Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Unesco

Kapsül Haber Ajansı - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB’den Ramazan Ayına Özel “inanç Miras Rotası” Gezisi Haber

ABB’den Ramazan Ayına Özel “inanç Miras Rotası” Gezisi

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ramazan ayının gelmesiyle kentin tarihi ve kültürel dokularını maneviyatla taçlandırarak “İnanç Miras Rotası” gezi programını hayata geçirdi. ABB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen program kapsamında Başkentliler; Alaaddin Camisi, Felekeddin (Kesikbaş) Türbesi, Ahi Şerafettin Camisi, Ahi Elvan Camisi, Ağaçoğlu Camisi, Cenabı Ahmet Paşa Camisi ve Türbesi, Hallacı Mahmut Camisi ve Türbesi, Zincirli Camisi ve Hacı Bayram-ı Veli Camisi başta olmak üzere kentin önemli tarihi ibadethanelerini ziyaret etti. Uzman rehber eşliğinde gerçekleştirilen gezide, yapıların tarihsel geçmişi, mimari özellikleri ve kültürel değerleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşılırken; katılımcılar da kentin hem köklü tarihini hem de kentin manevi mirasını Ramazan ayının ruhuyla beraber yerinde gözlemleme imkânı buldu. “ANKARA’NIN ÖNEMLİ NOKTALARINI KENTLİLERİMİZE TANITMAYA DEVAM EDECEĞİZ” ABB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı Turizm Şube Müdürü Ömer Faruk Sarı, kentin köklü tarihine ve medeniyetler geçmişine değinerek “İnanç Miras Rotası” ile kentteki tarihi ibadethaneleri, Ramazan ayının maneviyatı eşliğinde vatandaşlara daha kapsamlı bir şekilde tanıtmak istediklerini belirterek şunları dedi: “Ankara Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü olarak Ankara’nın katmanlı ve çok köklü tarihini hem Ankaralılara hem de Ankara’yı ziyaret eden misafire tanıtmak amacıyla UNESCO Miras Listesi Rotalarımıza ve Kent Gezilerimize devam ediyoruz. Bu sene Ramazan ayında başlattığımız ‘İnanç Miras Rotası’ ile birlikte Ramazan’ın manevi ruhuna da uygun olarak Ankara’nın tarihi ve kültürel alanda önemli camilerini ve türbelerini vatandaşlarımıza ücretsiz olarak profesyonel rehberler eşliğinde gezdiriyoruz. Yıl boyunca 5 farklı yürüme rotamız olacak. Ankara’nın önemli noktalarını kentlilerimize tanıtmaya devam edeceğiz.” VATANDAŞLARDAN GEZİYE TAM NOT VE BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR “İnanç Miras Rotası” ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Aslanhane (Ahi Şerafettin) Camisi başta olmak üzere kentteki tarihi ibadethaneleri rehber eşliğinde gezerek daha yakından tanıyan vatandaşlar, geziye tam not vererek memnuniyetlerini şöyle dile getirdiler: -Dilek Demir: “Bu gezip gördüğümüz yerleri defalarca gördüğümüz hâlde tarihini bilmediğimiz için boş gezmişiz. Bugünkü gezi gerçekten çok faydalı olup tarih bilgimizi de genişletti. Bu tür gezilerin daha çok olmasını ve sadece Ramazan’la sınırlı kalmamasını diliyorum. Bir yıla yayarsanız daha çok keyifli olur, daha çok faydalanırız.” -Hatice Şahin: “Ankara Belediyesi’ne teşekkür ederim. Uzun süredir burada oturuyorum ama tarihi yerleri gezdiğimiz zaman tarih hakkında bir bilgi edinerek gözlemlemiyoruz, sadece tarihi eserleri inceliyoruz. Ama bize bu güzelliği sağladığınız için, bilgilendirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Gerçekten güzel bir etkinlik oldu.” -Nilüfer Engin: “Ben bugün İnanç Rotası’na katıldım yıllardır Ankara’dayım ama bu kadar cami, bu kadar türbe olduğunu bilmiyordum. Başta Başkan’ımız Mansur Yavaş’a, turizm müdürümüz Ömer Bey’e ve rehberimiz Betül Hanım’a çok teşekkür ediyorum. Çok güzel, çok verimli bir gezi oldu Ramazan ayında.” RAMAZAN AYI BOYUNCA HER HAFTA SONU YAPILACAK Ramazan ayı boyunca her cumartesi ve pazar günü “İnanç Miras Rotası” ile başkentlileri buluşturacak olan ABB, Başkentlilerin tarihi değerlerle bağını güçlendirmeyi ve kentin kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı önceliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

14. Galatasaray Ödülü Gülser Corat’ın Oldu! Haber

14. Galatasaray Ödülü Gülser Corat’ın Oldu!

Galatasaray Ödülü’nün, Galatasaray Lisesi’nin kız öğrencilere açılışının 60. yılına denk gelen 2025 yılı teması “Kadınların Güçlenmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” olarak belirlendi. Evrensel, politikalar üstü ve yüksek toplumsal karşılığı olan bu tema; Galatasaray’ın çağdaşlık, eşitlik ve toplumsal fayda ekseninde şekillenen vizyonuyla doğrudan örtüşüyor. Kökleri 1481’e uzanan Galatasaraylılık geleneğinin ortak değerlerini ve toplumsal sorumluluk anlayışını temsil eden Galatasaray Ödülü, Galatasaraylılar Derneği tarafından verilen prestijli bir onurlandırma programı olarak öne çıkıyor. Ödül; bireysel başarıyı aşan, topluma uzun vadeli katkı sunan, değer temelli liderlik anlayışını ve kalıcı etki yaratan çalışmaları odağına alıyor. Galatasaray Ödülü; popülerlikten ziyade kalıcılığı, kısa vadeli başarıdan çok uzun soluklu etkiyi esas alarak, örnek oluşturan kişi ve çalışmaları görünür kılmayı amaçlıyor. Bu yönüyle ödül, Galatasaray camiasının ortak vicdanını temsil eden bir değer ve onur nişanı olarak kabul ediliyor. “Gülser Corat’ın, çalışmaları, Galatasaray Ödülü’nün ruhuyla güçlü bir biçimde örtüşmektedir” Ödüle ilişkin açıklamalarda bulunan Galatasaraylılar Derneği Başkanı Metin Sinan Aslan, “Galatasaray Ödülü, köklü bir geleneğin yalnızca geçmişe duyduğu saygıyı değil, geleceğe dair üstlendiği sorumluluğu da temsil eder. Bizler bu ödülle; topluma kalıcı katkı sunan, evrensel değerleri savunan ve bulunduğu alanı dönüştüren isimleri onurlandırmayı amaçlıyoruz. 2025 yılı temamız olan ‘Kadınların Güçlenmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’, Galatasaray’ın çağdaş vizyonunun temel taşlarından biridir. Gülser Corat’ın, yapay zekâ gibi geleceği şekillendiren bir alanda bu vizyonu küresel ölçekte temsil eden çalışmaları, Galatasaray Ödülü’nün ruhuyla güçlü bir biçimde örtüşmektedir.” dedi. Ödüle layık görülen Gülser Corat ise şu değerlendirmede bulundu: “Galatasaray geleneği; çağdaşlık, eşitlik ve toplumsal sorumluluk kavramlarını tarihsel bir süreklilik içinde taşıyan çok kıymetli bir mirası temsil ediyor. Bu mirasın parçası olan Galatasaray Ödülü’ne layık görülmek benim için büyük bir onur. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve yapay zekâ alanında yürütülen çalışmaların, böylesine köklü ve değer temelli bir kurum tarafından takdir edilmesi, bu alandaki ortak sorumluluğumuzu ve geleceğe dair umutlarımızı güçlendiriyor.” Galatasaray Ödülü, bireysel başarıyı değil; topluma dokunan çalışmaları referans alıyor Ödül süreci; ticari kaygılardan uzak, bağımsız ve ilke temelli bir değerlendirme anlayışıyla yürütülüyor. Seçimde; adayların kendi alanlarında yarattıkları toplumsal etki, uzun vadeli katkı potansiyeli, evrensel değerlere sundukları katkı ve etik duruşları belirleyici oluyor. Galatasaray Ödülü, bireysel başarıyı değil; topluma dokunan, dönüştürücü ve sürdürülebilir bir etki yaratan çalışmaları referans alıyor. Gülser Corat kimdir? Yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında küresel ölçekte çalışan bir düşünce lideri ve No Bias AI platformunun kurucusu olan Gülser Corat, 2004–2020 yılları arasında UNESCO Cinsiyet Eşitliği Direktörü olarak görev yaptı. Özellikle yapay zekâ teknolojilerinde cinsiyet önyargıları ve eğitimde dijital beceriler alanında yürüttüğü öncü çalışmalarla uluslararası alanda güçlü bir referans noktası oluşturan Corat’ın, 2019 yılında yayımlanan ve teknoloji dünyasında geniş yankı uyandıran “Yapabilseydim Kızardım” başlıklı raporu, yapay zekâ ekosisteminde toplumsal cinsiyet eşitliğine dair küresel ölçekte önemli bir farkındalık yarattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkent’te Moda Rüzgârı Haber

Başkent’te Moda Rüzgârı

Prof. Dr. Selçuk Şirin ve Cahit Berkay ile başlayan “Kocatepe Sohbetleri” serisinin üçüncü buluşmasında, stil ve marka danışmanı Sertaç Darcan moderatörlüğünde sahneye çıkan Dilek Hanif, Ankaralı kadınlarla bir araya geldi. Hanif, uluslararası başarılarından tasarım süreçlerindeki ilham kaynaklarına kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. DİLEK HANİF’TEN BELMEK KURSİYERLERİNE TAM NOT: “GERÇEKTEN DÜNYA ÇAPINDA BİR İŞÇİLİĞİMİZ VAR” Program, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) bünyesindeki BELMEK kursiyerlerinin el emeği ürünlerinden oluşan “Moda Koridoru” sergisinin açılışıyla başladı. Sergiyi Gezen ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın eşi Nursen Yavaş, ABB Başkan Vekili Faruk Köylüoğlu ve Dilek Hanif, kursiyerlerin çalışmalarını titizlikle inceledi. Ankara’da gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Hanif, “İnanılmaz mutluyum. Bu ikinci gelişim. Burada bu işleri yakından görmek çok güzel. Her sene daha da iyi ve güzel şeyler görüyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. Nallıhan’ın iğne oyalarını yapan kursiyerler bu sene daha da ilerlemişler. Daha iyi işler görmekten çok büyük keyif aldım. Hakikaten çok başarılı işler var. İşçilik olarak gerçekten dünya çapında bir işçiliğimiz var” dedi. KÜLTÜREL BELEDİYECİLİK VURGUSU Hanif ile birlikte söyleşiye katılan ABB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ayça Yusufoğlu Köroğlu, ABB’nin kültür politikaları ve kamusal üretim alanları üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Köroğlu, belediyeciliğin sadece altyapıdan ibaret olmadığını, BELMEK gibi kamusal üretim alanlarının hem istihdam hem de kültürel mirasın korunması açısından önemli bir rol oynadığını vurguladı. Yılda 30 bin kadın kursiyer yetiştiren BELMEK’lerin, bu sene 32’nci yılının kutlandığını belirten Köroğlu, “BELMEK’lerimiz UNESCO ‘Öğrenen Şehirler Küresel Ağı’na katıldı. Ankara ilk defa BELMEK’lerimiz sayesinde dünyada 425 tane şehrin yer aldığı bu ağa dâhil oldu. Böylelikle bir araya geldiğimiz şehirlerle birlikte hem öğreteceğiz ve kendimizi anlatacağız hem de onlardan öğreneceğiz. UNESCO somut olmayan kültürel mirasımızı da desteklemek için önemli bir uluslararası platform. Biz de BELMEK’lerimizle birlikte kendi öz kültürümüzü dünyaya anlatmış olacağız” ifadelerini kullandı. DARCAN: “BELMEK’İN, UNESCO İLE BULUŞMASI HEYECAN VE MUTLULUK VERİCİ” Programın moderatörlüğünü üstlenen stil ve marka danışmanı Sertaç Darcan ise, BELMEK’in kadın istihdamına büyük katkı sağladığına dikkat çekerek şunları söyledi: “BELMEK’in 32’nci yıl dönümünde UNESCO ile buluşması büyük heyecan ve mutluluk verici. Bu bağlamda Türk kadınına verilen destek, önem, onların üretmesi, ürettikleriyle ekonomiye katkı sağlamaları ve ayakta kalmaları özellikle ülkemiz için çok önemli.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli Haber

Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli

Denetimsiz algoritmaların hak ihlallerine yol açabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir” dedi. Yapay zekâ destekli sistemler, dünya genelinde göç yönetiminden sınır güvenliğine, vize değerlendirmelerinden biyometrik kimlik doğrulamaya kadar pek çok alanda aktif olarak kullanılıyor. Ancak bu teknolojilerin yeterli şeffaflık ve denetimden yoksun şekilde uygulanması, ayrımcılıktan veri ihlallerine kadar ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi. Türkiye ve dünyada yaygın kullanım Dr. Öğr. Üyesi Kaya’ya göre yapay zekâ, bugün göç yönetiminin neredeyse tüm aşamalarında yer alıyor. Türkiye’de GöçNet sistemi 5,5 milyon yabancının kaydını tutarken, 20’den fazla kamu kurumuyla entegre çalışıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın YİMER 157 çağrı merkezi ise yapay zekâ destekli konuşma tanıma sistemiyle yedi dilde hizmet veriyor. Türkiye’nin biyometrik alandaki kapasitesine de dikkat çeken Kaya, “Milli Biyometrik Parmak İzi Sistemi sayesinde Türkiye, kendi biyometrik algoritmasını geliştiren dünyadaki yedinci ülke konumunda” dedi. Uluslararası alanda ise Avrupa Birliği’nin Frontex ajansının drone’larla göçmen geçişlerini izlediğini, ABD’nin otonom gözetim kuleleri ve plaka tanıma sistemleri kullandığını hatırlattı. Dr. Öğr. Üyesi Kaya şöyle konuştu: “Suriye'de iç savaş öncesi nüfus kayıt oranı yüzde yüze yakınken, çatışmalarla birlikte birçok nüfus müdürlüğü kısmen veya tamamen tahrip oldu. BM verilerine göre Suriyeli mültecilerin yüzde 70'i temel kimlik belgelerinden yoksun. Türkiye, belge şartı aramaksızın milyonlarca Suriyeliye kapılarını açtı; bu insani yaklaşım, aynı zamanda kayıt sistemlerinin öz beyana dayalı verilerle kurulması anlamına geldi. Biyometrik sistemler kişinin daha önce kayıt yaptıran kişiyle aynı olduğunu doğrulayabiliyor, ancak ilk kayıttaki bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyor. Bu konular, İstinye Üniversitesi'nin UNESCO ile birlikte Temmuz 2025'te düzenlediği ‘Göç Alanında Temel Yapay Zekâ Kullanımı’ okulunda ve Göç İdaresi Başkanlığı'nın 23 Ekim 2025'te Ankara'da düzenlediği etkinlikte ele alındı. Kanada'da yapay zekâ destekli sistemle Afrikalı öğrencilerin vize red oranı yüzde 75'e ulaşırken Çinli öğrencilerin yüzde 90'ı kabul alıyor. Yüz tanıma algoritmalarında koyu tenli yüzleri yanlış tanıma oranı açık tenli yüzlere göre 100 kata kadar daha yüksek. Güvenilir yapay zekâ için şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerekiyor; ancak bu standartlar göç sistemlerinde henüz yeterince sağlanmıyor.” “Algoritmalar tarafsız değil” Yapay zekânın en büyük risklerinden birinin algoritmik ayrımcılık olduğunu vurgulayan Kaya, yüz tanıma sistemlerinin koyu tenli bireylerde hata oranının açık tenlilere göre 100 kata kadar çıkabildiğini söyledi. “ABD’de yüz tanıma hataları nedeniyle yapılan hatalı tutuklamaların tamamının Siyahi bireyleri kapsaması tesadüf değil,” diyen Kaya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de belirli ülke vatandaşlarının otomatik olarak daha ‘riskli’ sınıflandırıldığını belirtti. Kaya’ya göre sorun, sistemlerin açıkça ırk ya da etnik köken sorması değil; posta kodu, ülke, lehçe gibi ‘tarafsız’ görünen değişkenlerin dolaylı ayrımcılık aracı haline gelmesi. Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Türkiye'de Milli Biyometrik Sistemi yüzde 99,42 hassasiyet ve yüzde 99,995 doğruluk oranı açıklıyor. Ancak bu rakamların bağımsız denetim sonuçları kamuoyuyla paylaşılmadı. Biyometrik sistemlerin temel sınırlılığı şu: kayıt anında beyan edilen bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyorlar, yalnızca aynı kişinin tekrar geldiğini doğrulayabiliyorlar” dedi. Biyometrik veriler geri döndürülemez riskler taşıyor Göç yönetiminde tutulan biyometrik verilerin siber güvenlik açısından son derece hassas olduğuna dikkat çeken Kaya, “Şifre değiştirilebilir ama parmak izi ya da yüz geometrisi değiştirilemez. Bir kez sızdırıldığında, bu veriler kişinin hayatı boyunca risk yaratır” ifadelerini kullandı. Göçmenlere ait biyometrik ve kişisel verilerin yapay zekâ sistemlerinde işlenmesinin, siber güvenlik açısından yarattığı tehlikelerle ilgili örnek de veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “2022'de Amerika Göçmenlik Dairesi'nin sitesindeki bir hata yüzünden 6 bin 252 sığınmacının bilgileri herkese açık hale geldi. İçlerinden 103 Kübalı sığınmacının verileri yanlışlıkla Küba hükümetine gönderildi. Federal mahkeme bu sızıntının ‘işkence veya zulüm riskini artırdığını’ kabul etti” dedi. ABD ve Avustralya’da yaşanan veri sızıntılarını hatırlatan Kaya, bu tür ihlallerin sığınmacıların yalnızca kendilerini değil, geldikleri ülkelerde kalan ailelerini de tehlikeye atabileceğini söyledi. Merkezi veri depolama yapıları ve denetimsiz taşeron firmaların, saldırı yüzeyini daha da genişlettiğini vurgulayan Kaya, şöyle devam etti: “Göç sistemlerindeki güvenlik açıklarının önemli bir kaynağı, bağımsız denetimden geçmeyen taşeron firmalar ve merkezi veri depolama yapıları. Amerika'nın 290 milyon kişinin biyometrik verisini saklayan HART sistemi, kamu denetim raporlarına göre gerekli 12 gizlilik korumasından yalnızca 5'ini karşılıyor. Beş Göz İstihbarat İşbirliği anlaşmasıyla ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki göçmen verisi paylaşımı son yıllarda 100 kat arttı; yılda 8 milyon veri sorgusu yapılıyor. En trajik örnek ise BM Mülteciler Örgütü'nün 830.000 Rohingya mültecisinin parmak izi ve fotoğraflarını Myanmar hükümetiyle paylaşması; mültecilerin büyük çoğunluğu verilerinin bu şekilde kullanılacağından habersizdi. Veri egemenliği ve yerel kontrol, bu alanda giderek daha kritik hale geliyor. Güvenilir yapay zekâ sistemleri şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerektirir. Oysa göç veri tabanları çoğu zaman taşeron firmalarının ihmaline ve devletlerarası gizli anlaşmalara dayanıyor.” Uluslararası hukukla gerilim Yapay zekâ destekli göç sistemlerinin uluslararası hukuk ve insan hakları normlarıyla tam uyumlu olmadığını belirten Kaya, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası’nın göç ve iltica uygulamalarını “yüksek riskli” olarak sınıflandırmasına rağmen, sığınmacılar için bazı yasaklı teknolojilere hâlâ izin verildiğine dikkat çekti. “Vatandaşlar üzerinde kullanılsaydı sıkı denetime tabi tutulacak sistemler, en savunmasız gruplar olan sığınmacılar üzerinde daha gevşek kurallarla uygulanıyor,” diyen Kaya, geri göndermeme ilkesinin bireysel değerlendirme gerektirdiğini hatırlattı. Gelecekte neler öne çıkacak Önümüzdeki yıllarda göç politikalarını en çok etkileyecek gelişmeler arasında yapay zekâ destekli sahte belge üretimi, büyük dil modellerinin iltica değerlendirmelerinde kullanılması ve devasa biyometrik veri tabanlarının birbirine bağlanması yer alıyor. Kaya, deepfake teknolojileriyle üretilen sahte belgelerin artık insan gözüyle ayırt edilemez hale geldiğini, buna karşı denetim mekanizmalarının aynı hızda gelişmediğini ifade etti. Avrupa’da ve Türkiye’deki çalışmalarla ilgili de bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, şunları söyledi: “Avrupa Birliği'nin 2030'a kadar tamamlayacağı ‘Birlikte Çalışabilirlik Çerçevesi’ altı büyük veri tabanını birbirine bağlayarak dünyanın en büyük biyometrik deposunu oluşturacak; 6 yaşındaki çocukların bile yüz tanıma verileri bu sisteme girecek. Aralık 2025'te kurulan Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü, Türkiye'nin bu alandaki kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Türkiye'de İstanbul Havalimanı tamamen kağıtsız ve temassız seyahat deneyimi için biyometrik sistemler test ediyor; THY Boston ve Miami'de yüz tanıma ile uçuşa kabul süresini yüzde 50'ye kadar kısalttı. Milli Biyometrik Sistemi'ne gelecekte yüz, iris ve ses tanıma entegrasyonu planlanıyor. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025 kapsamında 50 bin yapay zekâ uzmanı ve 1.000 girişim hedefleniyor.” “Asıl soru hukuk mekanizmalarının bu hıza nasıl yetişeceği” Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir. Asıl soru, teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği değil; bu hıza denetim ve hukuk mekanizmalarının nasıl yetişeceğidir.”

Konya 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti Oldu Haber

Konya 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti Oldu

Konya Büyükşehir Belediyesi, spor ve sürdürülebilir ulaşım alanındaki vizyoner yatırımlarının karşılığını uluslararası alanda bir kez daha aldı. Yükselen bisiklet kültürü ve artan bisiklet altyapısı yatırımları sayesinde Konya, Avrupa Spor Şehirleri ve Başkentleri Federasyonu (ACES) tarafından “2026 Avrupa Bisiklet Başkenti” ilan edildi. “BİSİKLET KÜLTÜRÜNÜ BENİMSEYEN KONYALI HEMŞEHRİLERİME TEŞEKKÜR EDİYORUM” Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 2023 yılında Türkiye’de ilk Avrupa’da ise ikinci şehir olarak “Dünya Spor Başkenti” seçilmesinin ardından “2026 Avrupa Bisikleti Başkenti” ünvanını taşıyacak olmanın da mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını söyledi. Bu önemli unvanın Konya’nın uzun yıllardır sürdürdüğü planlı ve kararlı çalışmaların bir sonucu olduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Yıllardır hayata geçirdiğimiz bisiklet yolları, bisiklet tramvayı, bisiklet paylaşım sistemleri ve farkındalık projeleriyle bu alanda örnek bir şehir haline geldik. 2026 Avrupa Bisiklet Başkenti unvanı, şehrimizin uluslararası alandaki marka değerini daha da artıracaktır. Konya’nın bisiklet başarısı Avrupa’da tescillenmiştir. Bu önemli unvanı almamızda emeği geçen ekip arkadaşlarıma ve bisiklet kültürünü benimseyen tüm Konyalı hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Konya’mız ve ülkemiz için hayırlı olsun” diye konuştu. BRÜKSEL’DEKİ AVRUPA PARLAMENTOSU’NDA DÜZENLENEN TÖRENLE TAKDİM EDİLDİ Belçika’nın başkenti Brüksel’de, Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen törende Konya’ya verilen “2026 Avrupa Bisiklet Başkenti” unvanı, Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ahmet Murat Koru’ya takdim edildi. Başkan Vekili Koru da törende yaptığı açıklamada, “Bugün Avrupa Bisiklet Başkenti olarak onurlandırılmamız, yıllardır süregelen çabalarımızı taçlandıran bir dönüm noktasıdır. Konya, bu unvanı taşımakla kalmayacak; bisiklet kültürüne katkı sunmaya, iyi uygulamalar geliştirmeye ve şehirlerarasındaki iş birliğini güçlendirmeye devam edecektir” dedi. 2026 YILI BOYUNCA BİSİKLET TEMALI ETKİNLİKLER DÜZENLENECEK Konya, 2026 yılı boyunca Avrupa Komisyonu, UNESCO, ve ACES iş birliğiyle düzenlenecek ulusal ve uluslararası etkinliklerle, bisiklet dostu şehir vizyonunu tüm dünyaya tanıtmayı hedefliyor.

Kütahya Porselen’e “Üstün Onur ve Sanat Ödülü” Haber

Kütahya Porselen’e “Üstün Onur ve Sanat Ödülü”

Kültür, sanat ve müzecilik alanında Türkiye’ye kazandırdığı örnek çalışmalar dolayısıyla Kütahya Porselen Kurucu Başkanı Nafi Güral, NG Eğitim Vakfı Başkanı Gülsüm Güral ve Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli “Üstün Onur ve Sanat Ödülü”ne layık görüldü. Kültür ve Turizm Bakanlığı, TİKA ve UNESCO’nun destekleriyle Kütahya Dumlupınar Üniversitesi tarafından düzenlenen sempozyum, dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenleri, sanatçıları ve araştırmacıları bir araya getiriyor. “Sanat, kültür ve değer üretimine katkı sunmaktan gurur duyuyoruz” Kütahya Porselen Kurucu Başkanı Nafi Güral, açılış konuşmasında etkinliğe katkı sunan kurumlara teşekkür ederek şu değerlendirmelerde bulundu: “Sanat, insanların el becerilerinin ötesinde bir değerler bütünüdür. Kütahya’da bu değerleri yaşatmak adına atılan her adımı önemsiyoruz. Bugün burada kültürel mirası korumaya yönelik bu güçlü iş birliğinin parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Gelecek etkinlikler için her türlü desteği vermeye hazırız.” “Köklerimizden aldığımız ilhamla kültürel mirasımızı geleceğe taşıyoruz” Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli, İpek Yolu’nun zengin kültürel birikimini akademik ve sanatsal bir bakışla ele alan bu sempozyumda bulunmaktan duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: “Kütahya Porselen olarak, topraklarımızın bin yıllık çini ve seramik kültürünü geleceğe taşımayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Özel Gülsüm Güral Müzesi, 76 bin eserlik koleksiyonuyla hem ailemizin hem de Kütahya’nın kültürel hafızasını yaşatan değerli bir mirastır. Kültür, sanat ve zanaatın özünü koruyarak bu topraklardan doğan hikâyeleri modern tasarım anlayışı ve ileri teknolojiyle geleceğe aktarıyoruz.” Kütahya Dane Oyaları Sergisi büyük ilgi gördü Sempozyum kapsamında, Özel Gülsüm Güral Müzesi’nde Kütahya Dane Oyaları Sergisi de sanatseverlerle buluştu. 2014 yılında Nafi Güral tarafından kurulan müze; kuruluş döneminden günümüze üretilen özel porselenlerin yanı sıra, 14. yüzyıldan itibaren Osmanlı saray porselenleri ve kentin dünyaca tanınan ressamlarının eserlerine ev sahipliği yapıyor. Bu özel seçki, Kütahya’ya özgü el emeği iğne oyalarını bu kez farklı bir perspektifle ziyaretçilere sundu. Yalnızca Kütahya’da görülen renk, biçim ve adlandırmalarla kuşaktan kuşağa aktarılan dane oyaları arasında; Cimdik Oya, Çarkıfelek (Gönül Dolabı), Yassı Karanfil, Zambak, Kasım Pati, aile birliğini simgeleyen Analıkızlı, Kandil Oyası, Dağ Menekşesi ve Türkan Şoray Kirpiği gibi motifler öne çıktı. Gala yemeği Saklı Dünya’da gerçekleşti, ödüller törenle takdim edildi Müze ziyareti ve sergi açılışının ardından program, Saklı Dünya’da düzenlenen gala yemeği ile devam etti. Etkinliğin sonunda gerçekleştirilen Gala ve Ödül Töreni’nde, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi tarafından Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli’ye “Vizyoner Tasarım ve Sanata Katkı Ödülü” takdim edildi.

4. Ulusal Jeopark Forumu Manisa’da Toplanıyor Haber

4. Ulusal Jeopark Forumu Manisa’da Toplanıyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek 4. Ulusal Jeopark Forumu’nun önemine dikkat çeken Başkan Besim Dutlulu, “Bu forumun ve eğitim programının, jeopark vizyonumuzu daha da güçlendireceğine inanıyoruz” dedi. Türkiye’nin jeopark alanındaki en önemli buluşmalarından biri olan 4. Ulusal Jeopark Forumu ve Jeopark Yönetimi Eğitimi, 20–22 Kasım tarihlerinde Manisa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenecek. Salihli MABEM Gençlik Merkezi’nde düzenlenecek etkinlik kapsamında ayrıca Küresel Kula-Salihli UNESCO Jeoparkı’na yönelik teknik bir gezi de gerçekleştirilecek. Program süresince, jeoparkların hedefleri, idari yapılanmaları, altyapı süreçleri ve başvuru dosyalarının hazırlanmasına yönelik kapsamlı eğitimler verilecek. Forum bölümünde ise ulusal ve uluslararası jeopark gelişmeleri masaya yatırılacak, çeşitli kurum ve uzmanlar tarafından jeopark projeleri sunulacak. Başkan Dutlulu, “Jeoparkımızı eğitim ve bilimle geleceğe taşıyoruz” Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, etkinliğin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı, yalnızca Manisa’nın değil Türkiye’nin dünya mirasına açılan kapısıdır. Bu forumun ve eğitim programının, jeopark vizyonumuzu daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Jeoparkımızı bilimle eğitimle ve sürdürülebilirlik anlayışıyla geleceğe taşıyoruz.” Manisa Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle gerçekleşecek etkinlik, jeopark alanında çalışan uzmanlar, akademisyenler, yerel yönetimler ve ilgili kurumları bir araya getirerek Türkiye’de jeopark bilincinin gelişmesine katkı sağlayacak.

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu  Haber

Bilim Dünyası Kuantum Yılı’nda Koç Üniversitesi’nde Buluştu 

Kuantum dünyasının önde gelen araştırmacılarını, dünya çapında çok değerli akademisyenleri, kamu ve özel sektör temsilcilerini ve öğrencileri bir araya getiren zirve, kuantum bilimi ve teknolojilerinin geleceğine dair uluslararası bir buluşma noktası oldu. Açılış konuşmasında Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti: “Koç Üniversitesi olarak kuantum bilimini yalnızca bir araştırma alanı değil, ‘fiziğin dili ile mümkün olanın sınırları’ arasında bir köprü olarak görüyoruz. Uluslararası Kuantum Yılı’nda düzenlenen bu zirve, üniversitemizin bilginin sınırlarını zorlayan, disiplinlerarası ve küresel ölçekte etkili araştırmalar konusunda kararlılığını yansıtıyor. Amacımız, Türkiye’yi kuantum biliminde bölgesel bir lider, Koç Üniversitesi’ni ise bu alanda ulusal bir merkez haline getirmek” dedi. UNESCO’nun 2025’i “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” ilan etmesi kapsamında düzenlenen Kuantum Teknolojileri ve İnovasyonun Geleceği Zirvesi, 6 Kasım 2025 tarihinde Koç Üniversitesi’nin Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlendi. Etkinlik bilim, teknoloji ve inovasyonun geleceğini şekillendiren uluslararası bir platform olarak büyük ilgi gördü. Zirve, kuantum dünyasının önde gelen araştırmacıları, dünya çapında çok değerli akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla kuantum bilimi ve teknolojilerinin toplumsal ve ekonomik dönüşümdeki rolünü çok yönlü biçimde ele aldı. Katılımcılar, kuantum hesaplama, iletişim, sensör teknolojileri, veri güvenliği ve yapay zekâ gibi alanlardaki son gelişmeleri tartıştı. Prof. Dr. Metin Sitti: “Kuantum teknolojileri düşünme biçimimizi dönüştürüyor” Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, açılış konuşmasında kuantum alanının geleceğe yön veren stratejik bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Bilim insanlığın en birleştirici dili; farklı disiplinleri, kurumları ve kültürleri ortak bir merak etrafında buluşturuyor. Kuantum bilimi de bu birliğin en güçlü örneklerinden biri; mühendisliği, fiziği ve teknolojiyi aynı potada eritiyor. Bu zirve, hayal gücüyle doğruluğun, keşifle iş birliğinin kesiştiği bir dönemin kapılarını aralıyor” dedi. Kuantum Yılı’nın küresel ayağı Türkiye’de UNESCO’nun küresel ölçekte yürüttüğü “Dünya Kuantum Bilimi ve Kuantum Teknolojileri Yılı” girişimi, bilimsel farkındalığı artırmayı ve kuantum teknolojilerinin disiplinlerarası etkisini görünür kılmayı amaçlıyor. Koç Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen zirve, girişimin Türkiye ayağı olarak bilimsel iletişim, uluslararası iş birliği ve inovasyon kültürü açısından önemli bir adım oluşturdu. Zirve kapsamında yapılan oturumlarda, kuantum teknolojilerinin sadece bilimsel değil, ekonomik ve stratejik boyutları da ele alındı. Katılımcılar, enerji verimliliğinden ilaç geliştirmeye, veri güvenliğinden yapay zekâya kadar birçok alanda kuantum tabanlı çözümlerin geleceğe etkisini değerlendirdi. Koç Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Prof. Dr. Özgür Müstecaplıoğlu, Koç Üniversitesi’nin kuantum araştırmalarındaki vizyonunu anlattığı konuşmasında, üniversitenin temel bilimlerden mühendisliğe uzanan disiplinlerarası birikiminin Türkiye’nin kuantum teknolojileri ekosistemine yön verecek bir merkez oluşturduğunu vurguladı. “Kuantum biliminde yalnızca teknoloji üretmiyor, aynı zamanda bu teknolojilerin insanlığa fayda sağlayacak etik ve toplumsal yönlerini de tartışıyoruz” dedi. Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü Direktör Emeritus’u ve Ottawa Üniversitesi Fizik Bölümü fahri profesörü Gerd Leuchs, kuantum optiğinin geleceğini ele aldığı sunumunda, ışığın doğası ve kuantum gürültüsünün sınırlarını zorlayan yeni ölçüm tekniklerinden söz etti. Kuantum metrolojisi ve fotonik alanındaki gelişmelerin, haberleşmeden tıbba kadar pek çok uygulamayı dönüştüreceğini belirtti. Universidad Complutense de Madrid’te ve Almanya’daki Max Planck Işık Bilimi Enstitüsü’nde görev yapan Prof. Dr. Luis L. Sánchez-Soto, kuantum metrolojisi ve sensör teknolojileri üzerine yaptığı konuşmada, kuantum ilkelerinin doğadaki en küçük değişimleri bile ölçebilme kapasitesine dikkat çekerken; Palermo Üniversitesi ve Queen’s University Belfast’ta görev yapan Prof. Dr. Mauro Paternostro, kuantum bilgi ve hesaplama sistemlerinin sınırlarını anlattığı konuşmasında, kuantum termodinamiği ve bilgi işleme alanlarındaki son gelişmelerin, klasik bilgisayarların ötesine geçen yeni bir çağ başlattığını vurguladı. 2024 Koç Üniversitesi Rahmi M. Koç Bilim Madalyası sahibi ve Cambridge Üniversitesi Cavendish Laboratuvarı Başkanı olan Prof. Dr. Mete Atatüre ise konuşmasında kuantum optiği ve katı hal kuantum sistemlerinde yaşanan son gelişmelerin, kuantum teknolojilerinin gerçek dünya uygulamalarına dönüşmesinde nasıl kritik bir rol oynadığını anlattı ve spin-foton etkileşimleri ve atomik ölçekteki 2D malzemelerin kuantum cihaz tasarımına sunduğu olanaklara değindi. Bilimsel etik ve özgünlük özel oturumda ele alındı Zirvenin öne çıkan bölümlerinden biri, Koç Üniversitesi’nin öncülüğünde düzenlenen “Bilimsel Yayıncılıkta Özgünlük ve Etik” başlıklı özel oturum oldu. Akademik üretimde özgünlüğün, güvenilirliğin ve etik değerlere bağlılığın öneminin vurgulandığı oturum, genç araştırmacılardan deneyimli akademisyenlere kadar geniş bir katılımcı kitlesine hitap etti. Panelde, bilimsel bilginin paylaşımı, yapay zekânın akademik yazım süreçlerindeki rolü ve yayıncılığın geleceğine dair kapsamlı bir tartışma yürütüldü. Bilimsel iş birlikleri ve yeni araştırma alanları için güçlü bir zemin Zirve, yalnızca bilimsel bilgi paylaşımının değil aynı zamanda akademi, sanayi ve kamu arasında etkileşim ve iş birliğini güçlendiren bir platform sundu. Katılımcılar, yeni araştırma alanları ve ortak projeler üzerine görüş alışverişinde bulunarak, Türkiye’nin kuantum teknolojileri alanındaki konumunu güçlendirecek adımlar için önemli temaslarda bulundu. İki gün süren yoğun programın ardından zirve, katılımcılara geleceğin bilimi ve teknolojisine dair ilham verici bir perspektif sundu. Koç Üniversitesi, bilimsel mükemmeliyet ve yenilikçi araştırma vizyonu doğrultusunda, gelecekte de bu alandaki ulusal ve uluslararası iş birliklerini desteklemeyi sürdürecek.

Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali Başlıyor Haber

Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali Başlıyor

Bursa’nın dünyada ve Türkiye’de ses getirebilecek bir kültürel birikime sahip olduğunu söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, tüm Bursalıları festivale katılmaya ve Karagöz’ün gölgesinde buluşmaya davet etti. Gölgelerin ışıkla dans ettiği, kökleri asırlar öncesine dayanan, Bursa’nın kültürel mirası Karagöz oyunu, Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali ile 21. kez kapılarını açıyor. Festivalde, 38 temsil gerçekleştirilecek Büyükşehir Belediyesi adına BKSTV tarafından UNIMA Türkiye Millî Merkezi'nin desteğiyle 14-23 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalde, 11’i ulusal, 10’u yabancı toplam 21 ekip yer alacak. Arjantin, Bosna-Hersek, Meksika, İran, Yunanistan, Fransa, Endonezya ve Guatemala gibi ülkelerden sanatçılar, festival kapsamında kente konuk olacak. Festivale katılan sanatçılar, kendi kültürlerinden örnekleri paylaşırken; 9’u biletli olmak üzere toplam 38 temsil gerçekleştirilecek. Festivalin merkezi Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi olurken, Tayyare Kültür Merkezi, Podyum Sanat Mahal ve Karagöz Müzesi de de farklı etkinliklere ev sahipliği yapacak. Yaklaşık 100 sanatçı, eğitmen ve uzmanın katılacağı festivalde, her yaştan bireye uygun 5 atölye çalışması, 1 söyleşi, 1 yuvarlak masa toplantısı ve 1 çalıştay düzenlenecek. Gelecek nesillere Karagöz’ü taşımak için özellikle çocuklar için özel etkinlikler olacak. “Değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarmalıyız” Festivalin tanıtım toplantısında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Karagöz’ün Bursalıların sahip çıkması gereken değerlerden birisi olduğunu söyledi. Hedeflerinin, kültür ve sanat kenti Bursa’yı oluşturmak olduğunu belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa sadece sanayi, tarım kenti değildir. Kültürel birikimi olan, 8500 yıllık tarihi içerisinde barındıran, dünyada ve Türkiye’de ses getirebilecek potansiyele sahip olan bir kenttir. Bu değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Bu kentte yaşayan herkesin değerlerimize sahip çıkma sorumluluğu var. Bir yere yol yaparsınız ama yolu kullanmaya başladıktan sonra insanlar yapıldığı tarihi bile unuturlar. Ancak bir yere kültür ve sanatı götürürseniz, insanların o sanatın değerini hiç unutmadığını göreceksiniz" ifadeleri ile sanatı kente yayarak değişim sürecini başlattıklarını vurguladı. “Bursamızı keşfetmeye davet ediyoruz” Türk gölge tiyatrosunun simgesi Karagöz’ün 2009 yılında UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edildiğini hatırlatan Başkan Bozbey, Karagöz’ün doğduğu kent olan Bursa’da düzenlenen festivalin önemine değindi. Festivalin kültür köprüsü kuracağını anlatan Başkan Bozbey, diğer kültürlere ait kukla ve gölge oyunlarının keşfedilmesine de pencere açılacağını belirtti. Karagöz’ün, asırlar öncesinde olduğu gibi bugün de halkın sesi olduğunu söyleyen Başkan Bozbey, “Karagöz gölge oyunu; yalnızca figürlerin perdeye yansıtılması değildir. Günceli yakalayan, halkın duygularını ve düşüncelerini ifade eden bir sanattır. Bu anlayışla dopdolu bir festival hazırladık. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak kültür ve sanatı; kentimizin dünyaya açılan güçlü bir vitrini olarak görüyoruz. Bursamızın dünya miraslarını, kadim kültürünü ve eşsiz güzelliklerini sergiliyoruz. Uluslararası etkinlikler sayesinde dünya insanlarını Bursamızı keşfetmeye davet ediyoruz. Festivalde emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Gelin, hep birlikte Karagöz’ün köklü ve evrensel perdesinde buluşalım. Farklı ulusların gölge ve kukla oyunlarıyla tanışalım. Tüm Bursalıları festivalimize katılmaya ve Karagöz’ün gölgesinde buluşmaya davet ediyorum” diye konuştu. “Festivali 9 günlük bir süreye çıkarttık” UNIMA Türkiye Başkanı Enis Ergün, Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’nin çok köklü bir organizasyon olduğunu belirtti. Bursa’nın bir festivaller şehri olduğunu ifade eden Ergün, “Karagöz, bizim gözbebeğimiz ve bayraktarımızdır. Festival, bugüne kadar ulusal ve uluslararası anlamda bir çekim merkezi oldu. Bu sene festivali, İpek Yolu vizyonu ve farklı ülkelerden daha fazla katılım sağlanması noktasında yeniden tasarladık. Tarihimizde ilk defa festival, çok ciddi bir başvuru aldı. 37 farklı ülkeden 150 başvuru aldık. Festivali 9 günlük bir süreye çıkarttık. İnsanlar, birçok farklı ülkeden kukla oyunlarını izleyebilecek. UNESCO Listesi’nde tanımlandığı gibi Karagöz oyunlarının doğru örneklerini seyirciyle buluşturacağız. 2026 yılında dünyaya örnek olacak daha iyi bir festivali tasarlamak için çalışacağız. Aynı zamanda BKSTV ve Bursa Miras ile birlikte ‘Bursa Karagöz ve Kukla Çalıştayı’nı gerçekleştireceğiz. Herkesi festivalimize bekliyoruz” dedi. BKSTV Genel Sekreteri Emre Feza Soysal, dünyada her kentin bir şeyle anıldığını, Karagöz’ün de Bursa’nın en önemli markalarından birisi olduğunu söyledi. 21. kez yapılacak olan festivali çok önemsediklerini söyleyen Soysal, festival kapsamındaki oyunların 17 ilçede vatandaşlarla buluşturulacağını söyledi. Soru cevap bölümüyle devam eden programa, Başkan Mustafa Bozbey’in yanı sıra Usta Hayali (Karagöz oynatıcısı) Recep Şinasi Çelikkol, Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ali Düşenkalkar ve Büyükşehir Belediyesi yöneticileri katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.