Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uzak Doğu

Kapsül Haber Ajansı - Uzak Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uzak Doğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KOMSAD WIN EURASIA 2026 ile Küresel Vitrine Çıkıyor Haber

KOMSAD WIN EURASIA 2026 ile Küresel Vitrine Çıkıyor

Türkiye’nin kompresör, vakum ve basınçlı gaz teknolojileri alanındaki çatı kuruluşu Kompresör, Vakum ve Basınçlı Gaz Ekipmanları Derneği (KOMSAD), sektörel kalite altyapısını güçlendirecek kritik bir yatırımı 2026 yılı içinde hayata geçirmeye hazırlanıyor. KOMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Yakub Tüfekci, uzun süredir ihtiyaç duyulan Basınçlı Hava Ölçüm Laboratuvarı için sürecin resmileştiğini, teknik değerlendirme ve satın alma aşamasına geçildiğini açıkladı. 2023 yılında kurulan KOMSAD, sanayinin tümüne hitap eden kompresör, vakum ve basınçlı gaz ekipmanları sektörünü tek çatı altında toplayarak kaliteyi artırmayı, ortak hareket kültürünü güçlendirmeyi ve güçlü bir temsiliyet sağlamayı hedefliyor. Bugün 60 üye firma ve 8 komite ile faaliyetlerini sürdüren dernek, 2025 yılı boyunca yoğun bir mesai yürüttü. İlgili Bakanlıklar, TOBB, TSE ve MAKFED nezdinde sektörün resmi temsilini üstlenen KOMSAD; ürün gruplarına ilişkin teknik rapor ve görüşlerini kamu kurumlarına iletti. Basınçlı hava ölçüm laboratuvarları konusunda yürütülen çalışmalar kapsamında TSE ile resmi protokol imzalanırken, teknik şartnameler de oluşturuldu. Hâlihazırda devam eden teknik değerlendirme ve satın alma süreciyle birlikte KOMSAD’ın hedefi, 2026 yılı içinde Türkiye’ye kazandırılacak Basınçlı Hava Ölçüm Laboratuvarı sayesinde sektörün uluslararası standartlarda test ve ölçüm altyapısına kavuşmasını sağlamak. Yeni nesil basınçlı hava teknolojileri ilk kez vitrine çıkıyor Bu yıl Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10-13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek WIN EURASIA’nın, basınçlı hava sektörü için büyümenin itici gücü olacağını ifade eden Tüfekci, fuarın sektöre yeni bir ivme kazandıracağını vurguladı. KOMSAD olarak bölgenin ve sektörün en büyük uluslararası sanayi fuarında yer almaktan memnuniyet duyduklarını belirten Tüfekci, 2024 edisyonunun ardından ikinci kez ortak katılım sağlayacaklarını ve WIN EURASIA’nın sektörde yeni iş birliklerinin önünü açarak büyüme sürecine somut katkı sağlayacağını ve sektöre yön veren bir platform olacağını vurguladı. COMVAC sektörü olarak 20’yi aşkın firma ve bin metrekareyi aşan sergileme alanıyla WIN EURASIA 2026’da güçlü bir katılım gerçekleştireceklerini belirten Tüfekci, üyelerinin hem mevcut hem de yeni ürünlerini sergileyeceğini, birçok yeni lansman ve iş birliği duyurusunun da fuar kapsamında gerçekleştirileceğini söyledi. Basınçlı hava dünyada en yoğun kullanılan ikinci enerji türü Elektrikten sonra dünyada en yoğun kullanılan ikinci enerji türünün basınçlı hava olduğunu belirten Tüfekci, “Sanayide tüketilen elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 20’si basınçlı hava sistemleri tarafından tüketiliyor. Bu nedenle sektörde verimlilik ve kapasite artışları, kestirimci bakım, uzaktan izleme ve yönetim teknolojileri, veri yönetimi ve bulut çözümleri gibi başlıklar kritik önem taşıyor. Basınçlı hava sistemleri, fabrikaların adeta kalbi olarak konumlanıyor. Üretici firmalar; emre amadelik, verimlilik ve kesintisiz çalışma için yeni yazılım ve otomasyon çözümleri geliştiriyor” ifadelerini kullandı. Tüfekci; “Fuarda; vidalı ve turbo kompresörlerden basınçlı hava kurutucuları ve filtrelere, blower sistemlerinden vakum pompalarına, basınçlı hava ve gaz tanklarından azot ve oksijen jeneratörlerine, sensör ve ölçüm sistemlerine kadar başlıca ürün gruplarımız sergilenecek. Bazı firmalarımız yeni ürünlerini ilk kez WIN EURASIA 2026’da vitrine çıkaracak” dedi. En büyük sorun kalitesiz ürün ithalatı Türkiye basınçlı hava sektörünün karşı karşıya olduğu en kritik sorunun, Uzak Doğu’dan yapılan standart dışı ve kalitesiz ürün ithalatı olduğunu belirten Tüfekci, “Çin menşeli ithalat adet bazlı olarak vidalı kompresörlerde toplam ithalatın yüzde 75’ine ve düşük güçte pistonlu kompresörler ve blower ürünlerinde ise yüzde 98 seviyelerine ulaşmış durumda” dedi. Tüfekci, standartlara aykırı basınçlı kaplar, uygunsuz soğutucu akışkan içeren kurutucular, deklare edilen performansın altında çalışan ve makine emniyet direktifine aykırı kompresörler; hem insan sağlığı hem de sanayi güvenliği açısından ciddi risk oluşturuyor. KOMSAD olarak; Ticaret Bakanlığı’nın İthalat ve Gümrükler Genel Müdürlükleri ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Sanayi ve Piyasa Denetim ve Gözetim Genel Müdürlükleri ve TSE ile çok sayıda görüşme gerçekleştirerek teknik rapor ve dilekçeler sunduk” ifadelerini kullandı. Süreçteki çalışmalar ile ithalat denetimlerinin sıklaştırıldığını belirten Tüfekci, “Teknik dosya kontrol sürecine geçildi, 2026 yılı itibarıyla ürünlerin Avrupa direktiflerine uyumluluğunun denetlenmesi planlandı, riskli ürünlerin piyasadan toplatılmasına yönelik çalışmalar hızlandırıldı, İlave Gümrük Vergisi (İGV) kapsamında birçok GTİP kodunda artış sağlandı” diye konuştu. COMVAC gücü WIN EURASIA ’da küresel vizyona dönüşüyor Basınçlı hava, kompresör ve vakum teknolojilerinin sanayinin sürdürülebilirliği, verimliliği ve dijital dönüşümü açısından stratejik konumda olduğunu belirten Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise, “KOMSAD’ın Basınçlı Hava Ölçüm Laboratuvarı yatırımı sektörel kalite altyapısı açısından önemli bir adım. WIN EURASIA 2026’ya güçlü ortak katılım ise Türkiye’nin bu alandaki kurumsal kapasitesini ve uluslararası rekabet gücünü net biçimde ortaya koyuyor” dedi. Mengül, “10-13 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleyeceğimiz WIN EURASIA verimlilik, dijitalleşme, enerji yönetimi ve güvenlik başlıklarında sektöre yön veren teknolojilere ev sahipliği yapacak. KOMSAD ve üye firmalarının gerçekleştireceği lansmanlar ve iş birlikleri, COMVAC alanında fuarın küresel ölçekte referans bir platform olma vizyonunu güçlendirecek” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muratbey, Yeni Pazarlar için 2026’da Uzak Doğu’ya Ağırlık Veriyor Haber

Muratbey, Yeni Pazarlar için 2026’da Uzak Doğu’ya Ağırlık Veriyor

Muratbey, peynire olan ilginin son yıllarda arttığı Japonya pazarında da inovasyon ve yerelleştirme merkezli stratejiyle yayılmayı hedefliyor. Türkiye’nin yenilikçi peynir markası Muratbey, 2008 yılından bu yana 300’ün üzerinde ürün çeşidini beş kıtada onlarca ülkeye ulaştırıyor. İhracatının yaklaşık yüzde 87’sini Avrupa ve Orta Doğu ülkelerine yapan Muratbey, Uzak Doğu ve Amerika’ya yönelik satışlarda da güçlü bir ivme yakaladı. 2026 yılına yönelik ihracat hedeflerini büyüttüklerini ifade eden Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol “Halihazırda Avrupa Birliği ve Ortadoğu ülkeleri, ABD ve Türk Cumhuriyetleri ağırlıklı olmak üzere 5 kıtaya ihracat yapıyoruz. Tüm dünyayı Muratbey’in sağlıklı, inovatif, kaliteli ve leziz peynirleriyle buluşturmayı hedefliyoruz. Peynir kategorisinde ilk marka olduğumuz Turquality programının kattığı güçle 2018’den bu yana Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Bulgaristan, Romanya ve İsveç başta olmak üzere Avrupa’ya peynir ihracatımız yükselen bir grafikle sürüyor. Amerika ve Avrupa pazarlarında sürdürdüğümüz istikrarlı büyümeyi Asya’da da inovasyon odaklı ürün stratejilerimizle destekliyoruz.” değerlendirmesini yaptı. “Uzak Doğu yolculuğumuzu, Kore ve Japonya’yla daha da ileri taşıyoruz” Muratbey olarak 2026 hedeflerini, 2026–2028 Orta Vadeli Programı’nda öngörülen ihracat ve sektörel hedeflerle uyumlu olarak şekillendirdiklerini ifade eden Necmi Erol, “Ülkemizdeki, çiğ süt arzı, kalite ve üretimin yanı sıra soy kütüğü/süt işletmeciliği destekleri, sektörde 2026’ya dönük iyimserliği artırdı. Yeni pazarlara erişmek amacıyla son dönemde Uzak Doğu’ya ağırlık veriyoruz. Çin’de ihracat izni alan ilk Türk süt ve süt ürünleri firmalarından biri olarak başladığımız Uzak Doğu yolculuğunu, Kore ve Japonya’yla daha da ileri taşıyoruz. Bu doğrultuda peynire olan ilginin son dönemde arttığı Japonya hedeflediğimiz pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Çin ve Güney Kore’de olduğu gibi Japonya pazarında da inovasyon ve yerelleştirme merkezli bir strateji izliyoruz. Well-being, sağlıklı yaşam ve modern beslenme trendleriyle uyumlu zengin ürün portföyümüzü, farklı gramaj ve ambalaj seçenekleriyle yerel tüketicinin talebine göre oluşturuyoruz.” şeklinde konuştu. “İhracatta katma değer ve marka gücü odaklı büyümeyi merkeze alıyoruz” Büyümede Ar-Ge yatırımlarının stratejik önem taşıdığını vurgulayan Erol, “İhracatta hacimle birlikte katma değer ve marka gücü odaklı büyümeyi merkeze alıyoruz. Uluslararası fuarlarda elde ettiğimiz güçlü temaslar ve ürünlerimize yönelik büyük ilgi, Muratbey’in bilinirliğine önemli katkılar sağladı. Hedeflediğimiz pazarları, toplumu ve kültürel yapıyı derinlemesine inceliyoruz. Geleneksel Türk peynirlerinin yanı sıra inovatif peynirlerimizle yerel kültürle bağ kurmanın yollarını geliştiriyoruz. Bunu bazen yerel mutfak kültürüne uygun peynir bazlı tarifleri öne çıkararak bazen de kültürel uyumu gözeten iletişim diliyle sağlıyoruz. Tüm bu adımları, Türk peynirlerini küresel gıda sahnesinde farklılaştıracak önemli bir adım olarak görüyoruz. Böylelikle sektörümüzün uluslararası pazarlara açılmasına ve katma değerli ürün payının artırılarak Türk ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlıyoruz.” dedi. Necmi Erol; ABD, AB ve Uzak Doğu pazar paylarını genişletirken enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, inovatif ürün geliştirme odaklı Ar-Ge ve üretim yatırımlarıyla marka yatırımlarını artırmayı önceliklendirdiklerini vurgulayarak, “2025’de yüzde 30 olan istihdam artışını 2026’da yeni ürün projeleriyle yaklaşık yüzde 20 artırmayı öngörüyoruz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçısına Teknoloji Takviyesi Haber

Ege İhracatçısına Teknoloji Takviyesi

Törene; Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ege Denetim Kalite Analizleri Araştırma Geliştirme ve Depolama Hizmetleri A.Ş. (EDEKATAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Yiğit Tuncel, ARGEFAR Müdürü Prof. Dr. Seda Ersus ve akademisyenler katıldı. “Ürünler güvenle raflarda yer alacak” Kalite tescilli ürünlerin rekabette sağladığı avantajlara değinen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Gıda ve tütün analizleri başta olmak üzere, ürünlerimizin uluslararası pazarlarda kabul görmesi için gereken teknik altyapıyı, yıllardır kararlılıkla güçlendirmektedir. Teknoloji yatırımıyla; dört adet cihaz, laboratuvar altyapımıza kazandırılmıştır. Bu cihazlar sayesinde; Kalıntı, pestisit, toksin ve uçucu bileşik analizlerinde daha düşük tespit limitlerine, daha hızlı ve daha hassas sonuçlara, uluslararası regülasyonlara tam uyumlu ileri seviye analiz kabiliyetine ulaşmış oluyoruz.” diye konuştu. “Ürünlerimiz ‘kalite duvarına’ çarpmadan rahatlıkla raflara girecek” Jak Eskinazi, “Bu; Ege Bölgesi’nden çıkan bir ürünün, Avrupa’da, Amerika’da, Uzak Doğu’da, “kalite duvarına” çarpmadan, rahatlıkla raflara girebilmesi demek. Bugün küresel ticarette rekabet artık sadece fiyatla değil; analiz kapasitesiyle, belgelendirme gücüyle, izlenebilirlik ve güvenilirlikle kazanılıyor. İhracatçıya “Ben bu ürünü gönül rahatlığıyla satabilirim” dedirten altyapı, işte tam olarak budur. Ege Üniversitesi ARGEFAR ile yürüttüğümüz 20 yıla yakın iş birliği, üniversite–sektör iş birliğinin en somut ve en başarılı örneklerinden biridir. Bilgi üniversitede kalmadı; sahaya, üretime, ihracata taşındı.” dedi. Yapılan bağışın önemine değinen Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Modern dünyada sadece üretmek yeterli değildir; ürünün yetkili otoritelerce tescil edilmesi ve onaylanması ona asıl değerini kazandırmaktadır. Ege İhracatçı Birlikleri’nin iştiraki olan EDEKATAŞ Ege Denetim Kalite Analizleri Araştırma Geliştirme ve Depolama Hizmetleri Anonim Şirketi Üniversitemiz ARGEFAR laboratuvarlarına, LC-MS/MS ve 3 adet GC-MS analiz cihazı bağışladı. Çok önemli ve anlamlı bulduğum bu bağış ile laboratuvarımızın altyapısı ileri teknoloji cihazlarla güçlendirilmiş oldu. Ege İhracatçı Birlikleri ile üniversitemizin buluştuğu bu nokta, ayrıca tescilin gücünü temsil etmektedir. Bu konuda iş birliklerimiz sürecek. Kazandırılan cihazlar ile ürünlerin analizlerinin yapılması ve ihracatı ülkemiz için çok önemli. Üniversitelerin üç temel görevi olan eğitim, araştırma ve toplumsal fayda prensipleri, bu projeyle bir araya gelmiştir. Bu yatırımın hayata geçirilmesinde emeği geçen Ege İhracatçı Birlikleri’ne ve EDEKATAŞ yönetimine teşekkür ediyoruz. İş birliğimizin devamını diliyoruz” dedi. “Akademi ve endüstri iş birliğine örnek teşkil ediyor” EDEKATAŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Tunçel, “Ege İhracatçı Birlikleri olarak iştirakimiz EDEKATAŞ ile Ege Üniversitesi kuruluşu ARGEFAR’ın işbirliğini çok değerli buluyoruz. Bugün Ege İhracatçı Birlikleri olarak alımını yaptığımız yeni cihazlarımızla ARGEFAR’ın laboratuvarını son teknolojiye kavuşturmanın gururunu yaşıyoruz. Endüstri ve Akademinin her sektöre örnek olduğuna inandığım bu ortak çalışması ihracatımıza çok büyük katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle sayın Rektörümüze, ARGEFAR Müdürümüze ve üniversitenin değerli çalışanlarına çok teşekkür ediyoruz.” dedi. Konuşmaların ardından Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Üniversiteye kazandırılan yeni cihazlardan ötürü Jak Eskinazi ve Süleyman Yiğit Tuncel’e plaket takdim etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tosyalı, Genç Sanatçıları Destekleyerek Kültürel Üretime Katkısını Sürdürüyor Haber

Tosyalı, Genç Sanatçıları Destekleyerek Kültürel Üretime Katkısını Sürdürüyor

Endüstri ile sanat arasında kalıcı bağlar kurmayı hedefleyen bu yaklaşım doğrultusunda Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” adlı kişisel sergisine katkı sunarak sanata verdiği desteği bir kez daha güçlü biçimde ortaya koyuyor. Yeşil çelik üretimindeki öncü vizyonuyla kültür ve sanat alanındaki uzun soluklu desteklerini sürdüren Tosyalı, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” adlı kişisel sergisi için hazırlanan kitabın sponsoru olarak endüstri ile sanat arasında kalıcı ve anlamlı bir diyalog kurulmasına öncülük ediyor. Pilevneli Dolapdere’de 29 Ocak’ta kapılarını açan ve 28 Şubat 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek olan “The Grand Excess”, Lal Batman’ın sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorguladığı, geçmişin estetik zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştirdiği kapsamlı bir anlatı sunuyor. Sergide Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik yaklaşımlarıyla bir araya geliyor. Batman’ın eserleri; dijital ile plastiği yan yana getirirken mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlarda buluştuğu zengin bir malzeme diliyle hayat buluyor. Bu çok katmanlı yapı, izleyiciye yalnızca görsel değil, yoğun bir duyusal deneyim de sunuyor. “The Grand Excess”, geçmişin estetik değerlerini çağdaş bir bağlamda yeniden ele alan güçlü bir görsel manifesto olarak öne çıkıyor. Tosyalı, sergiye eşlik eden yayının kitap sponsoru olarak endüstri ile sanat arasında ilham verici ve kalıcı bir bağ kurulmasına katkı sunarken; kültürel üretimin sürdürülebilirliğine verdiği önemi bir kez daha vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak Haber

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak

Türk sanayi sektörünü üretim yapamaz hale getiren dampingli ürünlere karşı, Ticaret Bakanlığınca kesin önlem uygulamasına karar verilerek yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karara yönelik açıklama yapan Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, “Yerli üreticiye daha adil bir rekabet ortamı sağlayacak olan bu kararı, sektörü büyük kayıplar vermekten kurtaracak uygulamaların ilk adımı olarak görüyoruz ve devamının geleceğine inanıyoruz ” dedi. Demir-çelik sektörü temsilcilerinin, artan ithalat baskısına karşı anti-damping uygulaması kapsamında gerçekleştirdiği başvuru karara bağlandı. Ticaret Bakanlığı, Çin’den ve farklı Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen düşük fiyatlı ve kalitesiz ürünlerin iç piyasada haksız rekabet yarattığına yönelik başvuruyu haklı bularak, ithalatta yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi uygulanmasına karar verdi. İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin yayımlanan karar, yeni dönemde demir-çelik sektöründe eşit şartlarda rekabetin önünü açarak, Türkiye ekonomisine can suyu olacak. HALUK KAYABAŞI: ANTİ DAMPİNG YENİ YATIRIMLARIN ANAHTARI OLACAK Türkiye’de dampingli ithalata karşı alınabilecek proaktif ve kalıcı önlemlerin yeni yatırımların önünü açacağını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik, modern sanayinin hem stratejik hem de vazgeçilmez girdileri arasında önemli bir yere sahip. Otomotivden sağlığa, gıdadan enerjiye, mutfaktan savunma sanayisine kadar yüksek katma değerli sektörlerin çoğunda kilit bir rol oynuyor. Ancak Asya ve Uzak Doğu menşeli ürünlerde görülen dampingli fiyatlar, iç piyasadaki rekabet ortamını bozmakla kalmıyor, yerli üreticinin yatırım kapasitesini de zayıflatıyor. Ticaret Bakanlığımız tarafından yerli üreticiye stratejik kalkan oluşturacak bu yaptırımların, ülkemizin paslanmaz çelikte sürdürülebilir bir büyüme yakalamasına etki edeceğine inanıyorum. Böylesine güçlü bir ürünü, dışa bağımlı hale getirmek ülkemiz için büyük bir kayıp olur. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve emsal teşkil eden koruyucu ticaret politikaları, yerli üretici için büyük bir dayanak. Anti-damping, yeni yatırımların anahtarı olacak” dedi. TÜRK SANAYİSİ YENİ DÖNEMDE İSTİHDAMLA GÜÇLENECEK Türkiye'nin paslanmaz çelik sektöründe yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik pek çok sektör için stratejik bir girdi. Bu ham maddeyi son ürün haline getirecek yerli üretim gücünün desteklenmesi hayati önem taşıyor. Milli ekonomimize katma değer sağlayan paslanmaz çeliğe hayat verecek tüm uygulamaları destekliyoruz” diyerek yüzde 3,95 oranında uygulanacak anti damping vergisinin olası etkilerini anlattı: “Halihazırda mevcut üretim, sanayinin artan ihtiyacının yalnızca üçte birini karşılayabiliyor. Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketimi 400–450 bin ton civarında. Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Diğer yerli üretici ile birlikte toplam iç pazar ihtiyacının yüzde 90'ını karşılayabilecek kapasitedeyiz. Yerli üretimi güçlendirmek, hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı için çok önemli. Bakanlığımız tarafından yayımlanan anti-damping önlemi kararının ardından üretimimiz inanıyorum ki önemli oranda artış gösterecek. Kapasite kullanım oranlarımız artacak, fabrikalarımız daha düşük maliyetle üretim yapacak. En önemlisi istihdam ve işgücü artacak. Yatırım iştahı canlanırken, ülkemizin rekabet gücü gelişecek. Bakanlığımızın desteğiyle oluşturulacak güçlü sanayi ekosistemi, yatırımların kalıcı hale gelmesini ve katma değerli üretimin gelişmesini sağlayacak. Türkiye, daima büyüyen sanayisiyle ve üretim kabiliyetiyle küresel rekabet içinde giderek daha görünür hale geliyor. Altını çizerek söylemek isterim ki; paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Bu adım, Türkiye’nin yalnızca tüketen değil, bölgesinde üretim üssü haline gelen konumunu da güçlendirecek. Böylelikle sektörümüzde, dünya çapında söz sahibi bir oyuncu olacağız” dedi.

Paslanmaz Çelik 2026 Yılına Yeni Umutlarla Giriyor  Haber

Paslanmaz Çelik 2026 Yılına Yeni Umutlarla Giriyor 

Son yıllarda giderek artan dampingli ithalat nedeniyle rekabet gücü zayıflayan paslanmaz çelik sektörü, 2026’da yerli sanayiyi güçlendirecek düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesini bekliyor. Sanayinin en güçlü kolları arasında yer alan sektör, yurt dışı menşeli dampingli ürünler karşısında uzun süredir varoluş mücadelesi veriyor. Uzay teknolojilerinden savunma sanayisine, mutfak eşya ve ekipmanlarından otomotive, sağlıktan enerjiye, gıdadan gündelik yaşamda kullanılan malzemelere kadar birçok sektörde kullanılan paslanmaz çelik, ekonominin stratejik girdileri arasındaki yerini koruyor. Artan ithalat baskısı ve fiyat kırma uygulamalarının yarattığı haksız rekabet sorunuyla mücadele eden paslanmaz çelik sektörünün temsilcileri, anti-damping vergisi içeren stratejik korumanın sektöre yeniden can vereceğinin altını çiziyor. Koruma Önlemleri Hayati Önem Taşıyor Uzak Doğu ve Asya menşeili ürünlerin düşük fiyatlarla iç piyasaya girmesinin piyasa dengelerini bozduğunu ve yerli üreticiyi üretim yapamaz hale getirdiğini ifade eden Paslanmaz Çelik Sanayi Derneği (PASSAD) Genel Sekreteri Dr. Erdem Şireli, “Milli ekonominin önemli sütunlarından paslanmaz çeliğin, haksız rekabetten korunması için devletimiz tarafından uygulanacak koruma önlemleri hayati önem taşıyor. Yerli üretimi koruyan ithalat rejimi kararları, anti-damping uygulamaları ile yerli üretimi teşvik eden düzenlemeler, yeni yatırımların önünü açacak temel anahtarlardır. Yerli üreticinin korunduğu bir iklim, doğrudan yeni yatırımlara zemin hazırlar” diyerek, stratejik korumanın, sektörün geleceğine yön vereceğini ifade etti. Şireli sözlerini şöyle sürdürdü: “Pek çok sektörün temel taşı olan paslanmaz çelik gibi kritik bir ham maddede dışa bağımlılığı azaltmak ancak güçlü bir yerli üretimle mümkün. Bu güç de ancak adil rekabet ortamının sağlanmasıyla mümkün. Ülkemizi, bu alanda bölgesel bir güç haline getirmek için sektörümüze yön vermek gibi bir hedefimiz var. Devletimizin, üretim yapan ve istihdam sağlayan sanayicinin yanında durmaya devam edeceğine inancımız tam. PASSAD olarak yerli üreticilerimiz, servis merkezlerimiz ve sektörümüzün tüm paydaşları ile ülkemizin geleceği için çalışmaya devam edeceğiz.” PASSAD Türkiye’nin İlk Paslanmaz Çelik Sektörü Raporunu Hazırladı Dernek olarak 2025 yılının sektör açısından verimli geçen bir yıl olduğunu belirten Erdem Şireli, “İstanbul Teknik Üniversitesi ile imzalamış olduğumuz protokol kapsamında son derece önemli çalışmalar yaptık. Türkiye Paslanmaz Çelik sektörünün en büyük buluşması olarak nitelendirilen I. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi’nde sektörün tüm paydaşlarının temsil edildiği 500’e yakın akademisyen, profesyonel ve öğrenci ile bir araya geldik. İTÜ’nün değerli akademisyenleri ile kaleme aldığımız I. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi Sonuç Raporu, sektörümüz için bir ilk olma özelliğini taşıyacak. Sektörümüzün geleceğine yön verecek böyle değerli bir çalışmaya vesile olduğumuz için PASSAD olarak büyük memnuniyet duyuyoruz. İTÜ ile gelecek dönemde birçok önemli projeye daha imza atacağız. Hazırladığımız burs programı, yüksek lisans öğrencileri için hayata geçireceğimiz paslanmaz çelik dersi gibi konular da üzerinde durduğumuz önemli uygulamalardan bazıları. 2025 yılı sektörümüz için verimli bir yıl oldu. 2026 yılında da sektörün birleştirici gücü olmaya, fark yaratan projeler üretmeye devam edeceğiz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.