Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uzun Vadeli Değer

Kapsül Haber Ajansı - Uzun Vadeli Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uzun Vadeli Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

FDN Grubu’nun ASF Center Plaza projesine LEED Gold sertifikası Haber

FDN Grubu’nun ASF Center Plaza projesine LEED Gold sertifikası

FDN Grubu, ASF Center Plaza ile çevresel sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği alanlarındaki üstün başarısıyla dünyanın en prestijli yeşil bina sertifikasyon sistemlerinden biri olan LEED'den “Gold” sertifikası almaya hak kazandı. Uluslararası kabul gören bu sertifika, yapının enerji tüketimi, su kullanımı, iç mekân hava kalitesi, çevre dostu malzeme seçimi ve karbon ayak izinin azaltılması gibi temel başlıklarda belirlenen kriterleri karşıladığını ortaya koyuyor. LEED sisteminde Gold seviyesi, çevresel etkilerin ölçülebilir biçimde azaltıldığı projeler için verilen üst düzey bir derecelendirme olarak kabul ediliyor. Proje kapsamında uygulanan tasarım ve işletme yaklaşımı, çevresel performans ile kullanıcı konforunu birlikte ele alıyor. Gün ışığından maksimum fayda sağlanması, iç mekân hava kalitesinin artırılması ve su tüketiminin azaltılmasına yönelik çözümler, yapının hem sürdürülebilirlik hem de çalışma verimliliği açısından öne çıkmasını sağlıyor. Yatırımın arkasındaki yaklaşım, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil; operasyonel verimlilik, kaynak yönetimi ve uzun vadeli varlık değeriyle birlikte değerlendiren bir modele dayanıyor. Bu doğrultuda enerji verimliliği ve karbon yönetimi, projelerin planlama aşamasından itibaren temel kriterler arasında yer alıyor. Yeni projelerde sürdürülebilirlik kriterleri referans olacak ASF Center Plaza’da uygulanan çevreci standartları mevcut ve planlanan projelerde yaygınlaştırmayı hedeflediklerini aktaran FDN Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Fidan, ‘’ Enerji verimli tasarım, düşük karbonlu yapılaşma, çevre dostu malzeme kullanımı ve kullanıcı sağlığını önceleyen çözümler, grubumuzun yeni dönem projelerinde temel kriterler arasında yer alacak.’’ yorumunda bulundu. Sürdürülebilir büyüme vizyonunun somut adımı ASF Center Plaza’nın LEED Gold sertifikası almasını, FDN Grubu’nun sürdürülebilir büyüme vizyonunun somut bir göstergesi olarak değerlendiren Fidan, ‘’ Grup olarak önümüzdeki dönemde çevresel performansı yüksek, kullanıcı deneyimini geliştiren ve operasyonel verimlilik sağlayan projelere odaklanarak uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımımız, FDN Grubu’nun sürdürülebilirliği yalnızca bir proje kriteri değil, kurumsal büyüme modelinin temel unsurlarından biri olarak konumlandırdığımızı ortaya koyuyor.’’ dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası 4,6 Trilyon TL'ye Ulaşan Aktif Büyüklüğüyle "Türkiye'nin En Büyük Özel Bankası" Konumunu Sürdürüyor Haber

İş Bankası 4,6 Trilyon TL'ye Ulaşan Aktif Büyüklüğüyle "Türkiye'nin En Büyük Özel Bankası" Konumunu Sürdürüyor

2025 yılsonu itibarıyla Bankanın ekonomiye sağladığı kaynak tutarı 2,4 trilyon TL’si nakdi, 896,6 milyar TL’si gayrinakdi krediler olmak üzere 3,3 trilyon TL’ye yükseldi. Güçlü sermaye yapısını koruyan İş Bankası’nın sermaye yeterlilik oranı %18,5 seviyesinde gerçekleşti. Yaygın fiziksel ve dijital dağıtım ağı ile tasarruf sahiplerinin öncelikli tercihi olmaya devam eden İş Bankası’nın toplam mevduat hacmi 2025 yılı sonunda 3,1 trilyon TL’ye ulaştı. Banka hem mevduat hacmi hem de ülke ekonomisine sağladığı kaynak ile özel bankalar arasındaki liderliğini sürdürdü. İş Bankası, 2026 yılının ilk ayında uluslararası piyasalarda Türkiye’den yapılan ilk sermaye nitelikli ihraç olma özelliğini taşıyan başarılı bir Eurotahvil ihracı gerçekleştirdi. Uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye ve Bankamıza duyduğu güveni bir kez daha teyit eden bu katkı sermaye nitelikli işlem, 500 milyon ABD Doları tutarında, 11 yıl vadeli ve altıncı yılda erken geri ödeme opsiyonlu olarak yapıldı ve geniş bir coğrafyaya yayılan farklı yatırımcı gruplarından güçlü talep gördü. Ayrıca, Banka sürdürülebilir finansman alanındaki öncü rolüyle uluslararası piyasalarda ilk mavi tahvil ihracını da gerçekleştirdi. 50 milyon ABD Doları tutarında, 5 yıl vadeli ihraçtan sağlanan kaynak ile denizlerimizin ve su kaynaklarımızın korunmasına ve biyoçeşitliliğin artırılmasına destek sunulacak. “2025’te de ekonominin stratejik alanlarını desteklemeye devam ettik” İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, 2025 yılsonu finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, ikinci yüzyılının ilk yılını da başarılı bir performansla geride bırakan Bankanın yeşil dönüşüm, yapay zeka ve girişimcilik alanındaki faaliyetleri, yeni nesil iştirakleri, kültür-sanat, çevre ve eğitim odaklı projeleriyle ekonominin ve toplumsal yaşamın stratejik alanlarını desteklemeye devam ettiğini belirtti. Geleceğin Bankası vizyonuyla ulusal ve uluslararası ekonomiye uzun vadeli değer yaratma sorumluluğunu yerine getirme konusundaki kararlılıklarını vurgulayan Hakan Aran, “Finansal açıdan yaratacağımız sinerjiyi, özellikle ikinci yüzyılımızda en geniş coğrafyada en fazla müşteriye dokunan bankalardan biri olma hedefimiz için önemsiyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz her coğrafyada ve her alandaki oyuncuları yol arkadaşı olarak görüyor ve tesis ettiğimiz iş birliktelikleri ile küresel ölçekte de fark yaratacağımızın, global bir oyuncu olabileceğimizin farkındalığıyla hareket ediyoruz.” diye konuştu. Aynı zamanda afet durumlarında deniz üzerinde kesintisiz hizmet vererek bankacılık işlemlerinin sürdürülmesini hedefleyen ve geçtiğimiz yıl sonunda hayata geçirilen İş Vapur projesine de değinen Aran, “İş Vapur, Bankamızın kurulduğu ilk yıllarda kuruluş yıl dönümünü kutladığı, bu anlamda Banka tarihinde özel bir yeri olan Şirket-i Hayriye filosundaki 66 numaralı Boğaziçi Vapuru'ndan ilham alınarak sıfırdan inşa edilmesiyle de özel bir önem taşıyor. İş Vapur ile karayolu erişiminin kısıtlanabileceği deprem ve başka afet durumlarında denizden gezici hizmet vererek bankacılık hizmetlerinin mümkün olduğunca kesintisiz devamını sağlamayı hedefledik. Normal zamanlarda ise yeni nesil bir deneyim ile şube olarak işlev görecek olan İş Vapur’u, olağanüstü durumlarda yiyecek, barınma imkanı sunabilecek şekilde tasarladık” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Piyasasında Talep Var, Karar Süreci Uzuyor Haber

Konut Piyasasında Talep Var, Karar Süreci Uzuyor

projedefirsat.com platformunda izlenen güncel proje ve ilan hareketleri ise bu görünümü teyit ediyor; piyasada bir duraksama değil, alıcıların daha uzun değerlendirme yaptığı ve karar kriterlerini sıkılaştırdığı yeni bir denge dönemine işaret ediyor. Bu hafta açıklanan TÜİK ve TCMB verileri, konut piyasasında fiyat artış hızının yavaşladığını ancak satış ve işlem hacminin korunduğunu ortaya koydu. TCMB Konut Fiyat Endeksi’ne göre yıllık fiyat artışı yüzde 29 seviyesine gerilerken, TÜİK verileri 2025 yılı genelinde konut satışlarının yüzde 14’ün üzerinde arttığını gösterdi. Açıklanan rakamlar, piyasada bir durgunluktan ziyade alıcı davranışlarının değiştiğine işaret ederken, projedefirsat.com platformunda izlenen güncel proje ve ilan hareketleri konut alıcısının hızlı karar döneminden uzaklaştığını ortaya koyuyor. Konut Alıcılarının Yüzde 60’ı Karar Öncesinde En Az Üç Projeyi Karşılaştırıyor projedefirsat.com verilerine göre platform kullanıcılarının yaklaşık yüzde 60’ı, konut kararı öncesinde en az üç farklı projeyi karşılaştırıyor. Aynı dönemde proje sayfalarında geçirilen ortalama inceleme süresindeki artış, alıcıların hızlı karar döneminden uzaklaştığını ve satın alma sürecini daha fazla analiz ve karşılaştırma üzerinden yürüttüğünü gösteriyor. Bu eğilim, konut alıcısının piyasadan çekilmediğini ancak karar kriterlerini sıkılaştırdığı yeni bir döneme işaret ediyor. “Piyasada Talep Var Ama Karar Süreci Uzadı” Gayrimenkul piyasasında yaşanan bu dönüşümü değerlendiren projedefirsat.com Genel Müdürü İrfan Erkmen, alıcı davranışlarındaki değişimin sahada net biçimde hissedildiğini söyledi. Erkmen, “Son dönemde piyasanın durduğuna dair bir algı var ancak platform verilerimiz bu algıyı doğrulamıyor. Talep tamamen ortadan kalkmış değil; buna karşılık alıcılar daha fazla karşılaştırma yapıyor ve karar süresini uzatıyor” dedi. Erkmen’e göre fiyatın tek başına belirleyici olduğu dönem geride kalırken, lokasyon, yapı güvenliği ve uzun vadeli değer potansiyeli gibi kriterler öne çıkıyor. “Bugün konut alıcısı acele etmiyor. Daha bilinçli, daha karşılaştırmalı ve daha seçici bir satın alma süreci yürütüyor. Bu tablo, piyasada bir frenden ziyade vites değişimine işaret ediyor” ifadelerini kullandı. Teslim Süresi ve Lokasyon Belirleyici Hale Geldi projedefirsat.com verilerine göre son dönemde platform kullanıcılarının arama ve filtreleme davranışlarında teslim tarihi ve lokasyon kriterlerinin kullanımında belirgin artış yaşanıyor. Kullanıcıların önemli bir bölümünün, fiyat karşılaştırmasından önce projenin teslim süresini ve bulunduğu bölgeyi incelemeye aldığı görülüyor. Bu eğilim, konut alıcısının kısa vadeli fırsatlardan ziyade planlama, güvenlik ve uzun vadeli değer odaklı karar vermeye başladığını ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilir Büyümeyi Destekliyor Haber

Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilir Büyümeyi Destekliyor

“Yaşamları iyileştiriyoruz” misyonuyla ilerleyen Grup, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu olarak oluşturduğu kurumsal sosyal sorumluluk yol haritalarıyla, çevresel ve toplumsal sorumluluğu operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Legrand Türkiye Grubu’nun benimsediği kurumsal kültür; kapsayıcılığı ve çeşitliliği odağına alan, çeşitliliği iş yapış süreçlerine yansıtan, güvenilir ve sade iş yapış biçimini esas alan bir anlayışla şekilleniyor. Bu anlayış doğrultusunda sürdürülebilirlik, yalnızca çevresel etkilerle sınırlı bir alan olarak değil, çalışanlardan iş ortaklarına, tedarikçilerden son kullanıcıya uzanan tüm değer zincirinde uzun vadeli değer yaratmanın temel unsuru olarak ele alınıyor. Bu yaklaşımın somutlaştığı 2025–2027 dönemini kapsayan 6. Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası, grubun stratejik önceliklerini sürdürülebilirlik odağında bir araya getiren, etki temelli bir çerçeve ortaya koyuyor. Söz konusu yol haritası, sürdürülebilir bir gelecek inşa etme hedefini beş temel taahhüt etrafında ele alıyor: çeşitlilik ve kapsayıcılığı teşvik etmek, iklim değişikliğiyle mücadele etmek, daha döngüsel bir ekonomi geliştirmek, müşteriler için değer yaratmak ve sorumlu bir işletme olmak. Legrand Türkiye Grubu, bu taahhütleri stratejik karar alma süreçlerinden operasyonel uygulamalara uzanan entegre bir dönüşüm yaklaşımının merkezine yerleştiriyor. Legrand Türkiye Grubu, Sürdürülebilirliği Ölçülebilir Hedeflerle Güçlendiriyor Kurumsal Sosyal Sorumluluk yol haritası kapsamında Legrand Türkiye Grubu, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında somut ve ölçülebilir hedeflerle ilerliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda yeni ürün geliştirme süreçlerinde eko-tasarım kriterlerini esas almayı, ürünlerde kullanılan malzemelerin en az üçte birini geri dönüştürülmüş kaynaklardan sağlamayı hedefliyor. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında doğrudan ve dolaylı sera gazı emisyonlarında %10, tedarik zinciri kaynaklı emisyonlarda ise %30 oranında azalma hedefi bulunuyor. Müşterilere sunulan enerji verimliliği çözümleriyle toplamda 20 milyon ton karbon emisyonunun önlenmesi amaçlanırken, sosyal boyutta ise kapsayıcı istihdam hedefleriyle her yıl kariyerinin başındaki bireylere 4.000 yeni fırsat sunulması ve yönetim kademelerinde kadın temsilinin artırılması öncelikler arasında yer alıyor. Tüm bu hedefler, sorumlu işletme anlayışı çerçevesinde iş güvenliği, etik ve şeffaflık standartlarının güçlendirilmesiyle destekleniyor. “Ölçülebilir ve Kalıcı Değer Üretmeyi Amaçlıyoruz” Legrand Türkiye Grubu’nun sürdürülebilirlik hedefleri hakkında değerlendirmede bulunan Legrand Türkiye Grubu CMO’su Gül Sevinç Selçuk, “Yeni dönem stratejimizi yalnızca finansal performansla sınırlı görmüyor, gezegenin ve toplumun değişen ihtiyaçlarını merkeze alan, uzun vadeli etki yaratmayı hedefleyen somut eylemler bütünü olarak ele alıyoruz. ESG kriterlerini tüm iş süreçlerimize entegre ederek, iklim kriziyle mücadeleden toplumsal cinsiyet eşitliğine, döngüsel ekonomiden sorumlu iş yapış biçimlerine kadar geniş bir alanda ölçülebilir ve kalıcı değer üretmeyi amaçlıyoruz. Bu yaklaşımı, yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı tutmadan tedarikçilerimizden iş ortaklarımıza, çalışanlarımızdan son kullanıcılarımıza uzanan geniş ekosistemimizde ortak bir dönüşüm anlayışıyla hayata geçiriyoruz. Daha yaşanabilir bir çevre, daha kapsayıcı bir toplum ve daha duyarlı bir iş dünyası için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır’dan 2025’te Entegre Üretim ve Sürdürülebilirlik Atağı Haber

Eti Bakır’dan 2025’te Entegre Üretim ve Sürdürülebilirlik Atağı

Türkiye’nin bakır ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayan Eti Bakır, 2025 yılında üretim faaliyetlerini yalnızca kapasite artışı odağında değil; üretim sürekliliği, kaynak verimliliği ve uzun vadeli sürdürülebilirlik perspektifiyle ele aldı. Cevherden nihai ürüne uzanan entegre üretim yapısı ve bakırdan gübreye uzanan değer zinciriyle şirket, stratejik sanayi girdileri ile gübre ihtiyacında yerli üretimin güçlendirilmesine katkı sunmayı sürdürdü. Şirketin 2025 yılı boyunca izlediği yaklaşımı değerlendiren Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, “Bakır ve gübre gibi stratejik ürünlerde yerli ve entegre üretim, yalnızca kapasite artışıyla sınırlı değildir. Eti Bakır olarak bu yaklaşımı; üretim sürekliliğini esas alan, kaynakları daha verimli kullanan ve çevresel etkileri gözeten entegre bir yapı üzerinden hayata geçiriyoruz. 2025 yılında tesislerimizde yürüttüğümüz planlı revizyonlar ile enerji ve su verimliliğine yönelik projeler sayesinde üretim sürekliliğimizi güçlendirdik. Samsun’da devreye aldığımız yeni gübre tesisimizle ise döngüsel ekonomi yaklaşımını sanayi ve tarım kesişiminde somut bir uygulamaya dönüştürdük. Yerli üretimi yalnızca bugünün ihtiyacı olarak değil, ülkemizin geleceğine yönelik stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu doğrultuda çevresel etkileri azaltan ve uzun vadeli değer yaratan bir üretim modeliyle yolumuza devam ediyoruz” dedi. 1 MİLYON TON KATOT BAKIR ÜRETİMİYLE ENTEGRE ÜRETİM GÜCÜ PEKİŞTİRİLDİ Eti Bakır, güçlü teknik altyapısı ve sürdürülebilir üretim anlayışı doğrultusunda bugüne kadar 1 milyon ton katot bakır üretimine ulaştı. Uluslararası standartlara uygun olarak, yüzde 99,99 saflıkta (LME Grade A) üretilen katot bakır; enerji, kablo, otomotiv ve elektronik başta olmak üzere birçok stratejik sektöre kesintisiz ve güvenilir tedarik sağlıyor. Bu üretim hacmi, Eti Bakır’ın büyük ölçekli üretimi entegre bir yapı içinde yönetme kapasitesini, operasyonel süreklilik yaklaşımını ve stratejik sanayi girdilerinde yerli üretime sunduğu güçlü katkıyı ortaya koyuyor. YERLİ ÜRETİMDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İÇİN ALTYAPI GÜÇLENDİRİLDİ Yerli üretimin kesintisiz ve güvenli şekilde sürdürülmesi hedefi doğrultusunda Eti Bakır’ın Mardin Mazıdağı’ndaki Metal Geri Kazanım ve Entegre Gübre Tesisi’nde 2025 yaz döneminde planlı revizyon duruşu gerçekleştirildi. Bakım, modernizasyon ve otomasyon çalışmalarıyla tesisin üretim güvenliği ve verimliliği artırılırken, planlı duruş süreci üretim sürekliliğini destekleyecek şekilde tamamlandı. SAMSUN’DA YENİ GÜBRE TESİSİ ÜRETİME ALINDI 2025 yılında Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne entegre olarak kurulan yeni gübre tesisi üretime geçti. Yaklaşık 300 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen tesis, yıllık 450 bin ton DAP gübre üretim kapasitesine sahip. Bu yatırımla birlikte Eti Bakır’ın toplam gübre üretim kapasitesi yıllık 850 bin tona ulaşırken, şirket üretime başladığı günden bu yana 3 milyon tonun üzerinde gübre üretimini geride bıraktı. Bu bütünleşik yapı kapsamında DAP ve NP grubu gübre ürünleri üretiliyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı doğrultusunda sanayi ile tarım arasında kurulan katma değerli üretim zinciri sayesinde, yerli ve sürdürülebilir tarımsal girdi arzına güçlü katkı sunuluyor. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK PERFORMANSI İLK KEZ BÜTÜNCÜL OLARAK PAYLAŞILDI Eti Bakır, 2025 yılında yayımladığı ilk Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını ilk kez bütüncül bir çerçevede kamuoyuyla paylaştı. Uluslararası raporlama standartlarıyla uyumlu hazırlanan rapor, şirketin sürdürülebilir iş modelinin kurumsallaşması açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Enerji verimliliği projeleri sayesinde 12.672 ton karbon emisyonunun önlenmesine katkı sağlanırken, su yönetimi alanında gerçekleştirilen sistem iyileştirmeleriyle 3,2 milyon metreküp su tasarrufu elde edildi. AĞAÇLANDIRMA ÇALIŞMALARIYLA ÇEVRESEL KATKI ARTIRILDI Eti Bakır, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında Samsun’dan Siirt’e uzanan sekiz işletmesinde gerçekleştirdiği ağaçlandırma çalışmalarıyla çevresel sorumluluk uygulamalarını sahaya taşıdı. Çalışanlar ve yerel paydaşların katılımıyla yürütülen faaliyetlerde toplam 41 bin fidan toprakla buluşturulurken, şirket bugüne kadar gerçekleştirdiği toplam 2,3 milyon fidan dikimini sürdürülebilirlik raporunda kamuoyuyla paylaştı. Eti Bakır, Orman Genel Müdürlüğü ile imzaladığı protokol kapsamında ise önümüzdeki dört yıl boyunca dört farklı bölgede toplam 1 milyon fidan dikmeyi hedefleyen ağaçlandırma çalışmalarını kurumsal bir program çerçevesinde sürdürmeyi planlıyor. ÇEVRE BİLİNCİ ODAKLI EĞİTİM ÇALIŞMALARI YAYGINLAŞTIRILDI Eti Bakır tarafından 2021 yılında başlatılan “Çevre Müfettişleri” projesi kapsamında, çocuklar ve gençler aracılığıyla çevre bilincinin yaygınlaştırılmasına yönelik eğitim çalışmaları 2025 yılında da sürdürüldü. 2024–2025 eğitim öğretim döneminde Adıyaman, Artvin, İzmir, Kastamonu, Mardin ve Siirt’te toplam 82 okulda 3.448 öğrenciye ulaşılan proje kapsamında, başlangıcından bu yana ulaşılan öğrenci sayısı 7.154’e ulaştı. Eti Bakır bünyesinde görev yapan mühendislerin gönüllülük esasıyla sürece dahil olduğu uygulama, çevreye duyarlı üretim yaklaşımının uzun soluklu bir eğitim programı olarak sürdürülmesini sağladı. KÜLTÜREL MİRAS ALANLARINDAKİ ÇALIŞMALARA DESTEK SÜRDÜRÜLDÜ Eti Bakır, üretim faaliyetlerini sürdürdüğü bölgelerde yer alan kültürel miras alanlarına yönelik desteklerini 2025 yılında da sürdürdü. Bu kapsamda Samsun İkiztepe Höyüğü, Çanakkale İnkaya Mağarası ve Elazığ Salkaya’daki arkeolojik kazı çalışmalarına destek sağlanarak, ilgili alanlarda yürütülen bilimsel çalışmaların devamına katkıda bulunuldu. Eti Bakır, önümüzdeki dönemde de yerli ve entegre üretim kapasitesini güçlendiren, çevresel etkileri azaltan ve toplumsal katkıyı gözeten yatırımlarını sürdürmeyi hedefliyor. Sürdürülebilir madencilik anlayışı doğrultusunda sanayi, tarım ve çevre dengesini esas alan uzun vadeli bir değer zinciri oluşturulması amaçlanırken, bu yaklaşımın üretim süreçlerinden insan kaynağına kadar tüm faaliyet alanlarına yansıtılması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Profine Group’tan Kömmerling ile Türkiye Hamlesi Haber

Profine Group’tan Kömmerling ile Türkiye Hamlesi

Bu yatırım kapsamında Profine Group, Türkiye organizasyonunun yönetimini PVC sektöründe 32 yılı aşkın deneyime sahip, sektörde pek çok güçlü markada üst düzey yöneticilik yapmış V. Cem Korkmaz’a emanet etti. Korkmaz, Kasım 2023 itibarıyla Profine Group Türkiye Genel Müdürü olarak görevine başladı. Türkiye, bölgesel üretim ve lojistik üssü olma yolunda Profine Group’un Türkiye yatırımı, yalnızca iç pazara değil, çevre ülkelere hizmet verecek bir üretim ve lojistik ağı oluşturma hedefini de taşıyor. Türkiye’nin jeopolitik konumu, güçlü üretim altyapısı ve sektör deneyimi bu stratejinin temelini oluşturuyor. Kömmerling, sahip olduğu uluslararası kalite belgeleri sayesinde Türkiye’de satışa sunulan ürünlerin aynı zamanda global pazarlara da açılmasına olanak tanıyor. Şirket, büyüme hedefini fiyat rekabeti yerine Alman kalite standartları, sürdürülebilir üretim anlayışı ve satış öncesi–sonrası hizmetleri ile gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Görkemli açılış 2024’te gerçekleştirilen tesis açılışı; Profine Group sahibi ve CEO’su Dr. Peter Mrosik, Profine Group Türkiye Genel Müd ürü V. Cem Korkmaz, Profine Group Lojistik Operasyon Müdürü Göksel Bozağa ve önceki dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın katılımıyla gerçekleşti. Açılışta konuşan Dr. Peter Mrosik, Türkiye’nin Profine Group’un StepUP 2030 büyüme hedefleri kapsamında stratejik bir yatırım noktası olduğunu vurgularken, uzun vadede yeni yatırım planlarının da gündemde olduğunu belirtti. Kömmerling’in Türkiye vizyonu 1897 yılında Karl Kömmerling tarafından kurulan ve bugün Profine Group’un köklü markalarından biri olan Kömmerling, yaklaşık 50 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Sistem odaklı yaklaşımı, sürdürülebilir yaşam felsefesi ve nitelikli mimari projelere sunduğu kapsamlı çözümlerle global pazarda güçlü bir konuma sahip. Kömmerling Türkiye, bu global liderliği yerel pazara taşıyarak; doğru iş ortaklarıyla birlikte büyümeyi, sektöre uzun vadeli değer katmayı ve h em profesyonellerin hem de son kullanıcıların tercih ettiği marka olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Portföy Yatırım Fonlarında 1 Trilyon TL Eşiğini Aştı Haber

Garanti BBVA Portföy Yatırım Fonlarında 1 Trilyon TL Eşiğini Aştı

Garanti BBVA Portföy, yatırım fonlarında ulaştığı ölçekle sektörde önemli bir kilometre taşına daha imza attı. 15 Ocak 2026 tarihli TEFAS verilerine göre, Garanti BBVA Portföy’ün yönettiği yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 1 trilyon TL büyüklük eşiğini aşarak önemli bir seviyeye ulaştı. Farklı risk ve getiri profillerine sahip yatırım fonlarıyla, bireysel ve kurumsal yatırımcılara profesyonel portföy yönetimi hizmetleri sunan Garanti BBVA Portföy, bu büyüklüğe; yatırımcı güveni, güçlü ölçek ve aktif ve disiplinli portföy yönetimi anlayışıyla ulaştı. Şirket, farklılaşabilen piyasa koşullarına adapte olabilen uzmanlık yaklaşımıyla, yatırımcıların uzun vadeli finansal hedeflerine giden yolda onlara eşlik etmeyi sürdürüyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuya ilişkin değerlendirmesinde “Garanti BBVA Portföy’ün yatırım fonlarında 1 trilyon TL’yi aşan büyüklüğe ulaşmasını, yatırımcılarımızın bize duyduğu güvenin ve uzun vadeli değer yaratma odağımızın somut bir göstergesi ve sonucu olarak görüyoruz. Aktif ve disiplinli portföy yönetimi anlayışıyla, farklı piyasa koşullarında yatırımcılarımızın birikimlerini uzmanlıkla yöneten bir yapı inşa ettik. Güçlü sermaye yapımız, insan kaynağımız ve kurumsal yönetimimizle, sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı ve yatırımcılarımız için özel hizmetler sunmaya devam edeceğiz” dedi. Güçlü bir referans noktası Yatırım fonları aracılığıyla yatırımcıların birikimlerini farklı varlık sınıflarında değerlendirmelerine imkân tanıyan Garanti BBVA Portföy, ulaştığı bu ölçekle hem yatırımcılar hem de sermaye piyasaları açısından güçlü bir referans noktası oluşturuyor. Şirket, güven, istikrar ve profesyonellik temelinde şekillenen portföy yönetimi anlayışıyla yatırımcıları için uzun vadeli değer yaratmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Konut Piyasasında Denge Arayışı Öne Çıkacak Haber

2026’da Konut Piyasasında Denge Arayışı Öne Çıkacak

Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, Türkiye konut piyasasının 2025 performansını ve 2026 yılına yönelik beklentilerini değerlendirdi. 2025’te konut sektöründe kontrollü bir hareketlilik yaşandığını ifade eden Çimen, faiz oranları ve finansman koşullarının alıcı davranışlarını belirleyici rol oynadığını vurguladı. 2026’da ise piyasanın belirsizlikten çok denge arayışıyla şekilleneceğini belirten Çimen, yatırımcılar açısından doğru lokasyon, sürdürülebilir getiri ve uzun vadeli değer yaratmanın her zamankinden daha kritik hale geleceğini dile getirdi. Özden Çimen, Türkiye konut piyasasının 2025 performansını ve 2026 yılına ilişkin beklentilerini değerlendirdi. 2025 yılının sektör açısından temkinli toparlanma yılı olduğunu belirten Çimen, 2026’da ise finansman koşulları ve talep dengesinin belirleyici olacağını vurguladı. “2025, bekleme sürecinin öne çıktığı bir yıl oldu” 2025 yılını genel hatlarıyla değerlendiren Özden Çimen, konut piyasasında yıl boyunca kontrollü bir hareketlilik yaşandığını ifade etti. Çimen, “2025, alıcıların kararlarını ertelediği, satıcıların ise piyasa koşullarına uyum sağlamaya çalıştığı bir yıl oldu. Talep tamamen kaybolmadı ancak daha seçici ve temkinli bir yapıya büründü,” dedi. “Talebi belirleyen ana unsur finansman koşullarıydı” 2025’te konut talebini etkileyen en kritik faktörün finansman olduğunu vurgulayan Çimen, “Faiz oranları, ödeme planları ve erişilebilir kredi imkanları, alıcı davranışlarını doğrudan belirledi. İhtiyaç amaçlı alımlar devam ederken, yatırım amaçlı alımlarda daha temkinli bir yaklaşım gördük,” ifadelerini kullandı. “Faizler, alıcıyı daha küçük ve erişilebilir konutlara yöneltti” Konut kredisi faizlerinin alım kararlarını ciddi şekilde etkilediğini belirten Çimen, “2025’te alıcılar daha ulaşılabilir fiyatlı, metrekare olarak daha küçük ve amortisman süresi daha kısa konutlara yöneldi. Bu durum, segmentler arası talep dağılımını da değiştirdi,” diye konuştu. “Yabancı yatırımcı ilgisi tamamen bitmedi, şekil değiştirdi” Yerli ve yabancı yatırımcı ilgisine de değinen Özden Çimen, “Yabancı yatırımcı ilgisi 2025’te önceki yıllara kıyasla daha sınırlı olsa da tamamen ortadan kalkmadı. Daha çok uzun vadeli değer koruma ve kira geliri potansiyeli sunan projelere odaklanan, daha bilinçli bir yatırımcı profili öne çıktı,” değerlendirmesinde bulundu. “2026’da denge ve seçicilik öne çıkacak” 2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Çimen, konut piyasasında denge arayışının belirleyici olacağını söyledi. Çimen, “Faiz politikaları, enflasyon görünümü ve ekonomik istikrar 2026’nın seyrini belirleyecek. En büyük risk belirsizlik, en güçlü beklenti ise kontrollü bir normalleşme süreci,” dedi. “Yatırımcı için doğru proje ve doğru lokasyon her zamankinden daha önemli” Parcel Estates’in 2026 stratejisine de değinen Özden Çimen, yatırımcılara net bir mesaj verdi. Çimen, “Artık her konut yatırım değildir. 2026’da yatırımcılar için doğru lokasyon, doğru proje ve sürdürülebilir getiri her zamankinden daha kritik olacak. Biz Parcel Estates olarak yatırımcılara kısa vadeli beklentilerden ziyade, uzun vadeli değer ve güven odaklı bir yaklaşım sunmaya devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.

Gayrimenkulde Kısa Vadeli Kazanç Yerini Değere Bırakıyor Haber

Gayrimenkulde Kısa Vadeli Kazanç Yerini Değere Bırakıyor

Ancak yükselen inşaat ve arsa maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve değişen kullanıcı beklentileri, konutun yatırım aracı olarak geleceğini yeniden tartışmaya açıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ipotekli konut satışlarının toplam satışlar içindeki payı son yıllarda yüzde 15’in altına gerilerken, bu durum yatırımcı tercihlerinde de bir dönüşüme işaret ediyor. Uzmanlara göre bugün konut piyasasında yalnızca kısa vadeli fiyat artışına odaklanan yaklaşımlar değil, bulunduğu lokasyonla, kullanım ömrüyle ve yaşam kalitesiyle uzun vadeli değer üreten projeler ön plana çıkıyor… Gayrimenkul sektöründeki bu dönüşüm, konut üretiminde planlama, nitelik ve sürdürülebilirlik başlıklarını daha görünür hale getirirken; SOA Holding, konutu yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım aracı olarak ele alan yaklaşımıyla sektörde ayrışan modeller arasında yer alıyor. YATIRIMCI DAVRANIŞI DEĞİŞİYOR, KONUTTA NİTELİK ÖNE ÇIKIYOR Gayrimenkul sektöründe yatırımcı davranışlarının değiştiğine dikkat çeken SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, konutun artık yalnızca alım-satım kazancı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. “Konut uzun yıllar boyunca Türkiye’de en güvenli yatırım araçlarından biri olarak görüldü. Ancak bugün geldiğimiz noktada, plansız üretim, artan maliyetler ve kısa vadeli kazanç beklentisi, konutun gerçek değerini gölgeleyebiliyor. Asıl güvenli yatırım; bulunduğu lokasyonla, kullanım ömrüyle, yaşam kalitesiyle ve sürdürülebilirliğiyle değerini koruyabilen projelerdir. Hızlı satılan değil, yıllar boyunca değerini koruyan yapılar üretmek gerekiyor. Bugün yatırımcılar da kullanıcılar da daha bilinçli. Konutun güvenli bir yatırım olup olmadığı sorusunun cevabı, nasıl ve ne amaçla üretildiğinde yatıyor” ifadelerinde bulundu. Uluslararası araştırmalar da bu dönüşümü destekliyor. Avrupa genelinde yapılan çalışmalara göre yatırımcıların yaklaşık yüzde 65’i, konut projelerinde artık yalnızca fiyat artışını değil, uzun vadeli kira getirisi, bakım maliyetleri ve yapının kullanım ömrünü de karar kriteri olarak değerlendiriyor. Türkiye’de de benzer bir eğilimin güçlendiğine işaret ediliyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.