Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tusaş

Kapsül Haber Ajansı - Tusaş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tusaş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ARMSTO’ya ASELSAN’dan “En Hızlı Ürün Geliştiren Firma” Ödülü Haber

ARMSTO’ya ASELSAN’dan “En Hızlı Ürün Geliştiren Firma” Ödülü

Savunma sanayisinde küresel ölçekte rekabet edecek bir ekosistem kurmasıyla kısa sürede tüm dikkatleri üzerine çeken ARMSTO, sahip olduğu ileri teknoloji ve güçlü mühendislik altyapısıyla yenilikçi çözümler sunmayı sürdürüyor. Milli ve yerli üretim odaklı çalışmalarıyla ülkemizin stratejik hedeflerine katkıda bulunmayı amaçlayan şirket, küresel ölçekte rekabet gücünü de artırmayı hedefliyor. ‘Teknolojiye Hükmet, Geleceği Şekillendir’ mottosuyla kapılarını açan SAHA 2026, İstanbul Fuar Merkezi'nde, 100.000 metrekareden fazla bir alanda ziyaretçilerini ağırladı. 120'yi aşkın ülkeden 1.700'den fazla firma ve heyetin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, insansız sistemler, uzay teknolojileri, yapay zekâ destekli kara, hava ve deniz platformları gibi yenilikçi ürünler sergilendi. “Küresel savunma sanayisini dönüştürmeyi hedefliyoruz” Türkiye’nin savunma sanayisinde küresel bir aktör haline geldiği bu dönemde bağlantı teknolojileri alanında ülkemizi temsil ettiklerini belirten ARMSTO Yönetim Kurulu Başkanı Vefa Kuzu, “Ülkemizin küresel ölçekte artan rolünün en büyük kanıtlarından biri olan SAHA 2026’da yer almak bizler için büyük bir onur. 1000 Ürünle Millileştirme Yolculuğu ödül töreninde ‘En Hızlı Ürün Geliştiren Firma’ ödülünü almamız bizler için büyük bir anlam taşıyor. Bir savunma ürününü tasarımdan sahaya en kısa sürede taşımak; operasyonel bir kabiliyet olduğu kadar stratejik bir üstünlük. Bu ödül, kısa karar zinciri ve disiplinli mühendislikle çalışan ekibimizin yansıması. Hızdan ödün vermeden, sahanın ihtiyacına uygun çözümler üretmeye devam edeceğiz. ARMSTO olarak savunma, havacılık ve uzay sanayisinde Türkiye’nin en kritik eksikliklerinden birini gidermeyi amaçlıyoruz. Bağlantı teknolojileri alanında küresel ölçekte rekabet edecek bir ekosistem kurduk ve Türkiye’de bulunmayan bir komponent ailesi geliştirdik, dünyanın en ileri teknolojik konnektör üretim tesislerinden biri konumundayız. Kısa sürede 200 kişilik güçlü bir organizasyona ulaştık. 2026’da yeni üretim tesisimizi faaliyete geçirerek üretim kapasitemizi ve operasyonel kabiliyetimizi daha da artırmayı hedefliyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinden iş birliği ve distribütörlük talepleri almaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemdeki en büyük hedefimiz küresel rekabette yerimizi sağlamlaştırmak. Bağlantı teknolojileri alanında sadece Türkiye’yi değil, küresel savunma sanayisini de dönüştürmek için çalışmayı sürdürüyoruz.” açıklamasını yaptı. “Ciro hedefi: 3 yıl içinde 250 milyon dolar” Vefa Kuzu, “Şirket değerlememiz bugün 200 milyon doları aşmış durumda. Roketsan, Aselsan, TUSAŞ ve Baykar gibi şirketler bizler tarafından üretilen ürünleri kullanıyor. Üç yıl içinde 250 milyon dolar hacminde bir ciroya ulaşmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki üç yıl için koyduğumuz bu ciro hedefimizin temelinde, bugün ürettiğimiz MIL-DTL-83513 serisi konnektörler, backshell’ler, board tipleri ve müşteri özel çözümleri yer alıyor. Genç bir girişimci olarak ülkemizin kendi küresel markalarını yaratması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye, Avrupa ve bölgesel pazarlarda güçlü bir tedarik merkezi olma fırsatına sahip. Bu potansiyelimizi değerlendirmeliyiz.” şeklinde sözlerine devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TUSAŞ İnsan Kaynaklarında Dijital Dönüşüm İçin Milli Yazılım KOVAN'ı Seçti Haber

TUSAŞ İnsan Kaynaklarında Dijital Dönüşüm İçin Milli Yazılım KOVAN'ı Seçti

Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı gerçekleştiriliyor. Global İletişim Ortağı olduğu fuar kapsamında HAVELSAN ile TUSAŞ arasında sözleşme imzalandı. Sözleşmeye göre, TUSAŞ'ın insan kaynakları süreçleri HAVELSAN tarafından geliştirilen yeni nesil iş yönetim sistemi KOVAN altyapısıyla yönetilecek. İşbirliğiyle operasyonel verimliliğin artırılması, süreçlerin daha entegre, hızlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması amaçlanıyor. HAVELSAN'ın 25 yılı aşkın kurumsal kaynak planlama tecrübesine sahip mühendisleri tarafından geliştirilen KOVAN Yeni Nesil İş Yönetim Sistemi, kurumların iş süreçlerini uçtan uca dijitalleştiren bir dönüşüm platformu olarak öne çıkıyor. Daha önce Azerbaycan'a da ihraç edilen sistem, Savunma Sanayii Başkanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, BOTAŞ, Yüksek Seçim Kurulu, Teknopark İstanbul ve DeltaV tarafından aktif olarak kullanılıyor. TUSAŞ bünyesinde yaklaşık 16 bin personelin performans ve kariyer yönetimi süreçleri ile yeni personelin işe alım süreçleri, KOVAN üzerinden entegre şekilde yönetilecek. Böylece insan kaynakları operasyonlarında hız, şeffaflık ve izlenebilirliğin artırılması, karar alma mekanizmalarının ise veri odaklı bir yapıya dönüştürülmesi hedefleniyor. HAVELSAN Genel Müdürü Dr. Mehmet Akif Nacar, milli yazılımların stratejik önemine dikkati çekerek, "HAVELSAN, güvenli altyapıları ve milli yazılımları geliştirerek dijital dönüşümle ülkemizin bugününü ve geleceğini inşa ediyor. Kritik öneme sahip KOVAN Yeni Nesil İş Yönetim Sistemimizi tercih ettiği için TUSAŞ'a teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu ise Türk savunma sanayisinde platformlar kadar yazılımların da milli imkanlarla geliştirilmesinin kritik önemde olduğunu vurgulayarak, "HAVELSAN'ın geliştirdiği KOVAN Yeni Nesil İş Yönetim Sistemi'nin süreçlerimize entegre edilmesiyle verilerimizi milli bir yazılım ile yönetmiş olacağız. Bu değerli adımın savunma sanayimize, TUSAŞ ve HAVELSAN'a hayırlı olmasını dilerim." şeklinde konuştu. Kovan Yeni Nesil İş Yönetim Sistemi’nin özellikleri Büyük ölçekli organizasyonlar için vazgeçilmez bir araç haline gelen Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP), farklı departmanlarda gerçekleşen iş süreçlerinin entegrasyonu ile bilgi paylaşımını ve iş birimleri arasındaki koordinasyonu artırıyor. HAVELSAN’ın kamu kurumları, askeri kurumlar ve özel sektör için geliştirdiği yeni nesil iş yönetim sistemi KOVAN, kurum içi iş süreçlerinin bütünleşik bir sistem altında güvenilir, kolay ve izlenebilir olarak yönetilmesini sağlıyor. Güvenli ve kullanıcı dostu arayüzü, kamu mevzuatı ile tam uyumluluğu, sürdürülebilir altyapısı, ihtiyaçları önceden tanımlama özellikleriyle KOVAN, HAVELSAN’ın milli ve güvenilir yazılım çözümlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bulut tabanlı çalışan sistem, platform ve veri tabanından bağımsız görev yeteneğine sahip. Modüler, ölçeklenebilir ve süreç odaklı yapısıyla KOVAN, kurumsal kaynak yönetimi alanında çözümler sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GE Aerospace ve TUSAŞ HÜRJET Programı İçin F404 Motorları Anlaşmasını Duyurdu Haber

GE Aerospace ve TUSAŞ HÜRJET Programı İçin F404 Motorları Anlaşmasını Duyurdu

GE Aerospace (NYSE:GE) ve Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) bugün, HÜRJET uçaklarına güç vermek üzere GE Aerospace F404 motorları için bir anlaşma yapıldığını duyurdu. HÜRJET platformu için önemli bir dönüm noktasını temsil eden bu anlaşma; programın etki alanını genişletmesi ve gelecekteki varyantlarını geliştirmesi sürecinde teknik ve operasyonel desteğin devamlılığını güvence altına alırken, GE Aerospace’in gelişmiş askeri hava aracı programları için güvenilir bir itki sistemi ortağı olma rolünü güçlendiriyor. Türk Havacılık Uzay Sanayii Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu yaptığı açıklamada “HÜRJET Jet Eğitim Uçağı, TUSAŞ’ın havacılık ve savunma kabiliyetleri açısından ileriye dönük önemli bir eşiği temsil ederken, bu anlaşma da program açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. GE Aerospace ile uzun yıllara dayanan iş birliğimiz, HÜRJET’in modern, güvenilir ve küresel ölçekte rekabetçi bir eğitim platformu olarak başarısını destekleyen kritik itki kabiliyetlerini sağlamaya devam etmektedir. Bu anlaşma, vizyonumuzu ve endüstriyel yetkinliklerimizi daha da pekiştirmektedir,” dedi. Anlaşmanın stratejik önemine vurgu yapan GE Aerospace Savunma ve Sistemler Küresel Satış ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Rita Flaherty, “Türk Havacılık Uzay Sanayii'nin gelişmiş askeri hava araçları için bir itki sistemi ortağı olarak GE Aerospace'e duyduğu güvenden ve HÜRJET programının kazandığı giderek artan ivmeden onur duyuyoruz. HÜRJET küresel sahnede yerini alırken Türk Havacılık Uzay Sanayii'ni desteklemekten ve Türkiye'nin savunma ve havacılık ekosisteminde kilit bir aktör olarak süregelen yükselişine katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz,” dedi. HÜRJET, dünya çapında ileri seviye eğitim ve muharip uçaklarında yaygın olarak kullanılan, muharebe şartlarında kendini kanıtlamış ve son derece yüksek güvenilirliğe sahip bir platform olan GE Aerospace F404 motorundan güç almaktadır. Bu uçak; gelişmiş aviyonikler, yüksek performans ve yeni nesil çözümler arayan hava kuvvetleri için operasyonel esneklik sunarak modern eğitim görevi gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanmıştır. F404 motorlu uçakların on altı ulusun envanterinde bulunması ve halihazırda sipariş durumunda olması, bu turbofan motorunun kendi sınıfındaki çok yönlü motorlardan biri olarak konumunu ve dünya genelinde hava kuvvetleri uygulamaları için rüştünü ispatlamış bir tercih olduğunu yansıtmaktadır. 1985 yılında GE Aerospace ve Türk Havacılık Uzay Sanayii arasında kurulan bir ortak girişim şirketi olan TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. (TEI), bölgenin en başarılı havacılık ortaklıklarından biri olarak öne çıkıyor. Bu güçlü temelin üzerine inşa edilen süreçte Türk Havacılık Uzay Sanayii, HÜRJET’in sektörde rekabetçi, ileri seviye jet eğitim uçağı platformuna dönüşmesinde merkezi bir rol oynamıştır. 2024 Farnborough Airshow ve 2025 IDEF’te imzalanan iki Mutabakat Zaptı, bu genişleyen iş birliğinin zeminini hazırlamış ve bu sözleşmenin imzalanmasına doğrudan katkıda bulunmuştur. GE Aerospace ile TUSAŞ, Türk Hava Kuvvetleri’nin F-16 filosuna güç veren F110 motorlarına kadar uzanan yaklaşık kırk yıllık stratejik bir ortaklığa sahiptir. Bu güçlü ortaklık, GE Aerospace F110 motorlarıyla güçlendirilen KAAN ve F404 motorlarıyla güçlendirilen HÜRJET dahil olmak üzere birçok havacılık ve savunma programını kapsamaktadır. GE Aerospace, 60 yıldır Türkiye’nin güvenilir bir ortağıdır. İstanbul, Ankara ve Gebze’deki ofis ve tesisleriyle GE Aerospace’in Türkiye’deki 500’den fazla çalışanı ile ülke genelindeki 3100’den fazla ticari ve savunma motorundan oluşan kurulu filoyu desteklemektedir. Türkiye Teknoloji Merkezi’ndeki yüksek nitelikli mühendisler, GE Aerospace’in yeni motor programları, yazılım geliştirme ve katmanlı imalat gibi küresel mühendislik çalışmalarına katkıda bulunarak ülkenin gelişmiş bir havacılık merkezi olma konumunu desteklemektedir. GE Aerospace’in Türk Havacılık Uzay Sanayii ile ortak girişimi olan TEI, GE Aerospace ve ortakları için yüzlerce motor bileşeni üreterek küresel tedarik zincirine önemli katkılar sağlamaktadır. --- Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otonom Sistemlerde Yeni Çağ: Hava ve Kara Araçları Artık Birlikte Düşünüyor Haber

Otonom Sistemlerde Yeni Çağ: Hava ve Kara Araçları Artık Birlikte Düşünüyor

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) yürütücülüğünde gerçekleştirilen yarışma, geleceğin operasyonel kabiliyetlerini şekillendirecek teknolojilerin geliştirilmesini hedefliyor. Hava ve Kara Araçları Arasında Akıllı İş Birliği Yarışmanın merkezinde, havadan keşif yapan insansız hava araçları ile sahada görev alan insansız kara araçlarının eş zamanlı ve entegre çalıştığı senaryolar yer alıyor. Katılımcılardan, insansız hava aracının topladığı çevresel verileri analiz ederek bu verileri kara aracına aktaran, ardından kara aracının bu bilgiler doğrultusunda rota planlama, görev yönetimi ve hedefe yönelme gibi kritik kararları otonom şekilde alabildiği sistemler geliştirmeleri bekleniyor. Bütüncül Otonom Sistem Yaklaşımı Yarışma süreci, yalnızca tek bir teknolojiye değil, birbirini tamamlayan dört temel aşamaya odaklanıyor. Algılama, veri paylaşımı, karar verme ve görev icrası süreçlerinin bir bütün olarak ele alındığı bu yapı, katılımcıların uçtan uca çalışan, entegre ve akıllı sistemler geliştirmesini gerektiriyor. Bu yaklaşım, otonom sistemlerin gerçek hayattaki kullanım senaryolarına daha yakın çözümler üretilmesini sağlıyor. Gerçek Dünya Koşullarına Uygun Çözümler Öncelikli Yarışma kapsamında geliştirilecek projelerin, yalnızca teorik başarı değil, aynı zamanda sahada uygulanabilirlik açısından da güçlü olması bekleniyor. Zorlu çevre koşullarına uyum sağlayabilen, güvenilir veri iletişimi kurabilen ve dinamik görev değişikliklerine hızlı yanıt verebilen sistemler, değerlendirme sürecinde öne çıkacak. Bu yönüyle yarışma, otonom sistemlerin operasyonel yetkinliğini artırmaya yönelik önemli bir platform sunuyor. Genç Yeteneklere Uluslararası Katılım Fırsatı Yarışmaya Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören ön lisans, lisans ve lisansüstü öğrenciler takım halinde başvuru yapabiliyor. Disiplinler arası çalışmayı teşvik eden organizasyon, mühendislik ve teknoloji alanlarında eğitim gören gençleri bir araya getirerek yenilikçi fikirlerin gelişmesine katkı sağlıyor. Yüksek Ödüllerle Desteklenen Rekabet Yarışmada dereceye giren takımlar önemli ödüllerin sahibi olacak. Birinci olan takım 750 bin, ikinci takım 600 bin ve üçüncü takım 500 bin Türk Lirası ödül kazanacak. Bu destekler, katılımcıların projelerini geliştirmeye devam etmeleri için güçlü bir motivasyon kaynağı oluşturuyor. Başvurular İçin Son Tarih Yaklaşıyor Başvurular 1 Nisan tarihine kadar devam ediyor. Otonom sistemler alanında fark yaratmak ve geleceğin teknolojilerinde söz sahibi olmak isteyen tüm öğrenci takımları bu önemli organizasyona davet ediliyor. TEKNOFEST kapsamında düzenlenen yarışma, Türkiye’nin milli teknoloji vizyonuna katkı sunarken, genç mühendislerin küresel ölçekte rekabet edebilecek yetkinlikler kazanmasına da olanak tanıyor. İleri otonom sistemler alanında geliştirilecek projeler, geleceğin savunma, güvenlik ve sivil teknolojilerinin temelini oluşturma potansiyeli taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED Üyelerinden Ankara Çıkarması Haber

PLASFED Üyelerinden Ankara Çıkarması

Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED), Türkiye sanayisinin stratejik geleceğine ışık tutan kapsamlı bir program kapsamında Ankara’da iki gün süren yoğun bir dizi temas gerçekleştirdi. Savunma sanayi, yüksek teknoloji, sanayi politikaları ve ticaret başlıklarının odağında şekillenen programda; savunma sanayinin öncü kuruluşları TUSAŞ, HAVELSAN ve ASELSAN ile sanayi ve ticaret dünyasının çatı kurumları TOBB, ASO ve ATO ziyaret edildi. Program boyunca yerli ve milli üretim anlayışı, güçlü tedarik zincirleri, Ar-Ge odaklı büyüme ve sürdürülebilir sanayi politikaları öne çıktı. PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz başkanlığında gerçekleştirilen Ankara programı, federasyonun sanayinin tüm bileşenlerini kapsayan bütüncül yaklaşımını ve yüksek temsil kabiliyetini bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’nin savunma ve teknoloji alanındaki dönüşümünün merkezinde yer alan kurumlarla yapılan görüşmelerde; sektörler arası iş birliği imkanları, sanayinin geleceği ve üretim ekosisteminin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Program kapsamında savunma sanayinin küresel ölçekte başarılarıyla öne çıkan üç öncü kurumu TUSAŞ, HAVELSAN ve ASELSAN’a gerçekleştirilen ziyaretler, PLASFED’in yüksek katma değerli üretim ve stratejik sektörlerle kurduğu güçlü bağın somut bir göstergesi oldu. Ziyaretlerin ardından ev sahibi kurumların yönetimlerine PLASFED tarafından günün anısına plaket takdim edildi. “Savunma sanayimiz göz bebeğimiz” Ziyaretlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, savunma sanayinin Türkiye’nin sanayi ve teknoloji yolculuğundaki kritik rolüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Savunma sanayimiz, bugün yalnızca teknolojik kapasitesiyle değil, yerli ve milli üretim anlayışıyla da Türkiye’nin göz bebeğidir. TUSAŞ, HAVELSAN ve ASELSAN; ülkemizin mühendislik gücünü, Ar-Ge yetkinliğini ve sanayi vizyonunu dünyaya gösteren öncü kuruluşlardır. PLASFED olarak, bu güçlü ekosistemin bir parçası olmaktan ve sanayimizin tüm bileşenleriyle birlikte üretim gücünü büyütmekten büyük gurur duyuyoruz.” Karadeniz, sanayi kuruluşları, odalar ve çatı kurumlarla kurulan temasların, sektörler arası iş birliğini güçlendirdiğini ve üretim ekosisteminin sürdürülebilir şekilde gelişmesine katkı sunduğunu vurguladı. Anıtkabir ile başlayan anlamlı program PLASFED heyeti, Ankara programına Anıtkabir ziyareti ile başladı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen ziyarette, PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mozolesine çelenk sundu. Saygı duruşunun ardından Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Karadeniz, Cumhuriyetin çağdaşlaşma ve kalkınma hedefleri doğrultusunda üretimi ve sanayiyi merkeze alan bir anlayışla çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti. PLASFED heyetinde; BAPSİD Başkanı Mehmet Hakan Atalay, KAYPİDER Başkanı Yunus Tarla, DEPSİAD Başkanı Ömer Özkul ile çok sayıda PLASFED Yönetim Kurulu üyesi ve delegesi yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ESİAD Yatırım Zirvesi'nde savunma ve havacılık yatırımları ele alındı Haber

ESİAD Yatırım Zirvesi'nde savunma ve havacılık yatırımları ele alındı

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Sanayileşme Daire Başkanı Murat Çizgel, tam bağımsız savunma sanayii vizyonu konu sunda emin adımlarla ilerlediklerini belirterek, "Bu gurur verici tablodur ama önümüze de başka bir vizyonu ortaya koymakta. Yerli ve milli savunma sanayimizin sürdürülebilirliğinin teşkil edilmesini hedefliyoruz." dedi. Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Yatırım Zirvesi, "Savunma Sanayi ve Havacılık" ana temasıyla İzmir'deki bir otelde düzenlendi. Zirvenin vizyon konuşmasını yapan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Sanayileşme Daire Başkanı Murat Çizgel, savunma sanayisindeki yerlileştirme sürecine dikkat çekti. Türkiye'nin savunma sanayisinin 50 yıllık süreci bulunduğunu, fakat son 20 yılda "şaha kalktığını" anlatan Çizgel, "Son 20 yılda Türkiye'nin en önemli değerlerinden bir tanesi savunma sanayisi oldu. Bu değer, bütün dünya tarafından izleniyor ve görülüyor. Bunun temel sebebi aslında başta konan en önemli v izyon. Çok basit, yerli ve milli bir savunma sanayiniz olacak." ifadelerini kullandı. Çizgel, Türkiye'nin Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından savunma sanayinin yerli ve milli olması yönünde politika ortaya koyduğunu ve politikasını büyük oranda gerçekleştirdiğini vurguladı. Kritik önemdeki bir çok ürün ve sistemi yerlileştirdiklerini anlatan Çizgel, şunları ifade etti: "Önemli ve kıymetli olan, kritik alanlarda millileşerek herhangi bir ürünümüzde dışarıya bağımlı kalmamamızdır. Yani tam bağımsız savunma sanayi vizyonu. Tam bağımsız savunma sanayii vizyonu konusunda hakikaten emin adımlarla gidiyoruz. Sahada olan birçok ürünü yerlileştirdik, yerlileştiremediklerimizin de programlarını başlattık, bu kritik teknolojiler de yerli olarak savunma sanayimizin eliyle üretilmeye devam edilecek. Bu gurur verici tablodur ama önümüze de başka bir vizyonu ortaya koymakta. Yerli ve milli savunma sanayimizi n sürdürülebilirliğinin teşkil edilmesini hedefliyoruz." Savunmada tam bağımsızlık hedefinin yakalanması ve sürdürülebilir kılınmasında yurt sathına yayılmış sanayicilerin kabiliyetlerinin de etkili olduğunu, firmaları bu sisteme entegre ederek onlara yeni ihracat pazarları kazandırmak istediklerini dile getiren Çizgel, bugünkü zirvenin ardından Ege'deki firmaların da bu ekosistem içinde payının artmasını beklediklerini ifade etti. "Brüksel ile görüşmeler" Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) Başkanı ve Kale Grubu Başkan Vekili Osman Okyay ise savunma ve havacılıkta bugün gelinen noktanın gurur verici olduğunu, dünyanın 11. savunma sanayi ihracatçısı ülke olduklarını belirtti. Geçen yılı 7,2 milyar dolarlık ihracatla kapattıklarını, bu sene de 10 milyar dolarları hedeflediklerini bildiren Okyay, "Dünya savunma sanayisindeki ihrac atçı ülkeler sıralamasında hızla yükseliyoruz." dedi. AB'nin Berlin Duvarının yıkılması sonrası savunma yatırımlarını askıya aldığını, bu sanayide geriye gittiğini kaydeden Okyay, "Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle başlayan tedirginlikle beraber AB, 'biz ne yaptık, buradan nasıl toparlayacağız' paniğine girmiş durumda. Ama bir gecede olmuyor, çok büyük emek, yatırım gerektiriyor. Türkiye, aslında bu anlamda çok önemli bir pozisyonda. Brüksel ile Türk savunma sanayisini nasıl entegre edebiliriz, Avrupa savunma sanayisine nasıl ürün verebiliriz, bize senelerce yapılan ortak üretim gibi yöntemlerle biz nasıl onlara yaklaşabiliriz diye de konuşmalar bir yandan devam ediyor." ifadelerini kullandı. Savunma sanayisine yatırım yapmak isteyen firmalara tavsiyelerde bulunan Okyay, Ege Bölgesinin bu konudaki potansiyeline çok inandığını, yeni sanayi modelinin öncülüğünü üstlenebilecek firmalara sahip olunduğunu, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği ile bu alandaki işbirliklerine öncülük etmeye gayret ettiklerini dile getirdi. "Güçlü oyuncu olma hedefi" ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu ise konuşmasında savaşlar, bölgesel gerilimler ve yeni güvenlik tehditlerinin dünyada savunma harcamalarını 2,72 trilyon dolar ile rekora taşıdığını belirtti. NATO liderlerinin 2035 yılına kadar savunma harcamalarını artırma konusunda anlaştığına işaret eden Zorlu, AB'nin 150 milyar avroluk savunma planını resmen başlatmasıyla sektörün öneminin katlanarak arttığını dile getirdi. İzmir ve Ege Bölgesi'nin savunma ve havacılık eko-sisteminde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Zorlu, "Biz bu temayla hem küresel gelişmeleri iş dünyasının gündemine taşımak hem de bölgemizin bu alanda nasıl daha güçlü bir oyuncu olabileceğini göstermek istiyoru z." dedi. ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Bülent Akgerman ise küresel ekonomide yeni bir denge arayışının bulunduğunu, Türkiye'nin bu dalgaların tam ortasında yol almaya çalıştığını belirterek, "Enflasyonla mücadelenin, finansal istikrar arayışının ve büyüme hedeflerinin kesiştiği bir noktadayız. Güçlü bir Türkiye ancak güçlü bir ekonomiyle, inovasyonla ve girişimcilikle mümkün olur. Bu alan güvenliğimizin yanı sıra ekonomik rekabet gücümüz ve yüksek katma değerli üretimimiz için de önemli bir zemin oluşturmaktadır." diye konuştu. Zirvede Savunma Sanayi Teknolojileri A.Ş, ASELSAN, Roketsan ve TUSAŞ yetkililerinin yanı sıra tedarikçi firmalar HMS Makina, Kaan Makina, BMC Otomotiv, Kale Pratt & Whitney ve MIILUX Türkiye yöneticileri sunum gerçekleştirdi. Zirvenin diğer oturumlarında ise halka arz, alternatif finansman imkanları, birleşmeler, satın almalar ve fon yatırımları hak kında görüş alışverişinde bulunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Savunma Gücüne Yön Veren Teknolojiler Sahneye Çıktı Haber

Türkiye’nin Savunma Gücüne Yön Veren Teknolojiler Sahneye Çıktı

T.C. İçişleri Bakanlığı, T.C. Milli Savunma Bakanlığı ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın destekleriyle Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği - MÜSİAD Ankara Şubesi tarafından organize edilen MRBS, savunma sanayiindeki yerli ve milli üreticilerimizin çözümlerini tanıtma aynı zamanda dost ve müttefik ülkelerle iş birliği fırsatları imkanı sundu. MRBS’nin açışını; T.C. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı, T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök, T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir ve MÜSİAD Ankara Başkanı Fatih Bilal Yülek gerçekleştirdi. Radar teknolojilerinde yaşanan hızlı ilerleme vatan savunmamız için yeni fırsatlar sunuyor T.C. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı, MRBS’de şunları söyledi: “Askerî Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi, savunma sanayiimizin yükselen gücüyle, adeta eşgüdüm içinde, giderek güçleniyor. Gerek son derece net bir odak noktasına sahip olması gerekse de ilgili literatür ve tartışmaların artmasına katkısı itibariyle bu zirveyi son derece kıymetli bir çalışma olarak görüyorum. Ülkemiz, pek çok farklı risk ve tehdide karşı tüm imkânlarını en verimli şekilde kullanmak durumunda. Bu anlamda sınırlarımızın korunması ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, sadece askerî bir gereklilik değil, aynı zamanda ulusal güvenliğimizin teminatıdır. Radar teknolojilerinde yaşanan hızlı ilerleme, sınır güvenliği ve vatan savunmamız için yeni fırsatlar sunmaktadır. Yüksek çözünürlüklü izleme sistemleri, insanlı-insansız hava araçlarına karşı etkin çözümler ve yapay zekâ destekli analizler, artık modern güvenlik stratejilerinin ayrılmaz parçaları olmuştur. Bu gelişmeler, sınırlarımızın sadece korunmasını değil aynı zamanda sürekli gözetim ve caydırıcılık fonksiyonlarını da pekiştirmektedir. Özellikle çevre coğrafyamızda vuku bulan hadiseler sınır güvenliğini, gündemimizin önemli bir parçası haline getirmiştir. Sınır güvenliğimiz; karada, denizde ve havada, millî savunma sanayimizin son teknoloji ürünleriyle en üst düzeyde korunmakta olup, ortaya koyduğumuz yüksek etkililik sayesinde bu ürünler pek çok ülkenin dikkatini çekmekte ve uluslararası alanda ilgi görmektedir. Savunma sanayimizin bu tür ihtisas faaliyetlerinde yer alması, bizim Bakanlık olarak özellikle takip ettiğimiz bir husustur. Sahada geleceği şekillendiren yeni teknolojilerle yetenek kazanılmasının, temin ve takibinin sağlanmasının kritik olduğunu düşünüyoruz.Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve teşviki ile son yıllarda, bilhassa Savunma Sanayii alanında büyük atılımlar gerçekleştirildi, yerlilik ve millîlik oranımız çok büyük oranda arttı. Gerçekleştirilen politika ve uygulamalar çerçevesinde, ülkenin sivil sektörlerle entegre olmuş, savunma, havacılık ve uzay sanayinin, tedarik makamlarımızca ilan edilen teknoloji alanlarında sürdürülebilir gelişme içerisinde, küresel rekabet gücüne sahip bir sektör konumuna gelebileceğini öngörüyoruz.” “Hayata geçirilen sıkı tedbirlerle, ülkemiz düzensiz göçe hedef ve transit göç rotası olmaktan çıkmıştır” T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök ise şunlara dikkat çekti: “Düzensiz göç ile mücadelede, ülke içerisinde yapılan operasyonların yanı sıra, etkili sınır güvenlik tedbirleride büyük bir önem taşımaktadır. Sınır güvenliği dediğimiz bir ülkenin bağımsızlığının, egemenliğinin ve iç istikrarının en temel unsurlarındandır. Sınırlar; milletimizin güvenliğini, refahını ve geleceğini koruyan stratejik hatlarımızdır. Hızla değişen dünyada; terör, düzensiz göç, kaçakçılık ve siber tehditler gibi çok boyutlu riskler ülkeler için birer sıralama oluşturmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla şekillenen “yerli ve milli savunma sanayi hamlesi” artık sadece bir hedef değil, aynı zamanda somut bir gerçekliktir. Türk silahlı kuvvetlerimiz, emniyet teşkilatımız ülkemiz sınırlarını korumak için 7-24 saat görev yapan İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı olarak biz de sınırlarımızdaki fiziki güvenlik ve teknolojik tedbirleri en üst düzeye çıkarmak için gece-gündüz kararlılıkla çalışmaktayız. Başkanlığımız Sınır Yönetimi Genel Müdürlüğümüzce; sınır güvenliğinde etkinliğin artırılması amacıyla, güvenlik duvarı/fiziki engel sistemi ve devriye yolu, termal kamera, aydınlatma sistemi, gözetleme kulesi, elektro optik kule, keşif gözetleme aracları ve drone başta olmak üzere, teknolojik güvenlik sistemlerinin kurulumuna yönelik birçok önemli yatırım, proje ve faaliyet birlikte hayata geçirilmiştir. Sınır güvenliğinde kullanılan bu teknolojiler ve entegre sistemler, sınır ihlallerini anlık olarak tespit edebilmekte ve güvenlik güçlerine anında müdahale imkânı sunabilmektedir. Bu sayede, sınır güvenliğimiz yüksek bir hassasiyetle sağlanmaktadır. Hayata geçirilen sıkı tedbirlerle, ülkemiz düzensiz göçe hedef ve transit göç rotası olmaktan çıkmıştır. Diğer taraftan risk analizi süreçlerini daha da geliştiriyoruz. UKORAM yani Ulusal Koordinasyon ve Ortak Risk Analizi Merkezi ile Türkiye’nin sınır yönetimi alanındaki kapasitemizi artırıyoruz. Bu zirvede bir araya gelmemizin temel amacı yeni teknolojileri, yeni fikirleri ve yeni iş birliği modellerini konuşmak; daha güvenli bir gelecek için ortak aklı inşa edebilmektir. “ Yeni tehditleri sahadan öğrenip hızla çözüm geliştiriyoruz T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker ise MRBS’de şunları söyledi: “7 komşumuz var 3 bin kilometre yaygın kara sınırımız, aynı zamanda 6 bin kilometrenin üzerinde bir kıyı şeridine sahibiz. Ve bir ülkenin yaşayabileceği bütün tehditleri sahada yaşıyoruz. Drone teknolojisiyle artık kritik tesisler de tehdit altında. Tehditler sürekli gelişiyor ve tehdit unsurları da teknolojiden faydalanıyor. Sahada sürekli var olmanız gerekiyor ve yeni teknolojilere yatırım yapmanız gerekiyor. Sahada emniyet güçlerimize ve silahlı kuvvetlerimize bu yeni teknolojileri teslim etmemiz gerekiyor. Sahaya koyduğumuz çözümlerin ve teknolojilerin maliyet-etkin olması da çok önemli. Sahada olmamız, sahadaki bilgi akışında bizi çok avantajlı kılıyor. Yeni tehditleri sahadan çok hızlı öğreniyor, bu da bizim yeni teknoloji geliştirmemize fırsat sağlıyor. Bu tarz güvenlikle ilgili projelerimizde daha çevik yaklaşımlara geçmiş durumdayız. Silahlı kuvvetlerimizle beraber sahadan ihtiyaçları alıp firmalarımızla birlikte çözümleri geliştirme, oluşturulan prototipleri de sahaya götürüp deneyerek aslında uygulamaya başladığımız bir modeli işletiyoruz ki bu artık kaçınılmaz. Çünkü sahadaki tehdit değişimiyle klasik yaklaşımlarla mücadele etmememiz gerekiyor. Geçen ay içerisinde 200 km’lik sismik sensörlerden, drone’lardan ve elektronik sistemlerden oluşan bir sistemi sahaya kurduk ve emniyet güçlerimizin kullanımına sunduk. Tabii burada sahaya sunduğumuz ürün sayısı arttıkça bunların entegre olması ve beraber çalışması önem arz etmeye başlıyor. Müşterek Resim adlı projemizi de bu adla yürütüyoruz. Tüm sistemleri aynı anda yürütmek için birbirine entegre ediyoruz. Bir diğer önemli unsur da yapay zekayı sahada kullanıyoruz. Kullanıcılarımızın hayatını kolaylaştıracak çözümleri de yapay zekayla getiriyoruz. Sensörlerimiz çok fazla sürekli veri akıyor ve görüntü geliyor ancak operatörlerin saatlerce bunları izlemesi ve onlardan bir tehdit görmesi artık belli bir süre sonra zorlaşıyor. İşte burada nesne tanıma gibi çözümler oluşturuyoruz. Olay tahmini gibi oto-optimizasyon gibi yapay zekayla ilgili unsurları da sahaya kurmaya devam ediyoruz. Yine geniş alan gözetlemeyle ilgili yeni kurduğumuz bir sistemle 38 km’lik bir alanın tüm verilerini toplayabiliyoruz. Balon sistemleri kurduk sahaya denemeler yapıyoruz. Yine önemli bir diğer projemiz MÜB Projesi, yıllar içerisinde yüze yakın Modüler Üs Bölgeleri kurduk ve bunların terörle mücadelede bize çok fayda sağladığına inanıyorum. Bu bizim bölgede alan hakimiyetini ele geçirmemizi sağladı. Kıyılarımıza yönelik de birçok proje hayata geçirdik, Sahil Güvenlik Komutanlığımızın ihtiyaçlarına yönelik İnsansız Deniz Araçlarını - İDA da yakın zamanda sahaya vermiş olacağız. Bir taraftan da İnsansız Kara Araçlarımız (İKA) var. Bunlar depremde kurtarma faaliyetlerin de bile kullanıldı. Şimdi sahada farklı görevler alacak İKA’larımız da yavaş yavaş envantere giriyor. Özellikle değişik konseptler altında İKA’larımız kullanılacak, ana konseptlerden biri sınırda devriye görevi olacak. İKA’lar hem personelin can güvenliği hem de uzun süre orada kalması yerine İKA’lar bu görevi üstlenecek.” “Savunma sanayiinde yerlilik, Türkiye’nin stratejik bağımsızlık sigortasıdır” MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir: “Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi – MRBS, yalnızca bir ihtisas etkinliği değil; Türkiye’nin stratejik vizyonunun ve yerli üretim kararlılığının sahneye çıktığı bir buluşmadır. Savunma sanayiinde yerlilik, Türkiye’nin stratejik bağımsızlık sigortasıdır. Bugün Türkiye, savunma sanayinde dünyada kendi ekosistemini kurabilen az sayıdaki ülkeden biri haline gelmiştir. Türkiye, son 20 yılda savunma sanayisinde yaptığı atılımlarla bu alandaki dışa bağımlılığı önemli ölçüde azaltmış ve yerlilik oranını yüzde 80 seviyelerine dek çıkarmıştır. Bu sayededir ki, ürettiğimiz İHA ve SİHA’lar, milli yazılımlar, zırhlı araçlar ve savunma teknolojileri ile günümüzde sadece bölgesel değil, küresel ölçekte güç sahibi olan bir aktör haline geldik. Türk savunma sanayiinin imzası, Afrika’dan Asya’ya, Balkanlar’dan Orta Doğu’ya kadar 180’den fazla ülkeye ulaşmış durumdadır. Sadece 2025’in ilk sekiz ayında 5,4 milyar doları aşan ihracat rakamı, bu yükselişin en somut göstergesidir. Bu başarılar, yalnızca savunma alanında değil, ekonomide de büyük bir dönüşümün kapısını aralamıştır bizlere... Savunma sektörü; imalat sanayisinden yazılıma, lojistikten enerjiye kadar birçok sektörü doğrudan etkileyen bir kaldıraç görevi görmektedir. Bu nedenle, savunma sektörüne yapılacak her bir yatırım, esasen ülkemizin ekonomik bağımsızlığına da yapılmış olacaktır." Özdemir sözlerine şöyle devam etti: “Bugün MÜSİAD çatısı altında savunma alanında üretim yapan yüzlerce üyemiz var. KOBİ ölçeğinden sanayi devlerine kadar geniş bir ekosistemin parçasıyız. Bu ekosistem, büyük ana yüklenicilerle entegre çalışan bir milli tedarik zinciri anlamına geliyor. Her bir KOBİ’miz, mühendisinden teknisyenine, yazılım geliştiricisinden malzeme üreticisine kadar bu zincirin stratejik bir halkasıdır. Biz bu süreci, “yerli üretim” kavramını bir slogan olarak değil, Türkiye’nin geleceğini inşa eden bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bugün sınırlar sadece haritalarda çizilmiyor; siber uzayda, verilerde, algoritmalarda yeniden tanımlanıyor. Güvenliğin yeni boyutu, bilgiyle başlıyor; yazılımla, yapay zekâyla ve dijital sistemlerle korunuyor. Bu nedenle MRBS 2025’te yapay zekâ destekli radar sistemleri, siber güvenlik çözümleri, yüksek performanslı haberleşme teknolojileri ve enerji verimli savunma altyapıları ön planda olacak.” Ülkemizin milli savunma kapasitesine katkı sağlamayı asli görevlerimizden biri olarak görüyoruz Zirve’nin açışında konuşan MÜSİAD Ankara Başkanı Fatih Bilal Yülek, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını hatırlatarak, “Türkiye’ye insani sebeblerle olduğunu söyleyerek ambargo uygulayan Batılı ülkeler her türlü silahı İsrail’e tedarik etmek konusunda tereddüt etmedi. Bunlar da bize göstermektedir ki devletimizin ekonomik ve askeri gücünün savunma sanayii ile de desteklenmesi bir zaruriyettir. MÜSİAD Ankara olarak 2018 yılından bu yana bu zirveyi düzenliyor olmamız, aslında bu bakışın ve kararlı bir mücadelenin ürünüdür. Bizler, sadece ticareti değil, aynı zamanda ülkemizin güvenlik ihtiyaçlarına, stratejik hedeflerine ve milli savunma kapasitesine katkı sağlamayı asli görevlerimizden biri olarak görüyoruz” diye konuştu. Yülek sözlerine şöyle devam etti: “Sınır güvenliği artık yalnızca ülkelerin sınır hatlarını fiziki olarak korumakla sınırlı değildir. Küresel ölçekte göç hareketleri, terör örgütlerinin faaliyetleri, organize suç ve kaçakçılık şebekeleri, hibrit savaş yöntemleri ve siber tehditler gibi çok boyutlu riskler, sınır güvenliğini uluslararası bir mesele haline getirmiştir. Gelecek on yıllar, güvenlikte teknoloji üstünlüğünün belirleyici olacağı yıllar olacaktır. Savaş ve güvenlik alanında klasik yöntemlerin yerini; insansız sistemler, yapay zekâ tabanlı karar destek mekanizmaları, uzay tabanlı izleme ve erken uyarı sistemleri alacaktır. Türkiye bu süreçte, güçlü bir vizyonla ilerlemek zorundadır. Bizler de iş dünyası temsilcileri olarak, ülkemizin bu vizyona katkı sunmaya devam edeceğiz.” Yerli ve milli teknolojilerin sergilendiği MRBS’de, T.C. İçişleri Bakanlığı ve T.C. Milli Savunma Bakanlığı’nın standları yer alacak. Ayrıca TUSAŞ, Sinerji Yüksek Teknoloji A.Ş., AVAS Metal, BMC, ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, STM, ASFAT, Meteksan Savunma, FOTONİKS, Gürbağ Savunma gibi savunma sanayisinin güçlü temsilcileri yerini aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TUSAŞ Endonezya’ya 48 Adet KAAN Savaş Uçağı Satışı İçin Anlaşma Sağladı Haber

TUSAŞ Endonezya’ya 48 Adet KAAN Savaş Uçağı Satışı İçin Anlaşma Sağladı

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), uluslararası alanda stratejik bir başarıya imza attı. Endonezya’da düzenlenen INDO Defence 2025 fuarında Türkiye tarafından millî imkanlarla tasarlanan, geliştirilen ve üretilen Millî Muharip Uçak KAAN’ın Endonezya’ya satışına yönelik anlaşma sağlandı. Anlaşma kapsamında, 48 adet KAAN 5. Nesil Savaş Uçağı Endonezya’ya teslim edilecek. 11 Haziran tarihinde Jakarta’da gerçekleştirilen imza törenine Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Endonezya Savunma Bakanı Sjafrie Sjamsoeddin, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, Milli Savunma Bakan Yardımcısı ve TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanvekili Şuay Alpay ve TUSAŞ Genel Müdürü Dr. Mehmet Demiroğlu katıldı. Atılan imzalar kapsamında 48 adetlik Millî Muharip Uçak KAAN’ın teslimatı 120 ay içerisinde gerçekleşecek. Teslim edilecek KAAN uçaklarında ise millî imkanlarla üretilecek motor yer alacak. Bu anlaşma, sadece Millî Muharip Uçak KAAN’ın teslimatını değil; Endonezya’ya havacılık alanında teknoloji transferini de kapsayacak. Türkiye ve Endonezya gerçekleştireceği stratejik iş birliğiyle bilgi paylaşımını ve yerel kabiliyetlerin geliştirilmesini de hedefleyecek. Öte yandan anlaşmayla birlikte KAAN’ın üretiminde Endonezya’nın sahip olduğu yerel kabiliyetlerden yararlanılacak. KAAN’ın Endonezya’ya satışına yönelik ilk duyuruyu Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Erdoğan, “Yerli ve millî savunma sanayimizin kaydettiği gelişimi ve ulaştığı noktayı gözler önüne seren bu anlaşmanın Türkiye ve Endonezya için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Anlaşmanın huzurunda imzalandığı kıymetli mevkidaşım, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’ya selam ve teşekkürlerimi iletiyorum. Savunma Sanayii Başkanlığımız ve TUSAŞ başta olmak üzere KAAN’ın üretiminde ve Türkiye tarihinin bu rekor ihracat sözleşmesinin imzalanmasında emeği geçen tüm kuruluşlarımızı tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı. KAAN: Türkiye’nin 5. Nesil Savaş Uçağı KAAN, Türk mühendisliğinin geldiği en üst noktayı temsil eden, 5. nesil çok rollü savaş uçağıdır. Yüksek manevra kabiliyeti, düşük radar görünürlüğü (stealth), yapay zekâ destekli aviyonikleri ve ağ destekli harp yetenekleriyle dikkat çekmektedir. Hava-hava ve hava-yer görevlerinde üstün başarı sağlaması hedeflenen KAAN, aynı zamanda Türkiye’nin savunma alanındaki tam bağımsızlık vizyonunun simgesidir. İlk uçuşunu 21 Şubat 2024 tarihinde başarıyla gerçekleştiren KAAN, bu tarihi adımıyla Türk havacılığı açısından yeni bir dönemi başlatmıştır. 6 Mayıs 2024’te ise KAAN gök vatan ile ikinci kez bir araya gelmiştir. Millî Muharip Uçak KAAN projesinin ilerleyen aşamalarında ise uçağa millî motorun entegrasyonu ile KAAN’ın tamamen millî hâle getirilmesi ve ihracat potansiyelinin daha da arttırılması hedeflenmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.