Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uluslararası

Kapsül Haber Ajansı - Uluslararası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Marble Talks’ta Doğal Taşın Geleceği Konuşuldu Haber

Marble Talks’ta Doğal Taşın Geleceği Konuşuldu

D Hol D-Design Arena sahnesinde gerçekleştirilen oturumlarda mimarlar, iç mimarlar, tasarımcılar ve akademisyenler, doğal taşın mimari projelerdeki kullanımına ilişkin bilgi ve deneyimlerini paylaşıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde. İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir kapsamında gerçekleştirilen Marble Talks’ın öne çıkan oturumlarından biri, dünya doğal taş sektörünün iki ana aktörü Türkiye ve İtalya’yı aynı sahnede buluşturdu. “Küresel Pazarda Doğal Taş: Yerel Güç ve Değişen Dinamikler” başlıklı oturumda, TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek ile İtalya Mermer Makineleri Üreticileri Konfederasyonu Onursal Başkanı Flavio Marabelli sektörün mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel pazarda değer, iş birliği ve rekabet vurgusu Küresel pazara ilişkin veriler paylaşarak katma değerli ürünlerin önemine dikkat çeken Flavio Marabelli, “Taş ocaktan çıkıyor ama asıl değer orada oluşmuyor. Bugün mesele ne kadar ürettiğimiz değil, o ürüne nasıl bir değer kattığımız. Bunda işlenmiş ürünler, teknoloji ve tasarım belirleyici hale gelmiş durumda” ifadelerini kullandı. Küresel ticarette yaşanan gelişmelere de değinen Flavio Marabelli, artan vergiler, ticaret engelleri ve jeopolitik gelişmelerin sektörü doğrudan etkilediğini ifade ederek özellikle ABD ve Körfez ülkeleri pazarlarında yaşanan değişimlerin ticaret akışını ve sektör içindeki ilişkileri zorlaştırdığını dile getirdi. Sektörün, ülke ayrımı olmadan birlikte hareket etmesi gerekliliğine dikkat çeken Marabelli, “Doğal taş sektörü, yapısı gereği zaten uluslararası bir üretim modeliyle ilerliyor. Aynı projede farklı ülkelerden gelen taş, teknoloji ve uygulamalar birlikte bulunabiliyor. Bu zaten birlikte üretimin kendisi. Ülkelerin birbirini rakip olarak konumlandırması doğru bir yaklaşım değil. Asıl mesele, doğal taşı taklit eden ürünlere karşı sektörün ortak hareket etmesi olmalı” diyerek doğal taşın sürdürülebilirliği, kültürel değeri ve özgünlüğünün birlikte anlatılmasının önemini vurguladı. “Sektörün geleceği açısından belirleyici” Hanifi Şimşek ise Türkiye’nin doğal taş sektöründeki konumuna değinerek, ülkemizin zengin rezervleri ve yüksek üretim kapasitesiyle küresel ölçekte güçlü bir tedarikçi olduğunu ifade etti. Şimşek, son yıllarda işlenmiş ürün ihracatını artıran sektörün yol haritasına ilişkin değerlendirmesinde, “Bu gücü artık daha yüksek katma değere dönüştürmemiz gerekiyor. Doğal taşın projelerde daha fazla yer bulması için mimarlar ve tasarımcılarla daha yakın çalışmamız gerekiyor. Ürünün değeri, tasarım sürecine ne kadar dahil olduğuyla doğrudan ilişkili. Marble İzmir’deki bu platformu da bu açıdan çok önemli buluyorum” dedi. Uluslararası iş birliklerine de değinen Şimşek, kısa süre önce kurulan Doğal Taş Stratejik İttifakı’nın (NSSA) önemine dikkat çekerek, farklı ülkelerden sektörde söz sahibi derneklerin bir araya geldiği bu yapının doğal taş sektöründe ortak hareket etme kültürünü güçlendirdiğini belirterek, bu yaklaşımın sektörün geleceği açısından belirleyici olacağını ifade etti. Doğal taşın mimarideki anlatısı Programın diğer oturumlarında ise doğal taşın mimarlık ve tasarım dünyasındaki yeri farklı başlıklar altında ele alındı. “Mimari Projelerde Doğal Taş Hikayeleri” başlıklı oturumda, İzmir Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Onur moderatörlüğünde, Yüksek Mimar Melis Varkal konuşmacı olarak yer aldı. Uğur Onur, Marble İzmir’in uluslararası ölçekte öne çıkan sayılı fuarlardan biri olduğunu belirterek bunun önemli bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Onur, “Pek çok kişi mermeri soğuk bir malzeme olarak algılıyor ancak ben onu hem sıcak hem de verdiğiniz her şeyi size yansıtan güçlü bir malzeme olarak görüyorum” dedi. Melis Varkal ise projelerindeki doğal taş kullanımına ilişkin bilgi vererek, “Projelerimizde doğal taşı kullanırken bölgesel ölçekte yakınlık, mesafe ve yerellik gibi unsurlar bizim için belirleyici oluyor. Bulunduğumuz coğrafyanın taşını kullanmayı önemsiyoruz” diye konuştu. Değişen tasarım anlayışı ve doğal taş kullanımı İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Can Özcan moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Değişen Zamanlar” oturumunda Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Despoina Zavraka, Saint Petersburg Stieglitz State Sanat ve Tasarım Akademisi’nden Prof. Dr. Ilia Palaguta, Politecnico di Milano Üniversitesi’nden Prof. Dr. Marinella Ferrara ve Varşova Güzel Sanatlar Akademisi’nden Prof. Michal Stefanowski konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, doğal taşın tarih boyunca mimarlık ve sanat üretiminde üstlendiği rol ele alınırken, taşın hafıza, anlam ve deneyim üretme kapasitesine dikkat çekildi. Günümüzde bu ilişkinin yeniden tanımlandığı belirtilirken, mimar ve tasarımcıların malzemeye yeni işlevler kazandıran, deneyim odaklı ve araştırmaya dayalı yaklaşımlar geliştirdiği vurgulandı. Doğal taşın mimarlık tarihindeki önemi anlatıldı “Tasarım Yaklaşımında Doğal Taşın Anlamı, İmkanlar ve Sınırlar” başlıklı oturumda ise Mimar Dr. Dürrin Süer moderatörlüğünde; mimarlar Burçin Demirsoy, Derya Akdurak ve Tolga Kezer konuşmacı olarak yer aldı. Dürrin Süer, doğal taşın mimarlık tarihindeki yerine dikkat çekerek, “Doğal taş, mağaralarda insanlığa mekan oluşturan kovuklardan, uygarlıkların, şehirlerin ve ülkelerin sembolü haline gelen anıtsal yapıların ana materyali olmuştur. Mekanı var eden unsur olmuştur” dedi. Oturumda, doğal taşın tasarım yaklaşımındaki yeri, sunduğu olanaklar kapsamlı şekilde ele alındı. Türk doğal taşının küresel potansiyeli “Best Use of Stone with Turkish Stones” başlıklı oturumda ise İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nden Funda Bekişoğlu moderatörlüğünde; Ege Maden İhracatçıları Birliği’nden Reyhan Sezgin, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nden Ahmet Tekin ile Mimar Burak Pekoglu ve Peyzaj Mimarı Dr. Oktan Nalbantoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, Türkiye’nin doğal taşta sahip olduğu çeşitlilik, kalite ve üretim gücüyle küresel ölçekte önemli bir konumda bulunduğu vurgulanırken, bu potansiyelin tasarım odaklı ve katma değerli projelerle daha görünür hale getirilmesi gerektiği ifade edildi. Yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi veren katılımcılar, doğal taşın uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak için mimarlar ve tasarımcılarla üretici ve ihracatçılar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin kritik rol oynadığına dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal Taşın Kalbi İzmir’de Atıyor Haber

Doğal Taşın Kalbi İzmir’de Atıyor

. Yüzden fazla ülkeden bine yakın katılımcıyı buluşturan fuarın açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Daha fazla iş birliği, daha fazla ortak akıl ve daha fazla cesaret” çağrısıyla geleceğe güçlü bir mesaj verdi. Dünya doğal taş sektörünün öncü buluşması Marble İzmir - Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, 31’inci kez kapılarını açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen 31. Marble İzmir, sektörün profesyonellerini bir araya getirdi. Açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay’ın yanı sıra Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, il ve ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, büyükelçiler, oda ve birlik başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda sektör profesyoneli katıldı. Açılış töreni, 31 yıldır dünya fuarcılığında marka haline gelen Marble İzmir’in tarihini, gücünü ve doğal taş sektörünü anlatan etkileyici bir performansla başladı. Sinematografik anlatı, sanatçıların büyüleyici müzik ve dans gösterileriyle zenginleşti. “Bir hayaldi, dünya markası haline geldi” Fuarın açılış konuşmasını yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, Marble İzmir’in hikayesinin 37 yıl önce, büyük bütçeler ve imkanlar olmadan başladığını belirterek, “Elinde numuneyle fuar gezen, uzaktan stantlara bakıp ‘biz de yaparız’ diyen insanların inancıyla ilk adım atıldı. 1989’da İzmir Enternasyonal Fuarı’nda atılan bu adım, bugün dünyanın en büyük doğal taş buluşmalarından birine dönüştü. O günlerde bir hayaldi; bugün ise bir dünya markası haline geldi. Geçtiğimiz yıl Marble İzmir’i, 128 ülkeden 60 bini aşkın ziyaretçiyle tamamladık. Bu yıl ise Türkiye’nin 41 ilinden, 28 farklı ülkeden bine yakın katılımcıyla, 150 bin metrekareyi aşan dev bir alanda yeniden buluşuyoruz. Marble İzmir’in hikayesi bir avuç insanın emeğiyle başladı, bugün ise dünyanın sayılı organizasyonlarından biri haline geldi. Yarın ne olacağı ise bizim bugün ne yaptığımıza bağlı” diye konuştu. “Herkes aynı hedefe odaklanmadıkça bu potansiyel açığa çıkmaz” Marble İzmir’in hem kent hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağladığını vurgulayan Başkan Tugay, “Türkiye’nin doğal taş ihracatını çok daha yukarıya taşıyabiliriz. Bunun için daha fazla iş birliği, daha güçlü bir ortak akıl ve daha fazla cesaret gerekiyor. Kamu, özel sektör, odalar ve dernekler aynı hedefe odaklanmadıkça bu potansiyeli tam anlamıyla ortaya koymamız mümkün değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu sorumluluğun farkındayız. İZFAŞ ile birlikte bu platformu büyütmeye ve uluslararası etkisini artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. “Sektörün duayen isimlerinin adı yaşatılacak” Sektörün duayen isimlerinin adlarının ölümsüzleştirileceğini belirten Başkan Tugay, “İzmir, vefalı bir şehirdir. Kıymetini bilenin kıymetini her zaman bilmiştir. Bu anlayışla, fuarımıza değer katan isimleri onurlandırarak ilerlemeye devam ediyoruz. Daha önce sektörün duayen isimlerinden merhum Raif Türk’ün adını Fuar İzmir’deki meydanımıza vererek bir vefa örneği sergilemiştik. Bugün de aynı vefa duygusuyla merhum Erdoğan Akbulak, Kemal Arslan ve Mehmet Turgut Bekişoğlu’nun isimlerini Fuar İzmir’deki konferans salonlarına vererek kalıcı hale getiriyoruz. Çünkü bu başarı hikayesi, yıllar boyunca emek veren insanların eseridir” dedi. Başkan Tugay, bu yıl doğaya katkı sağlamak amacıyla katılımcılar adına fidan dikildiğini de belirtti. Bakan Bolat: “Dünya sarsılıyor ama işte Marble İzmir yapılıyor” Açılış konuşmasını yapan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye’nin doğal taş ihracatında dünyanın ilk üç ülkesi arasında yer aldığını belirterek Marble İzmir’in bu başarıya önemli katkı sunduğunu ifade etti. İzmir’in Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olduğunu vurgulayan Bolat, “Küresel doğal taş sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan Marble İzmir’deyiz. İZFAŞ’ın başarılı organizasyonuyla gerçekleşen bu fuar, dünya çapında ilk üç arasında yer alan, iftihar ettiğimiz organizasyonlardan biridir. Simgeleşmiş bir fuar haline gelen Marble İzmir, doğal taş sektöründe üretici ve alıcıları buluşturan önemli bir merkezdir. Bu yıl yüzden fazla ülkeden bine yakın katılımcı firma yer alıyor, 70 bin ziyaretçi bekleniyor. Savaşların yaşandığı, dünyanın ekonomik olarak sarsıldığı bir dönemdeyiz. Ama işte Marble İzmir yapılıyor” dedi. Bolat ayrıca, İzmir’in tarih boyunca ihracatın merkezi olduğunu belirterek, “Osmanlı döneminde de dünyaya açılan bir pencere olan İzmir, Cumhuriyet döneminde de bu rolünü sürdürdü. 2025 yılında 22,5 milyar dolar ihracat ve 12,9 milyar dolar ithalat gerçekleştiren kent, dış ticaret fazlası veren nadir şehirlerden biridir. Bu güzide şehir, savaşa rağmen bu yılın ilk üç ayında da 5,3 milyar dolarlık ihracatla ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam etti” ifadelerini kullandı. Vali Elban: İhracat yeni maden sahalarıyla değil inovatif tasarımlarla artacak İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, “Uluslararası fuarcılığın başladığı bir şehirdeyiz. Mermer ve doğal taş sektörü, ‘ekmeğini taştan çıkaran’ bir anlayışla yola çıktı, ancak bugün çok daha özel ve katma değerli bir alana evrildi. Doğal taş ve makine ihracatını birlikte değerlendirdiğimizde 3 milyar dolar seviyesine ulaştık. Hedefimizin 10 milyar dolar olduğuna inanıyorum. Bu hedefe ulaşmak için yeni maden sahalarına değil, daha katma değerli ve inovatif tasarımlara ihtiyaç var. Geçmişte makinede dışa bağımlıyken bugün sektörün kullandığı makinelerin tamamı yerli üretim haline geldi” şeklinde konuştu. Bakan Yardımcısı Tancan: Anadolu mirasını dünya vitrinine çıkarıyoruz Türkiye’nin maden zenginliğine dikkat çeken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, “Bugün burada yalnızca ticari bir organizasyon için değil, Anadolu’nun binlerce yıllık mirasını, emeğini ve teknolojisini dünya vitrinine taşımak için bulunuyoruz. Marble İzmir, sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından sektör temsilcilerini buluşturan önemli bir organizasyon haline geldi. Türk mermerleri, dünyada pek çok alanda kullanılan ve tanınan ürünler arasında yer alıyor. Ülkemiz, dünya doğal taş ihracatında ilk üç ülke arasında bulunuyor ve sektördeki gücünü her geçen gün artırıyor. Bu fuarın, sektörün gelişimine katkı sağlayacağına ve önemli ticari iş birliklerine zemin hazırlayacağına gönülden inanıyorum” dedi. Şimşek: Sevgi Yolu’nda 7 firmalı fuardan bugüne geldik Tüm Mermer, Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği Başkanı Hanifi Şimşek, Sevgi Yolu’nda 7 firmayla bu fuarın temellerinin atıldığını belirterek, fuarla birlikte sektörün de büyüdüğünü vurguladı. Şimşek, 30 yıl önce makine ithal ederken bugün mermer ihraç eden bir konuma geldiklerine işaret etti. Sektörün profesyonelleri İzmir’de buluştu Fuar İzmir’de 150 bin metrekareyi aşan açık ve kapalı alanda gerçekleşen Marble İzmir, üretimden tasarıma, teknolojiden ticarete kadar doğal taş sektörünün tüm bileşenlerini bir araya getirdi. Marble İzmir 14 – 17 Nisan tarihleri arasında Türkiye’nin dört bir yanından gelen firmaların yanı sıra dünyanın farklı coğrafyalarından katılımcıları, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Hindistan, Meksika, Rusya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere farklı coğrafyalardan nitelikli alıcılar ve sektör profesyonelleriyle buluşturacak. D-ESIGN Arena ile tasarım ve deneyim odağı D Holü, bu yıl “D-ESIGN Arena” konseptiyle yeniden düzenlenerek fuarın en dinamik alanlarından biri haline geldi. Tasarım, sanat ve ticaretin buluştuğu alanda; mimar, akademisyen ve sektör temsilcilerinin katılımıyla Marble Talks söyleşileri, iş görüşmeleri ve çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor. Doğal taşın sanatsal yönünü öne çıkaran Heykel Çalıştayı’nda ortaya çıkan eserler fuar süresince sergilenirken, fuar sonrası İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kentin kültürel yaşamına katkı sunması hedefleniyor. Marble İzmir kapsamında düzenlenen 8. Uluslararası Doğal Taş Tasarım Yarışması ise sektörün katma değerli dönüşümünü desteklemeye devam ediyor. Bu yıl 8 ülkeden 67 üniversiteden öğrencilerin katılımıyla seçilen 724 proje arasından finale kalan 19 tasarım da D Holü’nde sergileniyor. Uluslararası iş birlikleri güçleniyor İtalya Mermer Makineleri Üreticileri Konfederasyonu ile yapılan iş birliği, makine ve teknoloji alanında Avrupa ile yeni ticari ve teknik açılımlar sağlarken, fuarın uluslararası konumunu güçlendiriyor. Bu iş birliğiyle bilgi ve teknoloji paylaşımının artırılması ve Türk doğal taş sektörünün küresel rekabet gücünün geliştirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi    Haber

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi  

T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından; DEİK/Lojistik İş Konseyi ve DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) destekleriyle düzenlenen ‘Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi’, Grand Cevahir Hotel Convention Center'da gerçekleşti. Zirvede genel hatlarıyla e-ticaret sektörünün gelişiminde kritik rol oynayan lojistik süreçler, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları geniş bir perspektifle ele alındı. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: “820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik” Zirvenin açılış konuşmalarını gerçekleştiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “E-ticaret, giderek artan yeni ticaret yöntemi, toplam ticaretin yüzde 20'sini oluşturuyor ve 3 trilyon doların 2024 hesaplamalarıyla bir hacme sahip. Lojistik sektörü de olmazsa olmaz sektörlerimizde önde gelen büyük bir sektör. E-ticaret de o tarihlerde toplam ticaretin içinde yüzde 4,5-5'lik bir paya sahipken, 2019 itibarıyla, toplam ticarette yüzde 20'lik bir paya 3-4 sene gibi kısa bir sürede ulaşmış oldu. Bugün Türkiye için gerek mal ticareti gerekse hizmetler ticareti ekonomimizde büyük bir yer tutuyor. Mal ihracatımız geçen yıl 255,5 milyar dolardı, buna karşılık aynı şekilde mal ithalatımız 365 milyar dolardı. Hizmet ihracatımız 122,5 milyar dolardı. Hizmet ithalatımız da yaklaşık 60 milyar dolar ve bunların toplamı 820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik. Ve geçen yıl milli gelirimiz 1,1 trilyon dolara yükseldi. Milli gelirimizin yarısından fazlası mal ve hizmet ihracat ve ithalat ticareti kadar bir hacim oluşturuyordu” dedi. “İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca” Suriye'de iç savaşın sona erdirilmesinde, İsrail'in soykırım ve katliamlarına karşı Gazze'nin, Batı Şeria'nın, Lübnan'ın haklarının savunulması ve oradaki masumların korunması çabalarında Türkiye’nin önemli bir rol üstlendiğini söyleyen Bakan Bolat, “En son İran'la ABD ve İsrail arasındaki çatışmalarda; Türkiye, Pakistan ve Mısır birlikte arabuluculuk noktasında Amerika ve İran arasında mekik dokundu. Ve bu anlamda şimdilik iki gün boyunca bir ateşkes süreci, biraz kırılgan da olsa devam ediyor. Bunun ekonomiye yansımaları da şu şekilde: Körfez, özellikle Hürmüz Boğazı dünyada enerji kaynakları açısından zengin bir bölge. Petrolün yüzde 38'inin, doğal gazın yüzde 20'sinin, gübrenin yüzde 30'unun geçtiği bir bölge. İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca ciddi bir tabii volatilite, yani piyasalar allak bullak oldu. Enerji fiyatları, petrokimya fiyatları, gübre fiyatlarında artışlar oldu bütün dünyada. Ama bizde Allah’a şükür arz tedariki diye bir sorun yok. Depolarımız doluydu. Ve biz vatandaşımızın, sanayilerimizin, ekonomimizin bunlardan etkilenmemesini sağladık.” diye konuştu. “15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar” Bakan Bolat, “Körfez savaşı, lojistiğin ne kadar önemli olduğunu Covid 19’dan sonra bize bir kez daha hatırlattı. Bu güzel coğrafya, Avrasya’nın merkez ülkesi, adeta bir kavşak köprü geçiş noktası olan Türkiye'nin önemi bir kez daha ortaya koyuldu. Gerek doğudan batıya orta koridor, Zengezur koridoru, gerek Körfez Basra'dan yukarıya Irak üzerinden kalkınma yolu koridoru, gerek özellikle Habur-Irak üzerinden Suudi Arabistan ve Körfez'e ulaşan rota, gerekse Türkiye’den Hatay, Suriye, Ürdün üzerinden Arabistan’a ve Körfez ülkelerine ulaşan karayolu koridorlarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Bu vesileyle Suudi Arabistan’la da ilişkilerimiz mükemmel düzeyde ve 10 yıldır bir transit vize konusu vardı, o da dün itibariyle işlerlik kazanarak Türk Tır şoförlerinin Körfez'de transit Suudi vizesi alarak seyahat etmeleri de mümkün hale geldi. Ümit ediyoruz ki komşu ve kardeş ülkelerdeki bu fiziki yıkım ve insani kayıplar noktasında savaşın bir an önce durması. Ama barış şartları oluşsa bile bu 45 günlük savaşın ekonomilerde meydana getirdiği tahribatı gidermek o kadar kolay olmayacak. Çünkü burada gerek fiyat artışları konusu gerekse enerji kaynakları hasar aldı bir miktar. Kiminde LNG kaynakları, kiminde petrol kaynakları, kiminde alüminyum tesisi, kiminde gübre tesisi. Arz tedariki anlamında şartların yerine gelmesi yine biraz zaman alacak. Ve ümit ederiz ki bu 15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar. Dünyanın daha fazla kavgaya değil, barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya ve refah artışına ihtiyacı var bu anlamda” dedi. “Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte’ Bakan Bolat, “Hizmetler sektörümüz bizim övündüğümüz güzide bir sektörümüz. Bunlardan lojistik sektör, 122,5 milyar dolar ihracat gelirinin 42,5 milyar dolarını hizmetler sektörü yaptı. Özellikle ihracatımızın yüzde 43’ünü oluşturan Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte. Burada da ulaştırma kotaları büyük önem taşımakta, geçiş kotaları çok çok önem taşıyor. Bizim hizmetler sektörünü çok sevmemizin bir diğer nedeni de yaklaşık 63-64 milyar dolar fazla sağlıyoruz ve bu fazla sayesinde mal ticaretindeki, geçen sene 92 milyar dolar açığımız vardı, bunların kapatılarak cari işlemler açığının makul düzeyde olmasını sağladık. 2024'te 13 milyar dolar; 2025'te de 29,5 milyar dolardı bu anlamda. Lojistik sektörü 115 milyar dolar toplam milli geliriyle bizim 1,1 trilyon dolarlık milli gelirimiz içinde de çok önemli bir pay oluşturuyor ve tabii ki istihdama çok büyük katkı yapıyor” dedi. ‘Toplam e-ticaretin yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta’ Bakan Bolat, “E-ticaret parlayan bir sektörümüz. Batıdaki ABD tarafındaki büyük gruplar, doğuda Çin merkezli büyük grupların olduğu bir ortamda tam merkezde ortada da Türkiye’de hızla gelişen ve dünyadaki birçok büyük grupların, yatırımcıların dikkatini çeken başarılı e-ticaret firmalarımız var. Burada dediğim gibi 3 trilyondu geçen yılki rakam ve toplam ticaretin yüzde 20’siydi. Bu toplam e-ticaretin de yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta” dedi. İEAD Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin: “Artan korumacılık ve ticaret savaşları doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları olarak değerlendirilebilir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin, küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunarak dünyanın en büyük on ekonomisinin neredeyse tamamının okyanus ülkeleri olduğunu belirtti. Bilgin, "Bu tablo, günümüz dünyasında bir ülkenin sadece iç pazarı için üretim yaparak büyük ekonomi olamayacağını açıkça gösteriyor” dedi. 1960 ve 1970’li yılların kalkınma modelinde kendi kendine yeterlilik modelinin ön planda olduğunu hatırlatan Bilgin, “1980'lerden sonra hızlanan küreselleşme sürecinde ihracata dayalı kalkınma, büyüme modellerinin popüler hale geldiğini görüyoruz. Çin'in Aralık 2001'de Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olmasıyla bu ihracata dayalı kalkınma ve büyüme modelleri adeta başka bir safhaya geçmiştir. Çin'in liderliğinde Asya ülkelerinin öncülüğünde şekil bulan başka pazarlar için üretim yapma modeli 21. yüzyılı adeta egemen iktisadi kalkınma, iktisadi büyüme modeli haline gelmiştir. Son yıllarda şahit olduğumuz artan korumacılık ve ticaret savaşları aslında doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları veya batı dünyasının bu modele gösterdiği refleksler olarak değerlendirilebilir” dedi. İzmir İktisat Kongresi’nin yüzüncü yılında ana temanın Türkiye’nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girme hedefi olduğunu hatırlatan Bilgin, bu hedefe ulaşmanın yalnızca yatırım ve üretimle mümkün olmadığını söyledi. Bilgin, “Büyük ekonomi olmanın yolu yatırım ve üretim yanında üretiğinizi dış pazarlara satmaktan yani ihracattan geçiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesi için yatırım ve üretim yanında ürettiklerini ihraç etmesi de gerekiyor. Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesinin yolu katma değerli, inovatif üretimin ihraç edilmesinden geçiyor. Yani savunma sanayi gibi birkaç sektörde selektif bir şekilde destekleyeceğiz, tespit edeceğiz, destekleyeceğiz ve o ürünleri üretip ihraç ederek Güney Kore'nin kırk yıl önce yaptığını yaparak dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girebiliriz” diye konuştu. E-ticaret sektöründeki gelişmelere de değinen Bilgin, “Teknolojideki gelişmelerin hızlandırdığı Covid-19 pandemisi döneminde değişen tüketim alışkanlıklarının adeta tetikleyici bir rol oynadığı e-ticaret günümüzde gündelik yaşamın adeta vazgeçilmez bir konsolu haline gelmiştir. Yapay zekâ teknolojilerinin e-ticareti başka evrelere geçileceğini de tahmin ediyoruz.” İfadelerini kullandı. Orta Doğu'daki savaşın bizlere lojistiğin ne denli önemli olduğunu gösterdiğini ifade eden Bilgin, “Lojistik ve tedarik günümüzde en az yatırım ve üretim kadar önemlidir. Hatta bana sorarsanız onlardan da daha öndedir. Zira yatırım yaptınız, üretim yaptınız. Eğer ürettiğiniz ürünü pazarına götüremiyorsanız, tüketicisine ulaştıramıyorsanız bu yatırım ve üretimin bir anlamı olmaz. Gerek e-ticaret alanında gerekse konvansiyon e-ticaretin depolanması ve lojistiği anlamında transit ticaret alanı da Türkiye'nin önünde önümüzdeki yıllarda büyük fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz” dedi. DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener: “Artık lojistik; algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor” Zirvenin konuşmacıları arasında yer alan DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener, dünyanın değişmesiyle birlikte ticaretin kurallarının yeniden yazıldığına dikkat çekti. Şener, “Bu yeni düzende kazananlar; en büyükler ya da en hızlılar değil, en akıllı olanlar olacak. Bugünün ve geleceğin rekabetçi aklı yapay zekâ olacaktır” dedi. E-ticaretin küresel ekonomideki rolüne de değinen Şener, e-ticaretin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Bir ürünün değeri müşteriye ulaştığı hız kadardır, bir markanın gücü teslimat performansıyla ölçülür. Ve bir ülkenin rekabet gücü, lojistik kabiliyetiyle belirlenir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin stratejik konumuna da dikkat çeken Şener, ülkemizin lojistik alandaki avantajlarına işaret ederek, “Biz, kıtaları birbirine bağlayan bir lojistik omurga konumundayız. 4 saatlik uçuş mesafesinde milyarlarca insana erişebilen, dev pazarlara kapı açan bir güçten bahsediyoruz. Ama bugün avantaj sadece coğrafya değil; veriyi en iyi kullanan, en hızlı öğrenen ve en akıllı karar verenler öne çıkıyor” şeklinde konuştu. Lojistik sektöründe yapay zekâ dönüşümünün altını çizen Şener, süreçlerin köklü bir değişimden geçtiğini belirterek, “Artık lojistik; kamyonların, gemilerin, uçakların değil algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor. Depolar artık düşünmeden çalışmıyor, rotalar anlık optimize ediliyor, talep önceden öngörülüyor” dedi. UND Başkanı Şerafettin Aras: "Teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayan yapılarda olmalıyız” Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, zirvede yaptığı konuşmada, ‘Yapay Zekâ Çağında Ticaret ve Lojistik' gibi son derece kritik bir başlık altında bir araya gelmiş olmamız, küresel ticaretin ve lojistiğin nasıl köklü bir dönüşüm içerisinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” dedi. Aras, sözlerine şöyle devam etti: “Lojistik sektörü sadece bir taşıma faaliyeti değildir; hızın, verimin ve teknolojinin yön verdiği stratejik bir alandır. E-ticaretin son yıllarda gösterdiği büyüme, lojistik sektörünü baştan aşağı yeniden şekillendiriyor. Tüketici; hız, şeffaflık ve kusursuz bir teslimat deneyimi talep ediyor. Bu beklenti bizleri daha akıllı, daha entegre ve daha çevik sistemler kurmaya yönlendiriyor. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekâ yer alıyor.” ifadelerini kullandı. Geleceğin lojistik sektörünün hızın yanı sıra krizlere karşı hazırlıklı, esnek ve öngörülü olmak zorunda olduğunu söyleyen Aras, “Lojistik sektörü olarak veriyi, teknolojiyi ve insan kaynağını bir araya getirerek geleceği tasarlayan bir yaklaşımı benimsemek zorundayız. Bu noktada kamu tarafına düşen en önemli görev; öngörülebilir, hızlı ve dijitalleşmeyi teşvik eden bir regülasyon ortamı oluşturmaktır. Veri paylaşımını kolaylaştıran altyapıların kurulması ve yapay zekâ yatırımlarını destekleyen teşvik mekanizmaları bu sürecin temelini oluşturuyor. Sivil toplum kuruluşları olarak, üyelerimizin bu yeni teknolojileri anlaması ve uygulayabilmesi için rehberlik etmeyi öncelikli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Özel sektörün ise dijitalleşmeyi bir seçenekten öte, büyüme için zorunluluk olarak görmesi lazım. Şirketlerimizin yapay zekâyı öğrenmesi, doğru alanlarda kullanması ve insan kaynağını bu dönüşüme hazırlaması gerekiyor. Çünkü gelecekte güçlü olanlar sadece büyük olanlar değil; teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayanlar olacaktır” ifadelerini kullandı. Zirve, “E-Ticaretin Geleceği ve Fırsatlar”, “E-ticarette Lojistiğin Önemi ve Geleceği”, “E-Ticaretin Lojistiğine Yönelik Kamu Destekleri ve Finansman”, “İlham Veren Başarı Öyküleri” oturumlarıyla devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı Haber

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı

Küreselleşme, yükselen jeopolitik gerginliklere, artan ABD gümrük vergilerine ve gelecekteki ticaret politikalarına ilişkin benzeri görülmemiş belirsizliğe rağmen, tarihsel olarak yüksek bir seviyede seyretmeye devam ediyor. Bu durum, DHL ve New York Üniversitesi Stern School of Business tarafından açıklanan DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026'nın temel bulgularından biri. Uluslararası ticaret, sermaye, bilgi ve insan akışlarını takip eden 9 milyondan fazla veri noktasına dayanan rapor, küreselleşmenin mevcut en kapsamlı görünümünü sunuyor. Avrupa en küresel bağlantılı bölge oldu Raporun bölgesel sıralamasında Avrupa, Kuzey Amerika ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın üstünde yer alarak bir kez daha dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi oldu. Avrupa’nın lider konumu, bölge içindeki güçlü ekonomik bağlarla ve dünya genelinde son derece geniş bir küresel erişimin birleşimiyle destekleniyor. Bu durum, birçok Avrupa ekonomisinin hem bağlantı derinliği hem de coğrafi yaygınlık göstergelerinde sergilediği güçlü performansta da görülüyor. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinin birlikte hareket etmesi, bölgenin dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi konumunu pekiştiriyor. Hollanda, küresel sıralamada 3’üncü sırada yer alıyor ve yalnızca dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi olmasına rağmen küresel akışların 6’ncı en büyük hacmini oluşturuyor. Bu, ülkenin önemli bir lojistik geçit olduğunu vurguluyor. Birleşik Krallık, 9’uncu sırada yer alıyor ve son derece çeşitlendirilmiş uluslararası ilişkileri sayesinde akışların coğrafi kapsamı açısından dünyada ilk sırada yer alıyor. 14’üncü sırada bulunan Almanya, Avrupa’nın en büyük ekonomisi ve güçlü biçimde entegre olmuş bir merkez olmayı sürdürüyor. Almanya’nın akışlarının üçte ikisi Avrupa içinde gerçekleşirken, küresel ölçekte de güçlü bir çeşitliliğe sahip. Fransa, 22’nci sırada yer alıyor ve hem ülkeye gelen hem de ülkeden çıkan greenfield doğrudan yatırımların coğrafi çeşitliliğinde dünya lideri konumunda öne çıkıyor. İtalya ise 28’inci sırada yer alarak güçlü Avrupa içi bağlantıları, dünyadaki en geniş küresel etki alanlarından biriyle birleştiriyor. Bunun yanı sıra İspanya, Polonya, Çekya, Macaristan ve Romanya gibi Güney ve Doğu Avrupa pazarları, Avrupa içindeki güçlü ekonomik bağlantılar sayesinde bölgenin konumunu daha da güçlendiriyor. Türkiye ise Asya ve Orta Doğu’ya açılan bir köprü rolü üstlenerek Avrupa’nın küresel bağlantılılık konumuna katkı sağlıyor. Küreselleşme 2022'den bu yana sağlamlığını koruyor Rapor, küreselleşmeyi yüzde 0'dan (sınır ötesi akış yok) yüzde 100'e (sınırların ve mesafenin hiçbir etkisi yok) kadar bir ölçekte takip ediyor. Bu doğrultuda global küreselleşme seviyesi 2025 yılında, 2022'deki rekor seviyeye paralel olarak yüzde 25 oldu. DHL Express CEO'su John Pearson, "Küreselleşme, direnmeye devam ediyor ve sadece bu bile ne kadar değerli olduğunun göstergesi. Yoksulluktan iklim değişikliğine kadar dünyanın en büyük sorunları ancak küresel düşünme yoluyla çözülebilir. DHL Küresel Bağlantılılık Raporu, ülkelerin ve şirketlerin ulusal sınırların arkasına çekilmediğini gösteriyor, bu iyi bir haber. DHL, pazarları, işletmeleri ve insanları birbirine bağlayarak belirsiz zamanlarda bile uyum sağlayabilmeleri, çeşitlenebilmeleri ve yeni fırsatlar yakalayabilmeleri için küresel bağları güçlendiriyor" dedi. DHL Express Avrupa CEO’su Mike Parra, " Avrupa, bu küresel ağda kilit bir rol oynuyor. Bölge, dünyanın herhangi bir bölgesine kıyasla en geniş küresel etki alanlarından birini derin ekonomik entegrasyonla birleştiriyor. Bu benzersiz konum, Avrupalı şirketlerin rekabetçi kalmasını, dayanıklılığını korumasını ve dünyanın her bölgesindeki büyüme fırsatlarıyla bağlantıda kalmasını sağlıyor. DHL olarak biz de bu bağlantıyı, sektördeki en güvenilir ve en esnek uluslararası ekspres ağıyla desteklemeye kararlıyız” dedi. 2025’teki yüzde 25'lik küreselleşme seviyesi, dünyanın tam anlamıyla küreselleşmekten ne kadar uzak olduğunun da altını çiziyor. Birçok alanda, politika kısıtlamaları olmasa uluslararası akışların daha da artabileceği belirtiliyor. Yapay zekânın yükselişi ve gümrük vergisi artışlarını aşma yarışı 2025'te ticareti artırdı Küresel ticaret 2025 yılında, dalgalı Covid-19 dönemi hariç, 2017'den bu yana herhangi bir yıldan daha hızlı büyüdü. ABD'li ithalatçılar tarife artışları öncesinde yılın başlarında sevkiyatları hızlandırdı. ABD'nin ithalatı önceki yıl seviyelerinin altına düştü, ancak Çin'in ABD dışındaki pazarlara ihracatındaki artış küresel ticaret hacimlerinin korunmasına yardımcı oldu. Ülkeler ve şirketler yapay zekâ altyapısı kurmak için yarışırken, yapay zekâ ile ilgili malların ticareti de arttı. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) rakamlarına göre, yapay zekâ ile ilgili ürünler 2025'in ilk üç çeyreğinde mal ticaretindeki büyümenin yüzde 42'sini oluşturdu. Ticarette son durum: yüksek gümrük vergilerine rağmen büyüme devam ediyor İleriye bakıldığında, ABD'nin son gümrük vergisi artışlarının 2026'da ticaret büyümesini mütevazı bir şekilde yavaşlatması, ancak durdurmaması bekleniyor. Küresel mal ticaretinin 2029 yılına kadar, geçtiğimiz on yıla paralel olarak yılda ortalama yüzde 2,6 oranında genişleyeceği öngörülüyor. ABD'nin tarife artışlarına rağmen ticaretin büyümeye devam etmesinin bir nedeni, ABD’nin ticaretin büyük bir kısmına dahil edilmemesi. 2025 yılında ithalatın yüzde 13'ü ABD'ye yapılırken, ihracatın yüzde 9'u ABD'den yapıldı. Ayrıca birçok ülke alternatif pazarlara erişim sağlamak için yeni ticaret anlaşmaları gerçekleştirmeye çalışıyor. Bilgi akışları engellerle karşılaşıyor, insan akışları yeni zirvelere ulaşıyor Rapor, ticaretin ötesinde diğer uluslararası akışlarda da farklılaşan eğilimler tespit ediyor: Sermaye: Yatırımların yabancı piyasalardan iç piyasalara doğru geniş çaplı bir kayma göstermediği görülüyor. Çok uluslu şirketler, yurt dışı satışlarında hala rekorlara yakın paylar elde ediyor. Açıklanan sıfırdan yabancı doğrudan yatırımlar (YDY) 2025 yılında düşerken, toplam YDY akışları arttı ve sınır ötesi birleşme ve satın alma faaliyetleri güçlü kalmayı sürdürdü.Bilgi: Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca, en büyük küreselleşme kazanımları bilgi akışları sayesinde elde edildi. 2021'den bu yana büyüme yavaşladı ve daha değişken hale geldi. Jeopolitik gerilimler ve veri akışına getirilen kısıtlamalar artık bilginin küreselleşmesini önemli ölçüde sınırlıyor olabilir.İnsanlar: Covid-19 döneminde sert şekilde düşen insan hareketliliği tamamen iyileşti. Son veriler uluslararası seyahat, öğrenci hareketliliği ve göçün rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. Singapur ülke sıralamasında lider, bölgeler arasında Avrupa ise birinci sırada Raporun ülke sıralamasında Singapur yine dünyanın en küreselleşmiş ülkesi olarak yer alırken, onu Lüksemburg ve Hollanda takip ediyor. Bölgesel sıralamada Avrupa en küreselleşmiş bölge olurken, onu Kuzey Amerika ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika takip ediyor. Birleşik Krallık, küresel akışların en geniş coğrafyaya yayıldığı ülke olarak öne çıkarken, Birleşik Arap Emirlikleri 2001 yılından bu yana küreselleşmede en büyük artışı kaydeden ülke oldu. ABD-Çin gerilimi küresel akışların sadece küçük bir kısmını etkiliyor Rapor ayrıca dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin arasındaki bağların zayıflamaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak bu bağlar küresel perspektifte şaşırtıcı derecede küçük. Örneğin, ABD ile Çin arasındaki ticaret 2015'te zirve yaptığında dünya ticaretinin yüzde 3,6'sını oluştururken, 2024'te yüzde 2,7'ye ve 2025'in ilk üç çeyreğinde sadece yüzde 2,0'a geriledi. Uluslararası ticari yatırımlardaki ABD-Çin payı 2025'te yüzde 1'den az olmasıyla daha da düştü. Rakip ülkelere bölünme yok ABD ve Çin ayrışırken bile, çoğu ülke uzun süreli ortaklarıyla ilişki kurmaya devam ediyor. Son on yılda küresel mal ticaretinin, sıfırdan doğrudan yatırımların ve sınır ötesi birleşme ve satın almaların sadece yüzde 4-6'sı jeopolitik rakiplerden uzaklaştı. Bu akışların çoğu yakın müttefiklere değil, Hindistan ve Vietnam gibi esnek jeopolitik konumlara sahip ülkelere yöneldi. Genel olarak, dünya ekonomisi rakipler arasında geniş bir bölünmeden uzak. NYU Stern Yönetimin Geleceği Merkezi DHL Küreselleşme Girişimi Direktörü Prof. Steven A. Altman, "Küreselleşmeyi çevreleyen siyaset ve politika, ülkeler arasındaki gerçek akışlardan çok daha değişken. Küresel ticaret kalıpları 2025 yılında normal bir yılda olduğundan daha fazla ancak; Ukrayna'daki savaşın ilk aşamaları gibi yakın zamandaki diğer aksaklıklar sırasında olduğundan daha az değişti. Sağlıklı karar vermek için küresel iş ilişkilerinin gerçekten ne kadar değiştiğini göz önünde bulunduran bir bakış açısı gerekiyor. Küreselleşmeye yönelik riskler gerçek, ancak küresel akışların dayanıklılığı da öyle" dedi. Ticarete konu mallar ve sıfırdan doğrudan yabancı yatırımlar rekor mesafelere ulaştı Jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri endişeleri, küreselleşmeden bölgeselleşmeye doğru bir kayma beklementisine yol açtı. Ancak 2025 yılında, ticareti yapılan mallar kayıtlardaki en uzun ortalama mesafeyi kat etti (5.010 kilometre). Sıfırdan DYY projeleri için ortalama mesafe de yeni bir zirveye (6.250 kilometre) yükseldi. Diğer uluslararası akışların çoğu daha uzun mesafelere yayılıyor ve daha uzun mesafeler daha az bölgeselleşmeye işaret ediyor. Küresel ticaretten bölgesel ticarete doğru geniş çaplı bir geçiş olacağı yönündeki tahminler henüz gerçekleşmiş değil. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Visa Avrupa İnovasyon Programı 8. Dönemde Odağını Yapay Zekâya Taşıdı Haber

Visa Avrupa İnovasyon Programı 8. Dönemde Odağını Yapay Zekâya Taşıdı

Program, 2019’dan bu yana Türkiye’de fintech’leri Visa’nın küresel ağı, yerel ve uluslararası iş ortakları, bankalar ve karar vericilerle bir araya getirerek ekosistemde kalıcı değer üretiyor. Bugüne kadar 750’nin üzerinde birebir tanışma ve 1,550 saatin üzerinde mentorluk sağlayarak, girişimlerin gerçek iş birliklerine dönüşebilecek temaslar kurmasına olanak tanıdı. Sekizinci döneminde de VIPE, Türkiye’den çıkan çözümlerin Avrupa ve global pazarlara açılmasını destekleyen güçlü bir iş birliği platformu olmayı sürdürüyor. Visa Güney Avrupa İş Geliştirme Başkanı Jak Telyaz, “Türkiye’de fintech ve girişimcilik ekosistemi, artık yalnızca hızla büyüyen değil; gerçek ihtiyaçlara çözüm üreten, pilotlardan ölçeklenebilir ve sürdürülebilir iş modellerine evrilen güçlü bir yapıya dönüşmüş durumda. Bugün finans dünyasında fark yaratan şey, bir fikrin ne kadar yenilikçi olduğu değil; doğru iş ortaklarıyla ne kadar hızlı hayata geçirilebildiği. Visa Avrupa İnovasyon Programı’nı bu nedenle bir hızlandırma programından öte, bankalar ve girişimler arasında somut iş birliklerinin kurulduğu stratejik bir platform olarak konumlandırıyoruz. Bu yıl programa seçilen girişimlerin, bankalarla birlikte ölçeklenebilir değer yaratacak güçlü iş birliklerine imza atacağına inanıyoruz” dedi. Programın 2026 dönemi kapsamında, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin desteğiyle Türkiye fintek ekosisteminin gelişimine yönelik önemli bir adım daha atıldı. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Finansal Yatırımlar Birimi Müdürü Dr. Kaan Masatçı konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçtiğimiz yıl Türkiye’de teknoloji yatırımları yaklaşık 560 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Küresel eğilimlerle paralel olarak bir önceki yıla kıyasla genel bir daralma görülse de fintek yatırımları artış kaydetti. Bu tablo, fintek sektörünün Türkiye teknoloji ekosistemi içindeki stratejik rolünü net biçimde ortaya koyuyor. Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen Visa İnovasyon Programı (VIPE) Türkiye ayağının bu alana sağladığı katkı son derece değerli. Yatırımların asıl ivmesini 2020 yılı sonrasında kazandığı bir ekosistemde, 2019 yılından bu yana kesintisiz şekilde varlık gösteren VIPE, fintek endüstrisinde güçlü ve konumlandırıcı bir rol üstleniyor.” Sekizinci dönemin odağında yapay zekâ ve ölçeklenebilir iş modelleri VIPE’nin 2026 dönemi, üç ana tema etrafında yapılandırıldı: Yapay zekâ ve Agentic Commerce B2B ve Para Hareketleri ile Açık Finans ve Veri olarak belirlendi. Bu alanlar, yalnızca yükselen trendler değil; bugün finans sektöründe gerçek kullanım senaryolarının ve sürdürülebilir iş modellerinin üretildiği kritik başlıklar olarak öne çıkıyor. Bu yıl programa seçilen girişimler; tedarik, ticaret, mobilite, uyum ve dijital varlıklar gibi alanlarda bankaların ve kurumların gerçek operasyonel ihtiyaçlarına çözüm sunuyor. Daha da önemlisi, bu çözümler bankalara entegre edilebilecek ve ölçeklenebilecek şekilde tasarlanmış yapılar olarak dikkat çekiyor.[AG1] Türkiye’den yola çıkan girişimler dünyaya açılıyor VIPE, fintech’lerin Visa’nın global ağı, uzmanlığı ve iş ortaklarıyla bir araya gelerek somut iş birlikleri geliştirmesine olanak tanıyor. Bugüne kadar programa katılan Türkiye merkezli girişimler, Visa’nın uluslararası ağı aracılığıyla farklı pazarlara açıldı. Craftgate’in İspanya açılımı, Mall IQ’nun Visa CEMEA ile iş birliği ve Wamo’nun İtalya genişlemesi, bu sürecin somut çıktıları arasında yer alıyor. Program kapsamında ayrıca girişimlere yönelik uluslararası büyüme, yatırım süreçleri, operasyon ve yatırımcı ilişkileri gibi farklı başlıklarda atölye çalışmaları düzenleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tour de France Ruhu L’Étape Türkiye ile Üçüncü Kez İstanbul’da Haber

Tour de France Ruhu L’Étape Türkiye ile Üçüncü Kez İstanbul’da

Katılımcılara uluslararası standartlarda bir bisiklet deneyimi sunan yarış, Asya ve Avrupa kıtalarını aynı parkurda buluşturuyor. L’Étape Türkiye 2026’ya, 50 farklı ülkeden yaklaşık 2.500 sporcunun katılması bekleniyor. Tour de France’ın resmi amatör serisi L’Étape organizasyonunu Amaury Sport Organisation- A.S.O iş birliğiyle Türkiye’de hayata geçiren 78 Event ev sahipliğinde düzenlenen basın lansmanı; kamu, özel sektör ve spor dünyasından temsilcileri bir araya getirdi. Türkiye’yi dünya çapında bir spor turizmi merkezi haline getirme vizyonu ile gerçekleştirilen lansmana; İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Spor Turizmi Daire Başkanı Volkan Burak Mumcu, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, Škoda Türkiye – Yüce Auto Genel Müdürü Zafer Başar, L’Étape by Tour de France Proje Müdürü Mathieu Clanchin ile 78 Event Genel Müdürü ve L’Étape Türkiye by Tour de France Genel Direktörü Ömer Kafkas’ın katıldığı basın toplantısıyla paylaşıldı. Konuşmalar T.C. İstanbul Vali Yardımcısı Ünal KılıçarslanT.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Spor Turizmi Daire Başkanı Volkan Burak MumcuTürkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğluİstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin ÖzbayTürkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin LüleVisa Türkiye Genel Müdürü Samile MüminŠkoda Türkiye – Yüce Auto Genel Müdürü Zafer BaşarFransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia FantonA.S.O L’Étape Series by Tour de France Proje Müdürü Mathieu Clanchin “Geleceğin Sporcularını Yetiştirmek En Önemli Önceliğimiz” T.C. İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, “Dünyanın en büyük organizasyonları arasında yer alan L’Étape Türkiye by Tour de France’ın İstanbul’da düzenlenmesi bizim için büyük bir gurur. 20 Eylül’de gerçekleştirilecek organizasyon öncesinde tüm paydaşlarımızla birlikte güçlü bir koordinasyon içinde hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. ‘Spor Şehri İstanbul’ vizyonumuz doğrultusunda çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren sporla buluşmasını sağlamak ve geleceğin sporcularını yetiştirmek en önemli önceliğimiz. Bu tür uluslararası organizasyonların İstanbul’un spor turizmine ve küresel tanıtımına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. “Bisikletle Değer Üretiyor, Geleceğe Taşıyoruz” Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, “L’Étape Türkiye by Tour de France, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçerek profesyonel bisiklet dünyası ile amatör sporcular arasında güçlü bir bağ kuran önemli bir platform haline gelmiştir. İstanbul’un iki kıtayı birleştiren eşsiz yapısında hayat bulan bu organizasyon, bisiklet sporunun birleştirici gücünü yansıtırken, Türkiye’nin uluslararası bisiklet takvimindeki konumunu da her geçen yıl daha da güçlendirmektedir. Federasyon olarak, ülkemizde düzenlediğimiz uluslararası yarışlarla bisikleti şehirlerimizin merkezine taşımayı ve spor turizmine katkı sağlamayı önemsiyoruz. Bununla birlikte, amatör sporculara yönelik bu tür organizasyonların bisiklet kültürünün yaygınlaşmasında kritik bir rol oynadığına inanıyoruz. 2026 yılında Marmaris etabının da programa dahil edilmesiyle birlikte hedefimiz; organizasyonu sürdürülebilir bir şekilde büyütmek, uluslararası iş birliklerini güçlendirmek ve Türkiye’yi bisiklet dünyasında daha güçlü bir konuma taşımaktır. Sporun birleştirici gücüyle farklı kültürleri bir araya getirmeye devam edeceğiz” dedi. “Değer yaratmayı ve bu değeri sürdürülebilir kılmayı önemsiyoruz” Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, geçtiğimiz iki yılda ilgiyle karşılanan L’Étape Türkiye’nin her yıl etkisini artırdığını belirterek, “Maximiles Black kart markamız ve iş ortağımız Visa ile bu prestijli organizasyonun üçüncü kez isim sponsoru olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu sürekliliği çok kıymetli buluyoruz, çünkü destek vermenin ötesine geçmeyi, bir değer yaratmayı ve bu değeri sürdürülebilir kılmayı önemsiyoruz. L’Étape Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda daha geniş kitlelere ulaşarak büyüyeceğine, ülkemizde bisiklet sporunu teşvik edeceğine ve İstanbul’u uluslararası spor sahnesinde daha güçlü bir konuma taşıyacağına inanıyorum” dedi. “Yerel Ekonomiye Katkı Sağlayan Güçlü Bir Ekosistem” Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, “Bugün, Tour de France’ın 120 yılı aşan köklü mirasını Türkiye’de üçüncü kez daha hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. İş Bankası iş birliğimizle, Maximiles Black isim sponsorluğunda desteklediğimiz Tour de France’ı, insanları, şehirleri ve kültürleri birbirine bağlayan küresel bir hikâye olarak görüyoruz. Bu yolculuk, İstanbul’da başlayıp Marmaris’e uzanarak her geçen yıl daha da büyüyen bir etki alanı yaratıyor. L’Étape Türkiye by Tour de France, milyonlarca haneye ulaşan güçlü bir platform olarak ülkemizin turizm potansiyelini, dinamizmini ve misafirperverliğini dünyaya anlatırken; turizmden perakendeye pek çok sektörde ekonomik bir hareketlilik de sağlıyor. Visa olarak bu büyük hareketin arkasındaki ödeme altyapısını güvenli ve kesintisiz şekilde sağlıyor, sporcuların ve ziyaretçilerin yalnızca deneyimlerine odaklanabildiği bir ortam sunuyoruz. Aynı zamanda, bu ekonomik hareketten doğan değerin yerel işletmelere de yansıdığı bir ekosistemin güçlenmesine katkıda bulunuyoruz. Türkiye’nin artık bu alanda bir referans noktası haline geldiğine inanıyor, bu hikâyenin önümüzdeki dönemde daha da büyüyerek devam edeceğini öngörüyoruz” dedi. “L’Étape Türkiye ile İstanbul’un Spor Vizyonu Güçleniyor” T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Spor Turizmi Daire Başkanı Volkan Burak Mumcu, “İstanbul, sporun hayatın doğal bir parçası haline geldiği, her yaştan bireyin sporla buluşabildiği önemli bir merkezdir. L’Étape Türkiye by Tour de France gibi uluslararası organizasyonlar, şehrimizin bu güçlü spor kültürünü daha da ileriye taşırken, aynı zamanda İstanbul’un küresel organizasyon kapasitesini bir kez daha ortaya koymaktadır. Tüm paydaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz iş birliği sayesinde bu tür etkinlikleri başarıyla hayata geçirmeye ve ülkemizin spor vizyonuna katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi.  “L’Étape Türkiye ile İstanbul’un Spor Vizyonu Güçleniyor” İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, “L’Étape Türkiye by Tour de France gibi dünyanın en önemli organizasyonlarından birine İstanbul’da ev sahipliği yapmak bizim için büyük bir gurur. 20 Eylül’de gerçekleştirilecek bu önemli etkinlik öncesinde, tüm paydaşlarımızla birlikte güçlü bir koordinasyon ve iletişim süreci yürüterek organizasyonun en iyi şekilde hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile İstanbul Valiliğimizin öncülüğünde yürütülen ‘Spor Şehri İstanbul’ vizyonu doğrultusunda, çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren sporla buluşmasını sağlamak, onların yeteneklerini keşfetmek ve geleceğin sporcularını yetiştirmek en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor” dedi. “L’Étape Türkiye, Fransa ile Türkiye Arasındaki Bağları Güçlendiriyor” Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, “L’Étape Türkiye by Tour de France, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesinde, Fransa ile Türkiye arasındaki dostluk ve iş birliğini güçlendiren önemli bir köprü niteliği taşımaktadır. Tour de France’ın köklü mirasının İstanbul gibi eşsiz bir şehirde hayat bulması bizler için büyük bir memnuniyet kaynağıdır. Bu organizasyon, sporun birleştirici gücüyle farklı kültürleri bir araya getirirken, iki ülke arasındaki kültürel ve sportif bağların daha da gelişmesine katkı sağlamaktadır. İstanbul’un ardından Marmaris’in de bu yolculuğa dahil edilmesi, bu güçlü iş birliğinin büyüyerek devam edeceğinin önemli bir göstergesidir” dedi. “İstanbul’da Böyle Bir Organizasyonu Gerçekleştirmek Bizim İçin Bir Gurur” Škoda Türkiye – Yüce Auto Genel Müdürü Zafer Başar, “Bisiklet, yaklaşık 130 yıllık geçmişiyle yalnızca bir ulaşım aracı değil; aynı zamanda ilham veren bir sembol ve güçlü bir spor kültürüdür. Günümüzde sürdürülebilirlik, çevre dostu ulaşım ve sağlıklı yaşam gibi kavramlarla birlikte önemi her geçen gün artmaktadır. İstanbul gibi dünyanın en önemli şehirlerinden birinde bu ölçekte bir organizasyonu hayata geçirmek bizim için büyük bir gurur. Bu organizasyonun hem ulusal hem de uluslararası ölçekte büyümesine katkı sunmaya devam ederken, önümüzdeki dönemde daha da güçlenerek yoluna devam edeceğine inanıyoruz” dedi. “Bu Proje Bizim İçin Sadece Bir Yarış Değil” A.S.O L’Étape Series by Tour de France Proje Müdürü Mathieu Clanchin, “Son iki yılda İstanbul’da L’Étape Türkiye by Tour de France, bir bisiklet etkinliğinin ötesine geçerek güçlü bir spor ve deneyim platformuna dönüştü. Ortak hedefimiz; bisikletli ulaşımı geliştirmek, sporu günlük hayatın parçası haline getirmek ve uluslararası katılımcılara İstanbul’u benzersiz bir şekilde deneyimleme fırsatı sunmak. 20 Eylül’de bir kez daha İstanbul’un en önemli bisiklet organizasyonuna imza atacağız. Her yıl büyüyen bu yolculukta, 78 ekibinin enerjisi ve tüm paydaşlarımızın katkısıyla çıtayı daha da yukarı taşıyoruz. Bu proje bizim için sadece bir yarış değil; her geçen yıl büyüyen bir aile. Yakında L’Étape Marmaris by Tour de France ile bu hikâyeyi daha da ileriye taşıyacağız” dedi. “Spor: Rekabetten Öte, Kültürlerin Evrensel Dili” 78 Event Genel Müdürü ve L’Étape Türkiye by Tour de France Genel Direktörü Ömer Kafkas, şunları söyledi: “L’Étape Türkiye, üçüncü yılında yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçerek Türkiye’nin spor turizmi vizyonuna katkı sağlayan önemli bir platform haline gelmiştir. İstanbul’un eşsiz coğrafyasında uluslararası katılımcıları bir araya getiren bu organizasyon, Türkiye’nin global bisiklet takvimindeki konumunu güçlendirmektedir. 2026 yılında Marmaris etabının da eklenmesiyle birlikte hedefimiz, sürdürülebilir büyüme ve uluslararası iş birlikleriyle organizasyonu daha ileri taşımaktır. Sporun birleştirici gücüyle farklı kültürleri buluşturmaya devam edeceğiz.” Güçlü Destekler ve Sponsorlar Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), İstanbul Valiliği, Türkiye Bisiklet Federasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beykoz Belediyesi ve Türkiye Bisiklet Federasyonu organizasyonun destekçileri arasında yer alıyor. Visa ve Maximiles Black’in isim sponsorluğunda düzenlenen organizasyona, Yüce Auto-Škoda Türkiye, Coca-Cola İçecek, Espressolab, Mosso, Shimano, CarrefourSA ve Züber partner olarak destek veriyor. Kayıtlar 13 Eylül’e kadar devam ediyor L’Étape Türkiye ve 7 Haziran’da düzenlenecek L’Étape Marmaris için kayıtlar açıldı. Her iki yarışa aynı anda kaydolan katılımcılara avantajlı kayıt imkânı sunuluyor. Organizasyon ve kayıt işlemleriyle ilgili detaylı bilgiye letapetürkiye.com ve hadikaydol.com üzerinden erişilebiliyor. Kayıtlar, 13 Eylül’e kadar devam edecek. Üç Parkur, Tek Heyecan Visa Maximiles Black L’Étape Türkiye by Tour de France 20 Eylül Pazar günü saat 08.00’de Beykoz Spor Ormanı’ndan başlayacak. Yarışta farklı zorluk seviyelerine sahip 3 parkur seçeneği olacak. Katılımcılar, 105 kilometrelik uzun parkurda dayanıklılıklarını test edebilecek, 52,4 kilometrelik kısa parkurda performanslarını sergileyebilecek. Halk Sürüşü ile Tour de France ruhu şehrin merkezine taşınacak L’Étape Türkiye kapsamında 13 Eylül Pazar günü Üsküdar’dan başlayıp Fatih’te Sepetçiler Kasrı’nda sona erecek geniş katılımlı bir halk sürüşü planlanıyor. Her seviyeden bisikletseverin katılımına açık olacak bu etkinlik ile Tour de France ruhunun şehir genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Beykoz Spor Ormanı’nda Bisiklet Festivali İstanbul’un tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle şekillenen parkur yapısı, katılımcılara yalnızca sportif bir deneyim değil aynı zamanda kültürel bir rota sunuyor. Yarışın startı Beykoz Spor Ormanı’ndan verilecek ve sporcular parkur boyunca Boğaz manzarası eşliğinde pedal çevirecek. L’Étape Türkiye by Tour de France, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesinde turizm, kültür ve sürdürülebilir ulaşım alanlarında farkındalık oluşturmaya odaklanıyor. Organizasyon kapsamında düzenlenen yan etkinlikler, çocuklara ve ailelere yönelik aktiviteler ile bisiklet kültürünün yaygınlaştırılması hedefleniyor. L’Étape Türkiye by Tour de France 2026 – Parkur Bilgisi Uzun Parkur – 105 km L’Étape Türkiye by Tour de France 2026’nın uzun parkurunda katılımcılar, Boğaz’dan Karadeniz kıyılarına, orman yollarından yerleşim alanlarına uzanan 105 kilometrelik bir rotada pedal çevirecek. Yarışın başlangıç ve bitiş noktası Beykoz Spor Ormanı olacak. Rota: Beykoz Spor Ormanı – Kavacık – Çubuklu – Acarlar – Akbaba – Polonezköy – Bozhane – Kılıçlı – Riva – Çayağzı – Paşamandıra – Çengeldere – Çavuşbaşı – Beykoz Spor Ormanı Teknik Bilgiler: Toplam Mesafe: 105 km Toplam Yükselme: 1.583 m Tırmanışlar: 1 adet Kategori 4, 2 adet Kategori 3, 2 adet Kategori 2 olmak üzere toplam 5 tırmanış Sprint Kapısı: 23. km’de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Kavacık bölgesi Tırmanış Kapısı: 80–86,5 km arası Zaman Limitleri: 25., 50. ve 75. km noktalarında kontrol Parkur Karakteri: Uzun parkur, teknik virajlar, uzun tırmanışlar ve stratejik sprint alanları ile kondisyon ve sürüş becerisini birlikte gerektiren bir etap yapısına sahip. Katılımcılar, doğa ve şehir geçişleriyle İstanbul’un farklı coğrafi özelliklerini deneyimleyebilecek. Kısa Parkur – 52,4 km Kısa parkur 52,4 kilometrelik bir rotada gerçekleştirilecek. Yarışın başlangıç ve bitiş noktası Beykoz Spor Ormanı olacak. Rota: Kavacık – Çubuklu – Acarlar – Fatih – Çengeldere – Çavuşbaşı – Beykoz Spor Ormanı Teknik Bilgiler: Toplam Mesafe: 52,4 km Sprint Kapısı: 23. km’de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Tırmanışlar: 1 adet Kategori 2, 1 adet Kategori 3 Parkur Karakteri: Kısa parkur performans ve deneyim odaklı katılımcılar için dengeli bir etap sunuyor. Orman içi yollar, teknik virajlar ve orta zorlukta tırmanışlar ile dinamik bir sürüş deneyimi yaşatıyor. Geçen Yılın Sonuçları Visa ve Maximiles Black isim sponsorluğunda düzenlenen L’Étape Türkiye, ikinci yılında 2 bine yakın sporcuyu İstanbul’da bir araya getirdi. Uzun parkurda erkeklerde Gökhan Uzuntaş (02:56:58), kadınlarda Gökçe Demirsoy (03:14:34) birinci oldu. Kısa parkurda erkeklerde Murat Uslu (01:23:21), kadınlarda Sevcan Alper Özcan (01:35:25) birinciliği elde etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yorglass Üst Üste İkinci Kez İşlenmiş Cam İhracat Şampiyonu Haber

Yorglass Üst Üste İkinci Kez İşlenmiş Cam İhracat Şampiyonu

Yerli üretim gücü ve dünyaya yayılan ihracat ağıyla her geçen yıl büyümesini sürdüren Yorglass, başarılarına yenilerini eklemeye devam ediyor. 6 kıtada 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek uluslararası pazarlarda güçlü bir konum elde eden şirket, Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenen ‘İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde çifte başarıya imza attı. 2025 yılında gerçekleştirdiği ihracat performansıyla işlenmiş cam sektöründe “En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firma” kategorisinde 1’incilik ödülünü kazanan Yorglass, düz cam sektöründe ise “En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firma” kategorisinde 2’ncilik ödülüne layık görüldü. Bu başarıyla birlikte şirket, üst üste ikinci kez işlenmiş cam ihracat şampiyonu olarak sektöründeki liderliğini bir kez daha tescilledi. Camı değere dönüştüren bir üretim anlayışı benimsiyor Kazandıkları ödüllerin ihracat hacmini göstermenin ötesinde, katma değer odaklı üretim anlayışlarını da ortaya koyduğunu söyleyen Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, “Üst üste ikinci kez Türkiye’nin işlenmiş cam ihracat lideri seçilmemiz, Yorglass’ın disiplininin bir tescilidir. Yorglass olarak camı yalnızca işlenen bir malzeme olarak görmüyor, camı değere dönüştüren bir üretim anlayışıyla hareket ediyoruz. Bugün dünyanın dört bir yanına ihraç ettiğimiz ürünlerimiz Türkiye’nin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini ve küresel pazardaki güvenilir imzasını temsil eden stratejik bir değer taşıyor. Zirvedeki yerimizi korumak, sorumluluğumuzu daha da artırıyor” dedi. “Cam üretirken geleceği de şekillendiriyoruz” Rekabetin her geçen gün zorlaştığı küresel arenada fark yaratmanın yolunun ‘katma değerli ihracat’ olduğunu vurgulayan Yorgancılar, “Biz standart üretim anlayışının ötesine geçerek katma değeri yüksek olanı, yani emeğimizi ve uzmanlığımızı dünyaya sunuyoruz. Ham maddeyi ürüne, ürünü ise dünyaya yön veren bir değere dönüştürmeye odaklanıyoruz. Bugün 6 kıtada Yorglass imzası varsa, bu güçlü cam işleme kabiliyetimizin ve değer odaklı büyüme stratejimizin doğal bir sonucudur. Yarım asrı aşan tecrübemizle Türkiye’nin üretim gücünü ve mühendislik kabiliyetini uluslararası pazarlarda daha görünür kılmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ülkemizin bayrağını küresel arenada en üstte tutmaya ve camın ötesindeki potansiyeli dünyaya sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrik ve Aydınlatma Üreticileri 55 Ülkeden Alım Heyetleriyle Antalya'da Buluşuyor Haber

Elektrik ve Aydınlatma Üreticileri 55 Ülkeden Alım Heyetleriyle Antalya'da Buluşuyor

Enerji altyapı yatırımları, şehirleşme, LED dönüşümü, güvenlik ve akıllı ev uygulamalarının yaygınlaşması gibi dinamikler; Afrika, Orta Doğu ve çevre pazarlarda tedarikçi arayışını hızlandırırken, ihracat hedefleyen üreticiler için "doğrudan karar vericiyle temas" giderek daha kritik bir başlığa dönüşüyor. Bu nedenle sektör, yalnızca tanıtım odaklı kalabalık temaslardan ziyade, daha seçici ve planlı görüşme zeminlerine yöneliyor. Bu çerçevede, ihracat odaklı kapalı formatta kurgulanan Electrolighting Trade Meetings, 14-15-16 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya Royal Seginus Hotel'de gerçekleştirilecek. Organizasyonda 55 farklı ülkeden davetli alım heyetleri ve satın alma temsilcilerinin Türkiye'deki üreticilerle planlı B2B görüşmeler yapması hedefleniyor. Etkinlik, dış katılıma kapalı yapısıyla yalnızca profesyonel iş amaçlı katılımcı ve davetli heyetleri aynı zeminde buluşturmayı esas alıyor. Etkinliğin dikkat çeken yanı, bunun tek seferlik bir deneme değil, geçmiş yıllarda düzenli olarak uygulanmış ve ölçeklenmiş bir iş modeli olması. Organizasyon yetkililerinin aktardığı verielre göre Mayıs 2023'te 55 sanayici ile 29 ülkeden 205 iş insanı; Mayıs 2024'te 48 sanayici ile 44 ülkeden 180 iş insanı bir araya getirildi. 2026 buluşmasında ise daha geniş bir ülke çeşitliliği hedeflenirken, özellikle Afrika coğrafyasının ağırlığının artırılması planlanıyor. Electrolighting Trade Meetings, klasik fuar kurgusundan farklı olarak randevu sistemine dayalı planlı görüşme yaklaşımını merkeze alıyor. Otel konseptinde gerçekleşen bu yapı, üretici firmaların yalnızca stant alanında değil, günün farklı saatlerinde de daha yoğun iş geliştirme teması kurabildiği bir ortam hedefliyor. Organizasyon yetkilileri bu yaklaşımın "standart B2B'nin dışına çıkma" ve "ticari diyaloğu güçlendirme" amacıyla kurgulandığı vurgulanıyor. Etkinlik, elektrik ve aydınlatma sektöründe 21 alt segmenti kapsayan geniş bir üretim yelpazesini bir araya getiriyor. Enerji ve zayıf akım kabloları, şalt grubu, pano sistemleri, iç ve dış mekân aydınlatma ürünleri, güvenlik ve akıllı ev çözümleri, solar uygulamalar, jeneratör–UPS grupları, sayaç ve aksesuarları gibi farklı ürün başlıkları aynı çatı altında temsil edilecek. Bu kapsam, Türkiye'nin sektördeki üretim derinliğini ve tedarik zinciri avantajını sahaya taşıyan bir vitrin oluşturmayı amaçlıyor. Uluslararası davetli ülkeler listesinde Avrupa'dan Orta Doğu'ya, Afrika'dan Asya'ya ve Güney Amerika'ya uzanan geniş bir coğrafya yer alıyor. Organizasyonun 2026 hedefinde Afrika kaynaklı katılımın güçlendirilmesi ayrıca öne çıkarılıyor. Küresel pazarlarda fiyat hassasiyeti kadar süreklilik, teslim kabiliyeti ve ürün çeşitliliği de daha fazla önem kazanırken, üreticilerin hedef pazarlardaki alıcılarla doğrudan temas kurabildiği planlı görüşme ortamları, ihracat stratejilerinde belirleyici bir araç haline geliyor. Electrolighting Trade Meetings, üreticilerin farklı coğrafyalardaki satın alma temsilcileriyle tanışabileceği, ürünlerini anlatabileceği ve potansiyel iş birliklerini değerlendirebileceği kontrollü bir temas zemini sunmayı hedefliyor. Sınırlı katılımla gerçekleştirilecek organizasyon için başvuru ve değerlendirme süreci devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayicileri Derneği’nde Yeni Dönem Haber

Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayicileri Derneği’nde Yeni Dönem

Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayicileri Derneği (KTSD), 25 Mart 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen 7. Olağan Genel Kurul Toplantısı ile sektördeki güçlü temsilini yeni bir döneme taşıdı. Derneğin kurumsal hafızasında 27 yıllık emeği bulunan ve uzun süredir Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Ahmet Pura, görevini Nilgün Dayıoğlugil’e devretti. Genel Kurul’da oy birliği ile alınan kararla Ahmet Pura, sektöre katkılarından dolayı “Onursal Başkan” unvanına layık görüldü. Mart 2028 dönemine kadar görev yapacak olan KTSD’nin yeni İcra Kurulu, sektörün önde gelen şirketlerinin temsilcilerinden oluşan güçlü bir kadroyla belirlendi. Yeni yönetimde Avon International (Avrupa, Asya Pasifik, Orta Doğu ve Afrika) Regülasyon Direktörü Nilgün Dayıoğlugil derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilirken, P&G Türkiye, Kafkaslar ve Orta Asya Cumhuriyetleri Regülasyon ve Teknik İlişkiler Direktörü Melike Özener, Hayat Kimya A.Ş. Global Regülasyon ve Kurumsal İlişkiler Grup Müdürü Mehmet Fuat Morgül ve Kimberly-Clark Avrupa Regülasyon İşleri Kıdemli Müdürü Özlem Arız Başkan Yardımcısı oldu. Unilever Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve Orta Doğu Kurumsal İlişkiler ve İletişim Başkanı & Unilever Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve Orta Doğu Ev Bakım Kurumsal İlişkiler ve İletişim Başkanı Ebru Şenel Erim ise dernek bünyesinde Genel Sekreter olarak görev alırken, ABC Deterjan Stratejiden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Eser Arıcı Kıroğlu ise Sayman olarak görev yapacak. Yeni dönemde KTSD, kamu ile kurulan stratejik iletişimi güçlendirmeyi ve sektörün sürdürülebilir büyüme hedeflerini önceliklendirmeyi hedefliyor. Görevi devralan Nilgün Dayıoğlugil, Ahmet Pura’nın liderliğinde inşa edilen kurumsal mirası, aynı vizyon ve güçlü adımlarla yarınlara taşımaya kararlı olduklarını belirtti. KTSD, yeni yönetim kurulu ile Türkiye’nin üretim gücünü ve sektörel standartlarını uluslararası platformlarda en üst seviyede temsil etmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.