Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

NG Kütahya Seramik’e Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Verimlilik Ödülü Haber

NG Kütahya Seramik’e Sanayi Ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Verimlilik Ödülü

Porselen seramik sektörünün global oyuncuları arasında yer alan NG Kütahya Seramik, yüksek teknoloji yatırımları, güçlü Ar-Ge altyapısı ve sürdürülebilir üretim anlayışı ile yeni bir ödüle daha layık görüldü. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen 11. Verimlilik Proje Ödülleri Töreni, sanayi kuruluşlarının verimlilik, kaynak yönetimi ve sürdürülebilirlik odaklı projelerini bir araya getirdi. Törenin açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır; dijital dönüşüm çağında veriyi bilgiye, bilgiyi ise verimli süreçlere ve yüksek katma değere dönüştüren kurumların küresel rekabette öne çıktığını vurguladı. NG Kütahya Seramik, Seramikte İki Katmanlı Üretim ile İş Süreçlerinde ve Maliyette Verimlilik Artışı başlıklı çalışmasıyla Büyük Ölçekli İşletmeler – Ar-Ge kategorisinde 3.lük ödülünün sahibi oldu. NG Kütahya Seramik Teknik Genel Müdürü Musa Yılmaz ödülü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın elinden aldı. Sağladığı çevresel etki, yenilikçi yaklaşım ve yaygınlaştırılabilirlik kriterleri doğrultusunda değerlendirilerek ödüllendirilen proje; hammadde ile enerji kullanımını optimize etmeyi, üretim süreçlerinde sadeleşmeyi, üretim maliyetlerini düşürmeyi ve yüksek kalite standartlarını korurken operasyonel verimliliği artırmayı hedefliyor. NG Kütahya Seramik, Ar-Ge yetkinliği ve ileri teknoloji yatırımlarıyla geliştirdiği projeleri yalnızca üretim süreçlerini iyileştirmek için değil, sektörde sürdürülebilir dönüşümü desteklemek amacıyla da hayata geçiriyor. Verimlilik odaklı yaklaşımla geliştirilen yenilikçi uygulamalar; kaynakların daha etkin kullanılmasına, rekabet gücünün artırılmasına ve yüksek katma değerli üretimin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Yılmaz: “Elde ettiğimiz bu derece, yenilikçi bakış açımızın ve Ar-Ge çalışmalarımızın değerli bir çıktısı” NG Kütahya Seramik Teknik Genel Müdürü Musa Yılmaz, “Verimlilik Proje Ödülleri'nde elde ettiğimiz bu derece, üretimde yenilikçi bakış açımızın ve Ar-Ge çalışmalarımızın değerli bir çıktısıdır. Geliştirdiğimiz proje ile üretim süreçlerini daha yalın ve verimli hale getirerek üretim performansını artıran ve maliyetleri azaltan önemli iyileştirmeler gerçekleştirdik. Verimliliği, sürdürülebilirliği, inovasyonu ve teknolojiyi tüm yatırımlarımızın merkezinde konumlandırıyoruz. Bundan sonraki süreçte de yüksek katma değer üreten projeler geliştirerek hem sektörümüzün gelişimine hem de ülkemizin sanayi vizyonuna katkı sunmayı sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu. Ar-Ge, üretim ve yatırım stratejilerini verimlilik ile sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiren NG Kütahya Seramik, geliştirdiği yenilikçi teknolojiler ve süreç iyileştirme projeleriyle hem Türk seramik sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırmayı hem de ülke ekonomisine değer katmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam’ın Dijital Dönüşüm Projesine  Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ödül Haber

Şişecam’ın Dijital Dönüşüm Projesine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan Ödül

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam’ın elyaf iş kolu, üretim süreçlerinde hayata geçirdiği yenilikçi dijital dönüşüm uygulamalarıyla önemli bir başarıya imza attı. Şişecam’ın “Cam Elyaf Üretiminde Verim Artışı” projesi, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından düzenlenen 11. Verimlilik Proje Ödülleri kapsamında Dijital Dönüşüm Kategorisi’nde Birincilik Ödülü kazandı. Ödül, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından Şişecam Üretim Genel Müdür Yardımcısı Beytullah Şahin’e takdim edildi. Türkiye’nin 49 ilinden başvuran toplam 451 nitelikli projenin değerlendirildiği yarışmada birincilik elde eden proje; dijital teknolojilerin üretim süreçlerine uçtan uca entegre edilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması, kaynak kullanımının optimize edilmesi ve sürdürülebilir üretime sağladığı katkılarla öne çıktı. Şişecam’ın dijitalleşme ve verimlilik odaklı yaklaşımı, şirketin üretim operasyonlarında elde ettiği somut kazanımların yanı sıra sektördeki dönüşüme de örnek teşkil ediyor. Bu prestijli ödül, Şişecam’ın köklü inovasyon kültürünün, geleceğe yön veren dijital dönüşüm vizyonunun ve sürekli gelişim anlayışının önemli bir göstergesi niteliğini taşıyor. Güçlü ekip çalışması, disiplinler arası iş birliği ve ortak hedeflere odaklanan yaklaşım sayesinde hayata geçirilen proje, üretim hatlarında verimliliği artırmanın ötesinde Şişecam’ın operasyonel mükemmellik hedeflerine ve sürdürülebilirlik taahhütlerine de önemli katkılar sunuyor. Şişecam, dijitalleşmeyi yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil; çevresel etkileri azaltan, kaynak verimliliğini artıran ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir dönüşüm aracı olarak konumlandırmaya devam ediyor. Endüstriyel Üretime Katma Değer Sağlıyor Cam elyafı üretiminde ileri teknoloji çözümleriyle küresel ölçekte faaliyet gösteren Şişecam, otomotivden rüzgâr enerjisine, inşaattan savunma sanayisine kadar birçok stratejik sektöre yüksek performanslı ürünler sunuyor. Operasyonel verimlilik, teknoloji odaklı gelişim ve sürdürülebilir üretim yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren Şişecam, endüstriyel üretimde katma değer yaratmaya ve sektörün dönüşümüne katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ETSO Başkan Adayı Ahmet Ballıca Kimdir? Elazığ İş Dünyasının Tanınan İsmi Yeni Dönem İçin Başkanlığa Talip Haber

ETSO Başkan Adayı Ahmet Ballıca Kimdir? Elazığ İş Dünyasının Tanınan İsmi Yeni Dönem İçin Başkanlığa Talip

Sanayi, ihracat ve yatırım odaklı çalışmalarıyla tanınan Ballıca, açıkladığı projeler ve ortaya koyduğu vizyonla Elazığ iş dünyasının yeni dönemine talip olduğunu duyurdu. "Üreten, büyüyen ve ihracat yapan Elazığ" hedefini ön plana çıkaran Ahmet Ballıca, özellikle sanayinin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm, organize sanayi bölgelerinin geliştirilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik projeleriyle kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Seçim süreci boyunca her hafta yeni projelerini paylaşan Ballıca, Elazığ ekonomisinin gelecek vizyonuna ilişkin hazırlıklarını sürdürüyor. Ahmet Ballıca kimdir? Ahmet Ballıca, Elazığ iş dünyasının uzun yıllardır yakından tanıdığı sanayici ve iş insanları arasında yer alıyor. Üretim ve sanayi odaklı yatırımlarıyla öne çıkan Ballıca, özel sektörde edindiği tecrübeyi kentin ekonomik kalkınmasına yönelik projelerle birleştiren isimlerden biri olarak biliniyor. İş yaşamı boyunca üretim, yatırım, istihdam ve ihracat ekseninde faaliyetlerini sürdüren Ballıca, aynı zamanda Elazığ'ın sanayi potansiyelinin geliştirilmesine yönelik çeşitli platformlarda aktif rol üstlendi. Şirketlerinin büyüme sürecinde sanayi yatırımlarına ağırlık veren Ballıca, teknolojiye dayalı üretim, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası pazarlara açılma hedeflerini öncelikli çalışma alanları arasında görüyor. İhracat odaklı büyüme vizyonuyla dikkat çekiyor Ahmet Ballıca'nın iş dünyasındaki en dikkat çeken hedeflerinden biri ihracat odaklı büyüme modeli oldu. Daha önce yaptığı açıklamalarda, planlanan yatırımların tamamlanmasının ardından ilk dört yılın sonunda yıllık 500 milyon dolar ihracat hedefi doğrultusunda ilerlediklerini ifade eden Ballıca, Elazığ'ın yalnızca bölgesel değil, uluslararası pazarlarda da güçlü bir üretim merkezi olabileceğini vurguladı. Sanayi yatırımlarının sadece üretimi değil, istihdamı ve katma değerli ihracatı da artıracağını belirten Ballıca, Elazığ'ın sahip olduğu potansiyelin doğru projelerle çok daha ileri seviyeye taşınabileceğine dikkat çekti. ETSO Başkanlığı için neden aday oldu? Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına adaylığını açıklayan Ahmet Ballıca, oda yönetiminde daha katılımcı, şeffaf ve proje odaklı bir anlayış oluşturmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Ballıca'ya göre ETSO yalnızca resmi işlemlerin yürütüldüğü bir kurum değil, üyelerinin ticaretini geliştiren, yeni pazarlara açılmasını sağlayan ve yatırımcıların önünü açan güçlü bir kalkınma merkezi olmalı. Bu kapsamda seçim sürecinde hazırladığı projeleri düzenli olarak kamuoyuyla paylaşan Ballıca, üyelerin taleplerini doğrudan dinleyen ve ortak aklı esas alan bir yönetim modeli oluşturmayı hedeflediklerini belirtiyor. Elazığ için hazırladığı projeler öne çıkıyor Başkan adaylığı sürecinde yalnızca seçim çalışması yürütmekle kalmayan Ahmet Ballıca, her hafta farklı bir proje açıklayarak Elazığ iş dünyasının gündemine yönelik çözüm önerileri sunuyor. Bu projeler arasında en çok dikkat çeken çalışmalardan biri Elazığ İş Geliştirme Platformu oldu. Dijital altyapı üzerine kurulan bu platformla Elazığ'daki işletmeler arasında ticaret hacminin artırılması, firmaların yeni müşterilere ulaşması ve şehir içindeki ekonomik hareketliliğin güçlendirilmesi hedefleniyor. Ballıca, bu sistem sayesinde Elazığ sermayesinin şehir içerisinde daha fazla dolaşacağını ve işletmeler arasında yeni iş birliklerinin oluşacağını ifade ediyor. Sanayi altyapısının güçlendirilmesini savunuyor Ahmet Ballıca'nın seçim sürecinde üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri de Elazığ sanayisinin fiziki altyapısının yenilenmesi oldu. Özellikle mevcut küçük sanayi sitesinin uzun yıllardır hizmet verdiğini ve günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirten Ballıca, sektörel sanayi sitelerinin oluşturulmasının Elazığ ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını dile getiriyor. Mobilya, mermer, PVC, metal işleme, otomotiv yan sanayi ve diğer üretim sektörlerinin modern tesislerde kümelenmesiyle hem üretim kapasitesinin hem de rekabet gücünün artacağını savunan Ballıca, Elazığ'ın bölgesel bir üretim merkezi haline gelebileceğini ifade ediyor. Şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışını savunuyor Ahmet Ballıca, seçim sürecinde sık sık şeffaflık ve ortak yönetim anlayışına vurgu yapıyor. ETSO seçimlerinin tüm adaylar açısından eşit şartlarda yürütülmesi gerektiğini belirten Ballıca, oda üyelerinin karar alma süreçlerine daha fazla dahil edildiği, meslek komitelerinin etkin çalıştığı ve her sektörün güçlü şekilde temsil edildiği bir yönetim modeli oluşturmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Kadın girişimciler ve genç girişimcilere özel projeler hazırlıyor Ekonomik kalkınmanın yalnızca mevcut işletmelerle sınırlı olmadığını belirten Ahmet Ballıca, kadın girişimcilerin ve genç yatırımcıların desteklenmesini de seçim vizyonunun önemli başlıkları arasında görüyor. Kadınların iş dünyasındaki temsil oranının artırılması gerektiğini vurgulayan Ballıca, girişimciliği teşvik edecek yeni destek mekanizmalarının oluşturulmasını hedeflediklerini açıkladı. Aynı zamanda genç girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştıracak projeler üzerinde çalıştıklarını da kamuoyuyla paylaştı. Elazığ iş dünyasının geleceğine odaklanan bir vizyon Ahmet Ballıca'nın seçim sürecinde öne çıkardığı başlıklar; sanayide dönüşüm, ihracatın artırılması, dijitalleşme, yatırım ortamının iyileştirilmesi, organize sanayi bölgelerinin güçlendirilmesi ve ortak akıl anlayışı etrafında şekilleniyor. Elazığ'ın sahip olduğu üretim potansiyelini daha etkin kullanarak kenti Doğu Anadolu'nun önemli sanayi ve ticaret merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefleyen Ballıca, hazırladığı projelerle yalnızca bugünün değil, gelecek yılların ekonomik altyapısını oluşturmayı amaçlıyor. ETSO seçimlerinin dikkat çeken adaylarından biri Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken Ahmet Ballıca, iş dünyasındaki tecrübesi, ihracat odaklı bakış açısı ve proje temelli seçim çalışmalarıyla öne çıkan isimler arasında yer alıyor. Üretim gücünü artırmayı, yatırımcıların önünü açmayı, ihracatı büyütmeyi ve Elazığ ekonomisini daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmayı hedefleyen Ballıca, açıkladığı vizyon ve projelerle ETSO başkanlık yarışının yakından takip edilen adaylarından biri olmayı sürdürüyor.

Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz” Haber

Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın farklı sektörlerindeki iş dünyası temsilcileriyle yürüttükleri faaliyetlerin, daha geniş kapsamlı bir saha programıyla sürdürüleceğini duyurdu. Yeni dönem stratejilerinin ilk adımını, “Bir kurum kimin için var? Gücünü kimden alır? Başarıyı nasıl ölçer? Kime hesap verir? Kimin sesidir?” sorularının sorulduğu ve sosyal medya platformlarında yayımlanan kısa bir video ile attıklarını belirten Matlı, videonun “Bazı Soruların Cevabını 60 Bin Üye Birlikte Verir” cümlesiyle son bulduğunu ifade etti. Bu ifadenin sadece bir videonun kapanış cümlesi değil, benimsedikleri yönetim anlayışının temel taşı olduğunu vurgulayan Özer Matlı, şunları kaydetti: “Cevapları masa başında belirlemek istemedik. Çünkü asıl cevap; Bursa için üretim yapan, ticaretle uğraşan, istihdam yaratan ve risk alan üyelerimizin deneyimlerinde, alın terinde ve geleceğe dair beklentilerinde saklıdır. Daha fazla işletmeyi ziyaret edecek, sektör temsilcilerimizle bir araya gelecek ve sahadan gelen geri bildirimleri uygulanabilir projelere dönüştüreceğiz.” “Bu Yolculuğa 60 Bin Üyemizin Tamamını Davet Ediyoruz.” Yürüttükleri çalışmaların tek taraflı bir tanıtım faaliyeti olmayacağının altını çizen Matlı, 60 bin BTSO üyesinin tamamına katılım çağrısı yaptı: “Bu süreci sadece bir kişinin ya da belli bir grubun seçim kampanyası olarak görmüyoruz. Bu; üyelerimizin ihtiyaçlarından filizlenen, onların sesiyle güçlenen ve yine üyelerimizin öncülüğünde, Bursa’nın değerlerini koruyan, kalbi Bursa için atanların yolculuğudur. Bugüne kadar olduğu gibi, görüşü, önerisi ve eleştirisi olan tüm üyelerimizi çalışmalarımıza ortak olmaya davet ediyorum. Kademeli olarak farklı iletişim kanallarını da üyelerimizin kullanımına açacağız. Bu sayede birlikteliğimizi pekiştireceğiz. BTSO’nun geleceğini, Bursa iş dünyasının tüm sektörleri ve 60 bin üyemizle el birliğiyle şekillendirmek istiyoruz.” Bursa’nın geleceğinin sadece BTSO çatısı altında planlanamayacağını belirten Özer Matlı; kentin tüm sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sektörel dernekleri ve üniversiteleriyle tam bir iş birliği içerisinde olacaklarını dile getirdi: “Bursa için fikri, birikimi ve önerisi olan hiç kimseyi bu sürecin dışında tutmayacağız. Kentimizin tüm STK’larının değerlendirmelerine önem verecek, Bursa’nın geleceğini ilgilendiren konularda onların tecrübelerinden istifade edeceğiz. Bu yolculuk, Bursa’ya değer katan herkesin katkılarıyla büyüyecektir.” “Nasıl bir BTSO istediğimiz açık” diyen Özer Matlı, hedefledikleri yönetim modelini şöyle anlattı: “Kentin tüm kurumlarıyla eş güdüm içerisinde, üyesine kolayca ulaşılabilen, meslek komitelerinin görüşlerinin kararlara yansıdığı, kaynaklarını tüm üyelerin menfaatine kullanan, çalışmalarının sonucunu ölçen ve şeffaf bir şekilde hesap veren bir BTSO istiyoruz. Tüccarın, sanayicinin, KOBİ’nin, ihracatçının ve hizmet sektörünün kendisini güçlü bir şekilde temsil edilmiş hissettiği bir yönetim anlayışı teklif ediyoruz.” “Bursa İçin Kurulan Hayaller Gerçekleşmeden Eskimemeli” Mevcut yönetimin geçmiş dönemdeki başarılarının değerli olduğunu belirten Matlı, ancak sadece geçmişteki kazanımları anlatmanın ve 60 bin üyenin tamamını kucaklamayan projelerin geleceğe hazırlanmak adına yeterli olmayacağını vurguladı. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik dönüşümün üretimden ticarete, finansmandan ihracata kadar tüm dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Matlı, diğer şehirlerin verileri incelendiğinde Bursa’nın yeni ve güçlü bir atılıma ihtiyaç duyduğunun açıkça görüldüğünü ifade etti: “Geçmişte atılan her doğru adım Bursa’nın kazancıdır. Lakin bugün karşımızda bambaşka bir dünya var. Daha katılımcı bir işleyiş anlayışı hakim. Rekabet koşulları, işletmelerimizin gereksinimleri ve şehirlerin yarıştığı alanlar evrildi. Diğer kentler yeni yatırımlar, yeni sektörler ve teknolojilerle yol alırken Bursa’nın geçmiş başarılarıyla yetinme şansı yoktur.” Mevcut yönetimin 13 yıl önce, Cumhuriyetimizin 100. yıl hedefleri kapsamında Bursa için 75 milyar dolarlık ihracat, 7 bin 500 ihracatçı firma, Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu arasında 75 Bursalı şirket ve kişi başına 30 bin dolar gelir hedefleri belirlediğini anımsatan Matlı; Uludağ’ın dünya çapında bir kış sporları merkezi olması ve Bursa’nın geriatri ile Ar-Ge alanlarında öncü bir şehir haline gelmesi yönünde de önemli hedeflerin konulduğunu belirtti. “Hedef koymak kıymetlidir; Bursa elbette büyük hayaller kurmalıdır” diyen Matlı, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak bir hayalin gerçek değeri, ne ölçüde hayata geçirildiği ile belli olur. Bugün yapılması gereken; bu hedeflerin hangilerinin gerçekleştiğini, hangilerinin neden havada kaldığını ve daha önce vaat edilen projelerin neden tamamlanamadığını dürüstçe değerlendirmektir. Bursa’nın yeni vaatlerden önce gerçekçi bir durum tespitine, ardından uygulanabilir ve ölçülebilir çözümlere ihtiyacı vardır.” “BTSO’nun İmkânları Üyenin Gücüne Dönüşmelidir” BTSO’nun temel misyonunun sahip olduğu tüm olanakları üyelerinin işine, rekabet gücüne ve geleceğine yansıtmak olduğunu vurgulayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir üyemiz finansmana erişmek istediğinde BTSO’nun desteğini yanında hissetmeli; yeni müşteriler ve pazarlar arayışına girdiğinde Oda ona somut kapılar açabilmelidir. Dijital ve teknolojik dönüşüm programları ile ihtiyaç duyulan ticaret ve sanayi parsellerine erişim, sadece belirli şirketlerle sınırlı kalmamalıdır. Meslek komitelerimizin hazırladığı raporların hangi kararlara dönüştüğü ve BTSO kaynaklarıyla yapılan yatırımların üyelerimize ne sağladığı şeffafça bilinmelidir.” Başarının proje, toplantı, fuar ve organizasyon sayısıyla değil, üyeye sağlanan somut fayda ve etkiyle ölçüleceğini belirten Özer Matlı, “Bir faaliyet raporunun sayfalarının çok olması veya süslü bir dille yazılması, üyelerimizin daha güçlü olduğu anlamına gelmez” dedi. Yeni dönemde her çalışma için ayrılan bütçenin, ulaşılan üye sayısının ve elde edilen çıktının düzenli olarak paylaşılacağını ifade eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kriterimiz; kaç üyemize dokunulduğu, kaç işletmemize yeni müşteri ve pazar kazandırıldığı, finansmana erişime ne kadar destek olunduğu ve kaç firmamızın teknolojik dönüşüm sürecine dâhil edildiğidir. Başarıyı, üyemizin işine ve geleceğine sağlanan ölçülebilir katkıyla değerlendireceğiz.” “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimizi Açıklayacağız” Bursa iş dünyasından gelen geri bildirimleri somut çözüm önerilerine dönüştürdüklerini açıklayan Matlı, her sektörün önceliklerini kendi temsilcileriyle istişare ederek önerilerini sahada paylaşacaklarını söyledi. Ardından “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimiz” programının tamamını iki hafta içerisinde kamuoyuna sunacaklarını belirten Matlı, “Üyelerimiz yalnızca ne yapacağımızı değil; çözümün nasıl hayata geçirileceğini, hangi kaynakla sağlanacağını, kaç üyeye ulaşacağını ve sonucunun nasıl ölçüleceğini de net bir şekilde görecek” dedi. BTSO seçimlerinin iki isim arasındaki şahsi bir rekabet olmadığını vurgulayan Matlı, “Bu seçim, Bursa iş dünyasının geleceğe hangi yönetim vizyonuyla hazırlanacağının tercihidir. Meslek komitelerinin karar mekanizmalarında etkili olduğu, kaynak yönetiminin şeffaf olduğu ve yöneticilerin üyelerine karşı sorumlu olduğu bir BTSO istiyoruz” ifadelerini kullandı. “Kimse Merak Etmesin, Artık Hep Birlikteyiz” Bursa’nın kendisi için sadece iş yaptığı bir yer olmadığını; doğup büyüdüğü, üretim ve yatırım yaptığı memleketi olduğunu belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Bursa bize sadece bir iş hayatı değil; kimlik, aidiyet ve gelecek verdi. Bursa’ya değer vermek, bu şehrin potansiyelinin altında kalmasına razı olmamak ve gerçekleşmeyi bekleyen hayallerinin peşini bırakmamaktır. Bursa’nın değerlerini Türkiye’ye ve dünyaya taşımaktır. Hiçbir üyemiz ‘Sesimi kim duyacak, sorunumu kim BTSO’nun gündemine taşıyacak?’ diye endişe etmesin. Artık hep birlikteyiz. Daha fazla buluşacak, daha çok konuşacak, birlikte düşünecek ve beraber yol alacağız. Bu yolculuk bir kişinin değil, üyelerimizin başlattığı ve 60 bin üyemizin katılımıyla büyüyecek bir süreçtir. Söz hepimizin, BTSO hepimizin. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”

Beyaz Eşya Sektöründe Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk yarı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %7 geriledi. İhracatta son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, 2026 yılının ilk yarısında ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %19 azaldı. İhracattaki düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yılın aynı dönemine göre %15 geriledi. Toplam satışlar ise %15 düşüşle 13.026.952 adet olarak gerçekleşti. Haziran ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlarda %15, ihracatta %11 daralma yaşanırken üretim aynı seviyede kaldı. Toplam satışlar ise %12 gerileyerek 2.033.470 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “Sektörümüz, küresel pazarlarda yaşanan ihracat daralmasının temel nedenleri arasında rekabet gücümüzdeki zayıflama ile dış ticaret politikalarının yarattığı ilave maliyet ve yüklerin bulunduğunu uzun süredir dile getirmektedir. Gelinen noktada, ihracattaki düşüşün devam ettiğini görüyoruz” dedi. Şengül, ihracat pazarlarındaki kayıpların devam etmesinin sektörün bugünkü performansının yanı sıra gelecek yatırımlarını, istihdamı ve üretim kapasitesini belirleyici nitelikte olduğunu ifade etti. Avrupa gibi köklü pazarlarda kamu ve özel sektörün ortak çabasıyla uzun yıllar içinde oluşturduğu güçlü ihracat kapasitesi ve pazar konumuna değinen Şengül, “Sektörün sürdürülebilirliği için rekabetçiliği güçlendirecek, ihracatı destekleyecek ve üretim maliyetlerini dengeleyecek adımlar büyük önem taşıyor” dedi. Anti-Damping Önlemleri Sektörü Maliyet ve İhracat Cephesinde Zorluyor Beyaz eşya sektörünün temel girdilerinden biri olan yassı çelik ürünlerine ilişkin anti-damping soruşturmalarının yüksek vergilerle sonuçlanmasını değerlendiren TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, “Sektörün temel girdilerinden biri olan yassı çelik ürünlerine ilişkin anti-damping soruşturmalarının yüksek vergilerle sonuçlanması, üreticilerin maliyet yapısını doğrudan ve olumsuz biçimde etkiliyor. Üretim maliyetlerindeki her ilave artış, ihracat rekabetçiliğimizi etkilemektedir” dedi. Bu tablonun etkilerini sektör verilerinde açıkça gördüklerini ifade eden Yavuz, “Üretim ve ihracattaki daralmada küresel talepteki zayıflama ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler de rol oynamakla birlikte, temel girdilere getirilen ilave maliyetlerin sektörümüzün rekabet gücü üzerindeki başlıca baskı unsurlarından birini oluşturduğu açıktır. Türkiye'nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için sanayimizin uluslararası rekabet gücünü koruyacak, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına ihtiyacı vardır” diye belirtti. Rekabet Edilen Ülkelerde Bulunmayan Maliyet Kalemleri Büyüme Kapasitesini Sınırlandırıyor Sektörün uluslararası rekabetçiliğini doğrudan etkileyen maliyet unsularına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) beyaz eşya üreticilerinin başlıca uluslararası rakiplerinin karşılaşmadığı ilave bir maliyet yarattığını ve üretim, yatırım ve ihracat üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu belirtti. Özkadı, “2020 yılında uygulamaya alınan GEKAP birim tutarları bugün yaklaşık 15 ila 17 katına çıkmış durumda. Aynı dönemde üretici ve tüketici fiyatlarındaki artış yaklaşık 7 kat seviyesinde gerçekleşti. Dolayısıyla GEKAP tutarlarındaki artış, enflasyonun çok üzerinde seyrediyor.” bilgisini paylaştı. GEKAP’ın sektör üzerindeki yıllık maliyetinin yaklaşık 3 milyar TL’ye ulaştığını, 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının ise yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde olduğunu açıklayan Özkadı, sektörün son yıllarda yaşadığı üretim ve ihracat kaybının aciliyeti dikkate alınarak, GEKAP yükümlülüğünün geçici bir süre için kaldırılmasının veya birim tutarların en az yüzde 50 oranında azaltılmasının sektörün rekabet gücünün korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca GEKAP’ın hesaplanma yönteminin beyaz eşya ürünlerinin özelliklerine göre yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri kapsam dahilindeki birçok üründen farklı olarak yüksek ağırlığa ve uzun kullanım ömrüne sahiptir. Bu nedenle GEKAP’ın yalnızca ürün ağırlığı üzerinden hesaplanması, ürünlerin çevresel etkisini ve fiili geri kazanım maliyetini yeterince yansıtmamakta ve sektör üzerinde orantısız bir maliyet oluşturmaktadır. Ürünlerin yapısal özelliklerini gözeten, ürün bazında farklılaştırılmış, daha adil ve dengeli bir hesaplama sistemine ihtiyaç bulunmaktadır” ifadelerini kullandı. Yetkili Servisler için Markaların Web Siteleri Tercih Edilmeli Beyaz eşya sektörünün üretim, satış ve satış sonrası hizmetleriyle dev bir ekosistem oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin bu ekosistemin önemli bir parçasını oluşturduğunu söyledi. Kuseyri, “Tüketicilerimizin satın alma sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin, yetkili servis olmadıkları halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Tüketicilerimize herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, servis hizmetlerimize erişmek için arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri açısından kritik önem taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı Haber

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı

Global Footprint Network tarafından hesaplanan Küresel Limit Aşımı Günü, insanlığın doğanın bir yıl içinde yenileyebileceği doğal kaynakları tükettiği tarihi ifade ediyor. 2026 için bu tarih 30 Temmuz olarak belirlendi. Küresel Limit Aşımı Günü'nün hesaplanmaya başlandığı 1970'lerden bu yana insanlık, Dünya'nın yıllık yenilenme kapasitesini her yıl aşmaya devam ediyor. Bugün insanlık, doğanın kendini yenileme kapasitesinden %73 daha fazla kaynak tüketiyor. Başka bir ifadeyle, mevcut üretim ve tüketim biçimimizi sürdürebilmek için yaklaşık 1,73 Dünya'nın kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz. Bu aşırı tüketimin sonuçları; ormansızlaşma, toprak kaybı, biyolojik çeşitlilikteki azalma ve atmosferde biriken karbondioksit emisyonlarıyla giderek daha görünür hale geliyor. İklim krizinin derinleşen etkileri ve giderek sıklaşan aşırı hava olayları, doğal kaynakları doğanın sınırları içinde kullanmanın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor. Ekolojik Açığı Kapatmak İçin Sistemsel Dönüşüm Küresel Limit Aşımı Günü'nün her yıl yaz ortasında gerçekleşmesi, enerji, ulaşım, kentleşme, üretim ve kaynak yönetimi politikalarında doğa ile uyumlu köklü dönüşümlere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) %55 dolayında doğaya ve ekosistem hizmetlerine doğrudan bağımlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, fosil yakıtların başat sebeplerinden biri olduğu iklim ve biyoçeşitlilik krizleri neticesinde yaşanan ekolojik bozulmalar, ekonomide şiddeti ve kalıcılığı gittikçe artan arz problemlerine sebep oluyor. Hesaplamalara göre fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının %50 azaltılması, Küresel Limit Aşımı Günü'nü yaklaşık üç ay ileri taşıyabilir. Türkiye’nin ülke Limit Aşımı Günü ise bu yıl 6 Haziran olarak hesaplandı. Bu tarih, dünya ortalamasından yaklaşık iki ay önce gerçekleşti ve Türkiye'nin doğal kaynakları küresel ortalamadan daha hızlı tükettiğini ortaya koyuyor. WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, konuyla ilgili açıklamasında "Küresel Limit Aşımı Günü, doğanın sınırlarını aşan üretim ve tüketim biçimlerinin artık sürdürülemez olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ekolojik açığın kapatılması, küresel politikaların doğanın kendini yenileme kapasitesiyle uyumlu hale getirilmesini ve sürdürülebilir seçeneklerin toplumun tamamı için erişilebilir kılınmasını gerektiriyor. Bu kapsamda kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir çıkışın hızlandırılması; yenilenebilir enerji sistemlerine öncelik verilmesi ve bozulan Kasım ayında COP31 İklim Zirvesi'ne başkanlık ve ev sahipliği yapacak Türkiye'nin önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Kula, “Türkiye'nin kömürden çıkış için açık ve uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyması güçlü bir liderlik mesajı olacaktır. Fosil yakıtlardan çıkış yalnızca iklim krizine karşı atılmış bir adım değil; aynı zamanda enerji güvenliğini güçlendiren, insan ve doğa için daha sağlıklı ve dayanıklı bir geleceğin de temelidir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Toyota Otomotiv Türkiye'de, Üretime Planlı Bakım Arası  Haber

Toyota Otomotiv Türkiye'de, Üretime Planlı Bakım Arası 

Toyota’nın Avrupa’daki en büyük üretim tesislerinden birine sahip olan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye (TMMT), Sakarya’daki fabrikasında gerçekleştirilecek planlı bakım, revizyon ve modernizasyon çalışmaları kapsamında, 3-17 Ağustos tarihleri arasında üretim faaliyetlerine geçici olarak ara veriyor. Yüksek kalite standartları ve ileri teknolojilerle donatılmış üretim hatlarıyla dünyanın önde gelen otomobil üretim üsleri arasında yer alan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, bu süreçte gerçekleştireceği çalışmalarla üretim altyapısını daha da güçlendirerek operasyonel verimliliğini, üretim sürekliliğini ve rekabet gücünü daha da ileri taşımayı hedefliyor. Başta 5 bin çalışanı olmak üzere, tedarikçileri ve tüm iş ortaklarıyla geleceğe odaklı üretim anlayışını benimseyen Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, yüksek üretim ve ihracat kapasitesiyle yarattığı ekonomik değerin yanı sıra çevresel ve toplumsalodaklı uygulamalarıyla da sürdürülebilir bir gelecek için değer yaratmaya devam ediyor. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” sıralamasında beşinci sırada yer alan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı Araştırması’nda” ise ikinci sırada yer aldı. Aynı zamanda Türkiye’nin en beğenilen şirketleri arasında da yer alan TMMT, güçlü üretim kapasitesi, ihracat performansı ve çevre dostu vizyonuyla sektördeki öncü konumunu kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kayseri'de Başkan Büyükkılıç, UND Yönetimiyle Kayseri'nin Lojistik Geleceğini Görüştü Haber

Kayseri'de Başkan Büyükkılıç, UND Yönetimiyle Kayseri'nin Lojistik Geleceğini Görüştü

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, UND İkinci Başkanı Ergün Bilen ve beraberindeki yönetim kurulu üyelerini Büyükşehir Belediyesi’nde ağırladı. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin Kayseri’de gerçekleştirdiği Yönetim Kurulu Toplantısı öncesinde gerçekleşen ziyarette, kentin geleceğine yön verecek Lojistik Merkez Projesi başta olmak üzere ulaştırma, ticaret ve yatırım odaklı çalışmalar değerlendirildi. Başkanlık Toplantı Salonu’nda gerçekleşen görüşmede konuklarını tek tek karşılayan Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, nazik ziyaretlerinden dolayı UND yönetimine teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi. Görüşmede Kayseri’nin uluslararası vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Başkan Büyükkılıç, kentin 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ve 2029 Dünya Spor Başkenti ünvanlarıyla önemli organizasyonlara ev sahipliği yapacağını belirterek, Erciyes Kayak Merkezi, Yüksek İrtifa Kamp Merkezi, Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi ve Mutfak Sanatları Merkezi gibi yatırımlar hakkında heyete bilgi verdi. Kayseri’nin sanayi, üretim, ihracat ve ulaşım alanındaki güçlü potansiyeline dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi olarak kentin lojistik altyapısını güçlendirecek her projeye büyük önem verdiklerini ifade etti. Kayseri’nin sahip olduğu stratejik konumun, planlanan Lojistik Merkez ile daha da değer kazanacağını belirten Büyükkılıç, projenin hem şehir ekonomisine hem de Türkiye’nin taşımacılık sektörüne önemli katkılar sunacağını vurguladı. UND Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras ise Kayseri’nin Türkiye ekonomisi açısından stratejik öneme sahip şehirlerden biri olduğunu belirterek, dernek olarak her ay farklı bir bölgede gerçekleştirdikleri yönetim kurulu toplantısını bu ay Kayseri’de yapmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Kayseri’de planlanan Lojistik Merkez Projesi’ne Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği destekten dolayı Başkan Büyükkılıç’a teşekkür eden Aras, “Kayseri bizim için çok önemli. Özellikle Lojistik Köy projesine verdiğiniz destek bizleri ziyadesiyle mutlu etti. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde yürüttüğünüz girişimler ve yer tespitine yönelik çalışmalar sektörümüz adına son derece kıymetlidir. Destekleriniz için teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ziyarette, Kayseri’de kurulması planlanan Lojistik Merkez Projesi’nin sağlayacağı ekonomik katkılar, ulaştırma altyapısına kazandıracağı avantajlar ve iş birliği imkânları üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette, Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ali Süslü de hazır bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB'den Arıcılığa Bilimsel Destek Haber

ABB'den Arıcılığa Bilimsel Destek

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) üretimin devamlılığını ve biyolojik çeşitliliğin korunmasını esas alan çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’nin en büyük tarım kampüsü ve rekreasyon alanı ATA Çiftliği’nde (BAKAP) faaliyet gösteren Arıcılık Araştırma, Üretim ve Eğitim Merkezi’nde 2026 yılının ilk bal hasadı gerçekleştirildi. Bal üretiminin yanı sıra bilimsel araştırma, uygulamalı eğitim ve teknik rehberlik çalışmalarıyla Ankara’da arıcılığın gelişimine katkı sunan merkezde gerçekleştirilen bal hasadının en önemli özelliği ise balın saf Anadolu ırkı arısı tarafından üretilmesi ve tek bir bitkiden alınmış olması olarak öne çıkıyor. Böylelikle hem bal üretimi sağlanıyor hem de saf Anadolu arısının gen kaynakları korunuyor. “ARI, TARIMSAL ÜRETİMİN VE BİYOÇEŞİTLİLİĞİNİN KORUNMASI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ” Hasadı yapılan ballardan bir tanesinin monoflora yani tek bir bitkiden alınan özel bir bal çeşidi olduğunu belirten ABB Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, 2026 yılının ilk bal hasadını yapmanın mutluluğu yaşadıklarını vurgulayarak şunları söyledi: “Burada, 50 kovanla başladığımız yolculuğumuz şu an 150 koliniye kadar çıktı. Kullandığımız arı, saf Anadolu ırkı arısıdır. Burada yaptığımız çalışmalardan bir tanesi mevcut kullanmış olduğumuz Anadolu ırkının genetik özelliklerini korumak. Çıkarttığımız ve larva transferi yaptığımız kovanda elimizdeki mevcut arılardan genetik olarak ilerlemeyi sağlayacak en iyi şartlara sahip ana arıları seçip tekrar kolonimizin içerisinde kullanıyoruz. Böylece elimizdeki kolonilerin genetik olarak ilerlemesini, verimini ve gen kaynaklarının korunmasını en iyi şekilde sağlamaya çalışıyoruz. Yani hem bal üretirken gen kaynaklarını koruyoruz. Ayrıca merkezde, balın yanı sıra yan ürünler denilen apiterapi ürünleri denilen propolis, perga, arı zehri gibi ürünleri de üreterek ve bunları da uygulamalı eğitimlerle çiftçiye anlatıyoruz.” İklim değişikliğinin arıcılık üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Tüzün, saf Anadolu bal arısının bulunduğu coğrafyaya yüksek uyum kabiliyeti sayesinde sürdürülebilir üretimin en önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyerek “Özellikle yaşadığımız bu iklimdeki anomali değişiklikte arıcıların mutlak surette aktif olarak bulunması lazım. Arı, tarımsal üretimin ve biyoçeşitliliğin korunması için çok önemli. Bu iklim değişikliğinde mevcut Anadolu ırkıyla biz uyum sağlamış durumdayız ve biyolojik gen kaynaklarımızı korumak için de en önemli enstrüman olarak kullanıyoruz” dedi. UYSAL: “ANKARA’DA İLK DEFA YAPILAN BİR ÇALIŞMA” ABB Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanı Hüseyin Şemsi Uysal, Merkez’de yalnızca bal üretiminin yapılmadığını, elde edilen sonuçların arıcılık dergisiyle, üniversitelerle ve üreticilerle paylaşılacağına değinerek şunları ifade etti: “2026 yılının ilk bal hasadını gerçekleştirdik. 2025 yılı sonbahar koloni yönetimi ve 2026 yılı bahar koloni yönetiminden sonra uyguladığımız teknikler sonucunda ne kadar bal elde ettiğimizi ortaya koyacağız. Bu bizim yaptığımız uygulamaların doğruluğunun ne kadar yerinde olduğunu gösteren bir üretim sezonu olacak. Esas amaç burada doğru tekniklerle, üretilen balda, polenlerde üniversitelerle iş birliği yapılarak analizlerin gerçekleştirilmesi ve saf Anadolu ırkının Ankara şartlarında hangi derecede bal ürettiğini kanıtlamak. Aynı zamanda bu üretim merkezimizin amacı yerinde uygulamaları çiftçilere eğitimler vererek onların da bizlerin yaşadığı tecrübeleri yerinde görerek, arıcılıkta daha üst seviyelere gitmelerini sağlamak olacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.