Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ürün Geliştirme

Kapsül Haber Ajansı - Ürün Geliştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ürün Geliştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tavuk Dünyası’na Gıda Plus İnovasyon Ödülleri’nden İki Ödül! Haber

Tavuk Dünyası’na Gıda Plus İnovasyon Ödülleri’nden İki Ödül!

Türkiye’de yeme-içme sektörünün en büyük restoran zincirlerinden biri olan Tavuk Dünyası, lezzet ve inovasyon odaklı yaklaşımıyla başarılarına yenilerini eklemeyi sürdürüyor. Marka, Gıda, İçecek ve Tarım Politikaları Araştırma Merkezi (GİFT) tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Gıda Plus İnovasyon Ödülleri kapsamında Bademli Çıtır Schnitzel ürünüyle “En Yenilikçi Et ve Et Ürünü”, Alabama Sos ürünüyle ise “En Yenilikçi Restoran” kategorilerinde iki ödülün sahibi oldu. 8 Ekim’de Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’da gerçekleştirilen ödül töreninde, gıda sektöründeki yenilikçi ürünler ödüllendirildi. Toplam 233 başvurunun değerlendirildiği ve 32 kategoride ödüllerin verildiği organizasyonda, gıda ve Ar-Ge alanlarında uzman 63 jüri üyesi görev aldı. Tavuk Dünyası, iki farklı lezzetiyle organizasyondan iki ödülle ayrılarak ürün geliştirme alanındaki başarısını bir kez daha ortaya koydu. Ödüllere ilişkin mutluluğunu dile getiren Tavuk Dünyası CMO’su Ceylan Özmen, “Tavuk Dünyası olarak misafirlerimize her zaman farklı ve yenilikçi lezzetler sunmayı önemsiyoruz. Menümüzü geliştirirken misafirlerimizin beklentilerini ve değişen tüketici alışkanlıklarını odağımıza alıyoruz. Bademli Çıtır Schnitzel ve Alabama Sos ürünlerimizin iki farklı kategoride ödüle layık görülmesi, ürün geliştirme konusundaki yaklaşımımızın değerli bir karşılığı. Bu ödüller bizi yeni lezzetler geliştirmek konusunda daha da motive ediyor” dedi. Klasik lezzetlere farklı yorumlar Tavuk Dünyası’nın ödüle layık görülen lezzetlerinden Bademli Çıtır Schnitzel, geleneksel galeta unu kaplaması yerine kullanılan çıtır kadayıf ve dilimlenmiş badem ile farklılaşıyor. Tavuk Dünyası’na özel marinasyonla hazırlanan ürün, klasik schnitzel lezzetine yeni bir doku ve yerel bir yorum katıyor. Markanın bir diğer ödüllü ürünü Alabama Sos ise hardal tohumu, tatlılık, ekşilik ve baharatın dengeli birleşimiyle klasik dip soslardan ayrılarak farklı bir lezzet alternatifi sunuyor. Tavuk Dünyası, misafirlerinin farklı damak zevklerine hitap eden yenilikçi lezzetler geliştirmeye ve menüsünü yeni ürünlerle zenginleştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turkven, Craftgate’e Yatırım Yaptı Haber

Turkven, Craftgate’e Yatırım Yaptı

Turkven, online ödeme alan işletmelerin ödeme süreçlerini tek merkezden yönetmesini sağlayan ödeme orkestrasyonu platformu Craftgate’e yatırım yaptı. Yatırım sürecinin tamamlanmasıyla birlikte Turkven, Craftgate’in yatırımcıları arasına katıldı. Kurucu ortakların çoğunluk payını koruduğu bu ortaklık, Craftgate’in teknoloji ve sektör deneyimini Turkven’in yatırım tecrübesiyle bir araya getiriyor. Craftgate, yeni dönemde Türkiye’de daha fazla işletmeye ulaşmayı, ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırmayı ve ödeme orkestrasyonu alanındaki güçlü konumunu pekiştirmeyi hedefliyor. Craftgate, işletmelerin yurt içindeki ve yurt dışındaki ödeme hizmeti sağlayıcılarına ve alternatif ödeme yöntemlerine tek entegrasyon üzerinden ulaşmasını ve tüm ödeme süreçlerini tek panelden yönetmesini sağlıyor. Akıllı ödeme yönlendirme ve ödeme tekrar deneme gibi çözümleriyle işletmelerin ödeme başarı oranlarını artırmasına, ödeme maliyetlerini optimize etmesine ve operasyonel verimlilik kazanmasına destek oluyor. Perakendeden turizme, e-ticaretten sigortacılığa farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelere hizmet veren Craftgate, Turkven’in katılımıyla Türkiye ve global pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı amaçlıyor. Şirket, ürün geliştirme yetkinliğini ve proaktif destek yaklaşımını daha geniş bir üye işyeri kitlesine ulaştırmaya odaklanacak. Craftgate’in gelecek dönem teknoloji gündeminde, yapay zekâ dahil gelişen teknolojilerin ödeme süreçlerinde verimlilik ve işletmelere sunulan içgörüler açısından yaratabileceği fırsatların değerlendirilmesi de yer alacak. Şirket, bu alandaki yaklaşımını üye işyerlerinin ihtiyaçları ve somut fayda sağlayabilecek kullanım alanları doğrultusunda şekillendirmeyi hedefliyor. Craftgate Kurucu Ortağı ve CEO’su Hakan Erdoğan, yatırımla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Craftgate’i, işletmelerin ödeme süreçlerindeki karmaşıklığı azaltmak ve geliştirdiğimiz teknolojiyle büyümelerine katkı sağlamak için kurduk. Bugün farklı sektörlerden lider markalarla çalışıyor, üye işyerlerimizin ödeme operasyonlarında somut değer yaratıyoruz. Turkven’in yatırımcılarımız arasına katılmasını, ekibimize ve Craftgate’in büyüme potansiyeline duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde bizi en çok heyecanlandıran alanlardan biri yapay zekâ. Ödeme orkestrasyonunun geleceğinin, işletmelerin ödeme süreçlerini yönetmenin ötesinde, veriye dayalı kararlar alabilmelerine ve operasyonlarını daha akıllı yönetebilmelerine yardımcı olan teknolojilerle şekilleneceğine inanıyoruz. Yapay zekâ destekli özelliklerimizin sayısını hızla artırıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu alanda sektörde ses getireceğine inandığımız yeni ürün yeteneklerini müşterilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz. Turkven ile birlikte Craftgate’in büyüme hikâyesinin yeni dönemine başlıyoruz.” Turkven’in üst düzey yöneticilerinden Barış Seven ise ortaklığa ilişkin şunları söyledi: “Craftgate, ödeme teknolojileri alanındaki uzmanlığı, kendi geliştirdiği ürünleri ve bugüne kadar sergilediği büyüme performansıyla dikkatimizi çeken bir şirket oldu. Farklı sektörlerden işletmelerin ödeme süreçlerini yönetirken karşılaştığı sorunlara teknolojiyle yanıt verebilmesi ve müşterileriyle kurduğu uzun vadeli ilişkiler, şirketin gelişim potansiyeline ilişkin değerlendirmemizde öne çıkan unsurlar arasında yer aldı. Ödeme yöntemlerinin çeşitlenmesi, işletmelerin birden fazla ödeme sağlayıcısıyla çalışması ve ödeme operasyonlarının giderek daha fazla teknoloji gerektirmesi, orkestrasyon çözümlerine duyulan ihtiyacı artırıyor. Craftgate’in bu alanda geliştirdiği teknoloji ve sahip olduğu deneyimle Türkiye pazarındaki büyümesini sürdürebileceğine inanıyoruz. Turkven olarak farklı sektörlerdeki yatırım deneyimimizi Craftgate’in kurucu ekibinin teknoloji ve sektör bilgisiyle bir araya getirmekten memnuniyet duyuyoruz. Şirketin daha fazla işletmeye ulaşmasını, mevcut ürün yeteneklerini geliştirmesini ve yeni teknolojilerle müşterilerine sunduğu değeri artırmasını desteklemeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kapsayıcı Sigorta Platformu Başvurulara Açıldı Haber

Kapsayıcı Sigorta Platformu Başvurulara Açıldı

Kapsayıcı Sigorta Platformu, Sigorta Haftası’nda sigorta sektöründe kariyer yapmak isteyen engelli bireylerin başvurularına açıldı. Katılımcılar, AXA Sigorta’nın eğitim altyapısıyla sunulacak aşamalı program kapsamında temel sigortacılık ve mesleki yetkinlik eğitimlerinin ardından, SEGEM Teknik Personel Yeterlilik Sınavı’na da hazırlanacak. Platformla engelli bireylerin sigorta sektöründe sürdürülebilir kariyer fırsatlarına erişiminin güçlendirilmesi hedefleniyor. AXA Sigorta ile Dünya Engelliler Birliği’nin değerler ortaklığıyla geliştirilen Kapsayıcı Sigorta Platformu, Sigorta Haftası kapsamında erişime açılarak başvuruları kabul etmeye başladı. Artse Reasürans ve Sigorta Brokerliği öncülüğünde, Dünya Engelliler Birliği’nin katkıları ve Finsuretechs’in teknoloji desteğiyle geliştirilen platform, engelli bireylerin sigortacılık alanında mesleki bilgi ve yetkinlik kazanmalarını desteklerken sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacıyla yeni yetenekleri buluşturmayı amaçlıyor. Mayıs ayında Dünya Engelliler Haftası kapsamında duyurulan değerler ortaklığının eğitim odaklı ilk fazı, platformun erişime açılmasıyla uygulamaya geçti. Eğitim, sertifikasyon, teknoloji ve sektör erişimini aynı yapı içinde buluşturan proje, engelli bireylerin sigorta sektörüne girişte karşılaştıkları zorlukların azaltılmasına ve fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Platforma başvuran adaylar ilk aşamada AXA Sigorta’nın eğitim altyapısı üzerinden sunulan online Temel Sigortacılık Eğitimlerinin yanı sıra MS Office ve sektörel yetkinliklere yönelik eğitimleri tamamlayacak. Sektörün temel kavramları, ürünleri ve işleyişine ilişkin bir altyapı kazanan katılımcılara eğitimin ardından değerlendirme sınavı uygulanacak. Başarılı adaylar, sigorta sektöründe mesleki yeterlilik açısından önemli bir aşama olan SEGEM Teknik Personel Yeterlilik Eğitimlerine ve sınavına hazırlanmak üzere ikinci eğitim sürecine geçecek. Program, sertifikasyonla sınırlı kalmayan uzun vadeli bir gelişim yaklaşımıyla tasarlandı. SEGEM sürecinin ardından katılımcıların kişisel ve profesyonel gelişimlerinin AXA Yetkinlik Akademisi tarafından sunulacak yeni eğitimlerle desteklenmesi; böylece sigortacılık sektöründe sürdürülebilir kariyer fırsatlarına daha güçlü biçimde hazırlanmaları hedefleniyor. AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, platformun çıkış noktasını şöyle değerlendirdi: "Sigorta sektörü, farklı yetkinliklere ve deneyimlere sahip insanların birlikte değer üretebildiği geniş bir çalışma alanı sunuyor. Ancak engelli bireyler, eğitime erişimden mesleki gelişime ve sektörde kariyer fırsatlarına kadar birçok aşamada çeşitli engellerle karşılaşabiliyor. Kapsayıcı Sigortacılık Platformu'nu, engelli bireylerin yeteneklerini ve mesleki birikimlerini sektöre taşıyabilecekleri güçlü bir fırsat eşitliği girişimi olarak görüyoruz. Program kapsamında her bireyin sahip olduğu potansiyelin, yetkinliklerin ve ortaya koyabileceği değerin görünür hale gelmesini hedefliyoruz. Mayıs ayında duyurduğumuz değerler ortaklığını bugün katılımcılarla buluşan somut bir gelişim yolculuğuna dönüştürmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kapsayıcılığı; eğitim, istihdam, ürün ve hizmet deneyimi başlıklarında bütüncül bir anlayışla ele alıyor, Empati Güvencesi yaklaşımımız doğrultusunda herkes için erişilebilir çözümler geliştirmeyi önceliklendiriyoruz. Bu nedenle sürecin ilk gününden itibaren bilgi birikimimizi, uzmanlığımızı ve ürün geliştirme deneyimimizi paylaşarak aktif sorumluluk üstlendik. Engelli bireylerin kendilerini güvende, değerli ve desteklenmiş hissetmelerine katkı sunmak, 'İnsanlığın gelişmesi adına insanlar için değerli olanı koruma' marka amacımızın doğal bir yansımasıdır." Projenin ikinci fazında, Dünya Engelliler Birliği ile gerçekleştirilen çalıştaydan elde edilen çıktılar doğrultusunda engelli bireylerin ve hayatlarına değer katan yakınlarının da finansal güvencelerini artırmaya yönelik ürün geliştirme çalışmaları yürütülecek. Konut, kasko, sağlık, seyahat sağlık, hayat sigortası ve bireysel emeklilik ürünlerinde engelli bireyler ile onlara bakım sağlayan yakınlarının ihtiyaçlarını gözeten çözüm ve avantajların geliştirilmesi; bu çözümlerin Kapsayıcı Sigorta Platformu ve acente satış kanalı aracılığıyla kolaylıkla erişilebilir kılınması hedefleniyor. Dünya Engelliler Birliği Başkanı Metin ŞENTÜRK, platformun sektör erişimine sağlayacağı katkıyla ilgili olarak şunları söyledi: Kapsayıcı Sigorta Platformu’nun, engelli bireylerin yalnızca sigorta sektörüne ilişkin bilgi ve yetkinliklerini geliştirmelerine değil, aynı zamanda sektörle doğrudan temas kurmalarına ve kariyer fırsatlarına erişmelerine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Engelli bireylerin çalışma hayatında daha fazla yer alabilmesi için eğitim fırsatlarının yanı sıra, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirebilecekleri, yetkinliklerini güçlendirebilecekleri ve bu yetkinlikleri istihdam fırsatlarına dönüştürebilecekleri mekanizmaların da artırılması gerekiyor. Kapsayıcı Sigorta Platformu’nun bu açıdan, katılımcıların nitelikli mesleki beceriler kazanmasına, özgüvenlerini güçlendirmesine ve iş hayatına daha donanımlı bir şekilde hazırlanmasına önemli katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bu platformu, engelli bireylerin potansiyellerinin görünür kılınması, sahip oldukları yeteneklerin sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturulması ve fırsat eşitliğinin somut adımlarla desteklenmesi açısından çok değerli buluyoruz. Dünya Engelliler Birliği olarak, engelli bireylerin ekonomik ve sosyal hayata tam ve eşit katılımını destekleyen bu tür iş birliklerinin yaygınlaşmasını önemsiyoruz. Kapsayıcılığın yalnızca erişilebilirlik açısından değil, eğitim, mesleki gelişim ve istihdamın tüm aşamalarında ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Kapsayıcı Sigorta Platformu’nun da bu anlayışın sigorta sektöründeki güçlü örneklerinden biri olarak, engelli bireylerin sektöre erişimini kolaylaştırırken sektörün de nitelikli ve farklı yetkinliklere sahip insan kaynağıyla buluşmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz.” AXA Sigorta, KKTC, Uluslararası İş Geliştirme ve Yeşil Dönüşüm Direktörü Seda Bora Arkan ise eğitim modeline ilişkin şu bilgileri verdi: “Bu programı, katılımcıların sigortacılık sektörüne adım atabilecekleri uzun soluklu bir gelişim yolculuğunun ilk basamağı olarak görüyoruz. Temel Sigortacılık Eğitimleriyle başlayacak süreç, başarılı olan ve teknik personel olarak çalışmak isteyen katılımcılar için SEGEM Teknik Personel Yeterlilik Eğitimleri ve sınavına hazırlıkla devam edecek. Amacımız yalnızca eğitim vermek ya da bir sertifika kazanımını desteklemek değil; katılımcıların mesleki yetkinliklerini geliştirerek iş hayatına daha güçlü hazırlanmalarına ve sigortacılık sektöründe sürdürülebilir kariyer fırsatları yakalamalarına katkı sağlamak.” Artse Reasürans ve Sigorta Brokerliği CEO’su Hakan Meral şu değerlendirmede bulundu: “Bu projeyi geliştirirken çıkış noktamız, engelli bireyleri yalnızca sigorta ürünlerinden yararlanan kişiler olarak değil; sektörümüzde bilgi üreten, hizmet sunan ve değer yaratan eşit paydaşlar olarak görmekti. Artse olarak bu projede engelli bireyler, sivil toplum, sigorta sektörü ve teknoloji arasında köprü kurmayı üstlendik. Kapsayıcı Sigorta Platformu ile eğitime, mesleki gelişime ve ihtiyaca uygun sigorta çözümlerine erişimi aynı yapı içinde buluşturuyoruz. Amacımız tek seferlik bir sosyal sorumluluk çalışması gerçekleştirmek değil; ölçülebilir, zaman içinde geliştirilebilir ve sektör genelinde yaygınlaştırılabilir sürdürülebilir bir model oluşturmaktır. Kapsayıcılığın iyi niyet beyanından somut uygulamaya dönüşmesi için sorumluluk almaya ve bu ekosistemi birlikte büyütmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CCC Yenilenebilir Enerji Kullanımını ve AR-GE Yatırımlarını Artırdı Haber

CCC Yenilenebilir Enerji Kullanımını ve AR-GE Yatırımlarını Artırdı

Yıldız Holding ve Gumlink A/S ortaklığıyla kurulan; Yupo, Oneo, Kremini, Bonbon ve Yıldız markalarıyla sakız ve şekerleme kategorilerinde, Everwell ve Ülker Pastil markalarıyla takviye edici gıda kategorisinde faaliyet gösteren Continental Confectionery Company (CCC), ikinci Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. 1 Ocak–31 Aralık 2025 dönemini kapsayan raporda yer alan performans verileri CCC’nin Ergene/Tekirdağ’daki üretim tesisinden sağlandı. GRI Standartları referans alınarak hazırlanan rapordaki seçili çevresel ve sosyal göstergeler bağımsız sınırlı güvence çalışmasına tabi tutuldu. Raporda, CCC’nin Yıldız Holding’in “Bu Dünya Bizim” vizyonu ve “İsrafsız Şirket” iş modeli doğrultusunda yürüttüğü çalışmalar ile gelecek dönem hedeflerine yer veriliyor. CCC Murahhas Azası Yahya Ülker, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “İkinci Sürdürülebilirlik Raporumuzla 2025 yılı performansımızı, önceliklerimizi ve gelecek dönem hedeflerimizi paydaşlarımızla paylaşıyoruz. Yıldız Holding’in ‘Bu Dünya Bizim’ vizyonu ve ‘İsrafsız Şirket’ iş modeli doğrultusunda sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. SBTi tarafından onaylanan bilim temelli emisyon azaltım hedeflerimiz çerçevesinde 2050 Net Sıfır taahhüdümüze yönelik dönüşüm çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kaynakların verimli kullanımı, sorumlu tedarik, çalışma arkadaşlarımızın gelişimi, AR-GE ve inovasyon önümüzdeki dönemde de öncelikli çalışma alanlarımız arasında yer alacak. Bu çalışmalara katkı sunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, iş ortaklarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.” Elektrik tüketiminin yüzde 31’i yenilenebilir enerjiyle belgelendirildi CCC, 2025 yılında elektrik tüketiminin yüzde 31’ine karşılık gelen 12.000 MWh yenilenebilir enerjiyi (Güneş ve Rüzgar Enerjisi Santrali) I-REC sertifikalarıyla belgelendirdi. Şirket, SBTi (Science Based Targets initiative) tarafından onaylanan bilim temelli hedefleri doğrultusunda 2022 baz yılına göre 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını yüzde 42, üretilen ürün başına Kapsam 3 emisyonlarını yüzde 51,6 ve Kapsam 3 FLAG (Forest, Land and Agriculture) emisyonlarını yüzde 30,3 azaltmayı hedefliyor. CCC’nin uzun vadeli hedefleri arasında 2050 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarında yüzde 90, üretilen ürün başına Kapsam 3 emisyonlarında yüzde 90 ve Kapsam 3 FLAG emisyonlarında yüzde 72 azaltım yer alıyor. Enerji ve çevre yönetimi ile su ayak izi çalışmalarını ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 14046 Su Ayak İzi standartları doğrultusunda yürüten CCC, çevresel yönetim yaklaşımını Gold seviyesindeki Green Check sertifikasıyla da belgelendirdi. Kaynakların verimli kullanımı için çalışmalarını sürdürüyor CCC, Ergene/Tekirdağ’daki üretim tesisinde 2025 yılında oluşan atıkların tamamını geri dönüşüme kazandırarak, 2024 yılında yüzde 95 olan geri dönüşüm oranını 2025 yılında yüzde 100’e çıkardı. Su yönetimini de öncelikli çalışma alanlarından biri olarak ele alan CCC, üretim süreçlerindeki kayıp ve kaçak noktalarının belirlenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirdi. Bu kapsamda alınan önlemlerle günlük yaklaşık 95 ton su kaybının önüne geçildi. Şirket, suyun verimli kullanımını desteklemeye, kayıp ve kaçakları azaltmaya ve geri kazanım olanaklarını geliştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yerel ve sorumlu tedarik yaklaşımını güçlendiriyor CCC’nin 2025 yılında çalıştığı 650 tedarikçinin yüzde 93’ünü yerel tedarikçiler oluşturdu. Şirketin tedarikçilere yaptığı ödemelerin yaklaşık yüzde 71’i yerel tedarikçilere yönlendirilirken, yıl içinde 773 ton RSPO sertifikalı ham madde tedarik edildi. Sosyal uygunluk kapsamında ise 33 ham madde tedarikçisi amfori BSCI (Business Social Compliance Initiative) çerçevesinde denetlendi. CCC, ürün kalitesi ve gıda güvenliği süreçlerini BRC, IFS ve Helal sertifikasyonları kapsamında yönetirken tedarik zincirinde sosyal ve çevresel performansın daha geniş bir tedarikçi grubuna yayılmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Çalışanlara 35.959 saat eğitim Yıldız Holding’in “Mutlu Et Mutlu Ol” yaklaşımı doğrultusunda çalışan deneyimi ve gelişimine yönelik programlarını sürdüren CCC, 2025 yılında 1.138 çalışanıyla faaliyet gösterdi. Çalışanlara yıl boyunca toplam 35.959 saat eğitim sağlanırken, çalışan başına ortalama eğitim süresi 31,6 saat olarak gerçekleşti. CCC, çalışanlarının gelişimini destekleyen öğrenme ve liderlik programlarının yanı sıra çalışan deneyimi, kapsayıcılık ve iş sağlığı ve güvenliği alanlarındaki çalışmalarını sürdürüyor. AR-GE harcamaları 55,3 milyon TL’ye ulaştı CCC’nin 2024 yılında 35 milyon TL olan AR-GE harcamaları, 2025 yılında 55,3 milyon TL seviyesine ulaştı. Şirket, aynı dönemde sakız ve şekerleme kategorilerinde 89 yeni ürün projesini tamamladı. AR-GE ve inovasyon çalışmalarını yeni ürün geliştirme, süreç iyileştirme ve dijitalleşme alanlarında sürdüren CCC; yapay zekâ destekli planlama sistemleri, IoT tabanlı üretim izleme çözümleri ve veri odaklı karar mekanizmalarından da yararlanıyor. Şirket, bu çalışmalarla üretim, planlama ve proje yönetimi süreçlerinde verimlilik ve izlenebilirliği geliştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Kozmetik Pazarı 3,3 Milyar Dolarlık Hacmiyle Yükselişte Haber

Türkiye Kozmetik Pazarı 3,3 Milyar Dolarlık Hacmiyle Yükselişte

Tüketici bilincinin artması, “skinimalism” trendinin yükselmesi ve cilt sağlığının bütünsel güzellik anlayışının merkezine yerleşmesiyle “Skinification”, küresel kozmetik pazarını şekillendiren temel dinamiklerden biri hâline geliyor. Sektördeki bu dönüşüm, Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) tarafından bu yıl 10. kez düzenlenecek Uluslararası Kozmetik Kongresi’nin ana gündemini oluşturacak. Bilim insanlarını, üreticileri ve sektör profesyonellerini buluşturacak kongre, 14–16 Aralık tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Kozmetik sektörü, değişen tüketici beklentileri ve cilt bakımına yönelik artan ilgiyle yeni bir büyüme dönemine giriyor. Cilt bakımının yanı sıra saç bakımı, makyaj, vücut bakımı ve kişisel bakım ürünlerinde de aktif içeriklerin, çok işlevli formüllerin ve bilimsel fayda iddialarının öne çıkması, ürün geliştirme süreçlerini yeniden şekillendiriyor. BİLİMSEL YAKLAŞIM SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜ BELİRLEYECEK Kozmetik sektöründeki büyümenin Türkiye açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan: “Dünya kozmetik pazarı büyürken tüketicilerin ürünlerden beklediği faydalar da çeşitleniyor. Çift haneli büyümesini sürdüren Türkiye kozmetik pazarının önümüzdeki yıllarda hacmini önemli ölçüde artırması öngörülüyor. Skinification yaklaşımı, güzellik ve bakım kategorileri arasındaki sınırları yeniden şekillendirirken bilimsel kanıtları, güvenliği ve şeffaflığı ürün geliştirme süreçlerinin merkezine taşıyor. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısını Ar-Ge yatırımları, yenilikçi aktif maddeler ve yüksek katma değerli formülasyonlarla desteklemesi, küresel pazardaki rekabet gücümüzü artıracaktır. Kongremizde sektörün bu dönüşüme nasıl hazırlanması gerektiğini bilimsel ve ticari boyutlarıyla değerlendireceğiz” açıklamalarında bulundu. KOZMETİK PAZARINDA BİLİMSEL FAYDA DÖNEMİ BAŞLIYOR KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutaf ise kongrenin sektörün bu dönüşüme hazırlanmasında önemli bir buluşma noktası olacağını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: ““Skinification of Cosmetics” ana temasıyla gerçekleştireceğimiz kongremizde skinification yaklaşımının küresel ve yerel pazara etkileri, cilt bakımı aktiflerinin farklı ürün gruplarına entegrasyonu, çok işlevli formülasyonlar, dermokozmetik ürünlerde yeni nesil etken maddeler, sürdürülebilir formülasyonlar, değişen tüketici beklentileri, kişiselleştirilmiş bakım, mevzuat ve güvenlik değerlendirmeleri ele alınacak. Skinification yalnızca cilt bakımını değil; makyajdan saç bakımına, vücut bakımından kişisel bakıma kadar tüm kategorileri dönüştürüyor. Aktif maddeler, çok işlevli formüller ve skinimalism yaklaşımı artık ürün geliştirme süreçlerinin merkezinde yer alıyor. Kongremizde bu dönüşümü bilimsel, ticari ve mevzuata ilişkin boyutlarıyla ele alacak; akademi ile sektör arasında yeni bilgi ve iş birliği alanları oluşturacağız”dedi. Alanında öncü akademisyenlerin bilimsel sunumları ve uluslararası konukların konuşmalarının yer alacağı kongre; paneller, uygulamalı atölyeler, Ar-Ge ve formülasyon çalışmaları ile sektör temsilcilerini buluşturacak networking etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Katılımcılar, üç gün boyunca uzmanlık alanlarına göre farklı oturumları takip ederek bilgi ve deneyim paylaşımında bulunabilecek. 14–16 Aralık tarihlerinde Titanic Deluxe Belek’te düzenlenecek kongre; kozmetik üreticilerini, ham madde ve ambalaj firmalarını, akademisyenleri, araştırmacıları, mevzuat profesyonellerini ve genç bilim insanlarını bir araya getirecek. Bilimsel bildiriler, yenilikçi projeler ve yeni iş birlikleri de kongrenin gündeminde yer alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü Ürün Çeşitliliğini Destekliyor Haber

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü Ürün Çeşitliliğini Destekliyor

Ebeveynlerin günlük hayatındaki ihtiyaçları merkeze alan Babyjem, benimsediği “Anne Kadar Yakın” yaklaşımıyla yalnızca iletişim dilini değil, ürün geliştirme anlayışını da şekillendiriyor. Ebeveynlerin günlük hayatında karşılaştığı ihtiyaçları yakından takip eden marka, ürünlerini bu ihtiyaçların doğrudan karşılığı olacak şekilde geliştiriyor. Hamilelik döneminden bebeğin ilk yıllarına uzanan süreçte ebeveynlerin değişen ihtiyaçlarını bir bütün olarak ele alan Babyjem, pratikliği ve güvenliği tasarımın merkezinde tutuyor. Markanın bugün ulaştığı geniş ürün gamının arkasında da bu ihtiyaç odaklı yaklaşım bulunuyor. Günlük hayatın hızına uyum sağlayan, kullanımı kolay ve işlevsel çözümler geliştiren Babyjem, ebeveynlerin farklı dönemlerde karşılaşabileceği ihtiyaçları tek bir ürün grubu üzerinden ziyade birbirini tamamlayan bir yapı içerisinde ele alıyor. Bu nedenle ürün gamında hamilelik dönemindeki annenin konforundan bebeğin ilk banyo deneyimine, ev içi güvenlikten seyahat sırasında ihtiyaç duyulan ürünlere kadar farklı kullanım alanları bir arada yer alıyor. Üretim Yapısı Ürün Çeşitliliğine Esneklik Kazandırıyor Bu çeşitliliği destekleyen üretim organizasyonu, Babyjem’in ihtiyaçlara hızlı yanıt vermesine imkan veriyor. 2008’de 80 metrekarelik bir ofisle başlayan Babyjem, bugün 9.500 metrekarelik üretim alanında 150’yi aşkın çalışanıyla faaliyet gösteriyor. Ar-Ge ekibiyle yeni ürün çalışmalarını sürdüren marka, ürünlerinin yüzde 95’ini kendi bünyesinde üretiyor. Düşük adetlerde de üretim yapabilen bu yapı, yeni ürünlerin yanı sıra renk ve trend değişikliklerine de hızlı şekilde cevap verilmesini sağlıyor. Haftalık 100 bin adetlik üretim kapasitesi ise farklı ürün gruplarındaki talebe göre esnek bir planlama yapılmasına imkan tanıyor. Kendi bünyesindeki üretim gücü, hammadde seçiminden kalite kontrolüne kadar sürecin farklı aşamalarında da karşılık buluyor. Tekstil ürünlerinde OEKO-TEX Standard 100 kriterlerine uygun hammaddeler kullanan Babyjem, plastik ürünlerinde gıdaya uygun orijinal PP tercih ediyor. Ürün ve ambalajlarda geri dönüştürülebilir, doğada çözünebilir hammaddelere yönelen marka, ürünlerini ilgili güvenlik ve uygunluk testlerinden geçiriyor. CE, UKCA ve TSE gibi uygunluk belgeleri de ürünlerin ilgili Pazar ve kullanım gerekliliklerine göre yürütülen bu süreçte devreye giriyor. Türkiye’deki üretim yapısı, Babyjem’in Avrupa’daki üretim standartlarını daha ulaşılabilir bir fiyat yapısıyla sunmasına da olanak tanıyor. Kalite Anlayışı Erişilebilirlikle Beraber İlerliyor Babyjem’in ürün geliştirme yaklaşımında kalite kadar ulaşılabilirlik de önem taşıyor. Farklı ihtiyaçlara yönelik geniş ürün gamını fiyat-performans dengesini gözeterek daha geniş bir ebeveyn kitlesine ulaştıran marka, bu anlayışı satış noktalarındaki yaygınlığıyla da destekliyor. Türkiye’de 1.000’i aşkın fiziksel satış noktasında ihtisas bebek mağazaları, zincir marketler, eczaneler ve drugstore’lar üzerinden tüketiciyle buluşan Babyjem, e-ticaret sayesinde son tüketiciyle doğrudan temas kurarak Babyjemshop üzerinden ürünlerini ebeveynlerle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü   Ürün Çeşitliliğini Destekliyor Haber

Babyjem’in Yüzde 95 Kendi Üretim Gücü Ürün Çeşitliliğini Destekliyor

Ebeveynlerin günlük hayatındaki ihtiyaçları merkeze alan Babyjem, benimsediği “Anne Kadar Yakın” yaklaşımıyla yalnızca iletişim dilini değil, ürün geliştirme anlayışını da şekillendiriyor. Ebeveynlerin günlük hayatında karşılaştığı ihtiyaçları yakından takip eden marka, ürünlerini bu ihtiyaçların doğrudan karşılığı olacak şekilde geliştiriyor. Hamilelik döneminden bebeğin ilk yıllarına uzanan süreçte ebeveynlerin değişen ihtiyaçlarını bir bütün olarak ele alan Babyjem, pratikliği ve güvenliği tasarımın merkezinde tutuyor. Markanın bugün ulaştığı geniş ürün gamının arkasında da bu ihtiyaç odaklı yaklaşım bulunuyor. Günlük hayatın hızına uyum sağlayan, kullanımı kolay ve işlevsel çözümler geliştiren Babyjem, ebeveynlerin farklı dönemlerde karşılaşabileceği ihtiyaçları tek bir ürün grubu üzerinden ziyade birbirini tamamlayan bir yapı içerisinde ele alıyor. Bu nedenle ürün gamında hamilelik dönemindeki annenin konforundan bebeğin ilk banyo deneyimine, ev içi güvenlikten seyahat sırasında ihtiyaç duyulan ürünlere kadar farklı kullanım alanları bir arada yer alıyor. Üretim Yapısı Ürün Çeşitliliğine Esneklik Kazandırıyor Bu çeşitliliği destekleyen üretim organizasyonu, Babyjem’in ihtiyaçlara hızlı yanıt vermesine imkan veriyor. 2008’de 80 metrekarelik bir ofisle başlayan Babyjem, bugün 9.500 metrekarelik üretim alanında 150’yi aşkın çalışanıyla faaliyet gösteriyor. Ar-Ge ekibiyle yeni ürün çalışmalarını sürdüren marka, ürünlerinin yüzde 95’ini kendi bünyesinde üretiyor. Düşük adetlerde de üretim yapabilen bu yapı, yeni ürünlerin yanı sıra renk ve trend değişikliklerine de hızlı şekilde cevap verilmesini sağlıyor. Haftalık 100 bin adetlik üretim kapasitesi ise farklı ürün gruplarındaki talebe göre esnek bir planlama yapılmasına imkan tanıyor. Kendi bünyesindeki üretim gücü, hammadde seçiminden kalite kontrolüne kadar sürecin farklı aşamalarında da karşılık buluyor. Tekstil ürünlerinde OEKO-TEX Standard 100 kriterlerine uygun hammaddeler kullanan Babyjem, plastik ürünlerinde gıdaya uygun orijinal PP tercih ediyor. Ürün ve ambalajlarda geri dönüştürülebilir, doğada çözünebilir hammaddelere yönelen marka, ürünlerini ilgili güvenlik ve uygunluk testlerinden geçiriyor. CE, UKCA ve TSE gibi uygunluk belgeleri de ürünlerin ilgili Pazar ve kullanım gerekliliklerine göre yürütülen bu süreçte devreye giriyor. Türkiye’deki üretim yapısı, Babyjem’in Avrupa’daki üretim standartlarını daha ulaşılabilir bir fiyat yapısıyla sunmasına da olanak tanıyor. Kalite Anlayışı Erişilebilirlikle Beraber İlerliyor Babyjem’in ürün geliştirme yaklaşımında kalite kadar ulaşılabilirlik de önem taşıyor. Farklı ihtiyaçlara yönelik geniş ürün gamını fiyat-performans dengesini gözeterek daha geniş bir ebeveyn kitlesine ulaştıran marka, bu anlayışı satış noktalarındaki yaygınlığıyla da destekliyor. Türkiye’de 1.000’i aşkın fiziksel satış noktasında ihtisas bebek mağazaları, zincir marketler, eczaneler ve drugstore’lar üzerinden tüketiciyle buluşan Babyjem, e-ticaret sayesinde son tüketiciyle doğrudan temas kurarak Babyjemshop üzerinden ürünlerini ebeveynlerle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Un, IBAKTECH 2026’da Sektör Profesyonelleriyle Buluşuyor Haber

Sunar Un, IBAKTECH 2026’da Sektör Profesyonelleriyle Buluşuyor

Gıda endüstrisinin profesyonellerini bir araya getiren IBAKTECH 2026, Sunar Un için ürünlerini sektörle buluşturmanın yanı sıra profesyonel üretimin ihtiyaçlarını doğrudan değerlendirme fırsatı sunacak. Sunar Un, fuar kapsamında Sunar Profesyonel ve Hüner Baklavalık Serisi ürünleriyle yer alarak farklı üretim alanlarına yönelik uzmanlığını sektör profesyonelleriyle paylaşacak. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, “IBAKTECH, profesyonel üretim sektörünün ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen özel ürünlerimizi paydaşlarımızla buluşturmak için çok önemli bir platform. Pastacılık, fırıncılık, baklava ve börekçilik gibi sektörlerimizin ihtiyaç ve beklentilerine özel ürünler geliştirmeye ve bu gelişime katkı sağlayacak çözümler sunmaya devam edeceğiz.” dedi. Doğru un seçimi, üretim standardının önemli bir parçası Profesyonel üretimde kullanılan hammaddenin özellikleri; ürünün dokusundan işlenebilirliğine, üretim sürecindeki standardizasyondan nihai üründeki tutarlılığa kadar birçok aşamayı etkiliyor. Bu nedenle farklı ürün grupları için üretimin niteliğine ve reçeteye uygun un özelliklerinin belirlenmesi önem taşıyor. Sunar Un, ürün geliştirme çalışmalarında bu farklılıkları dikkate alarak çözümler geliştiriyor. Üretim tecrübesini ileri teknoloji ve Ar-Ge yatırımlarıyla birleştiren şirket, profesyonel üreticilerin standardizasyon, verimlilik ve sürdürülebilir kalite hedeflerine katkı sağlayan ürünler kazandırıyor. Çomu, Sunar Un’un üretimden ürün geliştirmeye uzanan dönüşümünü şu sözlerle değerlendirdi: “Un üretimi, Sunar’ın hikayesinin başlangıç noktası. Bugün bu deneyimi teknoloji, otomasyon ve Ar-Ge ile ileri taşıyarak profesyonel üretimin değişen ihtiyaçlarına yönelik uzmanlık alanları geliştiriyoruz. Osmaniye’deki 21 bin metrekarelik yerleşkemizde, 12 bin metrekare kapalı alanda faaliyet gösteren Sunar Un’un üretim kapasitesini 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz yatırımla 75 bin tondan 150 bin tona çıkarırken, üretimde kalite, verimlilik ve standardizasyonu da güçlendirdik. Baklavacılık, pastacılık ve fırıncılık gibi alanların farklı üretim dinamiklerini de dikkate alarak ürün portföyümüzü geliştirmeyi sürdürüyoruz. Hüner Baklava serimiz de bu yaklaşımın somut örneklerinden biri. Baklava üretiminde un ve yağın birbirini tamamlayan etkisini dikkate alarak geliştirdiğimiz ürünlerle, ustaların deneyimini teknoloji ve Ar-Ge ile destekleyen bir yaklaşım ortaya koyuyoruz” ifadelerini kullandı. Baklava üretiminde uzmanlaşmış yaklaşım, Hüner Baklavalık Sunar Un’un profesyonel üretime yönelik ürün geliştirme yaklaşımının öne çıkan örneklerinden biri Hüner Baklava serisi. Baklava üretiminde kullanılan un ve yağın ürünün lezzeti, dokusu, katman yapısı ve üretim standardı üzerindeki etkisinden hareket eden Sunar Un, baklavaya özel Hüner Baklavalık Un ve Hüner Baklavalık Yağ ürünlerini geliştirdi. Hüner Baklavalık ürünleri, baklava üretiminde un ve yağın birbirini tamamlayan özellikleri esas alınarak özel olarak formüle edildi. Bu yaklaşım, Sunar Un’un baklava üretimine yalnızca tek bir ürün üzerinden değil, üretim sürecinin ihtiyaçlarını bütünsel olarak değerlendiren bir bakış açısıyla yaklaştığını ortaya koyuyor. Profesyonel üretimin ihtiyaçları ürün geliştirme çalışmalarının merkezinde Sunar Un’un profesyonel üretime yönelik yaklaşımı, farklı üretim alanları ve reçetelerin gerektirdiği özellikleri gözeterek geliştirilen geniş bir ürün portföyüne dayanıyor. Şirket; baklavalık, pastane, fırın ve özel amaçlı un çeşitleriyle profesyonel mutfakların farklı kullanım ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştiriyor. Üretim süreçlerinde işlenebilirlik, standardizasyon, verimlilik ve nihai ürün tutarlılığı gibi unsurları gözeten Sunar Un, profesyonellerin deneyimini teknoloji ve Ar-Ge çalışmalarıyla desteklemeyi amaçlıyor. Sunar Un, baklavacılık alanındaki bu uzmanlığını IBAKTECH 2026’da sektör profesyonelleriyle paylaşırken, profesyonel mutfakların değişen ihtiyaçlarını yakından takip ederek, farklı kullanım alanlarına yönelik ürün geliştirme çalışmalarını sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L'Oréal Türkiye’den ABD’ye Yönetici Transferi Haber

L'Oréal Türkiye’den ABD’ye Yönetici Transferi

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden 2010 yılında mezun olan Murat Nur Çolakoğlu, kariyerinin ilk gününden itibaren dijital alana odaklandı. L’Oréal’e katılmadan önce bankacılık, perakende ve tüketici sağlığı başta olmak üzere farklı sektörlerde, ulusal ve uluslararası şirketlerin dijital ekiplerinde görev aldı. Dijital ve teknolojiye olan şevkini L’Oréal’in tekno-güzellik şirketi olma vizyonuyla birleştiren Çolakoğlu, L’Oréal Tüketici Ürünleri Divizyonu’nda Kıdemli Dijital Proje Müdürü, Dijital Müdür ve Dijital Direktör rollerinde görev aldı. Haziran 2023 itibarıyla ise L’Oréal Türkiye’de Dijital ve Pazarlama Direktörü olarak görev yapmaya başladı. L’Oréal Türkiye’deki görevleri boyunca teknoloji dönüşümü alanında çalışmalarını sürdüren Çolakoğlu, Tekno-Güzellik vizyonu doğrultusunda şirketin dijital ve yapay zekâ odaklı dönüşümüne liderlik etti. Görevi boyunca tüm bölüm ve dijital ekipler arasında tüketici odaklılığını, inovasyon ile sürekli dene-ve-öğren kültürünü ve "tek takım" anlayışını benimseyen bir çalışma ortamı inşa etti. Liderliğiyle, birinci parti tüketici veri tabanının 5 katından fazla büyümesini ve veri aktivasyonunda çift haneli yatırıma geri dönüşüm elde edilmesini sağladı. Aynı zamanda organik ve topluluk odaklı bir şekilde içerik üreticilerle birlikte iletişim yaklaşımıyla sosyal ticaretin ölçeklendirilmesi, globalde ilklerden biri olarak hem yapay zekâ tabanlı uçtan uca medya yönetimine geçilmesi hem de GEO’da (Üretken Arama Motoru Optimizasyonu) global örnek çalışmalarının hayata geçirilmesine liderlik etti Murat Nur Çolakoğlu, yeni görevinde ABD’de L’Oréal Grup bünyesindeki Redken Global Ürün Geliştirme ve Pazarlama Departmanı’nda Saç Bakımı ve Şekillendirme kategorisinde kampanya ve içerik ekibine liderlik edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.