Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üniversite

Kapsül Haber Ajansı - Üniversite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üniversite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir! Haber

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir!

Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, mezuna kalma kararının yalnızca “daha iyi bir sıralama yaparım” düşüncesiyle verilmemesi gerektiğini belirterek, “Kariyer ve yaşam, tek bir sınav kâğıdına sıkıştırılamayacak kadar geniştir. Bazen en stratejik başarı, hayatı durdurmak değil; mevcut zemine basıp rotayı yürürken inşa etmektir.” dedi. Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte öğrenciler ve aileler açısından yeni bir karar dönemi başladı. Beklediği sıralamayı elde edemeyen ya da hedeflediği üniversite ve bölüme yerleşemeyen bazı adaylar, kazandıkları programın sunduğu olanakları incelemeden “mezuna kalma” seçeneğine yöneliyor. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, mezuna kalma kararının yalnızca üniversitenin adı veya sıralama beklentisi üzerinden verilmemesi gerektiğini anlattı. “Kazanılan bölüm analiz edilmeden verilen kararlar sağlıklı olmayabilir” Yerleştirme sonrasında sıklıkla karşılaşılan örüntülerden birinin, adayların kazandıkları programları yeterince araştırmadan yeniden sınava hazırlanmayı düşünmeleri olduğunu ifade eden Özgür Akoğlan, şunları söyledi: “Üniversite yerleştirme sonuçlarının ilan edilmesiyle birlikte sıklıkla karşılaştığımız durumlardan biri, adayların yerleştikleri programları derinlemesine analiz etmeden doğrudan mezuna kalma eğilimi göstermeleridir. Kazanılan bölümün akademik profili, akreditasyonları, sektörel entegrasyonu ve mezun istihdam oranları nesnel ölçütlerle değerlendirilmeden verilen bu ani kararlar, çoğu zaman rasyonel bir kariyer planlamasından ziyade bilişsel çarpıtmalar ve çevresel dinamiklerin baskısıyla şekillenmektedir.” “Ya hep ya hiç düşüncesi başarıyı görünmez hale getirebiliyor” Mezuna kalma kararında özellikle mükemmeliyetçi düşünce kalıplarının etkili olabildiğini kaydeden Özgür Akoğlan, “Çoğu zaman bu tercihi yöneten dinamik, hedeflerin uyuşmazlığından ziyade ‘ya hep ya hiç’ şeklinde çalışan katı bir mükemmeliyetçiliktir. İlk birkaç binde yer almayı hayal ederken biraz daha geride bir sıralama elde eden aday, elindeki somut başarıyı bir anda yok sayar. Sosyal medyadaki filtrelenmiş başarı hikayeleri, ailelerin örtük beklentileri ve akranlar arası prestij yarışı birleştiğinde; birkaç popüler üniversite dışındaki tüm seçenekler adayın zihninde peşinen ‘değersiz’ etiketini alır. Sonuç, bir meslek edinme sürecinin salt bir statü mücadelesine indirgenmesidir.” dedi. “Mezun yılı doğrusal ve garantili bir denklem değil” Mezuna kalmanın bazı öğrenciler için doğru bir seçenek olabileceğini ancak bunun psikolojik ve akademik maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade eden Özgür Akoğlan, “Oysa mezun yılı, dışarıdan zannedildiği gibi yalnızca ‘bir yıl daha soru çözüp sıralamayı katlamak’ kadar doğrusal ve garantili bir denklem değildir. Akranlar yeni bir yaşama adım atarken evde kalmanın yarattığı sosyal yalıtılmışlık, zamanla derinleşen motivasyon kayıpları ve ‘bu defa kesin başarmalıyım’ baskısının arttığı sınav anı kaygısı ciddi bir psikolojik direnç gerektirir. Üstelik bir programa yerleşmiş olmanın getirdiği %50 azalan Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) kesintisi gibi sistemsel engeller, yeni yıla doğrudan puan dezavantajıyla başlanmasına yol açar.” diye konuştu. Üniversiteye başlamak diğer seçeneklerin kapısını kapatmıyor Bir programa yerleşmenin öğrencinin kariyer yolunu geri dönülmez biçimde belirlemediğinin altını çizen Özgür Akoğlan, “Burada gözden kaçırılan temel gerçek şudur: Üniversite kapısından içeri girmek, diğer tüm seçenekleri yok etmez; aksine yeni geçiş koridorları açar. Günümüz yükseköğretim yapısı; merkezi puanla veya genel not ortalamasıyla yatay geçiş, çift ana dal (ÇAP), yan dal ve yurt dışı değişim programları gibi dinamik alternatifler sunar.” şeklinde konuştu. “Üniversite öğrencinin yetkinlik sermayesini erkenden geliştirebilir” Üniversite yaşamının yalnızca derslerden ibaret olmadığını vurgulayan Akoğlan, “Zamanı tekrar eden sınav stresinde tüketmek yerine üniversite ekosistemine dahil olmak; öğrencinin çoktan seçmeli test kalıplarından çıkarak proje yönetimi, yabancı dil, kulüp organizasyonları ve sektörel bağlantılar üzerinden kendi yetkinlik sermayesini erkenden inşa etmesini sağlar.” ifadesinde bulundu. Diplomanın üzerindeki bölüm adı tek başına kariyeri belirlemiyor İş dünyasının da son yıllarda ciddi biçimde değiştiğine işaret eden Akoğlan, şöyle devam etti: “En kritik gerçeklerden biri de modern iş dünyasının dönüşen kariyer dinamikleridir. Günümüz istihdam piyasasında bireylerin çok büyük bir kısmı doğrudan lisans diplomalarının etiketine bağlı kalmadan, disiplinler arası alanlarda kariyer inşa etmektedir. Artık mesleki başarıyı belirleyen yegâne unsur üniversite diplomasındaki unvan değil; adayın edindiği aktarılabilir beceriler, problem çözme yetisi, yabancı dil yetkinliği, dijital okuryazarlık ve sektörel uyum kabiliyetidir.” Aileler kıyaslama yerine tabloyu birlikte değerlendirmeli Yerleştirme sonrasında ailelerin tutumunun öğrencinin karar sürecini doğrudan etkileyebildiğini belirten Akoğlan, “Bu kritik eşikte ailelere düşen rol, gençlerin hissettiği hayal kırıklığını küçümsemeden dinlemek ve onları kıyaslama tuzağından uzak tutmaktır. Bir sonraki yılın belirsizlikleri ile mevcut yerleşimin sunduğu somut iç geçiş fırsatları masaya baskısız, şeffaf bir tablo olarak yatırılmalı; nihai sorumluluğun gence ait olduğu hissettirilmelidir.” dedi. “Bazen en doğru rota yürürken ortaya çıkar” Üniversite tercihlerinin hayatın geri kalanını belirleyen tek ve değiştirilemez karar gibi görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, sözlerini şöyle tamamladı: “Kariyer ve yaşam, tek bir sınav kağıdına sıkıştırılamayacak kadar geniştir. Bazen en stratejik başarı, mükemmel koşulların oluşmasını beklemek için hayatı durdurmak değil; mevcut zemine basıp rotayı yürürken inşa etme cesaretini göstermektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

‘Kampüs Mersin’ ve ‘Garaj Mersin’ Kentin Üreten Yüzü Oldu Haber

‘Kampüs Mersin’ ve ‘Garaj Mersin’ Kentin Üreten Yüzü Oldu

Mersin Büyükşehir Belediyesi Kariyer Merkezi koordinasyonunda hayata geçirilen ‘Kampüs Mersin’ ve ‘Garaj Mersin’, açıldığı günden bu yana gençlerin, girişimcilerin, profesyonellerin, öğrenci topluluklarının ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun ilgisini görüyor. Üniversite–sanayi–kent iş birliğini güçlendiren yeni nesil bir gelişim ekosistemi sunan merkez; farklı alanlarda çalışan ve üreten insanları ortak bir zeminde buluşturarak, bilgi ve deneyim paylaşımının önünü açıyor. Garaj Mersin ve Kampüs Mersin, farklı alanlarda çalışan ve üreten insanları ortak bir zeminde buluşturuyor Garaj Mersin; üniversiteli gençlerin kariyer planlamalarını yapabilecekleri, girişimcilik hayallerini geliştirebilecekleri ve fikirlerini projeye dönüştürebilecekleri yaratıcı bir gelişim alanı olarak hizmet verirken; mentorluk ve koçluk görüşmeleri ile de proje sunumlarına ev sahipliği yaparak, gençlerin eğitim hayatından profesyonel yaşama daha donanımlı geçmelerini destekliyor. Kampüs Mersin ise iş dünyası temsilcilerinden sivil toplum kuruluşlarına, akademisyenlerden profesyonel yöneticilere ve girişimcilere kadar geniş bir kesime hitap ediyor. Modern toplantı ve eğitim salonları, bireysel çalışma alanları, kurumsal eğitimler, paneller, söyleşiler, networking buluşmaları ve marka etkinlikleriyle kentin profesyonel yaşamına yeni bir soluk kazandırıyor. Akıllı üyelik ve rezervasyon sistemi, hızlı internet erişimi, teknolojik donanımı, merkezi konumu ve kullanıcı dostu tasarımıyla dikkat çeken merkez; çalışmak, öğrenmek, üretmek ve yeni iş birlikleri kurmak isteyenlerin ortak adresi olarak dikkat çekiyor. Adnan Menderes Bulvarı üzerinde, sahile yakın ve kolay ulaşılabilir bir noktada bulunan ‘Kampüs Mersin’ ve ‘Garaj Mersin’, merkezi konumuyla da ziyaretçilere önemli bir avantaj sağlıyor. Birgül: “Girişimcileri ve bir fikri olan herkesi, merkezi deneyimlemeye davet ediyorum” Teknopark’ta yazılım şirketi bulunan Bilgisayar Mühendisi Deniz Birgül, merkezin evine yakın olması dolayısıyla gün içerisindeki çalışmalarını çoğunlukla burada sürdürdüğünü anlattı. Ortak çalışma ortamının fikir alışverişine ve yeni iş birliklerinin kurulmasına olanak sağladığını vurgulayan Birgül, “Burayı çok beğendiğim için, ofisimden çok burayı kullanmayı tercih ediyorum. Bence güzel bir yer. Hem serin hem de sahile yakın olduğu için ferah bir yer” ifadelerini kullandı. Girişimcileri ve bir fikri olan herkesi merkezi deneyimlemeye davet eden Birgül, “Tüm girişimci arkadaşlarımız ya da fikirleri olanların ve kendine bir şeyler katmak isteyen arkadaşlarımızın burayı deneyimlemesi gerektiğini düşünüyorum. Burada bir şeyler tartışabiliyor ve toplantılar yapabiliyoruz” dedi. Düşünmez: “Merkezde farklı yazılım geliştiricileri ve girişimcilerle tanışma fırsatı buluyoruz” Google Developer Groups (GDG) Mersin Organizatörü ve Yazılım Geliştiricisi Çağlanur Düşünmez; yazılımcıların, geliştiricilerin ve sivil toplum kuruluşlarının ortak bir alanda buluşmasının kentteki etki gücünü artırdığını söyledi. Garaj Mersin’in, farklı ekosistemleri bir araya getiren önemli bir fiziksel buluşma noktası olduğunu vurgulayan Düşünmez, “Bizim için Garaj Mersin, fiziken buluşabileceğimiz bir alan oldu. Burada her ekosistemi bir arada toplayabiliyoruz ve bu çok büyük bir etki. Mersin’de böyle bir fiziki alanın bulunması, ekosistemi çok ciddi bir şekilde güçlendirdi. Artık dışarıya bakmak yerine; ‘Garaj Mersin’e gideyim, kampüste mutlaka birilerini bulurum, birileriyle tanışır ve bu ekosistemin içine dâhil olabilirim’ diye düşünmeye başladım” diye konuştu. Google etkinliklerini planlarken ve toplantılarını gerçekleştirirken Garaj Mersin’den yararlandığını anlatan Düşünmez; farklı yazılım geliştiricileri ve girişimcilerle tanışarak, projelerini nasıl geliştirebileceği konusunda deneyim kazandığını belirtti. Merkezde katıldığı LinkedIn eğitiminin de kendisine önemli katkı sağladığını ifade eden Düşünmez, “Burada LinkedIn eğitimine katıldım. Ne kadar verimli kullanabileceğimi öğrendim. İş alanında önemli bir yere sahip olduğunu da bu etkinlik sayesinde öğrenmiş oldum” sözlerini kaydetti. Çınar: “Hem konumu hem de etkinlikler gereği çok kullanışlı bir yer” Web geliştiricisi Pelin Çınar da mesleki faaliyetlerini yürüten kişiler açısından böyle bir merkezde bulunmanın çok kıymetli olduğunu ifade etti. Garaj Mersin’i kullanmaya başladıktan sonra çok sayıda geliştiriciyle tanıştığını anlatan Çınar, “Network alanı için muhteşem bir yer. Geliştiriciler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektördeki firmalar için bağdaştırıcı bir yer olması bizler için çok kıymetli” dedi. Merkezin start-up geliştiricilerine kendilerini tanıtabilecekleri ve etkinlik düzenleyebilecekleri alanlar sunduğunu aktaran Çınar, “Hem konumu hem de etkinlikler gereği çok kullanışlı bir yer” ifadelerini kullandı. Salar: “Garaj Mersin ve Kampüs Mersin, farklı disiplinlerden insanları bir araya getiriyor” TeknoSanat Akademisi Sanat Direktörü Aslı Salar ise ‘Garaj Mersin’ ve ‘Kampüs Mersin’in farklı disiplinlerden insanları bir araya getiren yapısının, kendi oluşumlarıyla benzer yönler taşıdığını söyledi. Salar, “Hem yeni insanlarla hem de aynı dili konuşabileceğimiz insanlarla bir araya geliyoruz. Daha güzel işler ve daha güzel atılımlar yapabileceğimiz fırsatlar ve insanlar bulunca çok heyecanlanıyoruz” dedi. Gençler, ‘Kampüs Mersin’ ve ‘Garaj Mersin’in verimli çalışma ortamından memnun Yaklaşık 1,5 aydır merkezden yararlanan Ramazan Kemanlı, sessiz ortamı sayesinde derslerine daha rahat odaklanabildiğini söyledi. Merkezin konumu ve deniz manzarasının çalışma motivasyonunu artırdığını dile getiren Kemanlı, “Genelde burada yazılımcılara ve mühendislere çok fazla olanak sağlanıyor. CV eğitimleri olsun, kariyer danışmanlığı eğitimleri olsun gerçekten güzel eğitimler veriyorlar. Mersin’de böyle bir yerin olması, bizim için aslında çok büyük bir şans” sözlerini kaydetti. Merkezi kullanan gençlerden Akça Satmaz, personelin ilgili yaklaşımının yanı sıra merkezin teknolojik, konforlu ve sessiz yapısından memnun olduğunu ifade etti. Düzenlenen eğitimlerden de yararlandığını aktaran Satmaz, “Geçen günlerde mülakat tekniği eğitimi almıştım ve çok yararlandım. Bana çok katkı sağladığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Psikolog Güneş Naz Karaca, yaklaşık 2-3 aydır kullandığı merkezin temiz, sakin ve ihtiyaçlara cevap veren yapısıyla kendisini mutlu ettiğini belirterek, “Burada istediğim her imkâna ulaşabiliyorum. Çok güzel etkinlikler ve toplantılar oluyor. Yeni arkadaşlar edindim. Bazı seminerler de veriliyor ve bunların hepsi bize katkı sağlıyor” diye konuştu. Tıbbi Sekreterlik mezunu Esmagül Sarcan, merkezin yalnızca çalışma alanı değil, eğitim ve etkinliklerle kişisel gelişimi destekleyen çok yönlü bir buluşma noktası olduğunu vurgulayarak, “Burası çok güzel bir alan. Çok verimli bir yer. Burada etkinlikler ve eğitimler oluyor. Onlara da katılma imkânım oluyor. Sınavdan sonra da buraya gelmeyi düşünüyorum” dedi. Gıda Teknikerliği mezunu olan Rabia İspir ise kütüphanelerde çoğu zaman yer bulamadıkları için merkezi tercih ettiklerini belirterek, sunulan çalışma ortamından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Merkezin, kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap veren konforlu bir yapıya sahip olduğunu ifade eden İspir, “Çok konforlu. Suyumuz, çayımız her zaman oluyor. Klimalı, masalar geniş ve sessiz bir ortam. Çok memnunum” ifadelerini kullandı. Öğrenci Sami Güngör de merkezi ders çalışmak amacıyla kullandığını belirterek, “Bazı arkadaşlarımızın evde çalışacak alanı olmayabilir. Bizim için bir alan açmış oluyor burası” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Meslekleri Değil, Kullanmayanları Geride Bırakacak! Haber

Yapay Zekâ Meslekleri Değil, Kullanmayanları Geride Bırakacak!

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, yapay zekânın dönüştürdüğü yeni dünyada üniversitelerin rolünü değerlendirdi. "Üniversiteler artık küresel rekabet ekosisteminin bir parçası" Tercih maratonunun devam ettiği bu günlerde "Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zekâ Devrimi" konusunu değerlendiren Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Üniversite bir ekosistemdir. Bu ekosistemin akademisyenleri, öğrencileri ve üniversite-sanayi iş birlikleri gibi birçok bileşeni vardır. Birinci nesil üniversiteler bilgi aktarmaya odaklıydı. İkinci nesil üniversiteler Ar-Ge odaklı hale geldi. Üçüncü nesil üniversiteler ise üretilen bilginin ürüne dönüşmesini hedefleyen girişimcilik odaklı kurumlara dönüştü. Bugün ise dördüncü nesil üniversiteler girişimciliğin küresel ağlar içerisinde rekabet edebilmesini destekleyen yapılara dönüştü." dedi. Bu dönüşümün öğrencilerin eğitim anlayışını da değiştirdiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bu dönüşen ekosistemin içerisinde öğrencilerimizin akademisyenlerle, sanayiyle ve diğer paydaşlarla doğru ilişki kurmasını sağlamak zorundayız. Çünkü artık mezuniyet sadece diploma almak anlamına gelmiyor." diye konuştu. "İyi proje yazabilmek geleceğin en önemli yetkinliklerinden biri" Projelerin geleceğin mesleklerinde belirleyici rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, "Bir projenin dört temel özelliği vardır. Özgün olması gerekir. Bilimsel yöntemlere dayanması gerekir. Yaygınlaştırılabilir olması gerekir. Elde edilen sonuçların da tekrar üretilebilir olması gerekir. Öğrencilerimizin bu yetkinlikleri kazanması için birinci sınıftan itibaren sistematik şekilde ilerleyen bir eğitim modeli uyguluyoruz." ifadesinde bulundu. "Proje kültürü birinci sınıfta başlıyor" Üsküdar Üniversitesi'nde proje temelli eğitimin öğrencilerin ilk yılından itibaren başladığını anlatan Prof. Dr. Ergüzel, "İlk olarak Üniversite Kültürü dersini veriyoruz. Üniversite nedir, öğrenciden beklenti nedir, üniversitenin hayata katacağı değerler nelerdir; bunları konuşuyoruz. Ardından Girişimcilik ve Proje Kültürü dersimiz geliyor. Üçüncü sınıfta projeli seçmeli derslerimiz var. Son sınıfta ise öğrencilerimiz mezuniyet projelerini hazırlıyor. Böylece dört yıl boyunca adım adım gelişen bir proje kültürü oluşturuyoruz." şeklinde konuştu. "BrainPark'tan öğrenci kulüplerine kadar güçlü bir ekosistem kurduk" Üniversite bünyesinde yalnızca derslerle değil, farklı platformlarla da öğrencilerin desteklendiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Üniversitemizin içerisinde bir kuluçka merkezimiz var. BrainPark'ımız var. Ar-Ge çalışma gruplarımız var. Öğrenci kulüplerimiz var. Dolayısıyla öğrencilerimiz ilgi alanlarına göre hem akademik hem girişimcilik hem de araştırma açısından çok geniş destek mekanizmalarından yararlanabiliyor." dedi. "İş bulma kaygısı son derece doğal" Üniversite adaylarının en büyük endişelerinden birinin mezuniyet sonrası istihdam olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, "İş bulabilme kaygısının öncelikli olması son derece doğal. Çünkü üniversite sonrasında bir iş hayatı, aile hayatı ve kariyer planı var. Bizler de öğrencilik dönemimizde aynı kaygıları yaşadık. Üniversitenin görevi bu süreçte öğrenciye doğru rehberlik etmektir." diye konuştu. "Bilgiyi ürüne dönüştürebilen öğrenciler öne çıkıyor" Sadece teorik bilgiye sahip olmanın artık yeterli olmadığını ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, "İş hayatında yalnızca bilgi ölçülmüyor. Bilgiyi ürüne dönüştürebilme, uygulamaya geçirebilme becerileri de değerlendiriliyor. Bu nedenle öğrencilerimizin bu deneyimi mezun olduktan sonra değil, üniversite yıllarında kazanmasını hedefliyoruz." şeklinde konuştu. Bilim Fikir Festivali öğrencileri geleceğe hazırlıyor Üniversitede düzenlenen Bilim Fikir Festivali ve Hackathon organizasyonlarının öğrencilerin gelişimine önemli katkılar sağladığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bilim Fikir Festivali ve Hackathon gibi rekabetçi uygulamalar öğrencilerimize çok önemli deneyimler kazandırıyor. Özellikle Hackathon'larda önemli başarılar elde eden öğrencilerimizin mesleki gelişimlerine büyük katkılar sağlandığını görüyoruz." ifadesinde bulundu. "Proje kültürü lise yıllarında başlamalı" Bilim Fikir Festivali'nin yalnızca üniversite öğrencilerine değil lise öğrencilerine de hitap ettiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bu süreci sadece üniversite yıllarıyla sınırlamıyoruz. Bilim Fikir Festivali'ni lise öğrencilerine taşımamızın temel nedeni; proje yazma kültürünü erken yaşlarda kazandırmak. Bir problemle karşılaşıldığında bunu sistematik biçimde çözebilme yaklaşımını lise döneminde kazanan öğrenciler üniversiteye çok daha hazırlıklı geliyor." dedi. "TÜBİTAK ve TÜSEB destekli öğrenci projelerimiz var" Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin ulusal ve uluslararası fonlardan destek alan çok sayıda projeye imza attığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: "Üniversitemizin TÜBİTAK, TÜSEB gibi ulusal kuruluşların yanı sıra uluslararası fon sağlayıcılar tarafından desteklenen çok sayıda öğrenci projesi bulunuyor. İyi bir bölümde okumak tek başına yeterli değil. Eğer bunu güçlü projelerle ve uluslararası iş birlikleriyle desteklerseniz mezuniyet sonrasında çok önemli avantajlar elde ediyorsunuz. Proje yazmak sadece bilimsel çalışma yapmak değildir. Aynı zamanda proje içerisindeki ekip arkadaşlarınızla, ortaklarınızla ve paydaşlarınızla iletişimi yönetmeyi de öğrenirsiniz. Bu nedenle proje deneyimi öğrencilerin iletişim becerilerini geliştiren çok önemli bir eğitim sürecidir." "Yapay zekâ her mesleği dönüştürüyor" Yapay zekânın bazı mesleklerde doğrudan, bazılarında ise destekleyici rol üstlendiğini belirten Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Yapay zekâyı yoğun kullanan meslekler olduğu gibi onu destekleyici araç olarak kullanan meslekler de var. Burada ayırt edici unsur ister sağlık bilimleri, ister mühendislik, ister sosyal bilimler olsun, o alana özgü yetkinliklerin güçlü şekilde kazandırılmasıdır. Üniversitelerin temel görevi de tam olarak budur." diye konuştu. "Üniversite sadece bilgi veren kurum değil, değer inşa eden bir ekosistem" Üsküdar Üniversitesi'nde öğrencilerin eğitim yolculuğunun planlı ve aşamalı biçimde kurgulandığını anlatan Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, şöyle konuştu: "Üniversite Kültürü ile başlıyoruz, Girişimcilik ve Proje Kültürü ile olgunlaştırıyoruz, Projeye Dayalı Seçmeli Ders ve mezuniyet projesiyle tamamlıyoruz. Bunun yanında üniversitemizin değer odaklı ayağında 24 Altın Değer yaklaşımı bulunuyor. Üniversitenin temel misyonu eğitim vermek olmakla birlikte aslında siz adayı iş hayatına, topluma ve dünyaya hazırlıyorsunuz. Çok iyi bir mühendis yetiştirmek kıymetlidir ama değerleri olan bir mühendis yetiştirdiğiniz zaman geliştirdiği yazılımla, yaptığı uygulamayla topluma katkı sağlayan bir birey haline gelir. Önceliğimiz sadece iyi bir mühendis ya da iyi bir sağlık bilimci yetiştirmek değil; değer odaklı bireyler yetiştirmektir." "Yapay zekâ bir tehdit değil, güçlü bir iş ortağı" Yapay zekânın bazı alanlarda istihdamı dönüştüreceğini ancak asıl farkı teknolojiyi etkin kullananların oluşturacağını söyleyen Prof. Dr. Ergüzel, şöyle devam etti: "Yapay zekânın bazı mesleklerdeki istihdam alanını daraltacağı muhakkak. Ancak endişe edilmesi gereken şey yapay zekâ mesleği alacak mı sorusu değil. Yapay zekâyı doğru kullananlar, hiç kullanmayan veya zayıf kullanan meslektaşlarının önüne geçecekler. Eğer yapay zekâ araçlarını iyi kullanabiliyorsanız istihdam anlamında avantajlı olacaksınız. Mutlak surette birkaç yıl içerisinde yapay zekâ araçlarına hâkim olmayan, bunu bir iş ortağı olarak kullanmayan herhangi bir meslek alanı kalmayacak. Dolayısıyla yapay zekâ bir tehdit değil, zaman kazandıran, analiz gücü sağlayan, işleri kolaylaştıran güçlü bir iş ortağıdır. Yapay zekâyı tehdit olarak görmek yerine fırsat olarak görmek ve bu aracı sağlıklı kullanmak gerekiyor." "Klasik CV dönemi sona eriyor" İş dünyasının artık klasik öz geçmişlerden çok dijital portfolyolara önem verdiğini belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Artık adaylardan beklentimiz klasik öz geçmişlerden ziyade dijital öz geçmişlerini hazırlamaları. Öğrenci üniversite hayatında hangi projelerde yer aldı, neler öğrendi; bunları CV formatına sığdırmak mümkün olmayabiliyor. Dijital öz geçmişlerinde yaptıkları projelerin videolarını koyabilir, kendilerini anlatabilirler. Öz geçmiş dediğiniz şey sadece metinden ibaret olmamalı. Videolar da olmalı. Lise döneminden itibaren yaptığı projeleri, aldığı ödülleri, nasıl geliştirdiğini anlatan bir dijital portfolyo mezuniyet sonrasında istihdam açısından önemli avantaj sağlayacaktır." dedi. "Üniversite seçerken ayırt edici özelliği sorgulayın" Tercih dönemindeki adaylara da seslenen Prof. Dr. Ergüzel, "Aday öğrenciler öncelikle bir üniversitenin ayırt edici özelliğinin ne olduğunu sorgulamalı. Sonrasında bölüm özelindeki farklılıkları değerlendirmeli. Bunun en doğru yolu üniversiteye gelmek, akademisyenleri ve öğrencileri dinlemektir." ifadesinde bulundu. "Üniversite geleceğe yapılan en önemli yatırımdır" Üniversite tercihinin hayatın en kritik yatırımlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Üniversite geleceğe yapılan bir yatırımdır. Geleceğinize yatırım yaparken doğru yatırım danışmanı, doğru akademisyen ve doğru üniversiteyle bu süreci yürütmek gerekir. Bir üniversitenin öğrenciye kazandırması gereken üç temel özellik vardır; öz güven, liderlik becerisi ve iletişim. Her öğrencimizin farklı meziyetleri var. Bunların ortaya çıkmasını sağlayan proje geliştirme ortamları, öğrenci kulüpleri, sosyal etkinlikler ve hackathonlar üniversitede mutlaka bulunmalıdır. Amaç her öğrencinin kendine özgü becerisini ortaya çıkarmaktır." şeklinde konuştu. "Hayatın zorluklarına hazırlayan üniversiteler fark oluşturacak" Diploma almanın mücadelenin sonu olmadığını belirten Prof. Dr. Ergüzel, "Bir bölümü kazanmak mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor. Hayat beklenmedik zorluklar çıkaracak. Üniversitenin temel misyonlarından biri öğrenciyi bu güçlüklerle baş edebilecek şekilde yetiştirmektir. Sadece mesleğe değil, hayata hazırlayan üniversiteler gerçek farkı oluşturacaktır." şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijitalpark Teknokent'te Akıllı Kampüs Dönüşümü Enerji Yönetimiyle Başladı Haber

Dijitalpark Teknokent'te Akıllı Kampüs Dönüşümü Enerji Yönetimiyle Başladı

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile Türk-Alman Üniversitesi ortaklığında faaliyet gösteren Dijitalpark Teknokent'te yürütülen Akıllı Kampüs Dönüşüm Projesi kapsamında kampüs yönetimini dijitalleştirecek yeni nesil sistemler devreye alınmaya başladı. İlk fazda Nu Teknoloji tarafından geliştirilen gerçek zamanlı enerji yönetim sistemi uygulamaya alındı. Kurulan dijital altyapı, enerji kullanımının daha verimli yönetilmesini sağlarken, ilerleyen dönemde hayata geçirilecek yapay zekâ destekli uygulamalar ve diğer dijital çözümler için de temel oluşturuyor. Dijitalpark Teknokent'te 435 şirket faaliyet gösteriyor. Kampüsün yıllık enerji tüketimi yaklaşık 4.355 MWh seviyesinde bulunuyor. Sistemin yaygınlaşmasıyla birlikte enerji tüketiminde %27,2 oranında tasarruf sağlanması, yıllık yaklaşık 4.740.000 Türk lirası maliyet avantajı elde edilmesi ve karbon emisyonunun 550 ton azaltılması hedefleniyor. Gerçek zamanlı izleme altyapısı sayesinde enerji tüketimindeki verimsizliklerin tespit edilerek daha etkin kaynak yönetimi sağlanması amaçlanıyor. Dijitalpark Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin projeyle ilgili şunları söyledi: "Türkiye'nin yüksek katma değerli, yerli ve milli teknolojiler geliştirme hedefi doğrultusunda şekillenen Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu, teknoparklar, akademik çevre ve teknoloji şirketleri arasındaki güçlü iş birlikleriyle somut projelere dönüşmeye devam ediyor. Teknoparkların en önemli görevlerinden biri de geliştirilen teknolojilerin gerçek yaşam koşullarında uygulanmasına imkân sağlamak. Akıllı Kampüs Dönüşüm Projemiz de bu anlayışın somut örneklerinden biri. Dijitalpark Teknokent'te başlayan bu dönüşüm aynı zamanda Türk mühendislerinin, üniversitelerin, akademisyenlerin ve teknopark ekosisteminin ortak başarısını temsil eden örnek bir akıllı kampüs modelidir. Burada oluşturulan altyapı hem kampüsün daha verimli yönetilmesini sağlayacak hem de yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve doğrulanması için yaşayan bir laboratuvar işlevi görecek." Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, iş birliğine yönelik şu değerlendirmelerde bulundu: "Akıllı kampüs yaklaşımını yalnızca enerji tüketimini izleyen bir sistem olarak görmüyoruz. Dijitalpark Teknokent'te devreye aldığımız sistem sayesinde hücresel olmayan non-cellular 5G (DECT NR+) haberleşme teknolojisini kullanarak enerji tüketimini gerçek zamanlı olarak güvenilir, düşük gecikmeli ve ölçeklenebilir bir iletişim altyapısı üzerinden izleyip analiz edebiliyor, kampüs yönetiminin daha verimli ve öngörülebilir hale gelmesini sağlayacak dijital altyapıyı oluşturuyoruz. Non-cellular 5G (DECT NR+) altyapısının sunduğu yüksek cihaz yoğunluğu desteği ve bağımsız özel ağ mimarisi sayesinde kampüs genelindeki sensörler, sayaçlar ve diğer IoT cihazlarından elde edilen verileri güvenli ve kesintisiz şekilde yönetebileceğiz. Enerji yönetimi, yapay zekâ ve non-cellular 5G (DECT NR+) teknolojilerini bir araya getiren bu yaklaşımın; üniversite kampüslerinden kamu kurumlarına, sanayi tesislerinden akıllı şehir projelerine kadar birçok farklı alanda uygulanabilecek ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve geleceğe hazır bir model oluşturacağına inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şenpiliç'ten İTÜ'ye Yeni Kız Öğrenci Yurdu Desteği Haber

Şenpiliç'ten İTÜ'ye Yeni Kız Öğrenci Yurdu Desteği

Türkiye'nin önde gelen piliç eti üreticilerinden Şenpiliç'in Kurucusu ve Onursal Başkanı, aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) 1958 yılı İnşaat Fakültesi mezunu Haşim Gürdamar'ın katkılarıyla, Ayazağa Yerleşkesi'nde inşa edilecek yeni kız öğrenci yurdu için protokol imzalandı. Daha önce üniversiteye kazandırdığı Haşim Gürdamar Kız Öğrenci Yurdu ile öğrencilerin barınma ihtiyaçlarına destek olan Gürdamar, bu kez eşi Esen Gürdamar adına hayata geçirilecek yeni yurt projesiyle İTÜ'ye katkılarını sürdürüyor. 260 öğrenciye güvenli ve konforlu barınma imkânı sunacak Ayazağa Yerleşkesi’nde yapılacak yeni kız öğrenci yurdu, 260 öğrenciye konaklama imkânı sağlayacak. Öğrencilerin barınma ihtiyaçlarını desteklemenin yanı sıra kampüs yaşamlarına ve eğitim süreçlerine de katkı sunacak olan yurt, İTÜ’nün güçlü eğitim ekosistemine önemli bir değer katacak. Kurulduğu günden bu yana üretim gücü, istihdamı ve sosyal sorumluluk çalışmalarıyla Türkiye ekonomisine katkı sunan Şenpiliç, eğitim alanındaki destekleriyle de gençlerin gelişimine yönelik projelere önem veriyor. Haşim Gürdamar’ın İTÜ’ye kazandırdığı yeni kız öğrenci yurdu projesi, mezunların üniversiteleriyle kurduğu güçlü bağın ve eğitime verilen değerin önemli bir örneğini oluşturuyor. Haşim Gürdamar'ın öncülüğünde hayata geçirilen projenin Şenpiliç açısından taşıdığı öneme değinen Şenpiliç Genel Müdürü Aydın Başyurt, İTÜ yeni kız öğrenci yurdu projesiyle ilgili şunları söyledi: “Öncelikle Şenpiliç ailesine, bu projede emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza, iş ortaklarımıza ve katkı sunan herkese en içten teşekkürlerimi iletiyorum. Hep birlikte geleceğe değer katacak böylesine anlamlı bir projeye katkı sağlamanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Eğitimin, gençlerimizin geleceği için en kıymetli yatırım olduğuna inanıyoruz. Öğrencilerimizin güvenli, konforlu ve çağdaş bir yaşam alanına kavuşmasının hem akademik hem de sosyal gelişimlerine önemli katkı sağlayacağına inanıyorum. Öğrencilerimize en iyi yaşam alanını sunabilmek için projenin her aşamasında uzun vadeli fayda sağlayacak çözümleri ön planda tuttuk. Bu doğrultuda, öğrencilerimizin yeni yurtlarına daha kısa sürede kavuşmalarını sağlamak amacıyla modüler çelik yapı sistemini tercih ettik. Fabrika ortamında kalite kontrollü olarak üretilen yapı modülleri sayesinde kalite standardı korunurken, planlama, tasarım, üretim ve saha hazırlık süreçlerinin eş zamanlı ilerlemesiyle proje süreleri geleneksel inşaat yöntemlerine kıyasla yüzde 40'a varan oranlarda kısalabiliyor. Hava koşullarından kaynaklanan gecikmeleri ve sahadaki iş gücü ihtiyacını azaltan bu yöntem; daha sürdürülebilir üretim süreçleri, daha az atık oluşumu, daha düşük çevresel etki ve daha güvenli şantiye koşulları sunuyor. Böylece hem kampüs yaşamı üzerindeki etkiler en aza indiriliyor hem de öğrencilerimizin uzun süre devam eden bir şantiye ortamından olumsuz etkilenmesinin önüne geçiliyor. Aynı zamanda bu sistem, dayanıklılığı ve deprem güvenliğiyle öğrencilerimize uzun yıllar güvenle kullanabilecekleri modern bir yaşam alanı sunuyor. İstanbul Teknik Üniversitesi gibi köklü ve ülkemiz için büyük değer taşıyan bir eğitim kurumuna böyle kalıcı bir eser kazandırılmasına destek vermekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu projenin, dayanışmanın ve ortak sorumluluk bilincinin güzel bir örneği olduğuna inanıyorum. Yeni kız öğrenci yurdunun başta öğrencilerimiz olmak üzere tüm İTÜ ailesine hayırlı olmasını diliyor; burada kalacak gençlerimizin başarılı, mutlu ve umut dolu bir üniversite hayatı geçirmelerini temenni ediyorum. Her şey öğrencilerimiz, onların geleceği ve ülkemizin yarınları için.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sınavda Yorum ve Analiz Becerisi Belirleyici Oldu Haber

Sınavda Yorum ve Analiz Becerisi Belirleyici Oldu

Dün yapılan TYT'ye benzer şekilde AYT'de de düzenli okuma yapan, yorumlama becerisi yüksek ve yeni nesil soru mantığına alışık öğrencilerin avantaj sağladığını belirten Öğrenci Koçu Sezer Kamir, "Bu yıl sınavlarda ezberden ziyade konuyu gerçekten anlayan, bilgiyi yorumlayabilen ve farklı soru tiplerine adapte olabilen öğrenciler öne çıktı. Bundan sonraki süreçte öğrencilerin soru tartışmalarına ve puan hesaplamalarına odaklanmak yerine biraz dinlenmeleri, zihinsel olarak rahatlamaları ve tercih dönemine hazırlanmaları daha faydalı olacaktır" dedi. Aylar süren hazırlığın, deneme sınavlarının ve yoğun çalışma temposunun ardından milyonlarca aday için YKS heyecanı sona erdi. Dün yapılan Temel Yeterlilik Testi'nin (TYT) ardından bugün gerçekleştirilen Alan Yeterlilik Testleri'nde (AYT) öğrenciler üniversite hayalleri için son kez sıralara oturdu. 1 milyon 627 bin 960 adayın başvurduğu sınavda Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1, Sosyal Bilimler-2, Matematik ve Fen Bilimleri testlerinden toplam 160 soru yöneltildi. "En Zorlayan Ders Edebiyat Oldu" AYT'nin genel olarak orta zorluk seviyesinde bir sınav olarak değerlendirilebileceğinin altını çizen Öğrenci Koçu Sezer Kamir, "Branşlar arasında belirgin farklılıklar vardı. Eşit ağırlık öğrencileri açısından özellikle edebiyat testi sınavın belirleyici bölümü oldu. Önceki yıllara kıyasla klasik eser-yazar sorularının daha az yer aldığı, bunun yerine eserlerin içeriği üzerinden yorum yaptıran soruların sorulduğu görüldü. Çıkmaz denilen konuların birçoğu soruldu. Bazı sorularda doğrudan eser adı yerine içerik verilerek öğrencilerden doğru eseri bulmaları istendi. Ayrıca nazım biçimlerinin teknik özelliklerine yönelik sorular da dikkat çekti. Bu nedenle okuma alışkanlığı, yorumlama becerisi ve edebiyat birikimi ön plana çıktı. Tarih testinde genel olarak beklenen konular tercih edildi. Milli Mücadele döneminden soru gelmesi sürpriz olmadı. Soruların önemli bir kısmı bilgi ve yorum dengesinde hazırlanırken, geçen yılki AYT'ye benzer bir yapı dikkat çekti. Coğrafya ise orta düzeydeydi; birkaç seçici soru dışında öğrencileri çok zorlayan bir test olmadı" dedi. Analitik Düşünme ve Muhakeme Becerisi Ölçüldü Matematik testindeki ilk 12-15 soru önceki yıllara kıyasla daha ulaşılabilir olduğunu vurgulayan Kamir, "İlerleyen bölümlerde soruların seçiciliği belirgin şekilde arttı. Limit, türev ve integral konularından gelen sorular genel olarak orta zorluk düzeydi. Sınavın en zorlayıcı bölümünü geometri oluşturdu. Geometri soruları yalnızca işlem becerisini ölçmedi. Aynı zamanda analitik düşünme ve muhakeme yeteneğini de ölçerek öğrencileri zorladı. Fen bilimlerinde ise fizik testi önceki yıllarla benzer bir seviyede seyrederken, kimya testinde klasik işlem ağırlıklı sorular öne çıktı ve adaylar tarafından fen dersleri içerisindeki en erişilebilir testlerden biri oldu." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TİKA’dan Azerbaycanlı Akademisyenlere Türkiye’de Denizcilik Eğitimi Programı Haber

TİKA’dan Azerbaycanlı Akademisyenlere Türkiye’de Denizcilik Eğitimi Programı

17-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen program kapsamında İstanbul’a gelen Azerbaycan heyeti, Türkiye’nin denizcilik alanında önde gelen yükseköğretim kurumları ve kuruluşlarında incelemelerde bulundu. Heyet, Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü, İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi, Türk Boğazları Denizcilik Uygulama ve Araştırma Merkezi, Yıldız Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi ile Türk Loydu Vakfı’nı ziyaret etti. Program kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde denizcilik eğitiminde güncel uygulamalar, eğitim altyapılarının geliştirilmesi, simülasyon teknolojilerinin kullanımı ve akademik iş birliği imkanları ele alındı. Azerbaycan’da denizcilik alanında yükseköğretim veren tek devlet kurumu olan ADDA’nın Rektör Vekili Eldar Gocayev, akademide eğitim kalitesinin artırılması, altyapının güçlendirilmesi ve modern teknolojilerin eğitim süreçlerine entegrasyonu için çalışmalar yürüttüklerini belirterek, TİKA tarafından düzenlenen programın Türkiye’deki üniversite ve kurumlarla iş birliği fırsatlarının geliştirilmesi açısından önemli katkı sağladığını ifade etti. Tecrübe paylaşım programı kapsamında ziyaret edilen üniversiteler ile ADDA arasında önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan eğitim iş birlikleri ve ortak projelere yönelik anlaşmalar da imzalandı. Program, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki eğitim alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turkcell Gençlerin Teknoloji Vizyonunu Ödüllendirdi Haber

Turkcell Gençlerin Teknoloji Vizyonunu Ödüllendirdi

Turkcell’in, geleceğin teknoloji liderlerini desteklemek amacıyla bu yıl ikinci kez düzenlediği “Yarının Teknoloji Liderleri” proje yarışmasının ödül töreni, İstanbul Mandarin Otel’de gerçekleştirildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katıldığı törende, yarışmada dereceye giren ekiplere ödülleri verildi. Türkiye’de üniversitelilere yönelik en kapsamlı proje yarışması olan “Yarının Teknoloji Liderleri”nde birinci olan SIGNIFY projesi 1 milyon TL, ikinci MEMOVISION projesi 800 bin TL, üçüncü SMELLCONTROL projesi ise 600 bin TL ile ödüllendirildi. Ayrıca jüri tarafından belirlenen CYBERKIDS, ENERATICS ve KAZAI projelerine de 300.000 TL’lik para ödülü takdim edildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır törende yaptığı konuşmada Türkiye’nin teknoloji ekosistemindeki dönüşüme dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye'nin teknoloji alanında elde ettiği kazanımlar, kendine has bir ekosistem inşasını da ifade ediyor. 23 yıl öncesinde Türkiye'nin yıllık Ar-Ge harcamaları 1 milyar dolardı, şimdi ise 20 milyar dolar. 23 yıl öncesinde Türkiye'de 29 bin Ar-Ge insan kaynağı vardı, şimdi ise 311 bin Ar-Ge insan kaynağı var. Teknoloji girişimleri, diğer alanlardan farklı olarak borçlanma enstrümanlarıyla büyüyebilecek yapılar değil. Teknoloji girişimlerinin sermayesi akıl sermayesidir, fikir sermayesidir. Ve teknoloji girişimlerinin büyümesini sağlayacak olan da borçlanma değil sermaye yatırımlarıdır. Bu anlayışla son 5 yılda Türkiye'de teknoloji girişimlerine 5,5 milyar dolar yatırım yapıldı. Bir önceki 5 yılda bu tutar 550 milyon dolardı. Katlanarak büyüyen bir yatırım ölçeğinden bahsediyoruz. Bu vesileyle ödül alacak olsun ya da olmasın, Türkiye'nin teknoloji geliştirme yolculuğunda 'Ben de varım' diyen tüm genç arkadaşlarımızı yürekten kutluyorum. Türkiye'nin teknoloji lideri Turkcell'e bu muhteşem organizasyon için teşekkür ediyorum”. “Turkcell olarak temel yaklaşımımız, teknolojiyi insan için faydaya dönüştürmek” Törenin açılış konuşmasını yapan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, gençleri teknolojiye yönlendirmek ve potansiyellerini desteklemek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan projenin önemine işaret ederek şunları söyledi: “Turkcell olarak ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna 30 yıldan uzun süredir öncülük ediyoruz. Bu yolculukta Turkcell’i Türkiye’nin teknoloji lideri yapan en temel yaklaşım ise ‘Teknolojiyi insanımız için faydaya dönüştürmek’. Bizim için teknoloji; insanın hayatına dokunduğunda, bir ihtiyaca cevap verdiğinde ya da bir gencimizin önünde yeni bir kapı açtığında gerçek anlamını buluyor. Yarının Teknoloji Liderleri Proje Yarışması da bu anlayışın somutlaşmış hali. Gençlerimizden aldığımız motivasyonla bu yıl yarışmanın kapsamını daha da genişlettik. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de projemizi açtık. 71 ilden 161 üniversitenin katılımıyla toplam 829 proje yarıştı. Yarının Teknoloji Lideri olmak için geliştirilen projelerin sayısı geçen yılın iki katını aştı. Bu başarının arkasında güçlü bir ekosistem var. Devletimizin ortaya koyduğu vizyon, sağladığı destek ve açtığı alan, gençlerimizin yolunu açıyor. Kamu, üniversite ve özel sektörün aynı hedefte buluştuğu bu yapı, ülkemizin teknoloji yolculuğuna hız kazandırıyor.” “Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” Konuşmasında gençlere de seslenen Genel Müdür Koç, şöyle devam etti: “Bir fikre sahip çıkmak, yarına sahip çıkmaktır. Bu cesaretin, herhangi bir ödülden daha değerli olduğunu lütfen aklınızdan çıkarmayın. Yalnızca ödül alanlar değil; fikrinin peşinden gitme cesareti gösteren herkes bu yarışmanın kazananıdır. Ortaya koyduğunuz her fikir, yazdığınız her bir kod, bu ülkenin güçlü yarınlarına atılmış birer imzadır. Bundan böyle de sizlerin yanında olmaya ve ‘Turkcell ile Yarınlar Senin!’ demeye devam edeceğiz. Ödül almaya hak kazanan arkadaşlarımızı, finale kalan 12 ekibi ve başvuru yapan her bir gencimizi yürekten kutluyorum. Bu vesileyle vizyonlarıyla bu sürece yön veren Sayın Bakanımıza ve devletimizin değerli temsilcilerine saygılarımı sunuyorum. Ayrıca İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Erkan Durdu liderliğinde İnsan Kaynakları ekiplerimize ve emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma, kıymetli jürimize ve üniversitelerimize teşekkür ediyorum.” Yarının Teknoloji Liderlerinin geliştirdiği projeler Yarışmada birincilik ödülünü “Signify” projesi kazandı. Proje, işitme engelli bireylerin bankacılık ve sağlık gibi temel hizmetlerde tercümana bağımlı kalmamalarını hedefliyor. Signify, mahremiyet ve iletişim kopukluğunu, yapay zekâ destekli çift yönlü anlık çeviri ile ortadan kaldırmayı sağlıyor. İkinciliği ise dijital reklamcılıkta içeriklerin etkisini ölçmek için kullanılan kampanya sonrası yöntemlerin maliyetli ve yavaş olması sorununa çözüm getiren “MEMOVISION” kazandı. “Smellcontrol” projesi ise üçüncülük ödülünü kazandı. Endüstriyel tesisler ve kentsel alanlardaki gaz sızıntıları ile uçucu organik bileşiklerin (VOC) geleneksel yöntemlerle ayırt edilememesi sorununu, çoklu gaz karışımlarını eş zamanlı analiz ederek çözmeyi amaçlıyor. İlk 3’ün yanı sıra 300’er bin TL para ödülüne layık görülen projeler ise şunlar oldu: “Sosyal Okuryazarlılık” ödülüne “Cyberkids” projesi layık görüldü. Proje, internet kullanım yaşının düşmesiyle çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, veri ihlalleri ve oltalama (phishing) gibi tehditleri, çocukların bilişsel seviyesine uygun oyunlaştırılmış yöntemlerle önlemeyi amaçlıyor. “Sürdürülebilir Gelecek” ödülünü “ENERATICS” projesi aldı. Eneratics, veri merkezlerinde enerji maliyeti ve karbon ayak izini düşürmek için IT iş yükü, soğutma (HVAC) ve batarya sistemlerini koordine eden gerçek zamanlı bir enerji orkestrasyon katmanı sunuyor. “Ölçeklenme Potansiyeli” ödülünün sahibi “KazAI” projesi oldu. Yarışmaya katılan ve trafik kazaları sonrası manuel yürütülen ve haftalar sürebilen hasar tespiti, kusur oranı belirleme ve maliyet hesaplama süreçlerini dijitalleştirerek, operasyonel yükü ortadan kaldırmayı hedefliyor. Ödül kazanan ekipleri jüri belirledi Yarının Teknoloji Liderleri’nin ikinci yıl jürisinde; Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Turkcell İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erkan Durdu ile Turkcell Pazarlama ve Dijital Servislerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Akgüç yer aldı. Ayrıca TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mesut Güner, Bağımsız Mühendislik Danışmanı Cemal Şeref Oğuzhan Öztürk, TAZI AI Kurucu Ortak ve Genel Müdürü Prof. Dr. Zehra Çataltepe ve Harvard Business Review Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan da jüri üyesi alarak ödül kazanan ekipleri belirledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.