Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uluslararası Finansman

Kapsül Haber Ajansı - Uluslararası Finansman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Finansman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Altı Aylık Kârı 5 Milyar TL’yi Aştı Haber

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın Altı Aylık Kârı 5 Milyar TL’yi Aştı

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası, 2026 yılının ilk altı ayına ait finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) açıkladı. Bankanın aktif büyüklüğü 214,6 milyar TL’ye ulaştı. Bankanın kredi hacmi 126,4 milyar TL seviyesine ulaşırken, aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 0,52 düzeyinde gerçekleşti. Bankanın ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 30 seviyesinde olurken, net kârı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31 artışla 5 milyar TL’nin üzerinde gerçekleşti. Uluslararası kaynakları ülkemizin yatırımlarıyla buluşturuyoruz Yılın ilk yarısında uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla iş birliklerimizi yeni kaynak anlaşmalarıyla güçlendirdiklerini belirten Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Öztop, sağlanan finansmanın Türkiye’nin üretim kapasitesini ve yeşil dönüşümünü destekleyen yatırımlara kullanılacağını ifade etti. Öztop, “Avrupa Yatırım Bankası ile 100 milyon Avro, Dünya Bankası ile 200 milyon Avro, Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası ile 350 milyon ABD doları ve Fransız Kalkınma Ajansı ile 200 milyon Avro tutarında kredi anlaşmaları gerçekleştirdik. Uluslararası finansman kuruluşlarından sağladığımız bu kaynaklar, KOBİ’lerin temiz enerji ve enerji verimliliği yatırımlarından altyapı yatırımlarına, düşük karbonlu üretimden kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendiren uygulamalara kadar geniş bir yatırım alanını kapsıyor. Bu iş birlikleriyle uluslararası finansman kapasitemizi artırırken, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesine ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi. Yatırım bankacılığı faaliyetlerimizle stratejik projelere değer katıyoruz Yılın ilk yarısında yatırım bankacılığı faaliyetlerini etkin şekilde sürdürdüklerini ifade eden Öztop, “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile yürüttüğümüz projeler kapsamında Tekirdağ Çeşmeli Limanı özelleştirme ihalesinin açık artırma sürecini başarıyla tamamladık. Sermaye piyasaları alanında ise Vakıf Leasing’in toplam 1,8 milyar TL tutarında sukuk ihracına aracılık ederek şirketlerin alternatif finansman kaynaklarına erişimine katkı sunduk. Özel sektöre sunduğumuz finansal danışmanlık hizmetleri kapsamında girişimlerin yatırım süreçlerine de destek vermeyi sürdürdük.” ifadelerini kullandı. Girişimcilik ekosistemine uzun vadeli değer yaratmayı sürdürüyoruz Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosistemine sağlanan desteğin ikinci çeyrekte de artarak devam ettiğini belirten Öztop, "Veri bilimi, pazarlama teknolojileri, enerji teknolojileri ve yapay zekâ alanlarında faaliyet gösteren girişimlere yatırım gerçekleştirdik. Yenilikçi ve İleri Teknolojiler GSYF portföyümüze ise ileri teknoloji alanında faaliyet gösteren bir girişimi dahil ettik. Kuruluşunu yılın ilk çeyreğinde duyurduğumuz, T.C. Ticaret Bakanlığı ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği iş birliğiyle kurulan OİB GSYF’nin lansmanını gerçekleştirdik. Otomotiv sektöründeki teknoloji girişimlerine yönelik oluşturduğumuz OİB GSYF ile girişim sermayesi ekosistemine yeni bir fon kazandırdık" dedi. Öztop, Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla bugüne kadar girişimcilik ekosistemine aktarılan toplam kaynağın 95,9 milyon ABD dolarına ulaştığını belirterek, yeni yatırımlar ve alt fonlarla Türkiye'nin teknoloji ve inovasyon ekosistemini desteklemeyi sürdüreceklerini ifade etti. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirten Öztop, "Haziran 2026 itibarıyla kredi portföyümüzün yüzde 96'sını sürdürülebilirlik temalı krediler oluştururken, iklim odaklı finansmanın portföyümüzdeki payı yüzde 56 seviyesine ulaştı. Finansman sağladığımız yenilenebilir enerji projeleriyle yaklaşık 4 milyon ton sera gazı emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. Sürdürülebilir finans yaklaşımımız doğrultusunda, kaynaklarımızı uzun vadeli değer yaratan yatırımlara yönlendirerek ülkemizin düşük karbonlu, rekabetçi ve dirençli ekonomik yapısının güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji’nin Senegal Yatırımına 57 Milyon Avroluk Uluslararası Finansman Haber

Aksa Enerji’nin Senegal Yatırımına 57 Milyon Avroluk Uluslararası Finansman

8 ülkedeki 15 santral operasyonu ve 3.500 MW üzeri kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, Afrika’daki yatırımlarını güçlü uluslararası finansman iş birlikleriyle desteklemeye devam ediyor. Şirket, Senegal’de yapımı devam eden 255 MW kurulu güce sahip doğal gaz kombine çevrim santrali yatırımında kullanılmak üzere Alman Helaba Bank ile 57 milyon avro tutarında kredi sözleşmesi imzaladı. İsviçre’nin resmi İhracat Kredisi Sigorta Kurumu SERV tarafından garanti edilen finansman, 10 yıl vadeli olarak yapılandırıldı. Finansmanı, kurulumu ve işletmesi Aksa Enerji tarafından üstlenilen Senegal Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nde üretilecek elektrik, 25 yıl süreyle, avroya endeksli tarife ve alım garantisi kapsamında şebekeye aktarılacak. Yüksek verimli üretim teknolojisine sahip proje, Senegal’in enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine, artan elektrik ihtiyacının karşılanmasına ve ithal yakıtlara bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacak. Yatırımın ayrıca yerel istihdamı desteklemesi, yerel tedarik zincirini güçlendirmesi ve ülkedeki teknik kapasitenin gelişimine katkıda bulunması hedefleniyor. “Finansman kaynaklarımızı çeşitlendirirken, Afrika’daki yatırımlarımıza ivme katıyoruz” Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, gerçekleştirilen finansman sözleşmesine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Almanya merkezli Helaba Bank ile imzaladığımız ve SERV garantisiyle yapılandırılan 10 yıl vadeli anlaşma, Senegal yatırımımızın teknik ve ticari gücünün yanı sıra uluslararası finans kuruluşlarının projemize duyduğu güveni de ortaya koyuyor. Bu finansman, uluslararası sermaye piyasalarına erişim kabiliyetimizi güçlendiren ve uzun vadeli büyüme stratejimizi destekleyen önemli bir adım. Senegal Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali ile enerji arz güvenliğini güçlendiren ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen kritik bir altyapı oluşturuyoruz. Aynı zamanda Avrupa finans ekosistemiyle Afrika’nın büyüyen enerji ihtiyacı arasında uzun vadeli ve güvene dayalı bir yatırım modeli oluşturuyoruz. Aksa Enerji olarak 'Sürdürülebilir Yüksek Büyüme' stratejimiz doğrultusunda finansman kaynaklarımızı coğrafi ve yapısal açıdan çeşitlendirirken, yatırımlarımızı güçlü bir sermaye yapısıyla desteklemeye devam ediyoruz. Senegal’deki yatırımımız da uluslararası finansmana erişim kabiliyetimizi, proje geliştirme yetkinliğimizi ve Afrika’nın enerjide çözüm ortağı olma kararlılığımızı yansıtıyoruz.” Afrika’daki yatırımlar güçlü finansmanla destekleniyor Aksa Enerji, Afrika’da 5 santral ve 725 MW kurulu güçle faaliyet gösteriyor. Senegal’in yanı sıra Gabon ve Burkina Faso’da devreye alınması planlanan santral yatırımlarını sürdüren Şirketin Afrika’daki büyüme programı, uluslararası finans kuruluşlarıyla kurduğu iş birlikleriyle destekleniyor. Aksa Enerji, Helaba Bank ve SERV iş birliğiyle sağlanan yeni kaynakla birlikte Afrika yatırımlarının finansman kaynaklarını coğrafi anlamda çeşitlendirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Serdar Başoğlu, MLPCARE'in yeni İcra Kurulu Üyesi ve Grup CFO'su oldu Haber

Serdar Başoğlu, MLPCARE'in yeni İcra Kurulu Üyesi ve Grup CFO'su oldu

Medical Park ve Liv Hospital markalarıyla Türkiye’de ve yurt dışında dünya standartlarında sağlık hizmeti sunan MLPCARE’de, 24 Haziran 2026 itibarıyla Serdar Başoğlu İcra Kurulu Üyesi ve Grup CFO olarak göreve başladı. Profesyonel kariyerine 2004 yılında Türkiye’nin sanayi devlerinden biri olan Erdemir’de başlayan Başoğlu, yaklaşık 22 yıl boyunca grup bünyesinde hazine, finans, sermaye piyasaları, yatırımcı ilişkileri, raporlama, kurumsal risk yönetimi, satın alma, satış ve pazarlama, kurumsal iletişim ile strateji ve dönüşüm alanlarında üst düzey görevler üstlendi. Son olarak Grup CFO görevini yürütürken, eş zamanlı olarak Erdemir ve İsdemir’de İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Murahhas Aza olarak görev yaptı. Kariyeri boyunca uluslararası finansman, sermaye piyasaları, yatırım projeleri ve kurumsal dönüşüm süreçlerine liderlik eden Başoğlu; halka açık şirketler ile uluslararası iştiraklerde icradan sorumlu yönetim kurulu başkanlığı, başkan vekilliği ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Sürdürülebilir büyüme ve değer yaratma odaklı yeni dönem MLPCARE tarafından yapılan açıklamada, atamaya ilişkin şu ifadelere yer verildi: “Sayın Serdar Başoğlu’nun finansal yönetim, yatırım stratejileri ve büyük ölçekli kurumsal dönüşüm süreçlerindeki derin tecrübesinin, MLPCARE’in vizyoner hedeflerine ulaşmasında itici bir güç olacağına inanıyoruz. Kendisinin aramıza katılmasıyla birlikte, şirketimizin sürdürülebilir büyüme performansını ve tüm paydaşlarımız için değer yaratma vizyonunu daha da ileriye taşıyacağız. Sayın Başoğlu’na yeni görevinde başarılar dileriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji'den Mersin'deki Depolamalı RES Yatırımına 124 Milyon Dolarlık Uluslararası Finansman Haber

Aksa Enerji'den Mersin'deki Depolamalı RES Yatırımına 124 Milyon Dolarlık Uluslararası Finansman

Aksa Enerji, Mersin'de hayata geçireceği 100,08 MW kurulu güce sahip depolamalı rüzgâr enerji santrali (RES) yatırımı için 124 milyon dolarlık uluslararası finansman anlaşmasına imza attı. BBVA ile Çin İhracat ve Kredi Sigortası Kurumu garantisi kapsamında gerçekleştirilen bu iş birliği, şirketin finansman çeşitliliğini coğrafi açıdan güçlendirmesi bakımından stratejik bir önem taşıyor. 8 ülkedeki 14 santral operasyonu ve 3.500 MW üzeri kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, yenilenebilir enerji yatırımlarını destekleyecek önemli bir finansman anlaşmasına imza attı. Şirket, Mersin ilinde yer alan 100,08 MW kurulu güce sahip depolamalı rüzgâr enerjisi santrali (RES) yatırımında kullanılmak üzere BBVA’nın Hong Kong şubesi ile toplam 124 milyon ABD doları tutarında kredi sözleşmesi imzaladı. Çin İhracat ve Kredi Sigortası Kurumu Sinosure tarafından garanti edilen finansman, toplam 12 yıl vadeli yapısıyla Aksa Enerji’nin sürdürülebilir yüksek büyüme stratejisini destekliyor. Anlaşma, şirketin yenilenebilir enerji teknolojilerine yönelik çalışmalarını güçlendirirken, finansman kaynaklarının coğrafi açıdan çeşitlendirilmesi bakımından da önem taşıyor. Aksa Enerji Güçlü Portföyüyle Türkiye’de Enerji Dönüşümüne Liderlik Ediyor Aksa Enerji, Türkiye’nin enerji dönüşümüne liderlik ediyor. Şirket, Türkiye genelinde 11 ilde toplam 941 MW kurulu güce sahip 14 depolamalı yenilenebilir enerji proje yatırımlarını yürütüyor. Yapılan anlaşma ile finansman sağlanan Mersin Depolamalı RES, Türkiye’de depolamalı yenilenebilir enerji santral lisansını alan ilk santral olma özelliğine sahip. Santral tamamlandığında yeni nesil teknolojisi ve gelişmiş depolama altyapısıyla yenilenebilir enerji üretiminin şebekeye daha dengeli, esnek ve verimli şekilde entegre edilmesine katkı sağlayacak. Aksa Enerji, depolamalı RES ve GES yatırımlarıyla üretim portföyünde kaynak çeşitliliğini artırırken, Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümünde arz güvenliğini destekleyen, teknoloji odaklı ve sürdürülebilir projeleri hayata geçirmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TKYB ve JBIC Arasında 350 Milyon Dolarlık Yeşil Finansman Anlaşması Haber

TKYB ve JBIC Arasında 350 Milyon Dolarlık Yeşil Finansman Anlaşması

Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleme misyonu doğrultusunda uluslararası finansman kaynaklarını ülke ekonomisine kazandırmaya devam eden TKYB, Japon Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile beşinci kredi anlaşmasına imza attı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın geri ödeme garantisiyle temin edilen 350 milyon ABD doları tutarındaki ve 12 yıl vadeli kredi, yenilenebilir enerji üretimi, enerji verimliliği uygulamaları, elektrik iletim ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi, su temini ve arıtma yatırımları, su kirliliğinin önlenmesine yönelik projeler ile düşük karbonlu ulaşım çözümlerini kapsayan yeşil mobilite yatırımlarının finansmanında kullanılacak. Anlaşmaya JBIC’in yanı sıra temsilci banka olarak Mizuho Bank, Ltd. de destek veriyor. TKYB ile JBIC arasındaki iş birliği, 2013 yılında sağlanan 100 milyon ABD doları tutarındaki finansman anlaşmasıyla başlarken, 2015 yılında 150 milyon ABD doları, 2021 yılında 170 milyon ABD doları ve 2023 yılında 200 milyon ABD doları tutarındaki yeni kaynaklarla güçlenerek devam etti. 2026 yılında imzalanan 350 milyon ABD doları tutarındaki yeni kredi anlaşmasıyla birlikte iki kurum arasındaki toplam iş birliği hacmi yaklaşık 1 milyar ABD dolarına ulaştı. Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, “Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası olarak, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ve ülkemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıran yatırımların finansmanında öncü rol üstlenmeyi temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşma, iki kurum arasındaki güçlü, güvene dayalı ve uzun soluklu iş birliğinin somut bir yansımasıdır. Anlaşmanın iki kurum arasında bugüne kadar imzalanan en yüksek tutarlı kredi anlaşması olma özelliği taşıması ise, Bankamıza ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma vizyonuna duyulan güveni ortaya koymaktadır. Sağlanan 350 milyon ABD doları tutarındaki kaynakla, 2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda ülkemizin yeşil dönüşüm sürecine katkı sunmayı sürdüreceğiz” dedi. GREEN 5 kredisinin, JBIC ile TKYB arasında uzun yıllara dayanan kesintisiz iş birliğiyle şekillenen köklü ve güçlü ortaklığın önemli bir göstergesi olduğunu belirten JBIC Yeni Enerji ve Elektrik Finansmanı Departmanı II Direktörü Masahiro Oda, “JBIC, kamu sermayeli bir kalkınma bankası olarak TKYB’nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına sunduğu değerli katkıları büyük bir memnuniyetle takdir etmektedir. Bu kredinin; Türkiye’de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların desteklenmesine katkı sağlaması ve bu suretle ülkenin enerji arz güvenliği ile sürdürülebilir büyüme hedeflerini güçlendirmesi beklenmektedir. JBIC ayrıca, söz konusu finansman imkânının Japon şirketlerinin sahip olduğu uzmanlık ve ileri teknolojilerin Türkiye’deki projelere dâhil edilmesine yönelik yeni iş birliği fırsatları yaratmasını da temenni etmektedir. Japonya’nın politika bazlı finans kuruluşu olarak JBIC, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik bağları daha da güçlendirmek amacıyla TKYB ile yakın iş birliğini sürdürmeye devam edecektir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Dönüşümü Artık Sadece İklim Meselesi Değil Haber

Enerji Dönüşümü Artık Sadece İklim Meselesi Değil

Toplantının açılış konuşmasını SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Yönlendirme Komitesi Başkanı Selahattin Hakman yaptı. Hakman, konuşmasında enerji dönüşümünü artık yalnızca iklim politikalarının bir başlığı olarak değil, jeopolitik gelişmeler, güvenlik ve ekonomik dayanıklılık ekseninde birlikte değerlendirmek gerektiğini vurguladı. 2025 itibarıyla dünyanın enerji dönüşümünde yeni bir dönüm noktasına geldiğini belirten Hakman, küresel ölçekte artan belirsizliklere rağmen temiz enerji yatırımlarının büyümeye devam ettiğinin altını çizdi. Küresel iklim yönetişiminde yaşanan zorluklara rağmen güneş ve rüzgar başta olmak üzere temiz enerji teknolojilerinin yaygınlaştığını, şebeke ve depolama yatırımlarının hız kazandığını ifade eden Hakman, “Artık mesele yalnızca karbonu azaltmak değil. Yeni dönemde enerji dönüşümü artık jeopolitik bağımsızlık, ekonomik dayanıklılık ve toplumsal adalet kesişiminde tanımlanıyor. Enerji politikaları çevre başlığının sınırlarını aşarak dış politika, sanayi stratejisi ve ticaret politikalarının merkezine yerleşmiş durumda” dedi. COP31’in Türkiye açısından stratejik önemine de işaret eden Hakman, böylesi bir dönemde düzenlenecek zirvenin yalnızca iklim müzakeresi değil, aynı zamanda finansman, teknoloji ve ticaret boyutlarıyla da önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Türkiye’nin bu süreçte uluslararası görünürlüğünü artırabileceğini ve gelişmiş ile gelişmekte olan ülkeler arasında köprü rolünü güçlendirebileceğini belirtti. YENİLENEBİLİR ENERJİDE BÜYÜME HIZLANDI SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ ise geçen yıl Türkiye’nin enerji dönüşümü gündeminde enerji talebi artışı, yenilenebilir enerji kurulu gücündeki yüksek ivme, depolama ve esneklik mekanizmalarına yönelik atılan somut adımlar ve elektrik şebekesi yatırımları finansmanının öne çıktığını söyledi. Sistem esnekliğinin test edildiği, geleceğin piyasa tasarımının temellerinin atıldığı ve dönüşümün altyapısının şekillendiğini belirten Bağ, 2026’nın Türkiye’nin enerji dönüşümünde hedefleri değil, uygulama kapasitesini büyüttüğü yıl olması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye, 40 GW olan güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünü 2035 yılına kadar 3 katına çıkarmayı hedefliyor. Hedef iddialı ancak mevcut kurulu güç artış hızı Türkiye’nin bu hedefe ulaşma konusunda doğru bir patikaya girdiğini gösteriyor. Hedefe ulaşabilmek için önümüzdeki 10 yıl boyunca yıllık ortalama 8 GW düzeyinde güneş ve rüzgar enerjisi kurulumu gerekiyor. Rüzgar yatırımlarının yeniden hızlanması, 2035 hedefleri için kritik önem taşıyor. Geçen yıl 5 GW’ın üzerinde güneş ve 2 GW’a yakın rüzgar kapasitesinin devreye alınmasıyla birlikte, güneş ve rüzgarın toplam üretimdeki payı rekor seviyelere ulaştı ve ilk defa yüzde 20’yi geçti. YEKA’DA İSTİKRAR SAĞLANDI Bağ, 2025 yılının Türkiye enerji piyasaları tarihinde, yenilenebilir enerji kapasitesinin tahsisi ve yerli teknoloji üretiminin gelişimi açısından önemine vurgu yaptı. 2011 yılından itibaren yarışma yoluyla tahsis edilen güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesinin yüzde 71’i devreye alındı. 2017 yılından itibaren tahsis edilen toplam YEKA kapasitesinin ise yüzde 50’si gerçekleşti. YEKA’da hem geçmiş dönemden sarkan kapasitelerin nihai tahsisi gerçekleştirildi, hem de yeni bir dönemi başlatan YEKA-2025 ihaleleri başarıyla sürdürüldü. Bağ, “İhale istikrarı yatırımcıya yol haritası sunuyor. Kritik eşik, 2035 hedefleri için gerçekleşme hızı. Hedefler değil, uygulama kapasitesi kazanacak” dedi. YATIRIM SIRASI ‘ŞEBEKE VE ESNEKLİK’TE Türkiye’nin enerji dönüşümünde başarılı bir ivme yakaladığını, artık sıranın şebeke ve esneklikte olduğunu anlatan Bağ, Türkiye’nin şebeke yatırımlarında yeni bir döneme girdiğini söyleyerek “İletim altyapısına yönelik büyük ölçekli yatırımlar ve Dünya Bankası finansmanı, yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonu ve enerji arz güvenliği açısından kritik bir eşiği işaret ediyor. Şebeke dönüşümü, enerji dönüşümünün ön koşulu haline geldi. Gerçekleşen depolama kapasitesi hedeflenenin gerisinde ve şebeke güvenliği için depolama yatırımlarının hızlanması gerekiyor. Uluslararası finansman, dönüşümün hızını belirleyecek. Dünya Bankası başta olmak üzere uluslararası kaynaklara erişim, Türkiye’nin enerji dönüşüm hedeflerine ulaşmasında maliyetleri düşüren ve yatırım güvenini artıran kilit bir rol üstleniyor” diye konuştu. Elektrikli araç sayısındaki hızlı artış, sadece otomotiv sektörünü değil, enerji altyapısını da doğrudan etkiliyor. Şarj talebinin büyümesi, dağıtım şebekelerinde yeni operasyonel baskılar yaratırken, bazı bölgelerde dengesizlik riskini artırıyor. Bu nedenle şarj istasyonlarının şebeke üzerindeki etkisini yönetebilmek için altyapı yatırımlarının yanı sıra esneklik odaklı çözümler kritik hale geliyor. Akıllı şarj uygulamalarıyla elektrikli araç şarjının “kontrol edilebilir bir yük” olarak ele alınması, talebin gün içine dengeli yayılmasını ve şebeke üzerindeki baskının azaltılmasını mümkün kılıyor. ENERJİ VERİMLİLİĞİ: EN UCUZ VE HIZLI ÇÖZÜM Toplantıda enerji verimliliği, enerji dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri olarak öne çıktı. Elektrik ve doğal gazda sübvansiyonların kademeli olarak azaltılmasının, piyasa temelli fiyatlandırmaya geçişi hızlandırarak verimlilik ve dağıtık üretim yatırımları için güçlü bir teşvik yaratacağı ifade edildi. Bu süreçte kırılgan grupların korunmasının önemli olduğu, alınacak önlemlerin yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği çözümleriyle desteklenmesi gerektiği, enerji dönüşümünün sosyal açıdan adil ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesine katkı sağlayacağı anlatıldı. Bağ, Türkiye’nin enerji verimliliğinde doğru yolda olduğunu ancak hızlanması gerektiğini belirterek “Talep yönetilmeden arz güvenliğinin sağlanması mümkün değil. SHURA Net Sıfır Karbon Yol Haritası’na göre Türkiye’de sanayi başta olmak üzere son kullanım sektörlerinde yapısal dönüşüm, enerji verimliliği uygulamaları ve yenilenebilir enerji ile elektrifikasyon sayesinde 2053’te yüzde 200’ün üstünde ekonomik büyüme sağlanırken birincil enerji tüketiminin 2020 seviyesine kadar geriletilmesi mümkün. Sanayideki dönüşüm ise verimlilik artışı, teknoloji seviyesi yükseltilmiş üretim ve yüksek katma değer sayesinde Türkiye’nin büyürken enerji talep artışını sınırlamasını, aynı zamanda karbonsuzlaşma ve uluslararası rekabet gücünü birlikte güçlendirmesini sağlayabilir” şeklinde konuştu ELEKTRİFİKASYON: DÖNÜŞÜMÜN EN AZ KONUŞULAN BAŞLIĞI Enerji dönüşümü sadece elektriğin nasıl üretildiğiyle değil, nerelerde ve nasıl kullanıldığıyla da ilgili. Bugün Türkiye’de elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı yaklaşık yüzde 20 seviyesinde ve ulaştırma ile ısıtma-soğutma, büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanmayı sürdürüyor. Oysa sanayide elektrikli prosesler, binalarda ısı pompaları ve ulaştırmada elektrikli araçlar gibi çözümlerle ilerleyen temiz elektrifikasyon, fosil yakıt kullanımını doğrudan azaltma potansiyeli taşıyor. Türkiye’nin 2053 hedefi, elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 56’ya çıkarılması. Ancak 2018’den bu yana bu oranın neredeyse hiç değişmemiş olması, dönüşümün bundan sonra odağını son kullanım sektörlerinin belirleyeceğine işaret ediyor. Elektrifikasyonun Türkiye’de enerji ithalatından kaynaklanan cari açığın azaltılması ve arz güvenliğinin güçlendirilmesi için kritik önemde olduğunu söyleyen Bağ, şu değerlendirmede bulundu: “Elektrik üretiminde dönüşüm görünür hale geldi, ancak asıl potansiyel son kullanımda. Sanayi, binalar ve ulaştırma sektörleri için net hedefler ve yol haritaları belirlenmeden, üretimdeki başarıyı tüm sisteme yaymamız mümkün değil. 2053 hedeflerine ulaşmak için elektrifikasyonu, enerji verimliliği ve şebeke esnekliğiyle birlikte düşünmemiz gerekiyor.” AB İLE TİCARETTE YENİ DÖNEM Avrupa Yeşil Mutabakatı yükümlülüklerinin ticari bariyerlere dönüştüğü bu dönemde, Türkiye ulusal karbon fiyatlandırma mekanizmalarını yasal ve kurumsal bir zemine oturtma konusunda adımlar atıldığını anlatan Bağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin iklim politikalarındaki en somut ve bağlayıcı adım, uzun süredir taslak aşamasında olan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran İklim Kanunu’nun yasalaşması oldu. İklim Kanunu ile Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) için gerekli hukuki temel sağlandı, AB ile ticari entegrasyonun sürdürülebilirliği güvence altına alınmaya çalışıldı. Kanun, Türkiye’nin taraf olduğu Paris Anlaşması kapsamındaki ulusal katkı beyanlarını uluslararası bir taahhüt olmaktan çıkarıp iç hukukun bağlayıcı bir parçası haline getirdi.” Bununla birlikte, söz konusu gelişmelere rağmen 2025’te enerji arz güvenliği gerekçesiyle fosil yakıt yatırımları devam etti. Yerli kömürle çalışacak yeni santrallerin 2045 yılına kadar alım garantisi rejimine dahil edilmesi de önemli riskler arasında. COP31, TÜRKİYE İÇİN FIRSAT Selahattin Hakman, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’in, küresel iklim rejiminin zayıfladığı bir dönemde güvenin yeniden inşası için kritik bir buluşma olacağına işaret etti: “COP31, zayıflayan küresel iklim rejiminde güvenin yeniden inşası için kritik bir buluşma olacak. Türkiye, bu zirveyle yalnızca ev sahibi değil; finansman, teknoloji ve ticaretin kesiştiği yeni iklim diplomasisinde etkin bir aktör olma fırsatına sahip olacak.” COP31’i Türkiye açısından enerji dönüşümü ve iklim politikalarında bölgesel ve küresel liderlik için önemli bir fırsat olarak değerlendiren Alkım Bağ, zirvenin uluslararası finansman ve teknoloji iş birlikleri için yeni kapılar açacağını belirtti. Bağ, şeffaflık ve politik tutarlığın öne çıkacağı COP31’de söylemlerden çok somut eylemlerin belirleyici olacağını vurgulayarak, 2026’nın Türkiye’nin iklim politikalarında ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde hazırlıktan uygulamaya geçilen tarihi bir dönüm noktası niteliği taşıdığını ifade etti. SHURA 2026 Öngörüleri Yenilenebilir Enerji: İvme Korunmalı 2035 hedeflerine ulaşmak için her yıl ortalama 8 GW güneş ve rüzgar kapasitesi devreye girmeli. Yatırımlar bir miktar daha hızlanmalı.Güneş ve rüzgar yatırımlarındaki yüksek ivmenin 2026’da da sürmesi bekleniyor. Ancak lisanssız üretim tarafında yaşanan şebeke kısıtları güneş enerjisindeki büyümeyi frenleyebilir. Bunun öztüketim amaçlı kapasite tahsisleriyle telafi edilmesi planlanıyor. Depolamalı yenilenebilir ve hibrit santraller yaygınlaşarak sistem esnekliğini artıracak. Denizüstü rüzgar (offshore) enerjisinde daha somut gelişmeler beklenebilir (2035 hedefi: 5 GW). Süper izin mekanizması, yatırım süreçlerini hızlandıran kritik bir araç olarak yakından izlenecek.Yatırımcı güveni, öngörülebilirlik ve takvim disiplini kritik. Şebeke Modernizasyonu ve Esneklik: Piyasanın Yeni Anahtarı Yenilenebilirdeki yatırım hızı, şebeke yatırımlarının ölçeği ve zamanlamasına bağlı.Bataryalar kritik; ancak tek başına yeterli değil. Tüm esneklik seçenekleri birlikte ele alınmalı.Batarya yatırımları 2026’da ölçülebilir biçimde devreye girmeye başlayacak. Piyasa tasarımında esnekliği ödüllendiren bir yapıya doğru geçiş hızlanacak.Dağıtım şebekesinin modernizasyonu 2026’nın kritik başlığı. Şebeke yönetimi, veri merkezleri ve yeni yoğun tüketim alanlarıyla daha karmaşık hale gelecek. Enerji ve İklim Politikalarında “Uygulama Yılı” Ulusal ETS pilot uygulaması fiilen başlayacak.Enerji dönüşümü, sanayi ve ticaret politikalarını daha güçlü biçimde şekillendirecek.Kritik mineraller, yerli değer zinciri ve tedarik güvenliği stratejik öncelik haline gelecek. Elektrifikasyon Son kullanım sektörleri için kısa-orta-uzun vadeli hedefler belirlenmeli ve yol haritaları hazırlanmalı.Elektrifikasyon teknolojilerinin yaygınlaşması için net teşvik ve düzenlemeler gerekli.Sanayi, binalar ve ulaştırma öncelikli alanlar. Kömürden Aşamalı Çıkış Planı ve Adil Geçiş Yerli kömür ve kapasite mekanizması, arz güvenliği-karbonsuzlaşma dengesini yeniden gündeme taşıyacak.Kömür bölgeleri için adil geçiş planlarının hazırlanması kritik.Arz güvenliği gerekçesiyle alınan fosil yakıt kararları, net sıfır hedefiyle daha dikkatli dengelenmeli. Geçici çözümler kalıcı kilitlenme riski yaratıyor. Finansman Net sıfır karbon hedefine ulaşmak için yıllık yatırım tutarının geçmiş dönemdeki enerji yatırımları ortalamasının 2,5 katına ulaşması gerekli.Sadece elektrik sektörünün karbonsuzlaşması için 2053 yılına kadar yılda ortalama 15 milyar dolar yatırıma ihtiyaç var. Bu tutar, uluslararası erişilebilir kaynak potansiyelinin binde 5’ine denk geliyor. Bu noktada özellikle uluslararası kaynaklara erişimi ve kaynak çeşitliliğini artıracak, koordinasyonu sağlayacak merkezi bir yapılanmanın oluşturulması önemli (İklim Bankası). Alternatif finansman araçlarının yaygınlaşması bekleniyor: Yeşil tahviller, re-finansman, sermaye iştirakleri gibi banka dışı finansal kuruluşların aktif olacağı finansman araçları, YETA’lar… Güven veren yatırım ortamı, öngörülebilir ve şeffaf bir piyasa gerekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.