Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim Süreçleri

Kapsül Haber Ajansı - Üretim Süreçleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Süreçleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.” Projede yer almak isteyen firmaların, “Katılımcı Şirket Talep Yazısı” formunu doldurup imzalı ve kaşeli halini firma imza sirküleri fotokopisi ile en geç 11 Eylül 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar Birliğin konfeksiyon@eib.org.tr e-posta adresine iletmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım Haber

GCA Design Studio’dan Cam Ambalaj Tasarımında Bütüncül Yaklaşım

GCA bünyesinde faaliyet gösteren GCA Design Studio, trend araştırmaları ve tüketici içgörülerinden tasarım, mühendislik ve üretim süreçlerine kadar ürün geliştirme yolculuğunun her aşamasında markalara destek veriyor. Tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini bir araya getirerek markaların fikirlerini üretilebilir, işlevsel ve değer yaratan cam ambalaj çözümlerine dönüştürüyor. Ürünün ilk fikir aşamasından tüketiciyle buluştuğu ana kadar tüm süreci yönetiyor, markaların pazarda farklılaşmasını destekleyen çözümler geliştiriyor. Bir fikri ürüne, ürünü markaya dönüştüren süreç GCA Design Studio'nun çalışma modeli, tasarımı ürün geliştirme yolculuğunun yalnızca bir aşaması olarak görüyor. Her proje; hedef pazarın, kategori dinamiklerinin, tüketici beklentilerinin ve markanın büyüme hedeflerinin analiz edilmesiyle şekilleniyor. Elde edilen içgörüler doğrultusunda geliştirilen fikirler, tasarım ve mühendislik çalışmalarıyla olgunlaştırılırken ürünün üretim süreçleriyle uyumu da eş zamanlı olarak değerlendiriliyor. Süreç, sektör ve trend araştırmalarıyla temelleniyor; tüketici içgörülerinin değerlendirilmesi ve ürün stratejisinin oluşturulmasıyla şekilleniyor. Bu aşamayı tasarım, prototip geliştirme, mühendislik çalışmaları, etiket ve dekorasyon çözümleri, dolum gereksinimleri ve üretim süreçleri takip ediyor. Ürünün pazara sunulmasına kadar uzanan tüm geliştirme adımları, birbirini besleyen entegre bir yaklaşımla yönetiliyor. Böylece markalar, farklı uzmanlık alanlarını ayrı ayrı koordine etmek yerine ihtiyaç duydukları tüm bilgi ve deneyime tek noktadan erişebiliyor. Bu yaklaşım sayesinde ortaya çıkan ambalajlar yalnızca estetik açıdan dikkat çekmiyor; üretim verimliliği, operasyonel gereksinimler, marka konumlandırması ve tüketici deneyimi gibi birçok farklı kriteri aynı anda karşılıyor. Etiket tasarımından dekorasyon alternatiflerine, kapak ve aksesuar seçimlerinden dolum süreçlerine kadar ürünün pazardaki başarısını etkileyen tüm detaylar bütüncül bir bakış açısıyla ele alınıyor. GCA'nın üretim gücü ve teknik bilgi birikimiyle desteklenen Design Studio, markalara fikir aşamasından pazara çıkışa kadar uzanan süreçte rehberlik ediyor. Tasarım ekipleri, mühendisler ve üretim uzmanları aynı hedef doğrultusunda çalışırken, ürün geliştirme süreci daha hızlı, daha verimli ve daha öngörülebilir hale geliyor. Tasarımın ötesinde bir çözüm merkeziGCA Design Studio'nun en önemli farklarından biri, tasarım, teknik uzmanlık, üretim deneyimi ve pazar bilgisini aynı yapı içerisinde buluşturması. Bu sayede markalar, ürün geliştirme sürecinin her aşamasında farklı çözüm ortaklarıyla çalışmak yerine tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek entegre bir ekiple ilerleyebiliyor. Sürdürülebilirlik de bu yaklaşımın önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Hafifletme odaklı tasarım çalışmaları sayesinde cam ambalajın estetik ve fonksiyonel özellikleri korunurken daha az ham madde kullanımıyla çevresel etki azaltılıyor. Tasarım gücünü uluslararası başarılarla ortaya koyuyor GCA Design Studio tarafından geliştirilen projeler, ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiği başarılarla da dikkat çekiyor. A' Design Award, Red Dot, WorldStar ve Ambalaj Ay Yıldızları gibi prestijli organizasyonlarda kazanılan ödüller, tasarım, teknik yetkinlik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimini bir araya getiren yaklaşımın uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Global trendler ve tüketici beklentileri doğrultusunda geliştirilen çalışmalar, Türkiye'yi cam ambalaj tasarımı alanında dünya çapında temsil eden örnekler arasında yer alıyor. “Markaların ürün geliştirme yolculuğunun tamamına eşlik ediyoruz” GCA Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi "Bugün başarılı bir ambalajın arkasında yalnızca iyi bir tasarım değil; doğru içgörü, güçlü mühendislik, üretim bilgisi ve pazarı doğru okuyan bir yaklaşım bulunuyor. GCA Design Studio'yu da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Bir ürün fikrinin ortaya çıktığı ilk andan, ürünün raflarda tüketiciyle buluştuğu noktaya kadar tüm sürece eşlik ediyoruz. Trend araştırmalarını, tüketici içgörülerini, tasarım ve mühendislik çalışmalarını, üretim deneyimimizi ve pazar bilgimizi aynı çatı altında bir araya getiriyoruz. Böylece markalar için yalnızca bir ambalaj geliştirmiyor, ürün geliştirme yolculuğunun tamamında değer üreten bir çözüm ortağı olarak çalışıyoruz. Amacımız, markaların fikirlerini güçlü ürünlere, ürünlerini de pazarda fark yaratan başarılara dönüştürmelerine katkı sağlamak." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme Haber

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme

Endüstriyel Ethernet teknolojilerinin gelişiminde kritik rol oynayan Time-Sensitive Networking (TSN) altyapısında önemli bir adım atıldı. CC-Link İş Ortağı Birliği (CLPA), TSN ekosisteminin temel bileşenleri arasında yer alan ağ anahtarlama çiplerinin sertifikasyon kapsamını genişletti. Bu kapsamda Analog Devices (ADI) tarafından geliştirilen ADIN6310 ve ADIN3310 endüstriyel Ethernet TSN uyumlu ağ anahtarlama entegre devreleri, CC-Link IE TSN uyumluluk sertifikasını almaya hak kazandı. Gelişme, üreticilere daha geniş bir çözüm ekosistemi sunarken, akıllı fabrika uygulamalarında ihtiyaç duyulan yüksek hızlı, güvenilir ve senkronize haberleşme altyapılarının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Üretim ortamlarında altyapı performansı yükseliyor CLPA Türkiye Müdürü Önder Şenol, endüstriyel haberleşme teknolojilerinde yaşanan dönüşümün üretim süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Üretim tesislerinde artan otomasyon seviyesi ve veri ihtiyacı, sistemler arasında daha hızlı ve hassas iletişim kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Bu noktada TSN teknolojisi, gerçek zamanlı veri akışını destekleyen yapısıyla endüstriyel Ethernet çözümlerinin gelişiminde önemli bir rol üstleniyor. CC-Link IE TSN, zaman senkronizasyonu, trafik yönetimi ve veri önceliklendirme gibi yetenekleriyle üretim ortamlarında yüksek performanslı iletişim altyapıları oluşturulmasına yardımcı oluyor” dedi. TSN tabanlı ağların kullanım alanı genişliyor TSN uyumlu donanım bileşenlerinin artmasının sektör için önemli bir gelişme olduğunu belirten Önder Şenol, “Endüstriyel ağların ölçeklenebilirliği, bu altyapıyı oluşturan temel bileşenlerin çeşitliliğiyle doğrudan ilişkili. ADI’nin ADIN6310 ve ADIN3310 ürünlerinin CC-Link IE TSN sertifikasyonu, sistem geliştiricilere yeni nesil endüstriyel Ethernet çözümleri oluşturma konusunda daha geniş seçenekler sunuyor. Her iki ürünün de 100 Mbps ve 1 Gbps bağlantıları desteklemesi, farklı uygulama ihtiyaçlarına uygun esnek sistem tasarımlarının geliştirilmesini mümkün kılıyor. Bu gelişme, TSN tabanlı ağların daha geniş kullanım alanlarına ulaşması açısından önemli bir adım oluşturuyor” ifadelerini kullandı Entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artıyor TSN ekosisteminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Şenol, “Akıllı fabrikaların yaygınlaşmasıyla birlikte üretim altyapılarında güvenilir, hızlı ve entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artmaya devam ediyor. TSN teknolojisinin ağ anahtarı çipleri gibi kritik donanım seviyelerine kadar genişlemesi, endüstriyel Ethernet altyapılarının gelişimini hızlandırıyor. CLPA olarak CC-Link IE TSN teknolojisinin küresel ölçekte benimsenmesini destekleyen çalışmalarımızı sürdürüyor, üreticilerin daha esnek ve yüksek performanslı iletişim altyapılarına ulaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. CLPA (CC-Link Partner Association) Hakkında  CLPA (CC-Link Partner Association), CC-Link’in kapsamlı kullanımının desteklenmesi amacıyla 2000 yılında kurulmuş bir açık ağ destekleme kuruluşudur. CLPA’nın temel teknolojisi olan CC-Link IE, otomasyon alanında dünyanın ilk ve tek açık gigabit etherneti olarak, yüksek bant genişliği sayesinde Sanayi 4.0 uygulamaları için uygun bir çözüm sunuyor. CLPA’nın temel faaliyet alanları arasında; CC-Link IE ve CC-Link teknik spesifikasyonlarının oluşturulması ve uyum testlerinin gerçekleştirilmesi, CC-Link kullanılan cihaz ve ekipmanlar için geliştirme desteği, cihaz seçimi için kullanıcı desteği ve CC-Link’in daha geniş kapsamlı bir şekilde benimsenmesine yönelik tanıtım çalışmaları yer alıyor. Kurulduğunda 163 kurumsal üyesi olan CLPA, 4300’ü aşkın üye şirkete ve 300'ü aşkın üreticiden 1.900'ü aşkın uyumlu ürüne sahip. Tüm dünyada ise hâlihazırda 30 milyonu aşkın cihaz CLPA teknolojisini kullanıyor. Asya’nın önde gelen açık endüstriyel otomasyon ağı teknolojisi CC-Link, Avrupa ile Kuzey ve Güney Amerika’da da giderek popülerlik kazanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor Haber

TENCEL™, Kaynakları Koruyarak Modanın Geleceğine Yön Veriyor

Üzerinizdeki tişörtün ne kadar su tüketilerek üretildiğini hiç düşündünüz mü? Günümüzde tekstil sektöründe sürdürülebilirlik yalnızca tasarımla değil, üretim süreçlerinde kullanılan su ve doğal kaynakların ne kadar verimli yönetildiğiyle de ölçülüyor. İklim değişikliği, kuraklık ve azalan su kaynakları, tekstil sektörünü üretim süreçlerini yeniden değerlendirmeye yönlendiriyor. Bu nedenle moda dünyasında artık yalnızca "ne giyelim?" değil, "nasıl üretildi?" sorusu önem kazanıyor. Kontrollü veya sertifikalı ağaç kaynaklarından[2] elde edilen TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları;kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri ve izlenebilirlik teknolojileriyle modanın geleceğine daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor. Su Ayak İzini Azaltan Elyaf Teknolojileri Doğal ağaç kaynaklarından elde edilen TENCEL™ Modal ve Lyocell ile LENZING™ ECOVERO™ viskon elyafları, kaynak verimliliğini merkeze alan üretim anlayışıyla geliştiriliyor. Bu elyaflar, jenerik (markasız) alternatiflerine kıyasla en az %50 daha düşük karbon emisyonu ve su tüketimiyle1 üretiliyor. Böylece tekstil ürünlerinin daha tasarım aşamasından itibaren çevresel etkilerinin azaltılmasına katkı sağlanıyor. Kapalı Döngü Üretimle Kaynak Verimliliği Su tasarrufu yalnızca kullanılan ham maddelerle sınırlı kalmıyor. Üretim teknolojileri de bu dönüşümde önemli rol oynuyor. TENCEL™, Lyocell elyafları özelinde kaynak verimliliği sağlayan kapalı döngü üretim süreciyle üretiliyor. Üretim sırasında kullanılan çözücülerin yüzde 99.8’i geri kazanılarak yeniden sisteme kazandırılıyor. Böylece doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlanırken, üretim süreçlerinin çevresel etkisi de azaltılıyor. Sürdürülebilirlik Bilinçli Seçimlerle Başlıyor Tekstil sektörünün geleceğini yalnızca yeni koleksiyonlar değil, bu koleksiyonlarda sürdürülebilirlik izlerini arayan bilinçli tüketiciler şekillendiriyor. Bir ürünün hangi ham maddeden üretildiği, üretim sırasında ne kadar kaynak kullanıldığı, çevresel etkisi satın alma kararlarında giderek daha fazla önem kazanıyor. Daha düşük su tüketimi, daha düşük karbon emisyonu ve kaynak verimliliği yüksek üretim süreçleri[3], modanın sürdürülebilir dönüşümünün temelini oluşturuyor. TENCEL™ ve LENZING™ ECOVERO™ elyafları da hem doğal ham maddelerden elde edilmesi, hem sorumlu kaynak kullanımı hem de izlenebilirlik teknolojisi gibi geliştirdiği yenilikçi teknolojilerle bu dönüşüme katkı sağlayarak, suyun değerini bilen yeni nesil tekstil anlayışına öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AI.SU'nun Yeni Bölümünde Yapay Zekâ Çağında Yaratıcılık ve Özgünlük Tartışıldı Haber

AI.SU'nun Yeni Bölümünde Yapay Zekâ Çağında Yaratıcılık ve Özgünlük Tartışıldı

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Melisa Sabancı Tapan tarafından hayata geçirilen AI.SU Platformu, yapay zekâ çağında insan kalma meselesini farklı disiplinlerin merceğinden ele alıyor. Platformun yeni bölümünde Melisa Sabancı Tapan'ın konuğu, Les Benjamins'in kurucusu ve kreatif direktörü Bünyamin Aydın oldu. Yapay zekâ yaratıcı üretimi nasıl dönüştürüyor? İnsan emeği ve özgünlük bu dönüşümde nasıl bir rol oynuyor? AI.SU'nun yeni bölümünde bu sorular moda ve tasarım dünyası üzerinden ele alındı. Söyleşide, yapay zekânın yaratıcılık üzerindeki etkisi; insan hayal gücü, kültürel birikim ve üretim süreçleri ekseninde değerlendirildi. Yapay zekâ bir araç, yaratıcılık insanda Programda yapay zekânın yaratıcı üretim süreçlerindeki rolünü değerlendiren Bünyamin Aydın, yapay zekâyı insanın yerini alan değil, yaratıcılığı destekleyen bir araç olarak tanımladı. Yapay zekâya yönelik tartışmaları fotoğrafçılığın ilk yıllarında sanat olup olmadığına ilişkin tartışmalarla karşılaştıran Aydın, yaratıcı üretimin merkezinde her zaman insanın hayal gücü ve estetik bakışının yer aldığını vurguladı. Aydın, yapay zekâ ile geliştirilen üretimlerin de insanın hayal gücü ve yönlendirmesiyle anlam kazandığını ifade etti. Özgünlük bilgi ve emekle şekilleniyor Söyleşide özgünlüğün yalnızca teknolojiyle değil, insanın bilgi birikimi ve emeğiyle ortaya çıktığını belirten Bünyamin Aydın, özellikle kültürel motiflerin yapay zekâ aracılığıyla yeniden yorumlanmasında insan denetiminin önemine dikkat çekti. Yapay zekânın sunduğu bilgilerin doğrulanması gerektiğini vurgulayan Aydın, güçlü bir kültürel birikimin yaratıcı üretimin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu söyledi. Programda ayrıca Les Benjamins'in yapay zekâ destekli yaratıcı üretim süreçlerinden örnekler paylaşan Aydın, başarılı sonuçların tek bir komutla değil; tasarım, fotoğraf, stil ve farklı yapay zekâ araçlarının birlikte kullanıldığı çok katmanlı bir üretim süreciyle ortaya çıktığını anlattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ORKA Banyo, Tasarım Eğitimini Sürdürülebilir Üretim Yaklaşımıyla Destekledi Haber

ORKA Banyo, Tasarım Eğitimini Sürdürülebilir Üretim Yaklaşımıyla Destekledi

Sürdürülebilirlik odağında gerçekleşen çalışma, genç tasarımcı adaylarını gerçek üretim deneyimiyle buluşturmayı amaçlıyor. ORKA Banyo, tasarım odaklı akademik paydaşlıklarını sürdürülebilirlik vizyonuyla geliştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda marka, İstanbul Bilgi Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü üçüncü sınıf öğrencileriyle özel bir projeye imza attı. “Endüstriyel Tasarım Stüdyosu IV- Mobilya Tasarımı” dersi kapsamında yürütülen çalışmada öğrenciler, fabrikanın seri üretim süreçlerinden ortaya çıkan atıkları yeniden değerlendirerek yenilikçi ürün tasarımları geliştirdi. Proje kapsamında ORKA Banyo fabrikasında düzenli olarak ortaya çıkan üretim artıkları; tasarım sürecinin temel malzeme girdisi olarak değerlendirildi. Böylece öğrenciler, üretimden çıkan bu malzemeleri yalnızca teknik bir artık olarak değil, yeniden işlenebilecek ve tasarıma değer katabilecek alternatif bir kaynak olarak ele alma fırsatı buldu. Tasarım Eğitimi ile Gerçek Üretim Süreçlerinin Buluşması Bu çalışma, atık malzemelerin yeniden değerlendirilmesinin ötesinde, tasarım eğitiminin gerçek üretim süreçleriyle buluşmasına da önemli bir zemin hazırladı. Proje süresince öğrencilere ORKA Banyo’nun üretim yapısı, seri üretim atıklarının oluşum süreci ve kullanılan malzemelerin özellikleri hakkında kapsamlı bilgi aktarımı yapıldı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kampüsü’nde gerçekleştirilen sunum ve paylaşım süreci; ORKA Banyo Marka ve Tasarım Müdürü Esra Tatlıdil Uşar, Kalite Kontrol Direktörü Yasin Kosova ve Tasarımcı Yusuf Öztürk’ün katılımıyla gerçekleşti. Gerçekleştirilen sunumlarda kurumsal yapı, üretim süreçleri ve malzeme detaylarının yanı sıra, atığın tasarım içindeki potansiyeli de farklı yönleriyle ele alındı. Böylece öğrenciler, yalnızca yeni ürün fikirleri geliştirmekle kalmadı; üretim, malzeme, sürdürülebilirlik ve tasarım arasındaki ilişkiyi de daha yakından deneyimleme imkânı buldu. Proje kapsamında öğrenciler tarafından geliştirilen çalışmalar, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin yıl sonu sergisinde de yer aldı. ORKA Banyo, bu iş birliğiyle genç tasarımcı adaylarının yaratıcı bakış açılarını gerçek sektör deneyimiyle buluştururken, üretim atıklarının yeniden değerlendirilmesine yönelik farkındalığın güçlenmesine de katkı sundu. Üniversite ile sanayi arasında kurulan bu iş birliği tasarım eğitimi, bilgi paylaşımı ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı açısından somut ve ilham verici bir örnek ortaya koydu. Marka, önümüzdeki dönemde de üretim süreçlerinden doğan bilgi ve deneyimi akademiyle paylaşmayı, genç yetenekleri destekleyen iş birliklerini artırmayı ve sürdürülebilirlik odağında tasarım kültürünü besleyen projeler geliştirmeyi sürdürmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GÜBRETAŞ, Yarımca Tesislerinde Hissedarlarını Ağırladı Haber

GÜBRETAŞ, Yarımca Tesislerinde Hissedarlarını Ağırladı

Şirketin hissedarlarına yönelik olarak düzenlediği Yarımca Tesisleri ziyareti, tesislerin mevcut faaliyetlerinin yanı sıra sahip olduğu köklü tarihsel mirası da yakından tanıma fırsatı sundu. Ziyaret kapsamında katılımcılar, tesislerin üretim süreçleri, operasyonel faaliyetleri, teknoloji altyapısı ve devam eden yatırım projeleri hakkında yetkililerden detaylı bilgi aldı. Program boyunca üretim sahaları gezilerek yürütülen çalışmalar yerinde incelendi; iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları, çevresel sürdürülebilirlik çalışmaları ve verimlilik artırıcı projeler hakkında bilgilendirme yapıldı. Program kapsamında hissedarlar, Yarımca Tesisleri'nin kuruluşundan günümüze uzanan gelişim süreci hakkında bilgilendirildi. Türkiye sanayisinin gelişiminde önemli bir yere sahip olan tesislerin, yıllar boyunca ülke ekonomisine ve tarım sektörünün dönüşümüne sağladığı katkılar katılımcılarla paylaşıldı. Tarihsel süreç içerisinde birçok teknolojik yeniliğe ve kapasite artışına ev sahipliği yapan Yarımca Tesisleri ve Limanı’nın bugün de modern üretim anlayışıyla faaliyetlerini sürdürdüğü vurgulandı. Katılımcılar, hem tesislerin tarihsel gelişimine tanıklık etme hem de günümüzdeki faaliyetlerini yakından gözlemleme imkânı buldu. Karşılıklı görüş alışverişiyle zenginleşen program, hissedarların şirketin değerleri, kurumsal mirası ve geleceğe yönelik vizyonu hakkında daha kapsamlı bir bakış açısı edinmesine katkı sağladı. GÜBRETAŞ 70 yılı aşan köklü geçmişinden aldığı güç ve Tarım Kredi ile sağladığı güçlü sinerji ile geleceğe değer katmaya devam ederken, hissedarlarıyla kurduğu güçlü iletişimi ve şeffaf yönetim anlayışını sürdürmeyi hedeflemektedir. Karşılıklı görüş alışverişinin ön plana çıktığı program, güçlü kurumsal iletişim ve paydaş katılımı açısından önemli bir platform oluşturdu. GÜBRETAŞ hissedarları ile açık ve etkin iletişimi sürdürmeye, faaliyetleri hakkında düzenli bilgilendirme yapmaya ve tüm paydaşlarıyla birlikte tarımsal üretime sürdürülebilir değer yaratmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MG International Fragrance Company, Global Sektör Profesyonellerini Ağırladı Haber

MG International Fragrance Company, Global Sektör Profesyonellerini Ağırladı

İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen organizasyonda şirket çevre dostu üretim süreçleri ve ileri teknolojiyle geliştirilen esans formülasyonlarını sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, kozmetik sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Beauty İstanbul 2026 Fuarı'na katılımcı ve organizasyon sponsoru olarak yerini aldı. İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen organizasyonda şirket çevre dostu üretim süreçleri ve ileri teknolojiyle geliştirilen esans formülasyonlarını sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Fuar boyunca dünyanın farklı ülkelerinden ziyaretçileri standında ağırlayan MG International, mevcut iş ortaklarıyla da bir araya gelerek yeni iş bağlantıları için de önemli görüşmeler gerçekleştirdi. İhracat odaklı çalışmalarını sürdüren şirket, fuar boyunca uluslararası katılımcı ve ziyaretçiler ile temas kurdu. İKMİB Yönetiminden Ziyaret Beauty İstanbul 2026 kapsamında MG International Fragrance Company standı, sektör temsilcilerinin yanı sıra İKMİB yönetiminin de ziyaret noktalarından biri oldu. MG International Genel Müdür Yardımcısı Bülent Konca ve Kurumsal İletişim Direktörü Duygu Beçbıçak'ın da katılım gösterdiği stantta, esans sektörünün mevcut durumu, ihracat odaklı büyüme hedefleri ve uluslararası pazarlardaki gelişmeler üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Türkiye'nin esans alanındaki üretim gücü ve sektörün global pazardaki konumuna ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı görüşmelerde, uluslararası fuarların yeni iş birlikleri ve ticari bağlantılar açısından taşıdığı önem de ele alındı. Son üç ayda Ortadoğu'da yaşanan istikrarsızlıkların, yakın gelecekte Türkiye'yi yeniden güçlü ve güvenilir bir üretim üssü haline getirebileceği; bununla birlikte oluşabilecek yeni iş fırsatlarının ihracat ve istihdama sağlayacağı olumlu katkılar üzerine fikir alışverişinde bulunularak, bu süreçte atılması gereken stratejik adımlar değerlendirildi. Ziyaret boyunca MG International yetkilileri tarafından şirketin üretim süreçleri, faaliyet alanları ve yurt dışı çalışmaları hakkında bilgiler paylaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.