Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

Kapsül Haber Ajansı - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı Haber

Mercedes-Benz VLE Türkiye Yolunda mı? Yeni Elektrikli Lüks MPV İsveç’te Satışa Çıktı

Mercedes-Benz VLE, markanın yeni nesil elektrikli lüks MPV modeli olarak sahneye çıktı. Tanıtımından sadece bir ay sonra İsveç’te satışa sunulan model, sunduğu teknoloji, menzil ve konfor özellikleriyle dikkat çekiyor. 700 Km’ye Varan Menzil ve Ultra Hızlı Şarj Yeni Mercedes-Benz VLE, 800 volt mimarisi sayesinde üst düzey performans sunuyor. Araç, tek şarjla 700 kilometrenin üzerinde menzil sunabiliyor. Hızlı şarj tarafında da iddialı olan model, 300 kW şarj desteği ile sadece 15 dakikada yaklaşık 350 kilometre menzil kazanabiliyor. Lüks ve Esneklik Bir Arada Mercedes-Benz VLE, klasik MPV anlayışını tamamen değiştiriyor. Araç, hem lüks hem de çok yönlü kullanım sunacak şekilde tasarlandı. 5, 6 veya 7 koltuk seçeneği İlerleyen dönemde 8 koltuk seçeneği Modüler koltuk yapısı Koltuk düzeni, kullanıcı ihtiyacına göre tamamen değiştirilebiliyor. İlk Model: VLE 300 Electric İsveç’te satışa çıkan ilk versiyon VLE 300 electric oldu. Araç iki farklı donanım seviyesiyle sunuluyor: Advance Plus Premium Plus Fiyatı Ne Kadar? Mercedes-Benz VLE’nin başlangıç fiyatı 947.700 İsveç kronu olarak açıklandı. Premium Plus paketi tercih edildiğinde fiyat yaklaşık 122.000 kron artıyor. Donanım Özellikleri Dikkat Çekiyor Advance Plus Donanımı 19 inç jantlar Havalı süspansiyon Yarı otonom sürüş sistemleri Panoramik cam tavan Ortam aydınlatması Arka aks yönlendirme Premium Plus Donanımı Dijital farlar (projeksiyonlu) Masajlı ve havalandırmalı koltuklar Burmester 3D ses sistemi 20 inç jantlar MBUX Superscreen Artırılmış gerçeklik head-up display Esnek Oturma Seçenekleri Kullanıcılar isteğe bağlı olarak: 7 koltuk için ekstra koltuk (5.190 kron) 6 koltuklu VIP düzen (11.150 kron) 8 koltuklu versiyonun ise yıl içinde satışa çıkması bekleniyor. Daha Fazla Versiyon Yolda Mercedes-Benz, VLE için gelecekte: Dört tekerlekten çekiş (4MATIC) Farklı donanım seviyeleri Daha uzun aks mesafesi Yeni renk ve opsiyonlar sunmayı planlıyor. Türkiye’ye Ne Zaman Gelecek? Modelin ilk teslimatları İsveç’te sonbaharda başlayacak. Türkiye’ye geliş tarihi henüz açıklanmadı ancak premium segmentte önemli bir alternatif olması bekleniyor. Sıkça Sorulan Sorular Mercedes VLE elektrikli mi? Evet, tamamen elektrikli bir modeldir. Menzili ne kadar? 700 kilometreye kadar çıkabiliyor. Hızlı şarj süresi ne kadar? 15 dakikada yaklaşık 350 km menzil eklenebiliyor. Kaç kişilik? 5, 6, 7 ve ileride 8 kişilik seçenekler sunulacak. Fiyatı ne kadar? 947.700 İsveç kronundan başlıyor. Türkiye’ye gelecek mi? Henüz resmi açıklama yok, ancak gelmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alarko Gotion Green Energy'den Rönesans’a Depolama Anlaşması Haber

Alarko Gotion Green Energy'den Rönesans’a Depolama Anlaşması

Yenilenebilir enerji üretimi kadar enerjinin doğru zamanda, doğru yerde ve kesintisiz biçimde kullanılabilmesine imkân tanıyan depolama teknolojileri de sektörün geleceğini belirleyecek kritik bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu perspektiften hareketle enerji depolama sistemlerinin Türkiye’de üretimi için kurulan Alarko Gotion Green Energy, ilgili yatırım gerçekleşene kadar Türkiye ve yurt dışında Gotion BESS’in pazarlama ve satış faaliyetlerini yürütüyor. Bu hizmet kapsamında Rönesans Enerji ile kapsamlı bir anlaşmaya imza atan Alarko Gotion Green Energy, 88 MW kurulu güce sahip Sibel Rüzgâr Enerji Santrali için entegre enerji depolama çözümlerinin tedariğini gerçekleştirecek. Söz konusu sözleşme kapsamında Alarko Gotion Green Energy, rüzgâr enerjisi üretiminin depolanması, optimize edilmesi ve şebeke ile entegrasyonu amacıyla yüksek performanslı batarya teknolojileri, güç dönüşüm sistemleri (PCS), gelişmiş enerji yönetim sistemleri (EMS) ve trafo da dahil olmak üzere tüm ekipman ve çözümlerin tedarikini anahtar teslim şekilde üstlenecek. Enerji depolama teknolojilerinin yenilenebilir üretim altyapısına entegrasyonu ile yenilenebilir enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması, kısıntı (curtailment) etkilerinin azaltılması ve şebeke güvenilirliğinin desteklenmesi amaçlanıyor. Türkiye’nin Enerji Yolculuğunda Güçlü Bir Adım Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarında son yıllarda yakaladığı ivme, enerji depolama teknolojileriyle desteklendiğinde çok daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. Alarko Gotion’un ileri teknolojiye dayalı çözümleri, Türkiye’nin temiz enerji ekosistemine uzun vadeli katkı sunmayı hedefliyor. Altek Alarko Genel Müdürü Hakan Aytekin, imzalanan anlaşmaya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Alarko Enerji Grubu olarak Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümünde ortaya koyduğu iradeyi destekliyor, bu alandaki köklü deneyimimizi sürdürülebilirlik odağında geleceğe taşıyoruz. Bu vizyonun somut bir adımı olarak, yenilenebilir enerji üretiminde yüksek hedeflerle ilerlerken enerji depolama alanına Alarko Gotion Green Energy şirketimizi kurarak sektöre güçlü bir giriş yaptık. Depolama teknolojileri ile yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda kullanılabilmesini sağlayarak, ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltırken enerji arz güvenliğine de önemli bir katkı sunuyoruz. Enerjiyi depolayabilmek ülkemizde; fiyat dalgalanmalarını sınırlayarak, kriz anlarında kritik altyapıyı koruyan ve ekonomik istikrarı destekleyen stratejik bir yetkinlik kazandırıyor. Rönesans Holding ile imzaladığımız ilk tedarik anlaşmasını son derece önemli bir eşik olarak görüyoruz. Rönesans Enerji Grup Başkanı Sayın Emre Hatem’e ve Genel Müdür Sayın Ahmet Gökhan Gökdoğan’a şirketimize göstermiş oldukları güven için teşekkür ediyor, iş birliğimizin devamını diliyoruz. Alarko Gotion Green Energy Genel Müdürü Nihat Aksüt ise, “Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğası gereği kesintili üretim yapısı, enerji sistemlerinde yeni bir denge ihtiyacını beraberinde getiriyor. Gün içinde üretilen enerjinin talebin zirve yaptığı saatlerde kullanılamaması ekonomik verimlilik ve arz güvenliği açısından kritik bir mesele olarak öne çıkıyor. Bu noktada enerji depolama sistemleri, üretim ile tüketim arasındaki zaman farkını ortadan kaldırarak sistemin bütüncül verimliliğini artırıyor. Alarko Gotion Green Energy olarak, ileri teknolojiye dayalı çözümlerimizle Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaktan ve sektörde sürdürülebilir değer yaratacak projelerde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. Şirketimize göstermiş oldukları güven için Rönesans Enerji’ye teşekkür ediyor, bu önemli iş birliğinin tüm paydaşlar için hayırlı olmasını diliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MANGO 10 Yeni Mağaza ile Türkiye’deki Varlığını Güçlendiriyor Haber

MANGO 10 Yeni Mağaza ile Türkiye’deki Varlığını Güçlendiriyor

Önde gelen uluslararası moda markalarından MANGO, 2026 yılında açmayı planladığı 10 yeni satış noktası ile Türkiye’deki büyümesini sürdürerek yıl sonunda mağaza sayısını 80’e çıkarmayı hedefliyor. Bu hedef, MANGO’nun Türkiye’de 6 yeni mağaza açılışı ve 10 renovasyon çalışmasıyla konumunu güçlendirdiği ve cirosunda yaklaşık %20 büyüme kaydettiği güçlü 2025 performansının devamı niteliğini taşıyor. 2026 yılındaki büyüme planı ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara’da yoğunlaşırken, Kadın, Erkek ve Çocuk koleksiyonlarını kapsıyor. Bu koleksiyonlar, MANGO’nun Barselona’daki atölyesinde 500 kişilik bir ekip tarafından tasarlanan giyim, ayakkabı ve aksesuar ürünlerinden oluşuyor. MANGO, mağaza içi deneyimi geliştirmeye yönelik devam eden yenileme çalışmalarını da sürdürüyor. Şirket, yıl sonuna kadar, yakın zamanda Antalya TerraCity Alışveriş Merkezi’ndeki mağazasında gerçekleştirdiği renovasyonu takiben, markanın ruhunu ve dinamizmini yansıtan New Med tasarım konsepti doğrultusunda önemli lokasyonlarda 5 yenileme gerçekleştirmeyi hedefliyor. Markanın Akdeniz mirası ve kültüründen ilham alan bu iç mekân tasarımında sürdürülebilirlik ve mimari entegrasyon ön planda yer alırken, MANGO mağazaları farklı alanlardan oluşan bir Akdeniz evi konsepti olarak kurgulanıyor. Mağaza içi alanlarda sıcak tonlar ve nötr renkler; geleneksel, el işçiliği, sürdürülebilir ve doğal malzemelerle bir araya geliyor. Türkiye’deki bu genişleme planı, MANGO’nun 2024–2026 4E Stratejik Planı’nın bir parçasını oluşturuyor ve şirketin farklılaşan değer önerisini güçlendirirken, hem fiziksel mağazalar hem de online kanallar aracılığıyla büyümeyi hızlandırmayı hedefliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan MANGO EMANI, Türkiye ve Asya Uluslararası Perakende Direktörü Hüseyin Gölçük, Türkiye’nin MANGO’nun kilit pazarları arasında yer aldığını belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de ilk mağazamızı yaklaşık otuz yıl önce açtık ve yıllar içinde müşterilerimizle güçlü bir bağ kurduk. 2026 yılındaki yeni mağaza yatırımlarımız, Akdeniz’den ilham alan koleksiyonlarımızı müşterilerimize daha da yakınlaştırırken, Türkiye’ye olan güvenimizin ve pazara yönelik uzun vadeli taahhüdümüzün açık bir göstergesini oluşturuyor.” 1997 yılında Türkiye’ye giriş yapan MANGO, 2025 yılı sonunda 70’in üzerinde satış noktasına ulaşırken, kendi online kanalı ve diğer pazaryerleri aracılığıyla da güçlü bir dijital varlık oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kruvaziyerde Küresel Arayış Türkiye’yi Öne Çıkarıyor Haber

Kruvaziyerde Küresel Arayış Türkiye’yi Öne Çıkarıyor

Akdeniz’de değişen dengelerle birlikte Türkiye, güvenli liman algısı, gelişen altyapısı ve dört mevsime yayılan destinasyon yapısıyla öne çıkarken; yılın ilk çeyreğinde 93 bin 787 yolcu ve 56 gemiyle kaydedilen güçlü başlangıç, bu yükselişi verilerle destekliyor. Sektör temsilcilerine göre kruvaziyerdeki bu hareket, turizmin ötesinde ekonomiye yeni katkı alanları yaratabilecek stratejik büyüme başlığı olarak okunuyor. Küresel ölçekte değişen jeopolitik dengeler ve turizm hareketlerindeki yeni yönelimler, kruvaziyer sektöründe alışılmış rotaları yeniden tanımlıyor. Yaz sezonu henüz tam açılmadan gelen veriler bu dönüşümün sinyallerini veriyor. Bu dönüşümde Türkiye, yalnızca güçlü destinasyon yapısıyla değil, artan operasyonel kapasitesi ve liman altyapısıyla da öne çıkan ülkeler arasında gösteriliyor. Bu tabloyu yalnızca turizm verisi olarak değil, yeni ekonomik fırsat alanı olarak değerlendirdiklerini belirten Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, “Kruvaziyerde yaşanan hareket sadece sezon yoğunluğu değil, rota tercihinde yaşanan dönüşüm. Akdeniz’de yeni denge kurulurken Türkiye bundan pay alan değil yön veren destinasyonlardan biri olmaya başlıyor.” dedi. Enflasyon Baskısında Yüksek Harcama Gücü Dikkat Çekiyor Artan maliyetlerin turizm ve hizmet sektöründe yeni denge arayışlarını hızlandırdığı dönemde kruvaziyer turizmi, yüksek harcama profiliyle ayrıca önem kazanıyor. Lokanta ve oteller grubunda yıllık fiyat artışlarının yüzde 31,66 seviyesine ulaşması, işletme maliyetlerindeki baskının sürdüğünü gösterirken, sektör temsilcilerine göre kruvaziyer turizmi bu tabloda daha yüksek gelir bırakan ziyaretçi profiliyle ayrıştığını söyleyen Ahmet Yazıcı, “Bugün mesele sadece turist sayısı değil, bırakılan ekonomik değer. Kruvaziyer yolcusunun şehir ekonomisine katkısı klasik ziyaretçi profilinden farklı. Bu nedenle kruvaziyeri yüksek katma değer üreten ekonomi başlığı olarak görmek gerekiyor.” İfadelerini kullandı. Güvenli Liman Algısı Türkiye’ye Talep Taşıyor Son dönemde kruvaziyer operatörlerinin rota planlamalarında güvenli liman kriterini daha fazla öne çıkardığına dikkat çeken Yazıcı, Türkiye’nin bu başlıkta avantajlı konumda olduğunu belirterek, “Jeopolitik gelişmeler bazı destinasyonları daha kırılgan hale getirirken Türkiye güçlü altyapısı ve operasyonel kapasitesiyle güven veren alternatif olarak öne çıkıyor. Bu, rotalara doğrudan yansıyor.” açıklamasını yaptı. Liman Altyapıları Yeni Rekabet Unsuru Kruvaziyerde büyümenin yalnızca talep değil altyapı hikâyesi olduğuna dikkat çeken Yazıcı, liman yatırımlarının yeni dönemin belirleyici unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Bugün rekabet sadece ülkeler arasında değil limanlar arasında yaşanıyor. Türkiye’nin bu alandaki gelişimi kruvaziyerde pozisyonunu güçlendiriyor.” dedi. İstanbul, Kuşadası, İzmir ve diğer limanların artan performansı, sektör tarafından bu altyapı dönüşümünün sahadaki yansıması olarak görülüyor. Dört Mevsime Yayılan Kruvaziyer Dönemi Güçleniyor Türkiye’nin yalnızca yaz aylarında öne çıkan bir kruvaziyer rotası olmadığını Ahmet Yazıcı, kültür, gastronomi ve tarih odaklı rotalar sayesinde kruvaziyer hareketliliğinin yılın tamamına yayılabilecek güçlü bir potansiyel taşıdığını söyledi. Yazıcı, Türkiye’nin bu yapısıyla klasik kruvaziyer destinasyonlarından ayrıştığını belirterek, “Türkiye’nin en önemli avantajlarından biri kruvaziyer turizmini sadece yaz sezonuna sıkışmayan bir yapıda sunabilmesi. Kültür, gastronomi, tarih ve kıyı deneyimini aynı rotada buluşturabilmek, dört mevsime yayılan sürdürülebilir kruvaziyer modeli açısından önemli avantaj sağlıyor. Bu nedenle kruvaziyerin yalnızca turizm başlığı altında değil, bölgesel kalkınma perspektifiyle de değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası’ndan Lise Öğrencileri için Girişimcilik Programı:  WorkupOnBoard Haber

İş Bankası’ndan Lise Öğrencileri için Girişimcilik Programı: WorkupOnBoard

Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program hibrit olarak 4-26 Temmuz’da düzenlenecek. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup, lise öğrencilerine yönelik yeni girişimcilik programı WorkupOnBoard’ı hayata geçiriyor. İş Bankası bünyesinde yer alan Yapay Zekâ Fabrikası (YZF) yürütücülüğünde gerçekleştirilecek WorkupOnBoard, bir projenin fikir aşamasından çalışan bir ürüne dönüşmesine kadar olan sürece yönelik yüksek yoğunluklu bir hızlandırma programı olarak kurgulandı. Program ile yapay zekanın geleneksel teorik eğitim modellerinden ayrışarak yalnızca bir bilgi aracı değil, doğrudan bir üretim ortağı olarak kullanıldığı bir yapı sunuluyor. Katılımcılar program boyunca yapay zekâ destekli geliştirme araçları ile ürünlerini sıfırdan oluşturacak, gerçek kullanıcılarla test edecek ve hızlı iterasyonlarla (yinelemelerle) geliştirme sürecini deneyimleyecek. 21 günlük program, fikir geliştirme ve MVP (minimum uygulanabilir ürün) oluşturma, kullanıcı doğrulama ve ürün iyileştirme, büyüme ve Demo Day hazırlığı olmak üzere üç temel fazdan oluşacak, haftanın 3 günü fiziksel mentor destekli üretim, 2 günü ise asenkron çalışma yapılacak. Katılımcılara bulut ve yapay zekâ araç kredileri ile belirli reklam/test bütçesi verilerek, geliştirdikleri ürünleri gerçek kullanıcılarla buluşturma imkânı sunulacak. Bu yaklaşım ile katılımcıların doğrudan müşteriyle temas kurabilen, test edilmiş ürünler geliştirmesi hedefleniyor. Program sonunda katılımcılar, çalışan bir MVP, kullanıcı geri bildirimlerine dayalı ürün geliştirme deneyimi ve girişimcilik refleksi kazanacak, İş Bankası Girişimcilik Ekosistemine erişim elde edecek. Ayrıca, ekipler Demo Day’de projelerini girişimcilik ekosistemi paydaşlarına sunma şansı yakalayacak. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program 4-26 Temmuz arasında hibrit olarak düzenlenecek. Yüz yüze bölümleri İş Vapur’da gerçekleştirilecek programa başvurular, 15 Mayıs’a kadar https://www.workup.ist/workuponboard üzerinden yapılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Zincirlerin Yatırım Haritasında Türkiye Yerini Sağlamlaştırdı Haber

Küresel Zincirlerin Yatırım Haritasında Türkiye Yerini Sağlamlaştırdı

Türkiye, turizmde yaptığı ataklarla küresel seyahat pazarından aldığı payı artırırken; güçlü turizm dinamikleriyle uluslararası yatırımların da merkezi oluyor. Turizm sektöründe yedi ülkede, üç kıtada üst düzey görevler üstlenen Regulus Collective Kurucusu Deniz Dorbek Koçak, bu ivmenin sistemli bir sektörel iradenin sonucu olduğunu vurguladı. Dünyadaki çatışma ortamlarının neden olduğu tedirginlikler karşısında Türkiye'nin coğrafi ve yapısal konumu itibarıyla bölgede en dirençli pazarlardan biri olmayı sürdürdüğüne dikkat çeken Koçak, uluslararası seçkin yatırımcıların sürdürülebilir pazar arayışında Türkiye’nin merkezi konumunun altini çizdi. Türkiye’nin çok segmentli turizm mimarisinin bu açıdan önemini ele alan Koçak, “Uluslararası otel markalarının Türkiye’deki varlığını istikrarlı şekilde artırması, pazarın yapısal olgunluğa ulaştığının göstergesi. Bu konjonktürel bir popülerlik değil; tüm temel göstergeler ülkemizin yatırım için elverişli olduğuna işaret ediyor. ‘Kalıcı değer yaratarak büyüyor’ Türkiye pazarının global görünümünü değerlendiren Deniz Dorbek Koçak, şöyle devam etti: “Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre Türkiye, 2025 itibarıyla 64 milyonu aşan uluslararası ziyaretçi ve 65,2 milyar dolarlık tarihinin en yüksek turizm geliriyle dünyada dördüncü sıraya yerleşti. Gelir sıralamasında ise 2017'de 15. sırada yer alırken 7. sıraya çıktı. Türkiye burada kendini adeta yeniden var ediyor. Geçmişte sadece "güneş-deniz-kum" odağında algılanan bir yapıdan, bugün dört mevsime yayılan çok katmanlı ve segmentli bir turizm mimarisi kuruluyor. Bu dönüşüm tesadüfi değil; uzun vadeli ve sistemli bir sektörel iradenin sonucu. Önümüzdeki dönemde bu yapının kalıcı değer yaratan bir büyümeye evrildiğini göreceğiz. Bölgede yaşanan politik gerilimler elbette turizm psikolojisini etkiliyor ama turizm, tarihsel olarak en hızlı toparlanma kaydeden sektörlerin başında geliyor. Türkiye ise her kriz döneminde bu dayanıklılığını veri ile kanıtlamış bir pazar." ‘3 büyük temel unsur öne çıkıyor’ Koçak, uzun yıllardır deneyim sahibi olduğu ABD pazarındaki yatırımcıların Türkiye’ye artan ilgisine vurgu yaparak, “Dönüşümü sağlayan birkaç unsur var. Birincisi, kur arbitrajı. Dolar bazlı yatırımcı için maliyet yapısı, oluşan dalgalanmalara rağmen elverişli. İkincisi, coğrafi yeniden çerçeveleme. Amerikalı fon yöneticileri Türkiye'yi artık Doğu Avrupa ile değil, Körfez ve Güney Akdeniz ile yan yana değerlendirme eğiliminde. Üçüncüsü ve en az konuşulan; Türkiye'nin küresel anlatı içerisinde giderek daha belirgin hale gelmesi. Uluslararası yapımlar, gastronomik zenginlik ve büyük etkinliklerin ev sahibi olarak konumlanması” diye konuştu. ‘Butik segmentte derin arza sahip’ Turizm sektöründe büyük potansiyel barındıran ancak yeterince değerlendirilmemiş bir alanın da butik otelcilik olduğunu vurgulayan Koçak, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye, butik otelcilik açısından dünyada sayılı destinasyonlardan biri ve bu henüz tam anlamıyla keşfedilmedi. Kapadokya, Ege’nin asırlık taş konakları, Güneydoğu'nun tarihi mimari dokusu; bunlar global zincirlerin franchise bayrakları ile değil, yerel sahiplik ve kimlikle anlam kazanan mekanlar. Sofistike gezginler ‘her yerde aynı’ deneyimi değil, ‘sadece burada’ yaşanabilecek deneyimi arıyor. Türkiye bu talebe karşılık verebilecek son derece derin bir arza sahip. Zincir oteller ve büyük markalar standardı belirler; ama duyguyu, kültürü ve özgünlüğü yaratamaz. O alanı dolduracak olanlar, yer ve kimlikle derin bir bağ kuran ve yerelden evrilen butik markalar olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

27. “Bilişim 500 Araştırması” İçin Başvuru Tarihleri Uzatıldı Haber

27. “Bilişim 500 Araştırması” İçin Başvuru Tarihleri Uzatıldı

Bu yıl “Teknolojinin İpek Yolu Anadolu’dan Geçmeli!” mottosuyla 27. kez gerçekleştirilecek araştırma, sektörün en kapsamlı referans çalışması olarak kamuoyuyla buluşmaya hazırlanıyor. En büyük 500 şirketin, genel sıralamanın yanı sıra faaliyet gösterdikleri alt kategoriler özelinde değerlendirileceği araştırmaya bilişim firmaları için başvuru tarihi 15 Mayıs tarihine kadar uzatıldı. Araştırmanın sonuçları ise 5 Ağustos tarihinde düzenlenecek ödül töreniyle açıklanacak. Bilişim 500 Araştırması, bu yıl “Teknolojinin İpek Yolu Anadolu’dan Geçmeli!” mottosuyla şekillenen temasıyla bilişim dünyasının öncülerini bir araya getirerek sektördeki gelişmelerin paylaşılmasına, deneyimlerin aktarılmasına ve geleceğe yönelik öngörülerin tartışılmasına önemli bir platform sunacak. Tema, geçmişte ticaretin en kritik geçiş noktası olan Anadolu’nun bugün veri, yazılım ve dijital üretimin de merkezi olma potansiyeline dikkat çekecek. Küresel rekabetin teknoloji üzerinden yeniden tanımlandığı bu dönemde Türkiye; coğrafi konumu, genç ve yetkin insan kaynağı ve gelişen teknoloji ekosistemiyle yeni dijital ticaret yollarında güçlü bir rol üstlenebilecek. Bu yaklaşım, Türkiye’nin sadece izleyen değil, yön veren bir oyuncu olması gerektiğine vurgu yaparak tüm sektörü ortak bir vizyon etrafında harekete geçmeye davet edecek. Bilişim 500 ise bu yıl yalnızca rakamları açıklamakla kalmayacak; önemli bir gerçeği de hatırlatacak: Geçmişte ticaret yollarını şekillendirenler geleceğin dünyasını kurarken, bugün teknolojinin yollarını şekillendirenler ise yarının gücünü belirleyecek. Teknolojinin hızla dönüşüm geçirdiği günümüzde, değişim ve gelişmelerden doğrudan etkilenen bilişim sektörüne yeni bakış açıları kazandırmayı, sektör temsilcilerini farklı perspektiflerden düşünmeye davet etmeyi hedefleyen Bilişim 500, Türkiye’nin dört bir yanındaki teknoloji şirketlerinin gücünü ortaya koyarak sektörün gelişimine ışık tutacak. Araştırma başvuruları 15 Mayıs’a kadar devam edip sonuçları ise 5 Ağustos’ta düzenlenecek ödül töreniyle kamuoyuna açıklanacak. Türkiye bilişim sektörü için önemli bir referans kaynağı olmanın yanı sıra bilişim dünyasında fark yaratmak isteyen şirketlere yol haritası sunan Bilişim 500 Araştırması; yerli ve yabancı yatırımcılar ile iş birliği geliştirmek isteyen kurumlar için de güçlü bir rehber olma niteliğini sürdürüyor. Başvurular Bilişim 500 web sitesi üzerinden devam ediyor Bilişim sektörünün “pazar yeri” olarak kabul edilen Bilişim 500’e başvuran şirketler; Sistem Entegratörü ve İş Ortağı, Dağıtıcı, Türkiye Merkezli Üretici ve Uluslararası Merkezli Üretici / Üreticinin Temsilcisi olmak üzere dört ana kategori altında değerlendirilecek. Bu kategorilerin donanım, yazılım ve hizmet gibi alt tabloları bulunurken, yeni teknoloji alanlarını kapsayan özel kategoriler de araştırma kapsamında yer alacak. Başvuru yapan tüm firmaların Bilişim 500 kataloğunda yer alacağı araştırmanın sonuçları, 5 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenecek ödül töreniyle kamuoyuna açıklanacak. Törende ayrıca sektörde 25 yılını dolduran kadın bilişimcilere verilecek özel ödüller, 35 yıl emek ödülleri, 50 yıl emek ödülü ve BThaber özel ödülleri de sahiplerini bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Bakılabilecek En Verimli Koyun Irkları: En Karlı 7 Tür ve Uzman Analizi Haber

Türkiye'de Bakılabilecek En Verimli Koyun Irkları: En Karlı 7 Tür ve Uzman Analizi

Türkiye'de bakılabilecek en verimli koyun ırkları, küçükbaş hayvancılıkla uğraşan üreticilerin en çok araştırdığı konular arasında yer alıyor. Artan et ve süt talebi, doğru koyun ırkını seçmenin önemini artırırken, verimli üretim için bilinçli tercihler yapılması gerekiyor. Türkiye’de Koyun Yetiştiriciliğinin Önemi Koyun yetiştiriciliği, Türkiye’nin geniş meraları sayesinde oldukça yaygın bir hayvancılık faaliyetidir. Düşük maliyetle başlanabilmesi ve farklı ürünler (et, süt, yapağı) sunması nedeniyle oldukça avantajlıdır. Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan üreticiler için koyun yetiştiriciliği önemli bir gelir kaynağıdır. Doğru ırk seçimiyle hem verim artar hem de sürdürülebilir kazanç elde edilir. Verimli Koyun Irkı Ne Demektir? Verimli koyun ırkı; yüksek et randımanı, süt verimi, hızlı büyüme ve hastalıklara karşı dayanıklılık gibi özellikleri bir arada barındıran türleri ifade eder. Et Verimi Kas gelişimi yüksek olan koyunlar, daha fazla et üretimi sağlar ve pazarda daha yüksek değer görür. Süt Verimi Bazı koyun ırkları süt üretimi açısından öne çıkar ve peynir üretiminde tercih edilir. Uyum ve Dayanıklılık Türkiye’nin farklı iklim şartlarına uyum sağlayabilen koyunlar, yetiştiriciler için daha avantajlıdır. Türkiye'de Bakılabilecek En Verimli Koyun Irkları 1. Akkaraman Türkiye’nin en yaygın koyun ırklarından biridir. Zorlu iklim koşullarına dayanıklıdır ve et verimi açısından tercih edilir. 2. Merinos Yüksek kaliteli yapağı üretimi ile bilinir. Aynı zamanda et verimi de oldukça iyidir ve ticari üretimde sıkça kullanılır. 3. Kıvırcık Et kalitesi yüksek olan bu ırk, özellikle Marmara Bölgesi’nde yaygındır. Lezzetli eti sayesinde pazarda talep görür. 4. İvesi (Awassi) Süt verimi yüksek olan koyun ırklarından biridir. Peynir üretimi için ideal bir seçenektir. 5. Sakız Koyunu Yüksek doğurganlık oranı ile bilinir. Süt verimi de oldukça iyidir ve hızlı çoğalma avantajı sağlar. 6. Romanov Çoklu doğum özelliği ile dikkat çeker. Kısa sürede sürü büyütmek isteyenler için idealdir. 7. Karayaka Hem et hem yapağı verimi olan dayanıklı bir yerli koyun ırkıdır. Koyun Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler İklim uyumu: Bölgeye uygun ırk seçilmelidir. Beslenme ihtiyacı: Düşük maliyetli bakım avantaj sağlar. Verim amacı: Et, süt veya yapağı üretimi hedeflenmelidir. Hastalık direnci: Sağlam ırklar uzun vadede daha karlıdır. Verimi Artırma Yöntemleri Koyunların verimini artırmak için dengeli beslenme, temiz su ve düzenli bakım şarttır. Ayrıca sürü yönetimi doğru yapılmalı ve hayvanların stres yaşamaması sağlanmalıdır. Barınakların kuru ve temiz olması hastalık riskini azaltır. Düzenli aşılama programı da verimi doğrudan etkiler. Koyun Yetiştiriciliğinde Karlılık Koyun yetiştiriciliği; et, süt ve yapağı satışından gelir elde edilmesini sağlar. Doğru ırk seçimi ve iyi bakım ile oldukça karlı bir iş modeline dönüşebilir. Türkiye’de Küçükbaş Hayvancılık Destekleri Devlet, küçükbaş hayvancılığı desteklemek amacıyla çeşitli hibe ve teşvikler sunmaktadır. Bu destekler üreticilerin maliyetlerini azaltır. Daha fazla bilgi için Tarım ve Orman Bakanlığı resmi sitesi ziyaret edilebilir. Sıkça Sorulan Sorular En karlı koyun ırkı hangisidir? Merinos ve İvesi, hem et hem süt verimi açısından en karlı koyun ırkları arasında yer alır. En çok yavru veren koyun hangisidir? Romanov koyunu, çoklu doğum özelliği ile öne çıkar. Koyun yetiştiriciliği karlı mı? Doğru planlama ve bakım ile koyun yetiştiriciliği oldukça karlı olabilir. Koyunlar ne ile beslenir? Genellikle ot, saman, yem ve mineral takviyeleri ile beslenirler. Koyun yetiştiriciliği için ne kadar alan gerekir? Sürü büyüklüğüne bağlı olarak geniş meralar tercih edilmelidir. Hangi koyun süt için daha uygundur? İvesi ve Sakız koyunu süt verimi açısından oldukça uygundur. Sonuç Türkiye'de bakılabilecek en verimli koyun ırkları arasında Akkaraman, Merinos, Kıvırcık, İvesi, Sakız, Romanov ve Karayaka öne çıkmaktadır. Yetiştiriciler, üretim amacına ve bölge koşullarına göre doğru ırkı seçerek daha yüksek verim ve kazanç elde edebilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.