Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek Haber

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek

VakıfBank, üretimi güçlendiren, istihdamı destekleyen ve işletmelerin rekabet gücünü artıran Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı yaklaşımı kapsamında Geleceğe Değer Paketi’ni tanıttı. COP31 öncesinde kamuoyuyla paylaşılan paket, KOBİ’ler başta olmak üzere ticari ve kurumsal işletmelerin dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman ürünüyle yanıt veriyor. Geleceğe Değer; işletmelerin enerji ve kaynak kullanımını iyileştiren, üretim süreçlerini dijitalleştiren, ihracatta dönüşüme hazırlığını destekleyen ve yatırımlarını çevresel risklere karşı güçlendiren çözümleri aynı çatı altında bir araya getiriyor. İşletmelere yatırımın niteliğine göre yatırım kredisi, proje kredisi ve tamamlayıcı işletme ihtiyaç kredisi seçenekleri sunuluyor. “Kalkınma hedeflerini işletmelerin yatırımlarıyla buluşturuyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Geleceğe Değer’in Bankanın kalkınma yaklaşımının yeni bir adımı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla, ülkemizin kalkınma yolculuğunda fark oluşturan her alanda yer almayı ve bu yolla ülkemize değer katmayı vizyon edindik. İmalatçının, üreticinin, sanayicinin, ihracatçının, kadın ve genç girişimcilerin ana bankası olma hedefiyle çalışıyoruz. Bu anlayışla finansmanı; üretime, istihdama, verimliliğe ve rekabet gücüne katkısıyla birlikte ele alıyoruz. Geleceğe Değer ile işletmelerimizin bugünkü yatırım ihtiyaçlarını karşılarken geleceğin üretim ve ticaret koşullarına hazırlanmalarını destekliyoruz.” Arslan, paketin hedefini ve uygulama yaklaşımını ise şöyle açıkladı: “Geleceğe Değer Paketi kapsamında ülke ekonomimize 50 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Uluslararası kaynaklarla finansman gücümüzü artırıyor, iş birliklerimizle dönüşümün farklı aşamalarında işletmelerimizin yanında yer alıyoruz. Farkındalık oluşturmak, ihtiyacı ölçmek, yol göstermek, uygun yatırımı finanse etmek ve etkiyi izlemek, Geleceğe Değer yaklaşımımızın birbirini tamamlayan adımlarını oluşturuyor. KGF kefaleti de KOBİ’lerimizin teminat ihtiyacının karşılanmasına destek olarak bu yatırımların hayata geçirilmesini kolaylaştıracak. Geleceğe bugünden değer katıyor; yeşil dönüşümü üretime, üretimi kalkınmaya, kalkınmayı ülkemiz için kalıcı değere dönüştürüyoruz.” “VakıfBank’ın Attığı Bu İkinci Adım Son Derece Kıymetli” 2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü desteğiyle başlayan Sıfır Atık Hareketi’nin bugün küresel ölçekte örnek gösterilen bir dönüşüm halini aldığını dile getiren Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise, “Yola çıktığımızda yüzde 13 olan geri kazanım oranımız bugün yüzde 40'lara ulaştı. Dokuz yılda 90 milyon ton atığı ekonomimize kazandırdık. Bu dönüşümün ekonomimize katkısı 2025 yılı itibarıyla 365 milyar lirayı buldu. Ayrıca 180 milyon ton sera gazı emisyonunun önüne geçtik. Türkiye'nin girişimiyle 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi de bu başarının küresel ölçekteki karşılığıdır. Ancak önümüzde hâlâ önemli bir fırsat var. Atık tesislerine ulaşan her 10 ton atığın 7'si geri kazanılmadan bertaraf ediliyor. Oysa sanayimiz hammaddeye ihtiyaç duyarken kendi kaynaklarımızı ekonomiye kazandıramamak önemli bir kayıptır. Bu nedenle sıfır atık, aynı zamanda hammadde ve arz güvenliği meselesidir. Sanayimizin gelecekteki hammadde güvencesi, şehirlerimizin atıklarında saklıdır” ifadelerini kullandı. Hedeflerin hayata geçmesi için yanıtlanması gereken sorunun “Kim finanse edecek?” olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Bugün tanıtılan ve imzalanacak olan yeni finansman paketi, bu soruya Türkiye'den verilen güçlü bir cevaptır. Geçtiğimiz Eylül ayında Sıfır Atık Vakfımız ile VakıfBank iş birliğinde hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, bu dönüşümün finansman ayağında önemli bir başlangıç oldu. VakıfBank'ın COP31'e günler kala attığı bu ikinci adım, sıfır atığı sosyal sorumluluk başlığının ötesine taşıyarak bankacılığın ve kalkınmanın ana gündemine yerleştirmesi bakımından son derece kıymetlidir. Öncü adımları için VakıfBank Genel Müdürü Sayın Osman Arslan'a ve VakıfBank ailesine, destekleri için Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Erdoğan Özegen'e, sanayimizin dönüşüm iradesini bugün burada temsil eden MESS Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Özgür Burak Akkol'a teşekkür ediyorum.” “Maliyetleri azaltarak rekabet gücünü artıracağız” “Türkiye’nin üretimdeki gücünü geleceğe taşımak için KOBİ’lerimizin yeşil dönüşümünü desteklemeliyiz” diyen Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen ise, “İşletmelerimizin daha az enerjiyle, kaynaklarını daha verimli kullanarak üretmesi, hem maliyetlerini azaltacak hem de rekabet gücümüzü artıracaktır. Bu nedenle yeşil dönüşümü, üretimimizin ve ihracatımızın geleceği açısından önemli bir yatırım alanı olarak görüyoruz” şeklinde konuşan Özegen, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Finansman imkânlarını üreticimizin ihtiyaçlarıyla buluşturabildiğimiz ölçüde, iklim hedeflerimizi somut yatırımlara dönüştürebiliriz. KGF olarak sorumluluğumuzun, işletmelerimizin bugünkü ihtiyaçlarını karşılarken yarına hazırlanmasına da katkı sunmak olduğuna inanıyoruz. VakıfBank ile güç birliğimizi bu anlayışla sürdürüyor, daha verimli üreten, daha güçlü rekabet eden ve sürdürülebilir büyüyen bir Türkiye için çalışıyoruz.” KUTU… Mevcut kaynaklardan COP31’de yeni anlaşmalara VakıfBank’ın Dünya Bankası kaynağıyla hayata geçirdiği Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı Paketi kapsamında, mayıs ayından bu yana yaklaşık 15 bin kadın ve genç girişimciye 1 milyar dolar finansman sağlandı. Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan temin edilen 300 milyon dolarlık, 10 yıl vadeli kaynak ise deprem bölgesinin yeniden inşasına ve KOBİ’lerin yeşil yatırımlarına yönlendiriliyor. Yıl başından bu yana uluslararası piyasalardan temin ettiği 9 milyar dolarlık kaynağın 7 milyar dolarını ülkemizin sürdürülebilir kalkınma önceliklerine yönlendiren VakıfBank, bu alandaki iş birliklerini genişletiyor. Banka, COP31 kapsamında dört farklı uluslararası finans kuruluşuyla sürdürülebilirlik temalı yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerini gerçekleştirecek. Böylece uluslararası finansman imkânlarının işletmelerin somut dönüşüm yatırımlarına aktarılması için kaynak kapasitesi güçlendirilecek. Farkındalıktan ölçüme ve finansmana uzanan iş birliği Geleceğe Değer’in uygulama yaklaşımında her iş birliği, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı bir ihtiyaca karşılık veriyor. Sıfır Atık Vakfı ile yürütülen iş birliği; kaynakların sorumlu kullanımı ve döngüsel ekonomi konusunda farkındalığın artırılmasını, Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi’nin tanıtılarak daha fazla işletmeye ulaştırılmasını destekliyor. Böylece bilinçlendirme çalışmalarıyla yatırım ihtiyaçlarının finansman çözümleriyle buluşturulması amaçlanıyor. MEXT Teknoloji Merkezi ile ilgili ürünler kapsamında yürütülen çalışmalar ise işletmelerin mevcut durumlarının ölçülmesine, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesine ve işletmeye özel yol haritalarının hazırlanmasına katkı sağlıyor. VakıfBank, bu yol haritalarındaki uygun yatırımları finansmanla buluşturuyor. Ölçümle başlayan bu yaklaşım, yatırımların hedeflenen dönüşümle ilişkilendirilmesine ve sağlanan etkinin izlenmesine zemin oluşturuyor. Kredi Garanti Fonu (KGF) ile iş birliği kapsamında, KGF kefaletiyle teminat imkânları güçlendirilerek KOBİ’lerin dönüşüm yatırımlarına erişimi kolaylaştırılıyor. Böylece dönüşüm yatırımı yapmak isteyen işletmelerin finansmana erişimi kolaylaştırılarak belirlenen ihtiyaçların somut yatırımlara dönüşmesine katkı sağlanacak. İşletmelerin farklı dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman çözümü Geleceğe Değer, 11 finansman ürününü Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile aynı çatı altında buluşturuyor. Her ürün, işletmelerin faaliyet alanına ve yatırım ihtiyacına göre farklı bir dönüşüm alanına odaklanıyor. Üretimde Verimlilik, makine ve ekipman yenilemesiyle üretim ve enerji verimliliğini artıran yatırımları destekliyor. Enerjim Doğadan, güneş santralleri dâhil yenilenebilir enerji üretimi ve depolama yatırımlarına finansman sağlıyor. Bu çözümler, işletmelerin üretim altyapılarını ve enerji kullanımını birlikte ele almalarına imkân tanıyor. Dijital Dönüşüm Destek, kurumsal kaynak planlamadan yapay zekâya, bulut bilişimden siber güvenliğe uzanan teknoloji yatırımlarını finanse ederek işletmelerin süreçlerini geliştirmelerini destekliyor. Kadına Değer, kadın girişimcilerin yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarına odaklanarak dönüşüm finansmanına erişimlerini güçlendiriyor. İhracatçılara Özel Yeşil Vize, MEXT iş birliğiyle karbon emisyonunun hesaplanmasını, dekarbonizasyon yol haritasının hazırlanmasını ve bu yol haritasındaki emisyon azaltım yatırımlarının finansmanını bir araya getiriyor. Çevresel, Sosyal ve Yönetişim Uyum Kredisi (ESG) ise işletmeye özel hazırlanan uyum yol haritasındaki yatırımlara finansman sağlıyor. Bu iki üründe ölçüm ve yol haritası, yatırım kararının temelini oluşturuyor. Mavi Finans, su ve deniz kaynaklarını koruyan yatırımları; Orman Koruma ise ormanların korunmasına katkı sunan yeşil dönüşüm yatırımlarını destekliyor. İklime Dayanıklı Şehirler / Afet Dirençli Yapılar, tesisleri deprem, sel ve yangın gibi risklere karşı güçlendiren önleyici yatırımları kapsıyor. Yeşil Bina ve Sürdürülebilir Yapılar, enerji performansı yüksek ticari binaların edinilmesine ve binalardaki yenilenebilir enerji ile şarj altyapısı yatırımlarına finansman sağlıyor. Vinov Green, çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini benimseyen tedarikçileri dijital tahsilat ve finansman çözümleriyle destekleyerek dönüşümü tedarik zincirine taşıyor. Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ise sorumlu hammadde kullanımı, sürdürülebilir üretim, toplama ve ayrıştırma, geri kazanım ve yeniden işleme, yeniden üretim ve değer kazanımı ile sorumlu kullanım ve dağıtım alanlarındaki yatırımları kapsıyor. Böylece finansman desteği, üretimin ve kaynak kullanımının farklı aşamalarına yayılıyor. Döngüsel ekonomide somut sonuçlar 15 Eylül’de Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, döngüsel ekonominin 6 temel alanında 93 farklı yatırım türünü kapsıyor. Bu pakete yönelik 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle güçlendirilen finansman modeli kapsamında, yaklaşık bir buçuk ayda 300’den fazla işletmeye 600 milyon TL’nin üzerinde finansman sağlandı. VakıfBank, Geleceğe Değer ile uluslararası kaynak temininden işletmelerin yatırım ihtiyaçlarına, farkındalık çalışmalarından teknik ölçüme ve teminat desteğine uzanan yaklaşımını genişletiyor. Banka, COP31’de yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerinin yanı sıra tematik panel ve etkinliklerle de yer alarak işletmelerin dönüşümüne ve ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefine katkı sağlamayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TİM Delegeler Çalıştayı’nda Küresel Pazarlar ve Yeni Dönem Hedefleri Görüşüldü Haber

TİM Delegeler Çalıştayı’nda Küresel Pazarlar ve Yeni Dönem Hedefleri Görüşüldü

Türkiye'nin dört bir yanından TİM delegelerini bir araya getiren Delegeler Çalıştayı'nın açılış programı, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar ve TİM Başkanı Mustafa Gültepe'nin katılımıyla gerçekleştirildi. Açılışta konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Cumhuriyet'in 103'üncü kuruluş yıl dönümünü kutlayarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle andı. Antalya'da gerçekleştirilen Delegeler Çalıştayı'nın geleneksel hale geldiğini belirten Gültepe, programın ihracat ailesinin ortak sorunlarını, taleplerini, beklentilerini ve çözüm önerilerini doğrudan ele aldığı önemli bir istişare zemini olduğunu söyledi. “Geleceği birlikte kurgulayacağımız bir ortak akılda buluşuyoruz” Haziran ayında başlayan yeni yönetim döneminin ilk Delegeler Çalıştayı'nı gerçekleştirdiklerine dikkat çeken Gültepe, “Bu çalıştayda birbirimizi dinliyor, hep birlikte istişare ediyoruz. Geleceği birlikte kurgulayacağımız bir ortak akılda buluşuyoruz.” dedi. Açılış programı kapsamında delegelere bir sunum yapan Gültepe; güncel ekonomik gelişmeleri, ihracat performansını ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri değerlendirdi. Türkiye'yi ihracatta dünyanın ilk 10 ülkesi arasına çıkarma vizyonunu yineleyen Gültepe, bu hedef doğrultusunda üretim, rekabetçilik, katma değer ve pazar çeşitliliğinin önemine dikkat çekti. Rekabetçilik gündemin ana başlıkları arasında yer aldı Gültepe, TİM'in PwC Türkiye iş birliğiyle hazırladığı “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” raporuna da değindi. Dokuz sektörü mercek altına alan raporun Türkiye'nin rekabetçilik alanındaki güçlü yönlerini ve gelişim alanlarını ortaya koyduğunu belirten Gültepe, ihracatçıların küresel pazarlardaki konumunu güçlendirecek adımların önemine işaret etti. Çalıştay boyunca sektörel değerlendirmeler, finansman ve destek mekanizmaları, üretim maliyetleri, küresel pazarlardaki gelişmeler ve ihracatçıların rekabet gücünü etkileyen başlıklar kapsamlı şekilde ele alındı. Delegeler sorularını doğrudan yöneltti Açılış programının ardından gerçekleştirilen “Delegeler Soruyor” oturumunda, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, TİM Başkanı Mustafa Gültepe ile Bakanlık ve TİM yetkilileri delegelerin sorularını yanıtladı. Oturumda farklı sektör ve bölgelerden gelen ihracatçıların sahada karşılaştıkları sorunlar, beklentiler ve çözüm önerileri doğrudan paylaşılırken, ihracat gündemine ilişkin güncel başlıklar karşılıklı istişare edildi. 2027'ye ekonomik ve jeopolitik perspektiften bakıldı Delegeler Çalıştayı kapsamında “2027'ye Bakış” başlıklı panel de gerçekleştirildi. TİM Başekonomisti Emre Alpan İnan'ın moderatörlüğündeki panelde; Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. Çağrı Erhan, Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ve Risk ve Strateji Analisti Metehan Demir değerlendirmelerde bulundu. Panelde uluslararası ticaretin geleceği, stratejik ortaklıklar, ihracat pazarlarındaki dönüşüm, 2027 yılına ilişkin ekonomik beklentiler ve jeopolitik gelişmelerin küresel tedarik zincirlerine olası etkileri ele alındı. Cumhuriyet'in 103'üncü yılı ihracat ailesiyle kutlandı Delegeler Çalıştayı kapsamında Cumhuriyet'in 103'üncü kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Cumhuriyet Gala Programı da düzenlendi. TİM Başkanı Mustafa Gültepe ve ihracat ailesinin katıldığı programda Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında üretim ve ihracatın taşıdığı role vurgu yapıldı. Gültepe, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetle birlikte bize Türkiye'yi çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkarma hedefini göstermişti. Biz ihracatçılar, Cumhuriyet'in bize emanet ettiği bu büyük yürüyüşün bugünkü temsilcileriyiz.” dedi. Türkiye'nin üretim ve ihracat gücünü daha ileri taşımak için birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çeken Gültepe, “Geçmişimizden güç alarak daha çok üretmek ve dünyaya daha fazla değer sunmak durumundayız. Birlikte çalışırsak, birlikte üretirsek, dayanışmamızı daha da büyütürsek başarabiliriz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını hep birlikte üretimin ve ihracatın yüzyılı yapacağız.” ifadelerini kullandı. Üç gün süren TİM Delegeler Çalıştayı, ihracat ailesinin ortak gündeminin değerlendirilmesi, sahadan gelen görüş ve önerilerin paylaşılması ve gelecek döneme ilişkin yol haritasının istişare edilmesiyle tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik'ten 200 Milyon Euroluk Dev Yatırım Haber

Arçelik'ten 200 Milyon Euroluk Dev Yatırım

Açılış töreninde konuşan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır yatırımlarımız, üretimimiz, istihdamımız ve ihracatımızla ülkemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Ülkemizin geleceğine duyduğumuz güven ve uzun vadeli bakış açımızla teknolojiye ve insana yatırım yapmaya devam ediyoruz. Arçelik’in son beş yılda Türkiye’de gerçekleştirdiği yaklaşık 458 milyon euroluk yatırım ve bugün açılışını yaptığımız Manisa Çamaşır Makinesi İşletmemiz de bu anlayışımızın somut birer göstergesi” dedi. Arçelik CEO’su Can Dinçer ise tesisin üretim ve ihracat gücüne dikkat çekerek, “Manisa’da Türkiye’nin mühendislik birikimini küresel üretim deneyimimiz ve ileri teknolojilerle bir araya getiriyoruz. Yıllık 4 milyona yakın üretim kapasitesine sahip işletmemizde her 6 saniyede bir çamaşır makinesi üretiyor, üretimimizin %44’ünü 106 ülkeye ihraç ediyoruz. Yeni işletmemizle ülkemizin üretim ve ihracat gücüne katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” diye konuştu. Ev teknolojilerinin lider şirketi Arçelik, Koç Topluluğu’nun 100. yılında Manisa’daki yeni Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin resmî açılışını gerçekleştirdi. Şirketin 2021 yılında devraldığı üretim kampüsünde yaklaşık 200 milyon euro yatırımla hayata geçirilen işletme, küresel üretim ağının önemli merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. 92 bin metrekarelik alana kurulu yeni tesis, Arçelik’in 13 ülkede 38 tesise yayılan küresel üretim deneyimini ileri otomasyon, dijitalleşme ve ar-ge yetkinlikleriyle bir araya getiriyor. Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi, Ankara, Bolu, Eskişehir, Kocaeli ve Tekirdağ’daki tesislerle birlikte şirketin Türkiye’deki üretim altyapısını güçlendirirken hem Türkiye’ye hem de dünyanın farklı coğrafyalarına yönelik üretim gerçekleştiriyor. İşletmenin açılış törenine Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu, Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, Arçelik CEO’su Can Dinçer ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Koç Holding ve Arçelik yöneticileri ve çalışanları katıldı. Polat Şen: “Arçelik ile son beş yılda ülkemizdeki üretim altyapısına yaklaşık 458 milyon euro yatırım yaptık” Arçelik’in yeni işletmesinin açılış töreninde konuşan Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, “Kurucumuz merhum Vehbi Koç’un Ankara’da attığı temeller üzerinde gelişen Topluluğumuzun yolculuğu, Cumhuriyetimizin ekonomik ve toplumsal gelişimiyle birlikte şekillendi. Koç Topluluğu olarak 100 yıldır yatırımlarımız, üretimimiz, istihdamımızla ve ihracatımızla ülkemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. Ülkemizin geleceğine duyduğumuz güven ve uzun vadeli bakış açımızla teknolojiye ve insana yatırım yapmaya devam ediyoruz. Arçelik’in son beş yılda Türkiye’de gerçekleştirdiği yaklaşık 458 milyon euroluk yatırım ve bugün açılışını yaptığımız, yaklaşık 200 milyon euro yatırımla hayata geçirilen Manisa Çamaşır Makinesi İşletmemiz bu yaklaşımımızın somut göstergeleri. Topluluğumuzun 100. yılında işletmemizin açılışını gerçekleştirirken, Cumhuriyetimizin bize kazandırdığı üretim kültürünü ve sanayi birikimini ileri teknolojilerle buluşturuyoruz” diye konuştu. Dijital dönüşüm ve sürdürülebilirliğin önemine vurgu yapan Polat Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Topluluk olarak 2016 yılında başlattığımız Dijital Dönüşüm Programı ile üretim altyapımızı, teknolojik yetkinliklerimizi ve çalışma arkadaşlarımızın becerilerini geliştirmeye devam ediyoruz. Koç Topluluğu bünyesindeki altı üretim tesisi, Dünya Ekonomik Forumu’nun Global Lighthouse Network’ünde yer alıyor. Bu tesislerdeki başarılı uygulamalarımızı diğer işletmelerimize de yaygınlaştırıyoruz. Manisa’da ileri üretim teknolojilerini enerji ve su verimliliğiyle buluşturan uygulamalarımız, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik anlayışımızın somut karşılığını oluşturuyor. Bu dönüşümün temelinde, çalışma arkadaşlarımızın bilgi birikimi ve gelişime açık yaklaşımı bulunuyor. Teknolojiye ve insana birlikte yatırım yaparak ülkemiz için kalıcı değer yaratma anlayışımız, ikinci yüzyılımıza yön veren vizyonumuzun da temelini oluşturuyor.” Can Dinçer: “Manisa’da ürettiğimiz makineler ülkemizin mühendisliğini 106 ülkeye taşıyor” Arçelik’in çamaşır makinesi üretimindeki yolculuğuna dikkat çeken Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Arçelik olarak 71 yıldır ülkemize değer katmak için çalışıyoruz. 1959 yılında Türkiye’nin ilk yerli çamaşır makinesini ürettiğimizde, üretim bandından günde 15 makine çıkıyordu. Bugün Manisa’da her 6 saniyede bir çamaşır makinesi üretiyoruz. 10 ülkeye yayılan bir üretim ağına sahibiz. Küresel çamaşır makinesi pazarının 2026 yıl sonunda yaklaşık 144 milyon adetlik satış hacmine ve 67,5 milyar dolarlık perakende satış değerine ulaşması bekleniyor. Bu pazara hizmet veren önemli üretim merkezlerimizden biri olan Manisa’da, Türkiye’nin mühendislik birikimini küresel üretim deneyimimiz ve ileri teknolojilerle bir araya getiriyoruz. Yıllık 4 milyona yakın üretim kapasitesine sahip işletmemizde üretimimizin %44’ünü 106 ülkeye ihraç ediyoruz. Yeni işletmemizle ülkemizin üretim ve ihracat gücüne katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi. Üretimde dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik uygulamalarına değinen Can Dinçer sözlerini şöyle sürdürdü: “‘Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın’ vizyonumuzla Manisa’da da enerji ve su verimliliğine odaklanıyoruz. Kampüsümüzdeki 10,2 MWp gücündeki güneş enerjisi santralimiz, Çamaşır Makinesi İşletmemizin yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık %46’sına eşdeğer elektrik üretiyor. Yağmur suyu depolama sistemimizle de su tüketimini azaltıyoruz. İşletmede üretim süreçleri ve altyapıda hayata geçirdiğimiz iyileştirmelerle 2023 baz yılına göre 2025’te doğrudan sera gazı emisyonlarını %95 oranında düşürdük. Genel otomasyon seviyesinin %75’e ulaştığı işletmemizde, malzeme taşımada kullandığımız otomatik yönlendirmeli araçlar (AGV) ve üretimde yararlandığımız robotik sistemlerle verimliliği artırırken, çalışma arkadaşlarımızın fiziksel yükünü de azaltıyoruz. İşletmemizin gelişimine katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarımıza, tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza teşekkür ediyorum. Manisa’da hayata geçirdiğimiz bu uygulamalar, mühendislik ve teknolojiyi kaynakların verimli kullanımı ve insan emeğiyle buluşturan üretim anlayışımızı yansıtıyor.” Üretim ve istihdamla gelişen sanayi ekosistemi Arçelik, Türkiye’deki Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin yanı sıra Bangladeş, Çin, İtalya, Pakistan, Güney Afrika, Polonya, Romanya, Rusya ve Slovakya’daki tesisleriyle toplam 10 ülkede çamaşır makinesi üretiyor. Şirket, Manisa’daki çamaşır makinesi ve buzdolabı işletmelerinde toplam yaklaşık 1800 kişiye istihdam sağlıyor. Çamaşır Makinesi İşletmesi’nde 134 tedarikçiyle doğrudan, 83 tedarikçiyle dolaylı olarak yürütülen iş birlikleri de üretimin çevresinde gelişen sanayi ekosistemini destekliyor. Üretimden malzeme dağıtımına ileri otomasyon Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nde üretim süreçleri, yapay zekâ tabanlı sistemler ve veri odaklı yönetim uygulamalarıyla destekleniyor. Üretim, depolama ve malzeme dağıtımının yüksek otomasyonla yürütüldüğü toplam 44.700 metrekarelik “karanlık fabrika” alanlarında otomasyon seviyesi %100’e varıyor. Malzeme dağıtımında raylı güdümlü araçlar ve otomatik yönlendirmeli araçlar (AGV) kullanılıyor. Robotik uygulamalar, tekrarlayan ve fiziksel güç gerektiren işlerde çalışanların yükünü azaltırken, ekiplerin uzmanlık gerektiren görevlere odaklanmasını destekliyor. Kaynak verimliliğine uluslararası sertifika Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi’nin genişleme projesi, enerji, su ve malzeme kullanımında kaynak verimliliğini değerlendiren EDGE Advanced sertifikasını aldı. Uluslararası Finans Kurumu (IFC) tarafından geliştirilen sertifikasyon sistemi kapsamında projede, referans binaya kıyasla %73 enerji ve %23 su tasarrufu ile yapı malzemelerinin gömülü karbon etkisinde %20 azalma sağlandı. EDGE Advanced sertifikası, standart referans binaya kıyasla enerjide en az %40, suda en az %20 tasarruf ve yapı malzemelerinin gömülü karbon etkisinde en az %20 azalma kriterlerini karşılayan projelere veriliyor. Farklı coğrafyaların ihtiyaçlarına yönelik ar-ge çalışmaları Manisa’daki ar-ge merkezinde, Türkiye’den Avrupa’ya, Asya’dan Amerika ve Avustralya’ya uzanan farklı coğrafyalardaki tüketicilerin yıkama alışkanlıkları ve beklentileri dikkate alınarak ürün ve teknolojiler geliştiriliyor. Farklı kumaş, leke, deterjan ve su koşullarının simüle edildiği test süreçleri, bağlantılı çamaşır makinelerinden gelen anonim kullanım verileri ve saha denemeleriyle destekleniyor. İşletmedeki ürünlerin dayanıklılığı ve uzun ömürlülüğü ise ar-ge laboratuvarlarındaki çalışmaların yanı sıra TÜV Rheinland ve VDE gibi bağımsız uluslararası kuruluşların test ve sertifikalarıyla doğrulanıyor. Tüketicilerin kısa programlarda da temizlik performansından ödün vermeme beklentisine yanıt veren SuperWash teknolojisi, bu ürün geliştirme yaklaşımının somut örneklerinden biri. Özel tambur kanatları ve geliştirilmiş algoritmasıyla deterjanın daha hızlı çözünmesini ve suyun tambur içinde daha eşit dağılmasını sağlayan teknoloji, hız ve temizlik performansını bir araya getiriyor. SuperWash teknolojili çamaşır makineleri, Super 40°C 40 dk programında tam doluyken bile 40°C’de yalnızca 40 dakikada kanıtlanmış temizlik performansı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halkbank HUBrica Demo Day'de 10 Girişimi   Yatırımcılarla Buluşturdu Haber

Halkbank HUBrica Demo Day'de 10 Girişimi Yatırımcılarla Buluşturdu

Etkinlikte konuşan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, “Bugün desteklediğimiz her girişim, yarın Ülkemiz ekonomisinin üretim ve rekabet gücüne katkı sağlayacaktır.” dedi. Halkbank girişimcilik ekosistemine, finansmanın yanı sıra eğitim, mentörlük ve iş birliği imkânlarıyla da katkı sunmaya devam ediyor. Banka’nın İTÜ ARI Teknokent iş birliğiyle yürüttüğü HUBrica Hızlandırma Programı'nın üçüncü dönemi, İstanbul Finans Merkezi'ndeki Halkbank Kuleleri'nde düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil ve İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş’ın katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte programı başarıyla tamamlayan 10 girişim kürsüye çıktı. Fintek, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik alanlarında faaliyet gösteren girişimler, geliştirdikleri projeleri yatırımcılara, girişim sermayesi temsilcilerine ve girişimcilik ekosisteminin paydaşlarına tanıttı. Program sonunda nakdi ödüllerin sahibi olan girişimler, Türkiye'nin önde gelen girişimcilik etkinliklerinden Big Bang Startup Challenge sahnesinde projelerini daha geniş bir yatırımcı kitlesine sunma fırsatı da yakalayacak. “Bugün desteklediğimiz her girişim yarın Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak” Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Halkbank olarak kurulduğumuz günden bu yana Ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Ülkemizin öncelikleri her zaman bizim de önceliklerimiz oldu. Bu anlayışla girişimcilerimizin yanında olmayı görev biliyoruz. Girişimcilik ekosistemini desteklemeye başladığımız 2021 yılından bugüne kadar 285 bini kadın girişimci olmak üzere 500 bini aşkın girişimciye 200 milyar TL’nin üzerinde finansal destek sağladık. Geçen ay hayata geçirdiğimiz Aile ve Nüfus 10 Yılına Özel Kadın Girişimci Kredisi’nden faydalanan kadın girişimci sayısı da kısa süre içinde bini aştı. Bugün desteklediğimiz her girişim, yarın Ülkemiz ekonomisinin üretim ve rekabet gücüne katkı sağlayacaktır.” dedi. Girişimciliğe yönelik desteklerinin yalnızca finansmanla sınırlı olmadığının da altını çizen Recep Süleyman Özdil, “Üreten Kadınlar Yarışması, BİGE ve Jet Luck gibi projelerimizle girişimcilerimizin önünü açıyor, onların başarılarını görünür kılıyoruz. Bugün Demo Day etkinliği için bir araya geldiğimiz HUBrica Hızlandırma Programımızla da girişimlerimizin ölçeklenme süreçlerini hızlandırmalarına ve küresel başarıya ulaşmalarına destek oluyoruz. Bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz HUBrica Programımızdan şu ana kadar toplam 30 girişim başarıyla mezun oldu. Bu girişimleri Bankamızın ilgili birimleriyle bir araya getirerek somut iş birliklerinin önünü açıyoruz. Bankamızın ihtiyaçları doğrultusunda 5 girişimle sözleşme imzaladık. Teklif aşamasındaki girişimlerle ilgili değerlendirme sürecimiz de devam ediyor.” diye konuştu. Halkbank Genel Müdürü Özdil, girişimcilere yönelik desteklerini bütüncül bir yaklaşımla genişletmek için yakın bir zamanda HUBrica Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’ni hayata geçireceklerini de hatırlattı. “Girişimlerimizin yeni iş birlikleri kurmasını destekliyoruz” İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “İTÜ ARI Teknokent olarak, paydaşlarımızla yürüttüğümüz programlarla girişimlerimizin sektörün ihtiyaçlarını yakından tanımasını, teknolojilerini bu ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmesini ve yeni iş birlikleri kurmasını destekliyoruz. Halkbank ile HUBrica Hızlandırma Programı kapsamında yürüttüğümüz iş birliği ile fintek, sürdürülebilirlik ve yapay zekâ alanlarında teknolojik çözüm üreten girişimlerimizin gelişimine katkı sağladık. İTÜ Çekirdek’in girişimcilik alanındaki bilgi birikimini Halkbank’ın sektörel uzmanlığı ve geniş iş ağıyla buluşturan bu iş birliği; girişimlerimize eğitim, mentörlük ve banka yöneticileriyle doğrudan etkileşim yoluyla iş modellerini geliştirme ve potansiyel iş birliklerini değerlendirme imkânı sundu. HUBrica Demo Day’i, girişimlerimizin program boyunca edindikleri kazanımları ekosistem paydaşlarıyla paylaşmaları ve büyümelerini destekleyecek yeni bağlantılar kurmaları açısından değerli görüyoruz.” HUBrica’26 Demo Day’de sunum yapan 10 girişim şöyle: CHERRY MIC: Yerli mikroorganizmalarla geliştirdiği mikrobiyal gübre teknolojileri sayesinde çiftçilerin kimyasal gübre kullanımını azaltarak daha verimli ve sürdürülebilir tarımsal üretim yapmalarını sağlamaktadır. CLAMINT: Markaların yapay zekâ aramalarındaki görünürlüğünü analiz eden, hangi kullanıcı sorularında öne çıktıklarını ölçen ve pazarlama ekiplerine görünürlüğü artırmaya yönelik yapay zekâ ajanı tabanlı çözümler sunan platformdur. INNOLIFE: Biyosensörler, kamera, mikrofon ve yapay zekâ teknolojilerini kullanarak danışanların seans sırasında izlenmesini, seans sonrasında ise derin analiz ve karar desteği sunulmasını sağlayan dijital sağlık platformudur. INOPOLYME: Gıda ürünlerinin gerçek tazelik durumunu renk değişimiyle gösteren biyobazlı akıllı ambalaj teknolojileri geliştirerek gıda israfının, sağlık risklerinin ve ürün iadelerinin azaltılmasını hedeflemektedir. KITCHENEST: KOBİ'lerin atıl mutfaklarını otonom yapay zekâ ajanları aracılığıyla dijital restoranlara dönüştüren, işletmelerin ek yatırım yapmadan paket servis pazarında büyümelerini sağlayan teknoloji platformudur. ODIGOS: İnsan kaynakları ekiplerinin uygun adayları proaktif biçimde bulmasını ve adaylarla iletişime geçmesini sağlayan; telefon mülakatı, görüşme planlama, teklif ve doküman süreçlerini tek platformda birleştiren çözümler sunmaktadır. PARKERA: Sürücülerin boş ve dolu park yerlerini görüntüleyebildiği, park yeri rezervasyonu yapabildiği ve online ödeme gerçekleştirebildiği otopark mobil uygulamasıdır. SASPERA: Şirketlerin sürdürülebilirlik, finans ve operasyonel verilerini otomatik süreçlerle tek noktadan yönetmelerini sağlayarak yeşil dönüşüm performanslarını ölçülebilir, yönetilebilir ve raporlanabilir hale getiren SaaS platformudur. TYLUS AI: Kurumların veri tabanlarına şema farkındalığıyla bağlanarak yöneticilerin SQL kodu yazmadan, yalnızca Türkçe veya İngilizce komutlarla anlık rapor oluşturabilmesini sağlayan yapay zekâ tabanlı Text-to-SQL çözümüdür. VERICORE: Kritik karar ve işlemlerde neye dayanılarak karar verildiğini, kimin yetkilendirdiğini, neyin icra edildiğini ve sonrasında ne gözlendiğini tek bir izlenebilir kanıt akışında birleştiren karar kanıt altyapısıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metal Dünyası ANKIROS 2026’da Buluşuyor Haber

Metal Dünyası ANKIROS 2026’da Buluşuyor

Fuar kapsamında ergitme ve döküm teknolojileri, demir-çelik üretim ve proses ekipmanları, kalıplama ve maça makineleri, kum hazırlama ve yenileme sistemleri, endüstriyel fırınlar, ısıl işlem ve termal proses çözümleri, refrakterler, otomasyon ve proses kontrol sistemleri, ölçüm ve kalite kontrol ekipmanları ile çevre ve filtrasyon teknolojileri sergilenecek. Fırın sistemlerinden brülör ve yakma teknolojilerine, ısıtma-soğutma çözümlerinden sıcaklık ölçüm ve kontrol sistemlerine kadar farklı uygulamalar sektör profesyonelleriyle buluşacak. Dijitalleşme ve düşük karbonlu üretim odağı Yapay zekâ, otomasyon, dijital üretim ve akıllı fabrika uygulamaları üretim hatlarının daha hızlı, izlenebilir ve kontrollü çalışmasına katkı sunuyor. Enerji verimliliği, proses optimizasyonu, kaynakların etkin kullanımı, emisyonların azaltılması ve düşük karbonlu üretim de metal sanayisinin dönüşümünde öne çıkıyor. ANKIROS 2026 ziyaretçileri, tesislerin verimliliğini ve sürdürülebilirliğini geliştirmeye yönelik yeni nesil teknolojileri aynı çatı altında inceleyebilecek. Türkiye’nin üretim gücü ve uluslararası ağ Türkiye’nin metalürji altyapısı ve stratejik konumu, Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarları arasında önemli bir üretim ve ticaret bağlantısı oluşturuyor. ANKIROS, bu üretim potansiyelini uluslararası alıcılar ve sektör profesyonelleriyle buluştururken katılımcılara yeni iş bağlantıları kurma olanağı sağlayacak. Uluslararası alım heyeti programları, firmaların potansiyel müşteriler ve satın alma profesyonelleriyle doğrudan temasını destekleyecek. 2026 edisyonunda 1.100’ün üzerinde katılımcı hedefi ANKIROS 2024, 42 ülkeden 1.137 katılımcıyı ve 21 bini aşkın sektör profesyonelini İstanbul’da ağırladı. 2026 fuarında 39 yabancı ülkeden 1.100’ün üzerinde katılımcının yer alması ve 20 bini aşkın ziyaretçinin gelmesi bekleniyor. Yeni edisyonun, fuarın uluslararası ağını daha da genişleterek Türkiye’nin metalürji üretim gücünü farklı pazarlara taşıması hedefleniyor. Ozan Hünler: “Uluslararası yapımızı daha da ileri taşıyoruz” Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, ANKIROS’un bölgesel ve küresel önemine ilişkin şunları söyledi: “ANKIROS, bugün yalnızca Türkiye’nin değil, bulunduğumuz coğrafyanın da metalürji alanındaki en önemli uluslararası buluşma noktalarından biri konumunda. 2024 yılında 42 ülkeden 1.137 katılımcıyı ve 21 bini aşkın sektör profesyonelini İstanbul’da ağırladık. Bu sonuçlar bize sektörün ANKIROS’a duyduğu güveni ve İstanbul’un metalürji dünyası açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha gösterdi. 2026 yılında bu güçlü uluslararası yapıyı daha da ileri taşıyarak, sektörün önde gelen üreticilerini ve teknoloji sağlayıcılarını dünyanın farklı ülkelerinden gelecek profesyonellerle İstanbul’da yeniden buluşturacağız.” TURKCAST ile döküm değer zinciri aynı platformda ANKIROS’un özel bölümü TURKCAST, Türk döküm sanayisinin ürünlerini ve üretim kabiliyetlerini uluslararası alıcılara tanıtacak. Otomotiv, ağır sanayi, makine, enerji, savunma ve ulaştırma başta olmak üzere farklı alanlara üretim yapan döküm firmaları, uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşacak. Döküm teknolojileriyle döküm ürünlerini aynı ekosistemde bir araya getiren TURKCAST, ziyaretçilere sektörün değer zincirini bütünlüklü biçimde değerlendirme olanağı sunacak. Bilim, teknoloji ve sanayi buluşmaları ANKIROS ile eş zamanlı olarak 22–24 Ekim’de İstanbul Fuar Merkezi’nde 23. Uluslararası Metalürji ve Malzeme Kongresi (IMMC 2026) düzenlenecek. Akademisyenleri, araştırmacıları, mühendisleri ve sektör temsilcilerini buluşturacak kongrede sürdürülebilir metalürji, kritik hammaddeler, ileri malzeme teknolojileri ve döngüsel ekonomi ele alınacak. Ayrıca 76. Dünya Döküm Kongresi (World Foundry Congress – WFC 2026), 18–24 Ekim tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Kongre, Dünya Dökümcüler Birliği WFO’nun 100. ve TİDÜKSAD’ın 50. kuruluş yıl dönümünün kutlandığı döneme denk geliyor. “Second Life” sergisi endüstriyel atıklara yeni bir bakış getiriyor Sanatçı Rüşhan Keçeci’nin “Second Life” (İkinci Yaşam) temalı sergisi, endüstriyel atıklardan üretilen metal eserleri ziyaretçilerle buluşturacak. Kullanılmayan malzemelerin yeniden değerlendirilmesine sanatsal bir bakış sunan sergi, fuarın döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir kaynak kullanımı odağıyla da örtüşüyor. Üç günlük buluşmanın değeri iş birliklerinde Ozan Hünler, fuarın sektör için sunduğu katkıyı da şu sözlerle değerlendirdi: “Bizim için asıl değer; üç gün boyunca kurulan yeni iş bağlantılarında, paylaşılan bilgi ve deneyimde, yeni teknolojilerin sektörle buluşmasında ve geleceğe yönelik iş birliklerinde ortaya çıkıyor.” Ziyaretçi kaydı ve fuar bilgileri ANKIROS 2026 ziyaretçi ön kayıtları www.ankiros.com adresinde devam ediyor. Profesyoneller fuarı 22–24 Ekim tarihlerinde, her gün 09.30–18.00 saatleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nin 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. hollerinde ziyaret edebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de Tasarımın İyisi Tartışılıyor Haber

İzmir’de Tasarımın İyisi Tartışılıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi Akdeniz Akademisi tarafından düzenlenen İyi Tasarım/Good Design İzmir, 11’inci kez başladı. Tarihi Bıçakçı Han’da, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun’un katılımıyla gerçekleştirilen resmi açılışla başlayan etkinlik, 30 Ekim’e kadar kentin farklı noktalarında tasarımcıları ve İzmirlileri buluşturacak. Bu yıl “İyi Tasarım?” temasıyla düzenlenen programda, tasarımın değerinin nasıl belirlendiği, “iyi” kavramının kimler için ve hangi koşullarda geçerli olduğu sorgulanacak. Etkinlik kapsamında 24 atölye, 9 sergi, 13 panel ve söyleşi gerçekleştirilecek. “İzmir tasarımda güçlü bir merkez” Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun, “İzmir, tasarım birikimi açısından çok güçlü bir kent. Bu birikimin gerçek hayatta karşılık bulmasını uzun yıllardır İyi Tasarım İzmir’de tartışıyoruz. Genç tasarımcıları yatırımcılarla, üreticileri tasarımcılarla buluşturmak gerekiyor. Bu tasarım kültürünün oluşması uzun emek ve devamlılık istiyor. Artık etkileşimin yanı sıra dayanışma da gelişiyor. Bu kültür; üretimi, genç tasarımcıları, üniversiteleri ve kamuyu besliyor. Bununla gurur duyuyoruz” dedi. “İyi tasarım kullanıcı memnuniyetiyle ölçülmeli” Bu yıl “iyi tasarım” kavramının bir soruya dönüştürüldüğünü belirten Uzun, belediye hizmetleri açısından bakıldığında projelerin tamamlanmasının tek başına yeterli olmadığını, kullanıcı memnuniyetinin ve geri bildirimlerin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı. İzmir’deki gelişmelerin üretim sektörünü etkilediğini ve kente değer kattığını ifade eden Uzun, “İzmir olarak biz bir ağırlık merkeziyiz. Bu zeminde bunları paylaşmak, bir araya gelmek, iletişimi güçlendirmek çok önemli” dedi. Tasarımda mevcut yaklaşımlara itiraz etmenin önemini de vurgulayan Uzun, “İyi Tasarım’a soru işareti koyarak 10 yıldır bir geleneği de tekrar gözden geçiriyoruz. Bu açıdan çok önemli bir iş yaptığımızı düşünüyorum” diye konuştu. Yapay zeka çalışması, ilk kez İzmir’de gösterildi Etkinliğin ana konuşmasını sanat ve teknoloji alanında çalışan görsel sanatçı ve yapay zeka direktörü Can Büyükberber yaptı. Büyükberber, “Geleceğin Yaratıcısı: Yapay Zeka Çağında Sanat ve Teknoloji” başlıklı konuşmasında The Future Creative sunumunu Türkiye’de ilk kez gerçekleştirdi. Yapay zekanın yaratıcı alanlarda yeni fırsatlar sunduğunu belirten Büyükberber, “Hoşumuza gitse de gitmese de bir dönüşüm süreci içindeyiz. Yapay zeka, yaratıcılara daha geniş imkanlar ve araçlar sunacak. Asıl risk yapay zeka değil, onu kullanan kişilerin gerisinde kalmak. Şu an belirsizliğin ortasındayız. Bu süreci tehdit olarak görürsek korku ve kaygı, fırsat olarak görürsek umut ve heyecan doğabilir” dedi. İyi Tasarım'ın 11 yıllık yolculuğu ve panel Etkinliğin farklı yıllarında program içeriğine ve tema küratörlüğüne katkı sunan Dr. Emre Gönlügür, İyi Tasarım/Good Design İzmir’in 11 yıllık yolculuğunu anlattı. Ardından, İzmir Ekonomi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Daniele Savasta’nın moderatörlüğünde “Yeni Ortamlar: Tasarımın Değişen Ölçütleri ve Mecraları” paneli düzenlendi. Panelde yeni medya sanatçısı ve araştırmacı Merve Mepa, ses ve tekstil alanında çalışan sanatçı Saba Arat ile sokak sanatı ve yeni medya üzerine çalışan Cem Sonel, yeni ortamların “iyi tasarım” ölçütlerini nasıl değiştirdiğini ele aldı. Program, sergi turuyla sona erdi. Atölye, sergi, panel ve söyleşilerle tasarım gündemi İyi Tasarım/Good Design İzmir, üç hafta boyunca Tarihi Bıçakçı Han’ın yanı sıra Akın Pasajı, İzmir Doğal Yaşam Parkı, PAKO Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Sosyal Yaşam Kampüsü ile İtalyan Kültür Merkezi gibi farklı mekanlarda düzenlenecek etkinliklerle devam edecek. “İyi Tasarım Mahkemesi: Kimin için İyi?”, “Kötü Tasarımlar Müzesi” ve “Bir Köpeğin Gözünden İyi Tasarım” gibi atölyeler, farklı yaş gruplarını tasarımın ölçütlerini sorgulamaya davet edecek. Sergi ve yerleştirmelerde tasarımın gündelik yaşamla ilişkisi ele alınırken panellerde etik, ekolojik ve ekonomik boyutlar tartışılacak. Akın Pasajı’nda 14, 21 ve 28 Ekim’de düzenlenecek “Açık Sınıf” kamusal dersleriyle etkinlikler çarşıya taşınacak. Panel ve söyleşi programı, 27 Ekim’de yapılacak Kapanış Forumu’yla sona erecek; sergiler ise 30 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek. Üniversiteler ve genç tasarımcılar Üniversiteler Tasarım ve Sanat Mezuniyet Projeleri Sergisi (üTAS), 15-30 Ekim tarihleri arasında altı üniversiteden 47 mezuniyet projesini İzmirlilerle buluşturacak. Program kapsamında iF Design Student Award sunumu ve iF Design Türkiye Paneli de düzenlenecek. 26 Ekim’de gerçekleştirilecek Meslek Ağı Gecesi’nde ise genç tasarımcılar ve mezuniyet projeleri sektör profesyonelleriyle bir araya gelerek deneyim paylaşımı ve yeni iş birlikleri için fırsat bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanofi, Bioexpo 2026’da Sağlıkta İnovasyonun Geleceğini Anlattı Haber

Sanofi, Bioexpo 2026’da Sağlıkta İnovasyonun Geleceğini Anlattı

Sanofi, 14–16 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Bioexpo 2026’da sağlıkta inovasyonun birbirini tamamlayan iki boyutunu gündeme taşıdı. Aşı geliştirme ve üretim aşamalarında inovasyonun önemini ve ruhsatlandırmada dijital dönüşümün sağladığı katma değeri ele alan oturumlarda, yeni nesil koruyucu sağlık çözümlerinin geliştirilmesindeki süreç değerlendirildi. İnovasyonu, bilimsel keşiflerden yeni sağlık çözümlerinin insanlara ulaşmasına kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımla ele alan Sanofi, küresel ölçekte edindiği bilimsel birikimive üretken yapay zekâ deneyimini kamu ve sektör temsilcileriyle paylaştı. Aşı inovasyonunda küresel deneyim ve yeni nesil çözümler “Aşı Geliştirmede ve Üretimde İnovasyon: Avantajlar ve Zorluklar” başlıklı oturumda konuşan Sanofi Aşı İş Birimi Avrasya Medikal Direktörü Dr. Özde Tırna, aşıların halk sağlığına katkısını, üretim süreçlerinin kendine özgü gerekliliklerini ve yeni nesil teknolojileri anlattı. Aşılamanın değerinin bireysel korunmanın ötesine geçtiğine dikkat çeken Tırna, hastalıkların önlenmesinin toplum sağlığına ve sağlık sistemlerine sunduğu kazanımları değerlendirdi. Sanofi’nin yüzyılı aşkın aşı deneyimini, geniş üretim ağını ve Ar-Ge yetkinliğini farklı teknolojik platformlarla geliştirdiğini belirten Tırna, şirketin “her hedef için en uygun platformu seçme” yaklaşımını somut örneklerle aktardı. Kullanıma hazır pediatrik karma aşılar, mRNA teknolojisi ve RSV’ye karşı koruma amacıyla geliştirilen uzun etkili monoklonal antikorların önemine dikkat çekti. Aşı ve bağışıklama alanındaki inovasyonun, yeni çözümler geliştirmenin yanı sıra uygulama kolaylığı ve farklı yaş gruplarının korunması açısından sunduğu olanakları paylaştı. Aşılama sayesinde çiçek hastalığının ortadan kaldırıldığını, çocuk felcinin önemli ölçüde azaltıldığını kızamık, kızamıkçık, tetanos, difteri, kabakulak ve boğmaca gibi hastalıkların kontrol altına alındığını belirten Dr. Özde Tırna, şunları söyledi: “Son 50 yılda aşılama sayesinde 154 milyon insanın hayatı kurtarıldı. Bu, dakikada 6 hayat anlamına geliyor. Aşılama, hastalığı önleyen, hayat kurtaran, tasarruf sağlayan ve güçlü ekonomik büyümeye katkı sunan en güçlü araçlardan biridir. Aşıların değeri bireysel korumayla sınırlı değildir, toplumların bütününe yayılan bir kazanımdır. Dolayısıyla aşı ve bağışıklama alanındaki inovasyon, yeni ürünler geliştirmenin yanı sıra daha güvenli, daha erişilebilir ve daha kolay uygulanabilir çözümler sunmakla ilgilidir. Amacımız, bebeklerden yetişkinlere her yaştan insanı önlenebilir hastalıklardan korumak.” Ruhsatlandırmanın geleceğinde insan, veri ve yapay zekâ İnovasyonun hastalara ulaşmasında kritik bir aşama olan ruhsatlandırma ise Sanofi Türkiye Ruhsatlandırma Direktörü Ecz. Derya Dönmez’in moderatörlüğündeki “Ruhsatlandırmada Dijital Dönüşüm: Başvurudan Karara İnsan, Veri ve Yapay Zekâ ile Regülasyonun Geleceğini Tasarlamak” başlıklı uydu oturumunda ele alındı. Oturuma TC Health Genel Müdürü Salih Güreş, Sağlık Bakanlığı Dijital Proje Yöneticisi Umut Ağyüz ve Sanofi Üretken Yapay Zekâ (GenAI) Ruhsatlandırma Lideri Karen Philippe katıldı. Elektronik başvurulardan veri odaklı değerlendirme süreçlerine geçişin tartışıldığı oturumda, veri kalitesi, sistemler arası entegrasyon, yapay zekânın kullanım alanları ve dijitalleşmenin sürdürülebilirlik boyutu ele alındı. Sektör ile düzenleyici otoriteler arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekilirken, dönüşümün güvenilir verinin etkin kullanımı, şeffaflık ve insanın karar süreçlerindeki sorumluluğuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Sanofi’nin ruhsatlandırma alanındaki üretken yapay zekâ çalışmalarının uygulama boyutu ve deneyimlerinin de paylaşıldığı oturumda, her zaman çalışmaların odağında hastaların bulunduğuna dikkat çeken Ecz. Derya Dönmez, sözlerine şöyle devam etti: “Ruhsatlandırmada kâğıttan veriye, veriden akıllı karar destek sistemlerine uzanan bir dönüşüm yaşıyoruz. Bugün yapay zekânın değerlendirme ve karar süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini konuşuyoruz. Bu yolculukta değişmeyen hedefimiz, güvenli, etkili ve kaliteli ilaçların hastalara en hızlı şekilde ulaşması. Teknoloji bu amaca hizmet ettiği ölçüde değerlidir. Dönüşümün başarısı ise, kaliteli ve standartlaştırılmış veriyi, insan uzmanlığını ve güvene dayalı iş birliğini bir araya getirmemize bağlı. Bioexpo’da da bu dönüşümün sahadaki karşılığını ve geleceğini farklı paydaşların deneyimleriyle birlikte ele alarak, tedavilere erişimi destekleyecek ortak yaklaşımları değerlendirdik”. Bilimin gücünü teknoloji ve iş birliğiyle somut faydaya dönüştürmek Bilimsel ilerlemeyi insan sağlığı için somut faydaya dönüştürmeyi hedefleyen Sanofi, küresel birikimini yapay zekâ, veri ve iş birlikleriyle buluşturan yaklaşımını Bioexpo’da paylaştı. Aşı ve ruhsatlandırma alanlarından örneklerle, bu yaklaşımın araştırma ve üretimden yeniliklerin insanlara ulaşmasına uzanan süreçteki karşılığını ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Weltew Grup’un 72 Ülkedeki Operasyonlarını Yöneteceği Yeni Genel Merkezi Açıldı Haber

Weltew Grup’un 72 Ülkedeki Operasyonlarını Yöneteceği Yeni Genel Merkezi Açıldı

Şirketin yurt içi ve yurt dışındaki operasyonlarının yönetileceği yeni genel merkezi, İnegöl Weltew Kampüsü’nde düzenlenen törenle açıldı. Soft Grup Fabrikası ile birlikte toplam 1 milyar TL yatırımla hayata geçirilen proje, Weltew’in üretimden Ar-Ge’ye, tasarımdan yönetime uzanan gücünü aynı kampüste buluştururken; yeni merkez şirketin 72 ülkedeki operasyonlarının yönetim üssü olacak. Türk mobilya sektörünün köklü markalarından Weltew Grup, büyüme hedefleri doğrultusunda İnegöl’de hayata geçirdiği yeni Genel Merkezini hizmete açtı. Weltew Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balcı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış törenine; Bursa ve İnegöl protokolünün yanı sıra iş dünyasının önde gelen isimleri, meslek odası temsilcileri, yurt içi ve yurt dışından gelen iş ortakları ve çok sayıda davetli katıldı. Yeni Genel Merkez ile Soft Grup Fabrikası’nı kapsayan ve toplam 1 milyar TL yatırımla hayata geçirilen proje; Weltew’in üretim, yönetim, tasarım, Ar-Ge ve uluslararası büyüme gücünü aynı kampüste buluşturuyor. 2022 yılında temeli atılan ve dört yılda tamamlanan yatırım, 20 bin metrekarelik arazi üzerinde toplam 43 bin metrekare kapalı alana sahip. Projenin 34 bin metrekarelik alanı Soft Grup Fabrikası’na, 9 bin metrekarelik alanı ise altı katlı yeni Genel Müdürlük binasına ayrılıyor. Yeni merkezde satış, pazarlama, ihracat, tasarım, Ar-Ge, ürün geliştirme, satın alma, insan kaynakları ve finans başta olmak üzere tüm yönetim ve destek birimleri aynı çatı altında faaliyet gösterecek. Yaklaşık 120 kişinin görev yapacağı binada ayrıca 1.500 metrekarelik showroom ve 1.500 metrekarelik Ar-Ge alanı bulunuyor. “Yeni genel merkezimizi Weltew’in yeni 30 yılına açılan kapı olarak görüyoruz” Açılışta bir konuşma yapan Weltew Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balcı, yeni yatırımın şirketin 30 yıllık üretim kültürünün ve İnegöl’e duyduğu güvenin güçlü bir yansıması olduğunu belirterek şunları söyledi: “Weltew’in hikâyesi 30 yıl önce burada, İnegöl’de başladı. Bugün üretim kapasitemiz, markalarımız ve ulaştığımız pazarlar çok farklı bir noktada. Bu yolculuk boyunca üretime, emeğe ve İnegöl’ün bize kazandırdığı güce bağlı kaldık. Yeni genel merkezimiz, bugün ulaştığımız ölçeği geleceğe taşıyacak önemli bir merkez olacak. Buradan 72 ülkedeki operasyonlarımızı daha güçlü bir koordinasyonla yönetecek, üretimden tasarıma, Ar-Ge’den satış ve ihracata kadar tüm süreçlerimizi daha yakın bir yapı içinde geliştireceğiz. Bu yatırımı Weltew’in yeni 30 yılına açılan kapı olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde üretim gücümüzü büyütmeye, teknolojiye yatırım yapmaya, yeni pazarlara açılmaya ve markalarımızı daha geniş coğrafyalara taşımaya devam edeceğiz.” “Yeni genel merkezimiz büyüme hedeflerimizi destekleyen güçlü bir merkez olacak” Weltew Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve Satış & Pazarlama Direktörü Bahri Balcı ise yeni genel merkezin şirketin yurt içi ve yurt dışındaki büyüme hedeflerine sağlayacağı katkıya dikkat çekerek “Yeni genel merkezimiz, önümüzdeki dönemde büyüme hedeflerimizi daha güçlü bir organizasyon yapısıyla desteklememizi sağlayacak. Satış, pazarlama, ihracat, tasarım, Ar-Ge ve ürün geliştirme ekiplerimizin aynı çatı altında çalışması, pazardaki beklentileri daha hızlı değerlendirmemize ve farklı coğrafyalardaki ihtiyaçlara daha çevik yanıt vermemize katkı sunacak. 2027 yılında yurt dışında 10 yeni mağaza açmayı, toplam satışlarımız içindeki ihracat payını yüzde 40 bandına çıkarmayı hedefliyoruz. Afrika ve Güney Amerika’da yeni pazar fırsatlarını değerlendirirken mevcut pazarlardaki varlığımızı da güçlendirmeye devam edeceğiz. Weltew Home ve Newjoy markalarımızı daha geniş coğrafyalara taşıyarak sürdürülebilir büyümemizi hızlandırmak istiyoruz” dedi. Üretimden Yönetime Bütünleşik Yapı Yeni Genel Müdürlük binası, Weltew’in İnegöl’deki üretim ekosisteminin yönetim merkezi olarak konumlanıyor. 110 bin metrekare açık ve 110 bin metrekare kapalı alana sahip Weltew Üretim Kampüsü’nde soft grup, boya, metal, yatak, panel mobilya ve genç odası olmak üzere altı fabrika; lojistik merkezi, akıllı depolar ve yönetim birimleri bir arada bulunuyor. Böylece üretim, tasarım, ürün geliştirme, lojistik ve yönetim süreçleri aynı yerleşkede birbirini tamamlayan bir yapıda yürütülüyor. Enerji İhtiyacının Yüzde 70’i Güneşten Weltew, yeni yatırımında kaynakların verimli kullanımını da önceliklendiriyor. Kampüste bulunan 2,2 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi sistemi, yerleşkenin toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini yenilenebilir kaynaklardan karşılıyor. Şirket, önümüzdeki dönemde kampüsün elektrik ihtiyacının tamamını yenilenebilir kaynaklarla karşılamayı hedefliyor. Yeni Merkez, Birlikte Çalışma Kültürünü Destekleyecek Yeni Genel Müdürlük binasında çalışan deneyimi de tasarımın önemli unsurları arasında yer alıyor. Ofis alanlarının yaklaşık yüzde 80’i açık ofis düzeninde planlanırken, farklı çalışma ihtiyaçlarına yanıt verecek esnek alanlar ve çalışanların bir araya gelebileceği sosyal alanlar oluşturuldu. Tüm yönetim birimlerinin aynı binada buluşmasıyla ekipler arasındaki iletişimin ve birlikte çalışma kültürünün güçlendirilmesi amaçlanıyor. Gençlerin Mesleki Gelişimine Özel Alan Ayrıldı Weltew, kampüs bünyesinde gençlerin mesleki gelişimine yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) projesi kapsamında 60 öğrenci, kampüste eğitim ve çalışma hayatını bir arada sürdürüyor. Yeni Genel Müdürlük binasında MESEM öğrencileri için ayrıca ayrı bir alan oluşturulurken, gençlerin eğitim süreçlerini iş hayatıyla birlikte sürdürebilecekleri bu yapı ile nitelikli insan kaynağının gelişiminin desteklenmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.