Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vergi İndirimi

Kapsül Haber Ajansı - Vergi İndirimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vergi İndirimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak Haber

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız.” dedi. Bakan Kacır, Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Trabzon Çalıştayı’nın sonuç konferansına katıldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kongre Merkezi’nden gerçekleştirilen konferansa Bakan Kacır’ın yanı sıra, Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, akademisyenler ve davetliler katıldı Bakan Kacır, programda yaptığı konuşmada Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine ve Ar-Ge politikalarına entegre etmeyi kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: SANAYİ DEVRİMİ: Sanayi Devrimi’nden bu yana insanlık ailesi olarak bilimden tıbba, ulaşımdan iletişime pek çok alanda muazzam başarı hikâyelerine imza attık. Tıpta kaydedilen ilerlemeler, dünya genelinde ortalama insan ömrünü 35 yıldan 73 yıla taşıdı. Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler mesafeleri muazzam ölçüde kısalttı. Peşi sıra gelen sanayi devrimleri üretim kapasitesini katbekat artırdı; daha önce yalnızca belirli kesimlerin erişebildiği pek çok ürün ve hizmeti geniş toplum kesimleri için ulaşılabilir hâle getirdi. Buhar gücünden elektriğe, seri üretimden dijitalleşmeye uzanan bu büyük dönüşüm, insanlığın refahını yükseltti, dünya ekonomisine eşi benzeri görülmemiş bir ivme kazandırdı. YERKÜRE ALARM VERİYOR: Ancak bu ilerleme yolculuğuna tabiatın kaynaklarını sınırsız, kendini yenileme gücünü sonsuz kabul eden bir üretim ve tüketim anlayışı da maalesef eşlik etti. Uzun yıllar boyunca, daha fazla üretmek ve daha fazla tüketmek kalkınmanın ölçüsü sayıldı. Doğal kaynaklar, korunması gereken ortak bir emanet olmaktan ziyade; insanlığın hizmetine sunulmuş sınırsız bir hammadde deposu olarak görüldü. Sanayi devriminden bu yana yaklaşık 1,5 derece ısınan yerküre, bugün alarm veriyor. Doğal dengenin bozulması neticesinde; dünyanın bazı bölgeleri kuraklık ve susuzlukla mücadele ederken, bazı bölgeleri şiddeti ve sıklığı giderek artan sellerin, fırtınaların ve orman yangınlarının yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor. “YENİ BİR KALKINMA PARADİGMASI İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”: Giderek artan atık yükü ise karşı karşıya olduğumuz bu ağır tabloyu daha da derinleştiren bir başka küresel meydan okuma olarak karşımızda duruyor. Çevreyi ve tabiatın taşıma kapasitesini gözetmeyen üretim ve tüketim anlayışının neticesinde artık, yerkürenin en bakir coğrafyalarından Antarktika’da dahi mikroplastiklere rastlıyoruz. Üretimi kaynak verimliliğiyle, büyümeyi çevresel sorumlulukla buluşturan yeni bir kalkınma paradigmasını hep birlikte inşa etmek zorundayız. Sınırsız kaynak yanılgısına dayanan tüketim anlayışını terk etmek artık bir tercih değil; dünyamıza, vatanımıza, evlatlarımıza karşı en büyük borcumuzdur. YAŞANABİLİR BİR ÇEVRE: Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” çağrısı, bizler için yalnızca uluslararası sistemin adaletsizliğine karşı yükseltilmiş güçlü bir itiraz değildir. Bu çağrı, aynı zamanda tabiatın nimetlerinden faydalanırken külfeti yoksullara, kırılgan kesimlere ve gelecek nesillere yükleyen anlayışa karşı ortaya konulmuş esaslı bir medeniyet teklifidir. İnsanlık ailesini; adalet ve merhameti merkeze alan, temiz havayı, sağlıklı suyu, güvenli gıdayı ve yaşanabilir bir çevreyi herkesin temel hakkı kabul eden yeni bir dünya inşa etme iradesidir. Ürünü daha tasarım aşamasında uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir kılan, israfı oluşmadan önleyen, kullanım ömrünü tamamlayan her malzemeyi yeniden üretime kazandıran bir yaklaşımla insanlığın kalkınma yolculuğuna yeni bir istikamet çizebiliriz. Esasen bu yaklaşım, bizim medeniyetimizin mayasında vardır. Biz; nimeti emanet bilen, ölçüyü gözeten, kanaati yücelten, bereketi israfın değil paylaşmanın ve tasarrufun neticesi kabul eden köklü bir irfanın mensuplarıyız. SIFIR ATIK HAREKETİ: Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, işte bu medeniyet birikiminin günümüzün çevre meselelerine verilmiş en güçlü cevaplarından biri. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık anlayışını; başta imalat sanayimiz olmak üzere üretim süreçlerimizin her alanına dahil ediyor, bütüncül ve çok boyutlu mekanizmalarımızı kararlılıkla devreye alıyoruz. YEŞİL DÖNÜŞÜM PROGRAMI: Bakanlığımızın yeşil dönüşümde sanayimize rehberlik eden paydaş olarak konumlandığı Yeşil Dönüşüm Programı’nı hayata geçirdik. Programla; imalat sanayimizdeki firmalarımızın döngüsel ekonomi, atık yönetimi, kaynak verimliliği ve karbon salınımını azaltmaya dönük yatırım projelerine 226 milyon liraya kadar nakit destek, yatırımların yüzde 40’ı kadar vergi indirimi sağlıyoruz. Tabi, sanayimizin sıfır atık, sürdürülebilirlik ve verimlilik eksenindeki dönüşümü; büyük ölçekli ve nitelikli yatırımları zorunlu kılıyor. Bu nedenle, Türk sanayisi ile uluslararası finans kuruluşlarının net sıfır emisyon hedefine yönelik çabalarını ortak bir zeminde buluşturmayı stratejik bir adım olarak görüyoruz. ÇEVRECİ FİNANSMAN DESTEKLERİ: “Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu”yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlama yolunda önemli bir adım attık. Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi’nde, yeşil dönüşüm projeleri için OSB’lerimize 250 milyon avroluk finansman sağladık. Dünya Bankası iş birliğinde yürüttüğümüz 450 milyon dolar bütçeye sahip bir diğer program olan “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile sanayimizin yeşil dönüşümde teknoloji ve kapasite geliştirme sürecini hızlandıracak adımlar atıyoruz. 161 PROJEYE 914 MİLYON LİRA: Teknoloji geliştirmeden istihdama, girişimcilikten sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına uzanan geniş bir yelpazede doğru adımları attığımız takdirde sıfır atık yolculuğumuzu refahın ülke sathında daha dengeli yayılması için bir vesile haline getirebiliriz. Bu anlayış doğrultusunda, kalkınma ajanslarımız eliyle sıfır atık hedefimize güç katan 161 projeye 914 milyon lira destek sağladık. Bölgesel kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlikle buluşturmak üzere Dünya Bankası iş birliğinde 400 milyon dolar bütçeli (SoGreen) Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesini uygulamaya aldık. YEREL KALKINMA HAMLESİ PROGRAMI: Geçtiğimiz yıl devreye aldığımız teşvik sisteminin temel unsurları arasında yer alan Yerel Kalkınma Hamlesi Programının 2025 yılı çağrısında, 22 ilde 33 başlıkta sıfır atık ve döngüsel ekonomi anlayışını esas alan yatırımları destekleyeceğimizi ilan ettik. Başvurular arasında başarılı bulunan 33 projeyle atık geri kazanımından biyobazlı üretime, tarımsal ve endüstriyel atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesinden sürdürülebilir enerji ve ileri malzeme üretimine geniş bir yelpazede 12,7 milyar liralık yatırımın önünü açtık. 2026 yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Çağrısında da atıkları çevresel bir yük olmaktan çıkarıp üretime, istihdama ve katma değere dönüştüren 14,6 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip 56 proje için başvuru aldık. Bu programda desteklediğimiz projelerin her birine 301 milyon liraya kadar finansman katkısı ve yatırımın yüzde 50’si kadar vergi indirimi sağlıyoruz. “YERELDEN ULUSALA İSRAF, ATIK VE KAYNAK YÖNETİMİ”: Arzumuz; ülkemizin dört bir yanında atığı kaynağında azaltan, mevcut kaynakları yeniden değere dönüştüren ve yerel potansiyeli üretimle buluşturan bir kalkınma modelini hep birlikte tesis edebilmek. Sıfır Atık Vakfının “Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi” anlayışıyla başlattığı çalıştaylar, bu modelin fikrî zeminini güçlendiren; şehirlerimizin bilgi, tecrübe ve ihtiyaçlarını milli hedeflerimizle buluşturan çok kıymetli bir istişare mekanizması. SIFIR ATIK FORUMU: Şunu da bu vesileyle ifade etmek isterim: Sıfır Atık Hareketi, bugün artık insanlığın ortak davası hâline gelmiş küresel bir çevre seferberliğidir. Bakınız, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 2022’de kabul edilen kararla 30 Mart, “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edildi. Bu tarihî karar, ülkemizde filizlenen bir hareketin bütün insanlığın ortak vicdanında karşılık bulduğunun açık tescilidir. Geçtiğimiz haziran ayında yine vakfımızın öncülüğünde İstanbul’da gerçekleşen Sıfır Atık Forumu’nda 183 ülkeden beş bini aşkın katılımcıyı ağırladık. Bu buluşmayla, çevresel sorumlulukla ekonomik kalkınmayı; toplumsal adaletle gelecek nesillerin hakkını aynı ufukta buluşturduk. Sıfır Atık Hareketi’nin farklı ülkeleri, kurumları ve toplum kesimlerini müşterek bir gelecek ideali etrafında kenetleyen küresel gücünü, bir kez daha ortaya koyduk. Forumda kabul edilen ortak deklarasyon ve sonuç bildirgesi, bu müşterek iradenin yalnızca sözde kalmadığını; somut hedeflere, ortak sorumluluklara ve güçlü bir gelecek tasavvuruna dönüştüğünü gösterdi. “SIFIR ATIK VİZYONUNU DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”: Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın öncülüğünde sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. TEKNOFEST’lerde, bilim merkezlerimizde ve TÜBİTAK programlarımızda sıfır atık anlayışının genç kuşaklar tarafından benimsenmesini; sıfır atık esaslı teknolojilerin geliştirilmesini ve yenilikçi çözümlerin girişimlere dönüşmesini desteklemeye devam edeceğiz. Bilime, üretime, teknolojiye, insan kaynağına yapılan yatırımların önünü açarak Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde tüm dünyada kök salan bu hareketi hep birlikte daha ileri seviyelere taşımak için gayret edeceğiz. TRABZON’A İL SIFIR ATIK HEDEF BELGESİ: İnanıyorum ki ilan edilecek Trabzon İl Sıfır Atık Hedef Belgesi de bu yürüyüşe yerelden yükselen çok güçlü bir katkı sunacak. Bizler, organize sanayi bölgelerimizin yeşil dönüşümünden kalkınma ajanslarımızın desteklerine, bölge kalkınma idarelerimizin yatırım ve projelerinden yerel kalkınma politikalarımıza geniş bir alanda bu ortak akıldan en ileri seviyede istifade edeceğiz. Böylece Trabzon’a dair belirlenen hedeflerin yatırımlara, destek mekanizmalarına ve sahada karşılığı olan somut projelere dönüşmesini sağlayacağız. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2026 yılının ilk 3 ayında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %10 oranında düşüş yaşandı. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2026 yılının ilk 3 ayında ihracat, bir önceki yıla kıyasla %23 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yıla göre %21 oranında geriledi. Toplam satışlar ise %19 gerileyerek 6.288.817 adet oldu. Mart ayı özelinde ise iç satışlarda geçen yılın Mart ayına göre %3 daralma olurken ihracatta %29, üretimde ise %14 gerileme kaydedildi. Toplam satışlarda %21 düşüş oldu ve 2.230.369 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında ihracat hacmi 20,2 milyon adet olarak kaydedilirken Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla küresel piyasalardaki rekabet gücünü arttırıyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, özellikle ihracattaki daralmanın son yıllarda kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. İhracat hacminin 2025’te 20,2 milyon adetle yaklaşık 10 yıl önceki seviyelere gerilediğine değinen Şengül, 2026 yılının ilk çeyreğinde de ihracattaki çift haneli düşüşün, bu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini belirtti: “Bu tablo, küresel talep koşulları ve dış pazarlardaki yavaşlamanın etkisiyle ihracat performansında daha kalıcı bir gerileme riskini ortaya koyuyor. Buna paralel olarak, iç pazarda da talebin yavaş seyretmesi genel pazar büyümesini baskılayan bir unsur olarak öne çıkıyor.” Rekabetçilik ihracat, maliyet ve ticaret politikaları üçgeninde “İhracat ve iç pazarda süregelen bu görünümün 2026’ya da taşınması, mevcut eğilimin kalıcılık riskini artırıyor” diyen Şengül, “Bu çerçevede ortaya çıkan tablo, sektörümüz açısından rekabet gücünün korunmasının artık daha kritik bir öncelik haline geldiğini gösteriyor” diye konuştu. Şengül, hem iç satışlarda hem ihracatta geçen yılın aynı dönemine kıyasla daralmanın sürdüğünü ve bu durumun üretim adetlerine de belirgin şekilde yansıdığına dikkat çekti. Şengül şöyle devam etti: “İhracat tarafında, küresel talep koşulları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam ederken, enerji, hammadde ve finansman maliyetleri yüksek seyrini sürdürüyor. Buna ek olarak anti damping önlemleri gibi ticaret politikaları, gözetim uygulamaları ve ilave vergi gibi uygulamalar ise maliyetleri ve işlem sürelerini artırıyor. Diğer taraftan da Uzak Doğu kaynaklı maliyet avantajı ve agresif fiyatlama, ihracat pazarlarında rekabeti daha da yoğunlaştırıyor.” Bu gelişmelerin rekabet gücü üzerinde baskıyı artırdığını belirten Şengül, özellikle ihracat pazarlarında maliyet avantajının da zayıflamasına yol açtığını söyledi ve ekledi: “Bu veriler ışığında rekabetçiliğimizin ihracat daralması, maliyet artışları ve ticaret politikaları üçgenine sıkıştığını söyleyebiliriz.” Şengül, ihracat ve iç pazarda uzunca süredir gözlenen ve 2026’da da devam eden zayıf seyri tersine çevirmek için üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, yurtdışında rekabet gücünün devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken bunun için de girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılmasının kritik önemde olduğunu vurguladı. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak destekler sağlanmalı” Şengül, Mart ayı verilerini de değerlendirdi: “Mart verileri, yılın ilk çeyreğinde gözlenen eğilimin ay bazında da teyit edildiğini gösteriyor. Bu tablo, üretimdeki gerilemenin kalıcı hale gelme riskini artırıyor.” Bu tabloda iç pazarın desteklenmesinin önem kazandığına işaret eden Şengül, kredi kartı faiz ve komisyon oranlarının satış kanallarına olumsuz yansıdığını ifade ederek “Kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması iç talebin sürekliliğine katkı sunacaktır” dedi. İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek ve aynı zamanda ülkemizin uzun vadeli hedefleriyle uyumlu yapısal adımlara ihtiyaç olduğunun altını çizen Şengül, bu bakımdan enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, mevcut tabloya en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğunu söyledi: “Derneğimizin analizine göre; 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda ürün boyutları %18 artmasına rağmen %16 oranında enerji tasarrufu sağlanması, sektörümüzde verimlilikte kaydedilen önemli ilerlemeyi ortaya koyuyor.” Başka bir ifadeyle, bugün daha büyük ve daha yüksek performanslı ürünler, çok daha düşük enerji tüketimiyle çalışıyor. Bu veriler, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasının yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla sınırlı kalmayacağını aynı zamanda kaynak verimliliğini artırarak üretimi destekleyeceğini ve ihracat açısından da önemli bir kaldıraç etkisi yaratacağını ortaya koyuyor. Bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin; milli servetin korunması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi açısından kritik önem taşıdığına inanıyoruz.” Sac soruşturmasında alınacak karar, maliyetleri ve ihracatı doğrudan etkileyecek Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde girdi maliyetlerine yönelik korumacı politikalar hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. “Beyaz eşya sektörü açısından en kritik gündem maddesi, sac ürünlerine yönelik devam eden anti-damping soruşturmasıdır. Özellikle boyalı sac tarafında, sektörün ihtiyaç duyduğu teknik gereksinimleri karşılayan her kalite sacın üretimi Türkiye’de bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ürünlerde ithalat, sektörümüz için bir tercih değil zorunluluktur” diye konuşan Yavuz, şöyle devam etti: “Halihazırda bu ürün grubunda %15 ile %20 arasında değişen oranlarda gümrük vergileri uygulanmaktadır. Devam eden soruşturma sonucunda ilave bir vergi getirilmesi, mevcut maliyet yapısını daha da bozacak ve sektör üzerindeki maliyet baskısını ciddi şekilde artıracaktır.” Son verileri değerlendiren Yavuz, “Mevcut vergilere eklenecek yeni yüklerin hem iç hem de uluslararası “ rekabet gücünü zayıflatması ve istihdam üzerinde baskı oluşturması kaçınılmaz olacaktır. Bu çerçevede, maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürün grubunda devam eden anti-damping soruşturmasının, sektör gerçekleri dikkate alınarak ve ülke ekonomisinin bütüncül çıkarları gözetilerek önlemsiz şekilde sonuçlandırılması büyük önem arz etmektedir” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Özkadı, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Mart 2026 itibarıyla %1550 - %1666,7 bandında artarken, Mart 2026 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %666 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Özkadı, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. Yetkili servisler için markaların web siteleri tercih edilmeli Beyaz eşya sektörü olarak, üretim, satış ve satış sonrası hizmetlerimizle dev bir ekosistemi ifade ettiklerini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, sektörün önemli bir bölümünün Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin teşkil ettiğini söyledi: “Tüketicilerimizin satın alım sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin de yetkili servis olmadığı halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Bu yanıltıcı kişiler yüzünden pek çok tüketicimizin maddi kayıplara uğradığını üzülerek görüyoruz. Bu soruna dikkat çekmek için sizlerin desteğine büyük önem veriyoruz. Tüketicilerimize servis hizmetlerimize erişimde, herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri açısından kritik önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.