Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Turizm

Kapsül Haber Ajansı - Turizm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Turizm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın Kooperatiflerinin Ekonomik Gücüne Kapadokya’dan Destek Haber

Kadın Kooperatiflerinin Ekonomik Gücüne Kapadokya’dan Destek

Türkiye’de kadın kooperatiflerini ekonomik olarak güçlendirmek ve yerel üretime katkı sağlayarak kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılmalarını teşvik etmek üzere yola çıkan “Benim Kooperatifim Projesi” kapsamında Kapadokya Yöresi Kadın Girişim Üretim ve İşletme Kooperatifleri Birliği’nin işleteceği atölye ve kahvaltı evi açıldı. Cumhuriyet döneminin inşa edilen ilk okullarından biri olan ve Nevşehir İl Özel İdaresi tarafından renovasyonu yapılan Bahçeli Köyü’ndeki ortaokul binasında yer alan işletmenin açılışı, Nevşehir Valisi Hüseyin Kök’ün de katıldığı bir törenle gerçekleştirildi. Kapsayıcı Büyüme Derneği, Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV), Awen for Us iş birliği ve JTI’ın varlığı ile hayata geçen Benim Kooperatifim projesi, kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını güçlendirmeye devam ediyor. Program kapsamında ilk defa 7 kadın kooperatifinin bir araya gelerek oluşturduğu birliğin projesine destek sağlandı. Proje kapsamında tam teşekküllü bir endüstriyel mutfak ve servis alanı kuruldu, atölye ve kahvaltı evi olarak faaliyet gösterecek hizmet binasının üretim ekipmanları ile iç tefrişatı yapıldı. Kadıncık Ana, Birlikte Genciz, Ferfene Çat, Mucur, Özyayla, Tafana ve Adem kooperatiflerinin bir araya gelerek kurduğu birlik tarafından işletilecek merkezin, Bahçeli Köyü başta olmak üzere, kadınların ekonomik güçlenmesine, bölgenin turizm ve kültür mirasına da doğrudan katkı yapması hedefleniyor. Kapadokya Yöresi Kadın Girişim Üretim ve İşletme Kooperatifleri Birliği Başkanı İnci Mine Özkan, “Bizler bu coğrafyada sadece tandırın başında ekmek yoğurmadık; tezgâhın başında hayaller dokuduk, toprağa tohum ekerken umudu büyüttük. Ancak öğrendik ki; dağınık duran taneler ne kadar değerli olursa olsun, tek bir ipe dizilmedikçe bir gerdanlık, bir zarafet, bir kuvvet oluşturmuyor. İşte bugün biz, Kapadokya’nın dört bir yanındaki kadınların emeğini aynı ipe diziyor; birliğimizin dayanışmasıyla geleceğe yürüyoruz” dedi. Ülkemizdeki kadın kooperatiflerinin güçlenmesini misyon edinen Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) Yönetim Kurulu Başkanı Şengül Akçar, “KEDV olarak yoksulluğun ve eşitsizliklerin olmadığı, daha demokratik ve yaşanabilir bir dünyanın ancak kadınların liderliğiyle kurulabileceğine inanıyoruz. Bu nedenle 1986 yılından bu yana, özellikle dar gelirli kadınların yerel kalkınmadaki liderliklerini ve kalkınma süreçlerine katılımlarını güçlendirmek için çeşitli programlar yürütüyoruz. 2001 yılında başlattığımız Kadın Kooperatifleri Hareketi de bu çalışmalarımızın önemli bir parçası. Kadın kooperatiflerini yalnızca ekonomik güçlenmenin değil, kadınların birlikte karar almasının, ortak ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmesinin ve yaşadıkları çevrenin dönüşümünde söz sahibi olmasının da önemli bir aracı olarak görüyoruz. Kapadokya’da yedi kadın kooperatifinin bir araya gelerek oluşturduğu bu birlik, kadınların dayanışma içinde neler başarabileceğinin güçlü bir örneği. Benim Kooperatifim projesi kapsamında bu girişimi desteklemekten mutluluk duyuyoruz. Bu ortak yapının kadınların ekonomik güçlenmesine, yerel üretimin gelişmesine ve bölgenin kültürel mirasının yaşatılmasına katkıda bulunacağına inanıyoruz” diye konuştu. Benim Kooperatifim projesinin paydaşlarından Kapsayıcı Büyüme Derneği Başkanı Kadir Kılıçparlar ise “Benim Kooperatifim, kadını kurumsal olarak desteklemeyi dert edinmiş bir proje. Dört yıl önce İzmir ve Hatay’dan başladığımız yolculuğa her yıl iki yeni kooperatif ekleyerek zenginleştik. Bahçeli’de, yedi kadın kooperatifinin örnek bir girişimle oluşturduğu bir birliğe destek vermek bizim için ilk oldu. Hem bölgedeki kadın kooperatiflerine omuz verdik hem Cumhuriyet döneminden kalma bir okulun ihyasına yani kültürel mirasın korunmasına katkı sağladık. Turizmin kalbindeki Ürgüp’ün hemen yanı başındaki Bahçeli’ye hareket getirmesi beklenen bu kafe, atölye ve deneyim merkezinin sürdürülebilirliği için herkesin desteğini rica ediyoruz” dedi. Açılış töreninin moderasyonunu yapan Awen for Us Kurucusu Dr. Aylin Löle, “Biz sosyal etki yaratmanın yalnızca iyi niyetli projeler geliştirmekten ibaret olmadığına inanıyoruz. Bizim için gerçek sosyal etki insanların hayatlarında kalıcı bir değişim yaratabilmek, potansiyellerini açığa çıkarabilecekleri fırsatlar oluşturmak ve bu fırsatları sürdürülebilir yapılara dönüştürebilmek. Nevşehir ve çevresinden 7 kooperatif, 57 ortak, beraber bir gelecek hayali etrafında buluştu. Her birinin ayrı bir hikayesi, emeği ve mücadelesi var, bugün ise ortak bir hedefleri var” dedi. Ürgüp’ün Bahçeli köyünde Cumhuriyet döneminin ilk ortaokullarından biri olarak inşa edilen okul, 750 metrekarelik bahçeye, 300 metrekarelik kapalı alana sahip. Nevşehir İl Özel idaresi tarafından aslına uygun olarak renovasyonu tamamlanan bina, ilk etapta kahvaltı ve atölye evi olarak hizmet verecek. Bu tarihi yapının, yakın gelecekte kadınların ürünlerini işleyebilecekleri, markalaştırabilecekleri ve ziyaretçilerle buluşturabilecekleri bir bölgesel kalkınma merkezine dönüşmesi hedefleniyor. Tarihi hikayesi ve ekonomik potansiyeli ile söz konusu okul binasının, Bahçeli Köyü başta olmak üzere, bölgenin turizm ve kültür mirasına da doğrudan katkı yapması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gaziantep ve 6 İl Arasında Turizm Koridoru Oluşturulacak Haber

Gaziantep ve 6 İl Arasında Turizm Koridoru Oluşturulacak

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Gaziantep Valiliği iş birliğinde, Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın başkanlığında düzenlenen “Turizm Temelli Bölgesel Kalkınma Çalıştayı Üst Düzey Hazırlık Toplantısı”, Ömer Ersoy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda Gaziantep, Kilis, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Şanlıurfa’nın tarihi, doğal ve kültürel değerlerinin ortak rotalarla birbirine bağlanması ele alındı. Yedi ili kapsayan turizm koridoruyla bölgenin turizm potansiyelinin geliştirilmesi ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesi hedefleniyor. 7 İL İÇİN ORTAK ROTA VE TANITIM Şehirlerin turizm değerlerini ortak tanıtım, ortak envanter, ortak rota ve yatırım planlamasıyla buluşturmayı amaçlayan toplantıda, bölgenin kültürel mirası ve doğal zenginlikleri değerlendirildi. ALPASLAN: “GAZİANTEP, TÜRKİYE’NİN GÖZ BEBEĞİ KÜLTÜR VE TURİZM KENTİNE DÖNÜŞTÜ” Toplantının açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gaziantep’in öncülüğünde yürütülen bölgesel iş birliğine ve Başkan Fatma Şahin’in turizm vizyonuna dikkat çekti. Türkiye’nin turizmde küresel bir güce dönüştüğünü belirten Alpaslan, Fırat ve Mezopotamya havzasının kültürel mirası, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle dünya turizminde daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini vurguladı. Gaziantep’in turizm alanındaki dönüşümüne değinen Alpaslan, şunları söyledi: “Gaziantep, yakın zamana kadar kültür ve turizmde esamesi okunmayan bir konumdayken, bugün sanayi ve ticaretin yanı sıra Türkiye’nin gözbebeği bir kültür ve turizm kentine dönüştü. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dahil olması ve teknolojiyi turizmle buluşturan ‘Visit Gaziantep’ gibi öncü adımlarla diğer illerimize ilham verdi. Fatma Şahin Başkanımızın da ifade ettiği gibi; birbirimizi rakip değil, birlikte kazanacağımız yol arkadaşları olarak gördüğümüz sürece bu zenginliği hep birlikte büyüteceğiz.” “BU KADİM COĞRAFYAYI DÜNYANIN EN GÖZDE TURİZM DESTİNASYONU YAPACAĞIZ” Şehirlerin yeniden yapılanma sürecine ve bölgedeki güven ortamına da değinen Alpaslan, sözlerini şöyle tamamladı: “Şehirlerimiz daha modern ve estetik olarak ayağa kalkıyor. Ülkemiz kalıcı barış ve istikrara kavuştu. Artık önümüzde hiçbir mazeret, hiçbir engel yok. Gaziantep’ten Mardin’e, Şanlıurfa’dan Adana’ya uzanan bu kadim coğrafyayı dünyanın en gözde turizm destinasyonu yapacağız.” ŞAHİN: “ŞEHİRLERİ AKILLI, YEŞİL BİR BÖLGE YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, turizm, kültür ve sanat alanında yeni bir döneme girildiğini belirterek bölgenin tarihi dokusunun ve estetik değerlerinin eşsiz olduğunu söyledi. 21’inci yüzyılın veri ve tasarım yüzyılı olduğunu belirten Başkan Şahin, teknolojinin ziyaretçilerin seyahat deneyimini kolaylaştırdığına dikkat çekerek şöyle konuştu: “Zamanı iyi kullanmak adına, yapay zekayla hiçbir asistana gerek kalmadan cep telefonuyla kendine rota belirleyen bir sistemimiz var. Biz de şehirleri akıllı, yeşil bir bölge yapmaya çalışıyoruz.” VALİ ÇEBER: “GAZİANTEP, BÖLGEDEKİ İLLERİN ORTAK SİNERJİSİNE ÖNCÜLÜK EDİYOR” Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise Gaziantep’in yalnızca kendi tarihi ve kültürel zenginliğiyle değil, bölgedeki 7 ilin ortak sinerjisine öncülük etmesiyle de öne çıktığını dile getirdi. Doğru planlamanın bölgenin turizm geleceği açısından hayati önem taşıdığını belirten Çeber, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılacak doğru planlamalar Gaziantep'in ve bölgenin turizm geleceği için hayati önem taşımaktadır. ‘Birlikte hareket etme ruhu’ canlı tutulup bu heyecan fiiliyata döküldüğünde, Gaziantep'in merkezinde bulunduğu bu bölgesel güç, büyük turizm hedeflerini tek başına bile ülkeye kazandırabilecek devasa bir potansiyel barındırmaktadır.” Program, açılış konuşmalarının ardından bölgesel turizm rotaları ve ortak çalışma başlıklarının değerlendirildiği oturumlarla devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gastromasa 2026, Dünya Gastronomi Dünyasını İstanbul’da Buluşturacak Haber

Gastromasa 2026, Dünya Gastronomi Dünyasını İstanbul’da Buluşturacak

XI. Gastromasa, Dünyaca Ünlü Şefleri 26-27 Kasım'da İstanbul'da Bir Araya Getirecek Dünyanın en büyük ikinci gastronomi konferansı olarak konumlanan XI. Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı, 26-27 Kasım 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Bu yıl “Kültür ve Etkileşim” temasıyla düzenlenecek Gastromasa; 60’ın üzerinde dünyaca ünlü şefi, 30’dan fazla barista, sommelier ve miksolojisti, 400’ün üzerinde yerli konuşmacıyı ve binlerce sektör profesyonelini İstanbul’da buluşturacak. Türk Hava Yolları’nın resmî havayolu sponsorluğunda, Metro, Coca-Cola ve Altınmarka’nın ana sponsorluğunda gerçekleşecek Gastromasa; gastronomi, turizm ve ağırlama sektörlerinin önde gelen markalarını ve firmalarını da bir araya getirecek. Türkiye ile dünya gastronomisi arasında 11 yıldır güçlü bir köprü kuran Gastromasa Istanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı, gastronomi, turizm ve ağırlama sektörlerinin önde gelen temsilcilerini bir kez daha İstanbul'da bir araya getirmeye hazırlanıyor. 26-27 Kasım 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşecek organizasyon, bu yıl “Kültür ve Etkileşim” temasıyla gastronomiyi farklı coğrafyaların, kültürlerin, yaratıcı disiplinlerin ve fikirlerin kesiştiği evrensel bir buluşma alanı olarak ele alacak. Dünyaca ünlü şeflerden yatırımcılara, gastronomi profesyonellerinden sektör liderlerine kadar geniş bir katılımcı kitlesini ağırlayacak Gastromasa, iki gün boyunca ilham veren fikirlerin, deneyimlerin ve yeni iş birliklerinin merkezi olacak. Dünya Gastronomisinin Yıldızları Gastromasa Sahnesinde Buluşacak Bu yıl gastronomi dünyasının uluslararası ölçekte tanınan isimlerini İstanbul'da ağırlayacak Gastromasa'nın konuşmacıları arasında; modern pastacılığın dünyaca ünlü temsilcisi Pierre Hermé, İspanyol gastronomisinin yenilikçi şeflerinden Andoni Luis Aduriz, Peru mutfağının uluslararası alanda öne çıkan ismi Pía León, İtalyan gastronomisinin önemli temsilcilerinden Mauro Uliassi, İngiliz mutfağının başarılı şeflerinden Simon Rogan ve geleneksel pizza sanatına getirdiği özgün yorumla tanınan Franco Pepe, Hiroyasu Kawate, Mauro Uliassi, Eduard Xatruch, Alexandre Couillon, Viki Geunes, Nicolai Nørregaard, Antonio Bachour, Diego Guerrero, Paolo Casagrande, Jaime Pesaque, Luiz Filipe Souza, Eric Kragh Vildgaard, Gianluca Fusto, Moreno Cedroni, Pablo Rivero, Henrique Sá Pessoa, Bo Bech, Vicky Cheng, Jaime Rodríguez, Santiago Lastra, René Frank, Rodolfo Guzmán, Mohamad Orfali, Miguel Ángel Millán ve daha pek çok dünyaca ünlü şef, pastry şefi, gastronomi ve içecek profesyonelleri yer alacak. Gastromasa’nın 11. yılı; farklı kültürlerin, fikirlerin ve gastronomi vizyonlarının İstanbul’da buluştuğu güçlü bir uluslararası platform olacak. Gastronominin farklı kültürler arasında kurduğu bağı ve mutfak mirasının geleceğe uzanan yolculuğunu ele alacak dünyaca ünlü şefler, yenilikçi tekniklerini, yaratıcı yaklaşımlarını ve gastronomiye yön veren deneyimlerini Gastromasa sahnesinde katılımcılarla paylaşacak. Gastronominin Dört Farklı Disiplini Tek Platformda Buluşacak Gastromasa 2026, gastronomi ekosisteminin farklı alanlarına odaklanan dört sahnesiyle kapsamlı bir deneyim sunacak. Gastromasa Ana Sahne, dünyaca ünlü şeflerin ilham veren konuşmalarına ve canlı pişirme gösterilerine ev sahipliği yaparken; Gastromasa Pastry, pastacılık ve çikolata dünyasının yaratıcı isimlerini bir araya getirecek. Gastromasa Hospitality, gastronomi, turizm ve ağırlama sektörlerinin geleceğini ve yenilikçi hizmet modellerini ele alırken; Gastromasa Bar, sommelier ve miksolojistlerin katılımıyla içecek dünyasındaki yeni trendleri ve yaratıcı yaklaşımları sahneye taşıyacak. İki gün boyunca gerçekleşecek paneller, workshop'lar, özel oturumlar ve deneyim paylaşımları, katılımcılara gastronominin geleceğine farklı perspektiflerden bakma fırsatı sunacak. Gökmen Sözen: “Gastromasa, Kültürlerin ve Fikirlerin Buluştuğu Uluslararası Bir Gastronomi Ekosistemine Dönüştü” Gastromasa'nın 11 yıllık yolculuğunu ve bu yılın temasını değerlendiren Sözen Group Yönetim Kurulu Başkanı Gökmen Sözen, gastronominin kültürler arasında güçlü bağlar kuran evrensel bir dil olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Gastromasa'yı 11 yıl önce hayata geçirirken en büyük hedefimiz, Türk gastronomisinin uluslararası görünürlüğünü artırmak ve dünyanın önde gelen gastronomi profesyonellerini İstanbul'da bir araya getirmekti. Bugün Gastromasa'nın bir konferansın ötesind, farklı kültürlerin, fikirlerin ve deneyimlerin buluştuğu uluslararası bir gastronomi ekosistemine dönüşmesinden büyük mutluluk duyuyoruz. Bu yıl belirlediğimiz ‘Kültür ve Etkileşim’ temasıyla gastronominin yalnızca yemeklerden ve mutfak tekniklerinden ibaret olmadığını, kültürleri birbirine yakınlaştıran ve yaratıcılığı besleyen evrensel bir iletişim dili olduğunu vurguluyoruz. Gastromasa'nın 11. yılında da dünyanın dört bir yanından gelen değerli isimleri İstanbul'da ağırlayarak Türkiye'nin gastronomi alanındaki uluslararası konumunu güçlendirmeyi, sektörümüze yeni ufuklar kazandırmayı ve kalıcı iş birliklerine zemin hazırlamayı hedefliyoruz.” Gastromasa, Uluslararası İş Birliklerine ve Yeni Ticari Fırsatlara Ev Sahipliği Yapacak Gastromasa, uluslararası sponsor markaları, sektörün öncü firmaları ve gastronomi dünyasının önemli temsilcilerini aynı platformda buluşturacak. Farklı ürün gruplarından markaların ve firmaların katılımıyla zenginleşen fuar alanı; profesyonel mutfak ekipmanlarından gıda ve içecek ürünlerine, sofra üstü ekipmanlardan teknoloji çözümlerine ve hizmet sağlayıcılara kadar geniş bir yelpazede sektörün güncel ihtiyaçlarını ve yeniliklerini bir araya getirecek. Sektör profesyonellerine yeni ürün ve teknolojileri keşfetme, uluslararası iş bağlantıları kurma ve yeni ticari fırsatları değerlendirme imkânı sunacak Gastromasa, gastronomi ve ağırlama sektörlerinin gelişimine katkı sağlayacak. 26-27 Kasım 2026 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşecek XI. Gastromasa Istanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı & Fuarı, “Kültür ve Etkileşim” temasıyla gastronominin birleştirici gücünü İstanbul'a taşıyarak dünya gastronomisinin önde gelen isimlerini, yenilikçi fikirleri ve farklı kültürleri aynı platformda buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Formula 1’in Türkiye’ye Dönüşü WTM Londra Turizm Fuarı’nda Tanıtıldı Haber

Formula 1’in Türkiye’ye Dönüşü WTM Londra Turizm Fuarı’nda Tanıtıldı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Londra’da düzenlenen WTM Londra Turizm Fuarı’nda İngiltere pazarına yönelik beklentileri, 2027 sezonunun hazırlıklarını, turizmde ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmaları değerlendirdi. Türkiye standı önünde basın mensuplarıyla bir araya gelen Ersoy, kongre ve etkinlik turizminden gastronomiye, kültür varlıklarının iadesinden deprem bölgesindeki turizm çalışmalarına kadar farklı başlıklarda açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin fuardaki katılımına ilişkin bilgi veren Ersoy, şunları söyledi: “WTM Londra’yı, Türkiye’nin turizm zenginliğini uluslararası sektör temsilcileriyle buluşturduğumuz ve gelecek sezonun hazırlıklarını değerlendirdiğimiz önemli bir platform olarak görüyoruz. Bu yıl 909 metrekarelik ana standımız, 255 metrekarelik destinasyon alanımız ve 50 metrekarelik spor turizmi alanımızla, 78 alt katılımcıyla fuarda yer alıyoruz. Kapadokya’nın eşsiz doğal ve kültürel mirasından gastronomiye, spor turizminden kültür turizmine kadar farklı destinasyonlarımızı ve turizm ürünlerimizi aynı çatı altında buluşturduk. Burada âdeta bir Türkiye adası oluşturduk. Sektörümüzle birlikte ülkemizin turizmdeki zenginliğini ve çeşitliliğini uluslararası alanda güçlü biçimde temsil ediyoruz.” Ulaşım maliyetleri ve son dakika rezervasyonları 2027 planlamasında öne çıkıyor İngiltere’nin Rusya ve Almanya’nın ardından Türkiye’nin üçüncü büyük kaynak pazarı olduğunu belirten Ersoy, Birleşik Krallık pazarının güçlü performansını sürdürmesini beklediklerini söyledi. Bölgedeki savaşların enerji fiyatları ve ulaşım maliyetleri üzerindeki etkisine dikkati çeken Ersoy, havacılık sektöründeki yıllık yakıt fiyatı sabitleme işlemleri nedeniyle maliyet artışlarının biletlere ilk aşamada bütünüyle yansımadığını anlattı. Bu dönemlerin sona ermesiyle yükselen petrol fiyatlarının 2027’de uçak bileti fiyatları üzerinde daha belirgin bir etki oluşturmasını beklediklerini ifade etti. Ersoy, üç saat ve üzerindeki uçuşlarda bilet başına ortalama 100 dolarlık ek yük oluşabileceğini öngördüklerini belirtti. Birçok ülkedeki tur operatörleriyle yoğun görüşmeler yürüttüklerini söyleyen Ersoy, erken rezervasyonun payının azaldığı, son dakika rezervasyonlarının ağırlığının arttığı bir döneme girilebileceğine işaret etti. Bu tabloya uygun bir tanıtım ve satış stratejisi izleyeceklerini vurgulayan Ersoy, yıl boyunca tur operatörleri, hava yolu şirketleri ve seyahat platformlarıyla kesintisiz tanıtım ve satış kampanyalarını sürdüreceklerini kaydetti. Üçüncü çeyrekteki toparlanma gelir rekorunu getirdi Turizmde üçüncü çeyrek ve ilk dokuz aylık sonuçları değerlendiren Bakan Ersoy, şubat ayının sonunda başlayan savaşın ikinci çeyreği olumsuz etkilediğini hatırlattı. İkinci çeyrek sonuçlarının açıklandığı dönemde en zor sürecin geride kaldığına ve yoğun tanıtım kampanyalarıyla üçüncü çeyrekte toparlanma sağlanacağına yönelik beklentilerini paylaştıklarını belirten Ersoy, sonuçların bu öngörüyü doğruladığını söyledi. Türkiye’nin üçüncü çeyrek turizm gelirinin yüzde 5 artışla 25 milyar 526 milyon dolara ulaştığını ifade eden Ersoy, bunun bugüne kadar elde edilen en yüksek çeyreklik turizm geliri olduğunu vurguladı. İkinci çeyrekteki olumsuz etkinin de telafi edildiğini belirten Ersoy, ilk dokuz aylık turizm gelirinin yüzde 2,4 artışla 51 milyar 278 milyon dolar olduğunu, aynı dönemde Türkiye’de 49 milyon 132 bin ziyaretçinin ağırlandığını bildirdi. Bölgedeki savaşlara ve jeopolitik risklere rağmen Türkiye’nin süreci başarıyla yönettiğini söyleyen Ersoy, şu değerlendirmede bulundu: “Başta Cumhurbaşkanımızın liderliğinde uygulamış olduğumuz dış politikamız ile ateş çemberinin ortasında tam bir istikrar adası olma pozisyonumuzu koruyoruz. İnşallah bu şekilde de süreci yönetmeye devam edeceğiz.” İngiltere pazarında şehir ve kültür turizmi güçleniyor İngiltere’nin en yoğun tanıtım yapılan ülkeler arasında yer aldığını belirten Ersoy, televizyon kanallarından dijital platformlara, sosyal medyadan kanaat önderlerinin Türkiye’de ağırlandığı programlara kadar bütün iletişim yöntemlerini kullandıklarını söyledi. Bu çalışmaları tur operatörleri, hava yolu şirketleri ve seyahat portallarıyla yürütülen doğrudan satış odaklı tanıtımlarla desteklediklerini ifade etti. İngiliz ziyaretçilerin yalnızca yaz aylarında değil, düşük sezonda ve kış döneminde de Türkiye’nin tatil bölgelerini tercih ettiğine dikkati çeken Ersoy, bu özelliğin İngiltere pazarını turizmin yıl geneline yayılması açısından önemli kıldığını belirtti. Son yıllarda İngiltere’de İstanbul’a yönelik yoğun tanıtım yaptıklarını söyleyen Ersoy, Birleşik Krallık’tan İstanbul’a gelen ziyaretçi sayısında da önemli artışlar görüldüğünü kaydetti. Bu yaklaşımın turizmi 81 ile yayma stratejisinin bir parçası olduğunu vurgulayan Ersoy, İngiltere pazarındaki çalışmaları kıyı destinasyonlarıyla sınırlamadıklarını, şehir ve kültür turizmiyle çeşitlendirdiklerini ifade etti. “60’tan fazla ürünle pazara çıkmış durumdayız” Türkiye’nin 2018’den itibaren turizmde strateji değişikliğine gittiğini belirten Bakan Ersoy, geçmişte ağırlıklı olarak deniz, kum, güneş ve arkeolojiyle öne çıkan turizm anlayışının çok daha geniş bir ürün çeşitliliğine ulaştığını söyledi. Ersoy, “Şimdi 60’tan fazla ürünle biz pazara çıkmış durumdayız.” diyerek GoTürkiye üzerinden bu çeşitliliğin yoğun biçimde tanıtıldığını ifade etti. Tanıtım kampanyalarını hem destinasyon hem de ürün temelinde yürüttüklerini belirten Ersoy, gastronominin bu yaklaşımda önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. Michelin Rehberi’nin Türkiye’ye gelmesinin ve destinasyonların kendilerine özgü ürünlerinin öne çıkarılmasının gastronomi turizmine katkı sağladığını söyledi. Kültür Yolu Festivalleri kapsamında gastronomiye ayrı bir yer verdiklerini anlatan Ersoy, şehirlerin unutulmaya yüz tutmuş yöresel reçetelerinin menülere dâhil edilmesini sağladıklarını ve “Lezzet Noktaları” oluşturduklarını belirtti. Formula 1’den büyük zirvelere etkinlik turizmi Ürün çeşitlendirme çalışmalarına etkinlik turizmini de eklediklerini belirten Ersoy, 2027 itibarıyla Formula 1’in Türkiye’ye dönüşünün yanı sıra uluslararası futbol organizasyonları, konserler ve büyük ölçekli etkinliklerin bu alandaki önemine dikkati çekti. Türkiye’nin uluslararası zirvelere ev sahipliği yapma kapasitesinin de geliştiğini ifade eden Ersoy, NATO ve Antalya’da düzenlenecek COP31 gibi organizasyonların bu kapasiteyi ortaya koyduğunu söyledi. TGA bünyesinde MICE birimi oluşturuluyor Kongre ve toplantı turizmine ilişkin yeni çalışmalarını da açıklayan Ersoy, TGA bünyesinde toplantı, teşvik seyahati, kongre ve fuar organizasyonlarını kapsayan MICE alanına yönelik bir birim oluşturduklarını bildirdi. Bundan sonraki dönemde yalnızca devletler arası kongrelere değil, uluslararası şirketlerin büyük organizasyonlarına da teklif vermeyi hedeflediklerini belirten Ersoy, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi ile COP31’in gerçekleştirileceği alanın bu süreçte önemli rol üstleneceğini söyledi. Lütfi Kırdar’ın Kültür ve Turizm Bakanlığına devri ile COP31 alanının etkinlik sonrasındaki birkaç ay içinde Bakanlığa devredilmesine yönelik süreci anlatan Ersoy, bu iki alanla birlikte küresel şirketlerin organizasyonlarını Türkiye’ye kazandırmak için çalışacaklarını ifade etti. Ersoy, Türkiye’nin bu ölçekteki etkinlikler için ülke olarak teklif sunmaya başlayacağını ve uluslararası organizasyonları daha yoğun biçimde ağırlamayı hedeflediklerini kaydetti. Gastronomide hedef, şehirleri uluslararası çekim merkezine dönüştürmek Türk gastronomi markalarının Londra pazarındaki varlığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Bakan Ersoy, bu gelişmenin Türkiye’nin ürünlerinin tanıtımı açısından önemli olduğunu söyledi. Nitelikli gastronomi ürünlerine sahip olmakla bir gastronomi şehri olmanın farklı kavramlar olduğuna dikkati çeken Ersoy, uluslararası mutfakların doğru biçimde sunulduğu ve bu birikimin etkinliklerle desteklendiği şehirlerin güçlü birer gastronomi merkezi hâline gelebildiğini ifade etti. Türkiye açısından önceliklerinin şehirlerin bu niteliğe ulaşması olduğunu vurgulayan Ersoy, İstanbul’a bu doğrultuda önemli yatırımlar yaptıklarını ve sonuçlarını aldıklarını belirtti. İstanbul’un dünyanın önde gelen gastronomi şehirlerinden biri hâline geldiğini söyleyen Ersoy, elde edilen sonuçların yeni çalışmalar için motivasyon sağladığını kaydetti. Kültür varlıklarının iadesinde 14 ülkeyle iş birliği ABD’den 100 kültür varlığının Türkiye’ye iadesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ersoy, yurt dışına kaçırılan eserlerin tespit edilmesi ve mümkün olan en kısa sürede ülkeye kazandırılmasının en hassas oldukları konular arasında yer aldığını söyledi. Son sekiz yılda kaçakçılıkla mücadelede kurumsal kapasiteyi güçlendirdiklerini belirten Ersoy, ilgili yapıyı daire başkanlığı seviyesine çıkararak daha geniş bir kadroyla çalışmaya başladıklarını anlattı. Aralarında ABD’nin de bulunduğu 14 ülkeyle ikili protokol imzaladıklarını ifade eden Ersoy, bu iş birliklerinin iade süreçlerine olumlu yansıdığını vurguladı. Ersoy, geçmişte sekiz-dokuz yıl süren süreçlerin artık yedi-sekiz ay gibi sürelerde sonuçlanabildiğini söyledi. İadelerin arkasında çok sayıda kurum ve uzmanın katkı sunduğu yoğun bir uluslararası çalışma bulunduğunu belirten Ersoy, Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI) ile yürütülen iş birliğine dikkati çekti. Kazı kayıtları, tanıklıklar ve bilimsel araştırmaların eserlerin kökeninin ve kaçırılma süreçlerinin ispatında belirleyici olduğunu anlatan Ersoy, Türkiye’nin bu alanda önemli bir uzmanlık kazandığını, başka ülkelerin de Türkiye’den danışmanlık aldığını ifade etti. “Kaçak malın ayıplı mal olarak kabul edilmesi lazım” Kültür varlığı kaçakçılığının önlenmesinde uluslararası anlayışın değişmesinin önemine işaret eden Ersoy, kaçak eserlere yönelik talebin ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Ersoy, “Artık dünyada bu bir kabul olması lazım. Yani kaçak mal, ayıplı mal olarak kabul edilmesi lazım. Herkes tarafından dışlanması lazım.” dedi. Bu yaklaşımın yaygınlaşmasının kaçak eserlerin alıcı bulmasını engelleyeceğini ve kaçak kazıları caydıracağını belirten Ersoy, ABD’den getirilen 100 kültür varlığının çok değerli eserler olduğunu söyledi. Eserlerin İstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergilendiğini ifade eden Ersoy, ziyaretçileri bu kültür varlıklarını görmeye davet etti. Uzak pazarlarda ulaşım kapasitesi artırılıyor 2027’ye yönelik yeni pazar hedeflerine ilişkin soruyu yanıtlayan Ersoy, son sekiz yıldır kaynak pazar çeşitliliğini artırmaya odaklandıklarını belirtti. Kaynak pazarların çeşitlenmesinin turizm sektörünün krizlere karşı dayanıklılığını güçlendirdiğini vurgulayan Ersoy, yakın pazarlardaki güçlü konumlarını korurken uzak pazarlara öncelik verdiklerini söyledi. ABD, Kanada ve Çin’e yönelik çalışmalara değinen Ersoy, Kanada ile karşılıklı uçuş imkânlarının artırılmasına yönelik kararların ve Çin pazarındaki kapasite artışının bu açıdan önem taşıdığını ifade etti. Çin’de kapasitenin 21’den 49’a çıkarılmasına ilişkin kararın ardından ek uçuş imkânlarının eylül itibarıyla devreye girmeye başladığını belirten Ersoy, bu gelişmenin önümüzdeki dönemde pazardaki büyümeyi desteklemesini beklediklerini söyledi. Türk Hava Yollarıyla yakın çalıştıklarını belirten Ersoy, uzun menzilli uçakların teslimatlarının da uzak pazarlara erişimi güçlendireceğini kaydetti. Yeni Zelanda gibi uzun mesafeli uçuş noktalarına yönelik planlamalara değinen Ersoy, uzak pazarlar başta olmak üzere ulaşım ağını genişletmeyi hedeflediklerini ifade etti. “Deprem bölgesi öncelikli noktalarımızdan biri” Kahramanmaraş’a yönelik kültür ve turizm çalışmaları dolayısıyla teşekkür eden bir basın mensubuna da yanıt veren Bakan Ersoy, deprem bölgesinin öncelikleri arasında yer almaya devam edeceğini vurguladı. Şehirlerin yeniden ayağa kaldırılmasının yanı sıra ticaretin ve ekonominin canlandırılmasının da önemine dikkati çeken Ersoy, turizmin bu süreçte önemli bir katkı alanı olduğunu belirterek, “Biz de üzerimize düşeni en büyük fedakârlıkla yapacağız.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz” Haber

Bakan Ersoy: “Antalya Turizmini 12 Aya Yayacak Yeni Bir Adım Atıyoruz”

Türkiye turizminin göz bebeği Antalya, 9 gün boyunca konserlerden sergilere, opera ve baleden geleneksel sanatlara uzanan geniş bir programla Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Kültür Yolu Festivali’nin açılışını gerçekleştirerek festival programını, kentte tamamlanan ve devam eden yatırımları ve Antalya turizminin geleceğine ilişkin yeni projeleri açıkladı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen festivalin açılışında Antalya Valisi Hulusi Şahin, AK Parti Antalya milletvekilleri Kemal Çelik, Mustafa Köse, İbrahim Ethem Taş ve Tuba Vural Çokal katıldı. Antalya’nın kültür ve sanatı, bilgi ve eğlenceyi, geleneksel ile evrenseli bir arada sunan Türkiye Kültür Yolu Festivali çatısı altında yeniden buluştuğunu belirten Bakan Ersoy, organizasyonun dünyanın en kapsamlı, en geniş katılımlı ve en çok ilgi gören festivallerinden biri hâline geldiğini söyledi. Türkiye’ye kazandırdıkları festival markasını bu yıl 26 şehre taşıdıklarını, yaklaşık 8 ay süren kültür ve sanat programının gelecek yıl 32 ile ulaşacağını açıklayan Ersoy, festivalin her yaş ve kesimden insanı bir araya getirirken iç turizm hareketine ve yerel ekonomilere katkı sağlamaya devam edeceğini vurguladı. Antalya’da 440 Etkinlik, 60’ın Üzerinde Lezzet Durağı Antalya’daki festivalin kapsamına ilişkin Ersoy şu ifadeleri kullandı: “Antalya için 40’tan fazla mekânda 440’tan fazla etkinlik düzenleyeceğiz. Ayrıca 85 lezzet durağı belirledik. Akdeniz mutfağı içerisinde, yörük kültürünün güçlü etkisiyle kendine özel bir yer edinen Türk mutfağının lezzet farkını damakların deneyimine sunacağız.” Festivalin ana sahnesinin Konyaaltı Beach Park’ta kurulacağını belirten Bakan Ersoy, Simge, Poizi, Sefo, Gökhan Türkmen, Ebru Yaşar, Demet Akalın ve Hakan Altun’un konserleriyle müzikseverlerin buluşacağını söyledi. Sahne sanatları programında ise sadakat, tutku ve kıskançlıkla örülü bir hayat mücadelesini anlatan Anna Karenina ile doğayı ve aşkı konu alan metinleriyle Carmina Burana eserlerinin bale yorumlarının sanatseverlerle buluşacağını belirten Ersoy, Attila operasında da tarih ve medeniyetleri şekillendiren bir fatihin gölgesinde yeni bir şehrin doğuşunun sahneye taşınacağını ifade etti. Festival kapsamındaki sergilere de değinen Ersoy, Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri sergisinde kutsal emanetler, Kâbe örtüleri ve Kur’an-ı Kerim nüshaları üzerinden Osmanlı’nın manevi dünyasına özel bir kapı aralanacağını belirtti. Antalya’nın Yaşayan Mirası Ustaların Ellerinde Hayat Bulacak Yaşayan Miras Antalya sergisinde geleneksel değerlerin ve Türk kültürünün sanata yansıyan uygulamalarının ziyaretçilere sunulacağını belirten Bakan Ersoy, Bakanlık tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tanınan ustaların eserlerinin sergileneceğini açıkladı. Telkari, cam ve ahşap işleri, kilim ve halı dokuma, çömlekçilik, çinicilik, keçe, ebru, tezhip ve minyatür gibi geleneksel sanatların festivalde yer alacağını belirten Ersoy, ziyaretçilerin yalnızca sanat eserlerini değil, asırlardır aktarılan bilgi, beceri, algı ve anlayışı da deneyimleyebileceğini söyledi. Yaşayan Miras programında atölyelerin, kısa film gösterimlerinin ve Düğmeli Evler üzerine bir söyleşinin düzenleneceğini aktaran Ersoy, festivalin geleneksel değerlerin anlatılmasına, yaşatılmasına ve korunmasına katkı sunacağını ifade etti. Sanatseverleri Üç Ressam sergisine de davet eden Bakan Ersoy, Mustafa Taviloğlu’nun koleksiyonundan Alaeddin Aksoy, Mehmet Güleryüz ve Komet’in farklı sanat yaklaşımlarını buluşturan eserlerin ziyaretçilere sunulacağını belirtti.Taviloğlu’nun sanat tutkusuyla oluşan bu koleksiyonun zengin bir sanat deneyimi sunduğunu vurguladı. Antalya’nın Lezzetleri Toroslar’dan Akdeniz Kıyılarına Taşınacak Gastronomiyi büyük önem verdikleri alanlardan biri olarak nitelendiren Bakan Ersoy, Türk mutfağını dünyada hak ettiği konuma taşımak ve küresel bilinirliğini artırmak için çalıştıklarını söyledi. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni bu hedef doğrultusunda bir vitrin olarak değerlendirdiklerini belirten Ersoy, şehirlerin ve bölgelerin mutfak zenginliklerini şeflerin hazırladığı lezzetlerle ziyaretçilere deneyimleme imkânı sunduklarını ifade etti. Antalya gastronomi programına şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliği yapacağını açıklayan Ersoy, Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Finike, Beycik ve Kaş rotasının yanı sıra Manavgat ve Alanya rotalarının oluşturulduğunu söyledi. Ersoy, belirlenen lezzet noktalarında geleneksel mutfak kültürüyle çağdaş gastronomi anlayışını buluşturan yemeklerin sunulacağını ifade etti. Festivalde 10’dan fazla konser, 30’un üzerinde sergi ve yerleştirme, 30’a yakın atölyenin yanı sıra geziler, fotoğrafçılık etkinlikleri ve çocuklar için kültür, sanat, eğlence ve öğrenmeyi bir araya getiren programlar düzenleneceğini belirten Bakan Ersoy, tüm Antalyalıları aileleriyle birlikte festivale davet etti. Bakan Ersoy Antalya’ya Kazandırılan Yatırımları Açıkladı Antalya’yı geleceğe hazırlamak amacıyla yürüttükleri çalışmaların, şehrin turizm potansiyelini en doğru şekilde değerlendirerek vatandaşların sosyokültürel ve sosyoekonomik hayatında önemli farklar oluşturmayı hedeflediğini söyleyen Bakan Ersoy, kentteki yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. 87 milyon liralık yatırımla İbradı Ormana Kültür Merkezi’ni hizmete açtıklarını belirten Ersoy, Kamu Eliyle Yapılan Kültür Yatırımlarına Destek Projesi kapsamında ise 4 projeye toplam 11,1 milyon lira destek sağladıklarını açıkladı. Antalya’nın altyapısını güçlendirmek amacıyla Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi ile Boğazkent Terfi Merkezi ve terfi çalışmalarını 2022 yılında, Kemer-Çamyuva Atıksu Arıtma ve Bağlantılı Altyapı Tesisleri’ni ise 2024 yılında tamamladıklarını belirten Ersoy, bu yatırımların toplam maliyetinin 8 milyar liraya ulaştığını bildirdi. Kocayatak ve Çandır mahallelerini kapsayacak ilave kanalizasyon terfi hattı ve bağlantılı altyapı tesislerinin yanı sıra Serik 2 Atıksu Arıtma Tesisi’ne 2 son çöktürme havuzu ve dezenfeksiyon ünitesi kazandırılması çalışmalarının sürdüğünü aktaran Ersoy, bu işlerin ay sonunda tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi. Antalya’da 5 yıldızlı tesis kalitesinde hizmet sunan 14 ücretsiz halk plajını vatandaşların kullanımına açtıklarını da kaydetti. Antalya’nın Tarihine 1 Milyar Lirayı Aşan Arkeoloji Desteği Antalya’nın kültürel mirasının korunmasına yönelik çalışmaları da açıklayan Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü aracılığıyla 2018-2026 yılları arasında 24 proje ve 101 uygulama işinin tamamlandığını, 9 proje ve 9 uygulama işinin ise devam ettiğini söyledi. Bakan Ersoy, Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki çalışmalara ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Arkeoloji tarihimizin en büyük projesi olan Geleceğe Miras kapsamında 2024 yılı itibarıyla Antalya’da 26 arkeolojik alanda çalışma yürütüyoruz. Bu doğrultuda, 2024-2026 döneminde kazı ve basit onarım çalışmaları için 1 milyar 60 milyon liranın üzerinde ödenek aktardık.” Arkeolojik alanlardaki koruma ve restorasyon çalışmalarının bilimsel altyapısını oluşturmak ve ziyaretçi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 14 projenin tamamlandığını belirten Ersoy, 7 projenin ise devam ettiğini bildirdi. Son 8 yılda Antalya Etnografya, Mevlevihane, Nekropol, Alanya Atatürk Evi ve Likya Uygarlıkları müzeleri ile Side Arif Müfid Mansel Arkeoloji Müzesi’ni ziyarete açtıklarını belirten Ersoy, 2018 yılından bu yana Antalya’da yürütülen 8 koruma amaçlı imar planı çalışmasından 6’sının tamamlandığını, kalan 2 çalışma üzerinde ise hassasiyetle çalışıldığını söyledi. Bütün bu yatırımları Antalya’nın dünya turizmindeki payını artırmak, kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımak amacıyla gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Ersoy, çalışmalarını aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı. Ersoy’dan Turizmde Krizlere Dayanıklı Sektör Vurgusu Türk turizmini 12 aya ve 81 ile yayma hedefinin önemine dikkat çeken Bakan Ersoy, pazar çeşitliliğinin artırılması, farklı pazarların beklentilerini karşılayacak ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir turizm ekosisteminin oluşturulması gerektiğini söyledi. Bu hedefe ulaşılmasıyla dünya turizminin de temel ihtiyaçlarından biri olan krizlere dayanıklı bir turizm sektörünün oluşturulacağını belirten Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı (TGA) gibi kurumsal yapılanmaların, şehir ve bölge bazında yatırımların, tesis, personel, ulaşım, tanıtım ve sürdürülebilirlik alanlarında ulaşılan standartların bu hedef doğrultusunda atılmış önemli adımlar olduğunu ifade etti. Thomas Cook krizinden Covid-19 salgınına, Rusya-Ukrayna savaşından İran-İsrail-ABD çatışmalarına kadar yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin turizmde krizlere karşı direnç kazandığını gösterdiğini belirten Ersoy, bu direnci daha da güçlendirmek için çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Antalya EXPO Alanında Kongre ve Fuar Turizmine Yeni Dönem Konuşmasının sonunda Antalya turizminin geleceği açısından önemli bir projeyi açıklayan Bakan Ersoy, kentin toplantı, teşvik seyahati, kongre ve etkinlik turizmini ifade eden M.I.C.E. alanında dünyanın en gözde destinasyonlarından biri hâline getirilmesini hedeflediklerini duyurdu. Antalya’yı kültür ve turizm yatırımlarının yanı sıra havalimanı kapasite artırımı ve diğer bakanlıklarla yürütülen karayolu ulaşımı çalışmalarıyla geleceğe hazırladıklarını belirten Ersoy, yeni projenin kentin turizm potansiyeline önemli katkı sağlayacağını söyledi. Bakan Ersoy, 9-20 Kasım tarihlerinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak Antalya’da, organizasyonun ardından EXPO alanının kongre ve fuar turizmi açısından değerlendirileceğini açıklayarak, yeni projeyle kentin turizmdeki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti. Antalya için yeni bir turizm hamlesi olarak duyurduğu projeye ilişkin Bakan Ersoy şunları söyledi: “Bu büyük uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptıktan sonra Antalya EXPO alanında, Türkiye’nin en büyük ve en önemli fuar, kongre ve etkinlik merkezlerinden birini hayata geçirmek üzere TGA çatısı altında kuracağımız ve profesyonellerden oluşan yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Antalya turizminin önemli bir ihtiyacı olan kongre ve fuar turizmi için dünya ölçeğinde ve çok üst düzey nitelikte bir merkez oluşturarak kış ve bahar dönemlerine de hareketlilik kazandıracağız.” Söz konusu projenin yalnızca kongre ve fuar turizmine değil, Antalya’nın sosyal, kültürel ve sanatsal hayatına da önemli katkılar sağlayacağına inandığını ifade eden Bakan Ersoy, turizm sektörüne yönelik oluşturulacak yeni destek mekanizmasının ciddi bir fark yaratacağını vurgulayarak projenin Türkiye’ye ve Antalya’ya hayırlı olması temennisinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sri Lanka'dan Türk İş İnsanlarına "İhalelerimize Katılın" Daveti Haber

Sri Lanka'dan Türk İş İnsanlarına "İhalelerimize Katılın" Daveti

ATO Başkanı Gürsel Baran'ın makamında gerçekleşen ziyarete ATO Başkan Yardımcısı Adem Ali Yılmaz ile Genel Sekreter Ahmet Güran eşlik etti. Baran, ziyarette yaptığı konuşmada, coğrafi şekli nedeniyle Hint Okyanusu'nun incisi olarak anılan Sri Lanka ile Türkiye arasındaki ilişkilerin uzun tarihi geçmişi olduğunu belirterek, olumlu seyreden bu ilişkileri ticari ve ekonomik alanda ilerletmeyi hedeflediklerini söyledi. Küresel ekonomide dengelerin değiştiği, ticaret yollarının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, Asya'nın dünya ekonomisindeki ağırlığının arttığı ve Hint Okyanusu'nun da uluslararası ticaretin, enerji taşımacılığının ve küresel lojistik ağların en stratejik bölgelerinden biri haline geldiğini anlatan Baran, "Türkiye'nin üretim gücü ve geniş pazarlara erişim imkânlarıyla Sri Lanka'nın Hint Okyanusu'ndaki stratejik konumunun birbirini tamamlayan önemli avantajlar sunduğu görülüyor. Bu avantajları karşılıklı ticarete, yatırımlara ve uzun vadeli iş ortaklıklarına dönüştürmek ortak hedefimiz" dedi. İki ülke arasında ekonomik ve teknik işbirliği ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının bulunduğunu hatırlatan Baran, "Sri Lanka ile tekstil ve hazır giyim, gıda ve tarım ürünleri, madencilik, makine, sağlık, turizm, lojistik ve teknoloji sektörlerinde önemli fırsatlar görüyoruz." diye konuştu. Sri Lanka'nın Mannar Körfezi'ndeki petrol rezervlerinin çıkarılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirten Baran, Türkiye'nin petrol ve madencilik alanlarındaki tecrübelerine dikkat çekti. Baran, "Ülkelerimiz arasında Cumhurbaşkanlarımızın belirlediği 500 milyon dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için mevcut potansiyelimizi daha etkin değerlendirmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle iş dünyalarımızın birbirini daha yakından tanımasına, karşılıklı ziyaretlerin artmasına ve firmalarımız arasında doğrudan temas kurulmasına ihtiyaç var. Ankara Ticaret Odası olarak, Sri Lankalı iş insanlarıyla üyelerimizi buluşturmaya, yeni ticari bağlantılar kurulmasına ve karşılıklı yatırım fırsatlarının değerlendirilmesine katkı sunmaya hazırız" dedi. Baran, konuşmasında Ankara ekonomisi hakkında da bilgi verdi. -HAVACILIK VE TARIM SEKTÖRLERİNDE ANLAŞMA- Ziyarette konuşan Sri Lanka Dışişleri ve Yurtdışı İstihdam Bakan Yardımcısı Arun Hemachandra, Türkiye ile Sri Lanka arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, bu ziyaretinde Türkiye ve Sri Lanka arasında havacılık ve tarım sektörü üzerine iki önemli ikili anlaşma imzaladıklarını bildirdi. Sri Lanka ekonomisi hakkında bilgi veren Bakan Yardımcısı Hemachandra, küresel ekonomideki zorluklara rağmen Sri Lanka ekonomisinin geçen yılı yüzde 5'lik büyümeyle dayanıklılık göstererek tamamladığını belirterek, "Ülkenizdeki yatırımcı ve iş insanlarının güçlü ekonomideki fırsatları değerlendirmelerini isteriz" dedi. Beyaz ve elektronik eşya başta olmak üzere, Türk ürünlerinin Sri Lanka piyasasındaki ağırlığının arttığını, kendisinin de evinde Türk markalarını kullandığını bildiren Bakan Yardımcısı, "Daha fazla Türk ürününün Sri Lanka piyasasında yer almasını istiyoruz" diye konuştu. Dijitalleşme konusundaki hızlı gelişmelere ve Türk şirketlerinin bu konudaki başarılı çalışmalarına dikkat çeken Bakan Yardımcısı Hemachandra, hem dijitalleşme hem de inşaat, makine dâhil olmak üzere tüm alanlarda daha fazla işbirliği yapmak için Türk şirketlerini Sri Lanka'nın açtığı uluslararası ihalelere katılmaya davet etti. Bakan Yardımcısı Hemachandra, Sri Lanka'yı tanıtmak ve işbirliği imkânlarını detaylı görüşmek üzere Baran başkanlığındaki ATO heyetini de ülkesine davet etti. -SRI LANKA EXPO 2027'YE DAVET- Sri Lanka Büyükelçisi Niluka Kadurugamuwa da yaptığı konuşmada, 14-17 Ocak tarihlerinde Başkent Kolombo'da Sri Lanka Expo 2027'nin düzenleneceği bilgisini vererek, "Sri Lanka Uluslararası Ticaret Fuarı, iş dünyası için yeni fırsatlar oluşturur. Ankara Ticaret Odası üyelerini Sri Lanka Expo'ya davet ediyoruz" dedi. Büyükelçi, Sri Lanka Expo hakkında Kasım ayında organize edilecek bir toplantıyla katılmak isteyenlere detaylı bilgi vereceklerini de söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TatilBudur, Antalya Turizm Fuarı’nda Sektörün Güncel Dinamiklerini Değerlendirdi Haber

TatilBudur, Antalya Turizm Fuarı’nda Sektörün Güncel Dinamiklerini Değerlendirdi

TatilBudur, Antalya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve dünyanın dört bir yanından turizm sektörünün bileşenlerini bir araya getiren Antalya Turizm Fuarı’nda erken rezervasyon dönemindeki tüketici davranışlarından fiyat avantajının yanı sıra güvenin satın alma kararındaki rolüne, markanın yeni dönem hedeflerinden hizmet kalitesine kadar pek çok başlıkta görüşlerini aktardı. TatilBudur Satış ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Çubuk, tüketicilerin tatil satın alma sürecinin araştırma, farklı platformları inceleme ve karar verme aşamalarıyla birlikte en az 35 gün sürdüğünü belirtti. Tüketicilerin bu süreçte öncelikle tatil beklentilerini ve destinasyon tercihlerini netleştirdiğini, ardından araştırma yaptığını ve sonrasında satın alma kararına yöneldiğini ifade eden Çubuk, erken rezervasyon döneminde fiyat avantajının yanı sıra güven unsurunun da belirleyici olduğuna dikkat çekti. Erken rezervasyon yapan tüketicilerin temel beklentilerinden birinin, satın alma sonrasında fiyatların düşmesi veya seyahat planlarında değişiklik yaşanması durumunda haklarını koruyabilmek olduğunu vurgulayan Çubuk, TatilBudur’un bu konudaki yaklaşımını şöyle açıkladı: “Tüketici yalnızca uygun fiyatı değil, satın alma kararının arkasında duracak güvenilir bir marka arıyor. Rezervasyon sonrasında fiyatlarda düşüş yaşanması durumunda, ilgili tesisin koşulları doğrultusunda iade ediyoruz. Tarih veya rezervasyon değişikliği gerektiğinde de mevcut koşulları koruyarak tüketicilerimize destek oluyoruz. Bu güvenceleri sunabildiğinizde tüketicinin kararında birkaç liralık fiyat farkından çok, hizmet kalitesi ve ihtiyaç duyduğunda karşısında güvenilir bir muhatap bulabilmesi öne çıkıyor.” Dedi. TatilBudur’un özellikle yaz otellerinde fiyatlandırma ve satış süreçlerinde güçlü bir konumda bulunduğunu belirten Çubuk, yaz otellerinin satışında yüzde 80 oranında birincil fiyat belirleyici konumda olduklarını ifade etti. Bu yapının hem tüketicilere daha hızlı ulaşma hem de fiyat avantajı sunma açısından önemli bir güç sağladığını vurgulayan Çubuk, markanın şube yapılanmasında hayata geçirilen değişimlerin de yeni dönem dönüşümünün bir parçası olduğunu belirtti. Kurumsal kimlik çalışmalarıyla güven, finansal güç ve hizmet kalitesi mesajlarını tüketiciye daha güçlü ve tutarlı biçimde aktarmayı hedeflediklerini dile getirdi. TatilBudur, yeni kurumsal kimliği ve hizmet odaklı yaklaşımıyla tüketici güvenini güçlendirmeye, satış ve hizmet süreçlerini geliştirmeye ve sektördeki güçlü konumunu ileriye taşımaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Turizm Başkenti Antalya, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne Ev Sahipliği Yapacak Haber

Türkiye’nin Turizm Başkenti Antalya, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne Ev Sahipliği Yapacak

Antalya Kültür Yolu Festivali’nde konserlerden sergilere, opera ve bale gösterilerinden tiyatroya, arkeoloji gezilerinden geleneksel sanat atölyelerine ve çocuk etkinliklerine uzanan kapsamlı bir program gerçekleştirilecek. Festivalin gastronomi programında ise 40’tan fazla Lezzet Noktası, şef buluşmaları ve Antalya’nın farklı ilçelerini kapsayan gastronomi rotalarıyla kentin zengin mutfak kültürü ön plana çıkacak. Tarihi Kaleiçi sokaklarından antik kentlerine, Akdeniz'in eşsiz kıyılarından Toroslar'ın köklü kültürel mirasına uzanan zenginliğiyle Antalya, Türkiye Kültür Yolu Festivali'ne dördüncü kez ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Antalya, yalnızca Türkiye’nin değil, Akdeniz’in de en önemli turizm merkezlerinden biri. Ancak Antalya’yı özel kılan, eşsiz kıyıları ve doğal güzelliklerinin ötesinde, binlerce yıllık medeniyet birikimini bugün hala yaşatıyor olmasıdır. Aspendos’un görkemli tiyatrosundan Perge’nin anıtsal yapılarına, Side’nin tarihi dokusundan Patara’nın arkeolojik zenginliğine, Kaleiçi’nin dar sokaklarından Toroslar’ın köklü Yörük kültürüne kadar Antalya, her köşesinde farklı bir hikâye barındırıyor. Bizim hedefimiz, bu eşsiz birikimi koruyarak geleceğe taşırken Antalya’nın turizmdeki güçlü konumunu kültür, sanat ve gastronomiyle daha da pekiştirmek. Antalya, kültürel mirasın korunması ve turizme kazandırılması Geleceğe Miras Projemiz kapsamında antik kentlerimizde yürüttüğümüz kazı, koruma ve restorasyon çalışmalarıyla geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarıyor, bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması için çalışıyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni de bu anlayışın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Çünkü kültürel mirasımızın yalnızca korunan değil, toplumun her kesimi tarafından tanınan, deneyimlenen ve yaşatılan bir değer olmasını istiyoruz. Kültür turizminin gelişmesi, turizm hareketliliğinin çeşitlenmesi ve yerel ekonominin desteklenmesi açısından Türkiye Kültür Yolu Festivali gibi organizasyonların önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Antalya’nın yalnızca yaz aylarında değil, yılın her döneminde kültürü, sanatı, tarihi ve gastronomisiyle öne çıkan bir destinasyon olmasını önemsiyoruz. Türkiye Kültür Yolu Festivali de bu hedefimize katkı sağlayan önemli organizasyonlarımızdan biri. Tüm Antalyalıları ve şehrimizi ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerimizi bu büyük kültür ve sanat buluşmasına davet ediyorum.” dedi. ANTALYA’NIN GASTRONOMİ ROTASI TOROSLAR’DAN AKDENİZ KIYILARINA UZANACAK Antalya Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programına Şef Mehmet Akdağ ev sahipliği yapacak. 2 Michelin yıldızlı Şef Ozan Kumbasar, Michelin Bib Gourmand Ödüllü Şef Vedat Başaran, Michelin Rehberi’nde yer alan Şef Claudio Chinali, Şef Bahtiyar Büyükduman, Yemek Kültürü Yazarı Aylin Öney Tan ile Şef Mutlu Şevket Yılmaz ise konuk olarak yer alacak. 31 Ekim–2 Kasım 2026 tarihleri arasında Şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliğinde Antalya, Korkuteli, Elmalı, Gömbe, Finike, Beycik ve Kaş’ı kapsayan gastronomi rotası düzenlenecek. Manavgat ve Alanya rotasına ise Şef Mehmet Akdağ ile gastronomi yazarı Ebru Erke birlikte ev sahipliği yapacak. Konuk isimler, festival kapsamında belirlenen Lezzet Noktaları’nı ziyaret ederek Antalya’ya özgü yemekleri yerinde deneyimleyecek. Akdeniz’in taze sebzeleri, narenciyesi ve deniz ürünleriyle Toroslar’ın köklü Yörük kültürünün buluştuğu Antalya mutfağı; zeytinyağlılar, yabani otlar, bakliyat ve tahıl yemeklerinden oluşan zengin bir gastronomi mirasını yansıtıyor. Kıyı kesimlerinde balık ve deniz ürünleri, iç kesimlerde ise et ve hamur işleri öne çıkarken, kuşaktan kuşağa aktarılan yöresel tarifler kentin mutfak kültürünün temel unsurları arasında yer alıyor. Tahinli Antalya piyazı, şiş köfte, hibeş, Alanya’nın gülüklü çorbası ve serpme böreği bölgenin özgün lezzetlerini ortaya koyarken, tahinli kabak tatlısı, turunç reçeli ve yerel turunçgiller Antalya’nın köklü sofra kültürünü tamamlıyor. Antalya’nın gastronomi zenginliği, festival kapsamında belirlenen 40’tan fazla Lezzet Noktası ile ziyaretçilere sunulacak. Muratpaşa ve Konyaaltı başta olmak üzere Kepez, Manavgat, Serik, Alanya, Kemer, Kaş ve Finike’ye uzanan gastronomi rotasında; tahinli piyaz, şiş köfte, oğlak tandır, börek ve kabak tatlısı gibi yöresel lezzetleri sunan işletmelerin yanı sıra balık ve deniz ürünleri restoranları, ev yemekleri lokantaları, dünya mutfaklarından örnekler sunan işletmeler ve şef restoranları da yer alacak. Geleneksel esnaf sofralarından çağdaş restoranlara uzanan seçki, Antalya’nın zengin mutfak mirasını ve gastronomi deneyiminin çeşitliliğini festival ziyaretçileriyle buluşturacak. ANTALYA’DA DOKUZ GÜN BOYUNCA MÜZİK RÜZGARI ESECEK Konyaaltı Beach Park'ta düzenlenecek ücretsiz konserler, festival boyunca birbirinden ünlü sanatçıların performanslarına ev sahipliği yapacak. 31 Ekim Cumartesi – Murat Boz 1 Kasım Pazar – Özcan Deniz 2 Kasım Pazartesi – Simge 3 Kasım Salı – Poizi 4 Kasım Çarşamba – Sefo 5 Kasım Perşembe – Gökhan Türkmen 6 Kasım Cuma – Ebru Yaşar 7 Kasım Cumartesi – Demet Akalın 8 Kasım Pazar – Hakan Altun Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ulusal Organizasyonların Yeni Adresi Kandıra Haber

Ulusal Organizasyonların Yeni Adresi Kandıra

Kandıra Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikler, ilçenin yalnızca turizm alanında değil, spor organizasyonları ve uluslararası tanıtım konusunda da önemli bir merkez olma potansiyelini ortaya koyuyor. Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez’in öncelikli hedefleri arasında ise ilçenin sahip olduğu değerleri daha geniş kitlelere tanıtarak Kandıra’yı güçlü bir marka hâline getirmek yer alıyor. KANDIRA’DA ORGANİZASYON HAREKETLİLİĞİ Kandıra, son dönemde düzenlenen organizasyonlarla sporcuları, doğa tutkunlarını ve farklı şehirlerden gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Pembe Kayalıklar’da gerçekleştirilen Extreme Kupası 3. Ayak Kandıra Yarışları, 17 ülkeden 220 sporcunun katıldığı 9. Kocaeli Uluslararası Balık Yakalama Yarışması ve 23 şehir ile 5 ülkeden 324 bisikletçinin bir araya geldiği 6. Kocaeli Turizm ve Bisiklet Festivali, ilçenin farklı alanlarda ulusal ve uluslararası ölçekte önemli organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek kapasitesini bir kez daha gözler önüne serdi. Kandıra Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirilen bu etkinlikler, ilçenin doğal güzelliklerini ve turizm değerlerini tanıtmanın yanı sıra Kandıra’nın ulusal ve uluslararası alandaki bilinirliğini artırmayı da amaçlıyor. İlçeye gelen sporcuların ve ziyaretçilerin Kandıra’nın doğal güzelliklerini, sahillerini ve kültürel zenginliklerini yakından tanıması, bölgenin turizm potansiyelinin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlıyor. Spor, doğa ve turizmi bir araya getiren bu organizasyonlar, Kandıra’nın farklı mevsimlerde de ziyaretçi çekebilecek bir destinasyon olma hedefini destekliyor. BAŞKAN EROL ÖLMEZ: “KANDIRA’NIN DEĞERLERİNİ DÜNYAYA TANITACAĞIZ” Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez, ilçenin ulusal ve uluslararası organizasyonlarla daha fazla gündeme gelmesini önemsediklerini belirterek Kandıra’nın sahip olduğu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Kandıra’nın doğal güzellikleri, sahilleri, kültürel zenginlikleri ve misafirperver insanlarıyla önemli bir değere sahip olduğunu vurgulayan Başkan Ölmez, ilçenin tanıtımına katkı sağlayacak organizasyonları desteklemeyi sürdüreceklerini belirtti. Başkan Ölmez, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Kandıra’mız, doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleriyle çok özel bir ilçe. Sahip olduğumuz bu değerleri en iyi şekilde değerlendirerek Kandıra’nın adını yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası alanda da duyurmak istiyoruz. Extreme Kupası 3. Ayak Kandıra Yarışları, 17 ülkeden 220 sporcunun katıldığı 9. Kocaeli Uluslararası Balık Yakalama Yarışması ve 23 şehir ile 5 ülkeden 324 bisikletçiyi buluşturan 6. Kocaeli Turizm ve Bisiklet Festivali, ilçemizin önemli organizasyonlara ev sahipliği yapabildiğini gösteriyor. Bu tür etkinlikler, Kandıra’nın tanıtımına katkı sunarken ilçemizin farklı şehirlerden ve ülkelerden insanlarla buluşmasına da imkân sağlıyor. Hedefimiz, Kandıra’yı yalnızca yaz aylarında ziyaret edilen bir turizm bölgesi olmaktan çıkararak yılın her döneminde spor, kültür, sanat ve çeşitli organizasyonlarla anılan bir merkez hâline getirmek. Bu doğrultuda ilçemizin potansiyelini ortaya çıkaracak iş birliklerine önem veriyoruz. Kandıra’nın gelişmesi, tanıtılması ve ekonomik açıdan güçlenmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Doğal ve kültürel değerlerimizi koruyarak geleceğe taşımak, aynı zamanda ilçemizin marka değerini yükseltmek istiyoruz.” HEDEF: YILIN HER DÖNEMİNDE TERCİH EDİLEN KANDIRA Spor turizminin yanı sıra kültür, sanat ve doğa odaklı etkinliklerin artırılmasıyla Kandıra’nın yıl boyunca ziyaret edilen önemli bir turizm destinasyonu hâline gelmesi hedefleniyor. Ulusal ve uluslararası organizasyonlarla adını daha geniş kitlelere duyuran Kandıra, doğal güzelliklerini, kültürel mirasını ve spor turizmi potansiyelini bir araya getirerek geleceğin önemli organizasyon merkezlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.