Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim Kapasitesi

Kapsül Haber Ajansı - Üretim Kapasitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Kapasitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Seğmen Su Ürün Yelpazesini Genişletiyor Haber

Seğmen Su Ürün Yelpazesini Genişletiyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan ve ambalajlı su sektöründe faaliyet gösteren Seğmen Su AŞ, üretim altyapısında gerçekleştirdiği kapsamlı yenileme ve modernizasyon çalışmalarının ardından ürün portföyünü genişletti. 0,33 ve 0,75 litrelik cam şişe ile 0,20 litrelik bardak su ürünleri raflarda yerini aldı. SEĞMEN SU’DA YENİ ÜRÜNLER TÜKETİCİYLE BULUŞTU Seğmen Su, fabrika yenileme çalışmaları kapsamında üretim altyapısını güncel teknolojilerle güçlendirerek, üretim kapasitesini de artırdı. Yeni ürün çalışmaları kapsamında ise 0,33 litre ve 0,75 litre cam şişe ile 0,20 litre bardak su ürünleri tüketicilerin beğenisine sunuldu. Yeni ürünlerde kalite, estetik ve kullanım kolaylığının bir arada değerlendirilmesiyle günlük tüketimin yanı sıra farklı hizmet ve ikram alanlarında kullanılabilecek alternatifler oluşturuldu. ÜRETİM SÜRECİ BAŞTAN SONA KONTROLLÜ Büyükyağcı ve Güzelcekale olmak üzere iki üretim tesisi bulunan Seğmen Su’yun tesisleri; İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik kapsamında İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetlenirken, yıl boyunca alınan su numuneleri ilgili laboratuvarlarda analiz edilerek düzenli kalite kontrolleri gerçekleştiriliyor. Seğmen Su AŞ Genel Müdürü Merih Demirdelen, Sağlık Bakanlığı’nın haftalık, aylık ve yıllık periyotlarla denetlendiklerinin altını çizerek, “Ürünlerimiz piyasaya sunulmadan önce mikrobiyolojik ve kimyasal testlerden günlük olarak geçirilmektedir. Mevcut makine parkurumuzda Seğmen Su kaynaktan çıkıp şişelenene kadarki süreçte hiçbir şekilde el değmeden hijyenik ortamda ambalajlanmaktadır. Ayrıca ambalajlanan ürünler her gün düzenli olarak mikrobiyolojik ve kimyasal testlere tabi tutulmaktadır"diye konuştu. ÜRETİM KAPASİTESİ SAATTE 40 BİN ŞİŞEYE ULAŞIYOR Demirdelen, Haymana Büyükyağcı’da bulunan üretim tesisinin 22 bin metrekarelik alanda faaliyet gösterdiğini ve tesisin 10 bin metrekaresinin kapalı, 12 bin metrekaresinin ise açık alandan oluştuğunu söyledi. Demirdelen, üretim kapasitesine ilişkin şu bilgileri verdi: “Üretim teknolojisi açısından saatte 40 bin şişe 0,5 litre ürün üretebilmektedir. Yine saatte 20 bin şişe 1,5 litre ürün üretilebilmektedir. Aynı fabrikada 5 litre ürünlerimiz saatte 6 bin şişe olarak şişelenmektedir. Bu yönüyle de baktığımızda Seğmenler Pınarı yüksek teknoloji ve yüksek kapasitesi ile İç Anadolu’daki en büyük tesislerden bir tanesidir.” SEĞMEN SU ARTIK DOĞAL MİNERALLİ SU RUHSATIYLA ÜRETİM YAPIYOR Seğmen Su’yun üretim altyapısında yapılan yatırımlarla birlikte ürünlerin ruhsatlandırma yapısında da değişikliğe gidildiğini söyleyen Demirdelen, şöyle konuştu: "2024 yılına kadar ürünlerimiz içme suyu ruhsatıyla piyasaya sunulmaktaydı. Yapmış olduğumuz altyapı yatırımlarıyla artık Seğmen Su doğal mineralli ruhsatı ile tüketicilerimize hizmet vermektedir. İçme suyuyla doğal mineralli ürünlerin farkı; doğal mineralli ürünlerde ürünün yapısı bozulmadan doğadan çıktığı saflıkta ve yüksek mineral kapasitesiyle doğrudan hijyenik olarak tüketicilerimize sunulmaktadır. Bu yönüyle Seğmen Su’yun piyasadaki diğer markalardan farkı, çok yüksek bir mineral kapasitesine sahip olmasıdır. Özellikle kalsiyum, bikarbonat noktasında Seğmen Su'yun yüksek mineral içeriği tüketicilerin sağlığına pozitif olarak etki etmektedir." ANKARA’DAN DÜNYA PAZARINA İhracat çalışmalarının da sürdüğünü belirten Demirdelen,"Seğmen Su AŞ Ankara'nın her bölgesinde tüketicilerimizin rahatça ulaşabileceği noktalarda tüketicilerimizin beğenisine sunulmaktadır. Ulusal marketlerde, yerel marketlerde, bakkallarda, büfelerde ve geniş damacana dağıtım ağıyla tüketicilerimize Ankara ve çevresi illerde hizmet vermektedir. Buna ilave olarak Seğmen Su 2023-2024 yılından itibaren ihracat pazarında da rol almaktadır. Ürünlerimiz İngiltere'de, Almanya'da, Belçika'da. 2027 yılından itibaren de Arap ülkelerinde de ürünlerimiz satışa sunulacaktır." dedi. ÜRETİM MALİYETLERİNDEKİ DÜŞÜŞ FİYATLARA YANSITILIYOR Gerçekleştirilen altyapı yatırımlarıyla üretim kapasitesinin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesine de katkı sağladı. Seğmen Su’yun rekabetçi fiyat politikasını sürdürmeyi hedeflediğini belirten Demirdelen, 2024 ve 2025 yıllarında gerçekleştirilen altyapı yatırımlarıyla kapasitenin yükselmesi sonucu azalan üretim maliyetlerinin fiyatlara yansıtıldığını söyledi. DOĞAL AFETLERDE GÜNLÜK 30 TIR’A KADAR SEVKİYAT KAPASİTESİ Deprem ve sel gibi afetlerde altyapı sistemlerinin zarar görmesi durumunda su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabileceklerini belirten Demirdelen, “Seğmen Su, deprem, sel gibi doğal afetler sırasında bir sigorta misyonunu da üstlenmektedir. Altyapı tesislerinin, altyapı sistemlerinin zarar görmesi durumunda, günlük 30 TIR’a kadar ürün üretip sevk edebilme kapasitesine sahibiz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Azerbaycan'ın En Büyük İlaç Fabrikası Türk Yatırımıyla Faaliyete Geçti Haber

Azerbaycan'ın En Büyük İlaç Fabrikası Türk Yatırımıyla Faaliyete Geçti

Türk ilaç şirketi GEN İlaç öncülüğünde Azerbaycan'da hayata geçirilen Gen Pharma Caucasus Manufacturing Operations ilaç üretim tesisi faaliyete geçti. Azerbaycan'ın en büyük ilaç üretim tesisi olan fabrikanın açılışı, 5 Ekim 2026 tarihinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katılımıyla gerçekleştirildi. Bakü yakınlarındaki Pirallahı Sanayi Parkı'nda 5,2 hektarlık alanda kurulan tesis, yıllık 60 milyon kutu ilaç ile yaklaşık 2,5 milyar tablet ve kapsül üretim kapasitesine sahip. İki yıldan kısa sürede tamamlanan tesisin, Azerbaycan'ın ilaçta yerel üretim kapasitesinin güçlendirilmesine ve ülkenin stratejik sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasına önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Gen Pharma Caucasus Manufacturing Operations'ın ortaklık yapısında GEN İlaç yüzde 66 ile ana yatırımcı olarak yer alırken, Azerbaycan Ekonomi Bakanlığı'na bağlı Azerbaycan İş Geliştirme Fonu yüzde 29, SIA Pharmaceuticals ise yüzde 5 paya sahip. Toplam proje değeri 113,9 milyon manat olan yatırım, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik ve stratejik iş birliğinin sağlık sektöründeki önemli örneklerinden birini oluşturuyor. "Yatırım yapmaya, sağlık için üretmeye ve büyümeye devam ediyoruz" GEN Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Gülmüş, yatırımla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Dünyada ve bölgemizde yaşanan zorlu gelişmelere rağmen GEN olarak yatırım yapmaya, sağlık için üretmeye ve sürdürülebilir şekilde büyümeye devam ediyoruz. Azerbaycan'da hayata geçirdiğimiz bu tesis, yalnızca yeni bir üretim yatırımı değil; Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü iş birliğinin sağlık alanındaki somut bir yansıması ve GEN'in uluslararası büyüme yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır. Önceliğimiz, Azerbaycan sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu, hayati öneme sahip ilaçların yerel üretimini gerçekleştirmek. Bununla birlikte buradaki üretim gücünü zaman içerisinde bölge ülkelerine de taşıyarak daha geniş bir coğrafyada hastaların ilaca erişimine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bilim, üretim ve güçlü iş birliklerinden aldığımız güçle global ölçekte faaliyet gösteren bir ilaç şirketi olma hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz." İlk hedef 2027'de 50 ilaç Tesiste öncelikli olarak Azerbaycan sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu ilaçların yerel olarak üretilmesi planlanıyor. Kardiyoloji, nöroloji, üroloji, diyabetoloji ve gastroenteroloji başta olmak üzere farklı tedavi alanlarında kullanılan ilaçların yanı sıra ağrı kesici ve antibiyotiklerin de üretimi gerçekleştirilecek. Tesis için belirlenen ilk önemli hedef, 2027 yılı içerisinde 50 ilacın üretime alınması. Orta vadeli planda ise üretim kapasitesinin ve ürün çeşitliliğinin hızla artırılarak beş yıl içerisinde 500'ün üzerinde ilacın üretiminin yerelleştirilmesi hedefleniyor. Azerbaycan'dan bölge ülkelerine ihracat hedefi Gen Pharma Caucasus Manufacturing Operations yalnızca Azerbaycan pazarına yönelik bir üretim tesisi olarak değil, bölgesel bir ilaç üretim ve ihracat üssü olarak konumlandırılıyor. Tesiste üretilecek ilaçların Azerbaycan iç pazarının yanı sıra Özbekistan, Kazakistan, Gürcistan ve diğer ülkelere ihraç edilmesi planlanıyor. Böylece tesisin Azerbaycan'ın ilaç üretim kapasitesinin geliştirilmesinin yanında ülkenin bölgesel ilaç tedarik zincirindeki rolünün güçlendirilmesine de katkıda bulunması amaçlanıyor. Yıllık 60 milyon kutu üretim kapasitesi Yüksek teknolojiyle donatılan tesiste ABD, Japonya, Almanya, İsviçre, Çin, Danimarka, İsveç ve Türkiye'nin önde gelen üreticilerine ait ekipmanlar kullanılıyor. 5,2 hektarlık alan üzerine kurulan fabrikanın yıllık üretim kapasitesi 60 milyon kutuya, tablet ve kapsül bazında ise yaklaşık 2,5 milyar adede ulaşıyor. Tesiste 178 kişiye sürekli istihdam sağlanması öngörülüyor. Üretimin yanı sıra bilimsel gelişim ve nitelikli insan kaynağının desteklenmesi de yatırımın önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Tesis bünyesinde Karabağ Üniversitesi ve Azerbaycan Tıp Üniversitesi için resmi eğitim üsleri oluşturularak eğitim ve bilimsel iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Türkiye-Azerbaycan iş birliğinde yeni bir stratejik adım GEN'in Azerbaycan yatırımı, şirketin uluslararası büyüme yolculuğunda önemli bir üretim adımı olurken, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü ekonomik ilişkilerin sağlık ve ilaç sanayisindeki yansımasını da ortaya koyuyor. Hayati öneme sahip ilaçların yerel üretiminin artırılması, ürün portföyünün hızla genişletilmesi ve Azerbaycan'dan çevre ülkelere ihracat yapılması hedefleri doğrultusunda tesisin, önümüzdeki dönemde bölgenin önemli ilaç üretim merkezlerinden biri haline gelmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü Ürün Çeşitliliğini Destekliyor Haber

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü Ürün Çeşitliliğini Destekliyor

Ebeveynlerin günlük hayatındaki ihtiyaçları merkeze alan Babyjem, benimsediği “Anne Kadar Yakın” yaklaşımıyla yalnızca iletişim dilini değil, ürün geliştirme anlayışını da şekillendiriyor. Ebeveynlerin günlük hayatında karşılaştığı ihtiyaçları yakından takip eden marka, ürünlerini bu ihtiyaçların doğrudan karşılığı olacak şekilde geliştiriyor. Hamilelik döneminden bebeğin ilk yıllarına uzanan süreçte ebeveynlerin değişen ihtiyaçlarını bir bütün olarak ele alan Babyjem, pratikliği ve güvenliği tasarımın merkezinde tutuyor. Markanın bugün ulaştığı geniş ürün gamının arkasında da bu ihtiyaç odaklı yaklaşım bulunuyor. Günlük hayatın hızına uyum sağlayan, kullanımı kolay ve işlevsel çözümler geliştiren Babyjem, ebeveynlerin farklı dönemlerde karşılaşabileceği ihtiyaçları tek bir ürün grubu üzerinden ziyade birbirini tamamlayan bir yapı içerisinde ele alıyor. Bu nedenle ürün gamında hamilelik dönemindeki annenin konforundan bebeğin ilk banyo deneyimine, ev içi güvenlikten seyahat sırasında ihtiyaç duyulan ürünlere kadar farklı kullanım alanları bir arada yer alıyor. Üretim Yapısı Ürün Çeşitliliğine Esneklik Kazandırıyor Bu çeşitliliği destekleyen üretim organizasyonu, Babyjem’in ihtiyaçlara hızlı yanıt vermesine imkan veriyor. 2008’de 80 metrekarelik bir ofisle başlayan Babyjem, bugün 9.500 metrekarelik üretim alanında 150’yi aşkın çalışanıyla faaliyet gösteriyor. Ar-Ge ekibiyle yeni ürün çalışmalarını sürdüren marka, ürünlerinin yüzde 95’ini kendi bünyesinde üretiyor. Düşük adetlerde de üretim yapabilen bu yapı, yeni ürünlerin yanı sıra renk ve trend değişikliklerine de hızlı şekilde cevap verilmesini sağlıyor. Haftalık 100 bin adetlik üretim kapasitesi ise farklı ürün gruplarındaki talebe göre esnek bir planlama yapılmasına imkan tanıyor. Kendi bünyesindeki üretim gücü, hammadde seçiminden kalite kontrolüne kadar sürecin farklı aşamalarında da karşılık buluyor. Tekstil ürünlerinde OEKO-TEX Standard 100 kriterlerine uygun hammaddeler kullanan Babyjem, plastik ürünlerinde gıdaya uygun orijinal PP tercih ediyor. Ürün ve ambalajlarda geri dönüştürülebilir, doğada çözünebilir hammaddelere yönelen marka, ürünlerini ilgili güvenlik ve uygunluk testlerinden geçiriyor. CE, UKCA ve TSE gibi uygunluk belgeleri de ürünlerin ilgili Pazar ve kullanım gerekliliklerine göre yürütülen bu süreçte devreye giriyor. Türkiye’deki üretim yapısı, Babyjem’in Avrupa’daki üretim standartlarını daha ulaşılabilir bir fiyat yapısıyla sunmasına da olanak tanıyor. Kalite Anlayışı Erişilebilirlikle Beraber İlerliyor Babyjem’in ürün geliştirme yaklaşımında kalite kadar ulaşılabilirlik de önem taşıyor. Farklı ihtiyaçlara yönelik geniş ürün gamını fiyat-performans dengesini gözeterek daha geniş bir ebeveyn kitlesine ulaştıran marka, bu anlayışı satış noktalarındaki yaygınlığıyla da destekliyor. Türkiye’de 1.000’i aşkın fiziksel satış noktasında ihtisas bebek mağazaları, zincir marketler, eczaneler ve drugstore’lar üzerinden tüketiciyle buluşan Babyjem, e-ticaret sayesinde son tüketiciyle doğrudan temas kurarak Babyjemshop üzerinden ürünlerini ebeveynlerle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAYRAŞ, İleri Otomasyon ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor    Haber

TAYRAŞ, İleri Otomasyon ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor  

Sürdürülebilir endüstriyel proseslere ve döngüselliğe yönelik talep artarken petrokimya sektöründeki şirketler, yüksek ürün kalitesini ve operasyonel performansı korurken atıkları azaltmanın yollarını arıyor. TAYRAŞ, kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) ileri yeniden rafinasyon teknolojileriyle yüksek katma değerli Grup II ve Grup II+ baz yağlara dönüştürerek bu ihtiyaca yanıt veriyor. Türkiye merkezli şirket, ileri yeniden rafinasyon teknolojileri sayesinde kullanılmış yağlama yağlarından yüksek kaliteli baz yağ üretiyor. Böylece kullanılmış yağların değerini artırırken ham petrolden üretilen yeni baz yağlara olan ihtiyacı azaltmayı ve baz yağ üretiminin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Kullanılmış yağları geri kazanarak yeniden işleyen TAYRAŞ, üretimde döngüsel bir modeli destekliyor; atık yağların bertarafından ve ham petrolden baz yağ üretiminden kaynaklanan çevresel etkinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Zorluk Modern bir baz yağ rafinerisinin işletilmesi; güvenilir proses kontrolünü, tesis genelindeki tüm süreçlerin kapsamlı biçimde izlenebilmesini ve güvenli, verimli üretimin uzun vadede sürdürülebilmesini gerektiriyor. TAYRAŞ, gelişmiş hidro-proses teknolojisiyle birlikte çalışan dört aşamalı bir damıtma prosesi kullanıyor. Bu zorlu operasyonları etkin biçimde yönetebilmek için şirketin; tesis genelindeki süreçlerin tek merkezden izlenmesini sağlayan, üretim sürekliliğini destekleyen, kullanım ömrü boyunca etkin biçimde yönetilebilen ve üst düzey güvenlik gerekliliklerini karşılayan son derece güvenilir bir otomasyon mimarisine ihtiyacı vardı. Sistemin aynı zamanda gelecekteki modernizasyon ve kapasite artışı çalışmalarına güçlü bir temel oluşturması gerekiyordu. Çözüm TAYRAŞ, rafinerinin kuruluş aşamasında uzun vadeli teknoloji iş ortağı olarak Rockwell Automation’ı seçti. İki şirket, mevcut operasyonel gereksinimleri karşılayacak ve gelecekteki büyümeyi destekleyecek entegre bir otomasyon mimarisini birlikte hayata geçirdi. Çözüm; Allen-Bradley® ControlLogix®, FactoryTalk® View Site Edition Server tabanlı dağıtık kontrol sistemi (DCS)/SCADA mimarisi, FactoryTalk® görselleştirme ve operatör arayüzü çözümleriyle operasyonel verilerin toplanması ve analizi için FactoryTalk® Historian altyapısı dahil olmak üzere birçok Rockwell Automation teknolojisini bir araya getirdi. Uzun vadeli başarı için teknolojinin tek başına yeterli olmadığından hareket eden TAYRAŞ, Rockwell Automation ile beş yıllık hizmet ve destek anlaşması da imzaladı. Önleyici bakım, yıllık sistem durum değerlendirmeleri, TechConnect℠ desteği, saha hizmetleri ve yaşam döngüsü yönetimini kapsayan anlaşma, rafinerinin otomasyon sistemlerinde güvenilirliğin ve yüksek performansın korunmasına yardımcı oluyor. Rafineri, operasyonel mükemmellik hedefi doğrultusunda daha sonraki dönemde bir DCS modernizasyon projesi için de Rockwell Automation ile iş birliği yaptı. Bu çalışma; FactoryTalk® View SE yükseltmelerini, yedekli HMI sunucu mimarisinin devreye alınmasını, Historian altyapısının genişletilmesini, proses ve tank sahası sistemleri arasındaki entegrasyonun iyileştirilmesini, ViewPoint yetkinliklerinin yeniden etkinleştirilmesini ve operasyonel verilerin daha kapsamlı biçimde izlenebilmesini kapsadı. Sonuçlar İleri otomasyon teknolojisi, modernizasyon çalışmaları ve yaşam döngüsü hizmetlerinin bir araya gelmesi, TAYRAŞ’ın operasyonlarına somut ve ölçülebilir katkılar sağladı. Uygulanan çözüm, rafinerinin operasyonel güvenilirliğini ve sistem sürekliliğini artırarak tesisin istikrarlı biçimde çalışmasına katkıda bulundu. 7 gün 24 saat kesintisiz çalışması gereken bu tür tesislerde yaşanabilecek herhangi bir arıza, uzun ve maliyetli duruşlara yol açabiliyor. Sistemin devreye girmesinden sonraki dört yıllık süreçte TAYRAŞ, otomasyon kaynaklı hiçbir kritik veya plansız duruş yaşamadan operasyonlarına devam etti. Proseslerin daha kapsamlı izlenebilmesi ve gelişmiş raporlama olanakları, operasyonel bilgilere erişimi kolaylaştırarak izleme ve karar alma süreçlerini güçlendirdi. Modernizasyon çalışmaları, gelecekteki kapasite artışları için daha güçlü bir dijital temel oluştururken TAYRAŞ, aldığı kesintisiz destek sayesinde Rockwell Automation’ın uzmanlığından yararlanmaya devam etti. Bu iyileştirmeler, TAYRAŞ’ın sürdürülebilir ve çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendirirken kullanılmış yağlama yağlarını yeni ve değerli kaynaklara dönüştürme misyonuna da katkıda bulunuyor. Son proses optimizasyonları ve iyileştirmeler sayesinde tesisin KYY işleme kapasitesi yüzde 25 artışla 75 bin tona, baz yağ üretim kapasitesi ise yüzde 15’in üzerinde artışla 52 bin tona ulaştı. TAYRAŞ projesi, proses endüstrilerinde başarılı bir dijital dönüşüm için otomasyon teknolojisini devreye almanın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzun vadeli başarı; ölçeklenebilir kontrol sistemlerinin, planlı modernizasyon çalışmalarının, güçlü veri erişiminin ve yaşam döngüsü desteğinin bir arada sunulmasını gerektiriyor. TAYRAŞ Rafineri Müdürü Ertuğrul Kılıç, “TAYRAŞ’ın yeniden rafinasyon operasyonları, en ileri damıtma ve hidro-arıtma ünitelerine dayanıyor. Operasyonel güvenlik, süreklilik ve ürün kalitesi; proses kontrolü ve otomasyon sistemlerine son derece duyarlı. Bu nedenle yüksek erişilebilirlik sunan ve proses kararlılığını güvence altına alan bir otomasyon altyapısına ihtiyaç duyuyoruz. Tesisimizde kurulan Rockwell Automation sistemi, tüm süreçler açısından kritik öneme sahip yüksek seviyede proses güvenilirliği sağladı” açıklamasında bulundu. Teknoloji yatırımlarının uzun vadeli değer yaratabilmesi için güçlü iş birlikleri ve kesintisiz desteğin önemini vurgulayan Rockwell Automation Türkiye Ülke Müdürü Fatih Üzümcü, “TAYRAŞ ile rafinerinin ilk aşamalarından bu yana yürüttüğümüz iş birliğinde yalnızca otomasyon teknolojilerimizi sunmakla kalmadık; modernizasyon, veri görünürlüğü ve yaşam döngüsü hizmetlerimizle sistemin güvenilirliğini, sürdürülebilirliğini ve gelecekteki büyüme ihtiyaçlarına uyumunu destekledik. Rockwell Automation olarak ölçeklenebilir kontrol altyapımız ve uzmanlığımızla TAYRAŞ’ın kesintisiz, verimli ve çevreye duyarlı üretim hedeflerine katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Rafinerinin kuruluş aşamasında başlayan güçlü iş birliğini sistem modernizasyonu ve destek hizmetleriyle sürdüren TAYRAŞ, hem operasyonel mükemmelliği hem de gelecekteki büyümesini destekleyecek sağlam bir otomasyon altyapısı oluşturdu. Proje, modern otomasyonun verimli, güvenilir ve çevreye duyarlı üretim süreçlerini mümkün kılarak sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini de ortaya koyuyor. Rockwell Automation; otomasyon teknolojisi, modernizasyon hizmetleri ve uzun vadeli yaşam döngüsü desteğini bir araya getirerek TAYRAŞ’ın yüksek kaliteli baz yağ üretimi, döngüsel ekonomiye katkı ve çevresel etkinin azaltılmasına yönelik hedeflerini gerçekleştirmesine destek olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tayraş, İleri Otomasyon Ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor Haber

Tayraş, İleri Otomasyon Ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor

Sürdürülebilir endüstriyel proseslere ve döngüselliğe yönelik talep artarken petrokimya sektöründeki şirketler, yüksek ürün kalitesini ve operasyonel performansı korurken atıkları azaltmanın yollarını arıyor. TAYRAŞ, kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) ileri yeniden rafinasyon teknolojileriyle yüksek katma değerli Grup II ve Grup II+ baz yağlara dönüştürerek bu ihtiyaca yanıt veriyor. Türkiye merkezli şirket, ileri yeniden rafinasyon teknolojileri sayesinde kullanılmış yağlama yağlarından yüksek kaliteli baz yağ üretiyor. Böylece kullanılmış yağların değerini artırırken ham petrolden üretilen yeni baz yağlara olan ihtiyacı azaltmayı ve baz yağ üretiminin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Kullanılmış yağları geri kazanarak yeniden işleyen TAYRAŞ, üretimde döngüsel bir modeli destekliyor; atık yağların bertarafından ve ham petrolden baz yağ üretiminden kaynaklanan çevresel etkinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Zorluk Modern bir baz yağ rafinerisinin işletilmesi; güvenilir proses kontrolünü, tesis genelindeki tüm süreçlerin kapsamlı biçimde izlenebilmesini ve güvenli, verimli üretimin uzun vadede sürdürülebilmesini gerektiriyor. TAYRAŞ, gelişmiş hidro-proses teknolojisiyle birlikte çalışan dört aşamalı bir damıtma prosesi kullanıyor. Bu zorlu operasyonları etkin biçimde yönetebilmek için şirketin; tesis genelindeki süreçlerin tek merkezden izlenmesini sağlayan, üretim sürekliliğini destekleyen, kullanım ömrü boyunca etkin biçimde yönetilebilen ve üst düzey güvenlik gerekliliklerini karşılayan son derece güvenilir bir otomasyon mimarisine ihtiyacı vardı. Sistemin aynı zamanda gelecekteki modernizasyon ve kapasite artışı çalışmalarına güçlü bir temel oluşturması gerekiyordu. Çözüm TAYRAŞ, rafinerinin kuruluş aşamasında uzun vadeli teknoloji iş ortağı olarak Rockwell Automation’ı seçti. İki şirket, mevcut operasyonel gereksinimleri karşılayacak ve gelecekteki büyümeyi destekleyecek entegre bir otomasyon mimarisini birlikte hayata geçirdi. Çözüm; Allen-Bradley® ControlLogix®, FactoryTalk® View Site Edition Server tabanlı dağıtık kontrol sistemi (DCS)/SCADA mimarisi, FactoryTalk® görselleştirme ve operatör arayüzü çözümleriyle operasyonel verilerin toplanması ve analizi için FactoryTalk® Historian altyapısı dahil olmak üzere birçok Rockwell Automation teknolojisini bir araya getirdi. Uzun vadeli başarı için teknolojinin tek başına yeterli olmadığından hareket eden TAYRAŞ, Rockwell Automation ile beş yıllık hizmet ve destek anlaşması da imzaladı. Önleyici bakım, yıllık sistem durum değerlendirmeleri, TechConnect℠ desteği, saha hizmetleri ve yaşam döngüsü yönetimini kapsayan anlaşma, rafinerinin otomasyon sistemlerinde güvenilirliğin ve yüksek performansın korunmasına yardımcı oluyor. Rafineri, operasyonel mükemmellik hedefi doğrultusunda daha sonraki dönemde bir DCS modernizasyon projesi için de Rockwell Automation ile iş birliği yaptı. Bu çalışma; FactoryTalk® View SE yükseltmelerini, yedekli HMI sunucu mimarisinin devreye alınmasını, Historian altyapısının genişletilmesini, proses ve tank sahası sistemleri arasındaki entegrasyonun iyileştirilmesini, ViewPoint yetkinliklerinin yeniden etkinleştirilmesini ve operasyonel verilerin daha kapsamlı biçimde izlenebilmesini kapsadı. Sonuçlar İleri otomasyon teknolojisi, modernizasyon çalışmaları ve yaşam döngüsü hizmetlerinin bir araya gelmesi, TAYRAŞ’ın operasyonlarına somut ve ölçülebilir katkılar sağladı. Uygulanan çözüm, rafinerinin operasyonel güvenilirliğini ve sistem sürekliliğini artırarak tesisin istikrarlı biçimde çalışmasına katkıda bulundu. 7 gün 24 saat kesintisiz çalışması gereken bu tür tesislerde yaşanabilecek herhangi bir arıza, uzun ve maliyetli duruşlara yol açabiliyor. Sistemin devreye girmesinden sonraki dört yıllık süreçte TAYRAŞ, otomasyon kaynaklı hiçbir kritik veya plansız duruş yaşamadan operasyonlarına devam etti. Proseslerin daha kapsamlı izlenebilmesi ve gelişmiş raporlama olanakları, operasyonel bilgilere erişimi kolaylaştırarak izleme ve karar alma süreçlerini güçlendirdi. Modernizasyon çalışmaları, gelecekteki kapasite artışları için daha güçlü bir dijital temel oluştururken TAYRAŞ, aldığı kesintisiz destek sayesinde Rockwell Automation’ın uzmanlığından yararlanmaya devam etti. Bu iyileştirmeler, TAYRAŞ’ın sürdürülebilir ve çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendirirken kullanılmış yağlama yağlarını yeni ve değerli kaynaklara dönüştürme misyonuna da katkıda bulunuyor. Son proses optimizasyonları ve iyileştirmeler sayesinde tesisin KYY işleme kapasitesi yüzde 25 artışla 75 bin tona, baz yağ üretim kapasitesi ise yüzde 15’in üzerinde artışla 52 bin tona ulaştı. TAYRAŞ projesi, proses endüstrilerinde başarılı bir dijital dönüşüm için otomasyon teknolojisini devreye almanın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzun vadeli başarı; ölçeklenebilir kontrol sistemlerinin, planlı modernizasyon çalışmalarının, güçlü veri erişiminin ve yaşam döngüsü desteğinin bir arada sunulmasını gerektiriyor. TAYRAŞ Rafineri Müdürü Ertuğrul Kılıç, “TAYRAŞ’ın yeniden rafinasyon operasyonları, en ileri damıtma ve hidro-arıtma ünitelerine dayanıyor. Operasyonel güvenlik, süreklilik ve ürün kalitesi; proses kontrolü ve otomasyon sistemlerine son derece duyarlı. Bu nedenle yüksek erişilebilirlik sunan ve proses kararlılığını güvence altına alan bir otomasyon altyapısına ihtiyaç duyuyoruz. Tesisimizde kurulan Rockwell Automation sistemi, tüm süreçler açısından kritik öneme sahip yüksek seviyede proses güvenilirliği sağladı” açıklamasında bulundu. Teknoloji yatırımlarının uzun vadeli değer yaratabilmesi için güçlü iş birlikleri ve kesintisiz desteğin önemini vurgulayan Rockwell Automation Türkiye Ülke Müdürü Fatih Üzümcü, “TAYRAŞ ile rafinerinin ilk aşamalarından bu yana yürüttüğümüz iş birliğinde yalnızca otomasyon teknolojilerimizi sunmakla kalmadık; modernizasyon, veri görünürlüğü ve yaşam döngüsü hizmetlerimizle sistemin güvenilirliğini, sürdürülebilirliğini ve gelecekteki büyüme ihtiyaçlarına uyumunu destekledik. Rockwell Automation olarak ölçeklenebilir kontrol altyapımız ve uzmanlığımızla TAYRAŞ’ın kesintisiz, verimli ve çevreye duyarlı üretim hedeflerine katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Rafinerinin kuruluş aşamasında başlayan güçlü iş birliğini sistem modernizasyonu ve destek hizmetleriyle sürdüren TAYRAŞ, hem operasyonel mükemmelliği hem de gelecekteki büyümesini destekleyecek sağlam bir otomasyon altyapısı oluşturdu. Proje, modern otomasyonun verimli, güvenilir ve çevreye duyarlı üretim süreçlerini mümkün kılarak sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini de ortaya koyuyor. Rockwell Automation; otomasyon teknolojisi, modernizasyon hizmetleri ve uzun vadeli yaşam döngüsü desteğini bir araya getirerek TAYRAŞ’ın yüksek kaliteli baz yağ üretimi, döngüsel ekonomiye katkı ve çevresel etkinin azaltılmasına yönelik hedeflerini gerçekleştirmesine destek olmayı sürdürüyor. TAYRAŞ Hakkında: TAYRAŞ, Türkiye’de kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) geri kazanmak ve yeniden rafine etmek amacıyla 2011 yılında kuruldu. Rafineri 2022 yılında faaliyete geçti ve Ocak 2022’den bu yana tam kapasiteyle çalışıyor. Türkiye’de 50 milyon doların üzerinde yatırımla hayata geçirilen tesis, yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlıyor ve 105 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösteriyor. Daha önce yılda 60 bin ton kullanılmış yağlama yağı işleme ve 45 bin ton baz yağ üretme kapasitesine sahip olan tesisin kapasitesi, son proses optimizasyonları ve iyileştirmelerle birlikte 75 bin ton KYY işleme ve 52 bin ton baz yağ üretim seviyesine yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü   Ürün Çeşitliliğini Destekliyor Haber

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü Ürün Çeşitliliğini Destekliyor

Ebeveynlerin günlük hayatındaki ihtiyaçları merkeze alan Babyjem, benimsediği “Anne Kadar Yakın” yaklaşımıyla yalnızca iletişim dilini değil, ürün geliştirme anlayışını da şekillendiriyor. Ebeveynlerin günlük hayatında karşılaştığı ihtiyaçları yakından takip eden marka, ürünlerini bu ihtiyaçların doğrudan karşılığı olacak şekilde geliştiriyor. Hamilelik döneminden bebeğin ilk yıllarına uzanan süreçte ebeveynlerin değişen ihtiyaçlarını bir bütün olarak ele alan Babyjem, pratikliği ve güvenliği tasarımın merkezinde tutuyor. Markanın bugün ulaştığı geniş ürün gamının arkasında da bu ihtiyaç odaklı yaklaşım bulunuyor. Günlük hayatın hızına uyum sağlayan, kullanımı kolay ve işlevsel çözümler geliştiren Babyjem, ebeveynlerin farklı dönemlerde karşılaşabileceği ihtiyaçları tek bir ürün grubu üzerinden ziyade birbirini tamamlayan bir yapı içerisinde ele alıyor. Bu nedenle ürün gamında hamilelik dönemindeki annenin konforundan bebeğin ilk banyo deneyimine, ev içi güvenlikten seyahat sırasında ihtiyaç duyulan ürünlere kadar farklı kullanım alanları bir arada yer alıyor. Üretim Yapısı Ürün Çeşitliliğine Esneklik Kazandırıyor Bu çeşitliliği destekleyen üretim organizasyonu, Babyjem’in ihtiyaçlara hızlı yanıt vermesine imkan veriyor. 2008’de 80 metrekarelik bir ofisle başlayan Babyjem, bugün 9.500 metrekarelik üretim alanında 150’yi aşkın çalışanıyla faaliyet gösteriyor. Ar-Ge ekibiyle yeni ürün çalışmalarını sürdüren marka, ürünlerinin yüzde 95’ini kendi bünyesinde üretiyor. Düşük adetlerde de üretim yapabilen bu yapı, yeni ürünlerin yanı sıra renk ve trend değişikliklerine de hızlı şekilde cevap verilmesini sağlıyor. Haftalık 100 bin adetlik üretim kapasitesi ise farklı ürün gruplarındaki talebe göre esnek bir planlama yapılmasına imkan tanıyor. Kendi bünyesindeki üretim gücü, hammadde seçiminden kalite kontrolüne kadar sürecin farklı aşamalarında da karşılık buluyor. Tekstil ürünlerinde OEKO-TEX Standard 100 kriterlerine uygun hammaddeler kullanan Babyjem, plastik ürünlerinde gıdaya uygun orijinal PP tercih ediyor. Ürün ve ambalajlarda geri dönüştürülebilir, doğada çözünebilir hammaddelere yönelen marka, ürünlerini ilgili güvenlik ve uygunluk testlerinden geçiriyor. CE, UKCA ve TSE gibi uygunluk belgeleri de ürünlerin ilgili Pazar ve kullanım gerekliliklerine göre yürütülen bu süreçte devreye giriyor. Türkiye’deki üretim yapısı, Babyjem’in Avrupa’daki üretim standartlarını daha ulaşılabilir bir fiyat yapısıyla sunmasına da olanak tanıyor. Kalite Anlayışı Erişilebilirlikle Beraber İlerliyor Babyjem’in ürün geliştirme yaklaşımında kalite kadar ulaşılabilirlik de önem taşıyor. Farklı ihtiyaçlara yönelik geniş ürün gamını fiyat-performans dengesini gözeterek daha geniş bir ebeveyn kitlesine ulaştıran marka, bu anlayışı satış noktalarındaki yaygınlığıyla da destekliyor. Türkiye’de 1.000’i aşkın fiziksel satış noktasında ihtisas bebek mağazaları, zincir marketler, eczaneler ve drugstore’lar üzerinden tüketiciyle buluşan Babyjem, e-ticaret sayesinde son tüketiciyle doğrudan temas kurarak Babyjemshop üzerinden ürünlerini ebeveynlerle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İSO Başkan Adayı Ender Yılmaz’dan “Made in Europe” Açıklaması Haber

İSO Başkan Adayı Ender Yılmaz’dan “Made in Europe” Açıklaması

Avrupa Birliği’nin otomotiv sanayisinde Avrupa üretimine öncelik vermek amacıyla hazırladığı düzenleme, Türkiye’deki üretimin bu kapsamda nasıl değerlendirileceği sorusunu gündeme taşıdı. Konuya ilişkin açıklama yapan İstanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı ve İSO Yönetim Kurulu Başkan Adayı Ender Yılmaz, Türkiye ile Avrupa arasındaki üretim bağlarının gözetilmesi gerektiğini belirterek yetkilileri ve sektör temsilcilerini diplomatik ve teknik girişimleri hızlandırmaya çağırdı. “Türkiye, Avrupa’nın üretim gücünü tamamlıyor” Türkiye’nin uzun yıllardır Avrupa otomotiv değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yılmaz, “Ülkemiz; üretim kapasitesi, mühendislik yetkinliği, tedarikçi altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla Avrupa’nın rekabet gücünü destekliyor. Türkiye’de üretilen araçlar ve otomotiv parçaları, Avrupa pazarının ihtiyaçlarını karşılayan güçlü bir sanayi ekosisteminin parçası. ‘Made in Europe’ yaklaşımının, bu yapıyla bütünleşmiş üretim merkezlerini dışlayacak biçimde daraltılması, Avrupa otomotiv sektörünün geleceği açısından da önemli riskler taşıyor” dedi. Küresel rekabetin yoğunlaştığı sektörde, birbirini tamamlayan üretim ağlarının önem kazandığını ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Elektrikli araçlardan batarya teknolojilerine, yazılımdan yeni nesil üretim modellerine kadar kapsamlı bir dönüşüm yaşanıyor. Bu süreçte rekabet gücünü korumanın yolu, mevcut sanayi altyapısını geliştirerek güçlü, entegre ve sürdürülebilir bir üretim ekosistemi oluşturmaktan geçiyor. Türkiye’nin bu yapının dışında bırakılması, ülkemizdeki yatırımlar ve istihdamla birlikte Avrupa otomotiv değer zincirinin dayanıklılığını ve küresel rekabet gücünü de olumsuz etkileyebilir.” “Önümüzdeki 20–30 yılın yatırım kararları söz konusu” Avrupa Birliği kurumlarının alacağı kararların uzun vadeli etkilerine işaret eden Yılmaz, konunun sanayi politikası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Yılmaz, “Önümüzdeki dönemde alınacak kararlar, şirketlerin bugünkü faaliyetlerinin yanı sıra 20–30 yıllık yatırım stratejilerini de etkileyebilecek nitelikte. Beklentimiz, Avrupa Birliği kurumlarının ve ilgili karar vericilerin sektörün üretim yapısını ve karşılıklı bağlarını gözeten bir yaklaşım benimsemesidir. Üretim zincirlerinin bütünlüğünü koruyan kararlar, ortak rekabet gücümüzü de artırır” ifadelerini kullandı. Diplomatik ve teknik girişimlerin hızlandırılması gerektiğini belirten Yılmaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Yetkililerimizin, sektör temsilcilerimizle birlikte bugünden harekete geçmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’nin otomotiv sanayisindeki kazanımlarını korumak, yeni nesil yatırımların önünü açmak ve küresel dönüşümde güçlü bir konum elde etmek için tüm imkânlarımızla çalışmayı sürdürmeliyiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıda Üretiminde Hız Ve Verimlilik Yarışı  Haber

Gıda Üretiminde Hız Ve Verimlilik Yarışı 

Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı IBAKTECH, 14-17 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Bu yıl 15’incisi düzenlenecek fuarda; dondurma ve gelato üretim teknolojileri, çikolata ve şekerleme makineleri, pasta ve kurabiye üretim sistemleri, hamur işleme hatları, endüstriyel fırınlar, soğutma sistemleri ve sürdürülebilir üretim çözümleri sergilenecek. ÜRETİM KAPASİTESİNDE YENİ SINIR: SAATTE 11 BİN ADET IBAKTECH 2026’da sergilenecek yeni nesil makineler, gıda üretiminde hızın yanı sıra standart kaliteyi ve üretim sürekliliğini de artırmayı hedefliyor. Hamurun yapısını koruyan basınçsız kesim teknolojileriyle saatte 11 bin adede kadar üretim yapılabilirken; tam otomasyonlu, servo sistemli ve internet bağlantılı hatlar üretim süreçlerinin uzaktan izlenmesine, bakım ihtiyacının azaltılmasına ve iş gücünün daha verimli kullanılmasına imkân sağlıyor. Fuarda hassas kesim gerektiren ürünlere yönelik teknolojiler de yer alacak. Yerli olarak üretilen titanyum bıçak ve ultrasonik güç kaynağına sahip sistemler, sert ve donuk pastaları formunu bozmadan dilimleyebiliyor. Bu makineler arasında beş saniyede sekiz dilim kesebilen modeller de bulunuyor. DONDURMA VE GELATODA YENİ ÜRETİM MODELLERİ Dondurma ve gelato alanında üretim makinelerinden pastörizatörlere, teşhir vitrinlerinden şok soğutuculara, doğal içerikli premikslerden farklı dondurma türlerine özel karışımlara kadar geniş bir ürün grubu sergilenecek. Kahve ile dondurmayı aynı profesyonel satış konseptinde buluşturan ve dünyada ilk kez sergilenecek yeni bir bar sistemi de IBAKTECH 2026’da tanıtılacak. Gerçek meyve ve doğal içeriklerle hazırlanan gelato premiksleri, daha düşük dozajla istenen kıvamı sağlayarak ürün verimliliğini artıran yerli karışımlar ve farklı kullanım alanlarına yönelik yenilebilir gıda kapları da fuarın dikkat çeken ürünleri arasında bulunacak. ENERJİ VE HAM MADDE TÜKETİMİNİ AZALTAN TEKNOLOJİLER IBAKTECH 2026’da üretim kapasitesinin yanı sıra enerji, ham madde ve iş gücü kullanımını azaltan çözümler de öne çıkacak. Basınçlı havaya ihtiyaç duymadan çalışan şekillendirme makinelerinden mayalanma ve soğutma süreçlerini otomatik olarak yöneten sistemlere kadar birçok teknoloji, üretimin daha düşük kaynak kullanımıyla sürdürülmesine katkı sağlayacak. Endüstriyel pişirme ekipmanlarında geliştirilen hafif tasarımlar ise kullanım alanına bağlı olarak tava ağırlığını yüzde 30 ila 50 oranında azaltırken enerji verimliliğini destekleyecek. Uzun ömürlü ve daha az yağ kullanımına imkân veren kaplama seçenekleri de işletmelerin kaynak tüketimini ve bakım ihtiyacını azaltmasına yardımcı olacak. ÜRETİCİLER DAHA FAZLA ÜRETİRKEN DAHA AZ KAYNAK KULLANMAK İSTİYOR Gıda üretim teknolojilerindeki dönüşümü değerlendiren Messe Stuttgart Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop: “Gıda sektöründe rekabet artık yalnızca ürün kalitesi üzerinden ilerlemiyor. Üreticiler daha yüksek kapasiteye ulaşırken enerji, ham madde ve iş gücünü daha verimli kullanmak ve her üretimde aynı kaliteyi korumak istiyor. Otomasyon, dijital takip sistemleri ve enerji verimli makineler bu nedenle yatırım kararlarının merkezine yerleşiyor. IBAKTECH 2026’da sektörün bu ihtiyaçlarına yanıt veren yeni nesil teknolojileri bir araya getireceğiz. Avrasya’nın fırıncılık, pastacılık ve şekerleme sektörlerine yönelik tek global ticaret fuarı olan IBAKTECH’te, üreticilerle uluslararası alıcıları aynı platformda buluşturuyoruz. 2024 yılında 118 ülkeden 92 bin 482 ziyaretçiyi ağırlayan fuarımızda, bu yıl katılımcı ve ziyaretçilerimizle birlikte 150 ülkeden sektör paydaşını İstanbul’da buluşturacağız. Artan talep doğrultusunda fuarımızı bir salon daha büyüterek 7 salon ve 80 bin metrekarelik alana taşıdık. IBAKTECH’te yerli mühendislik gücüyle geliştirilen yüksek kapasiteli sistemleri, enerji verimli çözümleri ve yeni üretim teknolojilerini dünya pazarlarıyla buluşturacağız” açıklamalarında bulundu. MAKİNELER FUARDA ÜRETİME GEÇECEK IBAKTECH 2026, makinelerin yalnızca sergilendiği değil, üretim sırasında deneyimlenebildiği bir buluşma olacak. Dört gün boyunca gerçekleştirilecek canlı uygulama ve workshoplarda gelato, stik dondurma, çikolata, kurabiye, simit, ekmek, pizza, baklava, börek ve mantı üretimi yapılacak. Yerli ve yabancı şeflerin katılacağı uygulamalarda hazırlanan ürünler ziyaretçilerin tadımına sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıda Üretiminde Hız ve Verimlilik Yarışı  Haber

Gıda Üretiminde Hız ve Verimlilik Yarışı 

Otomasyon, yüksek üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim çözümleri sektörün büyümesinde belirleyici olurken, fırıncılık, pastacılık ve şekerleme teknolojilerinin ulaştığı son nokta IBAKTECH 2026’da sergilenecek. Fuarda; saatte 11 bin adede kadar üretim gerçekleştiren hatlardan beş saniyede sekiz dilim kesebilen yerli ultrasonik sistemlere, enerji tüketimini azaltan makinelerden dünyada ilk kez tanıtılacak yeni konseptlere kadar çok sayıda teknoloji yer alacak. Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı IBAKTECH, 14-17 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Bu yıl 15’incisi düzenlenecek fuarda; dondurma ve gelato üretim teknolojileri, çikolata ve şekerleme makineleri, pasta ve kurabiye üretim sistemleri, hamur işleme hatları, endüstriyel fırınlar, soğutma sistemleri ve sürdürülebilir üretim çözümleri sergilenecek. ÜRETİM KAPASİTESİNDE YENİ SINIR: SAATTE 11 BİN ADET IBAKTECH 2026’da sergilenecek yeni nesil makineler, gıda üretiminde hızın yanı sıra standart kaliteyi ve üretim sürekliliğini de artırmayı hedefliyor. Hamurun yapısını koruyan basınçsız kesim teknolojileriyle saatte 11 bin adede kadar üretim yapılabilirken; tam otomasyonlu, servo sistemli ve internet bağlantılı hatlar üretim süreçlerinin uzaktan izlenmesine, bakım ihtiyacının azaltılmasına ve iş gücünün daha verimli kullanılmasına imkân sağlıyor. Fuarda hassas kesim gerektiren ürünlere yönelik teknolojiler de yer alacak. Yerli olarak üretilen titanyum bıçak ve ultrasonik güç kaynağına sahip sistemler, sert ve donuk pastaları formunu bozmadan dilimleyebiliyor. Bu makineler arasında beş saniyede sekiz dilim kesebilen modeller de bulunuyor. DONDURMA VE GELATODA YENİ ÜRETİM MODELLERİ Dondurma ve gelato alanında üretim makinelerinden pastörizatörlere, teşhir vitrinlerinden şok soğutuculara, doğal içerikli premikslerden farklı dondurma türlerine özel karışımlara kadar geniş bir ürün grubu sergilenecek. Kahve ile dondurmayı aynı profesyonel satış konseptinde buluşturan ve dünyada ilk kez sergilenecek yeni bir bar sistemi de IBAKTECH 2026’da tanıtılacak. Gerçek meyve ve doğal içeriklerle hazırlanan gelato premiksleri, daha düşük dozajla istenen kıvamı sağlayarak ürün verimliliğini artıran yerli karışımlar ve farklı kullanım alanlarına yönelik yenilebilir gıda kapları da fuarın dikkat çeken ürünleri arasında bulunacak. ENERJİ VE HAM MADDE TÜKETİMİNİ AZALTAN TEKNOLOJİLER IBAKTECH 2026’da üretim kapasitesinin yanı sıra enerji, ham madde ve iş gücü kullanımını azaltan çözümler de öne çıkacak. Basınçlı havaya ihtiyaç duymadan çalışan şekillendirme makinelerinden mayalanma ve soğutma süreçlerini otomatik olarak yöneten sistemlere kadar birçok teknoloji, üretimin daha düşük kaynak kullanımıyla sürdürülmesine katkı sağlayacak. Endüstriyel pişirme ekipmanlarında geliştirilen hafif tasarımlar ise kullanım alanına bağlı olarak tava ağırlığını yüzde 30 ila 50 oranında azaltırken enerji verimliliğini destekleyecek. Uzun ömürlü ve daha az yağ kullanımına imkân veren kaplama seçenekleri de işletmelerin kaynak tüketimini ve bakım ihtiyacını azaltmasına yardımcı olacak. ÜRETİCİLER DAHA FAZLA ÜRETİRKEN DAHA AZ KAYNAK KULLANMAK İSTİYOR Gıda üretim teknolojilerindeki dönüşümü değerlendiren Messe Stuttgart Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop: “Gıda sektöründe rekabet artık yalnızca ürün kalitesi üzerinden ilerlemiyor. Üreticiler daha yüksek kapasiteye ulaşırken enerji, ham madde ve iş gücünü daha verimli kullanmak ve her üretimde aynı kaliteyi korumak istiyor. Otomasyon, dijital takip sistemleri ve enerji verimli makineler bu nedenle yatırım kararlarının merkezine yerleşiyor. IBAKTECH 2026’da sektörün bu ihtiyaçlarına yanıt veren yeni nesil teknolojileri bir araya getireceğiz. Avrasya’nın fırıncılık, pastacılık ve şekerleme sektörlerine yönelik tek global ticaret fuarı olan IBAKTECH’te, üreticilerle uluslararası alıcıları aynı platformda buluşturuyoruz. 2024 yılında 118 ülkeden 92 bin 482 ziyaretçiyi ağırlayan fuarımızda, bu yıl katılımcı ve ziyaretçilerimizle birlikte 150 ülkeden sektör paydaşını İstanbul’da buluşturacağız. Artan talep doğrultusunda fuarımızı bir salon daha büyüterek 7 salon ve 80 bin metrekarelik alana taşıdık. IBAKTECH’te yerli mühendislik gücüyle geliştirilen yüksek kapasiteli sistemleri, enerji verimli çözümleri ve yeni üretim teknolojilerini dünya pazarlarıyla buluşturacağız” açıklamalarında bulundu. MAKİNELER FUARDA ÜRETİME GEÇECEK IBAKTECH 2026, makinelerin yalnızca sergilendiği değil, üretim sırasında deneyimlenebildiği bir buluşma olacak. Dört gün boyunca gerçekleştirilecek canlı uygulama ve workshoplarda gelato, stik dondurma, çikolata, kurabiye, simit, ekmek, pizza, baklava, börek ve mantı üretimi yapılacak. Yerli ve yabancı şeflerin katılacağı uygulamalarda hazırlanan ürünler ziyaretçilerin tadımına sunulacak. Otomasyon, yüksek üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim çözümleri sektörün büyümesinde belirleyici olurken, fırıncılık, pastacılık ve şekerleme teknolojilerinin ulaştığı son nokta IBAKTECH 2026’da sergilenecek. Fuarda; saatte 11 bin adede kadar üretim gerçekleştiren hatlardan beş saniyede sekiz dilim kesebilen yerli ultrasonik sistemlere, enerji tüketimini azaltan makinelerden dünyada ilk kez tanıtılacak yeni konseptlere kadar çok sayıda teknoloji yer alacak. Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı IBAKTECH, 14-17 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Bu yıl 15’incisi düzenlenecek fuarda; dondurma ve gelato üretim teknolojileri, çikolata ve şekerleme makineleri, pasta ve kurabiye üretim sistemleri, hamur işleme hatları, endüstriyel fırınlar, soğutma sistemleri ve sürdürülebilir üretim çözümleri sergilenecek. ÜRETİM KAPASİTESİNDE YENİ SINIR: SAATTE 11 BİN ADET IBAKTECH 2026’da sergilenecek yeni nesil makineler, gıda üretiminde hızın yanı sıra standart kaliteyi ve üretim sürekliliğini de artırmayı hedefliyor. Hamurun yapısını koruyan basınçsız kesim teknolojileriyle saatte 11 bin adede kadar üretim yapılabilirken; tam otomasyonlu, servo sistemli ve internet bağlantılı hatlar üretim süreçlerinin uzaktan izlenmesine, bakım ihtiyacının azaltılmasına ve iş gücünün daha verimli kullanılmasına imkân sağlıyor. Fuarda hassas kesim gerektiren ürünlere yönelik teknolojiler de yer alacak. Yerli olarak üretilen titanyum bıçak ve ultrasonik güç kaynağına sahip sistemler, sert ve donuk pastaları formunu bozmadan dilimleyebiliyor. Bu makineler arasında beş saniyede sekiz dilim kesebilen modeller de bulunuyor. DONDURMA VE GELATODA YENİ ÜRETİM MODELLERİ Dondurma ve gelato alanında üretim makinelerinden pastörizatörlere, teşhir vitrinlerinden şok soğutuculara, doğal içerikli premikslerden farklı dondurma türlerine özel karışımlara kadar geniş bir ürün grubu sergilenecek. Kahve ile dondurmayı aynı profesyonel satış konseptinde buluşturan ve dünyada ilk kez sergilenecek yeni bir bar sistemi de IBAKTECH 2026’da tanıtılacak. Gerçek meyve ve doğal içeriklerle hazırlanan gelato premiksleri, daha düşük dozajla istenen kıvamı sağlayarak ürün verimliliğini artıran yerli karışımlar ve farklı kullanım alanlarına yönelik yenilebilir gıda kapları da fuarın dikkat çeken ürünleri arasında bulunacak. ENERJİ VE HAM MADDE TÜKETİMİNİ AZALTAN TEKNOLOJİLER IBAKTECH 2026’da üretim kapasitesinin yanı sıra enerji, ham madde ve iş gücü kullanımını azaltan çözümler de öne çıkacak. Basınçlı havaya ihtiyaç duymadan çalışan şekillendirme makinelerinden mayalanma ve soğutma süreçlerini otomatik olarak yöneten sistemlere kadar birçok teknoloji, üretimin daha düşük kaynak kullanımıyla sürdürülmesine katkı sağlayacak. Endüstriyel pişirme ekipmanlarında geliştirilen hafif tasarımlar ise kullanım alanına bağlı olarak tava ağırlığını yüzde 30 ila 50 oranında azaltırken enerji verimliliğini destekleyecek. Uzun ömürlü ve daha az yağ kullanımına imkân veren kaplama seçenekleri de işletmelerin kaynak tüketimini ve bakım ihtiyacını azaltmasına yardımcı olacak. ÜRETİCİLER DAHA FAZLA ÜRETİRKEN DAHA AZ KAYNAK KULLANMAK İSTİYOR Gıda üretim teknolojilerindeki dönüşümü değerlendiren Messe Stuttgart Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop: “Gıda sektöründe rekabet artık yalnızca ürün kalitesi üzerinden ilerlemiyor. Üreticiler daha yüksek kapasiteye ulaşırken enerji, ham madde ve iş gücünü daha verimli kullanmak ve her üretimde aynı kaliteyi korumak istiyor. Otomasyon, dijital takip sistemleri ve enerji verimli makineler bu nedenle yatırım kararlarının merkezine yerleşiyor. IBAKTECH 2026’da sektörün bu ihtiyaçlarına yanıt veren yeni nesil teknolojileri bir araya getireceğiz. Avrasya’nın fırıncılık, pastacılık ve şekerleme sektörlerine yönelik tek global ticaret fuarı olan IBAKTECH’te, üreticilerle uluslararası alıcıları aynı platformda buluşturuyoruz. 2024 yılında 118 ülkeden 92 bin 482 ziyaretçiyi ağırlayan fuarımızda, bu yıl katılımcı ve ziyaretçilerimizle birlikte 150 ülkeden sektör paydaşını İstanbul’da buluşturacağız. Artan talep doğrultusunda fuarımızı bir salon daha büyüterek 7 salon ve 80 bin metrekarelik alana taşıdık. IBAKTECH’te yerli mühendislik gücüyle geliştirilen yüksek kapasiteli sistemleri, enerji verimli çözümleri ve yeni üretim teknolojilerini dünya pazarlarıyla buluşturacağız” açıklamalarında bulundu. MAKİNELER FUARDA ÜRETİME GEÇECEK IBAKTECH 2026, makinelerin yalnızca sergilendiği değil, üretim sırasında deneyimlenebildiği bir buluşma olacak. Dört gün boyunca gerçekleştirilecek canlı uygulama ve workshoplarda gelato, stik dondurma, çikolata, kurabiye, simit, ekmek, pizza, baklava, börek ve mantı üretimi yapılacak. Yerli ve yabancı şeflerin katılacağı uygulamalarda hazırlanan ürünler ziyaretçilerin tadımına sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.