan ziyaretçi trafiği sektörde reel daralmaya işaret ediyor. AYD ve Akademetre Research iş birliğiyle hazırlanan AVM Endeksi’nin Şubat 2026 sonuçlarına göre metrekare verimlilik endeksi, geçen yılın aynı ayına kıyasla nominal olarak yüzde 22,8 artarak 3.965 puan olarak kaydedildi. Son aylarda gözlenen dalgalı seyir, AVM performansında istikrarlı bir toparlanma olmadığını göstermektedir. Şubat 2026’da yıllık enflasyon oranının yüzde 31,53 olduğu dikkate alındığında, metrekare başına ciro artışının enflasyonun altında gerçekleştiği görülüyor. Endeksi yorumlayan Ekonomist Fatih Keresteci, şu noktalara dikkat çekti: “AVM ciro endeksi 2026 yılı şubat ayında, geçen yılın aynı dönemine göre nominal olarak %22,8 büyüdü. Ocak’ta oldukça güçlü bir performans kaydeden endeks ne yazık ki Şubat’ta enflasyondan arındırılmış seriye göre belirgin derecede ivme kaybetti: Manşet olarak, geçen yılın aynı ayına göre reel olarak %6,6’lık bir daralma var. Bununla birlikte, şubat ayı rakamlarını değerlendirirken iki hususa dikkat etmekte yarar olacaktır. İlk olarak, Ramazan etkisi zira ülkemizde Ramazan dönemi tüketim alışkanlıklarını ve tüketici davranışlarını dramatik bir şekilde etkileyebiliyor. İkincisi, satın alma gücündeki erimenin öngörülenden çok daha hızlı yaşanması. Şöyle ki, asgari ücret özelinden ilerlersek, 2025 yılında asgari ücret artış oranı %30 olurken 2025 yılı ortalama TÜFE enflasyonu %34,9 olmuştu. 2026 yılına girilirken asgari ücret %27 artırılırken daha ilk iki ayda enflasyon %8 artış kaydetti. Bu istatistikler bize açık bir şekilde satın alma gücündeki erozyonu yansıtıyor. Zaten, hane halkı enflasyon beklentileri de bu durumu açık bir şekilde gösteriyor. Ramazan etkisi ve “cüzdandaki daralma üzerinden kategori bazlı harcamalara bakınca şaşırtıcı olmayan sonuçlarla karşılaşıyoruz: Hipermarket %27,5; yiyecek-içecek ise %26,5 ile genel ortalamanın bir tık üzerinde artarak Ramazan etkisini yansıtıyor olsa da satın alma gücündeki zayıflık nedeniyle bu kategorilerdeki artış hayal ettiğimiz seviyelerin altında kalıyor. Kişisel bakım-kozmetik kategorisindeki %44,5’lik etkileyici büyüme performansı, açık şekilde, pazarlama literatüründeki “lipstick etkisini” yansıtıyor. Bu ifade, durgunluk veya ekonomik belirsizliklerin hakim olduğu dönemlerde tüketicilerin lüks araç, pahalı tatil veya mücevher gibi büyük harcamalardan kaçınmalarını, bunun yerine kendilerini iyi hissettirecek küçük ve uygun fiyatlı lüks ürünlere (örneğin kaliteli bir ruj) yönelmelerini tasvir eder. Başka bir ifade ile ekonomik belirsizlik dönemlerinde insanlar, büyük hayallerini ertelemek zorunda kaldıklarında yaşadıkları moral bozukluğunu, ulaşılabilir küçük lükslerle telafi etmeyi denerler. Bizce elektronik ürünler de artık aynı rolü üstlenmeye başladı. Henüz oturmamış bir tabir olsa da “teknolojik eskapizm” insanların gerçek dünyadaki ekonomik ve sosyal sıkıntılardan kaçmak için teknolojiye yatırım yapmasını anlatır ve nesnenin kendisinden ziyade yarattığı dijital imaja odaklanmasını resmeder. Son dönemde sıkça olduğu üzere teknoloji kategorisi %42,6 ile hem ortalamanın çok üzerinde hem de reel artış kaydederek ön plana çıkmış. Cüzdan büyümüyorsa, bir kategoriye harcanan gelir, başka bir kategoriden vazgeçilmesi anlamını taşır. Buna bir de Ramazan etkisini dahil edersek eğlence ve hobi kategorisi Şubat’ta %16,2 düşüş kaydetmiş. Ayakkabı segmentindeki yapısal problemi uzun süredir dile getiriyoruz ancak Şubat’taki nominal %13,3’lük daralma oldukça çarpıcı... Giyim kategorisinde ise %18,2’lik cılız bir artış var ki, bu da feragat edilen alanlardan birisi olarak ön plana çıkıyor. Ziyaretçi sayısına bakınca geçen yıla göre bir değişim olmamakla birlikte ocak ayına göre keskin bir daralma var. Ramazan etkisi, kış etkisi, okulların ara tatili gibi unsurların burada etkili olduğunu düşünüyoruz, ki şubat ayları mevsimsel olarak AVM müşteri sayısı açısından en zayıf performansa sahne olur.” Şubat 2026 döneminde metrekare verimlilik endeksi, Ocak 2026 dönemi ile karşılaştırıldığında ve enflasyondan arındırılmadan incelendiğinde yüzde 15,0 oranında azalış göstererek 3.965 puana gerilemiştir. Şubat ayında gözlenen daralma, özellikle yılın ilk ayına kıyasla tüketici harcamalarında görülen mevsimsel yavaşlamaya işaret ederken, enflasyonun üzerinde kalamayan ciro artışı, perakende sektöründe reel büyüme gerçekleşmediğini göstermektedir. Metrekare Başına Ciroda İstanbul Yine Öne Çıktı Şubat ayında kiralanabilir metrekare başına düşen ciro, İstanbul’da 17.737 TL, Anadolu’da 13.365 TL, Türkiye genelinde ise 15.114 TL olarak gerçekleşti. Metrekare Verimliliğinde En Yüksek Artış “Kişisel Bakım ve Kozmetik” Kategorisinde… Şubat ayında kategoriler bazında metrekare verimliliğinde en yüksek artışın “Kişisel Bakım ve Kozmetik” kategorisinde yaşandığı görüldü. “Kişisel Bakım ve Kozmetik” kategorisi metrekare verimliliği geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre enflasyondan arındırılmadan yüzde 44,5 oranında artış kaydetti. Geçtiğimiz yılın şubat ayı ile karşılaştırıldığında AVM’lerdeki “Teknoloji” kategorisinde yüzde 42,6, “Hipermarket” kategorisinde yüzde 27,5, “Yiyecek İçecek” kategorisinde yüzde 26,5, “Diğer” kategorisinde yüzde 25,6, “Giyim” kategorisinde yüzde 18,2’lik artış görülürken “Ayakkabı” kategorisinde yüzde 13,3 ve “Eğlence Hobi” kategorisinde yüzde 16,2’lik bir düşüş yaşandığı görülmektedir. Şubat 2026 döneminde kategoriler bazında metrekare verimlilik endeksi, Ocak 2026 dönemi ile karşılaştırıldığında ve enflasyondan arındırılmadan incelendiğinde; “Teknoloji” kategorisinde yüzde 7,8 ve “Kişisel Bakım ve Kozmetik” kategorisinde gerçekleşen yüzde 5,7’lik artış dışında kalan tüm kategorilerde düşüş görülmektedir. “Hipermarket” kategorisinde yüzde 7,2, “Diğer” kategorisinde yüzde 9,8, “Yiyecek İçecek” kategorisinde yüzde 19,3, “Giyim” kategorisinde yüzde 21,5, “Ayakkabı” kategorisinde yüzde 27,6 ve “Eğlence Hobi” kategorisinde yüzde 48,0 oranında düşüş yaşandığı gözlenmektedir Ziyaretçi Sayısında Sınırlı Artış Şubat 2026 verileri bir önceki yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında ziyaret sayısı endeksinde değişim görülmemiştir. Ziyaretçi sayısında ciddi artış görülmemesine rağmen ciro tarafındaki yükseliş, tüketici başına harcamanın arttığına işaret etmektedir. Ocak 2026’a göre ise ziyaretçi sayısında yüzde 19,0 oranında düşüş kaydedildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüketicilerin %74ü Alışveriş Yolculuğunda Yapay Zekadan Yararlanıyor Haber

Tüketicilerin %74ü Alışveriş Yolculuğunda Yapay Zekadan Yararlanıyor

NIQ ve Kearney analizine göre, yapay zekânın inovasyonu ve ürün keşfini yeniden şekillendirmesiyle birlikte, bu alana yatırım yapan markalar pay kazanıyor. Tüketici zekâsı alanında global lider NielsenIQ, “Büyümenin Yeni Sınırları” başlıklı araştırmasını yayınladı. Kearney iş birliğiyle hazırlanan çalışma, yapay zekânın hızlı tüketim ürünleri sektöründe markaların inovasyon ve faaliyet stratejilerini köklü şekilde dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu dönüşüm; inovasyon, ürün keşfi ve tüketicinin satın alma yolculuğu üzerinde derin etkiler yaratıyor. NIQ İletişimden Sorumlu Üst Düzey Yöneticisi ve Global Pazarlama Lideri Marta Cyhan-Bowles, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylüyor: “Hızlı tüketim ürünleri sektöründe daha fazla veri, daha yüksek doğruluk, daha hızlı etkinin gündemde olduğu bir dönemdeyiz. Büyük markaların bugüne kadar büyüme için kullandıkları ve kaldıraç etkisi yaratan birleşme ve satın almaların artık eskisi kadar etkili olmadığını görmekteyiz. Bu stratejiler, sürdürülebilir ve uzun vadeli büyüme için tek başına yeterli değil. Stratejik değer yaratımı artık geçmiş ölçek avantajlarından ziyade, yapay zekâ ile güçlenen tüketici odaklı inovasyon kabiliyeti ve markaların akıllı platformlarda görünürlüklerini yönetme becerisine dayanıyor. Yapay zekâ destekli hız ile derin tüketici anlayışını, akıllı sistem yetkinliğini ve sürekli ölçümlemeyi bir araya getiren kuruluşlar başarıya ulaşmakta avantaj sağlayacaktır.” Yapay Zekâ Sektörde Tüm Firmalara Farklı Fırsatlar Sunuyor… Yapay zekâ; konsept testinden formül optimizasyonuna, yaratıcı içerik üretiminden senaryo modellemeye kadar geçmişte yüksek yatırım gerektiren yetkinlikleri erişilebilir hale getiriyor. Yükselişteki markalar, bu araçları kullanarak hızlı hareket etme, dijital liderlik ve güncel tüketici trendlerine odaklanma gibi güçlü yönlerini daha da pekiştiriyor. NielsenIQ verileri; özellikle evcil hayvan bakımı, kişisel bakım, sağlık ve iyi yaşam gibi, yapay zekâ destekli inovasyon ve keşfin hız kazandığı kategorilerde yeni markaların öne çıktığını gösteriyor. Aynı zamanda tüketici davranışlarında da hızlı bir değişim yaşanıyor. NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü ve Doğu Avrupa, Orta Doğu, Afrika & Hindistan E-Ticaret Bölge Başkan Yardımcısı Didem Şekerel Erdoğan NielsenIQ’nun araştırmasına göre aşağıda öne çıkan bulguları paylaştı: Tüketicilerin %74’ü alışveriş yolculuğunda yapay zekâdan yararlanıyor, %54’ü araştırma süreçlerinde yapay zekâ kullanıyor ve %20’si doğrudan alışveriş için yapay zekâdan faydalanıyor. Yapay zekâ araçlarının araştırma ve satın alma kararlarında artan rolüyle birlikte, keşfedilebilirlik en az dağıtım kadar kritik hale geliyor. Agentic Commerce, Ürün Keşfini Yeniden Şekillendiriyor… Yapılan çalışmalar, “agentic commerce” olarak tanımlanan yeni bir döneme de dikkat çekiyor. Bu modelde; perakende platformları ve büyük dil modeli (LLM) tabanlı ortamlar, seçenekleri filtreleyen, öneriler sunan ve satın alma kararlarını etkileyen yapay zekâ sistemleriyle çalışıyor. Yapay zekâ asistanları; perakendeci web siteleri, arama motorları ve alışveriş platformlarına giderek daha fazla entegre olurken, ürünlerin sıralamasını ve öne çıkarılmasını da etkiliyor. Bu yeni düzende, görünürlüğü belirleyen temel unsurlar arasında yapılandırılmış ürün verileri, bağlamsal uyum, kullanıcı yorumları ve güven sinyalleri yer alıyor. Kearney Ortağı Katherine Black’a göre yapay zekâ sistemlerinin önceliği “netlik” ve “içeriklerin alakalı olmasına” yöneliktir. Black, “Yapılandırılmış veriler, net ihtiyaç tanımları ve güvenilir sinyallerden faydalanarak ürünlerini yapay zekâya ‘okunabilir’ hale getiren markalar, bu yeni ekosistemde daha görünür hale geliyor.” diye ifade etti. Yapay Zekâ Hızlı Tüketim Ürünleri Ekosisteminde Çıtayı Yükseltiyor Yapay zekâ destekli inovasyon ile yapay zekâ etkileşimli keşfin kesişimi, hızlı tüketim ürünleri ekosisteminde çıtayı yükseltiyor. Büyük ve köklü markalar, ivmelerini korumak için inovasyon süreçlerini yeniden yapılandırıyor. Gelişmekte olan markalar, deneme ve öğrenme süreçlerini hızlandırmak için yapay zekâdan faydalanıyor. Perakendeciler, yapay zekâ entegrasyonları sonucunda gerçekleşen trafik, ürün çeşitliliği ve gelir modelleri değişimlerine uyum sağlamalılar. Didem Şekerel Erdoğan, yapılan çalışmalara göre, yapay zekâ çağında sürdürülebilir büyüme için öne çıkan başlıkları şu şekilde özetledi: İnovasyonu, doğrulanmış ancak karşılanmamış tüketici ihtiyaçlarına dayandırmak, Ürün içeriklerini yapay zekâ destekli keşif için optimize etmek, Yapay zekâyı fikir geliştirme, test ve pazara sunum süreçlerine entegre etmek, Lansman sonrası erken sinyalleri yakından izleyerek hızlı aksiyon almak. 90’dan fazla ülkede faaliyet gösteren ve yaklaşık 7,2 trilyon dolarlık küresel tüketici harcamasını kapsayan NielsenIQ; yapılandırılmış perakende verileri, davranışsal içgörüler ve gelişmiş analitik çözümlerle, markaların yapay zekâ odaklı dönüşümünü gerçek tüketici talebiyle buluşturmasına destek oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yumurta Üretimi Rekor Seviyeye Ulaştı Haber

Yumurta Üretimi Rekor Seviyeye Ulaştı

Açıklanan verilere göre tavuk yumurtası üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,1 oranında artış kaydetti. Üretimde aylık bazda da artışın sürdüğü görülüyor. Bir önceki ay 1 milyar 860 milyon 594 bin adet olan yumurta üretimi Ocak ayında yüzde 2,2 artarak 1 milyar 902 milyon 299 bin adede yükseldi. ÜRETİMDEKİ ARTIŞ DİKKAT ÇEKİYOR Son dönemde yumurta üretiminde dönemsel dalgalanmalar yaşansa da açıklanan verilerin sektörün üretim gücünü koruduğunu gösterdiğini belirten YUM-BİR Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim AFYON, “Ocak ayında üretimin 1,9 milyar adedi aşması, Türkiye’nin yumurta üretim kapasitesinin sürdürülebilirliğine işaret ediyor. Bu seviyenin son yılların en yüksek üretim rakamlarından biri olması, güçlü üretim altyapımız sayesinde yumurtada arz güvenliğinin sürdürüldüğünü ortaya koyarken üretimdeki artışın piyasadaki dengelerin korunmasına da katkı sağladığını gösteriyor. Yumurta yüksek besin değerine sahip temel gıdalar arasında yer alıyor ve dengeli beslenme açısından önemli bir protein kaynağı olarak öne çıkıyor. Üretimdeki istikrarlı artış seyri, tüketicilerin kısa bir dönem uygun fiyatlı ve kaliteli protein kaynaklarına erişimini desteklerken, üretim tarafının sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Bu durum yumurta sektörünün gıda arzı açısından stratejik bir rol üstlendiğini de ortaya koyuyor” dedi. TÜRKİYE YUMURTA ÜRETİMİNDE GÜÇLÜ ÜLKELER ARASINDA Türkiye’nin yumurta üretiminde dünyada önemli üretici ülkeler arasında yer aldığını ve sektörün hem iç pazarın ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahip olduğunu hem de ihracat potansiyelini koruduğunu ifade eden YUM-BİR Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim AFYON, “Yumurta üretiminde güçlü bir üretim altyapısına sahibiz. Açıklanan veriler, sektörümüzün üretim kapasitesini koruduğunu ve üretimde istikrarın sürdüğünü gösteriyor. Bu durum hem iç piyasadaki arz güvenliği hem de sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli bir gösterge” dedi. AFYON, açıklanan TÜİK verilerinin Türkiye’de yumurta üretiminin dönemsel dalgalanmalar gösterebilse de güçlü bir üretim altyapısına dayandığını ortaya koyduğunu belirterek, ocak ayında ulaşılan 1,9 milyar adetlik üretim seviyesinin sektörün üretim kapasitesinin sürdüğünü gösterdiğini ve üretimdeki bu seviyenin piyasa dengeleri açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıdığını ifade etti. DEĞİŞEN KÜRESEL DENGELERDE TÜRKİYE’NİN ÜRETİM GÜCÜSon dönemde dünyada değişen dengelerin Türkiye’nin gıda üretimindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten AFYON, “Rakibimiz olan birçok ülke çeşitli tarım ve gıda ürünlerinde ihracat kısıtlamalarına giderken Türkiye’de üretim gücü sayesinde arz fazlası oluşabilmektedir. 2024 yılında yüzde 133, 2025 yılında yüzde 115 seviyesinde gerçekleşen yeterlilik oranımızın 2026 yılında yeniden yüzde 130 seviyelerine ulaşması bekleniyor. Bu da iç tüketim karşılandıktan sonra ihracatımızı yeniden eski seviyelerine rahatlıkla taşıyabileceğimiz anlamına geliyor. Özellikle altını çizmek isterim ki ihracat, gıda arz güvenliği ve üretim artışının en önemli sigortalarından biridir” dedi.ARZ FAZLASI İHRACAT VE GIDA SANAYİİNDE DEĞERLENDİRİLMELİArz fazlasının üretim artışından kaynaklanmasının sektör açısından daha sağlıklı bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden AFYON, bu ürünlerin ihracat ve gıda sanayii aracılığıyla değerlendirilmesinin üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapmasını güvence altına aldığını belirtti.RAMAZAN’DA ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE DESTEKAFYON ayrıca, devletin enflasyonla mücadele sürecine sektör olarak destek verdiklerini ifade ederek, “Ramazan ayında vatandaşlarımızın yumurtaya daha uygun fiyatlarla ulaşabilmesi için üretici tarafı önemli bir fedakârlık göstermiştir. Bu süreçte üreticilerin desteğini tüketiciye en doğru şekilde ulaştıran tüketici dostu perakende zincirlerine de teşekkür ediyoruz” dedi.YUMURTAYA YÖNELİK YANLIŞ ALGILARA DİKKATYumurtaya yönelik yanlış algılara da değinen AFYON, tüketicilere şu mesajı verdi: “Halkımız, tazelik ve temizlik kriterleri sağlandığı sürece tüm yumurtaları gönül rahatlığıyla tüketebilir. Farklı renkler veya çeşitli sıfatlarla pazarlanan yumurtalar arasında besin değeri açısından temel bir fark bulunmamaktadır. Bu tarz sınıflandırmalara itibar edilmemesi gerekir. Bu vesileyle de altını çizmek isterim ki, Ramazan ayında sofralarda sıkça yer alan yumurta, yüksek besin değeri sayesinde uzun süre tok tutan önemli bir gıdadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Taşıt Kredisi Limitleri Güncellenmeli Haber

Taşıt Kredisi Limitleri Güncellenmeli

Ülkemizde satılan baz donanımlı yerli modeller hariç tutulduğunda artık ortalama bir otomobil fiyatı sıfır kilometre pazarında 2 milyon TL seviyesinden başlıyor. Ne var ki kredi sisteminde uygulanan mevcut limitler, bu fiyat aralığındaki araçlar için finansman kullanımını fiilen işlevsiz hale getirdi. Kredi oranlarının toplam araç bedelinin oldukça küçük bir kısmına karşılık gelmesi, tüketicinin satın alma kararını doğrudan etkiliyor. Satış süreçleri uzuyor, talep erteleniyor Otomerkezi.net’in her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği saha araştırmalarına göre gözlemlenen nihai tablo, kredi limitlerinin piyasa dinamiklerine ayak uyduramadığını açık şekilde ortaya koydu. Krediye güvenerek araç almayı planlayan tüketiciler satın alma kararını erteliyor; peşinat oranları birçok müşteri için erişilemez seviyelere çıkıyor. Bu durum satış süreçlerini uzatırken, markaların da fiyatlama stratejilerini kredi dilimlerine göre şekillendirmesine neden oluyor. Nitekim bazı modellerin 1.999.000 TL seviyesinde konumlandırılması, mevcut kredi baremlerine uyum sağlama çabasının bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Finansmanın otomotiv sektöründe yalnızca bir ödeme yöntemi değil, aynı zamanda talep dengesi ve satış hacmi üzerinde belirleyici bir unsur olduğunu ifade eden Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, kredi limitlerindeki güncellemenin sektörel denge açısından kritik rol oynayacağını belirtti. “Finansman koşullarında güncelleme gereklilik halini aldı” Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş konuya ilişkin olarak “Finansman, otomotiv sektörünün en kritik yapı taşlarından biridir. Mevcut kredi limitlerinin günümüz fiyat seviyelerine uygun şekilde güncellenmesi artık bir ihtiyaçtan öte, bir gereklilik haline geldi. Hem tüketicinin erişimi hem de sektörün sürdürülebilir büyümesi için bu adımın atılması büyük önem taşımakta. Krediyle ilgili kapsamlı düzenlemelerin en son 4 yıl önce gerçekleştiğini ve artık güncelliği kalmadığını belirtmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Diğer yandan Karakaş’a göre limitlerin güncellenmesi; tüketicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak, satış adetlerinde artışa ve daralmanın azalmasına katkı sağlayacak, kayıtlı ve sağlıklı finansman sistemini güçlendirecek ve bankacılık sistemi ile otomotiv sektörü arasındaki dengeyi yeniden kuracak. Sektörde sürdürülebilir büyüme için kritik Türkiye otomotiv pazarı, hem sıfır hem ikinci el segmentte güçlü bir talep potansiyeline sahip. Karakaş, potansiyele rağmen en büyük problemin finansman koşulları olduğunu aktarırken “Ancak mevcut finansman yapısı, bu potansiyelin tam anlamıyla realize edilmesini zorlaştırıyor. Özellikle orta gelir grubunun araç erişiminde kredi en önemli enstrüman olarak öne çıkarken, limitlerin güncel fiyat seviyelerine göre revize edilmemesi piyasa daralmasını tetikleyebiliyor.” ifadelerine yer verdi. Sektör temsilcileri, finansman sisteminin piyasa koşullarına uyumlu hale getirilmesinin hem tüketici güveni hem de ticari sürdürülebilirlik açısından önem taşıdığı görüşünde birleşiyor. Taşıt kredisi limitlerinin güncellenmesi yalnızca satış adetlerini değil, sektörün genel ekonomik dengedeki rolünü de doğrudan etkileyecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırım Amaçlı Alışverişlerde Tercihler Değişti Haber

Yatırım Amaçlı Alışverişlerde Tercihler Değişti

Hepsiburada verilerine göre Ocak 2026’da gümüş ürünlerine olan ilgi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 103 arttı. Aylık kırılımda ise bu artışın yalnızca tek bir dönemle sınırlı kalmadığı, gümüş tercihinin yıl geneline yayılan istikrarlı bir yükseliş sergilediği görülüyor. Son bir yılda gümüşün artık yatırım sepetlerinde düzenli ve tekrarlayan bir ürün haline gelmesi dikkat çekiyor. Verilere göre altın kategorisinde ise 22 ayar altın bilezik gibi daha yüksek hacimli ürünlere olan ilgi, istikrarını korumaya devam ediyor. Ocak 2025’te gram altın ile 22 ayar bilezik arasındaki dengeli seyir 2026 yılı itibarıyla yerini belirgin bir tercih değişimine bıraktı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla değerlendirildiğinde, 22 ayar bileziğe olan talep gram altına göre yaklaşık yüzde 50 daha fazla artış gösterdi. Dijital kuyumculuğa olan ilginin Türkiye geneline yayıldığı görülüyor. Üç büyük ilin ardından yatırım amaçlı alışverişlerin en yoğun yaşandığı şehirler Bursa, Kocaeli ve Antalya olarak sıralandı. Satış tarafında ise Türkiye’nin geleneksel kuyumculuk merkezleri öne çıktı; Çorum, Kayseri ve Diyarbakır platform üzerinden en çok satış yapan şehirler oldu. Ocak’ta Yatırımcı Ay Sonunu Bekledi Ocak ayının son 10 günü incelendiğinde, gümüş fiyatlarındaki artışın da etkisiyle yatırım amaçlı alışverişlerin bu dönemde belirgin biçimde yoğunlaştığı görülüyor. Özellikle 28 Ocak, ay ortalamasının yaklaşık yüzde 45 üzerine çıkarak, son 10 günün en yüksek satışının gerçekleştiği gün olarak öne çıktı. Bu tablo, ay sonuna doğru artan gümüş gündemi ve görünürlüğünün tüketici davranışları üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Dijital kuyumculuğa olan ilginin artması, yatırım amaçlı altın ve gümüş alışverişlerinde güven unsurunu ön plana çıkarıyor. Bu süreçte platformların teknik altyapısı, satıcı geçmişi ve teslimat sonrası güvence mekanizmaları tüketicilerin kararında belirleyici oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ceviz Üreticileri Derneği ve A101’le Yerli Üretimde Örnek İş Birliği Haber

Ceviz Üreticileri Derneği ve A101’le Yerli Üretimde Örnek İş Birliği

Proje, yalnızca bir satış iş birliği olmanın ötesine geçerek, Türkiye’de tarım sektöründe STK–perakende eşleşmesine dayalı yeni ve vizyoner bir model ortaya koyuyor. “Türkiye’nin bereketli topraklarında büyüyen her ceviz, emeğin, sabrın ve yerli üretimin köklü mirasını taşır.” Ceviz Üreticileri Derneği Başkanı Ömer Ergüder, projenin yerli üretim için taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti:“Yerli ceviz üreticimizin bugün en büyük sorunlarından biri, ithal ceviz baskısı altında hak ettiği değeri bulmakta zorlanmasıdır. A101 ile birlikte attığımız bu adım, hem üreticimizi güçlendiren hem de tüketiciyi gerçek Türk ceviziyle buluşturan örnek bir model oldu. Türkiye’nin bereketli topraklarında yetişen her cevizin arkasında büyük bir emek ve uzun bir yolculuk var. Bu yolculuğun değerini koruyan böyle bir projeye imza atmaktan büyük gurur duyuyoruz. A101 yönetimine ve tüm ekibine, ülkemizin tarım sektörüne verdikleri bu güçlü destek için sonsuz teşekkür ediyoruz.” **Tam İzlenebilirlik Modeli: Her Paket Tüketiciyi Doğrudan Üreticiye Bağlıyor** Bu iş birliği kapsamında kullanılan “ileri izlenebilirlik sistemi” Türkiye adına bir ilki temsil ediyor. Ürün etiketindeki barkod okutulduğunda tüketiciler; Cevizin hangi bahçeden hasat edildiğini, Bahçeye ait sertifikaları, Üretim koşullarını, İyi tarım uygulamaları süreçlerini, Ürünün hasat, yıkama, kurutma ve sınıflandırma aşamalarını şeffaf biçimde görebiliyor. Bu sistem, hem üretici hem tüketici için güven, kalite ve sürdürülebilirlik temelli bir model sunuyor. Yerli Üretici İçin Yeni Bir Dönem Türkiye’de ceviz pazarında ithal ürünlerin büyük paya sahip olması, yerli üreticinin rekabet gücünü uzun yıllardır zayıflatıyordu. Bu iş birliği; Yerli ceviz için pazar erişimini artırıyor, Üreticinin emeğini adil şekilde değerli kılıyor, Tüketiciye doğrudan şeffaf bilgi sağlıyor, Tarım sektöründe model olabilecek bir iş birliği kültürü oluşturuyor. A101’in Yerli Üretim Vizyonu A101, yaygın mağaza ağı, güçlü tedarik zinciri ve ölçek gücüyle yerli üreticinin pazara erişimini kolaylaştırırken, tüketiciye güvenilir ve izlenebilir ürünler sunmayı temel bir sorumluluk olarak görmektedir. A101, bu projeyle bir kez daha ortaya koyduğu gibi yalnızca bir perakende zinciri değil, aynı zamanda yerli üretimin sürdürülebilir geleceğini destekleyen stratejik bir paydaş konumundadır. Markanın yaklaşımı; Üreticiyi anlaşılır ticari modellerle güçlendirmek, Tarımsal şeffaflığı artırmak, Tüketiciyi bilinçlendirmek, Yerli ürün değer zincirini korumak üzerine inşa edilmiştir. A101, benzer iş birliklerini farklı ürün gruplarında da hayata geçirerek, Türkiye tarımında sürdürülebilir, şeffaf ve üretici odaklı modelleri yaygınlaştırmayı hedeflemektedir. Bu iş birliği, Türkiye tarımında bugünün değil, yarının standartlarına uygun bir vizyon ortaya koymaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mobilya Sektörü, Destek Bekliyor   Haber

Mobilya Sektörü, Destek Bekliyor  

213 ülkeye ihracat yapan ve 2024 yılını 4 milyar 459 milyon dolar ihracatla kapatan mobilya sektörü, ihracatını artırmaya devam ediyor. Sektör, ekim ayında ihracatını, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 oranında artırdı. Ekim ayında 425,5 milyon dolar ihracat gerçekleştiren sektör, ihracatını sırasıyla en çok Irak’a, Almanya’ya, Birleşik Devletler’e, Fransa’ya ve Romanya’ya yaptı. Yılın ilk 10 ayına bakıldığı zaman da sektör, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 1,72 artırarak 3 milyar 797 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Mobilya ihracatının önemli bir kısmını gerçekleştiren MODOKO’nun Başkanı Koray Çalışkan, “Yıllık 12 milyar dolarlık üretim hacmi yakalayan, 213 ülkeye ihracat yapan ve 500 bin kişinin çalıştığı mobilya sektörü ihracat konusunda pek çok sektöre göre iyi bir performans sergiliyor. İhracatta devam eden artışın yıl sonuna kadar devam etmesini bekliyoruz. Bu anlamda yılı yaklaşık 5 milyar dolar ihracatla kapatmayı hedefliyoruz. Ancak şunu belirtmek gerekiyor ki kur artışından dolayı ihracatta bir artış gözükse de adetsel bazda bir gerileme mevcut. Mobilya sektörü, girdinin en az olduğu en fazla cari fazla veren sektörlerden bir tanesi. Mobilya sektörünün ayrıcalıklı sektör olarak kabul edilip sektöre verilen kredilerde destekler artırılmalı. Aynı zamanda Türkiye’de yaklaşık 45 bin tane mobilya üreticisi var. Bunlardan 39 bin tanesinde bir kişi çalışıyor, yani firma sahibi aynı zamanda çalışan. Burada bir düzenleme yapılıp mobilya sektöründeki haksız rekabetin önüne geçilebilirken sektör hızla büyüyüp 20 milyar dolarlık bir üretim hacmine ulaşabilir. Destekler verilmezse tekstil sektöründe olduğu gibi yatırımların yurt dışına taşınması ve şirket kapanmaları gündeme gelebilir” dedi. Taksit sayısı artmalı İç pazardaki hareketliliğin sağlanması için de indirim kampanyası başlattıklarını ifade eden Çalışkan, “Evlenecek çiftlerin, evini yenileyenlerin 50 yılı aşkın süredir ilk uğradıkları yer MODOKO oluyor. Hem güvenilir hem de kaliteli ürünün adresi olan MODOKO’da taksitlerin azaldığı bir ortamda evlenecek çiftlerin ya da mobilya almak isteyen kişilerin alım güçlerini kolaylaştırabilmek için özel bir kampanya başlattık. ‘MODOKO Sanal Çadır Günleri’yle 2 ay boyunca yüzde 50’ye varan bir indirim fırsatı sunuyoruz. Üretici ve tüketici enflasyon rakamlarına baktığınız zaman dahi zararına satışlar yaptığımızı söyleyebiliriz. Aynı zamanda bunu online kanalda gerçekleştirdiğimiz için İstanbul dışında Türkiye’nin her yerine de ulaşabiliyoruz. Bu kampanyayla sektörümüze bir nebze olsun can suyu vereceğimizi düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu. İç pazardaki daralmayı hareketlendirecek adımlardan en önemlisinin taksit sayısının artırılması gerektiğinin altını çizen Çalışkan, “Taksit sayısının 12’ye çıkarılması gerekiyor. Son yönetmelikle birlikte sayı 9’a düşürülmüştü. Ancak firmalar, sermaye yapılarından dolayı ve bankalardan geç ödeme aldıkları için 9 taksit yapmakta zorlanıyorlar. Bu yüzden eskiden olduğu gibi 2 taksite ek bankaların da artı 5 ya da 7 taksit yapmaları, sektörün finansman yükünü hafifletip sektöre can suyu olacaktır. Çünkü şu anda en fazla konkordato ilan eden 5. sektör konumundayız” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.