Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Umut

Kapsül Haber Ajansı - Umut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Umut haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

48. İstanbul Maratonu’nda TEGV Koşucuları Adımlarını Çocukların Geleceği için Attı Haber

48. İstanbul Maratonu’nda TEGV Koşucuları Adımlarını Çocukların Geleceği için Attı

“Bu Bir Eğitime Destek Çağrısıdır” kampanyası kapsamında yüzlerce TEGV koşucusu, çocukların eğitim yolculuklarına katkı sağlamak için adımlarını attı. Nitelikli eğitime destek olan kampanyaya bağışlar 16 Kasım’a kadar devam edecek. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Türkiye İş Bankası 48. İstanbul Maratonu’nda bu yıl da çocukların nitelikli eğitim desteğine erişimine katkı sağlamak için kampanya yürütüyor. Dünyanın kıtalararası koşulan tek maratonunda “Bu Bir Eğitime Destek Çağrısıdır” kampanyasıyla bir araya gelen yaklaşık 576 TEGV koşucusu, maraton boyunca attıkları adımları çocukların geleceğine umut olmak için anlamlı bir dayanışma hareketine dönüştürdü. Kampanya kapsamında çok sayıda bireysel koşucu ve kurumsal takım, çevrelerini iyilik yarışına davet ederek daha fazla çocuğu nitelikli eğitimle buluşturmayı hedefliyor. 2 binden fazla bağışçının katkı sunduğu kampanya, maratonun tamamlanmasının ardından da devam ediyor. Bağışlar 16 Kasım’a kadar devam ediyor Maraton parkurunda kurulan TEGV destek noktasında görev alan TEGV gönüllüleri, koşucuları karşılayarak onlara moral ve motivasyon verdi. Koşucuların heyecanına ortak olan gönüllüler, dayanışma ve iyilik ruhunun parkur boyunca hissedilmesine katkı sağladı. TEGV, maratonun ardından da çocukların nitelikli eğitim desteğiyle buluşmasına katkıda bulunmak isteyen herkesi kampanyaya destek olmaya davet ediyor. Çocukların eğitim yolculuğuna katkı sağlamak, TEGV koşucularının iyilik çağrısına ortak olmak ve daha fazla çocuğun geleceğine umut olmak isteyenler, 16 Kasım’a kadar https://ipk.adimadim.org/project/index?id=82645 adresini ziyaret ederek bağışta bulunabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gökyüzünden İlham Alan Koleksiyon Çocukların Hayatına Dokunuyor Haber

Gökyüzünden İlham Alan Koleksiyon Çocukların Hayatına Dokunuyor

2021 yılında İpek Kıraç tarafından Suna ve İnan Kıraç Vakfı çatısı altında kurulan Suna’nın Kızları, beşinci yılı kapsamında özel bir koleksiyon hazırladı. Kız çocukların özgün ihtiyaçlarını gözeterek tüm çocukların iyi hâlini desteklemek için çalışan Suna’nın Kızları, bu koleksiyonla çocuklara destek olmanın yollarından birini günlük yaşamda kullanılan ürünler aracılığıyla sunuyor. Beş yılda 22 binden fazla çocuk ve 6 binden fazla yetişkine ulaşan Suna’nın Kızları’nın hazırladığı koleksiyon Pera Müzesi Artshop’ta satışa sunuluyor. C Design Studio ve Mustafa Lülecioğlu iş birliğiyle tasarlanan koleksiyonda, farklı ihtiyaçlara yönelik dört ürün iki ayrı desenle bir araya geliyor. Sırt çantası, laptop çantası, makyaj-tıraş çantası ve kalemlikte kullanılan “Evrenin Dansı” ve “Gökyüzündeki Bağ” desenleri; umut, keşif ve dayanışma kavramlarını gökyüzünden ilham alan hikâyelerle anlatıyor. Evrenin ritminden dayanışmanın yayılışına “Evrenin Dansı”, evrenin bitmeyen ritminden ve birbirine görünmez yollarla bağlanan yıldızlardan ilham alıyor. Galaksiyi çağrıştıran kıvrımlar, zamanın ve ilişkilerin değişen akışını yansıtırken sıcak tonlar umudu, gece tonları ise merakı ve keşfi temsil ediyor. Desende birbirine yaklaşan renkler, her buluşmanın yeni bir hareket başlatmasını simgeliyor. Bu hareket, dayanışmanın bir fikirden diğerine, bir çocuktan bir topluluğa yayılışını anlatıyor. Çocukların çevresinde kurulan destek bağları “Gökyüzündeki Bağ”, antik mitolojideki bir anlatıdan yola çıkıyor: Callisto ve oğlu Arcas, Büyük Ayı ve Küçük Ayı olarak gökyüzünde yan yana yer alıyor. Desenin hikâyesinde bu birliktelik, çocukların çevresinde kurulan destek ve dayanışma bağlarıyla ilişkilendiriliyor. Küçük Ayı’nın en parlak yıldızı olan ve yüzyıllardır yön bulmaya yardımcı olan Polaris, desende umudu ve rehberliği simgeliyor. Birbirine uzanan yıldızlar ise çocukların çevresindeki dayanışmayı görünür kılıyor. Koleksiyondaki ürünlerin satışından elde edilen gelir, Suna’nın Kızları’nın çocukların güçlenmesine yönelik çalışmalarına destek oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

46 Yaşında Okul Birincisi Oldu, Ayakta Alkışlandı Haber

46 Yaşında Okul Birincisi Oldu, Ayakta Alkışlandı

Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı mezuniyet töreni, bu yıl yalnızca diplomaların verildiği bir organizasyon değil; birbirinden etkileyici yaşam öykülerinin, umut veren başarıların ve toplumsal sorumluluk mesajlarının paylaşıldığı anlamlı bir buluşmaya dönüştü. Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı mezuniyet törenleri kapsamında Diş Hekimliği Fakültesi 1. dönem ile Tıp Fakültesi 2. dönem mezunları düzenlenen törenle diplomalarını alarak meslek hayatına uğurlandı. Ön lisans ve lisans programlarından mezun olan diğer fakülteler ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencileri ise Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen 13. Dönem Mezuniyet Töreni'nde diplomalarına kavuştu. Her iki törende de dereceye giren öğrencilerin konuşmaları zaman zaman duygu dolu anlar yaşattı, zaman zaman ise uzun süre alkışlandı. "Bu başarı annemin gözyaşlarının da başarısı" 2025-2026 Akademik Yılı üniversite birincilerinden Adli Bilimler Bölümü mezunu İlayda Usta'nın konuşması törenin en duygusal anlarından biri oldu. Üniversite birinciliğinin yalnızca bir derece olmadığını söyleyen Usta, başarısının arkasında yıllarca süren emek, sabır ve vazgeçmeyen bir irade bulunduğunu ifade etti. Ancak konuşmasının en dikkat çeken bölümü annesine ayırdığı sözlerdi. "Bugün burada durabiliyorsam bunun en önemli sebeplerinden biri annemdir. Yorulduğumda beni ayağa kaldıran, vazgeçmek istediğimde yeniden başlamam için bana güç veren tek kişi oydu. Bu başarının arkasında benim kadar onun da emeği, sabrı ve gözyaşı var. Üniversite birinciliğimi bana inanmaktan hiç vazgeçmeyen anneme armağan ediyorum." sözleri salondan büyük alkış aldı. Hem eğitim hayatını hem de iş yaşamını birlikte yürüttüğünü anlatan Usta, çalışma arkadaşlarına teşekkür ederken konuşmasını Atatürk'ün "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir." sözüyle tamamladı. Arapça yaptığı konuşmada "Ortak hayallerimizi kutluyoruz" dedi Üniversite birincilerinden Yazılım Mühendisliği mezunu Salman Anwar Ghasan Al-Quhali ise Arapça yaptığı konuşmada mezuniyetin yalnızca eğitimin sonu olmadığını vurguladı. "Biz bugün sadece akademik bir aşamanın sonunu kutlamıyoruz. Paylaştığımız hayalleri, uykusuz geceleri ve bizi bugünlere taşıyan mücadeleyi kutluyoruz." diyen Al-Quhali, ailesine ve akademisyenlerine teşekkür ederek mezunlara yaşam boyu öğrenmeyi bırakmamaları çağrısında bulundu. "En küçük çabanın bile kıymetli olduğunu unutmayacağız" 3 kişinin birinciliği paylaştığı üniversite dönem birincilerinden Psikoloji Bölümü mezunu Esra Nur Kutlar ise konuşmasını yalnızca kendi başarısı üzerine kurmadı. Savaşlar nedeniyle yaşam hakkı elinden alınan çocukları, eğitim alamayan öğrencileri ve dünyanın farklı coğrafyalarında zulüm gören insanları hatırlatan Kutlar, mezuniyetin kendileri için daha büyük sorumluluklar anlamına geldiğini söyledi. Kutlar’ın "Bu mezuniyet sadece bir diploma değil; artık daha çok çalışmanın, üretmenin ve insanlık için sorumluluk almanın başlangıcı. En küçük çabanın bile kıymetli olduğunu unutmayacağız." sözleri salondaki davetliler tarafından uzun süre alkışlandı. "Yeni bir sayfa açılıyor" Çizgi Film ve Animasyon Bölümü mezunu, fakülte birincisi ve üniversite dönem lisans ikincisi Nida Nefise Öztunç ise mezuniyetin yalnızca bir diploma değil, aynı zamanda yeni hikâyelerin başlangıcı olduğunu vurguladı. Üniversitede teknik bilginin yanı sıra entelektüel ve sanatsal bir bakış açısı kazandıklarını belirten Öztunç, "İlk gün bu kapıdan adım attığımızda önümüzde nasıl bir yol olduğunu bilmiyorduk. Bugün ise buradan anlatacak güçlü hikâyeleri ve ortaya koyacak vizyonları olan bireyler olarak ayrılıyoruz. Her son yeni bir başlangıçtır. Fakülte duvarlarının dışındaki dünya bizi bekliyor. Yolumuz açık, yaratıcılığımız ve ilhamımız bol olsun." dedi. "Bugün bir sayfa kapanırken her birimiz için yepyeni bir dönem başlıyor” Tıbbi Görüntüleme Teknikerliği Programı birincisi Sema Nur As, sağlık alanının büyük fedakârlık ve sorumluluk gerektirdiğine dikkat çekerek, iki yıllık eğitim sürecinde yalnızca mesleki bilgi değil, birlikte mücadele etmeyi ve sorumluluk almayı da öğrendiklerini söyledi. Başarısında en büyük payın ailesine ait olduğunu vurgulayan As, "Bugün bir sayfa kapanırken her birimiz için yepyeni bir dönem başlıyor. Üniversitemizde edindiğimiz bilgi ve etik değerleri meslek hayatımız boyunca en iyi şekilde taşıyacağımıza inanıyorum." dedi. 46 yaşında yeniden öğrenci oldu, ayakta alkışlandı Törenin belki de en etkileyici konuşmasını İlk ve Acil Yardım Programı birincisi Demet Erçetin yaptı. Konuşmasına "Yapay zekâdan destek almayı denedim ama çok sıkıcı bir metin hazırladı." diyerek başlayan Erçetin, hayatını değiştiren süreci anlattı. Eşinin sağlık sorunları nedeniyle yaşamlarının bir günde değiştiğini söyleyen Erçetin, yaşadığı zorlu dönemin ardından yeniden üniversite sıralarına dönme kararı aldığını belirtti. "Bu bir trajedinin başarıya ve umuda evrilme hikâyesidir. Bu, 46 yaşında kendini yeniden keşfeden bir kadının hikâyesidir. Bu, hiçbir zaman hiçbir şey için geç olmadığının hikâyesidir." diyen Erçetin, "Hiçbir zaman yeteneklerinizi ve hayallerinizi küçümsemeyin. Her tökezlemede ayağa kalkın." mesajını verdi. "Artık yalnızca hekim değil, insanların hayatına dokunan kişiler olacağız" Diş Hekimliği Fakültesi birincisi Selin Güvenç ise hekimliğin yalnızca teknik bilgiyle yapılabilecek bir meslek olmadığını söyledi. "İnsanların yalnızca dişlerine değil, gülüşlerine de dokunacağız." diyen Güvenç, diplomanın aynı zamanda büyük bir sorumluluk belgesi olduğunu ifade etti. Konuşmasının sonunda vefat eden babasını anarken duygu dolu anlar yaşadı. Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye uzanan başarı öyküsü Tıp Fakültesi dönem birincisi Beyza Bıçakcılar ise kişisel hikâyesiyle dikkat çekti. Doğu Türkistan'dan göç eden Kazak Türklerinin torunu olduğunu anlatan Bıçakcılar, bugün aldığı diplomanın yalnızca kendisine ait olmadığını söyledi. "Bu diplomayı yalnızca kendim için değil, büyük fedakârlıklarla bugünlere ulaşmamızı sağlayan atalarım adına da taşıyorum." diyen genç hekim, konuşmasında Filistin, Doğu Türkistan ve dünyanın farklı bölgelerinde savaşın gölgesinde yaşayan çocukları da unutmadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lösemiyi Yenen Mihrimah Liyâ'nın Umut Balonları Gökyüzüyle Buluştu Haber

Lösemiyi Yenen Mihrimah Liyâ'nın Umut Balonları Gökyüzüyle Buluştu

Tamamen ailelerin gönüllü olarak organize ettiği etkinlikte Mihrimah Liyâ'nın bu özel gününe, lösemi tedavisini başarıyla tamamlayan arkadaşları Çınar Erdoğan, Esmanur Yıldız ve Yiğit Turan da eşlik etti. Hep birlikte gökyüzüne bırakılan rengârenk balonlar; umudu, dayanışmayı ve yeniden başlayan hayatları simgeledi. Zorlu bir tedavi sürecini geride bırakan çocukların gülümsemeleri, etkinliğe katılan herkese duygu dolu anlar yaşattı. Aileler, bu buluşmayı yalnızca bir kutlama olarak değil, hâlâ tedavisi devam eden çocuklara ve ailelerine moral vermek amacıyla düzenlediklerini ifade etti. Etkinliği organize eden aileler, "Bu organizasyonu, tedavisini tamamlayan çocuklarımızın mücadelesini kutlamak ve halen tedavi gören çocuklarımıza umut olabilmek için gerçekleştirdik. Bugün gökyüzüne bıraktığımız her balon, tedavisi devam eden çocuklarımız için umut, tedavisini tamamlayan çocuklarımız için ise yeni bir başlangıcın simgesi oldu. Her çocuğun sağlıkla büyümesini diliyor, bu anlamlı günde bizimle olan herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerinin kullandı. Etkinlik, çocukların neşe dolu anları, ailelerin birlik ve dayanışması ile çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi. Gökyüzüne yükselen her balon, lösemiyi yenen çocukların cesaretini ve umudun her zaman var olduğunu bir kez daha hatırlattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Hıdırellez Coşkusu Haber

Nilüfer’de Hıdırellez Coşkusu

Nilüfer Belediyesi, Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Görükle Kadın Derneği ve Görükle Spor Kulübü iş birliğiyle gerçekleştirilen Hıdırellez Şenliği, Görükle Mübadele Evi’nin bulunduğu meydandan davul-zurna sesleri eşliğinde yapılan geleneksel kortej yürüyüşüyle başladı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, İYİ Parti Milletvekili Selçuk Türkoğlu, İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Bursa Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ali Korkut Özel, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları ve Meclis üyeleri, Görükle ve Dumlupınar Mahalle muhtarları ile çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Hıdırellez’in kültürel mirası doyasıya yaşandı. “HIDIRELLEZ, MÜBADELE KÜLTÜRÜNÜN BİR HATIRASIDIR” Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir törende yaptığı konuşmada, Hıdırellez’in sadece baharın müjdeleyicisi değil, aynı zamanda bir dayanışma günü olduğunu belirterek, “Hıdırellez, toprağın canlandığı, umutların tazelendiği gündür. Dilekler tutulur, ateşlerden atlanır, sofralar kurulur, yemekler pişer. Bu şenlik bir kaynaşma, paylaşma, bir komşuluk günüdür. Aynı zamanda Lozan Mübadillerinin bu toprağa taşıdığı kültürün de bir hatırasıdır” diyerek geleneğin tarihsel önemine dikkat çekti. Hıdırellez’ın umut, barış ve bereket olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Bugün yakılan ateş, içimizdeki yaşama sevincini daha da büyütsün. Ağaçların dallarına bırakılan tüm dilekleriniz gerçek olsun. Baharın bereketi sofralarımızdan, barışın aydınlığı ülkemizden hiç eksik olmasın. Hıdırellez’iniz kutlu olsun” diye konuştu. “HER KARANLIĞIN BİR AYDINLIĞI VARDIR” Şenliğe katılan İyi Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu da Hıdırellez’in uyanış ve bolluk anlamına geldiğini ifade ederek, “Hıdırellez bize şunu anlatır: Her gecenin sabahı, her karanlığın aydınlığı vardır” dedi. Türkoğlu, Görükle’nin kendisi için öğrencilik yıllarından kalma özel bir yeri olduğunu da belirterek, bölge halkının bayramını kutladı. Konuşmalar sırasında Görükle Mahalle Muhtarı Hasan Sert ve Dumlupınar Mahalle Muhtarı Mustafa Aktaş da 14 yıldır süren geleneğin gelecek nesillere aktarılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler ve Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e teşekkür ettiler. SANAT VE EĞLENCE DOLU PROGRAM Yağışlı hava nedeniyle etkinlikler Görükle Kapalı Pazar Alanı’nda düzenlendi. Vatandaşlar, yağmurlu havaya rağmen coşkuyla Hıdırellez’i kutladı. Program kapsamında Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu gösterileriyle büyük alkış topladı. Roman Orkestrası ve Nilüfer Ritim Atölyesi katılımcılara keyifli anlar yaşatırken, günün ilerleyen saatlerinde ise Aysun Taşçeşme ve Seda Yiyin konserleriyle eğlence doruğa ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deprem Bölgesinde Sanatın Gücü Haber

Deprem Bölgesinde Sanatın Gücü

Zorlu Çocuk Tiyatrosu, 2023’ten bu yana deprem bölgesinde gerçekleştirdiği gösterimlerle çocukların hayal dünyasını beslerken, dayanışma ve umut duygusunu da güçlendirmeyi hedefliyor. 29 Nisan’da Hatay’da sahnelenen “Ezop Masalları”, dostluk, dürüstlük, paylaşım gibi evrensel değerleri eğlenceli bir anlatımla sahneye taşıdı. Gün boyunca sahnelenen oyun, çocuklara hem keyifli hem de öğretici bir deneyim sunarken, sanatın iyileştirici etkisini bir kez daha hissettirdi. Zorlu PSM Genel Müdürü Filiz Ova, Hatay’da gerçekleştirilen gösterimlere ilişkin açıklamasında “Zorlu Çocuk Tiyatrosu, 2003 yılından bu yana çocuklara tiyatronun büyülü dünyasını sevdiriyor. Bugüne kadar sahnelenen 17 farklı oyunla bir milyondan fazla çocuğa ulaştık. Türkiye’nin pek çok ilinde sahne aldık. Deprem bölgesine düzenlediğimiz özel turnelerle de binlerce öğrenciye ulaşarak çocuklara moral ve umut götürmeye devam ediyoruz. Bu buluşmaların, çocuklara farklı bir deneyim alanı açtığını görüyoruz. Tiyatro bir sanat dalı olmanın ötesinde, empatiyi, birlikte üretmeyi ve duyguları paylaşmayı öğretiyor. 23 yıldır her oyunda, her turnede, her buluşmada çocukların gözlerindeki merak ışığını görmek bizi motive ediyor. Bu da bize sanatın dönüştürücü gücünü her defasında yeniden hatırlatıyor.” ifadelerine yer verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Her Yıl 40 Bin Kişi Akciğer Kanseri Tanısı Alıyor Haber

Türkiye’de Her Yıl 40 Bin Kişi Akciğer Kanseri Tanısı Alıyor

Peki, bu hastalığı önlemenin ya da ölümcül hastalıklar listesinde daha alt sıralara geriletmenin mümkün olduğu yeni tedavi yöntemleri yok mu? Elbette var! Günümüzde geliştirilen tanı yöntemleri ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sayesinde akciğer kanserinde umut her geçen gün artıyor. Bu umuda dair bilinmesi gerekenleri aktarmak için Acıbadem Maslak Hastanesi’nde “Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut” söyleşisi düzenlendi. Etkinlikte multidisipliner bakış açısıyla Acıbadem Maslak Hastanesi uzmanları; Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, Prof. Dr. Enis Özyar, Prof. Dr. Erkan Kaba, Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ve Dr. Burcu Babaoğlu Karan hastalığa dair en güncel gelişmeleri paylaşarak erken teşhisin ve doğru tedavi planlamasının hayati önemine vurgu yaptılar. Etkinliğin dikkat çekici konuklarından biri, “Yeraltı” dizisindeki performansıyla geniş kitlelerin beğenisini kazanan oyuncu Sevil Akı oldu. Akı, söyleşide yer alarak farkındalığın önemine dikkat çekti ve bir hasta yakını olarak annesinin umut dolu, hastalıkla büyük mücadelesini içeren öyküsünü paylaştı. “Kanser tedavi sürecinin bir puzzle gibi düşünülmesi gerektiğini vurgulayan etkinliğin moderatörü Sağlık İletişimcisi Seral Çelik, “Bu etkinlikte multidisipliner yaklaşımla akciğer kanseri hakkında önemli bilgiler alacağız. Kanserin tanı ve tedavisinde görev yapan sayısız uzman ve sağlık personeli var. Her biri çok önemli rol üstleniyor. Tanı ve tedaviyi bir puzzle gibi düşünürsek, parçalar bir araya geldiğinde hasta için en iyi ve en uygun tedavi uygulanabiliyor” dedi. Sigara en büyük risk faktörü! Akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara ve tütün ürünleri olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, özellikle son yıllarda gençler arasında artan kullanımın ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Elektronik sigara gibi alternatif ürünlerin de sanıldığı kadar masum olmadığını ifade eden Karan, bu ürünlerin de akciğer sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti. Akciğer kanseri vakalarının yüzde 80’inin tütün kullanımına bağlı olduğunu anlatan Dr. Babaoğlu Karan, yüzde 20’sinin ise mesleki, asbest vb. nedenlerden geliştiği bilgisini verdi. Akciğer kanserinin çoğu zaman erken dönemde belirti vermediğine dikkat çeken Karan, bu nedenle risk grubundaki bireylerin, özellikle 50 yaş üzerinde ve en az 20 yıl günde bir paket sigara içmiş kişilerin her yıl düzenli kontrol yaptırmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Düşük doz radyasyonla yapılan BT çekimlerinin hastalığın erken tanısında çok önemli olduğunu belirtti. Görüntüleme yöntemleri hayat kurtarıyor Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik, akciğer kanserinde doğru evrelemenin tedavi sürecinin temelini oluşturduğunu belirterek PET-CT’nin bu noktada kritik rol oynadığını ifade etti. Prof. Dr. Çermik, “PET-CT sayesinde tümörün yalnızca varlığı değil, aynı zamanda vücuttaki yayılımı ve biyolojik davranışı da detaylı şekilde değerlendirilebiliyor. Bu sayede hastalığın hangi evrede olduğu net olarak ortaya konulabiliyor ve en uygun tedavi planı oluşturulabiliyor. Aynı zamanda tedaviye verilen yanıt da değerlendirildiğinden gereksiz cerrahi girişimlerin önüne geçilebiliyor” dedi. Cerrahi, erken evrede en etkili yöntem Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba ise akciğer kanserinde erken teşhisin cerrahi başarıyı doğrudan etkilediğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle erken evrede teşhis konulan hastalarda cerrahi müdahale ile yüksek başarı oranları elde edilebiliyor. Ayrıca cerrahi yöntemler de hızla gelişiyor. Bu yöntemlerden en yenisi olan robotik cerrahi sayesinde göğüs bölgesi tamamen açılmadan, küçük kesilerle ameliyatlar yapılabiliyor. Robotik cerrahi zor ameliyatları daha kolay yapmamıza yardımcı olmakla beraber, hastaların daha hızlı iyileşmesine ve günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmesine yardımcı oluyor.” Kişiye özel tedavi dönemi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını, tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu ifade etti. Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapinin, özellikle uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirten Ölmez, bu yaklaşımların akciğer kanseri hastalarının yaşam süresi ve yaşam kalitesini artırdığını söyleyerek “Doğru hastaya doğru tedaviyi uygulamak çok önemli” dedi. Hassas ve hedefe yönelik ışın tedavisi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, akciğer kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Halk arasında ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapide amaç, ameliyat edilemeyen tümörleri ışınlar aracılığıyla yok etmek ya da küçültmektir. Özellikle tıbbi nedenlerle ameliyat olamayacak hastalarda radyoterapi çok etkili bir tedavi seçeneğidir. Radyoterapi yöntemleri de gelişmekte ve giderek etkinliği artmaktadır. Gelişen teknoloji sayesinde daha hassas ve hedefe yönelik tedavi yapılabilmektedir. Bu sayede yan etkiler azalmakta ve tedavi başarısı artmaktadır.” Sevil Akı: “Tünelin ucunda hep bir ışık oldu” Etkinliğe katılan, Yeraltı dizisiyle seyircinin gönlünde taht kuran oyuncu Sevil Akı ise hasta yakını olarak yaşadığı süreci paylaşarak, kanserle mücadelenin sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir süreç olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “Anneme 8 yıl önce akciğer kanseri tanısı kondu. İlk ameliyatından 4 yıl sonra hastalığı nüks etti ve tekrar ameliyat oldu. Geçen yıl yeni bir nüks oldu ve şimdi ilaç tedavisiyle mücadelemize devam ediyoruz. İkinci nükste çok panik olduk. Ancak ilaçların ve çeşitli tedavi yöntemlerinin gelişmiş olması sayesinde farklı tedavi seçeneklerimiz oldu. Yani tünelin ucunda hep bir ışık vardı. Gerçekten hiçbir şey çözümsüz değil. Güvendiğiniz doktorlar size o ışığı gösteriyor. Annem tanı aldığı andan itibaren hayata tutundu ve bu hastalıkla mücadele ediyor. Biz de hasta yakını olarak onunla birlikte mücadele ediyoruz. Bizim hikayemiz umut dolu bir hikaye. Hâlâ umutluyuz, hâlâ mücadele ediyoruz. Kanser tedavi süreci inişli çıkışlı bir yolculuk. Birbirimize güç vererek, umutla ilerliyoruz.” Doğru bilgiye ulaşmanın ve güçlü bir destek sistemine sahip olmanın bu süreçte büyük önem taşıdığını ifade eden sanatçı Sevil Akı, umudun hastaların tedaviye tutunmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Farkındalık çalışmalarında kendi deneyimini paylaşarak başkalarına da umut olmak istediğini dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEGV, İstanbul Yarı Maratonu’nda Adımlarını Çocuklar İçin Atacak Haber

TEGV, İstanbul Yarı Maratonu’nda Adımlarını Çocuklar İçin Atacak

Tarihi Yarımada’nın eşsiz atmosferinde ve dünyanın en hızlı parkurlarından birinde koşacak sporcular, attıkları her adımı geleceğe umut olacak bir bağışa dönüştürüyor. “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla Cumhuriyetin ilke ve değerleri ışığında çağdaş nesillerin yetişmesine katkı sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, 19 Nisan’da düzenlenecek Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu kapsamında çocuklara eğitim desteği için koşacak. Dünyanın en hızlı yarış parkurlarından birine sahip olan maraton, Tarihi Yarımada’nın eşsiz atmosferinde gerçekleşecek; iyilik peşinde koşan katılımcılar ise TEGV kampanyası kapsamında çocukların eğitim yolculuğuna destek olmak için parkuru anlamlı bir amaçla tamamlayacak. TEGV, 2026 yılı boyunca katılacağı maratonlarda “Bu Bir Eğitime Destek Çağrısıdır” kampanyasıyla sporun birleştirici gücünü çocuklar için nitelikli eğitim desteğine dönüştürmeyi hedefliyor. 1995 yılından bu yana 3,3 milyondan fazla çocuğun hayallerini nitelikli eğitimle güçlendiren vakıf, bu yıl da çocukların eğitim yolculuğuna destek olmayı sürdürüyor. “Çocuklar en iyisini hak ediyor” yaklaşımıyla hayata geçirilen ve gönüllü sporcuları adımlarını nitelikli eğitime dönüştürmeye davet eden kampanya, her bağışın bir çocuğun geleceğine uzanan güçlü bir adım olduğuna dikkat çekiyor. Kampanyaya destekler 4 Mayıs’a kadar devam edecek TEGV koşucuları, attıkları her adımı çocukların geleceğine umut olacak bir bağışa dönüştürmek için bireysel bağış kampanyaları oluşturarak daha fazla çocuğa ulaşmayı hedefliyor. 300 çocuğu nitelikli eğitimle buluşturmanın hedeflendiği ve 6 Nisan’da bağışa açılan kampanya kapsamında destekler 4 Mayıs’a kadar devam edecek. Çocukların nitelikli eğitimle buluşmasına katkı sağlamak isteyen bağışçılar, TEGV sosyal medya hesaplarından bilgi alarak ve kampanya sayfasını ziyaret ederek katkıda bulunabiliyor. TEGV’de bir çocuğun bir yıllık eğitim gideri ise 2.000 TL. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.