Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uluslararası

Kapsül Haber Ajansı - Uluslararası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir’de Sanat Buluşması Başladı Haber

İzmir’de Sanat Buluşması Başladı

İzmir, mayıs ayında bir kez daha sanatın buluşma noktası oldu. Fuar İzmir’de kapılarını açan Denizbank 3. İAAF İzmir Sanat Fuarı, Türkiye’den ve yurt dışından yüzlerce sanatçıyı, galeriyi ve sanatseveri aynı çatı altında bir araya getirdi. Fuarın açılış törenine, Gaziemir Kaymakamı Kudret Kurnaz, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, İzmir Kültür AŞ Genel Müdürü Şebnem Şendil, sponsor firmaların yöneticileri, sanatçılar, galerilerin temsilcileri ve sanatseverler katıldı. Açılışta konuşan İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’in tarih boyunca sanatın, kültürün ve üretimin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, “Sanatı yaşamın doğal bir parçası olarak gören bu kentin, kültür - sanat alanındaki üretimini ve uluslararası görünürlüğünü artıran her organizasyonu çok kıymetli buluyoruz” diyerek İzmir Sanat Fuarı’nın da bu güçlü kültürel birikime önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Fuara sanat ve destek vurgusu Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan, fuarda Türkiye’nin önemli sanatçılarını ağırladıklarını belirterek, beş gün boyunca sanat dolu bir etkinlik gerçekleştireceklerini söyledi. Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Denizhan Özer ise sanat fuarlarının sanatçılar, galeriler ve kültür kurumları için büyük önem taşıdığını vurgulayarak, yurt içi ve yurt dışından sanatçıların aynı platformda buluşmasının değerli olduğunu ifade etti. Denizbank İnsan Kaynakları Grubu Genel Müdür Yardımcısı Tuba Köseoğlu Okçu da İstanbul’un ardından İzmir ayağına da destek vermekten gurur duyduklarını belirtti. Büyükşehir ve İZFAŞ’a ödül İzmir Sanat Fuarı’nın açılışının ardından düzenlenen törende, İzmir Büyükşehir Belediyesi “Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu Ödülü”ne layık görüldü. Türk fuarcılığına sağladığı katkılar nedeniyle İZFAŞ ise Özel Ödül aldı. Ödülleri, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, Demos Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Aslan’dan teslim aldı. “T.C. Yüzyılın Sanatçısı” ödülü Süleyman Saim Tekcan’a, “50. Sanat Yılı” ödülü Hikmet Çetinkaya’ya verildi. “Yılın Sanatçısı” ödüllerine ise Meriç Hızal, Mehmet Aksoy, Neşe Erdok, Mustafa Ata ve Orhan Zafer layık görüldü. “Yılın Genç Resim Sanatçısı” ödülünü Hazal Ayan, “Yılın Genç Heykel Sanatçısı” ödülünü Meryem Dirlik aldı. “Yılın Küratörü” ödülü ise Meral Madra’ya verildi. “Türk Sanatına Yön Veren Kişi ve Kurum” ödülüne Yahşi Baraz ile Galeri Baraz layık görülürken, Denizbank, Borusan, Ünsped Gümrük Müşavirliği ve Arkas Sanat “Sanata Destek Veren Kurum Onur Ödülü” aldı. “Yılın Koleksiyoneri” ödülü Yusuf Bulut Öztürk’e, “Sanata Destek Veren STK” ödülü Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’ne verildi. Ayrıca Gaziemir Belediyesi ve Seferihisar Belediyesi “Sanata Destek Veren Yerel Yönetim Kurumu” ödülüne layık görüldü. İzmir Ticaret Odası ile Ege Bölgesi Sanayi Odası ise sanata katkıları nedeniyle Özel Ödül aldı. Genç sanatçılar için özel alan Fuarda genç sanatçılar için de özel bölümler oluşturuldu. “Geleceğin Sanatçıları Programı” kapsamında seçilen 100 genç sanatçı, eserlerini sanatseverlerle buluşturma fırsatı yakaladı. 15 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuarda, Türkiye’den ve yurt dışından 120’yi aşkın galeri, sanat inisiyatifi ve yaklaşık bin 600 sanatçı yer alıyor. Çağdaş sanat eserlerinden klasik tablolara, seramikten cam ve heykel çalışmalarına kadar geniş bir seçki ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Bu yılın dikkat çeken bölümlerinden biri de “Malzemenin Dönüşümü” temalı Seramik, Porselen, Cam ve İşleme Teknolojileri Özel Bölümü oldu. Fuar boyunca canlı performanslar, söyleşiler, workshoplar ve müzayedeler de gerçekleştirilecek. 17 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek fuar, 14-16 Mayıs tarihlerinde 11.00-19.00, 17 Mayıs’ta ise 11.00-18.00 saatleri arasında açık olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizmin Geleceği Antalya Muratpaşa'da Konuşuldu Haber

Turizmin Geleceği Antalya Muratpaşa'da Konuşuldu

24-25 Nisan’da gerçekleşen forumda Ukrayna Belediyeler Birliği yöneticilerinin yanı sıra Polonya’nın Lublin ve Kolbuszowa belediyelerinden heyetler ile Litvanya’dan bloggerlar konuşmacı olarak yer aldı. Muratpaşa Belediyesi’nin yaptığı sunumda Antalya’nın 2025 yılında 16 milyondan fazla ziyaretçi ağırlayarak dünyanın en çok ziyaret edilen destinasyonları arasında yer aldığına dikkat çekildi. “Her şey dahil” sisteminin etkisiyle turistlerin büyük bir bölümünün şehir merkezine uğramadan tatilini tamamladığına dikkat çekilirken, Muratpaşa Belediyesi, bu tabloyu değiştirmek için geliştirdiği projeleri tanıtım, deneyim ve güven başlıkları altında topladı. FESTİVALLER VE ULUSLARARASI TANITIM Tanıtım ayağında en güçlü örnek, 2016’dan bu yana düzenlenen Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali oldu. Tarihi kentleri bir araya getiren festivalin, şehirler arası güçlü bir iş birliği ağı oluşturduğu ve Kamianets-Podilskiy ile kardeş şehir ilişkisine zemin hazırladığı vurgulandı. Ayrıca bisiklet festivali Pedalia ve oryantiring yarışları gibi spor organizasyonlarının da kentin uluslararası bilinirliğine katkı sağladığı ifade edildi. Muratpaşa Belediyesi’nin, küçük ölçekli turizm işletmelerini desteklemek amacıyla ulusal ve uluslararası turizm fuarlarına da katıldığı da paylaşıldı. YENİ DENEYİMLER: FALEZ PLAJLARI VE KENT HİKAYELERİ Deneyim odaklı projeler arasında ise falezler üzerine kurulan halk plajları örnek gösterildi. Muratpaşa’da 20 kilometre uzunluğundaki sahil bandında yer alan 5 adet Mavi Bayraklı plajın belediye tarafından işletildiği ve girişlerin ücretsiz olduğu belirtildi. Gastronomi alanında hayata geçirilen Antalya Lokantası’nın, kente özgü lezzetleri uygun fiyatla sunarken aynı zamanda da kadın kooperatiflerini desteklediği ifade edildi. Kaleiçi’nde yürütülen “Hafıza Mekanları” projesiyle ise tarihi yapıların hikayelerinin QR kodlarla 4 farklı dilde ziyaretçilere aktarıldığı anlatıldı. TURİZMDE GÜVEN VURGUSU Sunumun “güven” başlığında ise turistlerin yalnızca fiziksel güvenliği değil, hizmet kalitesine duyduğu güvenin de önemli olduğu belirtildi. Bu kapsamda hayata geçirilen Gold Town hijyen ve kalite sertifika programlarıyla işletmelerin uluslararası standartlara uygunluğunun denetlendiği ve sınıflandırıldığı paylaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın En İyi Rotasında Turizmin Meşalesi Start Alıyor Haber

Dünyanın En İyi Rotasında Turizmin Meşalesi Start Alıyor

Bu yıl rekor katılımla gerçekleşecek organizasyonda yaklaşık 1000 sporcu parkurlarda yer alacak. 15 ülkeden yaklaşık 100 yabancı sporcunun katılımı, etkinliğin uluslararası kimliğini daha da güçlendiriyor. Kayıt ve kit dağıtımının gerçekleştirildiği ilk gün, sporcular ısınma turlarıyla Babadağ rotalarında antrenmanlarına başladı. “Babadağ Ultra Maratonu, Küresel Bir Spor ve Turizm Buluşması” Babadağ Ultra Maratonu Organizatörü, milli sporcu Serkan Özdemir, organizasyona ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Babadağ Ultra, farklı zorluk seviyelerine sahip etaplarıyla her seviyeden sporcuyu ağırlıyor. 14 kilometrelik Kayaköy ve köy koşusu parkurları ile Ölüdeniz Lagünü çevresinde gerçekleştirilen etaplar, katılımcılara eşsiz manzaralar sunuyor. Bunun yanı sıra 56 kilometrelik zorlu ultra parkur, deneyimli sporcular için büyük bir meydan okuma niteliği taşıyor. Organizasyona katılan sporcuların büyük bölümü bireysel katılım sağlıyor. Bu da etkinliğin doğal bir çekim merkezi haline geldiğini gösteriyor. Yabancı katılımcı oranımız şu an yüzde 10 seviyelerinde. Önümüzdeki dönemde farklı pazarlarda tanıtım faaliyetleriyle bu oranı artırmayı hedefliyoruz. Babadağ’ın coğrafyası, parkurları ve lokasyonu, dünya çapında ses getirecek potansiyele sahip” Likya Yolu’nda Tarih ve Doğa İç İçe Babadağ Ultra Maratonu’nu benzersiz kılan en önemli unsurlardan biri, parkurların Likya Yolu üzerinden geçmesi. Dünyanın en iyi yürüyüş rotaları arasında gösterilen bu tarihi yol, sporculara yalnızca fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda kültürel bir yolculuk da sunuyor. Yarışın gerçekleştiği Babadağ ve Ölüdeniz bölgesi aynı zamanda dünyanın en iyi yamaç paraşütü noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Sporcular, parkur boyunca gökyüzünde süzülen paraşütlerin eşliğinde koşarak görsel açıdan eşsiz bir deneyim yaşıyor. Yarışın en dikkat çeken kategorisi ise 26K DOWN HILL Etabı. 1900 metre rakımdan başlayarak Ölüdeniz’e doğru inişe geçen parkur, katılımcılara hem dağ hem de deniz deneyimini aynı anda sunuyor. Yarışın finiş noktası ise dünyanın en özel plajlarından biri olarak kabul edilen Ölüdeniz sahili. Spor ve Tatilin Buluştuğu Eşsiz Deneyim Babadağ Ultra Maratonu, sporculara yalnızca yarış değil, aynı zamanda doğa ve tatil deneyimini bir arada sunuyor. Organizasyon kapsamında paylaşılan GPS kayıtları sayesinde sporcular, yıl boyunca parkurlarda antrenman yapma imkanı da buluyor. Yarış sonunda sporcuların kendilerini Ölüdeniz’in turkuaz sularına bırakabilmesi ise organizasyonun en unutulmaz anları arasında yer alıyor. Babadağ Ultra Maraton Program 25 Nisan 2026 Cumartesi 56K BABADAĞ ULTRA- Banana Beach Ölüdeniz- 07:00 – 21:00 30K 1922- Banana Beach / Babadağ Zirve- 07:00 – 16:00 15K SKYRUNNING DRAGON- Banana Beach / Babadağ Zirve- 08:00 – 15:00 26K DOWN HILL- Babadağ Zirve / Banana Beach- 10:00 – 16:00 ÖDÜL TÖRENİ- Banana Beach Ölüdeniz - 19:00 – 20:30 25 Nisan 2026 Pazar 14K KAYAKÖY HISTORY RUN-Banana Beach Ölüdeniz-09:00 – 13:30 5K ÖLÜDENİZ RUN-Banana Beach Ölüdeniz - 09:00 – 11:30 ÖZEL 23 NİSAN ÇOCUK KOŞUSU - Banana Beach Ölüdeniz-10:00 – 11:00 ÖDÜL TÖRENİ-Banana Beach Ölüdeniz - 14:00 – 15:00 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Marble Talks’ta Doğal Taşın Geleceği Konuşuldu Haber

Marble Talks’ta Doğal Taşın Geleceği Konuşuldu

D Hol D-Design Arena sahnesinde gerçekleştirilen oturumlarda mimarlar, iç mimarlar, tasarımcılar ve akademisyenler, doğal taşın mimari projelerdeki kullanımına ilişkin bilgi ve deneyimlerini paylaşıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde. İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir kapsamında gerçekleştirilen Marble Talks’ın öne çıkan oturumlarından biri, dünya doğal taş sektörünün iki ana aktörü Türkiye ve İtalya’yı aynı sahnede buluşturdu. “Küresel Pazarda Doğal Taş: Yerel Güç ve Değişen Dinamikler” başlıklı oturumda, TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Hanifi Şimşek ile İtalya Mermer Makineleri Üreticileri Konfederasyonu Onursal Başkanı Flavio Marabelli sektörün mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel pazarda değer, iş birliği ve rekabet vurgusu Küresel pazara ilişkin veriler paylaşarak katma değerli ürünlerin önemine dikkat çeken Flavio Marabelli, “Taş ocaktan çıkıyor ama asıl değer orada oluşmuyor. Bugün mesele ne kadar ürettiğimiz değil, o ürüne nasıl bir değer kattığımız. Bunda işlenmiş ürünler, teknoloji ve tasarım belirleyici hale gelmiş durumda” ifadelerini kullandı. Küresel ticarette yaşanan gelişmelere de değinen Flavio Marabelli, artan vergiler, ticaret engelleri ve jeopolitik gelişmelerin sektörü doğrudan etkilediğini ifade ederek özellikle ABD ve Körfez ülkeleri pazarlarında yaşanan değişimlerin ticaret akışını ve sektör içindeki ilişkileri zorlaştırdığını dile getirdi. Sektörün, ülke ayrımı olmadan birlikte hareket etmesi gerekliliğine dikkat çeken Marabelli, “Doğal taş sektörü, yapısı gereği zaten uluslararası bir üretim modeliyle ilerliyor. Aynı projede farklı ülkelerden gelen taş, teknoloji ve uygulamalar birlikte bulunabiliyor. Bu zaten birlikte üretimin kendisi. Ülkelerin birbirini rakip olarak konumlandırması doğru bir yaklaşım değil. Asıl mesele, doğal taşı taklit eden ürünlere karşı sektörün ortak hareket etmesi olmalı” diyerek doğal taşın sürdürülebilirliği, kültürel değeri ve özgünlüğünün birlikte anlatılmasının önemini vurguladı. “Sektörün geleceği açısından belirleyici” Hanifi Şimşek ise Türkiye’nin doğal taş sektöründeki konumuna değinerek, ülkemizin zengin rezervleri ve yüksek üretim kapasitesiyle küresel ölçekte güçlü bir tedarikçi olduğunu ifade etti. Şimşek, son yıllarda işlenmiş ürün ihracatını artıran sektörün yol haritasına ilişkin değerlendirmesinde, “Bu gücü artık daha yüksek katma değere dönüştürmemiz gerekiyor. Doğal taşın projelerde daha fazla yer bulması için mimarlar ve tasarımcılarla daha yakın çalışmamız gerekiyor. Ürünün değeri, tasarım sürecine ne kadar dahil olduğuyla doğrudan ilişkili. Marble İzmir’deki bu platformu da bu açıdan çok önemli buluyorum” dedi. Uluslararası iş birliklerine de değinen Şimşek, kısa süre önce kurulan Doğal Taş Stratejik İttifakı’nın (NSSA) önemine dikkat çekerek, farklı ülkelerden sektörde söz sahibi derneklerin bir araya geldiği bu yapının doğal taş sektöründe ortak hareket etme kültürünü güçlendirdiğini belirterek, bu yaklaşımın sektörün geleceği açısından belirleyici olacağını ifade etti. Doğal taşın mimarideki anlatısı Programın diğer oturumlarında ise doğal taşın mimarlık ve tasarım dünyasındaki yeri farklı başlıklar altında ele alındı. “Mimari Projelerde Doğal Taş Hikayeleri” başlıklı oturumda, İzmir Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Onur moderatörlüğünde, Yüksek Mimar Melis Varkal konuşmacı olarak yer aldı. Uğur Onur, Marble İzmir’in uluslararası ölçekte öne çıkan sayılı fuarlardan biri olduğunu belirterek bunun önemli bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. Onur, “Pek çok kişi mermeri soğuk bir malzeme olarak algılıyor ancak ben onu hem sıcak hem de verdiğiniz her şeyi size yansıtan güçlü bir malzeme olarak görüyorum” dedi. Melis Varkal ise projelerindeki doğal taş kullanımına ilişkin bilgi vererek, “Projelerimizde doğal taşı kullanırken bölgesel ölçekte yakınlık, mesafe ve yerellik gibi unsurlar bizim için belirleyici oluyor. Bulunduğumuz coğrafyanın taşını kullanmayı önemsiyoruz” diye konuştu. Değişen tasarım anlayışı ve doğal taş kullanımı İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Can Özcan moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Değişen Zamanlar” oturumunda Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Despoina Zavraka, Saint Petersburg Stieglitz State Sanat ve Tasarım Akademisi’nden Prof. Dr. Ilia Palaguta, Politecnico di Milano Üniversitesi’nden Prof. Dr. Marinella Ferrara ve Varşova Güzel Sanatlar Akademisi’nden Prof. Michal Stefanowski konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, doğal taşın tarih boyunca mimarlık ve sanat üretiminde üstlendiği rol ele alınırken, taşın hafıza, anlam ve deneyim üretme kapasitesine dikkat çekildi. Günümüzde bu ilişkinin yeniden tanımlandığı belirtilirken, mimar ve tasarımcıların malzemeye yeni işlevler kazandıran, deneyim odaklı ve araştırmaya dayalı yaklaşımlar geliştirdiği vurgulandı. Doğal taşın mimarlık tarihindeki önemi anlatıldı “Tasarım Yaklaşımında Doğal Taşın Anlamı, İmkanlar ve Sınırlar” başlıklı oturumda ise Mimar Dr. Dürrin Süer moderatörlüğünde; mimarlar Burçin Demirsoy, Derya Akdurak ve Tolga Kezer konuşmacı olarak yer aldı. Dürrin Süer, doğal taşın mimarlık tarihindeki yerine dikkat çekerek, “Doğal taş, mağaralarda insanlığa mekan oluşturan kovuklardan, uygarlıkların, şehirlerin ve ülkelerin sembolü haline gelen anıtsal yapıların ana materyali olmuştur. Mekanı var eden unsur olmuştur” dedi. Oturumda, doğal taşın tasarım yaklaşımındaki yeri, sunduğu olanaklar kapsamlı şekilde ele alındı. Türk doğal taşının küresel potansiyeli “Best Use of Stone with Turkish Stones” başlıklı oturumda ise İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nden Funda Bekişoğlu moderatörlüğünde; Ege Maden İhracatçıları Birliği’nden Reyhan Sezgin, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nden Ahmet Tekin ile Mimar Burak Pekoglu ve Peyzaj Mimarı Dr. Oktan Nalbantoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda, Türkiye’nin doğal taşta sahip olduğu çeşitlilik, kalite ve üretim gücüyle küresel ölçekte önemli bir konumda bulunduğu vurgulanırken, bu potansiyelin tasarım odaklı ve katma değerli projelerle daha görünür hale getirilmesi gerektiği ifade edildi. Yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi veren katılımcılar, doğal taşın uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak için mimarlar ve tasarımcılarla üretici ve ihracatçılar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin kritik rol oynadığına dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal Taşın Kalbi İzmir’de Atıyor Haber

Doğal Taşın Kalbi İzmir’de Atıyor

. Yüzden fazla ülkeden bine yakın katılımcıyı buluşturan fuarın açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Daha fazla iş birliği, daha fazla ortak akıl ve daha fazla cesaret” çağrısıyla geleceğe güçlü bir mesaj verdi. Dünya doğal taş sektörünün öncü buluşması Marble İzmir - Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, 31’inci kez kapılarını açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen 31. Marble İzmir, sektörün profesyonellerini bir araya getirdi. Açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay’ın yanı sıra Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, il ve ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, büyükelçiler, oda ve birlik başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda sektör profesyoneli katıldı. Açılış töreni, 31 yıldır dünya fuarcılığında marka haline gelen Marble İzmir’in tarihini, gücünü ve doğal taş sektörünü anlatan etkileyici bir performansla başladı. Sinematografik anlatı, sanatçıların büyüleyici müzik ve dans gösterileriyle zenginleşti. “Bir hayaldi, dünya markası haline geldi” Fuarın açılış konuşmasını yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, Marble İzmir’in hikayesinin 37 yıl önce, büyük bütçeler ve imkanlar olmadan başladığını belirterek, “Elinde numuneyle fuar gezen, uzaktan stantlara bakıp ‘biz de yaparız’ diyen insanların inancıyla ilk adım atıldı. 1989’da İzmir Enternasyonal Fuarı’nda atılan bu adım, bugün dünyanın en büyük doğal taş buluşmalarından birine dönüştü. O günlerde bir hayaldi; bugün ise bir dünya markası haline geldi. Geçtiğimiz yıl Marble İzmir’i, 128 ülkeden 60 bini aşkın ziyaretçiyle tamamladık. Bu yıl ise Türkiye’nin 41 ilinden, 28 farklı ülkeden bine yakın katılımcıyla, 150 bin metrekareyi aşan dev bir alanda yeniden buluşuyoruz. Marble İzmir’in hikayesi bir avuç insanın emeğiyle başladı, bugün ise dünyanın sayılı organizasyonlarından biri haline geldi. Yarın ne olacağı ise bizim bugün ne yaptığımıza bağlı” diye konuştu. “Herkes aynı hedefe odaklanmadıkça bu potansiyel açığa çıkmaz” Marble İzmir’in hem kent hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağladığını vurgulayan Başkan Tugay, “Türkiye’nin doğal taş ihracatını çok daha yukarıya taşıyabiliriz. Bunun için daha fazla iş birliği, daha güçlü bir ortak akıl ve daha fazla cesaret gerekiyor. Kamu, özel sektör, odalar ve dernekler aynı hedefe odaklanmadıkça bu potansiyeli tam anlamıyla ortaya koymamız mümkün değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu sorumluluğun farkındayız. İZFAŞ ile birlikte bu platformu büyütmeye ve uluslararası etkisini artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. “Sektörün duayen isimlerinin adı yaşatılacak” Sektörün duayen isimlerinin adlarının ölümsüzleştirileceğini belirten Başkan Tugay, “İzmir, vefalı bir şehirdir. Kıymetini bilenin kıymetini her zaman bilmiştir. Bu anlayışla, fuarımıza değer katan isimleri onurlandırarak ilerlemeye devam ediyoruz. Daha önce sektörün duayen isimlerinden merhum Raif Türk’ün adını Fuar İzmir’deki meydanımıza vererek bir vefa örneği sergilemiştik. Bugün de aynı vefa duygusuyla merhum Erdoğan Akbulak, Kemal Arslan ve Mehmet Turgut Bekişoğlu’nun isimlerini Fuar İzmir’deki konferans salonlarına vererek kalıcı hale getiriyoruz. Çünkü bu başarı hikayesi, yıllar boyunca emek veren insanların eseridir” dedi. Başkan Tugay, bu yıl doğaya katkı sağlamak amacıyla katılımcılar adına fidan dikildiğini de belirtti. Bakan Bolat: “Dünya sarsılıyor ama işte Marble İzmir yapılıyor” Açılış konuşmasını yapan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye’nin doğal taş ihracatında dünyanın ilk üç ülkesi arasında yer aldığını belirterek Marble İzmir’in bu başarıya önemli katkı sunduğunu ifade etti. İzmir’in Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olduğunu vurgulayan Bolat, “Küresel doğal taş sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan Marble İzmir’deyiz. İZFAŞ’ın başarılı organizasyonuyla gerçekleşen bu fuar, dünya çapında ilk üç arasında yer alan, iftihar ettiğimiz organizasyonlardan biridir. Simgeleşmiş bir fuar haline gelen Marble İzmir, doğal taş sektöründe üretici ve alıcıları buluşturan önemli bir merkezdir. Bu yıl yüzden fazla ülkeden bine yakın katılımcı firma yer alıyor, 70 bin ziyaretçi bekleniyor. Savaşların yaşandığı, dünyanın ekonomik olarak sarsıldığı bir dönemdeyiz. Ama işte Marble İzmir yapılıyor” dedi. Bolat ayrıca, İzmir’in tarih boyunca ihracatın merkezi olduğunu belirterek, “Osmanlı döneminde de dünyaya açılan bir pencere olan İzmir, Cumhuriyet döneminde de bu rolünü sürdürdü. 2025 yılında 22,5 milyar dolar ihracat ve 12,9 milyar dolar ithalat gerçekleştiren kent, dış ticaret fazlası veren nadir şehirlerden biridir. Bu güzide şehir, savaşa rağmen bu yılın ilk üç ayında da 5,3 milyar dolarlık ihracatla ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam etti” ifadelerini kullandı. Vali Elban: İhracat yeni maden sahalarıyla değil inovatif tasarımlarla artacak İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, “Uluslararası fuarcılığın başladığı bir şehirdeyiz. Mermer ve doğal taş sektörü, ‘ekmeğini taştan çıkaran’ bir anlayışla yola çıktı, ancak bugün çok daha özel ve katma değerli bir alana evrildi. Doğal taş ve makine ihracatını birlikte değerlendirdiğimizde 3 milyar dolar seviyesine ulaştık. Hedefimizin 10 milyar dolar olduğuna inanıyorum. Bu hedefe ulaşmak için yeni maden sahalarına değil, daha katma değerli ve inovatif tasarımlara ihtiyaç var. Geçmişte makinede dışa bağımlıyken bugün sektörün kullandığı makinelerin tamamı yerli üretim haline geldi” şeklinde konuştu. Bakan Yardımcısı Tancan: Anadolu mirasını dünya vitrinine çıkarıyoruz Türkiye’nin maden zenginliğine dikkat çeken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, “Bugün burada yalnızca ticari bir organizasyon için değil, Anadolu’nun binlerce yıllık mirasını, emeğini ve teknolojisini dünya vitrinine taşımak için bulunuyoruz. Marble İzmir, sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından sektör temsilcilerini buluşturan önemli bir organizasyon haline geldi. Türk mermerleri, dünyada pek çok alanda kullanılan ve tanınan ürünler arasında yer alıyor. Ülkemiz, dünya doğal taş ihracatında ilk üç ülke arasında bulunuyor ve sektördeki gücünü her geçen gün artırıyor. Bu fuarın, sektörün gelişimine katkı sağlayacağına ve önemli ticari iş birliklerine zemin hazırlayacağına gönülden inanıyorum” dedi. Şimşek: Sevgi Yolu’nda 7 firmalı fuardan bugüne geldik Tüm Mermer, Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği Başkanı Hanifi Şimşek, Sevgi Yolu’nda 7 firmayla bu fuarın temellerinin atıldığını belirterek, fuarla birlikte sektörün de büyüdüğünü vurguladı. Şimşek, 30 yıl önce makine ithal ederken bugün mermer ihraç eden bir konuma geldiklerine işaret etti. Sektörün profesyonelleri İzmir’de buluştu Fuar İzmir’de 150 bin metrekareyi aşan açık ve kapalı alanda gerçekleşen Marble İzmir, üretimden tasarıma, teknolojiden ticarete kadar doğal taş sektörünün tüm bileşenlerini bir araya getirdi. Marble İzmir 14 – 17 Nisan tarihleri arasında Türkiye’nin dört bir yanından gelen firmaların yanı sıra dünyanın farklı coğrafyalarından katılımcıları, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Hindistan, Meksika, Rusya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere farklı coğrafyalardan nitelikli alıcılar ve sektör profesyonelleriyle buluşturacak. D-ESIGN Arena ile tasarım ve deneyim odağı D Holü, bu yıl “D-ESIGN Arena” konseptiyle yeniden düzenlenerek fuarın en dinamik alanlarından biri haline geldi. Tasarım, sanat ve ticaretin buluştuğu alanda; mimar, akademisyen ve sektör temsilcilerinin katılımıyla Marble Talks söyleşileri, iş görüşmeleri ve çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor. Doğal taşın sanatsal yönünü öne çıkaran Heykel Çalıştayı’nda ortaya çıkan eserler fuar süresince sergilenirken, fuar sonrası İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kentin kültürel yaşamına katkı sunması hedefleniyor. Marble İzmir kapsamında düzenlenen 8. Uluslararası Doğal Taş Tasarım Yarışması ise sektörün katma değerli dönüşümünü desteklemeye devam ediyor. Bu yıl 8 ülkeden 67 üniversiteden öğrencilerin katılımıyla seçilen 724 proje arasından finale kalan 19 tasarım da D Holü’nde sergileniyor. Uluslararası iş birlikleri güçleniyor İtalya Mermer Makineleri Üreticileri Konfederasyonu ile yapılan iş birliği, makine ve teknoloji alanında Avrupa ile yeni ticari ve teknik açılımlar sağlarken, fuarın uluslararası konumunu güçlendiriyor. Bu iş birliğiyle bilgi ve teknoloji paylaşımının artırılması ve Türk doğal taş sektörünün küresel rekabet gücünün geliştirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi    Haber

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi  

T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından; DEİK/Lojistik İş Konseyi ve DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) destekleriyle düzenlenen ‘Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi’, Grand Cevahir Hotel Convention Center'da gerçekleşti. Zirvede genel hatlarıyla e-ticaret sektörünün gelişiminde kritik rol oynayan lojistik süreçler, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları geniş bir perspektifle ele alındı. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: “820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik” Zirvenin açılış konuşmalarını gerçekleştiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “E-ticaret, giderek artan yeni ticaret yöntemi, toplam ticaretin yüzde 20'sini oluşturuyor ve 3 trilyon doların 2024 hesaplamalarıyla bir hacme sahip. Lojistik sektörü de olmazsa olmaz sektörlerimizde önde gelen büyük bir sektör. E-ticaret de o tarihlerde toplam ticaretin içinde yüzde 4,5-5'lik bir paya sahipken, 2019 itibarıyla, toplam ticarette yüzde 20'lik bir paya 3-4 sene gibi kısa bir sürede ulaşmış oldu. Bugün Türkiye için gerek mal ticareti gerekse hizmetler ticareti ekonomimizde büyük bir yer tutuyor. Mal ihracatımız geçen yıl 255,5 milyar dolardı, buna karşılık aynı şekilde mal ithalatımız 365 milyar dolardı. Hizmet ihracatımız 122,5 milyar dolardı. Hizmet ithalatımız da yaklaşık 60 milyar dolar ve bunların toplamı 820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik. Ve geçen yıl milli gelirimiz 1,1 trilyon dolara yükseldi. Milli gelirimizin yarısından fazlası mal ve hizmet ihracat ve ithalat ticareti kadar bir hacim oluşturuyordu” dedi. “İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca” Suriye'de iç savaşın sona erdirilmesinde, İsrail'in soykırım ve katliamlarına karşı Gazze'nin, Batı Şeria'nın, Lübnan'ın haklarının savunulması ve oradaki masumların korunması çabalarında Türkiye’nin önemli bir rol üstlendiğini söyleyen Bakan Bolat, “En son İran'la ABD ve İsrail arasındaki çatışmalarda; Türkiye, Pakistan ve Mısır birlikte arabuluculuk noktasında Amerika ve İran arasında mekik dokundu. Ve bu anlamda şimdilik iki gün boyunca bir ateşkes süreci, biraz kırılgan da olsa devam ediyor. Bunun ekonomiye yansımaları da şu şekilde: Körfez, özellikle Hürmüz Boğazı dünyada enerji kaynakları açısından zengin bir bölge. Petrolün yüzde 38'inin, doğal gazın yüzde 20'sinin, gübrenin yüzde 30'unun geçtiği bir bölge. İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca ciddi bir tabii volatilite, yani piyasalar allak bullak oldu. Enerji fiyatları, petrokimya fiyatları, gübre fiyatlarında artışlar oldu bütün dünyada. Ama bizde Allah’a şükür arz tedariki diye bir sorun yok. Depolarımız doluydu. Ve biz vatandaşımızın, sanayilerimizin, ekonomimizin bunlardan etkilenmemesini sağladık.” diye konuştu. “15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar” Bakan Bolat, “Körfez savaşı, lojistiğin ne kadar önemli olduğunu Covid 19’dan sonra bize bir kez daha hatırlattı. Bu güzel coğrafya, Avrasya’nın merkez ülkesi, adeta bir kavşak köprü geçiş noktası olan Türkiye'nin önemi bir kez daha ortaya koyuldu. Gerek doğudan batıya orta koridor, Zengezur koridoru, gerek Körfez Basra'dan yukarıya Irak üzerinden kalkınma yolu koridoru, gerek özellikle Habur-Irak üzerinden Suudi Arabistan ve Körfez'e ulaşan rota, gerekse Türkiye’den Hatay, Suriye, Ürdün üzerinden Arabistan’a ve Körfez ülkelerine ulaşan karayolu koridorlarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Bu vesileyle Suudi Arabistan’la da ilişkilerimiz mükemmel düzeyde ve 10 yıldır bir transit vize konusu vardı, o da dün itibariyle işlerlik kazanarak Türk Tır şoförlerinin Körfez'de transit Suudi vizesi alarak seyahat etmeleri de mümkün hale geldi. Ümit ediyoruz ki komşu ve kardeş ülkelerdeki bu fiziki yıkım ve insani kayıplar noktasında savaşın bir an önce durması. Ama barış şartları oluşsa bile bu 45 günlük savaşın ekonomilerde meydana getirdiği tahribatı gidermek o kadar kolay olmayacak. Çünkü burada gerek fiyat artışları konusu gerekse enerji kaynakları hasar aldı bir miktar. Kiminde LNG kaynakları, kiminde petrol kaynakları, kiminde alüminyum tesisi, kiminde gübre tesisi. Arz tedariki anlamında şartların yerine gelmesi yine biraz zaman alacak. Ve ümit ederiz ki bu 15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar. Dünyanın daha fazla kavgaya değil, barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya ve refah artışına ihtiyacı var bu anlamda” dedi. “Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte’ Bakan Bolat, “Hizmetler sektörümüz bizim övündüğümüz güzide bir sektörümüz. Bunlardan lojistik sektör, 122,5 milyar dolar ihracat gelirinin 42,5 milyar dolarını hizmetler sektörü yaptı. Özellikle ihracatımızın yüzde 43’ünü oluşturan Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte. Burada da ulaştırma kotaları büyük önem taşımakta, geçiş kotaları çok çok önem taşıyor. Bizim hizmetler sektörünü çok sevmemizin bir diğer nedeni de yaklaşık 63-64 milyar dolar fazla sağlıyoruz ve bu fazla sayesinde mal ticaretindeki, geçen sene 92 milyar dolar açığımız vardı, bunların kapatılarak cari işlemler açığının makul düzeyde olmasını sağladık. 2024'te 13 milyar dolar; 2025'te de 29,5 milyar dolardı bu anlamda. Lojistik sektörü 115 milyar dolar toplam milli geliriyle bizim 1,1 trilyon dolarlık milli gelirimiz içinde de çok önemli bir pay oluşturuyor ve tabii ki istihdama çok büyük katkı yapıyor” dedi. ‘Toplam e-ticaretin yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta’ Bakan Bolat, “E-ticaret parlayan bir sektörümüz. Batıdaki ABD tarafındaki büyük gruplar, doğuda Çin merkezli büyük grupların olduğu bir ortamda tam merkezde ortada da Türkiye’de hızla gelişen ve dünyadaki birçok büyük grupların, yatırımcıların dikkatini çeken başarılı e-ticaret firmalarımız var. Burada dediğim gibi 3 trilyondu geçen yılki rakam ve toplam ticaretin yüzde 20’siydi. Bu toplam e-ticaretin de yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta” dedi. İEAD Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin: “Artan korumacılık ve ticaret savaşları doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları olarak değerlendirilebilir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin, küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunarak dünyanın en büyük on ekonomisinin neredeyse tamamının okyanus ülkeleri olduğunu belirtti. Bilgin, "Bu tablo, günümüz dünyasında bir ülkenin sadece iç pazarı için üretim yaparak büyük ekonomi olamayacağını açıkça gösteriyor” dedi. 1960 ve 1970’li yılların kalkınma modelinde kendi kendine yeterlilik modelinin ön planda olduğunu hatırlatan Bilgin, “1980'lerden sonra hızlanan küreselleşme sürecinde ihracata dayalı kalkınma, büyüme modellerinin popüler hale geldiğini görüyoruz. Çin'in Aralık 2001'de Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olmasıyla bu ihracata dayalı kalkınma ve büyüme modelleri adeta başka bir safhaya geçmiştir. Çin'in liderliğinde Asya ülkelerinin öncülüğünde şekil bulan başka pazarlar için üretim yapma modeli 21. yüzyılı adeta egemen iktisadi kalkınma, iktisadi büyüme modeli haline gelmiştir. Son yıllarda şahit olduğumuz artan korumacılık ve ticaret savaşları aslında doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları veya batı dünyasının bu modele gösterdiği refleksler olarak değerlendirilebilir” dedi. İzmir İktisat Kongresi’nin yüzüncü yılında ana temanın Türkiye’nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girme hedefi olduğunu hatırlatan Bilgin, bu hedefe ulaşmanın yalnızca yatırım ve üretimle mümkün olmadığını söyledi. Bilgin, “Büyük ekonomi olmanın yolu yatırım ve üretim yanında üretiğinizi dış pazarlara satmaktan yani ihracattan geçiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesi için yatırım ve üretim yanında ürettiklerini ihraç etmesi de gerekiyor. Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesinin yolu katma değerli, inovatif üretimin ihraç edilmesinden geçiyor. Yani savunma sanayi gibi birkaç sektörde selektif bir şekilde destekleyeceğiz, tespit edeceğiz, destekleyeceğiz ve o ürünleri üretip ihraç ederek Güney Kore'nin kırk yıl önce yaptığını yaparak dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girebiliriz” diye konuştu. E-ticaret sektöründeki gelişmelere de değinen Bilgin, “Teknolojideki gelişmelerin hızlandırdığı Covid-19 pandemisi döneminde değişen tüketim alışkanlıklarının adeta tetikleyici bir rol oynadığı e-ticaret günümüzde gündelik yaşamın adeta vazgeçilmez bir konsolu haline gelmiştir. Yapay zekâ teknolojilerinin e-ticareti başka evrelere geçileceğini de tahmin ediyoruz.” İfadelerini kullandı. Orta Doğu'daki savaşın bizlere lojistiğin ne denli önemli olduğunu gösterdiğini ifade eden Bilgin, “Lojistik ve tedarik günümüzde en az yatırım ve üretim kadar önemlidir. Hatta bana sorarsanız onlardan da daha öndedir. Zira yatırım yaptınız, üretim yaptınız. Eğer ürettiğiniz ürünü pazarına götüremiyorsanız, tüketicisine ulaştıramıyorsanız bu yatırım ve üretimin bir anlamı olmaz. Gerek e-ticaret alanında gerekse konvansiyon e-ticaretin depolanması ve lojistiği anlamında transit ticaret alanı da Türkiye'nin önünde önümüzdeki yıllarda büyük fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz” dedi. DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener: “Artık lojistik; algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor” Zirvenin konuşmacıları arasında yer alan DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener, dünyanın değişmesiyle birlikte ticaretin kurallarının yeniden yazıldığına dikkat çekti. Şener, “Bu yeni düzende kazananlar; en büyükler ya da en hızlılar değil, en akıllı olanlar olacak. Bugünün ve geleceğin rekabetçi aklı yapay zekâ olacaktır” dedi. E-ticaretin küresel ekonomideki rolüne de değinen Şener, e-ticaretin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Bir ürünün değeri müşteriye ulaştığı hız kadardır, bir markanın gücü teslimat performansıyla ölçülür. Ve bir ülkenin rekabet gücü, lojistik kabiliyetiyle belirlenir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin stratejik konumuna da dikkat çeken Şener, ülkemizin lojistik alandaki avantajlarına işaret ederek, “Biz, kıtaları birbirine bağlayan bir lojistik omurga konumundayız. 4 saatlik uçuş mesafesinde milyarlarca insana erişebilen, dev pazarlara kapı açan bir güçten bahsediyoruz. Ama bugün avantaj sadece coğrafya değil; veriyi en iyi kullanan, en hızlı öğrenen ve en akıllı karar verenler öne çıkıyor” şeklinde konuştu. Lojistik sektöründe yapay zekâ dönüşümünün altını çizen Şener, süreçlerin köklü bir değişimden geçtiğini belirterek, “Artık lojistik; kamyonların, gemilerin, uçakların değil algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor. Depolar artık düşünmeden çalışmıyor, rotalar anlık optimize ediliyor, talep önceden öngörülüyor” dedi. UND Başkanı Şerafettin Aras: "Teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayan yapılarda olmalıyız” Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, zirvede yaptığı konuşmada, ‘Yapay Zekâ Çağında Ticaret ve Lojistik' gibi son derece kritik bir başlık altında bir araya gelmiş olmamız, küresel ticaretin ve lojistiğin nasıl köklü bir dönüşüm içerisinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” dedi. Aras, sözlerine şöyle devam etti: “Lojistik sektörü sadece bir taşıma faaliyeti değildir; hızın, verimin ve teknolojinin yön verdiği stratejik bir alandır. E-ticaretin son yıllarda gösterdiği büyüme, lojistik sektörünü baştan aşağı yeniden şekillendiriyor. Tüketici; hız, şeffaflık ve kusursuz bir teslimat deneyimi talep ediyor. Bu beklenti bizleri daha akıllı, daha entegre ve daha çevik sistemler kurmaya yönlendiriyor. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekâ yer alıyor.” ifadelerini kullandı. Geleceğin lojistik sektörünün hızın yanı sıra krizlere karşı hazırlıklı, esnek ve öngörülü olmak zorunda olduğunu söyleyen Aras, “Lojistik sektörü olarak veriyi, teknolojiyi ve insan kaynağını bir araya getirerek geleceği tasarlayan bir yaklaşımı benimsemek zorundayız. Bu noktada kamu tarafına düşen en önemli görev; öngörülebilir, hızlı ve dijitalleşmeyi teşvik eden bir regülasyon ortamı oluşturmaktır. Veri paylaşımını kolaylaştıran altyapıların kurulması ve yapay zekâ yatırımlarını destekleyen teşvik mekanizmaları bu sürecin temelini oluşturuyor. Sivil toplum kuruluşları olarak, üyelerimizin bu yeni teknolojileri anlaması ve uygulayabilmesi için rehberlik etmeyi öncelikli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Özel sektörün ise dijitalleşmeyi bir seçenekten öte, büyüme için zorunluluk olarak görmesi lazım. Şirketlerimizin yapay zekâyı öğrenmesi, doğru alanlarda kullanması ve insan kaynağını bu dönüşüme hazırlaması gerekiyor. Çünkü gelecekte güçlü olanlar sadece büyük olanlar değil; teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayanlar olacaktır” ifadelerini kullandı. Zirve, “E-Ticaretin Geleceği ve Fırsatlar”, “E-ticarette Lojistiğin Önemi ve Geleceği”, “E-Ticaretin Lojistiğine Yönelik Kamu Destekleri ve Finansman”, “İlham Veren Başarı Öyküleri” oturumlarıyla devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı Haber

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı

Küreselleşme, yükselen jeopolitik gerginliklere, artan ABD gümrük vergilerine ve gelecekteki ticaret politikalarına ilişkin benzeri görülmemiş belirsizliğe rağmen, tarihsel olarak yüksek bir seviyede seyretmeye devam ediyor. Bu durum, DHL ve New York Üniversitesi Stern School of Business tarafından açıklanan DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026'nın temel bulgularından biri. Uluslararası ticaret, sermaye, bilgi ve insan akışlarını takip eden 9 milyondan fazla veri noktasına dayanan rapor, küreselleşmenin mevcut en kapsamlı görünümünü sunuyor. Avrupa en küresel bağlantılı bölge oldu Raporun bölgesel sıralamasında Avrupa, Kuzey Amerika ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın üstünde yer alarak bir kez daha dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi oldu. Avrupa’nın lider konumu, bölge içindeki güçlü ekonomik bağlarla ve dünya genelinde son derece geniş bir küresel erişimin birleşimiyle destekleniyor. Bu durum, birçok Avrupa ekonomisinin hem bağlantı derinliği hem de coğrafi yaygınlık göstergelerinde sergilediği güçlü performansta da görülüyor. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinin birlikte hareket etmesi, bölgenin dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi konumunu pekiştiriyor. Hollanda, küresel sıralamada 3’üncü sırada yer alıyor ve yalnızca dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi olmasına rağmen küresel akışların 6’ncı en büyük hacmini oluşturuyor. Bu, ülkenin önemli bir lojistik geçit olduğunu vurguluyor. Birleşik Krallık, 9’uncu sırada yer alıyor ve son derece çeşitlendirilmiş uluslararası ilişkileri sayesinde akışların coğrafi kapsamı açısından dünyada ilk sırada yer alıyor. 14’üncü sırada bulunan Almanya, Avrupa’nın en büyük ekonomisi ve güçlü biçimde entegre olmuş bir merkez olmayı sürdürüyor. Almanya’nın akışlarının üçte ikisi Avrupa içinde gerçekleşirken, küresel ölçekte de güçlü bir çeşitliliğe sahip. Fransa, 22’nci sırada yer alıyor ve hem ülkeye gelen hem de ülkeden çıkan greenfield doğrudan yatırımların coğrafi çeşitliliğinde dünya lideri konumunda öne çıkıyor. İtalya ise 28’inci sırada yer alarak güçlü Avrupa içi bağlantıları, dünyadaki en geniş küresel etki alanlarından biriyle birleştiriyor. Bunun yanı sıra İspanya, Polonya, Çekya, Macaristan ve Romanya gibi Güney ve Doğu Avrupa pazarları, Avrupa içindeki güçlü ekonomik bağlantılar sayesinde bölgenin konumunu daha da güçlendiriyor. Türkiye ise Asya ve Orta Doğu’ya açılan bir köprü rolü üstlenerek Avrupa’nın küresel bağlantılılık konumuna katkı sağlıyor. Küreselleşme 2022'den bu yana sağlamlığını koruyor Rapor, küreselleşmeyi yüzde 0'dan (sınır ötesi akış yok) yüzde 100'e (sınırların ve mesafenin hiçbir etkisi yok) kadar bir ölçekte takip ediyor. Bu doğrultuda global küreselleşme seviyesi 2025 yılında, 2022'deki rekor seviyeye paralel olarak yüzde 25 oldu. DHL Express CEO'su John Pearson, "Küreselleşme, direnmeye devam ediyor ve sadece bu bile ne kadar değerli olduğunun göstergesi. Yoksulluktan iklim değişikliğine kadar dünyanın en büyük sorunları ancak küresel düşünme yoluyla çözülebilir. DHL Küresel Bağlantılılık Raporu, ülkelerin ve şirketlerin ulusal sınırların arkasına çekilmediğini gösteriyor, bu iyi bir haber. DHL, pazarları, işletmeleri ve insanları birbirine bağlayarak belirsiz zamanlarda bile uyum sağlayabilmeleri, çeşitlenebilmeleri ve yeni fırsatlar yakalayabilmeleri için küresel bağları güçlendiriyor" dedi. DHL Express Avrupa CEO’su Mike Parra, " Avrupa, bu küresel ağda kilit bir rol oynuyor. Bölge, dünyanın herhangi bir bölgesine kıyasla en geniş küresel etki alanlarından birini derin ekonomik entegrasyonla birleştiriyor. Bu benzersiz konum, Avrupalı şirketlerin rekabetçi kalmasını, dayanıklılığını korumasını ve dünyanın her bölgesindeki büyüme fırsatlarıyla bağlantıda kalmasını sağlıyor. DHL olarak biz de bu bağlantıyı, sektördeki en güvenilir ve en esnek uluslararası ekspres ağıyla desteklemeye kararlıyız” dedi. 2025’teki yüzde 25'lik küreselleşme seviyesi, dünyanın tam anlamıyla küreselleşmekten ne kadar uzak olduğunun da altını çiziyor. Birçok alanda, politika kısıtlamaları olmasa uluslararası akışların daha da artabileceği belirtiliyor. Yapay zekânın yükselişi ve gümrük vergisi artışlarını aşma yarışı 2025'te ticareti artırdı Küresel ticaret 2025 yılında, dalgalı Covid-19 dönemi hariç, 2017'den bu yana herhangi bir yıldan daha hızlı büyüdü. ABD'li ithalatçılar tarife artışları öncesinde yılın başlarında sevkiyatları hızlandırdı. ABD'nin ithalatı önceki yıl seviyelerinin altına düştü, ancak Çin'in ABD dışındaki pazarlara ihracatındaki artış küresel ticaret hacimlerinin korunmasına yardımcı oldu. Ülkeler ve şirketler yapay zekâ altyapısı kurmak için yarışırken, yapay zekâ ile ilgili malların ticareti de arttı. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) rakamlarına göre, yapay zekâ ile ilgili ürünler 2025'in ilk üç çeyreğinde mal ticaretindeki büyümenin yüzde 42'sini oluşturdu. Ticarette son durum: yüksek gümrük vergilerine rağmen büyüme devam ediyor İleriye bakıldığında, ABD'nin son gümrük vergisi artışlarının 2026'da ticaret büyümesini mütevazı bir şekilde yavaşlatması, ancak durdurmaması bekleniyor. Küresel mal ticaretinin 2029 yılına kadar, geçtiğimiz on yıla paralel olarak yılda ortalama yüzde 2,6 oranında genişleyeceği öngörülüyor. ABD'nin tarife artışlarına rağmen ticaretin büyümeye devam etmesinin bir nedeni, ABD’nin ticaretin büyük bir kısmına dahil edilmemesi. 2025 yılında ithalatın yüzde 13'ü ABD'ye yapılırken, ihracatın yüzde 9'u ABD'den yapıldı. Ayrıca birçok ülke alternatif pazarlara erişim sağlamak için yeni ticaret anlaşmaları gerçekleştirmeye çalışıyor. Bilgi akışları engellerle karşılaşıyor, insan akışları yeni zirvelere ulaşıyor Rapor, ticaretin ötesinde diğer uluslararası akışlarda da farklılaşan eğilimler tespit ediyor: Sermaye: Yatırımların yabancı piyasalardan iç piyasalara doğru geniş çaplı bir kayma göstermediği görülüyor. Çok uluslu şirketler, yurt dışı satışlarında hala rekorlara yakın paylar elde ediyor. Açıklanan sıfırdan yabancı doğrudan yatırımlar (YDY) 2025 yılında düşerken, toplam YDY akışları arttı ve sınır ötesi birleşme ve satın alma faaliyetleri güçlü kalmayı sürdürdü.Bilgi: Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca, en büyük küreselleşme kazanımları bilgi akışları sayesinde elde edildi. 2021'den bu yana büyüme yavaşladı ve daha değişken hale geldi. Jeopolitik gerilimler ve veri akışına getirilen kısıtlamalar artık bilginin küreselleşmesini önemli ölçüde sınırlıyor olabilir.İnsanlar: Covid-19 döneminde sert şekilde düşen insan hareketliliği tamamen iyileşti. Son veriler uluslararası seyahat, öğrenci hareketliliği ve göçün rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. Singapur ülke sıralamasında lider, bölgeler arasında Avrupa ise birinci sırada Raporun ülke sıralamasında Singapur yine dünyanın en küreselleşmiş ülkesi olarak yer alırken, onu Lüksemburg ve Hollanda takip ediyor. Bölgesel sıralamada Avrupa en küreselleşmiş bölge olurken, onu Kuzey Amerika ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika takip ediyor. Birleşik Krallık, küresel akışların en geniş coğrafyaya yayıldığı ülke olarak öne çıkarken, Birleşik Arap Emirlikleri 2001 yılından bu yana küreselleşmede en büyük artışı kaydeden ülke oldu. ABD-Çin gerilimi küresel akışların sadece küçük bir kısmını etkiliyor Rapor ayrıca dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin arasındaki bağların zayıflamaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak bu bağlar küresel perspektifte şaşırtıcı derecede küçük. Örneğin, ABD ile Çin arasındaki ticaret 2015'te zirve yaptığında dünya ticaretinin yüzde 3,6'sını oluştururken, 2024'te yüzde 2,7'ye ve 2025'in ilk üç çeyreğinde sadece yüzde 2,0'a geriledi. Uluslararası ticari yatırımlardaki ABD-Çin payı 2025'te yüzde 1'den az olmasıyla daha da düştü. Rakip ülkelere bölünme yok ABD ve Çin ayrışırken bile, çoğu ülke uzun süreli ortaklarıyla ilişki kurmaya devam ediyor. Son on yılda küresel mal ticaretinin, sıfırdan doğrudan yatırımların ve sınır ötesi birleşme ve satın almaların sadece yüzde 4-6'sı jeopolitik rakiplerden uzaklaştı. Bu akışların çoğu yakın müttefiklere değil, Hindistan ve Vietnam gibi esnek jeopolitik konumlara sahip ülkelere yöneldi. Genel olarak, dünya ekonomisi rakipler arasında geniş bir bölünmeden uzak. NYU Stern Yönetimin Geleceği Merkezi DHL Küreselleşme Girişimi Direktörü Prof. Steven A. Altman, "Küreselleşmeyi çevreleyen siyaset ve politika, ülkeler arasındaki gerçek akışlardan çok daha değişken. Küresel ticaret kalıpları 2025 yılında normal bir yılda olduğundan daha fazla ancak; Ukrayna'daki savaşın ilk aşamaları gibi yakın zamandaki diğer aksaklıklar sırasında olduğundan daha az değişti. Sağlıklı karar vermek için küresel iş ilişkilerinin gerçekten ne kadar değiştiğini göz önünde bulunduran bir bakış açısı gerekiyor. Küreselleşmeye yönelik riskler gerçek, ancak küresel akışların dayanıklılığı da öyle" dedi. Ticarete konu mallar ve sıfırdan doğrudan yabancı yatırımlar rekor mesafelere ulaştı Jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri endişeleri, küreselleşmeden bölgeselleşmeye doğru bir kayma beklementisine yol açtı. Ancak 2025 yılında, ticareti yapılan mallar kayıtlardaki en uzun ortalama mesafeyi kat etti (5.010 kilometre). Sıfırdan DYY projeleri için ortalama mesafe de yeni bir zirveye (6.250 kilometre) yükseldi. Diğer uluslararası akışların çoğu daha uzun mesafelere yayılıyor ve daha uzun mesafeler daha az bölgeselleşmeye işaret ediyor. Küresel ticaretten bölgesel ticarete doğru geniş çaplı bir geçiş olacağı yönündeki tahminler henüz gerçekleşmiş değil. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Visa Avrupa İnovasyon Programı 8. Dönemde Odağını Yapay Zekâya Taşıdı Haber

Visa Avrupa İnovasyon Programı 8. Dönemde Odağını Yapay Zekâya Taşıdı

Program, 2019’dan bu yana Türkiye’de fintech’leri Visa’nın küresel ağı, yerel ve uluslararası iş ortakları, bankalar ve karar vericilerle bir araya getirerek ekosistemde kalıcı değer üretiyor. Bugüne kadar 750’nin üzerinde birebir tanışma ve 1,550 saatin üzerinde mentorluk sağlayarak, girişimlerin gerçek iş birliklerine dönüşebilecek temaslar kurmasına olanak tanıdı. Sekizinci döneminde de VIPE, Türkiye’den çıkan çözümlerin Avrupa ve global pazarlara açılmasını destekleyen güçlü bir iş birliği platformu olmayı sürdürüyor. Visa Güney Avrupa İş Geliştirme Başkanı Jak Telyaz, “Türkiye’de fintech ve girişimcilik ekosistemi, artık yalnızca hızla büyüyen değil; gerçek ihtiyaçlara çözüm üreten, pilotlardan ölçeklenebilir ve sürdürülebilir iş modellerine evrilen güçlü bir yapıya dönüşmüş durumda. Bugün finans dünyasında fark yaratan şey, bir fikrin ne kadar yenilikçi olduğu değil; doğru iş ortaklarıyla ne kadar hızlı hayata geçirilebildiği. Visa Avrupa İnovasyon Programı’nı bu nedenle bir hızlandırma programından öte, bankalar ve girişimler arasında somut iş birliklerinin kurulduğu stratejik bir platform olarak konumlandırıyoruz. Bu yıl programa seçilen girişimlerin, bankalarla birlikte ölçeklenebilir değer yaratacak güçlü iş birliklerine imza atacağına inanıyoruz” dedi. Programın 2026 dönemi kapsamında, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin desteğiyle Türkiye fintek ekosisteminin gelişimine yönelik önemli bir adım daha atıldı. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Finansal Yatırımlar Birimi Müdürü Dr. Kaan Masatçı konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçtiğimiz yıl Türkiye’de teknoloji yatırımları yaklaşık 560 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Küresel eğilimlerle paralel olarak bir önceki yıla kıyasla genel bir daralma görülse de fintek yatırımları artış kaydetti. Bu tablo, fintek sektörünün Türkiye teknoloji ekosistemi içindeki stratejik rolünü net biçimde ortaya koyuyor. Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen Visa İnovasyon Programı (VIPE) Türkiye ayağının bu alana sağladığı katkı son derece değerli. Yatırımların asıl ivmesini 2020 yılı sonrasında kazandığı bir ekosistemde, 2019 yılından bu yana kesintisiz şekilde varlık gösteren VIPE, fintek endüstrisinde güçlü ve konumlandırıcı bir rol üstleniyor.” Sekizinci dönemin odağında yapay zekâ ve ölçeklenebilir iş modelleri VIPE’nin 2026 dönemi, üç ana tema etrafında yapılandırıldı: Yapay zekâ ve Agentic Commerce B2B ve Para Hareketleri ile Açık Finans ve Veri olarak belirlendi. Bu alanlar, yalnızca yükselen trendler değil; bugün finans sektöründe gerçek kullanım senaryolarının ve sürdürülebilir iş modellerinin üretildiği kritik başlıklar olarak öne çıkıyor. Bu yıl programa seçilen girişimler; tedarik, ticaret, mobilite, uyum ve dijital varlıklar gibi alanlarda bankaların ve kurumların gerçek operasyonel ihtiyaçlarına çözüm sunuyor. Daha da önemlisi, bu çözümler bankalara entegre edilebilecek ve ölçeklenebilecek şekilde tasarlanmış yapılar olarak dikkat çekiyor.[AG1] Türkiye’den yola çıkan girişimler dünyaya açılıyor VIPE, fintech’lerin Visa’nın global ağı, uzmanlığı ve iş ortaklarıyla bir araya gelerek somut iş birlikleri geliştirmesine olanak tanıyor. Bugüne kadar programa katılan Türkiye merkezli girişimler, Visa’nın uluslararası ağı aracılığıyla farklı pazarlara açıldı. Craftgate’in İspanya açılımı, Mall IQ’nun Visa CEMEA ile iş birliği ve Wamo’nun İtalya genişlemesi, bu sürecin somut çıktıları arasında yer alıyor. Program kapsamında ayrıca girişimlere yönelik uluslararası büyüme, yatırım süreçleri, operasyon ve yatırımcı ilişkileri gibi farklı başlıklarda atölye çalışmaları düzenleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.