Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye Pazarı

Kapsül Haber Ajansı - Türkiye Pazarı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye Pazarı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MSC Cruises Türkiye’den Sektörde Bir İlk Haber

MSC Cruises Türkiye’den Sektörde Bir İlk

Dünyanın lider cruise markalarından MSC Cruises, Türkiye pazarında müşteri deneyimini ve dijital satış kanallarını yeniden tanımlayan önemli bir adım attı. MSC Cruises Türkiye tarafından hayata geçirilen yeni web sitesi, Türkiye’de cruise tatili planlamasında ilk kez uçtan uca online rezervasyon yapılabilen dijital satış platformu olarak öne çıkıyor. Bu gelişme, Türkiye’de yıl boyu kesintisiz konumlandırdığı gemilerinin yanı sıra Türkiye cruise pazarında dijitalleşme açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Cruise rezervasyonunda yeni dönem: Uçtan uca dijital deneyim Yeni platform ile kullanıcılar artık yalnızca bilgi almakla kalmıyor; aynı zamanda tüm rezervasyon sürecini baştan sona online olarak tamamlayabiliyor. Kullanıcılar web sitesi üzerinden: Cruise rotalarını detaylı olarak inceleyebiliyor Gemi ve kabin seçeneklerini karşılaştırabiliyor Güncel kampanyalara erişebiliyor Fiyatları görüntüleyebiliyor Ve doğrudan online rezervasyon yapabiliyor Mobil uyumlu altyapı sayesinde tüm süreçler her cihazdan kesintisiz şekilde yönetilebiliyor. Türkiye cruise pazarında stratejik yatırım Türkiye’de cruise turizmine olan talebin istikrarlı şekilde artması, markaların dijital satış altyapılarını güçlendirmesini hızlandırıyor. MSC Cruises Türkiye’nin yeni web sitesi de bu kapsamda, pazara yönelik uzun vadeli stratejik bir yatırım olarak konumlanıyor. Platform, bireysel yolcular için daha hızlı, daha erişilebilir ve daha şeffaf bir rezervasyon deneyimi sunmayı hedefliyor. MSC Cruises Türkiye Ülke Müdürü Işın Hekimoğlu, yeni platformla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Bugünün yolcuları seyahatlerini hızlı, şeffaf ve tamamen dijital bir deneyimle planlamak istiyor. Türkiye pazarında değişen tüketici davranışları ve dijitalleşme beklentileri, seyahat planlama süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Biz de MSC Cruises Türkiye olarak bu dönüşüme uyum sağlayan değil, onu yönlendiren bir yapı kurmayı hedefledik. Online rezervasyon altyapısına sahip yeni web sitemiz ve yakında devreye alacağımız Türkçe dil seçeneği, bu yaklaşımın somut bir yansımasıdır.” Türkiye’de cruise deneyiminde dijitalleşme hızlanıyor Küresel cruise turizmi büyümesini sürdürürken, Türkiye pazarı da özellikle Akdeniz rotalarına olan ilgiyle dikkat çekiyor. Dijital rezervasyon alışkanlıklarının artması, sektörde kullanıcı beklentilerini de yeniden şekillendiriyor. MSC Cruises Türkiye’nin yeni web sitesi, bu değişen beklentilere yanıt vermek üzere tasarlanarak cruise tatili planlamasını daha hızlı, daha sade ve daha erişilebilir hale getiriyor. MSC Cruises hakkında MSC Cruises, dünyanın en büyük üçüncü kruvaziyer şirketi ve Avrupa pazar lideridir. Aynı zamanda Kuzey Amerika’da güçlü ve giderek büyüyen bir varlığa sahiptir. 23 modern gemiden oluşan filosuyla beş kıtada seferler düzenleyen küresel marka, misafirlerine dünya genelinde 100’den fazla ülke ve 300’den fazla destinasyonu keşfetme fırsatı sunarken unutulmaz anılar ve seçkin misafirperverlik deneyimi yaşatmaktadır. Türkiye’de 20 yılı aşkın süredir ofis olarak faaliyet gösteren ve yaz-kış kesintisiz olarak Türkiye limanlarından hareketli programlar gerçekleştiren tek kruvaziyer şirketidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Spotify İstanbul’da Yeni Ofisini Açtı Haber

Spotify İstanbul’da Yeni Ofisini Açtı

Spotify, Türkiye’nin dinamik müzik ekosistemindeki varlığında yeni bir dönemi simgeleyen İstanbul’daki yeni ofisinin resmi açılışını duyurdu. Açılış, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürü Erkin Yılmaz ve RTÜK İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanı Murat Ellialtı’nın yanı sıra Spotify’ın global ve bölgesel liderleri ile müzik sektörünün önemli iş ortaklarının katılımıyla düzenlenen bir resepsiyonla gerçekleştirildi. Yeni ofis, Spotify’ın Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirirken şirketi, ülkenin müzik sahnesine yön veren sanatçılara, plak şirketlerine, dinleyicilere, karar vericilere ve kültürel iş ortaklarına daha da yakınlaştırıyor. Ofis, Spotify’ın sektör paydaşlarıyla daha yakın iş birlikleri geliştirmesine, sanatçı ekiplerine yönelik eğitim çalışmalarını artırmasına, yerel istihdamı desteklemesine ve Türk müziğinin hem Türkiye’de büyümesine hem de dünya çapında daha geniş kitlelere ulaşmasına destek olacak birçok girişimini sürdürmesini kolaylaştıracak. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, “Spotify’ın Türkiye'deki varlığını ve yatırımlarını artırma kararını, bu topraklara ve müziğimize duyulan güvenin bir tezahürü olarak görüyoruz. Sanatçılarımızı öne çıkaracak yerel projelerin çoğaltılmasını ve onlara yönelik özel tanıtım çalışmalarıyla Türkiye'nin müzik ve kültür ekonomisine yapılacak her türlü yatırımı Bakanlık olarak yürekten destekliyoruz.” şeklinde açıklamalarda bulundu. Spotify MENAT+ Genel Müdürü Akshat Harbola konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Türkiye, dünyanın kültürel açıdan en canlı ve ticari açıdan en dinamik müzik pazarlarından biri. Aynı zamanda geleceğe yönelik büyük bir potansiyel gördüğümüz bir ülke. İstanbul’daki yeni ofisimiz Türkiye’ye, sanatçılarına, müzik sektörüne ve müzik dinleyicilerine yönelik uzun vadeli bağlılığımızın bir göstergesi. Ayrıca, Spotify’ın Türk müziğini dünyayla buluşturmadaki rolüne olan güçlü inancımızı da yansıtıyor.” 294 milyarı aşan dinlenme sayısı Türk müziği bugüne kadar toplamda 294 milyarı aşan dinlenme ve son beş yılda yüzde 190’ın üzerindeki büyümeyle Spotify’da önemli bir ölçeğe ulaşmış durumda. Türkiye pazarı hem çok hızlı büyüme gösteriyor hem de sadık bir dinleyici kitlesine sahip: Türkiye’de Türk müziği dinlenmeleri beş yılda yüzde 200’ün üzerinde artış gösterirken, Spotify Türkiye Top 50 listesindeki parçaların yüzde 90’ından fazlası Türk sanatçılara ait. Türk müziği küresel ölçekte de her zamankinden daha geniş kitlelere ulaşıyor. Türk sanatçılara ait eserlerin yurt dışındaki dinlenme sayıları son 11 yılda 70 kat artarken, yalnızca Nisan 2026’da Türkiye dışındaki yaklaşık 92,5 milyon tekil kullanıcı en az bir Türk sanatçının şarkısını dinledi. Bu büyüme, Türkiye’yi Spotify’da İngilizce konuşulmayan ülkeler arasında en büyük 10 müzik pazarından biri olma konumuna taşıyor. Spotify, İstanbul’daki yeni ofisiyle Türk müziğinin hem Türkiye’de hem de dünya genelinde yükselişine katkı sağlayan sanatçılar ve iş ortaklarıyla her zamankinden daha yakın çalışarak Türkiye’ye yönelik uzun vadeli bağlılığını güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GEA Türkiye CMT’nin Peynir Üretim Teknolojilerini Türk Süt Endüstrisiyle Buluşturuyor Haber

GEA Türkiye CMT’nin Peynir Üretim Teknolojilerini Türk Süt Endüstrisiyle Buluşturuyor

GEA’nın küresel mühendislik gücüyle geliştirilen CMT teknolojileri; peynir proses tanklarından teleme drenaj ve olgunlaştırma sistemlerine, kalıplama makinelerinden salamura havuzlarına kadar geniş bir ürün portföyünü kapsıyor. Şirketin geliştirdiği buharlı sürekli haşlama teknolojisi ise geleneksel yöntemlere kıyasla yüzde 30’a varan enerji tasarrufu sağlayabiliyor. Türkiye pazarı için önemli fırsatlar Türkiye, yıllık yaklaşık 700 bin tonluk peynir üretimiyle dünyanın önde gelen peynir üretici ülkeleri arasında yer alıyor. Beyaz peynirden sonra en fazla üretilen ve tüketilen peynir olan kaşarın, üretim yöntemi açısından pasta filata kategorisinde değerlendirilmesi, bu alandaki teknolojilere olan ihtiyacı daha da artırıyor. GEA’nın CMT çözümleri, aynı üretim hattında hem kaşar hem de mozzarella üretimine imkân tanıyarak yatırım verimliliğini artırıyor. Özellikle büyüyen pizza ve hazır gıda sektörlerinin mozzarella talebini yükseltmesi, yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesini stratejik bir gereklilik haline getiriyor. Bu doğrultuda büyük ölçekli entegre süt işletmeleri, bölgesel üreticiler ve yeni yatırım planlayan gıda şirketleri, CMT teknolojilerinin sunduğu avantajlardan yararlanabilecek başlıca paydaşlar arasında bulunuyor. GEA Satış Müdürü Mustafa Onur Çırak: “Pasta filata peyniri üreticileri bugün yalnızca artan talebe yanıt vermeye çalışmıyor; aynı zamanda gıda güvenliği standartlarına uyum sağlamak, enerji ve su maliyetlerini yönetmek ve ürün kalitesinde sürekliliği korumak gibi önemli sorumluluklar üstleniyor. Bu nedenle üretim süreçlerinin daha kontrollü, daha verimli ve daha sürdürülebilir hale gelmesi her zamankinden daha önemli. GEA’nın CMT sistemleri, yüksek otomasyon seviyesi sayesinde operatör müdahalesini minimuma indirirken proses kontrolünü en üst seviyeye taşıyor. Uluslararası patentlerle korunan teknolojilerimiz ve hijyen odaklı tasarımlarımız, üreticilerin gıda güvenliği hedeflerini destekliyor. Saatte 8.000 kilogram kapasiteye ulaşabilen tam otomatik hatlarımız ise iş gücü ihtiyacını azaltarak operasyonel maliyetlerin düşürülmesine katkı sağlıyor. Böylece üreticiler büyüyen pazarlara daha rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıyla yanıt verebiliyor.” Çözüm ortaklığı sunuyor GEA, ekipman tedarik eden bir firma olmanın yanında üreticilerin operasyonel hedeflerine eşlik eden bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor. Süt kabulünden son ürünün paketlenmesine kadar tüm aşamaları kapsayan sistemler, farklı kapasite ve tesis ihtiyaçlarına göre uyarlanabiliyor. Otomatik teleme drenaj ve olgunlaştırma sistemleri, modüler salamura çözümleri, gelişmiş haşlama teknolojileri ve kalıplama sistemlerinden oluşan entegre yapı; enerji ve su tüketiminin azaltılmasına, üretim verimliliğinin artırılmasına ve ürün kalitesinde standardizasyon sağlanmasına katkı sunuyor. GEA, farklı ölçeklerdeki üreticilerle yürüttüğü uzun yıllara dayanan iş birliklerinden elde ettiği deneyimi müşterilerinin operasyonlarına aktarıyor. Kaliteyi artıran teknolojiler GEA’nın pasta filata teknolojileri, üreticilere kalite, kapasite ve proses verimliliği açısından önemli avantajlar sağlıyor. Servo motor tahrikli ve hassas sıcaklık kontrollü peynir proses tankları, pıhtının homojen şekilde işlenmesini sağlayarak yağ ve protein kayıplarını azaltırken teleme kalitesini artırıyor. Gelişmiş teleme drenaj ve olgunlaştırma sistemleri ise daha güvenilir ve tekrarlanabilir üretim koşulları oluşturuyor. Saatte 500 kilogramdan 8.000 kilograma kadar üretim kapasitesi sunan sürekli haşlama sistemleri, farklı teleme türleriyle esnek üretime olanak tanıyor. Buharlı sürekli haşlama teknolojisi, geleneksel sıcak su yöntemlerine göre yüzde 30’a kadar enerji tasarrufu sağlarken üretim verimliliğini de artırıyor. Ayrıca haşlama suyu veya peynir altı suyu oluşumunu minimize ederek geri kazanım ihtiyacını azaltıyor. Karosel kalıplama sistemleri, plastik ve metal kalıp kullanımını ortadan kaldırarak operasyonel maliyetleri düşürürken yüksek gramaj hassasiyeti sunuyor. Modüler salamura ve sertleştirme sistemleri ise su ve temizlik çözeltilerinin geri kazanımını mümkün kılarak sürdürülebilir üretim hedeflerini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TLC Klima ve Panasonic Klima’dan Güçlü İş Birliği Haber

TLC Klima ve Panasonic Klima’dan Güçlü İş Birliği

İş birliğinin resmi imza töreni, Almanya’nın Wiesbaden şehrinde gerçekleştirildi. Bu iş birliği kapsamında Panasonic’in Isıtma, Havalandırma ve Klima (HVAC) çözümleri, TLC Klima’nın profesyonel ekibi ve güçlü servis altyapısı ile Türkiye’de kullanıcılarla buluşacak. Ortaklık, yalnızca bir distribütörlük anlaşmasının ötesinde, Türkiye iklimlendirme pazarında uzun vadeli büyüme ve değer yaratma hedefiyle konumlanıyor. Türkiye Pazarı İçin Stratejik Bir Adım Panasonic Klima, Türkiye’yi bölgesel büyüme stratejisinde önemli bir merkez olarak konumlarken artan enerji verimliliği ihtiyacı, sürdürülebilir teknolojilere yönelim ve iklimlendirme talebindeki büyüme, bu iş birliğinin stratejik önemini daha da artırıyor. TLC Klima’nın yerel pazar uzmanlığı ile Panasonic’in global mühendislik gücünü bir araya getiren bu yapı satış kanallarının gelişmesi, servis altyapısının güçlenmesi ve ileri teknoloji çözümlerin daha geniş kitlelere ulaşması açısından önemli bir ivme yaratmayı hedefliyor. Uzun Vadeli Büyüme ve Değer Odaklı Yaklaşım İş birliği kapsamında split klima, VRF ve özellikle ısı pompası çözümleri odağında sürdürülebilir bir büyüme hedefleniyor. Kısa vadeli hacim artışından çok, kontrollü ve kalıcı bir pazar yapılanması oluşturulması öncelik olarak belirleniyor. Özellikle Avrupa’da güçlü bir üretim ve mühendislik altyapısına sahip olan Panasonic’in ısı pompası alanındaki uzmanlığının, Türkiye’de büyüyen enerji verimliliği ve düşük karbon dönüşümü ihtiyacına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Japon Mühendisliği ve Küresel Teknoloji Gücü 1958 yılından bu yana iklimlendirme teknolojileri geliştiren Panasonic, konutlardan ticari yapılara ve endüstriyel uygulamalara kadar farklı ihtiyaçlara yönelik HVAC çözümleri geliştiriyor. Akıllı kontrol sistemleri ve enerji yönetimi özellikleriyle desteklenen Panasonic HVAC çözümleri, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve kullanıcı konforunu odağına alan bir yaklaşımla tasarlanıyor. İmza törenine TLC Klima’yı temsilen Yönetici Ortağı Sema Tunar, Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Tunar, Mali İşler Direktörü Tolga Kubat ve Satış Direktörü Gökhan Külahi katılırken; Panasonic Avrupa Isıtma ve Soğutma Çözümleri tarafında ise Genel Müdür Enrique Vilamitjana ile Genel Müdür Yardımcısı Yoshi Ishimura katılım sağladı. İmza töreni sonrasında Panasonic Avrupa Isıtma ve Soğutma Çözümleri Genel Müdürü Enrique Vilamitjana: “Türkiye, büyüyen iklimlendirme pazarı ve enerji dönüşüm potansiyeli ile Panasonic için stratejik öneme sahip. TLC Klima ile başlattığımız bu iş birliğini yalnızca ticari bir ortaklık değil, uzun vadeli değer yaratma platformu olarak görüyoruz. Özellikle ısı pompası ve yüksek verimli çözümler odağında Türkiye’de güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi. TLC Klima Yönetici Ortağı Sema Tunar ise iş birliğini şu sözlerle değerlendirdi: “İklimlendirme sektöründe kullanıcı beklentileri her geçen yıl değişiyor. Enerji verimliliği, iç mekan hava kalitesi ve akıllı sistemler artık çok daha belirleyici hale geldi. Bu nedenle TLC Klima olarak teknoloji ve mühendislik gücü yüksek markalarla kurduğumuz iş birliklerini stratejik bir gelişim alanı olarak görüyoruz. Panasonic Klima ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin, Türkiye’de kullanıcıların daha verimli, sağlıklı ve sürdürülebilir iklimlendirme çözümlerine erişimini artıracağına inanıyoruz. Aynı zamanda bu iş birliğinin sektörün teknoloji dönüşümüne de katkı sağlayacağını düşünüyoruz.” Uzun yıllara dayanan sektör tecrübesiyle faaliyetlerini sürdüren TLC Klima, konut projelerinden ticari yapılara ve endüstriyel tesislere kadar geniş bir uygulama alanına yönelik iklimlendirme çözümleri sunuyor. Son dönemde büyüyen ekipleri ve genişleyen teknik altyapısıyla faaliyetlerini daha da güçlendiren TLC Klima, üst segmentte güçlü mühendislik yaklaşımına sahip markalarla iş birliklerini artırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cantieri Capelli Türkiye’de East Marine Güvencesiyle Denizle Buluşuyor Haber

Cantieri Capelli Türkiye’de East Marine Güvencesiyle Denizle Buluşuyor

Türkiye’nin önde gelen denizcilik perakende markalarından East Marine ile İtalyan tekne üreticisi Cantieri Capelli, Türkiye pazarındaki iş birliklerini güçlendirdiklerini özel bir lansmanla duyurdu. Rahmi M. Koç Müzesi’nde düzenlenen etkinlik, denizcilik sektörünün profesyonellerini ve deniz tutkunlarını bir araya getirdi. Buluşmada; iki köklü markanın ortak vizyonu ve gelecek hedefleri paylaşıldı. Etkinlikte konuşan Capelli Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Apak, “Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Avustralya’ya dünyanın dört bir yanında deniz tutkunlarıyla buluşan Capelli markasıyla yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz” dedi. Capelli’nin 1974’te İtalya’da küçük bir üretim atölyesinde başlayan yolculuğunun yıllar içinde mühendislik disiplini, malzeme bilgisi ve tasarım vizyonuyla ilerlediğini vurgulayan Apak, bugün global ölçekte saygın bir marka haline gelen Capelli’yi farklı kılanın denizciliğe bakış açısı olduğunu dile getirdi. Modellerin form ile fonksiyon, performans ile zarafet arasında bir denge kurduğunu belirten Apak; bir markayı yeni bir pazara taşımanın, onu doğru bağlam içinde konumlandırmak anlamına geldiğini ifade etti. Apak, “Sayın Rahmi M. Koç’un kıymetli desteğiyle hayata geçen bu Türk-İtalyan ortaklığının, denizcilik sektöründe güçlü ve sürdürülebilir bir başarı hikâyesine dönüşeceğine inanıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Capelli CEO’su Umberto Capelli de, 50 yıllık deneyimlerinin teknelerinde güvenilirlik ve istisnai performans olarak vücut bulduğunu, markanın hem Türkiye’de hem de dünyanın farklı ülkelerinde gelişmesi için çalışmaya devam edeceklerini kaydetti. East Marine Genel Müdürü Gürhan Günal da, 2008 yılında denizcilik ihtiyaçlarını daha erişilebilir, güvenilir ve sistemli bir yapıyla sunma amacıyla kurulduklarını hatırlatırken, bugün farklı lokasyonlarda yer alan 6 mağazaları, güçlü online kanalları ve Türkiye’nin tek zincir kurumsal marine marketi olma özelliklerinin güçlenerek devam ettiğini söyledi. Günal, 2022 yılında da Cantieri Capelli ile iş birliklerinin başladığını dile getirerek, “Amacımız İtalyan zarafetini ve güçlü performansını Türkiye’deki deniz severlerle buluşturmak ve markanın Türkiye’deki seçkin konumunu pekiştirmek” diye konuştu. East Marine’in yolculuğu ve vizyonu Temelleri 2008 yılında atılan East Marine, 2013 yılında marka dönüşümünü tamamladı. Şirket, tekne ekipmanlarından su sporlarına, bakım ve güvenlik ürünlerinden aksesuar kategorilerine kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. East Marine, yalnızca ürün satışı değil, deniz kültürünü yaygınlaştırmayı da öncelik olarak görüyor. Cantieri Capelli: Yarım asırlık İtalyan mühendisliği ve tasarım gücü 1974 yılında İtalya’da kurulan Cantieri Capelli, yaklaşık 50 yıllık deneyimiyle global ölçekte saygın bir RIB tekne üreticisi olarak öne çıkıyor. Markanın ikonik Tempest serisi, performans, güvenlik ve tasarımı bir araya getiren yapısıyla sektörde referans kabul ediliyor. Son yıllarda geliştirilen Stradivari serisi ise markanın lüks segmentteki iddiasını ortaya koyuyor. Üst düzey malzeme kalitesi, geniş yaşam alanları ve zarif tasarım detaylarıyla dikkat çeken bu seri, adını aldığı Stradivari kemanlarının ustalığından ilham alıyor. Serinin öne çıkan modeli Stradivari 52, 2025 yılında Design Innovation Award ödülünü kazanarak uluslararası alanda önemli bir başarıya imza attı. Türkiye pazarı için güçlü hedefler Türkiye’nin uzun kıyı şeridi, gelişen marina altyapısı ve büyüyen denizcilik kültürü, pazarı stratejik açıdan önemli kılıyor. East Marine, bu potansiyeli değerlendirerek Cantieri Capelli’nin İtalyan tasarım anlayışını ve performansını Türkiye’de daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefliyor. Bu stratejik güç birliği, İtalyan mühendisliği ile Türkiye’nin denizcilik birikimini aynı rotada buluşturarak, Türkiye’de lüks, performans ve güvenin en üst seviyede temsil edildiği bir denizcilik deneyimi vadediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Togg, Yeni B Segmenti Ailesi İçin Stratejik Teknoloji İş Birliğine İmza Attı Haber

Togg, Yeni B Segmenti Ailesi İçin Stratejik Teknoloji İş Birliğine İmza Attı

‘Bir otomobilden fazlası’ için yola çıkan Togg, yeni B segmenti ailesi için stratejik bir anlaşmaya imza attı. Mobiliteyi akıllı cihazlar, dijital platform ve temiz enerji çözümlerinden oluşan entegre bir ekosistem olarak ele alan Togg, bu vizyon kapsamında CATL’in iştiraki CAIT ile ortak platform geliştirmek üzere iş birliği yaptı. Bu doğrultuda Togg, platformu hazır bir çözüm olarak almak yerine geliştirme sürecine aktif mühendislik katkısı sunarak kendi ürün ve kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirecek. Platform teknolojisini CAIT sunarken, kullanıcı deneyimi, ürün gereksinimleri ve dijital mimari tarafında Togg belirleyici rol üstlenecek. İş birliği, CAIT’in Bedrock Şasi teknolojisi ile Togg’un araç geliştirme kabiliyetlerini bir araya getirerek Türkiye pazarı için yeni nesil elektrikli araçların geliştirilmesini de destekleyecek. Bu kapsamda geliştirilecek üç modelin, 2027 yılı ortasından itibaren kademeli olarak Türkiye’deki kullanıcılarla buluşması hedefleniyor. “Platform geliştirme sürecinde aktif rol alıyoruz” Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, iş birliğinden büyük memnuniyet duyduklarını belirterek şunları söyledi: “Mobiliteyi yalnızca bir ürün kategorisi olarak değil, bütüncül bir teknoloji ve ekosistem meselesi olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda kurduğumuz iş birliklerini klasik tedarik ilişkilerinin ötesine taşıyarak, ortak değer üreten ve geleceği birlikte inşa eden stratejik ortaklıklara dönüştürüyoruz. Hazır bir çözüm yerine tüm geliştirme sürecinin parçası olarak kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına daha iyi karşılık verirken aynı zamanda ülkemizde bu ekosistemin gelişimine de katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de değer yaratan bu tür iş birlikleriyle, farklı segmentlerde yeni çözümler geliştirerek, Togg ekosistemini ve kullanıcılarımıza sunduğumuz deneyimi daha da zenginleştireceğiz” “Düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekliyoruz” CATL Yönetim Kurulu Başkanı Robin Zeng de iş birliğine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu iş birliği, Bedrock Şasi’nin Çin pazarındaki seri üretim sürecinin ardından küresel ölçekte büyümesi açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Aynı zamanda entegre akıllı şasi alanında referans projelerden biri olacak bu iş birliği, küresel iş ortaklarımızı güçlendirerek elektrifikasyon sürecini hızlandıracak ve gelişmekte olan yeni enerji pazarlarında düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekleyecek.” Ortak bir teknolojik altyapı ile ihtiyaca göre tasarım ve üretim Bedrock Şasi, Çin pazarında 2024 yılında seri üretime geçerek, binek araç markalarına bağımsız bir ürün olarak sunulan entegre akıllı şasinin dünyadaki ilk örneği. Batarya, elektrikli güç aktarma sistemi, termal yönetim sistemi ve şasi kontrol ünitesi gibi temel bileşenleri tek bir platformda bir araya getiren model, yerelleştirme mantığıyla küresel ölçekte uygulanmak üzere geliştirildi. Bu model; şasi teknolojisi platformunu, endüstriyel tedarik zinciri yapısını ve yerel bir otomotiv markasının operasyonel kabiliyetlerini bir araya getiriyor. Amaç, ortak bir teknolojik altyapı kullanırken araçların yerel pazar ihtiyaçlarına göre tasarlanıp üretilmesini sağlamak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güzellik Sektöründe Dört Günde 20 Binden Fazla Ziyaretçi Haber

Güzellik Sektöründe Dört Günde 20 Binden Fazla Ziyaretçi

Fuar boyunca Türkiye’nin medikal estetik ve güzellik alanındaki güçlü altyapısı ve ileri teknolojiye dayalı uygulamaları uluslararası ziyaretçiler tarafından yakından incelendi. Sağlık turizmi ve artan talep, Türkiye’nin bölgesel bir merkez olma konumunu güçlendirdi. Sektörde yaklaşık 600 milyar dolarlık hacme ulaşan Türkiye pazarı, küresel güzellik ve bakım endüstrisi içinde stratejik bir konumda bulunuyor. YAPAY ZEKA VE ROBOTİK SİSTEMLERLE GELECEĞİN ESTETİĞİ DENEYİMLENDİ 2026 edisyonunun en dikkat çeken başlıklarından biri, yapay zekâ destekli cihazlar ve robotik uygulamalar oldu. Türkiye’de ilk kez tanıtılan estetisyensiz zayıflama robotu, cilt nemi, elastikiyet ve hassasiyet gibi parametreleri analiz ederek kişiye özel protokoller oluşturabiliyor. Katılımcılar, cihazın bireyselleştirilmiş uygulama yeteneklerini canlı olarak deneyimleyerek teknoloji ile estetiğin buluşmasına tanıklık etti. Bunun yanı sıra egzozom teknolojileri, fraksiyonel lazer sistemleri, mikro iğne uygulamaları ve oksijen terapileri; medikal estetikte bilimsel ve hücresel temelli yaklaşımların önemini bir kez daha ortaya koydu. Yeni nesil cilt bakım cihazları ve yapay zekâ destekli analiz sistemleri, profesyonellerin uygulamalı eğitimlerde öğrenme ve deneme fırsatını artırdı. İLHAM, BİLGİ VE USTALIĞIN BULUŞTUĞU SAHNE MASTERCLASS 38. Güzellik & Bakım İstanbul, bu yıl gerçekleştirilen MasterClass oturumlarıyla sektördeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. 4 gün boyunca düzenlenen 35’den fazla oturumda, alanında uzman 45’den fazla konuşmacı sahne aldı. Fuarın ilk gününde MasterClass Medical Aesthetics sahnesinde medikal estetik alanında uzman doktorlar yer alırken; ikinci gün MasterClass Anti-Aging & Skin Care sahnesinde dermatoloji uzmanı doktorlar, diş hekimleri, uzman eczacılar ve doğal gençleşme uzmanları bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Üçüncü gün, MasterClass Make-Up ta makyaj sanatının yenilikçi eğitmenleri ve profesyonel makyaj sanatçıları sahnedeydi. Dördüncü ve son gün ise MasterClass Hair Show sahnesinde, saç sanatının usta ismi Sabit Akkaya’nın konuk olduğu söyleşi büyük ilgi gördü. Aynı gün Kuaförler Derneği Artistik Team, gerçekleştirdikleri etkileyici saç show’larıyla etkinlik alanında ziyaretçilere görsel bir şölen yaşattı. BÜTÜNCÜL GÜZELLİK VE SAĞLIKLI YAŞAMIN SIRLARI Fuar kapsamında gerçekleştirilen MasterClass oturumları, sektörün geleceğini şekillendiren bilimsel ve uygulamalı içeriklerle katılımcılara aktarıldı. Longevity, anti-aging, mezoterapi, aromaterapi, holistik cilt bakımı ve wellness başlıklarında düzenlenen oturumlar, ziyaretçilere yalnızca teorik bilgi değil, uygulamalı deneyim imkânı sundu. Uzmanlar, estetik anlayışının artık yalnızca dış görünümle sınırlı olmadığını; sağlıklı yaş alma, hücresel yenilenme ve bütüncül bakım yaklaşımlarının ön plana çıktığını vurguladı. Katılımcılar, egzozom uygulamaları ve kişiye özel tedavi protokolleri ile geleceğin estetik trendlerini doğrudan gözlemleme fırsatı buldu. SAÇ VE MAKYAJ TRENDLERİ MASTERCLASS SAHNELERİNDE BULUŞTU “Make – Up” MasterClass’larında ise katılımcılar profesyonel makyaj uzmanlarının rehberliğinde yüz hatlarına ve cilt tipine uygun teknikleri, renk uyumu ve efekt uygulamalarını deneyimledi. Oturumlar, ziyaretçilere güncel trendleri uygulamalı olarak öğrenme fırsatı sunarken, profesyonel standartların birebir aktarılmasını sağladı. Bu bütüncül yaklaşım, sektör profesyonellerinin bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirirken, katılımcılara saç ve makyaj tasarımında kapsamlı bir deneyimi sundu. “Hair Show” MasterClass oturumları, uluslararası saç profesyonellerinin katkılarıyla katılımcılara sunuldu. Küresel trendler, ileri kesim teknikleri ve renk uygulamaları sahnede sergilendi. Ziyaretçiler hem teknik hem sanatsal bakış açısıyla saç tasarımındaki yenilikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Haute couture yaklaşımlar, modern kuaförlük teknikleri ve gelişmiş renk teknolojileri etkinliklerin öne çıkan içerikleri arasında yer aldı. Profesyoneller, farklı saç yapıları ve stil tercihlerine uygun çözümleri canlı olarak göstererek sektöre ilham verdi. “FUAR, SADECE BUGÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ DE İNŞA EDİYOR” Fuarın ardından değerlendirmelerde bulunan TG Expo Güzellik & Bakım Fuarı Proje Direktörü Gökhan Büyükataman, organizasyonun küresel etkisine dikkat çekerek: "Güzellik & Bakım İstanbul’u sadece bir fuar olarak görmek eksik olur. Burası, sektörün dönüşümünü hızlandıran, bilgi ve deneyimi inovasyonla buluşturan stratejik bir platform. Bu yıl hem ziyaretçi hem de uluslararası marka katılımında önemli bir ivme yakaladık. Yapay zekâ destekli teknolojiler, kişiselleştirilmiş bakım uygulamaları, kuaförlük ve saç tasarımındaki yenilikler, profesyonel makyaj ve tırnak sanatındaki gelişmeler, wellness ve longevity yaklaşımları fuarın ana gündemini oluşturdu. Katılımcılar, ürünleri incelemenin ötesinde, uygulamalı deneyimlerle sektördeki dönüşümü yakından gözlemleme şansı buldu. Önümüzdeki yıllarda da bu etkileşimi daha da büyüterek, Türkiye’yi güzellik ve bakım sektöründe uluslararası bir merkez olarak konumlandırmayı sürdüreceğiz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi! Haber

Türkiye ve İsviçre Yatırımları Raben’e Hem Büyüme Hem Genişleme Getirdi!

2025 yılını globalde 2,3 milyar Euro’luk rekor ciro ve yüzde 6'nın üzerinde büyümeyle kapattıklarını belirten Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Türkiye pazarı ile küresel etkinliklerini artırma yolunda önemli bir adım attıklarına dikkati çekti. Hollanda merkezli, Avrupa'nın köklü lojistik şirketlerinden Raben Group, makroekonomik belirsizliklerin, maliyet baskılarının ve sürücü açığının damgasını vurduğu 2025 yılını güçlü finansal ve operasyonel başarılarla geride bıraktı. Raben Türkiye Genel Müdürü Selman Çoban, Grup olarak geçen yıl İsviçre ve Türkiye pazarına girdiklerini, faaliyet gösterilen ülke sayısını 17'ye çıkardıklarını belirtti. Krizde büyümeyi seçti, Türkiye ile küreselleşti 2025 yılının Avrupa’da lojistik sektörü için zorlu geçtiğini vurgulayan Çoban, "Daralan pazara ve yükselen maliyetlere rağmen ciromuz yüzde 6’lık artışla 2,3 milyar Euro'yu aştı. Sevkiyat sayımızı yüzde 5,1 artırdık, 7,8 milyon palet taşıdık. Kriz döneminde yavaşlamak yerine hızlanmayı seçtik." diye konuştu. Çoban, “Geçen yılın haziran ayında İstanbul'da kurulan yeni şirketimizle Türkiye pazarına girdik. Türk ihracatçıları için Avrupa’da önemli avantajlar sağlıyoruz. En istikrarsız piyasa koşullarında bile müşterilerimizin rekabet gücünü artırıyoruz. Türkiye’deki varlığımız, şirketimizin Avrupa Birliği ülkeleri dışına genişlemesi ve küresel bir oyuncuya dönüşmesi için en kritik eşiklerden biri oldu." bilgilerini paylaştı. Büyüme yatırımları kapsamında şirket satın almaları da yapan şirket, geçen yıl Hollanda merkezli DGO Express’i ve İsviçre'de 50 yıllık geçmişe sahip Sieber Transport’u da şirketleri arasına dâhil etti. 27 ülkede her gün 700 sefer düzenliyor Avrupa’da geçen yıl yapılan yatırımlara da değinen Çoban, 2025'te modern depolama, dijital altyapı ve gelişmiş teknoloji yatırımları hakkında şunları kaydetti: “Almanya'da, Garching bölgesinde kapasitemizi dört kat artırdığımız yeni tesise taşındık. Baden-Baden'de elektrikli araç şarj istasyonları barındıran, toplam 30.500 metrekarelik bir lojistik merkezi kurduk. Avusturya'nın Iznersdorf bölgesinde 14.000 metrekarelik yeni bir depo açtık. Romanya'da depolama kapasitemizi 32.200 metrekareye çıkardık. Slovakya ve Polonya'da yeni tesislerimizi devreye aldık. Yunanistan ve Ukrayna hatlarının ağımıza dâhil edilmesiyle Raben olarak bugün stratejik hatlarımızla toplam 27 ülkeyi kapsayan 150'den fazla rotada günlük 700 sefer düzenliyoruz. Bu devasa ağı yönetirken çevresel etkimizi de en aza indirmeyi hedefliyoruz.” Sürdürülebilirlikte en iyi yüzde 2'lik dilime girdi Çoban, sürdürülebilirlik hedeflerinin Raben’in stratejik önceliklerinin başında geldiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: “Bilim Tabanlı Hedefler (SBTi) çerçevesinde 2032 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 60,4 azaltmayı, 2027'ye kadar ise operasyonlarımızın yüzde 79'unu sıfır karbona dönüştürmeyi taahhüt ediyoruz. Bu alandaki çabalarımız ve yatırımlarımız da karşılığını alıyor. EcoVadis tarafından yapılan değerlendirmelerde taşımacılık sektöründe en iyi yüzde 2'lik dilime girdik, gümüş madalya kazandık.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.