Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Efor Holding’den Efor Yatırım’da 2 Milyar TL’ye Kadar Pay Alım Planı Haber

 Efor Holding’den Efor Yatırım’da 2 Milyar TL’ye Kadar Pay Alım Planı

Efor Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin ortaklarından Efor Holding A.Ş., şirkete olan bağlılığını ve uzun vadeli yatırım taahhüdünü yansıtmak amacıyla Efor Yatırım paylarında alım yapmayı planlıyor. Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda paylaşılan bilgiye göre Efor Holding, 18 Eylül 2026 tarihinden itibaren Borsa İstanbul Pay Piyasası’nda Efor Yatırım paylarında alım gerçekleştirebilecek. Alımların piyasa koşullarına bağlı olarak azami 2 milyar TL tutarla sınırlı olması ve 31 Aralık 2026 tarihine kadar tamamlanması öngörülüyor. Uzun vadeli yatırım yaklaşımının sermaye piyasalarına yansıması Efor Holding’in pay alım planı, grubun yatırım yaptığı şirketlerde uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının sermaye piyasalarına yönelik önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Holding; üretim, tarım, enerji ve sanayi alanlarında sürdürdüğü yatırımlarında büyüme, sürdürülebilirlik ve katma değer yaratmayı merkezine alırken, Efor Holding pay alım planıyla, Efor Yatırımın uzun vadeli büyüme potansiyeline yönelik yaklaşımını da ortaya koyuyor. Efor Holding halihazırda Efor Yatırım sermayesinin yüzde 6,58’ine sahip bulunuyor. Alımlar sonucunda ulaşılacak pay oranı ve II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği kapsamında eşik aşımı söz konusu olması halinde gerekli açıklamalar ayrıca yapılacak. Pay alımlarının miktarı ve zamanlaması piyasa koşullarına bağlı olarak şekillenecek. Efor Holding, uzun vadeli yatırım anlayışı doğrultusunda Türkiye’de üretim, yatırım, istihdam ve katma değer yaratmaya yönelik büyüme stratejisini sürdürürken, sermaye piyasalarındaki yatırımlarını da aynı perspektifle ele alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İntermob 28. Kez Kapılarını Açtı Haber

İntermob 28. Kez Kapılarını Açtı

Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda, T.C. Ticaret Bakanlığının katkıları, Mobilya Aksesuar Sanayicileri Derneği (MAKSDER) ile MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneğinin (YOMSAD) destekleriyle düzenlenen İntermob 2026; Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ahmet Güleç, TİM Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu, MAKSDER Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kocabaş, YOMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Yıldız, Bağlantı Elemanları Sanayici İş İnsanları Derneği (BESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Topuk, Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Berkan Öner ve sektör temsilcilerinin katılımıyla açıldı. Açılışta konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ahmet Güleç, Türkiye’nin mobilyanın tüm alanlarında üretim yapan dünyadaki dört ülkeden biri olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye son çeyrek yüzyılda mobilyasıyla dünyanın her tarafında kendini tanıttı; kalitesi, dünya ticaretindeki yeri ve tasarımıyla kendinden söz ettirdi. Bu başarının en önemli faktörlerinden biri kendi yan sanayisini kurması. Türkiye, yan sanayisindeki tasarım ve patentlerle mobilya sektörünü geliştiriyor. Özellikle hırdavat ve aksesuarlar dünyanın her tarafında rekabetçiliğimizi artırıyor.” dedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu ise İntermob’un 28 yıldır kesintisiz sürdürülmesinin önemli bir başarı olduğunu belirterek, mobilya aksesuarları, hırdavat ve bağlantı elemanları gibi birbirini tamamlayan sektörlerin birlikte büyük bir ekonomik değer yarattığını ifade etti. Tecdelioğlu, “Bu rakamları daha yukarı taşımamız gerekiyor. Bunun için daha çok üretmeli, daha çok ihracat yapmalı, sürdürülebilir ve dijital bir şekilde dünya pazarından daha fazla pay almalıyız. 5 binden fazla yurt dışı misafirimizi en iyi şekilde ağırlayarak güçlü ilişkiler kurmalı ve bu görüşmeleri siparişe dönüştürmeliyiz.” dedi. “İntermob Artık Marka Olmuş Bir Fuar” Mobilya Aksesuar Sanayicileri Derneği (MAKSDER) Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Kocabaş, 28’inci kez düzenlenen İntermob’un sektör açısından önemli bir buluşma noktası olduğunu belirterek, “İntermob artık marka olmuş, bütün ekosistemi bir araya getiren çok değerli bir fuar. Her fuar sonrasında bir ivmelenme yakalıyoruz; yurt dışından ziyaretçiler geliyor ve ihracat odaklı görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Bu fuardan sonra da hem ihracat hem iç piyasa tarafında sektörümüzün ve sanayicimizin daha da güçleneceği bir dönem yaşanmasını temenni ediyoruz.” dedi. “İntermob Sektörümüzün Önemli Buluşma Noktası” MDF ve Yonga Levha Sanayicileri Derneği (YOMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Yıldız, İntermob’un sektör açısından önemli bir buluşma noktası olduğunu belirterek, “Müşterilerimizin bir araya geldiği, her yıl görüşme imkânı bulduğumuz önemli bir fuar. Aynı zamanda yeni dekorlarımızı, yeni desenlerimizi ve ürünlerimizi müşterilerimize gösterme fırsatı buluyoruz. Bu nedenle İntermob’u YOMSAD olarak çok önemsiyoruz.” dedi. İntermob ve Fastener Expo Eurasia’dan Güçlü Endüstriyel Sinerji İntermob 2026’nın Avrasya Endüstriyel Bağlantı ve Sabitleme Elemanları Fuarı – Fastener Expo Eurasia ile eş zamanlı gerçekleştirilmesi de birbirini tamamlayan sektörler arasında güçlü bir ticari etkileşim oluşturuyor. “Dünyanın Dört Bir Yanından Sektör Temsilcilerini Buluşturuyor” RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, fuarlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, beş binin üzerinde uluslararası ziyaretçi beklediklerini vurgulayarak, “Şu anda ön kayıtlara baktığımızda dört bini aşan uluslararası ziyaretçi kaydı olduğunu biliyoruz. Ayrıca 102 farklı ülkeden ziyaretçimiz bulunuyor. İntermob’da Türkiye’nin yanı sıra ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Çin, Fransa, İtalya, Japonya, Kanada, Polonya ve Rusya’nın da aralarında bulunduğu farklı ülkelerden firma ve firma temsilcilikleri yer alıyor. Fuarlarımızın ülkemiz ekonomisine önemli katkılarda bulunmasını temenni ediyor, yeni iş birliklerine vesile olmasını diliyorum.” dedi. Tasarım, Sürdürülebilirlik ve Verimlilik Öne Çıkıyor İntermob’un 2026 edisyonunda sürdürülebilir malzemeler, yenilikçi yüzey çözümleri, fonksiyonel aksesuar sistemleri ve üretim verimliliğini artırmaya yönelik teknolojiler öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Tasarım ile teknik performansı bir araya getiren yeni ürün ve uygulamalar, mobilya üreticilerinden mimar ve iç mimarlara, satın alma profesyonellerinden distribütör ve uluslararası alıcılara kadar geniş bir profesyonel ziyaretçi kitlesiyle buluşuyor. 2025 yılında 470 katılımcı firmayı ve 100 ülkeden 29 bin 243 ziyaretçiyi ağırlayan İntermob, 2026 yılında da uluslararası ziyaretçi profilini ve ticaret odaklı yapısını güçlendiriyor. Sektörün Tüm Bileşenleri Tek Çatı Altında Mobilya aksesuarları ve sistemlerinden panel ve yüzey çözümlerine, orman ürünlerinden mobilya kimyasallarına, döşemelik malzemelerden üretim ekipmanlarına kadar geniş bir ürün yelpazesi İntermob’da ziyaretçilerle buluşuyor. AGT, Çamsan Entegre, Emaks Mobilya Aksesuarları, Emaks Prime, Gim Group, Haneks Orman Ürünleri, Kastamonu Entegre, Kayalar Kimya, Kronospan Orman Ürünleri, Mesan, Samet Kalıp, Schattdecor ve Yıldız Entegre’nin de aralarında bulunduğu sektörün önde gelen markaları, yeni ürün ve çözümlerini fuarda sergiliyor. Fuar; katılımcılara yeni iş bağlantıları kurma ve ihracat fırsatlarını geliştirme imkânı sunarken, ziyaretçilere de yeni tedarik kaynaklarına ulaşma, farklı çözümleri karşılaştırma ve sektördeki güncel gelişmeleri yakından takip etme fırsatı sağlıyor. Türkiye’nin Üretim Gücü Uluslararası Pazarlarla Buluşuyor Türkiye’nin 2025 yılında yaklaşık 4,6 milyar dolara ulaşan mobilya ihracatı, sektörün üretim ve ihracat açısından taşıdığı önemi ortaya koyuyor. İntermob, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısını ve mobilya yan sanayisinin geniş ürün çeşitliliğini uluslararası alıcılar ve satın alma profesyonelleriyle buluşturuyor. Mobilya üreticileri, satın alma profesyonelleri, mimarlar, iç mimarlar, distribütörler, ihracatçılar ve uluslararası alıcıların bir araya geldiği fuar, 17–20 Eylül 2026 tarihleri arasında sektörün ticaret ve iş birliği gündemine İstanbul’da ev sahipliği yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kızılay Maden Suyu 100 Yıllık Mirasını Geleceğe Taşıyor Haber

Kızılay Maden Suyu 100 Yıllık Mirasını Geleceğe Taşıyor

100. yaşını doğduğu topraklarda, Afyonkarahisar’da kutlayan Kızılay Maden Suyu, bir asırlık hafızasını bugünün üretim, kalite ve teknoloji gücüyle buluşturuyor. Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada, nesilden nesile aktarılan iyilik ve sağlık hikâyesinin yanı sıra Kızılay İçecek’in yeni kaynağı ve genişleyen ürün portföyüyle şekillenen ikinci yüzyıl hedefleri paylaşıldı. Kızılay Maden Suyu, 100. yaşını Afyonkarahisar’da düzenlenen özel bir programla kutladı. Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşmada, 1926’da başlayan yolculuktan ikinci yüzyıl hedeflerine uzanan yeni dönem anlatıldı. Kızılay Maden Suyu’nun hikâyesi, 1926’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Karahisar Maden Suyu’nu Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’ne emanet etmesiyle başladı. Atatürk’ün Kızılay’a bıraktığı bu miras, bir asır sonra bugün büyüyerek sürüyor. Kızılay İçecek; Afyonkarahisar ve Erzincan’daki maden suyu tesisleri, Adana’daki içecek üretim tesisi ve Kocaeli’ndeki Kızılay Su tesisi olmak üzere dört tesiste üretim yapıyor. Maden suyundan içme suyuna, fonksiyonel içeceklerden gazoz, soğuk çay ve limonataya kadar farklı kategorilerde 29 ürünü tüketiciyle buluşturan Kızılay İçecek, yılda yaklaşık 2 milyar şişeye ulaşan üretimi ve 26 ülkeye yayılan ihracatıyla büyümesini sürdürüyor. Kızılay İçecek’in köklü markası Kızılay Maden Suyu, Marketing Türkiye ve Akademetre iş birliğiyle düzenlenen 12. The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde yılın en itibarlı maden suyu markası seçildi. Maden suyundaki birikimini yeni içecek kategorilerine taşıyan Kızılay İçecek, Afyonkarahisar’daki Prof. Dr. Besim Ömer Akalın Ar-Ge Merkezi’nde yeni ürün ve içecek teknolojileri üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Kızılay İçecek’in yeni ürün geliştirme yaklaşımının somut örneklerinden birini ise Kızılay Plus+ ürün ailesi oluşturuyor. Kızılay Erzincan’ın zengin magnezyumlu doğal maden suyunu fonksiyonel içeriklerle bir araya getiren Plus+ ürünleri; şekersiz, kalorisiz ve koruyucu içermeyen yapısıyla öne çıkıyor. Kaynak suyu alanında da faaliyet gösteren Kızılay İçecek, Kızılay Su ile Gölcük’ün doğal kaynak suyunu, doğallığını ve mineral dengesini koruyarak yüksek kalite standartlarında tüketicilerle buluşturuyor. İkinci Yüzyılın Yeni Kaynağı: Kızılay Minera Kızılay İçecek, ikinci yüzyıla yalnızca yeni ürünlerle değil, yeni bir kaynakla giriyor. Afyonkarahisar’dan çıkan Kızılay Minera, daha hafif içim profiliyle premium segmentte konumlanıyor. Doğal mineral yapısını koruyan Kızılay Minera, evden restorana, otelden kafeye uzanan kullanım alanlarıyla maden suyu kategorisinde yeni bir tüketim deneyimi sunmayı hedefliyor. Kızılay İçecek, yeni kaynağıyla birlikte hem üretim kapasitesini hem de ürün portföyünün segment genişliğini büyütürken, 100 yıllık kalite birikimini geleceğin tüketici beklentileriyle buluşturacak. “Kızılay Maden Suyu üretimi iyiliğe dönüştürüyor” Kızılay Maden Suyu’nun 100. yıl buluşmasında konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Kızılay’ın iyilik misyonuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Kızılay Maden Suyu bizim için köklü bir markanın ötesinde, iyiliğe dönüşen üretimin en güzel örneklerinden biri. Kızılay, 158 yıldır milletimizin dayanışma gücüyle ayakta duran büyük bir iyilik hareketi. Bugün dünyada insani ihtiyaçlar her yıl artıyor. Buna karşılık insani yardıma ayrılan kaynaklar aynı hızda artmıyor. İşte tam bu noktada, 100 yıl önce burada, Afyonkarahisar’da alınan kararın ne kadar ileri görüşlü olduğunu daha iyi anlıyoruz. Kızılay Maden Suyu, bu anlayışın ilk ve en köklü örneği. Bir şişe maden suyu, bir aşevinde verilen sıcak yemeğe, afet bölgesinde ihtiyaç sahibine ulaşan yardıma, sınırlarımızın ötesinde uzanan bir yardım eline dönüşüyor.” “Nesilden nesile aktarılan bir emeğin hikayesi” Kızılay Yatırım Grup Başkanı Şevki Uyar ise Kızılay İçecek’in bugünkü üretim gücü ve ikinci yüzyıl vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bizim için üretim, iyiliği büyütmenin bir yolu. Aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir emeğin hikâyesi. Çünkü Kızılay’ın üretim anlayışının temelinde 100 yıl önce olduğu gibi bugün de insan, güven, kalite ve topluma değer katma sorumluluğu yer alıyor. Maden suyumuzun doğal mineral yapısını koruyarak kapalı sistemlerle üretim hatlarımıza aktarıyor, hijyen ve gıda güvenliği standartlarımızı üretimin her aşamasında aynı hassasiyetle uyguluyoruz. Bugün sektörde tamamen koruyucusuz aromalı maden suyu üretebilen üç üreticiden biriyiz. Bu birikimi korurken yeni ürünlere, teknolojilere ve kategorilere yatırım yapmayı da sürdürüyoruz.” Türk Kızılay iştiraki Kızılay İçecek, bir asırdır ürettiği değeri Kızılay'ın insani yardım çalışmalarıyla iyiliğe dönüştürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan, Türkiye'nin de Dahil Olduğu Avrupa için Yeni Modelini Duyurdu Haber

Nissan, Türkiye'nin de Dahil Olduğu Avrupa için Yeni Modelini Duyurdu

Nissan, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Avrupa pazarına yönelik yeni bir model lansmanı gerçekleştireceğini duyurdu. Bu yıl 40. kuruluş yıldönümünü kutlayan İngiltere'deki fabrikasında söz konusu modelin üretimi için 170 milyon sterlin yatırım yapılacak. Kompakt (B-segment) bir crossover olan Nissan Kicks, Nissan'a özgü e-POWER hibrit teknolojisiyle donatılacak ve Sunderland'de Qashqai, Juke ve LEAF modelleriyle birlikte üretilecek. Nissan AMIEO Bölgesi Başkanı Massimiliano Messina konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Bu haber, Avrupa bölgemiz için son derece sevindirici bir gelişme ve yeni modelleri yeni pazarlara ne denli çevik ve hızlı bir şekilde sunabildiğimizin en somut göstergesi. "Kicks, kendine özgü e-POWER hibrit aktarma organları, dikkat çekici tasarımı ve yenilikçi teknolojisiyle öne çıkan kompakt bir crossover. Avrupalı müşteriler, seçenek sunan bir elektrifikasyon anlayışı arıyor; Kicks'in tanıtımı da Nissan'ın herkese uygun seçenekler sunduğunu bir kez daha ortaya koyacak." İngiltere Ticaret ve Sanayi Bakanı Jonathan Reynolds ise şunları söyledi: "Nissan, kırk yıldır İngiliz üretim sektörünün kalbinde yer alıyor; Sunderland'de üretilen milyonlarca araç binlerce nitelikli iş imkânı yarattı ve Kuzeydoğu bölgesinin küresel bir otomotiv üssü olarak konumlanmasına katkı sağladı. "Bu yeni modelin Sunderland'de üretilmesi kararı, İngiltere'nin üretim alanındaki uzmanlığına ve otomotiv sektörünün geleceğine duyulan güvenin büyük bir göstergesi. Sanayiyle kurduğumuz iş birliğinin, hükümetimizin her bölgede sağlıklı büyüme, yatırım ve nitelikli istihdam sağlama hedefine nasıl katkı sunabileceğini görmekten heyecan duyuyorum." İkinci nesil Kicks modeli hâlihazırda Japonya, Meksika ve Brezilya'da üretilerek küresel pazarlara sunuluyor. Kicks, bugüne kadar 70'ten fazla pazarda 1,8 milyon adedin üzerinde satış rakamına ulaştı. Bu duyuru, modelin Avrupa'daki ilk kez tanıtılacağı anlamına geliyor ve gamı yeni bir e-POWER hibrit modelle daha da zenginleştirerek Nissan'ın her müşteri ihtiyacına uygun çeşitli elektrifikasyon seçenekleri sunmaya devam etmesini sağlıyor. Kicks, bu yıl 40. kuruluş yıldönümünü kutlayan Nissan'ın İngiltere'nin kuzeydoğusundaki Sunderland Fabrikası'nda üretilecek onuncu model olacak. Nissan'ın ayrıca Londra Paddington'da bir tasarım merkezi, Bedfordshire Cranfield'de ise bir Ar-Ge tesisi bulunuyor. Fabrika, 1986 yılında üretim hattından ilk Nissan Bluebird'ün çıkmasından bu yana 12 milyon araç üreterek yeni bir dönüm noktasını daha geride bıraktı. Bu rakam, ortalama olarak her 1 dakika 45 saniyede bir araç üretimine karşılık geliyor. Nissan Sunderland Fabrikası Üretimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Adam Pennick şunları kaydetti: "Sunderland için yapılan bu yeni model tahsisini duyurmaktan gurur duyuyorum. Bu, dünya standartlarında bir üretim merkezi olarak 40. yılımızı kutlamanın en güzel yolu. Kicks e-POWER hibrit modelinin, elektrifikasyon odaklı ürün gamımızda yer alan Qashqai, Juke ve LEAF ile birlikte üretim hattında yerini almasını sabırsızlıkla bekliyoruz." e-POWER – kendine özgü hibrit aktarma organı teknolojisi Nissan Sunderland Fabrikası, hâlihazırda Qashqai'nin e-POWER hibrit versiyonlarını üretiyor ve bu alanda edindiği deneyimi, İngiltere, Avrupa ve Türkiye'deki müşteriler için üretilecek yeni Kicks modeline de taşıyacak. 2016 yılındaki lansmanından bu yana dünya genelinde 1,9 milyondan fazla e-POWER hibrit model satıldı; bunların 200 bini İngiltere'de üretilen Qashqai e-POWER hibrit modellerinden oluşuyor. Kicks, 2025 yılında piyasaya sürülen ve daha iyi yakıt verimliliği, daha düşük emisyon değerleri ile daha üstün bir sürüş konforu sağlamak amacıyla kapsamlı biçimde yeniden tasarlanan üçüncü nesil sistemle donatılacak. e-POWER hibrit teknolojisini benzersiz kılan özellik, tekerleklerin yalnızca güçlü bir elektrik motoru tarafından tahrik edilmesi. Benzinli motor ise yalnızca elektrik üretmek ve araçtaki bataryayı şarj etmek için kullanılıyor. Bu sayede sürücüler, bir elektrikli araca özgü konfor, anlık tepki verme ve akıcı, doğrusal hızlanmanın keyfini yaşarken bir yandan da benzin istasyonunda yakıt doldurmanın pratikliğinden ve alışkanlığından vazgeçmiyor. Sunderland'de 40 yıllık üretim deneyimi Nissan Motor Manufacturing UK (NMUK), kırk yılı aşkın süredir büyümesini sürdürerek İngiltere'nin tek lokasyonda faaliyet gösteren en büyük otomobil üretim tesisi hâline geldi ve Sunderland'i İngiltere'nin otomotiv üretimi ile ihracatındaki başlıca merkezlerinden biri olarak konumlandırdı. Bugüne kadar 5 milyar sterlinlik yatırımla desteklenen tesis, dünya genelinde 100'den fazla pazara araç üretiyor; doğrudan yaklaşık 6.000 kişiye istihdam sağlarken tedarik zincirinde de 30.000 ek iş imkânı yaratıyor. Kicks, 1986'dan bu yana Sunderland'de üretilmek üzere tahsis edilen 10. model olma özelliğini taşıyor ve bu listede kendisinden önce Bluebird, Primera, Micra, Almera, Note, Infiniti Q30, JUKE, Qashqai ve LEAF modelleri yer alıyor. Sunderland, önümüzdeki yıldan itibaren, ilk kez tamamen elektrikli olarak üretilecek olan üçüncü nesil Nissan JUKE'un üretimini de üstlenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEMSA’nın 26 Bininci Otobüsü Avenue Neo Banttan İndi Haber

TEMSA’nın 26 Bininci Otobüsü Avenue Neo Banttan İndi

75 yolcu kapasitesine ve 600 kilometreye varan menzile sahip Avenue Neo, TEMSA’nın üretim ve mühendislik birikimini elektrifikasyondaki yetkinliğiyle buluşturuyor. Geliştirdiği ve ürettiği araçları dünyanın farklı coğrafyalarıyla buluşturan TEMSA, üretim yolculuğunda yeni bir aşamaya ulaştı. TEMSA’nın 2025 yılında Busworld Europe’da dünya lansmanını gerçekleştirdiği Avenue Neo, şirketin üretim hattından çıkan 26 bininci otobüs oldu. TEMSA çalışanlarının katılımıyla “26 Bin Otobüste Hepimizin İmzası Var” mottosuyla gerçekleştirilen kutlamada, üretim hattından çıkan Avenue Neo çalışanlar tarafından imzalandı. “26 BİN OTOBÜSTE HEPİMİZİN İMZASI VAR” TEMSA CEO’su Evren Güzel: “TEMSA araçları bugüne kadar dünyada 10 milyar kilometrenin üzerinde yol yaptı. Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında araçlarımız yollardaysa, bunun arkasında hep birlikte geliştirdiğimiz ve uzun yıllara dayanan yetkinliğimiz var. 26 bin otobüs üretim kültürümüzün, mühendislik birikimimiz ve kaliteden ödün vermeyen çalışma anlayışımızın bir sonucu. Müşterilerimizi dinlemek, değişen ihtiyaçlara hızla cevap vermek, daha verimli üretmek ve kalite standartlarımızı sürekli geliştirmek bu anlayışımızın en önemli unsurları. 26 bininci otobüsümüzün Avenue Neo olması da bizim için çok anlamlı. Elektrikli Avenue Neo; yılların saha ve üretim birikimini ileri mühendislikle buluştururken, yeni nesil elektrifikasyon teknolojilerini TEMSA kimliğimizden ilham alan ve geleceğe yön veren vizyoner yeni tasarım dilimizle bütünleştiriyor. Banttan inen bu araç aynı zamanda TEMSA’nın tercih edilen mobilite markası olma vizyonunu da ortaya koyuyor. Maraton ile başlayan hikâyemizden bugün Avenue Neo’ya uzanan ürün portföyümüz, TEMSA’nın yıllar içinde oluşturduğu güveni ve yenilikçi ürünler geliştirme iddiasını bir arada temsil ediyor. 26 bin otobüste hepimizin imzası var! Bu mühendislik ve üretim gücümüzle gurur duyuyoruz” dedi. 5 MİLYON KİLOMETRELİK TECRÜBE AVENUE NEO’YA AKTARILDI Avenue Neo’nun batarya paketleme, yazılım ve geliştirme süreçlerinin tamamı TEMSA mühendisleri tarafından gerçekleştiriliyor. 75 yolcu taşıyabilen otobüs, yüksek kapasiteli batarya seçeneğiyle 600 kilometreye varan menzil sunarken, 300 kW DC bağlantıyla yüzde 100 şarja 75 dakikada ulaşabiliyor. Şehir içi ulaşımın yanı sıra büyükşehir kapsamındaki uzak ilçelere kadar çözüm sunacak şekilde geliştirilen 9 metrelik Avenue Neo, 10,5 metrelik bir otobüsün sunduğu özellikleri daha kompakt bir platformda bir araya getiriyor. Avenue Neo, 2016 yılından bu yana İsveç ve Litvanya’nın sert kışlarından İspanya ve Türkiye’nin sıcak yazlarına kadar farklı coğrafyalarda yol alan MD9 Electricity’nin güçlü mimarisi üzerine inşa edildi. MD9 Electricity’nin 5 milyon kilometreyi aşan yol tecrübesi yeni nesil teknolojilerle Avenue Neo’ya aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Huawei Cloud, Gartner’ın 2026 Araştırmasında Lider Şirketler Arasında Haber

Huawei Cloud, Gartner’ın 2026 Araştırmasında Lider Şirketler Arasında

Gartner’ın 2 Eylül’de yayımladığı rapor, küresel bulut hizmet sağlayıcılarını yeni bulut tabanlı uygulamalar, mevcut uygulamaların konteyner altyapısına taşınması, yapay zekâ eğitim ve çıkarım iş yükleri, uç bilişim ve hibrit uygulamalar gibi temel kullanım senaryoları üzerinden değerlendiriyor. Huawei Cloud; genel bulut, dağıtık bulut, hibrit bulut ve uç bilişim senaryolarını kapsayan konteyner çözümleriyle internet, finans, üretim ve ulaşım gibi farklı sektörlerin dijital dönüşümünü destekliyor. Huawei Cloud, yapay zekâ uygulamalarının daha hızlı geliştirilmesi ve büyütülmesi için ‘Agentic Infra’ yaklaşımını öne çıkarıyor. Şirketin sektörde ilk kez ortaya koyduğu bu yaklaşım, yapay zekâ sistemlerinin ihtiyaç duyduğu işlem gücü, kaynak yönetimi ve çalışma ortamlarını tek bir altyapıda buluşturmayı amaçlıyor. Huawei Cloud’un CCE çözümü de 100 binin üzerinde GPU/NPU kaynağını ortak bir kaynak havuzunda yöneterek büyük yapay zekâ modellerinin daha verimli çalışmasını destekliyor. Bu altyapının bir diğer bileşeni olan CCE VolcanoNext, farklı iş yüklerini daha verimli şekilde dağıtarak kaynak kullanımını yüzde 30’un üzerinde artırabiliyor. AgentSphere ise yapay zekâ ajanlarının güvenli ve hızlı şekilde çalışmasını sağlıyor; çok kısa sürede devreye girerek büyük ölçekli uygulamaların aynı anda çalıştırılmasına imkân tanıyor. Huawei Cloud, açık kaynak teknolojilerindeki çalışmalarını da sürdürüyor. Şirket, Volcano, KubeEdge ve Karmada gibi projelerle küresel cloud-native ekosistemine katkı sunarken, yapay zekâ uygulamalarının daha kolay ölçeklenebileceği açık, verimli ve güvenilir altyapılar geliştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği Haber

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği

VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen finansman çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi anlayışı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik farklı finansman seçenekleri sunuluyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması destekleniyor. “Üretimde ortaya çıkan değeri korumayı önemsiyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejilerinin önemli bir parçası olarak ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Biz kalkınmayı, bugünün finansman ihtiyacını karşılamanın yanında ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak görüyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar sürecin her aşamasında önemli bir ekonomik değer bulunuyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzamasını ve üretimde ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman tarafında güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca kaynak sağlayan değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içindeki payını yüzde 38 seviyesine taşıdık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.” Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerimizin dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana bütüncül çözümler sunuyoruz. Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk fazda 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların çoğalmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu paket bizim için tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştireceğimiz yeni çözümlerin ilk adımlarından biri. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi de bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacağız.” Dönüşüm sürecine uzun vadeli destek Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin yatırımlarının niteliğine, ölçeğine ve sağlayacağı dönüşüme uygun finansman çözümlerine erişmesi amaçlanıyor VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirdiği iş birliği kapsamında finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık çalışmalarıyla bir araya getirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarıyla buluşmasını hedefliyor. Böylece işletmelerin dönüşüm sürecinin farklı aşamalarını destekleyen, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor. Sıfır Atık, Daha Az Kaynakla Daha Fazla Değer Üretmektir Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketini duyurmanın dışında; israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynaklarını daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir arada olduklarını belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık yalnızca bir çevre politikası değildir. Enerjiyi, suyu, ham maddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkemizin sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise çok açık bir anlayış vardır: Atığı oluştuktan sonra yönetmek değil, israfı kaynağında önlemek” dedi. Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan olduğunu söyleyen Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok net bir gerçeği gösterdi: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği var. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksiklikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında. Şehirler değişiyor, sektörler değişiyor; ancak ihtiyaç ortak: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” ifadelerini kullandı. Finans Sektörünün Rolü Çok Kritik Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak görüyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları yalnızca çevresel fayda sağlamaz; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini düşürür, verimliliklerini artırır ve rekabet güçlerini yükseltir.” Döngüsel dönüşümün farklı aşamalarına finansman Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılan finansman çözümlerini tek çatı altında topluyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan ve geri dönüştürülmüş veya ikincil girdi kullanımını artıran yatırımlardan kaynak ve üretim verimliliğini geliştiren projelere kadar geniş bir alan destekleniyor. Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım temelli yeni iş modelleri; atık ve geri kazanılabilir malzemelerin lojistiği; kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim yatırımları da finansman kapsamına giriyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımları için proje finansmanı sağlanırken belirlenen kriterleri ve sertifikasyon koşullarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor. Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan, büyük ölçekli proje finansmanında 120 aya varan, işletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman imkânı sağlanıyor. Bununla birlikte, 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişimi güçlendiriliyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi Haber

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

World Medicine, Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması’nda 125 Markasıyla 3’üncü Sırada Haber

World Medicine, Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması’nda 125 Markasıyla 3’üncü Sırada

Türk iş dünyasının Ar-Ge performansını, yatırımlarını ve inovasyon ekosistemini 13 yıldır kapsamlı verilerle ortaya koyan Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması sonuçları açıklandı. Şirketlerin Ar-Ge harcamaları, istihdamı ve fikri mülkiyet performanslarının değerlendirildiği araştırmada, Türkiye ilaç sektörünün küresel ölçekteki en güçlü temsilcilerinden World Medicine, 125 tescilli markasıyla 3’üncü sırada yer alarak sektördeki öncü konumunu pekiştirdi. World Medicine aynı zamanda, yürüttüğü 611 projeyle en çok proje üreten şirketler arasında 2’nci sıraya yerleşti. Elde edilen bu sonuçlar, şirketin inovasyona, katma değerli üretime ve fikri mülkiyet stratejilerine verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu. “Marka gücümüzün temelinde Ar-Ge ve inovasyon var” Elde edilen stratejik başarıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan World Medicine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sohrab Mammadli, şirketin inovasyon ve marka odaklı büyüme stratejisine dikkat çekti: “World Medicine olarak Türkiye’yi yalnızca bir üretim merkezi değil, bölgesel ve küresel ölçekte bir Ar-Ge, inovasyon ve lojistik üssü yapma vizyonuyla hareket ediyoruz. Türkiye Ar-Ge 500 Araştırması’nda 125 markamızla 3’üncü sırada yer almak, fikri mülkiyete ve inovatif ürün geliştirme süreçlerimize verdiğimiz stratejik önemin somut bir göstergesidir. Ciromuzun yaklaşık yüzde 5’ini Ar-Ge’ye ayırıyor, biyoteknoloji ve onkoloji yatırımlarımızla geleceğin sağlık çözümlerini inşa ediyoruz. Bilimsel gücümüzü, organizasyon kabiliyetimiz ve genişleyen ürün portföyümüzle birleştirerek dünya sağlık arenasında küresel bir referans marka olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.” Üretimden büyümeye World Medicine’ın güçlü performansı Sohrab Mammadli; “Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarımızı güçlü üretim altyapımızla birleştiriyoruz. Ulusal ve uluslararası bağımsız araştırmalardaki performansımız da Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları arasındaki konumumuzu pekiştiriyor. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan "Türkiye'deki 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırmasında da kararlı bir yükseliş sürdürdük ve 318. sıraya yerleştik. Bu sonuç, World Medicine’ın Türkiye ekonomisine sağladığı katkının da önemli bir göstergesi. Bunun yanı sıra şirketimiz, iş dünyasının önde gelen kurumları tarafından gerçekleştirilen ve Türkiye’nin en büyük özel şirketlerinin belirlendiği Capital 500 listesinde de 477’nci sırada yer alarak sürdürülebilir finansal gücünü bir kez daha kanıtladı” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.