Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Analitiği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Analitiği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Analitiği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İkinci El Otomobilde Sezgisel Fiyatlama Tarihe Karışıyor Haber

İkinci El Otomobilde Sezgisel Fiyatlama Tarihe Karışıyor

Binlerce güncel ilan, gerçekleşen satışlar, arz-talep dengesi ve araçların teknik özellikleri eş zamanlı analiz edilerek oluşturulan fiyatlama modelleri, hem satıcılar hem de profesyonel alıcıların daha güvenilir kararlar vermesini sağlıyor. İkinci el araç alım platformu Otoboom, geliştirdiği veri analitiği altyapısıyla araç değerlemesini yalnızca mevcut ilan fiyatlarına göre değil; gerçek piyasa hareketlerini, satış hızlarını ve bölgesel talep değişimlerini de dikkate alarak gerçekleştiriyor. Böylece araç sahipleri piyasa gerçeklerinden uzak tahmini fiyatlar yerine, güncel verilere dayanan daha sağlıklı bir değerleme ile karşılaşıyor. Veriye dayalı fiyatlama satış sürecini hızlandırıyor İkinci el araç satışında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, aracın gerçek piyasa değerinin üzerinde ya da altında fiyatlandırılması. Değerinin üzerinde fiyatlandırılan araçlar satış sürecini uzatırken, değerinin altında kalanlar doğrudan maddi kayba yol açıyor. Veri analitiği destekli fiyatlama sistemleri, bu iki riski de azaltarak satış sürecini daha öngörülebilir ve verimli hale getiriyor. Otoboom'un geliştirdiği fiyatlama modeli; araç markası, modeli, yaşı, kilometresi, donanım seviyesi, hasar geçmişi, bölgesel arz-talep dengesi, benzer araçların satış performansı ve güncel piyasa hareketleri gibi çok sayıda parametreyi aynı anda değerlendiriyor. Böylece araç için yalnızca teorik bir değer değil, güncel piyasa koşullarını yansıtan gerçekçi bir fiyat aralığı oluşturuluyor. Veri, ikinci el otomobilin yeni güven unsuru Dijitalleşmenin etkisiyle ikinci el otomobil pazarında şeffaflık beklentisi her geçen gün artıyor. Araç sahipleri kadar profesyonel alıcılar ve galeriler de artık yalnızca deneyime değil, doğrulanabilir verilere dayalı karar alma süreçlerini tercih ediyor. Veri analitiği sayesinde fiyatlama sürecindeki belirsizlik azalırken, taraflar arasındaki güven de güçleniyor. Otoboom, bu yaklaşımı yalnızca fiyat belirleme aşamasında değil, ekspertiz süreçleri ve teklif oluşturma mekanizmasında da destekleyerek araç sahiplerinin daha hızlı ve güvenilir bir satış deneyimi yaşamasını hedefliyor. "İkinci el otomobilde en değerli unsur doğru veridir" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Otoboom Ticari Operasyon Direktörü Murat Karademir, ikinci el araç piyasasında rekabetin artık yalnızca araç üzerinden değil, veriyi doğru yorumlayabilme becerisi üzerinden şekillendiğini belirterek şunları söyledi: "İkinci el otomobilde doğru fiyatı belirlemek artık yalnızca piyasa tecrübesiyle mümkün değil. Her gün değişen arz-talep dengesi, satış hızları ve tüketici eğilimleri gibi çok sayıda veri, aracın gerçek değerini doğrudan etkiliyor. Otoboom olarak geliştirdiğimiz veri analitiği altyapısıyla tüm bu değişkenleri birlikte değerlendiriyor, araç sahiplerine güncel piyasa koşullarını yansıtan güvenilir fiyatlamalar sunuyoruz. Bugün ikinci el otomobilde en değerli unsur yalnızca araç değil, o araç hakkında doğru veriye sahip olmak." Teknolojiyi ikinci el araç satış süreçlerinin merkezine yerleştiren Otoboom, veri odaklı yaklaşımıyla hem bireysel satıcıların hem de profesyonel alıcıların daha hızlı, daha güvenilir ve daha şeffaf kararlar almasına katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumsal Dönüşüm Hikayeleri Ne Anlatır? Haber

Kurumsal Dönüşüm Hikayeleri Ne Anlatır?

Bir şirketin dönüşüm ilan etmesi kolaydır; piyasada karşılık bulan bir dönüşüm hikayesi yazması ise zordur. Çünkü kurumsal dönüşüm hikayeleri, yalnızca yeni bir yazılım yatırımı ya da organizasyon şeması değişikliğiyle oluşmaz. Asıl belirleyici olan, kurumun neden değiştiği, bu değişimi nasıl yönettiği ve sonuçlarını hangi göstergelerle ortaya koyabildiğidir. İş dünyasında dönüşüm artık dönemsel bir proje başlığı değil, yönetim pratiğinin kalıcı bir parçası. Enerjiden lojistiğe, savunmadan tarım teknolojilerine kadar birçok sektörde şirketler aynı anda birkaç baskıyla karşı karşıya kalıyor: maliyet disiplini, dijitalleşme ihtiyacı, regülasyon yükü, yetenek savaşı ve sürdürülebilirlik beklentisi. Bu nedenle iyi kurgulanmış dönüşüm hikayeleri, sadece kurumsal iletişim malzemesi değil; yatırımcı ilişkileri, işveren markası, tedarik zinciri güveni ve pazar konumlandırması açısından da stratejik değer taşıyor. Kurumsal dönüşüm hikayeleri neden bu kadar kritik? Kurumsal anlatılar uzun süre başarıyı ciro, kapasite ve büyüme grafikleri üzerinden kurdu. Oysa bugünün karar vericileri daha farklı sorular soruyor. Şirket değişen koşullara ne kadar hızlı uyum sağlıyor? Teknolojiyi süreçlerine nasıl entegre ediyor? Yönetim ekibi sadece hedef açıklıyor mu, yoksa organizasyonu yeni döneme hazırlayabiliyor mu? Tam bu noktada dönüşüm hikayeleri bir güven testi haline geliyor. Çünkü paydaşlar artık sonuç kadar süreci de görmek istiyor. Bir fabrikanın enerji verimliliği yatırımı, bir bankanın yapay zeka destekli müşteri deneyimi hamlesi ya da bir lojistik şirketinin uçtan uca veri görünürlüğü sağlaması tek başına haber değeri taşır. Ancak bu hamlelerin kuruma nasıl bir operasyonel esneklik, yeni gelir alanı veya rekabet avantajı sağladığı anlatılmadığında etki sınırlı kalır. İyi bir dönüşüm hikayesi, kurumun bugünden yarına geçtiğini söylemez. O geçişin hangi kırılmalarla, hangi dirençlerle ve hangi karar kalitesiyle gerçekleştiğini gösterir. Bu da hikayeyi daha inandırıcı hale getirir. Başarılı bir kurumsal dönüşüm hikayesinin omurgası Dönüşüm anlatılarında en sık görülen sorun, değişimin fazla steril sunulmasıdır. Sanki tüm adımlar önceden planlanmış, tüm ekipler ilk günden uyum göstermiş ve yatırımın geri dönüşü hızla alınmış gibi bir dil kurulur. Oysa profesyonel okur bu dili hemen ayırt eder. Gerçek dönüşümde gecikmeler, revizyonlar, öncelik değişimleri ve kültürel sürtünmeler vardır. Bu nedenle güçlü bir kurumsal hikaye üç düzlemde kurulmalıdır. İlk düzlem, iş gerekçesidir. Şirket neden dönüşmek zorunda kaldı? Maliyet baskısı mı arttı, müşteri beklentisi mi değişti, regülasyon mu sertleşti, yoksa yeni rakipler mi dengeyi bozdu? İkinci düzlem, uygulamadır. Hangi süreçler yeniden tasarlandı, hangi teknoloji devreye alındı, liderlik hangi noktada rol üstlendi? Üçüncü düzlem ise sonuçtur. Verimlilik, hız, hata oranı, çalışan bağlılığı, ihracat kabiliyeti ya da karbon yoğunluğu gibi göstergelerde ne değişti? Burada kritik olan nokta, hikayeyi yalnızca teknolojiye yaslamamaktır. Dönüşüm çoğu zaman teknoloji yatırımıyla görünür hale gelir, ancak asıl kalıcılığı kurum kültürü belirler. ERP kurmak, veri platformu kurmak veya yapay zeka destekli analiz sistemleri kullanmak önemli adımlardır. Fakat karar alma alışkanlıkları değişmiyorsa, ekipler yeni modele güvenmiyorsa ve orta kademe yönetim sahiplenmiyorsa, hikaye kısa sürede bir sunum dosyasına dönüşür. Teknoloji var ama dönüşüm yok olabilir Son yıllarda birçok kurum dijitalleşme başlığı altında önemli bütçeler ayırdı. Buna rağmen her yatırım dönüşüm üretmedi. Nedeni basit: teknoloji, stratejinin yerine geçtiğinde etkisi zayıflıyor. Şirketin temel sorunu müşteri kaybıysa sadece iç sistemleri yenilemek yeterli olmayabilir. Üretim verimsizliği öne çıkıyorsa pazarlama otomasyonu tek başına çözüm sunmaz. Bu yüzden dönüşüm hikayeleri, teknoloji satın alımını değil, iş modelindeki değişimi anlatmalıdır. Örneğin sanayide sensörleşme, sadece makineleri izlemek için değil; plansız duruşları azaltmak, bakım maliyetini düşürmek ve tedarik taahhütlerini güçlendirmek için anlamlıdır. Finans tarafında veri analitiği, sadece raporlama hızı için değil; risk görünürlüğünü artırmak ve daha isabetli tahminleme yapmak için değer üretir. Liderlik anlatının merkezindedir Kurumsal dönüşümde liderlik çoğu zaman iki uç arasında anlatılır: ya tek bir vizyoner isme aşırı yük bindirilir ya da yönetim rolü tamamen görünmez kılınır. Oysa profesyonel okur için asıl mesele, liderliğin karar kalitesi ve yönetişim becerisidir. Başarılı örneklerde üst yönetim dönüşümü sahiplenir, fakat uygulamayı yalnızca tepeden yönetmez. Hedefleri netleştirir, ara kilometre taşları belirler ve ölçülebilir sonuç üretmeyen alanlarda rota düzeltir. Daha da önemlisi, dönüşümün kurum içinde neden gerekli olduğunu açık bir dille anlatır. Bu netlik olmadığında çalışan tarafında sessiz direnç büyür. Kurumsal iletişim ekipleri için de burada kritik bir görev vardır. Dönüşüm hikayesini yalnızca CEO söylemlerine dayandırmak yerine, operasyon, insan kaynakları, teknoloji ve saha tarafındaki değişimi birlikte göstermek gerekir. Çünkü paydaş güveni, tek sesli anlatıdan değil, tutarlı kurumsal kanıttan beslenir. Sektörlere göre kurumsal dönüşüm hikayeleri nasıl farklılaşır? Her sektör aynı hızda ve aynı önceliklerle dönüşmez. Bu nedenle kurumsal dönüşüm hikayeleri standart kalıplarla yazıldığında yüzeysel kalır. Sanayide dönüşüm çoğunlukla üretim verimliliği, enerji maliyeti, kalite standardizasyonu ve ihracat rekabeti etrafında şekillenir. Burada hikayenin ağırlık merkezi, yatırımın operasyonel etkisidir. Örneğin otomasyon ya da kestirimci bakım uygulamaları, doğrudan üretim sürekliliğine bağlandığında daha güçlü bir anlatı ortaya çıkar. Lojistikte dönüşüm daha çok görünürlük, hız, rota optimizasyonu ve müşteri taahhüdü üzerinden değerlendirilir. Depo süreçlerinin dijitalleşmesi ya da filo verisinin merkezi olarak izlenmesi, sadece teknoloji haberi değildir; teslimat doğruluğu ve maliyet kontrolü açısından stratejik bir gelişmedir. Enerji sektöründe ise dönüşümün çerçevesi farklıdır. Yenilenebilir kaynaklara geçiş, şebeke esnekliği, depolama çözümleri ve karbon yönetimi gibi başlıklar birlikte ele alınır. Burada anlatının ikna gücü, finansal rasyonelle sürdürülebilirlik hedefini aynı zeminde buluşturabilmesine bağlıdır. Savunma ve ileri teknoloji alanlarında dönüşüm daha hassas bir dil gerektirir. Yerli üretim kapasitesi, tedarik bağımsızlığı, Ar-Ge derinliği ve yetkin insan kaynağı gibi unsurlar öne çıkar. Bu alanlarda dönüşüm yalnızca şirket performansı değil, ekosistem gücü ve stratejik kapasite açısından da değerlendirilir. İyi hikaye ile kurumsal propaganda arasındaki fark İş dünyasında herkes başarı anlatmak ister. Ancak profesyonel kitleler, fazla parlatılmış metinlere karşı giderek daha temkinli. Bu nedenle inandırıcı dönüşüm hikayeleri, sadece olumlu sonuçları değil, yönetilen zorlukları da içerir. Örneğin bir şirketin dijital dönüşüm sürecinde ilk aşamada beklenen verimi alamaması, çalışan eğitimine yeniden yatırım yapması veya süreç tasarımını ikinci kez ele alması zayıflık göstergesi değildir. Aksine, dönüşümün gerçek yönetim pratiği içinde ele alındığını gösterir. Kurumsal anlatının güvenilirliği tam da burada oluşur. Veri kullanımı da belirleyicidir. “Daha hızlı olduk”, “müşteri memnuniyeti arttı” ya da “çevik yapıya geçtik” gibi ifadeler tek başına yeterli değildir. Eğer mümkünse teslimat süresi, hata oranı, enerji tüketimi, çalışan devir oranı ya da üretim kapasitesi gibi ölçütlerle desteklenen bir çerçeve kurulmalıdır. Sayı verilemeyen durumlarda bile somut sonuç dili kullanılabilir. Bu yaklaşım, haber değeri açısından da daha güçlüdür. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayın çizgisine sahip platformlarda öne çıkan kurumsal gelişmeler, tam da bu nedenle sonuç, etki ve sektör bağlamı üzerinden anlam kazanır. Kurumlar bu hikayeleri nasıl daha etkili kurabilir? Öncelikle dönüşüm iletişimi ile dönüşüm yönetimi birbirinden kopuk ilerlememeli. İletişim ekipleri çoğu zaman süreç tamamlandıktan sonra devreye alınıyor. Oysa en güçlü anlatılar, dönüşüm sürerken oluşur. Hangi eşiklerin aşıldığı, hangi ekiplerin rol aldığı, hangi hedeflerin revize edildiği zamanında kayda geçirilirse ortaya daha sahici bir kurumsal hafıza çıkar. İkinci olarak, şirketler dönüşümü tek bir büyük proje gibi sunmaktan kaçınmalı. Pek çok başarılı örnekte değişim, birbirini besleyen küçük ama kritik hamlelerle ilerler. Tedarik zinciri görünürlüğünü artıran bir veri altyapısı, bunu destekleyen yetenek programı ve karar süreçlerini hızlandıran yönetişim modeli birlikte ele alındığında daha anlamlı bir tablo oluşur. Üçüncü nokta, paydaş perspektifidir. Yatırımcı, çalışan, müşteri, bayi, tedarikçi ve kamu otoritesi aynı dönüşüme farklı yerlerden bakar. Bu nedenle tek katmanlı bir mesaj çoğu zaman yetersiz kalır. Kurumun anlatısı ortak bir omurga taşımalı, ancak etkisini hedef kitleye göre derinleştirmelidir. Son olarak, dönüşüm hikayesi geçmiş başarıları yüceltmek için değil, gelecekteki kapasiteyi göstermek için kurulmalıdır. Piyasa artık “ne yaptınız” sorusunun yanında “yarının rekabetinde neredesiniz” sorusunu da soruyor. Kurumsal dünyada dikkat çeken hikayeler, değişimi ilan edenler değil; değişimi ölçen, yöneten ve açıklıkla anlatanlar tarafından yazılıyor. Bu yüzden iyi bir dönüşüm hikayesi, şirketin vitrini değil, stratejik ciddiyetinin en görünür kanıtıdır.

Gayrimenkul Değerleme Sektörü Yapay Zekâ Teknolojileriyle Dönüşüyor Haber

Gayrimenkul Değerleme Sektörü Yapay Zekâ Teknolojileriyle Dönüşüyor

Gayrimenkul piyasasında değişen fiyatlar, bölgesel farklılıklar ve artan veri hacmi, değerleme süreçlerini daha karmaşık hale getiriyor. Yapay zekâ ve veri analitiği teknolojileri ise uzmanların daha fazla bilgiyi birlikte değerlendirmesine ve süreçlerin daha izlenebilir yürütülmesine yardımcı oluyor. Gayrimenkul değerleme süreçlerinde taşınmazın fiziksel özelliklerinden konumuna, bölgesel piyasa koşullarından benzer nitelikteki taşınmazların fiyatlarına kadar çok sayıda değişkenin birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Tapu, ruhsat ve imar belgelerinin incelenmesi, emsal araştırması, saha çalışmalarının yürütülmesi ve hazırlanan raporların kontrol edilmesi de sürecin temel aşamaları arasında yer alıyor. Gayrimenkul piyasasındaki fiyat hareketleri, aynı bölge içinde dahi görülebilen farklılaşmalar ve değerlendirmeye konu olan veri miktarının artması, doğru ve güncel bilgiye erişimin önemini artırıyor. Bu durum, uzman deneyiminin yanı sıra verilerin sistemli biçimde toplanmasını, karşılaştırılmasını ve kayıt altına alınmasını da gerekli kılıyor. Sektörde verinin giderek daha belirleyici hale geldiğini belirten Creative Solution CTO’su Zafer Çalık, “Bir taşınmazın değerini belirlerken yalnızca metrekaresine veya bulunduğu bölgedeki ortalama fiyatlara bakmak yeterli değil. Taşınmazın hukuki durumu, fiziksel özellikleri, çevresindeki gelişmeler, kullanım biçimi ve karşılaştırılabilir emsaller gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Veri miktarı arttıkça bu bilgilerin doğru biçimde sınıflandırılması ve anlamlandırılması da değerleme sürecinin önemli bir parçası haline geliyor.” dedi. Yapay zekâ uzman görüşünü veriyle destekliyor Yapay zekâ ve veri analitiği teknolojileri, farklı kaynaklardan elde edilen bilgilerin daha kısa sürede karşılaştırılmasını ve tekrarlayan işlemlerin otomatikleştirilmesini mümkün kılıyor. Özellikle belge inceleme, emsal analizi, saha verilerinin kaydedilmesi ve rapor kontrolleri gibi aşamalarda kullanılan dijital sistemler, süreçlerin daha bütünlüklü yönetilmesine yardımcı oluyor. Bununl birlikte gayrimenkul değerleme yalnızca matematiksel hesaplamalara dayanmıyor. Taşınmazın kendine özgü özelliklerinin, bölgesel koşulların ve piyasa dinamiklerinin yorumlanmasında değerleme uzmanlarının bilgi ve deneyimi önemini koruyor. Çalık, yapay zekânın değerleme sektöründeki rolüne ilişkin, “Yapay zekâ, büyük miktardaki veriyi işleme, benzerlikleri karşılaştırma ve olası tutarsızlıkları belirleme konusunda uzmanlara önemli bir destek sunuyor. Ancak teknolojinin ürettiği her çıktı, gayrimenkulün kendi koşulları ve uzman görüşüyle birlikte ele alınmalı. Bu nedenle yapay zekâyı değerleme uzmanının yerine karar veren değil, karar sürecini daha fazla veriyle destekleyen bir araç olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı. Teknolojinin sektöre bir diğer katkısı da değerleme sürecinin farklı aşamalarını izlenebilir hale getirmesi. Dijital kayıt altyapısı sayesinde hangi verinin ne zaman toplandığı, belgelerin hangi kriterlere göre incelendiği ve raporun hangi kontrollerden geçtiği daha sistemli biçimde takip edilebiliyor. Bu yapı, kurumsal hafızanın korunması ve benzer işlerde ortak standartların uygulanması açısından da önem taşıyor. Değerlemede dört farklı aşamaya odaklanıyoruz Creative Solution tarafından geliştirilen Sayısal Akıllı Değerleme Süreç Yönetim Sistemi (SADES), değerleme çalışmalarının farklı aşamalarını desteklemek amacıyla Değer, Vira, 360 ve Radar olmak üzere dört modülden oluşuyor. SADES Değer, yapay zekâ destekli değer tahminleme ve emsal analiziyle uzmanların değerlendirmelerinde kullanabileceği referans çıktıları oluşturuyor. SADES Vira, tapu, ruhsat ve imar belgelerini doğal dil işleme teknolojileriyle analiz ederek belge inceleme aşamasına destek sağlıyor. SADES 360; mobil saha verisi toplama, mekânsal analiz ve dijital kayıt özellikleriyle saha çalışmalarından elde edilen bilgilerin ortak bir sistemde tutulmasına yardımcı oluyor. SADES Radar ise hazırlanan raporları banka kriterleri ve tanımlanmış süreç standartları doğrultusunda inceleyerek eksik, tutarsız veya riskli olabilecek alanları belirliyor. Çalık, SADES’in geliştirilme yaklaşımını şöyle anlattı, “Değerleme sürecinde emsal araştırması, belge inceleme, saha çalışması ve rapor kontrolü birbirini tamamlayan aşamalar. SADES modüllerini bu aşamalardaki farklı ihtiyaçları dikkate alarak geliştirdik. Buradaki temel amacımız, uzmanların kullandığı verileri tek bir yapı içinde daha kolay takip edebilmesine ve tekrarlayan işlerin teknoloji desteğiyle yürütülmesine katkı sağlamak. Teknoloji geliştikçe değerleme sektöründe hız kadar verinin güvenilirliğinin, izlenebilirliğinin ve doğru yorumlanmasının da önemi artacak.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Türkiye’den, İzmir’de  “Binalarda Dijital Servisler ve Siber Güvenlik” Etkinliği Haber

Siemens Türkiye’den, İzmir’de “Binalarda Dijital Servisler ve Siber Güvenlik” Etkinliği

Siemens Türkiye Binalar Bölümü Ülke Yöneticisi Tolga Afşin, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Geleceğin binaları artık dijital servislerin ve siber güvenliğin iç içe geçtiği ekosistemler haline geldi. Bu etkinlikle, insan odaklı otonom binalar çözümlerimiz, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital servisler ve çok katmanlı siber güvenlik stratejilerimizle sektör yöneticilerinin gelecek vizyonlarına katkıda bulunurken, somut uygulamalarla rekabet güçlerini artırma imkânı da sunduk” dedi. Programda, yapay zekâ destekli veri analitiği, dijital servisler, öngörücü bakım ve çok katmanlı siber güvenlik stratejilerinin binaların verimliliği, sürdürülebilirliği ve operasyonel dayanıklılığı üzerindeki etkileri ele alındı. Siemens Türkiye, 9 Temmuz’da İzmir Renaissance Otel’de sektör profesyonelleri ile teknik sorumlular için “Dijital Servisler ve Siber Güvenlik” başlıklı bir etkinlik düzenledi. Gün boyu süren programda; geleceğin binalarını tanımlayan Siemens’in insan odaklı Otonom Binalar çözümünden, binalarda dijital servislerin sunduğu verimlilik fırsatlarına ve endüstriyel tesisler açısından kritik öneme sahip Operasyonel Teknoloji (OT) siber güvenlik yaklaşımlarına uzanan kapsamlı sunumlar yapıldı. Etkinliğin açılışını yapan Siemens Türkiye Binalar Bölümü Ülke Yöneticisi Tolga Afşin, “Geleceğin binaları, dijital servislerle siber güvenliğin iç içe geçtiği ekosistemler olacak. Bu etkinlik, sektör yöneticilerimize yalnızca yeni perspektifler sunmakla kalmayıp, aynı zamanda somut uygulamalarla rekabet güçlerini artırma fırsatı sunacak” sözleriyle programın amacını özetledi. Afşin, konuşmasında yapay zekâ destekli veri analitiği ve öngörücü bakım yetenekleriyle enerji tüketimini nasıl optimize ettiğini örneklerle aktardı. Oturumlarda Siemens uzmanları, Otonom Binalar yaklaşımının sensör ağları ve merkezi yönetim panelleri aracılığıyla binanın tüm teknik sistemlerini nasıl tek bir çatı altında birleştirdiğini anlattı. Ayrıca gerçek zamanlı raporlamayla işletme maliyetlerinin azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması konularına da değinildi. Ardından gelen sunumlarda Siemens’in akıllı bina yönetimine yönelik dijital platformu Building X genelinde sunulan çözümler ele alındı. Etkinliğin devamında endüstriyel tesislerin dayanıklılığını korumak üzere tasarlanmış Operasyonel Teknoloji (OT) siber güvenlik çözümleri ele alındı. Siemens’in siber güvenlik uzmanları OT ağlarında izinsiz erişime ve veri manipülasyonuna karşı çok katmanlı savunma stratejilerini paylaştı. Endüstriyel protokollerin güvenli iletişime nasıl dönüştürüldüğü, sürekli zafiyet taramaları ve saldırı tespit sistemlerinin tesis operasyonlarına entegrasyonu örnek olaylarla detaylandırıldı. Günün sonunda düzenlenen panelde katılımcılar, Siemens uzmanlarıyla birebir görüşme fırsatı bularak kendi projelerine özel dijital yol haritaları üzerine uzmanlardan geri bildirim aldı. Siemens Türkiye, bu etkinlikle sektörde dijital dönüşümü hızlandırmayı ve işletmelere geleceğin yapılarında rekabet avantajı kazandırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Yatırımlarının Merkezinde Test Edilebilirlik Ve İnsan Faktörü Yer Almalı Haber

Teknoloji Yatırımlarının Merkezinde Test Edilebilirlik Ve İnsan Faktörü Yer Almalı

Rekabet avantajı artık sadece iyi bir ürün ya da hizmet sunmaktan geçmiyor. Müşterinin bugünkü ihtiyacını anlamak kadar, yarın karşılaşacağı problemi bugünden öngörebilmek de artık çok kritik. Doğru dijitalleşen şirketler bu noktada rakiplerinden bir adım öne geçiyor. Bu şirketler daha hızlı kararlar alıyor, daha şeffaf çalışıyor ve müşterileriyle güvene dayalı bir ilişki kurabiliyorlar. TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dijitalleşme, bizim için işleri hızlandıran ve maliyetleri düşüren bir araç değil. Yaptığımız her projenin odağında insan faktörü var. Dijitalleşmenin ve teknolojinin odağına insan faktörünü koyan kurumların sürdürülebilir değerler yaratabileceğine inanıyoruz.” diyor. Dijital dönüşüm son dönemde en çok konuşulan konuların başında geliyor. Dijital dönüşümü doğru bir şekilde ele alan şirketler, sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm arayan yapılardan çıkıp, sorunu daha oluşmadan fark ediyor ve önlem alan yapılara dönüşüyor. Bu noktada ise veriyi doğru yorumlamak, süreçleri doğru tasarlamak, kaliteyi işin sonuna değil başına koymak gerekiyor. Doğru bir dijitalleşme stratejisi oluşturan kurumlar; yalnızca ürün ya da hizmet sunmanın ötesinde; o ürün veya hizmetin tüm yaşam döngüsü boyunca müşteriye güven veren bir deneyim tasarlıyor. Teknoloji sihirli bir çözüm değil Dijital dönüşümün bir teknoloji satın alma projesi olmadığının belirten TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dijital dönüşüm konusundaki yaklaşımların yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Dönüşüm teknolojiyle başlayan bir olgu değil. Dijitalleşmeye öncelikle ihtiyaçların analiz edilmesiyle başlanmalı. Doğru bir kültürel altyapıyla bu alandaki sorunlar analitik bir şekilde çözülebilir. Her zaman karşımızdakini dinlemenin önemine inanıyoruz. Sorunların gerçek çözümü, tüm ekibi işin içine dahil ederek ortak bir akıl benimsenmesinden geçiyor. Tecrübelerimiz bizlere tüm yaklaşımın kapsayıcı bir nitelikte oluşturulmadığında teknoloji yatırımlarının uzun vadede fayda değil, genellikle verimsizlik ürettiğini gösteriyor. Her zaman altını çizdiğimiz gibi teknoloji yatırımının merkezinde; kalite, test edilebilirlik, sürdürülebilirlik ve insan faktörü olmalı.” diyor. Otomasyonla daha yüksek değerler üretmek mümkün Otomasyonun sağladığı zaman ve maliyet tasarrufuna odaklanılmaması gerektiğini vurgulayan Sarıalioğlu, “Otomasyon bizler için oldukça değerli bir konu. Fakat bizler alışılmış yaklaşımın dışına çıkarak otomasyona zaman ve maliyet tasarrufu sağlayan bir olgu olarak bakmıyoruz. Bizler için otomasyonun asıl işlevi; insanların enerjisini tekrar eden işlerden alıp onları daha nitelikli alanlara yönlendirmesi. Ekiplerin yaratıcılığını ve stratejik düşünme kabiliyetini artırabilmesi için rutin işleri yapacak bir otomasyon felsefesi benimsenmeli. Bu yaklaşımla birlikte odağımızdaki insan aklını daha verimli kullanarak, daha yüksek değerler yaratmak mümkün. Bizler de tüm iş süreçlerimizde bu strateji paralelinde hareket ediyor, kalıcı değerler yaratmaya odaklanıyoruz.” dedi. Türk şirketleri yeni yaklaşımları deneme konusunda oldukça cesur Türkiye’deki şirketlerin dijital dönüşüm konusunda güçlü bir adaptasyon kabiliyeti olduğuna dikkat çeken Barış Sarıalioğlu, “Ülkemiz genç ve öğrenmeye istekli bir yetenek havuzuna sahip. Bu konuda oldukça şanslıyız. Yeni teknolojileri benimsemeye hazır nitelikli gençlere sahibiniz. Türk şirketlerinin de yeni araçları ve yaklaşımları deneme konusunda oldukça cesur olduğunu gözlemliyoruz. Bu sinerjiyi uzun vadeli bir stratejiye dönüştüren şirketler kalıcı bir inovasyon kültürüne ve sürdürülebilir kalite anlayışına sahip olabilir. Önemli olan yeni teknolojilerin denenmesi değil, bu teknolojileri kurum kültürüne entegre ederek bir dönüşüm yaklaşımına ulaşılması. Türk şirketlerinin sahip olduğu nitelikli yetenek havuzunu değerlendirerek küresel şirketlerle rekabet edecek bir hacme ulaşabileceğini düşünüyoruz. Yapay zeka, otomasyon, veri analitiği gibi konuları önümüzdeki dönemde daha çok duymaya devam edeceğiz fakat en önemli nokta bu teknolojileri hangi amaçla kullandığımız olacak. Doğru teknolojilere yatırım yapan kurumların kendilerini geleceğe taşıyacağını düşünüyoruz.” şeklinde konuştu. Kalite bakış açısı insanla, kültürle ve doğru mühendislik disipliniyle başlar Dijital dönüşüm süreçlerinde yazılım testinin geleceği hakkında da açıklamalarda bulunan Sarıalioğlu, “Dünya, yazılım testi konusunda farklı bir yöne evrilmeyi sürdürüyor. Bugüne dek yazılım testi projenin sonunda yapılan bir kontrol işi olarak görülüyordu. Artık test ve kalite mühendisliği işin merkezinde yer alıyor. Bu gelişme bizleri en çok heyecanlandıran konuların başında yer alıyor. Teknolojinin evrildiği bu süreç kuşkusuz yaptığımız işin önemini bir kez daha ortaya koymuş durumda. Gelecekte yapay zeka ve makine öğrenimiyle birlikte hataları daha kod yazılırken tahmin eden, test senaryolarını otomatik üreten, hatta bazı durumlarda kendini iyileştirebilen sistemleri daha fazla göreceğiz. Bu teknik gelişmeler, insan merkezli stratejilere entegre edilmeli. Bizler teknolojiye; insan, kültür ve doğru mühendislik çerçevesinde yaklaşıyoruz. Bu felsefemizle heyecanımızı bir an olsun kaybetmeden dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması için çalışmayı sürdüreceğiz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci El Araç Satışında Yeni Dönem: Veriye Dayalı Fiyatlandırma Haber

İkinci El Araç Satışında Yeni Dönem: Veriye Dayalı Fiyatlandırma

2026 yılına güçlü başlayan ikinci el otomobil pazarı, Ocak ayında 582.100 adet satışla son 10 yılın en yüksek üçüncü Ocak performansını sergiledi. Yılın ilk çeyreğinde ise ikinci el otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine göre %6,7 artarak 1.736.089 adede ulaştı. Bu tablo, dijitalleşme ve veri odaklı çözümlerin sektördeki dönüşümü hızlandırdığını gösteriyor. Bununla birlikte önümüzdeki dönemde ikinci el araç satışında rekabeti belirleyecek en önemli unsurlardan birinin veriye dayalı fiyatlandırma sistemleri olması bekleniyor. İkinci el araç satışında en kritik konu, aracın gerçek piyasa değerini doğru belirleyebilmek. Fiyatın piyasanın üzerinde belirlenmesi satış süresinin uzamasına, düşük belirlenmesi ise araç sahiplerinin maddi kayıp yaşamasına neden oluyor. Geleneksel yöntemlerde çoğunlukla birkaç benzer ilana bakılarak oluşturulan fiyatlar, günümüzün hızla değişen piyasa koşullarında yeterli doğruluğu sağlayamıyor. Türkiye'nin yeni nesil ikinci el araç platformlarından Otoboom, geliştirdiği veri analitiği altyapısıyla bu süreci dijitalleştirerek kullanıcıların daha doğru fiyat bilgisine ulaşabilmesine katkıda bulunuyor. Platform; araç özelliklerini, model yılını, kilometreyi, donanım seviyesini, bölgesel talebi, güncel piyasa hareketlerini ve benzer araç verilerini birlikte analiz ederek fiyatlandırma sürecine veri temelli bir yaklaşım kazandırıyor. Fiyat artık yalnızca ilana bakılarak belirlenmiyor İkinci el araç piyasasında aynı model ve donanıma sahip araçlar arasında bile önemli fiyat farklılıkları görülebiliyor. Bunun temel nedeni ise fiyatlandırmanın çoğu zaman sınırlı gözleme veya kişisel değerlendirmelere dayanması. Oysa gelişmiş veri analitiği; ilan verilerini, geçmiş satış eğilimlerini, arz-talep dengesini ve bölgesel fiyat değişimlerini birlikte değerlendirerek piyasa koşullarına daha yakın sonuçlar üretebiliyor. Böylece araç sahipleri, piyasa gerçeklerine daha uyumlu fiyatlarla araçlarını satışa sunma imkânına sahip oluyor. Doğru fiyat, satış sürecini de hızlandırıyor Otomotiv sektöründe dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte yalnızca araç ilanları değil, karar alma süreçleri de dönüşüyor. Artık kullanıcılar "Otomobilimin piyasa değeri ne kadar?" sorusunun yanıtını yalnızca benzer ilanlara bakarak değil, çok sayıda verinin birlikte değerlendirildiği analizler aracılığı ile arıyor. Veriye dayalı fiyatlandırma yaklaşımı, satıcıların gereksiz fiyat revizyonlarını azaltırken satış sürecinin daha öngörülebilir ilerlemesine katkı sağlıyor. Aynı zamanda alıcı tarafında da güven duygusunu artırarak pazarlık süreçlerinin daha sağlıklı ilerlemesine destek oluyor. Dijital güvenin temelinde veri bulunuyor İkinci el araç pazarında güven, yalnızca ekspertiz raporlarıyla değil; fiyatın nasıl oluştuğunun şeffaf biçimde ortaya konmasıyla da güçleniyor. Gelişmiş veri analitiği sayesinde fiyat belirlenirken; Araç yaşıKilometreDonanım paketiYakıt tipiBölgesel talepBenzer araçların satış performansıGüncel piyasa eğilimleri gibi çok sayıda parametre birlikte değerlendiriliyor. Böylece fiyatlandırma süreci kişisel yorumlardan uzaklaşarak, ölçülebilir verilere ve piyasa dinamiklerine dayanan daha şeffaf bir yapıya kavuşuyor. "Veri, ikinci el araç sektörünün ortak dili haline geliyor" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Otoboom Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, şunları söyledi: "İkinci el araç sektöründe uzun yıllar fiyatlar büyük ölçüde deneyime ve piyasa hissiyatına göre belirleniyordu. Bugün ise her gün değişen piyasa koşulları, kullanıcı beklentileri ve dijitalleşme sayesinde çok daha farklı bir noktadayız. Artık doğru fiyatı belirlemenin en güvenilir yolu veriyi doğru okumaktan geçiyor. Otoboom olarak geliştirdiğimiz teknolojik altyapıyla çok sayıda veri parametresini analiz ediyor, kullanıcılarımızın araçlarını gerçek piyasa koşullarına en yakın değer üzerinden değerlendirebilmelerine destek oluyoruz. Amacımız yalnızca araç alım satımını kolaylaştırmak değil; ikinci el araç ekosisteminde güveni, şeffaflığı ve doğru fiyatlandırma kültürünü güçlendirmek." Teknolojiyi iş modelinin merkezine konumlandıran Otoboom, veri odaklı yaklaşımıyla ikinci el araç satış süreçlerini hızlandırmayı, kullanıcıların doğru fiyatla buluşmasını sağlamayı ve sektörde güven temelli yeni bir standart oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DEPSAŞ Enerji’den Müşterilerine Özel Dijital Altyapı Hamlesi Haber

DEPSAŞ Enerji’den Müşterilerine Özel Dijital Altyapı Hamlesi

Yeni sistemle birlikte işlem güvenliği artırılırken müşteri hizmetleri, saha operasyonları, faturalandırma ve ödeme süreçlerinin daha bütünleşik ve hızlı bir şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Hazırlıkları 3 yıl süren yeni sisteme geçiş çalışmaları nedeniyle 08-10 Temmuz tarihleri arasında bazı abonelik hizmetleri kısıtlı olarak verilebilecek. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde müşteri odaklı kaliteli hizmeti sunma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren DEPSAŞ Enerji, dijital dönüşüm yolculuğunda önemli bir adım daha atıyor. Şirket, müşteri hizmetleri süreçlerinde daha güçlü, güvenli ve sürdürülebilir bir altyapı oluşturmak amacıyla yerli ve milli müşteri bilgi sistemine geçiş yapacak. Yeni sistem, hem operasyonel süreçlerin daha etkin yönetilmesine hem de müşterilere sunulan hizmetlerin daha hızlı ve güvenli biçimde gerçekleştirilmesine katkı sağlayacak. Yerli altyapıyla daha güçlü hizmet deneyimi DEPSAŞ Enerji’nin devreye alacağı yeni müşteri bilgi sistemi, müşteri hizmetleri, saha operasyonları, faturalandırma ve ödeme hizmetleri gibi birçok süreci bütünleşik bir yapıda yönetecek. Bu sayede müşteri işlemlerinde hız, doğruluk ve izlenebilirlik artarken, hizmet kanalları arasındaki veri akışının daha güvenli ve verimli hale gelmesi hedefleniyor. Yerli ve milli teknoloji altyapısıyla geliştirilen sistem, şirketin dijitalleşme vizyonunun da önemli bir parçasını oluşturuyor. Devreye alınacak yeni müşteri bilgi sistemiyle ilgili DEPSAŞ Enerji Genel Müdürü Murat Karagüzel şunları söyledi: “Müşterilerimize daha hızlı, güvenli ve kaliteli hizmet sunmak için teknolojiye ve dijitalleşmeye aralıksız olarak yatırım yapıyoruz. Bugüne kadar Ar-Ge, yapay zeka destekli uygulamalar, veri analitiği ve dijital saha yönetimi gibi birçok alanda önemli projeleri hayata geçirdik. Bu alanlarda kazandığımız tecrübeyi şimdi müşteri hizmetleri süreçlerimize de taşıyoruz. Bu dönüşümü hayata geçirirken altyapımızda yerli ve milli yazılımların kullanılmasına özel önem verdik. Yaklaşık 3 yıldır, 250’yi aşan mühendis ve uzman ekibimizin katkısıyla üzerinde çalıştığımız bu yeni sistem sayesinde abonelik, faturalama, tahsilat, borç sorgulama ve müşteri hizmetleri süreçlerini daha bütünleşik, daha izlenebilir ve daha güvenli bir yapıya kavuşturuyoruz. Sistem devreye alındığında müşterilerimiz işlemlerini dijital kanallar üzerinden daha kolay şekilde gerçekleştirebilecek" İşlem güvenliği ve veri bütünlüğü güçlenecek Yeni sistemle birlikte müşteri verilerinin daha güvenli bir altyapıda yönetilmesi, işlem süreçlerinde standardizasyonun artırılması ve hizmet kalitesinin daha da yükseltilmesi amaçlanıyor. Sistem geçişinin ardından müşteriler açısından en önemli yeniliklerden biri ise tesisat numarası yerine hesap numarası kullanımına geçilerek işlemlerini daha kolay ve hızlı bir şekilde yapabilecek. Müşterilere SMS yoluyla bildirilecek olan yeni hesap numaraları ayrıca fatura çıktılarında, web sitesi ve çağrı merkezi kanallarından da sorgulanabilecek. Yeni sistem 10 Temmuz’da kullanıma sunulacak Yerli ve milli müşteri bilgi sistemine geçiş çalışmaları nedeniyle yeni abonelik, abonelik iptali, tahsilat işlemleri (sorgulama/ödeme) gibi bazı abonelik işlemleri DEPSAŞ Enerji’nin dijital kanalları, hizmet noktaları ve E-Devlet üzerinden 7 Temmuz saat 18.00’a kadar yapılabilecek. Ayrıca sistemin kapalı kalacağı üç gün boyunca bazı abonelik hizmetleri kısıtlı olarak verilebilecek. Yine bu süreç boyunca fatura ödemelerinde mağduriyet oluşmaması için de ek önlem alındı. Bu kapsamda mevcut faturaların son ödeme tarihleri yeniden düzenlenerek sistemin açıldığı günden sonraki günlere ertelendi. 10 Temmuz saat 08.00’da yeni müşteri sisteminin devreye girmesiyle birlikte müşteriler tüm abonelik işlemlerine daha önce olduğu gibi dijital kanallar ve E-Devlet üzerinden devam edebilecek, borç sorgulama ve ödeme işlemlerini ise tüm ödeme kanalları aracılığıyla gerçekleştirebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fırat EDAŞ Enerji Sektöründe Yapay Zekâ Dönüşümüne Yön Veriyor Haber

Fırat EDAŞ Enerji Sektöründe Yapay Zekâ Dönüşümüne Yön Veriyor

Doğu Anadolu Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmeti veren Fırat EDAŞ, enerji sektöründe dijital dönüşümü destekleyen EnergyMind projesi kapsamında yürütülen saha çalışmalarına ev sahipliği yaptı. Gerçekleştirilen ziyaret, projenin İP6 (Dağıtım Şirketlerinin Veri Analitiği ve Yapay Zekâ Olgunluk Seviyelerinin Belirlenmesi) iş paketi çerçevesinde hayata geçirildi. Sektörde yapay zekâ kullanımı mercek altında Ziyaret kapsamında, dağıtım şirketlerinin veri analitiği ve yapay zekâ kullanım düzeyleri kapsamlı şekilde ele alındı. Yapılan değerlendirmelerle sektör genelinde mevcut durumun ortaya konulması, şirketler arası karşılaştırmalı analizlerin yapılması ve gelişim alanlarının belirlenmesi hedeflendi. Çalışmalar sonucunda hazırlanacak raporların, sektör paydaşları ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu başta olmak üzere ilgili kurumlar için yol gösterici bir referans oluşturması planlandı. Akademi ve özel sektör güçlerini birleştirdi Proje kapsamında gerçekleştirilen ziyarete, Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Yusuf Kağan Kadıoğlu, Bosphorus AI Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ezgi Avcı, Genel Müdür Mariye Umay Mirzaoğlu ve Yapay Zekâ Direktörü Dr. Suat Atan ile birlikte Fırat EDAŞ İş Geliştirme & ARGE Müdürü Müge Çakır katıldı. Ev sahibi olarak Fırat EDAŞ Müdürü Müjdat Çelik, Şirket Müdür Yardımcısı Zeki Sarıaydın ve ilgili birim yöneticileri toplantıda yer aldı. “Veri odaklı karar alma süreçlerini güçlendiriyoruz” Fırat EDAŞ Müdürü Müjdat Çelik, proje kapsamında yürütülen çalışmaların şirketin veri analitiği ve yapay zekâ alanındaki yetkinliklerini ileri taşıdığını belirterek, “Bu tür iş birlikleri sayesinde daha öngörülebilir, verimli ve sürdürülebilir operasyonel süreçler inşa ediyoruz. EnergyMind ile veri odaklı karar alma süreçlerimizi güçlendirirken, sektördeki dönüşüme de katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi. Prof. Yusuf Kağan Kadıoğlu ise enerji sektöründe yapay zekâ uygulamalarının gelişiminde akademi-sanayi iş birliklerinin kritik rol oynadığını vurgulayarak, yürütülen saha çalışmalarının sektörün mevcut durumunu bilimsel verilerle analiz etmeye ve uygulanabilir çözüm önerileri geliştirmeye önemli katkı sunduğunu ifade etti. Sektör için yol haritası oluşturulacak Ziyaretler kapsamında elde edilecek bulgular doğrultusunda İP6 raporu, risk planı ve şirket bazlı olgunluk raporlarının hazırlanması planlanıyor. EnergyMind projesi ile enerji dağıtım sektöründe yapay zekâ ve veri analitiği kullanımının yaygınlaştırılması, süreçlerin daha etkin yönetilmesi ve sektöre bütüncül bir dönüşüm çerçevesi kazandırılması hedefleniyor. Proje çıktılarının, uzun vadede operasyonel verimliliğin artırılmasına, risklerin daha etkin yönetilmesine ve enerji sektöründe yapay zekâ yönetişiminin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.