Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uyku Bozukluğu

Kapsül Haber Ajansı - Uyku Bozukluğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uyku Bozukluğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Unutkanlığı Nedeniyle Yaşlıları Eleştirmek Kaygılarını Artırabilir!  Haber

Unutkanlığı Nedeniyle Yaşlıları Eleştirmek Kaygılarını Artırabilir! 

Bazı belirtilerin depresyon, bilişsel sorunlar, ilaç yan etkileri veya farklı sağlık problemleriyle ilişkili olabileceğine dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Yaş ilerledikçe bazı bilgileri daha geç hatırlamak veya zaman zaman bir ismi çıkarmakta zorlanmak çok doğal bir süreç. Ama özellikle dikkat edilmesi gereken durumlar var. Unutkanlık kişinin günlük yaşamını etkilemeye başladıysa erken değerlendirilmesi gerçekten önemlidir.” dedi. Yaşlıları unutkanlıkları nedeniyle eleştirmenin kaygılarını artırabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, ailelere anlayışlı ve destekleyici bir yaklaşım önerdi. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, yaşlılarda kişilik ve davranış değişiklikleri, unutkanlık ve depresyon belirtilerinin nasıl fark edileceği, hasta yakınlarının nasıl yaklaşması gerektiği ve psikiyatrik tedavinin önemi hakkında açıklamalar yaptı. Belirgin kişilik değişikliklerini sadece yaşlılığa bağlamak doğru değil! ‘Annem son zamanlarda çok değişti’, ‘eskiden çok sosyaldi’, ‘kimseyle görüşmek istemiyor’, ‘çok alıngan oldu’, çok çabuk sinirleniyor’, ‘her şeyden şüphelenir oldu’ tepkisiyle sık sık karşılaştığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Yaş aldıkça insanın bazı alışkanlıklarının değişmesi gayet normal olabilir. Daha sakin olabilir. Sosyal çevresi biraz daha azalabilir. Ama belirgin ve yeni başlayan bir kişilik veya davranış değişikliğini sadece yaşlılığa bağlamak çok sağlıklı değildir. Çünkü bazen bunlar ciddi anlamda bir depresyonun, bilişsel sorunların, kullanılan bazı ilaçların yan etkilerinin veya başka tıbbi problemlerin sonucu olabilir.” dedi. Bu tür durumlar karşısında ailelere önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “‘Sen çok değiştin. Neden böyle oldun?” demek yerine, “Son zamanlarda seni biraz daha içine kapanmış görüyorum. Seni üzen veya sıkan bir şeyler mi var?” gibi yaklaşmak, durumu biraz daha anlayışla karşılamak gerekiyor. Çünkü bazen yaşlı bir insanın davranışındaki değişiklik, bize söyleyemediği çok ciddi bir sıkıntının ilk işareti olabilir. Unutmayalım, yaşlanmak kişiliğin tamamen değişmesi anlamına gelmez. Eğer değişiklik belirginse ve günlük yaşamını özellikle etkiliyorsa bu, bizim dikkatli olmamız gereken bir durumdur.” şeklinde konuştu. Unutkanlık günlük yaşamı etkilemeye başladıysa göz ardı edilmemeli! Yaşlılarda her unutkanlığın Alzheimer anlamına gelmediğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Bir ismi unutmak, anahtarı nereye koyduğunu unutmak, bazen bir yere sakladığı ya da kaldırdığı takılarının veya parasının yerini unutmak… Tüm bunlar hemen Alzheimer olduğu anlamına gelmez.” dedi. Yaş ilerledikçe bazı bilgileri daha geç hatırlamanın veya zaman zaman bir ismi çıkarmakta zorlanmanın çok doğal bir süreç olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şen, şöyle devam etti: “Ama özellikle dikkat edilmesi gereken durumlar var. Unutkanlık kişinin günlük yaşamını etkilemeye başladı mı? Aynı soruyu çok kısa aralıklarla tekrar tekrar soruyor mu? Yakın zamanda yaşanan olayları çok belirgin bir şekilde unutuyor mu? İlaçlarını veya parasını yönetmekte çok zorlanıyor mu? Daha önce çok iyi bildiği işleri yapmakta zorlanıyor mu? Ya da bildiği bir yerde yönünü kaybedebiliyor mu? Evine gelirken bazen evinin yolunu bulmakta zorlanıyor mu? Bunlar artık normal yakınmalar deyip geçiştirilmemesi gereken durumlardır ve erken değerlendirilmesi gerçekten önemlidir. Çünkü her unutkanlık Alzheimer değildir ama unutkanlıkla ilgili belirtilerin erken saptanması hem yaşlının hem de yaşlı yakınlarının hayatını çok ciddi anlamda kolaylaştırır.” Unutkanlığı nedeniyle yaşlıları eleştirmek kaygılarını artırabilir! Unutkanlık durumunda hasta yakınlarına önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Özellikle şunun bilinmesi gerekir; ‘Aa, bunu da mı unuttun? Bak, yine unuttun. Sen de bir türlü hatırlamıyorsun.’ gibi cümleler, yaşlı hastalar için gerçekten yoğun anksiyeteye neden olan, unutkanlığın daha da hızlanmasına veya mevcut belirtilerin gizlenmesine yol açabilen durumlardır. O yüzden bu gibi durumlarda hastadaki değişimi iyi gözlemlemek, hastayı iyi anlamak ve bir uzmanla konuşmak her zaman daha sağlıklıdır.” uyarısında bulundu. Yaşlılarda psikiyatrik yatış, güvenliği sağlamak ve tedaviyi düzenlemek için uygulanıyor! Yaşlı bir bireyin psikiyatri servisine yatırılması gerektiğinde hem hasta hem de hasta yakınının bazen çok ciddi anlamda travmatize olabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Bu durum, çok ciddi ve ağır bir hastalık olduğu, hastane yatışının çok uzayacağı ya da hastanın hastaneden hiç çıkamayacağı gibi bir algıya neden olabiliyor.” dedi. Oysa hastalık çok ağır olduğu için değil, bazen hastanın gerçekten ciddi anlamda yakın bakıma ihtiyacı olduğu için hastaneye yatırılması gerekebildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Hastanın güvenliğini sağlamak, tedaviyi düzenlemek ve yakından takip etmek için psikiyatrik yatışa başvurabiliyoruz. Özellikle ağır depresyonlarda, intihar riski olan hastalarda, bazen psikotik belirtileri olan yaşlılarda veya temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan yaşlılarda kötüleşmeyi durdurabilmek ve daha hızlı müdahale edebilmek için hastaneye yatışı öneriyoruz. Hastaya, ‘Seni hastaneye yatırıyoruz çünkü çok hastasın.’ demek yerine, ‘Bir süre seni daha yakından takip edelim. Tedavinin düzenlenmesini sağlayalım diye seni bir süre gözlem altında tutacağız.’ gibi bir cümleyle hastanın kaygılarını gidermek önemlidir.” açıklamasını yaptı. Yaşlılarda içe kapanma ve unutkanlık depresyonun habercisi olabilir! Yaşlı bir kişinin çoğunlukla ‘ben depresyondayım’ diyerek gelmediğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Bunun kendisi bile çok farkında olmayabilir.” dedi. Yaşlılarda depresyonun, gençlerdeki gibi her zaman çok açık bir üzüntüyle ortaya çıkmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Kişi, ‘Hiçbir şey yapmak istemiyorum. İnsanlarla görüşmek istemiyorum. Eve kimse gelmesin. Çocukların dahi eve gelmesini istemiyorum. Kalabalık oluyor. Başım kaldırmıyor. Rahatsız oluyorum. Çabuk yoruluyorum. Ben zaten yaşlıyım.’ gibi cümlelerle kendini ifade edebilir. Çoğunlukla ağrı belirtileri ön planda seyredebilir. ‘Eskisi gibi düşünemiyorum. Zaten yaşlandım. Eskisi gibi öğrenemiyorum.’ gibi şeyler söyleyebilir. Uyku bozukluğu olabilir. İştah belirgin olarak değişebilir. Enerji azalması özellikle ortaya çıkar. Bedensel yakınmalar, somatik belirtiler, unutkanlığın artması ve özellikle sosyal hayattan geri çekilme, yaşlılık depresyonunda çok sık gördüğümüz belirtilerdir. Özellikle yeni başlayan içe kapanma ve unutkanlığın ani ilerlemesi, yaşlılık depresyonu açısından ciddi olarak düşünülmesi gereken belirtilerdir. Bazen depresyon, bilişsel işlevlerin belirgin şekilde yavaşlamasıyla da ortaya çıkabilir. Yaşlılık depresyonunda özellikle dikkat edilmesi gerekir. Çünkü yaşlılık depresyonunda ne yazık ki intihar riski daha ön plandadır. Yaşlılık depresyonu, yaşlılarda birçok hastalıkta olduğu gibi tedaviye biraz daha yavaş yanıt verebilir. O yüzden erken tanınması ve erken tedaviye başlanması çok çok önemlidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Menopozda En Sık Yapılan 6 Hata Haber

Menopozda En Sık Yapılan 6 Hata

Menopoz, kadın yaşamının doğal bir evresi. Ancak ‘doğal’” olması, bu dönemde ortaya çıkan her yakınmanın normal ve zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Jale Dal Ağca “Kadınların en sık yaptıkları hata, yaşam kalitelerini düşüren şikayetlere yalnızca katlanmak değil, bazı ciddi hastalıkların ilk sinyali olabilecek belirtileri ‘nasıl olsa menopozdandır’ diyerek geçiştirmeleri oluyor. Bu normalleşme algısı, kemik erimesinden kalp-damar hastalıkları ve jinekolojik kanserlere dek pek çok tehlikenin sessizce ilerlemesine zemin hazırlayabiliyor” diyor. Kadın hastalıkları ve menopoz dönemine yönelik toplumumuzda farkındalığın yeterli seviyede olmadığını belirten Dr. Ağca, 18 Ekim Dünya Menopoz Günü kapsamında yaptığı açıklamada, menopozda en sık yapılan 6 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. ‘Menopozda olur’ diyerek şikayetlere katlanmak Sıcak basması, gece terlemesi, uyku bozukluğu, konsantrasyon güçlüğü, vajinal kuruluk veya cinsel ilişkide ağrı menopoz döneminde sık görülebilir. Ancak bir belirtinin sık görülmesi, tedavi edilmeden yaşanması gerektiği anlamına gelmez. Özellikle günlük yaşamı, iş performansını, uykuyu veya cinsel yaşamı etkileyen yakınmaların değerlendirilmesi gerekir. Üstelik her şikayeti menopoza bağlamak da doğru değildir; tiroit hastalıklarından anemiye, uyku bozukluklarından metabolik sorunlara kadar farklı nedenler benzer belirtilere yol açabilir. “Menopozdasın, bunlar normal” şeklinde bir yaklaşım ciddi sonuçlara yol açabilir. Hormon tedavisinden kulaktan dolma bilgilerle korkmak Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Jale Dal Ağca “Hormon tedavisini herkes için aynı ve tehlikeli sanmak en büyük yanlışlardan biridir. Günümüzde tedavi tamamen kişiye özel planlanıyor; kadının yaşı, sağlık geçmişi ve riskleri dikkate alınıyor. Uygun adaylarda ilk 10 yıl içinde başlanan tedavi, kemik erimesinden sıcak basmalarına dek hayat kalitesini baştan aşağı değiştirebiliyor. Bugün artık ‘hormon iyi mi, kötü mü?’ sorusunu değil, ‘hangi kadına, hangi dozda ve nasıl bir tedavi verilmelidir?’ sorusunu konuşmalıyız” diyor. Menopozda kalp ve kemik sağlığını ihmal etmek Menopoz döneminde yapılan en büyük yanlışlardan biri de; bu süreci sadece sıcak basmasından ibaret sanıp, kemik kaybı ve kalp-damar hastalıkları açısından risklerin arttığı bir dönem olduğunu dikkate almamak. Bir kadının sıcak basması olmaması, menopozun sağlığı üzerindeki diğer etkilerinin değerlendirilmesine gerek olmadığı anlamına gelmiyor. Menopozla birlikte kemik kaybı hızlanabilir; kilo ve bel çevresinde yağlanma, kan yağlarında yükseliş, insülin duyarlılığı ve kardiyovasküler risk faktörleri değişebilir. Bu nedenle menopoz kontrolü yalnızca hormon tetkiki yapılan bir muayene olmamalıdır. Özellikle aile öyküsü, sigara kullanımı ve bireysel kardiyovasküler riskler mutlaka değerlendirilmelidir. Sadece kiloya odaklanıp kaslarını unutmak Menopozda hormonların değişmesiyle karın yağlanması artarken, kas kütlesi ve gücü hızla erir. Bu dönemde bilinçsizce yapılan çok düşük kalorili diyetler, tartıda kilo verdirse de kas kaybını hızlandırır. Sadece zayıflamaya değil; düzenli egzersiz, fiziksel aktiviteler, direnç egzersizleri ve yeterli proteinle kas gücünü korumaya odaklanılmalıdır. 50’li yaşlardan sonra yalnızca daha zayıf olmayı değil; daha güçlü olmayı hedeflemek gerekir. Kas, sağlıklı yaşlanmanın en önemli yatırımlarından biridir. Uyku sorununu sadece menopoza bağlamak Menopoz döneminde uyku sorunları oldukça sık görülür. Gece terlemeleri uykuyu bölebilir; ancak bu dönemde her uyku sorununun nedeni hormonlar değildir. Sonbahar ve kış aylarında günlerin kısalmasıyla birlikte açık havada geçirilen sürenin ve fiziksel aktivitenin azalması da uyku düzenini ve genel iyilik halini etkileyebilir. Düzenli uyku saatleri oluşturmak, gün ışığından yararlanmak, fiziksel aktivitelerde bulunmak ve özellikle akşama doğru kafeini azaltmak önemlidir. Alkol de uykuya dalmayı kolaylaştırıyor gibi görünmesine rağmen gece uykusunun kalitesini bozabilir. Ayrıca menopoz döneminde alkol tüketimi meme kanserine de zemin hazırlayabilir. ‘Yaşım geldi, artık böyle’ diyerek yaşam konforunu ihmal etmek Dr. Jale Dal Ağca “Menopozun en fazla gözden kaçan alanlarından biri; östrojen azalmasına bağlı gelişen kuruluk, hassasiyet ve idrar yolları yakınmalarıdır. Bu sorunlar kadınların özel ilişkilerinde yaşadığı konfor kayıpları ve ağrılı süreçlerle birleştiğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Ancak pek çok kadın, mahremiyet çekinceleri nedeniyle hekimden sakladığı için sorunlar daha da büyümektedir. Oysa lokal ve kişiye özel tedavilerle bu tabloyu düzeltmek mümkündür. Unutmayın; kadının yaşam kalitesi ve özel hayatındaki konforu yaşla birlikte sona ermez. Yaşanan bu sıkıntılar ‘yaşım geldi, artık böyle’ denilerek kabullenilmemeli, mutlaka hekime danışılmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alzheimer Hastalığı Nilüfer’de Detaylı Ele Alındı Haber

Alzheimer Hastalığı Nilüfer’de Detaylı Ele Alındı

Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Alzheimer hastalığı ve hukuki süreç” konulu seminer Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin’in de takip ettiği seminere ilgi yoğun oldu. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Mustafa Bakar’ın yaptığı seminerde nöroloji uzmanı Doç. Dr. Demet Yıldız, adli tıp ve nöroloji uzmanı Dr. Elif Nalan Tolgay ve avukat Muzaffer Baran konuşma yaptı. Nöroloji uzmanı Doç. Dr. Demet Yıldız, Alzheimer’ın genellikle yaşlılıkta ve çeşitli zihinsel bozukluklarla ortaya çıkan bir beyin hastalığı olduğunu söyledi. Şikâyetlerin genellikle unutkanlık ile başladığını dile getiren Yıldız, erken evrede tespit edilmesinin önemli olduğunu dile getirdi. Hastalığın ruhsal belirtileri de olduğunu ifade eden Yıldız, “Huzursuzluk, uyku bozukluğu, depresyon gibi ruhsal belirtileri de olabiliyor. Başlangıç evresinde yolu, tarihi şaşırma, kelime bulamama gibi belirti verirken, orta evrede kişileri tanıyamama başlar ve yıkanma ile beslenme konusunda yardım gerekir. Kişi, ileri evrede ise yakınları tanıyamaz” dedi. Demansa yakalanmamak için genetik faktörlerin önemli olduğuna işaret eden Yıldız, eğitim ve sağlıklı yaşamın koruyucu bir faktör olduğunu dile getirdi. İSTİSMARA DİKKAT Adli tıp ve nöroloji uzmanı Dr. Elif Nalan Tolgay, Alzheimer’da yaşlı istismarı konusuna değindi. Hastaların kandırılmaya ve telkine açık hale geldiğini ifade eden Tolgay, “Hastalığın başlangıç dönemlerinde yasal danışman uygun olurken, ilerleyen dönemlerde hastanın vesayet altına alınması gerekir” dedi. Erken evre demansta, hukuki ehliyetin raporlanmasında, kararın ve zamanın spesifik olduğunu anlatan Tolgay, “Evini satmaya kalkan kişinin bugün için hukuki ehliyeti tam olabilir ancak bu durum ertelenirse yeniden raporlama yapıldığında aynı olaya ehliyeti olmayabilir. Mesela, araç satabilir ama her şeyini çocuğuna devretmek için hukuki ehliyeti olmayabilir. Raporun hangi hukuki işlem için verildiği önemlidir” diye konuştu. VASİLER HARCAMALARI RAPOR ETMELİ Avukat Muzaffer Baran, söz konusu hastalıkta vasi tayin edilebileceğini ve bunun önemli bir sorumluluk söyledi. Bu tip konularda beraber yaşadığı çocuğu varsa öncelikli olduğunu dile getiren Baran, “Birinci derece yakını önceliklidir. Ancak yoksa, mahkeme bazen uzak akrabaları vasi tayin edebilir” dedi. Vasinin sadece hastanın günlük harcamaları yapmakla sınırlı olduğunu vurgulayan Baran, “Vasi tayin olan kişi, vasi tayin edilen kişinin tüm varlığını harcayabileceğini düşünüyor. Ancak harcayamaz. Mesela evini satamaz. Yıl sonunda harcamaların gelir gider raporunu vermelidir” diye konuştu. Baran, hastanın suiistimal edildiği düşünülüyorsa hemen bildirilmesi gerektiğinin altını çizdi. TEDAVİDE GELİŞMELER VAR Mustafa Bakar, Alzheimer hastalığında tanı yöntemleri ve tedavide gelişmelerin olduğunu söyledi. Genellikle yaşlılarda görülse de son yıllarda 30’lu yaşlardaki kişilerde de rastlandığına dikkat çeken Bakar, “Hastalık ne kadar erken başlarsa maalesef o kadar hızlı ilerliyor. Bir ailede böyle bir öyküsü varsa kontrol edilmesi gerekiyor. Tedavilerdeki gelişmeler daha çok hastalığın ilk aşamalarında etkili” dedi. Mustafa Bakar, kişinin tansiyon, şeker, kalp rahatsızlığı varsa sürekli kontrol edilmesi gerektiğine vurgu yaparak, kişinin beynini çalıştırmasının hastalıktan koruyacağını söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.