Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim Teknolojileri

Kapsül Haber Ajansı - Üretim Teknolojileri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Teknolojileri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ, 5G ve Robotik Teknolojiler WIN EURASIA 2026’da Buluştu Haber

Yapay Zekâ, 5G ve Robotik Teknolojiler WIN EURASIA 2026’da Buluştu

“Otomasyonla Daha İleriye” mottosuyla düzenlenen WIN EURASIA 2026’da, üretim teknolojileri ile insan ve makinenin birlikte çalışacağı yeni üretim modelleri de canlı uygulamalarla deneyimlenebiliyor. Yapay zekâ ile sohbet edebilen robot köpeklerden üretim bandında çalışan insansı robotlara, uzaktan kontrol edilen robot ellerden ağır sanayiye yönelik dev taşıma robotlarına kadar birok yenilikçi teknoloji fuar kapsamında ziyaretçilerle buluşuyor. Yapay zekâ ile sohbet eden robot köpek ilk kez görücüye çıktı Fuarda sergilenen yüzde 100 yerli üretim robot köpek, Büyük Dil Modeli (LLM) altyapısıyla geliştirilen yapay zekâ sistemi sayesinde ziyaretçilerle doğal iletişim kurabiliyor. Fiziksel yapay zekâ teknolojisiyle çalışan robot köpek, özellikle geleceğin fabrikalarında insanlarla birlikte görev yapabilecek yeni nesil robotik çözümlere örnek oluşturuyor. İnsan ve robot aynı üretim bandında çalışıyor WIN EURASIA 2026’da, üretim hattında çalışan insansı robot simülasyonu da dikkat çekiyor. Gerçek üretim ortamını modelleyen uygulamada ziyaretçiler, insan ve robotun aynı operasyon içerisinde birlikte nasıl çalışabileceğini deneyimleyebiliyor. Simülasyon, geleceğin akıllı fabrikalarına ilişkin önemli ipuçları sunuyor. Kaynakçı robotlar sahnede Kaynak teknolojileri alanında da dikkat çekici yenilikler sergileniyor. Endüstriyel robotların yeni nesil temsilcileri arasında gösterilen kaynakçı robotlar, kaynak süreçlerinde hız, hassasiyet ve verimlilik sağlayan uygulamalarıyla öne çıkıyor. Canlı uygulamalar sayesinde ziyaretçiler robot destekli üretim süreçlerini yerinde inceleme fırsatı buluyor. Dokunma hissi robot teknolojilerine taşınıyor Fuarda öne çıkan bir diğer teknoloji ise haptik sistemlerle çalışan robot el uygulaması oldu. 5G teknolojisi ile uzaktan kontrol edilebilen sistem, insan elinin hareketlerini ve dokunma hissini robotik platforma aktarabiliyor. Teknoloji, özellikle uzaktan operasyon gerektiren endüstriyel uygulamalar açısından dikkat çekiyor. Ağır sanayinin yeni nesil taşıyıcısı ilk kez sergileniyor Otomotiv ve ağır sanayi uygulamaları için geliştirilen yüksek taşıma kapasiteli KR TITAN robotu da fuarın ilgi gören teknolojileri arasında yer alıyor. Büyük ve ağır parçaların yüksek hassasiyetle taşınmasını sağlayan sistem, gelişmiş robotik uygulamaların üretim süreçlerindeki rolünü gözler önüne seriyor. 13 Haziran’a kadar devam edecek WIN EURASIA 2026’da ziyaretçiler; 5G Arena, Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı, Endüstriyel IoT Özel Alanı, Bakım Onarım Atölyesi ve Kaynak Uygulama Alanı başta olmak üzere birçok deneyim alanında üretim teknolojilerinin geleceğini yakından inceleme fırsatı bulabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WIN EURASIA 2026, Endüstrinin Geleceğini Şekillendiren Teknolojileri Sahaya Taşıyor Haber

WIN EURASIA 2026, Endüstrinin Geleceğini Şekillendiren Teknolojileri Sahaya Taşıyor

Hannover Fairs Turkey tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen WIN EURASIA; 13 Haziran’a kadar canlı demo alanları, gerçek zamanlı üretim senaryoları ve deneyim odaklı özel bölümleriyle üretimin geleceğine ev sahipliği yapacak. İmalat sanayisinin dönüşüm yolculuğuna 32 yıldır eşlik eden WIN EURASIA, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Hannover Fairs Turkey tarafından düzenlenen Uluslararası Otomasyon ve Makine Teknolojileri Fuarı WIN EURASIA 2026; kamu temsilcileri, sektör liderleri, küresel teknoloji markaları ve uluslararası satın almacıları aynı platformda buluşturdu. Toplam 55 bin metrekarelik alanda, altı salonda gerçekleştirilen fuar; 600’ün üzerinde marka ve 40 binden fazla ziyaretçiyi ağırlıyor. Fuar, dört gün boyunca üretim ekosisteminin tüm bileşenlerini aynı teknoloji altyapısında buluşturan bütüncül bir deneyim sunacak. Elektrik ve enerji otomasyonundan robotik sistemlere, dijital fabrika teknolojilerinden kaynak uygulamalarına kadar üretim sanayisinin tüm bileşenlerini kapsayan WIN EURASIA 2026, bu yıl özellikle bağlantılı üretim teknolojilerine odaklanan özel alanlarıyla öne çıkıyor. Gerçek zamanlı veri yönetimi, yapay zekâ destekli üretim optimizasyonu, akıllı sensör teknolojileri, kestirimci bakım sistemleri ve 5G altyapıları; fuar boyunca canlı uygulamalarla sektör profesyonelleriyle buluşuyor. Dünya makine ticareti 2 yıldır rekor kırıyor TİM Başkan Vekili ve Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED) Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu fuar açılışında yaptığı konuşmasında fuarların önemine değinerek, “Her zaman ürünlerimizin ve hizmetlerimizin tanıtıldığı önemli platformlar olarak hayatımızda var olacaklar. İple çekeceğimiz, sektörlerimiz için adeta görkemli bir şölen olarak değerlendirdiğimiz WIN EURASIA fuarımızı bir daha gerçekleştirmenin mutluluğu içerisindeyiz” dedi. Dünya makine ticaretinin 2 yıldır adeta rekor kırdığına dikkat çeken Kutlu Karavelioğlu, geçen yıl yüzde 7 artışla 35 trilyon dolarlık bir pazara ulaşıldığını kaydetti. Endüsri 4.0 ile başlayan sektörlerde üretim modellerinin entegrasyonu çok önemli hale getirdiğini ifade eden Kutlu Karavelioğlu, “Artık sadece robotları değil insan ile entegre olan tesisleri görüyoruz. Bu nedenle dijital yeteneklerin geliştirilmesi çok kıymetli. Makine sektörü ürün ve teknoloji, esneklik, niş alanlarda derinleşebilmek konularında oldukça tecrübeli hale geldi. Makine sektöründeki ürünler rekabetçidir. 200’den fazla ürün grubumuzda bu rekabeti hissediyoruz. Makine ihracatımız ile Türkiye’de ikinci, dünyada 9’uncu sırada yer alıyoruz” dedi. 30 binden fazla işletme ve 500 binin üzerinde istihdama sahip olduklarına dikkat çeken Kutlu Karavelioğlu, “60 milyar dolarlık üretim kapasitemiz ve 30 milyar dolara yakın da ihracata sahibiz. Katma değeri en yüksek ürünler sıralamasında da önemli rol oynuyoruz. 2025 yılında 185 milyar dolar, son 5 yılda ise 685 milyar dolar olan makine yatırımlarımız ile dünyanın en büyük pazarlarından biriyiz. Rekabetin yoğun olduğu bir sektördeyiz. Dışarıdan yatırım çekmeye de devam ediyoruz” şeklinde konuştu. Sektör dijitalleşmenin lokomotifi konumunda Fuarın açılışında konuşan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Gıyasettin Eyyüpkoca, makine ve otomasyon, hiç şüphesiz Türkiye ekonomisinin en stratejik sektörlerinden birisi olduğu belirterek, “Ülkemizin üretim kapasitesini, ihracat gücünü ve teknolojik bağımsızlığını doğrudan etkileyen bu alan; aynı zamanda katma değerli üretimin, dijitalleşmenin ve nitelikli istihdamın da lokomotifi. İşte böylesi önemli bir sektörde, altı ayrı fuarı tek çatı altında toplayan WIN EURASIA, yalnızca makinelerin değil; fikirlerin, emeğin ve geleceğe dair umutların da buluştuğu bir platform haline dönüştü. Bu veçheden baktığımızda, WIN EURASIA, yalnızca bir sergi alanı değil; ticaretin, iş birliğinin ve yeni ortaklıkların doğduğu, canlı bir ekonomik buluşma noktasıdır. Biz de İstanbul Ticaret Odası olarak, sanayicimizin ve girişimcimizin teknolojiyle buluşmasını, küresel rekabette güçlenmesini her zaman önceliğimiz olarak görüyoruz. Şuna yürekten inanıyoruz: Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, asıl değeri yaratan yine insandır; üreten zihindir, cesaretle yatırım yapan girişimcidir. İşte bu fuar da o insanları, o zihinleri ve o cesareti bir araya getirdiği için kıymetlidir” diye konuştu. “Üretimin geleceğini, sahada deneyimliyoruz” Fuarın açılışında konuşan Hannover Fairs Turkey & MENA Genel Müdürü Mehtap Gürsoy ise, üretim teknolojilerindeki dönüşümün teorik bir vizyondan çıkarak doğrudan üretim sahasına taşındığını vurguladı. Bugün sanayinin artık daha hızlı üretmekten ibaret olmadığının altını çizen Gürsoy, “Günümüzde sanayi, daha entegre, daha akıllı, daha sürdürülebilir ve daha verimli üretim modelleri; küresel rekabetin en belirleyici unsuru haline geldi. Yapay zekâdan endüstriyel IoT’ye, robotik sistemlerden 5G altyapılarına kadar birçok teknoloji artık birbirinden bağımsız değil; aynı üretim zincirinin birlikte çalışan parçaları olarak konumlanıyor. WIN EURASIA 2026’da da bu dönüşümü canlı uygulamalar ve deneyim alanlarıyla doğrudan sahaya taşıyoruz. WIN EURASIA’da, üretimin geleceğini şekillendiren büyük bir dönüşüm ekosistemini hep birlikte deneyimleyeceğiz. “dedi. 5G Arena ile bağlantılı üretim teknolojileri canlı olarak deneyimleniyor Fuarın en dikkat çekici bölümlerinin başında, Salon 7’de birlikte kurgulanan 5G Arena, Endüstriyel IoT Özel Alanı ve Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı geliyor. Teknoloji Çözüm Ortağı Türk Telekom, 5G Network Çözüm Ortakları Nokia & Opticoms ile Ev Sahibi ve Alt Yapı Ortağı İstanbul Fuar Merkezi iş birliğiyle hayata geçirilen 5G Arena’da; düşük gecikme süresi, yüksek veri aktarım kapasitesi ve gerçek zamanlı bağlantı teknolojilerinin üretim süreçlerine etkisi canlı uygulamalarla ziyaretçilere aktarılıyor. Bakım-onarım teknolojileri ilk kez özel bir platformda ele alınıyor WIN EURASIA 2026 kapsamında bu yıl ilk kez hayata geçirilen Bakım Onarım Atölyesi de fuarın öne çıkan bölümleri arasında yer alıyor. Üretimde verimlilik, operasyon sürekliliği ve plansız duruşların azaltılması gibi kritik başlıklara odaklanan alanda; canlı demo uygulamaları, teknik uzman anlatımları ve uygulamalı bakım süreçleri sektör profesyonelleriyle buluşuyor. Özel alanlar, yeni iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlıyor Kaynak teknolojileri tarafında ise Kaynak Uygulama Alanı-Uçtan Uca Üretim Deneyimi ile lazer kesimden robotik kaynağa kadar tüm üretim süreci canlı olarak deneyimlenebiliyor. Urban Steel Rockstars iş birliğiyle oluşturulan networking hub ve kaynak şovları ise fuar deneyimini daha dinamik ve etkileşimli hale getiriyor. Kaynak teknolojileri alanında içerik üreten uluslararası influencer’ların da fuarda yer almasıyla birlikte, sektör profesyonelleri için yeni iş birliklerinin kapısı aralanıyor. WIN EURASIA 2026 ayrıca, Eleman.net iş birliğiyle hayata geçirilen İş & Kariyer Noktası’nda yapay zekâ destekli işe alım süreçlerinden genç yeteneklere yönelik kariyer uygulamalarına kadar sanayinin insan kaynağı dönüşümüne odaklanan özel bölümleriyle de sektörün geleceğine yön veren başlıkları gündeme taşıyor. Endüstriyel IoT Özel Alanı’nda veri odaklı üretim modelleri, akıllı sensör teknolojileri, endüstriyel haberleşme altyapıları ve kestirimci bakım çözümleri sergilenirken; Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı’nda ise insansı robotlar, otonom karar mekanizmaları ve üretimde yapay zekâ kullanım senaryoları sahada deneyimlenebiliyor. Bu alanlar, akıllı fabrikaların nasıl çalışacağını gerçek zamanlı üretim senaryoları üzerinden gösteren entegre bir teknoloji ekosistemi sunuyor. 250’yi aşkın uluslararası satın almacı, İstanbul’da bir araya geliyor WIN EURASIA 2026 hem teknoloji ve üretim çözümlerini hem de uluslararası ticaret ağlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu yıl Almanya, Çin, Japonya ve İtalya başta olmak üzere birçok ülkeden katılımcıyı ağırlayan fuar kapsamında; Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlerden 250’nin üzerinde nitelikli satın almacı Hosted Buyer Programı çerçevesinde İstanbul’da bir araya geldi. Dört gün boyunca devam edecek fuarda; endüstriyel dönüşüm, enerji verimliliği, sürdürülebilir üretim, otomasyon teknolojileri ve dijitalleşme başlıklarında konferanslar, paneller ve teknik oturumlar gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam Uluslararası Cam Konferansı 40. Yılında Sektörün Dönüşüm Gündemini İstanbul’a Taşıyor Haber

Şişecam Uluslararası Cam Konferansı 40. Yılında Sektörün Dönüşüm Gündemini İstanbul’a Taşıyor

Cam ve kimyasallar sektörlerinin küresel oyuncusu Şişecam, camın farklı endüstrilerde üstlendiği dönüştürücü rolü çok boyutlu bir perspektifle ele alarak akademi, tasarım ve sanayi dünyasını aynı platformda buluşturmaya devam ediyor. 40 yıllık köklü bir bilgi paylaşımı geleneği olan Şişecam Uluslararası Cam Konferansı, bu yıl da cam endüstrisinin geleceğine yön veren stratejik konuları gündemin merkezine taşıyacak. Konferansın ana konuşmacısı, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) İcra Direktörü Dr. Fatih Birol olacak. Dr. Birol, küresel enerji dönüşümünün sanayi üzerindeki etkilerini değerlendirirken; cam sektörü özelinde sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği ve düşük karbonlu dönüşümün yol haritasına dair kapsamlı bir çerçeve sunacak. Konferans kapsamında ayrıca Dr. Birol’un katılımıyla gerçekleştirilecek özel oturumda, enerji dönüşümünün sektöre etkileri daha kapsamlı biçimde tartışmaya açılacak. Konferansın diğer ana konuşmacıları arasında yer alan AGC Architectural Glass Avrupa ve Amerika Başkanı ve Glass for Europe Belçika Yönetim Kurulu Başkanı Davide Cappellino sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümü kapsamında Avrupa düz cam sektörü için zorluklar ve fırsatlara odaklanırken; +MURAT TABANLIOĞLU Studio’nun kurucusu mimar Murat Tabanlıoğlu ise camın mimarlık ve tasarım alanındaki kullanımını mekânsal deneyim ve tasarım yaklaşımı üzerinden ele alacak. Programın merkezinde yer alan panel oturumları, sektörün dönüşümünü en somut başlıklarıyla ele alacak. İlk gün düzenlenecek “How the Glass Innovation and Technology Ecosystem Works” panelinde, inovasyonun temel araştırmadan endüstriyel ölçeğe taşınmasındaki zorluklar, cam inovasyonunun neden yavaş ölçeklendiği, dekarbonizasyon yarışı, kurumlar arası iş birliği ihtiyacı ve rekabet–tamamlayıcılık dengesi gibi kritik başlıklar tartışılacak. İkinci gün gerçekleştirilecek “From Lab to Scalable Innovation” panelinde ise teknolojilerin ticarileşme süreci; ölçeklenme stratejileri, kurumsal–startup iş birlikleri, yatırımcı yaklaşımı, hızlandırma programları, yetenek ekosistemi ve girişimlerin karşılaştığı “valley of death” gibi başlıklar üzerinden ele alınacak. İki gün boyunca gerçekleştirilecek paralel oturumlarda ise; enerji dönüşümü, dekarbonizasyon, dijitalleşme, yapay zekâ, ileri üretim teknolojileri ve tasarım başlıkları tartışılacak. Program dahilinde uluslararası konuşmacılar; akıllı cam teknolojileri, düşük karbonlu üretim yaklaşımları ve AI destekli üretim çözümleri gibi alanlardaki güncel gelişmeleri paylaşacak. Konferans, panel ve sunumların yanı sıra poster oturumları ile katılımcılar arasında doğrudan etkileşim ve iş birliği imkânı sunacak. Şişecam Uluslararası Cam Konferansı; sürdürülebilirlik, dijitalleşme, yeni üretim teknolojileri ve tasarım trendlerini aynı çatı altında buluşturarak cam endüstrisinin dönüşümüne yön veren stratejik bir bilgi paylaşım platformu olma özelliğini sürdürüyor. Camın geleceğine yön veren küresel bir buluşma noktası olarak konumlanan konferans, Şişecam’ın uluslararası cam ekosistemini geliştirme vizyonu doğrultusunda sektör profesyonelleri için güçlü bir etkileşim ve düşünce alışverişi alanı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cevher Jant’tan SAHA Expo Çıkarması Haber

Cevher Jant’tan SAHA Expo Çıkarması

Kurulduğu günden bu yana global OEM’lere ve dünyanın önde gelen markalarına üretim gerçekleştiren Cevher, 5-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda sektör profesyonelleriyle bir araya geldi. Mühendislik ve Ar-Ge yetkinlikleri, alçak basınçlı döküm (LPDC), ısıl işlem, flow form ve ileri işleme teknolojilerindeki uzmanlığıyla sektörün öncü oyuncuları arasında yer alan Cevher Jant, yıllar içinde oluşturduğu kalite kültürü, proses disiplini ve seri üretim kabiliyetini savunma ve havacılık sanayilerinin yüksek hassasiyet, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik odaklı ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirmeyi hedefliyor. Cevher Jant CEO’su Oğuz Özmen, savunma ve havacılık sanayilerinin yüksek mühendislik disiplini, ileri üretim teknolojileri ve uzun vadeli kalite sürdürülebilirliği gerektiren stratejik alanlar arasında yer aldığını belirterek, Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayisinde gerçekleştirdiği yatırımların bugün önemli bir teknik bilgi birikimi ve güçlü bir üretim altyapısı oluşturduğunu ifade etti. Cevher Grubu olarak otomotiv sektöründe 70 yıl boyunca edindikleri küresel üretim deneyimini, kalite kültürünü ve teknolojik altyapıyı savunma, havacılık ve uzay sanayilerinde de değerlendirmeyi hedeflediklerini belirten Özmen, “Otomotiv sektörüyle savunma sanayi, yüksek seviyede mühendislik tecrübesi ve güçlü üretim altyapısı açısından önemli ortak noktalara sahip. Biz de otomotivde yıllar içerisinde oluşturduğumuz mühendislik ve üretim tecrübemizi, özellikle alüminyum döküm, metal şekillendirme ve ileri işleme teknolojilerindeki uzmanlığımızı savunma sanayisinde nasıl değerlendirebileceğimize odaklandık. Türkiye’nin mühendislik gücüne ve sanayi altyapısına inanıyoruz. Bugün savunma sanayimizin ulaştığı yüksek teknoloji üretim kabiliyeti ve teknik know-how seviyesi bizim için de çok değerli bir motivasyon oluşturuyor” dedi. “Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim yolculuğuna katkı sunacağız” Yeni dönemde otomotivin yanı sıra savunma, havacılık ve uzay sanayilerine yönelik yüksek dayanımlı, hafifletilmiş ve ileri mühendislik gerektiren metal bileşenler üzerine çalışmalarını artıracaklarını ifade eden Özmen, otomasyon, robotizasyon, dijital üretim teknolojileri ve sürdürülebilir üretim altyapısına yönelik yatırımlarını da sürdürdüklerini kaydetti. Savunma ve havacılık sanayilerine yönelik büyüme stratejisinin, yüksek katma değerli üretim vizyonunun bir parçası olduğunu vurgulayan Özmen, “Savunma ve havacılık sanayilerinde yerlileşme, tedarik güvenliği ve yüksek teknoloji üretim kapasitesinin artırılması hedefleri doğrultusunda Cevher Grubu’nun bilgi birikimi önemli bir katma değer yaratıyor. Global kalite ve Endüstri 4.0 standartlarındaki üretim altyapımız ve uluslararası müşteri deneyimimizle, önümüzdeki dönemde otomotive ilave olarak savunma ve havacılık sanayilerinde de hem yurt içinde hem yurt dışında Türkiye’nin teknoloji, Ar-Ge ve üretim gücünü temsil eden şirketlerinden biri olmayı amaçlıyoruz. 70 yıllık mühendislik ve sanayi mirasımızı geleceğin stratejik sektörlerinde büyüterek Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim yolculuğunda aktif rol üstlenmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Üniversitesi’nde Gıda Sektöründe Bilim Temelli Yaklaşımlar Ele Alındı Haber

Ege Üniversitesi’nde Gıda Sektöründe Bilim Temelli Yaklaşımlar Ele Alındı

Tekstil, gıda ve yağ sektörleri dahil olmak üzere farklı alanlardan konuşmacıların yer aldığı etkinlikte, özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algılar bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Gıda üretimi ve içeriklerine yönelik tartışmaların bilimsel kanıtlarla desteklenmesi, sektörün gelişimi açısından belirleyici rol oynuyor. Bu bilginin önemine dikkat çekmek amacıyla 29 Nisan’da Ege Üniversitesi’nde, öğrenciler ve sektör profesyonelleri bir araya gelerek, özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algıyı bilimsel veriler ışığında değerlendirdi. Farklı disiplinlerden alanlarında uzman, konuşmacılar; konuları, üretim süreçlerinden inovasyona uzanan geniş bir perspektifle ele aldı. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Palm yağı, gıda sistemleri için işlevsel ve sürdürülebilir bir kaynaktır.” Etkinlikte konuşan Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda üretiminde yağların çok yönlü işlevlerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Gıda üretimi, “tarladan sofraya” yaklaşımıyla farklı disiplinleri ve meslek gruplarını bir araya getiren çok boyutlu bir süreç. Günümüzde tüketici beklentilerindeki değişimle birlikte gıda sektörü, teknoloji ve inovasyona en açık alanlardan biri haline geldi. Bitkisel yağların gıdalardaki kullanım alanı ve işlevselliği dikkate alındığında, palm yağı ve fraksiyonlarının önemi açıkça ortaya çıkıyor. Tropikal bir meyve olan palmiye ağacından ve çekirdeğinden elde edilen palm yağı ve palm çekirdeği yağı, artan dünya nüfusunun beslenmesi açısından önemli ve sürdürülebilir bir kaynak niteliği taşıyor.” “Bilimsel verilerle desteklenmeyen algılar, gıda üretim zincirini doğrudan etkileyebiliyor.” Dr. Fahri Yemişçioğlu bitkisel yağlara ilişkin sözlerine ayrıca şu bilgileri de ekledi: “Palm yağı fraksiyonları, sahip oldukları yağ asidi ve trigliserit yapıları sayesinde gıda endüstrisinde geniş bir kullanım alanına sahip. Dondurmadan şekerlemeye, krem çikolatadan fırıncılık ürünlerine kadar pek çok üründe, ürünün gerektirdiği fonksiyonel özelliklerin sağlanmasına katkıda bulunuyor ve inovatif ürün geliştirme süreçlerini destekliyor. Ayrıca palm yağı ve türevleri, dengeli yağ asidi bileşimleri sayesinde oksidatif bozulmaya karşı direnç göstererek ürünlerin raf ömrü boyunca tazeliğini ve güvenliğini korumaya yardımcı oluyor. Duygu Polat: “Önemli olan yağın türü değil, üretim kalitesi ve teknoloji düzeyidir.” Etkinlikte konuşan Kalite Kontrol Uzmanı Duygu Polat ise şunları söyledi: Bir yağ üretim tesisi açısından palm yağı ve fraksiyonları, diğer bitkisel tohum yağlarında olduğu gibi, nihai ürün formülasyonunun temel bileşenlerinden biri. Bu doğrultuda üretimden çıkan ürünler, kullanılacakları gıdanın özelliklerine bağlı olarak farklı yağ bileşimlerinden oluşturuluyor.Palm yağı ve türevleri, hem kullanım miktarı hem de sağladığı fonksiyonel katkılar açısından üretim süreçlerinde kritik bir rol üstleniyor. Bu yoğun kullanım, içerdiği bazı bileşenler nedeniyle son yıllarda hem akademinin hem de sektörün daha fazla dikkatini çekiyor. “Gıda Güvenliğinde Netleşen Standartlar” Sektörde son yıllarda geliştirilen üretim teknolojileri sayesinde, risk oluşturabilecek bileşenler büyük ölçüde kontrol altına alınıyor ve güvenli üretim standartları daha sistematik bir şekilde sağlanıyor. Türkiye’de de Avrupa Birliği ile uyumlu yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu alandaki tartışmaların daha çok bilimsel ve yasal çerçevede ele alındığı görülüyor. Gıda ve kalite yönetimi perspektifinden bakıldığında, yağları “iyi” ya da “kötü” olarak sınıflandırmak yerine hammadde kalitesi ve üretim teknolojisine odaklanmak daha sağlıklı bir yaklaşım sunuyor. Nitekim kaliteli hammadde ve gelişmiş üretim süreçleri, güvenli ve yüksek kaliteli ürünlerin temelini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimsa’dan İhracata 1,5 Milyar $’lık Katkı Haber

Çimsa’dan İhracata 1,5 Milyar $’lık Katkı

Türkiye’yi her zaman ana büyüme üssü olarak konumlandırdıklarını ifade eden Umut Zenar, “Çimento sektöründeki tesislerimizle dünyanın 80’e yakın ülkesine ihracat yapıyoruz” dedi. Son yıllarda uyguladığı büyüme odaklı stratejisiyle, yapı malzemeleri ve çimento iş kollarında küresel ölçekte öne çıkan şirketlerden biri haline gelen Çimsa, Türkiye’deki büyümesini de kararlılıkla sürdürüyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı ve Çimsa Yönetim Kurulu Başkanı Umut Zenar, Çimsa’nın 1972’de kurulduğunu ve 1975’te Mersin Fabrikası’nda ilk üretimini gerçekleştirdiğini hatırlatırken, “Türkiye’de Sabancı denildiğinde akla ilk gelen unsurlardan biri her zaman güçlü üretim yetkinliği ve sanayi kültürüdür. Çimsa da Sabancı’nın bu vizyonunun kendi sektöründeki en güçlü temsilcilerinden” dedi. “BEYAZ ÇİMENTODA DÜNYANIN İKİNCİ, CAC’TA İSE ÜÇÜNCÜ EN BÜYÜK OYUNCUSUYUZ” Bugün Mersin, Afyon ve Eskişehir’de bulunan üretim tesislerinin, Türkiye’ye küresel rekabet avantajı getiren, sürdürülebilirlik odaklı üretim teknolojileri ve katma değerli ürün portföyüyle sektörde fark yaratan tesisler olduğunu ifade eden Umut Zenar, “Özellikle Mersin fabrikamız gri çimento, beyaz çimento ve CAC üretimi yapabilen dünyadaki tek fabrika. Bu açıdan dünya yapı malzemeleri literatürüne geçmiş bir tesis. Bugün 3 farklı kıtaya yayılan fabrikalarımızla beyaz çimentoda dünyanın ikinci, CAC’ta ise üçüncü en büyük oyuncusuyuz. Türkiye’deki tesislerimiz bu küresel liderlik yolculuğumuzun en büyük destekçileri arasında yer alıyor” şeklinde konuştu. ABD’DEN AVUSTRALYA’YA, İTALYA’DAN GÜNEY KORE’YE 80 ÜLKEYE İHRACAT Çimsa’nın hem ürün hem de pazar çeşitlendirmesiyle ihracat gücünü sürekli artırdığını vurgulayan Umut Zenar, “Bugün Amerika’dan Avustralya’ya, İtalya’dan Güney Kore’ye kadar dünyanın 80’e yakın ülkesine ihracat yapıyoruz. Son 5 yılda Türkiye’den dünya pazarlarına gerçekleştirdiğimiz 1,5 milyar dolara yakın ihracatla, ülkemizin katma değerli ihracat seferberliğine katkıda bulunmaktan büyük gurur duyuyoruz” dedi. CAC’TA KAPASİTE ARTIRIMI YATIRIMI YILIN İLK YARISINDA TAMAMLANACAK Çimsa için Türkiye’nin her zaman öncelikli konumda olduğunun altını çizen Umut Zenar şunları söyledi: “Son 5 yıl içinde sadece Türkiye’ye yaptığımız yatırım 250 milyon dolara yakın. Bu bizim ülkemize olan güvenimizin, bu topraklara verdiğimiz önemin en büyük göstergesi. Bugün çimentodan yapı malzemelerine geçişte bir köprü görevi gören ve malzeme dönüşümünün bizim sektörümüzdeki en önemli örneklerinden olan CAC’ta ülkemizdeki tek üreticiyiz. Şu anda Mersin’de devam eden ilave CAC yatırımımızın bu senenin ilk yarısında tamamlanmasıyla birlikte, Çin hariç pazarlardaki küresel CAC tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine yanıt verebilecek bir kapasiteye sahip olacağız.” MERSİN, ÇİMSA’NIN VE TÜRK SANAYİSİNİN ‘AKIL ÜRETME MERKEZLERİNDEN’ BİRİ Mersin fabrikasının Çimsa’nın ve Türk sanayisinin ‘akıl üretme merkezlerinden’ biri olduğunu da sözlerine ekleyen Umut Zenar, “Mersin’de yer alan ve Türk çimento sektörünün ilk Ar-Ge merkezi konumundaki Formülhane’de geliştirdiğimiz teknolojilerle Çimsa’ya yeni yetkinlikler kazandırıyoruz. Formülhane’de, kendi mühendislerimiz tarafından geliştirilen Flycrete ürünümüz, havalimanı pistleri gibi ağır yüke maruz kalan alanların sadece 3 saat içinde onarılarak uçakların inişi için tekrar hazır hale getirilmesini sağlıyor. Diğer yandan 3D teknolojisini Çimsa’nın özel reçete beyaz betonu ile buluşturan Rapidome geleceğin yapılarını sadece 48 saat içerisinde inşa ediyor. Tüm bunların yanı sıra geçtiğimiz yıl içerisinde bünyemize kattığımız Kratos inşaat güçlendirme çözümleri ile yapı malzemeleri alanındaki ürün portföyümüzü ileri teknolojiye sahip sentetik fiber ürünleriyle güçlendirdik. Türkiye’de geliştirilen ve üretilen bu katma değerli ürünleri, 80’e yakın ülkeye yayılan global satış ağımız aracılığıyla dünya pazarlarına sunuyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

FANUC, Clarivate’ın “2026 Dünyanın En Yenilikçi 100 Şirketi” Listesinde Yer Aldı Haber

FANUC, Clarivate’ın “2026 Dünyanın En Yenilikçi 100 Şirketi” Listesinde Yer Aldı

FANUC Corporation, küresel ölçekte inovasyon performansını değerlendiren Clarivate Plc tarafından açıklanan “Top 100 Global Innovators 2026” listesinde yer alma başarısı gösterdi. FANUC, bu prestijli listeye 7’nci kez girerken, üst üste 5’inci yıl bu unvana layık görülerek dikkat çekti. Clarivate, her yıl kendine özgü metodolojisi ve patent verilerine dayalı analizleri ile dünyanın en yenilikçi şirketlerini ve kurumlarını belirliyor. 2026 listesinde yer alan şirketlerin, yüksek yoğunluklu yapay zekâ (AI) temelli buluşların yüzde 16’sını temsil etmesi, yapay zekânın inovasyondaki belirleyici rolünü bir kez daha ortaya koydu. Endüstriyel Otomasyonda Odaklı İnovasyon FANUC, faaliyetlerini endüstriyel otomasyon alanında yoğunlaştırarak, uzun yıllardır araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) yatırımlarını bu uzmanlık alanı doğrultusunda sürdürüyor. Şirket, yüksek rekabet gücüne sahip ürünler geliştirmeyi ve bunları küresel pazarlara sunmayı hedeflerken, aynı zamanda dünya çapında patent stratejileri ile fikri mülkiyet portföyünü güçlendiriyor. Bu yaklaşım sayesinde FANUC, yalnızca teknolojik üstünlüğünü değil, kurumsal değerini de uzun vadeli olarak artırmayı amaçlıyor. Yapay Zekâ Destekli Üretim Teknolojileri Öne Çıkıyor Son yıllarda FANUC, üretim sahalarında verimliliği artırmak amacıyla yapay zekâ teknolojilerine özel bir odaklanma stratejisi izliyor. Sayısal kontrol sistemleri, robot kontrol teknolojileri ve akıllı üretim çözümleri gibi birçok alanda AI tabanlı patent başvuruları yapan şirket, bu alandaki konumunu da güçlendirdi. Japonya Patent Ofisi tarafından geçtiğimiz yıl yayımlanan bir araştırmaya göre FANUC, Japonya’daki yapay zekâ ile ilgili patent başvurularında 18’inci sırada yer aldı. Sürdürülebilir Büyüme ve Küresel Rekabet Vurgusu FANUC yetkilileri, bu başarının teknoloji geliştirme vizyonu ve fikri mülkiyet stratejisinin bağımsız ve objektif bir şekilde takdir edilmesinin sonucu olduğunu vurguladı. Şirket, önümüzdeki dönemde de küresel iş ortamındaki değişimlere uyum sağlayan fikri mülkiyet faaliyetlerini sürdürmeyi, rekabet gücünü artırmayı ve sürdürülebilir büyümeyi hedefliyor. FANUC, fikri mülkiyeti koruyarak ve etkin biçimde kullanarak yalnızca teknolojik yeniliklere katkı sunmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal ve çevresel sorunlara çözüm üreten bir sanayi ekosistemi oluşturmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.