Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Analitiği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Analitiği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Analitiği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CCN Holding’e Happy Place to Work Bilim Kurulu’ndan ‘Harika Çalışma Ortamı’ Sertifikası Haber

CCN Holding’e Happy Place to Work Bilim Kurulu’ndan ‘Harika Çalışma Ortamı’ Sertifikası

Çalışan deneyimini kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak konumlandıran CCN Holding, Happy Place to Work Bilim Kurulu tarafından 2026 yılında yürütülen değerlendirme sonucunda Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nın (Great Work Environment) sahibi oldu. Happy Place to Work değerlendirme sürecinde kurumlar, kültür, liderlik yaklaşımı, çalışan bağlılığı, çeşitlilik, eşitlik ve güven gibi başlıklarda kapsamlı analizlerden geçiyor. Değerlendirme sürecinde çalışan geri bildirimleri ile organizasyonun insan kaynakları uygulamaları birlikte ele alınıyor. CCN Holding’in Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nı almaya hak kazanması, holdingin insan odaklı yönetim anlayışını, çalışan deneyimine verdiği önemi ve grup genelinde ortak değerler etrafında şekillenen kurum kültürünü ortaya koyuyor. “Herkesin katkısının önemsendiği bir kültür yaratmayı önceliklendiriyoruz” CCN Holding İnsan ve Kültür Grup Başkanı Pınar Akbulut, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışan deneyimini kurum kültürümüzün temel bir parçası olarak görüyoruz. Happy Place to Work tarafından verilen Harika Çalışma Ortamı Sertifikası’nı da bu yaklaşımımızın önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. CCN Holding olarak çalışanlarımızın kendilerini değerli, güvende ve ait hissettikleri bir çalışma ortamı oluşturmayı, farklılıkların desteklendiği, fikirlerin özgürce ifade edilebildiği ve herkesin katkısının önemsendiği bir kültür yaratmayı önceliklendiriyoruz. Bu sertifika, attığımız adımların çalışanlarımızın deneyimlerinde de karşılık bulduğunu görmek açısından bizim için çok kıymetli. Önümüzdeki dönemde de çalışanlarımızın ihtiyaç ve beklentilerini dinlemeye, deneyimlerini geliştirmeye ve CCN Holding’i tüm çalışma arkadaşlarımız için daha iyi bir çalışma ortamı haline getirmeye devam edeceğiz.” CCN Holding Hakkında 2007 yılında başlayan yolculuğunu bugün yaklaşık 10.000 çalışanıyla sürdüren CCN Holding; inşaat, sağlık, entegre tesis yönetimi, teknoloji, eğitim, turizm ve yat gibi birçok sektörde faaliyet göstermektedir. Grup, yatırımlarını kalite, güven ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda, geleceğe değer katan stratejik adımlar olarak konumlandırmaktadır. Ulusal ve uluslararası ölçekte prestijli projelere imza atan CCN Holding; Zaha Hadid imzalı Bakü Haydar Aliyev Kültür Merkezi ve Bakü Alev Kuleleri gibi ikonik projelerle global referans gücü kazanmış; Türkiye’nin ilk şehir hastanesi olan Mersin Şehir Hastanesi ve dünyanın tek parçada yapılan en büyük hastanesi Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ile sağlık yatırımları ve işletmeciliğinde öncü rol üstlenmiştir. CCN Holding, inşa ettiği projeleri sürdürülebilir işletme modelleriyle yönetmekte; sağlık kampüslerinden otellere, AVM’lerden enerji tesislerine kadar geniş bir yelpazede entegre tesis yönetimi hizmetleri sunmaktadır. Teknoloji alanında faaliyet gösteren INFERA ve WISERA markalarıyla dijital altyapı, yazılım, veri analitiği ve sistem entegrasyonu çözümleri geliştirerek operasyonel mükemmeliyet ve veriye dayalı yönetim yetkinliği sağlamaktadır. Turizm, gastronomi ve deneyim tasarımı alanında Altunizade Suites by Curio, Lokanta Yoğurt, Fami, The Cube.ist markalarıyla yaşam tarzı odaklı bir hizmet ekosistemi kuran CCN Holding, yenilikçi ve sürdürülebilir yatırımlarıyla geleceği şekillendirmeye devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akaryakıt Maliyetlerindeki Dalgalanma Navlun Fiyatları Üzerindeki Baskıyı Artırıyor Haber

Akaryakıt Maliyetlerindeki Dalgalanma Navlun Fiyatları Üzerindeki Baskıyı Artırıyor

Akaryakıt, döviz kuru, finansman, bakım, lastik ve amortisman giderlerindeki artış, taşımacılık sektörünün maliyet yapısı üzerindeki baskıyı artırıyor. Buna karşılık yoğun fiyat rekabeti, önceden imzalanan taşıma sözleşmeleri ve müşterilerin maliyet hassasiyeti, yükselen giderlerin navlun fiyatlarına aynı hızda yansıtılmasını zorlaştırıyor. Maliyetler ile taşıma fiyatları arasındaki makasın sıkışması, sektörde iş hacmi korunurken şirketlerin kar marjlarının daralmasına yol açıyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye sınır kapılarındaki akaryakıt fiyat artışı Mart 2026 itibarıyla yüzde 110 bandına ulaştı. Yine aynı verilere göre, uluslararası taşımacılıkta kullanılan bazı Ro-Ro hatlarındaki Yakıt Ayarlama Faktörü (BAF) bedelleri mart-mayıs döneminde yaklaşık yüzde 150 yükseldi. Akaryakıt maliyetlerinde kısa sürede yaşanan bu artışlar, özellikle önceden fiyatlandırılmış uluslararası taşıma sözleşmelerinin yönetimini zorlaştırırken taşımacılık şirketlerinin yanı sıra ihracat zinciri üzerinde de ilave baskı oluşturuyor. “Düşük marjlarla iş hacmini korumak sürdürülebilir değil” Sektörde maliyetlerin yükselmesine karşın taşıma fiyatlarının aynı hızda güncellenemediğine dikkat çeken Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, fiyat rekabetinin yalnızca şirketlerin karlılığını değil, hizmet kalitesinin ve operasyonel kapasitenin sürdürülebilirliğini de etkileyebileceğini belirtti. Akça, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Akaryakıt ve döviz kuru hareketleri başta olmak üzere finansman, bakım, lastik ve diğer operasyonel giderlerdeki değişimler, nakliye operasyonlarının planlanmasını ve fiyatlandırılmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Ancak yoğun rekabet nedeniyle maliyet artışlarının taşıma fiyatlarına aynı ölçüde yansıtılamadığı dönemlerde şirketlerin marjları daralıyor. Müşteri ve iş hacmini korumak amacıyla sürekli düşük marjlarla çalışmak, uzun vadede sürdürülebilir bir model oluşturmuyor. Bu nedenle sektörde başarıyı yalnızca ciro veya taşınan yük miktarıyla değil sağlıklı karlılık, hizmet kalitesi ve operasyonel sürdürülebilirlikle birlikte değerlendirmek gerekiyor.” Maliyetlerdeki öngörülemezliğin bütçe ve fiyatlama süreçlerini zorlaştırdığını belirten Akça, değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilen fiyatlandırma modellerinin önem kazandığını ifade etti. Akça, müşterilerle yapılan sözleşmelerde akaryakıt, kur ve diğer temel maliyet kalemlerindeki olağandışı değişimleri dikkate alan, şeffaf ve karşılıklı olarak öngörülebilir mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Taşımacılıktaki maliyet baskısı ihracat zincirini de etkiliyor Taşımacılık maliyetlerinde yaşanan artışlar, yalnızca lojistik şirketlerinin finansal yapısını ilgilendirmiyor. Navlun maliyetlerinin yükselmesi; üreticilerin, ihracatçıların ve perakende şirketlerinin tedarik zinciri giderlerini de artırıyor. Maliyet artışlarının tamamen taşımacılık şirketleri tarafından üstlenilmesi lojistik hizmetlerinin sürdürülebilirliğini zorlarken, navlun fiyatlarına doğrudan yansıtılması ise ihracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücü üzerinde baskı yaratabiliyor. Bu nedenle maliyet artışlarının tedarik zincirindeki taraflardan yalnızca birinin üzerinde bırakılmaması gerektiğine dikkat çeken Enes Akça, şöyle konuştu: “Lojistik, üretim ile pazar arasındaki stratejik bağlantıyı oluşturuyor. Taşıma operasyonlarının sürdürülebilirliği zayıfladığında bunun etkisi yalnızca lojistik şirketleriyle sınırlı kalmıyor; üretimden ihracata kadar bütün zincire yayılıyor. Bu nedenle maliyet ve risklerin üretici, müşteri ve lojistik hizmet sağlayıcı arasında şeffaf, ölçülebilir ve tarafların kontrol alanlarıyla uyumlu şekilde paylaşılması gerekiyor.” Verimlilik ve dijital planlama belirleyici olacak Artan maliyetler karşısında operasyonel verimliliğin şirketler açısından en önemli rekabet unsurlarından biri haline geldiğini söyleyen Akça, doğru kapasite kullanımı, rota planlaması, gerçek zamanlı raporlama ve ölçülebilir performans göstergelerinin kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sağladığını ifade etti. Akca Lojistik’te operasyonların belirlenen performans göstergeleri üzerinden düzenli olarak takip edildiğini, maliyet analizlerinin güncellediğini ve süreç iyileştirme çalışmalarına odaklandığını belirten Akça; teknolojiden süreçleri daha görünür ve yönetilebilir hale getirmek amacıyla istifade ettiklerini söyledi. WMS (Depo Yönetim Sistemi) - TMS (Nakliye Yönetim Sistemi) çözümlerinden eş zamanlı veri akışlarına, stok yönetiminden sistem entegrasyonlarına kadar kullanılan uygulamaların sahadaki kayıpların daha erken tespit edilmesine ve süreçlerin sürekli iyileştirilmesine katkı sağladığını ifade etti. Akça, “Teknoloji tek başına bütün maliyet sorunlarını çözmüyor elbette ancak veriyle desteklenen planlama, mevcut kaynakların çok daha verimli kullanılmasını sağlıyor. İzlenebilirlik ve anlık veri akışıyla beklemeleri, kapasite kayıplarını ve operasyonel sapmaları daha erken tespit edebiliyoruz. Böylece yalnızca maliyetleri kontrol etmekle kalmıyor, müşterilere daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir hizmet sunabiliyoruz.” diye konuştu. Sürücü açığı kapasite kullanımını zorlaştırıyor Sektörde maliyet baskısına eşlik eden diğer önemli sorunun deneyimli sürücü ve nitelikli operasyon personeli ihtiyacı olduğunu belirten Akça, insan kaynağına erişimde yaşanan güçlüğün mevcut filoların etkin kullanımını sınırlayabildiğini kaydetti. Deneyimli çalışanların sektörde tutulması kadar yeni sürücülerin yetiştirilmesinin de önem taşıdığını ifade eden Akça, dijitalleşen lojistik operasyonlarının sürücülerin yanı sıra veri analitiği, mühendislik, yazılım ve operasyon yönetimi gibi farklı alanlarda yetkin profesyonellere ihtiyaç duyduğunu söyledi. Akça sözlerini şöyle tamamladı: “Maliyetlerin yükseldiği, fiyat baskısının devam ettiği ve nitelikli insan kaynağına erişimin zorlaştığı bir ortamda rekabet yalnızca en düşük fiyatı sunmak üzerinden şekillenemez. Önümüzdeki dönemde finansal dayanıklılığını koruyan, risklerini doğru yöneten, operasyonlarını ölçülebilir hale getiren ve teknolojiyi ihtiyaçları doğrultusunda kullanan şirketler daha güçlü bir konuma gelecek. Lojistik sektörünün sürdürülebilirliği için fiyat, hizmet kalitesi ve sağlıklı karlılık arasında dengeli bir yapı kurulması gerekiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Ödülleri Haberleri Ne Anlatıyor? Haber

Teknoloji Ödülleri Haberleri Ne Anlatıyor?

Bir kurumun ödül alması, yalnızca sahnede yapılan kısa bir teşekkür konuşmasından ibaret değildir. Teknoloji ödülleri haberleri, hangi çözüm alanlarının öne çıktığını, şirketlerin hangi yetkinlikleri görünür kılmak istediğini ve sektörün gelecek beklentilerini okumak için önemli bir veri seti oluşturur. Özellikle yapay zeka, siber güvenlik, enerji teknolojileri, savunma, lojistik ve sürdürülebilirlikte ödül gündemi, pazardaki rekabetin yönüne dair erken sinyaller verebilir. Ancak her ödül haberini aynı ağırlıkla değerlendirmek doğru değildir. Ödülün düzenleyicisi, jüri yapısı, değerlendirme kriterleri, aday havuzu ve projenin somut etkisi; haberin kurumsal itibar ve sektör açısından gerçek değerini belirler. Karar vericiler için kritik soru, “Kim ödül aldı?”dan çok, “Hangi problem çözülmüş, hangi model takdir edilmiş ve bu başarı ölçeklenebilir mi?” olmalıdır. Teknoloji ödülleri haberleri neden stratejik veri sayılır? Ödüller, şirketlerin Ar-Ge, ürün geliştirme ve marka iletişimi yatırımlarının kesiştiği noktada yer alır. Bir fintech şirketinin müşteri deneyimi ödülü alması, kurumun dijital kanallara yaptığı yatırımı işaret edebilir. Bir üretim tesisinin Endüstri 4.0 alanında ödüllendirilmesi ise otomasyon, veri analitiği veya enerji verimliliği uygulamalarının olgunlaştığını gösterebilir. Bu nedenle ödül haberleri, yalnızca bir kurumsal duyuru olarak değil, rekabet istihbaratının parçalarından biri olarak izlenmelidir. Rakiplerin hangi teknolojilere yatırım yaptığı, hangi iş ortaklıklarını öne çıkardığı ve hangi başarı göstergelerini sahiplenmek istediği bu haberlerde görünür hale gelir. Yatırımcılar, tedarikçiler, sektör birlikleri ve kamu paydaşları için bu görünürlük, yeni iş birliklerinin veya politika başlıklarının habercisi olabilir. Öte yandan ödül, tek başına ticari başarı kanıtı değildir. Henüz gelir üretmeyen fakat güçlü bir prototipe sahip projeler de ödül alabilir. Buna karşılık yüksek müşteri memnuniyeti ve güçlü satış performansı bulunan bir ürün, doğru kategoride yarışmadığı için hiçbir ödül kazanmamış olabilir. Bu ayrım, haberi değerlendirirken itibar ile iş sonucu arasındaki mesafeyi korumayı gerektirir. Haber değeri ödülün kendisinden daha geniştir Nitelikli bir teknoloji ödülü haberi, plaketin ötesindeki hikayeyi anlatır. Okurun öğrenmek istediği temel unsur, ödülün hangi çözüm veya uygulama sayesinde geldiğidir. Yapay zeka destekli bir karar sistemi mi geliştirildi, siber saldırı riskini azaltan yeni bir mimari mi kuruldu, yoksa enerji tüketimini düşüren bir üretim modeli mi devreye alındı? Haber metni bu sorulara açık yanıt vermelidir. İkinci önemli boyut ölçülebilir etkidir. “Yenilikçi çözüm” ifadesi tek başına yeterli değildir. Operasyon süresinde sağlanan kısalma, enerji kullanımındaki düşüş, hata oranındaki gerileme, güvenlik kapasitesindeki artış veya kullanıcı sayısındaki büyüme gibi göstergeler haberi güçlendirir. Ölçülebilir veri paylaşılmıyorsa, projenin hangi ihtiyaca yanıt verdiği ve uygulamanın hangi aşamada bulunduğu net biçimde aktarılmalıdır. Ayrıca ödülün kurumsal bir stratejiyle bağını kurmak gerekir. Örneğin savunma teknolojilerinde alınan bir başarı, yerlileştirme kabiliyeti, ihracat hedefi veya çift kullanımlı teknoloji geliştirme yaklaşımıyla ilişkili olabilir. Tarım teknolojilerindeki bir ödül ise su verimliliği, izlenebilirlik, iklim riskine uyum ya da küçük üreticilerin finansmana erişimi açısından daha geniş bir etki yaratabilir. Jüri, kategori ve kriterler güveni belirler Ödül haberlerinde güvenilirlik, değerlendirme mekanizmasının şeffaflığıyla doğrudan bağlantılıdır. Bağımsız uzmanlardan oluşan jüri, önceden açıklanmış kriterler ve güçlü aday havuzu, başarının ağırlığını artırır. Akademi, kamu, sektör kuruluşları ve teknoloji ekosistemini temsil eden isimlerin yer aldığı yapılar, değerlendirmeyi daha anlamlı hale getirebilir. Kategori seçimi de dikkatle okunmalıdır. “Yılın teknoloji şirketi” gibi geniş kategoriler marka algısı açısından güçlü olabilir; fakat “lojistikte karbon emisyonunu azaltan dijital uygulama” gibi spesifik bir kategori, çözümün kullanım alanını daha somut biçimde ortaya koyar. Özellikle B2B pazarlarda spesifik kategoriler, satın alma ekipleri ve iş ortakları açısından daha işlevsel sinyal üretir. Kurumsal iletişimde ödül haberi nasıl konumlanmalı? Ödül iletişiminin en yaygın hatası, metni yalnızca kurumun başarısına odaklamaktır. Oysa etkili iletişim, başarının müşteriye, sektöre ve kamu yararına ne kattığını gösterir. Bir teknoloji şirketi ödülünü anlatırken, ürününün işletmelere hangi maliyet avantajını sağladığını veya kullanıcıların hangi sorunu daha güvenli biçimde çözdüğünü açıklamalıdır. Aşırı iddialı ifadeler de ters etki yaratabilir. “Dünyada ilk”, “benzersiz” veya “devrim niteliğinde” gibi söylemler, doğrulanabilir dayanaklarla desteklenmediğinde haberin güvenini zayıflatır. Daha sağlam yaklaşım; ödülü veren kurumu, kategoriyi, uygulamanın kapsamını ve somut sonuçları doğrudan aktarmaktır. İddia ne kadar büyükse, kanıt beklentisi de o kadar yükselir. İletişim ekipleri için ödül haberi, tek günlük görünürlük aracı olmamalıdır. Projenin teknik ekibiyle yapılacak bir röportaj, uygulamayı anlatan kısa video, veri odaklı bir görsel veya müşterinin deneyimini yansıtan vaka çalışması, kazanımı daha kalıcı bir içerik varlığına dönüştürür. Bu yaklaşım, özellikle karmaşık teknolojileri geniş profesyonel kitlelere anlatmada etkilidir. Editörler için ayırt edici yayın çerçevesi Dijital yayıncılar açısından ödül duyurularının büyük bölümü benzer kalıplarla gelir. Haber değeri yaratmak için kurum açıklamasını yeniden yazmak yeterli olmaz. Editoryal çerçeveye, ödülün bulunduğu pazarın büyüklüğü, ilgili teknolojinin yaygınlaşma hızı ve çözümün sektör sorunlarıyla ilişkisi eklenmelidir. Bir ödül haberini yayımlamadan önce dört soru yönlendirici olabilir: Ödül hangi kurum tarafından verildi? Proje hangi sorunu çözüyor? Uygulama hangi ölçekte kullanılıyor? Ortaya çıkan sonuç doğrulanabilir verilerle destekleniyor mu? Bu sorular, içerik akışını sadeleştirirken reklam dili ile haber dili arasındaki çizgiyi de korur. Özellikle telifsiz ve yeniden yayımlanabilir içerik ihtiyacı bulunan dijital medya kuruluşları için bu denge önem taşır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayın yapıları, ödül bilgisini ekonomi, üretim, yapay zeka veya sürdürülebilirlik gündemiyle ilişkilendirdiğinde; içerik farklı yayınlarda da daha yüksek bağlam değeri kazanır. Ödül sonrası performans izlenmeli Ödülün gerçek etkisi, duyurudan sonraki dönemde anlaşılır. Şirketin yeni müşteri görüşmeleri, yatırımcı ilgisi, yetenek kazanımı, iş ortaklığı talepleri veya uluslararası görünürlüğünde değişim olup olmadığı takip edilmelidir. Bu etkiler her kurumda aynı biçimde ortaya çıkmaz. Erken aşama girişimler için yatırımcı erişimi öne çıkarken, büyük sanayi kuruluşlarında tedarikçi güveni ve çalışan bağlılığı daha belirleyici olabilir. Bu süreçte ödülü bir bitiş çizgisi gibi değil, hesap verebilirlik fırsatı olarak görmek gerekir. Ödül alan projenin altı ay veya bir yıl sonra hangi aşamada olduğu, hedeflerine yaklaşıp yaklaşmadığı ve ölçeklenme planının işleyip işlemediği kamuoyu için daha değerli bir ikinci haber yaratır. Başarının sürekliliği, ilk duyurunun heyecanından çok daha güçlü bir itibar unsuru olabilir. Öne çıkan alanlar hangi yönü gösteriyor? Son yıllarda teknoloji ödüllerinde yapay zeka, veri güvenliği, iklim teknolojileri ve dijital dönüşüm başlıkları belirgin biçimde öne çıkıyor. Buna rağmen her alandaki başarı aynı anlama gelmez. Yapay zeka ödüllerinde modelin doğruluğu kadar veri yönetişimi, etik ilkeler ve insan denetimi önemlidir. Sürdürülebilirlik kategorilerinde ise karbon azaltımı iddiasının hesaplama yöntemi ve operasyonel karşılığı sorgulanmalıdır. Savunma, enerji ve lojistik gibi kritik sektörlerde ödüllendirilen çözümler ayrıca tedarik güvenliği, siber dayanıklılık ve mevzuata uyum açısından değerlendirilmelidir. Teknolojinin etkisi, yalnızca hızlı çalışmasıyla değil, zor koşullarda güvenilir biçimde çalışmasıyla ölçülür. Bu yüzden prestijli görünen bir ödülün stratejik karşılığı, sektörün niteliğine göre değişir. Teknoloji ödülleri haberlerini doğru okumak, kurumların iletişim refleksini aşan bir bakış gerektirir. Ödülün arkasındaki problemi, kanıtı ve ölçeklenme potansiyelini izleyenler; yalnızca kimin öne çıktığını değil, pazarın nereye yöneldiğini de daha erken görebilir.

İklim Değişikliği, Enerji Yatırımlarını Şekillendiriyor Haber

İklim Değişikliği, Enerji Yatırımlarını Şekillendiriyor

Artan sıcaklıklar ve değişen tüketim alışkanlıkları, elektrik şebekelerindeki yükü artırıyor. Özellikle klima, elektrikli araç ve ısı pompası kullanımının yaygınlaşması tüketim profilini değiştiriyor. Yapay zeka destekli analizlerle olası yüklenme riskleri önceden tespit edilerek yatırımlarda buna göre planlanıyor. Hizmet Bölgesindeki trafoların yük durumları, uzaktan izleme sistemlerinden elde edilen verilerle düzenli olarak takip ediliyor. Yapılan analizlerle kritik seviyeye ulaşma riski bulunan trafolar önceden belirleniyor. Böylece ihtiyaç duyulan noktalarda kapasite artışı, yüklerin farklı hatlara dağıtılması ve yeni trafo kurulumu gibi yatırımlar planlanarak şebekenin artan elektrik talebine karşı daha güçlü hale getirilmesi hedefleniyor. “Şebekeyi geleceğin ihtiyaçlarına göre planlıyoruz” UEDAŞ Genel Müdürü Cihangir Gençoğlu, iklim değişikliğinin elektrik dağıtım altyapısında yeni bir planlama yaklaşımını zorunlu hale getirdiğini belirterek, “İklim değişikliği, enerji altyapısının planlanmasını da doğrudan etkiliyor. Artan sıcaklıklar ve klima, elektrikli araç ve ısı pompası gibi yeni tüketim alışkanlıkları şebekenin yük profilini değiştiriyor. Bu nedenle gelecekte oluşabilecek yükleri bugünden öngörmek büyük önem taşıyor. Veri analitiği ve yapay zeka destekli modellerle farklı iklim senaryolarını değerlendiriyor, kritik seviyeye ulaşabilecek trafoları önceden belirleyerek yatırımlarımızı gelecekteki ihtiyaçlara göre planlıyoruz.” “2025 yılında 117 trafoda gerçekleştirdiğimiz iyileştirmelerin ardından 2026 ve 2027 yılında da toplam 634 trafoda kapasite artışı ve şebeke iyileştirme çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Buradaki temel hedefimiz, tüketici talebi kritik seviyeye ulaşmadan önce gerekli altyapıyı hazır hale getirmek. İklim değişikliğinin getirdiği belirsizlikleri veri ve teknolojiyle yöneterek daha dayanıklı, esnek ve geleceğe hazır bir dağıtım şebekesi oluşturmayı hedefliyoruz.” Bu yaklaşım sayesinde dağıtım şebekesinde kapasite artışı gerektiren noktaların daha erken tespit edilmesi, yatırımların doğru noktaya ve doğru zamanda yönlendirilmesi ve tüketici talebindeki değişimlere karşı şebekenin daha hazırlıklı hale getirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

Doğuş Otomotiv, İlk Konsolide Entegre Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Bağlı ortaklıkların ve ilgili iştiraklerin performansını daha geniş bir çerçevede ele alan rapor, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümünü güçlü ve ölçülebilir sonuçlarla ortaya koyuyor. 133 dijital projeyle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlanması, D-Charge’ın 45 ilde 621 şarj soketine ulaşması, Şekerpınar Lojistik Merkezi’nin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünün güneş enerjisinden karşılanması ve kurumsal yönetim derecelendirme notunun 9,81’e yükselmesi, 2025 yılının öne çıkan performansları arasında yer aldı. Otomotiv sektörünün elektrifikasyon, dijital teknolojiler, yeni iş modelleri ve değişen müşteri beklentileriyle yeniden şekillendiği bir dönemde yayımlanan 2025 raporu, Doğuş Otomotiv’in dönüşüme nasıl hazırlandığını ve mobilite alanındaki güçlü konumunu geleceğe nasıl taşıdığını gösteriyor. Raporda şirketin iş modeli ve değer zinciri; finansal performans, elektrifikasyon, dijitalleşme, iklim yönetimi, insan kaynağı, toplumsal katılım ve kurumsal yönetişim alanlarındaki gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor. . “Geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz” Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su E. Ali Bilaloğlu, şirketin mobilite ekosistemindeki dönüşümde üstlendiği role ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Mobilite artık sadece araç sahipliğiyle sınırlı bir alan olmaktan çıkarak enerji, veri, yazılım, şarj altyapısı, müşteri deneyimi, satış sonrası hizmetler ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla birlikte yönetilen bütüncül bir ekosisteme dönüşüyor. Doğuş Otomotiv olarak bu dönüşümü yalnızca izlemekle yetinmiyor, geleceğin mobilite ekosisteminde aktif rol üstlenmeyi hedefliyoruz. 2025 yılı performansımız, güçlü finansal yapımızı, dijital yetkinliklerimizi, elektrikli mobilite yatırımlarımızı, insan kaynağımızı ve yönetişim yaklaşımımızı aynı değer yaratma modeli içinde ilerletebildiğimizi gösteriyor. Geçmişimizden aldığımız güçle değişimi yöneten, dönüşümün yönünü okuyan ve yarını şekillendirmek için sorumluluk alan bir şirket olmayı sürdüreceğiz.” Dijital projeler 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağladı Dijital dönüşüm, Doğuş Otomotiv’in 2025 performansının en güçlü alanlarından biri oldu. Müşteri deneyimi, yapay zekâ, veri analitiği, robotik süreç otomasyonu ve IoT tabanlı lojistik uygulamalarını kapsayan tamamlanmış dijital proje sayısı 133’e ulaştı. Bu projelerle 257 milyon TL operasyonel verimlilik sağlandı. Çalışanların süreçlerin geliştirilmesine doğrudan katılımını sağlayan Fikir Platformu’na yıl boyunca 2.844 fikir sunuldu. Bunlardan 601’i hayata geçirilerek 175 milyon TL proje getirisi elde edildi. Şirket, yapay zekâ uygulamalarının ortak kurumsal standartlarla yönetilmesi amacıyla Yapay Zekâ Mükemmeliyet Merkezi’ni hayata geçirdi. Çalışanların kurumsal bilgilere daha hızlı ulaşmasını sağlayan üretken yapay zekâ destekli AsistOn kullanıma sunulurken, kritik yeteneklerin elde tutulmasına yönelik makine öğrenmesi tabanlı erken uyarı mekanizması geliştirildi. İklim çalışmalarının kapsamı değer zincirinde genişledi Doğuş Otomotiv, 2025 yılında iklim çalışmalarının kapsamını tedarikçiler, lojistik süreçleri, Yetkili Satıcı ve Servis ağı, şarj hizmetleri ve araçların kullanım aşamasını içerecek biçimde genişletti. Kapsam 3 emisyonlarının yaklaşık yüzde 98’i hesaplama kapsamına alınırken, değer zincirinden kaynaklanan emisyonların daha sistematik ve izlenebilir biçimde yönetilmesine yönelik önemli bir altyapı oluşturuldu. Şekerpınar Lojistik Merkezi’nde kurulu Güneş Enerjisi Santrali, 2025 yılında 4.382.500 KWh elektrik üretti ve tesisin elektrik ihtiyacının yüzde 75,83’ünü karşıladı. Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş., 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını 2021 baz yılına göre yüzde 20 azaltmayı ve elektrik tüketiminde yüzde 100 yenilenebilir kaynak kullanımına geçmeyi hedeflediğini de rapor kapsamında açıkladı. Yetkili Satıcı ve Servis ağındaki çevresel dönüşüm de 2025 yılında hız kazandı. Ağ genelinde 44 GES lokasyonuna ulaşılırken enerji tüketiminin izlenmesi, karbon ayak izi hesaplamaları ve çevresel standartlara uyum çalışmaları yaygınlaştırıldı. Güçlü pazar performansı yeni mobilite yatırımlarıyla birleşti Elektrifikasyondaki gelişimi araç portföyüyle sınırlamayan Doğuş Otomotiv, şarj altyapısı ve teknik servis kapasitesini de büyüttü. Şirketin şarj çözümleri markası D-Charge, 254 AC ve 367 DC olmak üzere 45 ilde toplam 621 şarj soketine ulaştı. Yüksek voltajlı batarya onarım merkezlerinin sayısı 7’ye çıkarıldı. Böylece elektrikli araç müşterilerine satıştan şarja, teknik servisten ikinci el değer yönetimine uzanan kapsamlı bir hizmet altyapısı sunuldu. Kurumsal yönetim notu 9,81’e yükseldi Doğuş Otomotiv’in kurumsal yönetim derecelendirme notu 2025 yılında 9,81’e yükseldi. Yetkili Satıcı ve Servis ağında gerçekleştirilen 518 adet ISO 9001, DOS5 ve marka standardı denetiminde yüzde 94,59 genel başarı oranına ulaşıldı. Şirket, insan hakları, etik ve uyum, iç kontrol, risk yönetimi, bilgi güvenliği ve değer zinciri yönetimi alanlarındaki yapısını güçlendirirken sürdürülebilirlikle bağlantılı gelişmeleri strateji ve karar alma süreçleriyle daha güçlü biçimde ilişkilendirdi. Çalışan katılımı somut sonuçlara dönüştü Doğuş Otomotiv çalışanlarına yıl boyunca toplam 33.769 saat eğitim verilirken mavi yakalı çalışanların kişi başına ortalama eğitim süresi yüzde 86,22 artarak 49,63 saate yükseldi. Dijital yetkinlikler, elektrikli araç teknolojileri, liderlik, iş sağlığı ve güvenliği ile mesleki gelişim programları, çalışanların otomotiv sektöründeki dönüşüme hazırlanmasını destekledi. Doğuş Otomotiv çalışanları aynı dönemde toplumsal katılım çalışmaları kapsamında bir önceki yıla göre yüzde 64 artışla 1.315 saat gönüllülük faaliyeti gerçekleştirdi. Uzun soluklu programlarla binlerce kişiye ulaşıldı “Trafik Hayattır!” platformu 21’inci yılında güvenli mobilite kültürünün yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarını sürdürdü. Tohum Otizm Vakfı iş birliğiyle yürütülen “Güvenli Trafik Becerileri” programı kapsamında otizmli bireylerin trafikte daha güvenli ve bağımsız hareket etme becerilerini desteklemek amacıyla kendilerine ve ebeveynlerine yönelik eğitimler gerçekleştirildi. “Doğaya Kanat Açtık” programı kapsamında ise bugüne kadar 60 bin kilometreden fazla yol kat edildi, Türkiye genelinde 395 kuş ve 30 memeli türü gözlemlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Girişimcilerin Yatırım Rotası BT ve Otomasyona Çevriliyor Haber

Türkiye’de Girişimcilerin Yatırım Rotası BT ve Otomasyona Çevriliyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY tarafından gerçekleştirilen EY Girişimcilik Barometresi’nin ikinci sayısının sonuçları açıklandı. Europe Central bölgesi genelinde Türkiye’nin de aralarında olduğu çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren 1.000’den fazla aile şirketi sahibi, start-up kurucusu ve farklı ölçekteki şirketlerden liderlerin katıldığı araştırma; bölge genelindeki girişimcilerin artan maliyetler, düzenleyici baskılar ve makroekonomik belirsizliklere rağmen büyüme hedeflerini korurken yatırım ve operasyonlarında daha seçici ve disiplinli hareket ettiğini ortaya koyuyor. Bulgular, girişimcilerin operasyonel disipline, dayanıklılığa ve uzun vadeli değer sağlamaya her zamankinden daha fazla önem verdiğini gösteriyor. Bu yaklaşım yatırım kararlarından inovasyon stratejilerine, teknoloji kullanımından iş gücü planlamasına kadar pek çok alanda yeni öncelikler oluşturuyor. İnovasyon ve dijital dönüşüm girişimcilerin gündeminde öne çıkıyor İnovasyon öncelikleri 2026 yılında pazar odaklı ve uygulama ağırlıklı bir dağılım gösteriyor. Türkiye’de strateji ve pazarlama odaklı inovasyon %50 oranıyla bölge genelinin üzerinde seyrederken, ürün ve süreç inovasyonunun %48 seviyesinde, organizasyonel inovasyonun ise %45 seviyesinde olduğu gözlemleniyor. İnovasyon eğilimi geniş tabanlı bir görünüm sunmakla birlikte, herhangi bir inovasyon planlamadığını belirtenlerin oranı %5 seviyesinde geçen yıla göre sabit kalıyor. Bununla birlikte, Türkiye’de dijital dönüşüm ivme kazanıyor. Yapay zekâ ve makine öğrenimi %82, veri analitiği %79 kullanım oranlarıyla öne çıkarken, bunu bulut teknolojileri %63 ve dijital müşteri deneyimi platformları %70 oranlarıyla takip ediyor. Algılanan performans etkisi ise inovasyonda %71 ve teknolojiye adaptasyon hızında %70 ile güçlü bir görünüm sunarken, gelir büyümesine etkisi %36 ile sınırlı kalıyor. Yapay zekâ destekli süreçler, veri odaklı karar alma ve müşteri deneyimi uygulamalarında güçlü bir adaptasyon görülürken, bu dönüşümün gelir büyümesine etkisinin artırılması önemli bir gelişim alanı olarak öne çıkıyor. Türkiye’de girişimcilik ekosistemine güven yıllık bazda iyileşme gösteriyor Araştırma sonuçları girişimcilik ekosistemine yönelik algıda belirgin bir iyileşmeye işaret ediyor. Olumlu değerlendirmelerin oranı %34'e yükselirken, olumsuz değerlendirmeler %51'den %25'e gerilemiş durumda. Girişimcilik ekosisteminin önündeki temel zorluklar ise, bürokratik zorluklardan ziyade makrofinansal unsurlardan kaynaklanıyor. Finansmana erişim %71, ve ekonomik belirsizlik %70 oranıyla öne çıkarken, düzenleyici karmaşıklık %45 ile bölgenin altında kalıyor. Türkiye girişimcilik ekosisteminde iştah güçlü olmakla birlikte, ölçeklenme süreci sermaye erişimi ve güven düzeyi ile sınırlanıyor. Sermaye maliyeti ve finansmana erişim yatırımları sınırlandıran başlıca unsurlar arasında Türkiye’de yatırım eğilimleri temkinli ancak seçici bir görünüm sergiliyor. Şirketler bölge ortalamasına kıyasla büyüme yatırımlarına daha sınırlı kaynak ayırırken, modernizasyon ve otomasyon yatırımlarına öncelik veriyor. Bilişim teknolojileri yatırımları %50, otomasyon %45, ekipman yatırımları %36 ve yeni tesis yatırımları %13 seviyesinde iken; herhangi bir yatırım planlamadığını belirtenler ise %18 ile bölge genelinin üzerinde yer alıyor. Yatırımları sınırlandıran başlıca unsurlar ise sermaye maliyeti ve finansmana erişim zorlukları olurken; ekonomik risk ve piyasa belirsizliği %71, finansman yetersizliği %52 ve yüksek faiz oranları %41 ile bölge ortalamasından yüksek seyrediyor. Finansman kaynaklarına bakıldığında ise, ağırlıkla öz kaynaklar %61 oranıyla öne çıkarken, krediler %20 ve teşvikler/hibeler %14 düzeyinde kalıyor. Şirketler, geri dönüşün net olduğu ve finansmanın güvence altına alındığı durumlarda yatırım kararlarını daha güçlü şekilde hayata geçiriyor. Bu çerçevede, teşvikler ve otomasyon yatırımları bu ivmenin korunmasında öne çıkan unsurlar olarak değerlendiriliyor. Türkiye’de iş gücü modeli daha esnek bir yapıya evriliyor Türkiye’de girişimcilik ekosisteminde işe alım süreçleri tam zamanlı istihdam artışından daha esnek kapasite kullanımına doğru yönelim gösteriyor. Tam zamanlı işe alım oranı geçtiğimiz yıla kıyasla %44’ten %34’e gerilerken, dış kaynaklı iş birlikleri ve yarı zamanlı işe alım artış gösteriyor. İşe alım sürecindeki temel zorluk aday sayısının sınırlı olması değil, rekabetçilik baskısı. Bu kapsamda; ücretlendirme zorlukları %41, aday beklentilerini karşılama %30 ve büyük ölçekli şirketlerle rekabet %25 seviyelerinde seyrederken, coğrafi erişim ve aday hacmi ise her biri %9 ile bölge ortalamasının altında kalıyor. Bu görünüm; başarılı işverenlerin farklılaşmasının yalnızca işe alım hacmi ile değil, çalışan değer önerisi ve verimlilik odaklı yaklaşımlarla mümkün olacağına işaret ediyor. Mevcut risk profili şirketlerin finansal dayanıklılıklarını zorluyor Türkiye’de artan maliyetler, zayıflayan talep ve finansmana erişim zorlukları, şirketlerin finansal dayanıklılığı üzerinde eş zamanlı baskı oluşturuyor. Araştırma sonuçlarına göre; en fazla riskler operasyonel maliyetler, enflasyon baskıları, döviz kuru dalgalanmaları, krediye erişim ve yüksek faiz oranları olarak öne çıkıyor. Ayrıca Türkiye’de maliyet unsurları geniş bir yelpazeye yayılarak finansman, uyum ve risk transferi kalemlerini içeriyor. Türkiye’de girişimciler birleşme ve satın alma işlemlerine temkinli ancak fırsat odaklı yaklaşıyor. Kısmi satışın “biraz olası” olduğunu belirtenlerin oranı %43 ile “çok olası” diyenlerin (%7) belirgin şekilde üzerinde bulunuyor. Bu durum, birçok girişimcinin kısa vadeli bir işlem planından ziyade ortaya çıkabilecek fırsatları değerlendirmeye açık olduğunu gösteriyor. Geleneksel çıkış alternatifleri ise çeşitlenmiş olup; bir yatırım fonuna satış oranı %30 ve halka arz oranı %18 seviyesinde seyrediyor.. Türkiye aile işletmelerinde halefiyet planlamalarında olgunluk seviyesi artış gösteriyor Türkiye’de halefiyet planlamasına ilişkin olgunluk artış eğilimi göstermekle birlikte, “henüz planlamaya başlanmamış” segmentinin varlığı da dikkat çekiyor. Resmî planlara sahip olanların oranı %15’ten %22’ye, bu konuda resmi olmayan görüşmeler yürütenlerin oranı ise %15’ten %28’e artış gösteriyor. Buna karşın, konuyu henüz ele almamış olanların oranı %39 ile bölge ortalaması olan %29’un üzerinde seyrediyor. Aile işletmelerine ilişkin temel zorluklar ise ağırlıklı olarak iç dinamiklerden kaynaklanırken, servet yönetimi yaklaşımı çeşitlendirme odaklı ilerliyor. EY Türkiye Şirket Ortağı, Girişimci Kadın Liderler Programı ve EYnovation Start-up Programı Lideri Müge Tan Belviso, araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "EY Girişimcilik Barometresi 2026 sonuçlarına göre Türkiye’de girişimcilik ekosistemine duyulan güvenin artması oldukça memnuniyet verici bir gelişme. Buna ek olarak, araştırmamız girişimcilik ekosisteminin büyüme, yatırım ve dönüşüm kararlarında artık daha seçici hareket ettiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, yapay zekâ ve veri analitiği gibi teknolojilerin hızla yaygınlaştığı görülürken, belirsizliklerin ve maliyetlerin büyüme üzerindeki belirleyici etkisini koruduğuna işaret ediliyor. Bununla birlikte araştırmamız girişimcilik ekosisteminin gelişimi için 5 temel öncelik önerilerini sunuyor; “kademeli büyüme”, “kârlılık ve likiditenin korunması”, “finansal risk yönetimi”, “müşteri değerinin gelire dönüştürülmesi” ve “esnek yetenek stratejilerinin geliştirilmesi”. Bu alanlarda kaydedilecek ilerleme, girişimcilerin yalnızca mevcut belirsizliklere karşı daha dayanıklı olmalarını değil, aynı zamanda yerel ve küresel pazarlarda rekabet güçlerini artırmalarını da sağlayacaktır. EY Türkiye Şirket Ortağı ve Girişimci Kadın Liderler Programı Lideri Ferzan Ülgen ise şu açıklamalarda bulundu: “Araştırma sonuçları, Türkiye girişimcilik ekosisteminin teknoloji ve yapay zekâ alanlarındaki odağıyla katılımcı ülkeler ortalamasının üzerinde bir seviyede seyretmesi dikkat çekiyor. Bulgular, günümüz koşullarında başarının yalnızca yeni fırsatları değerlendirmekten değil; inovasyon kapasitesini güçlendirmekten, kaynakları etkin yönetmekten, yetenek stratejisini doğru belirlemekten ve sürdürülebilir değer sunmaktan geçtiğini gösteriyor. Bu doğrultuda geleceğin başarılı girişimleri, değişime hızla adapte olabilen, doğru yetenek stratejilerini benimseyen, yeteneği merkeze koyarak teknolojiyi ve yapay zekayı süreçlerine entegre edebilen girişimciler olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci El Araç Satışında Fiyat Kadar Güven de Öne Çıkıyor Haber

İkinci El Araç Satışında Fiyat Kadar Güven de Öne Çıkıyor

Teklifin nasıl belirlendiği, ekspertiz sonrasında nasıl bir süreç izleneceği ve ödemenin güvenli şekilde gerçekleşmesi de satış kararında önem kazanıyor. Otoboom, teknoloji ile fiziksel hizmeti bir araya getiren modeliyle araç satışında güven ve şeffaflığı da sürecin merkezine yerleştiriyor. İkinci el otomobil satışında araç sahiplerinin öncelikli sorularından biri uzun yıllardır “Aracımı ne kadara satabilirim?” oldu. Ancak dijitalleşmeyle birlikte bilgiye erişimin kolaylaşması, fiyatların daha rahat karşılaştırılabilmesi ve araç satışında alternatif kanalların çoğalması, tüketicinin beklentisini de değiştirdi. Bugün araç sahipleri yalnızca yüksek bir teklif değil; bu teklifin neye göre belirlendiğini anlayabildikleri, ekspertiz ve değerleme aşamalarını takip edebildikleri, satışın sonunda sürprizlerle karşılaşmadıkları ve ödeme sürecinden emin oldukları bir deneyim arıyor. Bu değişim, ikinci el otomobil pazarında araç sahiplerinin satış kanalı tercihinde dikkate aldığı kriterleri de çeşitlendiriyor. Fiyat, satış kararının önemli unsurlarından biri olmaya devam ederken; güven, şeffaflık ve sürecin öngörülebilirliği de araç sahiplerinin değerlendirdiği kriterler arasında yer alıyor. Güven, ekspertizden ödemeye kadar bütün süreci kapsıyor İkinci el araç satışında güvenin en kritik aşamalarından birini ekspertiz oluşturuyor. Aracın mekanik durumundan hasar geçmişine, kilometresinden kaporta ve boya durumuna kadar pek çok unsur hem aracın gerçek durumunun hem de değerinin belirlenmesinde rol oynuyor. Otoboom’da araç sahibi, aracına ilişkin temel bilgileri dijital platform üzerinden paylaşarak online ön değerleme sürecini başlatabiliyor. Ardından gerçekleştirilen fiziki ekspertizle aracın mevcut durumu detaylı biçimde değerlendiriliyor ve ekspertiz sonucunda satın alma teklifi oluşturuluyor. Böylece süreç yalnızca “bir fiyat verme” yaklaşımından çıkarak, veri, fiziki inceleme ve şeffaf süreç yönetiminin birlikte çalıştığı bir satış deneyimine dönüşüyor. “En yüksek fiyat” kadar “bu fiyatın arkasında kim var?” sorusu da önemli İkinci el araç satışında dijital kanalların yaygınlaşması araç sahiplerine daha fazla seçenek sunarken, güvenilir bilgi ve işlem güvenliği ihtiyacını da artırıyor. Tüketiciler açısından teklifin yüksekliği kadar, teklifin hangi kriterlerle oluşturulduğu ve satış sürecinin güvenilir bir yapı üzerinden ilerlemesi de önem taşıyor. Otoboom, bu noktada dijitalleşmeyi yalnızca süreci hızlandıran bir araç olarak değil, satışın her aşamasını daha anlaşılır ve öngörülebilir hale getiren bir altyapı olarak konumlandırıyor. Online değerlemeden fiziki ekspertize, fiyat teklifinden noter devri ve güvenli ödeme sürecine kadar tüm adımlar birbirini tamamlayan tek bir yapı içerisinde ilerliyor. Araç sahibinin yalnızca aldığı teklife değil, sürecin tamamına güvenmesi gerekiyor Otoboom Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, ikinci el otomobil satışında güvenin önemine dikkat çekerek konuyla ilgili şunları söyledi: “İkinci el araç satışında fiyat elbette çok önemli. Ancak araç sahibi için iyi bir satış deneyimi yalnızca yüksek bir teklif almakla sınırlı değil. Teklifin nasıl oluştuğunu bilmek, ekspertiz sonrasında nasıl bir süreçle karşılaşacağını öngörebilmek ve satış tamamlandığında ödemesini güvenle alacağından emin olmak istiyor. Bizim için güven tam olarak burada başlıyor. Otoboom’da teknolojiyi yalnızca daha hızlı fiyat vermek için değil, satış sürecindeki belirsizlikleri azaltmak için kullanıyoruz. Hedefimiz, araç sahibinin ilk değerlemeden satışın tamamlanmasına kadar sürecin her adımını bildiği ve kendisini güvende hissettiği şeffaf bir satış modeli oluşturmak.” İkinci el otomobil sektöründe dijitalleşmenin bir sonraki aşamasının yalnızca işlemleri online ortama taşımak değil, belirsizliği azaltmak olduğuna dikkat çeken Otoboom; yapay zeka ve veri analitiği destekli değerleme altyapısını fiziksel ekspertiz, doğrudan müşteri iletişimi ve güvenli ödeme süreçleriyle tamamlıyor. Otoboom, bu yaklaşımla araç satışında fiyatın yanı sıra hız, şeffaflık, güven ve kullanıcı deneyiminin birlikte ele alındığı daha öngörülebilir bir satış süreci sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Express Türkiye’ye Altın Stevie® Ödülü Haber

DHL Express Türkiye’ye Altın Stevie® Ödülü

DHL Express Türkiye, lojistikte yapay zeka destekli karar mekanizmalarını odağına alan Geologic AI: AI-Powered Delivery Intelligence for Express Logistics projesiyle, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Stevie® Awards for Technology Excellence kapsamında Yapay Zeka kategorisinde Yılın Yeni Ürünü dalında Altın Stevie® Ödülü’ne layık görüldü. İş dünyasının uluslararası ölçekte en bilinen ödül programları arasında yer alan Stevie® Awards, teknoloji alanında öne çıkan kurumsal başarıları ödüllendiriyor. DHL Express Türkiye’nin kazandığı bu ödül, şirketin yapay zeka odaklı lojistik uygulamalarıyla dünya çapında dikkat çeken bir başarıya imza attığını ortaya koyuyor. 2026 yılında 37 ülke ve bölgeden 700’ün üzerinde adaylığın değerlendirildiği programda elde edilen Altın Stevie®, DHL Express Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesinin ve operasyonel yetkinliğinin uluslararası iş dünyasında da karşılık bulduğunu gösteriyor. DHL Express Türkiye’de teknoloji ve inovasyon odağı DHL Group’un 2030 stratejisinde yer alan “Digitally by Default” yaklaşımı doğrultusunda DHL Express Türkiye, teknoloji yatırımlarını iş süreçlerinin dönüşümünde temel unsurlardan biri olarak değerlendiriyor. DHL Express Türkiye, bu yaklaşımı 2024 yılında İstanbul Havalimanı’nda kurduğu Ar-Ge Merkezi ile daha da ileri taşıdı. Şirket, bu merkezde yapay zeka, otomasyon, veri analitiği ve operasyonel karar destek sistemleri alanlarında Ar-Ge niteliği taşıyan projeler geliştirerek lojistik sektöründe yeni uygulamaların öncüsü olmayı sürdürüyor. Operasyonlardan elde edilen veriyi teknoloji geliştirme süreçleriyle bir araya getiren bu yapı, DHL Express Türkiye’nin yalnızca mevcut süreçleri dijitalleştiren bir oyuncu değil, aynı zamanda sektöre yön veren yeni nesil çözümler üreten bir kurum olarak konumunu güçlendiriyor. Bu teknoloji vizyonunun somut örneklerinden biri de 135 milyon Euro yatırımla hayata geçirilen İstanbul Havalimanı Gateway operasyon merkezi oldu. Tesiste kullanılan tam otomatik depolama ve ayrıştırma sistemleri ile Türkiye’nin ilk tam otomasyona sahip X-ray sistemi sayesinde gönderiler daha hızlı, güvenli ve verimli şekilde yönetiliyor. DHL Express Türkiye, önümüzdeki dönemde de yapay zeka, büyük veri ve analitik teknolojilerinin kullanım alanlarını genişleterek iş süreçlerini daha akıllı, daha entegre ve daha ölçeklenebilir bir yapıya taşımayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.