Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vergi Teşvikleri

Kapsül Haber Ajansı - Vergi Teşvikleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vergi Teşvikleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik Haber

Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik

Son yıllarda birçok küresel teknoloji markasının Türkiye'de üretim yatırımı gerçekleştirmesi, ülkenin üretim altyapısına duyulan güvenin önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Ancak bu yatırımların sürdürülebilir ekonomik değere dönüşebilmesi için mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması, yüksek katma değerli üretimin teşvik edilmesi ve yerli teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. General Mobile İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlkay Cihaner, Türkiye'nin son yıllarda akıllı telefon üretiminde önemli bir üretim kabiliyeti geliştirdiğini ancak mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye son yıllarda akıllı telefon üretiminde önemli bir altyapı ve bilgi birikimi oluşturdu. General Mobile olarak yüzde 70'e varan yerlilik oranına ulaşırken, yıllık 4,2 milyon adet üretim kapasitesine sahip tesisimizle hem kendi markamız hem de farklı markalar için üretim gerçekleştirebiliyoruz. Ancak sektör genelinde kurulu kapasitenin önemli bölümü atıl durumda bulunuyor. Mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması, yerli üretimi destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi ve teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi halinde Türkiye'de yaratılan katma değer önemli ölçüde artabilir. Bu sayede hem yatırımların sürdürülebilirliği sağlanabilir hem de elektronik üretiminde oluşan bilgi birikimi daha geniş bir sanayi ekosistemine yayılabilir.” 5G dönüşümü için finansmana erişimin ulaşılabilir olması gerekiyor Türkiye'nin 5G dönüşüm sürecine güçlü şekilde hazırlandığını belirten Cihaner, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 5G mobil abone sayısının yaklaşık 42 milyona ulaştığını ifade etti. “Bu sayı, Türkiye'de tüketicilerin yeni nesil haberleşme teknolojilerine adaptasyonunun son derece güçlü olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde 5G'nin yaygınlaşmasıyla birlikte tüketicilerin bu teknolojiden tam anlamıyla faydalanabilmesi için 5G destekli yeni nesil cihazlara erişimin kolaylaştırılması gerekiyor. Bugün 12 ay vadeli tüketici kredilerinde uygulanan 20 bin TL üst sınır, yaklaşık 39 bin TL seviyesine ulaşan ortalama akıllı telefon fiyatlarının oldukça gerisinde kalmış durumda. Mevcut düzenleme tüketicilerin yeni teknolojilere erişimini zorlaştırırken, iç pazardaki talebi de baskılıyor. Türkiye'nin 5G dönüşümünü hızlandırabilmesi ve tüketicilerin yeni nesil teknolojilere erişiminin önünün açılabilmesi için kredi üst limitlerinin günümüz piyasa koşullarına uygun şekilde en az 40 bin TL seviyesine çıkarılmasının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında yenilenmiş akıllı telefonlarda uygulanan 12 ay kredi kartı taksit imkanının, yerli üretim 5G akıllı telefonlar için de değerlendirilmesi önemli bir kaldıraç etkisi yaratacaktır. Böyle bir düzenleme, tüketicilerin yeni nesil teknolojilere erişimini kolaylaştırırken, 5G cihazların geleneksel satış kanalları başta olmak üzere daha geniş bir noktada ulaşılabilirliğini ve tercih edilebilirliğini artıracaktır. Bu sayede yerli üretim desteklenirken, 5G cihaz penetrasyonunun ve Türkiye'nin dijital dönüşüm hızının artmasına da önemli katkı sağlanacaktır.” Yerli üretime yönelik vergi teşvikleri kayıt dışılığı azaltabilir Akıllı telefonların artık lüks tüketim ürünü değil, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirten Cihaner, mevcut vergi yapısının hem tüketiciyi hem de yerli üreticiyi zorladığını ifade etti. “Bugün akıllı telefonlar eğitimden sağlığa, bankacılık işlemlerinden kamu hizmetlerine, iş hayatından sosyal yaşama kadar hayatın her alanında kullanılan temel ihtiyaç ürünlerinden biri haline geldi. Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş İnsanları Derneği'nin (MOBİSAD) paylaştığı verilere göre sektörde kayıt dışılık oranı yüzde 35 seviyelerine ulaşmış durumda. Bu oran dikkate alındığında, her yıl yaklaşık 3 ila 3,5 milyon adet cihazın kayıt dışı yollarla ülkeye girdiği ve bunun ülke ekonomisinde yaklaşık 2,6 milyar dolarlık ekonomik kayba neden olduğu hesaplanıyor. Yerli üretimi yapılan cihazlara yönelik vergi indirimi veya belirli vergi istisnalarının hayata geçirilmesi, hem tüketicilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak hem de talebi canlandıracaktır. Böyle bir uygulamanın yalnızca Türkiye'de üretilen cihazları kapsaması halinde yerli üretim teşvik edilirken kayıt dışılığın azaltılması da mümkün olabilir. Bunun sonucunda kapasite kullanım oranları yükselirken sektörün ekonomiye sağlayacağı katkı da önemli ölçüde artacaktır.” Yüksek teknoloji üretimi için 200 dolar gözetim uygulaması güncellenmeli Akıllı telefon ithalatında uygulanan 200 dolar seviyesindeki gözetim uygulamasının günümüz maliyet yapısını yansıtmadığını belirten Cihaner, özellikle yapay zeka yatırımlarının elektronik sektöründe önemli maliyet değişimlerine neden olduğunu söyledi. “Yapay zeka yatırımları ile yüksek bant genişlikli belleklere yönelik küresel talep son derece hızlı arttı. Veri merkezleri ve yapay zeka altyapı yatırımları nedeniyle tüketici elektroniğinde kullanılan belleklerde arz baskısı oluşurken, bazı ürün gruplarında bellek maliyetleri geçen yıla göre altı kata kadar yükseldi. Bugün birçok akıllı telefonda bellek maliyetinin toplam cihaz maliyetinin yaklaşık yüzde 50'sine kadar ulaştığını görüyoruz. Bu durum ürün maliyet yapısını önemli ölçüde değiştirmiş durumda. Mevcut 200 dolar seviyesindeki gözetim uygulaması üreticileri ağırlıklı olarak giriş ve giriş-orta segment ürünlere yönlendirirken, daha yüksek teknoloji içeren ürünlerin Türkiye'de üretilmesini yeterince teşvik etmiyor. Gözetim uygulamasının en az 300 dolar seviyesine çıkarılması, daha geniş ürün segmentlerinin Türkiye'de üretilmesine, yüksek katma değerli yatırımların artmasına ve Türkiye'nin teknoloji üretimindeki rekabet gücünün güçlenmesine katkı sağlayacaktır.” Türkiye, değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir konuma sahip Küresel şirketlerin son yıllarda üretim ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye yöneldiğini belirten Cihaner, Türkiye'nin bu dönüşümden faydalanabilecek en güçlü ülkelerden biri olduğunu ifade etti. “Doğu ile Batı arasında değişen jeopolitik dengeler ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor. Avrupa pazarına yakınlığımız, Gümrük Birliği avantajımız, güçlü lojistik altyapımız, yetişmiş iş gücümüz ve üretim kabiliyetimiz sayesinde Türkiye teknoloji yatırımları açısından stratejik bir merkez konumunda bulunuyor. Özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına erişim açısından sahip olduğumuz avantajlar yeni teknoloji yatırımlarının ülkemize çekilmesinde önemli rol oynayabilir. Bugün kurulu bulunan üretim kapasitesinin daha verimli kullanılması yalnızca iç pazarın ihtiyaçlarını karşılamak için değil, Türkiye'nin bölgesel teknoloji üretim ve ihracat üssü haline gelmesi için de önemli bir fırsat sunuyor.” Kritik haberleşme teknolojilerinde yerli üretim stratejik önem taşıyor Günümüzde telekom altyapılarının enerji ve savunma sistemleri kadar kritik hale geldiğini belirten Cihaner, birçok ülkenin haberleşme ekipmanlarını artık yalnızca ticari ürün olarak değil, stratejik milli güvenlik unsuru olarak değerlendirdiğine dikkat çekti. “Hindistan başta olmak üzere birçok ülke kritik haberleşme altyapılarında güvenilir tedarikçi modellerini destekliyor ve yerli üretimi teşvik ediyor. Avrupa'da da telekom altyapıları artık yalnızca maliyet perspektifiyle değil, siber güvenlik ve stratejik bağımsızlık perspektifiyle değerlendiriliyor. Türkiye'nin de sahip olduğu üretim altyapısını yalnızca akıllı telefonlarla sınırlamaması gerekiyor. Modemler, fiber erişim ekipmanları, kurumsal ağ çözümleri ve IoT haberleşme ürünleri gibi kritik teknolojilerde yerli üretimin teşvik edilmesi hem dışa bağımlılığı azaltacak hem de ülkemizin siber güvenlik ve milli teknoloji hedeflerine katkı sağlayacaktır. Akıllı telefon üretiminde uygulanan gözetim mekanizmasına benzer şekilde, kritik haberleşme ekipmanlarında da yerli üretimi destekleyecek gözetim uygulamalarının ve gümrük politikalarının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu sayede Türkiye yalnızca tüketici elektroniğinde değil, stratejik haberleşme teknolojilerinde de bölgesel üretim merkezi haline gelebilir.” Güçlü bir yan sanayi ekosistemi yeni yatırımların önünü açabilir Türkiye'de akıllı telefon üretimiyle oluşan bilgi birikiminin elektronik sektörünün diğer alanlarına da yayılabileceğini belirten Cihaner, yerli tedarik ekosisteminin güçlendirilmesinin kritik önemde olduğunu söyledi. “Bugün otomotiv sektöründe güçlü bir yan sanayi yapısı bulunuyor. Benzer bir dönüşümün elektronik sektöründe de gerçekleşmesi gerekiyor. Elektronik bileşenler, mekanik parçalar ve diğer kritik komponentlerde yerli üretimin artırılması yalnızca akıllı telefon sektörüne değil, otomotiv elektroniğinden IoT cihazlarına kadar birçok farklı sektöre katkı sağlayacaktır. Türkiye'nin sahip olduğu üretim altyapısı ve mühendislik kabiliyeti doğru inisiyatiflerle desteklendiğinde yalnızca tüketen değil, teknoloji geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke konumunu daha da güçlendirebilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı Haber

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı

Uluslararası danışmanlık şirketi EY’ın hazırladığı Avrupa Çekicilik Araştırması’nın (European Attractiveness Survey) sonuçları açıklandı. Araştırma; Avrupa’nın küresel ekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen uluslararası yabancı yatırımcılar açısından önemli bir cazibe merkezi olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de yabancı yatırımlar %20 arttı Avrupa genelindeki düşüş eğilimine rağmen Türkiye, Polonya ve İspanya gibi ülkeler yatırım performanslarıyla dikkat çekti. Bir önceki yıl doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım projeleri %20 artarak dördüncü sıraya yükseldi ve proje sayısı 383 olarak gerçekleşti. Polonya’da bu oran %10, İspanya’da ise %7 olarak gerçekleşti. Araştırma, bu performansın arkasında; güçlü yetenek havuzları, mevcut iş hacmi, yatırım dostu uygulamalar, vergi teşvikleri, yerel yetkinlik geliştirme programları ve dijital altyapı yatırımlarının bulunduğunu ortaya koyuyor. Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya’da yabancı yatırımı geriledi Araştırmaya göre; yabancı yatırımlar geçen yıla kıyasla Fransa’da %17, Birleşik Krallık’ta %14 ve Almanya’da %10 düşüş gösterdi. Fransa’da yaşanan siyasi belirsizlikler, Birleşik Krallık’ta ticari sürtüşmeler ve artan vergi yükleri, Almanya’da ise enerji maliyetleri ve Çin’den gelen talebin zayıflaması yatırımcı güvenini olumsuz etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı. Yabancı yatırımcıların Avrupa’ya ilgisi sürüyor Avrupa; zayıf ekonomik büyüme, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD ile yaşanan ticari gerilimler ve Ukrayna’daki gerilim ile Orta Doğu’daki anlaşmazlıkların devam eden etkileri nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Buna rağmen, 2025 yılında doğrudan yabancı yatırım projelerinde görülen sadece %7’lik düşüş, Avrupa’nın temel ekonomik ve kurumsal avantajlarının dirençli kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Öte yandan Avrupa’da doğrudan yabancı yatırım projeleri kapsamında yaratılan istihdam sayısının %25 gerilediği görülüyor. Bu durum, yatırımcıların mevcut ekonomik ortamda daha seçici ve daha küçük ölçekli yatırımlara yöneldiğine işaret ediyor. Yapay zekâ, savunma sanayi ve düşük karbonlu enerji yatırımları yükselişte 2025 yılında Avrupa’da yapay zekâ odaklı doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %96 artış gösterdi. Bu projeler 14.000’in üzerinde yeni istihdam yaratarak bir önceki yıla göre %41 daha fazla istihdam sağladı. Savunma sektöründe doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %84 artarak yaklaşık 7.000 kişilik yeni istihdam yarattı. Yatırımlarda; hava sistemleri, insansız hava araçları, uzay teknolojileri, mühimmat, füze sistemleri ve kara savunma teknolojileri öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Düşük karbonlu enerji sektöründeki yatırımlar ise %25 artış gösterdi. Otomotiv, kimya ve sağlık yatırımları geriledi Yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlerde artış yaşanırken, Avrupa’nın geleneksel sanayi alanlarında düşüş gözlendi. Otomotiv sektöründeki yatırımlar %11, kimya sektöründeki yatırımlar %19 ve sağlık üretimi alanındaki yatırımlar ise %28 oranında geriledi. ABD ve Almanya kaynaklı yatırımlar yavaşlıyor 2019–2025 döneminde ABD ve Almanya’dan Avrupa’ya yapılan yatırımlar sırasıyla %38 ve %28 düştü. ABD’li şirketler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve yerel yatırımları teşvik eden politikalar nedeniyle Avrupa yatırımlarında daha temkinli davranırken, Alman şirketleri ise artan maliyetler, zayıflayan Çin talebi ve yoğunlaşan küresel rekabet baskısıyla karşı karşıya bulunuyor. Yatırımcılar kısa vadede temkinli, uzun vadede ise iyimser Araştırmaya katılan şirketlerin %54’ü önümüzdeki bir yıl içerisinde Avrupa’da yeni faaliyet kurmayı veya mevcut faaliyetlerini genişletmeyi planlıyor. Katılımcıların %41’i jeopolitik gerilimler ve çatışmaları Avrupa’nın yatırım çekiciliği açısından en önemli risk olarak değerlendirirken; makroekonomik koşullar, ticaret engelleri ve artan regülasyon yükü de öne çıkan diğer risk unsurları arasında yer alıyor. Geçtiğimiz yıla göre regülasyon ve bürokratik karmaşıklığa ilişkin kaygıların yeniden yükselişe geçtiği görülüyor. Bu nedenle Avrupa Birliği, şirketler üzerindeki idari yükü azaltmaya yönelik kapsamlı sadeleştirme çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa uzun vadeli yatırım çekiciliğini koruyor Araştırmaya katılan şirketlerin %60’ı Avrupa’nın önümüzdeki üç yıl içerisinde yatırım çekiciliğinin artacağını öngörüyor. Avrupa’nın geniş ve erişilebilir pazarı, güçlü altyapısı, sürdürülebilirlik alanındaki liderliği, inovasyon kapasitesi ve yüksek nitelikli iş gücü yatırımcıların en çok önem verdiği avantajlar arasında yer alıyor. Katılımcılar aynı zamanda Avrupa’nın rekabetçilik ve verimlilik alanlarında ihtiyaç duyduğu dönüşümü gerçekleştirebileceğine de inanıyor. Şirketlerin %52’si Avrupa’nın yatırım ortamını güçlendirecek stratejik kararları hayata geçireceğini düşünürken, yalnızca %21’i bu konuda olumsuz görüş bildiriyor. Avrupa’nın planlarını uygulamaya dönüştürmesi gerekiyor Araştırma kapsamında görüşülen 500 yatırım lideri, Avrupa’nın küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha güçlü şekilde desteklenmesi, enerji maliyetlerinin azaltılması ve stratejik sektörlere yönelik teşviklerin artırılması gerektiğini vurguluyor. Bununla birlikte yatırımcılar, vergi sistemlerinin sadeleştirilmesi, dijital inovasyonun hızlandırılması ve rekabetçiliği artıracak politikaların kararlılıkla uygulanmasının Avrupa’nın uzun vadeli yatırım çekiciliğini daha da güçlendireceği görüşünü paylaşıyor. EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy araştırmayla ilgili şunları söyledi: “EY Avrupa Çekicilik Araştırmamızın sonuçları; jeopolitik dalgalanmaların, ticarette artan kısıtlamaların ve ekonomik belirsizliklerin küresel yatırım ortamını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen Avrupa’nın, yabancı yatırımlar açısından dayanıklılığını koruyan ve yatırımcılar için cazibesini sürdüren bir merkez olmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu anlamda Türkiye’de oldukça iyi bir ivme kaydetmiş durumda. 2024 yılı sonuçlarında doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye, 2025 yılında dördüncü sıraya yükselerek doğrudan yabancı yatırım projelerini %20 artırdı ve toplam proje sayısını 383’e çıkardı. Araştırmamızdan yatırımların giderek daha seçici hale geldiğini; yapay zekâ, savunma ve enerji gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip stratejik alanlara ve güçlü yetkinlik ekosistemlerine sahip şehir ve bölgelere yöneldiğini gözlemliyoruz. Araştırmanın, yatırım kararlarında artık tek bir belirleyici unsurun olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Teknolojik dönüşüm, insan kaynağına erişim, regülasyonlar, jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri, ham madde ve tedarik zinciri dinamikleri gibi birçok unsur eş zamanlı olarak yatırım stratejilerini etkiliyor. Bu nedenle şirketler için asıl rekabet avantajı, değişimi öngörebilme ve yatırımlarını doğru zamanda, doğru sektöre ve doğru coğrafyalara yönlendirebilme yetkinliğinde yatıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.