Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Analitiği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Analitiği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Analitiği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ ile Bulutun Kuralları Yeniden Yazılıyor Haber

Yapay Zekâ ile Bulutun Kuralları Yeniden Yazılıyor

Yapay zekâ hizmetleri ve AI-optimize sunucular için önümüzdeki dönemde yüz milyarlarca dolarlık küresel bir yatırım dalgası bekleniyor. Bunun temel nedeni ise açık: Bulut, yapay zekâ, veri ve uygulama yaşam döngüsü, artık doğal ve vazgeçilmez işletim zemini hâline gelmiş durumda. Bu hızlı dönüşüm, yerel veri egemenliği, regülasyon uyumu ve sürdürülebilir altyapı ihtiyacını da hiç olmadığı kadar görünür kılıyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin %100 yerli sermayeli bulut sağlayıcılarından vMind CEO’su Volkan Duman “Yapay zekânın veri ve uygulama yaşam döngüsünde doğal çalışma zemini olarak bulutu merkeze almayan hiçbir yaklaşım uzun vadede sürdürülebilir değil” diyor. Üretken Yapay Zekâ Çağında Kazananlar: Bulutu Doğru Konumlayanlar Olacak 2026 yılı itibarıyla yapay zekâ pazarı küresel ölçekte devasa bir ivme yakalamış olsa da iş dünyasında bu teknolojinin nasıl hayata geçirileceğine dair yön arayışı devam ediyor. Yapılan araştırmalar, kurumların %81’inin üretken yapay zekânın dönüştürücü gücüne tam bir güven duyduğunu; ancak bu değişime uyum sağlamakta zorlanan kesimin oranının %57 gibi kritik bir seviyede olduğunu gösteriyor. Şirketler bugün, yüksek yatırım iştahı ile risk algısı arasındaki ince çizgide bir denge kurmaya çalışıyor. Bu tabloyu değerlendiren vMind CEO’su Volkan Duman, yapay zekâ yatırımlarında başarının anahtarının "doğru zemin" seçimi olduğunu vurguluyor. Pazardaki geleneksel refleksi eleştiren Duman, değerlendirmesinde şu noktalara dikkat çekiyor; "Pazarda hâlâ ‘donanım al-kur’ yaklaşımının sürdüğünü görüyoruz. Oysa bugün asıl odaklanmamız gereken soru; yapay zekâyı nerede ve nasıl çalıştırdığımızdır. Hız, ölçeklenebilirlik, maliyet optimizasyonu ve regülasyon uyumu gibi kritik başlıklarda, bulut üzerinden tüketilen ve uçtan uca yönetilen bulut hizmetleri açık ara avantaj sağlıyor." Doğrudan sunucu ve altyapı yatırımı yapma eğiliminin yerini, daha esnek ve verimli modellerin alması gerektiğini belirten Volkan Duman; önümüzdeki dönemin kazananlarının "altyapı sahibi olmak" yerine, bu süreci uzman bir iş ortağıyla bulut üzerinden yönetenler olacağını ifade ediyor. Bu süreçteki yetkinliğini küresel bir başarıyla da taçlandıran vMind, "IDC MarketScape: Türkiye Public Cloud Infrastructure as a Service 2025 Vendor Assessment" raporunda “Major Player” (Önemli Oyuncu) olarak konumlandırıldı. Bu başarı, vMind’ın sadece yerel bir oyuncu olmadığını, aynı zamanda küresel standartlarda altyapı ve yönetilen hizmet sunma kapasitesine sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı. “Tek Bir Bulut Sağlayıcısıyla Tüm Süreçleri Yönetmek Artık Gerçekçi Değil” Küresel ölçekte veri merkezlerine olan ilginin artmasıyla bu dönüşüm hızlanırken, 2032’ye kadar yapay zekâ pazarının; platformlar, modeller ve özellikle servis olarak sunulan AI çözümleriyle milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşacağı öngörülüyor. Bu büyümenin en önemli itici gücünün, kurumların karmaşık yapıları kendi başına yönetmek yerine uzman bulut ve yönetilen hizmet sağlayıcılarla çalışmayı tercih etmesi olacağı ifade ediliyor. Türkiye’de de benzer bir eğilim öne çıkıyor. Kuruluşların yapay zekâyı; süreç otomasyonu, IT optimizasyonu, veri analitiği, kalite ve hata kontrolü gibi somut kullanım senaryoları üzerinden hayata geçirmesi bekleniyor. Ancak çoklu bulut mimarilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu yapıların etkin yönetilmesi başlı başına bir uzmanlık alanına dönüşüyor. Volkan Duman, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, bulutu da kapsayan uçtan uca bir dijital dönüşüm yaklaşımıyla ele alan oyuncuların pazarda öne çıkacağını belirterek, "Multicloud yönetimi ve bulut üzerinden yönetilen hizmetler, önümüzdeki dönemde yapay zekâ yatırımlarının başarısını belirleyecek temel unsurlar olacak" dedi. portvMind ile Ölçeklenme ve Küresel Açılım Dönemi vMind, “Bulutta İşler Değişecek” mottosuyla 2025 yılında hayata geçirdiği portvMind Public Cloud platformuyla, küresel devlerin baskın olduğu alanda güçlü bir yerli alternatif oluşturdu. Yıldız Teknopark’ta Türk mühendisler tarafından geliştirilen bu platform; esnek mimarisi, dakika bazlı faturalandırma modeli ve yerel veri egemenliği odağıyla işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandırırken, altyapı maliyetlerinde %30’a varan tasarruf sağlıyor. Şirket, 2026 yılını bir "ölçeklenme ve uluslararası açılım yılı" olarak konumlandırıyor. 2026 yatırım planı kapsamında vMind; işlem gücü, depolama ve ağ altyapısını iki katına çıkarmayı, yeni felaket kurtarma merkezleri açmayı ve Avrupa’da veri merkezi yatırımı için somut adımlar atmayı hedefliyor. EMEA ve META bölgeleri başta olmak üzere kanal ortaklıklarıyla büyümeyi planlayan şirket, teknik ekibini de %25 oranında büyüterek siber güvenlik ve AI alanındaki yetkinliğini derinleştirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi’nde Fikirler Gelişime Dönüştü Haber

AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi’nde Fikirler Gelişime Dönüştü

AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi çatısı altında bir araya gelen gençler; inovasyonun temellerinden girişimcilik ve liderliğe uzanan kapsamlı bir eğitimin ardından geliştirdikleri yenilikçi projeleri Demo Day’de başarıyla sundu. Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektörünün lider kuruluşlarından AgeSA, Sabancı Gençlik Seferberliği kapsamında gençlerin teknoloji, girişimcilik ve inovasyon alanındaki gelişimlerine katkı sağlamaya devam ediyor. Bu kapsamda Fırat Üniversitesi öğrencilerine özel olarak düzenlenen Fikirden Gelişime Programı, AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi çatısı altında başarıyla tamamlandı. Program; üniversite öğrencilerinin fikirden ürüne uzanan girişimcilik yolculuğunu deneyimlemelerini sağlamak, inovasyon ve teknoloji odaklı yetkinliklerini güçlendirmek amacıyla tasarlanan 8 haftalık bir gelişim süreci olarak kurgulandı. Hibrit yapıda gerçekleştirilen programa toplam 32 öğrenci katıldı. Gençler, Yaratıcı Düşünmeden İş Modeline Uzanan Kapsamlı Bir Eğitim Yolculuğuna Çıktı Eğitim sürecinde öğrenciler; inovasyonun temelleri, girişimcilik ve start-up ekosistemi, tasarım odaklı düşünme, iş modeli geliştirme ve proje yönetimi gibi girişimciliğin kritik aşamalarına odaklanan kapsamlı bir içerikle buluştu. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerde; liderlik, takım kurma, şirketleşme, finansal okuryazarlık ve kurumsal marka oluşturma gibi başlıklar da ele alındı. Gençler aynı zamanda, yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirmenin yanı sıra sigortacılık sektörünün dönüşüm dinamiklerini, AgeSA’nın dijitalleşme vizyonunu ve sektörün geleceğini şekillendiren teknolojileri yakından tanıma fırsatı elde etti. Geliştirilen fikirler; kullanıcı içgörüleri, çözüm tasarımı ve iş modeli çerçevesinde olgunlaştırılarak sunuma hazır projelere dönüştürüldü. Geleceğin Çözümleri Sahneye Taşındı Programın sonunda düzenlenen Demo Day etkinliğinde öğrenciler, geliştirdikleri projeleri jüri ve davetlilere sundu. İş modeli, çözüm önerisi, hedef kitle ve potansiyel etki başlıklarını içeren sunumlar, katılımcıların edindikleri bilgi ve deneyimi somut çıktılara dönüştürmelerine olanak sağladı. Demo Day, genç girişimci adaylarının fikirlerini gerçek bir sahnede test etmelerine ve girişimcilik ekosisteminde görünürlük kazanmalarına katkı sundu. Gençler, AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezleri ile Geleceğe Hazırlanıyor Sabancı Topluluğu tarafından hayata geçirilen Sabancı Gençlik Seferberliği kapsamında açılan AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi, gençlerin teknoloji odaklı yetkinliklerini artırmayı hedefleyen yeni nesil bir öğrenme ve üretim ekosistemi olarak konumlanıyor. Sigortacılık, finans ve mühendislik alanlarını; yapay zekâ, veri analitiği, yazılım ve finansal teknolojilerle buluşturan merkezler, gençlerin teorik bilgilerini gerçek sektör verileri ve uygulamalı projeler ile geliştirmesine olanak tanıyor. Akademisyenler, öğrenciler ve sektör profesyonellerini aynı zeminde bir araya getiren yapı; vaka analizleri, mentorluk programları, eğitim modülleri, yarışmalar, ideathon’lar ve girişimcilik projeleriyle destekleniyor. Staj programları da AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi’nin önemli bir unsuru olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda AgeSA, daha önce Fırat Üniversitesi öğrencilerine yönelik 4 haftalık özel bir staj programı gerçekleştirdi. Standart staj deneyiminin ötesinde tasarlanan bu programda öğrenciler, öğrenciler, Dijital Projeler, Yapay Zeka, Analitik CRM, Sigorta Dönüşüm Teknolojileri ve Robotik Teknolojiler gibi farklı ekiplerde görev alarak, iş süreçlerini gözlemleme ve çeşitli teknoloji uygulamalarını deneyimleme fırsatı buldular.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde  HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi Haber

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde HSWIM Teknolojisi ile Kesintisiz Ağırlık Denetimi

Bu proje; ağır taşıtların durdurulmadan denetlenmesini sağlayarak trafik ve yolcu güvenliğini artıran, yol altyapısını koruyan ve bakım-onarım maliyetlerini azaltan yenilikçi bir çözüm. Aşırı ve izinsiz yüklerin erken tespiti sayesinde trafik akışı kesintiye uğramazken, ani duruş ve kuyruklanmaların önüne geçilecek. Aynı zamanda yakıt tüketimi ve emisyonların azalmasıyla çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlanacak. Gelişmiş sensör ve veri analitiği altyapısı ise adil, şeffaf denetim ile akıllı ve sürdürülebilir ulaşım politikaları için güçlü bir temel oluşturacak. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde hayata geçireceği Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) ile ulaşımda dijitalleşme ve güvenlik adına önemli bir adım daha attı. Bu teknoloji sayesinde ağır taşıtların aks yükleri ve toplam ağırlıkları, trafik akışını kesintiye uğratmadan, araçlar seyir halindeyken ölçülebilecek. Proje ile ağır taşıtlar durdurulmadan denetlenebilecek, bu sayede trafik akışında kesintiler yaşanmasının önüne geçilecek. Ani duruşlar ve kuyruklanmaların azalmasıyla sürücü ve yolcu güvenliği artırılırken, aşırı yük taşıyan araçların erken aşamada tespit edilmesi yol üstyapısında meydana gelen bozulmaları azaltacak ve bakım-onarım maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlayacak. İmzalanan anlaşma hakkında bir değerlendirme yapan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi Genel Müdürü Alper Akar “Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde hayata geçireceğimiz Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) ile ağır taşıtların aks yükleri ve toplam ağırlıkları trafikte herhangi bir duraksamaya gerek kalmadan ölçülebilecek. Bu sistem sayesinde hem yol altyapısının korunmasına hem de güvenli ve sürdürülebilir ulaşımın desteklenmesine yönelik önemli bir adım daha atıyoruz. Fizibilite, kurulum, entegrasyon ve test süreçlerinin ardından sahada aktif olarak devreye alınacak bu teknoloji; Intetra ve alanında uzman teknik ekiplerimizle yürütülen güçlü iş birliklerinin bir sonucu olarak, veri odaklı ve yenilikçi altyapı çözümlerimize önemli katkı sağlayacak.” dedi. Intetra CEO’su Muhammed Alyürük ise proje ile ilgili şu açıklamalarında bulundu: Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi ülkemizin en önemli geçiş noktalarından birinde, köprünün işletmesini başarıyla yürüten ICA ile birlikte çok değerli bir projeyi hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Yüksek Hızda Hareket Halinde Tartım Sistemi (High Speed Weigh-in-Motion, HSWIM) projemiz kapsamında; köprünün hem Avrupa–Asya hem de Asya–Avrupa yönlerindeki girişlerinde, araçların ağırlıkları durmaksızın ve yüksek hızda ölçümlenebilecek. Bu proje, Türkiye’deki ilk örnek uygulamalardan biri olmasının yanı sıra, akıllı ulaşım sistemleri alanında ülkemizin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından da son derece gurur verici. Intetra olarak; akıllı ulaşım sistemlerine yön veren projelerde yer almaktan, teknolojimizi dünyanın en özel mühendislik yapılarından birine entegre etmekten ve geleceğin ulaşım altyapısına katkı sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Yakıt tüketimi ve emisyon değerlerini düşürerek çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak olan bu proje, akıllı ulaşım sistemleri için güçlü bir veri altyapısı oluşturuyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ndeki bu uygulama, modern ve adil denetim politikalarının Türkiye'deki en önemli örneklerinden biri olarak konumlanıyor.

Doğuş Teknoloji 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendini Açıkladı Haber

Doğuş Teknoloji 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendini Açıkladı

Dijital olgunluğun yeniden tanımlanacağı 2026’da, yapay zeka yalnızca verimlilik sağlayan bir araç olmaktan çıkarak kurumsal mimarinin temel karar verici mekanizması haline gelecek. Doğuş Teknoloji, 2026 teknoloji öngörülerinde işletmelerin dijitalleşmekle sınırlı kalmayıp otonom yeteneklerle donatılmış akıllı organizasyonlara dönüşmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu yeni ekosistemde rekabet avantajı, teknolojiyi ne kadar hızlı benimsediğimizle değil; insanla yapay zeka ajanlarını ne ölçüde etkili bir hibrit modelde buluşturabildiğimizle belirlenecek. Finansal operasyonlardan yetenek yönetimine kadar iş dünyasının her katmanında yapay zeka teknolojilerinin dönüştürücü etkisinin hissedileceği 2026 için Doğuş Teknoloji, iş yapış biçimlerini kökten değiştirecek 5 temel teknoloji trendini sıralıyor. 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendi 1. “Agentic AI” ile yapay zeka, yalnızca asistan olmaktan çıkacak. Doğuş Teknoloji’nin 2026 teknoloji trendlerinin en başında gelen "Agentic AI" kavramı, 2026 yılında işletmelerde operasyonel yapıları kökten dönüştürecek. Yazılım dünyasında, yapay zekanın kod asistanı olmanın ötesine geçerek süreçleri yönettiği “AI-Native” mimariler standart hale gelecek. Sistemlerin karmaşık süreçleri optimize edebildiği bu yapıda, görev tabanlı yapay zeka ajanları, BT operasyonları ve müşteri deneyiminde uçtan uca sorumluluk alarak dijital iş gücünü oluşturacak. 2. Yapay zeka ile artan siber tehditlere karşı savunma milisaniyelere inecek: 2026’da bütün şirketleri yakından ilgilendiren bir diğer trend ise siber tehditlerin, yapay zekanın hızıyla evriliyor olması. Böylesi bir dünyada, güvenliğin de sürekli öğrenen ve önleyici yaklaşımlarla güçlenmesi kaçınılmaz hale geliyor. 2026’da siber tehditler otonom yapay zeka ile daha da karmaşıklaşırken, savunma mekanizmaları da “Zero-Trust” (Sıfır Güven) mimarileri ve kuantum sonrası kriptografi ile şekillenecek. Tehditlere tepki süresinin saniyelerden milisaniyelere ineceği bu yeni dönemde, kendi kendine karar veren ve aksiyon alan otonom siber koruma katmanları iş hayatının merkezine yerleşecek. 3. Yapay zeka, IoT cihazlarıyla fiziksel dünyamıza daha fazla dahil olacak. Yapay zeka ile gelişen teknolojilerin fiziksel dünyada da karar verici olacağını vurgulayan Doğuş Teknoloji, IoT cihazlarının basit sensörlerden çıkarak, veriyi yerinde işleyen ve anında karar verebilen “Edge AI” yapılara dönüşeceğini belirtiyor. İnşaat ve enerji sektörlerinde iş gücü dönüşümünün merkezinde yer alacak robotik sistemlerde ise çok sayıda robotun merkezi kontrolünü sağlayan filo yönetim sistemlerinin ve otonom koordinasyonun standartlaşması bekleniyor. 4. Finans ve yönetişimde “Otonom Şirket” dönemi başlayacak. 2026 trendlerinin öne çıkan bir başka başlığında ise finans fonksiyonlarında otonom veri işleme katmanlarına ve gerçek zamanlı AI modellerine geçiş yer alıyor. Muhasebe, raporlama ve mutabakat süreçlerinin RPA ve LLM (Büyük Dil Modelleri) tabanlı mekanizmalarla %80’e varan oranda otomatikleşeceği öngörülüyor. Böylece finans ekipleri operasyonel yükten arınarak senaryo simülasyonları ve stratejik risk optimizasyonuna odaklanan bir karar destek merkezine dönüşecek. BT yönetişiminde ise veri odaklı çalışma kültürü ve yapay zeka destekli risk öngörüleri, operasyonel mükemmelliği ve uyum süreçlerini garanti altına alacak. 5. İnsan Kaynakları, insanla yapay zeka arasında köprü kuran dönüşümün merkezine yerleşecek. 2026’da öne çıkacak bir diğer trend ise insan kaynakları profesyonellerinin artık teknolojiyi insan odaklı yönlendiren stratejistler olarak konumlanacak olması. Beceriden ziyade “yeni bilgi öğrenme hızının” ön plana çıkacağını belirten Doğuş Teknoloji’ye göre 2026’da yapay zeka destekli öğrenme platformlarının yetenekleri geliştirmede önemi artacak. Yapay zeka asistanların gerçek ekiplerle birlikte sorumluluk aldığı hibrit çalışma modelleri ise rekabet avantajını belirleyen en önemli unsur olacak. Doğuş Teknoloji Hakkında: Doğuş Teknoloji, bugün 10’un üzerinde sektörde pek çok firmaya hizmet veren, odağına insanı alan, hızlı, yenilikçi, proaktif ve derin analiz yetkinlikleriyle ihtiyaca özel teknoloji çözümleri sunan bir teknoloji şirketidir. Aynı zamanda Ar-Ge merkezi de bulunan Doğuş Teknoloji, 35 farklı global iş ortağının gücü ve desteğiyle RPA, veri analitiği ve tahminleme, yapay zekâ ve makine öğrenmesi, Generative AI, Mobil ve WEB uygulamaları, ERP ve CRM gibi kurumsal çözümler konularda üst düzey uzmanlıkları bulunmaktadır. Özellikle siber güvenlik alanındaki öncü uygulamalarıyla servis verdiği bölgelerin tek iş ortağı konumundadır. Değişen dünyaya hızlıca uyum sağlayabilmek için yeni teknolojileri yakından takip ederek Blockchain, mobil ve giyilebilir teknolojiler odağında çalışmalarını sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknolojide Kadın Derneği’nden Yeni Nesil Yönetişim Adımı Haber

Teknolojide Kadın Derneği’nden Yeni Nesil Yönetişim Adımı

Teknolojide Kadın Derneği (Wtech), hızla dönüşen teknoloji ve iş dünyasında gençlerin rolünü yeniden tanımlayan önemli bir adım attı. Dernek, Genç Yönetim Danışma Kurulu ile gençliği geleceğin konusu olmaktan çıkararak, bugünün stratejik karar süreçlerinin aktif bir parçası hâline getirmeyi hedefliyor. Genç Yönetim Danışma Kurulu; dünyanın en iyi üniversitelerinde, yapay zekâ, veri analitiği, mühendislik, tıp, sürdürülebilirlik, ekonomi, iletişim ve iş geliştirme gibi kritik disiplinlerde eğitim alan ve çalışan gençlerden oluşuyor. Kurul üyeleri; küresel ölçekte faaliyet gösteren teknoloji, danışmanlık, sanayi ve araştırma ekosistemleriyle temas etmiş, çok uluslu bir deneyime sahip bir kuşağı temsil ediyor. Türkiye ile Dünya Arasında Stratejik Bir Entelektüel Genç Köprü Türkiye’den Avrupa’ya, ABD’den İngiltere’ye uzanan bu yapı; yalnızca bir danışma mekanizması değil, Türkiye ile dünya arasında doğal bir entelektüel genç köprü olarak konumlanıyor. Kurul; derneklerin uzun vadeli sürdürülebilirliğini desteklemek, veriye dayalı araştırmalar ve derin içgörüler üretmek ve yeni nesil projelerin tasarımına yön vermek amacıyla çalışıyor. Gençliğin sesini karar alma süreçlerine taşıyan bu yapı; global trendleri yerel ihtiyaçlarla buluşturarak derneğin projelerini daha çevik, politikalarını daha kapsayıcı, etkisini ise daha ölçülebilir ve sürdürülebilir hâle getirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, dünyada giderek güçlenen bir yönetişim standardının parçası. Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası yapılarda gençlik danışma kurulları, politika ve strateji süreçlerinde aktif rol üstleniyor. Türkiye açısından bakıldığında ise 15–24 yaş arası yaklaşık 12,7 milyon genç, toplam nüfusun %15’ine yakınını oluşturuyor. FutureBright Kurucu Ortağı Akan Abdula’nın lansmanda sunduğu araştırma raporuna göre, her 10 gençten 6’sı üniversite hayatının beklentilerini karşılamadığını, gençlerin yarısı ise eğitim sürecinde istediği alanda staj ya da iş deneyimi bulamadığını ifade ediyor. Bu tablo; gençlerin potansiyelinin karar alma mekanizmalarına daha erken ve etkin biçimde dâhil edilmesini, inovasyon, girişimcilik ve toplumsal etkiye dönüşmesi açısından stratejik bir gereklilik hâline getiriyor. Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney şunları ifade etti: “Genç Yönetim Danışma Kurulumuzu, gençleri dinlemenin ötesine geçerek; onlarla birlikte düşünmek, birlikte karar almak ve bu kararları birlikte gerçeğe dönüştürmek amacıyla hayata geçirdik. Bu yapı, dünyanın en iyi üniversitelerinde, en kritik disiplinlerde eğitim almış; küresel kurumlar ve araştırma ekosistemleriyle temas etmiş bir kuşağın bugün karar süreçlerine aktif katkı sunmaya hazır olmasının doğal bir sonucu. Türkiye ile dünya arasında güçlü bir entelektüel köprü kuran bu kurul, derneğimizin stratejik aklının ayrılmaz bir parçası olarak konumlanıyor. Çünkü biz, yetiştirdiğimiz gençlerin kariyer planlamasını yaparken, onların aynı zamanda dijitalin içine doğmuş insanlar olarak arkadan gelecek nesle rol model ve yol açıcı olmasını sağlamak adına, onları gerçek dünyaya, gerçek projelere ve gerçek yönetişime de davet ediyoruz. 360 derece bakış açılarını güçlendirmek, dayanıklıklarını artırmak ve yaratıcı akıl ile duygusal zekâlarını eş zamanlı kullanabilecekleri yetkinlikler kazandırmak istiyoruz.” Genç Yönetim Danışma Kurulu Başkanı Selin Şengöz şu ifadeleri kullandı: “Genç Yönetim Danışma Kurulu, gençlerin fikir sunan bir paydaş olmanın ötesinde; sorumluluk alan, veriyle düşünen ve etki üreten aktörler olarak konumlandığı yeni bir yönetişim anlayışını temsil ediyor. Farklı disiplinlerden ve coğrafyalardan gelen Türk gençleri olarak, küresel perspektifimizi yerel ihtiyaçlarla buluşturmayı ve Teknolojide Kadın Derneği’nin geleceğini birlikte şekillendirmeyi amaçlıyoruz.” Bu yapı; Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney, Esas Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Berrak Kutsoy ve Lenovo Türkiye Genel Müdürü Banu Soyak liderliğinde, gençlerin karar alma süreçlerine doğrudan katılımını esas alan bir yönetişim modeliyle hayata geçirildi. Genç Yönetim Danışma Kurulu; farklı disiplinlerden gelen, belirli sorumluluk alanlarıyla yapılandırılmış gençlerden oluşuyor. Kurulun başkanlığını Selin Şengöz üstlenirken; Bahar Taş, Zeynep Hazal Karadeniz ve Yaren Eray başkan yardımcısı olarak görev yapıyor. Yaren Eray aynı zamanda Araştırma ve Ölçümleme Komitesi Başkanlığı’nı yürütüyor. Kurulun mali süreçlerinden Kuzey Özpak sorumlu olurken; Batu Barkın ve Reyhan Öykü Bilgi Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanları olarak görev alıyor. Nilsen Karahan ise Genel Sekreter olarak kurulun koordinasyon ve iç işleyişinden sorumlu bulunuyor. Kurumsal iletişim alanında Buse Suer, iş geliştirme alanında ise Ayşe Nil Güven ve Berra Ülkü Kalcı komite başkanlığı yapıyor. Melek Uslu, Kurum İlişkileri Komitesi Başkanı olarak kurulda yer alırken; Ayşe Deniz Kandemir, Beliz Soyak, Cevdet Batuhan Işık, Naz Avşar, Azra Zeynep Kahramaner, İsmail Efe Telatar ve Beren Ayorak kurulun inovasyon ve yeni fikirler üye kadrosunu oluşturuyor. Teknolojide Kadın Derneği Hakkında Teknolojide Kadın Derneği, teknoloji ve inovasyon alanında sayıca az ve motivasyonu düşük kadınların gücünü artırmayı, sürdürülebilir çözümleri desteklemeyi ve toplumsal faydayı ön planda tutmayı amaçlayan bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, kadın girişimcileri ve liderleri teşvik eden projeler geliştirerek, teknoloji odaklı bir ekosistemin inşasına katkı sağlamaktadır. Eğitim, mentorluk, istihdam fırsatları ve sürdürülebilirlik temelli projelerle topluma değer katmayı hedefleyen Teknolojide Kadın Derneği, kadınların teknoloji alanında daha görünür ve etkin olmasını desteklerken, eşitlikçi bir geleceğin inşasında öncü rol üstlenmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akfen Holding, Sürdürülebilirlik Raporu ile ESG Alanında Öncü Konumunu Güçlendirdi Haber

Akfen Holding, Sürdürülebilirlik Raporu ile ESG Alanında Öncü Konumunu Güçlendirdi

Akfen Holding, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sunmaya ve uzun vadeli değer yaratmaya kararlılıkla devam ediyor. Holding, 2024 Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarında yürüttüğü çalışmaları uluslararası standartlarla uyumlu, ölçülebilir ve şeffaf bir çerçevede ortaya koydu. Rapor, Akfen Holding’in sürdürülebilirliği yalnızca bir raporlama konusu değil, kurumsal yönetim anlayışının ayrılmaz bir parçası olarak ele aldığını bir kez daha ortaya koyuyor. Akfen Holding’in 2024 Sürdürülebilirlik Raporu; Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC), Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs), ve Dünya Ekonomik Forumu Paydaş Kapitalizmi Metrikleri ile uyumlu olarak hazırlanarak, Türkiye’de sınırlı sayıda kurumun erişebildiği uluslararası raporlama olgunluğu hedeflendi. ÇEVRESEL PERFORMANSTA SOMUT VE ÖLÇÜLEBİLİR BAŞARI Akfen Holding, 2024 yılında ilk kez katıldığı CDP Su Güvenliği Programı’nda “B-”, CDP İklim Değişikliği değerlendirmesinde ise “B” (Yönetim Seviyesi) notu alarak çevresel riskleri yöneten ve fırsata dönüştüren bir yapı ortaya koydu. Aynı yıl içerisinde grup genelinde 43 milyon TL’nin üzerinde çevre yatırımı gerçekleştirilirken, Akfen Yenilenebilir Enerji özelinde yaklaşık 1,98 milyar TL’lik yatırım ile hibrit güneş ve rüzgâr santrallerinin kapasite artırımları hayata geçirildi. Akfen Holding, sürdürülebilirlik yönetimini “Sorumlu, Hedef Odaklı, Anlayışlı ve Etkileyici” başlıkları altında yapılandırarak, ESG yaklaşımını üst yönetimden tüm organizasyona yayılan bir yönetim modeli haline getirdi. 2024 itibarıyla Yönetim Kurulu’nda %33 kadın temsil oranına ulaşılması, kapsayıcılık ve eşitlik konusundaki yaklaşımın somut bir göstergesi olarak öne çıktı. SOSYAL ETKİ VE ÇEVREYE KATKI Akfen Holding, sosyal etkiyi yalnızca destek projeleriyle değil, ana faaliyet alanlarının bir parçası olarak ele alıyor. TİKAV aracılığıyla eğitimde fırsat eşitliği, gençlerin gelişimi ve toplumsal gönüllülük projeleri sürdürülürken; sağlık, altyapı ve kamu hizmetleri alanındaki yatırımlar da yüksek kalite ve sürdürülebilirlik standartlarıyla yönetiliyor. 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, Akfen Holding için yalnızca bir performans özeti değil; aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadele, su güvenliği, dijitalleşme ve kapsayıcı büyüme alanlarında geleceğe dönük güçlü bir yol haritası sunuyor. Yapay zekâ ve veri analitiği temelli dijital uygulamaların operasyonlara entegre edilmesiyle, sürdürülebilirlik yaklaşımı verimlilik ve etki odağında güçlendiriliyor. AKFEN GRUP SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK LİDERİ EMRE SEZGİN: HEDEFİMİZ UZUN VADELİ VE KALICI DEĞERLER İNŞA ETMEK Akfen Grup Sürdürülebilirlik Lideri Emre Sezgin, 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’na ilişkin değerlendirmede bulundu, Raporun, Akfen Holding’in sürdürülebilirliği stratejik bir yönetim alanı olarak ele aldığının somut bir göstergesi olduğuna dikkat çeken Emre Sezgin, sözlerine şöyle devam etti: “2024 yılıCDP değerlendirmelerinde İklim Değişikliği’nde ‘B’, Su Güvenliği’nde ise ‘B-’ notu almamız; çevresel riskleri ölçen ve yöneten bir yapıya ulaştığımızı ortaya koyuyor. Aynı dönemde grup genelinde 43 milyon TL’nin üzerinde çevre yatırımı gerçekleştirirken, Akfen Yenilenebilir Enerji özelinde yaklaşık 1,98 milyar TL’lik yatırım ile yenilenebilir enerji kapasitemizi güçlendirdik. Yönetim Kurulu’nda %33 kadın temsil oranına ulaşmamız ve sürdürülebilirlik yönetimini WEF Paydaş Kapitalizmi Metrikleri ile uyumlu bir modele taşımamız da bu bütüncül yaklaşımın önemli çıktıları. Hedefimiz, yalnızca bugünü değil, uzun vadeli ve kalıcı değer yaratan bir büyüme modelini sürdürülebilirlik ekseninde inşa etmek.”

Mastercard Lighthouse Türkiye x EBRD Star Venture Girişim Hızlandırma Programı 6 Girişimle Başladı Haber

Mastercard Lighthouse Türkiye x EBRD Star Venture Girişim Hızlandırma Programı 6 Girişimle Başladı

Türkiye’nin finansal hizmetler ekosistemini desteklemek amacıyla gerçekleştirilen Mastercard Lighthouse Türkiye x EBRD Star Venture Girişim Hızlandırma Programı için açılış etkinliği düzenlendi. “Lighthouse Türkiye Welcome Day” etkinliği, programa seçilen Finsmart AI, F-Ray Finansal Teknolojiler, Freya, Hardal, Novus ve Rudiq ile Mastercard iş ortaklarını, sektör paydaşlarını ve program partnerlerini bir araya getirdi. Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı’nın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlik boyunca, Mastercard uzmanları ve girişimler arasında fikir ve deneyim alışverişi yapıldı; Mastercard’ın finansal hizmetler ekosistemine sağladığı katkılar ve Türkiye’deki girişimlerin dünyaya açılma potansiyeli değerlendirildi. Yapay zeka teknolojilerini iş modellerine entegre eden girişimler öne çıktı Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı, “Girişimciler bugün sadece yeni fikirler üretmiyor; yapay zeka ve veri odaklı çözümleriyle iş süreçlerini yeniden tanımlayarak ekonomilerin dönüşümüne doğrudan katkı sağlıyor. Bu nedenle Lighthouse Türkiye programımıza bu yıl AI odaklı girişimlerden gelen yoğun ve nitelikli başvurular bizim için son derece kıymetli. Türkiye’de finansal hizmetler ekosistemine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirdiğimiz Lighthouse Türkiye programı ile ölçeklenebilir, global rekabete hazır ve teknolojiyi merkeze alan girişimlerin yanında duruyoruz. Bu özel programla Mastercard’ın küresel ağını, teknoloji birikimini ve iş ortaklarını girişimlerle buluşturuyor; yenilikçi çözümlerin hayata geçmesini hızlandırıyoruz. Ülkemizin dijital ekonomiyi geliştirme yolculuğunu, veri ve AI temelli güçlü bir inovasyon ekosistemiyle desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Mastercard Danışmanlık Hizmetleri EEMEA Bölgesi Kıdemli Başkan Yardımcısı Muin Öztop ise “Finansal hizmetler ekosistemimizin küresel rekabet gücünü artırma hedefiyle ülkemize getirdiğimiz Lighthouse Türkiye programı, ikinci döneminde de yoğun ilgi gördü. Güçlü ve ölçeklenebilir iş modelleri, değişen pazar dinamiklerine kısa sürede uyum sağlayabilen yapıları, alanında uzman ekipleri ve özellikle yapay zekâ odaklı yenilikçi çözümleriyle fark yaratan girişimler yeni dönemde aramıza katıldı. Bu yaklaşım, Mastercard’ın teknolojiyi iş ortaklarıyla birlikte küresel ölçekte rekabet avantajına dönüştürme vizyonuyla bire bir örtüşüyor. Bu çözümlerin finansal hizmetler ekosisteminde hız, güvenlik ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunarak sektörün dönüşümüne yön vereceğine inanıyoruz. Programa kabul edilen girişimcilerimizi kutluyor, önümüzdeki dönem için heyecanlarını paylaşıyoruz” diye konuştu. Programın açılış etkinliğine katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Furkan Karayaka ise konuşmasında Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu; “Ülkemizin girişimcilik ekosistemini büyütmeyi, fintek başta olmak üzere yenilikçi finans alanlarında küresel rekabetçiliği artırmayı ve girişimlerimizin uluslararası pazarlara erişimini hızlandırmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi son on yılda büyük bir ivme yakalayarak bölgesel bir merkez olma yolunda güçlü bir konuma ulaştı. 2010–2019 arasında Türk girişimlerine toplam 660 milyon dolar yatırım yapılmışken, 2020’den sonra bu rakam 5,5 milyar dolara ulaştı. Yıllık ortalama 1 milyar dolar seviyesindeki bu yatırımlar, Türkiye’nin girişimcilik ortamının olgunlaşarak küresel yatırımcıların radarına girdiğini gösteriyor. Bu programı da girişimcilerimiz için yalnızca bir hızlandırma süreci değil, aynı zamanda Türkiye’de inovasyonun ölçeklenmesi için kurulan güçlü bir adım olarak görüyoruz." Programa seçilen girişimler hakkında: Finsmart AI: Muhasebe verilerini otomatik olarak işleyip gerçek zamanlı finansal raporlar ve içgörüler üreten Finsmart AI, yapay zekâ destekli CFO yaklaşımıyla büyüyen şirketlere dijital finansal danışmanlık ve stratejik karar desteği sunuyor. F-ray Finansal Teknolojiler: Finansal ve finansal olmayan verileri gerçek zamanlı analiz eden Agentic AI mimarili F-ray, kurumların müşteri ve tedarikçi risklerini öngörmesini ve kredi ile risk değerlendirme süreçlerini otomatikleştirmesini sağlayan bir karar destek çözümü sunuyor. Freya: Finansal hizmetler sektörüne özel ses tabanlı yapay zekâ çözümleri geliştiren Freya, çağrı merkezi operasyonlarında satış desteği, teklif taleplerinin alınması ve müşteri hizmetleri süreçlerine yönelik otomasyon imkanları sunuyor. Hardal: Web sitesi ve mobil uygulamalardan elde edilen birinci taraf verilerini sunucu tarafında toplayıp farklı sistemlere aktaran Hardal, daha güvenli, doğru ve etkin pazarlama ile analitik içgörülerin üretilmesini mümkün kılan bir veri analitiği çözümü sunuyor. Novus: Manuel ve tekrar eden iş süreçlerini yapay zeka ile otomatikleştiren Novus AI, kodlama gerektirmeden yapay zekâ ajanları ve iş akışları oluşturulmasını sağlayarak kurumların zaman ve maliyet verimliliğini artıran entegre bir otomasyon altyapısı sunuyor. Rudiq: Lisanslı finansal kurumların gerçek dünya varlıklarını (RWA) tokenize etmesini mümkün kılan Rudiq, bu varlıkların farklı piyasalarda sunulmasını ve teminat gerektiren finansman süreçlerinde kullanılmasını sağlayan whitelabel bir altyapı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 2026’nın Üç Kritik Dönüşümü Yapay Zekâ Tabanlı Sigortacılık,  Siber Risk Ekosistemi ve Sürdürülebilirlik Olacak Haber

 2026’nın Üç Kritik Dönüşümü Yapay Zekâ Tabanlı Sigortacılık,  Siber Risk Ekosistemi ve Sürdürülebilirlik Olacak

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, sigorta sektörünün 2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde, “2025 yılı hem Türkiye’de hem de dünyada sigorta sektörü açısından yüksek belirsizlik ile yüksek fark yaratma fırsatının aynı anda hissedildiği bir dönem oldu. Küresel ölçekte büyüme hızlarının yavaşladığı, jeopolitik gerilimlerin, ticaret savaşlarının ve yüksek faiz–enflasyon sarmalının yatırım kararlarını zorlaştırdığı bir yılı geride bıraktık. Bu doğrultuda sigorta sektörünün küresel büyümesinin yaklaşık %2 - %2,5 seviyelerine, yani pandemi sonrası dönemin en düşük seviyelerine gerilemesi bekleniyor. Böyle bir tabloda sigorta sektörü, finansal sistemin istikrarı açısından kritik bir rol üstleniyor” dedi. Türkiye özelinde ise yüksek enflasyona rağmen sektörün reel büyüme performansına dikkat çeken Çiftçi, “Son yıllarda prim üretiminde enflasyonun üzerinde güçlü bir reel büyüme görüyoruz. 2024’te toplam prim üretimi yaklaşık 838,7 milyar TL’ye ulaştı; bireysel emeklilik fon büyüklüğü ise 1,2 trilyon TL seviyelerine geldi. 2025’te bu taban üzerine inşa edilen, daha seçici ve teknik odaklı bir büyüme dinamiği görüyoruz. Yıl sonunda toplam prim üretiminin 1,15–1,20 trilyon TL bandını zorlamasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Reasürans kapasitesi daha seçici hale geliyor 2025 yılında risk yoğunluğunda belirgin bir artış gözlendiğini vurgulayan Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Siber riskler, jeopolitik gerilimler ve kritik altyapılara yönelik tehditler kurumların risk haritalarını yeniden şekillendiriyor. İklim kaynaklı afetlerin sıklığı ve şiddeti arttıkça hem reasürans maliyetleri hem de hasar frekansı üzerinde baskı oluşuyor. Özellikle siber, yangın/mühendislik ve doğal afet teminatlarında reasürans kapasitesinin daha seçici hale geldiği, fiyat ve şartların sertleştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu durum, brokerlerin sadece fiyat odaklı değil, yapısal çözüm ve risk iyileştirme önerileriyle masaya oturmasını zorunlu kılıyor.” Murat Çiftçi, yapay zekâ, gelişmiş analitik ve otomasyonun underwriting, hasar yönetimi ve müşteri deneyimi süreçlerini hem globalde hem Türkiye’de kökten dönüştürdüğünü belirterek, “IBS açısından 2025 yılı, daha sofistike risk yönetimi çözümlerinin öne çıktığı bir ‘kalite yılı’ oldu” dedi. ‘Türkiye bölgesel cazibe merkezi olabilir’ Türkiye sigorta sektörünün ölçek ve penetrasyon açısından gelişme alanı olsa da, regülasyon kalitesi, teknik bilgi birikimi ve teknolojiyi benimseme hızı bakımından küresel trendlerle uyumlu ilerlediğini belirten Murat Çiftçi şöyle devam etti: “SEDDK ve ilgili kurumların yayımladığı düzenlemelerde; sermaye yeterliliği, tüketicinin korunması, şeffaflık ve sürdürülebilirlik başlıklarının giderek daha fazla önceliklendirildiğini görüyoruz. Dijital kanalların ve uzaktan satışın yaygınlaşması, ürün ve süreçlerin ‘dijital ilkeli’ tasarlanmasını beraberinde getiriyor. Globalde konuşulan iklim riski, siber risk ve altyapı yatırımlarının sigortalanması gibi alanlar Türkiye’de de kurumsal müşterilerin gündeminde üst sıralarda yer alıyor. Henüz penetrasyon ve kişi başı prim üretimi olarak OECD ortalamalarının altında olsak da, dönüşüm hızı ve regülasyon uyumu Türkiye sigorta sektörünü önümüzdeki dönemde bölgesel bir cazibe merkezi haline getirme potansiyeli taşıyor.” Enflasyon ve faiz, hem prim üretimi hem de yatırımı etkiliyor Türkiye’de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve faiz ortamının sektörü iki yönlü etkilediğini belirten Çiftçi: “Enflasyon, prim üretimini nominal olarak büyütürken hasar maliyetlerini de yukarı çekiyor. Özellikle oto sigortaları, yangın ve mühendislik branşlarında yedek parça, işçilik ve inşaat maliyetlerindeki artışlar teknik kârlılık üzerinde baskı oluşturuyor. Yatırım tarafında ise yüksek faiz dönemlerinde yatırım gelirleri sigorta şirketleri için önemli bir kâr kalemi haline geliyor; ancak bu durum uzun vadeli tasarruf ürünlerine olan talebi de şekillendiriyor. 2025 ve 2026 için baz senaryolarda enflasyon ve faizlerde kademeli bir normalleşme beklentisi öne çıkıyor. Bu da sektör için yatırım gelirlerinden çok teknik kârlılığın ve müşteri bağlılığının ön plana çıkacağı bir döneme geçiş anlamına geliyor” dedi. 2026’de üç kritik dönüşüm alanı olacak 2026 yılında Türkiye’de siber ve operasyonel dayanıklılık kapsamında yeni regülasyonların beklendiğini ifade eden Çiftçi, yapay zekâ ve model riskine ilişkin çerçevelerin de büyük önem taşıdığını belirtti: “AI kullanımını teşvik ederken model şeffaflığı, veri etiği ve sorumluluk paylaşımını netleştiren düzenlemelerin 2026 yılında hayatımıza girmesini bekliyoruz. Ayrıca sigorta şirketleri ile büyük aracılık kuruluşlarının iklim risklerini, yatırım portföylerini ve ESG performanslarını daha şeffaf raporlamasını gerektiren standartların da hayata geçmesi gerekiyor.” ‘Yüksek uzmanlık alanlarında daha da derinleşeceğiz’ IBS’in 2026 stratejik yol haritasında enerji, altyapı, havacılık, sağlık, siber ve finansal kurumlar gibi yüksek uzmanlık gerektiren alanlarda bilgi birikimini daha da derinleştirmek olduğunu belirten Murat Çiftçi, “Risk analizleri, senaryo çalışmaları ve portföy optimizasyonu için gelişmiş veri analitiği ve dijital platformlara yatırım yapmaya devam edeceğiz. Hem kendi operasyonlarımızda hem de müşteriye sunduğumuz çözümlere yenilikçi ürünleri adapte etmek, ESG kriterlerini somut hedeflerle birleştirmek, genç yetenekleri sektöre kazandırmak, mevcut kadromuzu yeni nesil teknolojilerle desteklemek, sürdürülebilirlik ve uluslararası standartlara uyum konusunda sürekli geliştireceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Global: “Dijital Ürün ve Platformlar Üzerinden Hizmet Verdiğimiz Şirket Sayısını 10 Katına Çıkaracağız” Haber

Sistem Global: “Dijital Ürün ve Platformlar Üzerinden Hizmet Verdiğimiz Şirket Sayısını 10 Katına Çıkaracağız”

Son yıllarda hız kazanan teknoloji yatırımları ve dijital servisleriyle yeni bir döneme hazırlanan Sistem Global, 2026 itibarıyla danışmanlık tabanlı servis entegre teknoloji çözümlerini daha ölçeklenebilir, bütüncül ve global erişime açık bir yapıya dönüştüreceğini duyurdu. Global ekonomik belirsizliklerin arttığı, regülasyonların karmaşıklaştığı ve rekabetin küresel ölçekte yoğunlaştığı bir iş ortamında, şirketlerin karar alma süreçlerini daha hızlı, daha şeffaf ve veri temelli hale getirmeyi amaçlayan Sistem Global, teknoloji destekli iş servisleri aracılığıyla şirketlerin finansal performanslarını, operasyonel verimliliklerini ve global pazarlardaki rekabet gücünü artıracak çözümler geliştirmeye odaklanacak. 2026’da teknoloji tabanlı servislerinin toplam hizmet gelirleri içindeki payını anlamlı ölçüde artırmayı hedefleyen Sistem Global, dijital ürün ve platformlar üzerinden hizmet verdiği şirket sayısını 10 katına çıkararak global ofisleri aracılığıyla sunulan entegre servis hacmini büyütmeyi amaçlıyor. Ayrıca, veri analitiği ve dijital süreç yönetimi odaklı çözümlerle, danışmanlık hizmetlerinin daha ölçülebilir çıktılar üretmesini sağlayacak yeni modellerin devreye alınması planlanıyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Sistem Global Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karslıoğlu, “Aynı zamanda 30’uncu yılımız olan 2026, bugüne kadar edindiğimiz bilgi birikimini ve tecrübeyi daha güçlü bir teknoloji vizyonuyla geleceğe taşıyacağımız önemli bir dönüm noktası olacak. Son yıllarda geliştirdiğimiz dijital ürünler, oluşturduğumuz teknoloji portföyü ve yatırım yaptığımız yenilikçi girişimler, bizi yalnızca danışmanlık sağlayan bir yapı olmaktan çıkararak, şirketlerin tüm kritik süreçlerine dokunan servis entegre bir teknoloji ekosistemine dönüştürdü. Danışmanlık hizmetlerimizi, dijital ürünler ve ölçeklenebilir platformlarla bütünleştirerek, şirketlerin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, uzun vadeli rekabet güçlerine de katkı sağlayan bir yapı kuruyoruz. Önümüzdeki dönemde bu yaklaşımı daha ileriye taşıyarak, şirketlerin değer üretme kapasitesini artıran çözümler sunmaya ve Türkiye’nin KOBİ odaklı kalkınma modeline katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.