Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zeytin Ve Zeytinyağı İhracatçıları Finansmana Erişimde Kolaylık İstiyor Haber

Zeytin Ve Zeytinyağı İhracatçıları Finansmana Erişimde Kolaylık İstiyor

“Sahadan ve üretim bölgelerinden aldığımız ilk veriler, önümüzdeki sezonda tarihin en güçlü ve en yüksek rekoltelerinden birine şahitlik edeceğimizi net bir şekilde ortaya koyuyor” diyen Uygun; “Ağaçlarımızdaki verimlilik ve doğa, bizlere muazzam bir ürün bolluğunun müjdesini veriyor. Ancak bu ürün bolluğu, doğru politikalarla yönetilmediği takdirde üretici için bir fiyat krizine, ihracatçı için ise stok yüküne dönüşebilir. Bu devasa rekolteyi katma değere dönüştürebilmemiz için dökme, varilli veya ambalajlı ayrımı yapılmaksızın tüm ihracat kanallarının açık kalması sektörümüzün geleceği için çok önemli. İhracatçının önünü görebilmesi ve uluslararası alıcılarla uzun vadeli büyük tonajlı kontratlar imzalayabilmesi için bu güvence hayati önemde. Bolluk döneminde iç piyasada üretici fiyatlarının maliyetlerin altına düşmesini engelleyecek, aynı zamanda dış pazarlarda rekabetçi fiyatlarla agresif bir pazarlama yapmamızı sağlayacak esnek mekanizmalar devreye alınmalıdır. Bununla birlikte, tarlada zorlu şartlar altında üretim yapan çiftçimizin korunması adına zeytin ve zeytinyağına yönelik üretici desteklerinin acilen artırılması da bu sürecin en kritik parçasını oluşturmaktadır” dedi. Enerji, işçilik, sulama, hasat, ambalaj, lojistik ve finansman giderlerindeki yükselişin durdurulamadığının altını çizen EZZİB Başkanı Uygun şöyle devam etti: “Bu tablo üreticilerimiz, sanayicilerimiz ve ihracatçılarımız üzerinde ağır bir maliyet baskısı oluşturmaktadır. Bu maliyet artışlarının döviz kuru gelişmeleriyle dengelenemediği dönemlerde, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat sunabilmesi imkânsız hale gelmektedir. Özellikle önümüzdeki büyük rekolteyi dünyaya pazarlarken rakiplerimizle fiyat savaşına girebilmemiz için öngörülebilir bir kur politikası şarttır. İhracatçının mevcut pazarlarını koruyabilmesi ve yeni rekolteye pazar bulabilmesi için maliyet-kur dengesinin sektörün ihtiyaçları gözetilerek acilen yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yüzde 3 döviz dönüşüm desteğinin yüzde 10’a çıkarılmasını bekliyoruz.” Üretimdeki başarı ihracat politikalarında sağlanamadı Zeytin ve zeytinyağı sektörünü; sıfır ithal girdi bağımlılığıyla net döviz kazandıran, ekonomimizin en stratejik can damarlarından birisi olarak tanımlayan Uygun, “Yakın geçmişte hayata geçirilen doğru tarım uygulamaları ve üreticilerimizin yoğun emeği sayesinde Türkiye’nin zeytinlik sahaları genişlemiş; ülkemiz sofralık zeytinde birinci, zeytinyağında ise ikinci sıraya yükselerek küresel ölçekte devasa bir güce ulaştı. Ancak bu büyük üretim gücüne rağmen, ihracat politikalarımızda ve uluslararası pazarlarda karşılaştığımız tablo; maliyet baskıları, kur politikaları ve idari kararlar açısından dikkatle, öngörüyle ve özeleştiriyle değerlendirmemiz gereken yapısal bir süreçten geçmekte” diye konuştu. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte “Basın Buluşması”nda konuşan EZZİB Başkanı Emre Uygun, zeytin ve zeytinyağı İhracat rakamları hakkında da bilgi verdi. Uygun şöyle konuştu; “31 Mayıs 2026 sonu itibarıyla netleşen sezon verilerimize göre toplam sektör ihracatımız 260 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Geçtiğimiz sezonun aynı dönemiyle kıyasladığımızda, küresel fiyatlardaki gerileme ve iç piyasaya yönelik idari tedbirlerin birikimli etkisiyle toplam ihracat gelirlerimizde yaklaşık yüzde 34 oranında bir düşüş yaşandığını görüyoruz. Bu süreçte sofralık zeytin ihracatımız 172,5 milyon dolarla güçlü seyrini korurken, zeytinyağı ihracatımız değer bazında yüzde 62’lik bir düşüşle 69 milyon dolara gerileyerek hem miktar hem de değer bazında ciddi bir daralma ile karşı karşıya kaldı. Katma değerli ve ambalajlı ihracat elbette her zaman nihai hedefimizdir; ancak küresel rakiplerimizle rekabet edebilmemiz için dökme ve ambalajlı ürün dengesini yasaklarla değil, serbest piyasa koşullarının işlediği öngörülebilir politikalarla yönetmek zorunda olduğumuz bu rakamlarla bir kez daha açıkça ortaya çıktı.” Finansmana erişim kolaylaştırılmalı Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği üyelerinden kendilerine ulaşan en acil talebin, finansmana erişimin kolaylaştırılması yönünde olduğunu vurgulayan EZZİB Başkanı Uygun, “Üretim ve ihracat süreçlerinde yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalan firmalarımızın finansman yükünü hafifletecek, rekabet güçlerini korumalarını sağlayacak destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve döviz dönüşüm desteği gibi can suyu olan uygulamaların artarak devam etmesi en temel beklentimizdir. İhracatçımıza nefes aldıracak bu enstrümanların esnetilmesi ve sektörel ihtiyaçlara göre optimize edilmesi hem üretim gücümüzün korunmasına hem de ülkemizin döviz arzına çok güçlü bir katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı. Tarımda tahminlerle değil, verilerle yönetilen bir döneme geçmek zorundayız 2025/26 sezonuna girerken Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından açıklanan 310 bin ton zeytinyağı rekoltesinin sektörde karşılık bulmadığı imasında bulunan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, rekoltenin doğru tespit edilmesinin önemine dikkati çekti. Sektörün önünü görebilmesi için saha sayımlarının ve rekolte tahminlerinin hata payını en aza indirecek bilimsel yöntemlerle güncellenmesi gerektiğinin altını çizen Uygun, “25 Mart’ta düzenlediğimiz Sektör Çalıştayımızda, dünyanın en büyük üreticisi olan İspanya’dan Tarım Bakanlığı uzmanlarını ağırlamış ve ülkelerindeki bilimsel rekolte tahmin yöntemleri ile zeytinyağı takip sistemlerini yakından incelemiştik. Hedefimiz, orada gördüğümüz veriye dayalı vizyonu ülkemize kazandırmak ve yaklaşan bu büyük üretim dalgasını geleneksel tahminler yerine teknolojinin ışığında, kesin verilerle yönetebilmektir. Bu amaçla, Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü ile geçtiğimiz günlerde bir araya gelerek ilk önemli adımı attık. Enstitümüz ile gerçekleştirdiğimiz çok verimli istişare sürecinde, tıpkı İspanya’daki örnekte olduğu gibi tarladan sıkım tesisine, depolardan ambalaja kadar uzanan tüm süreci şeffaf bir şekilde izleyebileceğimiz entegre bir Çevrimiçi Zeytinyağı Üretim Takip Sistemi'nin kurgulanması üzerine fikir alışverişinde bulunduk. Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitümüzün köklü kurumsal birikimi ile bu küresel vizyonu doğru bir zeminde buluşturmayı çok önemsiyoruz. En yakın zamanda hazırladığımız taslağı Tarım Bakanlığı’na sunacağız. Bu dijital altyapı ve teknoloji odaklı rekolte tahmin çalışmaları hayata geçirilebildiği takdirde; kayıt dışılığın önüne geçilecek, gerçek stok miktarları anlık izlenebilecek ve böylece ani fiyat dalgalanmalarına karşı yasaklayıcı değil, veri odaklı ve öngörülebilir koruyucu politikalar geliştirilebilecektir” diyerek sözlerini noktaladı. Uzak ülkeler stratejisiyle uyumlu çalışıyoruz Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı M. Kadri Gündeş, Ticaret Bakanlığı’nın 'Uzak Ülkeler Stratejisi' kapsamında; ABD, Kanada, Japonya, Brezilya ve Avustralya gibi yüksek potansiyelli stratejik pazarları odaklarına aldıklarını sektörel ticaret heyetleri gerçekleştirdiklerini ve yeni dönemde de bu organizasyonlarımıza hız kesmeden devam edeceklerini dile getirdi. “Küresel pazarlardaki varlığımızı sadece ticaret heyetleriyle sınırlı tutmuyor, dünyanın en prestijli fuarlarında yer alıyoruz” diyen Gündeş; “ABD’de, biri New York’ta diğeri Kaliforniya’da düzenlenen Kuzey Amerika'nın en önemli iki gıda fuarında, Japonya’da Foodex Japan’da ve Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda ülkemizi ve Türk zeytin-zeytinyağı sektörünü en profesyonel şekilde temsil ediyoruz. Uluslararası alandaki bu pazarlama ağımızı, küresel rekabetçiliğimizi artırmak adına yeni UR-GE projemizle de desteklemeyi planlıyoruz. Firmalarımızın ihracat kapasitesini ve kurumsal altyapısını güçlendirmeyi amaçladığımız bu proje, yeni pazarlara açılma stratejimizin önemli adımlarından biri olacaktır. Bu küresel organizasyonlar ve projeler, bizim için yalnızca birer ürün sergileme alanı değil; önümüzdeki yüksek rekolte döneminin pazar altyapısını şimdiden kurduğumuz stratejik zeminlerdir. Amacımız, ihracatçımızın geleceğini küresel ölçekte garanti altına almaktır” diye konuştu. İspanya, İtalya ve Yunanistan’ın turizm ve zeytinyağını birlikte öne çıkararak başarılı olduklarına da temas eden Gündeş, Türkiye’nin turizm ve zeytinyağı sektörlerini öne çıkaran tanıtım kampanyaları yapması halinde her iki sektörün de güç kazanacağını sözlerine ekledi. Küresel pazarda kalıcı olabilmek için gıda güvenliği standartlarına uyum şart Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün küresel pazarda kalıcı olabilmesi için, sadece miktarsal üretim gücümüzle değil, uluslararası gıda güvenliği standartlarına uyum sağlamasının zorunluluğuna vurgu yapan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı, Avrupa Birliği ülkelerinde Mosh Moah olarak tanımlanan mineral yağ kalıntıları üzerine yeni standartlar/metotlar geliştirildiğini bu bulaşanlara karşı bitkisel yağlarda ve zeytinyağında toleransın neredeyse sıfıra indirildiğini, bu durumun zeytinyağı ihracatı üzerinde ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem

Yaklaşık 6 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip sektör; otomotivden savunma sanayisine, tekstilden tarıma, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar birçok stratejik alanın temel girdilerini sağlıyor. Türkiye'de ise kimya, ihracat performansıyla ekonominin stratejik sektörleri arasındaki yerini güçlendirmeyi sürdürüyor. Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumundaki kimya sanayisi, 2026 yılının ilk beş ayında 13,8 milyar doları aşan ihracata ulaşırken, mayıs ayında da yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracat performansıyla ekonomiye katkısını sürdürdü. Kimya sanayisinin birçok sektörün üretim gücünü doğrudan etkilediğini belirten Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Otomotivden savunma sanayiine, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar geniş bir üretim ekosisteminin bel kemiğini oluşturan kimya sektörü, Türkiye'nin sanayi ve ihracat hedeflerinde stratejik bir konumda yer alıyor. Sektörün ortaya koyduğu ihracat performansı da bu gücün en somut göstergelerinden biri" dedi. KİMYADA REKABETİN KURALLARI DEĞİŞİYOR Küresel üretim zincirlerinde yaşanan değişimin kimya sektörünü de dönüştürdüğüne dikkat çeken Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Kimya sektörü bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji geliştirme, sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği ve rekabetçilik açısından da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve değişen tedarik zincirleri, sektörün üretim ve ticaret dinamiklerini yeniden şekillendiriyor" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin bu süreçte önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Güler, "Üretim kabiliyeti, stratejik konumu ve güçlü ihracat altyapısıyla Türkiye, küresel kimya sektöründe daha fazla söz sahibi olabilecek potansiyele sahip. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için teknoloji yatırımları, sürdürülebilir üretim modelleri ve uluslararası iş birlikleri kritik önem taşıyor" ifadelerini kullandı. SEKTÖRÜN BULUŞMA NOKTASI: TURKCHEM EURASIA Sektörde yaşanan dönüşümün üreticiler, teknoloji sağlayıcılar ve tedarikçiler arasındaki iş birliklerini daha da önemli hale getirdiğini belirten Güler, "Kimya sanayisi çok geniş bir üretim ekosistemine sahip. Bu nedenle sektör temsilcilerinin bir araya gelerek yeni teknolojileri değerlendirmesi, sürdürülebilir üretim modellerini konuşması ve ticari iş birlikleri geliştirmesi büyük önem taşıyor. Turkchem Eurasia Fuarı da sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren üretici, tedarikçi ve teknoloji sağlayıcıları bir araya getirerek bu iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyor" dedi. KİMYADA REKABET ARTIK SADECE ÜRETİMLE KAZANILMIYOR Kimya sektöründe küresel rekabetin yeni bir döneme girdiğini vurgulayan Güler, "Bugün ülkeler yalnızca ne ürettikleriyle değil, ne kadar sürdürülebilir, ne kadar yenilikçi ve ne kadar güvenilir tedarikçi olduklarıyla da değerlendiriliyor. Kimya sanayiinin geleceğinde Ar-Ge, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri belirleyici olacak. Türkiye'nin sahip olduğu üretim gücünü yüksek katma değerli ürünlerle desteklemesi, küresel pazardaki konumunu daha da güçlendirecektir" değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beta Enerji’nin Halka Arzına SPK’dan Onay Haber

Beta Enerji’nin Halka Arzına SPK’dan Onay

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Ziraat Yatırım’ın liderliğini, Yatırım Finansman Menkul Değerler’in (YF) eş liderliğini üstlendiği Beta Enerji’nin halka arzında pay başına satış fiyatı 40 TL olarak belirlendi. Halka arzda 55 milyon TL nominal değerli paylar sermaye artırımı, 5 milyon 750 bin TL nominal değerli paylar ortak satışı şeklinde olmak üzere toplam 60 milyon 750 bin TL nominal değerli paylar, sabit fiyatla talep toplama ve en iyi gayret aracılığı yöntemiyle satışa sunulacak. Halka arz büyüklüğünün yaklaşık 2,4 milyar TL’ye ulaşması hedeflenirken, halka açıklık oranının ise yüzde 15 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Kurulduğu günden bu yana 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdi Beta Enerji, Adana’da farklı tip güç ve gerilimlerde yağlı ve kuru tip dağıtım transformatörü, güç transformatörü ve köşk üretimine devam ediyor. Adana'daki tesislerinin yanı sıra Almanya, Ukrayna ve Amerika bölgelerindeki dağıtım ağıyla dünyanın dört bir yanına ürünlerini ulaştıran şirket, kurulduğu günden bu yana 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek ülkemize döviz girdisi sağlıyor. Beta Enerji, katma değerli ürünler üretme hedefiyle, alanında uzman 730’un üzerinde çalışanıyla faaliyetlerine devam ediyor. Yaklaşık 130 milyon dolarlık yatırım Beta Enerji sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda önemli yatırımlara imza atıyor. Şirketin, Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde hayata geçirdiği Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü, tam kapasite faaliyete girdiğinde Avrupa’nın en büyük teknoloji kampüslerinden biri olacak. Toplamda yaklaşık 130 milyon dolar yatırım ile hayata geçirilen kampüs, yaklaşık 115 bin 155 metrekare alana sahip. LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) sertifikasına uyumlu bir yapıda hayata geçirilen tesis, transformatörlerden yüksek gerilim anahtarlama ürünleri ve beton köşk ürünlerine kadar uçtan uca üretim yetkinliğine sahip olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lezita, Ege'nin En Büyük 8'inci Sanayi Kuruluşu Olmayı Sürdürdü Haber

Lezita, Ege'nin En Büyük 8'inci Sanayi Kuruluşu Olmayı Sürdürdü

Türkiye’nin önde gelen gıda şirketlerinden Lezita, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) her yıl gerçekleştirdiği “İlk 100 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında bu yıl da bölgenin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer aldı. “2025 yılı üretimden satışlar” kriterine göre hazırlanan araştırmada Lezita, Ege Bölgesi’nin en büyük 8’inci sanayi kuruluşu oldu. Üretim kapasitesi, ihracat performansı ve yenilikçi ürünleriyle büyümesini sürdüren Lezita, güçlü sanayi altyapısı ve katma değerli üretim anlayışıyla bölge ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Ege Bölgesi’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında bir kez daha ilk 10 şirket arasında yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Bu başarı, çalışanlarımızın özverili emeğinin, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü iş birliklerinin ve uzun vadeli büyüme vizyonumuzun önemli bir göstergesi” ifadelerini kullandı. “Hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda büyümemizi sürdürüyoruz” Lezita’nın üretimden ihracata, Ar-Ge’den inovasyona kadar tüm alanlarda değer yaratmaya odaklandığını vurgulayan Mesut Ergül, “İzmir Kemalpaşa’daki entegre üretim tesisimizde yılda 290 bin ton piliç eti ve 82 bin ton ileri işlenmiş ürün üretimi gerçekleştiriyor, yaklaşık 3.000 kişiye istihdam sağlıyoruz. Tüketici beklentilerine odaklanan yenilikçi yaklaşımımızla hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda büyümemizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin dört bir yanına ve dünyanın 70’ten fazla ülkesine ulaşan ürünlerimizle ülkemizin ekonomisine katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de yatırımlarımızı devam ettirerek, üretim gücümüzü ve uluslararası rekabetçiliğimizi daha da artırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tck by Kıraç  A.Ş., Yeni Yatırım Rotasını Bursa Başköy Olarak Açıkladı! Haber

Tck by Kıraç A.Ş., Yeni Yatırım Rotasını Bursa Başköy Olarak Açıkladı!

Türkiye sanayisinde katma değerli üretim ve teknoloji odaklı büyüme ivmesi hız kesmeden devam ediyor. Altyapıdan savunma sanayisine kadar kritik sektörlerde stratejik üretim gerçekleştiren Tck by Kıraç A.Ş., küresel pazarda bölgesel bir üretim merkezi olma vizyonu doğrultusunda dev bir adım daha attı. Şirket, yaklaşık 1,35 milyar TL yatırımlarla tamamlanan Bozüyük Üretim Kampüsü’nde seri üretime geçerken, eş zamanlı olarak Bursa Başköy’de kurulması planlanan yeni üretim tesisi için çalışmaları başlattı. Robotik otomasyon sistemleri, dijital üretim altyapıları ve ileri galvaniz teknolojileriyle donatılan Bozüyük tesisi, Türkiye’nin sanayi gücünü artırmanın yanı sıra; Avrupa, Balkanlar, Körfez Bölgesi, Türk Cumhuriyetleri ve küresel savunma sanayi ekosistemine yönelik yüksek teknoloji ihracatının da yeni üssü olacak. Serkan Malçok: "Günü Değil, Nesiller Boyu Sürecek Bir Sanayi Hikâyesini Planlıyoruz" Yatırım hamleleri ve şirketin küresel vizyonuna dair stratejik açıklamalarda bulunan Tck by Kıraç A.Ş. Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Malçok, Bozüyük yatırımının bir final değil, yeni nesil bir başlangıç olduğunu vurguladı. Malçok, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Bozüyük yatırımımız bizim için bir final değil, yeni bir başlangıçtır. Çünkü biz günü değil geleceği planlıyor, kısa vadeli değil nesiller boyu sürecek bir sanayi hikâyesi inşa ediyoruz. Türkiye’nin üretim gücüne, mühendisliğine ve sanayi potansiyeline inanıyoruz. Katma değerli üretim, ileri teknoloji, ihracat ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümeye devam edeceğiz.” Küresel Tedarik Zincirinde İleri Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Dönemi İzlenebilir üretim süreçleri ve sürdürülebilirlik odağıyla faaliyetlerini yürüten Tck by Kıraç A.Ş., geniş ürün yelpazesi ve gelişmiş mühendislik kabiliyetleriyle uluslararası projelerde küresel bir oyun kurucu olmayı hedefliyor. Şirket; Ar-Ge gücünü ve yatırım stratejisini özellikle can güvenliğini ön plana çıkaran yol güvenliği sistemleri, motosiklet dostu bariyer teknolojileri ve gürültü önleme sistemleri üzerinde yoğunlaştırıyor. Eş zamanlı olarak yeşil enerji dönüşümüne de yön veren marka, enerji altyapı çelikleri ile güneş enerjisi taşıyıcı sistemlerinin yanı sıra galvanizli çelik çözümleri ve savunma sanayisine yönelik gerçekleştirdiği özel stratejik üretimlerle küresel ölçekteki rekabetçi gücünü her geçen gün pekiştiriyor. Hedef, Türkiye’den Dünyaya Açılan Küresel Bir Sanayi Markası Olmak Bursa Başköy yatırımının da hayata geçmesiyle birlikte üretim kapasitesini ve ihracat hacmini katlamayı hedefleyen Tck by Kıraç A.Ş., sadece bir üretici değil, küresel ölçekte bir teknoloji şirketi olma yolunda ilerliyor. Şirketin vizyonunun çelik üretiminin çok ötesinde olduğunu belirten Serkan Malçok, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz yalnızca çelik üretmiyoruz. Daha güvenli yollar, daha güçlü enerji altyapıları ve daha stratejik savunma projeleri için çözümler geliştiriyoruz. Amacımız, Türkiye’de doğan bir sanayi markasını dünya ölçeğinde rekabet eden bir teknoloji ve üretim şirketine dönüştürmektir. Bugünü değil, geleceği üretiyoruz.” Bozüyük’te devreye alınan yeni nesil tesis ve Bursa Başköy’de yükselmeye hazırlanan stratejik hamle, Türkiye sanayisinin küresel pazardaki ağırlığını artıracak yeni bir başarı hikayesi olarak kayıtlara geçiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yem Maliyetlerine Karşı Güçlü Hamle Haber

Yem Maliyetlerine Karşı Güçlü Hamle

“Üretime Destek, Çiftçimize Güç” ilkesiyle yola çıkan Denizli Büyükşehir Belediyesi, macar fiğ, yem bezelyesi, tritikale, kılçıksız buğday ve kışlık yulaftan oluşan yüksek besin değerine sahip 5’li karışım yem bitkisi tohumu ile kentteki yüzlerce üreticiye can suyu olacak. Proje kapsamında, 1 Eylül 2026 itibarıyla başlayacak 2027 yılı ÇKS kayıtlarında; fiğ, macar fiğ, adi fiğ, yem bezelyesi, tritikale, yulaf veya çavdar ürünlerinden herhangi birini ana ürün olarak beyan eden üreticilerin başvuruları kabul edilecek. Başvuru sahibinin Denizli’de ikamet etmesi ve ekim yapacağı arazinin Denizli il sınırları içerisinde yer alması gerekiyor. Desteklemeden aynı hanede yaşayan vatandaşlarımızdan sadece bir kişi yararlanabilecek. Başvurular online ve ilçe merkezlerinden yapılabilecek Çiftçiler başvurularını, 08-30 Haziran 2026 tarihleri arasında belediyenin resmi web sitesi www.denizli.bel.tr adresindeki “Başvurular” sekmesinden online olarak veya apps.denizli.bel.tr/5likarisimyemtohumudestegibasvuru/ adresi üzerinden yapabilecek. Ayrıca ilçe merkezlerinde bulunan DESKİ İlçe Hizmet Birimlerine başvuruda bulunarak yüz yüze müracaat edilebilecek. Destekten yararlanmak isteyenler, mesai saatleri içerisinde 0258 280 20 20 numaralı telefondan proje hakkında detaylı bilgi alabilecek. Hak sahibi olan üreticilere, başvuruların onaylanmasının ardından dağıtım gün ve saatleri SMS ve iletişim kanalları aracılığıyla bildirilecek. “Bereketli bir sezon için çiftçimizin yanındayız” Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, tarım ve hayvancılığın can damarı olan küçük ve orta ölçekli üreticileri her koşulda desteklemeye kararlı olduklarını belirterek, “Denizli’mizin bereketli topraklarında alın teri döken, gecesini gündüzüne katarak üretime katkı sunan çiftçilerimizin yükünü hafifletmek bizim en önemli görevlerimizden biridir. Ekonomik şartların üreticimizi zorladığı bu dönemde, hayvancılığımızın en büyük gider kalemi olan yem maliyetlerini düşürmek amacıyla 5’li karışım yem bitkisi tohumu desteğimizi başlatıyoruz. Amacımız, topraklarımızın verimini artırırken, hayvancılıkla uğraşan hemşehrilerimizin de bütçesine doğrudan katkı sağlamaktır. Toprağına sahip çıkan, emeğini esirgemeyen tüm çiftçilerimizin her adımda yanındayız. Yeni üretim sezonunun tüm üreticilerimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum; üreticimiz kazanacak, Denizli'miz büyüyecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PLASFED’den Ekonomi ve İmalat Sanayine Yönelik Kritik Analiz Haber

PLASFED’den Ekonomi ve İmalat Sanayine Yönelik Kritik Analiz

Plastik sanayisinin çatı kuruluşu PLASFED Başkanı şunları söyledi: Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesi, ekonominin direnç göstermeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak büyüme rakamlarının detaylarına baktığımızda, sanayi sektörünün yüzde 0,8 daralmış olması dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir gelişmedir. Sanayi yalnızca bir sektör değil, ekonominin amiral gemisidir. Üretimin, ihracatın, istihdamın ve teknolojik dönüşümün merkezinde yer alan sanayi; ekonomideki tüm çarkların dönmesini sağlayan temel güçtür. Bu nedenle sanayide yaşanan her yavaşlama, orta ve uzun vadede büyüme performansını da doğrudan etkiler. Bugün sanayiciler yüksek finansman maliyetleri, krediye erişim sorunları, artan enerji giderleri ve küresel talepteki yavaşlama gibi önemli zorluklarla mücadele ediyor. Buna rağmen üretmeye, yatırım yapmaya ve istihdam oluşturmaya devam ediyorlar. Ancak üretimin sürdürülebilirliği için sanayiyi destekleyen politikaların daha da güçlendirilmesi gerekiyor. PMI endeksi 49,8’e yükseldi Öte yandan bugün açıklanan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verileri de sanayi açısından umut veren bir tablo ortaya koydu. Nisan ayında 45,7 seviyesinde bulunan PMI endeksi mayıs ayında 49,8'e yükselerek Mart 2024'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Endeksin halen 50 eşik değerinin hemen altında bulunması imalat sanayinde daralmanın tamamen sona ermediğini gösterse de faaliyet koşullarındaki bozulmanın belirgin şekilde yavaşladığına ve üretim tarafında toparlanma eğiliminin güçlendiğine işaret ediyor. Ayrıca ihracat siparişlerinin yaklaşık 21 ay sonra ilk kez artış göstermesi de sanayinin önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini destekleyen önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Sanayi güçlendikçe üretim artacak Özellikle yatırım ve işletme sermayesine erişimin kolaylaştırılması, üreticiye uygun maliyetli finansman imkanları sunulması, enerji maliyetlerinin azaltılması ve ihracatçının rekabet gücünü artıracak adımların atılması büyük önem taşıyor. Sanayi güçlendikçe üretim artacak, üretim arttıkça ihracat ve istihdam da büyüyecektir. Açıklanan verilerde bilgi ve iletişim sektörünün yüzde 9,5 büyümesi, teknoloji yatırımlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak güçlü ekonomiler, hizmet ve teknoloji sektörlerini güçlü bir üretim altyapısıyla destekleyen ülkelerdir. Türkiye de teknoloji ile sanayiyi birlikte büyüten bir kalkınma modeline odaklanmalıdır. PLASFED olarak inanıyoruz ki Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme, yüksek katma değerli üretim ve küresel rekabet hedeflerine ulaşmasının yolu sanayinin güçlendirilmesinden geçmektedir. Çünkü sanayi güçlü olduğunda ekonomi büyür, ekonomi büyüdüğünde ise Türkiye güçlenir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turşu İhracatında 500 Milyon Dolar Hedefine Bir Adım Kaldı Haber

Turşu İhracatında 500 Milyon Dolar Hedefine Bir Adım Kaldı

Türkiye, 2025 yılında iklim krizinde hammadde sorunu yaşamasına rağmen turşu ihracatında yüzde 2,5’luk artışa imza atarak 447 milyon dolardan 458 milyon dolara ilerledi ve 500 milyon dolar hedefine ulaşmak için büyük bir adım attı. Türkiye’nin turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefine bir adım kaldı. Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton meyve sebze ürettiği bilgisini veren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, sezonunda tüketilemeyen meyve sebzelerinyıl boyunca tüketilmesi amacıyla kurulan turşuların, Türk sofraları yanında dünyanın dört bir tarafındaki sofralara lezzet ve şifa olduğunu vurguladı. Turşu ihracatında 2026 yılı hedefi 500 milyon doları geçmek Turşu ihracatının 2024 yılında 447 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle meyve sebze üretiminde düşüşler yaşandı. Bunun etkisiyle turşu ihracatımız miktar bazında 332,1 milyon kilogramdan 311 milyon kilograma geriledi. Miktardaki düşüşe rağmen ihracat gelirimiz yüzde 2,5’luk artışla 458 milyon dolara ulaştı. Bu tablo katma değerli ihracat ve birim fiyat performansındaki yükseliği ortaya koydu. 2026 yılında meyve sebze üretiminde daha verimli bir sezon geçiriyoruz. Turşu ürünlerinin sağlıklı beslenme trendinden dolayı dünya genelinde daha fazla talep görmesiyle birlikte ürün çeşitliliği, markalaşma ve katma değerli üretim yatırımlarıyla 2026 yılında turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefini aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. İzmir, Türkiye’nin turşu ihracatının yüzde 45’ini yaptı Türkiye’nin turşu ihracatında İzmir’in 207 milyon dolarlık tutarla açık ara birinci olduğunun altını çizen Başkan Uçak şöyle devam etti: “İzmir, turşu sektörünün lokomotifi olmayı sürdürüyor. İzmir, turşu ihracatından yüzde 45 pay alıyor. İzmir’i 65 milyon dolarla Bursa, 52 milyon dolarla Manisa takip etti. İstanbul, Aydın, Gaziantep ve Hatay da ihracata güçlü katkı veren iller arasında yer aldı. Türk turşusunu en çok Almanlar, Amerikalılar ve İngilizler sevdi Türkiye, 2025 yılında 128 ülkeye turşu ihraç ederken, Türk turşusunu en çok Almanlar sevdi. Almanya, 84,5 milyon dolarlık Türk turşusu talep ederken, ikinci sırada 42,3 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. İngiltere 32,5 milyon dolarlık turşu ithalatıyla zirvenin üçüncü basamağının sahibi olurken, Romanya’ya 19 milyon dolarlık, Hollanda’ya 16,5 milyon dolarlık turşu ihraç edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.