Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üreme Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Üreme Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üreme Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Orzax, Kazakistan'da Bilim Dünyasını Buluşturdu Haber

Orzax, Kazakistan'da Bilim Dünyasını Buluşturdu

Orzax, 6-10 Ekim 2026 tarihleri arasında Kazakistan’ın Almatı şehrinde düzenlenen Türk Dünyası ve Avrasya Kadın Sağlığı Toplantısı kapsamında beş ülkeden 250’yi aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. Türk Jinekoloji ve Obstetri Vakfı (TJOV), Kazakistan Üreme Tıbbı Derneği ve Kazakistan Cinsel ve Üreme Sağlığı Derneği iş birliğiyle InterContinental Almaty Otel’de gerçekleştirilen toplantıda, kadın sağlığının farklı dönemlerine ilişkin güncel bilimsel gelişmeler ve klinik yaklaşımlar değerlendirildi. Beş ülke bilimsel iş birliği için bir araya geldi Türkiye’nin sağlık alanındaki bilimsel birikimi ve klinik deneyimini bölge ülkeleriyle buluşturan toplantıda, beş ülkeden sağlık profesyonelleri kadın sağlığına ilişkin güncel araştırmaları ve klinik deneyimlerini paylaştı. Orzax’ın Kazakistan’daki faaliyetleriyle de desteklenen bilimsel iletişimin, ülkeler arasındaki mevcut iş birliklerini güçlendirmesi ve gelecekte gerçekleştirilecek ortak bilimsel çalışmalara zemin hazırlaması hedeflendi. Orzax’tan Orta Asya’ya bilimsel iş birliği ve yatırım vurgusu 8 Ekim’de gerçekleştirilen açılış programında Türk Jinekoloji ve Obstetri Vakfı adına Prof. Dr. Süleyman Salman, Kazakistan Üreme Tıbbı Derneği’nden Prof. Dr. Vyacheslav Lokshin, Dr. Sholpan Sarmuldayeva, Dr. Galina Grebennikova ve Orzax Uluslararası Pazarlar Direktörü Neslihan Hotoğlu konuşma yaptı. Açılışta konuşan Orzax Uluslararası Pazarlar Direktörü Neslihan Hotoğlu, şirketin sağlık alanındaki sorumluluğunu ürün geliştirmenin ötesinde ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Orzax olarak, gıda takviyesi çözümlerimizle insanların daha sağlıklı, daha kaliteli ve daha uzun bir yaşam sürmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımın önemli bir parçası da bilimi, sağlık profesyonellerini ve farklı ülkeleri ortak bir vizyonda buluşturmak. Bu toplantı, son bir yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz dördüncü uluslararası bilimsel organizasyonumuz. Her buluşmada bilginin paylaşıldıkça büyüdüğünü ve sınırları aşan güçlü iş birliklerine dönüştüğünü görüyoruz.” Orta Asya’nın Orzax için stratejik önemine de dikkat çeken Hotoğlu, bölgedeki faaliyetlerini yalnızca satış ve pazarlamayla sınırlı görmediklerini; üretim, lojistik, bilimsel iş birlikleri ve teknoloji transferini kapsayan bütüncül bir ekosistem oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti. Orzax’ın uzun yıllara dayanan Ar-Ge çalışmalarıyla kendi biyoteknolojisini geliştirdiğini ve bu altyapıyı biyoteknolojik ilaç geliştirme alanına taşımayı hedeflediğini belirten Hotoğlu, Türkiye’den bilgi ve teknoloji transferiyle Orta Asya’da hayata geçirilecek üretim yatırımının temellerinin bu yıl atıldığını aktardı. Hotoğlu, söz konusu yatırımın Orzax’ın bölgeye yönelik uzun vadeli yaklaşımının somut bir göstergesi olduğunu vurguladı. Kadın sağlığında güncel klinik yaklaşımlar ele alındı TJOV Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. Adnan Budak'ın oturum başkanlığını da üstlendiği programda, Türkiye, Kazakistan ve Rusya'dan uzman hekimler beş bilimsel oturumda bir araya gelerek gebelik, üreme sağlığı, metabolik hastalıklar, hormonal denge ve menopoz konularını güncel veriler ve klinik deneyimler ışığında ele aldı. Türkiye'den Prof. Dr. Dilek Şahin gebelikte demir ihtiyacı ve desteğinin anne ile fetüs sağlığına etkilerini, Prof. Dr. Nuray Yazıhan yaşam dönemlerinde beslenmenin rolünü multidisipliner bir yaklaşımla, Prof. Dr. Pınar Özcan gebelik öncesinde oosit, endometrium ve sperm kalitesinin optimizasyonunu, Prof. Dr. Keziban Doğan ise Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) ile metabolik disfonksiyon ilişkisini anlattı. Kazakistan'dan Dr. Sholpan Sarmuldayeva üreme sağlığında mikro besin ögesi eksiklikleri ve sağlıklı gebelikte beslenme desteğini, Dr. Liliya Baimurzayeva ÜYTE sonrası gebeliklerde risk yönetimi ve beslenme desteğini, Dr. Sholpan Karibayeva tüp bebek ve ÜYTE süreçlerinde kişiye özel tedavi yaklaşımlarını sundu. Rusya'dan Dr. Maria Prokhorova oksidatif stresin kadın ve erkek fertilitesine etkilerini, Dr. Anastasia Rybina metabolik sendromun fertilite ve gebeliğe etkileri ile vitamin ve mikro besin ögelerinin rolünü, Dr. Valeria Nekhorosheva ise obezite ve insülin direncinde gebelik riskleri, klinik yönetim ve beslenme desteğini paylaştı. Programda ayrıca Dr. Galina Grebennikova üreme çağından menopoza hormonal dengeyi ve modern klinik yaklaşımları, Dr. Assel Dzhaimbetova ise menopozal geçiş ve sağlıklı longevity konusunu ele aldı. Uluslararası bilimsel iş birliğine katkı Farklı ülkelerden sağlık profesyonellerini bir araya getiren toplantıda, klinik deneyimlerin paylaşılması ve kadın sağlığı alanındaki uluslararası bilimsel iş birliklerinin geliştirilmesi hedeflendi. Orzax, Kazakistan'daki faaliyetleri ve uluslararası bilimsel organizasyonlara verdiği destekle sağlık profesyonelleri arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüp Bebekte 6 Yenilikçi Yöntem Haber

Tüp Bebekte 6 Yenilikçi Yöntem

Acıbadem Maslak Hastanesi Tüp Bebek ve Üreme Sağlığı Merkezi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş tüp bebekte yeni dönemin, “daha fazla işlem” değil, doğru embriyoyu ve doğru tedaviyi daha hassas biçimde belirleme üzerine kurulduğunu vurguluyor. Milyonlarca çift için yıllardır önemli bir seçenek olan tüp bebek tedavisinde, günümüzde laboratuvarlarda kullanılan yöntemlerin çok daha ileri bir noktaya ulaştığını belirten Prof. Dr. Tıraş “Artık yumurta ile spermin laboratuvarda buluşturulmasının ötesinde bir dönemden söz ediyoruz. Embriyonun gelişimi saat saat takip edilebiliyor, genetik özellikleri transferden önce değerlendirilebiliyor hatta yapay zekadan hangi embriyonun öncelikli olarak transfer edilebileceği konusunda destek alınabiliyor” diyor. Prof. Dr. Bülent Tıraş, tüp bebek tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeleri, ileri teknolojiyle birlikte öne çıkan 6 yenilikçi yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Embriyoyu 24 saat izleyen teknoloji Prof. Dr. Bülent Tıraş, tüp bebek tedavisinin en kritik sorularından birinin ‘hangi embriyonun transfer edilmesi gerektiği’ olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Klasik yöntemde embriyoların gelişimi belirli zamanlarda mikroskop altında değerlendiriliyor. Ancak yeni nesil zaman atlamalı ( time-lapse) görüntüleme sistemleri, embriyoların gelişimini, bulundukları özel cihazdan çıkarılmadan belirli aralıklarla görüntülemeye olanak sağlıyor. Böylece birkaç günlük gelişim süreci adeta bir film gibi izlenebiliyor. Hücre ne zaman bölündü? Bölünmeler düzenli gerçekleşti mi? Embriyo hangi hızda gelişti? Bu bilgiler embriyologlara embriyonun gelişim süreci hakkında çok daha ayrıntılı bir tablo sunabiliyor. Yapay zeka tüp bebek laboratuvarında Tüp bebekte dikkat çeken gelişmelerden biri de; görüntülerin artık yapay zeka tarafından da analiz edilebilmesi. Yapay zeka, embriyoların gelişim sürecine ait görüntüleri inceleyerek gelişim özelliklerini değerlendirmeye ve embriyologların hangi embriyoların öncelikli değerlendirilebileceğine karar vermesine yardımcı oluyor. Prof. Dr. Tıraş “Bu durum kulağa ‘Bebeği yapay zeka seçiyor’ gibi gelebilir. Ancak gerçek bundan daha farklı. Son kararı hala hekim ve embriyolog veriyor. Yapay zeka ise uzmanların karar sürecini destekleyebilecek yeni bir araç olarak araştırılıyor ve bazı merkezlerde kullanılıyor” diyor. Embriyoya transferden önce genetik inceleme Tüp bebek tedavisindeki en önemli gelişmelerden biri de embriyoların genetik olarak değerlendirilebilmesi. Preimplantasyon Genetik Testleri (PGT) sayesinde belirli durumlarda embriyolar rahme transfer edilmeden önce genetik açıdan incelenebiliyor. Örneğin; ailede bilinen belirli bir tek gen hastalığının bulunması durumunda PGT-M kullanılabilirken, PGT-A ile embriyolardaki kromozom sayısı farklılıkları değerlendirilebiliyor. Ancak genetik test yapılması, her hastada gebelik garantisi anlamına gelmiyor. Özellikle PGT-A’nın tüm tüp bebek hastalarına rutin olarak uygulanmasının canlı doğum oranını artırdığı gösterilmiş değil. Bu nedenle genetik testlerin gerekliliği hastanın yaşı, öyküsü ve tedavinin özelliklerine göre değerlendirilmek zorunda. Tüp bebekte kişiye özel tedavi dönemi Günümüzde herkese aynı tedavinin uygulandığı yaklaşımdan giderek uzaklaşılıyor. Anahtar kelime; kişiselleştirme! Tedavinin daha ilk aşamasında kişiselleştirme giderek önem kazanıyor. Çünkü 25 yaşındaki bir hastanın yumurtalık rezervi ve tedaviye vereceği yanıt ile 39 yaşındaki bir hastanınki aynı değil. Yaş, yumurtalık rezervi, hormon değerleri, önceki tedavilerde alınan sonuçlar ve yumurta sayısı gibi faktörler değerlendirilerek yumurtalık uyarımında kullanılan ilaçların dozları ve protokolleri kişiye göre planlanabiliyor. Yumurta ve embriyoların dondurulmasında teknoloji ilerliyor Tüp bebek tedavisini değiştiren en önemli teknolojilerden biri de vitrifikasyon, yani hızlı dondurma yöntemi. Bu teknik sayesinde yumurta ve embriyolar çok hızlı şekilde dondurularak daha sonra kullanılmak üzere saklanabiliyor. Özellikle embriyo dondurma, günümüzde tüp bebek tedavisinin rutin ve önemli parçalarından biri haline gelmiş durumda. Robotik teknolojiler de tüp bebek laboratuvarına giriyor Prof. Dr. Bülent Tıraş “Belki de geleceğin tüp bebek merkezlerinde bugünkünden çok daha farklı laboratuvarlarla karşılaşacağız. Görüntü destekli robotik mikropipet sistemleri, otomatik embriyo değerlendirme teknolojileri, mikroakışkan kültür sistemleri ve yapay zeka destekli analizler araştırmaların odağında. Bu teknolojilerin önemli bir bölümü henüz gelişim ve klinik doğrulama aşamasında olsa da hedef oldukça net: Daha az hata, daha standart laboratuvar koşulları ve daha kişiselleştirilmiş tedavi. Ancak en pahalı veya en teknolojik tedavi, her zaman en başarılı tedavi anlamına gelmiyor. Tüp bebekte başarı, doğru teknolojinin, doğru hastaya, doğru zamanda uygulanmasından geçiyor” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ebelik Mesleği Dönüşüyor Haber

Ebelik Mesleği Dönüşüyor

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, yeni yönetmeliklerle güçlenen ebelik mesleğinin dönüşümünü değerlendirdi. "Ebelik, bilimsel temellere dayanan profesyonel bir sağlık alanına dönüştü" Ebeliğin insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir meslek olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Ebelik, insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir meslektir. Yüzyıllardır ebeler, doğum yapan kadınların yanında yer almış, onlara destek olmuş ve en zor anlarında güven veren kişiler olmuştur. Günümüzde ise ebelik, sadece doğum yaptıran bir meslek olmaktan çıkmış; bilimsel verilere dayanan, profesyonel bir sağlık alanına dönüşmüştür." dedi. Eskiden usta-çırak ilişkisiyle öğrenilen ebeliğin bugün üniversitelerde lisans düzeyinde eğitim verilen akademik bir meslek haline geldiğini vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, şöyle devam etti: "Artık ebeler; gebelik öncesinden başlayarak doğum ve doğum sonrası döneme kadar annenin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını takip eden, normal doğumu yönetebilen ve yenidoğan bakımında aktif rol alan sağlık profesyonelleridir. Aynı zamanda aile planlaması, üreme sağlığı ve toplum sağlığı gibi alanlarda da hizmet vermektedirler." Yeni yönetmelikle ebelerin yetki ve sorumlulukları güçlendi Modern sağlık sisteminde ebelerin yalnızca doğum sürecinde değil, koruyucu sağlık hizmetlerinde de önemli görevler üstlendiğini ifade eden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Günümüzde ebeler hem koruyucu hem de tedavi edici sağlık hizmetlerinde görev almaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte uzaktan takip, mobil uygulamalar ve tele-sağlık gibi yöntemlerle daha fazla kişiye ulaşabilmektedirler. Ayrıca bazı alanlarda bağımsız olarak hizmet sunabilmeleri de mümkün hale gelmiştir." diye konuştu. Türkiye’de ebelik eğitiminin 1996 yılından itibaren lisans düzeyine çıkarıldığını ardından yüksek lisans ve doktora programlarıyla akademik olarak güçlendirildiğini kaydeden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, “Sağlık Bakanlığı’nın 3 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan yeni Ebelik Yönetmeliği, ebelerin yetki ve sorumluluklarını netleştirerek serbest meslek icrası gibi bağımsız çalışma haklarını güçlendirmiştir. Normal Doğum Eylem Planı'nın bir parçası olarak, her gebenin kendi özel ebesine sahip olması ve doğum sürecinde birebir ebe desteği alması sağlanmıştır.” şeklinde konuştu. Yönetmeliğin yalnızca doğum sürecini değil, kadın sağlığının birçok alanını kapsadığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, şunları söyledi: "Yönetmelik, ebelerin sadece doğum anıyla sınırlı kalmayıp; üreme sağlığı, cinsel sağlık, aile planlaması danışmanlığı ve toplum sağlığı liderliği gibi alanlarda daha etkin ve yetkili olmalarını sağlamıştır. Ebelerin doğum ve sezaryen yönetimini güncel klinik rehberlere göre sağlaması teşvik edilerek, tıbbi müdahale gerektirmeyen fizyolojik süreçlerdeki karar verici otoriteleri pekiştirilmiştir." "Ebelerin güçlenmesi sezaryen oranlarının düşmesine katkı sağlar" Ebelik hizmetlerinin güçlü olduğu sağlık sistemlerinde anne ve bebek sağlığı göstergelerinin daha olumlu olduğunu belirten Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Ebelik hizmetlerinin yeterince güçlü olmadığı sağlık sistemlerinde koruyucu sağlık hizmetlerinin zayıflaması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının azalması ve doğum sürecinin doğal akışının bozulması gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Türkiye'de sezaryen oranlarının yüzde 61,2 gibi yüksek bir seviyede olması da bu durumun önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir." dedi. Dünya Sağlık Örgütü verilerinin de ebelerin önemini ortaya koyduğunu ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, şöyle konuştu: "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, ebelerin aktif olduğu sistemlerde hem sezaryen oranları hem de anne ve bebek ölümleri daha düşüktür. Ebeler, özellikle düşük riskli gebeliklerde normal doğumu destekleyerek gereksiz cerrahi müdahalelerin önüne geçebilmektedir.” Anne adayına doğum boyunca sunulan birebir desteğin önemine değinen Doç. Dr. Yıldırım, "Anne adayını sürece hazırlayan, doğum boyunca birebir destek sunan ebeler, doğumun doğal akışına uygun ilerlemesini sağlayarak komplikasyon risklerini azaltmaktadırlar. Sağlık Bakanlığınca yayımlanan 'Ebelere Yönelik Doğum Eylem Yönetimi Klinik Rehberi' de doğumun fizyolojik bir süreç olarak yönetilmesinde ebelerin kilit rolünü vurgulamaktadır." diye konuştu. Doğum sonrası ruh sağlığının korunmasında kritik görev üstleniyorlar Doğum sonrasının yalnızca fiziksel değil, psikolojik açıdan da hassas bir dönem olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Doğum sonrası dönem, anneler için hem fiziksel hem de duygusal açıdan hassas bir süreçtir. Bu dönemde ebeler, düzenli takip ve destek sağlayarak annenin kendini yalnız hissetmesini önleyip yapılan izlem ziyaretleri sayesinde ruhsal değişimleri erken fark edebilmektedir. Ebeler, takipler sırasında çeşitli değerlendirme yöntemleri kullanarak doğum sonrası depresyon riski taşıyan anneleri erken dönemde belirleyebilmekte, gerekli durumlarda uzman desteğine yönlendirme yapıp erken müdahale ile annenin ruh sağlığının korunmasında önemli bir rol oynamaktadırlar." ifadelerini kullandı. Dijitalleşme ebelik hizmetlerini de dönüştürüyor Sağlıkta dijital dönüşümün ebelik hizmetlerini daha erişilebilir hale getirdiğini ifade eden Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, "Sağlık alanındaki dijital gelişmeler, ebelik hizmetlerini de dönüştürmüştür. Artık bakım hizmetleri sadece hastanelerle sınırlı kalmamakta, dijital platformlar üzerinden de sürdürülebilmektedir." şeklinde konuştu. "Annelik Yolculuğu" uygulaması ve dijital ebe danışmanlık sistemlerinin annelere önemli kolaylık sağladığını belirten Doç. Dr. Yıldırım, "T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen 'Annelik Yolculuğu' mobil uygulaması, e-Nabız entegrasyonu sayesinde annelerin aşı takvimini ve bebek gelişimini kolayca takip etmesine imkân tanımaktadır. Bunun yanı sıra 'Ebebul' gibi platformlar üzerinden aileler uzman ebelere görüntülü görüşmelerle ulaşabilmekte ve ihtiyaç duydukları desteği hızlı bir şekilde alabilmektedir. Uzaktan takip sistemleri sayesinde ebeler, annelerin tansiyon ve nabız gibi temel sağlık verilerini dijital ortamda izleyebilmektedir. Bu sayede olası riskler erken fark edilerek zamanında müdahale edilebilmektedir." dedi. "Güçlü ebelik, sağlıklı toplum demektir" Ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesinin yalnızca doğum süreçlerini değil, toplum sağlığını da doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Ayça Demir Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: "Ebelerin sağlık sisteminde daha aktif ve güçlü bir şekilde yer alması hem sezaryen oranlarının azaltılmasına hem de anne ve bebek sağlığının korunmasına önemli katkı sağlar. Ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesi, daha sağlıklı bir toplum için atılacak en önemli adımlardan biridir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 Milyon Euro Ek Kaynak Ayırıyor Haber

L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na 50 Milyon Euro Ek Kaynak Ayırıyor

L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu, kırılgan durumdaki kadınların ve kız çocuklarının yaşamlarını dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu taahhüt ile kritik önemde olan sivil toplum kuruluşlarını güçlendirmeyi de hedefleyen L’Oréal; etkisini büyütmek ve mevcut zorluklara çözüm üretmek amacıyla uzman dernekler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde ekonomik güçlenme, eğitim, şiddetle mücadele ve cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimden oluşan dört temel etki alanına odaklanıyor. L’Oréal CEO’su Nicolas Hieronimus “Bir asırdan uzun bir süredir kadınlar, L’Oréal’in toplumsal taahhütlerinin merkezinde yer alıyor. Kadınlar için giderek daha zorlaşan bir ortamda, kadınların güçlendirilmesinin herkes için daha adil ve sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olduğuna inanıyoruz. Bu inancımız, L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’na beş yıl boyunca 50 milyon Euro’luk bir kaynakla yenilememize vesile oldu. Bu adım, değerlerimize ve dünyayı harekete geçiren güzelliği yaratma misyonumuzla tamamen örtüşüyor’’ ifadelerini kullandı. L’Oréal Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas ise şunları ekledi: ‘’L’Oréal olarak kadınlar için faaliyetlerimizi yoğunlaştırmaktan gurur duyuyor; bunun toplumsal ilerleme için temel bir kaldıraç olduğuna inanıyoruz. 2020’den bu yana Kadınların Güçlendirilmesi Fonu, dünya genelinde 500’den fazla dernekle iş birliği içinde 6 milyondan fazla kadına destek sağladı. Kadınlara olan güçlü bağlılığımızı daha da pekiştirmenin, kurumsal sorumluluğumuzun derin bir parçası olduğuna inanıyoruz” dedi. Türkiye’den iki sivil toplum kuruluşu da fondan yararlandı Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının da başvurarak destek alma fırsatına sahip olduğu L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu’nda geçtiğimiz dönemdeki faydalanıcılar arasında Türkiye’den iki sivil toplum kuruluşu da yer aldı. KAMER Vakfı, dezavantajlı kadınların sosyal ve ekonomik olarak güçlendirilmesini ve mülteci kadınların desteklenmesini amaçlayan kapsamlı projesiyle fon desteği almaya hak kazandı. Fondan yararlanmaya hak kazanan bir diğer kurum olan İmece İnisiyatifi Derneği ise yürüttüğü “Solar Age” ve “Basmane'de Okula Dönüş” projeleri için hibe desteği aldı. L’Oréal Türkiye, L’Oréal Kadınların Güçlendirilmesi Fonu aracılığıyla KAMER ve İmece iş birliğiyle 33.000’den fazla kadına doğrudan ulaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atakum’da Vatandaşlara Genel Sağlık Taraması Haber

Atakum’da Vatandaşlara Genel Sağlık Taraması

Atakum Belediyesi, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen ‘Kadın Sağlığını Geliştirme Programı’ kapsamında Özgecan Kadın Danışma Merkezinde vatandaşlara yönelik genel sağlık taraması gerçekleştirildi. GENİŞ KAPSAMLI SAĞLIK HİZMETİ Program toplum sağlığını koruma, güçlendirme çalışmaları kapsamında 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik düzenlendi. Uzman sağlık personeli eşliğinde kanser taramasına katılan vatandaşlar tansiyon, şeker ölçümü gibi hizmetlerden faydalanmanın yanı sıra kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması hakkında önemli bilgiler aldı. Kadınlar, programda rahim ağzı taramasına katılarak mobil kanser tarama aracında HPV ve DNA testi verdi. Kanserde erken tanı ve tedavi sürecine dikkat çekilen organizasyon, vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. “KANSER TARAMALARINA KATILIMI DESTEKLEMEK İÇİN” OMÜ Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalında görevli Dr. Öğretim Üyesi Figen Çavuşoğlu sağlık taraması hakkında şu bilgileri verdi: “Bu program öncelikle, 35-70 yaş aralığındaki tüm kadınların ve 50-70 yaş aralığındaki tüm erkeklerin, ulusal kanser tarama programı çerçevesinde erken tanı ve tarama programına katılımlarını desteklemek için düzenlendi. Aynı zamanda cinsel sağlık ve üreme sağlığı kapsamında aile planlaması, menopoz ve menopoza uyum, kalp sağlığını koruma, diyabetle yaşam gibi başlıklar altında hakkında kadınlarımızı bilinçlendirmek ve kadın sağlığını güçlendirmek için buradayız. Stantlar açtık ve sağlık uygulamaları yapıyoruz. Sağlık İl Müdürlüğünün mobil kanser tarama aracı var. Bu aracın içerisinde rahim ağzı kanserine yönelik HPV ve DNA testi için tarama yapılıyor. Bugünkü programımızın yanı sıra 10 Nisan’da Ömer Halisdemir Parkı’nda ve 24 Nisan’da da Çakırlar Korusunda olacağız.Tüm Atakumluları etkinliklere bekliyoruz. SAĞLIK TARAMALARI DEVAM EDECEK Atakum Belediye Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şafak Ari Emir, programa yoğun katılım olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek “Bugün burada, kadın sağlığını güçlendirme başlığı altında OMÜ Halk Sağlığı ve Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve İl Sağlık Müdürlüğü ile bir tarama programı gerçekleştirdik. Sağlık tarama programına, kadınların yoğun ilgisi oldu. Nisan ayı içerisinde 10 Nisan ve 24 Nisan tarihlerinde iki sağlık tarama faaliyeti gerçekleştireceğiz.” dedi. “ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ” Özgecan Kadın Danışma Merkezinde sunulan sağlık tarama hizmetinden yararlanan vatandaşlar, “Bu tip etkinliklerin, kadın sağlığı ve kadının gelişimi açısından çok olumlu buluyoruz. Etkinliklerin devamını diliyoruz. Her bilgiye her zaman, her yerde ulaşamıyoruz. Ayağımıza gelen böyle bir hizmet için hem üniversitemize, Atakum Belediyesine ve İl Sağlık Müdürlüğüne çok teşekkür ediyoruz.” cümleleriyle memnuniyetlerini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.