Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretim Verimliliği

Kapsül Haber Ajansı - Üretim Verimliliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretim Verimliliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cargill, Gıda Üreticilerinin Ürün Geliştirme Süreçlerini İhtiyaca Özel Fonksiyonel Sistemlerle Hızlandırıyor  Haber

Cargill, Gıda Üreticilerinin Ürün Geliştirme Süreçlerini İhtiyaca Özel Fonksiyonel Sistemlerle Hızlandırıyor 

Cargill, 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Foodist İstanbul 2026’da endüstriyel gıda üreticileriyle bir araya geldi. Gıda sektörünün farklı alanlarından üretici, tedarikçi, toptancı, perakende satın alma temsilcisi ve karar vericileri buluşturan fuar, Cargill’e mevcut müşteri ilişkilerini güçlendirme ve yeni iş birlikleri için temas kurma fırsatı sundu. Değişen tüketici beklentilerine yanıt veren üreticiler; maliyetleri kontrol etmek, besin değeri iyileştirilmiş temiz etiketli ürünler geliştirmek, üretim verimliliğini korumak ve ürünleri pazara daha hızlı sunmak gibi birden fazla hedefi aynı anda gözetiyor. Şeker azaltma, temiz etiket, protein ve lif zenginleştirme, maliyet optimizasyonu, doku geliştirme, stabilite ve raf ömrü gibi ürün ve üretim gereksinimlerinin birlikte ele alınması gerekiyor. İhtiyaca göre tasarlanan fonksiyonel çözümler Üreticiler, Cargill’in fonksiyonel sistemler alanındaki 40 yılı aşkın deneyiminden yararlanarak belirli ürün ve performans hedeflerini karşılamak üzere doku ve yapı sağlayan bileşenlerin doğru oranlarda bir araya getirildiği çözümler geliştirebiliyor. Bu sistemler, müşteri ihtiyaçlarına ve üretim süreçlerine göre uyarlanarak tutarlılık, esneklik ve verimlilik sağlanmasına yardımcı oluyor. Cargill’in fonksiyonel sistemler yaklaşımı, geniş bileşen portföyünü uygulama bilgisi ve teknik uzmanlıkla birleştiriyor. Bu yaklaşım; duyusal deneyim, doku, ağız hissi, stabilite, etiket dostu çözümler ve üretim verimliliği gibi hedeflerin ürünün bütünsel performansı içinde birlikte ele alınmasını sağlıyor. Böylece üreticiler farklı pazar fırsatlarına, tüketici beklentilerine ve üretim gereksinimlerine daha bütüncül yanıt veren çözümler geliştirebiliyor. INFUSE Uygulama Merkezi’nde birlikte geliştirme Üreticiler, Cargill’in Bursa’nın Orhangazi ilçesindeki INFUSE Uygulama Merkezi’nden yararlanarak sütlü içecek, yoğurt, peynir, krema, tatlı ve bitki bazlı ürünler dâhil olmak üzere farklı uygulamalara yönelik reçeteleri test edebiliyor; bileşen performansını değerlendirebiliyor ve ticarileştirme öncesinde endüstriyel üretim koşullarını küçük ölçekte simüle edebiliyor. İş birliğiyle müşteri inovasyonuna destek Cargill Gıda META Fonksiyonel Sistemler ve Strateji Kıdemli Direktörü Cem Beysel, Cargill’in fonksiyonel sistemler uzmanlığına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Foodist İstanbul 2026’da sektör paydaşlarıyla bir araya gelmek, ihtiyaçlarını daha yakından dinlemek ve uzun vadeli iş birlikleri için yeni fırsatları değerlendirmek bizim için çok değerliydi. En etkili çözümlerin yakın iş birliğiyle geliştirildiğine inanıyoruz. Fonksiyonel sistemler uzmanlığımızı, uygulama bilgimizi ve inovasyon yetkinliklerimizi bir araya getirerek üreticilerle birlikte farklı formülasyon seçeneklerini değerlendiriyor, fikirleri test ediyor ve onların ürün, üretim ve iş hedefleriyle uyumlu çözümler geliştiriyoruz.” Cargill, fuarda fonksiyonel sistemler uzmanlığının yanı sıra çikolata ve şekerleme üreticileriyle de bir araya gelerek değişen tüketici tercihleri, ürün kalitesi ve üretim gereksinimlerine yanıt verebilecek çözümleri ele aldı. Cargill, endüstriyel çikolata portföyü ve uygulama uzmanlığıyla üreticilerin pazar trendleriyle uyumlu, tutarlı performans ve verimlilik sağlayan ürünler geliştirmesine destek oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzocam Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi ile Akıllı Üretim Dönemini Başlattı Haber

İzocam Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi ile Akıllı Üretim Dönemini Başlattı

Türkiye yalıtım sektörünün lideri İzocam, üretim süreçlerinde dijital dönüşüm yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve verimlilik hedefleri doğrultusunda dijital altyapısını güçlendiren şirket, Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi’ni Tarsus Tesisinde devreye aldı. Üretim sahasındaki tüm kritik verileri tek merkezde toplay arak gerçek zamanlı analiz imkânı sunan sistem, yapay zekâ destekli altyapısıyla üretim süreçlerini daha akıllı, daha izlenebilir ve daha verimli hale getiriyor. Dijitalleşmeyi yalnızca teknolojik bir yatırım olarak değil, şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, “Dijitalleşmeyi; operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve verimlilik hedeflerimizin en önemli yapı taşlarından biri olarak değerlendiriyoruz. Üretimden kalite yönetimine, enerji kullanımından bakım süreçlerine kadar tüm operasyonlarımızı veri odaklı yönetim anlayışıyla sürekli geliştiriyoruz. Bu kapsamda devreye aldığımız Metriks sistemi, yalnızca mevcut süreçlerimizi dijital ortama taşımıyor; aynı zamanda üretim tesislerimizin geleceğini şekillendirecek akıllı üretim altyapısını da oluşturuyor" dedi. Üretim sahasındaki tüm ver iler tek merkezde toplanıyor Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi, üretim sahasında farklı noktalarda oluşan verileri tek dijital platformda bir araya getirerek tüm operasyonların gerçek zamanlı olarak izlenmesini sağlıyor. Daha önce operatörler tarafından manuel olarak takip edilen sıcaklık, basınç, hareket, enerji tüketimi ve benzeri üretim verileri, artık üretim hatlarına entegre edilen akıllı sensörler aracılığıyla otomatik olarak toplanıyor ve anlık olarak analiz ediliyor. Metriks platformu üzerinde önümüzdeki dönemde devreye alınması planlanan yapay zekâ destekli analiz modülleriyle üretim süreçlerinin daha da akıllı hale getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, üretim süreçlerinde oluşabilecek olası sapmaların henüz sorun büyümeden tespit edilmesi, operatörlerin anlık olarak uyarılması ve müdahale süreçlerinin hızlandırılması amaçlanıyor. Böylece üretim sürekliliğinin ve operasyonel güveni lirliğin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağlıyor Metriks sistemi yalnızca üretim süreçlerini daha etkin yönetmeye değil, enerji verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye de katkı sunuyor. Platform bünyesindeki Enerji Yönetim Sistemi (EMS) modülü sayesinde tesislerde enerji tüketimi anlık olarak takip edilirken, enerji kayıplarının kaynağı ve büyüklüğü ayrıntılı biçimde analiz edilebiliyor. Enerji kullanımının optimize edilmesiyle birlikte karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik çalışmalara da önemli katkı sağlanıyor. Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik hedeflerini de ileriye taşıdığını belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, "İzocam olarak dijital dönüşümü yalnızca üretim verimliliğini artıran bir teknoloji yatırımı olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Veriye dayalı yönetim anlayışı sayesinde hem kaynaklarımızı daha verimli kullanıyor hem de enerji tüketimimizi ve çevresel etkimizi daha etkin şekilde yönetebiliyoruz. Bu yaklaşım, 2050 net sıfır karbon hedefimiz doğrultusunda yürüttüğümüz çalışmalara da güç katıyor" şeklinde konuştu. Kalite yönetiminde gerçek zamanlı kontrol dönemi Sistemin sunduğu ileri analitik ve makine öğrenme altyapısı ise yalnızca mevcut durumu izlemekle sınırlı kalmıyor. Üretim verilerini analiz ederek geleceğe yönelik tahminleme modelleri oluşturan sistem sayesinde ham madde bileşimlerinin ürün kalitesine etkisi önceden öngörülebiliyor, ekipman performansı takip edilerek bakım süreçleri daha etkin planlanabiliyor. Böylece hem üretim verimliliği artırılıyor hem de olası duruşlar ile yüksek bakım maliyetlerinin önüne geçiliyor. İzocam, Metriks pl atformunu önümüzdeki dönemde kalite yönetim süreçlerini daha da güçlendirecek yeni modüllerle geliştirmeyi planlıyor. Bu kapsamda devreye alınması hedeflenen Canlı İstatistiksel Süreç Kontrolü (SPC) altyapısı sayesinde üretim hattından gelen verilerin anlık olarak analiz edilmesi, süreçlerde oluşabilecek sapmaların erken aşamada tespit edilmesi ve hurda ile fire oranlarının azaltılması amaçlanıyor. Yine ilerleyen aşamalarda hayata geçirilmesi planlanan QR kod entegrasyonu ile ürünlerin üretim hattı boyunca izlenebilirliğinin artırılması ve kalite süreçlerinin daha şeffaf, daha kontrol edilebilir bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. İzocam’da dijital dönüşüm yatırımlarının önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini belirten Genel Direktör Kerem Kürklü, "Veri odaklı yönetim anlayışımızı güçlendirecek yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Dijital teknolojilerden, yapay zekâ destek li analizlerden ve akıllı üretim sistemlerinden en yüksek verimi alarak üretim süreçlerimizi daha rekabetçi, daha sürdürülebilir ve daha esnek bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyoruz. İzocam olarak geleceğin üretim anlayışını bugünden hayata geçirirken, sektörümüzde dijital dönüşüme öncülük etmeye devam edeceğiz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumsal Dönüşüm Hikayeleri Ne Anlatır? Haber

Kurumsal Dönüşüm Hikayeleri Ne Anlatır?

Bir şirketin dönüşüm ilan etmesi kolaydır; piyasada karşılık bulan bir dönüşüm hikayesi yazması ise zordur. Çünkü kurumsal dönüşüm hikayeleri, yalnızca yeni bir yazılım yatırımı ya da organizasyon şeması değişikliğiyle oluşmaz. Asıl belirleyici olan, kurumun neden değiştiği, bu değişimi nasıl yönettiği ve sonuçlarını hangi göstergelerle ortaya koyabildiğidir. İş dünyasında dönüşüm artık dönemsel bir proje başlığı değil, yönetim pratiğinin kalıcı bir parçası. Enerjiden lojistiğe, savunmadan tarım teknolojilerine kadar birçok sektörde şirketler aynı anda birkaç baskıyla karşı karşıya kalıyor: maliyet disiplini, dijitalleşme ihtiyacı, regülasyon yükü, yetenek savaşı ve sürdürülebilirlik beklentisi. Bu nedenle iyi kurgulanmış dönüşüm hikayeleri, sadece kurumsal iletişim malzemesi değil; yatırımcı ilişkileri, işveren markası, tedarik zinciri güveni ve pazar konumlandırması açısından da stratejik değer taşıyor. Kurumsal dönüşüm hikayeleri neden bu kadar kritik? Kurumsal anlatılar uzun süre başarıyı ciro, kapasite ve büyüme grafikleri üzerinden kurdu. Oysa bugünün karar vericileri daha farklı sorular soruyor. Şirket değişen koşullara ne kadar hızlı uyum sağlıyor? Teknolojiyi süreçlerine nasıl entegre ediyor? Yönetim ekibi sadece hedef açıklıyor mu, yoksa organizasyonu yeni döneme hazırlayabiliyor mu? Tam bu noktada dönüşüm hikayeleri bir güven testi haline geliyor. Çünkü paydaşlar artık sonuç kadar süreci de görmek istiyor. Bir fabrikanın enerji verimliliği yatırımı, bir bankanın yapay zeka destekli müşteri deneyimi hamlesi ya da bir lojistik şirketinin uçtan uca veri görünürlüğü sağlaması tek başına haber değeri taşır. Ancak bu hamlelerin kuruma nasıl bir operasyonel esneklik, yeni gelir alanı veya rekabet avantajı sağladığı anlatılmadığında etki sınırlı kalır. İyi bir dönüşüm hikayesi, kurumun bugünden yarına geçtiğini söylemez. O geçişin hangi kırılmalarla, hangi dirençlerle ve hangi karar kalitesiyle gerçekleştiğini gösterir. Bu da hikayeyi daha inandırıcı hale getirir. Başarılı bir kurumsal dönüşüm hikayesinin omurgası Dönüşüm anlatılarında en sık görülen sorun, değişimin fazla steril sunulmasıdır. Sanki tüm adımlar önceden planlanmış, tüm ekipler ilk günden uyum göstermiş ve yatırımın geri dönüşü hızla alınmış gibi bir dil kurulur. Oysa profesyonel okur bu dili hemen ayırt eder. Gerçek dönüşümde gecikmeler, revizyonlar, öncelik değişimleri ve kültürel sürtünmeler vardır. Bu nedenle güçlü bir kurumsal hikaye üç düzlemde kurulmalıdır. İlk düzlem, iş gerekçesidir. Şirket neden dönüşmek zorunda kaldı? Maliyet baskısı mı arttı, müşteri beklentisi mi değişti, regülasyon mu sertleşti, yoksa yeni rakipler mi dengeyi bozdu? İkinci düzlem, uygulamadır. Hangi süreçler yeniden tasarlandı, hangi teknoloji devreye alındı, liderlik hangi noktada rol üstlendi? Üçüncü düzlem ise sonuçtur. Verimlilik, hız, hata oranı, çalışan bağlılığı, ihracat kabiliyeti ya da karbon yoğunluğu gibi göstergelerde ne değişti? Burada kritik olan nokta, hikayeyi yalnızca teknolojiye yaslamamaktır. Dönüşüm çoğu zaman teknoloji yatırımıyla görünür hale gelir, ancak asıl kalıcılığı kurum kültürü belirler. ERP kurmak, veri platformu kurmak veya yapay zeka destekli analiz sistemleri kullanmak önemli adımlardır. Fakat karar alma alışkanlıkları değişmiyorsa, ekipler yeni modele güvenmiyorsa ve orta kademe yönetim sahiplenmiyorsa, hikaye kısa sürede bir sunum dosyasına dönüşür. Teknoloji var ama dönüşüm yok olabilir Son yıllarda birçok kurum dijitalleşme başlığı altında önemli bütçeler ayırdı. Buna rağmen her yatırım dönüşüm üretmedi. Nedeni basit: teknoloji, stratejinin yerine geçtiğinde etkisi zayıflıyor. Şirketin temel sorunu müşteri kaybıysa sadece iç sistemleri yenilemek yeterli olmayabilir. Üretim verimsizliği öne çıkıyorsa pazarlama otomasyonu tek başına çözüm sunmaz. Bu yüzden dönüşüm hikayeleri, teknoloji satın alımını değil, iş modelindeki değişimi anlatmalıdır. Örneğin sanayide sensörleşme, sadece makineleri izlemek için değil; plansız duruşları azaltmak, bakım maliyetini düşürmek ve tedarik taahhütlerini güçlendirmek için anlamlıdır. Finans tarafında veri analitiği, sadece raporlama hızı için değil; risk görünürlüğünü artırmak ve daha isabetli tahminleme yapmak için değer üretir. Liderlik anlatının merkezindedir Kurumsal dönüşümde liderlik çoğu zaman iki uç arasında anlatılır: ya tek bir vizyoner isme aşırı yük bindirilir ya da yönetim rolü tamamen görünmez kılınır. Oysa profesyonel okur için asıl mesele, liderliğin karar kalitesi ve yönetişim becerisidir. Başarılı örneklerde üst yönetim dönüşümü sahiplenir, fakat uygulamayı yalnızca tepeden yönetmez. Hedefleri netleştirir, ara kilometre taşları belirler ve ölçülebilir sonuç üretmeyen alanlarda rota düzeltir. Daha da önemlisi, dönüşümün kurum içinde neden gerekli olduğunu açık bir dille anlatır. Bu netlik olmadığında çalışan tarafında sessiz direnç büyür. Kurumsal iletişim ekipleri için de burada kritik bir görev vardır. Dönüşüm hikayesini yalnızca CEO söylemlerine dayandırmak yerine, operasyon, insan kaynakları, teknoloji ve saha tarafındaki değişimi birlikte göstermek gerekir. Çünkü paydaş güveni, tek sesli anlatıdan değil, tutarlı kurumsal kanıttan beslenir. Sektörlere göre kurumsal dönüşüm hikayeleri nasıl farklılaşır? Her sektör aynı hızda ve aynı önceliklerle dönüşmez. Bu nedenle kurumsal dönüşüm hikayeleri standart kalıplarla yazıldığında yüzeysel kalır. Sanayide dönüşüm çoğunlukla üretim verimliliği, enerji maliyeti, kalite standardizasyonu ve ihracat rekabeti etrafında şekillenir. Burada hikayenin ağırlık merkezi, yatırımın operasyonel etkisidir. Örneğin otomasyon ya da kestirimci bakım uygulamaları, doğrudan üretim sürekliliğine bağlandığında daha güçlü bir anlatı ortaya çıkar. Lojistikte dönüşüm daha çok görünürlük, hız, rota optimizasyonu ve müşteri taahhüdü üzerinden değerlendirilir. Depo süreçlerinin dijitalleşmesi ya da filo verisinin merkezi olarak izlenmesi, sadece teknoloji haberi değildir; teslimat doğruluğu ve maliyet kontrolü açısından stratejik bir gelişmedir. Enerji sektöründe ise dönüşümün çerçevesi farklıdır. Yenilenebilir kaynaklara geçiş, şebeke esnekliği, depolama çözümleri ve karbon yönetimi gibi başlıklar birlikte ele alınır. Burada anlatının ikna gücü, finansal rasyonelle sürdürülebilirlik hedefini aynı zeminde buluşturabilmesine bağlıdır. Savunma ve ileri teknoloji alanlarında dönüşüm daha hassas bir dil gerektirir. Yerli üretim kapasitesi, tedarik bağımsızlığı, Ar-Ge derinliği ve yetkin insan kaynağı gibi unsurlar öne çıkar. Bu alanlarda dönüşüm yalnızca şirket performansı değil, ekosistem gücü ve stratejik kapasite açısından da değerlendirilir. İyi hikaye ile kurumsal propaganda arasındaki fark İş dünyasında herkes başarı anlatmak ister. Ancak profesyonel kitleler, fazla parlatılmış metinlere karşı giderek daha temkinli. Bu nedenle inandırıcı dönüşüm hikayeleri, sadece olumlu sonuçları değil, yönetilen zorlukları da içerir. Örneğin bir şirketin dijital dönüşüm sürecinde ilk aşamada beklenen verimi alamaması, çalışan eğitimine yeniden yatırım yapması veya süreç tasarımını ikinci kez ele alması zayıflık göstergesi değildir. Aksine, dönüşümün gerçek yönetim pratiği içinde ele alındığını gösterir. Kurumsal anlatının güvenilirliği tam da burada oluşur. Veri kullanımı da belirleyicidir. “Daha hızlı olduk”, “müşteri memnuniyeti arttı” ya da “çevik yapıya geçtik” gibi ifadeler tek başına yeterli değildir. Eğer mümkünse teslimat süresi, hata oranı, enerji tüketimi, çalışan devir oranı ya da üretim kapasitesi gibi ölçütlerle desteklenen bir çerçeve kurulmalıdır. Sayı verilemeyen durumlarda bile somut sonuç dili kullanılabilir. Bu yaklaşım, haber değeri açısından da daha güçlüdür. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayın çizgisine sahip platformlarda öne çıkan kurumsal gelişmeler, tam da bu nedenle sonuç, etki ve sektör bağlamı üzerinden anlam kazanır. Kurumlar bu hikayeleri nasıl daha etkili kurabilir? Öncelikle dönüşüm iletişimi ile dönüşüm yönetimi birbirinden kopuk ilerlememeli. İletişim ekipleri çoğu zaman süreç tamamlandıktan sonra devreye alınıyor. Oysa en güçlü anlatılar, dönüşüm sürerken oluşur. Hangi eşiklerin aşıldığı, hangi ekiplerin rol aldığı, hangi hedeflerin revize edildiği zamanında kayda geçirilirse ortaya daha sahici bir kurumsal hafıza çıkar. İkinci olarak, şirketler dönüşümü tek bir büyük proje gibi sunmaktan kaçınmalı. Pek çok başarılı örnekte değişim, birbirini besleyen küçük ama kritik hamlelerle ilerler. Tedarik zinciri görünürlüğünü artıran bir veri altyapısı, bunu destekleyen yetenek programı ve karar süreçlerini hızlandıran yönetişim modeli birlikte ele alındığında daha anlamlı bir tablo oluşur. Üçüncü nokta, paydaş perspektifidir. Yatırımcı, çalışan, müşteri, bayi, tedarikçi ve kamu otoritesi aynı dönüşüme farklı yerlerden bakar. Bu nedenle tek katmanlı bir mesaj çoğu zaman yetersiz kalır. Kurumun anlatısı ortak bir omurga taşımalı, ancak etkisini hedef kitleye göre derinleştirmelidir. Son olarak, dönüşüm hikayesi geçmiş başarıları yüceltmek için değil, gelecekteki kapasiteyi göstermek için kurulmalıdır. Piyasa artık “ne yaptınız” sorusunun yanında “yarının rekabetinde neredesiniz” sorusunu da soruyor. Kurumsal dünyada dikkat çeken hikayeler, değişimi ilan edenler değil; değişimi ölçen, yöneten ve açıklıkla anlatanlar tarafından yazılıyor. Bu yüzden iyi bir dönüşüm hikayesi, şirketin vitrini değil, stratejik ciddiyetinin en görünür kanıtıdır.

GNC Makina, Alman Teknoloji Devi Heimatec'in Türkiye'deki Tek Yetkili Distribütörü Oldu Haber

GNC Makina, Alman Teknoloji Devi Heimatec'in Türkiye'deki Tek Yetkili Distribütörü Oldu

Yapılan anlaşmayla birlikte GNC Makina, Heimatec'in Türkiye'deki tek yetkili distribütörü olarak faaliyet gösterecek. İş birliği sayesinde Türk sanayisi; yüksek hassasiyet gerektiren üretim süreçlerinde kullanılan premium takım teknolojilerine, mühendislik desteği ve güçlü satış sonrası hizmet altyapısıyla birlikte erişebilecek. Üretimde verimlilik ve hassasiyet ihtiyacının her geçen gün arttığı bir dönemde hayata geçirilen anlaşma, yalnızca yeni bir distribütörlük iş birliği olmanın ötesinde; takım tezgâhları sektöründe uçtan uca çözüm yaklaşımını güçlendiren önemli bir adım olarak öne çıkıyor. GNC Makina, Heimatec'in geliştirdiği yüksek hassasiyetli takım sistemlerini Türkiye pazarına sunarken, bu teknolojileri temsil ettiği CNC tezgâhlarıyla entegre ederek üreticilere komple üretim çözümleri sağlayacak. Makine ile takım teknolojisi aynı çatı altında buluşuyor On beş yılı aşkın süredir CNC takım tezgâhları alanında faaliyet gösteren GNC Makina, bugüne kadar gerçekleştirdiği binlerce makine kurulumu, yüzlerce anahtar teslim proje ve Türkiye geneline yayılan teknik servis organizasyonuyla sanayicilerin çözüm ortağı konumunda bulunuyor. Nakamura-Tome, Victor Taichung, Vision Wide ONA EDM ve ARBURG gibi dünyanın önde gelen markalarının ardından Heimatec'in de ürün portföyüne eklenmesiyle şirket, üreticilere yalnızca makine değil; üretim hattının tamamını kapsayan mühendislik çözümleri sunabilecek. İş birliği kapsamında Heimatec ürünleri bağımsız bir ürün grubu olarak sunulmasının yanı sıra, yeni kurulacak CNC tezgâhlarında standart proje yaklaşımının bir parçası olarak da kullanılacak. Böylece üreticiler, makine ve takım teknolojisini tek merkezden planlayarak daha yüksek üretim verimliliği, daha kısa çevrim süreleri ve daha düşük operasyon maliyetleri elde edebilecek. "Üreticilere komple üretim çözümleri sunacağız" İş birliğini değerlendiren GNC Makina Genel Müdürü Gökhan Yıldız, üretimde sürdürülebilir verimliliğin yalnızca güçlü makinelerle değil, doğru takım teknolojileriyle mümkün olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Sanayicilerin beklentileri artık yalnızca kaliteli bir makine satın almakla sınırlı değil. Üretim süreçlerini optimize eden, verimliliği artıran ve operasyonel sürdürülebilirliği destekleyen bütünleşik çözümler talep ediliyor. Heimatec iş birliği de tam olarak bu vizyonun bir parçası. Artık müşterilerimize yalnızca CNC tezgâhı değil, yüksek hassasiyetli takım teknolojileriyle desteklenen komple üretim çözümleri sunabileceğiz." Yıldız, GNC Makina'nın yalnızca ürün tedarik eden bir şirket olmadığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu iş birliğiyle premium takım teknolojilerini güçlü mühendislik altyapımız, proje yönetimi kabiliyetimiz ve satış sonrası servis organizasyonumuzla birleştiriyoruz. Amacımız, üreticilerin yatırımından en yüksek verimi almasını sağlayacak uzun soluklu çözüm ortaklığı modeli oluşturmak." "Türkiye, Heimatec için stratejik bir büyüme pazarı" Heimatec Satış Direktörü Dirk Hund ise Türkiye'nin üretim gücü ve sanayi altyapısıyla Avrupa'nın en önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: "Türkiye, gelişmiş üretim altyapısı ve güçlü sanayi ekosistemiyle Heimatec için stratejik öneme sahip pazarlardan biri. GNC Makina'nın teknik uzmanlığı, yaygın servis organizasyonu ve pazardaki güçlü konumu sayesinde çözümlerimizin Türkiye'de doğru şekilde konumlanacağına inanıyoruz. Bu ortaklığın yalnızca ürün satışından ibaret kalmayacağına, uzun vadeli teknik iş birlikleriyle üreticilere önemli katma değer sağlayacağına inanıyoruz." Türkiye genelinde yaygın erişim hedefleniyor GNC Makina, Heimatec markasını güçlü mühendislik altyapısı ve satış sonrası hizmet organizasyonuyla Türkiye sanayisinin kullanımına sunacak. Ürünler, yeni makine projelerinin yanı sıra şirketin dijital satış platformu Indusmarkt üzerinden de üreticilere hızlı ve kolay erişim imkânı sağlayacak. İş birliğiyle üreticilerin verimlilik, hassasiyet ve sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen bütünleşik çözümler sunulması hedefleniyor. Bu stratejik iş birliğiyle GNC Makina, yalnızca CNC takım tezgâhlarında değil; hassas takım teknolojileri alanında da Türkiye sanayisinin referans çözüm sağlayıcılarından biri olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kordsa Paris’te Kompozit Teknolojilerindeki Yeniliklerini Sergiledi Haber

Kordsa Paris’te Kompozit Teknolojilerindeki Yeniliklerini Sergiledi

Kompozit malzemeler ve teknolojileri alanında dünyanın en büyük ve en kapsamlı buluşmalarından biri olan JEC World, 10-12 Mart 2026 tarihleri arasında Fransa’nın Paris kentinde gerçekleşti. Kompozit ekosisteminin tüm değer zincirini tek çatı altında buluşturan önemli organizasyonda Kordsa, kompozit teknolojileri alanındaki yetkinliklerini ve bu alandaki büyüme odağını ön plana çıkardı. Kordsa, Türkiye’nin yanı sıra bağlı ortaklıkları ABD merkezli şirketleri Fabric Development Inc., Textile Products Inc., Axiom Materials Inc. ve İtalya merkezli Microtex Composites Srl. şirketleri ile birlikte değişen küresel pazar dinamiklerine paralel olarak şekillendirdiği stratejisiyle ürettiği çözümleri JEC World 2026’da katılımcılarla paylaştı. KORDSA’NIN KOMPOZİT ÇÖZÜMLERİ KRİTİK İHTİYAÇLARA YANIT VERİYOR Kordsa’nın JEC World 2026’da öne çıkan çözümleri arasında seramik matris kompozit (CMC) teknolojileri, otomotiv uygulamalarına yönelik geliştirilen termoplastik bazlı iç parça çözümleri, gövde parçaları ve karbon takviyeli prepreg ürünler yer aldı. Bu ürünler daha düşük ağırlıkla yüksek performans sağlarken, üretim süreçlerinde verimlilik artışı ve karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sunuyor. Havacılık ve enerji sektörlerine yönelik geliştirilen ileri kompozit çözümler ise yüksek sıcaklık dayanımı, uzun ömür ve güvenilirlik gibi kritik ihtiyaçlara yanıt veriyor. “DÖNÜŞÜMÜN AKTİF BİR PARÇASI OLMAYA DEVAM EDİYORUZ” Kordsa CEO’su Ergun Hepvar, fuara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “JEC World, kompozit teknolojileri alanında küresel ölçekte en önemli buluşma noktalarından biri olma özelliğini taşıyor. Sektörün tüm değer zincirini bir araya getiren bu platformda hem mevcut teknolojilerin geldiği noktayı hem de geleceğe yön verecek trendleri yakından gözlemleme fırsatı buluyoruz. Bu yıl da sürdürülebilirlik, hafiflik, yüksek performans ve üretim verimliliği odaklı çözümlerin giderek daha belirleyici hale geldiğini net bir şekilde gördük. Aynı zamanda müşteri beklentilerinin daha entegre, daha çevik ve daha sürdürülebilir çözümler yönünde dönüştüğüne tanıklık ettik. Kordsa olarak bu dönüşümün aktif bir parçası olmaya ve müşterilerimizle birlikte değer yaratan çözümler geliştirmeye devam ediyoruz.” “KOMPOZİT TEKNOLOJİLERİ KORDSA’NIN BUGÜNÜNÜ VE GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİRİYOR” Kordsa’nın kompozit teknolojilerindeki yaklaşımının Ar-Ge’den seri üretime, tedarik zincirinden sertifikasyon süreçlerine kadar uçtan uca entegre bir yapı sunmasıyla farklılaştığını vurgulayan Ergun Hepvar, “Özellikle ileri malzeme çözümlerine olan talebin artması, kompozit tarafındaki konumumuzu daha da güçlendiren bir unsur. Kompozit teknolojilerini Kordsa’nın geleceğindeki iki stratejik odak alanından biri olarak konumlandırıyoruz. Bu alanda teknoloji derinliği, ürün çeşitliliği ve uygulama alanlarını birlikte genişleten bir yaklaşım benimsiyoruz. Kompozit teknolojileri, Kordsa’nın hem bugününü hem de geleceğini şekillendiren ana alan olarak öne çıkıyor. Burada derinleşerek daha yüksek katma değer üreten, farklılaşan ve müşterisiyle birlikte gelişen bir yapı kurmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörü AB Destekli Projeyle Dijital Dönüşüme Odaklanıyor Haber

Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörü AB Destekli Projeyle Dijital Dönüşüme Odaklanıyor

Avrupa Birliği’nin (AB) Erasmus+ programı tarafından fonlanmaya hak kazanan ‘TechStyle: AI-Driven Circular and Regenerative Fashion in VET Education (Mesleki Eğitimde Yapay Zekâ Destekli Döngüsel ve Yenileyici Moda)’ projesi, sektörün dijital ve sürdürülebilir dönüşümüne öncülük edecek. Rekabet İçin Dijitalleşme Şart Türk ekonomisi dezenflasyon sürecinden geçerken, emek yoğun sektörler dünya pazarındaki rakipleriyle rekabette ayakta kalmak için yeni yöntemler arıyor. Türk hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, yapay zekâyı tasarımdan üretime kadar tüm aşamalarda daha etkin kullanarak küresel rekabette güçlü kalmayı hedefliyor. “TechStyle, Yapay Zekâ ile Dönüşümü Hızlandıracak Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) Başkanı Burak Sertbaş, projenin AB’nin Sürdürülebilir ve Döngüsel Tekstiller Stratejisi ve yapay zekâ düzenlemeleri ile uyumlu olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “TechStyle; hazır giyim ve konfeksiyon üretiminde hammadde tedariğini, atık azaltmayı ve üretim verimliliğini optimize eden yapay zekâ destekli çözümler sunarak dijital dönüşüme odaklanacak. Yapay zekâ girişimleriyle öne çıkan İsveç ve Fransa, sektörün köklü olduğu ancak daha fazla dijital ve yeşil inovasyona ihtiyaç duyan Yunanistan, İspanya, İtalya ve Türkiye ile en iyi uygulamaları paylaşacak.” 250.000 € bütçeli projenin iki yıl süreceğini belirten Sertbaş, “TechStyle ile EHKİB, iş gücünün dijital becerilerini geliştirerek sektörün veri odaklı, yapay zekâ destekli çözümlere geçişine rehberlik edecek. Bu proje, hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe sürdürülebilir dönüşüme güçlü katkı sağlayacak” dedi. Proje Kasım’da Fransa’da Başlıyor TechStyle Projesi, Kasım 2025’te Fransa’da düzenlenecek açılış toplantısıyla resmi olarak start alacak. Bu proje ile; Hazır giyim sektörünün yapay zekâ destekli modeller ve teknolojilerle entegrasyonu için mesleki eğitim programı hazırlanacak,Geliştirilen program TechStyle Platformu üzerinden partner ülkelerdeki firmalara sunulacak,Yerel düzeyde, özellikle kadınlar için yapay zekâ temelli girişimcilik becerilerine odaklanılacak, Ulusal düzeyde, hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün rekabet gücünü iyileştirerek ekonomik büyümeye ve ihracatın artmasına katkıda bulunulacak,AB Sürdürülebilir ve Döngüsel Tekstiller Stratejisi, yapay zekâ uygulamaları doğrultusunda sürdürülebilir, döngüsel bir ekonomi için sektörde yapay zekânın adaptasyonunu hızlandıracaktır. Bu sayede Ege Bölgesi’ndeki hazır giyim çalışanları, tasarımcılar, girişimciler ve yeni mezunlar AB düzeyinde geliştirilecek eğitimlerden doğrudan yararlanabilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.