Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

Kapsül Haber Ajansı - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalite Dünyasının Zirvesinde Bir Türk: Dr. Ömer Özkan IAQ Üyeliğine Kabul Edilen İlk Türk Yönetici Oldu Haber

Kalite Dünyasının Zirvesinde Bir Türk: Dr. Ömer Özkan IAQ Üyeliğine Kabul Edilen İlk Türk Yönetici Oldu

Kalite dünyasının en üst düzey düşünce kuruluşlarından biri olarak kabul edilen IAQ üyeliği, uluslararası kalite topluluğunda erişilmesi en zor ve en prestijli kabul süreçlerinden biri olarak biliniyor. IAQ üyeliği bireysel başvuruya açık olmayıp yalnızca uluslararası düzeyde tanınan, kalite bilimine ve küresel kalite uygulamalarına önemli katkılar sağlayan liderlere davet yoluyla veriliyor. Üyelik sürecinde değerlendirme kısmı da bulunuyor. 1966 yılında kurulan International Academy for Quality (IAQ), kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik, yönetişim ve kurumsal mükemmellik alanlarında küresel düşünce liderlerini bir araya getiren seçkin bir akademidir. IAQ üyeleri arasında; ISO standartlarının hazırlanmasında görev alan uzmanlar, dünya çapında tanınan kalite profesörleri, American Society for Quality (ASQ), European Foundation for Quality Management (EFQM), Japanese Union of Scientists and Engineers (JUSE) gibi kuruluşların eski başkanları, Deming ve Juran ekolünün devamı niteliğindeki kalite düşünürleri ile dünyanın önde gelen şirketlerinin kalite liderleri yer alıyor. IAQ’nun gelişimine yön veren isimler arasında Dr. Armand V. Feigenbaum, Dr. Kaoru Ishikawa ve Walter E. Masing gibi kalite dünyasının öncü isimleri yer almakta. IAQ Genel Kurulu’nda Türkiye’yi Temsil Etti Ömer Özkan, 20–23 Mayıs 2026 tarihlerinde Orlando’da gerçekleştirilen IAQ Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği sunum ile Türkiye’yi uluslararası kalite platformunda temsil etti. Dr. Özkan ayrıca, 2025 yılında European Organization for Quality (EOQ) tarafından verilen ve Türkiye’den ilk kez bir yöneticiye layık görülen “European Quality Leader (EQL)” ödülünün de sahibi olmuştu. Dr. Özkan’ın IAQ üyeliği; SOCAR Türkiye’de kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm alanlarında gerçekleştirilen öncü çalışmaların, Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen yönetim sistemi uygulamalarının, Türk Standardları Enstitüsü (TSE), Türkiye Kalite Derneği (KalDer), Türkiye Kalite Birliği (KalBir), uluslararası kalite platformlarında yürütülen projelerin, sivil toplum kuruluşlarındaki aktif çalışmaların ve üniversitelerle ( Beykoz Üniversitesi, Yaşar Üniversitesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Bakırçay Üniversitesi) gerçekleştirilen akademik iş birliklerinin oluşturduğu uzun soluklu bir birikimin sonucu olarak değerlendiriliyor. INTERNATIONAL ACADEMY FOR QUALITY (IAQ) NEDİR? 1966 yılında kurulan IAQ, kalite yönetimi alanında küresel ölçekte düşünce liderliği yapan bağımsız ve kar amacı gütmeyen uluslararası bir akademidir. IAQ’nın temel özellikleri:Dünya çapında kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik ve yönetişim alanlarında etkili liderleri bir araya getirmesi, ISO standartlarının hazırlanmasında görev alan uluslararası uzmanlar, dünya çapında tanınan kalite profesörleri, EFQM, ASQ ve JUSE gibi kuruluşların eski başkanları, Deming ve Juran ekolünün devamı niteliğindeki ve uluslararası etki oluşturmuş düşünürler, dünyanın önde gelen şirketlerinin kalite liderleri ile sürdürülebilirlik ve inovasyon yönetimi alanında küresel otoritelerden oluşması, Kalite yönetiminin geleceğine ilişkin politika ve stratejik düşünce üretmesi, Dijital dönüşüm, inovasyon yönetimi ve sürdürülebilirlik konularında küresel referans noktası olarak kabul edilmesi. DR. ÖMER ÖZKAN KİMDİR? Makine Mühendisi olan Dr. Ömer Özkan, işletme alanında yüksek lisans ve doktora derecelerine sahiptir. Halen SOCAR Türkiye Kalite Yönetimi Müdürü olarak görev yapan Özkan, kalite yönetimi, inovasyon yönetimi, kurumsal mükemmellik ve süreç iyileştirme alanlarında ulusal ve uluslararası çalışmalarıyla tanınmaktadır Kariyeri boyunca enerji, otomotiv, üretim ve hizmet sektörlerinde çeşitli yönetim görevlerinde bulunan Dr. Özkan; yönetim sistemleri, yalın yönetim uygulamaları, Kaizen, EFQM Mükemmellik Modeli, inovasyon yönetimi, süreç iyileştirme ve kurumsal performans yönetimi alanlarında uzmanlaşmıştır. Akademik çalışmalarını aktif olarak sürdüren Özkan’ın doçentlik süreci devam etmektedir. 2025 yılında Avrupa Kalite Organizasyonu (EOQ) tarafından verilen European Quality Leader (EQL) ödülüne layık görülen ilk Türk yönetici olan Dr. Özkan, aynı zamanda International Academy for Quality (IAQ) üyeliğine kabul edilen ilk Türk yönetici olmuştur. Türkiye’de ISO 56001 İnovasyon Yönetim Sistemi uygulamalarının öncü isimlerinden biri olarak kabul edilen Özkan, uzun yıllardır EFQM mükemmellik ödülü süreçlerinde baş değerlendirici olarak görev yapmaktadır. Japonya’da gerçekleştirilen The Executive Program on Corporate Management programına katılan Dr. Özkan, bu süreçte özellikle yalın yönetim, Kaizen ve 5S uygulamaları üzerine incelemelerde bulunmuştur. Üniversitelerde kalite yönetimi ve inovasyon yönetimi alanlarında dersler vermekte, uluslararası hakemli yayınları, akademik kitap bölümleri ve bilimsel bildirileriyle akademik dünyaya katkı sağlamaktadır. Dr. Özkan, ayrıca Türk Standardları Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren MTC 184 Döngüsel Ekonomi Komitesi Başkanı ve MTC 139 İnovasyon Yönetimi Komitesi Üyesi olarak görev yapmakta; IRCA onaylı çoklu baş tetkikçi, UNIDO-UNDP onaylı Enerji Yöneticisi ve Lean Six Sigma Yeşil Kuşak yetkinliklerine sahiptir. Dr. Özkan’ın Türk iş dünyasının dönüşümünü ele alan “Paradigma Değiştirenler” isimli üç kitaplık araştırma serisi bulunmaktadır. Dr. Özkan, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Ödül Yürütme Kurulu Üyesi, Türkiye Kalite Birliği (KalBir) üyesi, Makine Mühendisleri İzmir Şubesi Kaizen Ödülleri organizasyon komitesi ve jüri üyesidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’ye Gelen Doğrudan Yatırımlar Nisan’da 1,1 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Türkiye’ye Gelen Doğrudan Yatırımlar Nisan’da 1,1 Milyar Dolara Ulaştı

12 Haziran 2026'da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Nisan ayında, Türkiye'ye, 1,1 milyar dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 4 ayında Türkiye'ye gelen toplam UDY miktarı, 3,7 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 4 ayında 2025'in aynı dönemine kıyasla yüzde 12'lik bir artış kaydedilirken 2003 yılından itibaren Türkiye'ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 291 milyar doları aştı. Nisan ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 1,1 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 706 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Nisan ayındaki toplam UDY'nin 443 milyon doları borçlanma araçları, 164 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 226 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Nisan ayındaki toplam UDY girişi 1,1 milyar dolar oldu. En fazla yatırım kimyasal ve gıda imalatında gerçekleşti 2026 yılının Nisan ayı içerisinde gerçekleşen 706 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 145 milyon dolarlık yatırım girişi ile kimyasalların, kimyasal ürünlerin ve temel eczacılık ürünleri ile malzemelerinin imalatı, yüzde 21'lik bir pay aldı. Gıda, içecek ve tütün ürünleri imalatı ve toptan ve perakende ticaret sırasıyla yüzde 19 ve yüzde 12'lik paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Nisan ayında en fazla uluslararası yatırım ABD, Almanya, BK, Avusturya ve Fransa'dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59'luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026'in 4'üncü ayında yüzde 49'luk bir pay aldı. Nisan 2026'da ülkeler özelinde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yüzde 22 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 19 ile Almanya, yüzde 12 ile Birleşik Krallık (BK), yüzde 10 ile Avusturya ve yüzde 8 ile Fransa takip etti. Yılın ilk 4 ayının toplamı değerlendirildiğinde ise Türkiye'ye en çok yatırım yapan üç ülke; yüzde 22'lik payı ile Almanya, yüzde 21'lik payı ile ABD ve yüzde 12'lik payı ile BK olarak sıralandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TIENS New York'ta Merkez Ofis Açtı Haber

TIENS New York'ta Merkez Ofis Açtı

1991 yılında Çin'in Tianjin kentinde kurulan TIENS, takviye edici gıdalardan kişisel bakım ürünlerine, sağlıklı yaşam çözümlerinden eğitim ve girişimcilik programlarına uzanan geniş bir ekosistemle faaliyet gösteriyor. Sağlık ve wellness alanında bütünsel bir yaklaşım benimseyen şirket, doğrudan satış modeliyle iyi yaşam anlayışını daha fazla kişiyle buluşturmayı hedefliyor. 2001 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren TIENS, 2017 yılında büyüme stratejisini Türkiye’nin tüm şehirlerine yayarak ülke genelindeki yapılanmasını güçlendiriyor. Küresel deneyimini yerel pazarlara taşıyan şirket, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı ve sürdürülebilir başarı fırsatları sunmayı hedefliyor. Yeni rotası Kuzey Amerika TIENS'in 2026 yılında attığı en önemli adımlardan biri, New York'ta merkez ofisini hayata geçirmek oldu. Şirket, sağlık ve wellness sektöründe dünyanın en gelişmiş pazarlarından biri olan Amerika Birleşik Devletleri'ni uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak görüyor. 2026 itibarıyla faaliyete geçen merkez ofis ile Kuzey Amerika pazarındaki varlığını güçlendiren TIENS, ilk etapta takviye edici gıda, kişisel bakım ve wellness kategorilerinde faaliyet göstermeyi planlıyor. TIENS Kurucusu Li Jinyuan, New York açılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "TIENS'i kurarken hedefimiz, sağlıklı yaşam anlayışını daha fazla insanla buluştururken bireylerin gelişimine katkı sağlayan küresel bir ekosistem oluşturmaktı. New York'ta attığımız bu adım, yalnızca yeni bir pazara giriş değil; sağlık, wellness ve girişimcilik alanlarındaki uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir yansımasıdır. Farklı kültürler arasında köprüler kurarak daha fazla insana ulaşmaya ve yaşam kalitesini desteklemeye devam edeceğiz." TIENS, Türkiye'deki distribütörlerini küresel deneyimlerle buluşturuyor Türkiye, TIENS'in küresel yapılanması içerisinde stratejik öneme sahip pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Şirket, Eylül ayında Türkiye'den yaklaşık 300 kişinin katılımıyla Çin'e geniş kapsamlı bir ziyaret programı düzenlemeyi planlıyor. Program kapsamında katılımcılar, TIENS Uluslararası Sağlık Endüstri Parkı'nı ziyaret ederek şirketin küresel operasyonlarını yakından tanıma fırsatı bulacak. Aynı zamanda ziyaretin, Türkiye ile Çin arasında iş dünyası ve kültürel etkileşimin güçlenmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Küresel büyümesini yeni pazarlara açılarak sürdüren TIENS, 2026 yılında hayata geçirdiği stratejik adımlarla sağlık ve wellness alanındaki uluslararası konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Öz Bakım Araştırması Sonuçları Açıklandı Haber

Türkiye Öz Bakım Araştırması Sonuçları Açıklandı

Tüketici sağlığı alanında dünya lideri Haleon, insanların daha sağlıklı yaşayabilmelerine yardımcı olma amacıyla hareket ediyor. Haleon’a göre öz bakım; yalnızca hastalık dönemlerinde başvurulan çözümler ya da belirli ürünlerin kullanımı değil, bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlıklarını korumak, güçlendirmek ve günlük yaşamlarını daha sağlıklı sürdürebilmek için attıkları bilinçli adımların bütününü kapsıyor. Küresel çapta 200 milyar* sterline, Türkiye'de ise 1 milyar** sterline ulaşan tüketici sağlığı pazarında "öz bakım" giderek daha kritik bir kavram haline geliyor. Nüfusun yaşlanması, sağlık hizmetlerine erişimin değişen dinamikleri ve sistem üzerindeki artan yük, bireyleri kendi sağlıklarını daha çok yönetmeye yönlendiriyor. Haleon, bu dinamikleri anlamak için Ipsos Türkiye iş birliği ve Prof. Dr. Barkın Berk danışmanlığında yürüttüğü Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması'nın sonuçlarını açıkladı. Tüketiciler ve eczacılarla yapılan araştırma; öz bakımın Türkiye'de nasıl algılandığını, reçetesiz ve öz bakımı destekleyici ürünlerin kullanım alışkanlıklarını ve sağlık profesyonellerinin bu yolculuktaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor. Öz bakım, “iyi hissetmek” için atılan küçük adımlarla sınırlı kalıyor Öz bakım kavramı tüketiciler tarafından çoğunlukla yorgunluk veya rahatsızlık baş gösterdiğinde devreye giren, tepkisel ve “daha iyi hissetmek için yapılan küçük şeyler” olarak algılanıyor. Konuya yaklaşım cinsiyetlere göre de farklılaşıyor; erkekler öz bakımı sistemin çökmesini önleyici bir bakım olarak görürken, kadınlar süreci duygusal ve zihinsel refahı da içeren bir geliştirme ve seviye atlatma aracı olarak değerlendiriyor. Öz bakım olarak değerlendirilen en temel eylemlerin başında sırasıyla ağız ve diş bakımı, cilt bakımı ve psikolojik iyi hali korumak geliyor. Bu odakları bakımlı görünmek ve fiziksel aktivite takip ediyor. Son 1 ay içinde en sık yapılan öz bakım davranışı günlük su tüketimine dikkat etmek olurken, bunu dengeli beslenmek, diş fırçalama dışındaki ağız ve diş bakım ürünlerini kullanmak, düzenli yürüyüş yapmak ve gıda takviyesi kullanmak izliyor. Toplumun ortalama uyku süresi 7 saat olarak ölçülürken kafa dağıtmak ve daha iyi hissetmek için en yaygın tercih edilen aktivite ise düzenli yürüyüş. Acil Servisler "Hızlı Çözüm Noktası" Olarak Görülüyor Öz bakım farkındalığındaki eksiklik, kamusal sağlık altyapısı üzerinde de doğrudan bir baskı yaratıyor. Toplumun yüzde 50'si şiddet seviyesi ne olursa olsun, her sağlık sorununda doğrudan acil servise başvurabileceğini belirtiyor. Semptomları birinci basamak sağlık hizmetleri veya doğru öz bakım adımlarıyla yönetmek yerine acil servislerin bir "hızlı çözüm noktası" olarak görülmesi, hastanelerin acil bölümlerinde ciddi bir yoğunluğa yol açıyor. Bu durum, acil servislerin öncelikli amacının dışına çıkmasına neden olurken, sağlık sistemi üzerindeki yükü artıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Dijital Çağda Güven ve "Onay Filtresi" Olarak Eczacı Sağlık ile ilgili konularda en çok güvenilen bilgi kaynakları doktorlar (%84) ve eczacılar (%79) olurken; sosyal medya (%12) ve fenomenler (%9) en az güvenilen mecralar olarak öne çıkıyor. İnternette sağlık bilgisi arayan tüketicilerin %57'si, ulaştığı kafa karıştırıcı bilgiyi teyit etmek için doğrudan eczacısına başvuruyor. Yapay zekâ araçlarını kullananlar arasında ise sağlık alanındaki en yaygın kullanım, hastalık ve semptomları yorumlatmak; bunu uyku, stres ve beslenme gibi konularda yaşam tarzı önerileri almak ve tedavi tavsiyesi istemek izliyor. Eczane Tercihinde Güven ve Danışmanlık Kalitesi Ön Planda Tüketicilerin %73'ünün her zaman düzenli olarak gittiği sabit bir eczanesi bulunuyor. Eczane tercihinde "Güvene Dayalı Danışmanlık Kalitesi" (%61), kolay ulaşılabilirlik (%56) faktörünü geride bırakarak ilk sıraya yerleşiyor. Bu durum, eczanelerin tüketicinin gözünde sağlık yolculuklarına rehberlik eden kritik bir "ilk danışma merkezi" olarak konumlandığını gösteriyor. Tüketicilerin reçetesiz ve öz bakımı destekleyici ürünleri satın alma kararındaki en belirleyici unsurun da %66 ile eczacı ve hekim tavsiyesi olması bu güveni doğrudan destekliyor. En Sık Yaşanan Rahatsızlıklar ve Tüketim Refleksleri Tüketicilerin son 1 yılda en sık yaşadığı sorunların başında soğuk algınlığı/grip, kas/eklem ağrıları ve baş ağrısı/migren geliyor. Ağrı kesiciler (%69) en otomatik ve düşük eforlu alışkanlık ürünü iken; soğuk algınlığı ilaçları (%56), hayat kesintiye uğradığında kullanılan "kriz" ürünleri olarak konumlanıyor. Tüketiciler ilacı alırken ambalajda en çok ürünün ne işe yaradığına (%69) ve yan etkilerine (%55) dikkat ediyor. Takviyelerde Enerji ve Zindelik Odakta Gün içindeki enerji seviyesini yeterli bulanların oranı yalnızca %24'te kalırken; tüketicilerin %52'si günlük zindelik ve enerji seviyelerini desteklemek adına vitamin ve takviyelere başvuruyor. En çok tercih edilen içeriklerde D Vitamini, B12, C Vitamini ve magnezyum başta geliyor. Eczacı araştırmasına göre pandemi sonrası dönemde gıda takviyelerine olan talep rekor seviyeye ulaşırken (%90); tüketicilerin günlük ihtiyaçlarına yanıt veren bu temel vitamin ve minerallerin satın alınma oranlarında %64’lük bir artış yaşanıyor. Tüketiciler takviyelerin yanı sıra geleneksel ev çözümlerini de koruyucu birer filtre olarak kullanıyor. Bu alanda limon bazlı karışımlar en güvenilir içerik olarak öne çıkarken, nane-limon, ıhlamur ve zencefil-limon üçlüsü ilk sıralarda yer alıyor. Algı ve Gerçeklik Arasındaki Uçurum Araştırma, toplumun sağlık konusundaki farkındalığı ile eylemleri arasında belirgin bir çelişki olduğunu gösteriyor. Toplumun %44'ü stres seviyesini yüksek olarak raporlasa da bu durum çözülmesi gereken bir sorundan ziyade "hayatın normal bir parçası" sayılıyor. Benzer şekilde, bireylerin %84'ü ruhsal sağlığın önemini kabul etse de profesyonel destek alanların oranı %26'da kalıyor ve sorunlar kısa vadeli yöntemlerle geçiştiriliyor. Kilo problemi ise kadınlar tarafından "sosyal bir yargılanma", erkekler tarafından ise "fiziksel işlevsellik" meselesi olarak görülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TANAP, Türkiye'nin ve Avrupa'nın Enerji Arz Güvenliğini Destekliyor Haber

TANAP, Türkiye'nin ve Avrupa'nın Enerji Arz Güvenliğini Destekliyor

Türkiye ve Azerbaycan'ın enerji alanındaki stratejik iş birliğinin en önemli projelerinden biri olan TANAP, Eskişehir'deki BOTAŞ bağlantısının 8. yıl dönümünü geride bırakıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katılımıyla 12 Haziran 2018'de gerçekleştirilen tarihi açılışın ardından sekiz yıl geçti. TANAP bu sürede Türkiye'yi baştan başa kat eden 1.811 kilometrelik güzergâhta yıllık 16,2 milyar metreküplük tam kapasiteyle kesintisiz akış sağlıyor. Hazar Denizi'ndeki Şahdeniz-2 sahasından çıkan ve Güney Kafkasya Boru Hattı üzerinden Türkiye sınırına ulaşan doğal gazın 6 milyar metreküpü, Eskişehir’deki çıkış noktasından Türkiye ulusal şebekesine aktarılıyor; 10 milyar metreküpü ise Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) aracılığıyla Avrupa pazarlarına ulaşıyor. TANAP’ın en önemli halkası olduğu bu Güney Gaz Koridoru, bugün hem Türkiye'nin hem de Avrupa'nın enerji arz güvenliğinin bölgenin enerji arz güvenliğinin ve kaynak çeşitliliğinin en güçlü teminatlarından biri olamaya devam ediyor. Türkiye'nin enerji arz kaynaklarını çeşitlendirirken aynı zamanda bölgesel enerji istikrarına da katkı sağlayan TANAP, güvenilir işletme, nitelikli insan kaynağı ve teknolojisiyle uluslararası alanda örnek bir boru hattı olma özelliğini korumaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÜNLÜ & Co, 30. Yılında Başarısını Dört Yeni Ödülle Taçlandırdı Haber

ÜNLÜ & Co, 30. Yılında Başarısını Dört Yeni Ödülle Taçlandırdı

Uluslararası finans yayıncılığının köklü kuruluşlarından EMEA Finance'ın 2025 Başarı Ödülleri programında ÜNLÜ & Co, birleşme ve satın alma danışmanlığındaki derin uzmanlığı, farklı sektörlerdeki deneyimi ve uluslararası ölçekte yarattığı somut değerle "Orta ve Doğu Avrupa'nın En İyi Birleşme ve Satın Alma Şirketi" unvanını kazandı. Bu ödülle birlikte ÜNLÜ & Co, söz konusu alandaki lider konumunu uluslararası platformda bir kez daha tescilledi. Ödül programı kapsamında, ÜNLÜ & Co'nun danışmanlığını üstlendiği üç işlem ise yılın en başarılı birleşme ve satın alma işlemleri arasında değerlendirildi: Orta ve Doğu Avrupa’da Yılın Birleşme ve Satın Alma İşlemi Arkoz Madencilik’in Kars Çimento’yu satın alımı Avrupa’da Yılın Orta Ölçekli Birleşme ve Satın Alma İşlemi Türk Tuborg’un Antalya Alkollü İçecek’i satın alımı EMEA Bölgesi’nde Yılın Orta Ölçekli Sınır Ötesi Birleşme ve Satın Alma İşlemi Burgeon Biotechnology’nin stratejik hissesinin VIVACY’ye satışı Farklı sektör ve ölçeklerde hayata geçirilen bu işlemler; ÜNLÜ & Co'nun yerel piyasa dinamiklerine olan hakimiyetini, uluslararası yatırımcı ağıyla inşa ettiği güçlü ilişkileri ve stratejik derinlik gerektiren süreçleri başarıyla sonuçlandırma yetkinliğini ortaya koydu. 2026 yılı, ÜNLÜ & Co için EMEA Finance'tan art arda gelen başarıların yılı oldu. Şubat ayında EMEA Finance Europe Banking Awards kapsamında kazanılan 5 ödülün ardından gelen bu 4 yeni ödülle birlikte şirket, yıl içinde aynı prestijli platformdan toplam 9 uluslararası ödüle ulaştı. “30 yıllık deneyimimizle müşterilerimiz için uzun vadeli stratejik değer yaratmaya devam ediyoruz” Kazanılan ödüllere ilişkin değerlendirmede bulunan ÜNLÜ & Co Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mahmut L. Ünlü, şunları söyledi: “30. yılımızda EMEA Finance tarafından toplam 9 farklı ödüle layık görülmekten gurur duyuyoruz. ÜNLÜ & Co olarak otuz yıldır Türkiye sermaye piyasalarının gelişimine katkı sunarken, müşterilerimizin stratejik hedeflerine ulaşmaları için uzmanlığımızı uluslararası erişimimizle birleştiriyoruz. Birleşme ve satın alma danışmanlığında Orta ve Doğu Avrupa’nın en iyi şirketi seçilmemiz ve danışmanlığını üstlendiğimiz işlemlerin farklı bölgelerde yılın öne çıkan işlemleri arasında gösterilmesi, bu alandaki istikrarlı performansımızın ve müşterilerimiz için yarattığımız uzun vadeli değerin güçlü bir yansıması. Önümüzdeki dönemde benzer katma değerli işlemlerle Türkiye’nin yatırım potansiyelini ileri taşımaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gemi Turlarına İlgi Her Yıl Artıyor Haber

Gemi Turlarına İlgi Her Yıl Artıyor

Konforlu seyahat imkânı ve farklı destinasyonları tek tatilde keşfetme fırsatı sunan kruvaziyer turları, son yıllarda tatilcilerin en çok tercih ettiği turizm seçeneklerinden biri haline geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılında Türkiye limanlarına gelen kruvaziyer yolcu sayısı bir önceki yıla göre yüzde 13,2 artarak 2 milyon 138 bin 136’ya ulaştı. Aynı dönemde Türkiye limanlarına yanaşan kruvaziyer gemi sayısı da yüzde 15,1 artış göstererek 1375’e çıktı. Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı’ya göre, “uçuşsuz seyahat” isteğinin artması ve “yavaş seyahat” yaklaşımının yaygınlaşmasıyla birlikte, gemi turlarına geçtiğimiz yıl belirgin şekilde artan talebin bu yıl daha da güçlenmesi bekleniyor. Daha geniş kitleye hitap ediyor Gemi turları uzun yıllar belirli bir kitleye hitap ederken, son dönemde gençler ve yoğun tempoda çalışan profesyoneller tarafından da yoğun ilgi görüyor. Farklı destinasyonları tek plan içerisinde deneyimleme imkânı, zaman yönetimi açısından avantaj sağlarken, gemi üzerindeki sosyal alanlar ve etkinlikler bu tatili aynı zamanda bir sosyalleşme deneyimine dönüştürüyor. Daha konforlu ve stressiz bir seyahat deneyimi arayan misafirler, gemi turlarına yöneliyor. Yavaş seyahat yaklaşımı ise yolculuğun kendisini de deneyimin bir parçası haline getiriyor. Gemi turları, destinasyonlar arasında acele etmeden, planlı ve keyifli bir seyahat sunarak bu beklentiyi karşılıyor. Türkiye çıkışlı rotalar ve Yunan Adaları önde Türkiye çıkışlı gemi turları, pratiklik ve erişilebilirlik açısından öne çıkıyor. İstanbul ve Kuşadası kalkışlı programlar, misafirlere kolay ulaşım avantajı sağlıyor. Yunan Adaları, gemi turlarında en çok tercih edilen rotalar arasında yer alıyor. Kapıda vize veya vizeli seçeneklerle sunulan Mikonos, Santorini, Rodos ve Kos gibi destinasyonlar, özellikle kısa süreli tatillerde yoğun talep görüyor. Akdeniz ve Adriyatik rotalarında İtalya, Fransa ve İspanya kıyılarını kapsayan daha kapsamlı programlar da dikkatleri çekiyor. Kişiye özel kampanyalar sunuluyor Avrupa, Asya, Amerika dâhil dünyada limanı olan tüm ülkelerde misafirlerine çok sayıda Cruise Tur alternatifleri sunan Coral Travel, kampanyalarla da bu ilgiyi destekliyor. Yeşil pasaport sahibi misafirlere özel indirim fırsatları, belirli dönemlerde sunulan avantajlı fiyatlar ve farklı ödeme seçenekleri, tatil planlarını daha erişilebilir hale getiriyor. Coral Travel Türkiye, gemi turları dahil tüm ürünlerinde misafirlerine bütünleşik bir deneyim sunuyor. Yetkili acenteler, çağrı merkezi ve dijital kanallar üzerinden sunulan rezervasyon imkanları da gemi turlarına erişimi kolaylaştırıyor. Konfor ve deneyim odaklı tatil Mehmet Kamçı gemi turlarına ilginin son yıllarda giderek artışını şöyle değerlendirdi: “Gemi turlarına olan ilginin son yıllarda belirgin şekilde arttığını görüyoruz. Özellikle gençler ve yoğun iş temposunda çalışan profesyoneller, ulaşım stresi yaşamadan farklı destinasyonları deneyimleyebilecekleri tatil alternatiflerine yöneliyor. Uçuşsuz seyahat tercihleri ve yavaş seyahat yaklaşımı da bu ilgiyi destekliyor. Türkiye çıkışlı programlarımız ve Yunan Adaları başta olmak üzere sunduğumuz farklı rotalarla misafirlerimize konforlu ve deneyim odaklı bir tatil sunuyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem

Küresel üretim zincirlerinde yaşanan değişimin kimya sektörünü de dönüştürdüğüne dikkat çeken Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Kimya sektörü bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji geliştirme, sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği ve rekabetçilik açısından da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve değişen tedarik zincirleri, sektörün üretim ve ticaret dinamiklerini yeniden şekillendiriyor" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin bu süreçte önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Güler, "Üretim kabiliyeti, stratejik konumu ve güçlü ihracat altyapısıyla Türkiye, küresel kimya sektöründe daha fazla söz sahibi olabilecek potansiyele sahip. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için teknoloji yatırımları, sürdürülebilir üretim modelleri ve uluslararası iş birlikleri kritik önem taşıyor" ifadelerini kullandı. SEKTÖRÜN BULUŞMA NOKTASI: TURKCHEM EURASIA Sektörde yaşanan dönüşümün üreticiler, teknoloji sağlayıcılar ve tedarikçiler arasındaki iş birliklerini daha da önemli hale getirdiğini belirten Güler, "Kimya sanayisi çok geniş bir üretim ekosistemine sahip. Bu nedenle sektör temsilcilerinin bir araya gelerek yeni teknolojileri değerlendirmesi, sürdürülebilir üretim modellerini konuşması ve ticari iş birlikleri geliştirmesi büyük önem taşıyor. Turkchem Eurasia Fuarı da sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren üretici, tedarikçi ve teknoloji sağlayıcıları bir araya getirerek bu iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyor" dedi. KİMYADA REKABET ARTIK SADECE ÜRETİMLE KAZANILMIYOR Kimya sektöründe küresel rekabetin yeni bir döneme girdiğini vurgulayan Güler, "Bugün ülkeler yalnızca ne ürettikleriyle değil, ne kadar sürdürülebilir, ne kadar yenilikçi ve ne kadar güvenilir tedarikçi olduklarıyla da değerlendiriliyor. Kimya sanayiinin geleceğinde Ar-Ge, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri belirleyici olacak. Türkiye'nin sahip olduğu üretim gücünü yüksek katma değerli ürünlerle desteklemesi, küresel pazardaki konumunu daha da güçlendirecektir" değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.