Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Analitiği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Analitiği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Analitiği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koçtaş’a Avrupa’dan Perakende Teknolojileri Ödülü Haber

Koçtaş’a Avrupa’dan Perakende Teknolojileri Ödülü

Kampanya ve sadakat yönetimini mağaza, e-ticaret ve mobil uygulamada tek merkezden dijitalleştiren ve operasyonel verimliliği artıran sistem, Reta Awards kapsamında düzenlenen Reta Europe Retail Technology Awards’ta MarTech Innovation kategorisinde birincilik ödülü aldı. Joyalty platformu, gerçek zamanlı veri analitiği ve 360 derece müşteri görünümü sayesinde kişiselleştirilmiş pazarlama süreçlerini yeni bir seviyeye taşıyor. Koçtaş, perakende teknolojileri alanında Avrupa’nın en prestijli organizasyonlarından Reta Awards kapsamında düzenlenen Reta Europe Retail Technology Awards’ta MarTech Innovation kategorisinde birincilik ödülünün sahibi oldu. Koçtaş’a ödülü getiren çalışma, Koç Topluluğu’nun pazarlama teknolojileri şirketi Tanı iş birliği ile geliştirilen kampanya ve sadakat yönetimi platformu Joyalty’nin satış kanallarında hayata geçirilmesi oldu. Mağaza, e-ticaret ve mobil uygulama dahil tüm temas noktalarında devreye alınan bu platform sayesinde kampanya ve müşteri yönetimi süreçleri uçtan uca dijitalleşti. YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ PAZARLAMA ALT YAPISI API tabanlı mikro servis mimarisi üzerine inşa edilen Joyalty platformu sayesinde Koçtaş’ta pazarlama ekipleri kampanya kurgularını IT desteğine ihtiyaç duymadan dakikalar içinde hayata geçirebilir hale geldi. Platform; kampanya yönetiminden hedeflemeye, sadakat süreçlerinden performans takibine kadar geniş bir operasyonel çeviklik sağladı. Birleşik müşteri verisi altyapısının devreye alınmasıyla birlikte tüm kanallardaki müşteri verileri tekilleştirilerek merkezi bir yapıda toplanırken, kampanya planlama ve ölçümleme süreçleri tek merkezden yönetilmeye başlandı. Böylece Koçtaş hem operasyonel verimliliğini artırdı hem de müşterilerine daha tutarlı ve kişiselleştirilmiş bir deneyim sunma kapasitesini ileri taşıdı. MÜŞTERİ GÖRÜNÜMLÜ KİŞİLEŞLEŞTİRİLMİŞ DENEYİM Platformun sunduğu 360 derece müşteri görünümü sayesinde işlem geçmişi, kampanya katılımları, puan hareketleri ve üyelik statüleri tek ekranda izlenebilir hale geldi. Web, mobil uygulama ve mağaza kanallarında üyelik bilgilerinin eş zamanlı güncellenmesi tüm temas noktalarında tutarlı bir deneyim sağladı. Gerçek zamanlı kampanya tetikleme altyapısı ve gelişmiş müşteri segmentasyon kabiliyetleri ise hedefleme doğruluğunu artırarak müşteri deneyimini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya taşıdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TAB Gıda 2025’te de Güçlü Büyüme Sergiledi Haber

TAB Gıda 2025’te de Güçlü Büyüme Sergiledi

Burger King, Sbarro, Popeyes, Arby's, Usta Dönerci, Usta Pideci ve Subway markalarının faaliyetlerini sürdüren şirket, sistem genelindeki satışlarını hem kendi işletmeleri hem de franchise restoranları dahil olmak üzere %52 artışla 62,5 milyar TL'ye yükseltti. TAB Gıda, 2025 yılında da kârlı büyüme çizgisini kararlılıkla sürdürürken reel bazda hasılatını %14 artırdı, FAVÖK'ünü ise reel olarak %7 büyüterek 9,7 milyar TL’ye çıkardı. Güçlü operasyonel performansın bir göstergesi olarak %20,4 FAVÖK marjı gerçekleştiren şirket, pazar liderliğini de koruyarak operasyonel verimlilik ve mali disiplindeki başarısını bir kez daha ortaya koydu. Operasyon, İnsan Kaynakları, İç Denetim, İdari İşler ve Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Gökhan Asok, şu değerlendirmelerde bulundu: "2025 yılında operasyonel yetkinliklerimizi genişletmek en önemli önceliklerimiz arasında yer aldı. Restoran içi süreçlerde kalite standardizasyonunu sağlamak, gıda güvenliğini güçlendirmek ve hizmet hızını artırmak için dijital çözümler, otomasyon teknolojileri ve çevik süreç yönetimi yaklaşımlarını devreye alarak verimliliğimizi yükselttik. Self-servis kiosklar, menüboard'lar, online dijital sipariş kanalları, otomasyon destekli mutfak uygulamaları ve veri tabanlı talep planlama sistemleri sayesinde, misafir deneyimini güçlendirirken operasyonel yükümüzü hafiflettik. 2025 yılı sonu itibarıyla restoranlarımızda toplam 2.600’den fazla self-servis sipariş ekranı kurduk. Dijital satışlar, toplam satışlarımızın %50’sini aşarak büyümemize önemli bir katkı sağladı. Ayrıca, paket servis siparişlerinde %22 artışla 57 milyon fiş sayısına ulaştık.” İnsan kaynağını stratejik bir değer olarak görmeye devam ettiklerini belirten Asok: “Çalışan eğitimi, yetenek yönetimi, iç iletişim, fırsat eşitliği ve kapsayıcılık başlıklarında yürüttüğümüz programlarla çalışanlarımızın mesleki ve kişisel gelişimine yatırım yapmaya devam ettik. İç denetim ve kontrol mekanizmalarımızla şirket içi yönetim kalitemizi artırırken, bilgi güvenliği ve veri koruma alanlarında uluslararası standartlara uyum sağlayan teknolojik altyapımızı güçlendirdik. Tüm bu gelişmeler, TAB Gıda'nın operasyonel sürdürülebilirliğini destekleyen ve şirketi geleceğe daha etkin hazırlayan temel bileşenler oldu." dedi. TAB Gıda'nın kaydettiği finansal ve operasyonel sonuçları değerlendiren Finans, Mali İşler, Franchise ve Yatırımcı İlişkilerinden Sorumlu Genel Müdür Özgür Çetinkaya, 2025 yılının önemli bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şunları belirtti: "2025 yılını, belirlediğimiz hedeflerin de ötesine geçerek tamamladık. Reel bazda %14 hasılat büyümesi kaydederken, FAVÖK'ümüzü reel olarak %7 artırarak 9,7 milyar TL'ye ulaştırdık. FAVÖK marjımızı %20,4 seviyesinde gerçekleştirerek kârlı büyüme hedeflerimizi yakaladık. Toplam varlıklarımızı reel olarak %15 artırdık ve öz kaynaklarımızda %7 büyüme sağladık. Finansal yönetim yaklaşımımızı 2025 yılında da verimlilik ve sürdürülebilir büyüme eksenlerinde ele aldık. Gelir yapısını destekleyen operasyonel iyileştirmeler, etkin maliyet yönetimi, yatırım disiplinine dayalı karar alma süreçlerimiz ve güçlü franchise yapımızın katkısı, kârlılığımızı destekledi.” dedi. Çetinkaya, TAB Gıda'nın genişleyen restoran ağına ve franchise modelinin başarısına dikkat çekerek, sözlerine şöyle devam etti: "Restoran ağımızı genişletmeye kararlılıkla devam ettiğimiz 2025 yılında toplam 226 yeni restoran açarak restoran sayımızı 2.030'a ulaştırdık. 2.000 restoran hedefimizi aşarak önemli bir kilometre taşını geride bıraktık. Franchise restoranların portföyümüzdeki payı %44 olarak gerçekleşirken, 893 franchise lokasyonuyla ve 1,137 TAB işletmesiyle dengeli bir büyüme modeli sürdürdük.” TAB Gıda'nın pazarlama stratejileri ve marka portföyünün gücüne vurgu yapan Pazarlama ve Strateji, Paket Servis, Kurumsal Ticari İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Sinan Ünal: "Geniş marka portföyümüz, farklı tüketici segmentlerine hitap eden yapısıyla bize önemli bir rekabet avantajı kazandırıyor. 2025’te gerçekleşen pazarlama yatırımlarımızla misafir deneyimini güçlendirmek üzere marka bilinirliğini artıran ve menü inovasyonunu destekleyen yenilikçi bir anlayışı hayata geçirdik. Veri analitiği ve yapay zekâ uygulamalarıyla kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi sunmayı önceliklendirdik. Strateji odaklı karar alma süreçlerimiz, markalarımızın konumlandırmasını güçlendirirken kurumsal ticari ilişkiler kapsamındaki iş birliklerimiz, tedarik zinciri verimliliğimizi ve erişilebilirliğimizi destekledi.” dedi. Ünal sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu güçlü ve kârlı büyüme vizyonumuzu, tüm paydaşlarımızın desteğiyle gerçekleştirdik. Ortak çabalarımız, vizyonumuzu daha ileri taşımamıza ve birlikte başarıya ulaşmamıza olanak sağlıyor. 2026 yılında, dijitalleşme, otomasyon, operasyonel verimlilik, sürdürülebilirlik ve deneyim odaklı büyüme, kurumsal stratejilerimizin odağında yer almaya devam edecek. Misafirlerimize güvenilir, lezzetli ve erişilebilir ürünler sunma taahhüdümüzle, tüm paydaşlarımız için sürdürülebilir değer yaratan süreçlerimizi geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz." TAB Gıda, 2025 yılını operasyonel ağını genişleterek ve finansal hedeflerini gerçekleştirerek güçlü bir büyüme grafiğiyle tamamladı. Şirket, önümüzdeki dönemde verimliliği artıracak ve dijital dönüşümü derinleştirecek stratejik gelişim süreçlerini ise 2026 yılı için tüm hatlarıyla planladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SUWEN 2025 yılı Finansal Sonuçlarını Açıkladı Haber

SUWEN 2025 yılı Finansal Sonuçlarını Açıkladı

Perakende sektöründe talep dinamiklerinin normalleştiği, fiyat rekabetinin ve promosyon baskısının arttığı 2025 yılında SUWEN; operasyonel disiplini, fiyatlama dengesi ve çok kanallı satış stratejisi sayesinde sürdürülebilir kârlılık yapısını korudu. Enflasyon muhasebesi (TMS 29) sonrası verilere göre SUWEN, 2025 yılını bir önceki yıla oranla %4,4 hasılat artışı ile tamamlayarak 5,9 milyar TL seviyesine ulaştı. Satış Hacminde E-Ticaret ve Verimlilik Etkisi Tüketici talebinin görece zayıf seyrettiği bir ortamda SUWEN, toplam satış adetlerini %5,9 artışla 10,9 milyon adede çıkarmayı başardı. Satış hacminin ana sürükleyicisi olan yurt içi mağazacılık kanalı adet bazında %5,0 büyüme sergilerken, e-ticaret kanalı %11,7’lik adet artışıyla büyümeye en güçlü katkıyı sağlayan mecra oldu. Talebin baskılandığı bir dönemde dijital kanallarda yakalanan %11,9’luk hasılat büyümesi, şirketin dijital yatırımlarının ve veri odaklı pazarlama stratejilerinin etkinliğini bir kez daha teyit etti. Satın alma gücündeki zayıflama ve artan indirim yoğunluğuna rağmen brüt kâr marjını %50’nin üzerindeki güçlü seviyesinde tutan SUWEN, kârlılık yapısının zorlu koşullara karşı dayanıklılığını ortaya koydu. 2025 Yılı Yatırım ve Dönüşümün Yılı Oldu Yıl boyunca sürdürülen stratejik adımlar kapsamında 16 yeni mağaza açılışı gerçekleştirilirken, 16 mağazada ise konsept yenilemesi yapıldı. Bu yatırımlarla birlikte SUWEN’in 2025 yılsonu itibarıyla Türkiye’deki toplam mağaza ve bayi sayısı 193’e ulaşmış oldu. Markanın uzun vadeli büyüme vizyonunu destekleyen bu yatırımlar, müşteri deneyimini güçlendirmeye yönelik hamlelerin önemli bir parçasını oluşturdu. Mağaza portföyünün tamamının EBITDA seviyesinde kârlı olması, iş modelinin dayanıklılığına işaret ediyor. “2026’da Değer Yaratımını Derinleştirmeye Odaklanacağız” 2025 yılı finansal sonuçlarını ve 2026 hedeflerini değerlendiren SUWEN Genel Müdürü Ali Bolluk, şunları söyledi: “Perakende sektöründe piyasa dinamiklerinin yeniden şekillendiği ve satın alma gücündeki zayıflamanın hissedildiği zorlu bir yılı geride bıraktık. Bu dönemde sergilediğimiz operasyonel disiplinle, hem hasılatımızı 5,9 milyar TL seviyesine çıkardık hem de brüt kâr marjımızı %50’nin üzerinde koruyarak sürdürülebilir bir kârlılık yapısı sergiledik. 2025 yılını bir yatırım ve dönüşüm dönemi olarak kaydediyoruz. 2026 yılında odak noktamız, ulaştığımız bu ölçeği daha verimli ve kârlı bir yapıya dönüştürmek olacak. Mağaza portföyümüzün tamamının EBITDA seviyesinde kâr üretmesi, iş modelimizin sağlam temellere oturduğunun en net kanıtı. Önümüzdeki dönemde; veri analitiği, müşteri segmentasyonu ve mobil uygulama odaklı çalışmalarla metrekare verimliliği ve stok devir hızı gibi kritik performans göstergelerinde artış sağlarken, çoklu kanal yapımızın sinerjisini daha da derinleştireceğiz. Kârlılık tarafında ise ürün karması optimizasyonu, indirim yönetimi disiplini ve tedarik zinciri verimliliği önceliklerimiz arasında yer alıyor. İşletme sermayesi yönetimi ve finansman maliyetlerinin daha etkin kontrolü ile operasyonel kârlılığımızı net kârlılığa daha güçlü yansıtarak küresel marka olma yolundaki kararlı yürüyüşümüzü sürdürmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Octet Türkiye’nin 2026 Odağı Sürdürülebilir Büyüme Haber

Octet Türkiye’nin 2026 Odağı Sürdürülebilir Büyüme

B2B ödeme ve tahsilat çözümleri alanında faaliyet gösteren ve şirketlerin işletme sermayesinin güçlenmesine destek olan Octet Türkiye, 2025 yılında büyüme stratejisini ürün bazlı performans üzerinden şekillendirdi. Şirket, 2025 yılı boyunca ürün portföyü içinde Sanal POS, Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) ve Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS) çözümlerinin kullanım alanını genişletti. Geçtiğimiz yıl Octet Türkiye, DBS gelirlerinde %194, TFS gelirlerinde ise %450 oranında artış kaydetti. Elde edilen bu performans, şirketin çoklu banka altyapısı ve B2B odaklı platform yaklaşımının işletmelerin nakit akışı yönetiminde yarattığı etkiyi ortaya koydu. Octet Türkiye’nin Sanal POS çözümleri de 2025 yılı boyunca istikrarlı büyümesini sürdürdü. Sanal POS gelirleri, yıl genelinde %56 oranında artış gösterdi. Bu oran, enflasyonun yaklaşık iki katı seviyesinde bir büyümeye işaret ederken şirketin tahsilat çözümlerinde ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapı sunduğunu gösterdi. 2026 hedeflerinde güven ve istikrar öne çıkıyor Octet Türkiye, 2026 yılına yönelik stratejik önceliklerini ölçeklenebilir büyüme, regülasyon uyumu ve teknolojik dönüşüm ekseninde şekillendiriyor. Şirket, belirsizliklerin arttığı ekonomik ortamda işletmelerin nakit akışını daha öngörülebilir hale getiren çözümler sunmayı hedefliyor. Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, 2026 perspektifine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2026’yı fintek ekosisteminde hızlı büyümeden çok, dayanıklı ve sürdürülebilir yapıların öne çıktığı bir dönem olarak görüyoruz. Octet Türkiye olarak büyümeyi, ürünlerimizin işletmelerin nakit akışına sağladığı somut katkı üzerinden kurguluyoruz. Regülasyonlara uyum ve şeffaflık ise bu yaklaşımın doğal bir parçası.” Ekemen Fidan, 2025’in sektör açısından seçici yatırımların ve güçlü denetim mekanizmalarının öne çıktığı bir dönem olduğuna dikkat çekerek, Octet Türkiye’nin bu süreçte kurumsal şirketler, bayi ağına sahip firmalar ve KOBİ’ler dahil olmak üzere toplam 8 bin 500 müşteriye hizmet sunduğunu hatırlattı. 2026’ya ilişkin beklentilerini de paylaşan Ekemen Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Önümüzdeki dönemde işletmeler için nakit akışının öngörülebilirliği her zamankinden daha kritik hale geliyor. Biz de 2026’yı, işletmelerin finansal esnekliğini merkeze aldığımız bir yıl olarak görüyor; bölgesel yapılanma ve KOBİ segmentine açılımı öncelikli stratejik adımlarımızdan biri olarak konumlandırıyoruz. Özellikle KOBİ segmentinde finansal esnekliğin güçlü bir nakit akışıyla mümkün olduğuna dair farkındalığın artırılmasına odaklanacağız. Bu doğrultuda veri analitiği ve yapay zeka destekli altyapılara yaptığımız yatırımlarla hem mevcut ürünlerimizi güçlendirmeyi hem de ölçeklenebilir büyümeyi desteklemeyi hedefliyoruz. Ekonomik koşulların zorlu olduğunun farkındayız; ancak rotamızı koruyarak B2B odağında ilerlemeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AR-GE ve İnovasyon Artık Zorunluluk! Haber

AR-GE ve İnovasyon Artık Zorunluluk!

AR-GE ve inovasyonun günümüzde bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Özay, “Artık kurumlar yalnızca üretim kapasitesiyle değil, bilgi üretme ve bu bilgiyi ürüne dönüştürme becerisiyle yarışıyorlar.” dedi. 21.yüzyıl girişimcisinin yalnızca bir iş fikrine sahip olmasının yeterli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Özay, “Günümüz girişimcisi yalnızca bir iş fikrine sahip olmakla yetinmeyip; proje yazma, fon kaynaklarına erişme, ulusal ve uluslararası destek programlarını yönetme, fikri hak süreçlerini anlama ve çok paydaşlı iş birlikleri kurabilme yetkinliğine sahip olmalı.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Başkan Yardımcısı, ARGE ve Yenilikçi Politikalar Direktörü Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “16 Şubat İnovasyon” Günü dolayısıyla girişimcilik ve inovasyonun dönüşümünü değerlendirdi. Yeni nesil girişimler ‘önce doğrula sonra ölçekle’ yaklaşımını benimsiyor Doç. Dr. Müge Ensari Özay, 21. yüzyılda girişimciliğin geleneksel modellerden hız, esneklik ve belirsizlik yönetimi açısından belirgin biçimde ayrıldığını belirterek, “Geçmişte girişimcilik daha çok sermaye, fiziksel yatırım ve uzun vadeli planlamaya dayanıyordu. Bugün ise dijital altyapılar sayesinde düşük maliyetle hızlı deneme-yanılma yapılabilen çevik yapılar öne çıkıyor. Yeni nesil girişimler ‘önce kur sonra büyüt’ yerine, ‘önce doğrula sonra ölçekle’ yaklaşımını benimsiyor. Bu dönüşüm, üniversiteleri yalnızca eğitim veren kurumlar olmaktan çıkararak girişimcilik ekosisteminin aktif bir parçası haline getirmektedir. Nitekim Üsküdar Üniversitesi BrainPark Teknoloji transfer ofisin bünyesinde yürütülen çalışmalar, akademik bilginin ticarileşmesi ve toplumsal faydaya dönüşmesi açısından bu yeni yaklaşımın somut örneklerini oluşturmaktadır.” dedi. Rekabet artık bilgi üretme kapasitesiyle ölçülüyor Ar-Ge ve inovasyonun günümüzde bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini dile getiren Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Artık kurumlar yalnızca üretim kapasitesiyle değil, bilgi üretme ve bu bilgiyi ürüne dönüştürme becerisiyle yarışıyorlar. Bu noktada teknoloji transfer ofisleri, akademik araştırmalar ile sanayi arasındaki köprüyü kurarak bilginin ekonomik değere dönüşmesini sağlıyor. Üniversite içinde geliştirilen projelerin fikri mülkiyet süreçlerinin yönetilmesi, patentlenmesi, lisanslanması ve şirketleşmesi gibi adımlar, sistematik destek mekanizmalarıyla mümkün hale getirmektedir. Bu süreçler, Ar-Ge’nin teorik bir faaliyet olmaktan çıkıp doğrudan ekonomik kalkınmanın motoru olmasını amaçlamaktadır.” diye konuştu. Dijitalleşme girişim fikirlerini kökten dönüştürüyor Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerin girişimcilik anlayışını dönüştürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Müge Ensari Özay, şöyle devam etti: “Dijitalleşme, yapay zekâ ve veri odaklı teknolojiler, girişim fikirlerinin şekillenmesini kökten değiştirirken, teknoloji transfer yapılarının da çalışma modelini dönüştürüyor. BrainPark Teknoloji Transfer Ofisi tarafından yürütülen mentorluk programları, proje geliştirme eğitimleri, üniversite-sanayi iş birliği organizasyonları ve girişim hızlandırma faaliyetleri; araştırmacıların ve genç girişimcilerin dijital temelli iş modelleri geliştirmesine olanak tanımaktadır. Üsküdar Üniversitesinde veri analitiği, sağlık teknolojileri, yapay zekâ uygulamaları, iş sağlığı ve güvenliği ve nöroteknoloji gibi alanlarda geliştirilen projeler, disiplinler arası çalışmanın girişimcilikteki belirleyici rolünü ortaya koymaktadır.” Girişimci kimliği çok boyutlu yetkinlik gerektiriyor 21.yüzyıl girişimcisinin yalnızca bir iş fikrine sahip olmasının yeterli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “21. yüzyıl girişimcisinde bulunması gereken temel yetkinlikler, teknik uzmanlık ile yenilikçi düşünme becerisinin birleşimini gerektiriyor. Günümüz girişimcisi yalnızca bir iş fikrine sahip olmakla yetinmeyip; proje yazma, fon kaynaklarına erişme, ulusal ve uluslararası destek programlarını yönetme, fikri hak süreçlerini anlama ve çok paydaşlı iş birlikleri kurabilme yetkinliğine sahip olmalı. Teknoloji transfer ofisleri tarafından verilen eğitim, danışmanlık ve kuluçka destekleri bu yetkinliklerin gelişmesini sağlayarak araştırmacıları aynı zamanda girişimci kimliğiyle güçlendirmektedir.” ifadesinde bulundu. İnovasyon artık sosyal etki de üretmeli Sürdürülebilirlik ve yeşil inovasyon başlıklarının öne çıktığını belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Sürdürülebilirlik, yeşil inovasyon ve sosyal etki konularının öne çıkması, girişimciliğin yalnızca ekonomik değil, çevresel ve toplumsal değer üretme sorumluluğu taşıdığını gösteriyor. Günümüzde destek programları ve yatırım mekanizmaları, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu projelere öncelik veriyor. Üniversite-temelli girişimcilik yapıları da sağlık, çevre, toplumsal refah ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümleri destekleyerek ‘sosyal etki odaklı inovasyon’ anlayışını yaygınlaştırıyor.” dedi. Üniversiteler üretilen bilginin ticarileşmesini destekleyen stratejik merkezler haline geliyor Türkiye’de Ar-Ge temelli girişimciliğin gelişen teknoparklar, artan kamu destekleri ve üniversite-sanayi iş birlikleri sayesinde ivme kazandığını belirten Doç. Dr. Müge Ensari Özay, “Teknoloji geliştirme bölgeleri ve teknoloji transfer ofisleri; akademisyen, öğrenci ve sanayi temsilcilerini aynı ekosistemde buluşturarak araştırmanın ticarileşme sürecini hızlandırıyor. Önümüzdeki dönemde uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi ve derin teknoloji alanlarına yapılan yatırımların artmasıyla, üniversiteler yalnızca bilginin üretildiği değil, aynı zamanda üretilen bilginin ticarileşmesini destekleyen stratejik merkezler haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Test Aşamasını Geçti: Türkiye’de Pazarlama Liderlerinin %72’si Dönüşüme Hazır! Haber

Yapay Zeka Test Aşamasını Geçti: Türkiye’de Pazarlama Liderlerinin %72’si Dönüşüme Hazır!

Araştırma sonuçlarına göre Türkiye, %72’lik “ileri düzeyde bilgi sahibi” oranıyla yapay zeka farkındalığında MENA (%64) ve Güney Afrika (%62) bölgelerini geride bırakarak ilk sıraya yerleşti. Bölge genelinde yapay zekanın nasıl kullanıldığına dair farkındalık oranı %66 seviyesinde. Bu sonuçlar, Türkiye’de yapay zekanın yalnızca teorik bir gündem olmaktan çıkarak, stratejik karar alma süreçlerine entegre edilmeye başlandığını gösteriyor. Yapay Zeka Artık Ölçeklendiriliyor: Denemeden Kurumsal Etkiye Araştırma, yapay zekanın Türkiye’de test ve pilot aşamasını büyük ölçüde geride bıraktığını ortaya koyuyor. Kuruluşların %46’sı, yapay zeka kullanımını pilot projelerin ötesine taşıyarak kurum geneline yaydığı “ölçeklendirme” aşamasına geçmiş durumda. Türkiye’de araştırmaya katılan kuruluşların tamamı yapay zekayı en az test aşamasında kullanırken, “henüz başlamadık” diyen kurum oranı %0. Bu tablo, pazarlamada yapay zekanın artık verimlilik artıran bir araçtan, iş sonuçlarını doğrudan etkileyen stratejik bir kaldıraç haline geldiğini gösteriyor. Farkındalıktan İş Sonuçlarına: Yapay Zekanın Stratejik Rolü Pazarlama liderlerinin yapay zekadan beklentileri, teknolojinin yalnızca operasyonel hız değil, ölçülebilir iş çıktıları üretmesine odaklandığını ortaya koyuyor: Temel Hedefler: Veri analitiği ve içgörü üretimini güçlendirmek (%64), operasyonel verimlilik ve kârlılığı artırmak (%62), müşteri deneyimini iyileştirmek (%56).Uygulama Alanları: Reklam ve medya planlama (%79) ile en hızlı dönüşüm yaşanan alan olurken, strateji ve planlama (%46) ile müşteri deneyimi, operasyon ve üretim (her biri %41) alanları takip ediyor.Vizyon ve Yönetişim: Kuruluşların %64’ü, yapay zekanın pazarlama ve müşteri deneyiminde kullanımına yönelik, üst yönetim tarafından desteklenen bir vizyon veya yol haritasına sahip. Bu bulgular, yapay zekanın pazarlamada farkındalıktan doğrudan iş sonuçlarına uzanan bir değer zinciri yarattığını ortaya koyuyor. Kültürel Hazırlık Güçlü, Yetkinlik Dönüşümü Kritik Türkiye’de şirket kültürlerinin yapay zekaya karşı bilgili ve kabul edici yaklaşım oranı %82 gibi yüksek bir seviyede. Ancak araştırma, farkındalık ile sürdürülebilir yetkinlik arasında hâlâ kapatılması gereken bir boşluk olduğuna işaret ediyor: Eğitim Olgunluğu: Kuruluşların %44’ünde yapay zekaya yönelik eğitim bulunuyor ancak bu eğitimler çoğunlukla rol ve yetkinlik bazında özelleştirilmiş değil. Yalnızca %13’ünde, kurumsal stratejiyle tam uyumlu ve olgun eğitim programları mevcut.Yetenek Stratejisi: Kuruluşların %82’si yapay zeka yetkinliği için mevcut çalışanların gelişimine (upskilling) öncelik verirken, yeni yetenek istihdamı %23 seviyesinde kalıyor. MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Didem Namver, raporun stratejik sonuçlarını ve MMA'in vizyonunu şu sözlerle özetliyor: "MMA olarak en temel misyonumuz, hızı kesmeden sürdürdüğümüz araştırmalarımızla sektöre kanıta dayalı bir rehberlik sunmaktır. Bu araştırma gösteriyor ki; yapay zeka artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Kurumların bu yeni dönemde ayakta kalabilmesi için AI okuryazarlığını bir kurum kültürü haline getirmesi, veri güvenliği protokollerini ivedilikle oluşturması ve küçük ölçekli denemelerden büyük ölçekli entegrasyonlara geçmesi gerektiğine inanıyoruz. MMA olarak, insan yaratıcılığının yapay zeka ile yer değiştirmeyeceğini, aksine bu teknolojinin insan zekası için bir çarpan etkisi yaratacağını savunuyoruz. Kanıta dayalı araştırmalarımızla sektöre ışık tutmaya ve üyelerimizi bu büyük teknolojik sıçramada doğru adımlarla buluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz." MMA Academy: Farkındalıktan Yetkinliğe, Yetkinlikten Etkiye Araştırmanın ortaya koyduğu bu dönüşüm ihtiyacına paralel olarak MMA Türkiye, MMA Academy çatısı altında pazarlama liderlerini ve ekiplerini yapay zeka çağının gerektirdiği yetkinliklerle buluşturmayı hedefliyor. MMA Academy; yapay zekayı yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, strateji, organizasyon, karar alma ve iş sonuçlarıyla entegre bir liderlik yetkinliği olarak ele alan eğitim ve gelişim programları sunuyor. MMA Academy programları, pazarlama ekiplerinin yapay zekayı: farkındalık düzeyinden,uygulamaya,ölçeklenebilir kullanım modellerineve ölçülebilir ticari etkiyetaşımasını desteklemeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Dönüşüm Hızlanıyor, WIN EURASIA 2026 Kilit Rol Üstleniyor Haber

Endüstriyel Dönüşüm Hızlanıyor, WIN EURASIA 2026 Kilit Rol Üstleniyor

Hannover Fairs Turkey organizasyonuyla 10–13 Haziran 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 32. kez düzenlenecek WIN EURASIA 2026, endüstriyel otomasyonun sanayideki belirleyici rolünü görünür kılan stratejik bir buluşma noktası olmaya hazırlanıyor. Altı salonda toplam 55 bin m² alanda gerçekleşecek fuar; Elektrik, Elektronik İletim ve Dağıtımı & Enerji Otomasyonu, Endüstriyel ve Fabrika Otomasyonu Teknolojileri, Robotik Otomasyon ve Dijital Fabrika Teknolojileri, Kaynak ve Robotik Kaynak Teknolojileri, Makine Otomasyonu ve Teknolojileri, COMVAC–Kompresör ve Basınçlı Hava Teknolojileri ile Birleştirme, Kesme, Yüzey İşlem Teknolojileri gibi kritik başlıklarda sektörün öncü firmalarını bir araya getiriyor. Otomasyonun gerekliliği görünür hale geldi 31 yıldır üretim ve sanayiyi geleceğe taşıyan WIN EURASIA 2026, yüzlerce firmanın en güncel ürün ve teknolojilerini sergilediği kapsamlı bir endüstri platformu olarak konumlanıyor. Endüstriyel otomasyon sektörünün 2025 yılını zorlayıcı fakat öğretici bir yıl olarak geçirdiğini belirten Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Cem Şanlımeşhur, otomasyonun üretim süreçleri açısından artık “olsa iyi olur” düzeyinden çıkarak üretimin devamlılığı için gerekli bir unsur haline geldiğini söyledi. 2025 yılında finansmana erişimde yaşanan zorlukların ve ekonomik koşulların yatırım kararlarını yavaşlattığını aktaran Şanlımeşhur, “Bu durum otomasyonun önemini azaltmak yerine daha görünür hale getirdi. Sahada net şekilde şunu gördük: Sanayici artık otomasyonu bir seçenek seviyesinde değil, üretimin devamlılığı için kritik gereklilik olarak görüyor. Bu nedenle 2025’i, büyük ölçekli projelerden çok; ihtiyaca en uygun yatırımların öne çıktığı, daha bilinçli ve daha sağlam adımların atıldığı bir geçiş yılı olarak tanımlayabiliriz” dedi. Yapay zekâ ve veri analitiği 2026’nın sıcak başlıkları 2026 yılına girerken sektörde hedefleri netleşmiş bir yapı gördüklerini belirten Şanlımeşhur, ertelenen yatırımların önemli bölümünün 2026’da hayata geçmesini beklediklerini söyledi. Yapay zekâ, robotik ve veri analitiğinin gündemde olmaya devam edeceğini belirten ENOSAD Başkanı Şanlımeşhur, “Beklentimiz, daha az ama daha doğru yatırım yapılan, sonuç üreten projelerin çoğaldığı bir yıl olması. 2026’da önceliğimiz, üyelerimiz arasında bilgi paylaşımını artırmak ve iyi uygulama örneklerini daha görünür kılmak. Düzenleyeceğimiz etkinliklerde, sahada karşılaşılan problemler; problemlere getirilen çözümler ve elde edilen sonuçlar üzerinde duracağız. WIN EURASIA 2026’da sahada kendini kanıtlamış otomasyon çözümleri, robotik ve esnek üretim sistemleri, veri temelli bakım ve üretim uygulamaları ile enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı teknolojiler ön planda olacak. Ziyaretçilerin beklentisi net: karmaşık değil, fayda üreten çözümler” ifadelerini kullandı. WIN EURASIA: Gelecek vizyonunun şekillendiği platform Yıllar içinde WIN EURASIA’nın endüstriyel otomasyon sektörü için daha stratejik bir konuma geldiğini belirten Şanlımeşhur, fuarın yeni ürünlerin sergilendiği bir alan olmasının ötesinde; sektörün nabzının tutulduğu, yeni iş birliklerinin oluştuğu ve gelecek vizyonun şekillendiği bir platform olduğunun altını çizdi. WIN EURASIA’da nitelikli bağlantılar kurduklarını söyleyen Şanlımeşhur, “Otomasyonun fuarın merkezinde yer alması, sektörümüzün geldiği noktayı gösteriyor. Bugün otomasyon, üretimin tamamlayıcısı değil; üretimin kendisiyle iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle WIN EURASIA’nın verdiği mesaj yalnızca sektörümüz için değil, tüm sanayi için kritik bir önem taşıyor. WIN EURASIA, uzun vadeli iş birliklerine zemin hazırlıyor. Sektörümüzün WIN EURASIA’ya ilgisi; katılım düzeyi, nitelikli görüşmeler ve iş birlikleriyle görülüyor. 2026’da bu ilginin daha planlı ve sonuç odaklı ilerlemesini bekliyoruz.” WIN EURASIA’nın stratejik konumu giderek güçleniyor Fuarın bu yılki yaklaşımını özetleyen Hannover Fairs Turkey WIN EURASIA Proje Yöneticisi Sena Mengül ise, “WIN EURASIA 2026 mottomuz ‘Otomasyonla Daha İleriye’. Endüstrinin tüm alanlarına yayılan otomasyon etkisi düşünüldüğünde, WIN EURASIA’nın üstlendiği stratejik konum her geçen yıl güçleniyor. Bu yıl oluşturduğumuz, Endüstriyel Yapay Zekâ Özel Alanı, Bakım Onarım Atölyesi ve Güç Aktarım Özel Sahnesi, IoT Özel Alanı ve 5G Arena gibi deneyim alanlarıyla sanayinin geleceğini şekillendiren dönüşüme şahit olacağız. Bu teknolojilerin sahada nasıl çalıştığını, üretime nasıl değer kattığını doğrudan gösterme fırsatı sunacağız. Amacımız, ziyaretçilerin bu dönüşümün parçası olabilecekleri bir ortam yaratmak. WIN EURASIA’yı, şirketlerin karar süreçlerine ışık tutan, doğru yatırımı doğru zamanda yapmalarını kolaylaştıran bir bilgi ve iş birliği merkezi olarak kurguluyoruz. WIN EURASIA’da geliştirdiğimiz çerçeve, Türkiye’nin üretim gücünü ileriye taşıyacak yolculuğun da önemli bir parçası. Aynı zamanda WIN EURASIA, yalnızca teknoloji tedarikçilerini değil; yatırım kararı veren sanayicileri, mühendisleri ve yöneticileri de aynı zeminde buluşturarak, ihtiyaca uygun çözümlerin doğrudan sahada değerlendirilmesini mümkün kılıyor. Bu yönüyle fuarımız, ürün sergilemenin ötesinde, doğru teknolojiyle doğru yatırım kararlarının alınabildiği stratejik bir karar platformu niteliği taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknolojide Kadın Derneği, “Teknolojinin Liderleri” Programının Yeni Dönemini Başlattı Haber

Teknolojide Kadın Derneği, “Teknolojinin Liderleri” Programının Yeni Dönemini Başlattı

Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney tarafından inşa edilen bu program, 2024 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın açılış konuşmasını yaptığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran basın lansmanıyla duyurulmuş; kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin güçlü bir örneği olarak konumlanmıştı. Yeni dönemde “Teknolojinin Liderleri”, bu güçlü zeminin üzerine inşa edilerek yoluna devam ediyor. Bu yıl program; siber güvenlik, makine öğrenmesi ve veri analitiği gibi Türkiye’nin dijital dönüşüm ve rekabet gücü açısından kritik öneme sahip alanlara odaklanıyor. Seçkin Bir Yetenek Havuzu ile Yoğunlaştırılmış İlk Faz Programın ilk fazında yer alan 63 öğrenci, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin ihtiyaç duyduğu yüksek potansiyelli ve seçkin bir yetenek havuzu olarak; tamamen ücretsiz, yoğunlaştırılmış ve uygulama odaklı bir eğitim sürecine dahil oldu. Bu faz, yalnızca bir eğitim başlangıcı değil; gençlerin erken kariyer döneminde stratejik teknoloji alanlarında derinleşmelerini, analitik düşünme becerilerini güçlendirmelerini ve uzun vadeli kariyer yolculuklarını sağlam temeller üzerine inşa etmelerini sağlayan kritik bir gelişim aşaması olarak kurgulandı. Program Liderliği Bu Yıl OBSS İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sühendan Işık’ta Programın bu yılki liderliğini, OBSS İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sühendan Işık üstleniyor. Sühendan Işık liderliğinde yürütülen bu dönem; gençlerin yalnızca teknik uzmanlık kazanmasının yanı sıra; stratejik düşünme, analitik bakış açısı, problem çözme, organizasyonel farkındalık ve liderlik refleksi geliştirmelerini hedefleyen bütüncül bir yetkinlik modeli üzerine inşa ediliyor. Program, katılımcıları teknoloji dünyasında yalnızca uygulayıcı değil; sorgulayan, yön veren ve etki yaratan bireyler olarak konumlandırmayı amaçlıyor. Teknoloji Ekosisteminden Güçlü Kurumsal Destek Bu yıl projede destekçi kurum olarak yer alan ve gençleri sahiplenen markalar; Akbank, Adeo, Arksigner, Commencis, Dorçe Prefabrik, Ekşi Sözlük, EnerjiSA, Esas Holding, Gtech, Hitit Bilgisayar, Join Us, Kayalar Kimya, Lenovo, Linktera, Mastercard, MediaMarkt, OBSS, Penta Teknoloji, Pera Özel Eğitim Kurumları, QNB Finansbank, Sahibinden.com, SEM, Sun Tekstil, Teknosa, Ülker, Vodafone. Bu geniş destek ağı, “Teknolojinin Liderleri” programının çok disiplinli yapısını ve özel sektörün genç yeteneklerin gelişimine yönelik güçlü sahiplenmesini ortaya koyuyor. Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney, programın yeni dönemiyle ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Teknolojinin Liderleri, Türkiye’nin teknoloji geleceğini şekillendirecek insan kaynağına yapılan stratejik, uzun vadeli ve sistematik bir yatırımdır. Siber güvenlikten yapay zekâya, veri analitiğinden makine öğrenmesine uzanan bu kritik alanlar; yalnızca teknik uzmanlık değil, aynı zamanda vizyon, etik, liderlik ve sorumluluk bilinci gerektiriyor. Bu programla; teknolojiyi yöneten, sorgulayan, dönüştüren ve topluma değer katan liderler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Genç kadınların bu alanlarda daha görünür, daha cesur ve daha etkin biçimde yer alması, Türkiye’nin rekabet gücü ve sürdürülebilir kalkınması açısından stratejik bir öneme sahip. Güçlü bir iş birliği modeliyle yola çıkan Teknolojinin Liderleri, özel sektörün sahiplenmesi, gençlerin motivasyonu ve doğru içerik kurgusunun bir araya gelmesiyle gerçek bir dönüşüm yaratıyor. Bu yolculuğun zaman içinde yüzlere, binlere ve on binlere ulaşarak ülkemizin teknoloji kapasitesine ve toplumsal dönüşümüne kalıcı bir değer katacağına yürekten inanıyorum.” Program lideri Sühendan Işık, “Teknolojinin Liderleri”nin bu yılki odağına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Teknolojinin Liderleri projesiyle, genç kadınların siber güvenlik ve yapay zeka gibi kritik teknoloji alanlarında güçlenmesini amaçlıyoruz. Bu proje, teknoloji dünyasına adım atmak isteyen genç yetenekler için ilham verici bir başlangıç noktası sunuyor. Siber güvenlik ve yapay zeka, geleceği şekillendiren en stratejik alanlar arasında yer alıyor. Biz de bu alanlarda kadınların daha görünür, daha etkin ve daha güçlü biçimde yer almasını destekliyoruz. Eğitim programımız; teknik bilgiyle birlikte analitik düşünme, problem çözme ve sorgulama becerilerini bir araya getiriyor. Katılımcılar bu süreçte yalnızca öğrenen değil; üreten, düşünen ve çözüm geliştiren bireyler olarak gelişiyor. Koçluk görüşmeleri ve mentorluk desteğiyle bu yolculuğu daha da güçlendiriyoruz. Amacımız, erken kariyer döneminde doğru temasları ve doğru yetkinlikleri kazandırmak. Teknoloji ekosisteminde sürdürülebilir dönüşümün, genç kadınların aktif katılımıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Teknolojinin Liderleri, geleceğin teknoloji liderlerine yapılan stratejik bir yatırım niteliği taşıyor. Bu programla kadınların potansiyelini teknolojiyle buluşturuyoruz.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.