Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uzay

Kapsül Haber Ajansı - Uzay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uzay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Savunma Sanayinde Son Gündem Haber

Savunma Sanayinde Son Gündem

Savunma sanayinde gündem artık yalnızca yeni bir platformun tanıtılmasıyla şekillenmiyor. Asıl belirleyici başlık, geliştirilen sistemlerin ne kadar hızlı sahaya indirilebildiği, ne kadar sürdürülebilir üretilebildiği ve ne kadar yüksek ihracat değeri oluşturabildiği. Bu nedenle savunma sanayi son gelişmeler başlığı, teknik ilerlemenin ötesinde, sanayi politikası, finansman, tedarik güvenliği ve jeopolitik konumlanma açısından da okunmalı. Türkiye özelinde bakıldığında son dönemin en net eğilimi, platform merkezli yaklaşımdan sistem mimarisi merkezli yaklaşıma geçiş. Artık tekil ürünlerden çok, birlikte çalışan sensörler, mühimmatlar, komuta kontrol altyapıları, elektronik harp kabiliyetleri ve veri işleme çözümleri öne çıkıyor. Bu değişim, hem kamu tarafındaki ihtiyaç tanımlarını hem de özel sektörün yatırım kararlarını yeniden şekillendiriyor. Savunma sanayi son gelişmeler neden yeni bir faza işaret ediyor? Bir süredir savunma ekosisteminde aynı anda birkaç eksen güç kazanıyor. Birincisi, insansız sistemlerde kazanılan deneyimin deniz, kara ve hava alanları arasında çapraz biçimde taşınması. İkincisi, hava savunma katmanlarının çok daha bütünleşik ele alınması. Üçüncüsü ise kritik alt bileşenlerde dışa bağımlılığı azaltmaya dönük daha sert bir sanayileşme refleksi. Bu üç başlık birlikte değerlendirildiğinde, sektörün yalnızca büyümediği, aynı zamanda olgunlaştığı görülüyor. Olgunlaşma burada kapasite artışı anlamına geliyor ama bunun kadar önemli bir başka boyut daha var: teslimat disiplini. Ulusal ihtiyaçların yanı sıra ihracat yükümlülüklerinin artması, üretici şirketleri program yönetimi, kalite güvencesi ve satış sonrası destek alanlarında daha kurumsal bir yapıya zorluyor. Savunma projelerinde görünür başarı çoğu zaman platform üzerinden konuşulur. Oysa gerçek farkı yaratan unsur, radar, motor, güç grubu, haberleşme altyapısı, aviyonik, yazılım ve mühimmat gibi katmanlarda oluşan yerlilik derinliğidir. Son gelişmeler tam da bu derinliğin büyüdüğünü gösteriyor. İnsansız sistemlerde ölçek büyüyor, rekabet sertleşiyor Türkiye’nin son yıllarda uluslararası görünürlüğünü artıran en güçlü alanlardan biri insansız hava araçları oldu. Ancak sektör artık yalnızca taktik sınıf çözümlerle anılmıyor. Daha uzun havada kalış süreleri, daha yüksek faydalı yük kapasitesi, uydu kontrollü operasyonlar ve ağ destekli görev kabiliyeti yeni standardı belirliyor. Burada kritik eşik, ürün çeşitliliği kadar operasyonel sürdürülebilirlik. Bir platformun ihraç edilmesi tek başına yeterli değil. Eğitim, bakım, yedek parça, mühimmat entegrasyonu ve görev yazılımı güncellemeleri, toplam değerin büyük bölümünü oluşturuyor. Bu durum savunma şirketleri için daha yüksek gelir potansiyeli yaratırken aynı zamanda daha ağır bir hizmet sorumluluğu anlamına geliyor. İnsansız kara ve deniz sistemlerinde de benzer bir ivme var. Özellikle keşif, sınır güvenliği, mayın karşı tedbirleri ve riskli bölgelerde personel kaybını azaltma hedefi, bu sistemleri daha görünür hale getiriyor. Buna rağmen her görev için insansız çözüm en doğru seçenek olmayabilir. Zorlu iklim koşulları, elektronik karıştırma riski ve veri bağı bağımlılığı gibi faktörler, hibrit kuvvet yapılarının uzun süre daha önemini koruyacağını gösteriyor. Yapay zeka ve otonomi alanında asıl sınav güvenilirlik Yapay zeka destekli hedef tespiti, rota optimizasyonu ve karar destek altyapıları savunma teknolojilerinde daha sık konuşuluyor. Fakat kurumlar açısından temel soru şu: Bu sistemler gerçek operasyon koşullarında ne kadar güvenilir? Laboratuvar başarısı ile sahadaki performans her zaman örtüşmeyebilir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde veri kalitesi, doğrulama süreçleri ve insan denetimi çerçevesi daha fazla önem kazanacak. Teknolojik sıçrama kadar kurumsal güven de belirleyici olacak. Hava savunma ve füze katmanlarında entegrasyon dönemi Savunma sanayi son gelişmeler içinde en yakından izlenen başlıklardan biri hava savunma mimarisi. Tehditlerin niteliği değiştikçe tek katmanlı çözümler yetersiz kalıyor. Alçak irtifa, orta irtifa ve uzun menzil unsurlarının birlikte çalışması, radar ağlarının ortak resim üretmesi ve komuta kontrol yapısının gecikmesiz karar verebilmesi gerekiyor. Bu alandaki gelişmeler, yalnızca teknik yetkinlik açısından değil, caydırıcılık dili açısından da stratejik. Çünkü hava savunma sistemleri çoğu zaman kullanılmadan da değer üretir. Karşı tarafa maliyet hesabını değiştiren bir çerçeve sunar. Bu yüzden teslim edilen her yeni sistem, sadece envanter kalemi değil, aynı zamanda siyasi ve askeri mesaj niteliği taşır. Füze teknolojilerinde menzil, hassasiyet ve farklı platformlardan atılabilirlik öne çıkıyor. Ancak burada da maliyet-performans dengesi kritik. Çok gelişmiş sistemlerin sayıca sınırlı kalması, geniş alan savunmasında sorun yaratabilir. Bu nedenle daha ekonomik, seri üretilebilir ve modüler çözümler giderek daha fazla değer kazanıyor. Motor, elektronik ve alt sistemlerde yerlilik baskısı artıyor Sektörün en hassas alanlarından biri kritik alt bileşenler. Motor, transmisyon, güç elektroniği, yarı iletken tabanlı sistemler, kızılötesi algılayıcılar ve özel alaşımlar gibi başlıklar, gerçek bağımsızlığın test edildiği alanlar arasında yer alıyor. Platform üretmek görünürdür, ancak alt sistem üretmek stratejik derinlik sağlar. Son dönemde kamu destekleri, teknoloji odaklı yatırım iştahı ve üniversite-sanayi iş birlikleri bu alanda daha olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Yine de sürecin hızına ilişkin aşırı iyimserlik yanıltıcı olabilir. Çünkü savunma kalitesinde alt bileşen geliştirmek, sivil üretime kıyasla çok daha uzun test ve sertifikasyon takvimleri gerektiriyor. Burada temel mesele sadece yerlilik oranı değildir. Ölçek ekonomisi de önemlidir. Eğer bir alt sistem yeterli adetlerde üretilemiyorsa, birim maliyet yukarı çıkar ve ihracat rekabeti zayıflar. Dolayısıyla savunma sanayinde yerlileşme politikası, sipariş sürekliliği ve ihracat planlamasıyla birlikte düşünülmelidir. İhracat tarafında fırsat büyük, baskı da büyük Savunma sanayii ihracatı artık yalnızca gelir kalemi olarak görülmüyor. Diplomatik ilişki setlerini genişleten, bakım-idame üzerinden uzun vadeli bağ kuran ve teknoloji markalaşmasını güçlendiren bir araç niteliği taşıyor. Özellikle Orta Doğu, Afrika, Orta Asya ve bazı Avrupa pazarlarında Türk savunma ürünlerine ilgi devam ediyor. Ancak ihracatın büyümesi beraberinde yeni baskılar getiriyor. Alıcı ülkeler sadece ürün değil, finansman modeli, ortak üretim imkanı, eğitim desteği ve yerel sanayi katılımı da talep ediyor. Bu da satış süreçlerini daha karmaşık hale getiriyor. Kısa vadede hızlı anlaşmalar öne çıksa da uzun vadede kurumsal dayanıklılığı yüksek şirketler avantaj sağlayacak. Bir diğer başlık da itibardır. Savunma ihracatında teslimat gecikmeleri, teknik destek yetersizlikleri veya bakım zincirindeki aksaklıklar marka algısını hızlı biçimde aşındırabilir. Bu nedenle büyümenin sağlıklı olması için üretim hattı disiplini ve satış sonrası organizasyon en az ürün başarısı kadar önemlidir. Uzay, siber güvenlik ve çift kullanımlı teknolojiler yükseliyor Savunma ekosistemi artık yalnızca klasik platformlardan ibaret değil. Uydu sistemleri, uzay tabanlı gözlem kapasitesi, güvenli haberleşme altyapıları ve siber savunma çözümleri yeni dönemin temel alanları arasında. Bu başlıklarda geliştirilen yetkinlikler, hem askeri kullanım hem de sivil sektörler için değer üretebiliyor. Çift kullanımlı teknolojiler burada ayrı bir önem taşıyor. Görüntü işleme, yapay zeka, kompozit malzeme, batarya teknolojisi ve yüksek güvenlikli yazılım gibi alanlar savunma ile sivil endüstriler arasında çift yönlü bir akış yaratıyor. Bu da yatırımın geri dönüşünü artırıyor ve daha geniş bir teknoloji tabanı oluşmasına katkı sağlıyor. Bu çerçevede savunma sanayi şirketleri için asıl soru, hangi alanlarda dikey derinleşme, hangi alanlarda ortaklık stratejisi izleneceği. Her teknolojiyi şirket içinde geliştirmek mümkün değil. Doğru ekosistem yönetimi, önümüzdeki dönemin en kritik rekabet başlıklarından biri olacak. Önümüzdeki dönemde hangi göstergeler izlenmeli? Sektörü izleyen karar vericiler için manşet açıklamalar kadar ölçülebilir göstergeler önemli. Siparişten teslimata geçen süre, ihracat sözleşmelerinin sürekliliği, alt sistem yerlilik oranı, bakım-idame kapasitesi ve nitelikli insan kaynağı bu göstergelerin başında geliyor. Aynı şekilde savunma sanayinde finansman maliyeti, kur oynaklığı ve tedarik zinciri güvenliği de göz ardı edilmemeli. Çünkü yüksek teknoloji üretimi yalnızca mühendislik başarısıyla ilerlemiyor. Uzun vadeli yatırım sabrı, tedarikçi dayanıklılığı ve öngörülebilir talep yapısı da gerekiyor. Bu nedenle savunma sanayi son gelişmeler başlığını izlerken sadece yeni ürün duyurularına odaklanmak eksik kalır. Asıl tablo, üretim kabiliyeti, ihracat kalitesi, alt sistem bağımsızlığı ve teknoloji ekosisteminin ne kadar dengeli büyüdüğünde ortaya çıkar. Önümüzdeki dönemde öne çıkacak şirketler ve kurumlar, yalnızca dikkat çeken sistemler geliştirenler değil, bunu zamanında teslim eden, sürdürülebilir biçimde destekleyen ve küresel rekabette maliyetle yetkinliği birlikte yönetenler olacak. Sektörde kalıcı güç, vitrinde görünen ürün kadar arka plandaki sanayi disiplininden doğuyor.

Geleceği Üretenler TEKNOFEST’te Buluşuyor Haber

Geleceği Üretenler TEKNOFEST’te Buluşuyor

Fikirleri projeye, projeleri geleceğe dönüştürmek isteyenler için yarışma başvuruları 20 Şubat’a kadar devam ediyor! Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında binlerce yıllık tarihi ve köklü medeniyet mirasıyla öne çıkan Şanlıurfa’da düzenlenecek. 30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında GAP Havalimanında gerçekleşecek TEKNOFEST 2026, bilimi ve teknolojiyi tarihin sıfır noktası Şanlıurfa’da milyonlarla buluşturacak. Her yıl yenilenen yarışma kategorileriyle dikkat çeken TEKNOFEST, dünyanın en büyük ödüllü teknoloji yarışmalarına bu yıl da ev sahipliği yapıyor. 2026 yılında 52 yarışma ve 127 alt kategoride düzenlenecek TEKNOFEST Teknoloji Yarışmaları için başvurular, 20 Şubat’a kadar devam ediyor. Tarihin Kalbinden Geleceğin Zihinlerine; 52 Farklı Yarışma TEKNOFEST Şanlıurfa’da! TEKNOFEST 2026’da, gençlerin büyük bir ilgiyle takip ettiği “Roket Yarışması, Tarım Teknolojileri Yarışması, İnsansız Hava Araçları Yarışmaları, Çelikkubbe Hava Savunma Sistemleri Yarışması, Sağlıkta Yapay Zeka Yarışması ve Güvenli Uydu Haberleşmesi Yarışması” gibi pek çok alanda toplam 52 farklı kategoride teknoloji yarışması düzenlenecek. Bu yıl ise önceki yıllardan farklı olarak “Elektronik Harp Yarışması, İleri Otonom Sistemler Tasarım ve Operasyon Yarışması, TEKNOFEST Maden Teknolojileri Yarışması, FPV Drone İzleme (Tracking) Yarışması ve İnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması” ilk kez başvuruya açılarak teknoloji tutkunlarına yeni ufuklar ve güçlü deneyim fırsatları sunacak. 2018’den bugüne 4 Milyonu aşkın Hayal, Geleceğin Teknolojisine Dönüştü! 2018 yılından bu yana inovasyonun, üretmenin ve geleceği şekillendiren fikirlerin buluşma noktası olan TEKNOFEST, bugüne kadar 4 milyonun üstünde başvuruya ev sahipliği yaptı. TEKNOFEST 2026’da ise ilkokuldan lisansüstüne kadar her eğitim seviyesinden binlerce genç, hayallerini projeye dönüştürmek için farklı kategorilerdeki teknoloji yarışmalarına başvurma imkanı yakalayacak. Geleceğin mimarları arasında yer almak ve teknolojinin öncüleri arasına adını yazdırmak isteyenler, başvurularını hemen yapabilir. T3 Vakfı ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, kamu, medya kuruluşları ve üniversitelerin destekleriyle düzenlenen dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, 2026 yılında Şanlıurfa’da teknoloji severlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival coşkusunu ülkemizin her köşesine ulaştıran ve "ilklerin tek festivali" TEKNOFEST’in teknoloji yarışmalarına katılmak için www.teknofest.org adresinden başvurularınızı yapabilirsiniz.

UZAYDA AVRUPA DEVİ DOĞUYOR: Airbus, Leonardo ve Thales Güçlerini Birleştirdi! Haber

UZAYDA AVRUPA DEVİ DOĞUYOR: Airbus, Leonardo ve Thales Güçlerini Birleştirdi!

Avrupa havacılık ve savunma sanayisinin üç dev oyuncusu; Airbus (AIR), Leonardo (LDO) ve Thales (HO), uzay faaliyetlerini birleştirerek alanda lider bir Avrupa oyuncusu yaratmak amacıyla stratejik bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. Bu birleşme, telekomünikasyon, navigasyon, yer gözlem ve ulusal güvenlik gibi kritik alanlarda Avrupa'nın stratejik özerkliğini güçlendirmeyi amaçlayan büyük bir adım olarak görülüyor. Yeni Şirket, Küresel Rekabet İçin Kritik Kütle Oluşturacak Kurulacak yeni şirketin, yasal onayların ardından 2027 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor. Yeni oluşumun temel hedefleri ve ekonomik gücü dikkat çekiyor: Büyüklük: 2024 sonu pro-forma verilerine göre yıllık yaklaşık 6.5 milyar € ciro ve üç yıldan fazla satış projesini temsil eden bir sipariş birikimi ile küresel çapta rekabetçi ve sağlam bir yapı oluşturulacak. İstihdam: Avrupa genelinde yaklaşık 25.000 kişiye istihdam sağlayacak. Sahiplik Yapısı: Yeni şirketin hisseleri, Airbus (%35), Leonardo (%32.5) ve Thales (%32.5) arasında ortak kontrolde olacak. Sinerji: Beş yıl içinde işletme geliri üzerinden toplamda orta üç haneli milyon Avro tutarında yıllık sinerji yaratılması hedefleniyor. Kapsamlı Portföy ve Teknolojik Hakimiyet Yeni oyuncu, üç şirketin tamamlayıcı teknolojilerini ve uçtan uca çözümlerini (uzay fırlatıcıları hariç) bir araya getirecek. Bu birleşme ile Ar-Ge yetenekleri ortak kullanılarak inovasyon hızlandırılacak ve uzayın tüm alanlarında (hizmetler dahil) öncü olunacak. Yeni şirkete katkıda bulunacak ana birimler şunlar: Airbus: Airbus Savunma ve Uzay'dan gelen Uzay Sistemleri ve Uzay Dijital iş birimleri. Leonardo: Uzay Bölümü ile birlikte Telespazio ve Thales Alenia Space’deki payları. Thales: Ağırlıklı olarak Thales Alenia Space, Telespazio ve Thales SESO’daki payları. Vizyon: Avrupa’nın Uzay Liderliğini Hızlandırmak Airbus CEO'su Guillaume Faury, Leonardo CEO'su Roberto Cingolani ve Thales CEO'su Patrice Caine ortak bir açıklama yaparak, bu girişimin Avrupa’nın uzay endüstrisi için çok önemli bir kilometre taşı olduğunu vurguladı. Yeni şirketin temel misyonları şunları içeriyor: İnovasyonu Teşvik Etmek: Ortak Ar-Ge kapasitelerini kullanarak teknolojik ilerlemeyi sağlamak. Rekabetçiliği Artırmak: Küresel oyuncular karşısında kritik kütleye ulaşarak Avrupa'nın uluslararası uzay pazarındaki rolünü sağlamlaştırmak. Egemen İhtiyaçları Karşılamak: Avrupa'nın egemen ve askeri programlarına entegre çözümler sunarak ulusal ihtiyaçları karşılamak. Ekosistemi Güçlendirmek: Endüstriyel ortama istikrar ve öngörülebilirlik getirerek her ölçekten Avrupalı tedarikçiler için fırsatları artırmak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rolls-Royce’tan Uzay Esintili Cullinan Cosmos Haber

Rolls-Royce’tan Uzay Esintili Cullinan Cosmos

Rolls-Royce, uzayın büyüleyici dramını yansıtan eşsiz tasarımı Cullinan Cosmos’u tanıtıyor. Dört yaşındaki oğullarıyla evrene olan hayranlıklarını paylaşan bir aile tarafından sipariş edilen bu özel tasarım, kişiselleştirilmiş detaylardan oluşan bir takımyıldızı ile hayata geçirildi. Tasarımın merkezinde, marka tarihinde ilk olarak, Rolls-Royce bünyesindeki bir sanatçı tarafından 160 saatten fazla sürede titizlikle el boyaması yapılan Starlight Headliner (Yıldızlı Tavan Döşemesi) yer alıyor. Özel olarak yaratılan Yıldız Kümesi motifinden esinlenen kişiselleştirilmiş detaylar, Cullinan Cosmos’un benzersiz karakterini vurguluyor. Cullinan Cosmos, Rolls-Royce Private Office Dubai aracılığıyla sipariş edilirken, Cullinan Cosmos’u sipariş eden müşteri “Amacımız, ailemiz için sonsuza dek hatırlanacak bir tasarım yaratmaktı: Evrenin özünü yansıtan ve hayallerin sınır tanımadığını gösteren bir Rolls-Royce.” dedi. Dış Tasarım renk paleti: “Outer Limits” Cullinan Cosmos, ay ışığının gökyüzünde gece bıraktığı yumuşak parlaklığı anımsatan, ışıltılı Arabescato Pearl rengiyle tamamlandı. Dış tasarım, el boyaması Charles Blue renginde ikili çizgi (coachline) detayıyla tamamlanırken, gece uzak bir yıldız gibi parlayan ışıklı Spirit of Ecstasy ile taçlandırılıyor. İç mekân konsepti: “İç uzayı keşfetmek” Cullinan Cosmos’un iç mekânı, uzayın derin dinginliği ve hayranlığından ilham alan sakin ve meditativ bir atmosfer sunuyor. Yatar koltuklar, Charles Blue ve Grace White deri ile kaplanırken, Grace White kontrast dikiş ve şerit detaylarıyla uyumlu bir şekilde tamamlanıyor. Piano White kaplamalar, uydu kasalarının parlak yüzeyini çağrıştırırken, ince ve teknik bir dokunuş katıyor. Sipariş veren müşteriler, Rolls-Royce tasarımcılarıyla birlikte özel bir Yıldız Kümesi motifi tasarladı. Bu motif, kapı panelleri ve baş dayamalarda kişiselleştirilmiş nakış olarak, ön yolcu panelinde ise el boyaması bir sanat eseri olarak yer alıyor. El boyaması yıldız tavan döşemesi: Yeni ufuklar Cullinan Cosmos, bir Rolls-Royce için şimdiye kadar yapılmış ilk tamamen el boyaması Starlight Headliner’a (Yıldız Tavan Döşemesi) sahip araç. Rolls-Royce bünyesindeki bir sanatçı tarafından 160 saatten fazla sürede tamamen el ile boyanan ve kişiselleştirilmiş iç mekân renk paletiyle uyumlu renk tonlarına sahip bu tavan, Samanyolu’nun (gece gökyüzünde görülen yıldız ve kozmik bulutların puslu bandı) eterik bir yorumunu sunuyor. Sis efektleri için makyaj fırçası kullanıldı Parlak bulut oluşumlarını yaratmak için sanatçı, derinlik ve boyut kazandırmak amacıyla 20’den fazla ardışık akrilik boya uygulaması yaptı ve çeşitli fırçalar kullandı. Sis efektini elde etmek için ise, en hafif pigment katmanlarının temasta nazikçe kurumasını sağlamak için beklenmedik bir araç olan makyaj fırçasını kullandı. Parıldayan el boyaması yıldızlar, ince ve uçlu fırçalar ile serpiştirme tekniği kullanılarak oluşturuldu. Böylece nihai kompozisyon, organik ve göksel bir nitelik kazandı. Starlight Headliner (Yıldız Tavan Döşemesi) üzerindeki boyama tamamlanıp sabitlendikten sonra, fiber optik delikler tek tek elle açıldı ve sanat eserinin hatlarını tamamlayacak şekilde konumlandırıldı. Cullinan Cosmos, Rolls-Royce’un vizyoner müşterilerine Bespoke Collective’in tüm olanaklarını sunmak amacıyla kurulan uluslararası Private Office’lerinden biri olan Private Office Dubai aracılığıyla sipariş edildi. Her yolculuğu adeta yıldızlar arasında bir keşif yolculuğuna dönüştürmeye hazır olan Cullinan Cosmos, sipariş verilen aileye özel bir etkinlikle teslim edildi. Uzay yolculuğunun bu eşsiz ve tek örnek aracı sipariş veren müşterileri için sürekli bir ilgi kaynağı olduğunu söyleyen Phil Fabre de la Grange (Head of Bespoke, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti; “Bespoke Collective için bu proje, markanın ilk el boyaması Starlight Headliner (Yıldız Tavan Döşemesi) ile yeni sınırları keşfetmeyi sağladı. Cesur tasarımı ve muhteşem uygulamasıyla bu özel sipariş, Rolls-Royce’un müşterilerinin dünya dışı vizyonlarını drama, derinlik ve hassasiyetle hayata geçirme yeteneğini ortaya koyuyor.”

Bilim Merkezi’nde uzay yolculuğu sizleri bekliyor Haber

Bilim Merkezi’nde uzay yolculuğu sizleri bekliyor

Kocaeli Bilim Merkezi, gençlere ve uzay meraklılarına eşsiz bir sergi ile kapılarını açıyor. 14 adet üniteden oluşan ve yaklaşık 350 metrekare alana sahip “Ufkun Ötesinde” sergisi, 28 Şubat’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, gençlere yönelik etkinliklerine ara vermiyor. Bu kapsamda Kocaeli Bilim Merkezi’nde gençler için güzel bir sergi hazırlandı. Galası Ocak ayında İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve Türkiye Uzay Ajansı tarafından koordine edilen “Ufkun Ötesinde” sergisi, bilim merkezleri arasında ilk kez Kocaeli Bilim Merkezi'nde katılımcıların beğenisine sunuldu. Sergi Türkiye’nin ‘İnsanlı İlk Uzay Misyonu’ kapsamında Alper Gezeravcı’nın uzaya çıktığı günün yıl dönümünde (19 Ocak) gerçekleştirildi. TÜRKİYE’NİN UZAY YOLCULUĞUNA TANIKLIK EDİYORLAR Kocaeli Bilim Merkezi’nde gerçekleştirilen “Ufkun Ötesinde” sergisinde ülkemizin uzay teknolojilerindeki ilerleyişi, görevde kullanılan ekipmanlar, insanlı uzay misyonunun çarpıcı fotoğraflarla anlatılan hikâyesi ve etkileşimli alanlar, bilim ve uzay meraklılarının beğenisine sunuluyor. Toplam 14 adet üniteden oluşan ve yaklaşık 350 metrekare alana sahip sergide ziyaretçiler, Türkiye’nin uzay yolculuğuna yakından tanıklık ediyor. SERGİ 28 ŞUBAT’A KADAR ZİYARETE AÇIK Şubat ayı boyunca açık olacak sergide bilim ve uzay meraklıları ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın uzayda kullandığı kişisel eşyalar ile deneylerde kullandığı malzemeleri de yakından inceleme fırsatı buluyor. Türkiye'nin uzay ve uydu yolculuğunu anlatan tünel de bu sergide ziyaretçileri bekliyor. HER YAŞA ÜCRETSİZ HİZMET VERİYOR Kocaeli Bilim Merkezi, 8.500 metrekare alan üzerinde yaklaşık 250 deney düzeneği ve özel tasarım galerilerine sahip. Ayrıca bilimsel çalışmaların yapıldığı atölyeler, bilimsel gösterilerin ve söyleşilerin yapıldığı sahneler yine Bilim Merkezi’nin sunduğu imkanlar arasında. Bu yönleriyle Kocaeli Bilim Merkezi, misafirlerine deneysel ve uygulamalı etkinlikler sunan, deneme ve keşfetmeye teşvik eden bir merkez olarak dikkat çekiyor. Pazartesi günleri hariç her gün ücretsiz hizmet veren merkezden farklı yaş gruplarından dileyen herkes faydalanabilir.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.