Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Aktarımı

Kapsül Haber Ajansı - Veri Aktarımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Aktarımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bulut Maliyetleri Neden Kontrolden Çıkıyor? Haber

Bulut Maliyetleri Neden Kontrolden Çıkıyor?

Buluta geçişin ardından büyüyen BT bütçeleri, kurumları artan maliyetin kaynağını daha yakından incelemeye yöneltiyor. Artan iş hacmi ve yeni uygulamaların yanı sıra ihtiyacın üzerinde ayrılan kaynaklar, uzun süreli kapasite taahhütleri ve mevcut teknoloji bağımlılıkları da maliyetlerin artmasına sebep olabiliyor. Flexera’nın 2026 State of the Cloud araştırmasında katılımcıların yüzde 85’inin bulut harcamalarını yönetmeyi başlıca zorluklar arasında göstermesi, konunun kurumların gündemindeki yerini ortaya koyuyor. Maliyetleri yönetebilmek ise yalnızca mevcut faturayı takip etmeyi değil, artışın nedenlerini ayırt ederek bütçeyi belirleyen kararlara daha en başta müdahale edebilmeyi gerektiriyor. Dijital Türkiye’nin Yerli Bulutu DT Cloud, bulut yatırımlarında uygulamaların nerede ve hangi kaynaklarla çalışacağı kadar, bu tercihlerin hangi maliyet yapısını oluşturacağının ve ileride hangi koşullarda değiştirilebileceğinin de değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. FinOps Foundation’ın 2026 State of FinOps araştırması da maliyet yönetiminin mühendislik ve ürün geliştirme süreçlerinde daha erken aşamalara taşındığını ortaya koyuyor. Sistemler devreye alınmadan önce bulut mimarisinin maliyetini hesaplayabilmek, araştırmada öne çıkan ihtiyaçlar arasında yer alıyor. Her uygulamanın kapasite ve süreklilik ihtiyacı farklı Anlık işlem yürüten bir uygulamayla belirli aralıklarla rapor üreten bir sistemin kapasite, gecikme ve kesintiye tolerans gereksinimleri birbirinden farklı. Bu ayrımın altyapı seçimine yansıtılması; işlem gücü, depolama ve yedeklilik için ayrılan kaynakların gerçek ihtiyaca göre belirlenmesini sağlıyor. Bütün uygulamalar için aynı kapasite ve yedeklilik yaklaşımının benimsenmesi ise bazı sistemlerde kullanılmayan kaynaklara ödeme yapılmasına yol açabiliyor. Bu nedenle yatırım kararı öncesinde yalnızca birim fiyatın değil, ihtiyaç duyulan kaynakların toplam maliyetinin de görünür olması önem taşıyor. Kaynakların işlem gücü, depolama, ağ ve diğer servislerle birlikte modellenebilmesi; kurumların farklı senaryoları daha sağlıklı karşılaştırmasına ve toplam sahip olma maliyetini, yani TCO’yu, karar sürecinin başında değerlendirmesine yardımcı oluyor. DT Cloud da bu yaklaşım doğrultusunda ücretlendirme yapısının mümkün olduğunca öngörülebilir olmasını hedefliyor. Platformda sunulan Bulut Hesap Makinesi ile kurumlar ihtiyaç duydukları kaynakları seçerek yaklaşık maliyetlerini görebiliyor ve teklif dosyası oluşturabiliyor. Daha karmaşık veya kuruma özgü mimarilerde ise aynı hesaplama, ihtiyaç analizi ve farklı tedarik modellerinin karşılaştırılmasıyla genişletilebiliyor. Genel bulut, kuruma özel bulut ve sınır bilişim seçenekleri de uygulamanın çalışma biçimine göre değerlendirilmeli. Verinin nerede üretildiği, nerede işlendiği ve sistemler arasında ne sıklıkla taşındığı; kapasite, bağlantı ve işletme giderlerini etkiliyor. Bu nedenle seçeneklerin yalnızca ilk yatırım veya aylık hizmet bedeliyle değil, uygulamanın ihtiyaç duyduğu performansı ve sürekliliği sağlamanın toplam maliyeti üzerinden karşılaştırılması gerekiyor. Kaynak ihtiyacı zaman içinde değişebiliyor. Başlangıçta gerekli olan kapasitenin kullanım azaldığında yeniden düzenlenebilmesi de bütçe yönetiminin önemli bir parçası. Bunun için teknik imkanların yanı sıra kapasite azaltma koşullarının, asgari kullanım taahhütlerinin ve sözleşme sürelerinin yatırım aşamasında değerlendirilmesi gerekiyor. Özellikle yıl sonu bütçe ve satın alma dönemlerinde kurumların “satın alma mı, hizmet olarak tüketme mi?” kararını yalnızca başlangıç maliyeti üzerinden değil; CapEx ve OpEx etkilerini birlikte ele alarak vermesi daha sağlıklı bir maliyet görünümü oluşturuyor. Teknoloji bağımlılıkları gelecekteki bütçeyi de etkiliyor Bir kurum, kullandığı teknolojinin lisans veya hizmet koşulları değiştiğinde alternatiflere yönelme ihtiyacı duyabilir. Ancak daha uygun fiyatlı bir seçeneğe geçiş; uygulamaların uyarlanmasını, verilerin taşınmasını, uzmanlık ve zaman ayrılmasını gerektirebilir. Hizmetin geçiş boyunca sürdürülmesi için yapılacak hazırlıklar da maliyete eklenir. Bu çalışmaların toplam maliyeti, fiyat avantajının ne ölçüde gerçek bir tasarrufa dönüşeceğini belirler. Bu noktada bulut sağlayıcısının yalnızca çalışma dönemindeki maliyeti değil, geçiş maliyetini ve geçiş sürecindeki operasyonel yükü de azaltabilmesi önem kazanıyor. Mevcut altyapıların farklı bir bulut ortamına taşınması; teknik planlama, veri aktarımı, uygulama uyumluluğu ve kesintisiz geçiş gibi başlıkları beraberinde getiriyor. Bu nedenle geçişi kolaylaştıran ticari ve teknik modeller, özellikle mevcut altyapısını yenileme döneminde olan kurumlar açısından toplam yatırım hesabının bir parçası haline geliyor. DT Cloud’un kurumların yerli ve regülasyonlarla uyumlu bulut altyapılarına geçişini kolaylaştırmaya yönelik migration yaklaşımı da bu ihtiyaca dayanıyor. Amaç yalnızca altyapının bir ortamdan diğerine taşınması değil; kurumların geçiş maliyetini, operasyonel riski ve teknoloji bağımlılığını birlikte değerlendirebildiği daha sürdürülebilir bir yapı oluşturmak. Verinin ve kritik altyapının Türkiye’de yönetilebilmesi ise maliyet perspektifinin yanında dijital egemenlik ve regülasyon uyumu açısından da değerlendirilmesi gereken bir unsur olarak öne çıkıyor. DT Cloud, genel bulut, özel bulut ve sınır bilişim çözümlerini uygulamaların farklı ihtiyaçlarına göre birlikte değerlendiriyor. Over-Cloud yönetim katmanındaki yerli kontrol düzlemi, platformun yerel olarak yönetilmesini ve gerektiğinde müdahale edilmesini sağlıyor. Under-Cloud altyapı ara katmanı ise farklı üretici ve teknolojilerin ortak bir platform üzerinden yönetilmesine imkan vererek kurumların teknoloji bağımlılığını azaltıyor. İş yüküne uygun ortamın seçilmesi, altyapının ölçeklenebilmesi ve farklı teknolojilerle çalışılabilmesi, kurumların maliyetle ilgili kararlarını uygulayabilmesi açısından önem taşıyor. Bir teknoloji değişikliğinin sağlayacağı ekonomik faydanın belirlenmesi için uygulama bağımlılıklarının, gerekli teknik uyarlamaların, geçiş maliyetinin ve yeni modelin toplam sahip olma maliyetinin birlikte incelenmesi gerekiyor. Son olarak DT Cloud CCO’su Orkan Aytulun “Bulut yatırımlarında yalnızca bugün ne kadar ödeyeceğinize bakmak yeterli değil. Kurumların satın alma kararını verirken kaynak ihtiyacını, taahhütleri, CapEx ve OpEx etkisini ve gerektiğinde başka bir teknolojiye geçmenin maliyetini birlikte değerlendirmesi gerekiyor. Şeffaflık burada kritik; kullanacağınız kaynakların yaklaşık maliyetini daha yatırım kararını vermeden görebilmek ve farklı senaryoları karşılaştırabilmek bütçe yönetimini güçlendiriyor. Bulut mimarisi aynı zamanda kurumun gelecekteki pazarlık gücünü de şekillendiriyor. DT Cloud’da yerli kontrol düzlemimizi, farklı teknolojilerle çalışabilen mimarimizi ve geçiş modellerimizi bu anlayışla geliştiriyoruz. Kurumların bugünkü ihtiyaçlarını karşılarken yarın farklı bir karar verebilme özgürlüğünü korumasını önemsiyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

30 Bin Kez Bükülmeye Dayanıklı Hızlı Şarj Kablosu Haber

30 Bin Kez Bükülmeye Dayanıklı Hızlı Şarj Kablosu

Türkiye’nin en hızlı büyüyen mobil aksesuar markası Mcdodo, günlük kullanımda en çok yıpranan teknolojik ürünlerden şarj kablolarına dayanıklı bir alternatif sunuyor. Mcdodo CA-3130 Type-C to Type-C 65W hızlı şarj kablosu, 30 bin bükülme testinden başarıyla geçen yapısıyla uzun süreli kullanım için geliştirildi. 30 bin bükülme testi, kablonun günlük kullanımda uzun ömürlü bir yapı sunduğunu gösteriyor. Ortalama bir kullanıcının kabloyu telefonu şarja takıp çıkarırken, masada toplarken, çantaya yerleştirirken veya priz çevresinde kıvırırken günde yaklaşık 5 kez bükülmeye maruz bıraktığı düşünüldüğünde, 30 bin bükülme seviyesi 6 bin günlük, yani 16 yılı aşan teorik bir kullanım senaryosuna karşılık geliyor. Mcdodo CA-3130, bu dayanıklılığıyla kullanıcıların en sık yaşadığı kablo yıpranması, kırılma ve form kaybı sorunlarına karşı güçlü bir alternatif sunuyor. Hem şarj hem veri kablosu Telefon, tablet, dizüstü bilgisayar ve Type-C girişli farklı cihazlarla uyumlu olan Mcdodo CA-3130, 65W’a kadar Power Delivery hızlı şarj desteği sunuyor. Dokulu alüminyum alaşımlı yüzeyiyle şık ve sağlam bir tasarıma sahip olan Mcdodo CA-3130, özel kaplaması sayesinde yeni görünümünü daha uzun süre koruyor. Paslanmaya karşı dayanıklı yapısı, ürünü evde, ofiste ve seyahatte güvenli kullanım için uygun hale getiriyor. USB 2.0 standardıyla şarjın yanı sıra veri aktarımı da sağlayan Mcdodo CA-3130, 480 Mbps’e kadar veri aktarım desteği sunuyor. Böylece kullanıcılar tek kabloyla hem hızlı şarj hem de güvenli veri senkronizasyonu yapabiliyor. Macbook Pro 13 için 2,5 saatte, iPad Pro 11 içinse 2,4 saatte tam şarj yapabilen kablo gün içinde kesintisiz teknoloji deneyimini destekliyor. Mcdodo CA-3130 Type-C to Type-C 65W hızlı şarj kablosu 599 TL’lik fiyatıyla günlük teknoloji kullanımında uzun ömürlü bir çözüm sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM Sualtındaki Yeni Amiral Gemisi “TENGİZ”i Gün Yüzüne Çıkardı Haber

STM Sualtındaki Yeni Amiral Gemisi “TENGİZ”i Gün Yüzüne Çıkardı

Türk savunma sanayiinin milli projelerinde kritik roller üstlenen STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., sualtı platformlarındaki tecrübesini insansız sistemlerle bir üst seviyeye taşıyor. STM’nin kendi öz kaynaklarıyla geliştirdiği Büyük Otonom İnsansız Sualtı Aracı TENGİZ, 400 metreyi aşan görev derinliği ve 20 günü geçen operasyon süresiyle denizlerdeki yeni güç çarpanı olarak ilk kez SAHA 2026’da kamuoyuna tanıtıldı. Güleryüz: STM’nin İnsansız Sualtı Ailesi Büyüyor STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, STM’nin askeri denizcilik tecrübesini otonom teknolojileri ile birleştirerek, Mavi Vatan savunmasında oyun değiştirici platformlar geliştirdiğini belirterek şunları kaydetti: “İnsansız otonom sualtı araçları yolculuğumuza, yüksek yerlilik oranıyla geliştirdiğimiz STM NETA 300 ile başlamıştık. NETA 300’ün deniz testlerini başarıyla tamamlamış olmanın verdiği gururla, şimdi bu aileyi orta ve büyük sınıftaki yeni üyelerimizle genişletiyoruz. TENGİZ bu ailemizin en büyük ve en yetkin üyesi olarak öne çıkıyor. TENGİZ, konvansiyonel bir denizaltının icra edebileceği hemen hemen tüm kritik görevleri, personelimizi riske atmadan, insansız ve yüksek otonomiyle gerçekleştirebilecek bir platformdur. İstihbarattan mayın harbine, torpido atışından 'ana gemi' konseptine kadar sunduğu bu devasa kapasite, Türkiye’nin sualtındaki teknolojik egemenliğini perçinleyecektir.” Derinliklerin Görünmez Muhafızı Adını Eski Türkçe’de 'deniz' ve 'sonsuz su' anlamına gelen kelimeden alan TENGİZ, sualtı harbinin temel gereksinimlerini karşılamak üzere çok amaçlı bir operasyonel yapı sunuyor. Platform; istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) faaliyetlerinin yanı sıra denizaltı savunma harbi kapsamında hedef takibi ve bariyer kurma görevlerini yerine getiriyor. Elektronik harp, sinyal istihbaratı ve deniz tabanı haritalama gibi teknik görevlerde de kullanılan TENGİZ, kritik altyapıların denetiminde rol alırken aynı zamanda taarruzi mayın harbi kapsamında belirlenen alanlara mayın dökme kabiliyetine sahip bulunuyor. Ağır ve çok hafif torpido fırlatma yeteneğine sahip olan TENGİZ, bünyesinde STM NETA 300 otonom sualtı aracını ve ALPAGUT akıllı dolanan mühimmat sistemini taşıyıp sualtından fırlatabilen bir "ana gemi" (mothership) yapısıyla çalışıyor. ADVENT Komuta Kontrol mimarisi sayesinde ağ merkezli harp konseptine dahil olan platform, uydu haberleşmesi üzerinden veri aktarımı gerçekleştiriyor. 40 feet ISO konteyner boyutlarıyla uyumlu olan TENGİZ, limanların yanı sıra lojistik destek gemileri ve TCG ANADOLU (LHD) gibi havuzlu gemilerden otonom olarak göreve başlayabiliyor. 400 metre Derinlerde 20 Günden Fazla Görev Süresi Ekstra Büyük Sınıf İnsansız Sualtı Aracı (XLUUV) kategorisinde yer alan TENGİZ; 11,2 metre uzunluğa, 1,6 metre çapa ve 17,8 ton deplasman ağırlığına sahip. 400 metreyi aşan derinliklerde görev icra edebilen platform, sualtında 8 knotun üzerinde hıza ulaşabiliyor. Sistem mimarisi ve enerji kapasitesi, aracın herhangi bir dış desteğe ihtiyaç duymadan 20 günü aşkın süre boyunca kesintisiz operasyon sürdürmesine olanak tanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diş Tedavilerinde   RealGuide 6.0 ile Dijital Devrim Yaşanacak Haber

Diş Tedavilerinde RealGuide 6.0 ile Dijital Devrim Yaşanacak

Diş tedavilerinde dijital dönüşümün öncü yazılımı RealGUIDE, en yeni versiyonu olan 6.0’ı klinisyen ve akademisyen diş hekimleri tarafından kurulan OSSEDER’in düzenlediği “11. Uluslararası Osseointegrasyon Kongresi’nde” tanıttı. RealGUIDE 6.0 versiyonu, SDT Dental Studio’nun kongredeki standında diş hekimleri ve sektörün diğer profesyonellerine uygulamalı olarak anlatıldı. 3D görüntüleme, implant planlama ve protez modelleme uygulamalarını, mobil cihazlar ve bulut üzerinde entegre eden RealGUIDE, dünyanın ilk açık sistemi olarak başta kolayca uygulanması başta olmak üzere dikkat çekici çok sayıda özellikler taşıyor. Yapay Zekâ ile en karmaşık vakalar çözülüyor İtalyan yüksek teknoloji üretici firması 3Diemme’nin Türkiye distribütörü SDT Dental Studio’nun kongredeki standında tanıtılan RealGUIDE 6.0, güçlü yapay zekâ algoritmalarıyla en karmaşık diş vakalarda bile mükemmel sonuçlar veren özelliklere sahip. Dijital platform, diş hekimliği uygulamalarındaki tüm ihtiyaçlar için zahmetsiz, kısa süreli, yüzde 100 güvenli ve yüzde 100 başarı ile klinik diş tedavilerinde milimetrik doğruluk ile başarılı sonuçlar vererek tüm süreçleri en basite indiriyor. Bir parmak dokunuşuyla yönetebilmeye de olanak tanıyan cerrahi rehber planlama yazılımı RealGUIDE 6.0 platformu, farklı yazılımlar arasında sürekli dosya alışverişinin de önüne geçiyor. Diş tedavilerinde kısa süre içinde, güvenli ve her türlü ihtiyaca uygun çözümler sunan modül, dijital iş akışı yönetimi için hem diş hekimleri hem de diş teknisyenleri için tek bir entegre ortamda hata payını sıfıra indirerek veri aktarımı da sağlıyor. Sevilay Eroğlu’na OSSEDER Başarı Ödülü 11. Uluslararası Osseointegrasyon Kongresi’nde SDT Dental Studio Kurucusu Sevilay Eroğlu’na OSSEDER Mesleki Başarı Ödülü verildi. Sektörde yaptığı çalışmalar ve dernek iş birliği ile bu ödüle layık görülen Eroğlu, diş tedavilerinde dijital uygulamaların önemli bir temsilcisi olan RealGUIDE’ın Türkiye distribütörlüğünü sürdürüyor. RealGUIDE, CE (sınıf IIA) ve FDA (sınıf II) sertifikası, ISO 13485:2016'ya uygun kalite sistemine sahip. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.