Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tüseb

Kapsül Haber Ajansı - Tüseb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüseb haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dünyada İlk: Nadir Hastalıklar İçin Bilim Dünyası İstanbul'da Buluştu Haber

Dünyada İlk: Nadir Hastalıklar İçin Bilim Dünyası İstanbul'da Buluştu

Dünyanın farklı ülkelerinde aynı nadir hastalıkla mücadele eden 17 çocuk ve aileleri, ortak bir umut için İstanbul'da buluştu. Türkiye, İtalya, İsviçre, Almanya, Avustralya, ABD, İrlanda, Finlandiya, Çin ve Malezya'dan gelen aileler, çocuklarının yaşadığı zorlukları bilim insanlarıyla paylaşırken, hastalığın daha iyi anlaşılması ve gelecekteki tedavi araştırmalarına zemin hazırlanması için önemli bir uluslararası buluşmaya katıldı. HERDEM Çare- TBL1XR1 Araştırma ve Destek Derneği öncülüğünde, Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen 1. Uluslararası TBL1XR1 Bilimsel Konferansı ve 2. TBL1XR1 Küresel Aile Forumu, dört kıtadan bilim insanlarını, klinisyenleri ve aileleri bir araya getirdi. Dünyada ilk kez TBL1XR1'e odaklanan uluslararası bilimsel konferansta, genetik araştırmalardan beyin organoidlerine, genom düzenlemeden gelecekteki gen tedavisi yaklaşımlarına kadar pek çok bilimsel çalışma ele alındı. Çocukların günlük yaşamda karşılaştıkları epilepsi, iletişim, beslenme, hareketlilik, davranış, uyku ve eğitim sorunları uzmanlarla birlikte değerlendirildi. Ailelerin deneyimleri, hastalığın doğal seyrinin anlaşılması ve bilimsel araştırmaların önceliklerinin belirlenmesi açısından önemli bir kaynak oluşturdu HARVARD'LI PROFESÖR: ŞİMDİ TEDAVİYE YÖNELİK ADAYLARI TEST ETMELİYİZ Konferansın bilimsel çalışmalarına öncülük eden Harvard Tıp Fakültesi ve Massachusetts General Hospital'dan Prof. Dr. Florian Eichler, TBL1XR1 araştırmalarında geliştirilen modellerin önemine dikkat çekti. Eichler, "Araştırma araçlarına sahibiz ve doğru modelleri hızla geliştiriyoruz. Şimdi aday bileşikleri test etmemiz, etkilerini ölçmemiz ve anlamlı tedavilere doğru ilerlememiz gerekiyor" dedi. TBL1XR1'e özgü, insanlarda denenmeye hazır bir tedavi henüz bulunmazken, bilim insanları genetik araştırmalar, hasta hücreleri, beyin organoidleri ve genom düzenleme teknolojilerinin gelecekteki tedavi yaklaşımları için önemli fırsatlar sunduğunu değerlendirdi. Çin Minzu Üniversitesi Translasyonel Nörobilim Merkezi'nden Prof. Dr. Yong Cheng, TBL1XR1 fare modelleri üzerinde yürütülen klinik öncesi araştırmaları paylaşırken, Almanya Ulm Üniversitesi'nden Prof. Dr. Anna-Katharina Rohlfs hastalıkta görülebilen konuşma ve iletişim güçlükleri ile destekleyici iletişim yöntemlerine dikkat çekti. "ÇOCUKLARIMIZA DÜNYAYI ANLATACAKTIK, DÜNYAYA ÇOCUKLARIMIZI ANLATIYORUZ" HERDEM Çare Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayşegül Altınbaş, ailelerin bireysel mücadelesinin uluslararası bilimsel iş birliğine dönüşmesinin önemine dikkat çekti. Altınbaş, "Çocuklarımıza dünyayı anlatmayı hayal ederken, kendimizi dünyaya çocuklarımızı anlatırken buluyoruz. Önce çocuklarımızın sesini duyurmaya çalıştık. Sonra başka ailelere ulaştık ve yalnız olmadığımızı gördük. Sonra bu sesi bilime taşıdık. Çünkü aileler araştırmanın yalnızca konusu değil, ortağıdır" diye konuştu. TBL1XR1 için oluşturulan araştırma modelinin başka nadir hastalıklara da örnek olmasını hedeflediklerini belirten Altınbaş, "TBL1XR1 bizim için bir başlangıç noktası. Burada oluşacak bilgi, araştırma altyapısı ve uluslararası iş birliklerinin başka nadir hastalık topluluklarına da katkı sağlaması için çalışıyoruz. Çünkü gerçek ilerleme, bir çocuk için başlayan çabanın başka çocukların ve ailelerin hayatına da dokunabilmesidir" dedi. TEDAVİ ARAŞTIRMALARINA GİDEN YOLDA DÖRT KRİTİK ADIM Beyin gelişimi ve işleyişinde önemli rol oynayan TBL1XR1 genindeki hastalıkla ilişkili değişiklikler, farklı nörogelişimsel sorunlara yol açabiliyor. Bilim insanları, genin işlevinin ve hastalık mekanizmalarının anlaşılmasının yalnızca TBL1XR1 için değil, başka nadir ve nörogelişimsel hastalıkların araştırılması açısından da önem taşıdığını vurguluyor. Konferansta gelecekteki tedavi araştırmalarına hazırlık için dört temel öncelik belirlendi. Bunlar; dünya genelindeki hastaları kapsayan ortak bir kayıt sistemi oluşturulması, hastalığın zaman içindeki gelişimini inceleyecek 36 aylık doğal seyir çalışması yürütülmesi, genetik değişikliklerle klinik bulgular arasındaki ilişkinin ortaya konulması ve gelecekteki klinik araştırmalara hazırlık yapılması olarak sıralandı. Program sonunda hazırlanan Sonuç Bildirgesi ile doğal seyir araştırmaları, ortak veri toplama, hasta kayıtları, biyolojik örnekler ve uluslararası bilimsel iş birliği alanlarında iki çalışma grubu oluşturuldu. Böylece İstanbul'da belirlenen bilimsel hedeflerin sürdürülebilir araştırma çalışmalarına dönüştürülmesi için somut adımlar atıldı. TÜRKİYE'DEN ULUSLARARASI NADİR HASTALIK ARAŞTIRMALARINA KATKI Konferans, T.C. Sağlık Bakanlığı nezdinde TÜSEB, Acıbadem Üniversitesi, Altınbaş Üniversitesi ve HERDEM Çare arasında imzalanan Nadir Hastalıklar İş Birliği Protokolü kapsamında başlatılan çalışmaların uluslararası boyuta taşınması açısından da önem taşıdı. Bilimsel programa Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Yasemin Alanay, İstinye Üniversitesi'nden Prof. Dr. Tunç Fışgın, İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi'nden Prof. Dr. Uğur Özbek, Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Semra Hız Kurul, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Pınar Gençpınar, Acıbadem ve Yale Üniversitelerinden Doç. Dr. Kaya Bilgüvar, İstanbul Üniversitesi Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü'nden Doç. Dr. Feyza Nur Tuncer Kılınç, Marmara Üniversitesi ve Yale Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yankı Yazgan ile Altınbaş Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Türkan Uygur Şahin katkı sundu. Konferansın açılışına İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, TÜSEB Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şirin Güven, TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy, Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Güldal Süyen, Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal İbiş, Nadir Hastalıklar Federasyonu Başkanı Av. Güneş Uyar ve EURORDIS'ten Dr. Gülçin Gümüş katıldı. Deneyimli televizyon sunucusu ve moderatör Defne Sarısoy da konferansın sunuculuğunu gönüllü olarak üstlenerek HERDEM Çare'ye destek verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEKNOFEST 2026 Heyecanı Diyarbakır’da Başladı Haber

TEKNOFEST 2026 Heyecanı Diyarbakır’da Başladı

Diyarbakır’da finalleri düzenlenecek yarışmalara toplam 571 bin 586 takım ve 1 milyon 326 bin 322 takım üyesi başvurdu. Değerlendirme aşamalarının ardından 677 takım ve 2 bin 925 yarışmacı finalist olmaya hak kazandı. Finaller, Türkiye’nin yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kosova, Afganistan, Pakistan, Bangladeş, Azerbaycan, İtalya, İngiltere, Gürcistan, Amerika Birleşik Devletleri, Yunanistan ve Endonezya’dan yarışmacıları Diyarbakır’da buluşturacak. Böylece 13 farklı ülkeden finalist takımlar, geliştirdikleri teknoloji ve projelerle dereceye girmek için mücadele edecek. Dicle Üniversitesinde Teknoloji Heyecanı Diyarbakır’daki TEKNOFEST yarışmalarının ilk adresi Dicle Üniversitesi olacak. 16-18 Eylül 2026 tarihleri arasında üniversitede üç yarışmanın finalleri düzenlenecek. İnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması Ortaokul Seviyesi, SANKO yürütücülüğünde gerçekleştirilecek. Toplam 189 bin 701 takımın başvurduğu yarışmada 101 takım finalist olarak mücadele edecek. Gençler; astronomi ve uzay teknolojilerinden doğa bilimleri ve çevresel farkındalığa, sağlık ve iyi yaşam teknolojilerinden eğitim teknolojilerine kadar farklı alanlarda geliştirdikleri projeleri sergileyecek. İnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması Lise Seviyesi ise AFAD, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İGA yürütücülüğünde düzenlenecek. 250 bin 637 takımın başvurduğu yarışmada Türkiye, Afganistan, Bangladeş, Kosova ve Pakistan’dan toplam 78 finalist takım yer alacak. Dicle Üniversitesindeki bir diğer önemli mücadele Sağlıkta Yapay Zeka Yarışması olacak. T.C. Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB yürütücülüğünde gerçekleştirilecek yarışmada 4 bin 127 başvuru arasından seçilen 63 takım finale çıkacak. Lise seviyesinde kardiyoloji, üniversite ve üzeri seviyede ise genetik alanlarında yapay zeka temelli yenilikçi çözümler yarışacak. Mezopotamya Fuar Alanı 8 Yarışmaya Ev Sahipliği Yapacak Diyarbakır’daki TEKNOFEST yarışmalarının bir diğer adresi de 18-20 Eylül tarihlerinde Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi olacak. Burada teknoloji ve mühendisliğin farklı alanlarından toplam sekiz yarışmanın finalleri gerçekleştirilecek. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülüğündeki Sanayide Robotik Uygulamalar Yarışması, TEI yürütücülüğündeki Jet Motor Tasarım Yarışması, TÜBİTAK yürütücülüğündeki İnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması İlkokul Seviyesi ile Biyoteknoloji İnovasyon Yarışması Diyarbakır’da finalistlerini buluşturacak. Ayrıca ASELSAN, TÜBİTAK ve CEZERİ yürütücülüğündeki Havacılıkta Yapay Zeka Yarışması, TÜBİTAK ve YONGATEK yürütücülüğündeki Çip Tasarım Yarışması, ASELSAN yürütücülüğündeki Elektronik Harp Yarışması ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yürütücülüğündeki TEKNOFEST Mesleki Yetenek Yarışması da Mezopotamya Fuar Alanında gerçekleştirilecek. Özellikle Elektronik Harp Yarışması, 500 bin TL’lik birincilik, 400 bin TL’lik ikincilik ve 300 bin TL’lik üçüncülük ödülüyle dikkat çekiyor. Yarışmada derece ödüllerinin yanı sıra En İyi Takım Ruhu, En İyi Sistem Mimarisi, En İyi Yapay Zeka Teknoloji Uygulamaları ve En İyi Kullanıcı Arayüz Yazılımı gibi prestij ödülleri de verilecek. TEKNOFEST Mesleki Yetenek Yarışmasında ise kaynakçılıktan marangozluğa, elektrik tesisatından PCB montajına, mekatronikten orta gerilim teknolojilerine ve akıllı fabrika sistemleri programlamaya kadar geniş bir yelpazede gençlerin mesleki becerileri yarışacak. Yarışmanın üniversite seviyesinde birinci olan takım 500 bin TL ödülün sahibi olacak. 571 Binden Fazla Takımın Başvurduğu Yarışmaların Finali Diyarbakır’da Diyarbakır’da gerçekleştirilecek 11 yarışma, ilkokuldan üniversite ve üzeri seviyeye kadar farklı yaş ve eğitim gruplarından gençleri aynı teknoloji ekosisteminde buluşturacak. Yapay zeka, sağlık, biyoteknoloji, çip tasarımı, elektronik harp, jet motorları, robotik sistemler ve mesleki teknolojiler gibi stratejik alanlarda geliştirilen projeler Diyarbakır’da sergilenecek. TEKNOFEST 2026 teknoloji yarışmaları genelinde ise 62 ana kategori ve 145 alt kategoride Türkiye’nin 81 ilinden ve 97 farklı ülkeden yoğun katılım sağlandı. Yarışmalara 730 binin üzerinde takım ve 1 milyon 600 binin üzerinde yarışmacı başvurdu. Yarışmacılara 100 milyon TL’nin üzerinde maddi destek sağlanırken, 75 milyon TL’nin üzerinde ödül veriliyor. TEKNOFEST Güneydoğu, 30 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında Şanlıurfa GAP Havalimanında gerçekleştirilecek. Diyarbakır’da 16 Eylül’de başlayacak teknoloji yarışmaları ise TEKNOFEST Güneydoğu yolunda bölgenin gençlerini bilim, teknoloji, mühendislik ve inovasyon ekseninde bir araya getirerek büyük festival heyecanının önemli duraklarından biri olacak. TEKNOFEST 2026 DİYARBAKIR YARIŞMA TAKVİMİ 16-18 Eylül 2026 - Dicle Üniversitesi İnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması – Ortaokul Seviyesiİnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması – Lise SeviyesiSağlıkta Yapay Zeka Yarışması 18-20 Eylül 2026 - Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi Sanayide Robotik Uygulamalar YarışmasıJet Motor Tasarım Yarışmasıİnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması – İlkokul SeviyesiHavacılıkta Yapay Zeka YarışmasıBiyoteknoloji İnovasyon YarışmasıÇip Tasarım YarışmasıElektronik Harp YarışmasıTEKNOFEST Mesleki Yetenek Yarışması Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Meslekleri Değil, Kullanmayanları Geride Bırakacak! Haber

Yapay Zekâ Meslekleri Değil, Kullanmayanları Geride Bırakacak!

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, yapay zekânın dönüştürdüğü yeni dünyada üniversitelerin rolünü değerlendirdi. "Üniversiteler artık küresel rekabet ekosisteminin bir parçası" Tercih maratonunun devam ettiği bu günlerde "Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ Devrimi" konusunu değerlendiren Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Üniversite bir ekosistemdir. Bu ekosistemin akademisyenleri, öğrencileri ve üniversite-sanayi iş birlikleri gibi birçok bileşeni vardır. Birinci nesil üniversiteler bilgi aktarmaya odaklıydı. İkinci nesil üniversiteler Ar-Ge odaklı hale geldi. Üçüncü nesil üniversiteler ise üretilen bilginin ürüne dönüşmesini hedefleyen girişimcilik odaklı kurumlara dönüştü. Bugün ise dördüncü nesil üniversiteler girişimciliğin küresel ağlar içerisinde rekabet edebilmesini destekleyen yapılara dönüştü." dedi. Bu dönüşümün öğrencilerin eğitim anlayışını da değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bu dönüşen ekosistemin içerisinde öğrencilerimizin akademisyenlerle, sanayiyle ve diğer paydaşlarla doğru ilişki kurmasını sağlamak zorundayız. Çünkü artık mezuniyet sadece diploma almak anlamına gelmiyor." diye konuştu. "İyi proje yazabilmek geleceğin en önemli yetkinliklerinden biri" Projelerin geleceğin mesleklerinde belirleyici rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, "Bir projenin dört temel özelliği vardır. Özgün olması gerekir. Bilimsel yöntemlere dayanması gerekir. Yaygınlaştırılabilir olması gerekir. Elde edilen sonuçların da tekrar üretilebilir olması gerekir. Öğrencilerimizin bu yetkinlikleri kazanması için birinci sınıftan itibaren sistematik şekilde ilerleyen bir eğitim modeli uyguluyoruz." ifadesinde bulundu. "Proje kültürü birinci sınıfta başlıyor" Üsküdar Üniversitesi'nde proje temelli eğitimin öğrencilerin ilk yılından itibaren başladığını anlatan Prof. Dr. Ergüzel, "İlk olarak Üniversite Kültürü dersini veriyoruz. Üniversite nedir, öğrenciden beklenti nedir, üniversitenin hayata katacağı değerler nelerdir; bunları konuşuyoruz. Ardından Girişimcilik ve Proje Kültürü dersimiz geliyor. Üçüncü sınıfta projeli seçmeli derslerimiz var. Son sınıfta ise öğrencilerimiz mezuniyet projelerini hazırlıyor. Böylece dört yıl boyunca adım adım gelişen bir proje kültürü oluşturuyoruz." şeklinde konuştu. "BrainPark'tan öğrenci kulüplerine kadar güçlü bir ekosistem kurduk" Üniversite bünyesinde yalnızca derslerle değil, farklı platformlarla da öğrencilerin desteklendiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Üniversitemizin içerisinde bir kuluçka merkezimiz var. BrainPark'ımız var. Ar-Ge çalışma gruplarımız var. Öğrenci kulüplerimiz var. Dolayısıyla öğrencilerimiz ilgi alanlarına göre hem akademik hem girişimcilik hem de araştırma açısından çok geniş destek mekanizmalarından yararlanabiliyor." dedi. "İş bulma kaygısı son derece doğal" Üniversite adaylarının en büyük endişelerinden birinin mezuniyet sonrası istihdam olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, "İş bulabilme kaygısının öncelikli olması son derece doğal. Çünkü üniversite sonrasında bir iş hayatı, aile hayatı ve kariyer planı var. Bizler de öğrencilik dönemimizde aynı kaygıları yaşadık. Üniversitenin görevi bu süreçte öğrenciye doğru rehberlik etmektir." diye konuştu. "Bilgiyi ürüne dönüştürebilen öğrenciler öne çıkıyor" Sadece teorik bilgiye sahip olmanın artık yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, "İş hayatında yalnızca bilgi ölçülmüyor. Bilgiyi ürüne dönüştürebilme, uygulamaya geçirebilme becerileri de değerlendiriliyor. Bu nedenle öğrencilerimizin bu deneyimi mezun olduktan sonra değil, üniversite yıllarında kazanmasını hedefliyoruz." şeklinde konuştu. Bilim Fikir Festivali öğrencileri geleceğe hazırlıyor Üniversitede düzenlenen Bilim Fikir Festivali ve Hackathon organizasyonlarının öğrencilerin gelişimine önemli katkılar sağladığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bilim Fikir Festivali ve Hackathon gibi rekabetçi uygulamalar öğrencilerimize çok önemli deneyimler kazandırıyor. Özellikle Hackathon'larda önemli başarılar elde eden öğrencilerimizin mesleki gelişimlerine büyük katkılar sağlandığını görüyoruz." ifadesinde bulundu. "Proje kültürü lise yıllarında başlamalı" Bilim Fikir Festivali'nin yalnızca üniversite öğrencilerine değil lise öğrencilerine de hitap ettiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bu süreci sadece üniversite yıllarıyla sınırlamıyoruz. Bilim Fikir Festivali'ni lise öğrencilerine taşımamızın temel nedeni; proje yazma kültürünü erken yaşlarda kazandırmak. Bir problemle karşılaşıldığında bunu sistematik biçimde çözebilme yaklaşımını lise döneminde kazanan öğrenciler üniversiteye çok daha hazırlıklı geliyor." dedi. "TÜBİTAK ve TÜSEB destekli öğrenci projelerimiz var" Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin ulusal ve uluslararası fonlardan destek alan çok sayıda projeye imza attığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: "Üniversitemizin TÜBİTAK, TÜSEB gibi ulusal kuruluşların yanı sıra uluslararası fon sağlayıcılar tarafından desteklenen çok sayıda öğrenci projesi bulunuyor. İyi bir bölümde okumak tek başına yeterli değil. Eğer bunu güçlü projelerle ve uluslararası iş birlikleriyle desteklerseniz mezuniyet sonrasında çok önemli avantajlar elde ediyorsunuz. Proje yazmak sadece bilimsel çalışma yapmak değildir. Aynı zamanda proje içerisindeki ekip arkadaşlarınızla, ortaklarınızla ve paydaşlarınızla iletişimi yönetmeyi de öğrenirsiniz. Bu nedenle proje deneyimi öğrencilerin iletişim becerilerini geliştiren çok önemli bir eğitim sürecidir." "Yapay zekâ her mesleği dönüştürüyor" Yapay zekânın bazı mesleklerde doğrudan, bazılarında ise destekleyici rol üstlendiğini belirten Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Yapay zekâyı yoğun kullanan meslekler olduğu gibi onu destekleyici araç olarak kullanan meslekler de var. Burada ayırt edici unsur ister sağlık bilimleri, ister mühendislik, ister sosyal bilimler olsun, o alana özgü yetkinliklerin güçlü şekilde kazandırılmasıdır. Üniversitelerin temel görevi de tam olarak budur." diye konuştu. "Üniversite sadece bilgi veren kurum değil, değer inşa eden bir ekosistem" Üsküdar Üniversitesi'nde öğrencilerin eğitim yolculuğunun planlı ve aşamalı biçimde kurgulandığını anlatan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, şöyle konuştu: "Üniversite Kültürü ile başlıyoruz, Girişimcilik ve Proje Kültürü ile olgunlaştırıyoruz, Projeye Dayalı Seçmeli Ders ve mezuniyet projesiyle tamamlıyoruz. Bunun yanında üniversitemizin değer odaklı ayağında 24 Altın Değer yaklaşımı bulunuyor. Üniversitenin temel misyonu eğitim vermek olmakla birlikte aslında siz adayı iş hayatına, topluma ve dünyaya hazırlıyorsunuz. Çok iyi bir mühendis yetiştirmek kıymetlidir ama değerleri olan bir mühendis yetiştirdiğiniz zaman geliştirdiği yazılımla, yaptığı uygulamayla topluma katkı sağlayan bir birey haline gelir. Önceliğimiz sadece iyi bir mühendis ya da iyi bir sağlık bilimci yetiştirmek değil; değer odaklı bireyler yetiştirmektir." "Yapay zekâ bir tehdit değil, güçlü bir iş ortağı" Yapay zekânın bazı alanlarda istihdamı dönüştüreceğini ancak asıl farkı teknolojiyi etkin kullananların oluşturacağını söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: "Yapay zekânın bazı mesleklerdeki istihdam alanını daraltacağı muhakkak. Ancak endişe edilmesi gereken şey yapay zekâ mesleği alacak mı sorusu değil. Yapay zekâyı doğru kullananlar, hiç kullanmayan veya zayıf kullanan meslektaşlarının önüne geçecekler. Eğer yapay zekâ araçlarını iyi kullanabiliyorsanız istihdam anlamında avantajlı olacaksınız. Mutlak surette birkaç yıl içerisinde yapay zekâ araçlarına hâkim olmayan, bunu bir iş ortağı olarak kullanmayan herhangi bir meslek alanı kalmayacak. Dolayısıyla yapay zekâ bir tehdit değil, zaman kazandıran, analiz gücü sağlayan, işleri kolaylaştıran güçlü bir iş ortağıdır. Yapay zekâyı tehdit olarak görmek yerine fırsat olarak görmek ve bu aracı sağlıklı kullanmak gerekiyor." "Klasik CV dönemi sona eriyor" İş dünyasının artık klasik öz geçmişlerden çok dijital portfolyolara önem verdiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Artık adaylardan beklentimiz klasik öz geçmişlerden ziyade dijital öz geçmişlerini hazırlamaları. Öğrenci üniversite hayatında hangi projelerde yer aldı, neler öğrendi; bunları CV formatına sığdırmak mümkün olmayabiliyor. Dijital öz geçmişlerinde yaptıkları projelerin videolarını koyabilir, kendilerini anlatabilirler. Öz geçmiş dediğiniz şey sadece metinden ibaret olmamalı. Videolar da olmalı. Lise döneminden itibaren yaptığı projeleri, aldığı ödülleri, nasıl geliştirdiğini anlatan bir dijital portfolyo mezuniyet sonrasında istihdam açısından önemli avantaj sağlayacaktır." dedi. "Üniversite seçerken ayırt edici özelliği sorgulayın" Tercih dönemindeki adaylara da seslenen Prof. Dr. Ergüzel, "Aday öğrenciler öncelikle bir üniversitenin ayırt edici özelliğinin ne olduğunu sorgulamalı. Sonrasında bölüm özelindeki farklılıkları değerlendirmeli. Bunun en doğru yolu üniversiteye gelmek, akademisyenleri ve öğrencileri dinlemektir." ifadesinde bulundu. "Üniversite geleceğe yapılan en önemli yatırımdır" Üniversite tercihinin hayatın en kritik yatırımlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Üniversite geleceğe yapılan bir yatırımdır. Geleceğinize yatırım yaparken doğru yatırım danışmanı, doğru akademisyen ve doğru üniversiteyle bu süreci yürütmek gerekir. Bir üniversitenin öğrenciye kazandırması gereken üç temel özellik vardır; öz güven, liderlik becerisi ve iletişim. Her öğrencimizin farklı meziyetleri var. Bunların ortaya çıkmasını sağlayan proje geliştirme ortamları, öğrenci kulüpleri, sosyal etkinlikler ve hackathonlar üniversitede mutlaka bulunmalıdır. Amaç her öğrencinin kendine özgü becerisini ortaya çıkarmaktır." şeklinde konuştu. "Hayatın zorluklarına hazırlayan üniversiteler fark oluşturacak" Diploma almanın mücadelenin sonu olmadığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bir bölümü kazanmak mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor. Hayat beklenmedik zorluklar çıkaracak. Üniversitenin temel misyonlarından biri öğrenciyi bu güçlüklerle baş edebilecek şekilde yetiştirmektir. Sadece mesleğe değil, hayata hazırlayan üniversiteler gerçek farkı oluşturacaktır." şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Hamlesi Haber

Türk İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Hamlesi

Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapan Rumeli Han’da gerçekleştirilen etkinlikte; ilaç üreticileri, ham madde ve etken madde tedarikçileri, makine üreticileri, otomasyon ve yazılım firmaları ile sektör profesyonelleri doğrudan temas kurdu. Yerli üretim kapasitesinin artırılması, sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirilmesi ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde edilmesine yönelik stratejik başlıklar öne çıktı. HÜRMÜZ’ÜN KAPATILMASI İLAÇ YAN SANAYİNİN ÖNEMİNİ HATIRLATTI İlaç yan sanayisinin stratejik önemi ve yerli üretim vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin: “Ortadoğu’da yaşanan sorunlar ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması hepimize açıkça göstermiştir ki; üretim kadar süreklilik ve erişim de hayati öneme sahip. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutar, güçlü bir satış ve iş birliği yaklaşımı ise bizi büyütür. İlaç yan sanayisi yalnızca üretimi destekleyen bir yapı değil; sağlıkta bağımsızlığın, sürdürülebilir üretimin ve güçlü ekonominin temelini oluşturan stratejik bir ekosistemdir. Pandemi süreci ve küresel gelişmeler, üretim kadar erişim ve sürekliliğin de kritik olduğunu gösterdi. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutarken, güçlü iş birlikleri ve doğru anlatım bizi büyütecektir. İlaç sektörü dünyanın en rekabetçi alanlarından biri. Bu nedenle güçlü bir üretim kadar, güçlü bir anlatım, markalaşma ve pazarlama anlayışı da gerekli. Yerli üretim kapasitesinin güçlenmesiyle birlikte sektörümüzün küresel rekabet gücünün de artacağına inanıyoruz. Üretmek çok kıymetlidir ancak ortaya koyduğunuz değeri dünyaya ulaştırabildiğiniz ölçüde gerçek başarıya dönüşür” ifadelerinde bulundu. KÜRESEL KRİZLERE KARŞI YERLİ ENTEGRE ÜRETİM EKOSİSTEMİ KURULMALI Yerli üretim, güçlü tedarik zinciri ve ilaç sanayisinde değişen küresel rekabet dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler; “Bugün ilaç sanayisinde rekabet yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji kullanımından tedarik zinciri yönetimine, inovasyon gücünden kurulan stratejik iş birliklerine kadar çok boyutlu bir yapıyla şekilleniyor. Bu nedenle yerli ve entegre bir üretim ekosistemi oluşturmak, sektörümüz açısından artık bir tercih değil; sürdürülebilir büyümenin temel gerekliliklerinden biri haline geliyor. Artkim Group olarak gerçekleştirdiğimiz bu organizasyonun yalnızca bir B2B etkinliği değil; Türk ilaç sanayisinin yerli üretim ekseninde güçlenmesine katkı sağlayacak stratejik bir iş birliği platformu olduğuna inanıyoruz. Yerli üreticilerimizi doğrudan karar vericilerle buluşturarak uzun vadeli, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açmayı hedefliyoruz” dedi. Sadece TİYSAT üyelerine özel masa katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, ilaç üretim zincirinin tüm halkaları birebir görüşmeler gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca özellikle son yıllarda yaşanan küresel lojistik problemleri, ham maddeye erişim süreçleri, üretim sürekliliği ve bölgesel krizlerin ilaç sanayisine etkileri gündeme taşındı. Sektör temsilcileri, yerli üretim altyapısının güçlendirilmesinin yalnızca ekonomik değil; sağlık güvenliği açısından da kritik bir gereklilik olduğuna dikkat çekti. SEKTÖRÜN YENİ DÖNEM AJANDASI DA PAYLAŞILDI Etkinlik kapsamında ayrıca hazırlıkları devam eden TİYSAT e-dergisine ilişkin bilgiler sektör temsilcileriyle paylaşılırken, 29-30 Haziran tarihlerinde TÜSEB-TİYSAT iş birliğiyle düzenlenecek Arama Konferansı için çalışmaların sürdüğü aktarıldı. Programa katılım sağlayan TÜSEB Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Sarğın da sektör temsilcileriyle bir araya gelerek yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen birebir görüşmelerin; yeni yatırım süreçlerine, yerli üretim odaklı projelere ve sektörler arası uzun vadeli iş birliklerine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Expomed Eurasia, Sağlık Sektörünü  İstanbul’da 33. Kez Buluşturacak Haber

Expomed Eurasia, Sağlık Sektörünü İstanbul’da 33. Kez Buluşturacak

16–18 Nisan 2026 tarihleri arasında İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek fuar, medikal teknolojilerden gıda takviyelerine kadar sağlık sektörünün geniş ürün ve hizmet yelpazesini aynı çatı altında bir araya getiriyor. Medikal alanda kullanılan sarf malzemeler, orta ve ileri düzey teknolojik cihazlar ile ortopedik ürün alanında güçlenen yerli üretim ekosisteminin geliştirilmesi açısından fuar önemli bir merkez konumunda bulunuyor. Bu yıl Expomed Eurasia’da “Üreten Sağlık”, “Sağlıkta Dijitalleşme” ve “Yerli ve Milli Üretim” temaları ön planda yer alıyor. Sağlıkta dijital dönüşümün hız kazandığı bir dönemde düzenlenen fuar, sağlık teknolojilerindeki yenilikleri ve yeni nesil çözümleri sektör temsilcilerinin ilgisine sunmak için gün sayıyor. 30 Yılı Aşkın Tecrübe ile Bölgenin En Büyük Medikal Fuarı T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenen ve prestijli fuar statüsüne sahip olan Expomed Eurasia, 30 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’nin medikal alandaki tek ve bölgenin ise en büyük ihtisas fuarı olarak ön plana çıkıyor. Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonuyla gerçekleştirilen fuar; sektörün çatı kuruluşları arasında yer alan Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçileri Dernekleri Federasyonu (TÜMDEF) ve bağlı dernekleri ile Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) ve Sağlık Gereçleri Üreticileri ve Temsilcileri Derneği (SADER)’in katkılarıyla düzenleniyor. Fuar, sağlık sektöründeki yenilikçi çözümleri sergilerken, aynı zamanda uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. İnovasyon Alanı’nda Geleceğin Sağlık Girişimleri Sahne Alacak Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ve İstanbul Sağlık Endüstrisi Kümelenmesi Derneği (İSEK) iş birliği ile hayata geçen İnovasyon Alanı’nda; genç girişimciler, kamu kuruluşları ve üniversitelerin start-up birimleri projelerini uluslararası bir platformda sergileme imkânına sahip olacak. Bu özel alanda sağlık teknolojileri ve medikal cihaz sektörlerinde değer yaratan girişimler, potansiyel iş ortakları ve yatırımcılarla buluşacak. Fuar süresince girişimciler, fikir ve projelerini Expomed Eurasia çatısı altında fuarın ziyaretçi ve katılımcılarıyla paylaşacak. Uluslararası Sağlık Profesyonelleri İstanbul’da Buluşacak Expomed Eurasia, bu yıl 15 ülkeden 500’ün üzerinde firma ve firma temsilciliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Fuarda hastane yapı ve tıbbi tesis yönetimi çözümlerinden elektro-medikal ekipmanlara, sarf malzemelerden gıda takviyelerine kadar uzanan birçok farklı ürün ve teknoloji fuar ziyaretçileriyle buluşacak. Fuar, dünya genelindeki Sağlık Bakanlıklarındaki üst düzey yetkililerin, kamu ve özel hastane, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile güzellik merkezi yöneticilerinin, biyomedikal mühendislerin, ecza depolarının ve medikal ekipman ticareti yapan firmaların tedarik, yatırım ve gelişim merkezi olarak her yıl tercih ediliyor. Fuar, bu yönüyle yatırımcıların, akademik çevrelerin ve kamu temsilcilerinin bir araya geldiği uluslararası bir platform niteliğine sahip. Ziyaretçiler fuar kapsamında sektörün lider firmalarıyla doğrudan temas kurarak yeni iş birlikleri geliştirme ve güncel teknolojileri yakından inceleme fırsatını Expomed Eurasia Fuarı sayesinde elde edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.