Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye Ekonomisi

Kapsül Haber Ajansı - Türkiye Ekonomisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Ekonomisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DenizBank Güçlü Büyümesine Devam Etti Haber

DenizBank Güçlü Büyümesine Devam Etti

578 şubesi ve 14 bini aşkın çalışanıyla faaliyetlerini sürdüren DenizBank, ekonomiye sağladığı toplam kredi desteğini, 1,504 Milyar TL’si nakdi olmak üzere 1.998 Milyar TL’ye yükseltti. Bankanın müşteri mevduatı, yıl sonuna göre yüzde 27 artışla 1.614 Milyar TL’ye ulaşırken; özkaynak kârlılığı yüzde 26,2, konsolide net kârı ise 46,7 Milyar TL olarak gerçekleşti. “Rekabet gücümüzü artırırken, müşterilerimizin finansal yaşamındaki yerimizi büyütüyoruz” DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, finansal sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2026 yılının ilk dokuz ayında, jeopolitik gelişmelerin küresel ekonomide yarattığı belirsizlikler etkisini sürdürürken, Türkiye ekonomisi dışsal şoklara rağmen dayanıklılığını korudu. Biz de bu dönemde kaynaklarımızı etkin kullanarak ve bilançomuzu değişen koşullara göre yöneterek finansal gücümüzü koruduk. Zorlu piyasa koşullarına rağmen stratejik öncelik verdiğimiz alanlarda rekabet gücümüzü artırdık. Tabana yaygın büyüme stratejimizin en önemli göstergesi olan aktif müşteri adedimizi artırmaya devam ettik. Müşteri bağlılığını korumak için öncelikli bir yere sahip olan ödeme sistemlerinde, kart portföyümüzü ve işlem hacmimizi genişleterek pazar payımızı yukarı taşıdık. Bu büyümeyle sektördeki ağırlığımızı giderek artırıyor, daha aktif bir oyuncu haline geliyoruz. Ticari hem nakdi hem gayrinakdi kredilerde iki yıldır süregelen büyümemizi devam ettiriyor, odak alanlarımızda yakaladığımız ivmeyi her geçen gün artırıyoruz. Ekonomimizin üretim, istihdam ve ihracat gücünde belirleyici rol üstlenen KOBİ’ler, Bankamızda büyümenin ana taşıyıcılarından. Diğer yandan, ülkemizin gıda güvenliği ve üretim kapasitesi açısından stratejik önem taşıyan tarım sektörüne yaklaşık 25 yıldır kesintisiz destek sağlıyoruz ve özel bankalar arasında liderliğimizi koruyoruz. En önemli odaklarımızdan bir tanesi, kredide rekabetçi büyümemizi sürdürürken, aktif kalitemizi iyileştirmek. Risk politikalarımız ve modellerimizde aldığımız ciddi aksiyonlarla takipteki kredi oranımızda iyileşme sağladık. Risk yönetimi stratejimiz kapsamında ihtiyaç kredilerinde maaş ve emekli müşterilerimizi önceliklendirmemiz de bu önemli gelişmeye katkı sağladı. Tüm bunların yanı sıra, iştiraklerimizin katkıları ile güçlenmeye devam ediyoruz. Stratejik önceliklerimiz doğrultusunda kaydettiğimiz gelişmeler, büyümemizi derinleştirirken; daha çevik, dengeli ve rekabetçi bir bankacılık yapısı oluşturmamıza katkı sağlıyor. Sağlıklı büyümemizi sürdürürken, müşterilerimize daha iyi bir deneyim sunmak için sürekli olarak operasyonel kalitemizi artırıyor, iş süreçlerimizi daha yalın ve hızlı hale getiriyoruz. Dijital kanallarımıza yaptığımız yatırımlarla tüm ihtiyaçlarını dijitalden karşılayabildikleri, hızlı ve kolay bir hizmet modeli sunmayı hedefliyoruz. “Toplam yeşil finansman kaynağımız 820 Milyon Dolara ulaştı” DenizBank’ın sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarına da değinen Baştuğ, şunları söyledi: “Reel sektörün değişen ihtiyaçlarını gözeterek, işletmelerimizin düşük karbonlu ekonomiye geçişini hızlandıracak finansman olanaklarını genişletiyoruz. Ana hissedarımızla birlikte Türkiye’de bir ilk olarak yayımladığımız Geçiş Finansmanı Çerçevemiz, özellikle karbon yoğun sektörlerin dönüşüm yatırımlarını desteklemeye yönelik yaklaşımımızın temelini oluşturuyor. Uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz iş birlikleri sayesinde, bu alana yönlendirdiğimiz kaynakların ölçeğini de büyütüyoruz. Son olarak Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile gerçekleştirdiğimiz 100 Milyon Dolarlık işlemle toplam yeşil finansman kaynağımızı 820 Milyon Dolara ulaştırdık; uluslararası kalkınma bankalarının Türkiye’deki özel bankalara sağladığı yeşil finansmandan aldığımız pazar payını da artırmaya devam ediyoruz. Birleşmiş Milletler Sorumlu Bankacılık Prensipleri’ne imzacı olarak katılmamızla da çevresel ve toplumsal sorumluluklarımızı bankacılık faaliyetlerimizin bütününe yansıtma yönündeki kararlılığımızı uluslararası taahhütlerle pekiştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde, finansal disiplinimizi korurken, teknoloji yatırımlarımızla müşterilerimizle ilişkilerimizi derinleştirecek; bankacılık ihtiyaçlarında ilk tercih haline gelmek, ülkemizin stratejik sektörlerine sağladığımız finansmanı artırmak ve sürdürülebilir, kârlı büyümemizi sürdürmek üzere çalışmalarımızı kararlılıkla devam ettireceğiz”. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Trade: 2027'de Türkiye’de Büyümenin Yüzde 3,6'ya Yükselmesi Bekleniyor Haber

Allianz Trade: 2027'de Türkiye’de Büyümenin Yüzde 3,6'ya Yükselmesi Bekleniyor

Allianz Trade uzmanları, ABD’de bu yıl yüzde 2,1 olması beklenen büyümenin 2028’de yüzde 1,8’e gerilemesini bekliyor. Türkiye’de ise ekonominin, 2026'nın tamamında yüzde 2,7 büyüyeceği, 2027 yılında ise büyümenin yüzde 3,6'ya yükseleceği tahmin ediliyor. Allianz Trade, her çeyrekte güncellediği Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayınladı. Rapora göre küresel ekonomi aynı anda birçok farklı gerilimle karşı karşıya. Önümüzdeki döneme ilişkin belirleyici soru ise bu gerilimlerin kontrollü bir şekilde çözülüp çözülmeyeceği ya da birbirini besleyerek daha da güçlenip güçlenmeyeceği. Bir başka ifadeyle, “İşler düzelmeden önce daha da kötüleşebilir.” Güncellenen 2026-2028 Küresel Ekonomik Görünüm Raporu, üç temel riske dikkat çekiyor: Orta Doğu’da yeni bir enerji şoku, ABD, Japonya ve Avrupa’ya yayılan tahvil satışları ve yapay zekâ yatırım patlamasına ilişkin yeniden artan soru işaretleri. Öte yandan ekonomistler bu faktörlerin hiçbirinin henüz reel ekonomiyi rayından çıkarmadığının da altını çizdi. İkinci çeyrek büyümesi yukarı yönlü sürpriz yaptı; Avrupa’da net ihracat ve Almanya’nın teşvikleri, ABD ve Asya’da ise yapay zekâ bağlantılı güçlü yatırımlar büyümeyi destekledi. Raporda ayrıca, jeopolitik gerilimlerin düzensiz biçimde çözülmesi ihtimaline dayanan üç aşağı yönlü risk senaryosu ve bu senaryoların ekonomi ile sermaye piyasaları üzerindeki olası etkileri de modellendi. İlk senaryoda enerji şoku riski ele alındı. Ekonomistler, çatışmanın kontrol altında kalması durumunda alternatif rotaların devreye girmesi, talepteki gerileme ve alternatif arz kaynaklarının enerji piyasalarında yeniden denge sağlayabileceğini öngörüyor. Bu gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki baskıyı hafifletmesi ve buna bağlı olarak enflasyon şokunun etkisini sınırlaması bekleniyor. İkinci senaryo ise tahvil piyasalarında satış baskısı riskine odaklanıyor. Raporda, enflasyonun ücretler üzerinde belirgin bir baskı yaratmadan daha ılımlı bir seyir izleyeceği ve kamu tahvili piyasalarının yüksek ihraç hacmini, risk primlerinde sert ve düzensiz bir yükselişe yol açmadan absorbe edebileceği varsayılıyor. Ekonomistlerin değerlendirdiği üçüncü senaryoda ise yapay zekâ yatırımlarındaki sermaye harcamaları döngüsünün yavaşlama riski öne çıkıyor. Rapora göre, yapay zekâ yatırımlarının büyüme hızının bir miktar ivme kaybetmesi ve harcamaların 2028 yılında 1 trilyon dolar ile zirveye ulaşması bekleniyor. Bu süreçte değer yaratımının odağının altyapı kurulumundan yapay zekânın kullanımı, yaygın biçimde benimsenmesi ve sağladığı verimlilik artışlarına doğru kayacağı öngörülüyor. Türkiye ekonomik büyümenin ivme kazanarak yüzde 3,6'ya yükselmesi bekleniyor Allianz Trade Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisinin ise büyüme hızının belirgin şekilde yavaşladığı vurgulandı. Türkiye'nin GSYH'sinin 2026'nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yalnızca yüzde 2,3 büyüdüğüne dikkat çekilirken, 2026'nın tamamında yüzde 2,7 büyüme kaydetmesi beklendiği ifade edildi. Ekonomistlere göre Türkiye ekonomisi 2027 yılında ise yüzde 3,6 büyüme kaydedecek. Ancak bu, büyük ölçüde enflasyonun ikna edici bir düşüş patikasına girmesine bağlı. Türkiye’de faizlerde anlamlı bir gevşeme de enflasyon belirleyici olacak. Ayrıca rapora göre Türkiye'de enflasyon 2026'nın üçüncü çeyreğinde yaklaşık yüzde 32 seviyesinde seyrediyor ve yıl sonunda ise yüzde 30'a doğru gerilemesi bekleniyor. Yüksek enflasyonun; tüketici talebini baskıladığı, ticari rekabet gücünü aşındırdığı, şirketlerin kâr marjlarını sıkıştırdığı da raporda vurgulanıyor. Raporda, küresel GSYH büyümesinin ise 2025’teki yüzde 3 seviyesinden 2026’da yüzde 2,6’ya yavaşlamasının, 2027’de de yüzde 2,8’e çıkmasının beklendiği belirtildi. Küresel büyümede 2028 tahmini ise yüzde 2,6. ABD’de büyümenin 2026’daki yüzde 2,1’den 2028’de yüzde 1,8’e gerilemesi; Avro Bölgesi’nde yüzde 1’den yüzde 1,3’e çıkması; Asya’nın ise yaklaşık yüzde 4,4 ile küresel büyümenin lokomotifi olmaya devam etmesi de öngörüler arasında. Körfez’den ihracat akışlarının Hürmüz Boğazı ve çevresinde kademeli olarak normalleşmesiyle Brent petrolün 2026’nın dördüncü çeyreğinde ortalama 87 dolar /varil seviyesinde gerçekleşmesi ve 2027’de ortalama 76 dolar/varile gerilemesi de beklentiler arasında. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ATO’da 47 Aylık Çalışma Dönemi Masaya Yatırıldı Haber

ATO’da 47 Aylık Çalışma Dönemi Masaya Yatırıldı

ATO Başkanı Gürsel Baran, dört yıl önce koronavirüs pandemisinin etkilerinin sürdüğü bir dönemde göreve geldiklerini hatırlatarak, aradan geçen sürede dünya ve Türkiye ekonomisinin önemli bir dönüşümden geçtiğini söyledi. Pandeminin ardından yaşanan jeopolitik gelişmelerin yanı sıra, enerji ve emtia fiyatlarındaki artışlar ile küresel ticaret ve tedarik zincirlerindeki değişimin ekonomik dengeleri yeniden şekillendirdiğini belirten Baran, bu gelişmelerin Türkiye ekonomisi ve reel sektörü de etkilediğini kaydetti. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası sürecinde reel sektörün finansmana erişiminin zorlaştığını, üretim ve ticaret maliyetlerinin yükseldiğini, işletmelerin sermaye ihtiyacının arttığını belirten Baran, bununla birlikte enflasyondaki gerilemeyi önemli bir kazanım olarak gördüklerini söyledi. Fiyat istikrarı sağlanırken üretim, yatırım, istihdam ve ticaret kapasitesinin korunması gerektiğini vurgulayan Baran, "Her fırsatta ve her ortamda dile getirdiğimiz üzere, enflasyonla mücadele ederken reel sektörün, üretimin, yatırımın, ticaretin ve ihracatın ihmal edilmemesi gerekiyor" dedi. -VADELİ SATIŞLARDA KDV İÇİN ERTELEME ÖNERİSİ- İşletmelerin finansmana erişim ve işletme sermayesi konusunda yaşadığı sorunlara dikkat çeken Baran, ticaretin büyük ölçüde vadeli gerçekleştirildiği bir dönemde, satış bedeli tahsil edilmeden KDV ödenmesinin işletmelerin sermayesi ve nakit akışı üzerinde ilave yük oluşturduğunu ifade etti. Baran, "Ticaretin yaklaşık yüzde 90'ı vadeli yapılırken KDV'yi peşin ödemek işletme bilançolarını sıkıntıya sokuyor. Vadeli satışlarda hesaplanan KDV'nin ödeme süresinin ticari işlemin tahsilat vadesi dikkate alınarak belirlenmesi ve satış bedeli henüz tahsil edilmemiş işlemlerde KDV ödeme yükümlülüğünün 3 ay veya 6 ay süreyle ertelenmesine imkân sağlayacak bir düzenleme yapılmasını öneriyoruz" diye konuştu. -ATO'NUN 47 AYLIK ÇALIŞMA BİLANÇOSU- ATO Başkanı Baran, 47 aylık Meclis döneminin sonuna geldiklerini belirterek, yaklaşık dört yıllık süreçte Meslek Komiteleri ve Meclis üyeleriyle birlikte sektörlerin sorunlarının çözümü için yoğun çalışma yürüttüklerini anlattı. Kasım 2022'den bu yana ATO meslek komitelerinin 4 bin 950, komisyonların ise 249 toplantı gerçekleştirdiğini bildiren Baran, bu toplantılarda sektörleri ilgilendiren konuların ele alınarak toplam 8 bin 39 karara imza atıldığını kaydetti. Meslek Komiteleri ve komisyonların taleplerini ilgili makamlara taşıdıklarını ifade eden Baran, "Sizler çalıştınız, talep ettiniz. Bizler de sizlere öncülük ettik. Birlikte hareket ederek sektörlerimizin sorunlarını ilgili kurum ve kuruluşlara doğrudan aktardık" dedi. Baran, yaklaşık dört yıllık dönemde meslek komiteleri ve komisyonların talepleri doğrultusunda 100'e yakın ziyaret gerçekleştirdiklerini, 163 sektörle istişare toplantısı düzenlediklerini ve 45 sektörel eğitim faaliyeti gerçekleştirdiklerini bildirdi. Meslek Komitelerinin ülkenin ekonomik yol haritasına katkı sağlayacak 350'den fazla tespit ve çözüm önerisini içeren dosya ve raporlarını ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlara ilettiklerini belirten Baran, üyeleri ilgilendiren yaklaşık 5 bin güncel gelişme ve mevzuat konusunu da sektörel olarak filtreleyerek üyelerle paylaştıklarını söyledi. Baran, "Bu süreçte bizleri kabul ederek, iş dünyamızın meselelerini dinleyen ve çözüm arayışlarımıza destek veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz'a, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu'na, bakanlarımıza, bürokratlarımıza, kamu kurum ve kuruluşlarımızın yöneticilerine teşekkür ediyorum" dedi. -BARAN'DAN SAĞDUYU VE UZLAŞI İÇİNDE SEÇİM ÇAĞRISI- Konuşmasının sonunda dört yıllık görev dönemine ilişkin duygu ve düşüncelerini de paylaşan ATO Başkanı Gürsel Baran, bu süreçte atılan her adımda Ankara Ticaret Odası üyelerinin hak ve menfaatlerini gözetmeye, Başkent ve ülkenin kalkınma sürecine katkı sağlamaya gayret ettiklerini söyledi. ATO çatısı altında Ankara'nın ve Türkiye'nin ticaret ve ekonomisine hizmet etmekten büyük onur duyduğunu ifade eden Baran, "Bu kürsüden dört yıl boyunca pek çok kez konuştum. Yoğun gündem içerisinde birbirimizi kırdığımız, üzdüğümüz zamanlar olmuş olabilir. Görev süremiz içerisinde bilerek ya da bilmeyerek kırdığımız, üzdüğümüz bir arkadaşımız olduysa hakkını helal etsin. Benim hakkım varsa, benden yana sonuna kadar helal olsun." dedi. 10 Ekim'de gerçekleştirilecek Komite ve Meclis üyeliği seçimlerine de değinen Baran, seçimlerin ATO için hayırlı olması temennisinde bulunarak, "Seçim sürecinin sağduyu ve karşılıklı saygı içinde ve Ankara Ticaret Odası'nın kurumsal itibarını her şeyin üzerinde tutan bir anlayışla yürütülmesini temenni ediyorum" diye konuştu. -ÜYELERE PLAKET- Toplantının sonunda ATO organ üyelerine, Oda faaliyetlerine sundukları katkılardan dolayı plaket takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED’den Sanayi Büyümesine İlişkin Değerlendirme Haber

PLASFED’den Sanayi Büyümesine İlişkin Değerlendirme

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 büyüdü. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1 arttı. Ekonomik faaliyetler içinde sanayi yüzde 2,4 büyüme kaydederken, ilk çeyrekte yüzde 0,8 daralan sanayinin yeniden büyümeye dönmesi dikkat çekti. Büyüme verilerini değerlendiren Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, sanayinin yeniden büyüme ivmesi kazanmasının Türkiye ekonomisinin üretim gücü açısından önemli olduğunu söyledi. Karadeniz, “Sanayi sektörünün yılın ilk çeyreğinde yaşadığı yüzde 0,8'lik daralmanın ardından ikinci çeyrekte yüzde 2,4 büyümesi, üretim cephesinde yeniden hareketlenme başladığını göstermesi açısından umut verici. Ancak Türkiye'nin sürdürülebilir ve yüksek kaliteli bir büyüme patikasına girebilmesi için sanayideki bu toparlanmanın kalıcı hale gelmesi gerekiyor” dedi. “Sanayinin büyümesi tek başına yeterli değil” Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin ancak üretim ve sanayinin güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğine dikkat çeken Karadeniz, büyümenin niteliğinin de en az büyüme oranı kadar önemli olduğunu vurguladı. Karadeniz, “Sanayinin yüzde 2,4 büyümesi önemli ve değerli bir gelişme. Ancak sanayicimizin bugün karşı karşıya olduğu yüksek finansman maliyetleri, enerji ve hammadde giderleri, işçilik maliyetleri ve küresel rekabet baskısı devam ediyor. Bu koşullar altında elde edilen büyümeyi kalıcı hale getirmek için üretim maliyetlerini aşağı çekecek ve yatırımları destekleyecek politikaların güçlendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. “Plastik sektörü sanayi üretiminin temel taşı” Plastik sektörünün otomotivden ambalaja, inşaattan sağlığa kadar çok geniş bir üretim zincirine girdi sağladığını hatırlatan Karadeniz, sektörün Türkiye'nin sanayi ve ihracat kapasitesi açısından stratejik önem taşıdığını belirtti. Plastiğin artık neredeyse tüm sektörlerde kullanılan, teknoloji ve inovasyon açısından da önemli bir üretim alanı olduğuna dikkat çekti. Karadeniz, “Plastik sanayisi, Türkiye'nin üretim ekosisteminin temel sektörlerinden biri. Dolayısıyla sanayideki toparlanmanın plastik sektörüne de güçlü biçimde yansımasını istiyoruz. Bunun için sektörümüzün yüksek oranda dışa bağımlı olduğu hammaddede, finansmanda ve enerji maliyetlerinde yaşanan sorunların çözülmesi gerekiyor. Üretim kapasitemizi koruyarak daha yüksek katma değerli ve rekabetçi bir yapıya geçmeliyiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnşaat Sektörü 14 Çeyreğin Ardından Küçüldü Haber

İnşaat Sektörü 14 Çeyreğin Ardından Küçüldü

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin büyüme rakamları ile ilgili yaptığı yazılı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “2026 yılının ikinci çeyreğinde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerine göre Türkiye ekonomisi büyümesini sürdürürken, sektörümüz açısından tablo tersine dönmüştür. 14 çeyrektir aralıksız büyüyen sektörümüz, bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 1,9 küçülmüştür. Son dönemde sektörümüzün büyüme ivmesindeki yavaşlamaya dikkat çekmiş ve çözüm bekleyen sorunları dile getirmiştik. Bir önceki çeyrekte de ifade ettiğimiz üzere, sektörümüzdeki büyüme ivmesinin tersine dönmesinde sıkı finansman koşulları, yüksek kredi maliyetleri ve özel sektör yatırımlarındaki temkinli seyir belirleyici olmuştur. 2023 ve takip eden yıllarda deprem bölgesine yönelik yeniden inşa faaliyetleri ve kamu kaynaklı altyapı yatırımları sektörü güçlü biçimde desteklemiş; ancak, 2026 yılı itibarıyla göreceli olarak daha sınırlı hale gelen bu katkı, özel sektör kaynaklı inşaat faaliyetlerindeki yavaşlamayı telafi etmede yetersiz kalmıştır. İnşaat sektöründe kamu yatırımlarındaki ödenek kısıtlamalarının, finansmana erişimin zorluğunun, yüksek maliyetlerin yaratmış olduğu baskıları sıklıkla kamuoyunun gündemine taşımıştık. Bu konularda devam eden sorunlar, sektörümüzün 14 çeyrek sonra küçülmesine yol açmıştır. Bu konularda yapılacak düzenlemeler, sektörümüzün tekrar pozitif büyümeye dönmesini ve ülke ekonomisinin büyümesine sunduğu katkıyı devam ettirmesini sağlayacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DYO Bayileriyle Yeni Dönemin Ekonomisini ve Büyüme Fırsatlarını Değerlendirdi Haber

DYO Bayileriyle Yeni Dönemin Ekonomisini ve Büyüme Fırsatlarını Değerlendirdi

Türkiye boya sektörünün öncü markası DYO, toptancı bayileriyle gerçekleştirdiği buluşmada sektörün bugünü ve geleceğini kapsamlı bir şekilde ele aldı. Yaşar Holding ve DYO Boya Fabrikaları Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, Yaşar Holding ve DYO Boya Fabrikaları Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı ve Yaşar Holding İcra Başkanı Mehmet Aktaş’ın da katıldığı buluşmada, ekonomik görünüm, pazar dinamikleri, değişen müşteri beklentileri ve yeni dönemde büyümeyi destekleyecek uygulamalar değerlendirildi. Toplantıda DYO’nun önümüzdeki döneme ilişkin satış ve pazarlama yaklaşımı, sahadaki rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalar ve bayi kanalını destekleyecek yeni uygulamalar paylaşıldı. Değişen pazar koşullarında hız, doğru ürün ve müşteriye yakınlık başlıklarının önemine dikkat çekilirken, DYO’nun güçlü bayi ağıyla pazardaki etkinliğini daha da artırma hedefi vurgulandı. Ekonomi gündemi bayilerin perspektifinden değerlendirildi Toplantının önemli başlıklarından biri de Türkiye ekonomisi ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler oldu. DYO Genel Müdürü Yakup Benli, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) Başkanı Vahap Munyar ile gerçekleştirdiği söyleşide Türkiye ekonomisinin mevcut görünümünden enflasyon ve faiz beklentilerine, iç talebin seyrinden inşaat ve tüketici piyasalarına kadar iş dünyasının gündemindeki başlıkları ele aldı. Söyleşide makroekonomik gelişmelerin reel sektör ve ticaret üzerindeki etkileri değerlendirilirken, belirsizliklerin yüksek olduğu bir ortamda şirketlerin ve bayilerin değişen koşullara hızlı uyum sağlama becerisinin önemi üzerinde duruldu. “Büyümeyi bayilerimizle birlikte gerçekleştireceğiz” Toplantıda değerlendirmelerde bulunan DYO Genel Müdürü Yakup Benli, DYO’nun güçlü bayi yapılanmasının şirketin en önemli rekabet avantajlarından biri olduğuna dikkat çekti. Benli, “DYO’nun geniş ürün gamı ve kalitesini ispatlamış ürün gruplarına rağmen, gücü yalnızca ürünlerinden ve markasından değil, Türkiye’nin dört bir yanında yıllardır birlikte yol yürüdüğümüz iş ortaklarımızdan geliyor. Pazarın değiştiği, rekabetin yeniden şekillendiği bir dönemden geçiyoruz. Böyle dönemlerde sahaya daha yakın olmak, daha hızlı hareket etmek ve doğru fırsatlara birlikte odaklanmak her zamankinden daha önemli. Önümüzdeki dönemde hedefimiz net: Bayilerimizin rekabet gücünü artıran, ticaretlerini destekleyen ve DYO’nun pazardaki varlığını büyüten adımları birlikte atmak. Çünkü bizim için sürdürülebilir büyümenin yolu, bayilerimizle birlikte gelişmekten geçiyor.” dedi. Toplantıda ayrıca DYO’nun bayi ticaretini desteklemeye yönelik yeni dönem uygulamaları ve kampanyaları da paylaşıldı. Bayilerin finansal ve ticari koşullarını desteklemeyi amaçlayan çalışmaların yanı sıra satış noktasındaki hareketliliği ve DYO ürünlerinin pazardaki erişimini artıracak uygulamalar hakkında bilgi verildi. DYO, güçlü dağıtım ağı, köklü marka mirası ve sahadan beslenen yaklaşımıyla önümüzdeki dönemde de bayileriyle kurduğu uzun soluklu iş birliğini güçlendirmeyi ve Türkiye boya pazarındaki konumunu ileri taşımayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efor Yatırım ve Efor Gübre’den İSO İkinci 500’de Çifte Başarı Haber

Efor Yatırım ve Efor Gübre’den İSO İkinci 500’de Çifte Başarı

İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye sanayisinin en kapsamlı araştırmaları arasında yer alan “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” sonuçları açıklandı. Araştırmada, Efor Yatırım geçen yılın ardından listede yer alma başarısını 284’üncü sıra ve 173 basamaklık yükselişle sürdürürken, bağlı ortaklığı Efor Gübre de bu yıl ilk kez listeye girdi. Bu sonuç, Efor Yatırım ve bağlı ortaklığı Efor Gübre’nin üretim ve sanayi alanındaki performansını bir kez daha ortaya koydu. Enerji, tarım, gıda ve sanayi alanlarında faaliyetlerini sürdüren Efor Yatırım ve bağlı ortaklığı Efor Gübre; üretim kapasitesi, tedarik gücü, lojistik kabiliyeti ve katma değerli ürün yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Efor Yatırım’ın listede yükselmesi ve Efor Gübre’nin ilk kez listeye dahil olması, entegre büyüme modelinin sanayi performansına yansıması açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. “Üretim gücümüzü Türkiye ekonomisi için değere dönüştürüyoruz” Efor Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akkuş, İSO İkinci 500 sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Efor Yatırım ve Efor Gübre olarak büyüme yolculuğumuzu yalnızca finansal göstergelerle değil; üretim, istihdam, yatırım ve ülkemize sağladığımız katma değerle ele alıyoruz. İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasında Efor Yatırım’ın yükselişini sürdürmesi ve Efor Gübre’nin bu yıl ilk kez listeye dahil olması, bu yaklaşımımızın somut bir sonucudur. Tarımdan sanayiye, gıdadan enerjiye uzanan faaliyet alanlarımızda daha verimli, daha güçlü ve daha sürdürülebilir bir yapı kurmak için çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde de üretim gücümüzü Türkiye ekonomisi için değere dönüştürmeye devam edeceğiz.” Tarım ve sanayide verimlilik odaklı büyüme Bu yıl ilk kez İSO İkinci 500 listesine dahil olan Efor Gübre, gübre sektöründe verimlilik, sürdürülebilirlik ve etkin tedarik yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Kimyasalların ve kimyasal ürünlerin imalatı listesinde 34’üncü sırada yer alan Efor Gübre, tarımsal üretimin stratejik öneminin arttığı bir dönemde, çiftçinin ihtiyaçlarına yanıt veren ürün ve hizmet yapısıyla tarımsal değer zincirine katkı sunuyor. Sanayi, üretim ve yatırım odaklı büyüme stratejisinin önemli taşıyıcılarından Efor Yatırım ise İSO İkinci 500’de 284’üncü sıraya yükselirken, gıda ürünleri imalatı sektör kategorisinde 66’ncı oldu. Efor Yatırım ve Efor Gübre, sürdürülebilir büyüme, güçlü tedarik yapısı, verimlilik odaklı üretim anlayışı ve katma değerli ürün yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimsa, CAC Kapasitesini Son 2 Yılda 3 Katına Çıkardı Haber

Çimsa, CAC Kapasitesini Son 2 Yılda 3 Katına Çıkardı

Türkiye’deki yatırımlarına kararlılıkla devam eden Sabancı Topluluğu şirketlerinden Çimsa, Mersin’deki yeni kalsiyum alüminat çimento (CAC) üretim hattı yatırımını tamamlayarak devreye aldı. 31,8 milyon dolarlık yatırımla hayata geçen ve yıllık 66 bin ton üretim kapasitesine sahip yeni hatla birlikte Çimsa’nın yıllık CAC klinkeri üretim kapasitesi 131 bin tondan 197 bin tona yükseldi. Dünya'nın en büyük üç CAC üretici arasında yer alan Çimsa, bu gelişmeyle birlikte küresel ölçekteki bu konumunu daha da güçlendirmiş oldu. Çimsa aynı zamanda bugün çimentodan yapı malzemelerine geçişte bir köprü görevi gören ve malzeme dönüşümünün sektördeki en önemli örneklerinden olan CAC’ta Türkiye’deki tek üretici olarak yer alıyor. İKİ ÜRETİM TESİSİ İÇİN YAKLAŞIK 75 MİLYON $’LIK YATIRIM Küresel ölçekte faaliyet gösteren bir yapı malzemeleri şirketine dönüşümünü başarıyla sürdüren Çimsa, 2024 yılında gerçekleştirdiği yatırım ile CAC üretim kapasitesini yıllık 65 bin tondan 131 bin tona çıkarılmıştı. Söz konusu yatırımın hemen ardından, CAC’ta yeni bir kapasite artırım kararı alınmıştı. Son yatırımla birlikte Çimsa’nın CAC kapasitesi son 2 yılda 3 katına çıkmış oldu. Mersin tesisinin, küresel yapı malzemeleri sektöründeki yerini de sağlamlaştıran bu iki tesis için yapılan yatırım miktarı 75 milyon doları aştı. “DÜNYADA ÇİN DIŞI TÜKETİMİN %20’SİNİ KARŞILAYABİLİYORUZ” Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı ve Çimsa Yönetim Kurulu Başkanı Umut Zenar, “Her fırsatta söylediğimiz gibi; dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleştirdiğimiz yatırımla küresel yetkinliklerimizi artırırken, Türkiye’deki yatırımlarımıza da kararlılıkla devam ediyoruz. Şubat 2024’te tamamladığımız ilk CAC kapasite artırımı yatırımından sadece 9 ay sonra, bu alandaki yeni yatırım kararımızı duyurmuştuk. Bugün 200 bin tona yaklaşan CAC üretim kapasitemizle, Çin hariç pazarlardaki küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sini tek başımıza karşılayabilir hale geldik. Bu yatırım, Çimsa’nın küresel yapı malzemeleri vizyonu için attığımız kritik adımlardan bir tanesi” dedi. “15 KATLIK KATMA DEĞER ARTIŞI SAĞLIYORUZ” CAC’ın sadece Çimsa için değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisi için de çok önemli bir ürün olduğunu sözlerine ekleyen Umut Zenar, “CAC bizim sektörümüzde, katma değeri en yüksek ürünlerden bir tanesi. Ülkemizin doğal kaynağını, Mersin tesisimizde gerçekleştirdiğimiz yüksek teknolojili üretim teknikleriyle CAC ürünlerine dönüştürerek, neredeyse 15 katlık bir katma değer artışı sağlıyoruz. Bundan da gurur duyuyoruz. Diğer yandan bu yatırım, yüzünü tamamen ihracata dönmüş bir yatırım. CAC yatırımı ile Mersin’deki kapasitenin yaklaşık yüzde 90’ı dünya pazarlarına ihraç ediliyor. Tüm bunlar ülkemizin katma değerli ihracat seferberliğine yaptığımız katkının da çok net bir göstergesi” ifadelerini kullandı. “CAC, ‘GRİDEN YEŞİLE’ DÖNÜŞÜM STRATEJİMİZ İÇİN ÇOK DEĞERLİ BİR ÜRÜN” Çimsa’nın bir ‘yapı malzemeleri şirketi’ne dönüşümünde sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu belirten Umut Zenar, “Sürdürülebilirlik perspektifinde iki ayaklı düşünüyoruz. Bir yandan üretim teknolojilerimizi sürdürülebilirlik odaklı şekilde iyileştiriyor; diğer yandan da karbon emisyonu daha düşük ürünlerle portföyümüzü zenginleştiriyoruz. CAC ayrıca sürdürülebilirlik hedeflerimiz ve ‘griden yeşile’ dönüşüm stratejimiz için de çok değerli bir ürün” dedi. NERELERDE KULLANILIYOR? İleri malzeme teknolojilerinde Çimsa’nın öncü rolünü ortaya koyan CAC’ın en büyük özelliği, yüksek sıcaklığa direnç göstermesi ve çok hızlı dayanım kazanması.CAC genel olarak yapı kimyasalları sektöründe kuru karışım yöntemiyle üretilen teknik harçlarda, yüksek sıcaklıkta çalışan endüstriyel fırınların yapımında, dökümhanelerde metal eritme işlemlerinde, çelik ve demir üretiminde ve yangına dayanıklı yapı malzemeleri üretiminde, otoyol ve uçak pisti tamiratı gibi hızlı dayanım kazanımı gerektiren üstyapı projelerinde sıklıkla kullanılıyor.CAC ürünleri başta Kuzey Avrupa ülkeleri olmak üzere, Amerika ve Asya-Pasifik gibi pazarlarda katma değerli endüstriler tarafından kullanılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sektöründen Cumhuriyet Tarihinin İhracat Rekoru Haber

Kimya Sektöründen Cumhuriyet Tarihinin İhracat Rekoru

Toplam ihracattan yüzde 12,6 pay alan sektör, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,6 artış kaydederken, Haziran ayında 3,29 milyar dolarlık ihracatla yılın en güçlü aylık performansını ortaya koydu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan Haziran ayı ihracat verileriyle birlikte Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektörünün 2026 yılı ilk yarı performansı netleşti. Sektör, yılın ilk 6 ayında 17,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Cumhuriyet tarihinin en yüksek ilk yarı ihracat seviyesine ulaştı. 2024 yılının ilk 6 ayında 15,78 milyar dolar, 2025 yılının aynı döneminde ise 15,75 milyar dolar ihracat gerçekleştiren Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektörü, 2026 yılının ilk yarısında güçlü bir toparlanma grafiği ortaya koydu. Sektör ihracatı, 2025 yılının ilk yarısına göre yüzde 8,6, 2024 yılının aynı dönemine göre ise yüzde 8,4 artış gösterdi. Yılın ilk aylarında daha sınırlı bir seyir izleyen sektör ihracatı, Nisan ayı itibarıyla toparlanma sürecine girdi. Nisan ayında 3,10 milyar dolar, Haziran ayında ise 3,29 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektör, yılın ikinci çeyreğinde ihracat performansını belirgin şekilde yukarı taşıdı. Haziran ayı yılın en güçlü performansı oldu Kimya sektörü açısından yılın en dikkat çekici verisi haziran ayında kaydedildi. Haziran 2026’da 3,29 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektör, 2026 yılının en yüksek aylık ihracat rakamına ulaştı. Bu rakam, aynı zamanda ilk yarı ihracat rekoruna giden süreçte yılın en güçlü aylık performansı olarak öne çıktı. Haziran ayındaki ihracat performansı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,9, 2024 yılının haziran ayına göre ise yüzde 48,5 artışa işaret etti. Böylece sektör, yılın ikinci yarısına daha güçlü bir ihracat zeminiyle girdi. Türkiye’nin 2026 yılı ilk 6 ay toplam ihracatı 136 milyar dolar olarak gerçekleşirken, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektörü 17,1 milyar dolarlık ihracatıyla toplam ihracattan yüzde 12,6 pay aldı. Sektör, bu performansıyla Türkiye ihracatının ana taşıyıcı sektörlerinden biri olma konumunu sürdürürken, en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektör konumunu da korudu. Aracı: “Kimya sektörümüz ilk yarıda tarihi bir ihracat seviyesine ulaştı” 2026 yılı ilk yarı ihracat performansını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, kimya sektörünün Türkiye ihracatındaki stratejik ağırlığını koruduğunu belirterek şunları söyledi: “Kimya sektörümüz, 2026 yılının ilk yarısında 17,1 milyar dolarlık ihracata ulaşarak bugüne kadarki en yüksek ilk 6 ay ihracat performansını ortaya koydu. Özellikle Nisan ayı itibarıyla başlayan toparlanmanın Nisan ve Haziran aylarında yüksek ihracat rakamlarıyla desteklenmesi, sektörümüz açısından önemli bir gösterge. Haziran ayında ulaştığımız 3,29 milyar dolarlık ihracat, yılın ikinci yarısına daha güçlü bir moralle başlamamızı sağladı.” Aracı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Göreve geldiğimiz Nisan ayından bu yana kimya sektörünün alt gruplarını ilgilendiren 7 komite toplantısı gerçekleştirdik. Bu toplantılarla sektörümüzün sahadaki ihtiyaçlarını doğrudan dinleyen, sorunları ilgili Bakanlıklarımızla güçlü bir diyalog içinde ele alan bir çalışma anlayışıyla ilerliyoruz. Ticaret Bakanlığımız, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız başta olmak üzere kamu kurumlarımızla kurduğumuz yakın temas, sektörümüzün çözüm bekleyen başlıklarının daha hızlı gündeme taşınması açısından büyük önem taşıyor.” Kimya sektörünün üretim gücü, pazar çeşitliliği ve sanayinin farklı alanlarına sağladığı girdiyle Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir rol üstlendiğini ifade eden Aracı, ihracatçıların rekabet gücünü artıracak başlıklara odaklandıklarını belirtti. Kimya Teknoloji Merkezi yeniden ele alınıyor İKMİB’in sektöre yönelik teknik kapasiteyi güçlendirme hedefiyle hayata geçirilen Kimya Teknoloji Merkezi’ne ilişkin çalışmaların da gündemlerinde önemli bir yer tuttuğunu belirten Aracı, merkezin mevcut yapısını kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini söyledi. Aracı, “Göreve geldiğimizde Kimya Teknoloji Merkezi’nin mevcut fizibilitesi, kullanım kapasitesi ve sürdürülebilirlik yapısı açısından yeniden ele alınması gereken bir tabloyla karşılaştık. Bu nedenle merkezi, sektörümüze gerçek anlamda fayda sağlayacak, görünürlüğü artmış ve finansal sürdürülebilirliği güçlendirilmiş bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte Bakanlıklarımız, kamu kurumlarımız ve üniversitelerimizle istişare halinde ilerliyoruz” dedi. “İlk yarıdaki rekor tablo yılın kalanı için güçlü bir motivasyon sağlıyor” Küresel ticarette belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde kimya sektörünün rekor ilk yarı performansı sergilediğine dikkat çeken Aracı, yılın ikinci yarısında mevcut ivmeyi korumak için ihracatçı firmalarla yakın temas içinde çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Aracı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Bugün ulaştığımız rakamlar, sektörümüzün üretim gücünü, ihracat refleksini ve küresel pazarlardaki konumunu bir kez daha ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, bu ivmeyi kalıcı hale getirmek, ihracatçılarımızın önündeki engelleri azaltmak, ihracata dönük yabancı yatırımların ülkemize kazandırılmasına yönelik çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürmek ve kimya sektörünün Türkiye ihracatındaki stratejik payını daha da güçlendirmek olacak. Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini destekleyen yeni adımların da sektörümüz için önemli bir moral oluşturacağına inanıyoruz. İlk yarıdaki rekor tablo, yılın kalanı için bize güçlü bir motivasyon sağlıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.