Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Und

Kapsül Haber Ajansı - Und haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Und haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akaryakıt Maliyetlerindeki Dalgalanma Navlun Fiyatları Üzerindeki Baskıyı Artırıyor Haber

Akaryakıt Maliyetlerindeki Dalgalanma Navlun Fiyatları Üzerindeki Baskıyı Artırıyor

Akaryakıt, döviz kuru, finansman, bakım, lastik ve amortisman giderlerindeki artış, taşımacılık sektörünün maliyet yapısı üzerindeki baskıyı artırıyor. Buna karşılık yoğun fiyat rekabeti, önceden imzalanan taşıma sözleşmeleri ve müşterilerin maliyet hassasiyeti, yükselen giderlerin navlun fiyatlarına aynı hızda yansıtılmasını zorlaştırıyor. Maliyetler ile taşıma fiyatları arasındaki makasın sıkışması, sektörde iş hacmi korunurken şirketlerin kar marjlarının daralmasına yol açıyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye sınır kapılarındaki akaryakıt fiyat artışı Mart 2026 itibarıyla yüzde 110 bandına ulaştı. Yine aynı verilere göre, uluslararası taşımacılıkta kullanılan bazı Ro-Ro hatlarındaki Yakıt Ayarlama Faktörü (BAF) bedelleri mart-mayıs döneminde yaklaşık yüzde 150 yükseldi. Akaryakıt maliyetlerinde kısa sürede yaşanan bu artışlar, özellikle önceden fiyatlandırılmış uluslararası taşıma sözleşmelerinin yönetimini zorlaştırırken taşımacılık şirketlerinin yanı sıra ihracat zinciri üzerinde de ilave baskı oluşturuyor. “Düşük marjlarla iş hacmini korumak sürdürülebilir değil” Sektörde maliyetlerin yükselmesine karşın taşıma fiyatlarının aynı hızda güncellenemediğine dikkat çeken Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, fiyat rekabetinin yalnızca şirketlerin karlılığını değil, hizmet kalitesinin ve operasyonel kapasitenin sürdürülebilirliğini de etkileyebileceğini belirtti. Akça, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Akaryakıt ve döviz kuru hareketleri başta olmak üzere finansman, bakım, lastik ve diğer operasyonel giderlerdeki değişimler, nakliye operasyonlarının planlanmasını ve fiyatlandırılmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Ancak yoğun rekabet nedeniyle maliyet artışlarının taşıma fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamadığı dönemlerde şirketlerin marjları daralıyor. Müşteri ve iş hacmini korumak amacıyla sürekli düşük marjlarla çalışmak, uzun vadede sürdürülebilir bir model oluşturmuyor. Bu nedenle sektörde başarıyı yalnızca ciro veya taşınan yük miktarıyla değil sağlıklı karlılık, hizmet kalitesi ve operasyonel sürdürülebilirlikle birlikte değerlendirmek gerekiyor.” Maliyetlerdeki öngörülemezliğin bütçe ve fiyatlama süreçlerini zorlaştırdığını belirten Akça, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilen fiyatlandırma modellerinin önem kazandığını ifade etti. Akça, müşterilerle yapılan sözleşmelerde akaryakıt, kur ve diğer temel maliyet kalemlerindeki olağandışı değişimleri dikkate alan, şeffaf ve karşılıklı olarak öngörülebilir mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Taşımacılıktaki maliyet baskısı ihracat zincirini de etkiliyor Taşımacılık maliyetlerinde yaşanan artışlar, yalnızca lojistik şirketlerinin finansal yapısını ilgilendirmiyor. Navlun maliyetlerinin yükselmesi; üreticilerin, ihracatçıların ve perakende şirketlerinin tedarik zinciri giderlerini de artırıyor. Maliyet artışlarının tamamen taşımacılık şirketleri tarafından üstlenilmesi lojistik hizmetlerinin sürdürülebilirliğini zorlarken, navlun fiyatlarına doğrudan yansıtılması ise ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücü üzerinde baskı yaratabiliyor. Bu nedenle maliyet artışlarının tedarik zincirindeki taraflardan yalnızca birinin üzerinde bırakılmaması gerektiğine dikkat çeken Enes Akça, şöyle konuştu: “Lojistik, üretim ile pazar arasındaki stratejik bağlantıyı oluşturuyor. Taşıma operasyonlarının sürdürülebilirliği zayıfladığında bunun etkisi yalnızca lojistik şirketleriyle sınırlı kalmıyor; üretimden ihracata kadar bütün zincire yayılıyor. Bu nedenle maliyet ve risklerin üretici, müşteri ve lojistik hizmet sağlayıcı arasında şeffaf, ölçülebilir ve tarafların kontrol alanlarıyla uyumlu şekilde paylaşılması gerekiyor.” Verimlilik ve dijital planlama belirleyici olacak Artan maliyetler karşısında operasyonel verimliliğin şirketler açısından en önemli rekabet unsurlarından biri haline geldiğini söyleyen Akça, doğru kapasite kullanımı, rota planlaması, gerçek zamanlı raporlama ve ölçülebilir performans göstergelerinin kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sağladığını ifade etti. Akca Lojistik’te operasyonların belirlenen performans göstergeleri üzerinden düzenli olarak takip edildiğini, maliyet analizlerinin güncellediğini ve süreç iyileştirme çalışmalarına odaklandığını belirten Akça; teknolojiden süreçleri daha görünür ve yönetilebilir hale getirmek amacıyla istifade ettiklerini söyledi. WMS (Depo Yönetim Sistemi) - TMS (Nakliye Yönetim Sistemi) çözümlerinden eş zamanlı veri akışlarına, stok yönetiminden sistem entegrasyonlarına kadar kullanılan uygulamaların sahadaki kayıpların daha erken tespit edilmesine ve süreçlerin sürekli iyileştirilmesine katkı sağladığını ifade etti. Akça, “Teknoloji tek başına bütün maliyet sorunlarını çözmüyor elbette ancak veriyle desteklenen planlama, mevcut kaynakların çok daha verimli kullanılmasını sağlıyor. İzlenebilirlik ve anlık veri akışıyla beklemeleri, kapasite kayıplarını ve operasyonel sapmaları daha erken tespit edebiliyoruz. Böylece yalnızca maliyetleri kontrol etmekle kalmıyor, müşterilere daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir hizmet sunabiliyoruz.” diye konuştu. Sürücü açığı kapasite kullanımını zorlaştırıyor Sektörde maliyet baskısına eşlik eden diğer önemli sorunun deneyimli sürücü ve nitelikli operasyon personeli ihtiyacı olduğunu belirten Akça, insan kaynağına erişimde yaşanan güçlüğün mevcut filoların etkin kullanımını sınırlayabildiğini kaydetti. Deneyimli çalışanların sektörde tutulması kadar yeni sürücülerin yetiştirilmesinin de önem taşıdığını ifade eden Akça, dijitalleşen lojistik operasyonlarının sürücülerin yanı sıra veri analitiği, mühendislik, yazılım ve operasyon yönetimi gibi farklı alanlarda yetkin profesyonellere ihtiyaç duyduğunu söyledi. Akça sözlerini şöyle tamamladı: “Maliyetlerin yükseldiği, fiyat baskısının devam ettiği ve nitelikli insan kaynağına erişimin zorlaştığı bir ortamda rekabet yalnızca en düşük fiyatı sunmak üzerinden şekillenemez. Önümüzdeki dönemde finansal dayanıklılığını koruyan, risklerini doğru yöneten, operasyonlarını ölçülebilir hale getiren ve teknolojiyi ihtiyaçları doğrultusunda kullanan şirketler daha güçlü bir konuma gelecek. Lojistik sektörünün sürdürülebilirliği için fiyat, hizmet kalitesi ve sağlıklı karlılık arasında dengeli bir yapı kurulması gerekiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kayseri'de Başkan Büyükkılıç, UND Yönetimiyle Kayseri'nin Lojistik Geleceğini Görüştü Haber

Kayseri'de Başkan Büyükkılıç, UND Yönetimiyle Kayseri'nin Lojistik Geleceğini Görüştü

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, UND İkinci Başkanı Ergün Bilen ve beraberindeki yönetim kurulu üyelerini Büyükşehir Belediyesi’nde ağırladı. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin Kayseri’de gerçekleştirdiği Yönetim Kurulu Toplantısı öncesinde gerçekleşen ziyarette, kentin geleceğine yön verecek Lojistik Merkez Projesi başta olmak üzere ulaştırma, ticaret ve yatırım odaklı çalışmalar değerlendirildi. Başkanlık Toplantı Salonu’nda gerçekleşen görüşmede konuklarını tek tek karşılayan Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, nazik ziyaretlerinden dolayı UND yönetimine teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi. Görüşmede Kayseri’nin uluslararası vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başkan Büyükkılıç, kentin 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ve 2029 Dünya Spor Başkenti ünvanlarıyla önemli organizasyonlara ev sahipliği yapacağını belirterek, Erciyes Kayak Merkezi, Yüksek İrtifa Kamp Merkezi, Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi ve Mutfak Sanatları Merkezi gibi yatırımlar hakkında heyete bilgi verdi. Kayseri’nin sanayi, üretim, ihracat ve ulaşım alanındaki güçlü potansiyeline dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi olarak kentin lojistik altyapısını güçlendirecek her projeye büyük önem verdiklerini ifade etti. Kayseri’nin sahip olduğu stratejik konumun, planlanan Lojistik Merkez ile daha da değer kazanacağını belirten Büyükkılıç, projenin hem şehir ekonomisine hem de Türkiye’nin taşımacılık sektörüne önemli katkılar sunacağını vurguladı. UND Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras ise Kayseri’nin Türkiye ekonomisi açısından stratejik öneme sahip şehirlerden biri olduğunu belirterek, dernek olarak her ay farklı bir bölgede gerçekleştirdikleri yönetim kurulu toplantısını bu ay Kayseri’de yapmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Kayseri’de planlanan Lojistik Merkez Projesi’ne Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği destekten dolayı Başkan Büyükkılıç’a teşekkür eden Aras, “Kayseri bizim için çok önemli. Özellikle Lojistik Köy projesine verdiğiniz destek bizleri ziyadesiyle mutlu etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde yürüttüğünüz girişimler ve yer tespitine yönelik çalışmalar sektörümüz adına son derece kıymetlidir. Destekleriniz için teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ziyarette, Kayseri’de kurulması planlanan Lojistik Merkez Projesi’nin sağlayacağı ekonomik katkılar, ulaştırma altyapısına kazandıracağı avantajlar ve iş birliği imkânları üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette, Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ali Süslü de hazır bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi    Haber

Türk Tır Şoförlerinin Körfez'de Transit Suudi Vizesi Alarak Seyahat Etmeleri Mümkün Hale Geldi  

T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) tarafından; DEİK/Lojistik İş Konseyi ve DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi ile Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin (UND) destekleriyle düzenlenen ‘Yapay Zekâ Çağında E-Ticaretin Lojistiği Zirvesi’, Grand Cevahir Hotel Convention Center'da gerçekleşti. Zirvede genel hatlarıyla e-ticaret sektörünün gelişiminde kritik rol oynayan lojistik süreçler, dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamaları geniş bir perspektifle ele alındı. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat: “820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik” Zirvenin açılış konuşmalarını gerçekleştiren Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “E-ticaret, giderek artan yeni ticaret yöntemi, toplam ticaretin yüzde 20'sini oluşturuyor ve 3 trilyon doların 2024 hesaplamalarıyla bir hacme sahip. Lojistik sektörü de olmazsa olmaz sektörlerimizde önde gelen büyük bir sektör. E-ticaret de o tarihlerde toplam ticaretin içinde yüzde 4,5-5'lik bir paya sahipken, 2019 itibarıyla, toplam ticarette yüzde 20'lik bir paya 3-4 sene gibi kısa bir sürede ulaşmış oldu. Bugün Türkiye için gerek mal ticareti gerekse hizmetler ticareti ekonomimizde büyük bir yer tutuyor. Mal ihracatımız geçen yıl 255,5 milyar dolardı, buna karşılık aynı şekilde mal ithalatımız 365 milyar dolardı. Hizmet ihracatımız 122,5 milyar dolardı. Hizmet ithalatımız da yaklaşık 60 milyar dolar ve bunların toplamı 820 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ticareti ile iştigal ettik. Ve geçen yıl milli gelirimiz 1,1 trilyon dolara yükseldi. Milli gelirimizin yarısından fazlası mal ve hizmet ihracat ve ithalat ticareti kadar bir hacim oluşturuyordu” dedi. “İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca” Suriye'de iç savaşın sona erdirilmesinde, İsrail'in soykırım ve katliamlarına karşı Gazze'nin, Batı Şeria'nın, Lübnan'ın haklarının savunulması ve oradaki masumların korunması çabalarında Türkiye’nin önemli bir rol üstlendiğini söyleyen Bakan Bolat, “En son İran'la ABD ve İsrail arasındaki çatışmalarda; Türkiye, Pakistan ve Mısır birlikte arabuluculuk noktasında Amerika ve İran arasında mekik dokundu. Ve bu anlamda şimdilik iki gün boyunca bir ateşkes süreci, biraz kırılgan da olsa devam ediyor. Bunun ekonomiye yansımaları da şu şekilde: Körfez, özellikle Hürmüz Boğazı dünyada enerji kaynakları açısından zengin bir bölge. Petrolün yüzde 38'inin, doğal gazın yüzde 20'sinin, gübrenin yüzde 30'unun geçtiği bir bölge. İran, Hürmüz kartını kapatma tehdidini ortaya koyunca ciddi bir tabii volatilite, yani piyasalar allak bullak oldu. Enerji fiyatları, petrokimya fiyatları, gübre fiyatlarında artışlar oldu bütün dünyada. Ama bizde Allah’a şükür arz tedariki diye bir sorun yok. Depolarımız doluydu. Ve biz vatandaşımızın, sanayilerimizin, ekonomimizin bunlardan etkilenmemesini sağladık.” diye konuştu. “15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar” Bakan Bolat, “Körfez savaşı, lojistiğin ne kadar önemli olduğunu Covid 19’dan sonra bize bir kez daha hatırlattı. Bu güzel coğrafya, Avrasya’nın merkez ülkesi, adeta bir kavşak köprü geçiş noktası olan Türkiye'nin önemi bir kez daha ortaya koyuldu. Gerek doğudan batıya orta koridor, Zengezur koridoru, gerek Körfez Basra'dan yukarıya Irak üzerinden kalkınma yolu koridoru, gerek özellikle Habur-Irak üzerinden Suudi Arabistan ve Körfez'e ulaşan rota, gerekse Türkiye’den Hatay, Suriye, Ürdün üzerinden Arabistan’a ve Körfez ülkelerine ulaşan karayolu koridorlarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Bu vesileyle Suudi Arabistan’la da ilişkilerimiz mükemmel düzeyde ve 10 yıldır bir transit vize konusu vardı, o da dün itibariyle işlerlik kazanarak Türk Tır şoförlerinin Körfez'de transit Suudi vizesi alarak seyahat etmeleri de mümkün hale geldi. Ümit ediyoruz ki komşu ve kardeş ülkelerdeki bu fiziki yıkım ve insani kayıplar noktasında savaşın bir an önce durması. Ama barış şartları oluşsa bile bu 45 günlük savaşın ekonomilerde meydana getirdiği tahribatı gidermek o kadar kolay olmayacak. Çünkü burada gerek fiyat artışları konusu gerekse enerji kaynakları hasar aldı bir miktar. Kiminde LNG kaynakları, kiminde petrol kaynakları, kiminde alüminyum tesisi, kiminde gübre tesisi. Arz tedariki anlamında şartların yerine gelmesi yine biraz zaman alacak. Ve ümit ederiz ki bu 15 günlük ateşkes kalıcı şartların yerine getirilmesini sağlar. Dünyanın daha fazla kavgaya değil, barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya ve refah artışına ihtiyacı var bu anlamda” dedi. “Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte’ Bakan Bolat, “Hizmetler sektörümüz bizim övündüğümüz güzide bir sektörümüz. Bunlardan lojistik sektör, 122,5 milyar dolar ihracat gelirinin 42,5 milyar dolarını hizmetler sektörü yaptı. Özellikle ihracatımızın yüzde 43’ünü oluşturan Avrupa Birliği pazarlarına Türkiye’nin ihracatının yüzde 60’ı karayolu ile gitmekte. Burada da ulaştırma kotaları büyük önem taşımakta, geçiş kotaları çok çok önem taşıyor. Bizim hizmetler sektörünü çok sevmemizin bir diğer nedeni de yaklaşık 63-64 milyar dolar fazla sağlıyoruz ve bu fazla sayesinde mal ticaretindeki, geçen sene 92 milyar dolar açığımız vardı, bunların kapatılarak cari işlemler açığının makul düzeyde olmasını sağladık. 2024'te 13 milyar dolar; 2025'te de 29,5 milyar dolardı bu anlamda. Lojistik sektörü 115 milyar dolar toplam milli geliriyle bizim 1,1 trilyon dolarlık milli gelirimiz içinde de çok önemli bir pay oluşturuyor ve tabii ki istihdama çok büyük katkı yapıyor” dedi. ‘Toplam e-ticaretin yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta’ Bakan Bolat, “E-ticaret parlayan bir sektörümüz. Batıdaki ABD tarafındaki büyük gruplar, doğuda Çin merkezli büyük grupların olduğu bir ortamda tam merkezde ortada da Türkiye’de hızla gelişen ve dünyadaki birçok büyük grupların, yatırımcıların dikkatini çeken başarılı e-ticaret firmalarımız var. Burada dediğim gibi 3 trilyondu geçen yılki rakam ve toplam ticaretin yüzde 20’siydi. Bu toplam e-ticaretin de yaklaşık yüzde 60’ı perakende ticaretten oluşmakta” dedi. İEAD Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin: “Artan korumacılık ve ticaret savaşları doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları olarak değerlendirilebilir” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Ekonomik Araştırmalar Derneği (İEAD) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Hüseyin Bilgin, küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunarak dünyanın en büyük on ekonomisinin neredeyse tamamının okyanus ülkeleri olduğunu belirtti. Bilgin, "Bu tablo, günümüz dünyasında bir ülkenin sadece iç pazarı için üretim yaparak büyük ekonomi olamayacağını açıkça gösteriyor” dedi. 1960 ve 1970’li yılların kalkınma modelinde kendi kendine yeterlilik modelinin ön planda olduğunu hatırlatan Bilgin, “1980'lerden sonra hızlanan küreselleşme sürecinde ihracata dayalı kalkınma, büyüme modellerinin popüler hale geldiğini görüyoruz. Çin'in Aralık 2001'de Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olmasıyla bu ihracata dayalı kalkınma ve büyüme modelleri adeta başka bir safhaya geçmiştir. Çin'in liderliğinde Asya ülkelerinin öncülüğünde şekil bulan başka pazarlar için üretim yapma modeli 21. yüzyılı adeta egemen iktisadi kalkınma, iktisadi büyüme modeli haline gelmiştir. Son yıllarda şahit olduğumuz artan korumacılık ve ticaret savaşları aslında doğu ile batı arasında büyük ekonomi olma mücadelesinin yansımaları veya batı dünyasının bu modele gösterdiği refleksler olarak değerlendirilebilir” dedi. İzmir İktisat Kongresi’nin yüzüncü yılında ana temanın Türkiye’nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girme hedefi olduğunu hatırlatan Bilgin, bu hedefe ulaşmanın yalnızca yatırım ve üretimle mümkün olmadığını söyledi. Bilgin, “Büyük ekonomi olmanın yolu yatırım ve üretim yanında üretiğinizi dış pazarlara satmaktan yani ihracattan geçiyor. Dolayısıyla Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesi için yatırım ve üretim yanında ürettiklerini ihraç etmesi de gerekiyor. Türkiye'nin dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girmesinin yolu katma değerli, inovatif üretimin ihraç edilmesinden geçiyor. Yani savunma sanayi gibi birkaç sektörde selektif bir şekilde destekleyeceğiz, tespit edeceğiz, destekleyeceğiz ve o ürünleri üretip ihraç ederek Güney Kore'nin kırk yıl önce yaptığını yaparak dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girebiliriz” diye konuştu. E-ticaret sektöründeki gelişmelere de değinen Bilgin, “Teknolojideki gelişmelerin hızlandırdığı Covid-19 pandemisi döneminde değişen tüketim alışkanlıklarının adeta tetikleyici bir rol oynadığı e-ticaret günümüzde gündelik yaşamın adeta vazgeçilmez bir konsolu haline gelmiştir. Yapay zekâ teknolojilerinin e-ticareti başka evrelere geçileceğini de tahmin ediyoruz.” İfadelerini kullandı. Orta Doğu'daki savaşın bizlere lojistiğin ne denli önemli olduğunu gösterdiğini ifade eden Bilgin, “Lojistik ve tedarik günümüzde en az yatırım ve üretim kadar önemlidir. Hatta bana sorarsanız onlardan da daha öndedir. Zira yatırım yaptınız, üretim yaptınız. Eğer ürettiğiniz ürünü pazarına götüremiyorsanız, tüketicisine ulaştıramıyorsanız bu yatırım ve üretimin bir anlamı olmaz. Gerek e-ticaret alanında gerekse konvansiyon e-ticaretin depolanması ve lojistiği anlamında transit ticaret alanı da Türkiye'nin önünde önümüzdeki yıllarda büyük fırsatlar olduğunu söyleyebiliriz” dedi. DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener: “Artık lojistik; algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor” Zirvenin konuşmacıları arasında yer alan DEİK Lojistik İş Konseyi Başkanı Fatih Şener, dünyanın değişmesiyle birlikte ticaretin kurallarının yeniden yazıldığına dikkat çekti. Şener, “Bu yeni düzende kazananlar; en büyükler ya da en hızlılar değil, en akıllı olanlar olacak. Bugünün ve geleceğin rekabetçi aklı yapay zekâ olacaktır” dedi. E-ticaretin küresel ekonomideki rolüne de değinen Şener, e-ticaretin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini belirterek, “Bir ürünün değeri müşteriye ulaştığı hız kadardır, bir markanın gücü teslimat performansıyla ölçülür. Ve bir ülkenin rekabet gücü, lojistik kabiliyetiyle belirlenir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin stratejik konumuna da dikkat çeken Şener, ülkemizin lojistik alandaki avantajlarına işaret ederek, “Biz, kıtaları birbirine bağlayan bir lojistik omurga konumundayız. 4 saatlik uçuş mesafesinde milyarlarca insana erişebilen, dev pazarlara kapı açan bir güçten bahsediyoruz. Ama bugün avantaj sadece coğrafya değil; veriyi en iyi kullanan, en hızlı öğrenen ve en akıllı karar verenler öne çıkıyor” şeklinde konuştu. Lojistik sektöründe yapay zekâ dönüşümünün altını çizen Şener, süreçlerin köklü bir değişimden geçtiğini belirterek, “Artık lojistik; kamyonların, gemilerin, uçakların değil algoritmaların yönettiği bir yapıya dönüşüyor. Depolar artık düşünmeden çalışmıyor, rotalar anlık optimize ediliyor, talep önceden öngörülüyor” dedi. UND Başkanı Şerafettin Aras: "Teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayan yapılarda olmalıyız” Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, zirvede yaptığı konuşmada, ‘Yapay Zekâ Çağında Ticaret ve Lojistik' gibi son derece kritik bir başlık altında bir araya gelmiş olmamız, küresel ticaretin ve lojistiğin nasıl köklü bir dönüşüm içerisinde olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” dedi. Aras, sözlerine şöyle devam etti: “Lojistik sektörü sadece bir taşıma faaliyeti değildir; hızın, verimin ve teknolojinin yön verdiği stratejik bir alandır. E-ticaretin son yıllarda gösterdiği büyüme, lojistik sektörünü baştan aşağı yeniden şekillendiriyor. Tüketici; hız, şeffaflık ve kusursuz bir teslimat deneyimi talep ediyor. Bu beklenti bizleri daha akıllı, daha entegre ve daha çevik sistemler kurmaya yönlendiriyor. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekâ yer alıyor.” ifadelerini kullandı. Geleceğin lojistik sektörünün hızın yanı sıra krizlere karşı hazırlıklı, esnek ve öngörülü olmak zorunda olduğunu söyleyen Aras, “Lojistik sektörü olarak veriyi, teknolojiyi ve insan kaynağını bir araya getirerek geleceği tasarlayan bir yaklaşımı benimsemek zorundayız. Bu noktada kamu tarafına düşen en önemli görev; öngörülebilir, hızlı ve dijitalleşmeyi teşvik eden bir regülasyon ortamı oluşturmaktır. Veri paylaşımını kolaylaştıran altyapıların kurulması ve yapay zekâ yatırımlarını destekleyen teşvik mekanizmaları bu sürecin temelini oluşturuyor. Sivil toplum kuruluşları olarak, üyelerimizin bu yeni teknolojileri anlaması ve uygulayabilmesi için rehberlik etmeyi öncelikli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Özel sektörün ise dijitalleşmeyi bir seçenekten öte, büyüme için zorunluluk olarak görmesi lazım. Şirketlerimizin yapay zekâyı öğrenmesi, doğru alanlarda kullanması ve insan kaynağını bu dönüşüme hazırlaması gerekiyor. Çünkü gelecekte güçlü olanlar sadece büyük olanlar değil; teknolojiyi anlayan, krizleri yönetebilen ve geleceği tasarlayanlar olacaktır” ifadelerini kullandı. Zirve, “E-Ticaretin Geleceği ve Fırsatlar”, “E-ticarette Lojistiğin Önemi ve Geleceği”, “E-Ticaretin Lojistiğine Yönelik Kamu Destekleri ve Finansman”, “İlham Veren Başarı Öyküleri” oturumlarıyla devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.