Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uzay Ve Havacılık Haberleri

Kapsül Haber Ajansı - Uzay Ve Havacılık Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uzay Ve Havacılık Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti Haber

Türkiye ve Avrupa’nın en Modern Yaban Mersini Üretim Çiftliği Hayata Geçti

4,5 milyon Euro yatırımla, yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde kurulması planlanan Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyleyen DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, “Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. Tarımdan teknolojiye uzanan büyüme stratejisiyle Türkiye’nin tarım emtiası alanında önde gelen şirketlerinden DCT Trading, bağlı ortaklığı Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.’nin ilk yatırımı olan Yaban Mersini Üretim Çiftliği’ni tanıttı. Türkiye İş Bankası’nın iştiraki olan Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş. Karma Strateji Fonu ortaklığıyla Edirne İpsala’da kurulacak olan çiftliğin lansmanı 5 Haziran’da gerçekleştirildi. DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet ve Maxis Genel Müdürü Özgür Temel’in ev sahipliğinde düzenlenen törene Edirne Valisi Edirne Valisi Sayın Yunus Sezer katıldı. 150 bin fidan dikilecek Türkiye’nin ve Avrupa’nın en gelişmiş ve modern yaban mersini üretim çiftliği olarak hayata geçirilmesi planlanan yatırımın, arazi alımlarının ardından yaklaşık 265 dönümlük alan üzerinde fazlar halinde kurulması planlandı. Proje kapsamında yaklaşık 150 bin yaban mersini ağacı dikilmesi hedefleniyor. Tamamen otomasyon tabanlı bir üretim altyapısıyla faaliyet gösterecek çiftliğin; modern tarım teknolojileri, uluslararası tedarik zinciri yönetimi ve stratejik finansman ortaklıklarını entegre eden örnek bir model oluşturması amaçlanıyor. Üretimin tamamen saksılarda yapılmasının planlandığı proje, sulamadan gübrelemeye, bitki sağlığından iklim kontrolüne kadar tüm aşamaların dijital olarak takip edileceği, veri odaklı bir üretim modeliyle kurgulanıyor. Toplam 4,5 milyon Euro yatırımla hayata geçirilecek Bluefarm Tarım Yaban Mersini Üretim Çiftliği, Türkiye’de modern tarım girişimlerinin ölçek kazanması, ihracata entegre olması ve uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından da önemli bir stratejik hamle niteliği taşıyor. Vali Sezer: Alternatif ürünlere ihtiyacımız var Edirne Valisi Yunus Sezer, Edirne ve İpsala’nın Türkiye’nin tarım alanında başarılı il ve ilçeleri arasında yer aldığına dikkat çekerek Edirne’nin tek başına Türkiye’nin çeltik üretiminin yüzde 50’sinden fazlasını, İpsala’nın ise yüzde 25’ini gerçekleştirdiğini söyledi. Bölgede ay çekirdeği, buğday ve kanola gibi ürünlerin tarımının da başarıyla yapıldığını vurgulayan Sezer, “Özellikle katma değeri fazla olan, çiftçimizin faydalanabileceği ve istihdama da katkı sağlayacak alternatif tarım ürünlerine çok ihtiyacımız var. Bu yüzden Bluefarm Tarım’ın yaban mersini projesi de bizim için çok önemli bir proje” dedi. Bluefarm Tarım yatırımının, Gümülcine ve Batı Trakya Türkleri’nin gönlüne taht kuran Sadık Ahmet’in eşi ve evladı tarafından hayata geçiriliyor olmasından ayrıca gurur duyduklarını ifade eden Sezer, “Şirketin Gümülcine’de tarım alanında yakalamış olduğu bu başarıyı hemen sınırın ötesine, İpsala’ya taşımaları da bizim için çok heyecan verici bir gelişme oldu” diye konuştu. Projenin bölgede yaygınlaşmasının önemine değinen Vali Sezer, şunları söyledi: “Levent Sadık Ahmet’le ilk görüşmemizde, kendilerine sağlayabileceğimiz tüm boş arazilerde ekim yapabileceklerini, çiftçilerin kullanılmayan arazilerini de değerlendirebileceklerini belirtti. Bugün açılışını yaptığımız bu yatırım, inşallah bir başlangıç olur. Bugün 265 dönümde 150 bin fidan hedefi bulunuyor. Bu sayı inşallah 1 milyona ulaşır ve binlerce dönüm alanda bu faaliyeti yapma imkanımız olur.” Tarımda dönüşüm lideri olma hedefi DCT Trading ve Bluefarm Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Levent Sadık Ahmet, Bluefarm Tarım’ı, yalnızca bir üretici olarak değil, “tarımda dönüşüm lideri” olarak konumlandırdıklarını söyledi. Şirketin ilk yatırımını da bu vizyon doğrultusunda planladıklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım ile iddialı bir sayfa açıyoruz. Yatırımımız tamamlandığında Türkiye’yi başta Avrupa olmak üzere dünyanın yükselen yaban mersini tedarikçisi konumuna getirirken tarımda ileri teknoloji kullanımında bölgesel bir merkez konumuna yükseltmeyi hedefliyoruz” dedi. İhracat odaklı tarım ekosistemi Yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olan yaban mersini ile İpsala’nın tarım ekonomisine yepyeni bir yön bir yön kazandıracağını da vurgulayan Levent Sadık Ahmet, şunları söyledi: “İhracat kapasitesiyle Türkiye’nin tarımsal gelirlerine önemli bir katkı sunacak olan bu yatırımla bölgede istihdam sağlayacağız. Özellikle kadın istihdamını destekleyecek olan projeyle aynı zamanda Yunanistan’da başarıyla yürüttüğümüz anlaşmalı tarım modelini, Türkiye’de de uygulayacağız. Bu kapsamda kendi üretimimizi gerçekleştirirken bölgede yaban mersini üretmek isteyen çiftçilere bitki ve malzeme tedariki, eğitim ve teknik danışmanlık, sulama-fertilizasyon protokolleri ile lojistik ve satış desteği gibi uçtan uca çözümler sunmayı; onların da büyüyen pazara dahil etmeyi planlıyoruz. Böylece bölgede sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve ihracat odaklı bir tarım ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz.” Entegre değer zinciri DCT Trading’in Bluefarm Tarım’ın İpsala’daki yeni yatırımıyla birlikte, Yunanistan’da edindiği yaban mersini üretimi, paketleme ve lojistik alanındaki tecrübeyi Türkiye’ye taşıma fırsatı elde ettiğini kaydeden Levent Sadık Ahmet, “Yunanistan’da faaliyet gösteren ve ülkenin en büyük yaban mersini üreticisi olan bağlı ortaklığımız Bluefarm IKE, uzun yıllara dayanan üretim deneyimiyle Bluefarm Tarım projesine doğrudan katkı sağlıyor. Bluefarm IKE’nin Yunanistan’daki operasyonlarından elde ettiğimiz yüksek verimli çeşit seçimi, sulama ve besleme protokolleri, hasat yönetimi ile ihracat süreçlerine ilişkin bilgi birikimi ve operasyonel deneyimi, İpsala’daki yatırımımıza entegre ederek projeyi güçlü bir altyapıyla hayata geçiriyoruz” dedi. İpsala’da Avrupa pazarında talebi yüksek olan premium kalite yaban mersini üretimine odaklanacaklarını ifade eden Levent Sadık Ahmet, “Bluefarm Tarım’ın ürün paketleme ve lojistik süreçleri ise ilk aşamada yine Yunanistan’daki bir diğer bağlı ortaklığımız YAKA IKE tarafından yürütülecek. Böylece üretimden paketlemeye, ihracattan raflara uzanan entegre bir değer zinciri oluşturacağız” açıklamasında bulundu. “Potansiyel taşıyan güçlü bir adım” Maxis Genel Müdürü Özgür Temel ise Bluefarm Tarım’ın Maxis Karma Strateji Fonu’nun ilk yatırımı olduğunu belirterek “Bu yatırım şirketimizin tarıma, üretime ve ihracat potansiyeli yüksek alanlara bakışını güçlü biçimde yansıtıyor” dedi. Maxis Girişim Sermayesi’nin 19 fon altında yaklaşık 600 milyon dolar tutarında varlık yönettiğini kaydeden Temel, “Yönettiğimiz sermayeyi yalnızca büyümenin finansmanı olarak değil, doğru iş modellerinin kurumsallaşması ve ölçek kazanması için stratejik bir araç olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Bu perspektifle Bluefarm Tarım yatırımını; tarımda teknoloji kullanımı, entegre değer zinciri ve sürdürülebilir üretim yaklaşımı sayesinde hem ülkemiz hem de yatırım dünyası açısından güçlü potansiyel taşıyan bir adım olarak görüyoruz” diye konuştu. Yaban mersininin yüksek katma değerli ve dış talebi güçlü bir ürün olduğuna dikkat çeken Temel, şunları söyledi: “Yaban mersini üzerinden Türkiye’nin özellikle Avrupa pazarında daha güçlü bir tedarikçi konumuna gelmesi, bu yatırımın ülkemiz açısından önemli stratejik çıktılarından biri olacaktır. Projenin bölgesel istihdama, özellikle de kadın istihdamına katkı sunacak olması ve çevredeki üreticileri ekosisteme dahil etmeyi hedeflemesi, bizim açımızdan finansal getirinin ötesinde anlamlı sosyal ve ekonomik değer yaratmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın CEO'lar Cam Tavanları Kırıyor Haber

Kadın CEO'lar Cam Tavanları Kırıyor

Rapora göre, kadın CEO'lar tarafından yönetilen şirketler; yönetim kurullarına ve üst yönetim kademelerine kadınların atanmasında, erkek CEO'lar tarafından yönetilen şirketlere kıyasla açık ara daha başarılı performans gösteriyor. Araştırma, kadın CEO'ların şirketlerde güçlü bir "çarpan etkisi" yaratarak liderlik kadrolarında çeşitliliği hızlandırdığını ortaya koyuyor. Dünya genelinde "Kadınlar için Davos" olarak anılan ve 4-6 Haziran tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek Küresel Kadın Zirvesi öncesinde, "Kadın CEO'lar: Yönetim Kurullarına ve Üst Yönetim Kademelerine Açılan Kapılar" başlıklı 2026 Küresel Kadın Direktörler Raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Kurumsal Kadın Direktörler Uluslararası (Corporate Women Directors International – CWDI) tarafından hazırlanan araştırma, kadın CEO'ların şirketlerde liderlik dönüşümünü hızlandıran en önemli faktörlerden biri olduğunu ortaya koydu. Araştırma kapsamında incelenen 3.222 büyük ölçekli halka açık şirketin yalnızca 215'inde, yani yüzde 6,7'sinde kadın CEO bulunuyor. Ancak rapor, sayıları sınırlı olsa da kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerin yönetim kurullarında ve üst yönetim ekiplerinde kadın temsilini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor. Kadın CEO Etkisi: Rakamlar Ne Söylüyor? Rapora göre bir şirketin başına kadın CEO geçtiğinde, liderlik kademelerinde dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor. Kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerde kadın yönetim kurulu üyelerinin oranı yüzde 38,3'e ulaşırken, bu oran küresel ortalamada yüzde 28,9 seviyesinde kalıyor. Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise CEO değişimlerinde ortaya çıkıyor. Erkek bir CEO'nun ardından göreve gelen kadın CEO'ların liderliğinde, yönetim kurullarındaki kadın oranı ortalama yüzde 34,5'ten yüzde 56,1'e yükseliyor. Üst Yönetimde de Güçlü Bir Dönüşüm Yaşanıyor Kadın CEO etkisi yalnızca yönetim kurullarıyla sınırlı kalmıyor. Kadın CEO'lar tarafından yönetilen şirketlerde üst düzey kadın yöneticilerin oranı yüzde 36,8'e ulaşırken, küresel ortalama yüzde 21 seviyesinde bulunuyor. Eşit Temsile Ulaşan Şirketlerin Sayısı Artıyor Rapor, kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerin cinsiyet dengesi konusunda önemli ilerlemeler kaydettiğini ortaya koyuyor. Kadın CEO'ların yönettiği şirketlerin yaklaşık dörtte birinde yönetim kurulları kadın-erkek eşitliğine ulaşmış veya kadın çoğunluğa sahip hale gelmiş durumda. Benzer şekilde, bu şirketlerin yüzde 22,3'ünde üst yönetim ekiplerinin en az yarısını kadınlar oluşturuyor. CWDI'nin büyük ölçekli şirketler arasında belirlediği "İlk 10" listesinde yer alan kadın CEO'lu şirketlerin tamamında kadın yönetim kurulu üyeleri çoğunlukta bulunuyor. Kadın Liderler Kadın Liderler Yetiştiriyor Araştırma, kadın liderlerin sürdürülebilir bir liderlik kültürü oluşturduğunu da ortaya koyuyor. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Hollanda merkezli Wolters Kluwer oldu. Uzun yıllar CEO olarak görev yapan Nancy McKinstry'nin ardından Şubat 2026'da göreve Stacy Caywood getirildi. Bir diğer örnek ise Hong Kong merkezli Hang Seng Bank oldu. Mevcut CEO Luanne Lim, daha önce CEO olarak görev yapan Diana Cesar'ın yerini aldı. Cesar da görevi daha önce Louisa Cheang'dan devralmıştı. Böylece banka üst üste üç dönem boyunca kadın CEO tarafından yönetilmiş oldu. Kota Uygulamaları Tek Başına Yeterli Değil Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu ise yönetim kurulu kotalarına ilişkin oldu. Dünya genelinde 45 ülke ve Avrupa Birliği, kadınların yönetim kurullarındaki temsilini artırmak amacıyla kota uygulamaları yürütüyor. Ancak araştırma, bu düzenlemelerin kadın CEO sayısını artırmada doğrudan etkili olmadığını ortaya koyuyor. Buna göre kota uygulaması bulunmayan ülkelerde kadın CEO oranı yüzde 8,4 seviyesindeyken, kota uygulayan ülkelerde bu oran yüzde 4,5 olarak ölçüldü. Bununla birlikte, kota uygulamalarının bulunduğu ülkelerde görev yapan kadın CEO'ların üst yönetim ekiplerinde çeşitliliği artırma konusunda daha başarılı olduğu görüldü. "Kadın CEO'lar Sembolik Değil, Yapısal Dönüşümün Motoru" CWDI Başkanı Irene Natividad, araştırma sonuçlarını değerlendirirken şunları söyledi: "Veriler son derece açık. Kadın CEO'lar yalnızca sembolik liderler değil; kurumlarda yapısal dönüşüm yaratan güçlü değişim aktörleri. Çoğu zaman göz ardı edilen yetenek havuzlarını görünür hale getiriyor ve yeni liderlerin yetişmesine katkı sağlıyorlar. Ayrıca çok sayıda küresel araştırma, kadın liderliğinin daha yüksek finansal performans ve daha güçlü risk yönetimi ile ilişkili olduğunu gösteriyor." Kadın Liderliği Finansal Performansı da Destekliyor Raporda yer verilen güncel araştırmalar, kadın liderliğinin yalnızca eşitlik açısından değil, şirket performansı açısından da önemli avantajlar sunduğunu gösteriyor. 2025 yılında yayımlanan araştırmalara göre: Cinsiyet çeşitliliğine sahip yönetim kurulları ve liderlik ekipleri bulunan şirketlerin, piyasa dalgalanmalarının yoğun olduğu dönemlerde daha yüksek kârlılık açıklama olasılığı yüzde 21 daha yüksek.Kadın CEO'lar tarafından yönetilen şirketler, hisse performansı açısından da birçok pazarda genel endekslerin üzerinde sonuçlar elde ediyor. CWDI'den Şirketlere Dört Öneri Rapor, kadınların üst düzey liderlik pozisyonlarına erişimini hızlandırmak için şirketlere şu önerilerde bulunuyor: Yüksek potansiyele sahip kadın çalışanların kâr-zarar sorumluluğu ve operasyon yönetimi içeren görevlere atanması. Cinsiyet dengesinin kariyerin ilk yönetim basamaklarından itibaren sağlanması. Mentorluk ve sponsorluk programlarının kurumsal olarak yapılandırılması. Kadın liderliğinin finansal performans üzerindeki olumlu etkisini ortaya koyan araştırmaların yönetim kurulları tarafından daha fazla dikkate alınması. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Şimşek'ten İslami Finans Çağrısı, Yeni Küresel İş Birliklerine İmza Haber

 Şimşek'ten İslami Finans Çağrısı, Yeni Küresel İş Birliklerine İmza

“İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilen zirvenin ikinci gününde sermayenin kalkınmadaki rolü, İslami finansın küresel potansiyeli, eğitim ve sosyal kalkınma, uluslararası iş birlikleri ve sürdürülebilir ekonomik modeller ele alındı. İkinci gün üst düzey katılımın olduğu program ile başladı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yusuf Hasan Halavi, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve Türkiye Varlık Fonu İcra Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Salim Arda Ermut açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Programa ayrıca T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Bilal Erdoğan da katılım sağladı. Üst düzey katılım, zirvenin Türkiye ve küresel İslami ekonomi ekosistemi açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha ortaya koydu. Zirvenin ana konuşmaları kapsamında Kudüs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İmad Ebu Kişk, “Sermaye ve Eğitim ile Sosyal Sektörlerin Gelişimindeki Rolü” başlıklı sunumuyla katılımcılara hitap ederken, Fajr Capital İcra Kurulu Başkanı İkbal Ahmed Han ise “Emanet Olarak Sermaye: Küresel Bir İslam Ekonomisi Vizyonu” başlıklı konuşmasında sermayenin etik kullanımına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkısına dikkat çekti. Bakan Şimşek: “İslami Finans Varlıkları Açısından Henüz Kullanılmamış Fırsatlar Var” Zirvenin en dikkat çekici konuşmalarından birini gerçekleştiren T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Sermaye, Kalkınma ve Kapsayıcı Refah” başlıklı konuşmasında küresel sermaye hareketlerinin dönüşümüne dikkat çekti. Son yıllarda küresel doğrudan yatırımların büyük ölçüde finans merkezlerinde yoğunlaştığını ve reel ekonomiye yönelen yatırımların azaldığını belirten Şimşek, gelişmekte olan ülkelerin küresel yatırımlardan aldığı payın gerilediğine işaret etti. Dünyada jeo-ekonomik bir parçalanma yaşandığını ifade eden Şimşek, sermayenin yeniden kalkınma öncelikleriyle buluşturulması gerektiğini belirterek, “Dünyanın, Türkiye’nin ve İslam dünyasının İslami finansa her zamankinden daha fazla ihtiyacı var” dedi. Türkiye’nin İslami finans alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, “İslami finans varlıkları açısından Türkiye dahil birçok ülkede henüz kullanılmamış fırsatlar var. Türkiye, İslami finansta piyasa büyüklüğü açısından 9. sırada yer alıyor ancak ilk 5 ülke arasına girme hedefimiz doğrultusunda yapılması gereken çok iş var” ifadelerini kullandı. Şimşek ayrıca, daha fazla yatırımcı çekebilmek için ürün çeşitliliğinin artırılması gerektiğini belirterek, “Daha fazla yatırımcı çekmek için daha çeşitlendirilmiş bir ürün yelpazesine ihtiyacımız var. Geleneksel finansla rekabet edebilmek için daha fazla ürün sunmamız gerekiyor. Bu da kurumlarımızın daha yenilikçi olmasını gerektiriyor” dedi. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel İslami finans ekosisteminde daha güçlü bir konuma taşınmasının öncelikli hedefler arasında olduğunu da sözlerine ekledi. Bilal Erdoğan: “Gerçek Refahın Temelinde Adalet ve Amaç Odaklı Ekonomi Yer Alıyor” İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Necmeddin Bilal Erdoğan ise konuşmasında İslam ekonomisinin temelinde yer alan emanet, adalet ve sorumluluk ilkelerinin günümüz ekonomik sistemleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Ekonomik büyümenin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Erdoğan, gerçek refahın toplumun tüm kesimlerine yayılan, insan onurunu koruyan ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ekonomik modellerle mümkün olabileceğini ifade etti. Erdoğan, ekonomilerin Makasıdü'ş-Şeria ekseninde yeniden değerlendirilmesinin daha kapsayıcı ve dayanıklı bir küresel ekonomik yapı oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirtti. AlBaraka Stratejik Raporu Tanıtıldı Zirve kapsamında AlBaraka Forumu tarafından hazırlanan “İslami Ekonomi Hakkında AlBaraka Stratejik Raporu”nun lansmanı da gerçekleştirildi. Her beş yılda bir yayımlanması planlanan rapor, İslami ekonomiyi yalnızca finans sektörüyle sınırlı olmayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. İslami finans kuruluşları, küresel helal endüstrisi, İslami sosyal finans, dini kurumlar ve ibadet ekonomisi ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin makroekonomik görünümünü tek çatı altında değerlendiren rapor, sektörler arasındaki etkileşimleri ortaya koyarak sürdürülebilir kalkınma, sosyal adalet ve ekonomik dayanıklılık alanlarında önemli bir stratejik referans niteliği taşıyor. Uluslararası İş Birlikleri İçin Önemli İmzalar Atıldı Zirve kapsamında gerçekleştirilen üst düzey programda uluslararası iş birliklerini güçlendirecek çeşitli mutabakat zabıtları (MoU) da imzalandı. Bu kapsamda İslam Bankaları ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI) ile İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi arasında İslami finans ve tahkim alanlarında iş birliğinin geliştirilmesine yönelik bir protokol imzalandı. Ayrıca Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi arasında İslam ekonomisi alanındaki akademik çalışmaların ve araştırmaların desteklenmesini amaçlayan bir iş birliği anlaşmasına varıldı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu ile İslam İşbirliği Teşkilatı Ülkeleri Yayıncılık Birliği (OSBU) arasında ise medya iş birliklerinin geliştirilmesi ve ortak yayın faaliyetlerinin artırılmasını hedefleyen bir mutabakat zaptı imzalandı. Bunun yanı sıra İbn Haldun Üniversitesi ile Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu arasında İslami finans, sermaye piyasaları, eğitim ve araştırma alanlarında ortak çalışmalar yürütülmesini öngören bir iş birliği anlaşması imzalandı. Anlaşma, İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Arkan ile Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu İcra Kurulu Başkanı Dato’ Mohammad Faiz Azmi tarafından, Necmeddin Bilal Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Partner ve Sponsorlara Plaket Takdimi Programın sonunda zirvenin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan partnerler ve sponsor kuruluşlara teşekkür amacıyla plaket takdim töreni düzenlendi. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen tören, günün anısına çekilen toplu fotoğrafla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muratbey’den Bilim ve Sanayiyi Buluşturan Güçlü Adım Haber

Muratbey’den Bilim ve Sanayiyi Buluşturan Güçlü Adım

Muratbey Gıda, Ankara Üniversitesi ile imzaladığı iş birliği protokolüyle üniversite-sanayi iş birliğinde yeni bir dönemi başlatıyor. Nisan 2026 itibarıyla yürürlüğe giren ve 5 yıl süreyle geçerli olacak anlaşma; Ar-Ge projeleri, gıda teknolojileri, sürdürülebilir üretim ve inovasyon odaklı çalışmaları kapsıyor. İş birliğinin önemli adımlarından biri olarak gerçekleştirilen Ziraat Teknolojileri ve Sürdürülebilir Tarım Proje Pazarı etkinliğinde iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, Muratbey Gıda adına Muratbey Fabrika Müdür Yardımcısı Musa Kara ve Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar tarafından imzalandı. Etkinlik kapsamında Ankara Üniversitesi’nden uzman akademisyenler Prof. Dr. Meltem Türkyılmaz ve Prof. Dr. Nevzat Konar ile TÜBİTAK TEYDEB destek programları kapsamında yürütülebilecek projelere ilişkin kapsamlı bir görüşme gerçekleştirildi. Protokol kapsamında ortak Ar-Ge projeleri, akademik danışmanlık, laboratuvar çalışmaları ve eğitim faaliyetleri yürütülecek. Ortak laboratuvarlar ve test merkezleri kurulması, danışmanlık faaliyetleri yürütülmesi, akademik yayınlar ve eğitim programları geliştirilmesi de planlanan çalışmalar arasında yer alıyor. Aynı zamanda öğrenci projeleri ve lisansüstü çalışmalar desteklenerek sektör için nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sağlanacak. Bu iş birliği, bilginin üretime dönüştüğü güçlü bir model olarak konumlanıyor. Muratbey Gıda İletişim ve İş Geliştirme Direktörü Gülnur Uluğ, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde, “Bu iş birliğiyle Türkiye’nin gıda ve tarım teknolojilerinde rekabet gücüne katkı sağlayacak sürdürülebilir bir inovasyon ekosistemi oluşturmayı amaçlıyoruz. Ankara Üniversitesi’nin akademik yetkinliği ile Muratbey’in Ar-Ge gücünü birleştirerek; sürdürülebilir üretimden yenilikçi ürün geliştirmeye kadar geniş bir alanda değer yaratmayı hedefliyoruz. Muratbey olarak üniversite-sanayi iş birliklerini geleceğin gıda ekosistemini birlikte inşa etmenin en güçlü yolu olarak görüyoruz. Bu iş birliğinin hem sektörümüze hem de ülkemizin bilim ve teknoloji kapasitesine uzun vadeli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Usta Projesi’nin Kayseri Buluşması Gerçekleşti Haber

Dijital Usta Projesi’nin Kayseri Buluşması Gerçekleşti

14 Mayıs’ta Kayseri Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte e-ticaret ekosisteminin sunduğu fırsatlar, gençler ve işletmeler için dijitalleşmenin önemi ve sektördeki başarı hikayeleri ele alındı. Etkinliğin açılış konuşmalarını Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Emre Sönmez ve Trendyol Grubu, Satış ve İş Geliştirme Direktörü Özkan Çokaygil gerçekleştirdi. Konuşmalarda gençlerin e-ticaret alanındaki kariyer fırsatlarıyla buluşmasının ve KOBİ’lerin e-ticaret ve e-ihracatla büyüme potansiyelinin desteklenmesinin önemine dikkat çekildi. “Kayseri’nin üretim ve ticaret gücünü dijitalleşmeyle ileri taşıyacağız” Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Emre Sönmez, etkinlikte yaptığı konuşmada Kayseri’nin güçlü ticaret geleneğine ve girişimcilik kültürüne değindi. Sönmez, şunları söyledi: “Artık ticaretin yalnızca dükkanlarda ya da sanayi bölgelerinde sınırlı kalmadığı; dijital platformlarda ve pazaryerlerinde hızla büyüdüğü bir dönemdeyiz. Türkiye’de e-ticaret hacminin 2025 yılı sonu itibarıyla yıllık bazda yüzde 52,2 artışla 4 trilyon 567 milyar liraya ulaşması, bu alanın sunduğu fırsatın büyüklüğünü açıkça ortaya koyuyor. KOBİ’lerimiz için dijitalleşme artık bir tercih değil, var olabilmek ve rekabet gücünü koruyabilmek için bir zorunluluktur. Kayseri olarak hedefimiz; üretim gücümüzü dijitalle birleştirerek ürünlerimizi dünyaya çok daha güçlü şekilde pazarlamaktır. E-Ticaret Uyum Endeksi sonuçlarına göre Kayseri’nin 11 bin 383 işletme ile İstanbul’un ardından Türkiye genelinde ikinci sıraya yerleşmesi, şehrimizin e-ticaret konusunda güçlü bir ivme kazandığını gösteriyor. Kayseri Ticaret Odası olarak dijitalleşmeye katkı sağlayacak her projeyi önemsiyoruz. Trendyol tarafından TOBB ve Habitat Derneği ortaklığında hayata geçirilen Dijital Usta Projesi’nin, özellikle kadınlarımızın, genç girişimcilerimizin ve üyelerimizin dijital dünyada daha güçlü bir yer edinmesine katkı sunacağına inanıyoruz.”” “Dijital Usta ile gençlerin potansiyelini KOBİ’lerin ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz” Trendyol Grubu, Satış ve İş Geliştirme Direktörü Özkan Çokaygil de Dijital Usta projesinin Türkiye’nin dijital kalkınmasına katkı sunan bütüncül bir model olduğunu vurguladı. Şahin, şunları aktardı: “Trendyol olarak Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğunda gençlerin ve işletmelerin yanında olmayı önemli bir sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Dijital Usta projesiyle yalnızca bir eğitim programı değil; gençlerin e-ticaret alanında uzmanlaştığı, KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerinde nitelikli desteğe kavuştuğu, e-ticaretin tabana yayılmasına katkı sağlayan bir model ortaya koyuyoruz. TOBB ve Habitat Derneği ile hayata geçirdiğimiz proje kapsamında 2026 yılı sonunda 1.000 sertifikalı Dijital Usta’ya ulaşmayı hedefliyoruz. Her bir Dijital Usta’nın işletmelerimizin dijital kanallarda büyümesine, yeni pazarlara erişmesine ve Türkiye’nin e-ticaret kapasitesinin güçlenmesine katkı sunacağına inanıyoruz.” E-Ticarette Başarı Hikâyeleri Paylaşıldı Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen “E-Ticaret Sektöründe Başarı Hikâyeleri” başlıklı panelde e-ticaret ekosistemindeki deneyimler ve işletmelerin dijitalleşme yolculukları paylaşıldı. Panelde Trendyol Satış ve İş Geliştirme Bölge Yöneticisi İsmail Kurukafa, İyimi E-Ticaret’ten Mustafa Sipahioğlu ve Cennet Yatak Mobilya’dan Yasin Yayla konuşmacı olarak yer aldı. Panelde KOBİ’lerin e-ticaretle yeni pazarlara erişim imkanları, dijital pazarlama faaliyetlerinin işletmeler için yarattığı değer ve gençlerin bu dönüşümde üstlenebileceği roller konuşuldu. Katılımcılar, sahadan paylaşılan başarı hikayeleriyle e-ticaretin işletmelere sunduğu büyüme fırsatlarını ve dijital yetkinliklerin iş dünyasındaki önemini dinleme fırsatı buldu. Türkiye’nin Dijital Kalkınmasına Katkı Sunmak İçin Yola Çıktı Trendyol tarafından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Habitat Derneği iş birliğiyle yürütülen Dijital Usta projesi, gençleri e-ticaret alanında uzmanlaştırmayı, dijital dönüşüm yolculuğundaki KOBİ’lerle buluşturmayı ve Türkiye’nin e-ticaret kapasitesinin gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. Dijital Usta projesi üniversite öğrencilerine ve gençlere e-ticaret alanında uzmanlaşma fırsatı sunarken, KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerine nitelikli insan kaynağıyla destek oluyor. E-ticaret uzmanlığı sertifika programını tamamlayan Dijital Ustalar, işletmelerde uzman olarak görev alabilmenin yanı sıra kendi mağazalarını açabiliyor veya e-ticaret yapan şirketlerin dijital pazarlama faaliyetlerini yönetebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bahar Aylarında Astım Şikayetleri Artabiliyor Haber

Bahar Aylarında Astım Şikayetleri Artabiliyor

Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Seher Göktaş, astım hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi. Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın çoğunlukla alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. “Astımın Belirtilerine Dikkat” Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, “Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük ve/veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır” dedi. “Sigara ve Alerjenler Riski Artırıyor” Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi. “Polen, Parfüm ve Sigara Dumanı Astımı Tetikleyebiliyor” Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, “Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir” ifadelerinde bulundu. Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti. “Astım Krizinde Erken Müdahale Önemli” Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, “Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise başvurulmalıdır” dedi. “Astım Tamamen Geçmez Ancak Kontrol Altına Alınabilir” Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi. Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, “Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır” diye konuştu. “Ev Ortamı ve Günlük Yaşam Düzenlenmeli” Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti. “Astım Hastanın Ömrünü Azaltmaz” Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti. İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, “Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten Elektrikli Tır Hamlesi Haber

DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk’ten Elektrikli Tır Hamlesi

DHL Supply Chain Türkiye ve Nestlé Türkiye’nin hayata geçirdiği elektrikli tır projesi kapsamında devreye alınan 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici, Nestlé Türkiye’nin fabrika ile ana deposu arasındaki taşımacılık faaliyetlerinde aktif kullanılacak. Bu adım, tedarik zincirinde düşük karbonlu taşımacılık modeline geçişi hızlandırırken, lojistik süreçlerinde daha verimli bir operasyon yapısının oluşturulmasına katkı sağlayacak. Proje, DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye, ve Mercedes-Benz Türk’ün ortak vizyonu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda hayata geçirildi. İlham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüm Konuyla ilgili bilgi veren DHL Supply Chain Türkiye Genel Müdürü Buket Cox, “Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, DHL’in sorumlu ve entegre tedarik zinciri yaklaşımı ile Nestlé’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçimlerinin merkezine alan vizyonunun güçlü bir kesişim noktasını temsil ediyor. DHL Group’un 2030 Stratejisi kapsamında ‘Tercih Edilen Yeşil Lojistik’ olma isteğimizle, büyüyen sürdürülebilir filomuzu yeni nesil lojistik ihtiyaçlarına uygun ve yenilikçi araçlarla güçlendirerek hem operasyonel verimliliğimizi artırmayı hem de çevresel etkimizi en aza indirmeyi hedefliyoruz. Bununla birlikte, Çevresel, Sosyal ve Yönetim ilkelerimiz doğrultusunda sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerle sınırlı görmeyip; toplumsal faktörler ve güçlü kurumsal yönetim anlayışıyla birlikte ele alıyor, daha yaşanabilir bir gelecek için somut adımlar atmaya devam ediyoruz. Vizyonumuzu paylaşan Nestlé Türkiye ile iş birliğimizden büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu değer birlikteliğinin, sürdürülebilir lojistik alanında ilham veren ve ölçeklenebilir bir dönüşüme katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Tedarik zincirinde sürdürülebilir ve entegre dönüşüm Nestlé’nin tedarik zinciri yaklaşımının sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve uçtan uca operasyonel mükemmeliyet odağında şekillendiğini belirten Nestlé Türkiye Tedarik Zinciri Genel Müdürü Mehmet Ali Keleş, “Çalışmalarımızın merkezinde, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken, gelecek nesillerin yaşam kaynaklarını koruma sorumluluğu yer alıyor. Operasyonlarımızda verimlilik ile sürdürülebilirliği birbirini tamamlayan iki temel öncelik olarak ele alıyoruz. DHL Supply Chain Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile hayata geçirdiğimiz bu proje sayesinde süreçlerimizi daha etkin hale getirirken, lojistik operasyonlarımızın dönüşümüne de katkı sağlıyoruz. Nestlé Türkiye’ye özel olarak tahsis edilen elektrikli tırlar, planlama, operasyonel süreklilik ve esneklik açısından önemli avantajlar sunarken, düşük karbon emisyonlu taşımacılık modeline geçişimizde de stratejik bir rol üstleniyor. İş ortaklarımızla aynı vizyonu paylaşmaktan ve çevresel sürdürülebilirlik alanındaki etkimizi birlikte büyütmekten memnuniyet duyuyoruz,” dedi. Elektrikli taşımacılığa bütüncül çözümler Mercedes-Benz Türk Kamyon Pazarlama ve Satış Direktörü Alper Kurt ise “Mercedes-Benz Türk olarak elektrifikasyonun artık yalnızca geleceğe yönelik bir vizyon değil, lojistik sektöründe somut bir dönüşüm alanı olduğuna inanıyoruz. Geliştirdiğimiz yeni nesil batarya elektrikli araçlarımızla müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor; süreç boyunca sunduğumuz operasyon analizi ve mobilite danışmanlığı gibi bütüncül çözümlerle elektrikli taşımacılığa geçişlerini destekliyoruz. Bu kapsamda pazara sunduğumuz Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz de bu vizyonun en önemli temsilcisi. Uzun menzil, yenilikçi batarya teknolojisi ve gelişmiş güvenlik destek sistemleriyle donatılan “doğuştan elektrikli” Mercedes-Benz eActros 600 çekicimiz, yenilikçi teknolojileri bir arada sunuyor. DHL Supply Chain Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz 3 adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici teslimatının, markalarımız arasındaki iş birliğini önümüzdeki dönemde yeni projelerle daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz,” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi’nin 3 Binden Fazla Mezunu Web3 Yolculuğuna Başladı Haber

Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi’nin 3 Binden Fazla Mezunu Web3 Yolculuğuna Başladı

Kadınların finansal okuryazarlık alanındaki bilgisini derinleştirmek ve Web3 ekosisteminde kendilerine yer bulmalarını desteklemek için Binance TR ve Wtech ortaklığıyla kurulan akademi, düzenlenen kapanış buluşmasında yüzlerce kadını ağırladı. Etkinlikte blokzincir ve teknoloji alanında yetkinlik kazanan katılımcılar sertifikalarını aldı. 198 saatlik kapsamlı bir müfredat Akademi, bir farkındalık çalışması olmanın ötesine geçerek katılımcılara teknik ve teorik açıdan ileri düzey bir donanım kazandırdı. Program kapsamında 9 ayrı çevrimiçi eğitim üzerinden toplam 164 saatlik modüler içerik aktarıldı. Hatay, Gaziantep, İzmir ve İstanbul’da yapılan 4 fiziksel program kapsamında ise 34 saatlik yüz yüze atölye çalışması gerçekleştirildi. Toplamda 198 saate ulaşan müfredat sayesinde katılımcılar NFT, siber güvenlik, yapay zeka entegrasyonu ve algoritmik ticaret başta olmak üzere geniş bir alanda yetkinlik kazandı. Türkiye’nin birçok şehrine ulaşıldı Paylaşılan güncel veriler, akademinin toplamda 3.246 kişiye ulaştığını ortaya koydu. Katılımcı profilinde 1.779 üniversite mezunu ile 1.411 üniversite öğrencisi öne çıktı. Programa lise mezunlarının, yüksek lisans öğrenci ve mezunlarının, doktora öğrenci ve mezunlarının yanı sıra NEET kategorisindeki kadınların da katılması, akademinin farklı eğitim ve istihdam profillerinden kadınlara erişim sağladığını ve nitelikli iş gücüne anlamlı bir katkı sunduğunu açıkça gösterdi. Şehir dağılımına bakıldığında İstanbul, İzmir ve Ankara’nın yanında Gaziantep ile Hatay’ın da ilk beş içinde yer aldığı görüldü. Bu tablo, akademinin deprem bölgesindeki kadınları teknolojiyle güçlendirme hedefinin kararlı bir biçimde sürdürüldüğünü ortaya koyuyor. Mücahit Dönmez: “Hedefimiz Türkiye’yi tüketiciden üretici konumuna taşımak” Mezuniyet töreninde konuşan Binance TR Genel Müdürü Mücahit Dönmez, projenin yarattığı etkiden duyduğu gururu şu sözlerle ifade etti: “Türkiye, 2026’nın ilk çeyreğinde küresel kripto varlık benimsemesinde 5’inciliğe yükselerek dev bir pazar olduğunu kanıtladı. Ancak bizim için asıl mesele, bu büyük tabloda sadece kullanıcı mı yoksa üretici mi olacağımızdır. Kripto, geleneksel finansın aksine hiyerarşilerin henüz kemikleşmediği genç bir sektör; yani kapı açık, masa boş ve kim erken gelirse o masanın sahibi o olacak. Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi ile temel amacımız, kadınların bu masada yerlerini almalarını sağlayarak Türkiye’yi sadece yabancı protokollere likidite sağlayan bir pazar olmaktan çıkarıp, küresel projeler inşa eden bir üretim merkezine dönüştürmektir. Bugün ulaştığımız 3 bini aşkın kadın, bu ekosistemin sadece birer parçası değil, geleceğin kurucuları ve liderleri olma yolundaki en büyük gücümüzdür.” Zehra Öney: “Geleceği kadınlarla birlikte inşa ediyoruz” Teknolojide Kadın Derneği (Wtech) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney ise törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “2026 yılı ve sonrası, alıştığımız ‘konfor alanlarının’ yıkıldığı ve ekonominin dijital bir DNA ile yeniden tanımlandığı bir dönemin eşiği. Yapay zekanın blokzincir ağlarında artık sadece birer asistan değil, bağımsız karar verici ‘ajanlar’ haline geldiği bu yeni düzende, kadınların en güçlü pasaportu dijital kimlikleri ve finansal özgürlükleridir. Teknolojide Kadın Derneği olarak Binance TR ile başlattığımız bu zihniyet devrimi; bugün PSM ve Stevie Global gibi dünya çapındaki prestijli ödüllerle başarısını kanıtlayarak küresel bir model haline geldi. İzmir’den Hatay’a, Gaziantep’ten İstanbul’a uzanan bu teknoloji seferberliğinin meyvesi olan 3.246 mezunumuz; artık sadece teknolojiyi kullanan değil, sıfır sermaye ile dünyaya değer ihraç eden gerçek birer ‘oyun kurucu’dur. Biz bu akademiyle sadece bir eğitim programını tamamlamadık; Türkiye’nin küresel dijital rekabetteki yerini kadınların zekası ve emeğiyle yeniden inşa ettik. Gelecek artık tahmin edilen bir şey değil; bizim mezun ettiğimiz bu güçlü kadınların ellerinde bizzat yazılan bir gerçektir.” İlham veren konuşmacılar ve yeni hedefler Etkinlikte düzenlenen panellerde teknoloji, iş dünyası ve girişimcilik alanında başarılarıyla tanınan ilham veren kadın konuşmacılar deneyimlerini paylaştı. Katılımcılara rol model sunan oturumlar, mezunların kariyer yolculuklarına ışık tuttu. 2025 hedeflerini rekorla tamamlayan, 3 yılda 3000’den fazla kadına ulaşan akademi, 2026 vizyonu kapsamında “102 Eğitimleri” ile uzmanlık seviyesini daha da derinleştirmeyi ve 5 yılda 5.000 kadına ulaşma hedefine emin adımlarla ilerlemeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SARSILMAZ, EFES-2026’da Entegre Savunma Ekosistemini Sergiledi Haber

SARSILMAZ, EFES-2026’da Entegre Savunma Ekosistemini Sergiledi

SARSILMAZ ve grup şirketleri tarafından geliştirilen sistemler, tatbikat kapsamında hem sergi alanında hem de sahadaki operasyonel senaryolarda dikkat çekti. SARSILMAZ, EFES-2026 Tatbikatı’nda; tabanca ve piyade tüfeği platformlarından uzaktan komutalı silah sistemlerine, insansız kara araçlarından anti-drone çözümlerine, makineli tüfeklerden orta kalibre top sistemlerine uzanan geniş ürün gamıyla yer aldı. Savunma sanayiindeki köklü üretim tecrübesini ileri mühendislik kabiliyetleriyle birleştiren SARSILMAZ, EFES-2026’da yalnızca ürünlerini değil; modern muharebe sahasının farklı ihtiyaçlarına cevap verebilen entegre savunma yaklaşımını da ortaya koydu. Grup şirketleriyle birlikte geliştirilen sistemler, kara unsurlarının ateş gücü, yakın savunma, platform entegrasyonu, insansız sistemler ve anti-drone kabiliyetleri açısından çok katmanlı bir savunma ekosistemi sundu. Tatbikat boyunca sergilenen ürünler, SARSILMAZ’ın bir askeri birliğin sahada ihtiyaç duyabileceği farklı ölçeklerdeki silah ve sistem çözümlerini tek çatı altında geliştirebilen güçlü mühendislik ve üretim altyapısını yansıttı. Tabanca, piyade tüfeği ve makineli tüfek gibi kullanıcı ve birlik seviyesi çözümlerden; uzaktan komutalı silah sistemleri, gun pod, kule sistemleri, insansız kara araçları ve çok namlulu top sistemlerine kadar uzanan ürün yelpazesi, şirketin savunma teknolojilerindeki geniş yetkinlik alanını bir kez daha gösterdi. EFES-2026 kapsamında SARSILMAZ ve grup şirketleri; tabanca platformlarından makineli tüfeklere, anti-drone çözümlerinden insansız kara sistemlerine, uzaktan komutalı silah sistemlerinden orta kalibre top sistemlerine kadar geniş bir ürün gamını sergiledi. Bu kapsamda SAR9 SP Special tabanca, SAR Drone Killer, SAR 556 MT makineli tüfek, SARBOT’un yeni versiyonu, BEST Defence gizlenebilir Uzaktan Komutalı Silah Sistemi, TR Mekatronik tarafından geliştirilen 25 ve 30 mm top sistemleri ile ATAK Helikopteri’nde kullanılan 3 namlulu burun topu öne çıkan sistemler arasında yer aldı. SARSILMAZ ve grup şirketleri tarafından geliştirilen bu sistemler; yakın mesafe savunmadan platform silahlandırmasına, insansız kara görevlerinden anti-drone mücadeleye kadar uzanan geniş bir görev yelpazesinde, modern harp sahasının değişen ihtiyaçlarına yönelik yüksek teknoloji çözümler sundu. Böylece SARSILMAZ, tabanca ve piyade tüfeği platformlarındaki güçlü konumunun ötesinde, farklı kara ve hava platformlarına entegre edilebilen ileri savunma sistemleriyle de sahadaki etkinliğini ortaya koydu. 16-21 Mayıs 2026 tarihleri arasında İzmir’de icra edilen EFES-2026 Tatbikatı, birleşik ve müşterek harekâtta görev alan birliklerin harbe hazırlık seviyesinin geliştirilmesini hedefledi. Tatbikata Millî Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları, kamu kurumları ve toplam 45 ülke katılım sağladı. Tatbikat kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı sorumluluğunda Savunma Sanayi Sergisi de düzenlendi. Ulusal ve uluslararası ölçekte geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle savunma sanayiindeki etkinliğini artırmayı sürdüren SARSILMAZ, EFES-2026’da sergilediği sistemlerle Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki mühendislik gücünü sahaya taşıdı. Şirket, grup şirketleriyle oluşturduğu entegre yapı sayesinde, modern orduların ihtiyaç duyduğu çok katmanlı savunma çözümlerini tek çatı altında sunabilen stratejik bir savunma ekosistemi ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.