Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Üretken Yapay Zeka

Kapsül Haber Ajansı - Üretken Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Üretken Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İhlal bildirimleri arttı, sahte uyarılar çoğaldı Haber

İhlal bildirimleri arttı, sahte uyarılar çoğaldı

Her gün gerçek ihlaller yaşanıyor ve meşru bir bildirimi görmezden gelmek, sahte bir bildirime tıklamak kadar tehlikeli olabilir. Otomatik tepki vermekten vazgeçerek gerçek bir uyarıyı sahte olandan ayırt edebilmek çok önemli. Dolandırıcılar gerçek bir ihlali bekler ve haberleri fırsat bilerek sahte bir bildirim gönderir. Bu senaryoda, kurbanlar bir bildirim bekledikleri için dolandırıcılığa inanma olasılıkları daha yüksektir. Diğer alternatifte ise dolandırıcılar var olmayan bir olayın ayrıntılarını içeren bir ihlal ve sahte bildirim uydurur. Alıcı için hem alakalı hem de güvenilir görünmesi amacıyla büyük olasılıkla tanınmış ve popüler bir markadan gönderilmiş gibi taklit edilir. Ancak dolandırıcılar, kurbanın işyerindeki BT departmanının kimliğine de bürünebilir. Her iki durumda da dolandırıcılar, sahte bildirimlerin oluşturulmasını otomatikleştirmek ve geliştirmek için giderek daha fazla kimlik avı kitleri ve yapay zekâ araçları kullanmaktadır. Yapay zekâ, gerçek bildirimlerin kelime seçimini ve üslubunu kopyalayarak, yerel dillerde kusursuz bir şekilde benzer tuzaklar oluşturmada özellikle başarılıdır. Daha fazla meşruiyet katmak için ilgili marka ve logolar da eklenecektir. Tüm bunlar dakikalar içinde yapılabilir; bu da bir olaydan sonra sahte bildirimlerin hızla ve büyük ölçekte e-posta yoluyla gönderilebileceği anlamına gelir. Nihai amaç, sizi kandırarak kötü amaçlı bir bağlantıya tıklamanızı veya kötü amaçlı bir eki açmanızı sağlamak olabilir; bu da örneğin bilgi çalan kötü amaçlı yazılımların yüklenmesine neden olabilir. Ya da kişisel ve finansal bilgilerinizi veya parolalarınızı ele geçirmek için bir bahane olabilir. Tehlike işaretlerini fark etmek Nereye dikkat etmeniz gerektiğini bilirseniz sahte güvenlik ihlali bildirimlerini tespit etmek kolay olacaktır. Acilen harekete geçmeniz gerekiyor: Dolandırıcılar, sizi kişisel bilgilerinizi vermeye veya zararlı bir bağlantıya tıklamaya ikna etmek için klasik sosyal mühendislik tekniklerini kullanacaktır. Bu genellikle, parolanızı güncellemezseniz veya kişisel bilgilerinizi onaylamazsanız verilerinizin risk altında olduğunu söylemek gibi sizi aceleyle harekete geçirmek için bir aciliyet hissi yaratmaya çalışmakla gerçekleşir. Olağan dışı gönderen e-postası: Dolandırıcılar genellikle gönderen e-postasını taklit ederek, e-postanın taklit ettikleri kuruluştan gelmiş gibi görünmesini sağlamaya çalışır. Bu nedenle, isimdeki yazım hatalarına dikkat edin ve görüntülenen isim rastgele bir gönderen etki alanını gizliyor olabilir, bu nedenle imleci üzerine getirin. Yazım ve dil bilgisi hataları: Daha önce de belirtildiği gibi, tehdit aktörleri kimlik avı kampanyalarını geliştirmek için üretken yapay zekâyı (GenAI) ne kadar çok kullanırsa bu durumun ortaya çıkma olasılığı o kadar azalır. Ancak yine de bu, gerçekleştirilmesi gereken yararlı bir ilk kontrol adımdır. Bağlantılar ve ekler: Bu mesajların çoğu, kişisel/finansal bilgilerinizi ve parolalarınızı çalmak için tasarlanmış kimlik avı sitelerine yönlendiren bağlantılarla doludur. Ayrıca gizlice kötü amaçlı yazılım yükleyen bildirimler gibi görünen ekler de içerebilirler. Belirsizlik: Güvenlik ihlali yaşayan bir şirketten meşru bir mektup alırsanız bu mektupta genellikle hesap numarası ve kullanıcı adı gibi bazı kişisel bilgileriniz yer alır. Ancak dolandırıcılar bu bilgilere sahip olmadığından gönderdikleri mesajlar belirsiz ve ayrıntılardan yoksun olacaktır. Güvende kalmak Veri ihlali bildirim dolandırıcılıklarından korunmanın ilk adımı nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlamaktır.Bir şey ters geliyorsa ne yapacağınıza dair aceleci bir karar vermeyin. Derin bir nefes alın ve sakin olun. Bir bildirim alırsanız her zaman görünür kaynağa doğrudan danışın; ancak bunu, gönderene yanıt vererek veya bildirimin içindeki iletişim bilgilerini kullanarak yapmayın. Gerçek hesabınıza giriş yapın veya şirketi arayın ya da e-posta göndererek veri ihlali olayının gerçek olup olmadığını kontrol edin. Saygın güvenlik yazılımlarıyla birlikte gelen kimlik koruma özellikleri ve HaveIBeenPwned.com gibi hizmetler, bilgilerinizin ele geçirilip geçirilmediğini kontrol etmenin yararlı bir ikincil yolu olabilir. Parola yöneticisinde saklanan güçlü ve benzersiz parolalar kullanarak ve bunları çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) ile destekleyerek riski daha da azaltın. Bu sayede, bilgisayar korsanları kimlik bilgilerinizi ele geçirse bile hesaplarınıza erişemezler. Saygın bir sağlayıcıdan sağlam bir e-posta güvenliği yazılımı yüklediğinizden emin olun. Bu yazılım, ideal olarak yapay zekâyı kullanarak kimlik avı girişimlerini ve kötü amaçlı yazılımları tespit edip engellemeye yardımcı olur. Veri ihlali mağduruysanız hemen yapmanız gerekenler Bir dolandırıcılığın kurbanı olduğunuzu düşünüyorsanız hızlı hareket etmeniz önemlidir. Hackerlarla paylaşmış olabileceğiniz tüm parolaları (kullandığınız tüm sitelerde) değiştirin. Parola yöneticisi, çok sayıda site ve uygulamada benzersiz kimlik bilgilerini saklamak için en iyi seçenektir. Tüm hassas hesaplar için MFA'yı etkinleştirin, böylece kötü niyetli kişiler parolalarınızı ele geçirseler bile hesabınıza giremezler, Güvenilir bir güvenlik yazılımı kullanarak kötü amaçlı yazılım taraması yapın, Finansal bilgilerinizi paylaştıysanız bankanızla iletişime geçin ve durumu bildirin. Mümkünse kredi/banka kartlarınızı dondurun,Şüpheli faaliyet olup olmadığını kontrol etmek için finansal hesaplarınızı takip edin. Olayı ilgili yerlere bildirin. Dünya veri ihlali bildirimleriyle dolup taşarken bu tür haberlere o kadar alışmış hâle gelebiliriz ki gelen kutumuza düşen en son bildirimlere otomatik olarak inanmaya başlayabiliriz. Her ne kadar yorucu olsa da bu tür bildirimleri dikkatle incelemek çok önemlidir. Bu, sadece dolandırıcılıktan kaçınmanıza yardımcı olmakla kalmaz; aynı zamanda meşru bildirimleri daha ciddiye almanızı da sağlar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketler Yapay Zekada Nereden Başlamalı? Haber

Şirketler Yapay Zekada Nereden Başlamalı?

Birçok şirkette yapay zeka gündemi, bir yönetim kurulu sunumunda başlayan heyecanın birkaç ay sonra sessizce sönmesiyle ilerliyor. Sorun genellikle teknoloji eksikliği değil. Asıl sorun, şirketlerde yapay zeka dönüşümü konusunun bir yazılım alımı gibi ele alınması. Oysa yapay zeka, kurumsal yapılarda tek başına çalışan bir araç değil; karar alma biçimini, operasyon akışını, risk yönetimini ve rekabet pozisyonunu etkileyen bir dönüşüm katmanı. Bu nedenle konuya sadece BT bütçesi, lisans sayısı ya da pilot proje adedi üzerinden bakmak yetersiz kalıyor. Şirket için gerçek soru şu: Yapay zeka hangi işi daha hızlı değil, hangi işi daha doğru, daha ölçeklenebilir ve daha karlı hale getirecek? Şirketlerde yapay zeka dönüşümü neden farklı bir yönetim konusu? Kurumsal dönüşümlerde en zor başlıklar genellikle teknoloji değil, koordinasyon ve önceliklendirme oluyor. Yapay zekada da tablo benzer. Finans, insan kaynakları, hukuk, operasyon, satış ve bilgi teknolojileri aynı masaya oturmadan kalıcı sonuç üretmek zor. Çünkü yapay zeka projeleri çoğu zaman birim sınırlarını aşıyor. Satış tahmini modeli yalnızca satış ekibini ilgilendirmiyor; tedarik planlamasını, stok yapısını, nakit akışını ve müşteri deneyimini de etkiliyor. İnsan kaynaklarında özgeçmiş tarama sistemi sadece işe alım hızını artırmıyor; ayrımcılık riski, veri gizliliği ve işveren markası üzerinde de sonuç doğuruyor. Bu yüzden şirketlerde yapay zeka dönüşümü, CIO veya BT direktörünün tek başına taşıyacağı bir dosya değil. Üst yönetim sponsorluğu, süreç sahipliği ve yönetişim çerçevesi olmadan ilerleyen girişimler, çoğunlukla iyi niyetli denemeler olarak kalıyor. İlk hata: Araç seçip problem aramak Piyasada üretken yapay zeka araçlarından tahminleme platformlarına kadar geniş bir ekosistem oluştu. Ancak birçok kurum, önce aracı seçip sonra buna uygun kullanım alanı arıyor. Bu yaklaşım hem kaynak israfına yol açıyor hem de organizasyonda "yapay zeka işe yaramıyor" algısını hızlandırıyor. Sağlıklı başlangıç, teknoloji kataloğu çıkarmak değil, iş etkisi yüksek karar noktalarını belirlemek olmalı. Nerede yoğun manuel iş var? Nerede tahmin hatası maliyet yaratıyor? Nerede bilgi dağınıklığı müşteri kaybına neden oluyor? Nerede uzman personelin zamanı düşük katma değerli işlerde harcanıyor? Doğru kullanım alanları genellikle çok parlak görünenler değil, etkisi ölçülebilenler oluyor. Talep tahmini, bakım planlama, teklif hazırlama, müşteri hizmetleri sınıflandırması, belge analizi, sahtekarlık tespiti ve iç bilgiye erişim gibi alanlar bu yüzden öne çıkıyor. Veri kalitesi olmadan dönüşüm hızlanmıyor Yapay zekanın kurumsal hayatta karşılaştığı en sert duvar veri tarafında yükseliyor. Dağınık veri kaynakları, düşük etiketleme kalitesi, güncel olmayan kayıtlar ve departmanlar arası kopukluk, model performansını doğrudan aşağı çekiyor. Burada sık yapılan varsayım şu: Önce modeli kuralım, veri zamanla düzelir. Pratikte çoğu zaman tersi geçerli. Veri kalitesi kötü olduğunda model yalnızca hatayı hızlandırıyor. Yönetici ekranında güven vermeyen bir sistem ise kısa sürede kullanım dışı kalıyor. Bu nedenle veri yönetişimi, şirketlerde yapay zeka dönüşümü için teknik bir alt başlık değil, işin merkezidir. Hangi veri kritik, kim sorumlu, ne sıklıkla güncelleniyor, hangi kaynak doğrulanmış kabul ediliyor, hangi verinin kullanımı hukuken sınırlı? Bu sorular netleşmeden kalıcı ölçekleme beklemek gerçekçi değil. İnsan faktörü: En büyük direnç teknolojiye değil belirsizliğe Kurumsal yapılarda çalışanlar çoğu zaman yapay zekaya ilkesel olarak karşı çıkmıyor. Asıl tedirginlik, rol tanımının nasıl değişeceğini bilmemekten kaynaklanıyor. Bir ekip için yapay zeka verimlilik aracı olabilirken, başka bir ekip için performans baskısı ya da yetki kaybı gibi algılanabiliyor. Bu yüzden iletişim dili kritik. "Sizi değiştirecek sistem" algısı ile "işin tekrarlı kısmını azaltacak yardımcı katman" anlatısı arasında ciddi fark var. Gerçekçi kurumlar, bu teknolojinin bazı görevleri azaltacağını kabul ederken yeni beceri ihtiyacını da açıkça tanımlıyor. Eğitim burada tek seferlik bir seminer olarak değil, rol bazlı bir adaptasyon programı olarak ele alınmalı. Bir satış ekibinin ihtiyacı ile hukuk ekibinin ihtiyacı aynı değil. Bir üretim tesisindeki vardiya yöneticisinin kullanacağı karar destek sistemi ile kurumsal iletişim ekibinin içerik üretim araçları da aynı eğitim çerçevesiyle yönetilemez. Şirketler en çok bu noktada zorlanıyor: Teknolojiyi ortaklaştırırken kullanım senaryolarını özelleştirmek gerekiyor. Yönetişim olmadan ölçekleme risk üretir Yapay zeka kullanımının artması, beraberinde kurumsal riskleri de büyütüyor. Hatalı çıktı, önyargılı karar, fikri mülkiyet ihlali, müşteri verisinin yanlış kullanımı ve regülasyon uyumsuzluğu artık teorik riskler değil. Özellikle finans, sağlık, savunma, enerji ve kamuya temas eden sektörlerde hata toleransı düşük. Bu nedenle yapay zeka yönetişimi, yalnızca hukuk departmanının kontrol listesine bırakılamaz. Şirketin hangi araçları kullanabileceği, hangi verilerin modele verilemeyeceği, hangi çıktılarda insan onayı gerekeceği ve hangi kararların tamamen otomatikleştirilemeyeceği açık kurallarla tanımlanmalı. İyi bir yönetişim yapısı, inovasyonu yavaşlatmak zorunda değil. Aksine, kuralları net olan kurumlar daha hızlı ilerliyor. Çünkü ekipler neyin serbest, neyin hassas, neyin yasak olduğunu bildiğinde deneme alanı daha güvenli hale geliyor. Hangi şirketler daha hızlı sonuç alıyor? Sektör farkı belirleyici olsa da yalnızca büyük ölçekli şirketler avantajlı değil. Hatta bazı orta ölçekli firmalar, daha az hiyerarşi ve daha net karar hatları sayesinde daha hızlı sonuç alabiliyor. Burada belirleyici olan bütçe büyüklüğünden çok operasyonel disiplin. Hızlı sonuç alan şirketlerde ortak bazı özellikler görülüyor. Öncelikle tek bir büyük dönüşüm vaadi yerine, sınırlı ama yüksek etkili kullanım alanları seçiliyor. İkinci olarak başarı kriteri en başta tanımlanıyor. Maliyet düşüşü mü hedefleniyor, çevrim süresi mi kısalacak, satış dönüşümü mü artacak? Üçüncü olarak pilot proje ile üretim ortamı arasındaki fark ciddiye alınıyor. Kurumsal hayatta pilotların başarılı, gerçek kullanımın zayıf kalmasının nedeni de burada yatıyor. Test ortamında çalışan model, saha gerçekliğinde veri akışı, kullanıcı alışkanlığı, sistem entegrasyonu ve güvenlik gereksinimleri nedeniyle aynı performansı vermeyebiliyor. Bu nedenle ölçekleme planı, pilot tamamlandıktan sonra değil, pilot başlarken düşünülmeli. Şirketlerde yapay zeka dönüşümü için gerçekçi yol haritası Kurumsal karar vericiler için en sağlıklı yaklaşım, yapay zekayı tek bir proje olarak değil, aşamalı bir dönüşüm portföyü olarak ele almak. İlk aşamada iş etkisi yüksek 2-3 kullanım alanı seçilmeli. Bu alanların veri uygunluğu, entegrasyon ihtiyacı ve hukuki riskleri birlikte değerlendirilmelidir. İkinci aşamada sahiplik netleşmeli. Her projenin bir iş birimi sponsoru, bir teknik sahibi ve bir risk sorumlusu olmalı. Sadece teknoloji ekibine bırakılan girişimler, iş sonuçları üretmekte zorlanır. Sadece iş birimi tarafında kalan projeler ise teknik sürdürülebilirlik sorunu yaşar. Üçüncü aşamada ölçümleme devreye girmeli. Yapay zekanın değeri genel memnuniyet cümleleriyle değil, somut göstergelerle izlenmeli. İşlem süresi, hata oranı, çalışan başına verim, müşteri yanıt süresi, kayıp önleme oranı veya teklif hazırlama hızı gibi göstergeler burada belirleyici olur. Son aşama ise kurumsallaşmadır. Başarılı bulunan kullanım alanları için politika, eğitim, güvenlik ve entegrasyon standartları oluşturulmadan yaygınlaşma sağlıklı olmaz. Bu noktada içerik üretiminden sektör analizine kadar karar vericilere düzenli bilgi akışı sağlayan yayın ekosistemleri de önemli hale geliyor. Özellikle iş dünyası ve teknoloji ekseninde uzmanlaşan platformlar, örneğin Kapsül Haber Ajansı gibi yapılar, kurumların dönüşümü yalnızca teknoloji haberi olarak değil, stratejik bir iş gündemi olarak takip etmesine katkı sunuyor. Beklenti yönetimi neden kritik? Yapay zekanın kurumsal etkisi yüksek, ancak her problemi çözen sihirli bir katman değil. Bazı süreçlerde dramatik verimlilik sağlar, bazı süreçlerde ise katkısı sınırlı kalır. Özellikle düşük hacimli, istisna oranı yüksek ve standardizasyonu zayıf işlerde beklenen fayda daha düşük olabilir. Benzer şekilde her şirketin olgunluk seviyesi farklıdır. ERP verisi güvenilir olmayan, süreçleri standartlaşmamış ve departmanlar arası sahiplik modeli zayıf olan bir kurum için ilk ihtiyaç ileri modelleme değil, temel dijital düzen olabilir. Bu durum yapay zekanın değerini azaltmaz; yalnızca sıralamayı değiştirir. Önümüzdeki dönemde şirketler arasındaki fark, kimlerin yapay zekayı daha erken denediğiyle değil, kimlerin onu kurumsal disiplinle yönettiğiyle açılacak. Teknolojiye hızla girmek avantaj sağlayabilir, fakat kalıcı üstünlük veri kalitesi, insan adaptasyonu ve karar mimarisi üzerinden kurulacak. Yapay zekadan gerçek değer üretmek isteyen kurumlar için asıl mesele başlamak değil, doğru yerden başlamaktır.

Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği’nin AI Startup Studio Programı Başarıyla Tamamlandı Haber

Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği’nin AI Startup Studio Programı Başarıyla Tamamlandı

Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği işbirliğiyle hayata geçirilen “Yapay Zekâ Yıldızları” projesi kapsamında girişimci gençlere yönelik yeni bir program düzenlendi. “AI Startup Studio” adıyla düzenlenen programa liseli öğrencilerin oluşturduğu 25 girişimci katıldı. Program kapsamında girişimcilere yapay zekâ, girişimcilik, ürün geliştirme, iş modeli oluşturma ve ölçeklenme başlıklarında eğitimler ve mentorluk desteği verildi. Final aşamasında 5 girişimcinin yarıştığı programı Kocaelili öğrencilerin hazırladığı “Mergen” isimli proje kazandı. Birinci gelen takım 100 bin TL’lik ödülün sahibi oldu. Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, şunları söyledi: “Habitat Derneği ile başlattığımız ‘Yapay Zekâ Yıldızları’ projesinde amacımız, genç nesillerin teknolojik bakımdan donanımlı olmalarını sağlamak, günümüzde her alanda gördüğümüz yapay zekâ teknolojisini öğrenip kullanarak yaratıcı fikirlerini yeni teknolojilerle birleştirmelerini mümkün kılmak. Son olarak, ülke genelinde ‘AI Startup Studio’ adını verdiğimiz programla liseli gençlere ulaştık. Bu programla temel amacımız, gençlerin yapay zekâ farkındalık ve becerilerini artırırken ülke genelinde dijital eşitlik ve kapsayıcı öğrenme fırsatlarını yaygınlaştırmak ve sürdürülebilir gönüllü ekosistemi oluşturmak. Program kapsamında düzenlenen eğitimlerle gençlere üretken yapay zekâ araçlarını bilinçli ve etik biçimde kullanmayı öğretmeyi, onların veri okuryazarlığı ve problem çözme becerilerini geliştirmeyi, girişimcilik ve ürün geliştirme eğitimleriyle onları geleceğin mesleklerine erken yaşta hazırlamayı hedefledik. Program için fikir üreten, proje geliştiren tüm öğrencileri içtenlikle kutluyorum.” Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı H. Emre Koyuncu ise şöyle konuştu: “Vodafone Vakfı ile birlikte hayata geçirdiğimiz ‘Yapay Zekâ Yıldızları’ projesi kapsamında yürüttüğümüz AI Startup Studio süreci, Türkiye’nin farklı noktalarından başvuran lise öğrencilerini yapay zekâ ve girişimcilik odağında bir araya getirdi. Ülkemizin dört bir yanından büyük bir özveri ve yüksek motivasyonla sürece dahil olan öğrencilerimiz, teknoloji temelli ve toplumsal fayda odaklı projeler geliştirerek hem yapay zeka becerilerini hem de girişimcilik yetkinliklerini somut çıktılara dönüştürdü. AI Startup Studio ile yalnızca bir yarışma süreci değil; aynı zamanda dijital eşitliği destekleyen, kapsayıcı öğrenme fırsatlarını yaygınlaştıran ve sürdürülebilir bir genç girişimcilik ekosisteminin temellerini güçlendiren bütüncül bir model ortaya koyduk. Fikirlerini projeye dönüştüren ve bugün aramızda olan takımlar başta olmak üzere katılan ve başvurma cesaretini kendinde hisseden tüm gençlerimizi içtenlikle tebrik ediyoruz.” Toplam 119 başvuru alındı “AI Startup Studio” programına toplam 119 başvuru alınırken, üç ay süren yoğun ve yapılandırılmış bir eğitim programı uygulandı. Bu süreçte 16 kapsamlı eğitim oturumu ve 2 buluşma gerçekleştirilerek gençlerin hem teknik hem de girişimcilik yetkinlikleri çok boyutlu şekilde desteklendi. Programın ilk aşamasında gençler; yapay zekâya giriş, üretken yapay zekâ araçlarının bilinçli ve etik kullanımı, veri okuryazarlığı, problem çözme, tasarım odaklı düşünme ve temel girişimcilik konularında ortak bir yetkinlik zemini oluşturdu. İkinci aşamada ise katılımcılar bu ortak kazanımlar üzerine inşa ederek iş modeli geliştirme, değer önerisi oluşturma, ürün tasarımı, prototipleme, etki analizi ve etkili sunum teknikleri gibi başlıklarda projelerini olgunlaştırdılar. Program süresince öğrenciler, Vodafone Gönüllüleri ve projenin gönüllülerinin katkılarıyla mentorluk desteği alarak fikirlerini geliştirme, iş modellerini güçlendirme ve projelerini daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma imkânı buldu. Yapay zekâ destekli eğitim platformu Programda birinci gelen “Mergen” projesi, öğrencilerin öğrenme hızını ve bilgi seviyesini analiz ederek kişiselleştirilmiş çalışma planı oluşturan yapay zekâ destekli bir eğitim platformu. Sistem, öğrencinin eksik olduğu konuları tespit ederek, ona uygun içerik ve sorular üretiyor. Bireysel öğrenme sürecini destekleyen sistem, standart eğitim yapısının yarattığı öğrenme farklılıklarını azaltmayı ve öğrencilerin gerçek öğrenme düzeyini artırmayı amaçlıyor. Önemli isimler buluştu “AI Startup Studio” programında finale kalan projeleri Millî Eğitim Bakanlığı Ar-Ge Ekosistem Dairesi Uzmanı Murat Kadir Yetkin, HUX.ai Kurucu-CEO’su ve OECD Yapay Zekâ Yönetişimi Çalışma Grubu Üyesi Merve Ayyüce Kızrak, Vodafone Marka ve Pazarlama Stratejisi Direktörü Seçil Demiralp ile Page Studio Kurucu-CEO’su ve İçerik Üreticisi Elif Aleyna Duman’dan oluşan jüri değerlendirdi. 98 bin öğrenciye ulaşıldı Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği’nin dijital geleceğe hazır nesiller yetiştirme hedefiyle başlattığı “Yapay Zekâ Yıldızları” dijital eğitim projesiyle, Türkiye’nin 81 ilinde 11-14 yaş arası ortaokul ve 14-18 yaş arası lise öğrencilerine yapay zekâ eğitimleri veriliyor. Bugüne kadar 98 bini aşkın öğrenciye ulaşıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ ile Bulutun Kuralları Yeniden Yazılıyor Haber

Yapay Zekâ ile Bulutun Kuralları Yeniden Yazılıyor

Yapay zekâ hizmetleri ve AI-optimize sunucular için önümüzdeki dönemde yüz milyarlarca dolarlık küresel bir yatırım dalgası bekleniyor. Bunun temel nedeni ise açık: Bulut, yapay zekâ, veri ve uygulama yaşam döngüsü, artık doğal ve vazgeçilmez işletim zemini hâline gelmiş durumda. Bu hızlı dönüşüm, yerel veri egemenliği, regülasyon uyumu ve sürdürülebilir altyapı ihtiyacını da hiç olmadığı kadar görünür kılıyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin %100 yerli sermayeli bulut sağlayıcılarından vMind CEO’su Volkan Duman “Yapay zekânın veri ve uygulama yaşam döngüsünde doğal çalışma zemini olarak bulutu merkeze almayan hiçbir yaklaşım uzun vadede sürdürülebilir değil” diyor. Üretken Yapay Zekâ Çağında Kazananlar: Bulutu Doğru Konumlayanlar Olacak 2026 yılı itibarıyla yapay zekâ pazarı küresel ölçekte devasa bir ivme yakalamış olsa da iş dünyasında bu teknolojinin nasıl hayata geçirileceğine dair yön arayışı devam ediyor. Yapılan araştırmalar, kurumların %81’inin üretken yapay zekânın dönüştürücü gücüne tam bir güven duyduğunu; ancak bu değişime uyum sağlamakta zorlanan kesimin oranının %57 gibi kritik bir seviyede olduğunu gösteriyor. Şirketler bugün, yüksek yatırım iştahı ile risk algısı arasındaki ince çizgide bir denge kurmaya çalışıyor. Bu tabloyu değerlendiren vMind CEO’su Volkan Duman, yapay zekâ yatırımlarında başarının anahtarının "doğru zemin" seçimi olduğunu vurguluyor. Pazardaki geleneksel refleksi eleştiren Duman, değerlendirmesinde şu noktalara dikkat çekiyor; "Pazarda hâlâ ‘donanım al-kur’ yaklaşımının sürdüğünü görüyoruz. Oysa bugün asıl odaklanmamız gereken soru; yapay zekâyı nerede ve nasıl çalıştırdığımızdır. Hız, ölçeklenebilirlik, maliyet optimizasyonu ve regülasyon uyumu gibi kritik başlıklarda, bulut üzerinden tüketilen ve uçtan uca yönetilen bulut hizmetleri açık ara avantaj sağlıyor." Doğrudan sunucu ve altyapı yatırımı yapma eğiliminin yerini, daha esnek ve verimli modellerin alması gerektiğini belirten Volkan Duman; önümüzdeki dönemin kazananlarının "altyapı sahibi olmak" yerine, bu süreci uzman bir iş ortağıyla bulut üzerinden yönetenler olacağını ifade ediyor. Bu süreçteki yetkinliğini küresel bir başarıyla da taçlandıran vMind, "IDC MarketScape: Türkiye Public Cloud Infrastructure as a Service 2025 Vendor Assessment" raporunda “Major Player” (Önemli Oyuncu) olarak konumlandırıldı. Bu başarı, vMind’ın sadece yerel bir oyuncu olmadığını, aynı zamanda küresel standartlarda altyapı ve yönetilen hizmet sunma kapasitesine sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı. “Tek Bir Bulut Sağlayıcısıyla Tüm Süreçleri Yönetmek Artık Gerçekçi Değil” Küresel ölçekte veri merkezlerine olan ilginin artmasıyla bu dönüşüm hızlanırken, 2032’ye kadar yapay zekâ pazarının; platformlar, modeller ve özellikle servis olarak sunulan AI çözümleriyle milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşacağı öngörülüyor. Bu büyümenin en önemli itici gücünün, kurumların karmaşık yapıları kendi başına yönetmek yerine uzman bulut ve yönetilen hizmet sağlayıcılarla çalışmayı tercih etmesi olacağı ifade ediliyor. Türkiye’de de benzer bir eğilim öne çıkıyor. Kuruluşların yapay zekâyı; süreç otomasyonu, IT optimizasyonu, veri analitiği, kalite ve hata kontrolü gibi somut kullanım senaryoları üzerinden hayata geçirmesi bekleniyor. Ancak çoklu bulut mimarilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu yapıların etkin yönetilmesi başlı başına bir uzmanlık alanına dönüşüyor. Volkan Duman, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, bulutu da kapsayan uçtan uca bir dijital dönüşüm yaklaşımıyla ele alan oyuncuların pazarda öne çıkacağını belirterek, "Multicloud yönetimi ve bulut üzerinden yönetilen hizmetler, önümüzdeki dönemde yapay zekâ yatırımlarının başarısını belirleyecek temel unsurlar olacak" dedi. portvMind ile Ölçeklenme ve Küresel Açılım Dönemi vMind, “Bulutta İşler Değişecek” mottosuyla 2025 yılında hayata geçirdiği portvMind Public Cloud platformuyla, küresel devlerin baskın olduğu alanda güçlü bir yerli alternatif oluşturdu. Yıldız Teknopark’ta Türk mühendisler tarafından geliştirilen bu platform; esnek mimarisi, dakika bazlı faturalandırma modeli ve yerel veri egemenliği odağıyla işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandırırken, altyapı maliyetlerinde %30’a varan tasarruf sağlıyor. Şirket, 2026 yılını bir "ölçeklenme ve uluslararası açılım yılı" olarak konumlandırıyor. 2026 yatırım planı kapsamında vMind; işlem gücü, depolama ve ağ altyapısını iki katına çıkarmayı, yeni felaket kurtarma merkezleri açmayı ve Avrupa’da veri merkezi yatırımı için somut adımlar atmayı hedefliyor. EMEA ve META bölgeleri başta olmak üzere kanal ortaklıklarıyla büyümeyi planlayan şirket, teknik ekibini de %25 oranında büyüterek siber güvenlik ve AI alanındaki yetkinliğini derinleştirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2025 Araştırması Yayımlandı Haber

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2025 Araştırması Yayımlandı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY’ın Vergi ve Finans Operasyonları 2025 araştırması, vergi ve finans fonksiyonlarının sürekli değişen ortama nasıl uyum sağladığını ele alıyor. 30 ülkede, 22 sektörden, 1600 vergi ve finans liderinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, vergi ve finans liderleri; jeopolitik etkenler, değişen ticaret ve gümrük politikaları ile yetenek dönüşümü gibi zorluklarla başa çıkmak için üretken yapay zekâdan faydalandığını ve yeni işletme modellerini devreye almaya başladığını belirtiyor. Araştırma, vergi ve finans fonksiyonlarının üç önceliğe odaklandığını ortaya koyuyor: Veri, üretken yapay zekâ (GenAI) ve teknolojiden yararlanmakTemel vergi uyum yükümlülüklerini yerine getirmekVergi stratejisini, genel finans ve organizasyon stratejisiyle sıkı şekilde uyumlu hale getirmek Araştırma sonuçlarına göre; şirketlerin %81’i önümüzdeki iki yıl içinde tedarik zincirleri de dahil olmak üzere işletme modellerinde değişiklikler yapmayı planlıyor. Bu oran geçen yıla göre %20 artış gösteriyor. Neredeyse her 10 liderden 9’u (%86) veri, üretken yapay zekâ (GenAI) ve teknolojiden yararlanmayı en önemli öncelik olarak görüyor. Hızla değişen dünya koşullarında vergi ve finans operasyonları da dönüşüyor Araştırma; Küresel Asgari Vergi uygulamasının (Pillar Two); gümrük vergileri, ülke bazlı vergi reformları ve e-fatura gibi başlıkları geride bırakarak, kuruluşları etkileyen en önemli düzenleyici değişiklik olarak (%81) görüldüğünü ortaya koyuyor. Katılımcıların %85’i, bu düzenleme ile toplam vergi yükümlülüklerinin artacağını söylüyor ve sadece %21’i, Pillar Two raporlama gerekliliklerine uyum konusunda hazırlıklı olduğunu belirtiyor. Araştırmadaki bulgular; başarı için kilit unsurun, belirsizliği yönetmek ve geleceği şekillendirmek amacıyla vergi işletme modellerine çeviklik kazandırmak olduğuna işaret ediyor. Yapay zekâyı ve veriyi etkin şekilde kullanmak kaçınılmaz oluyor Araştırmaya katılan vergi liderlerinin %86’sı; inovasyon, tahmin analizi ve otomatik raporlama için veri, GenAI ve teknolojiden yararlanmayı önceliklendiriyor. Katılımcılar, yapay zekânın vergi ve finans fonksiyonlarının etkinliğini önümüzdeki iki yıl içinde %30 artırabileceğini belirtiyor. Buna ek olarak katılımcılar, yapay zekânın artan kullanımıyla birlikte ise stratejik ve yüksek değerli faaliyetlere %23 daha fazla bütçe ayrılabileceğine inanıyor. Katılımcıların %44’ü ise veri, yapay zekâ ve teknoloji için sürdürülebilir bir plan hayata geçirememe ihtimalini vizyonlarını gerçekleştirmede en büyük engel olarak görüyor. Buna karşın araştırmaya göre, vergi ve finans fonksiyonlarının yarısından fazlasının (%51) veri yönetimi olgunluğunun hâlâ erken aşamalarında olduğu görülüyor ve bu durum yapay zekânın veriye dayalı uygulamasını ciddi şekilde etkiliyor. Bu nedenle birçok kuruluş kendi çözümlerini geliştirmekte zorlanıyor. Katılımcıların %78’i ise önümüzdeki iki yıl içinde yapay zekâ yetkinliklerine derinlemesine sahip olan hizmet sağlayıcılarıyla çalışmanın vergi fonksiyonlarına önemli ölçüde fayda sağlayacağını belirtiyor. Yetenek dönüşümünde başarılı olmak için çevik ve yapay zekâyı doğru kullanabilen ekipler kurulmalı Üretken (GenAI) ve ajan yapay zekâ (Agentic AI), vergi ve finans alanında çok sayıda zorlukla karşı karşıya olan iş gücünü de yeniden şekillendiriyor. Katılımcıların %61’i kıdemli vergi uzmanlarının emeklilik çağına gelmesinin, vergi ve finans fonksiyonlarını önemli ölçüde etkileyeceğini öngörüyor. %66’sı, mesleğe daha az yeni muhasebeci girmesinin yetenek ihtiyaçlarını karşılamada olumsuz sonuçlar doğuracağını söylüyor. Diğer yandan, vergi profesyonelleri zamanlarının %53’ünü rutin işlere ayırdığını ve bu işlerin yükünü yarıdan fazla azaltarak %21’e indirmek istediklerini belirtiyor. İş gücü dönüşümünde yapay zekâyı yetenek ile birlikte merkeze koymak, gelecekte oluşabilecek boşluğu kapatmak ve çevik, geleceğe hazır vergi ve finans ekipleri oluşturmak için kritik önem taşıyor. Araştırma katılımcıları, ekiplerine yatırım yaptıklarını ve ekiplerine daha fazla beceri kazandırmak için çaba gösterdiklerini aktarıyor. %73’ü veri bilimcileri ve vergi teknolojisi uzmanlarını işe almayı önceliklendiriyor; %89’u mevcut ekiplerinin becerilerini geliştirmek üzere yatırım yapıyor. Ayrıca, katılımcılar giderek daha fazla dışarıdan uzmanlık kaynağı (%83) ediniyor ve yapay zekâ okuryazarı bir iş gücü oluşturmaya odaklanıyor. EY Türkiye Vergi Bölümü Başkanı Erkan Baykuş, EY Küresel Vergi ve Finans Operasyonu Araştırması ile ilgili şu yorumlarda bulundu: “Şirketler, sürekli ve birbirine bağlı değişimlerin yaşandığı bir dünyada faaliyet gösteriyor. Jeopolitik değişiklikler ve teknolojik gelişmeler, küresel dinamikleri yeniden şekillendiriyor ve sürekli dönüşüme neden oluyor. Buna paralel olarak, vergi ve küresel ticaret politikaları da önemli değişimlerden geçiyor; özellikle birçok ülkede küresel asgari vergilerin uygulanması dikkat çekiyor. Teknolojik değişim ise vergi ve finans operasyonlarında katlanarak artıyor ve veri ile yapay zekâ tarafından desteklenen yeni bir dönemi getiriyor. Hızla dönüşen günümüz dünyasında başarılı olabilmek için, vergi ve finans departmanlarının çevik işletme modelleri tasarlamaları gerekiyor. Bu modeller, güvenli bir dönüşümle hem bugünün koşullarına hem de yarının gelişmelerine hazırlıklı olmayı sağlıyor. Vergi ve finans süreçlerinin dönüşüme hızla adapte olabilecek bir yapıya sahip olmasını sağlamak, yapay zekâdan yararlanmayı mümkün kılarak şirketlere güçlü içgörüler ve yüksek değer kazanımı sunuyor. Böylelikle şirketler, verilerini yapay zekâya hazır hale getirerek, yeteneklere yatırım yaparak, operasyonlarını daha çevik ve uyumlu hale getirerek rekabette öne çıkabilir. ”

Gölge Yapay Zekâ Çalışanlar İçin Kolaylık, Şirketler İçin Risk Haber

Gölge Yapay Zekâ Çalışanlar İçin Kolaylık, Şirketler İçin Risk

Çalışanlar, hayatlarını kolaylaştıracak üretken yapay zekânın potansiyelinden çok etkilendiler. Microsoft, yapay zekâ kullanıcılarının yüzde 78’inin artık kendi araçlarını işe getirdiğini tahmin ediyor. Bu durum kurumsal yapılarda güvenlik risklerini de beraberinde getiriyor. Siber güvenlik çözümlerinde dünya lideri olan ESET, gölge yapay zekâyı mercek altına aldı. Gölge yapay zekâ, kurumsal denetim olmaksızın kullanılan yetkisiz yapay zekâ araçlarını ve teknolojilerini ifade ediyor. ChatGPT, Gemini veya Claude gibi popüler sohbet robotları, cep telefonlarına veya evden çalışma dizüstü bilgisayarlarına kolayca indirilip kullanılabiliyor. Bu robotlar, bazı çalışanlara iş yükünü azaltma, teslim tarihlerini kolaylaştırma ve daha yüksek değerli görevlere zaman ayırma gibi cazip bir olasılık sunuyor. ChatGPT gibi bağımsız uygulamalar, gölge yapay zekâ sorunlarının büyük bir kısmını oluşturur. Ancak bunlar sorunun tüm boyutunu temsil etmez. Bu teknoloji, tarayıcı uzantıları aracılığıyla da işletmelere sızabilir. Hatta kullanıcıların BT departmanının bilgisi olmadan etkinleştirdiği meşru iş yazılımı ürünlerinde de bulunabilir. Bir de ajanlı yapay zekâ var: Otonom ajanlar etrafında şekillenen ve insanlar tarafından kendilerine verilen belirli görevleri bağımsız olarak tamamlamak üzere tasarlanmış yapay zekâ inovasyonunun bir sonraki dalgası. Doğru koruma önlemleri alınmazsa bu ajanlar hassas veri depolarına erişebilir ve yetkisiz veya kötü niyetli eylemler gerçekleştirebilir. Farkına varıldığında ise artık çok geç olabilir. Gölge yapay zekâ riskleri nelerdir? Bunların tümü, kuruluşlar için büyük potansiyel güvenlik ve uyumluluk riskleri oluşturuyor. Her komutta, çalışanların hassas veya düzenlemeye tabi verileri paylaşma riski vardır. Bu veriler toplantı notları, IP, kod veya müşteri ya da çalışanların kişisel olarak tanımlanabilir bilgileri olabilir. Girilen her şey modeli eğitmek için kullanılır, gelecekte diğer kullanıcılara aktarılabilir. Üçüncü taraf sunucularda depolanır. Bu durum chatbot geliştiricisinin çalışanlarının hassas bilgilerini görmesine olanak tanıyarak kuruluşu daha da riske atar. Çinli sağlayıcı DeepSeek’te olduğu gibi, veriler bu sağlayıcı tarafından sızdırılabilir veya ihlal edilebilir. Sohbet robotları, kuruluşu farkında olmadan hedefli tehditlere maruz bırakan yazılım güvenlik açıkları veya arka kapılar içerebilir. İş amaçlı bir sohbet robotu indirmek isteyen herhangi bir çalışan, makinesinden gizli bilgileri çalmak için tasarlanmış kötü amaçlı bir sürümü yanlışlıkla yükleyebilir. Bu amaçla açıkça tasarlanmış birçok sahte GenAI aracı bulunmaktadır. Kodlama araçlarının izinsiz kullanımı, çıktıların uygun şekilde incelenmemesi durumunda müşteriye sunulan ürünlere istismar edilebilir hatalar getirebilir. Modeller önyargılı veya düşük kaliteli verilerle eğitilmişse yapay zekâ destekli analiz araçlarının kullanımı bile riskli olabilir ve hatalı karar almaya yol açabilir. Gölge yapay zekâ ile bağlantılı güvenlik ihlalleri, uyum cezaları da dâhil olmak üzere önemli mali ve itibar kaybına neden olabilir. Riskleri azaltmak için neler yapılabilir? Risklerle başa çıkmak için bulduğunuz her yeni gölge yapay zekâ aracını bir reddetme listesine eklemek yeterli olmayacaktır. Bu teknolojilerin kullanıldığını kabul etmeniz, ne kadar yaygın ve hangi amaçlarla kullanıldığını anlamanız ve ardından gerçekçi bir kabul edilebilir kullanım politikası oluşturmanız gerekir. Güvenlik ve uyum risklerinin nerede olduğunu anlamak için şirket içi testler yapılmalıdır. Belirli araçların yasaklandığı durumlarda, kullanıcıları bu araçlara geçmeye ikna edebileceğiniz alternatifler bulmaya çalışın. Ayrıca çalışanların henüz keşfetmediğiniz yeni araçlara erişim talep edebilecekleri sorunsuz bir süreç oluşturun. Çalışanlara eğitim verin ve gölge yapay zekâ kullanarak ne gibi riskler alabileceklerini bildirin. Veri sızıntısı risklerini azaltmak ve yapay zekâ kullanımına ilişkin görünürlüğü artırmak için ağ izleme ve güvenlik araçlarını değerlendirin.

Şirketlerin Üçte Biri Yapay Zeka Stratejisini Tanımladı Haber

Şirketlerin Üçte Biri Yapay Zeka Stratejisini Tanımladı

Stratejisini yönetim kurulu düzeyinde tanımlayan şirketlerin oranı yüzde 37,6 olurken, kurumların en çok zorlandığı alanlar yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak öne çıktı. Üretken yapay zekada en çok kullanılan modeller ise OpenAI (yüzde 80), Microsoft Copilot (yüzde 44) ve Google Gemini (yüzde 42) oldu. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi’nin (TRAI), Türkiye’deki kurumların yapay zeka yolculuğunu ortaya koyan Yapay Zeka Araştırması 126 kurumun katılımıyla gerçekleştirildi. Türkiye’de şirketlerin yapay zeka stratejilerini, uygulama alanlarını ve karşılaştıkları zorluklara ışık tutan araştırma, Türkiye’de her 6 şirketten birinin yapay zekayı aktif olarak kullandığını beş ve üzeri proje yürüten kurum oranının ise yüzde 32,8 olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 37,6’sı yapay zekayı yönetim kurulu düzeyinde onaylanmış bir stratejiyle ele alıyor. Ancak kurumların önemli bir kısmı hâlâ “hazırlık” veya “taslak” aşamasında. Raporda, yapay zekanın stratejik olarak en çok “operasyonel verimliliği artırma”, “maliyet düşürme” ve “karar destek sistemlerini güçlendirme” amacıyla konumlandırıldığı vurgulanıyor. Yapay zekayı organizasyonel yapısına entegre eden şirket sayısı artarken, dedike yapay zeka ekibine sahip kurum oranı yüzde 15,2’ye yükseldi. Bu ekiplerin yüzde 42’si 4 ila 10 kişiden oluşuyor ve çoğu veri analitiği birimleriyle entegre biçimde çalışıyor. Bu tablo, şirketlerin yapay zekayı bireysel inisiyatiflerden çıkararak kurumsal bir uzmanlık alanı haline getirmeye başladığını gösteriyor. Üretken yapay zekada farkındalık yükseliyor TRAI raporu, Türkiye’de üretken yapay zeka (GenAI) alanında önemli bir hareketlilik yaşandığını ortaya koyuyor. Şirketlerin büyük bölümü, içerik üretimi, kurumsal eğitim, müşteri iletişimi, kodlama ve raporlama gibi alanlarda üretken yapay zekayı test ediyor. Kurumların yüzde 80’i OpenAI, yüzde 44’ü Microsoft Copilot, yüzde 42’si ise Google Gemini modellerini tercih ediyor. Bununla birlikte, Anthropic Claude, Meta Llama ve Mistral gibi alternatif modellerin de giderek yaygınlaştığı görülüyor. Bu tablo, Türkiye’de kurumların artık “tek kaynaklı” model anlayışından uzaklaştığını, farklı modellerle hibrit yaklaşımlara yöneldiğini gösteriyor. Rapora göre, üretken yapay zekanın en çok kullanıldığı alanlar arasında chatbotlar ve kurumsal asistanlar, copilotlar ve kodlama destekleri, içerik üretimi ve özetleme araçları, RAG tabanlı çözümler ve kurumsal bilgi yönetimi sistemleri yer alıyor. Ajan tabanlı yapay zeka uygulamaları yükseliyor Araştırmada “bir sonraki dalga” olarak nitelendirilen ajan tabanlı yapay zeka sistemleri, Türkiye’de yeni bir dönemin habercisi olarak öne çıkıyor. Henüz erken aşamada olan bu alanda, şirketlerin yarısından fazlası pilot projeler yürütüyor veya kavramsal kanıt (PoC) çalışmaları gerçekleştiriyor. Kurumların en çok tercih ettiği platformlar arasında Microsoft Copilot Studio, LangChain ve Google AI Agent Builder öne çıkıyor. Uygulama alanlarında ise HR Agent, Finance Agent, CRM Agent ve Doküman Asistanı gibi örnekler dikkat çekiyor. Bu bulgular, Türkiye’de şirketlerin üretken yapay zekadan “düşünen ve aksiyon alan sistemler”e geçiş sürecinde olduğunu, ajan mimarilerin giderek stratejik bir dönüşüm aracı haline geldiğini gösteriyor. Yapay zeka yolculuğunda üç temel engel: yetenek, bütçe ve kültür Araştırma, kurumların yapay zeka dönüşümünde en çok zorlandığı üç alanı yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak sıralıyor. Katılımcıların en çok desteğe ihtiyaç duyduğu konular ise “doğru kullanım alanlarını belirleme”, “uygulama ve geliştirme süreçlerini yönetme” ve “organizasyonel adaptasyon” oldu. Ayrıca, kurumların önemli bir bölümü hâlâ veri güvenliği, yönetişim ve etik çerçeveler konusunda gelişim ihtiyacı duyduğunu belirtti. Rapora göre, kurumların büyük çoğunluğu yapay zeka projelerinde Microsoft Azure altyapısını kullanıyor; bunu Google Cloud ve AWS izliyor. Hibrit modellerin artması, bulut tabanlı çözümlerle birlikte yerel altyapıların da etkin biçimde değerlendirildiğini ortaya koyuyor. “Türkiye’nin potansiyeli büyük, ama vizyoner liderliğe ihtiyaç var” Araştırma sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan TRAI Kurucusu Halil Aksu, şunları söyledi: “Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji değil, geleceğin dili, ekonomilerin motoru, rekabetin yeni ölçüsü. Türkiye’de kurumlar bu dönüşümün farkında; ancak strateji, yetkinlik ve kültür dönüşümü alanlarında hâlâ gelişim alanlarımız var. Bu rapor, Türkiye’nin yapay zeka yolculuğuna ayna tutarken, aynı zamanda bir çağrı niteliğinde. Potansiyelimiz büyük ama bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için vizyoner liderliğe, güçlü iş birliklerine ve kararlı adımlara ihtiyaç var.

Akbank, Öğrencileri Refik Anadol’un   Yapay Zekâ Eseri İle Buluşturmaya Devam Ediyor Haber

Akbank, Öğrencileri Refik Anadol’un Yapay Zekâ Eseri İle Buluşturmaya Devam Ediyor

Akbank, Refik Anadol’un bankaya özel olarak tasarladığı Türkiye’nin ilk kalıcı yapay zekâ eserini gençlerle buluşturduğu rehberli turlara yıl boyunca devam ediyor. Lise ve üniversite öğrencilerine yönelik olarak düzenlenen turlar, gençlere sanat ve teknolojiyi buluşturan ilham verici bir deneyim yaşatıyor. Yılbaşından bu yana yüzlerce öğrenciye ulaşan program kapsamında öğrenciler, rehber eşliğinde Akbank Genel Müdürlük binasında yer alan Refik Anadol’un yapay zekâ eserini inceliyor. Turun ardından gençler, Akbank LAB iş birliğiyle düzenlenen Yapay Zekâ ile Sanat Deneyimi Atölyesi’ne katılıyor. Bu atölyede öğrenciler, yapay zekâyı bir ifade aracı olarak kullanarak kendi sanat çalışmalarını üretiyor ve teknolojiyi yaratıcı biçimde deneyimleme imkânı buluyor. Böylece gençlerin hem dijital sanat farkındalığı hem de üretken yapay zekâ okuryazarlığı güçleniyor. 2025 yılı boyunca sürecek turlar ile, yıl sonuna kadar toplam 520 öğrencinin Akbank ev sahipliğinde bu deneyime katılması hedefleniyor. Refik Anadol’dan İstanbul’a, Akbank’a ve doğaya adanmış bir eser Refik Anadol’un 60 milyondan fazla piksel ve 220 metrekarelik alanı dolduran eseri, sanatçının dünyadaki en büyük 3 eserinden biri olma özelliği taşıyor. Ziyaretçileri sanat, teknoloji ve doğa arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye davet eden eser, Akbank’ın tarihsel yolculuğunu, sürdürülebilirlik vizyonunu ve yoğun dijital işlem trafiğini estetik bir dille yorumluyor. Akbank arşivlerinin görselleştirilmesinden İstanbul’un doğal ritimlerine ve dünyanın farklı mercan ekosistemlerine kadar uzanan geniş bir veri setini içeren eser, yalnızca teknolojik altyapısıyla değil, aynı zamanda sanat, bilim ve doğa arasındaki dinamik ilişkiyi sorgulatan derin anlamıyla da dikkat çekiyor. Eser dört bölümden oluşuyor: Akbank Arşivleri: Bankanın tarihsel gelişimi, ticaret ağlarını simgeleyen hatlar ve düğümler aracılığıyla dijital bir tuvalde canlandırılıyor.Akbank Hatıraları: Kurumsal anılar, fotografik kolajlarla birleşerek kolektif hafızayı estetik bir deneyime dönüştürüyor.İstanbul’un Rüzgarları: Şehrin rüzgar verilerini sanatsal bir akışkanlıkla yorumlayan bölüm, İstanbul’un doğal ve kentsel manzaralarını gözler önüne seriyor.Mercan Rüyaları: Mercan resiflerinden oluşan veri setiyle, iklim değişikliği farkındalığını artırmayı hedefleyen bir yapay gerçeklik simülasyonu oluşturuluyor.

Yapay Zekâ Sinema Sektörünü Dönüştürüyor Haber

Yapay Zekâ Sinema Sektörünü Dönüştürüyor

İstanbul Atlas Pasajı Etkinlik Alanları’nda gerçekleştirilen Anadolu Kısaları Forum’a konuşmacı ve moderatör olarak katılan Neotalent Kurucusu Zeynep Mete, “Sinemada Yapay Zekânın” yükselişini insanlık, teknoloji ve kültür ekseninde ele aldı. Sinema Teknolojinin Aynası Son birkaç yılda üretken yapay zekâ araçlarının sadece iş dünyasını değil, yaratıcı endüstrileri de kökten dönüştürmeye başladığını aktaran Mete, “Film endüstrisi de bu dönüşümün merkezinde. Artık bir görüntü, bir ses, hatta bir duygu bile veriden üretilebiliyor. Sinema, tarih boyunca teknolojinin aynasıydı. Kameranın icadıyla insan bakışı nasıl değiştiyse, şimdi de yapay zekâ ile yaratıcılık kavramının kendisi değişiyor. Yaratıcılık artık bireysel bir yetenek değil; insan ve sistemin birlikte düşünebilme becerisi haline geldi. Sinemada yaşanan şey diğer sektörlerde de yaşanıyor.” dedi. Sinema Artık Sadece Kamera ile Değil Kodla Çekiliyor Genç yönetmenlerin sadece kamera değil, artık algoritma da kullandığı bir dönemde olunduğunu aktaran Mete, genç sinemacılar için yapay zekanın bir tehdit mi yoksa bir araç mı olduğuna dair değerlendirmelerde bulundu. Mete, “Aslında bu bir yetkinlik meselesi. Bugün yaratıcılık artık sadece ‘ne’ ürettiğin değil, ‘nasıl düşündüğünle de ilgili. Biz de yeni nesil iş gücünde aynı dönüşümü görüyoruz: öğrenme çevikliği, yaratıcılık, etik farkındalık, kritik düşünme, sistemlerle birlikte üretme kapasitesi bizi farklı kılan yetkinlikler. Yapay zekâ geliştikçe insan kendi yaratıcılık potansiyelini daha da yukarı taşıyacak. Her sektör değişip dönüşüyor. Sanayi devrimi geldiğinde de çeşitli iş kolları nasıl değişip dönüştüyse, aynı ritmi şu an operasyonel işleri yapay zekaya devrederek yaşıyor ve dönüştürüyoruz. Bu dönüşüm bizleri, insanın kendine has yetkinliklerinin sınırlarını zorlayacağı bir düzleme, anlam ve bağlamın daha önem kazanacağı bir döneme çıkaracak. Yapay Zekâ ile oluşturulan sahneler: ışık, ses ve oyunculuk kodla yeniden yazılıyor. Artık sinema sadece kamerayla değil, kodla da çekiliyor. Üstelik sadece sinema da değil. Çeşitli medya kanallarında gördüğümüz içeriklerin birçoğu bu şekilde üretiliyor.” diye konuştu. Mete ayrıca şunları da ekledi: “Sinemada yapay zekâ üzerine konuşmak aslında insanın kendi varoluşunu konuşmak demek. Çünkü her film, bir tür hafıza kaydı ve artık bu hafızayı biz değil, sistemler de tutabiliyor. Belki de geleceğin sineması, yönetmenin değil, insanlığın ortak bilinç haritası olacak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.