Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uçucu Yağlar

Kapsül Haber Ajansı - Uçucu Yağlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uçucu Yağlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lavanta Yağı Depresyon Belirtilerinde İyileşmeyle Gündeme Geldi Haber

Lavanta Yağı Depresyon Belirtilerinde İyileşmeyle Gündeme Geldi

Uluslararası Koku Uzmanı ve Auran Kozmetik CEO’su Abdullah Karataş, lavanta kokusunun birçok kişide dinginlik hissi uyandırabildiğini belirtirken tüketicileri sahte ürünlere karşı uyardı. Karataş, “Kalitesiz, içeriği belirsiz ya da uygun koşullarda üretilmemiş ürünler insan sağlığı açısından olumsuz sonuçlara yol açabilir. Lavanta yağı satın alırken ürünün içeriği, üretici ve parti bilgileri kontrol edilmeli; olağan dışı düşük fiyatlı, etiketsiz ya da korumasız ürünlere karşı dikkatli olunarak güvenilir satış kanalları tercih edilmeli” dedi. European Archives of Psychiatry and Clinical Neuroscience dergisinde yayımlanan araştırmada hafif ve orta şiddette depresyon yaşayan 498 kişi üç gruba ayrıldı. Katılımcılar sekiz hafta boyunca günlük 80 miligram lavanta yağı preparatı Silexan, 50 miligram sertralin ya da plasebo kullandı. Çalışma sonunda Silexan ve sertralin gruplarında depresyon belirtilerindeki azalma plasebo grubuna kıyasla daha yüksek bulundu. 2026’da yayımlanan ek analizde ise üzüntü, iştah azalması, konsantrasyon güçlüğü ve enerji kaybı gibi belirtilerde iyileşmeler bildirildi. Uluslararası Koku Uzmanı ve Auran Kozmetik CEO’su Abdullah Karataş, lavantanın koku dünyasındaki yerini ve günlük yaşamdaki kullanımını şöyle değerlendirdi: “Lavanta, doğayla özdeşleşen karakteristik kokusuyla koku dünyasının en tanınan bitkilerinden biri. Kendine özgü çiçeksi ve otsu notaları, ona hem ferah hem de yumuşak bir karakter kazandırıyor. Bu dengeli koku profili, lavantanın farklı koku kompozisyonlarında ve günlük yaşam ürünlerinde sıkça tercih edilmesini sağlıyor. Oda kokularında bulunduğu ortama doğadan gelen sakin bir hava katarken, kişisel bakım ürünlerinde de temiz ve tanıdık bir koku deneyimi sunuyor. Lavantayı özel kılan özelliklerden biri, kokusunun güçlü biçimde fark edilmesine rağmen ortamda ağır bir etki bırakmaması. Bu dengeli koku profili, lavantanın farklı koku kompozisyonlarında ve günlük yaşam ürünlerinde sıkça tercih edilmesini sağlıyor. Oda kokularında bulunduğu ortama doğadan gelen bir hava katarken, kişisel bakım ürünlerinde de temiz ve tanıdık bir koku deneyimi sunuyor” dedi. LAVANTA YAĞI ALIRKEN ETİKET VE AMBALAJI KONTROL EDİN Lavanta yağı alırken ürünün kaynağı, etiketi ve ambalajının dikkatle incelenmesi gerektiğini belirten Karataş, “Etikette bitkinin türü, içerik bilgisi, üretici ya da sorumlu firma adı, parti numarası ve kullanım talimatları açıkça yer almalı. Bu bilgiler, tüketicinin satın aldığı ürünün içeriği ve kaynağı hakkında fikir edinmesine yardımcı olur. Kalitesiz veya içeriği belirsiz ürünlerde kullanılan maddeler insan sağlığını olumsuz etkileyebilir. Olağan dışı düşük fiyat tek başına ürünün sahte olduğunu kanıtlamaz, fakat tüketicilerin bu tür ürünlere temkinli yaklaşması gerekir. Uçucu yağlar ışığa duyarlı olduğundan genellikle koyu renkli cam şişelerde muhafaza edilir. Ambalajı açılmış, korumasız ya da şeffaf plastik şişelerde sunulan ve kaynağı belirsiz ürünler yerine güvenilir satış kanalları tercih edilmeli. Ürün satın alındıktan sonra saklama ve kullanım talimatlarına uyulmalı; ağızdan kullanıma uygun şekilde hazırlanmamış uçucu yağlar içilmemeli ve cilde doğrudan uygulanmamalı” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Talya Bitkisel'den 6 Milyon Dolarlık Yeni Fabrika Yatırımı Haber

Talya Bitkisel'den 6 Milyon Dolarlık Yeni Fabrika Yatırımı

Aromatik bitkiler, uçucu yağlar, takviye edici gıdalar ve fitoterapi temelli ürün gruplarında faaliyet gösteren marka; Türkiye’den doğan üretim modelini küresel ölçekte büyütmeye devam ediyor. Antalya’da 23 yıl önce faaliyetlerine başlayan Talya Bitkisel, Anadolu’nun zengin tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğini katma değerli ürünlere dönüştürerek bugün başta ABD olmak üzere geniş bir coğrafyada satış gerçekleştiriyor. Şirket, 11 yıl önce ABD’de kurduğu yapılanmayla birlikte uluslararası pazardaki operasyonlarını da güçlendirdi. ANTALYA’DAN DÜNYAYA UZANAN ÜRETİM MODELİ Antalya Döşemealtı’ndaki üretim tesislerinde faaliyet gösteren Talya Bitkisel; vitamin, mineral, aromaterapi ve kozmetik kategorilerindeki ürünlerini FDA standartlarına uygun şekilde geliştirerek küresel pazarlara sunuyor. Şirket bugün cirosunun önemli bölümünü ihracattan elde ederken, Türkiye’nin bitkisel zenginliğini yüksek katma değerli ürünlerle dünyaya taşımayı sürdürüyor. Takviye edici gıdalar ve aromaterapi ürünleri alanında yaklaşık 23 yıldır faaliyet gösteren Talya Bitkisel, 2025 yılı itibarıyla 6 milyon dolarlık fabrika yatırım sürecini hayata geçirdi. Bu önemli atılım ile birlikte Talya, 2026 yılı itibarıyla gıda takviyeleri alanındaki aylık üretim kapasitesini 1 milyon adetten 10 milyon adede çıkarmayı hedefliyor. Toplam 10 bin metrekarelik alana kurulan üretim tesisinde planlanan yeni üretim hatlarıyla birlikte, şirketin üretim altyapısında kapsamlı bir dönüşüm hayata geçiriliyor. HEDEF 40 ÜLKEDEN ÇOK DAHA FAZLASI Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş: “Türkiye sahip olduğu tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğiyle bu alanda dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahip. Biz de bu potansiyeli yüksek katma değerli ürünlere dönüştürerek yalnızca üretim yapan değil, global ölçekte marka ihraç eden bir yapı oluşturduk. Bugün 40 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz; ancak hedefimiz bu başarıyı çok daha geniş pazarlara taşımak ve Türkiye’yi fitoterapi ile bitkisel ürünler alanında küresel bir üretim merkezi haline getirmek” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bitki Çayları Doğru Tüketilmediğinde Faydadan Çok Zarar Verebilir! Haber

Bitki Çayları Doğru Tüketilmediğinde Faydadan Çok Zarar Verebilir!

Bu dönemde bitki çaylarının hem iç ısıtan hem de destekleyici bir seçenek olarak daha sık tercih edildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Ancak her doğal üründe olduğu gibi bitki çayları da doğru seçildiğinde, ölçülü tüketildiğinde ve bireyin sağlık durumuyla uyumlu olduğunda fayda sağlıyor, bilinçli tüketim bu aromatik desteği güvenli ve sürdürülebilir bir günlük rutine dönüştürüyor” dedi. Bitki çaylarında hem içeriğin ne olduğu hem de kimin tarafından, nasıl tüketildiğinin büyük önem taşıdığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “10 dakikadan fazla kaynatılan bazı bitkilerde etkin bileşenler bozulabilir ya da acı bileşikler suya geçebilir. Doğru yöntem, kaynar suyun üzerine bitkinin eklenmesi ve 5–8 dakika demlenmesidir. Ayrıca bitki çayları bazı ilaçlarla etkileşime girebilir; zencefil ve sarı kantaron kan sulandırıcılarla risk oluşturabilir, ekinezya bazı ilaçların düzeylerini etkileyebilir, adaçayı ise tansiyon ve hormon metabolizması üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle hamileler, emziren anneler, kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullanan kişilerin bitki çayı tüketmeden önce mutlaka bir uzmana danışması gerekir” dedi. Bitki çayları hastalıklara karşı tek başına mücadele edemez Bitki çaylarının; bitkilerin yaprak, çiçek, kabuk veya köklerinin sıcak suda bekletilmesiyle hazırlanan fonksiyonel içecekler olduğunu belirten Eren, “Kış aylarında bağışıklığını desteklemek isteyenler için bitki çayları yardımcı bir araç olabilir. Özellikle ıhlamur, kuşburnu, zencefil–limon kombinasyonu ve rezene gibi antioksidan ve uçucu yağlar açısından zengin bitkilerin, sıvı alımını destekleyerek genel iyilik hâlini artırır. Ancak bir yandan da bitki çaylarının sadece birer destek kuvvet olduğu ve hastalıklara karşı hiçbir zaman tek başına koruyucu olamayacakları bilinmeli. Bağışıklık sisteminin en güçlü destekçileri düzenli uyku, yeterli protein alımı, probiyotiklerden zengin beslenme, hareket ve stres yönetimidir” şeklinde konuştu. Zencefil bulantıya iyi geliyor Kış aylarında en sık tercih edilen bitki çayları arasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu, papatya, zencefil, ekinezya ve zerdeçalın yer aldığını belirten Eren, “Bu çayların her biri farklı fitokimyasallar içerir ve bu çeşitlilik vücutta farklı süreçleri destekleyebilir. Örneğin kuşburnu yüksek C vitamini ve polifenol içeriğiyle antioksidan kapasiteye katkı sağlarken, zencefil bulantıyı azaltıcı ve hafif antiinflamatuvar etkileriyle bilinir. Adaçayındaki uçucu yağlar boğaz rahatlığını destekleyebilir, papatya ise uyku kalitesine katkı sağlayabildiğini gösteren çalışmalarla öne çıkar. Ekinezya hakkında farklı görüşler bulunsa da bazı araştırmalarda bağışıklık sistemi üzerinde destekleyici etkiler sağladığı bildirilmiştir. Bu nedenle bitki çayları ‘mucize’ olarak görülmeden, dengeli ve bilinçli tüketilmeli” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.