Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Undp

Kapsül Haber Ajansı - Undp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Undp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Saran Group’ta Üst Düzey Atama Haber

Saran Group’ta Üst Düzey Atama

Atamayla birlikte grup, spor içerik hakları yatırımları, yayıncılık ve OTT platformları başta olmak üzere dijital spor medyasındaki büyümesini hızlandırmayı ve uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Spor yayıncılığı, medya hakları ve dijital platform stratejileri alanlarında 25 yılı aşkın deneyime sahip olan Acar Haksal, son beş yıldır Saran Group bünyesinde görev yapıyordu. Bu dönemde grubun OTT platformu S Sport Plus’ın büyüme stratejisini yöneten Acar Haksal liderliğinde platform, 3 milyonu aşkın kayıtlı kullanıcıya ulaşarak Türkiye’nin en hızlı büyüyen dijital spor platformlarından biri haline geldi. Saran Group’a katılmadan önce beIN Media Group bünyesindeki Digiturk’te Spor Hakları ve İçerik Stratejisi Direktörü olarak görev yapan Acar Haksal, başta Süper Lig olmak üzere önemli spor hakları yatırımlarında aktif rol aldı. Kulüpler, ligler, federasyonlar ve uluslararası hak sahipleriyle yürütülen anlaşmaların yönetiminde görev alarak premium spor içeriklerinin farklı yayın platformlarında dağıtım süreçlerine liderlik etti. Kariyerinde daha önce Doğuş Grubu’nda çeşitli editoryal ve yönetsel görevler üstlenen Acar Haksal, Türkiye’nin ilk spor haber kanallarından NTV Spor’un kuruluş ve büyüme sürecinde de görev aldı. Saran Group Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Saran, atamaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Zeynep’in spor hakları yönetimi, içerik stratejisi ve dijital platform geliştirme alanlarındaki deneyimi, Saran Group’un yeni dönem büyüme hedefleri açısından büyük önem taşıyor. Küresel spor medyası hızla dönüşürken, bu liderliğin hem uluslararası spor hakları portföyümüzün genişlemesine, hem kanallarımızın hem de S Sport Plus’ın premium spor içerikleri için güçlü bir dijital platform olarak konumunu daha da sağlamlaştırmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Yayıncılık kariyerinin yanı sıra spor ve medya ekosisteminin gelişimine de katkı sağlayan Acar Haksal, daha önce Riot Games’te İş Geliştirme Direktörü olarak görev yaptı ve Türkiye’nin ilk profesyonel espor arenasının kurulmasına liderlik etti. Acar Haksal halen Türkiye Espor Federasyonu yönetim kurulunun ilk kadın üyesi olarak görev yapıyor ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile spor ve kalkınma odaklı projelerde danışmanlık çalışmalarını sürdürüyor. Uluslararası spor organizasyonları, federasyonlar ve medya şirketleriyle uzun yıllara dayanan iş birliklerine sahip olan Saran Group, spor yayıncılığı, uluslararası medya içerik hakları yönetimi, OTT platformları, içerik dağıtımı ve spor pazarlaması alanlarında faaliyet gösteriyor. Saran Group Hakkında:1990 yılında kurulan Saran Group, merkezi İstanbul’da olan medya odaklı bir şirketler grubudur. Orta ve Doğu Avrupa ile BDT ülkeleri ağırlıklı olmak üzere, dünyanın pek çok ülkesinde spor ve film içeriği dağıtımında lider konumda faaliyet gösteren global bir gruptur. Saran Group bünyesinde Türkiye’nin premium spor kanalı S Sport TV, kaliteli spor içeriği sunan önde gelen OTT platformu S Sport Plus, spor medya portalı ajansspor.com, Türkiye’nin ilk spor radyosu Radyospor ve Radyo Trafik radyo kanalları gibi önemli medya markaları bulunmaktadır. Saran Group, aynı zamanda %100 sahibi olduğu iştirakleri aracılığıyla medya sektörünün başka alanlarında da hizmet sunmaktadır. Bunlar arasında spor etkinliklerinin canlı yayınlarını gerçekleştiren HD Protek ve film/dizi içeriklerine yerelleştirme hizmetleri (dublaj ve altyazı) sunan Saran Digital Studios (SDS) bulunmaktadır. Grup aynı zamanda Türkiye'nin lisanslı sanal at yarışı bahis platformu Son Düzlük’ün de sahibidir. Saran Group, geniş portföyü, kalite ve yenilikçilik konusundaki kararlılığıyla medya sektörünün şekillenmesinde ve zenginleşmesinde önemli bir rol oynamaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Innovation Campus Programı Mezunlarından Toplumsal Sorunlara Teknolojik Çözümler  Haber

Innovation Campus Programı Mezunlarından Toplumsal Sorunlara Teknolojik Çözümler 

Programın 2025 yılı mezunlarının ürettiği projeler arasında toplumsal cinsiyet eşitsizliği, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar ve dijital yaşamın ergen gençler üzerindeki psikolojik etkisi gibi sorunlara yenilikçi çözümler öneren projeler öne çıkıyor. Samsung Electronics Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye iş birliği ile 2019 yılından bu yana yürüttüğü “Innovation Campus” programı, gençleri hem dijital hem de sosyal becerilerle donatarak geleceğe hazırlamaya ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor. Program, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda projeler geliştirme fırsatı sunarak toplumsal sorunlara çözüm üretmeyi de teşvik ediyor. Katılımcılar, eğitimlerini tamamladıktan sonra kendi projelerini geliştiriyor. Programın 2025 yılı mezunlarının geliştirdiği projeler de küresel çapta toplumsal sorunları odağına alarak bu sorunlara yenilikçi ve bütüncül çözümler öneriyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine analitik bir çerçeve 2025 yılı mezunlarından Beyza Fidangül, Buket Hocaoğulları, Doğa Bolcan, Miray Irmak ve Neda Esmaeilzadeh’in hayata geçirdiği “Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin İnsani Gelişme Üzerindeki Etkisinin Analizi” isimli proje; UNDP’nin Gender Inequality Index (GII) ve Human Development Index (HDI) verilerini birlikte analiz ederek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ülkelerin insani gelişmişlik düzeyi üzerindeki etkisini ortaya koymayı hedefliyor. Böylece eğitim, sağlık, yaşam beklentisi ve ekonomik katılım gibi alanlarda cinsiyet temelli eşitsizliklerin kalkınma üzerindeki yapısal etkileri veri temelli olarak görünür kılınıyor. Proje küresel çapta sosyal bir problem olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini çok boyutlu veri göstergeleriyle birlikte ele alarak, politika yapıcılar ve karar vericiler için karşılaştırmalı, analitik bir çerçeve sunmasıyla öne çıkıyor. Sağlık hizmetlerine erişimde yapay zekâ ile kişiselleştirilmiş öneriler Mezun projelerinin arsından öne çıkan bir diğer proje ise Mustafa Guruş, Hasan Ali Özgür, İpek Özgür Yalçın, Mustafa Uras İplikçi ve Muhammed Said Mirza Bal’ın “Yapay Zeka Destekli Hastane Randevusu Bulma ve Öneri Sistemi” isimli projesi. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorlukları azaltmak amacıyla yapay zekâ destekli bir hastane randevu bulma ve yönlendirme sistemi öneren bu proje, kullanıcıların konum, ihtiyaç, yoğunluk ve uygunluk gibi kriterlerine göre en uygun sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Sağlık gibi temel ihtiyaçlara erişim problemini odağına alan proje, AI tabanlı akıllı yönlendirme algoritmalarıyla kullanıcıya kişiselleştirilmiş öneriler sunmasıyla fark yaratıyor. Ergen gençlerin dijital dünyayla daha dengeli ilişki kurması için bütüncül yaklaşım Sudenur Şenol, Sedanur Çalı, Oğuzhan Bayrakçı ve İkranur Sayım’ın hayata geçirdiği “Dijital Yaşam Asistanı” isimli proje de günümüz problemlerine yenilikçi bir bakış açısı sunan projelerden biri olarak göze çarpıyor. Proje, sosyal medya kullanımının ergen gençlerin stres düzeyi, psikolojik anlamda iyi oluşu ve dijital alışkanlıkları üzerindeki etkisini analiz ediyor. Böylece dijital yaşamda sağlıklı kullanım farkındalığı oluşturmak ve gençlerin dijital dünyayla daha dengeli bir ilişki kurmasına katkı sağlamak amaçlanıyor. Proje; dijital davranış verileri ile psikolojik iyi oluş göstergelerini birlikte ele alarak, dijital refah (digital well-being) kavramına odaklanan bütüncül bir yaklaşım sunmasıyla dikkat çekiyor. Program bugüne dek 688 mezun verdi 18-29 yaş aralığındaki iş arayışındaki gençleri hedefleyen Innovation Campus programına 5 yılda 81 il, 200 üniversiteden 25 binden fazla kişi başvurdu. Programdan bugüne dek 688 genç mezun oldu. Mezunların yüzde 90'ı istihdama katılırken geri kalanı da öğrenimine devam etti. Kapsamlı ve çok katmanlı tasarlanan eğitim programı 350 saat yapay zekâ, 240 saat nesnelerin interneti, 87 saat kodlama ve programlama gibi ileri teknolojileri içeriyor. Öğrencilere dijital eğitimlerin yanında sosyal beceriler de kazandırmayı amaçlayan program kapsamında işe hazırlık sürecine yönelik eğitimler de veriliyor. BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 6’sını doğrudan kapsayan programda eğitim alan öğrenciler, bugüne dek tüm amaçlara hizmet eden 100’ü aşkın bitirme projesi hazırladı. Samsung Türkiye ve UNDP Türkiye profesyonelleri, katılımcılara bitirme projelerini desteklemek amacıyla mentörlük desteği de sağlıyor. Mentörlük süreci gençlerin bireysel ihtiyaç ve beklentilerine göre tasarlanıyor. Samsung çalışanları da gençlerin kariyerlerini şekillendirmelerine destek veriyor. Eğitimi başarıyla tamamlayan gençler, uluslararası geçerliliği olan bir sertifikayla ödüllendiriliyor. Sektör Kampüste Programıyla birlikte üniversitelere yayılıyor Son olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen Milli Teknoloji Akademisi’nin dijital öğrenme platformu Sektör Kampüste Programı’nın paydaşı olan Innovation Campus Programı, yapay zekâ eğitimlerini daha fazla üniversite kampüsüne taşıyor. Bu iş birliği ile program 2026 yılında da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde kapılarını yeni öğrencilere açmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung ve UNDP Türkiye’nin Innovation Campus Programı Mezunlarından Toplumsal Sorunlara Teknolojik Çözümler ​​​​​​​ Haber

Samsung ve UNDP Türkiye’nin Innovation Campus Programı Mezunlarından Toplumsal Sorunlara Teknolojik Çözümler ​​​​​​​

Programın 2025 yılı mezunlarının ürettiği projeler arasında toplumsal cinsiyet eşitsizliği, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar ve dijital yaşamın ergen gençler üzerindeki psikolojik etkisi gibi sorunlara yenilikçi çözümler öneren projeler öne çıkıyor. Samsung Electronics Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye iş birliği ile 2019 yılından bu yana yürüttüğü “Innovation Campus” programı, gençleri hem dijital hem de sosyal becerilerle donatarak geleceğe hazırlamaya ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor. Program, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda projeler geliştirme fırsatı sunarak toplumsal sorunlara çözüm üretmeyi de teşvik ediyor. Katılımcılar, eğitimlerini tamamladıktan sonra kendi projelerini geliştiriyor. Programın 2025 yılı mezunlarının geliştirdiği projeler de küresel çapta toplumsal sorunları odağına alarak bu sorunlara yenilikçi ve bütüncül çözümler öneriyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine analitik bir çerçeve 2025 yılı mezunlarından Beyza Fidangül, Buket Hocaoğulları, Doğa Bolcan, Miray Irmak ve Neda Esmaeilzadeh’in hayata geçirdiği “Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinin İnsani Gelişme Üzerindeki Etkisinin Analizi” isimli proje; UNDP’nin Gender Inequality Index (GII) ve Human Development Index (HDI) verilerini birlikte analiz ederek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ülkelerin insani gelişmişlik düzeyi üzerindeki etkisini ortaya koymayı hedefliyor. Böylece eğitim, sağlık, yaşam beklentisi ve ekonomik katılım gibi alanlarda cinsiyet temelli eşitsizliklerin kalkınma üzerindeki yapısal etkileri veri temelli olarak görünür kılınıyor. Proje küresel çapta sosyal bir problem olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini çok boyutlu veri göstergeleriyle birlikte ele alarak, politika yapıcılar ve karar vericiler için karşılaştırmalı, analitik bir çerçeve sunmasıyla öne çıkıyor. Sağlık hizmetlerine erişimde yapay zekâ ile kişiselleştirilmiş öneriler Mezun projelerinin arsından öne çıkan bir diğer proje ise Mustafa Guruş, Hasan Ali Özgür, İpek Özgür Yalçın, Mustafa Uras İplikçi ve Muhammed Said Mirza Bal’ın “Yapay Zeka Destekli Hastane Randevusu Bulma ve Öneri Sistemi” isimli projesi. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorlukları azaltmak amacıyla yapay zekâ destekli bir hastane randevu bulma ve yönlendirme sistemi öneren bu proje, kullanıcıların konum, ihtiyaç, yoğunluk ve uygunluk gibi kriterlerine göre en uygun sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Sağlık gibi temel ihtiyaçlara erişim problemini odağına alan proje, AI tabanlı akıllı yönlendirme algoritmalarıyla kullanıcıya kişiselleştirilmiş öneriler sunmasıyla fark yaratıyor. Ergen gençlerin dijital dünyayla daha dengeli ilişki kurması için bütüncül yaklaşım Sudenur Şenol, Sedanur Çalı, Oğuzhan Bayrakçı ve İkranur Sayım’ın hayata geçirdiği “Dijital Yaşam Asistanı” isimli proje de günümüz problemlerine yenilikçi bir bakış açısı sunan projelerden biri olarak göze çarpıyor. Proje, sosyal medya kullanımının ergen gençlerin stres düzeyi, psikolojik anlamda iyi oluşu ve dijital alışkanlıkları üzerindeki etkisini analiz ediyor. Böylece dijital yaşamda sağlıklı kullanım farkındalığı oluşturmak ve gençlerin dijital dünyayla daha dengeli bir ilişki kurmasına katkı sağlamak amaçlanıyor. Proje; dijital davranış verileri ile psikolojik iyi oluş göstergelerini birlikte ele alarak, dijital refah (digital well-being) kavramına odaklanan bütüncül bir yaklaşım sunmasıyla dikkat çekiyor. Program bugüne dek 688 mezun verdi 18-29 yaş aralığındaki iş arayışındaki gençleri hedefleyen Innovation Campus programına 5 yılda 81 il, 200 üniversiteden 25 binden fazla kişi başvurdu. Programdan bugüne dek 688 genç mezun oldu. Mezunların yüzde 90'ı istihdama katılırken geri kalanı da öğrenimine devam etti. Kapsamlı ve çok katmanlı tasarlanan eğitim programı 350 saat yapay zekâ, 240 saat nesnelerin interneti, 87 saat kodlama ve programlama gibi ileri teknolojileri içeriyor. Öğrencilere dijital eğitimlerin yanında sosyal beceriler de kazandırmayı amaçlayan program kapsamında işe hazırlık sürecine yönelik eğitimler de veriliyor. BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 6’sını doğrudan kapsayan programda eğitim alan öğrenciler, bugüne dek tüm amaçlara hizmet eden 100’ü aşkın bitirme projesi hazırladı. Samsung Türkiye ve UNDP Türkiye profesyonelleri, katılımcılara bitirme projelerini desteklemek amacıyla mentörlük desteği de sağlıyor. Mentörlük süreci gençlerin bireysel ihtiyaç ve beklentilerine göre tasarlanıyor. Samsung çalışanları da gençlerin kariyerlerini şekillendirmelerine destek veriyor. Eğitimi başarıyla tamamlayan gençler, uluslararası geçerliliği olan bir sertifikayla ödüllendiriliyor. Sektör Kampüste Programıyla birlikte üniversitelere yayılıyor Son olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen Milli Teknoloji Akademisi’nin dijital öğrenme platformu Sektör Kampüste Programı’nın paydaşı olan Innovation Campus Programı, yapay zekâ eğitimlerini daha fazla üniversite kampüsüne taşıyor. Bu iş birliği ile program 2026 yılında da Yıldız Teknik Üniversitesi’nde kapılarını yeni öğrencilere açmaya devam ediyor.

TÜRKÇİMENTO’dan Çimento Sektörünün Karbonsuzlaşmasına Güçlü Adım Haber

TÜRKÇİMENTO’dan Çimento Sektörünün Karbonsuzlaşmasına Güçlü Adım

Türkiye çimento sektörünün sıfıra yakın emisyonlu üretime geçişini hızlandırmayı hedefleyen program, sektörün düşük karbonlu dönüşümünü destekleyecek teknik yardım ve finansman mekanizmalarını bir araya getirdi. Guidehouse Germany liderliğinde yürütülen programda, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) finansman mekanizmasından sorumlu olurken, UNIDO, UNDP ve TÜRKÇİMENTO program ortağı olarak yer aldı. Program, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından destekleniyor. Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerine somut katkı sağlaması hedeflenen programın hazırlık aşaması 2025–2026 yıllarında başladı. 2026–2031 döneminde uygulanması planlanan program kapsamında, düzenleyici çerçevenin desteklenmesi, projeye özgü teknik yardım sağlanması, tekrarlanabilir bir finansman mekanizmasının oluşturulması ve yenilikçi karbonsuzlaştırma projelerinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Toplantıda, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Ümit Yasin Güven, İngiltere Konsolosluğu Ekonomi ve Refah Birimi Başkanı Carl Spychal, UNDP Türkiye Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, UNIDO Türkiye Temsilcisi & Bölgesel İşbirliği Merkezi Direktörü Süleyman Yılmaz, EBRD Sürdürülebilir İş, Sanayi, Tarım İşletmeleri ve Ticaret Direktörü Dimitri Koufos açılış konuşmacısı olarak yer aldı. Tanıtım toplantısında bir diğer açılış konuşmacısı olan TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, çimento sektörünün yeşil dönüşüm yolculuğuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “TÜRKÇİMENTO olarak, çimento sektörünün ülkemizin kalkınmasında stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Yeşil kalkınma modeli doğrultusunda, sektörümüz için kısa, orta ve uzun vadeli düşük karbonlu üretim yol haritamızı belirledik. Alternatif yakıt ve hammadde kullanımı ile yeşil çimento uygulamalarını artırarak karbon salımını azaltmak için kararlılıkla çalışıyoruz. “Türkiye Çimento Sektörünün Karbonsuzlaştırılmasının İlerletilmesi” programı kapsamında sağlanacak teknik yardım ve kurulacak finansal mekanizma, sektörümüzün 2053 net sıfır hedeflerine birlikte ilerlemesi açısından büyük önem taşıyor.” Program kapsamında ayrıca; çimento sektöründe karbonsuzlaştırma projelerine yönelik finansman mekanizmasının detayları, karma imtiyazlı finansman uygulamaları ve Türk çimento üreticilerinin programa katılım koşulları paylaşıldı. Sektör paydaşlarına yönelik kapasite geliştirme, eğitim ve bilgi paylaşımı faaliyetlerinin de programın önemli bileşenleri arasında yer aldığı vurgulandı. Türkiye çimento sektörünün yaklaşık yüzde 95’ini temsil eden TÜRKÇİMENTO, sahip olduğu Ar-Ge altyapısı ve uluslararası iş birlikleriyle sektörün sürdürülebilir, rekabetçi ve iklime dirençli bir yapıya kavuşması için çalışmalarını sürdürüyor.

Yapay Zekâ ile Üretilen Sahte İçerikler Dolandırılma Riskini 5 Kata Kadar Artırabiliyor! Haber

Yapay Zekâ ile Üretilen Sahte İçerikler Dolandırılma Riskini 5 Kata Kadar Artırabiliyor!

Sahte reklamlar ve yapay zekâ ile üretilmiş dolandırıcılık içerikleri sosyal medyada hızla artıyor. Visa’nın Avrupa genelinde gerçekleştirdiği araştırma, bu içeriklerin gerçek olduğuna inanan kullanıcıların dolandırılma riskinin yaklaşık beş kat daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, dijital ortamda yayılan yanlış bilgiler, kullanıcıları dolandırıcılık girişimlerine karşı oldukça savunmasız bırakabiliyor. Araştırmaya göre, online dolandırıcılık mağdurlarının ortalama kaybı 165 dolar olurken, dolandırıcılık vakaları Avrupa ekonomisine yıllık yaklaşık 9,5 milyar dolarlık zarar olarak yansıyor. Mağdurlar maddi kaybın çok daha ötesinde; duygusal stres, artan kaygı ve düşen verimlilik gibi ciddi etkilerle de karşı karşıya kalıyor. Ayrıca online dolandırıcılık vakalarının ardından yaşanan sorunları çözmek için ortalama 14 iş günü harcıyor; bu da bir aylık çalışma süresinin yaklaşık %70’ine denk geliyor. Kullanıcıların çevrim içi davranışları da dolandırıcılık riskinin artmasında kritik rol oynuyor. İçeriğin doğruluğunu kontrol etmeden paylaşım yapanlar, doğrulama yapanlara kıyasla iki kat daha fazla hedef alınıyor (%43 - %22). Sadece başlıkları taramak, içeriği doğrulamadan paylaşmak veya yapay zekâ ile üretilmiş içeriklere güvenmek gibi günlük alışkanlıklar, dolandırıcılar için yeni hedefler yaratıyor. Kullanıcıların %44’ü, gerçek sandığı içeriğin, yapay zekâ ile üretilmiş olduğunu sonradan fark ettiğini söylüyor.Katılımcıların üçte biri (%32) çoğu zaman içeriklerin sadece başlığını okuyor.Her beş kişiden biri (%19), içeriğin doğruluğunu teyit etmeden gönderi paylaştığını belirtiyor. “Amacımız dolandırıcılığı gerçekleşmeden durdurmak” Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, konu ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yapay zekâ, hayatımızı kolaylaştırırken iş süreçlerimizi de dönüştürüyor. Dolandırıcılar artık yapay zekâ araçlarını kullanarak insanları kandırıyor ve çevrimiçi kanallara olan güveni zedeliyor. Sahteyi gerçekten ayırt etmek her zamankinden daha zor ve bunun gerçek hayattaki sonucu; kaybedilen para, zaman ve güven. İşte bu yüzden Visa olarak, yapay zekâ destekli inovasyona yatırım yapıyor, sektör genelinde iş ortaklarıyla iş birliği yapıyor, tüketicileri güvende kalmaları için gerekli bilgi ve araçlarla güçlendiriyoruz. Visa olarak son 5 yılda, yapay zekâ destekli platformların geliştirilmesi de dahil olmak üzere dolandırıcılığı önlemeye yönelik 13 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Bu yatırımlarımız sayesinde, küresel güvenlik araçlarımızla her yıl 40 milyar doların üzerinde dolandırıcılık girişimini engelliyoruz. Örneğin, 2025 Kara Cuma döneminde bir önceki yıla kıyasla dünya genelinde yüzde 144 daha fazla dolandırıcılık girişimini tespit ettik ve durdurduk. Online dolandırıcılığı gerçekleşmeden durdurmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Dolandırıcılığın ekonomi üzerindeki etkileri artıyor Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemleri daha karmaşık hâle geliyor. Bu durum, tüketici davranışlarını da değiştirerek ekonomi üzerinde belirgin bir etki yaratıyor. Avrupa’da yaklaşık 9 milyon kişinin, dolandırıcılığa maruz kaldıktan sonra çevrim içi alışveriş alışkanlıklarını değiştirdiği tahmin ediliyor. Dolandırılanların %28’i online alışverişi azalttıklarını, %4’ü ise tamamen bıraktıklarını söylüyor. Dolandırıcılığa karşı mücadele güçleniyor Yapay zekâ, Visa’nın dolandırıcılığı önleme stratejisinin merkezinde yer alıyor. Visa son 30 yıldır ödemelerin güvenliğini sağlamak amacıyla yapay zekâ destekli araçlar kullanıyor. Visa, sadece son beş yılda, şüpheli davranışları gerçek zamanlı tespit eden ve dolandırıcılık girişimlerini kullanıcıya ulaşmadan engelleyen akıllı, yapay zekâ destekli teknolojilere 13 milyar dolar yatırım yaptı. Farkındalık, teknoloji kadar kritik bir rol oynuyor. Araştırmalar, kullanıcıların %33’ünün yapay zekâ tarafından üretilmiş içeriklerin sosyal medyada dolandırıcılıkları tespit etmeyi zorlaştıracağını düşündüğünü ortaya koyuyor. Visa, “Dijitalde Güvendeyim” projesi ile dolandırıcılığa karşı farkındalığı artırıyor Visa’nın Türkiye’de UNDP ve Habitat iş birliğiyle yürüttüğü “Dijitalde Güvendeyim” projesi, dolandırıcılığı yalnızca teknik bir güvenlik riski olarak değil, toplumsal bir sorun olarak ele alıyor. Projede eğitimler, teorik anlatımlar yerine gerçek dolandırıcılık vakalarına dayanıyor; sosyal mühendislik, oltalama (phishing), kamu görevlisi taklidi gibi klasik yöntemlerin yanı sıra, yapay zekâ ile üretilen sahte ses ve görüntüler de işleniyor. Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin projeyi şu sözlerle değerlendirdi: “Visa olarak güvenlik alanındaki uzun yıllara dayanan uzmanlığımızı, ‘Dijitalde Güvendeyim’ projesiyle toplumsal faydaya dönüştürüyoruz. Eğitimlerimizde sosyal mühendislik, oltalama ve yapay zekâ tabanlı saldırı gibi yöntemleri gerçek vakalarla anlatıyoruz. Dolandırıcılık özellikle 55 yaş üzeri bireylerde yoğun duygusal manipülasyonla karşımıza çıkan ciddi bir toplumsal sorun. Bu nedenle eğitimlerde gerçek vakaları ele alıyor ve ‘Dur – Düşün – Danış’ yani 3D Kuralını yaygınlaştırıyoruz. Daha güvenli bir dijital gelecek için çalışmaya devam edeceğiz.”

Çin’de Sıfır Atık Bilinci Büyükşehir Örneğiyle Anlatıldı Haber

Çin’de Sıfır Atık Bilinci Büyükşehir Örneğiyle Anlatıldı

Sürdürülebilir bir gelecek inşa etme vizyonu ile hareket eden Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, pilot şehir olarak yer aldığı SWAP projesi kapsamında Çin’de düzenlenen Başlangıç Çalıştayı’na katılım sağladı. Çalıştay’da Türkiye’nin Ulusal Atık Yönetimi Stratejisi, Kocaeli’deki mevcut sıfır atık uygulamaları ve Büyükşehir’in Çevre Bilgi Sistemi ve Teşvik Projesi Altyapısının Oluşturulması ve Kullanılması Ortak Hizmet Projesi ile hayata geçirdiği “Sıfır Atık Noktaları” uygulaması “Sıfır Atık Noktaları” ve “Çevre Bilgi Sistemi” gibi altyapı çalışmaları katılımcı ülkelere aktarıldı. ATIK YÖNETİMİ ÇİN’DE KATILIMCI ÜLKELERE AKTARILDI Sürdürülebilir üretim ve tüketim, döngüsel ekonomi ve atık hiyerarşisi ilkeleri doğrultusunda kirlilik ve kaynak israfını azaltmak amacıyla 5 pilot ülkede hayata geçirilen proje süreci kapsamında Çin’de düzenlenen Başlangıç Çalıştayı’na Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve UNDP yetkilileri ile birlikte Kocaeli Büyükşehir Belediyesi adına Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Mesut Önem ile Sıfır Atık Şube Müdürü Hüseyin Kılıç katılım sağladı. Çalıştay’da Türkiye’nin Ulusal Atık Yönetimi Strateji ve Planı, Kocaeli’deki mevcut atık yönetimi uygulamaları ve sıfır atık iyi uygulama örnekleri katılımcı ülkelere anlatıldı. TÜRKİYE’Yİ SWAP PROJESİNDE KOCAELİ TEMSİL EDİYOR Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından finanse edilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın desteğiyle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen SWAP projesi dünyada yalnızca Kocaeli, Tianjin, Freetown, Montevideo ve Tunus şehirlerinde uygulanıyor. SWAP projesi, sürdürülebilir üretim ve tüketim ile döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda sıfır atık ve sıfır kirlilik hedeflerine ulaşmayı amaçlarken, şehir düzeyinde entegre planlama, sürdürülebilir yatırımlar ve toplumun tümüne erişilebilir bilgi paylaşımı ile uzun vadeli bir sıfır atık vizyonunu destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom Girişimci Kadınların Dijital Yolculuğunu Destekliyor Haber

Türk Telekom Girişimci Kadınların Dijital Yolculuğunu Destekliyor

Türk Telekom, hayata geçirdiği ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesiyle kadınlara kendi işlerini kurma ve dijital dünyada büyütme imkânı veriyor. Türk Telekom, 19 Kasım ‘Dünya Girişimci Kadınlar Günü’ öncesinde yaptığı açıklamada Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Habitat Derneği iş birliğiyle yürüttüğü Dijitalde Hayat Kolay projesi 2025 yılı programı kapsamında mentörlük sürecinin tamamlandığını ve hibe değerlendirme sürecine geçildiğini duyurdu. “Girişimci kadınların dijital yolcuğuna eşlik etmeye kararlıyız” Türk Telekom Kurumsal İletişim Direktörü Arif Sancaktaroğlu, “Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden bir şirket olarak, teknolojinin toplumsal gelişim için taşıdığı dönüştürücü güce inanıyor, hayata geçirdiğimiz ‘Türkiye’ye Değer’ projelerle, kadınların dijital ekosistemde daha güçlü bir şekilde yer almasını önceliklerimizden biri olarak görüyoruz. ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesiyle 2019’dan bu yana binlerce girişimci kadına dijital becerilerini geliştirmeleri, markalarını büyütmeleri ve işlerini geleceğe taşımaları için hem eğitim hem de rehberlik sağlıyoruz. ‘Dünya Girişimci Kadınlar Günü’nü kutladığımız bugünde, projenin hibe programının, kadınların dijital dünyada kendi başarı hikâyelerini yazmaları için yeni bir kapı açmalarına olanak tanımasını diliyoruz. Daha fazla kadının hayallerini gerçeğe dönüştürmesine destek olarak ülkemizin geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. Eğitimler, mentörlük ve hibe programı süreci ile girişimci kadınlar dijitalde güçleniyor Yıl sonuna kadar 81 ilde 15 bin kadına ulaşılması planlanan proje kapsamında, 18 yaş ve üzeri, dijital pazarlama eğitimi ve tasarım odaklı düşünme atölyesine katılmış, girişimci kadınlar arasından belirlenen 40 girişimci, 2 hafta süren mentörlük desteğinden yararlandı. Mentörlük sürecinde kadınlara; ürün veya hizmet için doğru hedef kitlenin belirlenmesi, uygun görsel ve yazılı içeriklerin oluşturulması, rakip analizi, başarılı ve başarısız örneklerin değerlendirilmesi, çevrimiçi reklam kampanyalarının oluşturulması, çevrimiçi pazar yerlerine giriş süreçleri, doğru fiyatlandırma, satış kanallarının belirlenmesi ve bütçe yönetimi gibi konuları içeren uygulamalı eğitimler verildi. Mentörlük programını tamamlayan kadın girişimciler arasından jüri tarafından belirlenecek 20 girişimci kadına ise toplam 2 milyon TL iş geliştirme hibesi verilecek. Dijitalde Hayat Kolay projesi ile 2019 yılından bu yana teknolojiye erişimi kısıtlı olan veya dijital dünyaya adım atma konusunda desteğe ihtiyacı olan 40 bin girişimci kadına ulaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

QNB Türkiye, Habitat ve UNDP’den Ortak Proje Haber

QNB Türkiye, Habitat ve UNDP’den Ortak Proje

QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ve UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ile UNDP Bölge Koordinatörü Hamit Doğan’ın katılımıyla gerçekleşen buluşmada, çocuklar suyun döngüsünü, su tasarrufunun önemini ve doğayla kurulan bağı uygulamalı atölyelerde deneyimledi. Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Habitat Derneği iş birliğinde kurulan ‘’İstasyon Gaziantep’’te düzenlenen etkinlikte, çocuklar “Su ile Hayata” projesi kapsamında gerçekleştirilen atölyelerde suyun yaşamımızdaki yerini keşfetti. Katılımcılar, proje gönüllüleri ve çocukların deneyimlerine eşlik ederek suyun değerine dair farkındalık sürecine tanıklık etti. Türkiye genelinde 20 şehirde 3.600’den fazla çocuğa ulaşıldı QNB Türkiye, 2015 yılında kurduğu “Minik Eller Büyük Hayaller” Sosyal Sorumluluk Platformu ile bugüne kadar 750 binden fazla çocuğun hayallerine ilham verdi. Platformun çevresel sürdürülebilirlik alanındaki en güçlü uygulamalarından biri olan ve geçtiğimiz yıl başlayan “Su ile Hayata” projesi, 7–14 yaş arası çocuklarda suyun değeri, su tasarrufu ve çevresel farkındalık konularında bilinç geliştirmeyi hedefliyor. Türkiye’nin her bölgesinden şehirlere uzanan eğitimlerle çocuklara su bilinci, su tasarrufu, yağmur suyu ve kullanımı, su ve sürdürülebilirlik, gelecekte su ve su kaynaklarının tüketimi ile Türkiye’de ve dünyada su kaynaklarının yönetimi olmak üzere başlıca konularda eğitimler veriliyor. Bugüne kadar 69 gönüllü eğitmenle 20 şehirden 3.600’den fazla çocuğa ulaşılan proje, saha eğitimleri, Sevgi Evleri’nde düzenlenen özel oturumlar ve https://suilehayata.com/ adresindeki dijital içeriklerle öğrenme deneyimini sürekli hale getiriyor. Gönüllü eğitmenler gezici kütüphane etkinlikleriyle köylere de ulaşarak suyun hikayesini çocuklarla birlikte yeniden yazıyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve Dünya Çevre Günü gibi özel günlerde düzenlenen buluşmalarda, çocuklar hem eğlenerek öğreniyor hem de suyun geleceğine dair söz sahibi olabilecekleri bir alanda kendilerini ifade ediyor. Suyun yolculuğunu anlatan deney setleri, su filtreleme sistemleri, su saati, su pompası ve yağmur suyu hasadı gibi atölye uygulamalarıyla çocuklar, güncel su sorunlarına kendi çözümlerini üretme fırsatı buluyor. Her bir etkinlikte, bir damlanın bile fark yaratabileceğini hisseden çocuklar, doğayla daha güçlü bir bağ kurarak “su ile hayatı” deneyimliyor. Proje, Türkiye’nin dört bir yanında çocukların öğrenme merakıyla büyürken doğayla uyumlu yaşam alışkanlıklarını benimsemelerine katkı sağlıyor. Ömür Tan: “Suyun geleceği, farkındalıkla şekillenecek” QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, ülkemizin sanılanın aksine su zengini bir ülke olmadığına dikkat çekerek, “Artan nüfusla birlikte kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı yıllar içerisinde gerileyerek 2030 yılında 1.200 metreküpe, 2040 yılında 1.116 metreküpe, 2050 yılında ise 1.069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Bu tahminler, bizlere suyu değerini bir kez daha hatırlatarak, Türkiye’nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna gelebileceğini gösteriyor.” dedi. Tan, “QNB Türkiye olarak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan önemli bir değer olarak görüyoruz. Çocuklarda farkındalık oluşturmak bizim için geleceğe yapılan en değerli yatırım” diye konuşarak şöyle devam etti: “Bugün Gaziantep’te, ‘Su ile Hayata’ projemizin en anlamlı duraklarından birinde çocuklarımızla bir aradayız. Bu proje, suyu yalnızca bir kaynak değil, bir yaşam öğretisi olarak anlatıyor. Bugün burada gördüğümüz enerji, merak ve bilinç bize umut veriyor. Bu proje, doğaya ve geleceğe verdiğimiz bir söz. Yalnızca bu tarz sosyal sorumluluk projeleriyle değil, işimizin her alanında sürdürülebilir bir gelecek için çalışıyoruz. QNB Türkiye olarak 2050 yılına kadar Net Sıfır emisyon hedefine ulaşma taahhüdünde bulunduk. Bu hedef, yalnızca kendi karbon ayak izimizi azaltmakla sınırlı değil; finansman gücümüzü düşük karbonlu yatırımları desteklemek ve yeşil ekonomiye geçişi hızlandırmayı da kapsıyor. “Su ile Hayata” gibi projeler ise bu dönüşümün toplumsal ayağını güçlendiriyor, çünkü sürdürülebilir bir gelecek, yatırımlarla olduğu kadar farkındalıkla da inşa ediliyor.” Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ve UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic açılış konuşmalarında, projenin çocuklarda su bilincini erken yaşta geliştirmede oynadığı rolün altını çizdi. Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu: “Su ile Hayata projesiyle, çocuklarda sürdürülebilir bir yaşam bilincinin temelini atmayı, suyun önemini aktarırken su varlıklarının sürdürülebilirliği için adım atmaya çocuklardan başlamayı hedefliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, binlerce çocuğun suyu koruma ve çevreye duyarlı davranma konusunda bilinçlendiğini görmek gurur verici. Proje dönemi boyunca çocukları, gönüllüleri ve ebeveynleri su teması etrafında buluşturduk. Gönüllü eğitmenlerimizle Türkiye’nin dört bir yanında binlerce çocuğa ulaşarak onlara suyun sadece bir kaynak değil, yaşamın kendisi olduğunu anlatmaya çalıştık. Projenin gelecek dönemlerinde de yaşamın kaynağını korumaya devam edeceğiz” UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic: “Su kaynakları Türkiye de dahil her yerde sınırlı. İklim değişikliğinin artan etkileriyle birlikte ülke, su kaynakları üzerinde giderek artan bir baskıyla karşı karşıya. Yağış düzenleri değişiyor, barajlardaki su seviyeleri düşüyor ve bu da suyu tasarruflu ve akıllı kullanmayı her zamankinden daha önemli hale getiriyor. “Su ile Hayata” Projesi bu açıdan özellikle önemli; çünkü çocuklara suya saygı duymayı, onu verimli kullanmayı ve korumayı öğretiyor. Şimdiye kadar proje 20 ilde 3.600’den fazla çocuğa ulaştı ve çocukların suyun her damlasının neden değerli olduğunu anlamalarına katkı sağladı. Ve biz bununla yetinmek istemiyoruz. Amacımız, bu çalışmayı daha da genişleterek ülke genelinde çok daha fazla çocuğa ulaşmak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Krizine Karşı Ortak Mücadele Haber

İklim Krizine Karşı Ortak Mücadele

Avrupa Birliği’nin finanse ettiği ve Türkiye Belediyeler Birliği ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın lider kurum olduğu, UNDP tarafından yürütülen Sivil Katılım Projesi kapsamında uygulanan İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi çerçevesinde Halk Toplantısı gerçekleştirilirken İklim Eylem Merkezi de hayata geçirildi. Eskişehir’deki Ergin Orbey Sahnesi’nde gerçekleştirilen Halk Toplantısına Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Dr. Aytaç Ünverdi, TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli, UNDP Sivil Katılım Projesi Hibe Yöneticisi Dilek Erarslan Meral ve Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu’nun yanı sıra belediye bürokratları, yerel yönetimler, çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. İklim değişikliğine uyumun ancak ortak hareketle mümkün olduğunu vurgulayan Eylem Tuncaelli, “İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi ve İklim Eylem Merkezi ile hedefimiz, Eskişehir’de iklim farkındalığını artırmak ve krize karşı güçlü bir yerel dayanışma modeli oluşturmak. Bu merkez, Eskişehirlilerin kendi şehirlerine dair söz söyleyebileceği, birlikte çözüm üretebileceği ve dayanışmayı büyütebileceği bir alan olacak. İklim krizi hepimizin ortak meselesi. Yarattığı sorunlara karşı çözümü de ancak hep birlikte üretebiliriz. Bu projenin iki önemli ayağı bulunuyor; teknik çalışmalar ve halkın katılımı. 2030 yılına kadar Eskişehir’in aşırı sıcaklıklar, sel ve taşkınlar, orman yangınları ve kuraklık gibi iklim değişikliği kaynaklı risklerden nasıl etkileneceğini belirliyoruz. Bu çalışmayı bitirmek üzereyiz. Böylece karşılaşacağımız riskleri netleştirip, kentin en kırılgan gruplarının nasıl etkileneceğini görecek ve kenti daha dirençli hale getirecek adımları planlayacağız. Bu projenin süresi sona erse bile Eskişehir halkının iklim krizine karşı bu çalışmayı sahiplenerek sürdürmeye devam edeceğine, İklim Eylem Merkezi’ni aktif olarak kullanacağına ve hep birlikte çözümler üreteceğine yürekten inanıyoruz.” dedi. Konuşmasında iklim değişikliğine vurgu yapan Aytaç Ünverdi de “Artık bu sorun uzak ülkelerin değil, bizim şehrimizin, bizim mahallelerimizin gerçeği. Yazlar uzuyor, sıcaklıklar artıyor, yağışlar azalıyor, ani fırtınalar ve seller günlük yaşamımızın bir parçası haline geliyor. Bu değişim yalnızca doğayı değil, tarımı, suyu, ekonomiyi, sağlığımızı ve sosyal hayatımızı da etkiliyor. İşte bu nedenle Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak iklim değişikliğini en öncelikli gündemimiz haline getirdik. Bizim için mesele sadece çevre değil, kent güvenliği ve halk sağlığı meselesidir. Bu bilinçle Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce önderliğinde hem iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak hem de şehrimizi bu yeni koşullara uyumlu hale getirmek için çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı. Bu yıl Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde gerçekleşen yangını hatırlatan ve büyük üzüntü duyduklarını ifade eden Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe ise “İklim değişikliği artık gözle görülür bir noktaya ulaşmış durumda. Seyitgazi ilçemizde 2019, 2023 ve son olarak 2025 yılında büyük yangın felaketleri yaşadık. Ne yazık ki bu yangınlarda 10 şehidimiz oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Bu felaketler, iklim değişikliğinin etkilerini somut olarak gösteriyor. Seyitgazi, Eskişehir’in orman varlığının önemli bir kısmına sahip bir tarım ilçesidir. Ancak su kaynaklarımız hızla tükeniyor. 670 bin dekar ekilebilir alanımızın yalnızca 180 bin dekarını sulayabiliyoruz. Kunduzlar Barajı şu anda yalnızca yüzde 7, Çatören Barajı ise yüzde 17 doluluk oranında. Yeraltı su seviyemiz her geçen yıl düşüyor; 5-6 yıl önce 120 metreden çıkan su bugün 200 metreden çıkıyor. Bu gidişle birkaç yıl içinde içme suyu sıkıntısı yaşamamız kaçınılmaz. Bu nedenle hem kurumlarımız hem de bireyler olarak suyu tasarruflu kullanmalı, ormanlarımıza ve yeşil alanlarımıza sahip çıkmalıyız. İklim değişikliğine karşı yerel yönetimlerin iş birliği ve halkın bilinçlenmesi büyük önem taşıyor.” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından EBB İklim Değişikliği ve Enerji Yönetimi Şube Müdürü Sibel Benek, ESTÜ öğretim üyesi Dr. Hakan Uyguçgil ile TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Proje Koordinatörü Yasemin Korkmaz iklim değişikliğiyle ilgili sunumlarını gerçekleştirdi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.