Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Unesco

Kapsül Haber Ajansı - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özer Matlı: “Bursa'nın Potansiyelini Daha İleriye Taşıyacağız” Haber

Özer Matlı: “Bursa'nın Potansiyelini Daha İleriye Taşıyacağız”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçim süreci kapsamında düzenlenen ilk buluşma, Bursa ticaretinin asırlardır merkezi olan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi'nde gerçekleştirildi. Tarihi Çarşılar Federasyonu'nun düzenlediği programda bölge esnafı ile bir araya gelen BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın köklü ticaret kültürünü istişare, dayanışma ve birlikte üretme anlayışıyla geleceğe taşımak için çalışacaklarını söyledi. Fidan Han`da gerçekleştirilen programa Tarihi Çarşılar Federasyonu Başkanı Muhsin Özyıldırım, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Derneği Başkanı İsa Altıkardeş, bölgede faaliyet gösteren oda ve dernek başkanları ile çok sayıda Kapalı Çarşı esnafı katıldı. Bursa iş dünyasının farklı kesimlerini bir araya getiren programda sektörlerin beklentileri, ticaret hayatının güncel sorunları ve BTSO'nun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. “Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi Ticaret Geleneğinin Yaşayan Temsilcisidir” Programda konuşan Özer Matlı, Bursa'nın ticaret kültürünün en önemli merkezlerinden biri olan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi'nin yalnızca Bursa için değil, Türkiye için de büyük bir değer taşıdığını söyledi. Yaklaşık 4 bin iş yerine ev sahipliği yapan bölgenin Bursa'nın yaşayan ticaret hafızası olduğunu ifade eden Matlı, “Bursa'nın sanayisi ne kadar güçlü ise ticaret kültürünün kalbi de burada atmaktadır. Bu bölge yalnızca dükkânlardan oluşan bir alan değil; ahilik kültürünün, esnaf dayanışmasının ve yüzyıllardır süregelen ticaret geleneğinin yaşayan temsilcisidir” dedi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hanlar Bölgesi'nin Bursa ekonomisinin temel yapı taşlarından biri olduğunu vurgulayan Matlı, tarihi mirasın korunması kadar bölgedeki esnafın güçlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını belirterek, “Bizim için önemli olan tarihi mirasımızı korurken esnafımızın ticari hayatını daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha rekabetçi hale getirmektir. Esnafımızın güçlü olması Bursa'nın güçlü olması demektir” ifadelerini kullandı. “Çarşımızın Geleceği İçin Kararlılıkla Çalışacağız” Bursa Ticaret Borsası olarak bugüne kadar Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesine verilen destekleri yeni süreçte de sürdüreceklerini ifade eden Matlı, BTSO’nun bütçe imkânları doğrultusunda Tarihi Çarşılar Federasyonu ve Birliğimize yakışır, Türkiye’ye örnek olacak temsil ve hizmet alanlarının oluşturulmasına katkı sunacaklarını açıkladı. Matlı, yaklaşık 700 yıldır ticaret hayatına ev sahipliği yapan bu tarihi değerin geleceğe taşınmasının ortak bir sorumluluk olduğunu belirterek, “Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu arasında çözüm bekleyen konuların giderilmesi noktasında üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız. Bu değer Bursa’nın ortak mirasıdır ve gelecek nesillere en iyi şekilde taşınmalıdır” dedi. “Tüm Üyelerimizi Kapsayan Bir Yönetim Anlayışı İnşa Edeceğiz” Programda konuşan Matlı, Bursa'nın sahip olduğu üretim gücü, ticaret birikimi ve girişimcilik kültürüyle Türkiye ekonomisinin en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bursa'nın ekonomik gücünün temelinde güçlü sanayisi kadar köklü ticaret kültürü de bulunmaktadır. Esnafımızın, tüccarımızın, sanayicimizin ve hizmet sektörümüzün görüşlerini merkeze alan bir anlayışla hareket edeceğiz. BTSO'nun tüm üyelerini kapsayan, onların beklentilerine kulak veren ve çözüm üreten bir yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz. “Tarihi Çarşı'nın Köklü Mesleklerini Dijital Dünyaya Taşıyacağız” Bursa Ticaret Borsası olarak şehrimizin geleneksel lezzetlerini tanıtmak amacıyla hayata geçirdiğimiz ve büyük ilgi gören Off The Record dijital içerik çalışmalarımızın benzerlerini Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgemiz için de gerçekleştireceğiz. Bursa bıçakçılığı, sedefkârlığı, sepetçiliği gibi çarşımızın sahip olduğu diğer köklü meslekleri dijital platformlarda daha görünür hale getirerek hem kültürel mirasımızın korunmasına hem de çarşı esnafımızın ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlayacağız. “Bursaspor ve Tarihi Çarşı Arasında Yeni İş Birlikleri Kuracağız” Çarşı esnafımızın şehrimizin ortak değeri olan Bursaspor’a verdiği destek hepimizin malumudur. Bursaspor’un kent aidiyetini güçlendiren en önemli marka değerlerimizden biri olduğuna inanıyoruz. Bursa’nın marka değerlerini birbirleriyle daha güçlü şekilde buluşturacağız. Bursaspor, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi, kültürel mirasımız ve turizm potansiyelimiz arasında yeni iş birlikleri geliştirerek hem kentimizin tanıtımına hem de turizm hareketliliğine katkı sağlayacağız. “Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi'nin Marka Değerini Güçlendireceğiz” Bölgemizin yalnızca Bursa’da değil, Türkiye genelinde de daha fazla bilinir hale gelmesi için tanıtım faaliyetlerine destek vereceğiz. İç turizm açısından diğer şehirlerle olan bağlantılarının güçlendirilmesi, ziyaretçi sayısının artırılması ve bölgenin marka değerinin yükseltilmesi önceliklerimiz arasında yer alacaktır. “Yıllardır Bekleyen Konuları Sonuçlandıracağız” Yaklaşık 13 yıldır gündemde yer alan ve çarşı esnafımızın ticaretini geliştirmesinin önünde engel oluşturan sorunları ilgili kurumlarımızla iş birliği içerisinde ele alacak, çözüm bekleyen başlıkları tek tek sonuçlandırmak için kararlılıkla çalışacağız. Esnafımızın taleplerini dinleyerek, birlik ve beraberlik içerisinde bu sorunları hep birlikte çözüme kavuşturacağız. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, “Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi'nden aldığımız birlik, dayanışma ve üretim ruhuyla; Bursa iş dünyasının tüm kesimlerini aynı hedef etrafında buluşturarak şehrimizin ekonomik ve sosyal potansiyelini daha ileriye taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hititlerin Başkenti Çorum, Gastronomiyle UNESCO Yolunda Haber

Hititlerin Başkenti Çorum, Gastronomiyle UNESCO Yolunda

Bu yolculuğun ilk güçlü uluslararası adımı ise 4–7 Haziran’da Çorum’da gerçekleşecek Açık Ateş gastronomi etkinliği olacak. Farklı ülkelerden şefleri, gastronomi profesyonellerini ve fikir insanlarını ağırlayacak etkinlik, Çorum’u dünya gastronomi çevrelerinin dikkatle izleyeceği önemli bir buluşma noktasına dönüştürmeye hazırlanıyor. Çorum, bugün tarihsel mirasını, üretim gücünü, tarımsal zenginliğini ve mutfak hafızasını yeniden yorumlayarak güçlü bir şehir markası oluşturma yolunda ilerliyor. Bu yeni vizyon, Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın ev sahipliğinde, Anadolu mutfağının İstanbul’daki önemli temsilcilerinden Sade Beş Denizler’de gerçekleşen özel buluşmada paylaşıldı. Zeynep Aktaş, Hatice Ünal Bilen, Dinçer Karacalar, Fatoş Karahasan, Yücel Koç, Zühre Kurt, Lale Elmacıoğlu, Aliye Gümüş, Medine İşbilir, Vahap Munyar, Adnan Şahin, Faruk Şüyün, Mehmet Tel, Reha Tartıcı, Zeynep Kakınç ve Gökhan Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu medya, ekonomi, gastronomi ve turizm dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı toplantıda; Çorum’un gastronomi ekseninde şekillenen gelecek vizyonu, UNESCO Gastronomi Şehri hedefi ve uluslararası açılım planları değerlendirildi. Toplantıda konuşan Başkan Aşgın, şehrin yalnızca geçmişiyle değil geleceğiyle de güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Çorum’u tek bir ürünle anlatmak mümkün değil. Bu şehir tarih, üretim, tarım, kültür ve güçlü bir mutfak hafızasını aynı anda taşıyor. Biz mutfağa yalnızca lezzet olarak değil; kültürel miras, turizm ve ekonomik kalkınmanın önemli bir bileşeni olarak bakıyoruz.” HİTİTLERDEN BUGÜNE UZANAN SOFRA HAFIZASI Bir dönem Hitit İmparatorluğu’na başkentlik yapan Çorum, Anadolu’nun en köklü medeniyet hafızalarından birini taşıyor. Bu miras yalnızca arkeolojik alanlarda değil; tahıl kültüründe, kolektif sofra geleneğinde, pişirme tekniklerinde, üretim alışkanlıklarında ve kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak bilgisinde yaşamaya devam ediyor. İnsanlık tarihinin ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş’in mirasını taşıyan şehir, bugün geçmişini yalnızca tarihsel bir referans olarak değil; yaşayan bir kültürel değer olarak yeniden okuyor. Tahıl ve bakliyat temelli beslenme alışkanlıkları, uzun pişirme teknikleri, saklama yöntemleri, imece kültürü, toplu sofra geleneği ve kadın emeğiyle şekillenen mutfak yapısı; Çorum’u Anadolu’daki birçok şehirden ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Bugün çoğu zaman Çorum, Leblebisi ile anılsa da şehir; İskilip dolması, Kargı tulumu, Osmancık pirinci, Çorum mantısı, tandır kebabı, has baklava, Alaca boranası, hingal, yarma aşı ve geleneksel hamur işleriyle çok daha katmanlı bir gastronomik hafızaya sahip. Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre Çorum’un coğrafi işaretli ürün sayısı bugün 36’ya ulaşmış durumda. Hitit Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen akademik çalışmalarda; Hitit tabletlerinde yer alan üretim ve pişirme izleri incelenirken, yerel üreticiler, ustalar ve mutfak hafızasını taşıyan isimlerle sözlü tarih çalışmaları gerçekleştiriliyor. Amaç, bu birikimi yalnızca anlatmak değil; kayıt altına alarak geleceğe taşımak. UNESCO GASTRONOMİ ŞEHRİ HEDEFİ Çorum Belediyesi öncülüğünde yürütülen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri hazırlıkları kapsamında geniş katılımlı bir çalışma modeli oluşturuldu. Çorum Valiliği, Hitit Üniversitesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, kamu kurumları, turizm temsilcileri ve ilgili paydaşların dahil olduğu süreçte hedef; Çorum’un gastronomik potansiyelini kalıcı ve sürdürülebilir bir şehir modeline dönüştürmek. Başkan Aşgın bu süreci şöyle değerlendirdi: “Bizim meselemiz yalnızca bir listeye girmek değil. Yerel üreticiyi destekleyen, mutfak hafızasını koruyan, genç kuşaklara aktaran ve ekonomik dönüşüm yaratan kalıcı bir gastronomi ekosistemi oluşturmak istiyoruz.” GASTRO ÇORUM: YENİ NESİL ŞEHİR ANLATISI Çorum Belediyesi’nin geliştirdiği Gastro Çorum yaklaşımı; mutfak kültürünü restoran deneyiminin ötesine taşıyarak üretim, turizm, kültürel sürdürülebilirlik ve şehir ekonomisiyle bütünleştiriyor. Hazırlanan yol haritasında; gastronomi rotaları köy sofraları yerel üretim deneyimleri usta-çırak eğitim programları dijital gastronomi arşivi üretici odaklı projeler mutfak hafızasının belgelenmesi gibi başlıklar yer alıyor. Restore edilerek yeniden işlevlendirilen tarihi yapılar da bu yaklaşımın somut örnekleri arasında bulunuyor. Bu kapsamda yeniden hayat bulan Veli Paşa Hanı, geleneksel Çorum mutfağının yaşatıldığı önemli gastronomi duraklarından biri haline geldi. GÜÇLÜ TARIM, GÜÇLÜ ÜRETİM Çorum’un bu yaklaşımının arkasında güçlü bir üretim altyapısı bulunuyor. Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan şehir; tahıl, bakliyat ve farklı üretim kalemlerindeki kapasitesiyle gastronomiyi yalnızca kültürel değil, ekonomik kalkınma açısından da stratejik bir alan olarak konumluyor. ULUSLARARASI GASTRONOMİ GÜNDEMİNDE ÇORUM Çorum, gastronomi eksenli şehir vizyonunu uluslararası platformlara da taşımaya başladı. EMITT, Travel Turkey ve ITB Berlin gibi önemli organizasyonlarda yer alan şehir, önümüzdeki dönemde İspanya’daki önemli gastronomi platformlarında da görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Bu çerçevede Açık Ateş, Çorum’un uluslararası gastronomi sahnesine güçlü çıkışlarından biri olarak öne çıkıyor. 4–7 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek etkinlikte İspanya, Fransa, İtalya, Brezilya ve farklı ülkelerden şefler ile gastronomi profesyonelleri Çorum’da buluşacak. Açık ateş pişirme kültürü, kadim üretim teknikleri, sürdürülebilirlik, yerel ürünler ve gastronomik hafıza; paneller, deneyim alanları ve şef buluşmalarıyla farklı perspektiflerden ele alınacak. Açık Ateş, yalnızca bir etkinlik değil; Çorum’un gastronomi üzerinden dünyaya açılan yeni hikâyesinin güçlü başlangıçlarından biri olarak görülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arkeolojinin Duayenleri Nilüfer’de Buluştu Haber

Arkeolojinin Duayenleri Nilüfer’de Buluştu

Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Arkeoloji Gündemi”, Türkiye’de arkeoloji bilimine yön veren üç önemli ismi Pancar Deposu’nda bir araya getirdi. Prof. Dr. Mustafa Şahin’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, kent arkeolojisi ile kültürel mirasın korunması başlıkları konuşuldu. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy da katıldı. Panelde salonu dolduran katılımcılar, alanın duayen isimlerini ilgiyle dinledi. “SİDE ÖRNEK OLABİLİR” Panelde konuşan Side Kazı Başkanı Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, Side’nin kentsel ve üçüncü derece arkeolojik sit alanında yürütülen çalışmaları aktardı. 2014’te alınan sit kararının ardından 140 parselde gerçekleştirilen akademik kazılarla kentin yerleşim tarihinin milattan önce 9. yüzyıla kadar uzandığının ortaya konduğunu söyleyen Alanyalı, tiyatro ile antik liman arasındaki bölgenin ilk kez bütüncül biçimde değerlendirebildiğini belirtti. Kazı sürecinin parsel sahipleriyle imzalanan protokoller üzerinden yürüdüğünü hatırlatan Alanyalı, “Side gibi bazı antik kentlerde bu uygulama örnek olabilir; ancak her kent için aynı modelin geçerli olduğunu söylemek doğru değil” dedi. KÜLTÜREL MİRASTAKİ TAHRİBATA DİKKAT ÇEKİLDİ Arkeoloji ve Sanat Yayınları’nın sahibi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyesi Nezih Başgelen ise kültürel varlıklardaki tahribatı belgeleyen sunumuyla katılımcıların dikkatini sahadaki kayıplara çevirdi. Karabel Kaya Anıtı’nın yüzyıllık tahribat sürecini fotoğraflarla aktaran Başgelen; Latmos kaya resimleri, Kibele anıtları, Termessos lahitleri ve Edirne Muradiye Camii çinileri gibi örnekler üzerinden kayıpları anlattı. Tahribatların son yıllarda iş makineleriyle endüstriyel bir hal aldığını söyleyen Başgelen, “Yunanistan ve İtalya’da arazi teşkilatları, ağır cezalar ve etkin yaptırımlar var. Bizim de bir an önce bu yapıya kavuşmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN ARKEOLOG KADROLARI GÜÇLÜ BİR KONUMDA” Prof. Dr. Mehmet Özdoğan da Türkiye arkeolojisinin kurumsal yapısını ve teorik zeminini ele aldı. Türkiye’nin yetişmiş arkeolog kadrosunun uluslararası düzeyde çok güçlü bir konumda olduğunu vurgulayan Özdoğan, asıl sorunun bu potansiyeli sahaya yansıtacak yapının kurulamamış olması olduğunu söyledi. Arazi teşkilatı bulunmamasını, kültür envanterinin tamamlanmamış olmasını ve bilim ile bürokrasi arasındaki bağın zayıflamasını başlıca eksiklikler olarak sıralayan Özdoğan; kazı tekniği okullarının kurulması, kurtarma kazılarında profesyonel ekiplerin oluşturulması ve uluslararası koruma kuruluşlarındaki temsilin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Özdoğan, kültürel mirasın “gelecek kuşaklara aktarılmak üzere bize bırakılmış bir değer” olduğunun da altını çizdi. Katılımcıların sorularını da yanıtlayan konuşmacılara, panelin sonunda günün anısına hediye takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dedeman Hospitality’den Gaziantep’e Stratejik Yatırım Hamlesi Haber

Dedeman Hospitality’den Gaziantep’e Stratejik Yatırım Hamlesi

Dedeman Gaziantep Hotel & Convention Center, Dedeman’ın yalnızca coğrafi genişleme hedefinin değil; aynı zamanda ekonomik, ticari ve turistik potansiyeli yüksek şehirlerde doğru ölçek ve güçlü bir konumlanma stratejisi ile büyüme yaklaşımının önemli bir yansıması olarak hayata geçiriliyor. Faik Atak Anonim Şirketi yatırımı ile hayata geçirilen proje, Gaziantep’in gelişen şehir dinamikleri içerisinde markalı konaklama ve kongre altyapısına güçlü bir katkı sunmayı hedefliyor. Gaziantep: Ekonomi, Kültür ve Gastronominin Kesişim Noktası Gaziantep; güçlü sanayi altyapısı, yüksek ihracat kapasitesi ve sürekli artan ticaret hacmi ile Türkiye ekonomisinin en önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. UNESCO tarafından “Gastronomi Şehri” unvanına sahip olması, zengin kültürel mirası ve uluslararası ölçekte artan bilinirliği ile şehir, yalnızca üretim gücüyle değil; aynı zamanda turizm ve deneyim odaklı seyahat açısından da güçlü bir çekim merkezi haline gelmiş durumda. Bu çok yönlü yapı, özellikle kurumsal konaklama, iş seyahatleri ve kongre turizmi açısından artan bir talep yaratırken; Dedeman Gaziantep Hotel & Convention Center’ı üst segment şehir otelciliği için stratejik bir yatırım olarak öne çıkarıyor. Gaziantep’e Prestij Katacak Yeni Konaklama ve Kongre Merkezi Projesi Gaziantep’in Şehitkamil ilçesinde konumlanan Dedeman Gaziantep Hotel & Convention Center; yaklaşık 75.000 m² inşaat alanı, 28 katlı mimari yapısı ve 394 oda ve 900 yatak kapasitesiyle dikkat çekiyor. Tesis bünyesinde yer alacak; yüksek kapasiteli kongre ve balo salonları, farklı ölçeklerde toplantı alanları, a la carte ve ana restoran alanları, lobi bar ve sosyal yaşam alanları, geniş kapsamlı spa ve wellness merkezi, yarı olimpik yüzme havuzları ile fitness ve rekreasyon alanları, projeyi çok yönlü bir şehir oteli ve kongre merkezi olarak konumlandırıyor. Proje tamamlandığında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük, Türkiye’nin ise en kapsamlı 5 yıldızlı şehir otellerinden biri olarak öne çıkması hedefleniyor. Dedeman Hospitality, Gaziantep’te Misafirperverlik Standartlarını Yükseltiyor Gaziantep’te son yıllarda artan fuar, kongre ve iş seyahati trafiği; nitelikli ve yüksek kapasiteli konaklama altyapısına olan ihtiyacı daha da belirgin hale getiriyor. Dedeman Gaziantep Hotel & Convention Center, bu ihtiyaca Dedeman misafirperverliği ve operasyonel gücüyle yanıt vererek, şehirde yeni bir standart oluşturmayı hedefliyor. Bu yönüyle proje, Gaziantep’in mevcut ekonomik gücünü destekleyen ve şehri ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir kongre destinasyonu haline getirecek önemli bir adım olarak konumlanıyor. İnşaat süreci büyük ölçüde tamamlanan proje, Dedeman Hospitality’nin uzun vadeli büyüme stratejisinin güçlü bir parçası olarak öne çıkıyor. Gaziantep yatırımı, markanın yalnızca konaklama kapasitesini artırmaya yönelik bir adım değil; aynı zamanda yüksek potansiyel barındıran şehirlerde sürdürülebilir değer üretme yaklaşımının somut bir örneğini oluşturuyor. İmza sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, şu ifadeleri kullandı: “Gaziantep, güçlü ekonomik yapısı, ticaret hacmi ve uluslararası bilinirliği ile Türkiye’nin en stratejik şehirlerinden biri. Bu proje ile yalnızca bir otel yatırımı gerçekleştirmiyor; şehrin artan iş ve kongre turizmi potansiyeline güçlü bir yanıt veriyoruz. Dedeman Gaziantep Hotel & Convention Center, hem kapasitesi hem de sunduğu imkanlarla bölgede yeni bir referans noktası olacaktır.” Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman ise şunları ifade etti: “Gaziantep’te hayata geçirdiğimiz bu proje, markamızın kalite standartlarını şehrin güçlü ekonomik ve kültürel yapısıyla uyum içinde buluştururken, uzun vadeli ve sürdürülebilir değer yaratma yaklaşımımızın doğal bir yansımasını oluşturuyor. Altmış yılı aşan yolculuğumuzda her yeni yatırımı, büyüyen Dedeman ailesinin bir parçası olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın, önümüzdeki dönemde de birlikte hayata geçireceğimiz güçlü projelerle devam edeceğine inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dokularla Ankara Dijital Deneyim Alanında İzleyicileri Büyüledi Haber

Dokularla Ankara Dijital Deneyim Alanında İzleyicileri Büyüledi

"Doku Ankara Immersive Video Space" adıyla kurulan 150 metrekarelik deneyim alanında, Ankara'nın binlerce yıla yayılan tarihi dokuları dijital enstalasyonu görsel bir şölen olarak izleyicilere anlatıldı. Başkent'in taşta, ahşapta, motifte, kumaşta dönemin mekan anlayışı, estetik dili ve yaşam kültürünün dokularla dijital ekranda görünür hale getirildiği projede, Ankara'nın UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren Ahi Şerafeddin (Arslanhane Camii) ile Gordion Mezarı ve Ankara evleri de yer aldı. Doku Ankara'nın deneyim alanının Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları'nın büyükelçiden rektöre, yaşlılardan gençlere kadar tüm kesimler tarafından büyük ilgi gördüğünü kaydeden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, şunları söyledi: "2026 yılı hem Türk Dünyası Başkenti olması, hem de NATO toplantısının Ankara'da yapılacak olması nedeniyle Başkentimizin uluslararası arenada görünür olacağı bir yıl. Biz de 2026 yılı takvimimizle, kadim Ankara'yı tarihinin dokusu ve yine tarihimizden bize miras kalan minyatür sanatıyla tanıtmayı amaçlamıştık. Ankara'yı binlerce yıllık tarihin derinliklerinden süzülerek gelen dokularla anlatmak farklı ve ilgi çekici olmuştu. Doku Ankara, 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları'nın "yapan zeka ve yapay zeka" konseptine uygun bir şekilde dijital ekrana bir deneyim alanı olarak aktarıldı. Frigler'den Roma'ya, Bizans'tan Selçuklu'ya, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan binlerce yıllık tarihinin izlerini ses ve ışık gösterisi olarak izlemek gerçekten heyecan verici bir deneyim oldu. Gelen yorumlardan ve alanın önündeki sıralardan da büyük ilgi gördüğünü söyleyebiliriz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enkaz Ayrıştırma Projesi Türkiye'de İlk Kez Malatya’da Uygulanıyor Haber

Enkaz Ayrıştırma Projesi Türkiye'de İlk Kez Malatya’da Uygulanıyor

Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ve Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron'u ağırlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Fransız Kalkınma Ajansı ile Malatya Büyükşehir Belediyesi arasında yürütülen hibe projelerinin son durumunu değerlendirerek, kapsamlı bir istişarede bulundu. “MALATYA'MIZI YENİDEN AYAĞA KALDIRDIK” Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinde Malatya'nın büyük bir yıkım yaşadığına dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bakanlarımızın güçlü destekleri ve yerelde de yakaladığımız sinerjiyle Malatya'mızı yeniden ayağa kaldırdık. 121 bin bağımsız bölüm inşa ettik. Eskisinden daha güzel bir Malatya inşa ediyoruz" dedi. “MALATYA'NIN KAYISIDAN 500 MİLYON DOLAR GELİRİ VAR” Malatya'nın depremden sonra zirai don felaketini yaşadığını anımsatan Başkan Er, "Malatya'nın kayısıdan 500 milyon dolar geliri var. Ticareti katma değeri olan kiraz, üzüm ve ceviz gibi ürünlerimiz de bulunuyor. Depremden sonra Malatya çok ciddi bir ekonomik yara da aldı" bilgisini verdi. Başkan Er, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve Anadolu'da kurulan ilk şehir devleti olan Malatya'daki Arslantepe Höyüğü'nün Malatya için oldukça önemli olduğunu da sözlerine ekledi. “ENKAZ GERİ DÖNÜŞÜM TESİSİ KAPSAMINDA PİLOT PROJE MALATYA” Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont ise Malatya'da bulunmaktan memnun olduklarını ifade etti. Malatya'da deprem sonrası yapılan çalışmaların önemli olduğuna değinen Dumont, "İnsanlara moral verme için yaptığınız çalışma ve hayata geçirmek istediğiniz projeleri çok iyi anlıyorum. Bu noktada enkaz atığının kaldırılması insanlar için çok önemli. Enkaz ayrıştırma projesi, Türkiye'de ilk olacak. Enkaz Geri Dönüşüm Tesisi kapsamında pilot proje Malatya'da uygulanacak" diye konuştu. BAŞKAN ER: TESİSİ HIZLANDIRACAĞIZ Başkan Sami Er, en önemli işlerinin enkaz atığını rehabilite etmek olduğuna dikkat çekerek, "Ayrıştırma yapılan yerin deprem anıtı, yeşil alan olması için bir çalışma yürüteceğiz. Çevresel etki değerlendirme çalışmasına başladık. Enkaz geri dönüşüm ve rekreasyon alanı üzerinde çalışıyoruz. Enkaz bittikten sonra bu alanı yeşil alan olarak şehre kazandırmak istiyoruz. Tesisi hızlandıracağız. Sonraki aşamada da yeşil alan yapacağız" açıklamalarında bulundu. “DEPREM ATIKLARININ AYRIŞTIRMA PROJESİNE ÇOK ÖNEM VERİYORUZ” Fransız Kalkınma Ajansı Türkiye Müdürü Xavier Muron, Türkiye'de ilk Malatya'da hayata geçirilecek olan deprem atıklarının ayrıştırma projesine çok önem verdiklerini kaydederek, "Proje başarılı olursa dalgalanacak ve başka iller içinde uygulanabilecek" dedi. Malatya'da deprem sonrası enkaz atığının kaldırılması noktasında tesis kurulması hususunda protokol imzaladıklarını anımsatan Muron, MASKİ ile içme suyu ve kanalizasyon altyapısıyla ilgili iki proje geliştirdiklerini kaydetti. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, uğurlama esnasında Fransa'nın Türkiye Büyükelçisi İsabelle Dumont'a belediye binası içerisinde inşa edilen kütüphane hakkında da bilgi verdi. Başkan Er, "Bölgenin en büyük kütüphanesini inşa ediyoruz. 3600 metrekare alan üzerine inşa ettiğimiz kütüphanede aynı anda 815 kişi yer alabilecek. Burada amfimiz, ders çalışma alanları, seminer salonları ve bilgisayar sınıfları olacak. 7/24 açık olacak kütüphanemizde öğrencilere çay, su, kahve ve çorba ikramlarımız olacak" bilgisini verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’den Ramazan Ayına Özel “inanç Miras Rotası” Gezisi Haber

ABB’den Ramazan Ayına Özel “inanç Miras Rotası” Gezisi

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ramazan ayının gelmesiyle kentin tarihi ve kültürel dokularını maneviyatla taçlandırarak “İnanç Miras Rotası” gezi programını hayata geçirdi. ABB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen program kapsamında Başkentliler; Alaaddin Camisi, Felekeddin (Kesikbaş) Türbesi, Ahi Şerafettin Camisi, Ahi Elvan Camisi, Ağaçoğlu Camisi, Cenabı Ahmet Paşa Camisi ve Türbesi, Hallacı Mahmut Camisi ve Türbesi, Zincirli Camisi ve Hacı Bayram-ı Veli Camisi başta olmak üzere kentin önemli tarihi ibadethanelerini ziyaret etti. Uzman rehber eşliğinde gerçekleştirilen gezide, yapıların tarihsel geçmişi, mimari özellikleri ve kültürel değerleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşılırken; katılımcılar da kentin hem köklü tarihini hem de kentin manevi mirasını Ramazan ayının ruhuyla beraber yerinde gözlemleme imkânı buldu. “ANKARA’NIN ÖNEMLİ NOKTALARINI KENTLİLERİMİZE TANITMAYA DEVAM EDECEĞİZ” ABB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı Turizm Şube Müdürü Ömer Faruk Sarı, kentin köklü tarihine ve medeniyetler geçmişine değinerek “İnanç Miras Rotası” ile kentteki tarihi ibadethaneleri, Ramazan ayının maneviyatı eşliğinde vatandaşlara daha kapsamlı bir şekilde tanıtmak istediklerini belirterek şunları dedi: “Ankara Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü olarak Ankara’nın katmanlı ve çok köklü tarihini hem Ankaralılara hem de Ankara’yı ziyaret eden misafire tanıtmak amacıyla UNESCO Miras Listesi Rotalarımıza ve Kent Gezilerimize devam ediyoruz. Bu sene Ramazan ayında başlattığımız ‘İnanç Miras Rotası’ ile birlikte Ramazan’ın manevi ruhuna da uygun olarak Ankara’nın tarihi ve kültürel alanda önemli camilerini ve türbelerini vatandaşlarımıza ücretsiz olarak profesyonel rehberler eşliğinde gezdiriyoruz. Yıl boyunca 5 farklı yürüme rotamız olacak. Ankara’nın önemli noktalarını kentlilerimize tanıtmaya devam edeceğiz.” VATANDAŞLARDAN GEZİYE TAM NOT VE BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR “İnanç Miras Rotası” ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Aslanhane (Ahi Şerafettin) Camisi başta olmak üzere kentteki tarihi ibadethaneleri rehber eşliğinde gezerek daha yakından tanıyan vatandaşlar, geziye tam not vererek memnuniyetlerini şöyle dile getirdiler: -Dilek Demir: “Bu gezip gördüğümüz yerleri defalarca gördüğümüz hâlde tarihini bilmediğimiz için boş gezmişiz. Bugünkü gezi gerçekten çok faydalı olup tarih bilgimizi de genişletti. Bu tür gezilerin daha çok olmasını ve sadece Ramazan’la sınırlı kalmamasını diliyorum. Bir yıla yayarsanız daha çok keyifli olur, daha çok faydalanırız.” -Hatice Şahin: “Ankara Belediyesi’ne teşekkür ederim. Uzun süredir burada oturuyorum ama tarihi yerleri gezdiğimiz zaman tarih hakkında bir bilgi edinerek gözlemlemiyoruz, sadece tarihi eserleri inceliyoruz. Ama bize bu güzelliği sağladığınız için, bilgilendirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Gerçekten güzel bir etkinlik oldu.” -Nilüfer Engin: “Ben bugün İnanç Rotası’na katıldım yıllardır Ankara’dayım ama bu kadar cami, bu kadar türbe olduğunu bilmiyordum. Başta Başkan’ımız Mansur Yavaş’a, turizm müdürümüz Ömer Bey’e ve rehberimiz Betül Hanım’a çok teşekkür ediyorum. Çok güzel, çok verimli bir gezi oldu Ramazan ayında.” RAMAZAN AYI BOYUNCA HER HAFTA SONU YAPILACAK Ramazan ayı boyunca her cumartesi ve pazar günü “İnanç Miras Rotası” ile başkentlileri buluşturacak olan ABB, Başkentlilerin tarihi değerlerle bağını güçlendirmeyi ve kentin kültürel mirasını daha geniş kitlelere ulaştırmayı önceliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

14. Galatasaray Ödülü Gülser Corat’ın Oldu! Haber

14. Galatasaray Ödülü Gülser Corat’ın Oldu!

Galatasaray Ödülü’nün, Galatasaray Lisesi’nin kız öğrencilere açılışının 60. yılına denk gelen 2025 yılı teması “Kadınların Güçlenmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” olarak belirlendi. Evrensel, politikalar üstü ve yüksek toplumsal karşılığı olan bu tema; Galatasaray’ın çağdaşlık, eşitlik ve toplumsal fayda ekseninde şekillenen vizyonuyla doğrudan örtüşüyor. Kökleri 1481’e uzanan Galatasaraylılık geleneğinin ortak değerlerini ve toplumsal sorumluluk anlayışını temsil eden Galatasaray Ödülü, Galatasaraylılar Derneği tarafından verilen prestijli bir onurlandırma programı olarak öne çıkıyor. Ödül; bireysel başarıyı aşan, topluma uzun vadeli katkı sunan, değer temelli liderlik anlayışını ve kalıcı etki yaratan çalışmaları odağına alıyor. Galatasaray Ödülü; popülerlikten ziyade kalıcılığı, kısa vadeli başarıdan çok uzun soluklu etkiyi esas alarak, örnek oluşturan kişi ve çalışmaları görünür kılmayı amaçlıyor. Bu yönüyle ödül, Galatasaray camiasının ortak vicdanını temsil eden bir değer ve onur nişanı olarak kabul ediliyor. “Gülser Corat’ın, çalışmaları, Galatasaray Ödülü’nün ruhuyla güçlü bir biçimde örtüşmektedir” Ödüle ilişkin açıklamalarda bulunan Galatasaraylılar Derneği Başkanı Metin Sinan Aslan, “Galatasaray Ödülü, köklü bir geleneğin yalnızca geçmişe duyduğu saygıyı değil, geleceğe dair üstlendiği sorumluluğu da temsil eder. Bizler bu ödülle; topluma kalıcı katkı sunan, evrensel değerleri savunan ve bulunduğu alanı dönüştüren isimleri onurlandırmayı amaçlıyoruz. 2025 yılı temamız olan ‘Kadınların Güçlenmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’, Galatasaray’ın çağdaş vizyonunun temel taşlarından biridir. Gülser Corat’ın, yapay zekâ gibi geleceği şekillendiren bir alanda bu vizyonu küresel ölçekte temsil eden çalışmaları, Galatasaray Ödülü’nün ruhuyla güçlü bir biçimde örtüşmektedir.” dedi. Ödüle layık görülen Gülser Corat ise şu değerlendirmede bulundu: “Galatasaray geleneği; çağdaşlık, eşitlik ve toplumsal sorumluluk kavramlarını tarihsel bir süreklilik içinde taşıyan çok kıymetli bir mirası temsil ediyor. Bu mirasın parçası olan Galatasaray Ödülü’ne layık görülmek benim için büyük bir onur. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve yapay zekâ alanında yürütülen çalışmaların, böylesine köklü ve değer temelli bir kurum tarafından takdir edilmesi, bu alandaki ortak sorumluluğumuzu ve geleceğe dair umutlarımızı güçlendiriyor.” Galatasaray Ödülü, bireysel başarıyı değil; topluma dokunan çalışmaları referans alıyor Ödül süreci; ticari kaygılardan uzak, bağımsız ve ilke temelli bir değerlendirme anlayışıyla yürütülüyor. Seçimde; adayların kendi alanlarında yarattıkları toplumsal etki, uzun vadeli katkı potansiyeli, evrensel değerlere sundukları katkı ve etik duruşları belirleyici oluyor. Galatasaray Ödülü, bireysel başarıyı değil; topluma dokunan, dönüştürücü ve sürdürülebilir bir etki yaratan çalışmaları referans alıyor. Gülser Corat kimdir? Yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında küresel ölçekte çalışan bir düşünce lideri ve No Bias AI platformunun kurucusu olan Gülser Corat, 2004–2020 yılları arasında UNESCO Cinsiyet Eşitliği Direktörü olarak görev yaptı. Özellikle yapay zekâ teknolojilerinde cinsiyet önyargıları ve eğitimde dijital beceriler alanında yürüttüğü öncü çalışmalarla uluslararası alanda güçlü bir referans noktası oluşturan Corat’ın, 2019 yılında yayımlanan ve teknoloji dünyasında geniş yankı uyandıran “Yapabilseydim Kızardım” başlıklı raporu, yapay zekâ ekosisteminde toplumsal cinsiyet eşitliğine dair küresel ölçekte önemli bir farkındalık yarattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.