Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Unutkanlık

Kapsül Haber Ajansı - Unutkanlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unutkanlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Unutkanlığı Nedeniyle Yaşlıları Eleştirmek Kaygılarını Artırabilir!  Haber

Unutkanlığı Nedeniyle Yaşlıları Eleştirmek Kaygılarını Artırabilir! 

Bazı belirtilerin depresyon, bilişsel sorunlar, ilaç yan etkileri veya farklı sağlık problemleriyle ilişkili olabileceğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Yaş ilerledikçe bazı bilgileri daha geç hatırlamak veya zaman zaman bir ismi çıkarmakta zorlanmak çok doğal bir süreç. Ama özellikle dikkat edilmesi gereken durumlar var. Unutkanlık kişinin günlük yaşamını etkilemeye başladıysa erken değerlendirilmesi gerçekten önemlidir.” dedi. Yaşlıları unutkanlıkları nedeniyle eleştirmenin kaygılarını artırabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, ailelere anlayışlı ve destekleyici bir yaklaşım önerdi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, yaşlılarda kişilik ve davranış değişiklikleri, unutkanlık ve depresyon belirtilerinin nasıl fark edileceği, hasta yakınlarının nasıl yaklaşması gerektiği ve psikiyatrik tedavinin önemi hakkında açıklamalar yaptı. Belirgin kişilik değişikliklerini sadece yaşlılığa bağlamak doğru değil! ‘Annem son zamanlarda çok değişti’, ‘eskiden çok sosyaldi’, ‘kimseyle görüşmek istemiyor’, ‘çok alıngan oldu’, çok çabuk sinirleniyor’, ‘her şeyden şüphelenir oldu’ tepkisiyle sık sık karşılaştığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Yaş aldıkça insanın bazı alışkanlıklarının değişmesi gayet normal olabilir. Daha sakin olabilir. Sosyal çevresi biraz daha azalabilir. Ama belirgin ve yeni başlayan bir kişilik veya davranış değişikliğini sadece yaşlılığa bağlamak çok sağlıklı değildir. Çünkü bazen bunlar ciddi anlamda bir depresyonun, bilişsel sorunların, kullanılan bazı ilaçların yan etkilerinin veya başka tıbbi problemlerin sonucu olabilir.” dedi. Bu tür durumlar karşısında ailelere önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “‘Sen çok değiştin. Neden böyle oldun?” demek yerine, “Son zamanlarda seni biraz daha içine kapanmış görüyorum. Seni üzen veya sıkan bir şeyler mi var?” gibi yaklaşmak, durumu biraz daha anlayışla karşılamak gerekiyor. Çünkü bazen yaşlı bir insanın davranışındaki değişiklik, bize söyleyemediği çok ciddi bir sıkıntının ilk işareti olabilir. Unutmayalım, yaşlanmak kişiliğin tamamen değişmesi anlamına gelmez. Eğer değişiklik belirginse ve günlük yaşamını özellikle etkiliyorsa bu, bizim dikkatli olmamız gereken bir durumdur.” şeklinde konuştu. Unutkanlık günlük yaşamı etkilemeye başladıysa göz ardı edilmemeli! Yaşlılarda her unutkanlığın Alzheimer anlamına gelmediğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Bir ismi unutmak, anahtarı nereye koyduğunu unutmak, bazen bir yere sakladığı ya da kaldırdığı takılarının veya parasının yerini unutmak… Tüm bunlar hemen Alzheimer olduğu anlamına gelmez.” dedi. Yaş ilerledikçe bazı bilgileri daha geç hatırlamanın veya zaman zaman bir ismi çıkarmakta zorlanmanın çok doğal bir süreç olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şen, şöyle devam etti: “Ama özellikle dikkat edilmesi gereken durumlar var. Unutkanlık kişinin günlük yaşamını etkilemeye başladı mı? Aynı soruyu çok kısa aralıklarla tekrar tekrar soruyor mu? Yakın zamanda yaşanan olayları çok belirgin bir şekilde unutuyor mu? İlaçlarını veya parasını yönetmekte çok zorlanıyor mu? Daha önce çok iyi bildiği işleri yapmakta zorlanıyor mu? Ya da bildiği bir yerde yönünü kaybedebiliyor mu? Evine gelirken bazen evinin yolunu bulmakta zorlanıyor mu? Bunlar artık normal yakınmalar deyip geçiştirilmemesi gereken durumlardır ve erken değerlendirilmesi gerçekten önemlidir. Çünkü her unutkanlık Alzheimer değildir ama unutkanlıkla ilgili belirtilerin erken saptanması hem yaşlının hem de yaşlı yakınlarının hayatını çok ciddi anlamda kolaylaştırır.” Unutkanlığı nedeniyle yaşlıları eleştirmek kaygılarını artırabilir! Unutkanlık durumunda hasta yakınlarına önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Özellikle şunun bilinmesi gerekir; ‘Aa, bunu da mı unuttun? Bak, yine unuttun. Sen de bir türlü hatırlamıyorsun.’ gibi cümleler, yaşlı hastalar için gerçekten yoğun anksiyeteye neden olan, unutkanlığın daha da hızlanmasına veya mevcut belirtilerin gizlenmesine yol açabilen durumlardır. O yüzden bu gibi durumlarda hastadaki değişimi iyi gözlemlemek, hastayı iyi anlamak ve bir uzmanla konuşmak her zaman daha sağlıklıdır.” uyarısında bulundu. Yaşlılarda psikiyatrik yatış, güvenliği sağlamak ve tedaviyi düzenlemek için uygulanıyor! Yaşlı bir bireyin psikiyatri servisine yatırılması gerektiğinde hem hasta hem de hasta yakınının bazen çok ciddi anlamda travmatize olabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Bu durum, çok ciddi ve ağır bir hastalık olduğu, hastane yatışının çok uzayacağı ya da hastanın hastaneden hiç çıkamayacağı gibi bir algıya neden olabiliyor.” dedi. Oysa hastalık çok ağır olduğu için değil, bazen hastanın gerçekten ciddi anlamda yakın bakıma ihtiyacı olduğu için hastaneye yatırılması gerekebildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Hastanın güvenliğini sağlamak, tedaviyi düzenlemek ve yakından takip etmek için psikiyatrik yatışa başvurabiliyoruz. Özellikle ağır depresyonlarda, intihar riski olan hastalarda, bazen psikotik belirtileri olan yaşlılarda veya temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan yaşlılarda kötüleşmeyi durdurabilmek ve daha hızlı müdahale edebilmek için hastaneye yatışı öneriyoruz. Hastaya, ‘Seni hastaneye yatırıyoruz çünkü çok hastasın.’ demek yerine, ‘Bir süre seni daha yakından takip edelim. Tedavinin düzenlenmesini sağlayalım diye seni bir süre gözlem altında tutacağız.’ gibi bir cümleyle hastanın kaygılarını gidermek önemlidir.” açıklamasını yaptı. Yaşlılarda içe kapanma ve unutkanlık depresyonun habercisi olabilir! Yaşlı bir kişinin çoğunlukla ‘ben depresyondayım’ diyerek gelmediğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Bunun kendisi bile çok farkında olmayabilir.” dedi. Yaşlılarda depresyonun, gençlerdeki gibi her zaman çok açık bir üzüntüyle ortaya çıkmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Kişi, ‘Hiçbir şey yapmak istemiyorum. İnsanlarla görüşmek istemiyorum. Eve kimse gelmesin. Çocukların dahi eve gelmesini istemiyorum. Kalabalık oluyor. Başım kaldırmıyor. Rahatsız oluyorum. Çabuk yoruluyorum. Ben zaten yaşlıyım.’ gibi cümlelerle kendini ifade edebilir. Çoğunlukla ağrı belirtileri ön planda seyredebilir. ‘Eskisi gibi düşünemiyorum. Zaten yaşlandım. Eskisi gibi öğrenemiyorum.’ gibi şeyler söyleyebilir. Uyku bozukluğu olabilir. İştah belirgin olarak değişebilir. Enerji azalması özellikle ortaya çıkar. Bedensel yakınmalar, somatik belirtiler, unutkanlığın artması ve özellikle sosyal hayattan geri çekilme, yaşlılık depresyonunda çok sık gördüğümüz belirtilerdir. Özellikle yeni başlayan içe kapanma ve unutkanlığın ani ilerlemesi, yaşlılık depresyonu açısından ciddi olarak düşünülmesi gereken belirtilerdir. Bazen depresyon, bilişsel işlevlerin belirgin şekilde yavaşlamasıyla da ortaya çıkabilir. Yaşlılık depresyonunda özellikle dikkat edilmesi gerekir. Çünkü yaşlılık depresyonunda ne yazık ki intihar riski daha ön plandadır. Yaşlılık depresyonu, yaşlılarda birçok hastalıkta olduğu gibi tedaviye biraz daha yavaş yanıt verebilir. O yüzden erken tanınması ve erken tedaviye başlanması çok çok önemlidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ütüyü Buzdolabına Koymak Hastalığın Net Bir İşareti! Haber

Ütüyü Buzdolabına Koymak Hastalığın Net Bir İşareti!

Yakın geçmişi hatırlayamamak, ciddi hafıza sorunlarının belirtisi olabilir! Günlük hayatta anahtarın nereye koyulduğunu unutmanın, ocağın açık unutulduğunu sanıp kontrol etmenin ya da bir anlığına birinin adını hatırlayamamanın genellikle yorgunluk ve dikkat eksikliğinin sonucu olduğunu ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Ancak tehlike çanları; az önce yapılan bir konuşmayı hiç yaşanmamış gibi tamamen unutmak, aynı soruyu kısa süre içinde defalarca sormak veya yıllardır ezbere bilinen evin yolunu bulamamak gibi durumlarda çalar.” dedi. Dr. Şalçini, meselenin ‘eşyanın yerini bulamamak’ değil, ‘yakın geçmişi zihne hiç kaydedememek’ boyutuna ulaştığında, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerektiği uyarısında bulundu. Ütüyü buzdolabına koymak yaşlılık belirtisi değil, hastalığın net bir işareti! İlerleyen yaşla birlikte isimleri biraz daha geç hatırlamanın veya yeni bir şey öğrenirken eskisinden biraz daha fazla zamana ihtiyaç duymanın doğal bir süreç olduğuna işaret eden Dr. Şalçini, şöyle devam etti: “Ancak ‘yaşlandım, ondan unutuyorum’ diyerek durumu geçiştirmek, altta yatan ciddi bir hastalığın erken teşhis ve tedavi şansını yok eder. Eğer unutkanlık; kişinin tek başına faturalarını ödemesine, yemeğini yapmasına, ocak kullanmasına veya kişisel bakımını sağlamasına engel oluyorsa, bu kesinlikle yaşlılığın doğal bir parçası değildir. Ayrıca eşyaları çok alakasız yerlere koymak (örneğin ütüyü buzdolabına koymak) gibi davranışlar yaşlılık belirtisi değil, hastalığın net bir işaretidir ve mutlaka nörolojik bir değerlendirme gerektirir.” Stres ve uykusuzluk, beynin yeni bilgileri kaydetmesini zorlaştırıyor! Stres ve uykusuzluğun hafızayı bozduğunu dile getiren Dr. Şalçini, “Stres ve uykusuzluk beynin en büyük düşmanlarındandır.” dedi. Kronik stres altındayken vücudun salgıladığı kortizol hormonunun, beynin hafıza merkezi olan hipokampüsü adeta baskıladığını ve yeni bilgilerin kaydedilmesini engellediğini aktaran Dr. Şalçini, “Aynı şekilde, beynimiz biz uyurken gün içindeki bilgileri ayıklar, depolar ve adeta kendi kendini temizler. Yeterli ve kaliteli uyku alınmadığında bu gece temizliği yapılamaz; sonuç olarak zihin sekmeleri açık kalmış ve hafızası dolmuş bir bilgisayar gibi yavaşlar, en basit kelimeleri bile bulmakta güçlük çeker.” şeklinde konuştu. Beyin sisi ile demans arasındaki fark, bilginin hatırlanıp hatırlanamaması! Beyin sisi ile gerçek hafıza kaybı (demans) arasındaki farka da değinen Dr. Celal Şalçini, “Ayırt etmenin en kolay yolu, bilginin geri gelip gelmediğine bakmaktır.” dedi. “Beyin sisi yaşarken zihin bulanıktır, odaklanamaz; ancak ipucu verildiğinde ya da biraz zaman geçtiğinde aranan bilgi hatırlanır.” diyen Dr. Şalçini sözlerini şöyle tamamladı: “Alzheimer gibi gerçek hafıza kaybı hastalıklarında ise o bilgi beyinden tamamen silinmiştir. Örneğin; beyin sisi yaşayan biri gözlüğünü nereye koyduğunu bulmakta zorlanır ama bulduğunda oraya koyduğu anı hatırlar. Alzheimer hastası ise gözlüğü bulsa bile onun kendisine ait olduğunu reddedebilir veya oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikri olmaz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alzheimer Hastalığı Nilüfer’de Detaylı Ele Alındı Haber

Alzheimer Hastalığı Nilüfer’de Detaylı Ele Alındı

Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Alzheimer hastalığı ve hukuki süreç” konulu seminer Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin’in de takip ettiği seminere ilgi yoğun oldu. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Mustafa Bakar’ın yaptığı seminerde nöroloji uzmanı Doç. Dr. Demet Yıldız, adli tıp ve nöroloji uzmanı Dr. Elif Nalan Tolgay ve avukat Muzaffer Baran konuşma yaptı. Nöroloji uzmanı Doç. Dr. Demet Yıldız, Alzheimer’ın genellikle yaşlılıkta ve çeşitli zihinsel bozukluklarla ortaya çıkan bir beyin hastalığı olduğunu söyledi. Şikâyetlerin genellikle unutkanlık ile başladığını dile getiren Yıldız, erken evrede tespit edilmesinin önemli olduğunu dile getirdi. Hastalığın ruhsal belirtileri de olduğunu ifade eden Yıldız, “Huzursuzluk, uyku bozukluğu, depresyon gibi ruhsal belirtileri de olabiliyor. Başlangıç evresinde yolu, tarihi şaşırma, kelime bulamama gibi belirti verirken, orta evrede kişileri tanıyamama başlar ve yıkanma ile beslenme konusunda yardım gerekir. Kişi, ileri evrede ise yakınları tanıyamaz” dedi. Demansa yakalanmamak için genetik faktörlerin önemli olduğuna işaret eden Yıldız, eğitim ve sağlıklı yaşamın koruyucu bir faktör olduğunu dile getirdi. İSTİSMARA DİKKAT Adli tıp ve nöroloji uzmanı Dr. Elif Nalan Tolgay, Alzheimer’da yaşlı istismarı konusuna değindi. Hastaların kandırılmaya ve telkine açık hale geldiğini ifade eden Tolgay, “Hastalığın başlangıç dönemlerinde yasal danışman uygun olurken, ilerleyen dönemlerde hastanın vesayet altına alınması gerekir” dedi. Erken evre demansta, hukuki ehliyetin raporlanmasında, kararın ve zamanın spesifik olduğunu anlatan Tolgay, “Evini satmaya kalkan kişinin bugün için hukuki ehliyeti tam olabilir ancak bu durum ertelenirse yeniden raporlama yapıldığında aynı olaya ehliyeti olmayabilir. Mesela, araç satabilir ama her şeyini çocuğuna devretmek için hukuki ehliyeti olmayabilir. Raporun hangi hukuki işlem için verildiği önemlidir” diye konuştu. VASİLER HARCAMALARI RAPOR ETMELİ Avukat Muzaffer Baran, söz konusu hastalıkta vasi tayin edilebileceğini ve bunun önemli bir sorumluluk söyledi. Bu tip konularda beraber yaşadığı çocuğu varsa öncelikli olduğunu dile getiren Baran, “Birinci derece yakını önceliklidir. Ancak yoksa, mahkeme bazen uzak akrabaları vasi tayin edebilir” dedi. Vasinin sadece hastanın günlük harcamaları yapmakla sınırlı olduğunu vurgulayan Baran, “Vasi tayin olan kişi, vasi tayin edilen kişinin tüm varlığını harcayabileceğini düşünüyor. Ancak harcayamaz. Mesela evini satamaz. Yıl sonunda harcamaların gelir gider raporunu vermelidir” diye konuştu. Baran, hastanın suiistimal edildiği düşünülüyorsa hemen bildirilmesi gerektiğinin altını çizdi. TEDAVİDE GELİŞMELER VAR Mustafa Bakar, Alzheimer hastalığında tanı yöntemleri ve tedavide gelişmelerin olduğunu söyledi. Genellikle yaşlılarda görülse de son yıllarda 30’lu yaşlardaki kişilerde de rastlandığına dikkat çeken Bakar, “Hastalık ne kadar erken başlarsa maalesef o kadar hızlı ilerliyor. Bir ailede böyle bir öyküsü varsa kontrol edilmesi gerekiyor. Tedavilerdeki gelişmeler daha çok hastalığın ilk aşamalarında etkili” dedi. Mustafa Bakar, kişinin tansiyon, şeker, kalp rahatsızlığı varsa sürekli kontrol edilmesi gerektiğine vurgu yaparak, kişinin beynini çalıştırmasının hastalıktan koruyacağını söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alzheimer Hastalarına Yaklaşımda Empati ve Sabır Önemli! Haber

Alzheimer Hastalarına Yaklaşımda Empati ve Sabır Önemli!

Prof. Dr. Tanrıdağ, “Eğer o eskilerden bugünmüş gibi söz ediyorsa onunla o konuşmanın içine girerek sürdürün. Konuştuğu konunun bütünlüğünü bozmayın. Zaman zaman espriler yapın.” dedi. NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sadece bilişsel işlevleri değil, aynı zamanda kişinin algılarını ve davranışlarını da derinden etkilediğini belirterek, hasta yakınları ve bakıcıları için önemli iletişim stratejileri paylaştı. Hastalığın çok yönlü etkileri Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının bellek, dikkat ve dil gibi işlevlerde bozulmaya yol açarken, kişinin kendisiyle ve çevresiyle ilgili algısını da değiştirdiğini vurguladı. Bu durumun, hastada davranış bozukluklarına zemin hazırladığını ifade eden Prof. Dr. Tanrıdağ, “Hasta yaşananları aklında tutamaz, kendisine söylenilenlere dikkat edemez ve derdini tam anlatamaz. Diğer yandan da sosyal norm ve kurallardan uzaklaşabilir ve kendi davranışlarını değerlendiremez ve denetleyemez. Çoğu zaman da onları normal kabul eder. Bu bakımlardan Alzheimer hastası yakınının ya da hasta bakıcısının hastalarıyla iletişim kurarken bilmesi gereken hususlar vardır.” dedi. Empati, sabır ve anlayış esas Prof. Dr. Tanrıdağ, hastalarla iletişimde temel alınması gereken ilkeleri şöyle sıralıyor: “Empati kurun. Her şeyden önce kendinize şu soruyu sormalısınız; ‘Eğer Alzheimer hastası o değil de ben olsaydım nasıl bir ilgi beklerdim? Sevgiyle, anlayışla ve sabırla mı karşılanmak isterdim yoksa ilgisizlik ve kabalık mı görmek isterdim?’. Sabırlı olun. Hastanız anlattıklarınız ya da ondan istedikleriniz konusunda kolaylıkla karmaşaya girebilir. Eğer bu tür bir sıkıntı hissediyorsanız isteklerinizi farklı yöntemlerle anlatmaya çalışmalısınız. Bunları yaparken asla fiziksel bir zorlama içine girmeyin. Bunu yaparken iyi niyetli olsanız bile onun tarafından kendisini zorlama olarak algılanabilir.” Tartışmayın! Hastalarla iletişimde anlayışlı olmak ve tartışmamak gerektiğini de dile getiren Prof. Dr. Tanrıdağ, şöyle devam etti: “Hastanız 1958 yılında olduğunu ya da sizin onun annesi olduğunu ileri sürebilir. Siz ona 2025 yılında olduğumuzu ve annesinin de uzun bir süre önce öldüğünü söylemeye kalktığınızda, o önce şaşıracak, ilerlemiş bir hasta değilse yanlış söylediğini anlayarak üzülecek ya da ilerlemiş bir hastaysa söylediklerinde ısrarcı olacak ve sizin neden ona böyle söylediğinizi anlamayarak belki de kızacaktır. Her iki durumda da hastayla iletişiminiz başarısız olacaktır. Alzheimer hastalığında kayıt zorluğu olduğundan siz ona doğruları söylemiş olsanız da o bunları aklında tutamayacaktır. Bu bakımdan hastanın yanlışlarının düzeltilmesinin ve bunlar üzerinden hastayla tartışmanın bir yararı yoktur. Hastanızla zaman ve mekan kavramlarını gündeme getirmeden rahatlıkla konuşmaya çalışın. Eğer o eskilerden bugünmüş gibi söz ediyorsa onunla o konuşmanın içine girerek sürdürün. Konuştuğu konunun bütünlüğünü bozmayın. Zaman zaman espriler yapın.” Yapılmaması gerekenler… Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer hastalarıyla iletişimde kaçınılması gereken bazı durumları da şöyle sıraladı: “Zorlamaktan kaçının. Hastanızı onun yapmaktan hoşlanmadığı şeyler konusunda zorlamayın. Çoğu hasta yakını bulmaca çözmenin yararlı olacağını düşünerek hastalarını saatler boyu bulmaca çözmeleri için zorlamaktadır. Bulmaca çözmenin ispatlanmış bir yararı ve mantıksal bir dayanağı yoktur. Bu bakımdan bu zamanın dışarıda ya da evin içinde müzik dinlemek ya da ilgi çekici şeyler seyretmek amacıyla geçirilmesi hasta için daha uyarıcı olacaktır. İlaçlarını kendileri almasın Hastanızın ilaçlarını kendi başına almasına izin vermeyin. Hafif-orta evrede bulunan çoğu hasta ilaçlarını düzenli alabileceği iddiasında bulunabilir. Hatta bu iddia bir kısmı için doğru da olabilir. Ancak genel bir prensip olarak unutkanlık ve dikkat azlığı yakınmaları olan hastaların kendi ilaçlarını kendilerinin alması sakıncalıdır. Bunun dışında bazı hastalar ilaçlarını aldıklarını söyleyerek onları halıların altına saklar ya da çöpe atarlar. Huzurevinden söz etmeyin Hastalarınızın yanında huzurevi ihtimalinden söz etmeyin. Alzheimer hastalığı sırasında yaşanan kayıplar hastaları önceden olduğundan daha fazla duygusal ve alıngan yapar. Bu nedenle onların geleceğiyle ilgili tahminleri ve bir seçenek olarak huzurevi ihtimalini onların yanında dile getirmeyin. Bu sözleri duyan hastalardan en azından bir bölümü sizin onların ölümünü istediğinizi ya da kendilerinden kurtulma planları yaptığınızı sanabilir.”

Alzheimer Hastalığının 10 Uyarıcı Belirtisi Nedir? Haber

Alzheimer Hastalığının 10 Uyarıcı Belirtisi Nedir?

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, bazı belirtilerin Alzheimer gibi ciddi bir hastalığın erken habercisi olabileceği konusunda uyararak, ailelerin ve bireylerin dikkatle gözlemlemesi gereken 10 kritik işareti paylaştı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının sıradan unutkanlıklarla karıştırılmaması gereken 10 sinsi ve uyarıcı belirtisini açıkladı. Prof. Dr. Tanrıdağ, bu belirtilerin bir veya birkaçının sürekli olarak yaşanmasının, vakit kaybetmeden bir uzmana danışmayı gerektirdiğinin altını çizdi. Alzheimer'ın 10 uyarıcı belirtisi: Gündelik Hayatı Felç Eden Unutkanlık: Özellikle yakın zamanda planlanan randevuları, toplantıları veya alışveriş listesini sık sık unutmak. Bu, basit bir dalgınlığın ötesinde, yeni bilgiyi kaydetmede yaşanan bir soruna işaret eder. Planlama ve Hesaplamada Güçlük: Daha önce kolayca yapılan yemek tarifini karıştırmak, faturaları takip edememek veya basit hesaplamalarda zorlanmak. Bilinir Görevlerde Aksama: Yıllardır yapılan iş ve ev görevlerinde (evin düzeni, alet kullanımı gibi) kafa karışıklığı yaşamak ve işleri tamamlayamamak. Zaman ve Mekân Algısının Kaybı: Her gün gidilen marketin, caminin yolunu şaşırmak. Günleri, ayları veya günün hangi saatinde olduğunu karıştırmak. Evin içinde odaları bulmakta zorlanmak. Görüntüleri Anlamlandırma Zorluğu: Yazıları okumakta, şekilleri algılamakta ve mesafeyi kestirmekte zorlanmak. Bu durum, özellikle trafikte ciddi sorunlara yol açabilir. İnsan yüzlerini veya mekânları karıştırmak da bu belirtiye dâhildir. Konuşma ve Anlamada Bozulma: Sohbet sırasında doğru kelimeyi bulamamak, cümleleri yarıda bırakmak veya nesnelerin adını hatırlayamamak. Eşyaları Garip Yerlere Koymak ve Başkalarını Suçlamak: Gözlüğü buzdolabına, ayakkabıyı yatağın altına koymak gibi olağandışı davranışlar ve sonrasında eşyayı bulamayınca yakınlarını hırsızlıkla suçlama eğilimi. Yargılama ve Karar Vermede Zayıflama: Giyilecek kıyafeti seçmek gibi basit kararları bile verememek, para yönetiminde anlamsız ve riskli kararlar almak. Sosyal Hayattan Elini Eteğini Çekmek: Düzenli olarak katıldığı arkadaş toplantılarından, hobilerden veya sosyal aktivitelerden sebepsizce uzaklaşmak ve eve kapanmak. Kişilik ve Davranış Değişiklikleri: Normalde cömert olan birinin aniden cimrileşmesi, sakin birinin aniden öfkeli veya şüpheci birine dönüşmesi. Hiçbir şeyden zevk alamama (apati) ve abartılı davranışlar sergileme. Prof. Dr. Tanrıdağ, bu belirtilerin Alzheimer hastalığının beyinde yarattığı bölgesel hasarlardan kaynaklandığını belirterek, erken teşhisin hastalığın ilerleyişini yavaşlatma ve hastanın yaşam kalitesini artırma açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.