Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uzaktan Çalışma

Kapsül Haber Ajansı - Uzaktan Çalışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uzaktan Çalışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Evden Çalışma Geri mi Geliyor? Haber

Evden Çalışma Geri mi Geliyor?

Pandemi döneminde zorunluluktan hayatımıza giren evden çalışma modeli, son yıllarda birçok şirketin ofise dönüş çağrılarıyla geri plana itilmişti. Ancak 2026’nın ilk çeyreğinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, bu tartışmayı farklı bir nedenle yeniden gündeme taşıdı. Yaşanan krizin enerji arzı ve petrol fiyatları üzerindeki etkisi, yalnızca piyasaları değil, kurumların çalışma modellerini de yeniden şekillendiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı yayımladığı bültende krize karşı alınabilecek önlemler arasında evden çalışmayı doğrudan önerirken, Filipinler enerji acil durumu ilan etti, Sri Lanka kamu tarafında fiilen 4 günlük çalışma haftasına geçti, Vietnam ise şirketleri uzaktan çalışmayı yaygınlaştırmaya çağırdı. Global yayınlarda yer alan haberler, yalnızca Güneydoğu Asya ile sınırlı kalmayıp, dünya genelinde birçok hükümet ve şirketin pandemi dönemindeki uygulamalara geri dönerek uzaktan çalışma, seyahat kısıtları ve enerji tasarrufu önlemlerini yeniden devreye aldığını gösteriyor. Pandemi döneminde esneklik çoğunlukla sağlık ve güvenlik gerekçesiyle savunuluyordu. Bugün ise aynı esneklik, enerji maliyetleri, yakıt arzı, tedarik zinciri kırılganlığı ve operasyonel dayanıklılık açısından yeniden değerlendiriliyor. Bu değişim, uzaktan çalışmanın kriz dönemlerinde devreye alınabilecek stratejik bir iş sürekliliği aracı olarak görülmeye başladığını gösteriyor. Enerji Krizi Çağında Yeni Standart, Esnek Çalışma Bugün gündemde olan 4 günlük hafta uygulamalarını tek bir başlık altında okumak yeterli değil. Çünkü Asya’daki son örnekler, çalışan deneyimini iyileştirmek için tasarlanan klasik 4 günlük hafta modelinden çok, enerji tasarrufu ve kaynak yönetimi amacıyla geliştirilen acil durum düzenlemeleri niteliği taşıyor. Bazı ülkelerde kamu kurumlarının çalışma günleri azaltılırken, şirketler ofis kullanımını düşürmeye ve çalışan mobilitesini sınırlamaya yönelik adımlar atıyor. Buna rağmen, bu gelişmeler iş dünyasına önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor. Çalışma modeli artık yalnızca insan kaynakları politikası değil, aynı zamanda risk yönetimi ve operasyon verimliliğinin de bir parçası. Küresel Krizler, Şirketlerin Çalışma Şeklini Tekrar Değiştiriyor İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, konuyla ilgili değerlendirmesinde, pandemiyle birlikte çalışma hayatına giren esnekliğin bir dönem geçici bir uygulama olarak görüldüğünü, ancak bugün küresel enerji krizinin şirketleri çalışma modelini yeniden tanımlamaya yönelttiğini belirtiyor. “Gözlemlerimiz, esnek çalışmanın konfor alanından çıkıp doğrudan iş sürekliliği ve maliyet yönetimi aracı haline geldiğini gösteriyor. Enerji maliyetlerinin ve jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde, uzaktan ve hibrit çalışma modelleri yalnızca çalışan memnuniyeti açısından değil, kurumsal çeviklik ve operasyonel dayanıklılık ve enerji maliyeti açısından da kritik bir rol üstleniyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Hayatında Kendini En Çok Soyutlanmış Hisseden Grup: Z Kuşağı Haber

İş Hayatında Kendini En Çok Soyutlanmış Hisseden Grup: Z Kuşağı

Buna rağmen “iş yeri”, çalışanların güçlü bir aidiyet hissi kurmak istedikleri bir alan olmaya devam ediyor. Aidiyet hissinde ev ortamı %76 ile ilk sırada yer alırken, katılımcıların %47’si, evden sonra en güçlü aidiyet hissini iş yerinde yaşadığını aktarıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, dünya genelinde farklı kurum ve sektörlerden 18–64 yaş arası 5.000’in üzerinde çalışanla gerçekleştirdiği Çalışan Aidiyet Barometresi’nin (EY Belonging Barometer) sonuçlarını açıkladı. Araştırma bulguları; ekonomik dalgalanma ve toplumsal gerilimler gibi olumsuzlukların iş yerinde bir paradoks oluşturduğunu ortaya koyuyor. Dünya giderek daha bağlantılı bir hale gelirken, diğer yandan çalışanlar kendilerini geçmiş yıllara göre daha kopuk hissettiğini belirtiyor. İş yerlerinde soyutlanma ve kopukluk hissi artıyor Barometre sonuçlarına göre; dünya genelinde çalışanların %85’i, iş yerinde artan bir yalnızlık ve soyutlanma hissi yaşadığını belirtiyor. 2023’e kıyasla yüzde 10 artan bu his, özellikle genç kuşaklarda daha yoğun görülüyor. Z kuşağının %92’si ve Y kuşağının %87’si bu duyguları paylaştığını belirtiyor. Buna rağmen, iş yeri hâlâ çalışanların en çok aidiyet hissi yaşadığı ikinci yer olmaya devam ediyor. Bu kapsamda ev ortamı %76 ile ilk sırada yer alırken katılımcıların %47’si, evden sonra en güçlü aidiyet hissini iş yerinde yaşadığını belirtiyor. Z ve Y kuşakları, iş yerinde artan izolasyonla karşı karşıya olduğunu düşünüyor Küresel çapta yapılan araştırmaya göre, genç katılımcıların %54’ü haftada en az bir kez, yüz yüze veya çevrim içi bir konuşma yapmadan tam bir iş gününü geçirdiklerini söylüyor. Bu oran Y kuşağında %50, X kuşağında %35, baby boomers kuşağında ise %27 seviyelerinde seyrediyor. Farkın uzaktan çalışanlarda daha belirgin olduğu görülüyor. Tamamen uzaktan çalışanların %63’ü, haftada en az bir kez gerçek zamanlı bir konuşma yapmadan tam bir iş günü geçirirken, tam zamanlı ofis çalışanlarında bu oran %35 yani neredeyse iki katı. Hibrit çalışanlarda ise %51’i buluyor. İş yerindeki yalnızlık duygusu, aidiyet hissini etkiliyor Katılımcılara göre; çalışanların aidiyet hissini etkileyen en önemli iki unsur başarılarının görülmemesi ve iş toplantılarına dahil edilmemeleri olarak öne çıkıyor. Bu durum, kendilerini dışlanmış ve yalnız hissetmelerine neden olabiliyor. Katılımcıların %58’i, kişisel yönlerini iş yerinde paylaşırken kendini rahat hissetmediğini belirtiyor. Özellikle Z kuşağı, bu konuda %71 oranıyla diğer kuşaklara göre neredeyse iki kat daha az rahat hissediyor. Barometreye göre, aidiyet hissini en çok güçlendiren unsurların başında %41 oranıyla psikolojik olarak güvende hissetme geliyor. Katılımcıların ruhsal olarak güvenliğinin azalmasına sebep olan ana faktörler ekonomik dalgalanmalar (%32) ve toplumsal olaylar (%25) olurken; psikolojik güvenliği artıran iki ana faktör ise hata kabul edebilme veya yardım isteme konusunda açık olma (%48) ve meslektaşlarıyla güçlü, güvene dayalı ilişkiler kurma (%47) olarak öne çıkıyor. Z ve Y kuşakları, ekonomik belirsizlik nedeniyle kendilerini baby boomers kuşağından iki kat fazla sıkışmış hissediyor. Z kuşağında bu oran %74, Y kuşağında %68, X kuşağında %52, baby boomers kuşağında %34’ü buluyor. Barometreye göre aidiyet hissini güçlendiren diğer unsurlar ise esneklik (%38), ruhsal iyilik hali (wellbeing, %37), gelişim odaklı geri bildirim almak (%31), düzenli olarak profesyonel ve kişisel olarak nasıl olduklarının kontrol edilmesi (%29) olarak sıralanıyor. Yapay zekâ ve teknoloji, aidiyeti artırıyor Katılımcıların %32’si, teknoloji ve yapay zekâ araçlarının artan kullanımının iş yerindeki aitlik hissini güçlendirdiğini söylüyor. Z kuşağı %40 ile bu düşünceyi domine ederken, baby boomers kuşağında bu oran %13 seviyesine düşüyor. Yalnızlık hissini yapay zekâ dolduruyor Katılımcıların %26’sı, kendini yalnız veya izole hissettiğinde bir yapay zekâ uygulamasına veya sohbet robotuna yöneleceğini belirtiyor. Ancak, araştırmaya göre iş gücündeki insan ilişkisi hâlâ kapsayıcılığın kritik bir unsuru olarak öne çıkıyor. Katılımcıların neredeyse yarısı (%48’i), farklı kuşaklardan meslektaşlarıyla çalışmanın kendilerini daha fazla ait hissettirdiğini söylüyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, çalışan aidiyeti konusuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknolojinin gelişimiyle birlikte son yıllarda iş hayatında da ciddi bir değişim söz konusu. Bu değişim, pandemiye bağlı olarak tümüyle uzaktan çalışma ve hibrit modellerin hayatımıza girmesiyle hızlandı. Bu yeni iş modellerinin ise çalışanlar için soyutlanma, yalnızlık ve psikolojik güvenlik endişesi, işverenler için ise kapsayıcılık, çalışanları elde tutma gibi konuları beraberinde getiriyor. Bununla birlikte, giderek daha bağlantılı bir dünyada yaşamamıza rağmen çalışanlar kendilerini kopuk ve yalnız hissedebiliyor. Araştırmaya katılan çalışanlar, iş yerinde aidiyet hissini güçlendiren en önemli unsuru, fikirlerini paylaşabilmek ve endişelerini çekinmeden ifade edebilmek olarak tanımlıyor. Bu durum işverenler için; çalışan bağlılığı ve uzun vadede aidiyet hissini destekleyen daha kapsayıcı bir iş kültürü oluşturmak adına önemli bir fırsat sunuyor. Özellikle yeni nesil için bu koşulları sağlayabilen kurumların kazanan bir konumda olacağını söyleyebiliriz.”

İSO GSYF, İlk Stratejik Start-Up Yatırımını Yerli Yapay Zekâ Şirketi Ono’ya Yaptı Haber

İSO GSYF, İlk Stratejik Start-Up Yatırımını Yerli Yapay Zekâ Şirketi Ono’ya Yaptı

Yapay zekâ teknolojisini işe alım, kariyer ve performans süreçlerine entegre ederek insan kaynakları alanında geleceği şekillendiren Ono, gerçekleştirdiği son yatırım turunda stratejik bir başarıya imza attı. Türkiye’de sanayi sektörünün dijital dönüşüm ihtiyaçlarına yanıt vermek, yenilikçi girişimlere destek sağlamak ve geleceğin teknolojilerini sanayi süreçlerine entegre etmek amacıyla kurulan İstanbul Sanayi Odası Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (İSO GSYF), ilk stratejik start-up yatırımını yerli yapay zekâ şirketi Ono’ya yaptı. İmza töreni İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Ono Kurucusu Tunç Erman, İSO Meclis Başkanı Ender Yılmaz ve İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı’nın katılımlarıyla geçtiğimiz hafta gerçekleştirildi. Yatırım kapsamında Türk sanayisine yön veren İSO üyesi şirketlere Ono kullanımı teşvik edilecek ve böylece özellikle işe alımlarda ve staj programlarında sanayi şirketlerinin yapay zekâ destekli teknolojileri kullanması sağlanacak. “GURURLUYUZ” “İSO’nun değerli yatırımıyla birlikte bir ilki gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu iş birliği hem Ono’nun gelişimine hem de İSO bünyesinde bulunan şirketlere büyük değer katacak” diyen Ono Kurucusu Tunç Erman İSO GSYF tarafından yatırıma layık görülmenin gururunu yaşadıklarını da söyledi. İSO GSYF’nin “Türkiye’de sanayi sektörünün dijital dönüşüm ihtiyaçlarına yanıt vermek, yenilikçi girişimlere destek sağlamak ve geleceğin teknolojilerini sanayi süreçlerine entegre etmek” misyonuna katkı sağlamak için çalışmalarına ara vermeden devam ettiklerini belirten Tunç Erman, “Halen sekiz ülkede 138 firmanın İK faaliyetlerine yerli yapay zekâ çalışmalarımızla destek veriyoruz. İşe alım, kariyer ve performans süreçleri başta olmak üzere pek çok modülümüzle dünya çapında 20 dilde hizmet veriyoruz. Yerli bir yapay zekâ şirketi olarak kısa sürede büyük başarılara imza attık. Dünyanın en önde gelen CV havuzlarına entegreyiz. Bu gücümüzü mevcut iş ortamlarımıza en doğru şekilde aktarmaktan, İSO bünyesindeki firmalara değer katacak olmaktan ve yurt dışında ülkemizi temsil etmekten dolayı çok mutluyuz. 2026 yılı içinde destek verdiğimiz firma sayısını 260’a yurt dışında faaliyet gösterdiğimiz ülke sayısını da 20’ye çıkartmayı hedefliyoruz” dedi. “GENÇ BEYİN GÜCÜNÜ TÜRKİYE’YE KAZANDIRIYORUZ” Ono Kurucusu Tunç Erman, yurt dışı açılımlarında öncelikli amaçları arasında, Türk beyin gücünün Türkiye’ye geri kazandırılması olduğunu da söyledi. Türkiye’nin en önemli şirketlerinin yanı sıra halen İngiltere, Almanya, Bulgaristan, İtalya, Azerbaycan, Çekya ve Rusya’da da faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Tunç Erman, şunları söyledi: “Bir dünya markası olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Uluslararası markaların aradıkları nitelikli iş gücünü, dünyanın en önemli işe alım sistemlerine entegre ettiğimiz Ono sayesinde sağlıyoruz. Başarılı bir şekilde büyüyen bir teknoloji şirketi olarak Türkiye’deki işe alım süreçlerini dünya ile entegre edip, sınırların olmadığı global bir işe alım süreci yönetiyoruz. Türkiye’deki iş gücünü dünyaya açarken özellikle yurt dışında bulunan genç beyinleri Türk markaları ile buluşturmak istiyoruz. Yapay zekâ platformumuz Ono sayesinde 20 dilde mülakat yaparak yüzde 90’lara ulaşan başarılı işe alım süreçleri yönetiyoruz. Yurt dışına çıkan donanımlı Türk gençlerinin, uzaktan çalışma modelleriyle Türkiye için değer üretmelerine imkân sağlıyoruz. Genç beyin gücünü Türkiye’ye kazandırıyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.