Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ulusal Güvenlik

Kapsül Haber Ajansı - Ulusal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ulusal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MİA Teknoloji-Lider Sistem Birleşmesine SPK’dan Onay Çıktı Haber

MİA Teknoloji-Lider Sistem Birleşmesine SPK’dan Onay Çıktı

Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamaya göre birleşme kapsamında şirket sermayesi yaklaşık 492,5 milyon TL artırılarak 986,5 milyon TL'ye çıkarıldı. Lider Sistem Teknolojileri ortaklarına tahsis edilmek üzere yaklaşık 492,5 milyon adet MİA Teknoloji payı ihraç edilirken, uzman kuruluş raporunda belirlenen değişim oranı doğrultusunda her 1 TL nominal değerli Lider Sistem Teknolojileri payı karşılığında 2,9316 TL nominal değerinde MİA Teknoloji payı verildi. Birleşmeyle ortaya çıkan yapı, iki şirketin toplamından fazlasıdır. İki şirketin mühendislik, Ar-Ge ve saha entegrasyonu kapasiteleri tek yapıda konsolide olmuş; birleşik yapının aktif büyüklüğü yaklaşık 11 milyar TL'ye, öz sermayesi ise yaklaşık 8,2 milyar TL'ye ulaşacaktır. Yeni yapı, bilişim ve teknoloji sektöründe borsada işlem gören 39 şirket arasında öz kaynak büyüklüğünde ilk 3, aktif büyüklükte ilk 10 sırada yer alacaktır. Ortak vizyonla güçlenen yapı Birleşme, tek taraflı bir devralma değil, karşılıklı tercihe dayalı stratejik bir güç birliği olarak yapılandırıldı. Sermaye artışının tamamının Lider Sistem ortaklarına tahsis edilmesi ve Lider Sistem'in bağımsız halka arz seçeneğini bilinçli olarak bırakıp birleşik yapıda pay sahibi olmayı tercih etmesi, bu işlemin iki eşit gücün ortak geleceğe dair kararlı olduğunu gösteriyor. Bu yapı sayesinde MİA Teknoloji'nin Ar-Ge, yazılım geliştirme, proje yönetimi ve uluslararası proje deneyimi ile Lider Sistem'in kritik tesis yönetimi, yapay zekâ destekli güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma ve sahada kanıtlanmış uygulama uzmanlığıyla tek çatı altında bir araya geliyor. Yeni yapının yalnızca ölçek büyümesi değil, daha geniş bir etki alanı ve güçlü bir gelecek vizyonu sunduğuna işaret eden Lider Sistem Yönetim Kurulu Başkanı Burak Görmez, şunları söyledi: “13 yıl önce Lider Sistem’i kurarak attığımız adımın bugün bu ölçekte bir yapının kurucu ortağı olmakla sonuçlanması gurur verici. Lider Sistem’in saha mühendisliği birikimi, bundan sonra çok daha büyük bir çatının parçası olarak değer üretmeye devam edecek.” Savunma teknolojilerinde daha güçlü mühendislik ekosistemi MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Beltekin, birleşmenin yalnızca iki şirketin birleşmesi olmadığını, Türkiye'nin savunma ve güvenlik teknolojilerindeki mühendislik kapasitesini güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin teknoloji yolculuğunda yeni bir eşiği geride bıraktık. MİA Teknoloji ile Lider Sistem'in birleşmesi, yalnızca iki kurumun organizasyonel birleşimi değil; Türkiye'nin savunma teknolojileri, kritik kamu projeleri ve ileri mühendislik kapasitesini tek bir vizyon altında buluşturma kararlılığının somut göstergesidir. Bugün, iki mühendislik kültürünün resmen tek çatı altında birleştiği gündür. Ar-Ge gücümüzü, mühendislik yetkinliklerimizi ve saha deneyimimizi konsolide ederek, küresel ölçekte rekabet edebilecek bir Türk teknoloji markası için sağlam bir temel kurduk. Bu birleşme bir varış değil, çok daha büyük bir yolculuğun başlangıcıdır.” diye konuştu. Mevcut Yetkinliklerden Konsolide Mühendislik Gücüne Birleşik yapı, MİA Teknoloji’nin mevcut sistem entegrasyonu, yazılım geliştirme, proje yönetimi ve uluslararası mühendislik deneyimini Lider Sistem’in kritik tesis yönetimi, yapay zekâ destekli güvenlik sistemleri, biyometrik tanıma ve saha uygulamalarındaki uzmanlığıyla daha konsolide bir mühendislik çatısı altında buluşturuyor. Böylece hâlihazırda var olan bütünleşik sistem mimarisi, daha geniş bir yetkinlik havuzu, daha güçlü saha kabiliyeti ve uçtan uca çözüm geliştirme kapasitesiyle ileri bir aşamaya taşınıyor. Birleşmenin mevcut mühendislik yaklaşımını daha geniş ve konsolide bir yetkinlik yapısına taşıdığına dikkat çeken MİA Teknoloji Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili İhsan Ünal, yeni dönemi şu sözlerle değerlendirdi: “Geleceğin rekabeti ürünler arasında değil, ekosistemler arasında yaşanacak. Sensörden veriyi toplayan, onu anlamlandıran ve sahada aksiyona dönüştüren bütünleşik yapıyı ‘Sistem Orkestrasyon Mühendisliği’ olarak tanımlıyoruz. Birleşik yapımız; yapay zekâ, siber güvenlik, biyometrik doğrulama ve kritik altyapı alanlarındaki uzman mühendislik ekiplerini aynı çatı altında buluşturuyor.” Yeni dönemin odak alanları Birleşik yapı, önümüzdeki dönemde üç somut sütuna odaklanacak. Birinci sütun, ulusal güvenlik ihtiyaçlarına yönelik yerli ve bütünleşik izleme sistemlerinin geliştirilmesini kapsıyor. Kritik kamu tesisleri, savunma altyapıları, enerji tesisleri, ulaşım ağları ve stratejik yerleşkeler için geliştirilecek yeni nesil çözümler; görüntü yönetimi, çevre güvenliği, sensör entegrasyonu, video analitiği ve olay yönetimini tek bir mimari altında birleştirecek. Böylece yalnızca sahadan veri toplayan değil; veriyi gerçek zamanlı olarak analiz eden, tehditleri önceliklendiren ve karar süreçlerini destekleyen milli güvenlik teknolojileri üretilecek. İkinci sütun, kritik altyapıların merkezi ve bütünleşik biçimde yönetilmesini sağlayan sistem orkestrasyonu kabiliyetleri derinleştirilecek. Farklı marka, platform, sensör ve yazılımların ortak bir karar katmanında buluşturulmasıyla; kurumlara ölçeklenebilir, siber güvenli ve operasyonel sürekliliği yüksek güvenlik mimarileri sunulacak. Üçüncü sütun ise ihracat odaklı büyümeyi esas alıyor. NATO projeleri ve geliştirme aşamasındaki yüksek katma değerli uluslararası iş birlikleri, gelir karmasını teknoloji yoğun ve küresel pazarlara yönelik bir yapıya taşımakta; yurt dışı gelir payı kademeli olarak artırılmaktadır. Bu büyümenin öne çıkan eksenlerinden biri, raylı sistemler ve demiryolu lojistiğidir. Bölgesel yeniden yapılanmanın ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türki Cumhuriyetler ve Körfez coğrafyasında artan lojistik ihtiyacı; demiryollarını yalnızca bir ulaşım altyapısı olmaktan çıkararak kritik bir güvenlik ve karar altyapısı hâline getirmektedir. Avrupa’yı Çin’e, Körfez’i ve Orta Doğu’yu batı pazarlarına bağlayan yeni raylı koridorlar; enerji, ticaret ve savunma lojistiğinin aynı hat üzerinde buluştuğu stratejik omurgalara dönüşmektedir. MİA Teknoloji, birleşik yapısının kritik tesis güvenliği, sistem entegrasyonu, akıllı izleme ve karar destek mimarisi kabiliyetlerini bu koridorlara taşıyarak raylı sistemler ve demiryolu altyapılarında kapsamlı iş birlikleri geliştirmektedir. MİA Teknoloji Hakkında MİA Teknoloji A.Ş. (Borsa İstanbul: MIATK); kimliklendirme ve yetkilendirme sistemlerinden savunma teknolojilerine, sağlık bilişiminden akıllı ulaşım ve kritik tesis çözümlerine kadar çok dikeyli bir mühendislik ekosistemini “Sistem Orkestrasyon Mühendisliği” yaklaşımıyla tek bir bütün hâlinde yöneten, Ankara merkezli bir teknoloji şirketidir. Londra, New York ve Rabat'taki uluslararası varlığıyla NATO nitelikli Türk mühendisliğini küresel ölçeğe taşımakta; NATO Tesis Güvenlik Belgesi ve kapsamlı sertifikasyon yapısıyla savunma ve kritik altyapı projelerinde ön yeterlilik kabiliyetine sahiptir. Lider Sistem Teknolojileri Hakkında Lider Sistem Teknolojileri A.Ş.; kritik tesis yönetim sistemleri, yapay zekâ ve biyometrik tanıma, güvenlik ve acil durum müdahale sistemleri, robotik teknolojiler ve yapay zekâ destekli sistemler alanlarında mühendislik çözümleri geliştiren bir teknoloji şirketi olup kamu ve özel sektörün en kritik tesislerinde 100'den fazla referans projeye imza atmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin DOA Sistemi ABD ve Batılı Ülkelere Örnek Gösterildi Haber

Türkiye’nin DOA Sistemi ABD ve Batılı Ülkelere Örnek Gösterildi

Dünyanın önde gelen ekonomi ve iş dünyası yayınlarından Forbes, Türkiye’nin Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi’nin kritik hammadde tedariğinin güçlendirilmesi ve geri dönüşümün ekonomik altyapıya dönüştürülmesi gibi avantajlarını öne çıkararak dünyaya örnek gösterdi. Wesley Alexander Hill imzasıyla 13 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan “American Defense Should Champion Recycling To Compete With China” başlıklı analizde geri dönüşümün yalnızca çevresel bir mesele olmadığı, sanayi üretimi, ulusal güvenlik ve kritik hammaddelere erişim açısından stratejik öneminin arttığı ele alındı. Analizde özellikle alüminyum, lityum, bakır ve kalay gibi üretim, enerji, teknoloji ve savunma sanayi açısından kritik öneme sahip malzemelerin ekonomiye yeniden kazandırılmasının, ülkelerin hammaddede dışa bağımlılığını ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlığı azaltabileceği vurgulandı. Türkiye Modeli “En Uygulanabilir Ulusal Sistem” Olarak Gösterildi Forbes’un analizinde birçok ABD eyaletinde ve Avrupa ülkesinde depozito iade sistemlerinin uygulandığı hatırlatılırken, Türkiye’nin geliştirdiği DOA Sistemi ulusal ölçekte uygulanabilecek en güçlü örneklerden biri olarak değerlendirildi. Haberde Türkiye’de uygulanan modelin en önemli avantajlarından birinin kamu finansmanı yerine özel sermayeye ve genişletilmiş üretici sorumluluğuna dayanması olduğuna yer verilirken, bu yaklaşımın DOA Sistemi’ni vergi mükelleflerine ilave yük getirmeden hayata geçirilmesini mümkün kıldığı belirtildi. Analizde, DOA’nın güçlü dijital altyapısını oluşturan barkodlar, uçtan uca takip sistemi, Depozito İade Makineleri ve vatandaşların iadelerini mobil cüzdanlarına alabilmesini sağlayan teknoloji de sistemin öne çıkan unsurları olarak yer aldı. Kurgulanan altyapının vatandaşların sisteme katılımını kolaylaştırdığı, toplama verimliliğini artırdığı ve kullanılmış içecek ambalajlarının çöp veya atık olarak değil, ülke ekonomisinde tutulması gereken değerli endüstriyel girdiler olarak değerlendirilmesini sağladığı ifade edildi. ABD’ye “Türkiye Modeli Depozito Sistemi” Önerisi Analizde Türkiye’de uygulanan sistemin yalnızca çevresel bir proje değil, yerli tedarik zincirlerini güçlendiren modern bir sanayi altyapısı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. ABD’nin geri dönüşüm ve kritik hammadde politikalarını güçlendirmesi için “Türkiye modeli bir depozito iade sistemi” kurabileceği belirtilirken, mevcut perakende noktaları, belediye tesisleri ve farklı kurumların modern dijital takip teknolojileriyle entegre edilebileceği aktarıldı. Analizin sonuç bölümünde Türkiye’nin DOA modeli, Batılı ülkelerin kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabileceği bir yol haritası olarak tanımlandı. Ayrıca Türkiye’nin yaptığına benzer modern bir depozito iade sisteminin kısa sürede kurulabileceği, özel kaynaklarla finanse edilebileceği ve yalnızca çevresel bir uygulama olarak görülmenin ötesine geçerek sanayi altyapısının bir parçasına dönüştürülebileceği ifade edildi. Türkiye’deki Yerli Teknoloji Üreticileri İçin Önemli Bir Fırsat Forbes’un haberinde görüşlerine yer verilen Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, DOA Sistemi’nin Türkiye’nin yerli teknoloji sektörü açısından da önemli bir araç olduğunu belirtti. Türkiye’nin tek bir ekipman tedarikçisine bağımlı bir yapı yerine rekabete açık bir model benimsediğini ifade eden Öztürk, son iki yılda farklı Türk üreticilerin gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak yerli Depozito İade Makineleri üretmeye başladığını aktardı. Yerli üreticilerin ihracat pazarlarını da hedeflediğini belirten Öztürk, bu gelişmenin geri dönüşüm teknolojileri alanında tamamen yeni bir sanayi ekosisteminin oluşmasına yol açacağını ifade etti. Öztürk, değerli hammaddelerin Türkiye ekonomisi içerisinde tutulması sayesinde DOA Sistemi’nin cari açığın düşürülmesine katkıda bulunacağını, sistemin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle yılda yaklaşık 1 milyar dolar katkı sağlamasının beklendiğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allison Transmission, BAE Systems Hägglunds’un CV90 MkIV araçları için 4040 MX™ Şanzımanlarını Tedarik Edecek Haber

Allison Transmission, BAE Systems Hägglunds’un CV90 MkIV araçları için 4040 MX™ Şanzımanlarını Tedarik Edecek

Yüksek performanslı mobilite ve iş çözümlerinde küresel bir lider olan Allison Transmission Holdings, Inc. (NYSE: ALSN), BAE Systems Hägglunds ile CV90 MkIV piyade muharebe araçları için 4040 MX™ şanzımanlarını tedarik etmek üzere bir sözleşme imzaladı. Paris’te düzenlenen Eurosatory Savunma Fuarı’nda resmileştirilen 250 milyon dolarlık anlaşma, ayrıca 50 milyon dolar değerinde ek ünite opsiyonunu da içeriyor. Bu anlaşma, Allison Transmission tarihindeki tek seferde alınan en büyük paletli savunma programı sözleşmesi olarak ön plana çıkıyor. CV90 MkIV programı, Allison’ın 4040 MX şanzımanının ilk seri üretim platformu olacak. Üretim teslimatlarının 2028 yılında başlaması planlanıyor. Kendini kanıtlamış 3040 MX modelinin geliştirilmiş bir versiyonu olarak tasarlanan yeni 4040 MX çapraz tahrikli şanzıman, daha yüksek güç kapasitesi ve güncellenmiş elektronik kontrol sistemleri sunarken, mevcut 3040 MX ile aynı boyutlara sahip bulunuyor. Bu sayede aracın Scania motoruyla entegrasyonu kolaylıkla sağlanıyor. Allison, yeni çözümün göreve uygunluğunu doğrulamak amacıyla BAE Systems Hägglunds ile iki yıl boyunca kapsamlı entegrasyon testleri gerçekleştirdi. BAE Systems Hägglunds Başkanı Tommy Gustafsson-Rask, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu; “Allison’ın 4040 MX çapraz tahrikli şanzımanının CV90 MkIV’e entegrasyonu ve tercih edilmesi, artırılmış hareket kabiliyeti ve performans sunma yolunda kritik bir dönüm noktasıdır. Bu sözleşme, silahlı kuvvetlerin değişen operasyonel gereksinimlerini karşılayan dayanıklı çözümler sunma konusundaki karşılıklı kararlılığımızı gösteriyor.” Allison Transmission Savunma Programları Başkan Yardımcısı Dana Pittard ise açıklamasında şu şekilde belirtti; “Bu tarihi anlaşma, Allison’ın tahrik çözümlerinin en zorlu ortamlar ve görevlerde kanıtlanmış güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyuyor. BAE Systems Hägglunds ile iş birliği içinde, yalnızca modern muharebe araçlarının zorlu gereksinimlerini karşılayan bir tahrik sistemi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda dünya genelindeki ulusal güvenlik girişimlerini desteklemeye yönelik ortak hazırlığımızı da gösteriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Savaşların Yeni Cephesi Elektrik ve Su Altyapıları Haber

Savaşların Yeni Cephesi Elektrik ve Su Altyapıları

Günümüzde savaşlar yalnızca sahada değil, dijital sistemler üzerinden de yürütülüyor. Elektrik şebekeleri, su dağıtım sistemleri, enerji santralleri, ulaşım ağları ve telekomünikasyon altyapıları artık siber saldırıların öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. YEO Teknoloji iştiraki olan ve kritik altyapı güvenliği alanında çözümler sunan CBERNET’in Genel Müdürü Gökay Türksönmez, kritik altyapıların korunmasının artık yalnızca bir BT güvenliği meselesi olmadığını vurguluyor. Türksönmez, elektrik üretimi, su dağıtımı ve endüstriyel üretim süreçleri bugün büyük ölçüde endüstriyel kontrol sistemleri (ICS), SCADA ve OT ağları üzerinden yönetildiğini belirterek, “Bu sistemler operasyonel süreçleri doğrudan kontrol ettiği için gerçekleştirilecek bir siber saldırı yalnızca veri kaybına değil, fiziksel süreçlerin kesintiye uğramasına da yol açabiliyor” diyor. Türksönmez’e göre kritik altyapılara yönelik saldırılar artık teorik bir risk olmaktan çıktı. Dünya genelinde enerji şebekelerini, petrol ve gaz tesislerini veya su arıtma sistemlerini hedef alan çok sayıda saldırı yaşanıyor. Bu saldırılar elektrik kesintileri, üretim duruşları veya fiziksel ekipman hasarı gibi sonuçlar doğurabiliyor. Enerji ve endüstriyel sistemler en kritik hedefler Kritik altyapıların büyük bölümü operasyonel teknoloji (OT) ortamlarında çalışıyor. Bu sistemler genellikle uzun yıllar boyunca kesintisiz çalışacak şekilde tasarlandığı için klasik BT güvenliği yaklaşımları çoğu zaman yeterli olmuyor. Türksönmez bu noktaya dikkat çekerek şunları söylüyor: “Bir elektrik santraline, su arıtma tesisine veya enerji iletim altyapısına yönelik siber saldırı yalnızca veri ihlali anlamına gelmez. Bu tür saldırılar operasyonların durmasına, üretimin kesilmesine ve hatta fiziksel hasara yol açabilir. Bu nedenle kritik altyapı güvenliği artık ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.” Siber güvenlikten siber dayanıklılığa Artan tehdit ortamı, kritik altyapılarda yalnızca saldırıları önlemeye odaklanan klasik güvenlik yaklaşımının yeterli olmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre kurumların artık siber dayanıklılık (cyber resilience) yaklaşımını benimsemesi gerekiyor. Bu yaklaşım; saldırıları önlemeyierken tespit etmeyioperasyonların kesintiye uğramasını engellemeyisaldırı sonrasında hızlı toparlanmayı birlikte ele alıyor. Kritik altyapıların güvenliğinde IEC 62443, NIST SP 800-82 ve ISO 27001 gibi uluslararası standartlar da giderek daha fazla önem kazanıyor. CBERNET kritik altyapıların güvenliğini güçlendiriyor CBERNET, kritik altyapıların siber güvenliği alanında enerji, üretim, petrol ve gaz ile su ve atık su yönetimi gibi sektörlerde faaliyet gösteriyor. Şirket; endüstriyel kontrol sistemlerinin güvenliği, risk analizi, güvenlik mimarisi tasarımı, test hizmetleri ve eğitim çalışmalarıyla kurumların siber dayanıklılığını artırmayı hedefliyor. Türksönmez, “YEO Teknoloji ekosistemi içinde CBERNET olarak kritik altyapı güvenliğini yalnızca bir teknoloji meselesi olarak değil, iş sürekliliği ve ulusal güvenlik perspektifiyle ele alıyoruz. Enerji santrallerinden endüstriyel üretim tesislerine kadar birçok kritik sistemin siber güvenliğini sağlamak için Türkiye’de ve farklı ülkelerde projeler yürütüyoruz. Dijitalleşen altyapıların güvenliğini en baştan tasarlamak artık projelerin ayrılmaz bir parçası haline geldi” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara’dan Avrupa’ya  ‘Dijital İpekyolu’ Haber

Ankara’dan Avrupa’ya ‘Dijital İpekyolu’

Yapay zeka ve ulusal güvenlik stratejilerinin şekillendirdiği bu yeni dönemde; NATO uyumlu altyapısı ve tamamladığı yeni yatırım turuyla güçlenen DT Cloud, 2026 yılında Ankara’dan Avrupa’ya uzanacak ‘Dijital İpekyolu’ vizyonunu hayata geçirmeye hazırlanıyor. Gartner verilerine göre küresel ekonomideki ağırlığı 800 milyar dolara yaklaşan ve Goldman Sachs’ın 2030’a kadar 2 trilyon dolar hacme ulaşmasını öngördüğü bulut dünyası, teknik bir altyapı olmanın ilerisinde bir konuma yerleşerek dijital egemenliğin ve ulusal güvenliğin yeni kalesine dönüştü. Bu devasa ekosistemde; verinin nerede saklandığına odaklanan kısıtlı yaklaşımlar, yerini operasyonel ve teknolojik kontrolün tam egemenliğine bıraktı. Stratejik Yatırımlar ve NATO Standartlarında Büyüme Siber güvenliğin doğrudan bir ulusal egemenlik meselesi olarak tescillendiği 2025 yılı, tüm dünyada stratejik bir dönüşümü tetikledi. NATO’nun Lahey’deki Liderler Zirvesi’nde alınan siber savunma kararları ve Türkiye’deki 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu; regülasyon uyumlu, yüksek güvenlikli ve tam egemen bulut mimarilerini stratejik bir zorunluluk haline getirdi. Avrupa Birliği’nin egemen bulutu verinin yerelliğinin ötesinde uçtan uca teknolojik kontrol düzlemiyle tanımlaması ise dönüşümün çerçevesini netleştirdi. 2025 yılını regülasyon ve savunma sanayisi odaklı bir ‘scale-up’ yılı olarak tamamlayan DT Cloud, stratejik sermaye yapısını güçlendirdi. SSTEK liderliğinde; Türkiye Kalkınma Fonu Yenilikçi ve İleri Teknolojiler Katılım GSYF ile Polat Ventures GSYF’nin katıldığı tur ile aldığı toplam yatırımı iki katına çıkaran şirket, üretim kapasitesini tamamen NATO standartlarına taşıdı. Kasım 2025’te Brüksel’deki NATO 3. Bulut Kongresi’ne referans mimari katkısı sunan DT Cloud, mühendis kadrosunu bir yılda 40’tan 80’in üzerine çıkarırken, toplam ekip büyüklüğünü de 100 kişinin üzerine yükseltti. Savunma Sanayisinden Enerji ve Finans Sistemlerine Operasyonel Yetkinlik DT Cloud, beş yılı aşkın tecrübesiyle yapay zeka ve sınır (edge) bilişim odaklı yeniliklerle olgunlaştırdığı güvenli bulut platformunu; savunma sanayisinden enerji dağıtımına, üretimden finansal sistemlere kadar en kritik alanlarda aktif operasyonlarına dahil etti. 2025 yılında tekrar eden gelirlerini iki kat artıran şirket, bulut teknolojileri AR-GE proje gelirlerinde de iki katın üzerinde büyüme yakaladı. Bu süreçte gelir modelini tamamen bulut servisleri odağına taşıyan DT Cloud; büyük veri, güvenli yapay zeka ajan orkestrasyonu ve çoklu ajan mimarileri üzerine yürüttüğü AR-GE çalışmalarıyla fikri hak birikimini güçlendirdi. Goldman Sachs’ın 2030 yılında bulut yatırımlarının %15'ini oluşturacağını öngördüğü yapay zeka odaklı büyüme trendine paralel olarak; DT Cloud yapay zeka ve sınır bilişim odaklı bulut platformlarını enerji ve savunma sektörlerinde ölçeklenebilir hale getirdi. Ankara’dan Avrupa’ya ‘Dijital İpekyolu’ 2026 yılında bulut sektörü; merkezi yapılardan uzaklaşarak dağıtık, enerji verimli ve egemen mimarilere evriliyor. DT Cloud, Ankara’dan başlayıp Avrupa’ya uzanan ‘Dijital İpekyolu’ vizyonu kapsamında; kervansaray modeliyle konumlanan AI-native bulut kümelerini çeşitli ülkelerde devreye almaya hazırlanıyor. 2026 yılı içerisinde Orta ve Doğu Avrupa (CEE) bölgesinde üç farklı noktada altyapısını hayata geçirmeye hazırlanan DT Cloud, Avrupa Birliği pazarına yönelik dual-use bulut servisleriyle küresel ölçekte bir teknoloji şirketi olma yolunda ilerliyor. DT Cloud Kurucu CEO’su Tolga Dinçer, 2026 yılına dair öngörülerini şu sözlerle paylaştı: “Bulut ve yapay zeka altyapıları, ülkeler için artık stratejik birer savunma ve güvenlik varlığına dönüşüyor. Enerjinin, bilgi işlemin ve kontrol düzlemlerinin yakınsandığı bir döneme geçiyoruz. Kontrol düzlemi, orkestrasyon ve operasyonel egemenlik rekabetin ana eksenini oluşturuyor. DT Cloud olarak bu dönüşümde AI-native ve NATO uyumlu platformlarımızı ölçeklendirerek uluslararası alanda bağımsız dijital altyapılar sunmaya devam ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TERA Holding ve Barikat, Çözüm Ortaklarıyla Siber Güvenlik Sektörünün 2026 Vizyonu için Bir Araya Geldi Haber

TERA Holding ve Barikat, Çözüm Ortaklarıyla Siber Güvenlik Sektörünün 2026 Vizyonu için Bir Araya Geldi

Partner Summit 2026 kapsamında, siber güvenliğin yalnızca teknolojik bir uzmanlık alanı olmadığı; aynı zamanda ulusal güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve dijital egemenlik açısından stratejik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Etkinlikte Barikat, stratejik önceliklerini ve pazara bakışını net biçimde ortaya koyarken; çözüm ortakları bu stratejinin sahadaki karşılığını birlikte değerlendirdi. Pazarın nasıl büyütüleceğine ilişkin açılımlar ortak akıl çerçevesinde ele alındı ve belirlenen yön, ekosistemle birlikte teyit edildi. Barikat’ın liderliğinde şekillenen bu çerçeve, çözüm ortaklarıyla birlikte operasyonel karşılığı olan bir yol haritasına dönüştürüldü. TERA Holding’in siber güvenliği stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdığı, Barikat Siber Güvenlik’in ise holding bünyesinde inşa edilmesi planlanan sürdürülebilir ve ölçeklenebilir siber güvenlik ekosisteminin merkezi olduğu ifade edildi. Sektörün önde gelen global ve yerli firmaların bir araya geldiği etkinlik, Türkiye siber güvenlik pazarının mevcut durumu ve geleceği üzerine ortak akıl çerçevesinde değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir platform oldu. PaloAltoNetworks, F5, Cloudflare, Tenable, Imperva, Vectra, Delinea, Splunk, IBM, CyberArk, Trend Micro, Chainalysis gibi global oyuncular ile Bilge SGT, Solus, Binalyze, Brandefense, Picus, Forestall, DECE ve FileOrbis gibi yerli firmaların katılımıyla gerçekleşen buluşmada, siber güvenliğin yalnızca sektörel bir alan değil; ulusal güvenlik ve dijital egemenlik açısından kritik bir öncelik olduğu yönünde güçlü bir ortak duruş ortaya koydu Siber Güvenliği, Ulusal Güvenlik Perspektifiyle Ele Alıyoruz TERA Holding Genel Müdürü Cebrail Taşkın, etkinlikte yaptığı değerlendirmede holdingin siber güvenlik sektörüne bakış açısını şu sözlerle aktardı: “Siber güvenliği yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyoruz. Bu çerçevede Barikat Siber Güvenlik’i uzun vadeli, stratejik ve yüksek potansiyele sahip bir yatırım olarak güçlü biçimde sahipleniyor, tüm finansal gücümüzle arkasında duruyoruz. Barikat, TERA çatısı altında kurmayı hedeflediğimiz siber güvenlik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. Stratejik iş birlikleri ve şirket satın almalarıyla bu ekosistemi kararlılıkla büyüteceğiz” dedi. Yeni Dönemin Odağında MSOC, Kritik Altyapı ve Bulut Güvenliği Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik ise şirketin 2026 ve sonrasına ilişkin teknoloji ve ürün vizyonunu katılımcılarla paylaştı. MSOC hizmetlerinin siber güvenlik operasyonlarının merkezinde konumlandırdıklarını, yıllardır yatırım yaptıkları ve sayesinde bu alanda Türkiye’nin önde gelen MSSP şirketi olduklarını kaydeden Çelik, önümüzdeki dönemde odaklanılacak yeni alanlara da dikkat çekti. Çelik: “2026 itibarıyla bulut güvenliği, kritik altyapıların korunması ve kripto varlık saklama kuruluşlarının güvenliği ve en çok odaklanacağımız yeni dikeyler arasında yer alacak” dedi. Pazarı Dönüştürmeyi Hedefleyen Ortak Yol Haritası Etkinlikte, Barikat Siber Güvenlik’in güçlü çözüm ortağı ekosisteminin, yüksek teknik yetkinlikleri ve sektörel deneyimi sayesinde son üç yılda %60’ın üzerinde büyüme kaydettiği paylaşıldı. 2026 yılının ise stratejik yatırımlar ve yeni iş birlikleriyle bu ivmenin daha da artacağı bir atılım yılı olmasının hedeflendiği belirtildi. Barikat’ın, pazarı yalnızca büyütmekle yetinmeyen; dönüştürmeyi hedefleyen vizyoner yaklaşımı doğrultusunda, çözüm ortaklarıyla birlikte pazar potansiyelinin daha etkin biçimde hayata geçirilmesine yönelik ortak bir yol haritası üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Güvenliğin Merkezinde İnsan ve Farkındalık Partner Summit 2026 etkinliğinde öne çıkan başlıklardan biri de müşterilerin uçtan uca siber güvenlik ihtiyaçlarına yönelik farkındalığın artırılması oldu. Türkiye pazarının büyüme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilen buluşmada, mevcut ihtiyacın henüz tam anlamıyla karşılanamadığı vurgulanarak; olası güvenlik zafiyetlerinin yaratabileceği risklere karşı müşteri farkındalığının artırılması bu doğrultuda iletişim ve bilgilendirme çalışmalarının çözüm ortaklarıyla iş birliği içinde yürütülmesinin kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Etkinlikte diğer öne çıkan konu ise siber güvenlikte sürdürülebilir başarının temelinde nitelikli insan kaynağının yer aldığına dikkat çekildi. Bu soruna çözüm olarak Barikat’ın Sakarya Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ve sektöre örnek olması arz edilen kariyer odaklı eğitim projesi, sektör liderlerinden tam not aldı. Yerli ve Milli Çözümler, Yeni Ürünler Öne Çıktı Partner Summit 2026 kapsamında, ortak akıl odağında yerli ve millî siber güvenlik çözümlerinin artırılması ve güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler ön plana çıkarken ayrıca Barikat’ın DDoS test platformu LODDOS’un 2025 yılı performans sunumu ve ürün tanıtımı gerçekleştirildi. Çözüm ortakları, LODDOS’un ilgili siber güvenlik hizmetlerinde tamamlayıcı ve güçlendirici bir bileşen olacağı yönünde görüş bildirerek ürüne yönelik olumlu geri bildirimlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk Haber

Siber Güvenlik Sektöründe Bir İlk

Siber güvenlik sektörünün öncelikli ihtiyaçlarının ve ortak vizyonunun netleştirildiği, bu vizyonu hayata geçirecek somut adımlar üzerinde birlikte karar alındığı toplantıda; yetkin insan kaynağı, yerli ürün geliştirme, siber güvenlik pazarının büyütülmesi, kârlılık ve sektörde sürdürülebilir değer yaratımı ile uluslararası açılım başlıkları ele alındı. Partner Summit 2026 kapsamında, siber güvenliğin yalnızca teknolojik bir uzmanlık alanı olmadığı; aynı zamanda ulusal güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve dijital egemenlik açısından stratejik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Etkinlikte Barikat, stratejik önceliklerini ve pazara bakışını net biçimde ortaya koyarken; çözüm ortakları bu stratejinin sahadaki karşılığını birlikte değerlendirdi. Pazarın nasıl büyütüleceğine ilişkin açılımlar ortak akıl çerçevesinde ele alındı ve belirlenen yön, ekosistemle birlikte teyit edildi. Barikat’ın liderliğinde şekillenen bu çerçeve, çözüm ortaklarıyla birlikte operasyonel karşılığı olan bir yol haritasına dönüştürüldü. TERA Holding’in siber güvenliği stratejik bir yatırım alanı olarak konumlandırdığı, Barikat Siber Güvenlik’in ise holding bünyesinde inşa edilmesi planlanan sürdürülebilir ve ölçeklenebilir siber güvenlik ekosisteminin merkezi olduğu ifade edildi. Sektörün önde gelen global ve yerli firmaların bir araya geldiği etkinlik, Türkiye siber güvenlik pazarının mevcut durumu ve geleceği üzerine ortak akıl çerçevesinde değerlendirmelerin yapıldığı önemli bir platform oldu. PaloAltoNetworks, F5, Cloudflare, Tenable, Imperva, Vectra, Delinea, Splunk, IBM, CyberArk, Trend Micro, Chainalysis gibi global oyuncular ile Bilge SGT, Solus, Binalyze, Brandefense, Picus, Forestall, DECE ve FileOrbis gibi yerli firmaların katılımıyla gerçekleşen buluşmada, siber güvenliğin yalnızca sektörel bir alan değil; ulusal güvenlik ve dijital egemenlik açısından kritik bir öncelik olduğu yönünde güçlü bir ortak duruş ortaya koydu. Siber Güvenliği, Ulusal Güvenlik Perspektifiyle Ele Alıyoruz TERA Holding Genel Müdürü Cebrail Taşkın, etkinlikte yaptığı değerlendirmede holdingin siber güvenlik sektörüne bakış açısını şu sözlerle aktardı: “Siber güvenliği yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alıyoruz. Bu çerçevede Barikat Siber Güvenlik’i uzun vadeli, stratejik ve yüksek potansiyele sahip bir yatırım olarak güçlü biçimde sahipleniyor, tüm finansal gücümüzle arkasında duruyoruz. Barikat, TERA çatısı altında kurmayı hedeflediğimiz siber güvenlik ekosisteminin merkezinde konumlanıyor. Stratejik iş birlikleri ve şirket satın almalarıyla bu ekosistemi kararlılıkla büyüteceğiz” dedi. Yeni Dönemin Odağında MSOC, Kritik Altyapı ve Bulut Güvenliği Barikat Siber Güvenlik CEO’su Ramazan Çelik ise şirketin 2026 ve sonrasına ilişkin teknoloji ve ürün vizyonunu katılımcılarla paylaştı. MSOC hizmetlerinin siber güvenlik operasyonlarının merkezinde konumlandırdıklarını, yıllardır yatırım yaptıkları ve sayesinde bu alanda Türkiye’nin önde gelen MSSP şirketi olduklarını kaydeden Çelik, önümüzdeki dönemde odaklanılacak yeni alanlara da dikkat çekti. Çelik: “2026 itibarıyla bulut güvenliği, kritik altyapıların korunması ve kripto varlık saklama kuruluşlarının güvenliği ve en çok odaklanacağımız yeni dikeyler arasında yer alacak” dedi. Pazarı Dönüştürmeyi Hedefleyen Ortak Yol Haritası Etkinlikte, Barikat Siber Güvenlik’in güçlü çözüm ortağı ekosisteminin, yüksek teknik yetkinlikleri ve sektörel deneyimi sayesinde son üç yılda %60’ın üzerinde büyüme kaydettiği paylaşıldı. 2026 yılının ise stratejik yatırımlar ve yeni iş birlikleriyle bu ivmenin daha da artacağı bir atılım yılı olmasının hedeflendiği belirtildi. Barikat’ın, pazarı yalnızca büyütmekle yetinmeyen; dönüştürmeyi hedefleyen vizyoner yaklaşımı doğrultusunda, çözüm ortaklarıyla birlikte pazar potansiyelinin daha etkin biçimde hayata geçirilmesine yönelik ortak bir yol haritası üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Güvenliğin Merkezinde İnsan ve Farkındalık Partner Summit 2026 etkinliğinde öne çıkan başlıklardan biri de müşterilerin uçtan uca siber güvenlik ihtiyaçlarına yönelik farkındalığın artırılması oldu. Türkiye pazarının büyüme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekilen buluşmada, mevcut ihtiyacın henüz tam anlamıyla karşılanamadığı vurgulanarak; olası güvenlik zafiyetlerinin yaratabileceği risklere karşı müşteri farkındalığının artırılması bu doğrultuda iletişim ve bilgilendirme çalışmalarının çözüm ortaklarıyla iş birliği içinde yürütülmesinin kritik öneme sahip olduğu ifade edildi. Etkinlikte diğer öne çıkan konu ise siber güvenlikte sürdürülebilir başarının temelinde nitelikli insan kaynağının yer aldığına dikkat çekildi. Bu soruna çözüm olarak Barikat’ın Sakarya Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ve sektöre örnek olması arz edilen kariyer odaklı eğitim projesi, sektör liderlerinden tam not aldı. Yerli ve Milli Çözümler, Yeni Ürünler Öne Çıktı Partner Summit 2026 kapsamında, ortak akıl odağında yerli ve millî siber güvenlik çözümlerinin artırılması ve güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler ön plana çıkarken ayrıca Barikat’ın DDoS test platformu LODDOS’un 2025 yılı performans sunumu ve ürün tanıtımı gerçekleştirildi. Çözüm ortakları, LODDOS’un ilgili siber güvenlik hizmetlerinde tamamlayıcı ve güçlendirici bir bileşen olacağı yönünde görüş bildirerek ürüne yönelik olumlu geri bildirimlerini paylaştı.

Allison Transmission’dan Küresel Ölçekte Güç Birliği Haber

Allison Transmission’dan Küresel Ölçekte Güç Birliği

Allison Transmission Holdings, Inc. (NYSE: ALSN, "Allison", "Şirket"), güç aktarma ve tahrik sistemleri alanında lider bir tedarikçi olan Dana Incorporated'ın Off-Highway Drive & Motion Systems iş kolunu yaklaşık 2,7 milyar dolar karşılığında satın aldığını duyurdu. Sektör lideri ürünler ve ileri teknolojilerin bir araya gelmesi, Allison'ın büyümesini hızlandırırken şirketin Dünya’nın Çalışma Şeklini Geliştiren ticari mobilite ve iş çözümleri sunan bir küresel tedarikçi olarak konumunu daha da güçlendirecek. Allison Yönetim Kurulu Başkanı, Başkanı ve CEO'su David Graziosi, konuyla ilgili olarak; "Dana Incorporated'ın Off-Highway Drive & Motion Systems iş biriminden yeni çalışma arkadaşlarımızla Allison çatısı altında bir araya gelmekten ve ekip olmaktan dolayı büyük heyecan duyuyoruz. Birlikte, pazar erişimimizi genişleten ve yüksek kaliteli, güvenilir ürünlerden oluşan daha geniş bir portföye sahibiz. Bu sayede hem organik hem de inorganik büyümeyle güçlü finansal performans sunmaya devam edecek küresel bir platform oluşturuyoruz. Yetkin ekiplerimiz, müşterilerimizin ve onların son kullanıcılarının modern endüstri dünyasını şekillendiren küresel mega trendlerden daha iyi yararlanmaları için destek olacak.” Birleşen şirketin merkezi, ABD’nin Indiana eyaleti, Indianapolis şehrinde yer alacak ve David Graziosi yönetiminde olacak. Şirket, Allison adı altında faaliyet gösterecek ve iki iş biriminden oluşacak. Allison Transmission, Başkan ve İş Birimi Lideri Fred Bohley tarafından, Allison Off-Highway Drive & Motion Systems ise Başkan ve İş Birimi Lideri Craig Price tarafından yönetilecek. Hem Bohley hem de Price, Graziosi'ye bağlı olarak görev yaparken, Bohley, Allison'ın Operasyon Direktörü rolünü de sürdürmeye devam edecek. İş birimi lider kadrosu, işin küresel niteliğini ve müşteriler ile paydaşlar için yerel bilgilerin önemini yansıtacak şekilde dünyanın dört bir yanında konumlandırılacak. Bu değişim, şirketin daha geniş bir müşteri tabanına daha fazla yerel tedarik, üretim ve hizmet sunmasını ve daha derin bir mühendislik ve teknoloji uzmanlığı havuzuna sahip olmasına olanak tanıyacak. Süreç boyunca BofA Securities finansal danışman, KPMG LLP ise işlem danışmanı olarak görev aldı. Latham & Watkins LLP ise hukuk danışmanlık hizmeti sundu. Barclays, BofA Securities, Citigroup ve JPMorgan, taahhütlü finansman sağladı. Edelman, Allison'ın stratejik iletişim danışmanı olarak görev yaptı. Allison Transmission Holdings, Inc. hakkında Allison Transmission Holdings, Inc. (NYSE: ALSN) ("Allison"), modern endüstriyel dünyanın ihtiyaçları için tasarlanmış yüksek performanslı mobilite ve iş çözümlerinde dünya lideridir. Stratejik satın almalarla güçlenen Allison, iki iş birimi ile faaliyet göstermektedir: Allison Transmission ve Allison Off-Highway Drive & Motion Systems. Merkezi ABD'nin Indiana eyaletinin Indianapolis şehrinde bulunan şirket, altyapı, madencilik, enerji, tarım, inşaat, ulaşım ve ulusal güvenlik gibi kritik alanlarda sektör lideri değer önerileri sunan çözümler üretmektedir. 110 yılı aşkın bir süredir Allison, dünyanın 150'den fazla ülkesinde temel endüstrilerin her zaman faaliyetlerini sürdürmelerini sağlayan, güvenilir bir iş ortağı olarak tanınmaktadır.

TEHOL, Türkiye’nin Önde Gelen Savunma Şirketini Satın Alıyor Haber

TEHOL, Türkiye’nin Önde Gelen Savunma Şirketini Satın Alıyor

Savunma sanayiinde, otonomi, entegrasyon ve maliyet etkinliğinin stratejik avantaj haline dönüştüğü günümüzde TEHOL, gerçekleşecek bu satın alma ile Best Grup’un Ar-Ge yetkinliklerini ve mühendislik odaklı çözümlerini yapay zekâ destekli projelerle daha ileriye taşımayı hedefliyor. Bu stratejik satın alım tamamlandığında TEHOL hem ulusal güvenlik ihtiyaçlarına hem de uluslararası pazarlardaki rekabetçi beklentilere yüksek katma değerli yanıt verecek yenilikçi çözümler sunacak. Best Grup’un Güçlü Konumu 2010 yılından bu yana savunma ve güvenlik sanayinde faaliyet gösteren Best Grup, zırhlı araçlardan silah sistemlerine, uzaktan kumandalı iş makinelerinden gizli zırhlama çözümlerine ve entegre tesis güvenlik sistemlerine kadar geniş bir ürün yelpazesiyle son kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler geliştiriyor. Best Grup, sahip olduğu Ar-Ge yetkinliği ve proje yönetimi deneyimi ile maliyet etkin ve rekabetçi çözümler sunarken, ihracat ve ortak üretim modelleriyle hem yurt içinde hem de yurt dışında güçlü bir konumda yer alıyor. Uluslararası Know-How ve Küresel Rol TEHOL’un gerçekleştirdiği bu satın alma, Best Grup’un büyümesi için gerekli olan uluslararası know-how’u sağlayarak şirketin küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu haline gelmesini sağlayacak. Bu yatırım ile TEHOL, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası savunma sanayii arenasında da belirleyici bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Yeni Büyüme Stratejisinin Parçası Best Grup’un satın alınması, TEHOL’un savunma sanayii, siber güvenlik, fintek, tarım teknolojileri ve yenilenebilir enerji yatırımlarını merkezine alan yeni büyüme stratejisinin bir parçası olarak hayata geçecek. Belirlenen stratejik sektörlerde yüksek katma değerli büyüme yaratmayı hedefleyen TEHOL, Ar-Ge yetkinliği, ürün portföyü ve ihracat potansiyeliyle savunma sanayiinde öne çıkan Best Grup’un mevcut faaliyetlerini destekleyerek sürdürülebilir büyüme ve uluslararası iş birlikleri için sağlam bir platform oluşturmayı amaçlıyor. Stratejik hedeflerle uyumlu şekilde gerçekleşen bu satın alma, TEHOL’ün sermaye gücü, stratejik yönlendirme kabiliyeti ve uluslararası iş birlikleriyle teknoloji kabiliyetleri geliştirilerek küresel savunma sanayii pazarında rekabet gücünü artıracak. Satış işleminin tamamlanması ile birlikte bu stratejik satın alma şirketin gelecekteki yatırımlarına yön verecek önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.