Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uluslararası Standartlar

Kapsül Haber Ajansı - Uluslararası Standartlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Standartlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sinpaş Holding'den Sürdürülebilir Geleceğe Çok Sektörlü Yatırım Vizyonu Haber

Sinpaş Holding'den Sürdürülebilir Geleceğe Çok Sektörlü Yatırım Vizyonu

Türkiye'nin köklü yatırım gruplarından Sinpaş Holding, grup şirketlerinin farklı sektörlerde hayata geçirdiği çevresel yatırımları ve sürdürülebilirlik uygulamalarını uluslararası platforma taşıyacak. Yarım asrı aşan köklü geçmişiyle farklı sektörlerde yatırımlarını sürdüren Sinpaş Holding, sürdürülebilirlik yaklaşımını uluslararası standartlar ve ölçülebilir çevresel performans çalışmalarıyla destekliyor. Grup şirketleri bünyesinde Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), Küresel Raporlama Girişimi (GRI) ve Karbon Saydamlık Projesi (CDP) gibi ulusal ve uluslararası çerçeveler doğrultusunda yürütülen çalışmalar; karbon ayak izi hesaplamaları, sera gazı emisyonlarının izlenmesi, iklim risklerinin değerlendirilmesi ve çevresel performansın şeffaf biçimde raporlanmasına odaklanıyor. Ahmet Çelik: “Farklı sektörlerdeki gücümüzü ortak bir sürdürülebilirlik vizyonunda buluşturuyoruz” Sinpaş GYO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Çelik, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sinpaş Holding olarak yarım asrı aşan birikimimizle farklı sektörlerde güçlü bir yatırım ekosistemi oluşturduk. Bu çeşitliliği yalnızca ekonomik büyüklüğümüzün değil, sürdürülebilir geleceğe katkı sunma kapasitemizin de önemli bir parçası olarak görüyoruz. Grup şirketlerimizle kaynakların verimli kullanımını, çevresel etkilerin azaltılmasını ve yenilikçi teknolojileri önceliklendiriyoruz. COP31'e katılımımızı da bu ortak vizyonu uluslararası platforma taşıma fırsatı olarak değerlendiriyoruz.” ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi gibi uluslararası standartların yanı sıra yaşam döngüsü analizi (LCA), çevresel ürün beyanı (EPD) ve su ayak izi ölçümleri de grup bünyesindeki uygulamalar arasında yer alıyor. Rüzgâr ve güneş enerjisi yatırımları, atık ısı geri kazanımı, endüstriyel suyun yeniden kullanımı, yağmur suyu hasadı ve akıllı bina otomasyonları gibi uygulamalar ise sürdürülebilirliğin üretimden yatırıma, yapılaşmadan işletme süreçlerine kadar geniş bir alanda ele alınmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Holding ve TSE Global’den   Gıda Güvenliği Alanında Stratejik İş Birliği Haber

Yıldız Holding ve TSE Global’den Gıda Güvenliği Alanında Stratejik İş Birliği

Yıldız Holding ile Türk Standardları Enstitüsü’nün (TSE) iştiraki TSE Global arasında gıda güvenliği ve helal üretim prensipleri alanında stratejik iş birliği protokolü imzalandı. Yıldız Holding’de gerçekleştirilen imza törenine TSE Global Yönetim Kurulu Başkanı ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, TSE Global Genel Müdürü ve UDK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Alper Türedi, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda Güvenliği Kurulu Başkanı İbrahim Taşkın ile Yıldız Holding ve TSE Global yöneticileri katıldı. İş birliği kapsamında Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulu’nun gıda güvenliği alanındaki birikimi ile TSE Global’in uygunluk değerlendirme uzmanlığı bir araya getirilecek. TSE Global’in muayene, gözetim ve tedarikçi denetimleri ile belgelendirme hizmetleri başta olmak üzere uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliklerinden Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulu liderliğinde Türkiye’deki ve yurt dışındaki faaliyetlerinde yararlanılacak; çalışmalar ihtiyaçlar doğrultusunda tedarikçi ekosistemini de kapsayabilecek. Yıldız Holding, gıda güvenliğini kalite kontrol, mevzuata uyum, gıda savunması, tedarik zinciri bütünlüğü ve tüketici hassasiyetlerini birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımla yönetiyor; Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulu koordinasyonunda 11 ülkedeki 33 gıda ve gıda ile ilişkili üretim tesisinde süreçler ortak prensipler doğrultusunda yürütülüyor. Söz konusu iş birliğinin çerçevesinde, ilgili ulusal ve uluslararası standartlar ve mevzuat doğrultusunda denetim, belgelendirme, uygunluk değerlendirmenin önemli alt kırılımlarından biri olan ‘’teorik ve uygulamalı eğitimler’’ gibi ihtiyaç duyulması olası diğer teknik hizmetlerden yararlanılması hedefleniyor. TSE Global Yönetim Kurulu Başkanı ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan: “Güçlü bir sanayi ekosistemi, güçlü bir kalite altyapısıyla mümkündür.” TSE Global Yönetim Kurulu Başkanı ve Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, imza töreninde yaptığı konuşmasında şu açıklamalarda bulundu: “Günümüzde kalite, güvenilirlik ve uluslararası standartlara uyum, sanayimizin küresel rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Özellikle doğrudan insan sağlığını ilgilendiren gıda sektöründe, üretimden tüketime uzanan tüm süreçlerin güvenilir ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetilmesi büyük önem taşımaktadır. Türk Standardları Enstitümüzün yüzde yüz iştiraki olan TSE Global ile Yıldız Holding arasında hayata geçirilen bu iş birliğini, ülkemizin ve bu konuda uzmanlıklarını sahip oldukları yetkinliklerle kanıtlamış kamu kuruluşlarımızın uygunluk değerlendirme alanındaki teknik birikimini özel sektörümüzün uluslararası deneyimiyle buluşturabiliyor olmamız açısından kıymetli buluyoruz. Söz konusu iş birliğinin gıda güvenliği alanındaki çalışmaların güçlendirilmesine, ülkemizin uygunluk değerlendirme kapasitesinin uluslararası ölçekte daha etkin değerlendirilmesine ve Türk sanayisinin küresel değer zincirlerindeki konumuna katkı sağlamasını temenni ediyoruz.” Dr. Hüseyin Alper Türedi:“Gıda güvenliğinde tedarikçi zincirinden hammadde ve üretim prosesleri boyunca devam eden ve üretim sonrası izlenebilirlik ile tüketiciye güvenli ürün sunulmasına uzanan bütüncül bir iş birliği hedefliyor, uygunluk değerlendirmenin üretim ve hizmetin ayrılmaz bir parçası olduğu stratejisi ile ilerliyoruz ” TSE Global Genel Müdürü ve UDK Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Alper Türedi yeni iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Gıda güvenliği ve helal üretim prensipleri, yalnızca nihai ürünün kontrol edilmesiyle sınırlı olmayan; hammaddeden üretime, tedarikçi değerlendirmelerinden uluslararası standartlara uyuma kadar tüm süreçlerin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektiren hayati bir kontrol mekanizmasıdır. Yıldız Holding ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, Holdingin gıda güvenliği alanındaki deneyimini TSE Global'in denetim, belgelendirme ve diğer uygunluk değerlendirme uzmanlıklarıyla bir araya getirmektedir. Protokol kapsamında, Yıldız Holding’in farklı coğrafyalarda yerleşik üretim tesisleri başta olmak üzere tedarikçileri ve şubelerinde gerçekleştirilecek uygunluk değerlendirme faaliyetlerine yönelik denetimlerde, gıda güvenliği ve helal prensipleri doğrultusunda, ulusal ve uluslararası standartlar ile ilgili mevzuat esas alınarak çalışmalar yürütülmesi hedeflenmektedir. Uzun vadeli bir çerçeveye sahip bu iş birliğiyle, Yıldız Holding’in kalite, gıda güvenliği ve güvenilirlik süreçlerinin desteklenmesini; farklı coğrafyalardaki faaliyetlerinde ihtiyaç duyduğu teknik çözümlere uygunluk değerlendirme alanlarında katkı sunulmasını ve tedarik zinciri genelinde ortak kalite anlayışının güçlendirilmesini hedefliyoruz.” Mehmet Tütüncü: “Gıda güvenliğini uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz” Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, gıda güvenliğinin Holding’in temel iş önceliklerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Gıda güvenliği, kuruluşumuzdan bu yana iş yapış biçimimizin temel unsurları arasında yer alıyor. Yıldız Holding olarak faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda gıda güvenliğini temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Ham maddeden üretime, tedarik zincirinden tüketiciye uzanan bütün süreçlerde bilimsel yaklaşımı, tüketici hassasiyetlerini, güçlü standartları ve sürekli gelişimi esas alıyor; gıda güvenliğini kalite kontrol, mevzuata uyum, gıda savunması ve tedarik zinciri bütünlüğünü kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Bu yaklaşımı Gıda Güvenliği Kurulumuzun koordinasyonunda faaliyet gösterdiğimiz tüm coğrafyalarda ortak prensiplerle uyguluyoruz. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31 sürecinde Gıda Güvenliği ve Tarım alanındaki çalışmalara eş başkanlık ederken de gıda güvenliğinde kalıcı ilerlemenin uygulanabilir ve ölçeklenebilir çözümler geliştirmekten geçtiğine inanıyoruz. TSE Global ile imzaladığımız iş birliği protokolünü de bu yaklaşımın somut adımlarından biri olarak görüyoruz. TSE Global’in uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliğinin çalışmalarımıza katkı sağlayacağına inanıyor; bu iş birliğine emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve TSE Global ekibine teşekkür ediyorum.” İbrahim Taşkın: “Gıda güvenliği alanındaki birikimimizi TSE Global’in yetkinliğiyle buluşturuyoruz” Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Gıda Güvenliği Kurulu Başkanı İbrahim Taşkın, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Gıda güvenliğinin sürekliliğini sağlamanın önemli unsurlarından biri, güçlü standartların sahada sistematik biçimde uygulanması, izlenmesi ve bağımsız olarak doğrulanmasıdır. Yıldız Holding Gıda Güvenliği Kurulumuzun koordinasyonunda 11 ülkedeki 33 tesisimizde süreçlerimizi ortak prensipler doğrultusunda yürütüyoruz. Bu yaklaşımı kendi üretim tesislerimizle sınırlı tutmuyor; tedarik zinciri boyunca güven ve izlenebilirliği gözetiyoruz. Gıda güvenliği ve gıda savunmasının yanı sıra helal, koşer ve farklı tüketici hassasiyetlerine ilişkin standartlarımızın farklı coğrafyalardaki uygulamalarını takip ediyor ve denetliyoruz. TSE Global ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğini, yıllar içinde oluşturduğumuz bilgi birikimi ve standartlarımızı TSE Global’in uygunluk değerlendirme alanındaki yetkinliğiyle buluşturan önemli bir adım olarak görüyorum. İş birliğimizin hayırlı olmasını diliyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Loydu Gemi Geri Dönüşüm Sektöründe Önemli Bir Adım Daha Attı Haber

Türk Loydu Gemi Geri Dönüşüm Sektöründe Önemli Bir Adım Daha Attı

Türk Loydu tarafından yürütülen teknik inceleme ve uygunluk değerlendirme süreçleri sonucunda, 10 gemi geri dönüşüm tesisi yetkilendirme sürecini başarıyla tamamlandı. Diğer tesislere yönelik değerlendirme ve yetkilendirme çalışmaları da planlanan takvim doğrultusunda devam ediyor. Söz konusu çalışmalar, Türkiye’nin taraf olduğu Hong Kong Uluslararası Gemi Geri Dönüşüm Sözleşmesi’nin etkin uygulanması ve gemi geri dönüşüm faaliyetlerinin güvenli, çevreye duyarlı ve uluslararası gerekliliklerle uyumlu şekilde gerçekleştirilmesi açısından önemli bir adım teşkil etmektedir. Konula ilgili olarak yapılan açıklamada, "Türk Loydu Gemi Geri Dönüşüm Sektöründe Önemli Bir Adım Daha Attı. Türk Loydu tarafından yürütülen teknik inceleme ve uygunluk değerlendirme süreçleri sonucunda, 10 gemi geri dönüşüm tesisi yetkilendirme sürecini başarıyla tamamlamıştır. Diğer tesislere yönelik değerlendirme ve yetkilendirme çalışmaları da planlanan takvim doğrultusunda devam etmektedir. Söz konusu çalışmalar, Türkiye’nin taraf olduğu Hong Kong Uluslararası Gemi Geri Dönüşüm Sözleşmesi’nin etkin uygulanması ve gemi geri dönüşüm faaliyetlerinin güvenli, çevreye duyarlı ve uluslararası gerekliliklerle uyumlu şekilde gerçekleştirilmesi açısından önemli bir adım teşkil etmektedir. Bu önemli sorumluluğu Türk Loydu’na tevdi eden T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na teşekkür ediyor; süreç boyunca katkı ve iş birliği sağlayan tüm paydaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Bu çalışmanın başarıyla yürütülmesinde, teknik değerlendirme ve denetim faaliyetlerini bağımsızlık, tarafsızlık ve yüksek teknik yetkinlik anlayışıyla gerçekleştiren uzman ekiplerimizin özverili çalışmaları önemli rol oynamıştır. Türk Loydu olarak, uluslararası standartlar doğrultusunda güvenli ve sürdürülebilir gemi geri dönüşüm uygulamalarının geliştirilmesine katkı sunmaya ve ülkemizin uluslararası yükümlülüklerinin etkin şekilde yerine getirilmesini desteklemeye devam edeceğiz. Yetkilendirme sürecini başarıyla tamamlayan tüm tesisleri ve emeği geçen çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz." denildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı Haber

Kocaeli’nde 36 Saatlik Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı

AKUT bu hedef doğrultusunda, 15–16 Ağustos 2026 tarihlerinde Kocaeli’nde, 6 ekipten 57 gönüllünün katılımıyla 17 Ağustos Anma Tatbikatı adını verdiği 4. Seviye (Uluslararası) Kentsel Arama Kurtarma Tatbikatı gerçekleştirdi. İstanbul, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Tekirdağ ve Yarımada ekiplerinin katıldığı ve 36 saat kesintisiz olarak planlanan tatbikatta AKUT’un geliştirmekte olduğu uluslararası ağır sınıf Kentsel Arama ve Kurtarma (USAR) kapasitesinin sahadaki karşılığı test edildi. 17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan büyük deprem, Türkiye’nin afet gerçeğini tüm ağırlığıyla ortaya koyarken, AKUT için de arama kurtarma çalışmalarının, gönüllülüğün ve kurumsal afet kapasitesinin ne kadar hayati olduğunu gösteren en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Aradan geçen 27 yılda AKUT, Türkiye’nin dört bir yanında ve farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerle arama kurtarma kapasitesini sürekli geliştirdi. AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, 17 Ağustos’un AKUT açısından yalnızca bir tarih değil, aynı zamanda bugünkü çalışmaların temelinde yer alan bir sorumluluk olduğunu belirterek, “17 Ağustos 1999, Türkiye’nin afetlere hazırlık konusunda hafızasına kazınmış en önemli tarihlerden biri. AKUT’un tarihine baktığımızda da bu tarihin çok özel bir yeri olduğunu görüyoruz. O günden bugüne geçen süreçte çok büyük afetler yaşadık, çok sayıda insanımızın hayatına dokunduk ve sahada çok önemli tecrübeler edindik. Ancak afetler değiştikçe, riskler büyüdükçe ve uluslararası müdahale standartları geliştikçe bizim de kendimizi sürekli geliştirmemiz gerekiyor” dedi. AKUT’un geçmişteki operasyonel kapasitesinin yalnızca gönüllü sayısıyla ölçülemeyeceğini, yeni hedefin ise belirli uluslararası standartlar çerçevesinde sürdürülebilir ve yüksek kapasiteli bir ekip yapısı oluşturmak olduğunu vurgulayan Serhat Akbel, “AKUT, büyük afetlerde çok geniş gönüllü kadrolarıyla sahada görev yaptı. Özellikle 6 Şubat depremlerinde 1.000’in üzerinde gönüllümüzle operasyonlara katıldık. AFAD ile sahadaki en yüksek kapasiteli müdahale yapılarından biri olduk. Ancak bugün üzerinde çalıştığımız yapı, sayıdan çok nitelik, sürdürülebilirlik ve standardizasyon üzerine kurulu. Hedefimiz; uluslararası ağır sınıf USAR standartlarında görev yapabilecek, kendi lojistiğini, personel devamlılığını, komuta-kontrolünü ve teknik kapasitesini sürdürebilecek bir ekip yapısı oluşturmak” şeklinde konuştu. “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri hazırlığın ertelenemeyeceğidir” Serhat Akbel, Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatın özellikle 17 Ağustos’un yıl dönümüne denk gelmesinin güçlü bir anlam taşıdığını ifade eden Serhat Akbel, “17 Ağustos’un bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, afet hazırlığının afet olduktan sonra değil, afet olmadan önce yapılması gerektiğidir. Bugün Kocaeli’nde gerçekleştirdiğimiz bu tatbikatı da bu anlayışın bir parçası olarak görüyoruz. Bir enkaza girdiğimiz anda ne yapacağımızı düşünmek yerine, aylar ve yıllar öncesinden nasıl daha iyi bir ekip olabiliriz sorusunun cevabını arıyoruz” dedi. AKUT’un hedefinin yalnızca kendi kapasitesini geliştirmek olmadığını, Türkiye’nin uluslararası afet müdahale gücüne katkı sağlamak olduğunu da kaydeden Serhat Akbel, “Bizim hedefimiz, gerektiğinde Türkiye içinde çok güçlü bir müdahale gerçekleştirebilmek ve ihtiyaç olduğunda dünyanın herhangi bir noktasındaki büyük bir afete uluslararası standartlarda destek verebilecek kapasiteye ulaşmak. Bunu bir sivil toplum kuruluşu olarak gerçekleştirmek istiyoruz. Devletimizin afet yönetimindeki öncü ve koordinatör rolünün yanında, güçlü, uzmanlaşmış ve uluslararası standartlarda çalışan sivil toplum kapasitesinin de Türkiye’nin afet gücünü büyüteceğine inanıyoruz” diye konuştu. 36 saat boyunca gerçek bir uluslararası operasyon senaryosu Kocaeli’nde gerçekleştirilen tatbikatta ekipler, gerçek bir uluslararası afet müdahalesine mümkün olduğunca yakın koşullarda çalıştı. Tatbikatta; arama, keşif, teknik arama, kurtarma, medikal müdahale, enkaz güvenliği, haberleşme, lojistik, ekip yönetimi ve operasyonel koordinasyon süreçleri aynı anda işletildi. Uzun süreli görev koşullarında ise yalnızca kurtarma teknikleri değil; vardiya düzeni, personel devamlılığı, kaynak yönetimi, bilgi akışı, komuta-kontrol, lojistik sürdürülebilirlik ve değişen saha koşullarına uyum gibi başlıkların da önemli olduğu göz önünde bulundurularak bu anlamda da değerlendirmeler yapıldı. Hedef: 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon yapabilmek AKUT, yürüttüğü hazırlık çalışmaları kapsamında afet bölgesinde 10 gün boyunca, 24 saat esasına göre operasyon sürdürebilecek bir uluslararası ağır sınıf ekip kapasitesi oluşturmayı hedefliyor. Planlanan kapasiteyle ekibin aynı anda iki ayrı enkaz sahasında kurtarma, iki ayrı enkaz sahasında ise arama, keşif ve değerlendirme faaliyetlerini yürütebilecek insan gücü, teknik ekipman, lojistik ve komuta-kontrol altyapısına sahip olması amaçlanıyor. Serhat Akbel, bu hedefin AKUT açısından uzun soluklu bir dönüşüm anlamına geldiğini kaydederek, “Burada ulaşmak istediğimiz nokta, afet bölgesine gidip kısa süreli bir operasyon yapmak değil. Gittiğimiz yerde kendi kendine yetebilen, personelini ve kaynaklarını yönetebilen, uzun süre görev yapabilen ve uluslararası standartlarda raporlama ve koordinasyon gerçekleştirebilen bir yapı oluşturmak. Bu nedenle bugün yaptığımız tatbikatı bir sonuç değil, bu uzun hazırlık sürecinin önemli kilometre taşlarından biri olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Hedef 2027’deki INSARAG sınıflandırması AKUT’un uluslararası ağır sınıf USAR kapasitesinin uluslararası düzeyde resmiyet kazanması açısından en önemli aşamalardan biri, Kasım 2027’de gerçekleştirilmesi planlanan INSARAG sınıflandırma sınavı olacak. Söz konusu sınavın başarıyla tamamlanması halinde AKUT, uluslararası ağır sınıf USAR ekip statüsünü resmen kazanmayı ve Türkiye’yi uluslararası afet müdahale kapasitesi açısından yeni bir seviyede temsil etmeyi hedefliyor. Serhat Akbel, bu sürecin AKUT için olduğu kadar Türkiye açısından da önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “2027’deki sınıflandırma sınavına yalnızca AKUT’un bir sınavı olarak bakmıyoruz. Bu, Türkiye’nin sivil toplum alanındaki afet müdahale kapasitesinin uluslararası standartlarda ortaya konulması açısından da önemli bir hedef. Biz bu sürecin sonunda yalnızca AKUT adına değil, Türkiye adına da gurur verici bir sonuç elde etmek istiyoruz. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçti. O günün acısını unutmadan, o günden öğrendiklerimizi geleceğe taşıyarak çalışmak zorundayız. Bizim için en anlamlı anma biçimlerinden biri, yeni bir deprem olduğunda ‘keşke daha hazırlıklı olsaydık’ dememek. Bunun yolu da bugün, afet yokken çalışmaktan, tatbikat yapmaktan, standartlarımızı yükseltmekten ve kapasitemizi sürekli geliştirmekten geçiyor.” Afetlere hazır, yüksek müdahale kapasitesine sahip bir Türkiye AKUT Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, “AKUT, afetlere hazır, yüksek müdahale kabiliyetine sahip bir Türkiye hedefi doğrultusunda; devletin öncülüğü ve koordinasyonu, milletin desteği ve Türkiye’nin güçlü yardımlaşma ve dayanışma kültürüyle çalışmalarını sürdürüyor. Ulusal ve uluslararası kapasitemizi geliştirmeye, gönüllülerinin bilgi ve becerilerini ileri seviyeye taşımaya ve Türkiye’nin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. Tatbikatın temel amacının tek tek kurtarma tekniklerini uygulamanın ötesinde, bütünlüklü bir USAR sisteminin sahada çalışabilirliğini sınamak olduğunu ifade eden AKUT Tatbikatlar Birimi Sorumlusu Kaan Sabah ise, “Ağır sınıf bir USAR ekibi oluşturmak, yalnızca daha fazla ekipman veya daha fazla personel bulundurmak anlamına gelmiyor. Asıl mesele, tüm bu unsurların tek bir operasyonel sistem içerisinde, uzun süre boyunca kesintisiz ve güvenli biçimde çalışabilmesi. Bu tatbikatta da arama-kurtarma faaliyetlerinden lojistiğe, haberleşmeden komuta-kontrole kadar bütün sistemi birlikte test ediyoruz” dedi. Eren Aşkın, 36 saatlik kesintisiz senaryonun özellikle ekiplerin sürdürülebilirlik kapasitesini ölçmek açısından önem taşıdığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Afetlerde ilk saatler bizler için çok önemli; ancak uluslararası ölçekte ağır sınıf bir müdahale ekibinden beklenti, yalnızca ilk saatlerde değil, günler boyunca aynı operasyonel disiplinle ve sürdürülebilirlikle çalışabilmesidir. Bu nedenle personel rotasyonu, vardiya planlaması, ekipman ve kaynakların yönetimi, bilgi akışının sürekliliği ve güvenli çalışma bizim için en az kurtarma faaliyetinin kendisi kadar önemli. Tatbikatta bunların tamamını gerçekçi senaryolar üzerinden değerlendiriyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Howden’dan, 6,2 Milyon Karbon Kredisine Küresel Güven Desteği Haber

Howden’dan, 6,2 Milyon Karbon Kredisine Küresel Güven Desteği

İklim değişikliğiyle mücadelede karbon piyasalarının güvenilirliği ve şeffaflığı her geçen gün daha kritik hale gelirken, sigorta sektörü de bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Küresel sigorta brokerliği grubu Howden, yayımladığı 2025 Sürdürülebilirlik Raporu'nda karbon piyasalarının güvenilirliğini artırmaya yönelik çalışmalarını paylaşırken, uluslararası havacılık sektörünün karbon azaltım hedeflerine katkı sağlayacak önemli bir sürece destek verdiğini duyurdu. Howden'ın Sürdürülebilirlik Raporu’nda yer alan bilgilere göre şirket, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) Karbon Dengeleme ve Azaltım Programı (CORSIA) kapsamında kullanılabilecek toplam 6,2 milyon karbon kredisinin uluslararası standartlara uygunluğunun değerlendirilmesine katkı sağladı. Böylece karbon kredilerinin çevresel bütünlüğünü destekleyen güven mekanizmalarının oluşturulmasına da önemli bir katkı sağlanmış oldu. Karbon piyasalarında güveni artıran yeni sigorta mekanizmaları geliştiriliyor Karbon piyasalarının büyümesiyle birlikte karbon kredilerinin güvenilirliği, doğrulanabilirliği ve olası risklere karşı korunması da öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Howden, bu kapsamda dünyanın en büyük bağımsız sera gazı sertifikasyon kuruluşlarından Gold Standard ve Verra tarafından, CORSIA kapsamında kullanılacak karbon kredilerine ilişkin sigorta çözümlerinin uluslararası kriterlere uygunluğunu değerlendirmek üzere görevlendirildi. Bu çalışma, karbon piyasalarında şeffaflığın artırılmasına ve yüksek çevresel standartların korunmasına katkı sağlamayı hedefliyor. Şirket, geliştirdiği değerlendirme modeliyle sigorta ürünlerinin karbon kredilerinin bütünlüğünü koruyacak nitelikte olup olmadığını incelerken, özellikle karbon azaltım kazanımlarının çift sayım (double claiming) gibi risklere karşı güvence altına alınmasına destek veriyor. Böylece karbon piyasalarında yatırımcı güveninin güçlendirilmesi ve iklim projelerine yönelik finansmanın hızlandırılması amaçlanıyor. Sigorta çözümleri havacılığın karbon dönüşümünü destekliyor Sigortanın yalnızca risk transferi sağlayan bir araç olmanın ötesine geçerek iklim yatırımlarını mümkün kılan stratejik bir unsur haline geldiği görülüyor. Howden, karbon piyasalarından yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar birçok alanda geliştirdiği çözümlerle düşük karbon ekonomisine geçişi desteklerken, havacılık sektörünün emisyon azaltım hedeflerine ulaşmasında da önemli rol üstleniyor. Howden'ın İklim Riski ve Dayanıklılık (Climate Risk & Resilience) ekibi, sigortalanabilirliği iklim risklerinin yönetiminde stratejik bir gösterge olarak ele alıyor. Bu yaklaşım sayesinde sigorta çözümleri yalnızca mevcut riskleri güvence altına almakla kalmıyor, aynı zamanda iklim yatırımlarının önündeki finansal engellerin azaltılmasına ve yeni yatırımların hayata geçirilmesine de katkı sağlıyor. Karbon piyasalarının gelişimine katkı sağlıyor Howden'ın yürüttüğü çalışmalar, karbon piyasalarının daha güvenilir, şeffaf ve yatırım yapılabilir hale gelmesini destekleyen küresel girişimlerin önemli bir parçasını oluşturuyor. Gold Standard ve Verra ile gerçekleştirilen iş birlikleri sayesinde karbon kredilerinin uluslararası standartlara uygun şekilde değerlendirilmesine katkı sağlayan şirket, karbon piyasalarının gelişimini desteklerken sürdürülebilir finansman ekosisteminin güçlenmesine de katkıda bulunuyor. Howden, sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında iklim risklerini azaltmaya yönelik çalışmalarını karbon piyasalarıyla sınırlı tutmuyor. Şirket, yenilenebilir enerji, karbon yakalama teknolojileri, doğa temelli çözümler ve iklim dayanıklılığı alanlarında geliştirdiği sigorta modelleriyle iklim dönüşümünü destekleyen küresel finansman mekanizmalarının yaygınlaşmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. “Karbon piyasalarına duyulan güven, iklim yatırımlarının hızını doğrudan belirliyor” Karbon piyasalarının sağlıklı büyümesi için güven mekanizmalarının kritik önem taşıdığına dikkat çeken Howden Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Bölge CEO’su Atınç Yılmaz, şunları söyledi: "Karbon piyasalarının iklim hedeflerine gerçek anlamda katkı sağlayabilmesi, şeffaflık, doğrulanabilirlik ve güven esasına dayanan güçlü bir yapının oluşturulmasına bağlı. Çünkü karbon piyasalarına duyulan güven, iklim yatırımlarının hızını doğrudan belirliyor. Sigorta sektörü ise bu dönüşümde yalnızca riskleri yöneten değil, aynı zamanda sürdürülebilir yatırımların önünü açan stratejik bir rol üstleniyor. Howden olarak karbon kredilerinin uluslararası standartlar doğrultusunda değerlendirilmesine katkı sağlayan çalışmaların içinde yer alırken, iklim finansmanını destekleyen güven mekanizmalarının güçlenmesine de katkıda bulunmayı önemsiyoruz. COP31’in Antalya’da gerçekleştirilecek olması ve Türkiye’nin bu önemli küresel buluşmaya ev sahipliği yapması, iklim finansmanı ve karbon piyasaları alanındaki sigortacıların perspektifini uluslararası gündemin önemli başlıklarıyla buluşturmak açısından değerli bir fırsat sunuyor; bu sürecin Türkiye sigorta piyasasında da yeni açılımları beraberinde getireceğine inanıyoruz. Bu yaklaşımın hem karbon piyasalarının gelişimini hızlandıracağına hem de düşük karbon ekonomisine geçiş sürecine önemli destek sağlayacağına inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ICF Türkiye’den Önemli Adım Haber

ICF Türkiye’den Önemli Adım

Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) Türkiye, profesyonel koçluk mesleğinin gelişimini desteklemek ve bölgesel etkileşimi artırmak amacıyla yürüttüğü yapılanma çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Kurumun beşinci bölgesel yapılanması olan Çukurova Bölgesi’nin açılışı, Adana’da geniş katılımlı bir organizasyonla gerçekleştirildi. Adana’daki Dedeman Otel’de düzenlenen etkinlik; profesyonel koçlar, akademisyenler, iş dünyası temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarından katılımcıları bir araya getirdi. Yaklaşık 70 kişinin katıldığı buluşma, koçluk ekosisteminin gelişimi açısından önemli bir platform oluşturdu. “Çukurova açılışı koçluk bilincinde önemli bir adım” ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Karadeniz, açılışta yaptığı konuşmada, koçluk mesleğinin uluslararası standartlar çerçevesinde gelişmesinin önemine dikkat çekti. Karadeniz, ICF’in dünya genelinde etik kurallar ve yetkinlik çerçevesini belirleyen öncü kurumlardan biri olduğunu belirterek, profesyonel koçluk unvanının belirli eğitim, sınav ve akreditasyon süreçlerinden geçtiğini ifade etti. Türkiye genelinde koçluk bilincini artırmayı hedeflediklerini dile getiren Karadeniz, Çukurova Bölgesi’nin bu yolculukta önemli bir adım olduğunu vurguladı. “Koçluk, bireyden topluma yayılan bir dönüşüm” ICF Türkiye Çukurova Bölge Lideri Onur Kocaöz ise konuşmasında koçluğun yalnızca bireysel gelişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal dönüşüme katkı sunan bir yaklaşım olduğunu belirtti. Koçluğun, doğru sorularla bireyin kendi potansiyelini keşfetmesini sağladığını ifade eden Kocaöz, daha sağlıklı iletişim kurabilen, empati geliştirebilen ve çözüm odaklı düşünebilen bir toplumun mümkün olduğuna dikkat çekti. Kocaöz, bu dönüşümün bireyden başlayarak dalga dalga yayılabileceğini söyledi. Süpervizyon, koçlukta kalite için kritik! Etkinlikte söz alan ICF Türkiye geçmiş dönem başkanlarından Dilek Yıldırım, koçlukta kalite ve etik standartların sürdürülebilirliği açısından süpervizyonun önemine değindi. Koçların mesleki gelişim süreçlerinde desteklenmesinin kritik olduğunu belirten Yıldırım, son yıllarda süpervizyon uygulamalarının eğitim süreçlerinde daha fazla yer bulduğunu ifade etti. ICF Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Sibel Erol ise üye ilişkileri ve mesleki gelişim başlıklarına değinerek, koçların yetkinliklerini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Erol, özellikle Uluslararası Koçluk Haftası kapsamında düzenlenecek etkinliklerle koçluk kültürünün daha geniş kitlelere ulaştırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Dört temel değerle küresel vizyon ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Binnur Kayabey de konuşmasında, kurumun temel değerlerini insanlık, profesyonellik, iş birliği ve hakkaniyet olarak sıraladı. Koçluğun bireyin kendi değerlerini keşfetmesine destek olan bir süreç olduğunu vurgulayan Kayabey, bu yaklaşımın daha iyi bir toplum inşasına katkı sunduğunu belirtti. Toplumsal fayda ve iş birlikleri öne çıktı ICF Türkiye’nin sosyal sorumluluk odaklı projelerine de etkinlikte yer verildi. Geçmiş dönem başkanlarından Esra Aksüyek’in de katkılarıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, farklı sivil toplum kuruluşlarıyla iş birlikleri geliştirildiği ve gönüllü koçluk projeleriyle daha geniş kesimlere ulaşılmasının hedeflendiği aktarıldı. Bu projelerle, koçluk hizmetlerine erişimde fırsat eşitliğinin artırılması amaçlanıyor. ICF Türkiye’nin Çukurova açılışı, koçluk için önemli bir adım Katılımcıların aktif olarak görüş ve sorularıyla katkı sunduğu etkinlikte, profesyonel koçluk alanına dair merak edilen pek çok konu ele alındı. Program, soru-cevap bölümünün ardından gerçekleştirilen kutlama ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi. ICF Türkiye’nin Çukurova Bölgesi açılışı, koçluk mesleğinin yerel dinamiklerle güçlendirilmesi ve Türkiye genelinde daha geniş bir etki alanı oluşturulması yönünde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fiba Commercial Properties’ten Moldova’ya Stratejik Yatırım Haber

Fiba Commercial Properties’ten Moldova’ya Stratejik Yatırım

Marriott Moxy, Residence Inn by Marriott ve Medpark City Clinic’i kapsayan proje, Kişinev’i bölgesel ölçekte iş ve sağlık turizminin yeni merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyor. Yatırımın Fiba Grubu’nun bölgeye duyduğu uzun vadeli güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu vurgulayan Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, “Bölgeyi çok iyi tanıyor, potansiyelini biliyoruz. Yatırımlarımızla hem grubumuza hem de ülkeye uzun vadeli katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. Fiba CP’yi, uluslararası başarılarıyla global ölçekte örnek bir markaya dönüştürme hedefiyle çıktıkları yolda önemli adımlar attıklarını vurgulayan Fiba CP CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman, “Bu projeyle, uluslararası standartlarda sağlık ve konaklama çözümleri sunarak bölgede önemli bir ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyoruz. Bu yatırım; sosyal, kültürel ve kentsel gelişimi destekleyen, bütüncül yaşam alanları oluşturma vizyonumuzun da somut bir yansıması” dedi. Fiba Commercial Properties ve Summa iş birliğiyle, Moldova’nın başkenti Kişinev’de uluslararası standartlarda iki otel ve yeni nesil sağlık altyapısını kapsayan karma kullanım projesinin temel atma töreni gerçekleştirildi. Marriott International bünyesindeki Moxy Hotels ve Residence Inn by Marriott markalarını aynı projede buluşturan bu önemli yatırım, Kişinev’i bölgesel ölçekte iş ve sağlık turizmi merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında ayrıca, yeni nesil sağlık hizmetleri sunacak Medpark City Clinic de yer alacak. Uluslararası Markalar, Yeni Nesil Konseptler Projede yer alan Moxy Hotels, genç ve dinamik yaşam tarzına hitap eden modern tasarımı ve teknoloji odaklı hizmet anlayışıyla öne çıkarken; Residence Inn by Marriott, uzun süreli konaklama ihtiyacına yönelik yeni bir konsepti Moldova pazarına taşıyacak. Kompleksin bir diğer önemli bileşeni olan Medpark City Clinic, Moldova’da JCI (Joint Commission International) akreditasyonuna sahip tek özel hastane olan Medpark International Hospital’ın altyapısıyla entegre çalışacak. Klinik; ileri tıp teknolojileri, uluslararası standartlar ve sertifikalı uzman kadrosuyla sağlık turizmine de katkı sağlamayı hedefliyor. Bölgesel Etki ve Uzun Vadeli Değer Toplam 40 milyon avro yatırım bedeline sahip olan projenin, 2028 yılının ilk yarısında tamamlanarak faaliyete geçmesi planlanıyor. Proje, Moldova’nın uluslararası yatırım cazibesini güçlendirirken; turizm, sağlık ve gayrimenkul alanlarında bölgesel ölçekte katma değer yaratmayı amaçlıyor. Fiba Commercial Properties, uluslararası portföyü ve geliştirdiği yüksek nitelikli projelerle, faaliyet gösterdiği pazarlarda sürdürülebilir büyüme, uzun vadeli değer yaratımı ve küresel standartlarda varlık yönetimi yaklaşımını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. Murat Özyeğin: “Moldova’nın Potansiyeline Güveniyoruz” Törende konuşan Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özyeğin, “Fiba Grubu olarak faaliyet gösterdiğimiz sektörlerde yurt içi ve yurt dışındaki fırsatları değerlendirerek yatırımlarımızla derinleşmeyi önemsiyoruz. Gayrimenkul sektöründe Moldova Cumhuriyeti ve bu bölge önemli bir potansiyele sahip. Yatırımlarımızla hem grubumuza hem de ülkeye uzun vadeli katkı sunacağız. Bu projeyle birlikte, dünya standartlarında iki oteli ve örnek teşkil edecek bir sağlık kliniğini Moldova’ya kazandıracağımız için mutluyuz” dedi. Yurdaer Kahraman: “Fiba CP’yi, uluslararası başarılarıyla global ölçekte örnek bir markaya dönüştürmek için çalışıyoruz” Fiba Commercial Properties’in (Fiba CP) hem Türkiye’de hem de yurt dışında yenilikçi projelere imza atarak sektörde fark yaratmaya devam ettiğini belirten Fiba CP CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman, “Fiba CP’yi, uluslararası başarılarıyla global ölçekte örnek bir markaya dönüştürme hedefiyle çıktığımız bu yolda önemli adımlar atıyoruz. Türkiye’nin yanı sıra Moldova, Romanya, Kosova ve Çin’de; alışveriş merkezlerinden rezidanslara, otellerden ofislere uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyoruz. Moldova’da da bu kapsamda hayata geçirdiğimiz önemli yatırımlarımızdan birinin temel atma törenini gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Marriott Moxy (kısa süreli konaklama), Marriott Residence Inn (uzun süreli konaklama) ve Medpark Tıp Merkezi’ni kapsayan 18.500 metrekarelik karma kullanım projesinin temelini attık. Bu projeyle, uluslararası standartlarda sağlık ve konaklama çözümleri sunarak bölgede önemli bir ihtiyaca yanıt vermeyi hedefliyoruz. Uzun yıllardır güvenle iş birliği yaptığımız SUMMA Grubu ile birlikte yürüttüğümüz bu yatırım, yalnızca ticari bir proje olmanın ötesinde; sosyal, kültürel ve kentsel gelişimi destekleyen, bütüncül yaşam alanları oluşturma vizyonumuzun da somut bir yansımasıdır” dedi.

Indomie Türkiye, Uluslararası Kalite Belgeleri ve Şeffaf Üretim Anlayışıyla Tüketicisine Güven Veriyor Haber

Indomie Türkiye, Uluslararası Kalite Belgeleri ve Şeffaf Üretim Anlayışıyla Tüketicisine Güven Veriyor

Tekirdağ Çerkezköy’deki yüksek teknolojili üretim tesisinde tüm süreçler, kontrol edilebilir ve düzenli olarak denetlenebilir şekilde modern gıda güvenliği prensiplerine uygun biçimde yürütülüyor. Dünyanın en büyük hazır noodle üreticilerinden biri olan Indomie, Türkiye pazarındaki istikrarlı başarısını lezzetli, pratik ve doyurucu ürünlerinin yanı sıra üretim süreçlerindeki titiz kalite anlayışıyla sağlıyor. Marka, gıda güvenliğini uluslararası geçerliliğe sahip prestijli sertifikalarla güvence altına alırken, bu süreçleri “şeffaf üretim” ilkesi doğrultusunda dileyen herkesin bizzat deneyimlemesi için fabrika kapılarını ziyaretlere açıyor. Tüketicinin artık yalnızca lezzete değil, aynı zamanda ürünün nasıl üretildiğine ve hangi standartlara sahip olduğuna da büyük önem verdiği gerçeğinden hareket eden Indomie Türkiye, şeffaf üretim modeli ve uluslararası standartlardaki sertifikalandırma süreçleriyle sektörde öncü bir güven yaklaşımı benimsiyor. Uluslararası Standartlar Indomie Kalitesini Tescilliyor Indomie Türkiye, Tekirdağ Çerkezköy’deki dünya standartlarındaki modern üretim tesisinde, en yüksek hijyen ve kalite standartlarını üretimin her aşamasında istikrarlı bir şekilde hayata geçiriyor. Bu standartlar, yalnızca bir beyan olmakla kalmayıp, ISO 9001 (Kalite Yönetim Sistemi) ile müşteri memnuniyetini ve sürdürülebilir kaliteyi, ISO 22000 (Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi) ile hammaddeden nihai ürüne kadar gıda zincirindeki potansiyel riskleri etkin bir şekilde yönetmeyi taahhüt ettiğini gösteriyor. Tüketici hassasiyetlerine en üst düzeyde yanıt veren TSE OIC/SMIIC Helal Sertifikası ise, ürünlerin üretim süreçlerinde helal gerekliliklere uygun olarak hazırlandığını doğrulayan ve markanın ürünlerini geniş kitlelere güvenle sunmasını sağlayan önemli bir güvence niteliği taşıyor. Bu değerli sertifikalar, bağımsız ve akredite denetim kuruluşları tarafından gerçekleştirilen zorlu ve periyodik denetimler sonucunda elde ediliyor ve her yıl yenilenerek Indomie’nin gıda güvenliğini üretim hattının tüm aşamalarında kararlılıkla sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Üretim Süreçleri Tüm Ziyaretçilere Açık Indomie, “şeffaflık” ilkesini iletişimin merkezine alarak fabrikasının kapılarını tüm tüketicilere, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerine, akademisyenlere ve basın mensuplarına fabrika ziyaretleri gerçekleştiriyor. Ziyaretçiler, üretim tesislerinde uzman gıda mühendisleri eşliğinde düzenlenen turlara katılarak, hammaddenin fabrikaya girişinden, yüksek teknolojili tam otomasyonlu üretim bantlarına ve el değmeden yapılan paketleme aşamasına kadar tüm sürece bizzat tanıklık edebiliyor. Gıda üretiminin ne denli hijyenik, teknolojik ve güvenli koşullarda yapıldığını yerinde gören ziyaretçiler, bilinçli tüketici olma yolunda benzersiz bir deneyim kazanıyor. Bu şeffaf yaklaşım, Indomie’nin kalitesine olan sarsılmaz güvenini ve tüketicisine duyduğu derin saygıyı net bir şekilde ortaya koyuyor. “Kalitemizi Hem Belgelerle Hem de Şeffaflıkla Gösteriyoruz” Indomie için gıda güvenliğinin ve kalitenin, tüm süreçlerin merkezinde yer alan en temel öncelik olduğundan bahseden Indomie Türkiye Kalite Müdürü Ece Siper, “Aldığımız ISO ve Helal sertifikaları, bu konudaki küresel standartlara olan bağlılığımızın ve titizliğimizin birer resmi kanıtı. Biz, kalitenin yaşayan, denetlenebilen, gösterilebilen ve en önemlisi deneyimlenebilen bir süreç olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden, kalitemizi belgelerle soyut olarak kanıtlarken, aynı zamanda üretimimizi şeffaf bir şekilde paylaşarak somut olarak da göstermeyi hedefliyoruz. Fabrikamızı ziyaretçilere açarak, tüketicilerimizin sofralarına ulaşan ürünlerin hangi aşamalardan geçtiğini, hangi hijyen standartlarında üretildiğini kendi gözleriyle görmelerini sağlıyoruz. Bu çift yönlü güven anlayışı, Indomie kalitesinin temelini oluşturuyor ve tüketicilerimizin her gün gönül rahatlığıyla ürünlerimizi tercih etmesini sağlıyor.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.