Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkbesd

Kapsül Haber Ajansı - Türkbesd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkbesd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Camında Teknoloji, Tasarım ve Üretim Gücünü Buluşturuyor Haber

Beyaz Eşya Camında Teknoloji, Tasarım ve Üretim Gücünü Buluşturuyor

Beyaz eşya sektöründe cam artık yalnızca ürüne şeffaflık veya estetik kazandıran bir malzeme olmaktan çıkıyor. Fırınlarda yüksek sıcaklık koşullarına ve termal yüklere dayanım, ocaklarda güvenlik, buzdolaplarında mekanik dayanım ve kullanım kolaylığı, çamaşır makinelerinde güçlü ve güvenilir kapak çözümleri, yeni nesil cihazlarda ise ekran ve dokunmatik kontrollerle bütünleşen yüzeyler camın ürün içindeki rolünü yeniden tanımlıyor. The Business Research Company’nin Home Appliances Glass Market Report 2026 raporuna göre küresel beyaz eşya camı pazarının 2030’da 10,71 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Bu görünüm, camın beyaz eşyadaki teknik ve tasarımsal rolünün genişlemesiyle birlikte pazarın da büyümeyi sürdürdüğüne işaret ediyor. Üç ana ürün grubunda güçlü üretim yetkinliği 1974’ten bu yana cam sektöründe faaliyet gösteren Yorglass, beyaz eşya üreticilerine yönelik çözüm portföyünü farklı ürün gruplarına yayıyor. Şirket; Bolu, Çerkezköy ve Eskişehir’deki üretim tesislerinde fırın pano camları, bek tablaları, fırın ön kapak ve iç camları ile buzdolabı raf camları üretirken, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Çamaşır Makinesi Kapak Camı İşletmesi ile çamaşır kategorisindeki üretim kabiliyetini de güçlendirdi. Böylece pişirme, soğutma ve çamaşır olmak üzere beyaz eşyanın temel ürün gruplarında cam çözümleri geliştiren Yorglass, farklı ihtiyaçları aynı üretim ve teknoloji birikimi altında karşılayabilen yapısını genişletiyor. Bu yapı şirketin ihracat performansında da karşılık buluyor. Yorglass, 2025 yılında toplam üretiminin yüzde 52’sini ihraç ederken, Avrupa pazarında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 10, stratejik büyüme alanlarından Amerika’da ise yüzde 18 büyüme kaydetti. Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Çamaşır Makinesi Kapak Camı İşletmesi’nde devreye alınan yeni kapasite ise çamaşır kategorisindeki üretim gücünü artırırken şirketin ürün portföyünün, ihracatının ve cirosunun gelişimine katkı sağladı. Beyaz eşya sektöründe rekabet gücünün artık yalnızca yüksek üretim adetleriyle değil; kritik bileşenlerde teknoloji geliştirme, esnek üretim ve güçlü bir tedarik ekosistemi oluşturma kabiliyetiyle belirlendiğine dikkat çeken Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, şunları söyledi: “Beyaz eşya üreticisinin cam ihtiyacı artık tek bir ürün veya tek bir fonksiyonla sınırlı değil. Fırında termal performans ve güvenlik, buzdolabında dayanıklılık ve kullanım kolaylığı, çamaşır makinesinde güçlü ve güvenilir kapak çözümleri, yeni nesil ürünlerde ise tasarım ve kullanıcı arayüzü aynı değer zincirinin parçaları haline geliyor. Biz de Yorglass olarak pişirme, soğutma ve çamaşır kategorilerindeki üretim yetkinliğimizi, farklı performans, tasarım ve kullanım ihtiyaçlarına yönelik cam çözümleri geliştirecek şekilde sürekli genişletiyoruz. Hedefimiz, müşterilerimizin farklı cam ihtiyaçlarını ayrı ayrı tedarik etmek zorunda kaldığı bir yapı yerine, ürün geliştirme sürecinin farklı aşamalarında aynı güvenilir partnerle ilerleyebildiği bir model sunmak. ‘One-stop partner’ yaklaşımımızın temelinde de bu var.” Rekabetin yeni anahtarı: teknoloji, verimlilik ve güçlü tedarik ekosistemi Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği’nin (TÜRKBESD) 31 Ağustos 2026’da yayımladığı en güncel sektör verilerine göre, 2026’nın Ocak–Temmuz döneminde altı ana ürün grubunda ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 azalarak 9,5 milyon adede, üretim ise yüzde 15 gerileyerek 14,9 milyon adede indi. Aynı dönemde iç satışlar yüzde 6 azalırken, ihracat pazarlarındaki zayıflığın sektörün üretim ve satış performansı üzerindeki etkisi devam etti. Bu tablo, üretim ölçeğinin yanı sıra verimlilik, teknoloji geliştirme ve yüksek katma değerli üretimin rekabet gücündeki önemini daha da artırıyor. Yorglass da bu doğrultuda yatırımlarını yalnızca kapasite artışına değil, mevcut üretim altyapısının rekabetçiliğini güçlendirecek alanlara yönlendiriyor. Şirket, 2025 yılında yatırım bütçesinin yüzde 30 üzerinde yatırım gerçekleştirirken yatırımlarının önemli bölümünü verimlilik artırıcı otomasyon uygulamalarına ayırdı. Organizasyon, otomasyon ve üretim akışlarında gerçekleştirilen iyileştirmelerin yanı sıra 6 Sigma projeleriyle de verimlilik ve maliyet optimizasyonuna odaklanıldı. Yorgancılar, “Türkiye güçlü bir beyaz eşya üretim ve tedarik ekosistemine sahip. Küresel pazarlarda rekabetin zorlaştığı bir dönemde bu gücü korumanın yolu yalnızca daha fazla üretmekten değil, kritik bileşenlerde daha fazla teknoloji ve katma değer üretmekten geçiyor. Cam bu anlamda stratejik bir alan; çünkü güvenlik, termal performans, dayanıklılık, tasarım ve kullanıcı deneyimi gibi farklı beklentileri aynı malzeme üzerinde buluşturabiliyor. Manisa’daki üretim kabiliyetimizle ürün kapsamımızı genişletirken Ar-Ge merkezimiz ve üretim altyapımızdaki teknoloji yatırımlarıyla da üretim bilgisini daha yüksek katma değerli çözümlere dönüştürmeye odaklanıyoruz” diye konuştu. Camda yeni rekabet alanı: performans, tasarım ve verimlilik Camın beyaz eşyadaki dönüşümü teknik performansın ötesine geçerek yüzey, tasarım ve enerji verimliliğini de kapsıyor. Daha geniş cam yüzeyler, bütünleşik kontrol panelleri, farklı renk ve dokular ile yeni nesil kaplama teknolojileri, camın ürün içindeki rolünü genişletirken tüketici beklentileri de bu dönüşümü hızlandırıyor. NIQ’nun 31 Ağustos 2026’da yayımladığı Consumer Tech Trends 2027 raporuna göre tüketicilerin yüzde 86’sı dayanıklılığı, yüzde 82’si tamir edilebilirliği, yüzde 81’i ise enerji verimliliğini teknoloji ve ev aletleri satın alma kararlarında önemli görüyor. Yorglass da bu doğrultuda mat, dekoratif ve renkli cam yüzeylerdeki bilgi birikimini yeni yüzey teknolojileri ve enerji verimliliği odaklı Ar-Ge çalışmalarıyla geliştiriyor. Değişen beklentilerin tedarik zincirindeki öncelikleri de yeniden şekillendirdiğini belirten Yorgancılar, “Tüketicinin beklentisi artık yalnızca dayanıklı bir ürün değil; uzun ömür, verimlilik, tasarım ve kullanım deneyiminin birlikte sunulması. Biz de camın bu ihtiyaçlara aynı anda yanıt verebilme potansiyelini yeni yüzeyler, yeni fonksiyonlar ve müşterilerimizin ürünlerine daha fazla değer katacak çözümler geliştirmek için kullanıyoruz. Önümüzdeki dönemde odağımız; ürün performansını geliştirirken enerji verimliliğini destekleyen, daha uzun ömürlü ve sürdürülebilir çözümleri müşterilerimizle buluşturmak olacak” ifadelerini kullandı. Yorglass Hakkında: Temelleri 1974’te atılan Yorglass, endüstriyel cam işleme ve düz cam ticareti alanlarındaki tecrübesiyle sektöre öncülük ediyor. Global ve güvenilir tedarikçi olma nedeni doğrultusunda ürettiği zengin ürün çeşitlerini hem iç pazara hem de 6 kıtaya ulaştıran Yorglass, 150'den fazla farklı cam türü ve dünyanın her yerinden 70'in üzerinde tedarikçisi ile geniş bir alana hizmet veriyor. Bugün itibarıyla üretim ve ticari çalışmalarını; Yorglass Ticaret, Yorglass Satina, Yorglass Ticari Soğutucu ve Yorglass Beyaz Eşya iş üniteleri altında Türkiye’nin beş farklı şehrinde kurulu yedi tesisinde gerçekleştiren şirket, ürünlerini 60’tan fazla ülkeye ihraç ediyor. Sektördeki 50. yılını kutlayan Yorglass, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde 30 milyon euro yatırımla hizmete sunduğu Çamaşır Makinesi Kapak Camı İşletmesi ile üretmek ve sürdürülebilir bir değer yaratmak için çalışmalarını sürdürüyor.   Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk yarı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %7 geriledi. İhracatta son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, 2026 yılının ilk yarısında ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %19 azaldı. İhracattaki düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yılın aynı dönemine göre %15 geriledi. Toplam satışlar ise %15 düşüşle 13.026.952 adet olarak gerçekleşti. Haziran ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlarda %15, ihracatta %11 daralma yaşanırken üretim aynı seviyede kaldı. Toplam satışlar ise %12 gerileyerek 2.033.470 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “Sektörümüz, küresel pazarlarda yaşanan ihracat daralmasının temel nedenleri arasında rekabet gücümüzdeki zayıflama ile dış ticaret politikalarının yarattığı ilave maliyet ve yüklerin bulunduğunu uzun süredir dile getirmektedir. Gelinen noktada, ihracattaki düşüşün devam ettiğini görüyoruz” dedi. Şengül, ihracat pazarlarındaki kayıpların devam etmesinin sektörün bugünkü performansının yanı sıra gelecek yatırımlarını, istihdamı ve üretim kapasitesini belirleyici nitelikte olduğunu ifade etti. Avrupa gibi köklü pazarlarda kamu ve özel sektörün ortak çabasıyla uzun yıllar içinde oluşturduğu güçlü ihracat kapasitesi ve pazar konumuna değinen Şengül, “Sektörün sürdürülebilirliği için rekabetçiliği güçlendirecek, ihracatı destekleyecek ve üretim maliyetlerini dengeleyecek adımlar büyük önem taşıyor” dedi. Anti-Damping Önlemleri Sektörü Maliyet ve İhracat Cephesinde Zorluyor Beyaz eşya sektörünün temel girdilerinden biri olan yassı çelik ürünlerine ilişkin anti-damping soruşturmalarının yüksek vergilerle sonuçlanmasını değerlendiren TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, “Sektörün temel girdilerinden biri olan yassı çelik ürünlerine ilişkin anti-damping soruşturmalarının yüksek vergilerle sonuçlanması, üreticilerin maliyet yapısını doğrudan ve olumsuz biçimde etkiliyor. Üretim maliyetlerindeki her ilave artış, ihracat rekabetçiliğimizi etkilemektedir” dedi. Bu tablonun etkilerini sektör verilerinde açıkça gördüklerini ifade eden Yavuz, “Üretim ve ihracattaki daralmada küresel talepteki zayıflama ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler de rol oynamakla birlikte, temel girdilere getirilen ilave maliyetlerin sektörümüzün rekabet gücü üzerindeki başlıca baskı unsurlarından birini oluşturduğu açıktır. Türkiye'nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için sanayimizin uluslararası rekabet gücünü koruyacak, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına ihtiyacı vardır” diye belirtti. Rekabet Edilen Ülkelerde Bulunmayan Maliyet Kalemleri Büyüme Kapasitesini Sınırlandırıyor Sektörün uluslararası rekabetçiliğini doğrudan etkileyen maliyet unsularına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) beyaz eşya üreticilerinin başlıca uluslararası rakiplerinin karşılaşmadığı ilave bir maliyet yarattığını ve üretim, yatırım ve ihracat üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu belirtti. Özkadı, “2020 yılında uygulamaya alınan GEKAP birim tutarları bugün yaklaşık 15 ila 17 katına çıkmış durumda. Aynı dönemde üretici ve tüketici fiyatlarındaki artış yaklaşık 7 kat seviyesinde gerçekleşti. Dolayısıyla GEKAP tutarlarındaki artış, enflasyonun çok üzerinde seyrediyor.” bilgisini paylaştı. GEKAP’ın sektör üzerindeki yıllık maliyetinin yaklaşık 3 milyar TL’ye ulaştığını, 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının ise yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde olduğunu açıklayan Özkadı, sektörün son yıllarda yaşadığı üretim ve ihracat kaybının aciliyeti dikkate alınarak, GEKAP yükümlülüğünün geçici bir süre için kaldırılmasının veya birim tutarların en az yüzde 50 oranında azaltılmasının sektörün rekabet gücünün korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca GEKAP’ın hesaplanma yönteminin beyaz eşya ürünlerinin özelliklerine göre yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri kapsam dahilindeki birçok üründen farklı olarak yüksek ağırlığa ve uzun kullanım ömrüne sahiptir. Bu nedenle GEKAP’ın yalnızca ürün ağırlığı üzerinden hesaplanması, ürünlerin çevresel etkisini ve fiili geri kazanım maliyetini yeterince yansıtmamakta ve sektör üzerinde orantısız bir maliyet oluşturmaktadır. Ürünlerin yapısal özelliklerini gözeten, ürün bazında farklılaştırılmış, daha adil ve dengeli bir hesaplama sistemine ihtiyaç bulunmaktadır” ifadelerini kullandı. Yetkili Servisler için Markaların Web Siteleri Tercih Edilmeli Beyaz eşya sektörünün üretim, satış ve satış sonrası hizmetleriyle dev bir ekosistem oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin bu ekosistemin önemli bir parçasını oluşturduğunu söyledi. Kuseyri, “Tüketicilerimizin satın alma sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin, yetkili servis olmadıkları halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Tüketicilerimize herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, servis hizmetlerimize erişmek için arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri açısından kritik önem taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2026 yılının ilk 3 ayında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %10 oranında düşüş yaşandı. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2026 yılının ilk 3 ayında ihracat, bir önceki yıla kıyasla %23 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yıla göre %21 oranında geriledi. Toplam satışlar ise %19 gerileyerek 6.288.817 adet oldu. Mart ayı özelinde ise iç satışlarda geçen yılın Mart ayına göre %3 daralma olurken ihracatta %29, üretimde ise %14 gerileme kaydedildi. Toplam satışlarda %21 düşüş oldu ve 2.230.369 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında ihracat hacmi 20,2 milyon adet olarak kaydedilirken Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla küresel piyasalardaki rekabet gücünü arttırıyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, özellikle ihracattaki daralmanın son yıllarda kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. İhracat hacminin 2025’te 20,2 milyon adetle yaklaşık 10 yıl önceki seviyelere gerilediğine değinen Şengül, 2026 yılının ilk çeyreğinde de ihracattaki çift haneli düşüşün, bu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini belirtti: “Bu tablo, küresel talep koşulları ve dış pazarlardaki yavaşlamanın etkisiyle ihracat performansında daha kalıcı bir gerileme riskini ortaya koyuyor. Buna paralel olarak, iç pazarda da talebin yavaş seyretmesi genel pazar büyümesini baskılayan bir unsur olarak öne çıkıyor.” Rekabetçilik ihracat, maliyet ve ticaret politikaları üçgeninde “İhracat ve iç pazarda süregelen bu görünümün 2026’ya da taşınması, mevcut eğilimin kalıcılık riskini artırıyor” diyen Şengül, “Bu çerçevede ortaya çıkan tablo, sektörümüz açısından rekabet gücünün korunmasının artık daha kritik bir öncelik haline geldiğini gösteriyor” diye konuştu. Şengül, hem iç satışlarda hem ihracatta geçen yılın aynı dönemine kıyasla daralmanın sürdüğünü ve bu durumun üretim adetlerine de belirgin şekilde yansıdığına dikkat çekti. Şengül şöyle devam etti: “İhracat tarafında, küresel talep koşulları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam ederken, enerji, hammadde ve finansman maliyetleri yüksek seyrini sürdürüyor. Buna ek olarak anti damping önlemleri gibi ticaret politikaları, gözetim uygulamaları ve ilave vergi gibi uygulamalar ise maliyetleri ve işlem sürelerini artırıyor. Diğer taraftan da Uzak Doğu kaynaklı maliyet avantajı ve agresif fiyatlama, ihracat pazarlarında rekabeti daha da yoğunlaştırıyor.” Bu gelişmelerin rekabet gücü üzerinde baskıyı artırdığını belirten Şengül, özellikle ihracat pazarlarında maliyet avantajının da zayıflamasına yol açtığını söyledi ve ekledi: “Bu veriler ışığında rekabetçiliğimizin ihracat daralması, maliyet artışları ve ticaret politikaları üçgenine sıkıştığını söyleyebiliriz.” Şengül, ihracat ve iç pazarda uzunca süredir gözlenen ve 2026’da da devam eden zayıf seyri tersine çevirmek için üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, yurtdışında rekabet gücünün devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken bunun için de girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılmasının kritik önemde olduğunu vurguladı. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak destekler sağlanmalı” Şengül, Mart ayı verilerini de değerlendirdi: “Mart verileri, yılın ilk çeyreğinde gözlenen eğilimin ay bazında da teyit edildiğini gösteriyor. Bu tablo, üretimdeki gerilemenin kalıcı hale gelme riskini artırıyor.” Bu tabloda iç pazarın desteklenmesinin önem kazandığına işaret eden Şengül, kredi kartı faiz ve komisyon oranlarının satış kanallarına olumsuz yansıdığını ifade ederek “Kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması iç talebin sürekliliğine katkı sunacaktır” dedi. İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek ve aynı zamanda ülkemizin uzun vadeli hedefleriyle uyumlu yapısal adımlara ihtiyaç olduğunun altını çizen Şengül, bu bakımdan enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, mevcut tabloya en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğunu söyledi: “Derneğimizin analizine göre; 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda ürün boyutları %18 artmasına rağmen %16 oranında enerji tasarrufu sağlanması, sektörümüzde verimlilikte kaydedilen önemli ilerlemeyi ortaya koyuyor.” Başka bir ifadeyle, bugün daha büyük ve daha yüksek performanslı ürünler, çok daha düşük enerji tüketimiyle çalışıyor. Bu veriler, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasının yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla sınırlı kalmayacağını aynı zamanda kaynak verimliliğini artırarak üretimi destekleyeceğini ve ihracat açısından da önemli bir kaldıraç etkisi yaratacağını ortaya koyuyor. Bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin; milli servetin korunması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi açısından kritik önem taşıdığına inanıyoruz.” Sac soruşturmasında alınacak karar, maliyetleri ve ihracatı doğrudan etkileyecek Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde girdi maliyetlerine yönelik korumacı politikalar hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. “Beyaz eşya sektörü açısından en kritik gündem maddesi, sac ürünlerine yönelik devam eden anti-damping soruşturmasıdır. Özellikle boyalı sac tarafında, sektörün ihtiyaç duyduğu teknik gereksinimleri karşılayan her kalite sacın üretimi Türkiye’de bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ürünlerde ithalat, sektörümüz için bir tercih değil zorunluluktur” diye konuşan Yavuz, şöyle devam etti: “Halihazırda bu ürün grubunda %15 ile %20 arasında değişen oranlarda gümrük vergileri uygulanmaktadır. Devam eden soruşturma sonucunda ilave bir vergi getirilmesi, mevcut maliyet yapısını daha da bozacak ve sektör üzerindeki maliyet baskısını ciddi şekilde artıracaktır.” Son verileri değerlendiren Yavuz, “Mevcut vergilere eklenecek yeni yüklerin hem iç hem de uluslararası “ rekabet gücünü zayıflatması ve istihdam üzerinde baskı oluşturması kaçınılmaz olacaktır. Bu çerçevede, maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürün grubunda devam eden anti-damping soruşturmasının, sektör gerçekleri dikkate alınarak ve ülke ekonomisinin bütüncül çıkarları gözetilerek önlemsiz şekilde sonuçlandırılması büyük önem arz etmektedir” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Özkadı, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Mart 2026 itibarıyla %1550 - %1666,7 bandında artarken, Mart 2026 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %666 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Özkadı, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. Yetkili servisler için markaların web siteleri tercih edilmeli Beyaz eşya sektörü olarak, üretim, satış ve satış sonrası hizmetlerimizle dev bir ekosistemi ifade ettiklerini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, sektörün önemli bir bölümünün Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin teşkil ettiğini söyledi: “Tüketicilerimizin satın alım sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin de yetkili servis olmadığı halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Bu yanıltıcı kişiler yüzünden pek çok tüketicimizin maddi kayıplara uğradığını üzülerek görüyoruz. Bu soruna dikkat çekmek için sizlerin desteğine büyük önem veriyoruz. Tüketicilerimize servis hizmetlerimize erişimde, herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri açısından kritik önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik’te Üst Yönetimde Yeni Dönem Haber

Arçelik’te Üst Yönetimde Yeni Dönem

Dünya genelinde 55’ten fazla ülkede faaliyet gösteren ve 50.000’e yakın çalışanıyla Avrupa’nın en büyük beyaz eşya şirketi konumunda bulunan Arçelik’te bayrak değişimi gerçekleşiyor. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, olağan Genel Kurul itibarıyla Arçelik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı (Ticari - Türkiye ve Güney Asya) ve Arçelik Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapmakta olan Can Dinçer’e devredecek. Arçelik CEO’su olarak 11 yıl, Koç Topluluğu bünyesinde ise 32 yıl görev yapan Hakan Bulgurlu, şirketin küresel ölçekte dönüşümüne ekibiyle liderlik etti. Onun döneminde Arçelik, Avrupa’da 1. sıraya ve dünyada ilk 3 oyuncu arasına yükseldi. Sürdürülebilirlik performansı uluslararası endekslerde üst sıralara taşınırken, çevresel ve sosyal sorumluluk şirketin stratejik önceliklerinin merkezine yerleşti. Dawlance, Voltas Beko, Singer Bangladesh, Hitachi ve Whirlpool ile gerçekleştirilen iş birlikleri ve entegrasyon süreçleriyle şirketin coğrafi ayak izi ve küresel rekabet gücü önemli ölçüde güçlendirildi. Hakan Bulgurlu, Haziran ayına kadar Beko BV Yönetim Kurulu Üyesi ve Avrupa Ev Aletleri Üreticileri Birliği (APPLiA) Başkanı olarak görevlerine devam edecek. Arçelik Genel Müdürü olarak atanan Can Dinçer, 33 yıllık kariyeri boyunca Türkiye’den Avrupa, Amerika ve Asya-Pasifik’e uzanan geniş bir coğrafyada liderlik sorumlulukları üstlendi. Dokuz yılı aşkın süredir Arçelik Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapan Dinçer, 2018 yılından bu yana Arçelik’in de Türkiye ve Güney Asya’dan sorumlu Ticari Genel Müdür Yardımcılığı görevini de yürütmektedir. Bu süreçte bayi-servis teşkilatının ve ekibinin gücüyle Arçelik markasının Türkiye’deki pazar konumunun güçlenmesine katkı sağlamıştır. Aynı zamanda Güney Asya bölgesinde sürdürülebilir büyümenin devamlılığında etkin rol oynamıştır. Dinçer ayrıca Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) Başkanlığı görevini 2019-2023 yılları boyunca yürüterek sektörün gelişimi, rekabet gücü ve sürdürülebilir dönüşüm süreçlerinde aktif rol almıştır. Arçelik Pazarlama A.Ş. Genel Müdürlüğü görevine ilişkin atama, daha sonra kamuoyuna duyurulacaktır. Arçelik küresel büyüme stratejisini aynı kararlılıkla sürdürürken, Türkiye operasyonları da bu yolculukta güçlü ve belirleyici rolünü korumaya devam edecektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi  Haber

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi 

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2025 yılı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2025 yılında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %3 oranında daralma yaşandı. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 milyon adet olarak gerçekleşti. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2025 yılında ihracat, bir önceki yıla kıyasla 2,2 milyon adet, yani %10 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken 2025 yılı üretim miktarı geçen yıla göre %9 oranında geriledi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacminin 2017 seviyelerine geri döndüğünü belirten TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski anlamına geldiğini vurguladı. “İhracatı destekleyecek politikalara her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz” “Can damarı ihracat olan sektörümüzde, ihracat hacminin on yıl önceki seviyelere geri dönmüş olması sanayimiz adına endişe vericidir. Bu durum, rekabet gücümüzün korunması açısından kritik bir eşiğe gelindiğini göstermektedir” diye konuşan Şengül, üretiminin yaklaşık %70’ini ihraç eden bir sektör olarak, bu kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekleyecek politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Şengül, artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin rekabetçiliği giderek daha kırılganlaştırdığını söyledi. Buna ek olarak, Şengül, dış pazarlarda Uzak Doğulu oyuncuların rekabetçi maliyetlerle elde ettikleri pazar payı kazanımlarının da sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti. “Rekabetçiliği etkileyen faktörlerin başında hammaddeye erişim ve girdi maliyetleri geliyor. Son dönemde bazı ürün gruplarına yönelik başlatılan anti-damping soruşturmalarının önlemle sonuçlanması ve devam etmekte olan soruşturmalar, halihazırda yüksek olan girdi maliyetlerimizi daha da artırma riski taşıyor” diyen Şengül, tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, sanayi üretimini, ihracatı ve rekabet gücünü koruyacak dengeli ve öngörülebilir politika adımlarının sektör açısından kritik hale geldiğini ifade etti. "Türkiye, ‘Made in Europe’ sürecinin dışında bırakılmamalı” Avrupa Birliği’nde son dönemde gündeme gelen “Made in Europe” tartışmalarını da sektör olarak hassasiyetle yakından takip ettiklerini belirten Şengül konuyla ilgili şunları söyledi: “Made in Europe” düzenlemesinin gündeme gelmesi halinde, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri dikkate alınarak Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz”. Şengül, AB sanayisiyle güçlü entegrasyonun önemli bir diğer başlığı olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) etkisinin rekabetçiliği doğrudan etkileyebileceğine de değinerek “SKDM uygulamaları ve “Made in Europe” gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sanayimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki konumu dikkate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz” dedi. “2026 daha temkinli bir döneme işaret ediyor” İhracattaki daralmayla beraber üretim seviyelerinde gözlenen düşüşün uzun süreli hale gelme riskine dikkat çeken Şengül, “İç pazarın yeniden ve sürdürülebilir biçimde hareketlenmesi her zamankinden daha önemlidir. Özellikle artık günümüzde temel ihtiyaç ürünleri arasında yer alan beyaz eşyada, tüketicilere yönelik taksit olanaklarının güçlendirilmesi ve finansmana erişimi kolaylaştıracak adımların atılması iç pazarın sağlıklı işleyişine katkı sunacaktır” dedi. Şengül sözlerini şöyle tamamladı: “İhracat ve iç pazarda gözlenen zayıf seyir, sektörümüz açısından 2026’da daha temkinli bir döneme işaret ediyor. Bu süreçte, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması; istihdamın sürdürülebilirliği ve yurtdışında rekabet gücümüzün devamı açısından belirleyici olacaktır. Bu nedenle girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılması kritik önem taşımaktadır.” “Anti-damping uygulamaları girdi maliyetlerini artırıyor, rekabet gücünü zayıflatıyor” Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde önemli girdi maliyetlerinden olan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzeme gruplarındaki korumacı politikalar hakkında güncel bilgileri paylaşan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör girdi maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. Son gelişmeleri değerlendiren Yavuz, “Girdi maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürünleri kapsamında yer alan soğuk, galvaniz ve boyalı saclara yönelik devam eden anti-damping soruşturmasının, sektörümüzün ihtiyaçları da dikkate alınarak, ülkemizin bütüncül ekonomik çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi ve önlemsiz olarak sonuçlandırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, bu ürünlerin bir bölümü, yerli üretimle karşılanamayacak teknik özellikler taşımakta ve sadece belirli kalite ve ölçülerde ithalat yoluyla temin edilebilmektedir. Sektörümüzün rekabetçiliğini koruyabilmesi, ihracat kapasitesini sürdürebilmesi ve istihdamı muhafaza edebilmesi için girdi maliyetlerinin makul ve öngörülebilir seviyelerde tutulması hayati önemdedir. Aksi halde, mevcut gümrük vergilerine ek olarak soruşturma sonucu yeni bir verginin daha getirilmesi, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olacaktır” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Benay Bakışkan, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Bakışkan, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Aralık 2025 itibarıyla %1550- %1666,7 bandında artarken, Aralık 2025 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %596,1 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Bakışan, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvik milli servete katkı” Beyaz eşya sektörünün, üretimden satışa ve satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir ekosistemi ifade ettiğini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, iç pazardaki sürekliliğin sektör için taşıdığı öneme dikkat çekti. “İç pazarı destekleyecek ve sürdürülebilir talebi güçlendirecek adımların gecikmeden hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor” diye konuşan Kuseyri, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasına yönelik kapsamlı bir hareket planına duyulan ihtiyacı dile getirdi. Kuseyri şöyle devam etti: “Bilindiği gibi beyaz eşya sektörü olarak gelişen teknolojiler ve inovasyon sayesinde her geçen gün daha yüksek enerji tasarrufu sağlayan ürünleri üretiyor ve piyasaya sunuyoruz. Bu tasarruf, yalnızca doğal kaynakların korunmasına değil, aynı zamanda tüketicilerimizin bütçesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ülkemizin, tüketicilerimizin ve sektörümüzün ortak faydasına hizmet eden; çevresel, ekonomik ve endüstriyel sürdürülebilirliğin anahtarı olacağına inanıyoruz.” Yakın zamanda yapılan bir çalışmanın da detaylarını paylaşan Kuseyri, 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda hacimlerin %18 oranında artmış olmasına karşılık enerji tüketiminde %16 tasarrufu sağlandığının altını çizdi. “Bu veriler ışığında, enerji verimli ürünlerin piyasada yaygınlaşması, sadece ülkemizin yıllık enerji tasarrufu miktarını artırmakla kalmayacak; aynı zamanda kaynakların verimli kullanımını sağlayarak üretime güç katacak ve ihracatta kaldıraç rolü oynayacaktır” diyen Kuseyri, bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvikin, milli servete ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacağını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.