Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Unesco

Kapsül Haber Ajansı - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÖRAV Eğitim Şenliği’ne UNESCO’dan Uluslararası Ödül Haber

ÖRAV Eğitim Şenliği’ne UNESCO’dan Uluslararası Ödül

64 ülkeden 169 başvurunun değerlendirildiği programda ödül kazanan üç projeden biri olan Eğitim Şenliği, öğretmenlerin deneyimlerini paylaştığı, birbirlerinden öğrendiği ve mesleki gelişimlerine birlikte katkı sunduğu modeliyle uluslararası ölçekte takdir gördü. Öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerini desteklemek amacıyla çalışmalarını sürdüren Öğretmen Akademisi Vakfı’nın (ÖRAV) Eğitim Şenliği, dünyanın farklı ülkelerinden öğretmen gelişimi alanındaki başarılı uygulamaların değerlendirildiği UNESCO-Hamdan Öğretmen Geliştirme Ödülü’nün sahibi oldu. ÖRAV’ın başvurusu üzerine UNESCO Türkiye Millî Komisyonu tarafından UNESCO-Hamdan Öğretmen Geliştirme Ödülü’ne aday gösterilen ÖRAV Eğitim Şenliği, 64 ülkeden gelen 169 başvuru arasından finale kalan 10 projeden biri oldu. Öğretmenlerin liderliğinde hayata geçirilen ve meslektaştan meslektaşa öğrenme anlayışını temel alan Eğitim Şenliği, uluslararası jüri değerlendirmesinin ardından ödüle layık görülen üç projeden biri seçildi. 12 yıldır Türkiye genelinde öğretmenlerin deneyimlerini paylaştığı, birbirlerinden öğrendiği ve mesleki gelişimlerine birlikte katkı sunduğu bu model, başarısıyla uluslararası ölçekte de örnek oluşturdu. Öğretmen gelişimi alanındaki başarılı uygulamaları desteklemek ve uluslararası ölçekte görünür kılmak amacıyla iki yılda bir verilen UNESCO-Hamdan Öğretmen Geliştirme Ödülü’nün takdim töreni, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kapsamında Paris’teki UNESCO Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi. Öğretmenlerin birbirinden öğrendiği, deneyimlerini paylaştığı bir ekosistem Eğitim Şenliği’nde öğretmenler; eğitimdeki güncel yaklaşımlardan teknolojiye, yaratıcı düşünmeden sürdürülebilirliğe, kapsayıcı eğitimden sosyal-duygusal öğrenmeye uzanan farklı konularda düzenlenen atölyelerde bir araya geliyor. Kendi mesleki deneyimlerinden yola çıkarak atölyeler tasarlayan ve yürüten öğretmenler, sınıflarında uyguladıkları yöntemleri ve geliştirdikleri fikirleri meslektaşlarıyla paylaşıyor. Böylece öğretmenler yeni yaklaşımlar keşfederken kendi uzmanlıklarını da başkalarının öğrenmesine katkı sunacak şekilde değerlendiriyor. Eğitim Şenliği’nin gönüllülük temelli yapısı, modelin yıllar içinde farklı illerde yaygınlaşmasını sağlıyor. Atölye liderlerinin yanı sıra il liderleri ve mentorlar da sürecin önemli bir parçasını oluşturuyor. Deneyimli öğretmenler yeni liderlerin yetişmesine katkıda bulunurken bilgi ve deneyim paylaşımı kuşaklar arasında devam ediyor. Bu yapı, öğretmenlerin mesleki gelişimini desteklemenin yanında dayanışma, birlikte üretme ve öğrenme kültürünü de güçlendiriyor. “Öğretmenlerin gelişimine sunulan her katkının, sınıflardan başlayarak toplumun geleceğine uzanan güçlü bir etki yarattığını biliyoruz” ÖRAV Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Taşcı Firuzbay ÖRAV Eğitim Şenliği’nin uluslararası başarısının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Eğitimin geleceğini şekillendiren en önemli unsurlardan birinin, öğretmenlerin sürekli gelişimini desteklemek olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla, Garanti BBVA’nın kurucusu ve daimî destekçisi olduğu ÖRAV çatısı altında öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sunan çalışmalar yürütüyoruz. Eğitim Şenliği’nin UNESCO-Hamdan Öğretmen Geliştirme Ödülü’ne layık görülmesi, bu alanda yıllardır kararlılıkla sürdürdüğümüz çalışmaların uluslararası düzeyde takdir görmesi açısından son derece değerli. Bu başarı, eğitime uzun vadeli ve sürdürülebilir bir anlayışla yaklaşmanın önemini bir kez daha ortaya koyarken, öğretmenlerin gelişimine yönelik çalışmalarımızın yarattığı değeri de görünür kılıyor. Çünkü öğretmenlerin gelişimine sunulan her katkı, yalnızca bireylerin yaşamına dokunmakla kalmıyor; öğretmenler aracılığıyla yüzlerce kişiye ulaşıyor, nesiller boyunca çoğalarak geleceğin şekillenmesine katkıda bulunuyor. ÖRAV’ın yarattığı değeri bu denli anlamlı ve özel kılan da öğretmenlerden başlayarak toplumun tamamına yayılan ve kuşaklar boyunca etkisini sürdüren bu güçlü çarpan etkisi.” “Öğretmenlerin birlikte öğrenerek büyüttüğü bu ekosistemi geleceğe taşımayı hedefliyoruz” ÖRAV Genel Müdürü Arzu Atasoy da Eğitim Şenliği’nin 12 yıllık yolculuğuna değinerek şunları söyledi: “12 yıldır başarıyla sürdürdüğümüz Eğitim Şenliği, yıllar içinde artan katılımla Türkiye genelinde büyümeye devam ediyor. 2024 yılında 8.066, 2025 yılında ise 14.908 öğretmenimize ulaştık. 2026 yılında da İl Millî Eğitim Müdürlüklerimizin AR-GE birimleriyle kurduğumuz güçlü koordinasyonla 38 ilde en az 600 atölye gerçekleştirerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. UNESCO-Hamdan Öğretmen Geliştirme Ödülü’nü, 12 yıldır öğretmenlerimizle birlikte geliştirdiğimiz bu yaklaşımın uluslararası ölçekte tanınması ve geleceğe taşınması için önemli bir fırsat olarak görüyoruz. 2027 yılında da öğretmenler arasında bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmeyi, yeni lider öğretmenlerin yetişmesine katkı sunmayı ve Eğitim Şenliği’nin daha fazla öğretmene ulaşmasını desteklemeyi hedefliyoruz. Ödülün kazandırdığı uluslararası görünürlüğü, öğretmenlerin liderliğinde gelişen öğrenme ekosistemimizi daha geniş çevrelerle buluşturmak ve modelimizin sürdürülebilirliğini güçlendirmek için değerlendirmek istiyoruz. Eğitim Şenliği’nin başarısı, tek bir kurumun ya da kişinin başarısı değil. Bu; atölye açan, öğrenen, öğreten, sorumluluk alan ve deneyimini meslektaşlarıyla paylaşan öğretmenlerimizin, yerelde bilgi, emek ve kaynaklarını gönüllü olarak sunan kişi ve kurumların ortak başarısı. UNESCO-Hamdan Öğretmen Geliştirme Ödülü, birlikte öğrenmenin ve birlikte gelişmenin eğitimde nasıl kalıcı bir değer yaratabileceğini gösteriyor. Bu yolculuğu öğretmenlerimizle birlikte büyütmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

11. Uluslararası Kahramanmaraş Kitap Fuarı Öğrencilerle Şenleniyor Haber

11. Uluslararası Kahramanmaraş Kitap Fuarı Öğrencilerle Şenleniyor

Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş’ta, Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 11. Uluslararası Kahramanmaraş Kitap Fuarı, birbirinden değerli eserleri kitapseverlerle buluşturarak katılımcıları farklı dünyalarda buluşturmaya devam ediyor. Açıldığı ilk andan itibaren büyük ilgi gören fuar, öğrencilerin de yoğun olarak ziyaret ettiği alan olmaya devam ediyor. Öğrenciler Kitaplarla Buluşuyor Fuar, gün boyunca okul gruplarının yoğun ilgi gösterdiği bir etkinlik haline geldi. Öğrenciler, farklı yayınevlerinin stantlarını gezerek ilgi duydukları kitapları inceleme ve satın alma fırsatı buluyor. Bu yılki fuar, “Gel ve Fark Et” temasıyla gerçekleştiriliyor ve genç okurların okuma kültürlerinin gelişmesine önemli katkılar sağlıyor. Kitaplar Yeni Dünyalara Kapı Aralıyor Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen fuara öğrencilerin katılımını kolaylaştırmak amacıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından gün boyunca okullara servis hizmeti sağlanıyor. Fuara gelen öğrenciler, yayınevlerinin stantlarını dolaşarak kitapları inceliyor ve ihtiyaç duydukları eserleri satın alma fırsatı buluyor. Fuar ortamı, öğrencilerin kitapları yakından görüp inceleyerek kitaplarla kurdukları bağı da güçlendiriyor. Genç Okurlardan Büyükşehir’e Teşekkür Kitap fuarına katılan öğrenciler, kitaplarla dolu atmosferden duydukları memnuniyeti dile getirdi. okuluyla birlikte kitap fuarını ziyaret ettiklerini belirten Hümeyra Kasımoğlu, “Kitap fuarı çok güzel bir yer, bir sürü kitap var. Buraya herkesin gelmesini tavsiye ediyorum. Macera kitaplarını çok seviyorum ve aradığım birçok kitap burada mevcut. Kitap fuarını bizimle buluşturan Fırat Görgel Başkanıma çok teşekkür ederim” dedi. Bir diğer öğrenci Zümra Yaşar, “Kitap okumayı çok seviyorum. Buraya geldiğim için çok mutluyum, burada bir sürü kitap var ve birkaç kitap aldım onları en kısa sürede okuyup bitireceğim” ifadelerini kullandı. Kitap fuarını çok beğendiğini söyleyen Hatice Tekiş, “Çok güzel bir ortam var, bütün kitap yayınevlerinin kitapları çok güzel. Kitap okumanın güzelliğini burada çok daha iyi anlıyorum. Burası çok güzel bir yer” diye konuştu. “Kitapların İçinde Olmak Çok Güzel” Her yıl kitap fuarına katıldığını söyleyen Sefa Çimen, “Beğendiğim kitaplara bakmaya geldim. UNESCO Edebiyat Şehri ünvanına sahip memleketimin yazarlarını da görmeye geldim. Burada birçok yazarı görme ve eserlerini okuma fırsatım oldu. Bu fuarı düzenleyen Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesine çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Fırat Bozan, “Kitapları ve kitap fuarlarını seviyoruz. Boş zamanlarımı kitap okuyarak geçiriyorum ve romanları çok severek okuyorum” dedi. Bir diğer öğrenci Ayşe Begüm Ceren, “Başkanımız Fırat Görgel’e bizlerin kitap okumaya teşvik ettiği için ve kitaba ulaşmamızı kolaylaştırdığı için çok teşekkür ederim. Burada olmak beni çok iyi hissettiriyor, kitapların içinde olarak başka dünyalara gidiyorum” şeklinde konuştu. Okuldaki arkadaşları ile kitap fuarına katılan Aybüke Buğday, “Burası çok güzel ve çok fazla kitap çeşitleri var. Elimde olsa bütün kitapları alırım. Bir gün yazar olacağım ve bundan eminim. Kendi kitaplarımı yazıp burada stant açacağım. Fuarın atmosferi çok güzel ve herkesin gelmesini tavsiye ediyorum” cümlelerini sarf etti. Reyyan Nur Arslan, “Kitap fuarları çok güzel çünkü bu tarz yerler bizleri daha çok sosyalleştiriyor. Fuarda çok güzel kitaplar var. Büyükşehir Belediye Başkanımız Fırat Görgel’e çok teşekkür ederim” dedi. Öğrencilerden Esila Bayazıt ise, “Kitap fuarında çok güzel bir atmosfer var. Buraya gelen yazarlarımız da oldukça iyi. Kitap fuarı iyi ki açılmış ve bundan dolayı da Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOMEK ve ASEM’de Yeni Dönem Eğitimleri Başladı Haber

KOMEK ve ASEM’de Yeni Dönem Eğitimleri Başladı

Konya Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (KOMEK) ile Aile Sanat ve Eğitim Merkezleri’nde (ASEM) yeni dönem heyecanı başladı. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 78 bin kursiyerin katılımıyla başlayan yeni dönemde eğitimlerin yine alanında uzman eğitmenlerle en iyi şekilde sürdürüleceğini söyledi. KOMEK ve ASEM’lerin vatandaşlara yeni beceriler kazandıran, yeteneklerini geliştirme ve farklı alanlarda kendilerini yetiştirme imkânı sunan önemli eğitim merkezleri olduğunu ifade eden Başkan Altay, “Her dönem binlerce hemşehrimizin ilgi gösterdiği KOMEK ve ASEM’lerimizde, vatandaşlarımızın ilgi ve yeteneklerini keşfetmelerine, kendilerini geliştirmelerine ve yeni beceriler kazanmalarına katkı sağlıyoruz. Bu dönemde de mesleki eğitimden spora, sanattan teknolojiye kadar geniş bir alanda kursiyerlerimize farklı imkânlar sunacağız. Yeni eğitim döneminin hayırlı olmasını diliyor, tüm kursiyerlerimize başarılar temenni ediyorum. Bu süreçte emeği geçen eğitmenlerimize ve çalışma arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. ÇEŞİTLİ BAŞLIKLARDA HİZMET VERİLİYOR Mesleki eğitimden spora, sanattan teknolojiye kadar geniş bir alanda hizmet veren KOMEK’te el sanatları, yabancı dil, müzik, mutfak, teknoloji ve üretim odaklı eğitimlerle de kursiyerlere yeni beceriler kazanma ve mevcut yeteneklerini geliştirme imkânı sunuluyor. Eğitimlerin uygulamalı yapısı, kursiyerlerin çalışma hayatına daha donanımlı hazırlanmasına katkı sağlıyor. Üretim yapan kursiyerler ise girişimcilik, markalaşma ve satış süreçlerinde desteklenerek emeklerini ekonomik değere dönüştürebiliyor. SANAT VE DÜŞÜNCE TİSA’DA BULUŞUYOR KOMEK’in akademik yüzünü temsil eden Türk İslam Sanatları Akademisi (TİSA), sanat eğitimini yalnızca teknik beceriyle sınırlamayan bütüncül bir model sunuyor. Hüsn-i Hat, Tezhip, Kalemişi, Resim ve Musiki ana branşlarında eğitim alan kursiyerler; Sanat Felsefesi, Osmanlı Türkçesi, Farsça ve Divan Edebiyatı dersleriyle sanatın tarihî, kültürel ve düşünsel zeminini de öğreniyor. Tarihî mekânların ruhuyla bütünleşen bu eğitim modeli, geleneksel sanatları özünü koruyarak geleceğe taşıyacak donanımlı sanatkârların yetişmesine katkı sağlıyor. SPOR VE SAĞLIKLI YAŞAM AYNI ÇATI ALTINDA KOMEK’in spor eğitimlerine de vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gösterildi. Bu kapsamda donanımlı spor salonlarında yürütülen eğitimlerle her yaştan kursiyerin düzenli hareket etmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlığı kazanması destekleniyor. Alanında uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen programlar da yüzme öğrenmek veya tekniğini geliştirmek isteyen vatandaşlara güvenli bir eğitim ortamı sunuyor. Reformer eğitimleri de yüzlerce kursiyerle yeni döneme başladı. Bazı KOMEK merkezlerinde yer alan yüzme havuzları, hamam, sauna, spor salonları ve reformer alanları sayesinde kursiyerler eğitimle birlikte sosyal ve fiziksel gelişim imkânlarından da yararlanabiliyor. ANNELER EĞİTİMDE, ÇOCUKLAR GÜVENDE Çocuk oyun salonu bulunan KOMEK ve ASEM merkezlerinde anneler, çocuklarını güvenli bir ortama emanet ederek eğitimlerine gönül rahatlığıyla devam edebiliyor. Anneler yeni bir meslek öğrenirken veya kişisel gelişimlerine yatırım yaparken çocuklar da görevli personel eşliğinde, yaşlarına uygun eğitici oyun ve etkinliklerle nitelikli zaman geçiriyor. Ailelerin günlük hayatını kolaylaştıran bu hizmet, çocuk bakımını eğitimin önünde bir engel olmaktan çıkararak kadınların sosyal ve ekonomik hayata daha güçlü katılmasını destekliyor. KUZEM İLE MESAFELER ORTADAN KALKIYOR KUZEM (KOMEK Uzaktan Eğitim Merkezi), yeni dönemde de kişisel gelişim, bilişim teknolojileri, yabancı dil ve sanat alanlarında sunulan eğitimlerle; farklı ilgi ve ihtiyaçlara sahip kursiyerleri dijital ortamda buluşturuyor. YETENEKLER GENÇ KOMEK ATÖLYE’DE GELECEĞE HAZIRLANIYOR Genç KOMEK Atölye de ise “Yetenek Avcılığı” kapsamında başvuruda bulunan 7-14 yaş grubundaki öğrenciler; ön değerlendirme sınavları, ilgi alanları ve yetenekleri doğrultusunda uygun atölyelere yerleştiriliyor. Böylece her öğrencinin güçlü yönü erken yaşta keşfediliyor ve gelişimini destekleyecek nitelikli bir eğitim süreci başlıyor. Hafta sonları gerçekleştirilen eğitimlerde öğrenciler; sanat, müzik, drama, kodlama, bilgisayar, robotik, dijital tasarım, yabancı dil ve zekâ oyunları gibi farklı alanlarda bilgi ve becerilerini geliştiriyor. Programda yer alan değerler eğitimiyle de sorumluluk, saygı, paylaşma, dayanışma ve takım çalışması gibi temel kazanımlar destekleniyor. Genç KOMEK Atölye, çocukları yalnızca bugünün derslerine değil; kendilerini tanıyan, özgüveni yüksek, teknolojiye hâkim ve değerlerine bağlı bireyler olarak geleceğe hazırlıyor. ALTIN DOKUNUŞLAR SERGİSİNE HAZIRLIKLAR BAŞLADI KOMEK’te yeni dönemin önemli çalışmalarından biri de 7-17 Aralık tarihleri arasında Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek Altın Dokunuşlar Sergisi olacak. Eğitimlerine başlayan kursiyerler, sergide sanatseverlerin beğenisine sunulacak eserleri için çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor. KOMEK atölyelerinde emekle şekillenen seçkin eserler, on gün boyunca ziyaretçilerle buluşacak. Altın Dokunuşlar Sergisi’nin yanı sıra KOMEK’in kadınların üretime ve ekonomik hayata katılımını destekleyen önemli organizasyonlarından biri olan “Üretimde Konya Modeli: KOMEK’ten Dünya’ya Uzanan Kadın Gücü Kadın Kooperatifleri Çalıştayı”nın ikincisi de gerçekleştirilecek. Konya’nın UNESCO Öğrenen Şehirler Küresel Ağı üyeliği kapsamındaki çalışmalar; Konya Valiliği himayesinde, Konya Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda ve yerel paydaşların katkısıyla sürdürülüyor. GNLC üyesi uluslararası şehirlerden temsilcilerin katılacağı Öğrenen Şehirler Konya Buluşması, 17 Aralık 2026’da Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Buluşma, 7–17 Aralık tarihleri arasında “Kadim Şehir Konya” temasıyla düzenlenecek 18. Altın Dokunuşlar Sergi ve Festivali ile aynı dönemde gerçekleşecek. Etkinlikler, Konya’nın üretim ve öğrenme birikimini Şeb-i Arûs’un kültürel ve manevi atmosferiyle buluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal Türkiye’den Dört Yeni Bilim Kadınına Destek Haber

L’Oréal Türkiye’den Dört Yeni Bilim Kadınına Destek

Bu yıl desteklenen bilim kadınlarından Doç. Dr. Belgin Sever ALS için yeni ilaç adayları, Doç. Dr. Çiğdem Toparlı yenilenebilir enerjinin depolanmasına yönelik daha uzun ömürlü çinko-hava pilleri, Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan taşınabilir kâğıt tabanlı analiz sistemleri, Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın ise dişin canlı dokusunun iyileşme kapasitesi üzerine çalışıyor. Türkiye’deki 40. yılında bilime verdiği desteği yeni iş birlikleriyle güçlendirmeyi hedefleyen L’Oréal Türkiye, uzun yıllardır yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarını bilim dünyasının gündeminde daha görünür kılmak için Türkiye’nin ilk endometriozis hasta dayanışma derneği EndoTürkiye ile iş birliğine gitti. Bu iş birliği kapsamında, farklı disiplinlerden uzmanların bilgi ve deneyimlerini bir araya getirecek Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın hayata geçirilmesine katkı sağladı. Bilim Kadınları İçin Programı, kadın bilim insanlarının araştırmalarını sürdürmelerine ve çalışmalarını daha geniş kitlelerle buluşturmalarına destek oluyor. Türkiye’de bugüne kadar programdan destek alan bilim kadınlarının 100’den fazlası, akademik çalışmalarını bugün profesör veya doçent olarak sürdürüyor. L’Oréal Türkiye ise programın uygulandığı ülkeler arasında en fazla katkı sunan ilk beş ülke arasında yer alıyor. L’Oréal Vakfı ile UNESCO iş birliğinde 28 yıl önce küresel ölçekte başlatılan program, bugüne kadar dünya genelinde 5 binden fazla kadın bilim insanını destekledi. Uluslararası Mükemmellik Ödülü’ne layık görülen 142 bilim insanından 7’si daha sonra Nobel Ödülü kazandı. Kadın sağlığı araştırmaları farklı disiplinlerle buluşuyor L’Oréal Türkiye, 40. yılında EndoTürkiye iş birliğiyle Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın hayata geçirilmesine katkı sağladı. Kamuya açık platform, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile endometriozis araştırmacılarının yanı sıra beslenme, fizyoterapi, psikoloji, psikiyatri, radyoloji, moleküler biyoloji, genetik ve biyomedikal mühendisliği alanlarından uzmanları ve araştırmacıları bir araya getirmeyi hedefliyor. Kadın sağlığı konusunda güvenilir bilgi arayan herkes bilimsel çalışmalara ve uzman görüşlerine de buradan ulaşabilecek. Kadın sağlığı araştırmalarına ayrılan sınırlı kaynak, bu alandaki ihtiyacın boyutunu gösteriyor. ABD Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademilerinin analizine göre, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin 2013–2023 dönemindeki araştırma hibelerinin yalnızca yüzde 8,8’i kadın sağlığı araştırmalarına ayrıldı. Enstitülerinin toplam bütçesi artarken kadın sağlığı araştırmalarının araştırma hibeleri içindeki payı daha da geriledi. Endometriozis hastalığı kadın sağlığında daha fazla araştırma ve bilgi paylaşımına neden ihtiyaç duyulduğunu gösteren örneklerden biri. Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen hastalıkta tanıya ulaşmak yıllar sürebiliyor. Türkiye’de 15 binden fazla kadının katıldığı araştırmaya göre, endometriozis tanısı alan kadınlar teşhise ulaşana kadar ortalama dört farklı hekime başvuruyor, ilk hastane başvurusuyla tanı arasında yaklaşık dört yıl geçiyor. Katılımcıların yüzde 63’ü ağrılarına ve belirtilerine inanılmadığını, yaklaşık yüzde 78’i ise tedavi masrafları nedeniyle ekonomik güçlük yaşadığını belirtiyor. Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı, bu tür ihtiyaçları görünür kılmak, uzmanlar arasında bilgi paylaşımını güçlendirmek ve farklı disiplinlerden araştırmacıların birlikte çalışmasına alan açmak amacıyla hayata geçirildi. “Bilim, var oluşumuzun temelidir” L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, “L’Oréal, 117 yıl önce bir bilim insanının geliştirdiği yenilikle doğdu. Bugün araştırma ve geliştirmeye her yıl yaklaşık 1 milyar avro yatırım yapıyor, dünya genelindeki araştırma merkezlerimizde 4 binden fazla bilim insanıyla çalışıyoruz. Bilim, var oluşumuzun temelidir. Ancak dünyada her üç araştırmacıdan yalnızca biri kadın. Bilimin bütün potansiyeline ulaşması için kadınların bu yolculuğa eşit biçimde katılması gerekiyor. Türkiye’de 24 yıldır sürdürdüğümüz Bilim Kadınları İçin Programı’yla bugüne kadar 132 bilim kadınına destek verdik. Çalışmalarının görünür olması, bilime ilgi duyan genç kızlara da bu yolculuğun mümkün olduğunu gösteriyor” dedi. “Kadın sağlığında araştırma ve bilgi paylaşımını güçlendireceğiz” L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, “Bilim Kadınları İçin Programı’nı 24 yıldır sürdürürken desteğimizi her yıl nasıl daha ileri taşıyabileceğimize, bilim kadınları için nasıl yeni imkânlar yaratabileceğimize odaklandık. Türkiye’deki 40. yılımızda da bu yaklaşımı yeni bir iş birliğiyle ileri taşıyoruz. EndoTürkiye iş birliğiyle desteklediğimiz Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarını ve karşılanmamış ihtiyaçları görünür kılmayı, farklı disiplinlerin birlikte çalışmasını ve bilimsel bilginin daha hızlı paylaşılmasını hedefliyoruz. Uzun vadede daha erken tanıya, daha etkili yaklaşımlara ve kadınların yaşam kalitesini iyileştirecek çözümlere katkı sunmak istiyoruz. Bu yıl desteklediğimiz dört bilim kadını başta olmak üzere tüm bursiyerlerimizi ve kadın sağlığına farklı alanlardan katkı sunan araştırmacıları bu ortak çabanın bir parçası olmaya davet ediyorum.” dedi. DÖRT BİLİM KADININDAN ENERJİDEN SAĞLIĞA UZANAN DÖRT YENİ PROJE ALS hastalığındaki zararlı protein birikimine karşı yeni ilaç adaylarının geliştirilmesi Doç. Dr. Belgin Sever, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya (İlaç Kimyası) Anabilim Dalı ALS, kas hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerinin zamanla zarar gördüğü ve tedavi seçenekleri oldukça sınırlı olan ilerleyici bir hastalık. Projede, ALS’nin bazı türlerinde hücre içinde birikerek sinir hücrelerine zarar veren mutant SOD1 proteinini hedefleyen yeni ilaç adayı moleküller geliştirilecek. Tasarlanan moleküller önce bilgisayar ortamında taranacak; en umut verici adaylar laboratuvarda üretilecek ve ALS hücre modellerinde test edilecek. Çalışma, sinir hücrelerini koruyabilecek ve hastalığa yol açan süreçleri baskılayabilecek yeni tedavilere bilimsel temel oluşturmayı amaçlıyor. Yenilenebilir enerji depolaması için uzun ömürlü çinko-hava pillerine yeni anot tasarımı Doç. Dr. Çiğdem Toparlı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Güneş ve rüzgâr enerjisinden kesintisiz yararlanabilmek için, üretilen kullanım fazlası elektriğin güvenle depolanması gerekiyor. Proje, yenilenebilir enerji santrallerinde kullanılabilecek su bazlı ve yanıcı olmayan çinko-hava pillerini daha uzun ömürlü ve verimli hâle getirmeyi amaçlıyor. Bunun için pilin enerjiyi depolayan çinko bölümü, kullanım sırasında oluşan aşınmayı ve pil ömrünü kısaltan düzensiz birikimleri azaltacak şekilde yeniden tasarlanacak. Çalışma, daha erişilebilir hammaddelere dayanan güvenli ve sürdürülebilir enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesine ve dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacak. UV ışıkla aktifleştirilen kâğıt tabanlı tanı ve analiz sistemlerinin geliştirilmesi Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan, Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü Proje, düşük maliyetli filtre kâğıdını taşınabilir bir test platformuna dönüştürmeyi hedefliyor. Kâğıdın yüzeyi özel bir polimer tabakayla kaplandıktan sonra ultraviyole (UV) ışıkla yalnızca seçilen bölgeler aktif hâle getirilecek ve enzimlerin bu bölgelere seçici olarak bağlanması sağlanacak. Böylece kâğıdın yalnızca istenen bölgelerine biyolojik işlev kazandırılabilecek. Bu yaklaşım, gelecekte aynı platformun farklı bölgelerine farklı biyolojik işlevler kazandırılmasının ve böylece aynı anda farklı analizlerin yapılmasının da önünü açabilecek. Teknolojinin, biyosensörler ile çevresel analiz ve gıda güvenliği gibi farklı alanlarda kullanılabilecek düşük maliyetli ve taşınabilir sistemlerin geliştirilmesine temel oluşturması hedefleniyor. Genetik düzeyde dişin kendi kendini yenilemesinin araştırılması Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Derin çürük veya travma sonrasında aynı tedavi uygulansa bile bazı dişler kendini onarabilirken bazılarında iltihap devam edebiliyor. Proje, bu farklılığın nedenlerini dişin içindeki canlı dokunun iyileşme sürecine odaklanarak araştırıyor. Çalışmada, dişin canlı dokusunda bulunan fibroblast adı verilen destek hücrelerinin, iltihap ve oksijen azlığı koşullarında kök hücrelerin onarım kapasitesini nasıl etkilediği incelenecek. CRISPRi yöntemiyle belirli genlerin çalışması geçici olarak durdurularak iyileşmede hangi biyolojik mekanizmaların belirleyici olduğu ortaya çıkarılacak. Elde edilecek bulguların, gelecekte dişin canlı dokusunu koruyan ve kendi kendini onarma kapasitesini destekleyen daha etkili tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahramanmaraş’ta Festivalin Sekizinci Günü Türk Rock Müziği Konseriyle Taçlandı Haber

Kahramanmaraş’ta Festivalin Sekizinci Günü Türk Rock Müziği Konseriyle Taçlandı

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen Türk Rock Müziği Konseri'nde, çoğunluğu Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencilerinden oluşan KSÜ Dissonans Rock Grubu dinleyicilerle buluştu. Dr. Öğr. Üyesi Arzu Mustafayeva'nın kurucu danışmanlığını üstlendiği grup Türk rock müziğinin farklı dönemlerinden eserleri seslendirdi. FARKLI SANAT DİSİPLİNLERİ İKİ AYRI MEKANDA BULUŞTU Festival kapsamında iki farklı mekanda ziyaretçilerini ağırlayan Kahramanmaraş Kültür Yolu Karma Sergisi; Tekstil ve Moda Tasarımı, Endüstriyel Tasarım ve Resim bölümlerinden öğretim elemanlarının özgün çalışmalarını bir araya getirdi. Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası'ndaki sergi Doç. Dr. Mehmet Ali Büyükparmaksız'ın, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yunus Emre Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki sergi ise Doç. Dr. Mustafa Oğuz Gök'ün küratörlüğünde hazırlandı. Kumaş, iplik, doku ve yüzeyden form, işlev ve teknolojiye; çizgi, renk, kompozisyon ve imgeye uzanan farklı üretim biçimleri disiplinlerarası bir seçkiyle ziyaretçilere sunuldu. KAHRAMANMARAŞ'IN EDEBİ HAFIZASI KONUŞULDU MESDER Edebiyat Derneği'nde gerçekleştirilen “UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş ve Edebi Hafızası” söyleşisinde şair, yazar ve eğitimci Ramazan Avcı, edebiyatseverlerle bir araya geldi. Söyleşide Kahramanmaraş'ın edebi hafızasında iz bırakan şair ve yazarlar, kentin zengin kültürel birikimi ve geçmişten günümüze ulaşan şiir mirası ele alındı. GELENEKSEL SANATLAR FARKLI ATÖLYELERLE TANITILDI Kahramanmaraş Olgunlaşma Enstitüsü'nde gerçekleştirilen Yorganlama Atölyesi'nde, kentin geleneksel el sanatlarından yorgancılığın incelikleri anlatıldı. Katılımcılar, atölye kapsamında telefon çantası ve kalemlik hazırladı. Aynı merkezde düzenlenen Tezhip Atölyesi'nde ise geleneksel Türk-İslam sanatlarından tezhip, kitap ayracı ve bardak altlığı gibi uygulamalarla tanıtıldı. Kahramanmaraş Kalesi'nde sanatçı Cennet Dağlı eşliğinde gerçekleştirilen Geleneksel Deri İşleri Atölyesi'nde, kökleri Orta Asya'ya uzanan Türk deri işçiliğinin tarihsel gelişimi ve kullanım alanları ele alındı. Derinin giyimden günlük kullanım eşyalarına, eyerden kitap ciltlerine uzanan farklı alanlardaki kullanım biçimleri katılımcılara aktarıldı. Aynı mekanda sanatçı İpek Zerrin Soniş eşliğinde düzenlenen Çarpana Dokuma Atölyesi'nde ise özel kartlarla gerçekleştirilen geleneksel dokuma tekniği tanıtıldı. Anadolu'nun konar-göçer toplulukları tarafından kuşaktan kuşağa aktarılan çarpana dokumanın teknik özellikleri ve kültürel mirastaki yeri ele alındı. DOĞRU NEFES VE SES SAĞLIĞI ELE ALINDI Karacaoğlan İl Halk Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen Ses Hijyeni Eğitimi'nde, Dil ve Konuşma Terapisti Merve Çiçek katılımcılarla bir araya geldi. Etkinlikte doğru nefes kullanımının önemi, sesin sağlıklı ve etkili kullanılması ile ses sağlığının korunmasına yönelik bilgiler paylaşıldı. Kahramanmaraş Kültür Yolu Festivali, konserlerden sergilere, söyleşilerden geleneksel sanatlara ve farklı etkinliklere uzanan kapsamlı programıyla 20 Eylül'e kadar kentin farklı noktalarında sanatseverlerle buluşmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çorum Gastronomisi Dünya Sahnesine Çıkıyor Haber

Çorum Gastronomisi Dünya Sahnesine Çıkıyor

5-7 Ekim 2026 tarihlerindeki organizasyonda Hitit mutfağından yöresel ürünlere kadar Çorum’un gastronomi mirası uluslararası şef ve gastronomi profesyonellerinin beğenisine sunulacak. Çorum’un gastronomide dünya vitrinine çıkması için önemli bir adım daha atılıyor. Çorum Belediyesi, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi adaylığı kapsamında yürüttüğü “Gastro Çorum” projesiyle, dünyanın saygın gastronomi organizasyonlarından San Sebastian Gastronomika’ya konuk şehir olarak katılacak. İspanya’nın San Sebastian kentinde 5-7 Ekim 2026 tarihlerinde düzenlenecek organizasyonda Çorum mutfağı; dünyaca tanınmış şefler, gastronomi profesyonelleri ve sektör temsilcileriyle buluşacak. Türkiye’den bir belediyenin ilk kez davet edildiği Gastronomika’da Çorum Belediyesi, kentin gastronomi kültürünü uluslararası arenada temsil edecek. BİNLERCE YILLIK MUTFAK KÜLTÜRÜ DÜNYAYA ANLATILACAK Çorum’un gastronomi kimliğini yalnızca yöresel yemeklerden ibaret görmeyen Çorum Belediyesi, kentin binlerce yıllık tarihi ve kültürel birikimini de uluslararası platforma taşıyacak. Hititlerin başkenti Hattuşa’ya ev sahipliği yapan Çorum’da, çivi yazılı tabletlerde tarım, üretim, yemek ve ekmek kültürüne ilişkin kayıtlar bulunuyor. Bu tarihsel mirastan beslenen Çorum mutfağı, San Sebastian Gastronomika’da “topraktan sofraya” uzanan bir hikâyeyle tanıtılacak. Çorum’un gastronomisinin tarih, kültür, kimlik ve yerel kalkınmayla kurduğu bağ, uluslararası katılımcılarla paylaşılacak. ÇORUM’UN LEZZETLERİ SAN SEBASTİAN’DA Gastronomika’da Çorum için ayrılan dört farklı alanda kentin yöresel ürünleri ve geleneksel lezzetleri tanıtılacak. Çorum leblebisi, Kargı tulumu, Oğuzlar cevizi ve Alaca mor soğanı başta olmak üzere kentin coğrafi ve yöresel değerleri gastronomi dünyasının temsilcileriyle buluşacak. Etkinlik kapsamında ayrıca geleneksel şerbetler, Hitit ekmeği, İskilip dolması ve Kargı tulumu küçük porsiyonlarla tadıma sunularak Çorum mutfağının farklı lezzetleri uluslararası konukların beğenisine sunulacak. MECLİS KARARIYLA ÇORUM’DAN HEYET FUARA KATILACAK Çorum’un gastronomi alanında uluslararası tanınırlığını artırmak ve kenti UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil etmek amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, Çorum’dan bir heyet İspanya’da düzenlenecek San Sebastian Gastronomika’ya katılacak. Çorum’u organizasyonda; Çorum Valisi Ali Çalgan, Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, ÇESOB Başkanı Recep Gür ile şefler ve gastronomi yazarlarından oluşan heyet temsil edecek. Heyetin fuara katılımına ilişkin çalışmalar, Eylül ayı Belediye Meclisi gündeminde de ele alındı. Organizasyonda heyetin, uluslararası gurmeler, şefler ve gastronomi profesyonelleriyle temaslarda bulunarak Çorum mutfağının tanıtımına yönelik görüşmeler gerçekleştirmesi hedefleniyor. Gerçekleştirilecek tanıtım ve temasların, Çorum’un UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dahil edilmesi amacıyla hazırlanan başvuru dosyasına da katkı sağlaması bekleniyor. HEDEF UNESCO, HEDEF DÜNYA San Sebastian Gastronomika, Çorum Belediyesi’nin gastronomi alanındaki uluslararası açılımının önemli duraklarından biri olacak. Gastro Çorum projesiyle kentin mutfak kültürünü kayıt altına alan, tanıtan ve uluslararası ölçekte görünür kılmayı hedefleyen Çorum Belediyesi, bu çalışmaları UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dahil olma hedefiyle sürdürüyor. Çorum’un San Sebastian Gastronomika’daki temsiliyle birlikte, kentin yalnızca lezzetleri değil; Hititlerden günümüze uzanan gastronomi hafızası, üretim kültürü ve yerel değerleri de dünya gastronomi kamuoyunun gündemine taşınacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAV, Kuzey Makedonya Ohrid Havalimanı’nı Yeniledi Haber

TAV, Kuzey Makedonya Ohrid Havalimanı’nı Yeniledi

Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası, TAV Havalimanları, Kuzey Makedonya’da işlettiği Ohrid Havalimanı’ndaki yenileme çalışmalarını tamamladı. Yenilenen terminal; Kuzey Makedonya Başbakanı Hristijan Mickoski, Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma Bakanı Aleksandar Nikoloski, TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kaptan, TAV Makedonya Genel Müdürü Nejat Kurt ile kamu kurumlarının ve bürokrasinin temsilcilerinin katıldığı törenle hizmete açıldı. Toplam 2,7 milyon avroluk yatırım kapsamında terminalin 3 bin 364 metrekarelik bölümü yenilendi. Check-in, güvenlik ve pasaport kontrol alanları genişletilirken kapılar, bagaj alım alanları ile geliş ve gidiş salonları modernize edildi. İdari binanın genişletilmesiyle havalimanı çalışanları, sınır polisi ve gümrük görevlileri için yeni çalışma alanları oluşturuldu. Projeyle havalimanının operasyonel kapasitesi artırıldı. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kaptan, “2010’dan bu yana işlettiğimiz Üsküp ve Ohrid havalimanlarına yaklaşık 300 milyon avro yatırım yaptık. Yıllık yolcu trafiğini dört kattan fazla artırdık. Üsküp ve Ohrid, 2026’da Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanları arasında yer alıyor. Güçlü tarihsel ve kültürel bağlar bulunan ikili ilişkilere katkı sunmaktan da mutluluk duyuyoruz” dedi. Kuzey Makedonya Başbakanı Hristijan Mickoski, “TAV Havalimanları’nın başarılı çalışmaları sayesinde Ohrid Havalimanı bu yıl önemli rekorlara ulaştı. Yeni yatırımlar ve iş birliğimizle bu rakamları daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Ohrid Havalimanı’nda tamamlanan çalışmalar, Kuzey Makedonya’daki havalimanlarında sunulan hizmet kalitesinin geliştirilmesi açısından önemli bir adım. Havalimanının yeni görünümü ve artan kapasitesiyle yolcu ve havayolu sayısının yükselmesini bekliyoruz. Hükümet olarak bölgenin turizmine ve ekonomisine katkı sağlayan Ohrid Havalimanı’nı desteklemeyi sürdüreceğiz. TAV Havalimanları’na teşekkür ediyor, Üsküp ve Ohrid havalimanlarında daha birçok projeyi birlikte gerçekleştirmeyi diliyorum” dedi. Sekiz havayoluyla 17 destinasyona bağlantı sunan Ohrid Havalimanı, bu yıl tarihinin en yüksek yaz sezonu yolcu trafiğini kaydetti. Kuzey Makedonya’nın önemli turizm merkezlerinden Ohrid, doğal ve kültürel mirasıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Avrupa’nın en eski yerleşimlerinden biri olan kent; milyonlarca yıllık Ohrid Gölü, zengin biyolojik çeşitliliği, tarihî yapıları ve Bizans dönemi eserleriyle öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şanlıurfa’nın Kültürel Zenginlikleri Azerbaycan’da Haber

Şanlıurfa’nın Kültürel Zenginlikleri Azerbaycan’da

Gala gecesinde konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, “Bakü ile Urfa arasında kilometrelerce mesafe olabilir ama gönüllerimiz arasında mesafe hiçbir zaman olmadı” diyerek, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğine vurgu yaptı. Şanlıurfa’nın binlerce yıllık tarihi, kültürü, sanatı, musikisi, geleneksel mutfağı ve kadim değerlerinin Azerbaycan’da tanıtılması amacıyla düzenlenen etkinlikler, 4-6 Eylül tarihleri arasında Bakü’de gerçekleştiriliyor. UNESCO tarafından Müzik Şehri unvanına layık görülen Şanlıurfa’nın zengin müzik kültürünün de ön plana çıkarıldığı etkinliklerde, kentin geleneksel musikisi, sıra gecesi kültürü ve kendine özgü sanat anlayışı Azerbaycanlılarla buluşturuluyor. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen organizasyona Yunus Emre Enstitüsü, İçerişehir Devlet Tarih-Mimarlık Korusu, Samsat Belediyesi ve Türkiye-Azerbaycan İş Adamları ve Sanayiciler İçtimai Birliği (TÜİB) destek veriyor. Bakü’de tarihi bir mekanda düzenlenen gala gecesine Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Azerbaycan Cumhuriyeti Milletvekilleri Fazıl Mustafa ve Melahat İbrahimkızı, T.C. Bakü Büyükelçisi Prof. Dr. Birol Akgün, Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi meclis üyeleri Ahmet Oruç, Ömer Faruk Aksoy, Dilan Doğan, Mehmet Özyavuz ve Ali Samar, Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Daire Başkanı Elif Esra Önal, TÜİB Başkanı Hüseyin Büyükfırat ve çok sayıda davetli katıldı. BAŞKAN GÜLPINAR: “BAKÜ İLE URFA ARASINDA GÖNÜLLERİMİZDE MESAFE YOK” Gecede konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Şanlıurfa sofrasının yalnızca yemeklerin paylaşıldığı bir yer olmadığını belirterek, sofranın dostluk, kardeşlik ve muhabbetin sembolü olduğunu söyledi. Şanlıurfa ile Azerbaycan arasındaki kültürel benzerliklere dikkat çeken Başkan Gülpınar, Bakü ile Şanlıurfa arasında kilometrelerce mesafe bulunmasına rağmen gönüller arasında hiçbir zaman mesafe olmadığını ifade etti. Gülpınar, “Bugün burada kurduğumuz bu sofranın dostluğumuzun da güzel bir sembol olduğuna inanıyorum. Dilerim bu buluşmalarımız bundan sonra da devam eder. Daha çok birbirimizi ziyaret ederiz, kültürümüzü paylaşırız ve iki güzel şehrin dostluğunu daha da güçlendiririz.” dedi. Şanlıurfa Tanıtım Günleri’nin Azerbaycan gibi kardeş bir ülkede başlatılmasının kendileri açısından ayrı bir anlam taşıdığını belirten Gülpınar, organizasyona katkı sunan kurum, kuruluş ve iş insanlarına teşekkür etti. ŞANLIURFA SOFRASI BAKÜ’DE KURULDU Gala gecesinde Şanlıurfa’nın geleneksel lezzetleri de Azerbaycanlı davetlilerin beğenisine sunuldu. Gecede kentin simge lezzetlerinden çiğ köftenin yanı sıra, sıcak iklimin ferahlatıcı içeceği meyan şerbeti ile kendine özgü sunumu ve aromasıyla bilinen mırra da misafirlere ikram edildi. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Urfa Ahengi Topluluğu da sahne alarak, Şanlıurfa musikisinin birbirinden güzel eserlerini seslendirdi. Programda, Azerbaycan halk oyunları ve folklor ekibi de sahne alarak geleneksel gösterilerini sundu. Şanlıurfa ve Azerbaycan’ın birbirinden zengin folklorik değerlerinin aynı sahnede buluştuğu gösteriler, davetlilerden büyük beğeni topladı. Programda ayrıca Dilruba Kaya isimli çocuk da, Şanlıurfa şiirini seslendirdi. AZERBAYCAN’DAN ŞANLIURFA’YA KARDEŞLİK MESAJLARI T.C. Bakü Büyükelçisi Prof. Dr. Birol Akgün, Şanlıurfa gibi köklü bir tarihe sahip şehrin Hazar kıyısında tanıtılmasının kendileri açısından anlamlı olduğunu belirterek, Şanlıurfa’nın kültürel değerlerinin Bakü’de paylaşılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız ise Bakü’de Şanlıurfa’nın kültürel tanıtımına yönelik düzenlenen programın iki toplum arasında ortak bir bağ oluşturmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Azerbaycan Cumhuriyeti Milletvekili Fazıl Mustafa, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkilerinin her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, bu tür kültürel etkinliklerin iki ülke arasındaki bağların geliştirilmesi açısından önemli olduğunu söyledi. Milletvekili Melahat İbrahimkızı da Şanlıurfa’nın tarihî ve kültürel önemine vurgu yaparak, Şanlıurfa’nın Azerbaycan’daki kültür günlerinin düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. TÜİB Başkanı Hüseyin Büyükfırat ise organizasyonun gerçekleşmesinde Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın desteğinin önemli olduğunu belirterek, katkı sunanlara teşekkür etti. Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat da Şanlıurfa ile Adıyaman arasındaki tarihî ve kadim kardeşliğe dikkat çekerek, Şanlıurfa halkının geçmişte Adıyaman’a verdiği desteğin unutulmadığını ifade etti. Şehit Abbas Qasımov’un annesi Kifayət Qasımova da daha önce Türkiye’de ilk ziyaret ettiği şehirlerden birinin Şanlıurfa olduğunu belirterek, kentte gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti ve Şanlıurfa’ya duyduğu sevgiyi anlattı. Şanlıurfalı iş insanı Hikmet Mangal ise Şanlıurfa’nın kültürel zenginliklerinin Azerbaycan’da tanıtılmasının Türkiye-Azerbaycan kardeşliğine ayrı bir anlam kattığını belirterek, organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Programda Şanlıurfa şiirini okuyan Dilruba Kaya ise, Bakü’deki etkinlikle ilgili duygularını, “Urfa’yı Bakü’ye taşımışlar gibi hissediyorum şahsen. Çünkü özlediğim bir yeri sanki Azerbaycan’a taşımışlar ve hasretimi gideriyor gibi hissediyorum.” sözleriyle ifade etti. ETKİNLİKLER 6 EYLÜL’E KADAR DEVAM EDECEK Şanlıurfa Tanıtım Günleri kapsamında Bakü’de kurulan tanıtım stantlarında Şanlıurfa’nın kültürel ve gastronomik değerleri ziyaretçilerle buluşturulacak. 5 Eylül’de stantların yanı sıra basın toplantısı, sergi açılışı, ebru ve hat atölyeleri gerçekleştirilecek. Akşam saatlerinde ise resmî açılış ve konser programı düzenlenecek. Programda Azerbaycan Millî Konservatuvarı öğrencileri ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi sanatçıları sahne alacak. 6 Eylül’de de 11.00-18.00 saatleri arasında tanıtım stantları ziyaretçilere açık olacak. Şanlıurfa Kültür Günleri, Şanlıurfa’nın tarihini, kültürünü, musikisini ve gastronomisini Hazar’ın kıyısında Azerbaycanlılarla buluşturarak Türkiye-Azerbaycan kardeşliğine kültürel bir köprü oluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğu ve Güneydoğu’nun Turizm Gücü Birlikte Büyüyecek Haber

Doğu ve Güneydoğu’nun Turizm Gücü Birlikte Büyüyecek

Turizmi 81 ile ve yılın 12 ayına yaymayı hedeflediklerini belirten Ersoy, bölgedeki turizm ürünlerinin doğru şekilde birbirleriyle ilişkilendirilmesiyle ziyaretçilerin kalış süresinin ve turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini vurguladı. TGA’nın küresel tanıtım gücünün Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullanıldığını kaydeden Ersoy, beş şehrin ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini açıkladı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın turizm geleceğinin değerlendirildiği Bölgesel Turizm Çalıştayı düzenlendi. Elazığ’da gerçekleştirilen ve beş şehrin sahip olduğu turizm değerlerinin ortak bir vizyonla ele alındığı çalıştayın açılışında konuşan Bakan Ersoy, turizmde “birlikteliğin gücünü” harekete geçirdiklerini ifade ederek artık yalnızca tek bir destinasyonu tanıtmanın yeterli olmadığına dikkati çekti. Programda Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Bingöl Valisi Dr. Cahit Çelik, Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Malatya Valisi Seddar Yavuz ve Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu da yer aldı. 81 İlde 12 Ay Turizm Hedefi Türkiye’yi dünya turizminde hak ettiği zirveye taşımak için çalıştıklarını belirten Bakan Ersoy, temel hedeflerinin turizmi ülkenin 81 iline ve yılın 12 ayına yaymak, ürün çeşitliliğini artırmak, ziyaretçilerin Türkiye’de daha uzun süre kalmasını sağlamak ve turizmin oluşturduğu ekonomik ve sosyal değerden şehirlerin daha fazla pay almasını temin etmek olduğunu söyledi. Bugünün ziyaretçisinin bir şehri görmekten çok bir deneyim yaşamak istediğini belirten Ersoy; bir bölgenin tarihini keşfetmek, mutfağını tanımak, doğasını deneyimlemek ve kültürünü hissetmek isteyen ziyaretçilere tek bir seyahat rotası içerisinde bütüncül bir deneyim sunulması gerektiğini kaydetti. Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Dolayısıyla bizim de ziyaretçiye yalnızca gidilecek yerler değil, takip edilecek rotalar; yalnızca görülecek mekânlar değil, yaşanacak hikâyeler sunmamız gerekiyor.” Beş Şehir, Birbirini Tamamlayan Büyük Bir Turizm Coğrafyası Çalıştayın kapsadığı Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın birbirinden farklı ancak birbirini tamamlayan güçlü turizm değerlerine sahip olduğunu belirten Ersoy, beş şehrin yalnızca ayrı ayrı destinasyonlar olarak değil, birbirini tamamlayan büyük bir turizm coğrafyasının parçaları olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Adıyaman’ın Nemrut Dağı Ören Yeri, Perre Antik Kenti ve Cendere Köprüsü başta olmak üzere tarihî ve kültürel mirasıyla dünya ölçeğinde bir değere sahip olduğunu ifade eden Ersoy, Malatya’nın ise UNESCO Dünya Mirası ilan edilen Arslantepe Höyüğü, Eski Malatya surları, coğrafi işaretli gastronomisi, doğası ve yerel yaşam kültürüyle güçlü bir turizm potansiyeli taşıdığını kaydetti. Elazığ’ın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki tarihî Harput Kenti, Hazar Gölü, Buzluk Mağarası, zengin mutfağı ve köklü kültürel mirasıyla bölgenin önemli destinasyonlarından biri olduğunu belirten Ersoy; Tunceli’nin Munzur Vadisi Milli Parkı, Ovacık Gözeleri, doğası ve outdoor turizm imkânlarıyla öne çıktığını söyledi. Bingöl’ün ise Yüzen Adalar’dan Hesarek Kayak Merkezi’ne, termal kaynaklarından yaylalarına ve henüz yeterince keşfedilmemiş değerlerine kadar önemli bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. 5 İlde 130 Tesis, 11 Bin 222 Yatak Her şehrin sahip olduğu farklı turizm ürünlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ersoy, asıl meselenin bu değerlerin doğru şekilde ürünleştirilmesi ve birbirleriyle ilişkilendirilmesi olduğunu söyledi. Bu sayede ziyaretçilerin bölgede kalış süresinin uzatılabileceğini, turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini ve bu değerin daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğini ifade eden Ersoy, beş ilde toplam 130 konaklama tesisi ve 11 bin 222 yatak kapasitesi bulunduğunu açıkladı. Önümüzdeki dönemde mevcut kapasitenin daha etkin kullanılması ve turizm hareketliliğinin gelişmesine paralel olarak nitelikli yatırımların önünün açılması gerektiğini belirten Ersoy, bir destinasyonu turizm merkezi hâline getiren unsurun yalnızca konaklama yatırımları olmadığının altını çizdi. Ulaşımdan gastronomiye, çevre düzenlemesinden destinasyon yönetimine, kültür varlıklarının korunmasından nitelikli insan kaynağına, tanıtımdan ziyaretçi deneyimine kadar bütün unsurların birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Kamu, Özel Sektör, Akademi ve Sivil Toplum Aynı Masada Turizmde başarıyı merkezi yönetimin tek başına gerçekleştireceği bir hedef olarak görmediklerini belirten Bakan Ersoy; valiliklerin, belediyelerin, üniversitelerin, kalkınma ajanslarının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel paydaşların sürecin içerisinde olması gerektiğini ifade etti. Bakanlık tarafından başlatılan İl Tanıtım ve Geliştirme Programı’nın da bu anlayışla yürütüldüğünü söyleyen Ersoy, beş ilde TGA koordinasyonunda oluşturulan kurullar aracılığıyla kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşturulduğunu bildirdi. TGA 200’den Fazla Ülkede Türkiye’yi Tanıtıyor Turizmde diğer önemli başlığın tanıtım olduğunu belirten Ersoy, Türkiye’nin 2019 yılında kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla 200’den fazla ülkede reklam, tanıtım, ağırlama ve PR faaliyetleri gerçekleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin dünyanın açık ara en fazla ve en yoğun tanıtım yapan ülkesi konumuna geldiğini ifade eden Ersoy, 2026 yılının ilk 6 ayında 25,8 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapıldığını ve turizm gelirinin 25,7 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Türkiye’nin turizm vizyonunun yalnızca ziyaretçi sayıları veya turizm gelirleri üzerinden değerlendirilmediğini belirten Ersoy; tarih, kültür, arkeolojik miras, gastronomi, doğa, inanç merkezleri, yaylalar, göller, dağlar ve geleneksel yaşam kültürünün Türkiye’ye büyük bir ürün çeşitliliği sunduğunu söyledi. Ersoy, çalıştayın temel nedeninin de bu zenginliği daha güçlü bir turizm değerine dönüştürmek olduğunu vurguladı. Beş Şehrin Dünyadaki Görünürlüğü Artırılacak TGA’nın tanıtım gücünü Türkiye’nin dünyada zaten bilinen destinasyonlarının yanında Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullandıklarını belirten Bakan Ersoy, Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini söyledi. Dijital iletişimden sosyal medyaya, uluslararası PR faaliyetlerinden içerik çalışmalarına kadar farklı mecralarda bu şehirleri anlatmaya devam edeceklerini ifade eden Ersoy, GoTürkiye mecraları ve şehirler için oluşturulan sosyal medya hesaplarında beş ille ilgili paylaşımlar yapıldığını kaydetti. CNN International, Euronews, BBC International ve Al Jazeera gibi global haber kanallarıyla gerçekleştirilen iş birlikleriyle Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki turizm değerlerinin tanıtımına da katkıda bulunulduğunu belirtti. 8 Mini Diziyle 9 Milyardan Fazla Gösterim Geçen yıldan itibaren hayata geçirilen “Mini Dizi Tanıtım Stratejisi”ne de değinen Bakan Ersoy, Haziran 2025’te Antalya Gambit ile başlayan mini dizi iletişimleri kapsamında toplam sekiz mini dizinin yayımlandığını açıkladı. Bu çalışmalarla 9 milyardan fazla gösterim ve 5,5 milyar izlenmeye ulaşıldığını belirten Ersoy, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tanıtımına katkıda bulunan Whisper of Origins isimli dizinin temmuz ayında yayına girdiğini, Doğu Anadolu Bölgesi’ni konu alacak dizi için de planlamaların yapıldığını söyledi. “Şehirlerimizi Birbirlerinin Rakibi Olarak Görmüyoruz” Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’yı sahip oldukları değerlerle Türkiye’nin turizm haritasında çok daha güçlü bir konuma taşımak istediklerini söyledi. Ersoy şöyle konuştu: “Şehirlerimizi birbirlerinin rakibi olarak değil, birbirlerinin gücünü artıran destinasyonlar olarak görüyoruz. Bunu başardığımızda sadece ziyaretçi sayısını artırmış olmayacağız. Turizmi şehirlerimiz için daha güçlü bir ekonomik değer, gençlerimiz için yeni bir istihdam alanı, yerel üreticilerimiz için yeni bir pazar ve kültürel mirasımızın korunması için sürdürülebilir bir kaynak hâline getirmiş olacağız.” Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak şehirlerin ve sektörün yanında olmaya devam edeceklerini belirten Ersoy, TGA’nın tanıtım gücü, Bakanlığın kültür ve turizm politikaları ve yerel paydaşların katkısıyla bölgenin sahip olduğu potansiyelin daha ileriye taşınacağına inandığını ifade etti. Bakan Ersoy, çalıştaya katkı sunan AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı başta olmak üzere kurumlara, sektör temsilcilerine, akademisyenlere ve paydaşlara teşekkür ederek buradan çıkacak fikirlerin yeni projelere, yeni rotalara ve güçlü iş birliklerine dönüşmesini temenni etti. Ersoy, beş şehrin sahip olduğu değerlerin ortak bir vizyonla buluşturulması hâlinde bu coğrafyanın Türkiye turizminin yeni çekim merkezlerinden biri olacağına yürekten inandığını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.