Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim Süreçleri

Kapsül Haber Ajansı - Üretim Süreçleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Süreçleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

GNC Makina, Müşteri Odaklı Hizmetle Gücünü Artırıyor Haber

GNC Makina, Müşteri Odaklı Hizmetle Gücünü Artırıyor

Sanayi sektöründe müşteri memnuniyeti, kaliteli üretim süreçleri ve kesintisiz destek hizmetleriyle doğrudan ilişki içerisinde. Üretim hatlarında yaşanan en küçük aksaklıklar dahi verim ve ciro kayıplarına yol açabiliyor. Özellikle teslim tarihi net olan üretim süreçlerinde, teknik destek bekleme süreleri işletmeler için ciddi operasyonel riskler yaratıyor. Bu nedenle makinelerin durmaması kadar, durduğu anda ne kadar hızlı reaksiyon alındığı da kritik önem taşıyor. Gelişen teknolojiyle birlikte, yenilikçi çözümler sunarak verimliliği ön planda tutan GNC Makina’nın Genel Müdürü Gökhan Yıldız, müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik çalışmalarını paylaştı. Satış sonrası servis hizmetlerimizi bağımsız bir kuruluş aracılığıyla NPS yöntemiyle ölçümledik ve 2025 yılında yüzde 90,53 müşteri memnuniyeti skoruna ulaştık. 2.226 gerçek müşteri değerlendirmesine dayanan bu sonuç, hızlı geri dönüş yaklaşımımızın, güçlü servis altyapımızın ve üretimde sürekliliği önceleyen hizmet anlayışımızın sahadaki karşılığını somut verilerle ortaya koydu. Elde edilen bu skor, servis kalitemizi yalnızca iç değerlendirmelerle değil, objektif ölçüm yöntemleriyle yönettiğimizi açıkça gösterdi.” “60 dakikada ilk temas yaklaşımımızla üretimde sürekliliği güvence altına alıyoruz” Biz, müşteri odaklılığı yalnızca bir ilke olarak tanımlamıyor; iş modelimizin merkezine yerleştiriyoruz. Satış ve Satış Sonrası Hizmetleri birbirinden ayrı değil, tek bir bütün olarak ele alıyor; makine sahaya indikten sonra başlayan süreci en az satış aşaması kadar kritik görüyoruz. Çünkü makinenin durması, doğrudan maliyet anlamına geliyor. Bu noktada hız, yalnızca bir hizmet vaadi değil; üretimde sürekliliği koruyan stratejik bir unsur haline geliyor. Türkiye’de 60 dakika içinde ilk temas garantisi sunan tek firma olarak, satış sonrası hizmetlerde hızın belirleyici bir unsur olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. Teknik destek taleplerine en geç 60 dakika içinde dönüş sağlıyor ve gerekli çözümleri üretmek adına çalışmaya başlıyoruz. Satış sonrası hizmet anlayışımızı yalnızca arıza anına odaklanan bir yapı olarak görmüyoruz. Proje mühendisliği hizmetlerimizle müşterilerimizin üretim hatlarını analiz ediyor, sektöre özel çözümler geliştiriyoruz. Bakım, onarım, eğitim ve teknik destek hizmetlerini bütüncül bir yapı altında sunarak makinelerin maksimum verimlilikle çalışmasını sağlıyor; üreticilerin hem verimliliklerini artırmalarına hem de uzun vadede maliyet avantajı elde etmelerine katkı sağlıyoruz. Düzenli memnuniyet anketleriyle beklentileri sürekli izliyor, geri bildirimleri hızlıca aksiyona dönüştürüyoruz. “Dijital ve veri odaklı servis altyapımızla müşteri memnuniyetini sürdürülebilir biçimde güçlendiriyoruz” Dijitalleşmeyi satış sonrası hizmetlerimizin ve operasyonel süreçlerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Veri odaklı altyapımız sayesinde servis süreçlerini daha hızlı, daha şeffaf ve daha izlenebilir hale getiriyoruz. Yapay zekâ destekli çözümlerle üretim verimliliğini artırırken, müşterilerimize yalnızca bugünü değil gelecekteki ihtiyaçlarını da kapsayan çözümler sunuyoruz. 2025’te ulaştığımız yüzde 90 seviyesindeki müşteri memnuniyetini 2026’da da istikrarlı biçimde sürdürmeyi hedefliyor; üreticilerin hedeflerine ulaşırken ilk tercih ettiği şirket olma vizyonumuz doğrultusunda ilerliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Oyak Renault, Güvenli Adımlar Projesini Hayata Geçirdi Haber

Oyak Renault, Güvenli Adımlar Projesini Hayata Geçirdi

Proje kapsamında Oyak Renault, Oyak Horse ve Renault Mais (Bursa Şubesi) çalışanlarının ilkokul çağındaki çocukları, ara tatil döneminde Bursa İl Emniyet müdürlüğü Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda düzenlenen uygulamalı eğitimlerle temel trafik kurallarını güvenli bir ortamda öğrenme fırsatı buldu. Renault Group’un sürücüler, yolcular ve tüm yol kullanıcıları için güvenliği merkeze alan önce insan (Human First) yaklaşımından ilham alan bu proje Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nün çocuk trafik eğitim parkında gerçekleştirildi. Projenin amacı, çocuklara erken yaşta yol güvenliği farkındalığı kazandırmak ve güvenli bir trafik kültürünün temellerini sağlam bir şekilde oluşturmaktır. Bu doğrultuda çocuklar, Bursa Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda gerçekleştirilen eğitim çalışmaları sayesinde trafik kurallarını deneyimleyerek öğrenme fırsatı elde etti. Eğitimin ardından çocuklar, Oyak Renault kampüsünde araç ve motor fabrikalarını ziyaret ederek üretim süreçlerini yakından inceleme imkânı buldu. Kampüs içerisinde yer alan Enerji Okulu’nda, sürdürülebilir bir yaşamın temel unsurlarını öğrenerek enerji kaynaklarının nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair bilgiler edindiler. Bu ziyaretler, çocuklara modern üretim teknolojilerini ve üretimin her aşamasında güvenliğin nasıl sağlandığını gözlemleme fırsatı sundu. Program, trafik kültürünün geliştirilmesine katkı sağlayan gelişmiş sürüş destek sistemleri (ADAS), yapay zekâ ve dijital hayata giriş eğitimleriyle devam etti. Böylece çocuklar, hem otomobil güvenliği hem de dijital dünyaya dair temel farkındalık kazandı. “Çocukların trafik kurallarını günlük hayatlarının doğal bir parçası haline getirmelerini hedefliyoruz” Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Oyak Renault Yönetim Kurulu Başkanı ve Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet şu ifadelere yer verdi: “Oyak Renault’da yalnızca güvenli araçlar üretmekle kalmıyor, aynı zamanda üretim süreçlerimizi “sıfır kaza” ilkesiyle yürütüyoruz. Bu yaklaşım, hem müşterilerimize hem de çalışanlarımıza güvenli bir ortam sağlamamıza imkân tanıyor. Araç ve üretim güvenliğinin ötesinde, trafik güvenliği bilincinin erken yaşta kazandırılmasının gelecekte daha güvenli bir toplum inşa etmenin temel adımlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle hayata geçirdiğimiz Güvenli Adımlar Projesi ile Oyak Renault kampüs çalışanlarımızın çocuklarının yalnızca trafik kurallarını öğrenmelerini değil, bu kuralları günlük yaşamlarının doğal bir parçası hâline getirmelerini amaçlıyoruz. Projeyi, trafik farkındalık eğitimi, üretim süreçleri ve iş güvenliği eğitimi, sürdürülebilir yaşamın temel unsurlarını öğrenecekleri enerji verimliliği eğitimi ve dijital hayatın temellerini öğrenebilecekleri kapsamlı bir model olarak kurguladık. Bu yaklaşımın, uzun vadede daha bilinçli, duyarlı ve sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu projeyi hayata geçirmemizde değerli destekleri için Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne içten teşekkürlerimizi sunuyoruz”

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı Haber

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı

Küresel gerilimler ve iklimsel zorluklar sebebiyle dünya gıda fiyatlarının önceki yıla göre yüzde 4,3 yükseldiğini ifade eden Sidar, buna rağmen Türk gıda sanayisinin 160 milyar dolarlık hacmini koruduğunu belirtti. “Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” diyen Sidar, 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını ve gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını kaydetti. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, 2025’e ilişkin değerlendirmesinde tarımsal üretimden tedarik zincirine uzanan başlıklarda gıda sektörünün genel görünümü paylaşırken, TÜGİS’in yıl boyunca yürüttüğü çalışmaları da aktardı. Türkiye’nin geniş ürün yelpazesi ve stratejik konumuyla gıda sektöründeki gücünü koruduğunu belirten Sidar, yerelden globale markalaşma adımlarının da hızlanarak sektörün rekabetçiliğine olumlu yansıdığını dile getirdi. Sidar, “2025 yılında yaklaşık 160 milyar dolarlık hacmini muhafaza eden gıda sektörü, ülke ekonomisindeki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” dedi. Yatırım teşviklerine gıda sektöründe her zaman ihtiyaç olduğunu belirten Sidar, üretimi doğrudan etkileyen kuraklık ve afet gibi risklere karşı da uyardı. Yem hammaddeleri, gübre ve akaryakıt gibi alanlarda dışa bağımlılığın döviz dalgalanmalarıyla gıda üretimini zayıflattığını kaydeden Sidar, “Yine de çiftçiler, devlet destekleri ve kendi çabalarıyla üretimi aksatmamaya gayret etti” dedi. Et fiyatları 2025’te yükseldi Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2025 yılı Gıda Fiyat Endeksi rakamlarına da değinen Sidar, “Dünya gıda emtia fiyatları gösterge endeksinin 2025 yılında ortalama 127,2 puan olarak gerçekleştiğini ve 2024 yılı ortalamasına göre %4,3 daha yüksek kaldığını görüyoruz. Özellikle et fiyat endeksine baktığımızda, küresel ithalat talebi ve hayvan hastalıkları salgınlarıyla bağlantılı artan piyasa belirsizliğiyle 2024 seviyesinin ortalama %5,1 üzerinde gerçekleşti. Dünya genelinde sığır ve koyun eti fiyatları artmaya devam etti” ifadelerini kullandı. “Küresel koşullar yatırım maliyetlerini de yükseltti” Gıda sektörünün geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi ekonomik belirsizlikler ve tarımı etkileyen olumsuz iklim koşulları altında faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Sidar, “Küresel ısınma, dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde dalgalanmalara neden olmaya devam ediyor. Diğer yandan, 2024 yılında ivme kazanan tedarik zincirindeki toparlanmanın büyük ölçüde sürdüğünü gözlemledik. Ancak küresel ölçekte yüksek faiz oranları ve jeopolitik gerilimler yatırım maliyetlerini artırarak tarımsal üretim ve gıda sanayisine yönelik yeni yatırımları sınırlandırmayı sürdürüyor” şeklinde konuştu. “121 üyeyle sektörel temsil gücümüzü artırdık” 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını belirten Kaan Sidar, gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını ifade etti. Toplu iş sözleşmesi süreçlerinde de aktif rol alarak gıda sanayisinde çalışma barışının korunmasına katkı sağladıklarını söyleyen Sidar, TÜGİS üyelerinde örgütlü işçi sendikalarıyla kesintisiz iletişim içerisinde bulunduklarını hatırlattı. Sidar açıklamalarında; “Gıda sanayisinde sürdürülebilirlik ve iş barışının temelinde güçlü sosyal diyalog yer alıyor. Bu anlayışla 2025 yılı içerisinde 14 toplu iş sözleşmesini hayata geçirdik. Bu sözleşmeler, çalışanların haklarını güvence altına alırken sektörümüzde istikrar ve verimliliğin de önemli bir dayanağını oluşturuyor” dedi. Gıda ekosisteminde kalıcı çözümlerin ancak paydaşların birlikte hareket etmesiyle mümkün olduğuna işaret eden Kaan Sidar, yıl boyunca bu zemini güçlendirdiklerini vurguladı. Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenledikleri 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasını ele aldıklarını ifade eden Sidar, zirvede akademiden sanayiye, KOBİ’lerden STK’lara kadar geniş bir katılımcı kitlesini buluşturduklarını söyledi. TÜGİS öncülüğünde yürütülen “Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesine ilişkin de bilgi veren Kaan Sidar, gıda sektöründe çocuk işçiliğine karşı farkındalık oluşturmayı ve bu sorunun önüne geçmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Bu sosyal sorumluluk yaklaşımını, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan iletişim çalışmalarıyla da desteklediklerini vurgulayan Sidar, yıl içinde gerçekleştirdikleri TV konuklukları ve webinarlarla gıda sektörünün gündemindeki başlıklara ışık tuttuklarının altını çizdi. “Gıda sanayisinin ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” Gerçekleştirilen çalışmaları karar alıcılarla paylaşarak kalıcı karşılık bulmasını önemsediklerini vurgulayan Kaan Sidar, kamu kurumlarıyla yakın iletişim içinde olduklarını söyledi. 2025 yılında Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na ziyaretler gerçekleştirdiklerini aktaran Sidar, “Yaptığımız görüşmelerde gıda sanayisinin güncel durumunu ve ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” dedi. Kamu otoriteleriyle kurdukları yapıcı diyalog sayesinde sektörün öncelik ve beklentilerini doğrudan paylaştıklarını ifade eden Sidar, merkezi yönetimin desteğiyle kamu-özel sektör iş birliğini güçlendirme yönündeki çabalarının süreceğini belirtti. “Bilimsel verilerle kamuoyunu aydınlattık” Kaan Sidar, dezenformasyonla mücadeleyi de önemli bir gündem olarak ele aldıklarını belirterek TÜGİS Bilim Kurulu’nun gıda güvenliği konusundaki çalışmalarını aktardı. Salmonella, Aflatoksin gibi gıda kaynaklı riskler, yumurta ve et ürünlerinde hijyen uygulamaları ve ambalajın gıda güvenliğindeki rolü gibi konularda TÜGİS Bilim Kurulu aracılığıyla açıklayıcı içerikler hazırlandığını kaydetti. Sidar, “Gıdaya dair bilimsel gerçekleri doğrudan tüketiciyle paylaşarak, özellikle sosyal medyada yayılan asılsız iddialarla mücadele etmeye devam ediyoruz. Ürün içeriği, üretim süreçleri, ambalajlama ve saklama koşulları gibi konularda tüketicilerin bilgi sahibi olması, alışverişlerinde bilinçli tercihler yapmalarını ve yanıltıcı söylemlere itibar etmemelerini sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

Atlas Copco, Smart Integrated Assembly ile Üretimde Kesintisiz Operasyon ve Dijital Dönüşüm Sağlıyor Haber

Atlas Copco, Smart Integrated Assembly ile Üretimde Kesintisiz Operasyon ve Dijital Dönüşüm Sağlıyor

Smart Integrated Assembly ile üretim hatlarındaki plansız duruşlar %50’ye kadar azalırken, fabrikalara kesintisiz operasyon ve yüksek verimlilik sağlanıyor. Donanım, yazılım ve servis bileşenlerini tek bir entegre çözümde birleştiren bu yaklaşım, fabrikaların rekabet gücünü artıran kesintisiz operasyon, yüksek kalite güvencesi ve sürdürülebilir verimlilik sunuyor. Günümüz üretim ekonomisinin en kritik sorunu olan plansız duruşlar, işletmelere hem yüksek maliyet hem de kayıp kapasite olarak geri dönüyor. Uluslararası sektör raporları, öngörücü bakım uygulamalarının plansız duruşları %20–50 azaltabildiğini ortaya koyuyor. Atlas Copco’nun Smart Integrated Assembly yaklaşımı, bu kazanımı fabrikalara somut olarak taşıyor. Akıllı sıkma ekipmanları, gelişmiş proses kontrol yazılımları ve entegre veri analitiği platformları birlikte çalışarak potansiyel arızaları erken aşamada tespit ediyor; böylece hatların durma ihtimali minimum seviyeye iniyor. Atlas Copco’nun global araştırmalarına göre, üretim hatlarında yaşanan her bir dakikalık duruş ciddi mali kayıplara yol açabiliyor. Smart Integrated Assembly, bu kayıpların önüne geçmek için veri odaklı bir ekosistem sunuyor ve üreticilerin dayanıklılık seviyesini önemli ölçüde artırıyor. Bu yaklaşım sadece kaliteyi değil, esneklik ve çevikliğin kritik önem taşıdığı yeni endüstri çağında üretim hatlarının adaptasyon kabiliyetini de artırıyor. Smart Integrated Assembly, işletmelerin yüksek verimlilik ve düşük karbon ayak izi hedeflerine daha hızlı ulaşmasına da katkı sağlıyor. Atlas Copco Endüstriyel Teknik’in Türkiye Otomotiv Bölüm Müdürü Aras Kabakcı, Smart Integrated Assembly’nin önemini vurgulayarak şunları ifade ediyor: “Üretimde kesintisizlik, kalite güvencesi ve sürdürülebilirlik artık sadece rekabet avantajı değil; uzun vadeli başarı için zorunlu hale geldi. Smart Integrated Assembly yaklaşımımız, müşterilerimize bu üç alanda da güçlü bir çözüm sunuyor. Donanım ve yazılımı tek çatı altında birleştirerek üretimin bütününü daha akıllı ve daha güvenilir bir yapıya taşıyoruz.” Atlas Copco Endüstriyel Teknik, Smart Integrated Assembly ile Türkiye’deki üreticilere küresel standartlarda bir dönüşüm fırsatı sunuyor. Yerel servis yapılanmasıyla işletmelere 7/24 kesintisiz destek sağlayan Atlas Copco, üretim hatlarını modernize etmek isteyen işletmelerin hem bugün hem de geleceğe yatırım yapmasını mümkün kılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Reklamcılıkta Devrim: ‘2026’da Kampanyaların Yarısını Yapay Zeka Yazacak Haber

Reklamcılıkta Devrim: ‘2026’da Kampanyaların Yarısını Yapay Zeka Yazacak

Global reklam pazarında yaşanan dönüşüm, yapay zekanın artık yalnızca teknik bir araç değil; yaratıcı süreçlerin doğrudan bir parçası haline geldiğini gösteriyor. 2025 boyunca uluslararası ajanslarda metin taslaklarının, varyasyonların ve dijital içeriklerin önemli bölümü yapay zeka tarafından oluşturuldu ve bu oran 2026’da üretimin merkezine yerleşecek. Medya satın alma ve planlama alanında faaliyet gösteren Union İstanbul, uluslararası raporlardan elde edilen veriler ışığında 2026’ya ilişkin dikkat çekici bir değerlendirme paylaştı. IAB, ANA ve Onclusive tarafından yayımlanan güncel araştırmalara göre yapay zekanın kreatif üretimdeki payı son iki yılda %30 seviyesini aşmış durumda. Union İstanbul, bu yükseliş eğrisinin devam ederek 2026 yılı itibarıyla global reklam kampanyalarının yarısından fazlasının metin taslakları, varyasyonlar ve içerik üretim süreçleri dahil yapay zeka tarafından oluşturulacağını belirtti. Kreatif Üretimde Yapay Zekanın Payı Rekor Hızla Artıyor IAB – Digital Video Ad Spend & Strategy Report 2025 verilerine göre reklamverenlerin %90’ı, 2026’ya kadar video reklam üretiminde AI araçlarını düzenli olarak kullanacağını belirtiyor. ANA – AI in Creative Production 2025 raporu ise kreatif üretimin %30’unun halihazırda tamamen veya kısmen generatif yapay zeka tarafından üretildiğini gösteriyor. Onclusive – Marketing Trends 2026 çalışması da pazarlama profesyonellerinin %73’ünün, 2026’da AI’nın kreatif üretimde “kritik rol” oynayacağını düşündüğünü ortaya koyuyor. Bu üç kaynağın ortak sonucu: AI artık kampanya sürecinin yardımcı unsuru değil; yaratıcı üretimin ana bileşeni. Union İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erkmen, global raporların da öngörülerini değerlendirerek, “2026, reklamcılıkta yapay zekanın sadece araç değil, ekip arkadaşı olduğu ilk yıl olacak.” dedi. Human + AI Modeli 2026’da Yeni Sektör Standardı Olacak Union İstanbul, reklamcılıkta yaşanan bu hızlı dönüşümü “Human + AI” modeliyle tanımlıyor. Bu yaklaşımda yaratıcı sürecin merkezinde hâlâ insanın sezgisi, hikâye kurma becerisi, içgörüsü ve stratejik zekâsı bulunuyor; ancak üretim hızı, varyasyon yaratma kapasitesi ve kişiselleştirme gücü büyük ölçüde yapay zeka tarafından sağlanıyor. Ajansa göre bu iki unsuru birleştiren hibrit model, 2026 itibarıyla global reklamcılığın yeni standardı haline gelecek. Union İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erkmen, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor: “Yaratıcı fikrin doğuşu, duygusu ve strateji mimarisi insanda kalmaya devam edecek. Ancak kampanyanın ilk taslağı, varyasyonları, optimizasyonu ve kişiye göre uyarlanması artık kaçınılmaz şekilde yapay zeka tarafından sağlanacak. Biz buna Human + AI diyoruz; insan sezgisi ile yapay zeka hızının birleştiği yeni bir yaratıcı ekosistem. 2026’da sektördeki rekabet, fikri en hızlı oluşturan ajanslar arasında değil, fikri en hızlı çoğaltıp çoklu formatlara uyarlayabilen yapılar arasında yaşanacak.” Erkmen’e göre bu model, markaların iletişim ihtiyaçlarını karşılamada iki önemli avantaj sağlıyor: üretim süreçlerinin haftalardan saatlere inmesi ve aynı kampanyanın onlarca farklı formatta, hedef kitleye göre özelleştirilebilir hale gelmesi. Bu nedenle 2026, Human + AI yaklaşımının “yardımcı bir teknoloji” olmaktan çıkıp reklam sektöründe yeni rekabet alanını belirleyen temel yapı taşına dönüşeceği yıl olarak tanımlanıyor. Yaratıcı Üretimde Dönüşümün Miladı: 2026 Union İstanbul’un değerlendirmesine göre 2026, reklamcılıkta yalnızca teknolojik bir dönüşüm yılı değil, aynı zamanda yaratıcı üretimin yeniden tanımlandığı bir milat olacak. Yapay zekanın kreatif süreçlerdeki payı her geçen gün artarken, insan yaratıcılığı ile teknolojinin birleştiği hibrit model; hız, verimlilik ve kişiselleştirme açısından markalara yeni bir rekabet üstünlüğü sağlayacak. Ajans, bu dönüşümü doğru okuyabilen markaların hem üretim performansında hem de pazarlama etkinliğinde belirgin fark yaratacağını vurguluyor. Union İstanbul, 2026’nın iletişim dünyasını şekillendirecek bu yeni dönemde, Human + AI yaklaşımını merkeze alan yaratıcı çözümlerle markalara eşlik etmeye devam edeceğini belirtiyor. GLOBAL VERİLER – 2025 → 2026 AI ile üretilen kreatif içerik: %30 → %50 2026’da reklamverenlerin AI kullanım oranı: %90 Kampanya üretim hızında düşüş: haftalar → saatler Yeni metrik: AI Cost Per Idea

Arnica’da Üst Düzey Atama Haber

Arnica’da Üst Düzey Atama

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi mezunu olan ve Kanada’daki McGill University’de Makina Mühendisliği eğitimi alan Yasemin Biçer, kariyerine küçük ev aletleri sektöründe ilerleyerek ürün geliştirme, robotik Ar-Ge, saha operasyonları ve ticari pazarlama alanlarında kapsamlı bir deneyim kazandı. Senur A.Ş. bünyesinde ürün yönetimi, proje geliştirme ve robotik sistem entegrasyonu gibi alanlarda farklı görevler üstlenen Biçer, markanın teknoloji ve üretim süreçlerinde önemli katkılarda bulundu. Yeni görevinde Arnica’nın stratejik pazarlama yönetimi, saha operasyonları ve ticari pazarlama faaliyetlerinin tümüne liderlik edecek olan Biçer, satış destek, planlama, sevkiyat, satın alma, saha satış verilerinin analizi, bölge pazarlama ekipleri ve mağaza içi marka temsilcilerinden oluşan geniş bir yapının yönetiminden sorumlu olacak. Ayrıca ticari pazarlama stratejilerinin (ATL, BTL, TTL), prodüksiyon ve reklam süreçlerinin yanı sıra markanın sosyal medya ve kurumsal iletişim çalışmalarını da yönetecek. Pazarlama stratejilerini şirketin genel iş hedefleriyle uyumlu hale getirerek marka bilinirliğini güçlendirmeyi ve müşteri etkileşimini artırmayı hedefleyen Biçer, pazar ihtiyaçlarıyla ürün geliştirme ve üretim süreçleri arasında etkin bir köprü kurarak Arnica’nın yenilikçi ürün portföyünü daha da geliştirmeye odaklanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.