Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üniversite

Kapsül Haber Ajansı - Üniversite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üniversite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Halkbank, İTÜ Spor Kulübü Basketbol Takımı’nın İsim Sponsoru Oldu Haber

Halkbank, İTÜ Spor Kulübü Basketbol Takımı’nın İsim Sponsoru Oldu

Spora ve gençlerin gelişimine yönelik desteklerini sürdüren Halkbank, Türk basketbolunun köklü takımlarından İTÜ Spor Kulübü’nün isim sponsoru oldu. Türkiye Basketbol 2. Ligi’nde mücadele eden takım, yeni sezonda sahaya İTÜ Halkbank Spor Kulübü adıyla çıkacak. Halkbank ile İTÜ Spor Kulübü arasındaki sponsorluk anlaşması, İTÜ Ayazağa Yerleşkesi’nde düzenlenen törenle imzalandı. Törene, Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkan Vekili Harun Erdenay ve İTÜ Spor Kulübü Başkan Vekili Kemal Erdenay katıldı. “Bu iş birliğini uzun soluklu bir yatırım olarak görüyoruz” Halkbank olarak sporu ve gençleri desteklemeyi geleceğe yapılan bir yatırım olarak gördüklerini belirten Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, “Genç girişimcileri global pazarlara hazırlayan HUBrica Hızlandırma Programımız kapsamında İTÜ ile sürdürdüğümüz iş birliğimizi, İTÜ Spor Kulübü’ne isim sponsoru olarak sahaya taşıyoruz. Halkbank’ın yenilikçi ve duyarlı yaklaşımına en yakın kurumlardan biri olan İTÜ ile iş birliğimizi yalnızca bir isim sponsorluğu olarak değil, profesyonel basketboldan altyapıya uzanan uzun soluklu bir yatırım olarak görüyoruz. Yeni sezonda İTÜ Halkbank Spor Kulübü adıyla sahaya çıkacak takımımızın, 1953’ten bu yana 5 şampiyonluk kazanmış ve parkelere sayısız efsane isim kazandırmış köklü mirası daha da yukarılara taşıyacağına inanıyoruz.” dedi. Sponsorluk anlaşması kapsamındaki NBA Basketball Schools projesine de değinen Recep Süleyman Özdil, “İTÜ Halkbank Spor Kulübü çatısı altında hayata geçirilecek bu modelle gençlerimiz, uluslararası organizasyonlarla dünya standartlarında eğitim alma fırsatına kavuşacak.” diye konuştu. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise şunları söyledi: “253 yıllık İTÜ kültürünün en önemli özelliklerinden biri, öğrencilerimize çok yönlü bir üniversite deneyimi sunması. İTÜ’de öğrenme derslikte ve laboratuvarda başlayıp orada bitmiyor. Bizim ‘kovan’ dediğimiz bu güçlü ekosistemde öğrencilerimiz; proje takımlarında, öğrenci kulüplerinde, sanatta ve sporda sorumluluk alıyor, birbirinden öğreniyor, birlikte geliştiriyor ve birlikte başarıyor. Spor da bu nedenle İTÜ kültürünün ve eğitim anlayışımızın ayrılmaz bir parçası. İTÜ Basketbol Takımımız bu kültürün en köklü temsilcilerinden biri. Türkiye’nin ilk üniversite basketbol takımı olarak 5 lig şampiyonluğu yaşamış, Türk basketboluna çok önemli isimler kazandırmış büyük bir mirası taşıyoruz. Bugün bize düşen, bu mirası yeniden sahaya taşımak ve İTÜ Spor Kulübü Basketbol Takımımızı eski günlerine, Türk basketbolunda hak ettiği yere taşımak. Halkbank ile imza attığımız güçlü, kurumsal ve uzun soluklu iş birliğini de bu yolculuğun çok önemli bir adımı olarak görüyorum. 253 yıllık İTÜ ile Cumhuriyetimizin köklü kurumlarından Halkbank’ın güçlerini birleştirdiği bu yeni dönemde hedefimiz çok net: İTÜ Basketbol Takımımızı yeniden büyük hedeflerin ve başarıların peşinden koşan, öğrencilerimizi ve mezunlarımızı tribünlerde aynı heyecan etrafında buluşturan güçlü günlerine taşımak.” İTÜ Spor Kulübü Başkan Vekili Kemal Erdenay ise şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada olmak benim için çok anlamlı. İTÜ Spor Kulübü’nün Türk basketbolunun lokomotifi olduğunu, çok sayıda oyuncu yetiştirdiğini, milli takıma süper oyuncular yetiştirdiğini gururla vurgulamak isterim… Bizler formayı terletirken gençlere sporu doğru göstermek için emek sarfettik. Bu iş birliği için ülkemizin en büyük değerlerinden biri olan Halkbank’a, yöneticilerine ve çalışanlarına yürekten teşekkür ederim.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom Selfyfest’26 ile Üniversite Kampüslerinde Eğlence Başlıyor Haber

Türk Telekom Selfyfest’26 ile Üniversite Kampüslerinde Eğlence Başlıyor

6-23 Ekim tarihleri arasında Rize, Samsun, İzmir, Isparta, Ankara ve İstanbul’da düzenlenecek festivalde, açık hava konserlerinin yanı sıra Selfy3X3 Basketbol Turnuvası, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle (AR) oynanan yeni nesil spor dallarından HADO Turnuvası, yarışmalar, interaktif oyunlar ve birbirinden özel aktiviteler gençlerle buluşacak. Murat Dalkılıç, Simge, Mert Demir, Fatma Turgut, KÖFN ve Edis; sevilen şarkılarını binlerce üniversite öğrencisiyle birlikte seslendirerek kampüslerde Selfyfest’26 heyecanını yaşatacak. Türk Telekom’un gençlerin her anına değer katan gençlik markası Selfy, Selfyfest’26 ile yeni akademik yılın heyecanına eğlence katacak. Rize’den Samsun’a, İzmir’den Isparta’ya, Ankara’dan İstanbul’a üniversite kampüslerinde gençlerle buluşacak. Festival kapsamında Murat Dalkılıç, Simge, Mert Demir, Fatma Turgut, KÖFN ve Edis sahne alırken; DJ performansları da festival programına renk katacak. Gün boyunca devam edecek yarışmalar, interaktif oyun alanları ve spor etkinlikleriyle öğrenciler kampüslerinde festival heyecanını doyasıya yaşayacak. Konserler, yarışmalar ve birbirinden renkli aktiviteler Altı farklı şehirde binlerce üniversite öğrencisini bir araya getirecek Selfyfest’26, konserlerin yanı sıra gün boyu devam edecek etkinliklere de ev sahipliği yapacak. Selfy 3X3 Basketbol Turnuvası, HADO Turnuvası sürpriz yarışmalar ve farklı aktiviteler gençlere arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirebilecekleri renkli bir festival deneyimi sunacak. Kampüslerde gün boyunca devam edecek etkinliklerin ardından sevilen sanatçıların açık hava konserleriyle festival heyecanı devam edecek. Üniversitelerin en iyi basketbolcuları Selfy3X3’te sahne alacak Selfyfest’26 kapsamında düzenlenecek Selfy3X3 Basketbol Turnuvası ile spor heyecanı da kampüslere taşınacak. Tek pota konseptiyle gerçekleştirilecek turnuvada üniversite öğrencileri üçer kişilik takımlar halinde mücadele edecek. Kampüslerde kurulacak özel sahalarda oynanacak karşılaşmalarda öğrenciler üniversitelerinin en iyi takımı olmak için ter dökecek. Turnuva boyunca başarılı performanslarıyla öne çıkan takımlar, basketbol heyecanını festival rotası boyunca yaşatacak. Her üniversitenin birinci olan takımı, 23 Ekim’de İstanbul’da düzenlenecek olan Büyük Final’de üniversitelerini temsil edecek. Şampiyon olan takım ödül olarak A Milli Basketbol Takımı’nın İstanbul’da oynayacağı bir maçta Türk Telekom tarafından ağırlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençlik Sofraları Yeni Eğitim Öğretim Yılına Hazır Haber

Gençlik Sofraları Yeni Eğitim Öğretim Yılına Hazır

Ankara Büyükşehir Belediyesi, öğrenci dostu Başkent anlayışı doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. Yaklaşık bir buçuk yıldır öğrencilerin bütçelerine katkı sağlamak amacıyla hizmet veren Gençlik Sofralarında bugüne kadar 400 bin öğün yemek ikram edildi. Sağlıklı ve hijyenik koşullarda hazırlanan yemeklerin sunulduğu Gençlik Sofraları, öğrencilerden yoğun ilgi görüyor. YAVAŞ: “SİZ HAYALLERİNİZE, GELECEĞİNİZE BAKIN” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda üniversite eğitimi için Ankara’ya gelen öğrencilere “Hoş geldiniz” diyerek “Size küçük bir hatırlatmam var… Kızılay 100. Yıl Gençlik Soframız yaz boyunca olduğu gibi açık. 5 Ekim’den itibaren Anıttepe, Gazi Mahallesi ve Sıhhiye’deki Gençlik Sofralarımız da yeniden kapılarını açıyor. Hafta içi her akşam saat 17.00 -20.00 saatleri arasında 4 çeşit ücretsiz sıcak yemeğiniz bizden. Siz hayallerinize, geleceğinize bakın. Ailelerinizin de gözü arkada kalmasın. Evlatları Ankara’daysa, biz de buradayız. Ne demiştik; üniversite Ankara’da okunur” ifadelerini kullandı. DÖRT NOKTADA ÖĞRENCİLER İÇİN SICAK YEMEK Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen Gençlik Sofraları uygulaması yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte misafirlerini ağırlamaya başlıyor. Yaz döneminde de hizmet veren Kızılay 100. Yıl Gençlik Sofrası ile birlikte Anıttepe, Gazi Mahallesi ve Sıhhiye Gençlik Sofraları da 5 Ekim Pazartesi gününden itibaren öğrencilere kapılarını açıyor. Bu kapsamda öğrenciler, hafta içi her gün 17.00-20.00 saatleri arasında ücretsiz akşam yemeğinden yararlanabilecek. HİZMETTEN YARARLANMAK OLDUKÇA KOLAY Gençlik Sofralarından yararlanmak isteyen öğrenciler merkezde bulunan karekod uygulamasıyla başvuru formunu kolayca tamamlayıp kayıt oluşturabiliyor. Ardından sadece kimlikleri ile Gençlik Sofralarındaki ücretsiz yemek hizmetinden yararlanabiliyor. GENÇLİK SOFRALARINA ÖĞRENCİLERDEN TAM NOT Gençlik Sofralarından faydalanan öğrenciler ise memnuniyetlerini şu sözlerle ifade etti: -Berfin Doğan: “Gayet güzel bir uygulama hem burada ev yemekleri yiyoruz hem de sağlıklı beslenmiş oluyoruz. Gayet güzel oluyor.” -Begüm Bilge Eroğlu: “Gerçekten öğrenci dostu olduğunu düşünüyorum. Gerek ev yemekleri gerek her gün bu hizmet gerçekten on numara.” -Mustafa Ahmedi: “Biz çok memnunuz. Bence güzel yemekler. Beğendik yemeklerini, geliyoruz her gün buraya.” -Simay Gülek: “Ben gayet memnunum arkadaşlarımla da geliyorum zaten. Bugün de öyle arkadaşımla da geldim. Gayet güzel, memnunuz tatlardan da hizmetten de.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dardanel, ÇOMÜ Kadın Voleybol Takımı’nın Ana Sponsoru Haber

Dardanel, ÇOMÜ Kadın Voleybol Takımı’nın Ana Sponsoru

Dardanel ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) arasında, ÇOMÜ Spor Kulübü Kadın Voleybol Takımı’nın desteklenmesine yönelik sponsorluk protokolü imzalandı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu ile Dardanel Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen’in katılımıyla gerçekleştirilen imza töreniyle Dardanel, takımın “Ana Sponsoru” oldu. İş birliği kapsamında Dardanel, 2026-2027 sezonunda Türkiye Voleybol Federasyonu Kadınlar 2. Ligi’nde mücadele edecek takımın sportif faaliyetlerine destek sağlayacak. Sponsorlukla birlikte kadın sporcuların gelişimine katkı sunulması ve Çanakkale’de spor kültürünün güçlendirilmesi hedefleniyor. “Sürdürülebilir başarı inşa edilmeli” İmza töreninde konuşan Dardanel Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen, şunları söyledi: “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’ni spora yönelik bu değerli girişiminden dolayı kutluyorum. Türkiye’nin son yıllarda özellikle kadın voleybolunda elde ettiği başarı, bu alanda sahip olduğumuz potansiyeli açıkça ortaya koyuyor. Bu başarının sürdürülebilir olması için altyapının güçlendirilmesi, genç sporcuların desteklenmesi ve üniversitelerin sürecin aktif bir parçası olması büyük önem taşıyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin sahip olduğu insan kaynağı, öğrenci potansiyeli ve tesis imkanlarıyla bu alanda önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Dardanel olarak geçmişten bugüne futbol, voleybol ve basketbol başta olmak üzere sporun farklı alanlarına destek verdik. Bugün de bu oluşumun ana sponsoru olmaktan hem Dardanel olarak hem de şahsım adına büyük mutluluk duyuyorum. Üniversitemizin öncülüğünde, Çanakkale’deki girişimcilerin, sanayicilerin ve kentimizin desteğiyle bu yapının başarılı olacağına inanıyorum. Sayın Rektörümüze, üniversite yönetimine ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sporcularımıza ve yöneticilerimize başarılar diliyorum. Çanakkale’mize ve Türk sporuna hayırlı olmasını temenni ediyorum.” “Hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz” Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu ise şunları söyledi: “Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Spor Kulübü olarak 2026-2027 sezonunda Türkiye Kadınlar 2. Ligi’nde mücadele ediyoruz. Yaklaşık bir yıl önce üniversitemiz ve kentimizin değerli iş insanlarıyla birlikte başlattığımız bu süreçte bugün hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Projemizi Niyazi Önen ile paylaştığımız ilk andan itibaren kendilerinin desteğini gördük. Dardanel, uzun yıllardır Çanakkale’de spora ve kentimizin spor kültürünün gelişimine önemli katkılar sunuyor. Bugün de bu değerli iş birliğini hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Niyazi Önen’e ve Dardanel ailesine teşekkür ediyor, sporcularımıza ve teknik ekibimize başarılar diliyorum.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA’ya, Youth Awards 2026’dan Bronz Ödül Haber

AgeSA’ya, Youth Awards 2026’dan Bronz Ödül

227 farklı üniversiteden toplam 201 bin 740 oyun kullanıldığı araştırmada elde edilen ödül, AgeSA’nın genç yetenekler nezdindeki güçlü konumunu bir kez daha gösterdi. Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektörünün lider kuruluşlarından AgeSA, genç yeteneklere yönelik insan ve kültür yaklaşımıyla Youth Awards 2026’da ödüle layık görüldü. Youthall tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Youth Awards kapsamında, 227 farklı üniversite ve 173 farklı bölümden gençlerin katılımıyla “Türkiye’nin En Beğenilen Şirketleri” belirlendi. AgeSA, 201 bin 740 oyun kullanıldığı araştırmada “En Çok Çalışılmak İstenen Sigortacılık Şirketi” kategorisinde bronz ödül aldı. “Önümüzdeki dönemde de gençlerin kariyer yolculuklarına eşlik etmeyi sürdüreceğiz” “AgeSA’da genç yeteneklerin potansiyellerini keşfedebilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri ve yaptıkları işle anlamlı bir etki yaratabilecekleri bir çalışma ortamı sunmayı önceliklerimiz arasında görüyoruz” diyen İnsan, Kültür ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Burak Yüzgül, ödüle ilişkin şunları söyledi: “Youth Awards’ın doğrudan gençlerin çalışma hayatına ilişkin beklentilerini ve tercihlerini yansıtması, aldığımız bu ödülü bizim için ayrıca anlamlı kılıyor. Yıl boyunca üniversite iş birliklerinden kariyer etkinliklerine, staj programlarından gelişim ve mentorluk uygulamalarına kadar pek çok alanda gençlerle bir araya geliyor, onları dinliyor ve beklentilerini çalışan deneyimimizi geliştirirken dikkate alıyoruz. Önümüzdeki dönemde de gelişimi destekleyen uygulamalarımız ve yetenek programlarımızla gençlerin kariyer yolculuklarına eşlik etmeyi sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yks Ek Yerleştirme, Üniversite Hayali İçin İkinci Şans Sunuyor! Haber

Yks Ek Yerleştirme, Üniversite Hayali İçin İkinci Şans Sunuyor!

Ek yerleştirmede en kritik noktalardan birinin taban puan şartı olduğuna dikkat çeken Akoğlan, tercih listesinin yalnızca puana bakılarak değil, adayın gerçekten okumak istediği bölümlere göre hazırlanması gerektiğini vurguladı. Akoğlan, “Kazanıldığı takdirde gidilmeyecek hiçbir programa listede yer verilmemelidir. Çünkü ek yerleştirmede bir bölüme yerleşip kayıt yaptırmamak, bir sonraki yıl Ortaöğretim Başarı Puanının yarı yarıya kırılmasına yol açarak ciddi bir hak kaybı yaratır.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ek yerleştirme sürecinde adayların dikkat etmesi gereken noktaları değerlendirdi. “Ek yerleştirme son derece değerli bir ikinci şans” YKS genel yerleştirme sonuçlarının ardından herhangi bir yükseköğretim programına yerleşemeyen veya ilk aşamada tercih bildiriminde bulunmayan adayların ek yerleştirme sürecini dikkatle değerlendirmesi gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, “Ek yerleştirme süreci, üniversite hayallerine ulaşma yolunda son derece değerli bir ikinci şans sunmaktadır.” dedi. Ek yerleştirmeden kimlerin yararlanabileceğine ilişkin de bilgi veren Özgür Akoğlan, “Bu süreçten yalnızca merkezi yerleştirmede açıkta kalanlar, ilk dönemde hiç tercih yapmamış olanlar ve özel yetenek sınavıyla bir programa kayıt hakkı kazanan adaylar faydalanabilmektedir.” ifadelerini kullandı. Genel yerleştirmede bir programa yerleşen aday ek yerleştirme yapamıyor Ek yerleştirme sürecinde adayların en sık gözden kaçırdığı konulardan birinin başvuru hakkı olduğunu belirten Özgür Akoğlan, “Genel yerleştirmede örgün ya da açık öğretim fark etmeksizin herhangi bir yükseköğretim programına yerleştirilen adaylar ise kayıt yaptırmış olsunlar ya da olmasınlar ek yerleştirmeye başvuru hakkını kaybetmektedir.” diye konuştu. En kritik kural taban puan şartı Ek yerleştirmede adayların puanlarını değerlendirirken genel yerleştirmeden farklı bir mantıkla hareket etmesi gerektiğini söyleyen Özgür Akoğlan, “Ek yerleştirmenin en kritik ve belirleyici kuralı taban puan şartıdır. İlk yerleştirmede kontenjanı tamamen dolan ve kayıt yaptırmama veya feragat nedeniyle boş kalan programları tercih edebilmek için adayın YKS yerleştirme puanının, o bölümün oluşan genel yerleştirme taban puanına eşit veya bu puandan yüksek olması zorunludur. Puanı taban puanın altında kalan adayların bu programlara yerleşmesi sistem tarafından mümkün kılınmazken; ilk yerleştirmede kontenjanı dolmayan veya yeni açılan bölümlerde taban puan oluşmadığı için ilgili puan türünde puanı hesaplanan tüm adaylar bu programları tercih edebilmektedir.” şeklinde konuştu. Başarı sırası şartları ek yerleştirmede de devam ediyor Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hukuk, mimarlık, mühendislik ve öğretmenlik gibi bölümlerde uygulanan başarı sırası koşullarının ek yerleştirmede de geçerli olduğunu ifade eden Akoğlan, “Başarı sırası barajı kuralı ek yerleştirmede de eksiksiz olarak geçerliliğini korumaktadır.” dedi. “Tercih listenizi puana göre değil, isteğinize göre sıralayın” Adayların 24 tercih hakkını kullanırken gerçek istek sırasını esas alması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “Genel yerleştirmedeki başarı sırası mantığının yerini güncel taban puan analizinin alması gerekmektedir. Tercih listesi puana göre değil, adayın gerçek istek sırasına göre oluşturulmalı; kazanıldığı takdirde gidilmeyecek hiçbir programa listede yer verilmemelidir. Çünkü ek yerleştirmede bir bölüme yerleşip kayıt yaptırmamak, bir sonraki yıl Ortaöğretim Başarı Puanının (OBP) yarı yarıya kırılmasına yol açarak ciddi bir hak kaybı yaratır. Bu nedenle adayların hem hedefledikleri bölümleri hem de yerleşme ihtimali kuvvetli garantör seçenekleri dengeli bir dağılımla listelerine eklemeleri gerekir.” şeklinde konuştu. Sadece puana değil, üniversitenin sunduğu imkânlara da bakılmalı Üniversite ve bölüm seçiminde yalnızca puan uyumunun dikkate alınmasının yeterli olmadığını ifade eden Özgür Akoğlan, “Bölüm ve üniversite seçiminde sadece puan uyumu değil; kurumların akademik kadrosu, akreditasyonları, çift anadal (ÇAP) ve Erasmus+ değişim olanakları, vakıf üniversitelerinin burs kesinti şartları ile kampüsün ulaşım ve barınma imkanları titizlikle araştırılmalıdır. Günümüz dinamiklerinde bilişim ve yapay zeka odaklı mühendislikler, sağlık ve yaşam bilimleri, yeni nesil yönetim alanları ile sektörel istihdamı yüksek iki yıllık meslek yüksekokulu programları güçlü alternatifler sunmaktadır.” dedi. Tercihi yapmak yetmiyor, ödeme süreci de tamamlanmalı Ek yerleştirme sürecinin teknik aşamalarının da dikkatle takip edilmesi gerektiğine işaret eden Akoğlan, Özgür Akoğlan, “Tercihlerin ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi üzerinden onaylanmasının ardından, belirlenen ek yerleştirme ücretinin resmi süre içinde ÖSYM Kartlı Ödeme Sistemi veya anlaşmalı bankalar aracılığıyla yatırılması şarttır; zira ücreti ödenmeyen başvurular sistem tarafından doğrudan geçersiz sayılmaktadır. Ek yerleştirme sürecini profesyonel bir rehberlik desteği alarak, motivasyonu kaybetmeden ve bilinçli adımlarla yönetmek hedeflenen üniversiteye yerleşme kapısını aralayacaktır.” diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik’ten Stratejik Teknoloji Hamlesi Haber

Arçelik’ten Stratejik Teknoloji Hamlesi

Arçelik ile Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü arasındaki iş birliğinin imza töreni Çin’in Şanghay kentinde gerçekleştirildi. Törene Arçelik CEO’su Can Dinçer, Üretim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nihat Bayız, Satın Alma, Tedarik Zinciri ve Dijitalden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alp Karahasanoğlu ile Shanghai Jiao Tong Üniversitesi’nin üst düzey akademik temsilcileri katıldı. Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile başlatılacak iş birliği kapsamında Arçelik, Çin’deki Wuxi Ar-Ge Merkezi’nin elektronik, gömülü yazılım ve dijital teknolojiler alanındaki yetkinliklerini daha ileri düzeye çıkaracak. İki kurum; akıllı ev teknolojileri, veri bilimi ve robotik başta olmak üzere birçok alanda ortak çalışmalar yürütecek. İş birliği ayrıca nesnelerin interneti (IoT), bağlantılı cihazlar, insan-makine etkileşimi (HMI), enerji verimliliği, sürdürülebilir teknolojiler, ileri malzemeler, sensörler ve dijital mühendislik alanlarını da kapsayacak. Global teknoloji ekosistemindeki varlığımızı stratejik iş birlikleriyle güçlendiriyoruz Arçelik CEO’su Can Dinçer, iş birliğinin şirketin global teknoloji ve inovasyon vizyonundaki önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Arçelik bugün yalnızca beyaz eşya ve tüketici elektroniği üreten bir şirket değil. 28 ar-ge ve tasarım ofisi, 2.000’den fazla araştırmacı, güçlü mühendislik yetkinliği ve 3.000’i aşan küresel patent portföyüyle dünyanın farklı coğrafyalarında teknoloji geliştiren global bir teknoloji şirketi. İTÜ ve ODTÜ başta olmak üzere Türkiye’de ve dünyada köklü üniversitelerle yürüttüğümüz işbirlikleri kapsamında, Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile imzaladığımız bu protokol de global ar-ge ve inovasyon yaklaşımımızın önemli bir adımı. Bu iş birliğiyle ile Wuxi Ar-Ge Merkezimizin yetkinliklerini üniversitenin güçlü akademik birikimiyle buluşturacağız. Aynı zamanda bu iş birliği, üniversitedeki araştırmacıların akademik çalışmalarını gerçek endüstriyel ihtiyaçlarla buluşturmasına ve geliştirilen teknolojilerin uygulama potansiyelinin birlikte değerlendirilmesine de imkân sağlayacak. Teknolojide öncü olmanın, dünyanın farklı bölgelerindeki bilgi ve yetenekle buluşmaktan ve güçlü araştırma kurumlarıyla birlikte çalışmaktan geçtiğine inanıyoruz. Çin, sahip olduğu güçlü teknoloji, mühendislik ve insan kaynağı ekosistemiyle global stratejimizde önemli bir yere sahip. Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğini de Asya-Pasifik bölgesindeki inovasyon ağımızı güçlendiren ve Çin’in teknoloji ekosistemiyle bağlarımızı derinleştiren stratejik bir adım olarak görüyoruz. Türkiye’den Çin’e, Avrupa’dan dünyanın farklı coğrafyalarına uzanan Ar-Ge ağımız ve güçlü akademik iş birliklerimizle geleceğin teknolojilerinin geliştirilmesinde söz sahibi olmaya devam edeceğiz.” Arçelik Wuxi Ar-Ge Merkezi Çin’in Teknoloji Ekosistemiyle Bağları Güçlendirecek Arçelik, Shanghai Jiao Tong Üniversitesi-Geleceğin Teknolojileri Global Enstitüsü ile hayata geçirdiği iş birliğiyle Wuxi Ar-Ge Merkezi’ni Çin’in güçlü akademik ve teknoloji ekosistemiyle daha yakın çalışacak stratejik bir merkez olarak konumlandırmayı hedefliyor. İş birliği kapsamında ortak ar-ge projeleri ve lisansüstü çalışmalar ile araştırmacı ve öğrenci etkileşimini kapsayan farklı çalışma modelleri hayata geçirilecek. Böylece akademik bilgi ve araştırmaların teknoloji ve ürün geliştirme süreçlerine daha hızlı aktarılması amaçlanıyor. Ortak çalışmaların ilerleyen dönemde yeni teknolojilere, prototiplere ve ortak patent çalışmalarına uzanan somut çıktılara dönüşmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir! Haber

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir!

Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, mezuna kalma kararının yalnızca “daha iyi bir sıralama yaparım” düşüncesiyle verilmemesi gerektiğini belirterek, “Kariyer ve yaşam, tek bir sınav kâğıdına sıkıştırılamayacak kadar geniştir. Bazen en stratejik başarı, hayatı durdurmak değil; mevcut zemine basıp rotayı yürürken inşa etmektir.” dedi. Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte öğrenciler ve aileler açısından yeni bir karar dönemi başladı. Beklediği sıralamayı elde edemeyen ya da hedeflediği üniversite ve bölüme yerleşemeyen bazı adaylar, kazandıkları programın sunduğu olanakları incelemeden “mezuna kalma” seçeneğine yöneliyor. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, mezuna kalma kararının yalnızca üniversitenin adı veya sıralama beklentisi üzerinden verilmemesi gerektiğini anlattı. “Kazanılan bölüm analiz edilmeden verilen kararlar sağlıklı olmayabilir” Yerleştirme sonrasında sıklıkla karşılaşılan örüntülerden birinin, adayların kazandıkları programları yeterince araştırmadan yeniden sınava hazırlanmayı düşünmeleri olduğunu ifade eden Özgür Akoğlan, şunları söyledi: “Üniversite yerleştirme sonuçlarının ilan edilmesiyle birlikte sıklıkla karşılaştığımız durumlardan biri, adayların yerleştikleri programları derinlemesine analiz etmeden doğrudan mezuna kalma eğilimi göstermeleridir. Kazanılan bölümün akademik profili, akreditasyonları, sektörel entegrasyonu ve mezun istihdam oranları nesnel ölçütlerle değerlendirilmeden verilen bu ani kararlar, çoğu zaman rasyonel bir kariyer planlamasından ziyade bilişsel çarpıtmalar ve çevresel dinamiklerin baskısıyla şekillenmektedir.” “Ya hep ya hiç düşüncesi başarıyı görünmez hale getirebiliyor” Mezuna kalma kararında özellikle mükemmeliyetçi düşünce kalıplarının etkili olabildiğini kaydeden Özgür Akoğlan, “Çoğu zaman bu tercihi yöneten dinamik, hedeflerin uyuşmazlığından ziyade ‘ya hep ya hiç’ şeklinde çalışan katı bir mükemmeliyetçiliktir. İlk birkaç binde yer almayı hayal ederken biraz daha geride bir sıralama elde eden aday, elindeki somut başarıyı bir anda yok sayar. Sosyal medyadaki filtrelenmiş başarı hikayeleri, ailelerin örtük beklentileri ve akranlar arası prestij yarışı birleştiğinde; birkaç popüler üniversite dışındaki tüm seçenekler adayın zihninde peşinen ‘değersiz’ etiketini alır. Sonuç, bir meslek edinme sürecinin salt bir statü mücadelesine indirgenmesidir.” dedi. “Mezun yılı doğrusal ve garantili bir denklem değil” Mezuna kalmanın bazı öğrenciler için doğru bir seçenek olabileceğini ancak bunun psikolojik ve akademik maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini ifade eden Özgür Akoğlan, “Oysa mezun yılı, dışarıdan zannedildiği gibi yalnızca ‘bir yıl daha soru çözüp sıralamayı katlamak’ kadar doğrusal ve garantili bir denklem değildir. Akranlar yeni bir yaşama adım atarken evde kalmanın yarattığı sosyal yalıtılmışlık, zamanla derinleşen motivasyon kayıpları ve ‘bu defa kesin başarmalıyım’ baskısının arttığı sınav anı kaygısı ciddi bir psikolojik direnç gerektirir. Üstelik bir programa yerleşmiş olmanın getirdiği %50 azalan Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) kesintisi gibi sistemsel engeller, yeni yıla doğrudan puan dezavantajıyla başlanmasına yol açar.” diye konuştu. Üniversiteye başlamak diğer seçeneklerin kapısını kapatmıyor Bir programa yerleşmenin öğrencinin kariyer yolunu geri dönülmez biçimde belirlemediğinin altını çizen Özgür Akoğlan, “Burada gözden kaçırılan temel gerçek şudur: Üniversite kapısından içeri girmek, diğer tüm seçenekleri yok etmez; aksine yeni geçiş koridorları açar. Günümüz yükseköğretim yapısı; merkezi puanla veya genel not ortalamasıyla yatay geçiş, çift ana dal (ÇAP), yan dal ve yurt dışı değişim programları gibi dinamik alternatifler sunar.” şeklinde konuştu. “Üniversite öğrencinin yetkinlik sermayesini erkenden geliştirebilir” Üniversite yaşamının yalnızca derslerden ibaret olmadığını vurgulayan Akoğlan, “Zamanı tekrar eden sınav stresinde tüketmek yerine üniversite ekosistemine dahil olmak; öğrencinin çoktan seçmeli test kalıplarından çıkarak proje yönetimi, yabancı dil, kulüp organizasyonları ve sektörel bağlantılar üzerinden kendi yetkinlik sermayesini erkenden inşa etmesini sağlar.” ifadesinde bulundu. Diplomanın üzerindeki bölüm adı tek başına kariyeri belirlemiyor İş dünyasının da son yıllarda ciddi biçimde değiştiğine işaret eden Akoğlan, şöyle devam etti: “En kritik gerçeklerden biri de modern iş dünyasının dönüşen kariyer dinamikleridir. Günümüz istihdam piyasasında bireylerin çok büyük bir kısmı doğrudan lisans diplomalarının etiketine bağlı kalmadan, disiplinler arası alanlarda kariyer inşa etmektedir. Artık mesleki başarıyı belirleyen yegâne unsur üniversite diplomasındaki unvan değil; adayın edindiği aktarılabilir beceriler, problem çözme yetisi, yabancı dil yetkinliği, dijital okuryazarlık ve sektörel uyum kabiliyetidir.” Aileler kıyaslama yerine tabloyu birlikte değerlendirmeli Yerleştirme sonrasında ailelerin tutumunun öğrencinin karar sürecini doğrudan etkileyebildiğini belirten Akoğlan, “Bu kritik eşikte ailelere düşen rol, gençlerin hissettiği hayal kırıklığını küçümsemeden dinlemek ve onları kıyaslama tuzağından uzak tutmaktır. Bir sonraki yılın belirsizlikleri ile mevcut yerleşimin sunduğu somut iç geçiş fırsatları masaya baskısız, şeffaf bir tablo olarak yatırılmalı; nihai sorumluluğun gence ait olduğu hissettirilmelidir.” dedi. “Bazen en doğru rota yürürken ortaya çıkar” Üniversite tercihlerinin hayatın geri kalanını belirleyen tek ve değiştirilemez karar gibi görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, sözlerini şöyle tamamladı: “Kariyer ve yaşam, tek bir sınav kağıdına sıkıştırılamayacak kadar geniştir. Bazen en stratejik başarı, mükemmel koşulların oluşmasını beklemek için hayatı durdurmak değil; mevcut zemine basıp rotayı yürürken inşa etme cesaretini göstermektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.