Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uzak Doğu

Kapsül Haber Ajansı - Uzak Doğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uzak Doğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kiraz İhracatında 2025 Yılının Yaraları Sarıldı Haber

Kiraz İhracatında 2025 Yılının Yaraları Sarıldı

Türkiye, 2026 yılın 1 Ocak – 10 Ağustos döneminde 68 bin 737 ton kiraz ihraç ederek 235 milyon dolar dövizi hanesine yazdırdı. Kiraz ihracatımız 2025 yılının 1 Ocak – 10 Ağustos döneminde 6 bin 40 ton karşılığı 47 milyon 728 bin dolar olmuştu. Kiraz ihracatı 2025 yılına göre göre miktar bazında 11 kat, döviz getirisi 4 kat yükseldi. Başkan Balık: "Kiraz ihracatında güçlü bir toparlanma yakaladık" Türkiye’nin kiraz üretiminde dünya birincisi olduğunu, ihracatta da ilk 3-4 ülke arasında yer aldığını paylaşan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, 2025 yılında çiçeklenme döneminde kirazı donun vurduğunu bu nedenle 2025 yılında ihracatta büyük düşüş yaşandığını, 2026 yılında kiraz ihracatında güçlü bir toparlanma yakaladıklarını dile getirdi. 2026 yılının Türk kiraz ihracatı açısından dikkat çekici bir performans sergilediğini belirten Balık, “2026 yılının geride kalan diliminde 68 bin tonu aşan kiraz ihracatı karşılığında 235 milyon dolar döviz geliri elde ettik. Geçen yılın aynı dönemine göre ihracat miktarında yaklaşık 11 katlık, ihracat değerinde 4 katlık artış yaşadık” ifadelerini kullandı. Kiraz ihracatında 34 ülkeden 52 ülkeye çıktık Kiraz ihracatının yalnızca miktar ve değer açısından değil, pazar çeşitliliği bakımından da olumlu bir seyir izlediğine dikkat çeken Balık şöyle devam etti: “2025 yılında 34 ülkeye kiraz ihraç edilirken bu yıl bu sayı 52'ye yükseldi. İspanya, İtalya, Litvanya, Letonya, Birleşik Krallık ve İrlanda'nın da aralarında bulunduğu 21 pazara yeniden ya da ilk kez ihracat gerçekleştirdik. Türk kirazının uluslararası pazarlardaki konumu güçlendi. Almanya 74 milyon dolarlık ihracatla en büyük pazar olmayı sürdürdü. Rusya Federasyonu'na 67,5 milyon dolarlık, Polonya'nın 29 milyon dolarlık ve Irak'a 26,5 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştık. 2027 yılında iklimsel bir sıkıntı yaşamadığımız takdirde kiraz ihracatında 250 milyon dolara ulaşmak hedefimiz olacak.” Uzak Doğu’da güç kazanmak istiyoruz İlk dört pazarın toplam kiraz ihracatının yaklaşık yüzde 85'ini oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Balık, "Mevcut pazarlardaki güçlü konumumuzu korurken ihracatımızı daha sürdürülebilir hale getirmek için pazar çeşitlendirme çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Özellikle Uzak Doğu ülkeleri başta olmak üzere yüksek potansiyele sahip pazarlarda Türk kirazının bilinirliğini artırmaya ve ihracat ağımızı genişletmeye odaklanacağız. Çin’e ihracatımızın açılması için çabalarımız sürüyor. Kısa sürede sonuç almayı ümit ediyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Egeli Yaş Meyve Sebze Sektörü İhracatını 572 Milyon Dolara Taşıdı Haber

Egeli Yaş Meyve Sebze Sektörü İhracatını 572 Milyon Dolara Taşıdı

Egeli yaş meyve sebze ihracatçıları Japonya ve Güney Kore'ye düzenleyeceği ticaret heyetiyle Uzak Doğu açılımını hızlandırıyor. Sektör, Çin pazarının yeniden açılmasıyla Türk kirazı için önemli bir fırsat doğmasını bekliyor. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2025 yılını sektörümüz adına başarılı bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Üyelerimizin emeği ve alın teriyle, 128 ülkeye 1 milyar 231 milyon dolarlık yaş meyve, sebze ve mamulleri ihracatı gerçekleştirdik. Bu performansla Birliğimiz, Ege Bölgesi'nde bitkisel ürün ihracatının lideri konumunu korumuştur. Türkiye'nin toplam yaş meyve sebze ve mamulleri ihracatının yaklaşık beşte biri Birliğimiz üyeleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Narenciyeden incire, üzümden salça ve turşuya kadar yüzü aşkın ürünümüz dünya pazarlarına ulaşmıştır. Bu tablo, Ege topraklarının bereketini ve üyelerimizin küresel rekabet gücünü açıkça ortaya koymaktadır. Üreticisinden ihracatçısına kadar bu zincirde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.” dedi. En fazla ihraç edilen ürünler kiraz, domates, mandalina ve şeftali 2026 yılına da güçlü bir başlangıç yaptıklarını vurgulayan Başkan Balık, 2025 yılının Ocak–Haziran döneminde 559 milyon dolar olan ihracatın 2026 yılının aynı döneminde 572 milyon dolara yükseldiğini söyledi. Cengiz Balık, “Küresel ekonomideki tüm belirsizliklere ve lojistik zorluklara rağmen elde edilen bu artış, sektörümüzün dayanıklılığının ve üyelerimizin azminin en somut göstergesidir. Bu dönemde yaş meyve ve sebze grubunda en fazla ihraç ettiğimiz ürünler kiraz, domates, mandalina ve şeftali olmuştur. Özellikle kirazda ulaştığımız kalite ve pazar çeşitliliği, Türk kirazını dünya sofralarının aranan ürünü haline getirmiştir. Meyve sebze mamulleri grubunda ise kuru domates, kornişon turşusu, biber turşusu, sebze konserveleri ve elma suyu ihracatımızın lokomotif ürünleri olmuştur.” diye konuştu. Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Hollanda ilk beş ülke Başkan Balık, “En fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler sıralamasında Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, İngiltere ve Hollanda ilk beş sırada yer almaktadır. Bu tablo, hem geleneksel pazarlarımızdaki güçlü konumumuzu koruduğumuzu hem de okyanus ötesi pazarlarda kalıcı bir varlık oluşturduğumuzu göstermektedir. Pazar çeşitlendirme stratejimiz kapsamında fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına ağırlık veriyoruz. 2025 yılı ve 2026 yılının ilk çeyreğinde fuar ve heyet katılımlarımız kesintisiz devam etmiştir. Birliğimizce yürütülen UR-GE projesi kapsamında İngiltere, Norveç ve Kanada'ya ticaret heyetleri düzenledik. Turkish Tastes Turquality projemiz kapsamında ise ürünlerimizin Amerika Birleşik Devletleri'nde prestijli ortamlarda tanıtılması için yoğun bir çalışma yürüttük.” dedi. Japonya ve Güney Kore’ye sektörel ticaret heyeti Pazar çeşitlendirmede bir sonraki adımın Uzak Doğu olacağı bilgisini veren Balık sözlerine şöyle devam etti: “20-29 Kasım 2026 tarihleri arasında Japonya ve Güney Kore'ye yönelik sektörel bir ticaret heyeti düzenleyeceğiz. Yüksek alım gücüne ve kaliteli ürüne değer veren tüketici profiline sahip bu iki önemli pazarda, üyelerimizin potansiyel alıcılarla ikili iş görüşmeleri gerçekleştirmesini ve ürünlerimizin tanıtımını en etkin şekilde yapmasını hedefliyoruz. Uzak Doğu pazarlarında kalıcı bir varlık oluşturmanın, sektörümüzün uzun vadeli büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz.” Çin makamlarının ülkemizden kiraz ithalatına yeniden izin vermesini bekliyoruz Kiraz özelinde önemli bir gelişmeyi de paylaşan Başkan Balık, Türkiye'den Çin Halk Cumhuriyeti'ne kiraz ihracatının yeniden başlatılmasına yönelik çalışmalar kapsamında şunları anlattı: “Çin Halk Cumhuriyeti Gümrükler Genel İdaresi'nden teknik uzmanlardan oluşan bir heyet, 22-28 Haziran 2026 tarihleri arasında ülkemizi ziyaret ederek kiraz bahçelerinde, paketleme tesislerinde ve soğuk işlem ile fumigasyon uygulama merkezlerinde incelemelerde bulunmuştur. Heyete, kirazımızın bahçeden sofraya uzanan izlenebilirlik süreci ve gıda güvenliği uygulamalarımız yerinde aktarılmıştır. Heyetin hazırlayacağı rapor doğrultusunda Çin makamlarının ülkemizden kiraz ithalatına yeniden izin vermesini bekliyoruz. Yılda yaklaşık 600 bin ton kiraz ithal eden ve dünyanın en büyük kiraz ithalatçısı konumundaki Çin pazarının açılması sürecinin olumlu sonuçlanmasının, Türk kirazına yepyeni bir ufuk açacağına inanıyoruz.” Cengiz Balık, “Bu güzel performansın asıl sahibi, üreticisinden ihracatçısına kadar emek veren tüm üyelerimizdir. Kendilerine, Birliğimizin değerli çalışanlarına, desteklerini her zaman yanımızda hissettiğimiz Ticaret Bakanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığımıza, ve iş birliği yaptığımız tüm kurumlarımıza şükranlarımı sunuyorum.” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuru Meyve Sektörü 2026 Yılı Sonunda 2 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor Haber

Kuru Meyve Sektörü 2026 Yılı Sonunda 2 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor

Türk kuru meyve sektörü 2026 yılının ilk yarısında, 752 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koyarken bu ihracatın yüzde 62’sine denk gelen 465 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği gerçekleştirdi. Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde dünya lideri olan Türkiye, 2026 yılı sonunda 2 milyar dolar kuru meyve ve mamulleri ihracatı hedefliyor. Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısıda Türkiye'nin, yalnızca üretim kapasitesiyle değil, kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik alanındaki birikimiyle de küresel pazarlarda güvenilir tedarikçi olduğunun altını çizdi. Avrupa Birliği başta olmak üzere ihracat pazarlarında karbon ayak izi, pestisit kalıntısı, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim kriterlerinin her geçen gün daha belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Gabay, "Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli olmuyor. Üretimin çevresel sorumluluk, gıda güvenliği ve izlenebilirlik ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin temel unsuru haline geldi. Türk kuru meyve sektörü bu dönüşüme Tarım ve Orman Bakanlığı, üreticiler, ihracatçılar, tüccarlar, üniversiteler ve araştırma enstitüleriyle ortaklaşa uzun yıllardır yaptığı yatırımlarla hazır konumda. Dünya’nın her tarafında Türk kuru meyveleri gönül rahatlığıyla tüketiliyor" dedi. TURQUALITY Projesiyle Hindistan’da Türk kuru meyveleri tanıtılıyor Türk kuru meyvesinin küresel marka değerini artırmaya yönelik tanıtım çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirten Gabay, Hindistan'a yönelik sürdürdükleri TURQUALITY Projesiyle Hindistan pazarında büyümeyi hedeflediklerini vurguladı. Gabay şöyle devam etti: “Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri geleneksel pazarımız. AB pazarında güçlü konumumuzu korurken Uzak Doğu ve Güney Asya'da büyümeyi hedefliyoruz. Türk kuru meyvelerinde aflatoksin ve okratoksin oluşumunun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı ile iş birliği içinde üreticilere yönelik eğitimler düzenlediklerini, ekipman destekleriyle güvenilir üretimin yaygınlaştırılmasına katkı sunduklarını paylaşan EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, “Kalite zincirinin her halkası aynı sorumluluğu taşımalı. Sektörün bugünkü başarısının altında ihracatçıların yıllardır kalite ve gıda güvenliği alanında yaptığı yatırımlar yatıyor. Üreticiden ihracatçıya, kamu kurumlarından tüm paydaşlara kadar değer zincirinin tamamının ortak hareket etmesiyle başarılı olabiliriz” ifadelerini kullandı. Üniversiteler ve TÜBİTAK’la iklim değişikliğine uyum projeleri yürütülüyor Üniversiteler, TÜBİTAK ve araştırma enstitüleriyle iklim değişikliğine uyum ve sürdürülebilir üretim alanlarında ortak projeler yürüttüklerini aktaran Gabay, bilim ve teknoloji temelli üretimin önümüzdeki dönemde sektörün rekabet gücünü belirleyecek en önemli unsur olacağını ifade etti. Kuru kayısıyı don vurdu, kuru incir ihracatı kuru kayısıyı geçti 2026 yılı ocak – haziran dönemi ihracat verilerini aktaran Başkan Gabay, “Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatımız 215 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korudu. Kuru incir ihracatımız 136 milyon dolar olurken, geçtiğimiz yıllarda ikinci sırada yer alan kuru kayısı ihracatımız bu yıl yaşadığımız don olayı sonrasında 60 milyon dolarda kaldı ve kuru incirin gerisine düştü” ifadelerini kullandı. Kuru meyve sektörü 2026 yıl sonunda 2 milyar dolar ihracat hedefliyor 2026 yılının ikinci yarısında çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde rekolte artışlarıyla ihracatta toparlanma beklediklerinin altını çizen Gabay, kuru meyve sektörünün Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde de 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşmasını beklediklerini sözlerine ekledi. Kuru meyve ihracatında İngiltere zirvede Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 2026 yılının ilk yarısında 94 ülkeye 465 milyon dolarlık ihracat yaparken, İngiltere 81 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korudu. Almanya 55,2 milyon dolarlık ihracatla Amerika Birleşik Devletleri’ni geçerek ikinci sıraya yükselirken, ABD 54,8 milyon dolarlık Türk kuru meyveleri talebiyle zirvenin üçüncü basamağına tutundu. EKMİB üyeleri Fransa’ya 40,7 milyon dolarlık, İtalya’ya 30,5 milyon dolarlık kuru meyve ürünleri ihraç etti. EKMİB ilk beş ülkeye 262 milyon dolarlık kuru meyve ihraç ederken bu ülkeler toplam ihracattan yüzde 56 pay aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2026 yılının ilk 3 ayında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %10 oranında düşüş yaşandı. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2026 yılının ilk 3 ayında ihracat, bir önceki yıla kıyasla %23 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yıla göre %21 oranında geriledi. Toplam satışlar ise %19 gerileyerek 6.288.817 adet oldu. Mart ayı özelinde ise iç satışlarda geçen yılın Mart ayına göre %3 daralma olurken ihracatta %29, üretimde ise %14 gerileme kaydedildi. Toplam satışlarda %21 düşüş oldu ve 2.230.369 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında ihracat hacmi 20,2 milyon adet olarak kaydedilirken Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla küresel piyasalardaki rekabet gücünü arttırıyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, özellikle ihracattaki daralmanın son yıllarda kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. İhracat hacminin 2025’te 20,2 milyon adetle yaklaşık 10 yıl önceki seviyelere gerilediğine değinen Şengül, 2026 yılının ilk çeyreğinde de ihracattaki çift haneli düşüşün, bu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini belirtti: “Bu tablo, küresel talep koşulları ve dış pazarlardaki yavaşlamanın etkisiyle ihracat performansında daha kalıcı bir gerileme riskini ortaya koyuyor. Buna paralel olarak, iç pazarda da talebin yavaş seyretmesi genel pazar büyümesini baskılayan bir unsur olarak öne çıkıyor.” Rekabetçilik ihracat, maliyet ve ticaret politikaları üçgeninde “İhracat ve iç pazarda süregelen bu görünümün 2026’ya da taşınması, mevcut eğilimin kalıcılık riskini artırıyor” diyen Şengül, “Bu çerçevede ortaya çıkan tablo, sektörümüz açısından rekabet gücünün korunmasının artık daha kritik bir öncelik haline geldiğini gösteriyor” diye konuştu. Şengül, hem iç satışlarda hem ihracatta geçen yılın aynı dönemine kıyasla daralmanın sürdüğünü ve bu durumun üretim adetlerine de belirgin şekilde yansıdığına dikkat çekti. Şengül şöyle devam etti: “İhracat tarafında, küresel talep koşulları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam ederken, enerji, hammadde ve finansman maliyetleri yüksek seyrini sürdürüyor. Buna ek olarak anti damping önlemleri gibi ticaret politikaları, gözetim uygulamaları ve ilave vergi gibi uygulamalar ise maliyetleri ve işlem sürelerini artırıyor. Diğer taraftan da Uzak Doğu kaynaklı maliyet avantajı ve agresif fiyatlama, ihracat pazarlarında rekabeti daha da yoğunlaştırıyor.” Bu gelişmelerin rekabet gücü üzerinde baskıyı artırdığını belirten Şengül, özellikle ihracat pazarlarında maliyet avantajının da zayıflamasına yol açtığını söyledi ve ekledi: “Bu veriler ışığında rekabetçiliğimizin ihracat daralması, maliyet artışları ve ticaret politikaları üçgenine sıkıştığını söyleyebiliriz.” Şengül, ihracat ve iç pazarda uzunca süredir gözlenen ve 2026’da da devam eden zayıf seyri tersine çevirmek için üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, yurtdışında rekabet gücünün devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken bunun için de girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılmasının kritik önemde olduğunu vurguladı. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak destekler sağlanmalı” Şengül, Mart ayı verilerini de değerlendirdi: “Mart verileri, yılın ilk çeyreğinde gözlenen eğilimin ay bazında da teyit edildiğini gösteriyor. Bu tablo, üretimdeki gerilemenin kalıcı hale gelme riskini artırıyor.” Bu tabloda iç pazarın desteklenmesinin önem kazandığına işaret eden Şengül, kredi kartı faiz ve komisyon oranlarının satış kanallarına olumsuz yansıdığını ifade ederek “Kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması iç talebin sürekliliğine katkı sunacaktır” dedi. İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek ve aynı zamanda ülkemizin uzun vadeli hedefleriyle uyumlu yapısal adımlara ihtiyaç olduğunun altını çizen Şengül, bu bakımdan enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, mevcut tabloya en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğunu söyledi: “Derneğimizin analizine göre; 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda ürün boyutları %18 artmasına rağmen %16 oranında enerji tasarrufu sağlanması, sektörümüzde verimlilikte kaydedilen önemli ilerlemeyi ortaya koyuyor.” Başka bir ifadeyle, bugün daha büyük ve daha yüksek performanslı ürünler, çok daha düşük enerji tüketimiyle çalışıyor. Bu veriler, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasının yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla sınırlı kalmayacağını aynı zamanda kaynak verimliliğini artırarak üretimi destekleyeceğini ve ihracat açısından da önemli bir kaldıraç etkisi yaratacağını ortaya koyuyor. Bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin; milli servetin korunması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi açısından kritik önem taşıdığına inanıyoruz.” Sac soruşturmasında alınacak karar, maliyetleri ve ihracatı doğrudan etkileyecek Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde girdi maliyetlerine yönelik korumacı politikalar hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. “Beyaz eşya sektörü açısından en kritik gündem maddesi, sac ürünlerine yönelik devam eden anti-damping soruşturmasıdır. Özellikle boyalı sac tarafında, sektörün ihtiyaç duyduğu teknik gereksinimleri karşılayan her kalite sacın üretimi Türkiye’de bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ürünlerde ithalat, sektörümüz için bir tercih değil zorunluluktur” diye konuşan Yavuz, şöyle devam etti: “Halihazırda bu ürün grubunda %15 ile %20 arasında değişen oranlarda gümrük vergileri uygulanmaktadır. Devam eden soruşturma sonucunda ilave bir vergi getirilmesi, mevcut maliyet yapısını daha da bozacak ve sektör üzerindeki maliyet baskısını ciddi şekilde artıracaktır.” Son verileri değerlendiren Yavuz, “Mevcut vergilere eklenecek yeni yüklerin hem iç hem de uluslararası “ rekabet gücünü zayıflatması ve istihdam üzerinde baskı oluşturması kaçınılmaz olacaktır. Bu çerçevede, maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürün grubunda devam eden anti-damping soruşturmasının, sektör gerçekleri dikkate alınarak ve ülke ekonomisinin bütüncül çıkarları gözetilerek önlemsiz şekilde sonuçlandırılması büyük önem arz etmektedir” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Özkadı, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Mart 2026 itibarıyla %1550 - %1666,7 bandında artarken, Mart 2026 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %666 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Özkadı, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. Yetkili servisler için markaların web siteleri tercih edilmeli Beyaz eşya sektörü olarak, üretim, satış ve satış sonrası hizmetlerimizle dev bir ekosistemi ifade ettiklerini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, sektörün önemli bir bölümünün Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin teşkil ettiğini söyledi: “Tüketicilerimizin satın alım sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin de yetkili servis olmadığı halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Bu yanıltıcı kişiler yüzünden pek çok tüketicimizin maddi kayıplara uğradığını üzülerek görüyoruz. Bu soruna dikkat çekmek için sizlerin desteğine büyük önem veriyoruz. Tüketicilerimize servis hizmetlerimize erişimde, herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri açısından kritik önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yurtbay Seramik’ten Bali’den Singapur’a Uzanan İlham Dolu Buluşma Haber

Yurtbay Seramik’ten Bali’den Singapur’a Uzanan İlham Dolu Buluşma

5–13 Nisan tarihleri arasında Bali ve Singapur’da gerçekleşen özel organizasyon, markanın global vizyonunu ve birlikte büyüme kararlılığını yansıtan başarılı bir buluşma olarak öne çıkıyor. Uzak Doğu’da Güçlü Buluşma Yurtbay Seramik, bayileri, iş ortakları ve yönetim ekibinin de katılımıyla Uzak Doğu’nun ilham veren coğrafyasında, Bali ve Singapur’da bir araya geldi. 80’in üzerinde katılımcının yer aldığı organizasyon, markanın iş ortaklarıyla kurduğu güçlü bağları pekiştirirken, aynı zamanda keyifli ve ilham dolu bir deneyim sundu. Bali ve Singapur’un İlham Veren Atmosferi Program boyunca katılımcılar, Bali ve Singapur’un eşsiz doğasını ve kültürel zenginliklerini keşfetme fırsatı buldu. Bali’de Tanah Lot Tapınağı ve Ubud gibi önemli noktaları kapsayan gezilerle unutulmaz anlar yaşanırken, Singapur’da gerçekleştirilen şehir turlarıyla farklı bir deneyim sunuldu. Düzenlenen akşam yemekleri ve sosyal etkinlikler sayesinde samimi ve güçlü bir iletişim ortamı oluşturuldu. Başarılar Ödüllerle Taçlandı Organizasyon kapsamında Yurtbay Seramik’in 2024–2025 yılı ciro şampiyonları da ödüllendirildi. Türkmenler Yapı Malzemeleri, Aytek Seramik ve ARS-1 Yapı Malzemeleri gösterdikleri üstün performansla öne çıkarak başarılarını taçlandırdı. Ciro birincilerine ödülleri Yurtbay Seramik Yönetim Kurulu Üyesi Melis Yurtbay, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Peker ve Pazarlama Genel Müdürü Hasan Bülent Şamlı tarafından takdim edildi. Bu ödüller, Yurtbay Seramik’in iş ortaklarıyla birlikte büyüme vizyonunun güçlü bir yansıması oldu. 30. Yıla Özel Kutlama Düzenlenen özel akşam yemeği ise Yurtbay Seramik için ayrı bir anlam taşıdı. Markanın 30. yılı, iş ortaklarının katılımıyla coşkulu bir şekilde kutlandı. Bu özel gece, geçmişten bugüne uzanan başarı hikayesinin paylaşılmasına ve geleceğe yönelik hedeflerin vurgulanmasına sahne oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOMSAD WIN EURASIA 2026 ile Küresel Vitrine Çıkıyor Haber

KOMSAD WIN EURASIA 2026 ile Küresel Vitrine Çıkıyor

Türkiye’nin kompresör, vakum ve basınçlı gaz teknolojileri alanındaki çatı kuruluşu Kompresör, Vakum ve Basınçlı Gaz Ekipmanları Derneği (KOMSAD), sektörel kalite altyapısını güçlendirecek kritik bir yatırımı 2026 yılı içinde hayata geçirmeye hazırlanıyor. KOMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Yakub Tüfekci, uzun süredir ihtiyaç duyulan Basınçlı Hava Ölçüm Laboratuvarı için sürecin resmileştiğini, teknik değerlendirme ve satın alma aşamasına geçildiğini açıkladı. 2023 yılında kurulan KOMSAD, sanayinin tümüne hitap eden kompresör, vakum ve basınçlı gaz ekipmanları sektörünü tek çatı altında toplayarak kaliteyi artırmayı, ortak hareket kültürünü güçlendirmeyi ve güçlü bir temsiliyet sağlamayı hedefliyor. Bugün 60 üye firma ve 8 komite ile faaliyetlerini sürdüren dernek, 2025 yılı boyunca yoğun bir mesai yürüttü. İlgili Bakanlıklar, TOBB, TSE ve MAKFED nezdinde sektörün resmi temsilini üstlenen KOMSAD; ürün gruplarına ilişkin teknik rapor ve görüşlerini kamu kurumlarına iletti. Basınçlı hava ölçüm laboratuvarları konusunda yürütülen çalışmalar kapsamında TSE ile resmi protokol imzalanırken, teknik şartnameler de oluşturuldu. Hâlihazırda devam eden teknik değerlendirme ve satın alma süreciyle birlikte KOMSAD’ın hedefi, 2026 yılı içinde Türkiye’ye kazandırılacak Basınçlı Hava Ölçüm Laboratuvarı sayesinde sektörün uluslararası standartlarda test ve ölçüm altyapısına kavuşmasını sağlamak. Yeni nesil basınçlı hava teknolojileri ilk kez vitrine çıkıyor Bu yıl Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10-13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek WIN EURASIA’nın, basınçlı hava sektörü için büyümenin itici gücü olacağını ifade eden Tüfekci, fuarın sektöre yeni bir ivme kazandıracağını vurguladı. KOMSAD olarak bölgenin ve sektörün en büyük uluslararası sanayi fuarında yer almaktan memnuniyet duyduklarını belirten Tüfekci, 2024 edisyonunun ardından ikinci kez ortak katılım sağlayacaklarını ve WIN EURASIA’nın sektörde yeni iş birliklerinin önünü açarak büyüme sürecine somut katkı sağlayacağını ve sektöre yön veren bir platform olacağını vurguladı. COMVAC sektörü olarak 20’yi aşkın firma ve bin metrekareyi aşan sergileme alanıyla WIN EURASIA 2026’da güçlü bir katılım gerçekleştireceklerini belirten Tüfekci, üyelerinin hem mevcut hem de yeni ürünlerini sergileyeceğini, birçok yeni lansman ve iş birliği duyurusunun da fuar kapsamında gerçekleştirileceğini söyledi. Basınçlı hava dünyada en yoğun kullanılan ikinci enerji türü Elektrikten sonra dünyada en yoğun kullanılan ikinci enerji türünün basınçlı hava olduğunu belirten Tüfekci, “Sanayide tüketilen elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 20’si basınçlı hava sistemleri tarafından tüketiliyor. Bu nedenle sektörde verimlilik ve kapasite artışları, kestirimci bakım, uzaktan izleme ve yönetim teknolojileri, veri yönetimi ve bulut çözümleri gibi başlıklar kritik önem taşıyor. Basınçlı hava sistemleri, fabrikaların adeta kalbi olarak konumlanıyor. Üretici firmalar; emre amadelik, verimlilik ve kesintisiz çalışma için yeni yazılım ve otomasyon çözümleri geliştiriyor” ifadelerini kullandı. Tüfekci; “Fuarda; vidalı ve turbo kompresörlerden basınçlı hava kurutucuları ve filtrelere, blower sistemlerinden vakum pompalarına, basınçlı hava ve gaz tanklarından azot ve oksijen jeneratörlerine, sensör ve ölçüm sistemlerine kadar başlıca ürün gruplarımız sergilenecek. Bazı firmalarımız yeni ürünlerini ilk kez WIN EURASIA 2026’da vitrine çıkaracak” dedi. En büyük sorun kalitesiz ürün ithalatı Türkiye basınçlı hava sektörünün karşı karşıya olduğu en kritik sorunun, Uzak Doğu’dan yapılan standart dışı ve kalitesiz ürün ithalatı olduğunu belirten Tüfekci, “Çin menşeli ithalat adet bazlı olarak vidalı kompresörlerde toplam ithalatın yüzde 75’ine ve düşük güçte pistonlu kompresörler ve blower ürünlerinde ise yüzde 98 seviyelerine ulaşmış durumda” dedi. Tüfekci, standartlara aykırı basınçlı kaplar, uygunsuz soğutucu akışkan içeren kurutucular, deklare edilen performansın altında çalışan ve makine emniyet direktifine aykırı kompresörler; hem insan sağlığı hem de sanayi güvenliği açısından ciddi risk oluşturuyor. KOMSAD olarak; Ticaret Bakanlığı’nın İthalat ve Gümrükler Genel Müdürlükleri ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Sanayi ve Piyasa Denetim ve Gözetim Genel Müdürlükleri ve TSE ile çok sayıda görüşme gerçekleştirerek teknik rapor ve dilekçeler sunduk” ifadelerini kullandı. Süreçteki çalışmalar ile ithalat denetimlerinin sıklaştırıldığını belirten Tüfekci, “Teknik dosya kontrol sürecine geçildi, 2026 yılı itibarıyla ürünlerin Avrupa direktiflerine uyumluluğunun denetlenmesi planlandı, riskli ürünlerin piyasadan toplatılmasına yönelik çalışmalar hızlandırıldı, İlave Gümrük Vergisi (İGV) kapsamında birçok GTİP kodunda artış sağlandı” diye konuştu. COMVAC gücü WIN EURASIA ’da küresel vizyona dönüşüyor Basınçlı hava, kompresör ve vakum teknolojilerinin sanayinin sürdürülebilirliği, verimliliği ve dijital dönüşümü açısından stratejik konumda olduğunu belirten Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise, “KOMSAD’ın Basınçlı Hava Ölçüm Laboratuvarı yatırımı sektörel kalite altyapısı açısından önemli bir adım. WIN EURASIA 2026’ya güçlü ortak katılım ise Türkiye’nin bu alandaki kurumsal kapasitesini ve uluslararası rekabet gücünü net biçimde ortaya koyuyor” dedi. Mengül, “10-13 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleyeceğimiz WIN EURASIA verimlilik, dijitalleşme, enerji yönetimi ve güvenlik başlıklarında sektöre yön veren teknolojilere ev sahipliği yapacak. KOMSAD ve üye firmalarının gerçekleştireceği lansmanlar ve iş birlikleri, COMVAC alanında fuarın küresel ölçekte referans bir platform olma vizyonunu güçlendirecek” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muratbey, Yeni Pazarlar için 2026’da Uzak Doğu’ya Ağırlık Veriyor Haber

Muratbey, Yeni Pazarlar için 2026’da Uzak Doğu’ya Ağırlık Veriyor

Muratbey, peynire olan ilginin son yıllarda arttığı Japonya pazarında da inovasyon ve yerelleştirme merkezli stratejiyle yayılmayı hedefliyor. Türkiye’nin yenilikçi peynir markası Muratbey, 2008 yılından bu yana 300’ün üzerinde ürün çeşidini beş kıtada onlarca ülkeye ulaştırıyor. İhracatının yaklaşık yüzde 87’sini Avrupa ve Orta Doğu ülkelerine yapan Muratbey, Uzak Doğu ve Amerika’ya yönelik satışlarda da güçlü bir ivme yakaladı. 2026 yılına yönelik ihracat hedeflerini büyüttüklerini ifade eden Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol “Halihazırda Avrupa Birliği ve Ortadoğu ülkeleri, ABD ve Türk Cumhuriyetleri ağırlıklı olmak üzere 5 kıtaya ihracat yapıyoruz. Tüm dünyayı Muratbey’in sağlıklı, inovatif, kaliteli ve leziz peynirleriyle buluşturmayı hedefliyoruz. Peynir kategorisinde ilk marka olduğumuz Turquality programının kattığı güçle 2018’den bu yana Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Bulgaristan, Romanya ve İsveç başta olmak üzere Avrupa’ya peynir ihracatımız yükselen bir grafikle sürüyor. Amerika ve Avrupa pazarlarında sürdürdüğümüz istikrarlı büyümeyi Asya’da da inovasyon odaklı ürün stratejilerimizle destekliyoruz.” değerlendirmesini yaptı. “Uzak Doğu yolculuğumuzu, Kore ve Japonya’yla daha da ileri taşıyoruz” Muratbey olarak 2026 hedeflerini, 2026–2028 Orta Vadeli Programı’nda öngörülen ihracat ve sektörel hedeflerle uyumlu olarak şekillendirdiklerini ifade eden Necmi Erol, “Ülkemizdeki, çiğ süt arzı, kalite ve üretimin yanı sıra soy kütüğü/süt işletmeciliği destekleri, sektörde 2026’ya dönük iyimserliği artırdı. Yeni pazarlara erişmek amacıyla son dönemde Uzak Doğu’ya ağırlık veriyoruz. Çin’de ihracat izni alan ilk Türk süt ve süt ürünleri firmalarından biri olarak başladığımız Uzak Doğu yolculuğunu, Kore ve Japonya’yla daha da ileri taşıyoruz. Bu doğrultuda peynire olan ilginin son dönemde arttığı Japonya hedeflediğimiz pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Çin ve Güney Kore’de olduğu gibi Japonya pazarında da inovasyon ve yerelleştirme merkezli bir strateji izliyoruz. Well-being, sağlıklı yaşam ve modern beslenme trendleriyle uyumlu zengin ürün portföyümüzü, farklı gramaj ve ambalaj seçenekleriyle yerel tüketicinin talebine göre oluşturuyoruz.” şeklinde konuştu. “İhracatta katma değer ve marka gücü odaklı büyümeyi merkeze alıyoruz” Büyümede Ar-Ge yatırımlarının stratejik önem taşıdığını vurgulayan Erol, “İhracatta hacimle birlikte katma değer ve marka gücü odaklı büyümeyi merkeze alıyoruz. Uluslararası fuarlarda elde ettiğimiz güçlü temaslar ve ürünlerimize yönelik büyük ilgi, Muratbey’in bilinirliğine önemli katkılar sağladı. Hedeflediğimiz pazarları, toplumu ve kültürel yapıyı derinlemesine inceliyoruz. Geleneksel Türk peynirlerinin yanı sıra inovatif peynirlerimizle yerel kültürle bağ kurmanın yollarını geliştiriyoruz. Bunu bazen yerel mutfak kültürüne uygun peynir bazlı tarifleri öne çıkararak bazen de kültürel uyumu gözeten iletişim diliyle sağlıyoruz. Tüm bu adımları, Türk peynirlerini küresel gıda sahnesinde farklılaştıracak önemli bir adım olarak görüyoruz. Böylelikle sektörümüzün uluslararası pazarlara açılmasına ve katma değerli ürün payının artırılarak Türk ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlıyoruz.” dedi. Necmi Erol; ABD, AB ve Uzak Doğu pazar paylarını genişletirken enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, inovatif ürün geliştirme odaklı Ar-Ge ve üretim yatırımlarıyla marka yatırımlarını artırmayı önceliklendirdiklerini vurgulayarak, “2025’de yüzde 30 olan istihdam artışını 2026’da yeni ürün projeleriyle yaklaşık yüzde 20 artırmayı öngörüyoruz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçısına Teknoloji Takviyesi Haber

Ege İhracatçısına Teknoloji Takviyesi

Törene; Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ege Denetim Kalite Analizleri Araştırma Geliştirme ve Depolama Hizmetleri A.Ş. (EDEKATAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Yiğit Tuncel, ARGEFAR Müdürü Prof. Dr. Seda Ersus ve akademisyenler katıldı. “Ürünler güvenle raflarda yer alacak” Kalite tescilli ürünlerin rekabette sağladığı avantajlara değinen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Gıda ve tütün analizleri başta olmak üzere, ürünlerimizin uluslararası pazarlarda kabul görmesi için gereken teknik altyapıyı, yıllardır kararlılıkla güçlendirmektedir. Teknoloji yatırımıyla; dört adet cihaz, laboratuvar altyapımıza kazandırılmıştır. Bu cihazlar sayesinde; Kalıntı, pestisit, toksin ve uçucu bileşik analizlerinde daha düşük tespit limitlerine, daha hızlı ve daha hassas sonuçlara, uluslararası regülasyonlara tam uyumlu ileri seviye analiz kabiliyetine ulaşmış oluyoruz.” diye konuştu. “Ürünlerimiz ‘kalite duvarına’ çarpmadan rahatlıkla raflara girecek” Jak Eskinazi, “Bu; Ege Bölgesi’nden çıkan bir ürünün, Avrupa’da, Amerika’da, Uzak Doğu’da, “kalite duvarına” çarpmadan, rahatlıkla raflara girebilmesi demek. Bugün küresel ticarette rekabet artık sadece fiyatla değil; analiz kapasitesiyle, belgelendirme gücüyle, izlenebilirlik ve güvenilirlikle kazanılıyor. İhracatçıya “Ben bu ürünü gönül rahatlığıyla satabilirim” dedirten altyapı, işte tam olarak budur. Ege Üniversitesi ARGEFAR ile yürüttüğümüz 20 yıla yakın iş birliği, üniversite–sektör iş birliğinin en somut ve en başarılı örneklerinden biridir. Bilgi üniversitede kalmadı; sahaya, üretime, ihracata taşındı.” dedi. Yapılan bağışın önemine değinen Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, “Modern dünyada sadece üretmek yeterli değildir; ürünün yetkili otoritelerce tescil edilmesi ve onaylanması ona asıl değerini kazandırmaktadır. Ege İhracatçı Birlikleri’nin iştiraki olan EDEKATAŞ Ege Denetim Kalite Analizleri Araştırma Geliştirme ve Depolama Hizmetleri Anonim Şirketi Üniversitemiz ARGEFAR laboratuvarlarına, LC-MS/MS ve 3 adet GC-MS analiz cihazı bağışladı. Çok önemli ve anlamlı bulduğum bu bağış ile laboratuvarımızın altyapısı ileri teknoloji cihazlarla güçlendirilmiş oldu. Ege İhracatçı Birlikleri ile üniversitemizin buluştuğu bu nokta, ayrıca tescilin gücünü temsil etmektedir. Bu konuda iş birliklerimiz sürecek. Kazandırılan cihazlar ile ürünlerin analizlerinin yapılması ve ihracatı ülkemiz için çok önemli. Üniversitelerin üç temel görevi olan eğitim, araştırma ve toplumsal fayda prensipleri, bu projeyle bir araya gelmiştir. Bu yatırımın hayata geçirilmesinde emeği geçen Ege İhracatçı Birlikleri’ne ve EDEKATAŞ yönetimine teşekkür ediyoruz. İş birliğimizin devamını diliyoruz” dedi. “Akademi ve endüstri iş birliğine örnek teşkil ediyor” EDEKATAŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Tunçel, “Ege İhracatçı Birlikleri olarak iştirakimiz EDEKATAŞ ile Ege Üniversitesi kuruluşu ARGEFAR’ın işbirliğini çok değerli buluyoruz. Bugün Ege İhracatçı Birlikleri olarak alımını yaptığımız yeni cihazlarımızla ARGEFAR’ın laboratuvarını son teknolojiye kavuşturmanın gururunu yaşıyoruz. Endüstri ve Akademinin her sektöre örnek olduğuna inandığım bu ortak çalışması ihracatımıza çok büyük katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle sayın Rektörümüze, ARGEFAR Müdürümüze ve üniversitenin değerli çalışanlarına çok teşekkür ediyoruz.” dedi. Konuşmaların ardından Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Üniversiteye kazandırılan yeni cihazlardan ötürü Jak Eskinazi ve Süleyman Yiğit Tuncel’e plaket takdim etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.