Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Analizi

Kapsül Haber Ajansı - Veri Analizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Analizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hyundai Motor Company Yeni Yol Haritasını Açıkladı Haber

Hyundai Motor Company Yeni Yol Haritasını Açıkladı

Hyundai, 2030 yılına kadar 5,55 milyon adet global araç satışı hedeflerken aynı zamanda yüzde 6 pazar payına ulaşmayı planlıyor.Elektrikli araçların satış içerisindeki payı ise yüzde 23'ten 2030'da yüzde 60'a yükselecek.2030 yılına kadar 100'den fazla modeli yenilemeyi planlayan Hyundai, sadece önümüzdeki 8 ay içinde 7 yeni modelini satışa sunacak.Ayrıca, yine 2030’a kadar 18'den fazla yeni modelle farklı segmentlerde yer alacak.İlk Uzun Menzilli Elektrikli Araç (EREV) modelleri ise 2027 yılının ilk yarısından itibaren 900 km’nin üzerinde menzil hedefleyerek piyasaya sürülecek. Hyundai Motor Company, 2026 CEO Yatırımcı Günü'nde, markanın 2030 yılına kadar global satışlarda 5,55 milyon adede ulaşma hedefini güçlendirirken, aynı zamanda işletme genelinde karlılığı da artırmayı amaçladığını açıkladı. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, yeni yol haritasıyla ilgili, “Temellerimiz hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Hyundai Motor Grubu, üçüncü büyük otomotiv grubu ve ikinci en karlı grup. Bu da bize yatırım yapabilme olanağı sağlıyor. 2030 yılına kadar 100'den fazla yeni modeli piyasaya sürerek faaliyet marjımızı yüzde 9'un üzerine çıkaracağız. Yeni teknolojileri ve fırsatları değerlendirmek adına ortaklıklardan yararlanarak robotlar ve robot taksiler üretirken; fiziksel bir yapay zeka şirketi haline gelmeyi hedefliyoruz” dedi. Hyundai, 2026 yılının ilk yarısında 2 milyon adet satış gerçekleştirerek, yıllık bazda yüzde 2,7 artışla 59,1 milyar Euro (95,2 trilyon KRW) gelir elde etti ve yüzde 5,6'lık bir faaliyet kar marjına ulaştı. Her Bölgede Yeni Bir Ürün Atağı Kuzey Amerika'da 58, Kore'de 49, Avrupa'da 41, Hindistan'da 26 ve Çin'de 22 modelin lansmanının gerçekleştirilmesi amaçlanırken; bu araçların çoğu yeni Elantra, IONIQ 3, Yeni Tucson ve Tucson Hybrid, SANTA FE EREV gibi tamamen yeni ürünlerden oluşacak. Hindistan için ise tamamen yeni bir A segmenti elektrikli SUV planlanırken aynı zamanda yeni bir global B segmenti SUV ve Avrupa için tamamen yeni bir B segmenti SUV tanıtılacak. Yeni TUCSON ve TUCSON Hybrid ise dördüncü çeyrekte bazı pazarlarda satışa sunularak Hyundai'nin ürün atağında bir dönüm noktası daha oluşturacak. Yeni SANTA FE EREV, 2027 yılının ilk yarısında piyasaya sürülecek ve elektrifikasyona yönelik farklı bir yaklaşımı temsil edecek. SANTA FE EREV'in, 900 km’den fazla toplam menzil sunması ve elektrikli araç benzeri günlük sürüş deneyimini, müşterilerin menzil ve şarj kaygılarını gidererek birleştirmesi bekleniyor. Yeni model, Amerika’daki Hyundai Motor Manufacturing Alabama fabrikasında üretilecek. Hyundai, ayrıca farklı pazarları da hedefliyor. Orta boy bir pikap da dahil olmak üzere yeni hafif ticari araçları da gündemine alan marka, yüksek performanslı N serisine de yeni modeller ekleyecek. Hyundai, 2030 yılına kadar yıllık 100.000 adet N modellerinden oluşan satış hedefine ulaşmayı hedefliyor. Yerel Ölçeklendirme ile Global Başarıya Ulaşma Hyundai, 2030 yılına kadar global üretim kapasitesine 1,27 milyon adet araç daha ekleyecek. Bu artışın 500.000 adedi Kuzey Amerika'da, 320.000 adedi Hindistan'da, 250.000 adedi montaj tesislerinde ve 200.000 adedi ise Kore'de gerçekleşecek. Bölgede 2030 yılına kadar 10'dan fazla hibrit model sunulacak ve hibritlerin satışlardaki payı yüzde 50'ye ulaşacak. Bu modeller Hyundai Motor Manufacturing Alabama ve Hyundai Motor Group Metaplant America'da üretilecek. Kuzey Amerika'daki toplam hibrit satışları ise bir milyon adedi geçti. Hyundai, Avrupa'da da pazarın yüzde 85'ini tamamen elektrikli bir portföy ile kapsayacak ve 5 adet tamamen yeni SUV ve hafif ticari araç sunacak. Hyundai, Avrupa'daki elektrikli araç satışlarını 2025'teki 116.000 adetten 2030 yılına kadar 420.000 adedin üzerine çıkarmayı hedefliyor. Türkiye’de üretimine geçtiğimiz günlerde başlanan IONIQ 3 ise Ekim ayında satışa çıkıyor ve 497 kilometreye kadar bir menzil sunuyor. Ayrıca, Hyundai Motor Grubu'nun yeni nesil bağlantılı araç bilgi-eğlence platformu Pleos Connect'i içeren Avrupa'daki ilk araç olma özelliğini taşıyor. Hyundai, Afrika, Orta Doğu ve Pakistan'da bulunan 8 fabrikadan oluşan ağının bir parçası olarak Suudi Arabistan ve Cezayir'de yeni montaj tesisleri kurarak bu pazarlara yatırım yapıyor. Stratejik Ortaklıklar İlk IONIQ 5 Waymo robotaksiler dördüncü çeyrekte teslim edilecek. Gürcistan'daki HMGMA'da yerel bir tedarik zinciri kullanılarak monte edilen bu araçlar, üretim ve tasarımdan yazılım ve finansmana kadar grubun gücünden yararlanıyor. Bu araçlar, robotaksi hizmetlerinin 2027 gibi erken bir tarihte uluslararası alanda genişlemesini sağlayacak. Hyundai Motor Grubu'nun Motional şirketi de, bu yılın sonlarında sürücüsüz ticari hizmetine başladığında robotaksiye hazır IONIQ 5'i kullanacak. Hyundai ve Amazon, ortaklıklarını da dört alanda derinleştiriyor. Amazon Autos, 2027'nin başlarında ABD dışındaki ilk pazarı olan uluslararası alanda genişleyecek; Alexa Built-in, Hyundai ürün gamında kullanıma sunulacak, Genesis de bunu takip edecek; AWS, Hyundai'nin bulut ve yapay zeka yeteneklerini hızlandıracak. Hyundai’nin Boston Dynamics ile birlikte geliştirdiği üretim yapay zekâ robotları, ticarileşme yolunda hız kazanıyor. Gerçek çalışma ortamlarını simüle etmek için inşa edilen RMAC, üretim yapay zekâ robotlarını eğitiyor, gerçek dünya verilerini topluyor ve bir robotun üretim hattına ulaşmadan önce gerekli test ve doğrulama işlemlerini gerçekleştiriyor. Hyundai, 2028'den itibaren Hyundai Motor Group Metaplant America'da endüstriyel insansı robot Atlas'ı kullanıma sunmayı hedefliyor. Donanım Değerinden Yazılım Değerine Hyundai, yazılım tanımlı araç (SDV) yeteneklerini geliştirmek için bir veri çarkı oluşturuyor; burada veri toplama, veri analizi, yapay zeka ve hizmet geliştirme ve kablosuz (OTA) güncelleme dağıtımı, olumlu bir döngüyü tamamlıyor. Yenilenen Grandeur ile başlayarak, Pleos Connect bilgi-eğlence sistemini ve üretken yapay zeka ajanı Gleo AI'yı uyguluyor. Bu araçlardan elde edilen veriler, Gleo AI'yı geliştirmek ve yeni Pleos Connect özelliklerini geliştirmek için analiz ediliyor ve sonuçlar OTA güncellemeleri aracılığıyla müşterilere geri gönderiliyor. Otonom sürüş için de aynı döngü oluşturuluyor. Hyundai Motor Grubu, Hyundai, Kia, 42dot ve Motional tarafından elde edilen verilerin entegre edilebilmesi ve tek bir tutarlı standartta kullanılabilmesi için sensör mimarisini NVIDIA ekosistemi etrafında standartlaştırıyor. Otonom Sürüş İçin Aşamalı Bir Yol Haritası Hyundai, otonom sürüş yol haritasını aşamalar halinde belirledi. Bu yılın sonuna kadar, otonom sürüş yapay zekası Atria AI, bu tür modellerin en çok ihtiyaç duyduğu beklenmedik yol durumları hakkında veri toplamak için Güney Jeolla Eyaleti, Gwangju'da konuşlandırılacak. NVIDIA ile stratejik bir iş birliği kuran Hyundai, ilk seri üretim SDV modeline Seviye 2+ otonom sürüş teknolojisini 2028 yılında uygulayacak. Atria AI, kademeli olarak seri üretim araçlarına yaygınlaştırılacak ve Seviye 2+'dan Seviye 4'e kadar tam bir otonom sürüş yeteneği yelpazesi oluşturulacak. Hyundai Motor Grubu yılda 7 milyondan fazla araç satıyor ve bu filodan toplanan verilerin yapay zeka öğrenimini hızlandırması ve performansı hızla iyileştirmesi bekleniyor. Daha İyi Elektrikli Araçlar, Daha Düşük Maliyetler Hyundai, kendi hibrit sistemlerini bağımsız olarak geliştirdiği zamandan bugünkü küresel Elektrikli Global Modüler Platform'a (E-GMP) kadar elektrifikasyonda öncü oldu. Yıllar boyunca geliştirilen tasarım yeteneğinden yararlanan Hyundai, kendi batarya hücrelerini bağımsız olarak geliştirdi. Bu hücreler, şirketin daha önce kullandığı yüksek nikel içerikli hücrelere göre iki katından fazla güç sağlarken, şarj süresini de yüzde 40 oranında azaltıyor. Bu yüksek performanslı hücreler, 2027 yılının ilk yarısında piyasaya sürülecek olan EREV'de kullanılacak. Aynı zamanda, benzer bir elektrikli araca göre yarıdan daha az batarya kapasitesi kullanırken eşdeğer batarya performansı ve elektrikli araç sürüş dinamikleri sunacak. Gelecek yıl piyasaya sürülecek elektrikli araç modelleri ise, gerçek dünya sürüş koşullarında optimum performansı korurken batarya maliyetini yaklaşık yüzde 30 oranında azaltan orta nikel içerikli NCM hücreleri kullanacak. Hyundai, elektrikli araçlarının dayanıklılığını daha da güçlendirmek amacıyla, bulut tabanlı batarya yönetim sistemini (BMS) geliştirerek 2028 yılına kadar batarya ömrünü ortalama yüzde 20 oranında uzatmayı hedefliyor. Şirket ayrıca yeni, üst düzey bir güvenlik teknolojisi geliştirdi. Termal Kaçış Koruması (TRP), ısıyı dağıtmak üzere tasarlanmış bir batarya sistemi ve ısının yayılmasını önleyen hücreler arası bir bariyer yapısı kullanarak, batarya yangını durumunda ısı transferini bitişik hücrelere engelliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Innovation Campus'un Yapay Zekâ Sınıfı Başvuruları İçin Yarın Son Gün! Haber

Innovation Campus'un Yapay Zekâ Sınıfı Başvuruları İçin Yarın Son Gün!

Samsung Electronics'in dünya genelinde yürüttüğü Innovation Campus programı, gençlerin yapay zekâ teknolojilerinde yeni beceriler ve yetkinlikler kazanmasını amaçlıyor. Türkiye'de 2019 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye iş birliğiyle yürütülen program, yeni dönemde yine teknik becerilerin yanında toplumsal faydayı öne çıkaran konularla kapsamını genişletmeye devam ediyor. 2026 yılının Türkiye'de "Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller" vizyonuyla "Bağımsızlık Yılı" ilan edilmesi doğrultusunda güncellenen program kapsamında katılımcılar, Samsung'un küresel yapay zekâ müfredatıyla eğitim alırken dijital bağımlılıkla mücadeleye yönelik yapay zekâ projeleri geliştirecek. Programa bu yıl Yeşilay da mentörlük desteğiyle katkı sunacak. Gençler dijital bağımlılıkla mücadele için çözüm üretecek Innovation Campus'un yeni döneminde Yeşilay bilim kuruludan uzmanlar, gençlere proje geliştirme süreçlerinde rehberlik edecek. Eğitim sonunda geliştirilen başarılı ve uygulanabilir projeler ise Yeşilay tarafından değerlendirilerek hayata geçirilme potansiyeli açısından ele alınacak. Innovation Campus, gençlerin yapay zekâ yetkinliklerini toplumsal faydaya dönüştürmelerine katkı sunarken, Türkiye'nin ‘Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller’ vizyonunu teknoloji odaklı projelerle desteklemeyi amaçlıyor. Dünyadaki yapay zekâ uygulamalarından ilham alacaklar Program kapsamında katılımcılar yalnızca teknik eğitim almakla kalmayacak, dünyanın farklı ülkelerinde yapay zekâ kullanılarak geliştirilen örnek sosyal fayda projelerini de yakından inceleme fırsatı bulacak. UNDP Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı literatür çalışması sayesinde, uluslararası iyi uygulama örnekleri eğitim programına entegre edildi. Böylece gençlerin küresel ölçekte geliştirilen yenilikçi yapay zekâ çözümlerinden ilham alarak toplumsal etkisi yüksek projeler geliştirmeleri desteklenecek. Teknik bilgi kadar iletişim, sunum ve proje geliştirme becerileri de desteklenecek Innovation Campus, katılımcıları profesyonel yaşamın ihtiyaç duyduğu yetkinlikler açısından da desteklemeyi sürdürüyor. Program kapsamında gençlere sunum teknikleri, etkili iletişim, takım çalışması ve proje geliştirme gibi alanlarda eğitimler verilecek. Böylece katılımcılar geliştirdikleri yapay zekâ çözümlerini etkili biçimde anlatmalarına, farklı paydaşlarla iş birliği kurmalarına ve projelerini hayata geçirmelerine destek olacak yetkinliklerini de geliştirecek. 18-29 yaş arasındaki gençler, programa 16.08.2026 tarihine kadar Innovation Campus internet sitesi üzerinden başvuruda bulunabilecek. Ön değerlendirme ve çevrimiçi mülakat sürecini başarıyla tamamlayan adaylar, Samsung'un dünya genelinde uygulanan ve sürekli güncellenen küresel yapay zekâ müfredatı kapsamında yaklaşık 350 saatlik kapsamlı bir eğitim alma fırsatı yakalayacak. Eğitim süresince katılımcılar; yapay zekâ teknolojilerinin temellerinden ileri düzey uygulamalara, veri analizi ve makine öğrenmesinden üretken yapay zekâ uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede teknik bilgi ve uygulama deneyimi kazanacak. Samsung Türkiye ve UNDP Türkiye ekipleri de eğitim süreci boyunca katılımcılara mentörlük desteği sağlamaya devam edecek. Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılar uluslararası geçerliliğe sahip Samsung Innovation Campus sertifikasının sahibi olacak. Programa ilişkin detaylı bilgiye ulaşmak ve başvuru yapmak isteyen adaylar Innovation Campus | Samsung Türkiye adresini ziyaret edebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor Haber

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor

Uluslararası Coğrafya Birliği çatısı altında, Türk Coğrafya Kurumu tarafından düzenlenen 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı – International Geography Olympiad (iGeo), 11–17 Ağustos 2026 tarihleri arasında Dedeman İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 1996 yılında 5 ülkenin katılımıyla ve iki yılda bir düzenlenerek başlayan iGeo, yıllar içinde dünyanın önemli uluslararası gençlik ve bilim organizasyonlarından biri haline geldi. Günümüzde her yıl gerçekleştirilen olimpiyat, 2026 yılında 50 ülkeden 16–19 yaş aralığındaki 184 öğrenciyi İstanbul’da bir araya getirerek tarihinin en yüksek katılımına ulaştı. Yalnızca akademik bir yarışma olmanın ötesinde küresel bir bilim diplomasisi ve sürdürülebilir gelecek platformu niteliği taşıyan iGeo; gençlerin coğrafya bilimine ilgisini artırmayı, dünyanın karşı karşıya olduğu küresel sorunları bilimsel bir perspektifle değerlendirmelerini sağlamayı ve farklı ülkelerden gençler arasında kültürlerarası anlayış ile dostluğu güçlendirmeyi amaçlıyor. Bilgiden Saha Deneyimine Uzanan Uluslararası Bir Olimpiyat Dünyanın farklı coğrafyalarından İstanbul’a gelen gençler, olimpiyat boyunca teorik bilgilerinin yanı sıra analiz, yorumlama, problem çözme ve gerçek dünya sorunlarına coğrafi yöntemlerle yaklaşma becerilerini ortaya koyuyor. Olimpiyat; yüzde 40 ağırlığa sahip yazılı test, yüzde 40 ağırlığa sahip saha çalışması ve yüzde 20 ağırlığa sahip multimedya testi olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Yazılı sınavda fiziki ve beşeri coğrafyadan çevresel coğrafya ve coğrafi tekniklere uzanan geniş bir alan değerlendirilirken; saha çalışmasında öğrenciler gözlem, veri toplama, haritalama, analiz ve raporlama gerçekleştiriyor. Multimedya testinde ise uydu görüntüleri, fotoğraflar, videolar, grafikler ve tematik haritalar üzerinden öğrencilerin veri analizi ve coğrafi muhakeme becerileri değerlendiriliyor. İklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, kentleşme ve afet riskleri gibi dünyanın geleceğini doğrudan ilgilendiren konulara bilimsel bakış kazandıran organizasyon, gençleri yalnızca başarılı öğrenciler olarak değil, geleceğin karar alıcıları ve değişim liderleri olarak konumlandırıyor. Türkiye ise iGeo’ya dördüncü kez katıldı. Bir yıllık sınav ve eğitim sürecinin ardından belirlenen dört öğrenci Türkiye’yi temsil ediyor. Milli takım öğrencilerinin belirlenme süreci TÜBİTAK Ulusal Coğrafya Olimpiyatı kapsamında yürütülüyor. Türkiye, 2025 yılında Tayland’da gerçekleştirilen olimpiyattan dört bronz madalyayla dönmüştü. iGeo 2026’nın Merkez Üssü Dedeman İstanbul Oldu 50 ülkeden gelen 184 genç yarışmacının yanı sıra 100 takım lideri ve gözlemcinin yer aldığı organizasyonda Dedeman İstanbul; konaklama, sınavlar ve ana törenlerin tek çatı altında gerçekleştirildiği operasyonel merkez görevini üstlendi. Olimpiyat süresince her gün farklı bir programa ev sahipliği yapan Dedeman İstanbul; yazılı ve multimedya sınavlarından açılış törenine, uluslararası delegasyonların konaklamasından sosyal buluşmalara kadar organizasyonun ana merkezi olarak konumlanıyor. Gayrettepe’deki merkezi konumuyla saha çalışmaları ve kent içindeki programlara erişim açısından avantaj sağlayan otel; farklı ülkelerden gelen katılımcıların kültürel ve beslenme ihtiyaçlarına uygun hizmet altyapısı, güvenli yaşam alanları ve operasyonel kapasitesiyle dünyanın dört bir yanından gelen gençleri ve uluslararası delegasyonları aynı çatı altında buluşturuyor. Bu uluslararası buluşma, 60. yılını kutlayan Dedeman’ın altmış yıldır farklı ülkelerden ve kültürlerden misafirleri aynı çatı altında buluşturan köklü misafirperverlik anlayışının da anlamlı bir yansıması oldu. Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman, iGeo 2026’nın açılışında yaptığı konuşmada Dedeman’ın 60 yıllık misafirperverlik mirası ile olimpiyatın kültürlerarası buluşma misyonu arasındaki bağı şu sözlerle ifade etti: “Dedeman ailesi olarak 60 yıldır dünyanın farklı ülkelerinden, farklı kültürlerinden insanları aynı çatı altında ağırlıyoruz. Bu yıllar bana çok basit bir şey öğretti: Dünya büyük olabilir. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça dünya küçülür. Sanırım coğrafyanın en güzel tarafı da tam olarak bu. Her büyük yolculuk bir soruyla başlar: Bu çizginin ötesinde ne var? Diğer tarafta kimler yaşıyor? Dünya neden böyle? Bu soruları sormaktan asla vazgeçmeyin. Coğrafya yalnızca nerede olduğumuzu bilmek değil, nereye ait olduğumuzu anlamaktır. Farklı ülkelerden, kültürlerden ve dillerden gelen gençleri bir arada gördüğümde, bu sorunun cevabının aslında çok güzel olduğunu düşünüyorum: Hepimiz aynı dünyaya aitiz. Bundan yirmi yıl sonra, bu olimpiyatta yanıtladığınız her soruyu hatırlamayabilirsiniz. Burada tanıştığınız insanları hatırlayacaksınız. İstanbul’u hatırlayacaksınız. Umarım dünyanın bir anda nasıl biraz daha küçük hissettirdiğini de hatırlayacaksınız. Dedeman, 60 yıldır kapılarından dünyanın dört bir yanından insanları ağırlıyor. Bu akşam ise o kapılar sizin. Meraklı olun, cesur olun, sınırların ötesine bakın. İstanbul’dan sonra hayat sizi nereye götürürse götürsün, dünyayı ve birbirinizi keşfetmekten asla vazgeçmeyin.” İstanbul Dünya Coğrafya Camiasını Ağırladı iGeo 2026’nın İstanbul’da düzenlenmesi, kentin uluslararası coğrafya dünyası açısından önemli bir döneme ev sahipliği yapmasıyla da örtüşüyor. 17–21 Ağustos 2026 tarihleri arasında Uluslararası Bölgesel Coğrafya Konferansı’nın İstanbul Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olması, olimpiyatın İstanbul’da gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadı. İki organizasyonun birlikte düzenlenmesi, coğrafya camiasında geçmişten gelen bir geleneği sürdürüyor. iGeo 2026 ile İstanbul, genç coğrafyacılardan uluslararası akademisyenlere uzanan geniş bir topluluğun buluşma noktası oluyor. Organizasyon, Türkiye’nin bilim, eğitim ve gençliğe verdiği önemin uluslararası ölçekte görünürlüğüne katkı sağlarken; İstanbul’un bilim diplomasisi ve akademik iş birliklerindeki konumunu da güçlendiriyor. Yarışmaların yanı sıra açılış ve kapanış etkinlikleri, kültürel gezi ve poster sunumlarının yer aldığı programın ardından öğrenci ve takım liderlerinden oluşan bir grup Kapadokya’yı ziyaret ederek Türkiye’nin kültürel ve coğrafi zenginliklerini yakından tanıma fırsatı bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Innovation Campus'un Yeni Yapay Zekâ Sınıfı için Başvurularda Geri Sayım Başladı Haber

Innovation Campus'un Yeni Yapay Zekâ Sınıfı için Başvurularda Geri Sayım Başladı

18-29 yaş arasındaki gençler, programa 16 Ağustos 2026 tarihine kadar Innovation Campus internet sitesi üzerinden başvuruda bulunabiliyor. Programa bu dönem Yeşilay da mentörlük desteğiyle katkı sunacak. Samsung Electronics'in dünya genelinde yürüttüğü Innovation Campus programı, gençlerin yapay zekâ teknolojilerinde yeni beceriler ve yetkinlikler kazanmasını amaçlıyor. Türkiye'de 2019 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye iş birliğiyle yürütülen program, yeni dönemde yine teknik becerilerin yanında toplumsal faydayı öne çıkaran konularla kapsamını genişletmeye devam ediyor. 2026 yılının Türkiye'de "Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller" vizyonuyla "Bağımsızlık Yılı" ilan edilmesi doğrultusunda güncellenen program kapsamında katılımcılar, Samsung'un küresel yapay zekâ müfredatıyla eğitim alırken dijital bağımlılıkla mücadeleye yönelik yapay zekâ projeleri geliştirecek. Programa bu yıl Yeşilay da mentörlük desteğiyle katkı sunacak. Gençler dijital bağımlılıkla mücadele için çözüm üretecek Innovation Campus'un yeni döneminde Yeşilay bilim kuruludan uzmanlar, gençlere proje geliştirme süreçlerinde rehberlik edecek. Eğitim sonunda geliştirilen başarılı ve uygulanabilir projeler ise Yeşilay tarafından değerlendirilerek hayata geçirilme potansiyeli açısından ele alınacak. Innovation Campus, gençlerin yapay zekâ yetkinliklerini toplumsal faydaya dönüştürmelerine katkı sunarken, Türkiye'nin ‘Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller’ vizyonunu teknoloji odaklı projelerle desteklemeyi amaçlıyor. Dünyadaki yapay zekâ uygulamalarından ilham alacaklar Program kapsamında katılımcılar yalnızca teknik eğitim almakla kalmayacak, dünyanın farklı ülkelerinde yapay zekâ kullanılarak geliştirilen örnek sosyal fayda projelerini de yakından inceleme fırsatı bulacak. UNDP Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı literatür çalışması sayesinde, uluslararası iyi uygulama örnekleri eğitim programına entegre edildi. Böylece gençlerin küresel ölçekte geliştirilen yenilikçi yapay zekâ çözümlerinden ilham alarak toplumsal etkisi yüksek projeler geliştirmeleri desteklenecek. Teknik bilgi kadar iletişim, sunum ve proje geliştirme becerileri de desteklenecek Innovation Campus, katılımcıları profesyonel yaşamın ihtiyaç duyduğu yetkinlikler açısından da desteklemeyi sürdürüyor. Program kapsamında gençlere sunum teknikleri, etkili iletişim, takım çalışması ve proje geliştirme gibi alanlarda eğitimler verilecek. Böylece katılımcılar geliştirdikleri yapay zekâ çözümlerini etkili biçimde anlatmalarına, farklı paydaşlarla iş birliği kurmalarına ve projelerini hayata geçirmelerine destek olacak yetkinliklerini de geliştirecek. 18-29 yaş arasındaki gençler, programa 16.08.2026 tarihine kadar Innovation Campus internet sitesi üzerinden başvuruda bulunabilecek. Ön değerlendirme ve çevrimiçi mülakat sürecini başarıyla tamamlayan adaylar, Samsung'un dünya genelinde uygulanan ve sürekli güncellenen küresel yapay zekâ müfredatı kapsamında yaklaşık 350 saatlik kapsamlı bir eğitim alma fırsatı yakalayacak. Eğitim süresince katılımcılar; yapay zekâ teknolojilerinin temellerinden ileri düzey uygulamalara, veri analizi ve makine öğrenmesinden üretken yapay zekâ uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede teknik bilgi ve uygulama deneyimi kazanacak. Samsung Türkiye ve UNDP Türkiye ekipleri de eğitim süreci boyunca katılımcılara mentörlük desteği sağlamaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uygulamalar Yerini Yapay Zekaya Bırakıyor Haber

Uygulamalar Yerini Yapay Zekaya Bırakıyor

Geçtiğimiz dönemde aynı işi tamamlayabilmek için çok sayıda farklı uygulama arasında geçiş yapmak zorunda kalanlar artık yapay zekâ platformları sayesinde birçok süreci tek bir arayüz üzerinden yönetebiliyor. ¹ Yapay zekâ öncesinde ofis çalışanları günlük iş akışlarını sürdürebilmek için ortalama 4 ile 7 farklı uygulamayı aynı anda kullanırken² ³, yazılım geliştirme, tasarım ve dijital pazarlama gibi profesyonel alanlarda ise bu sayı 10 ila 15 uygulamaya kadar çıkabiliyordu. ⁴ Yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte hem çalışanların hem de bireysel kullanıcıların; metin yazımı, veri analizi, fikir geliştirme ve operasyonel süreçler için Gemini, ChatGPT, Claude ve benzeri yapay zekâ platformlarını tercih ettiği; böylece geçmişte farklı uygulamalara dağılan birçok işlevin tek bir çalışma ekranında birleştiği görülüyor. ⁵ Yardımcı yazılım ihtiyacı %60 azaldı MIT Media Lab ve Harvard Üniversitesi'nin ortak araştırmaları, Copilot ve Cursor gibi yapay zekâ asistanlarının özellikle yazılımcılar ve analistler açısından harici arama motorları, kaynak siteleri ve yardımcı yazılımlara olan ihtiyacı yaklaşık %60 oranında azalttığını ortaya koyuyor. Productiv'in SaaS Management raporlarına göre ise şirketler benzer işlevlere sahip çok sayıdaki yazılım lisansını iptal ederek yapay zekâ destekli ortak platformlara yöneliyor. ⁵ Uzmanlara göre uygulamalar tamamen ortadan kalkmıyor, bağımsız kullanıcı arayüzleri olmaktan çıkarak yapay zekânın arka planında çalışan servisler hâline geliyor. ⁶ Önümüzdeki dönemde kullanıcıların telefonlarında onlarca uygulama yerine tek bir yapay zekâ asistanının yer alacağı ve bu asistanın alışverişten bankacılığa dek farklı uygulamaları yöneteceği öngörülüyor. 7 Mobil ve dijital çözümler üreten markalar da bu konudaki çalışmalarını sürdürüyor. Bu markalar arasında yer alan General Mobile, 2026’da duyurduğu yeni telefon modelleriyle birlikte geliştirdiği GM AI yapay zeka asistanında; içerik üretiminden görsel düzenlemeye, günlük yaşamı kolaylaştıran akıllı asistanlardan eğitim odaklı yapay zeka ajanlarına kadar birçok özelliği tek çatı altında kullanıcılarıyla buluşturuyor. GM AI Ekibi kullanıcılara özel bir eğitim desteği sunuyor Yapay zekanın en çok kullanıldığı alanlar arasında eğitim yer alıyor. General Mobile, farklı ihtiyaçlara yönelik sunduğu birçok özellik ve alanında uzmanlık kazanacak şekilde eğitilmiş GM AI Ekibi ile kullanıcılara etkili bir destek sunuyor. 6 farklı konuda (İngilizce, Matematik ve Çince öğretmeni, Türk yemekleri Gurmesi, Astrolog ve İsim Profesörü) uzmanlaşmış olan GM AI Ekibi, kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyor. Örneğin, Matematik Öğretmeni, yalnızca soru fotoğrafının paylaşılması ile detaylı çözümler sunarak öğrencilere derslerinde destek oluyor. Yalnızca matematik odaklı yanıtlar vermesi sayesinde daha güvenli ve kontrollü bir kullanım ile kullanıcı deneyimini bir adım öteye taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

So CHIC, Lab Diamond ile Büyüme Stratejisini Güçlendiriyor Haber

So CHIC, Lab Diamond ile Büyüme Stratejisini Güçlendiriyor

Türkiye genelinde 38'i franchise olmak üzere toplam 99 mağazasıyla faaliyet gösteren So CHIC, sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda mağaza yatırımlarını, dijital dönüşüm çalışmalarını ve ürün gamını güçlendirmeye devam ediyor. Yıl sonuna kadar mağaza sayısını 110'a çıkarmayı hedefleyen marka, erişilebilir lüks anlayışıyla farklı tüketici segmentlerine hitap ederken, laboratuvar üretimi pırlanta kategorisini de gelecekteki büyümesinin önemli itici güçlerinden biri olarak konumlandırıyor. SO CHIC Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sezgin toplantıda; “2025 yılını hedeflerimize paralel güçlü bir performansla tamamladık. Değişen tüketici beklentilerini doğru analiz eden ürün stratejimiz, mağaza yatırımlarımız ve dijital dönüşüm çalışmalarımız sayesinde istikrarlı büyümemizi sürdürdük. Bu yıl için de önceliğimiz yalnızca ciro artışı değil; sürdürülebilir ve kârlı büyüme, operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimini daha ileri taşımak olacak. Doğru lokasyonlarda büyümeye, dijital kanallarımızı güçlendirmeye ve teknolojiyi iş süreçlerimize daha fazla entegre etmeye devam edeceğiz." Dedi. Dijital Satışların Payı Artıyor Fiziksel mağazaların yanı sıra dijital kanallara yaptığı yatırımları da artıran So CHIC'te online satışlar toplam cironun yaklaşık %20'sini oluşturuyor. Şirket; yapay zekâ destekli veri analizi, talep tahmini, müşteri davranışlarının analiz edilmesi ve kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimi gibi alanlara yatırım yaparak omni-channel yapısını daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Lab Diamond Büyümenin Yeni Lokomotifi Basın toplantısında laboratuvar üretimi pırlanta kategorisinin markanın uzun vadeli büyüme stratejisindeki yerine de dikkat çekildi. Hakan Sezgin; “Laboratuvar üretimi pırlanta, bizim için yalnızca yeni bir koleksiyon değil, gelecekteki büyüme stratejimizin önemli yapı taşlarından biri. Dünyada tüketici eğilimleri bu yönde hızla değişiyor. Biz de bu dönüşümü yakından takip eden değil, yön veren markasıyız. Aynı kimyasal, fiziksel ve optik özelliklere sahip pırlantayı çok daha ulaşılabilir fiyatlarla sunarak daha geniş kitlelerin pırlantayla buluşmasını sağlıyoruz.” dedi. So CHIC bugün laboratuvar üretimi pırlanta koleksiyonlarını mağazalarının yaklaşık %60'ında müşterileriyle buluştururken, yıl sonuna kadar da tamamında buluşturacak. Tüketicilerin bu kategoriye erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen So CHIC, 14 ayar altınla tasarlanan Lab Diamond koleksiyonunu 3 taksite varan ödeme seçenekleriyle sunuyor. Marka ayrıca, Lab Diamond ürünlerine özel olarak uyguladığı geri alım politikası kapsamında, iade edilen ürünlerde satın alma bedelinin yüzde 75'ini müşterilerine geri ödeme imkânı sağlayarak bu koleksiyonu daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlıyor. Bünyesinde görev yapan dört kişilik tasarım ekibi ise global mücevher trendlerini yakından takip ederek bu kategoriye özel yeni koleksiyonlar geliştiriyor. So CHIC, 2026 yılı sonunda Lab Diamond satışlarında %20 büyüme hedefliyor ve bu kategoriyi önümüzdeki dönemin en önemli büyüme alanlarından biri olarak konumlandırıyor. Ulaşılabilir Lüks Anlayışı Güçleniyor Altın fiyatlarında yaşanan yükselişin tüketici tercihlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken So CHIC, farklı fiyat segmentlerinde geliştirdiği koleksiyonlarla değişen talebe cevap veriyor. Gümüş, altın, natürel pırlanta ve laboratuvar üretimi pırlanta kategorilerinde dengeli bir ürün gamı sunan marka, özellikle fiyat-performans odaklı tüketici davranışlarının güçlenmesiyle birlikte alternatif kategorilere olan ilginin arttığını belirtiyor. So CHIC, önümüzdeki dönemde mağazalaşma, dijitalleşme, yapay zekâ yatırımları ve yeni nesil mücevher kategorilerine yaptığı yatırımlarla büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Dünyada Pazarında Lab Diamond Lab Diamond pırlantaların 2026’da küresel nişan yüzüğü pazarından aldığı pay yüzde 40’ın üzerine çıktı. Pazar büyüklüğü ise 2025’te yaklaşık 28 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2026 yılında ise 34 milyar dolara yaklaşması ön görülüyor. Pazarın 2035 yılında kadar 90 milyar dolar büyüklüğe ulaşabileceği öngörülüyor. Günümüzde 1 karatlık bir Lab Diamond Pırlanta 700 doların altında bulunabilirken eşdeğer kalitede doğal taş hala 5000 doların üzerinde fiyatla işlem görüyor. Bir başka değişle laboratuvar taşı doğal pırlantadan ortalama yüzde 80 daha uygun. Tüketici davranışlarındaki kırılma da 2019’da ABD’de satılan nişan yüzüklerinin yalnızca yüzde 6’sında Lab Diamond pırlanta yer alırken bu oran 2026’da yüzde 40’ın üzerinde arttı. Z kuşağı bu oranda daha da yüksek bir paya sahip. Endüstri analistleri piyasanın giderek iki belirgin kola ayrıldığını öngörüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CFO’ların Yeni Gündemi Yapay Zekâ ve Değer Yaratmak Haber

CFO’ların Yeni Gündemi Yapay Zekâ ve Değer Yaratmak

Araştırma, şirketlerin giderek daha karmaşık hale gelen bir ortamda değer oluşturma ve değeri ölçme konusunda karşılaştıkları zorluklar doğrultusunda CFO rolünün nasıl evrildiğini ele alıyor. Katılımcı CFO'ların %60'ı CFO'nun şirkete uzun vadeli değer oluşturmada liderlik etmek istediğini belirtirken, araştırma yalnızca %25'inin kritik yatırım kararlarına liderlik ettiğini ve %26'sının değer yaratımına ilişkin tartışmalara öncülük ettiğini ortaya koyuyor. CFO’ların %68’i mevcut performans göstergelerinin yeniden tanımlanması gerektiğini ifade ediyor Araştırma bulgularına göre; CFO’ların potansiyellerini tam anlamıyla ortaya koymalarının önündeki temel engellerden biri, değerin ölçülmesi konusundaki zorluklar olarak öne çıkıyor. CFO’ların %49’u, geleneksel metriklerin teknoloji, veri, yeni roller ve hatta uzun vadeli yatırımların getirdiği değeri yeterince yansıtmadığını düşünüyor. %50’si ise yatırım getirisinin (ROI) önceden tanımlanmasındaki güçlüğün önemli bir engel olduğunu belirtiyor. CFO’ların %68’i ise mevcut performans göstergelerinin yeniden tanımlanması gerektiğini ifade ediyor. Yapay zekâ büyüme tahminlemesinde önemli bir rol oynayabilir CFO’lar, dönüşüm çabalarında ekipleri genelinde yeni teknolojilere ilişkin yetkinlik ve bakış açısı eksikliği nedeniyle de zorluklarla karşılaşıyor. CFO’ların sadece %21’i, finans fonksiyonlarının yapay zekâya hazırlık seviyesini diğer şirketlerle kıyaslandığında lider veya ileri düzey olarak değerlendiriyor. Ayrıca %15’ten daha azı, ekiplerinin yapay zekâ da dahil olmak üzere yeni teknolojileri kullanma konusunda yüksek düzeyde uyum sağlayabildiğine veya kendine güvendiğine inanıyor. Araştırma, CFO’ların %49’u yapay zekânın veri analizi, %45’i büyüme tahminlemesi ve %41’i dinamik fiyatlandırma gibi alanlarda güçlü bir potansiyele sahip olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyor. Yapay zekâya tamamen hazır olduklarını belirten CFO’ların %71’i yapay zekânın büyüme tahminlemesinde önemli bir rol oynayabileceğine inanıyor. Diğer yandan, katılımcıların %61’i veri kalitesiyle ilgili sorunları öne çıkarırken, %51’i yapay zekânın sağlayacağı faydaları net bir şekilde açıklamakta zorlandığını ifade ediyor. CFO’ların %50’si ise bu teknolojiden tam anlamıyla yararlanabilmek için gerekli yetkinliklere veya kapasiteye ekipleri genelinde sahip olmadıklarını belirtiyor. Araştırma sonuçları, CFO rolünün dönüşen gereklilikleri doğrultusunda liderlik yetkinliklerinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. CFO’ların %38’i, finans fonksiyonunun daha hızlı dönüşüm geçirdiğini belirtirken, %68’i, etkinliklerini sürdürebilmek için yeni beceriler ve farklı liderlik yaklaşımları geliştirmeleri gerektiğine inanıyor. %50’si ise görev devri risklerini önlemek amacıyla liderlik gelişimi programlarının tüm finans ekibine yaygınlaştırılmasını istiyor. EY Türkiye Finansal Muhasebe ve Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Ozan Özarıkça araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “EY CFO’nun DNA’sı araştırmamız, CFO rolünün küresel ölçekte köklü bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koyuyor. CFO’lar artık yalnızca raporlama ve kontrol fonksiyonlarını yerine getiren yöneticiler değil, şirketlerin nasıl değer sunduğunu şekillendiren stratejik liderler olarak konumlanıyor. Finans fonksiyonu stratejik ortak olma yolunda ilerlerken, CFO’lar da organizasyon içindeki stratejik rolünü büyütüyor. CFO’lardan artık; teknoloji, yetenek ve liderliği bir araya getirerek şirket değerini aktif biçimde yönlendirmeleri bekleniyor. Ancak stratejik karar alma noktasında bu beklenti nispeten geride kalıyor. Şirketlerin büyük bölümünde finans ekipleri, değer oluşturmaktan çok kontrol ve operasyon odaklı birim olarak konumlandırılıyor. Günümüz CFO’larının işletmeler için stratejik iş ortakları olarak konumlanan, dayanıklı ve yenilikçi finans fonksiyonları oluşturmaları gerekiyor. Somut çıktılar üretmek, kısa ve uzun vadeli yatırım kararlarına liderlik etmek isteyen CFO’ların değer ölçümüne yönelik yaklaşımlarını yeniden tasarlaması ve kritik yatırım kararlarının sahipliğini üstlenmesi gerekiyor. Yine güçlü veri temelleri ve yetkinlik yatırımlarıyla yapay zekâya hazırlık seviyesini artırması, insan ve kurum kültürünü temel öncelikleri arasına alması, yeni teknolojiler karşısında uyum yeteneğini, iş birliğini ve güveni güçlendirmesi gerekiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji'den Operasyonel Kararlar Alabilen Yapay Zekâ Platformu Haber

Nu Teknoloji'den Operasyonel Kararlar Alabilen Yapay Zekâ Platformu

Yapay zekâ bugüne kadar ağırlıklı olarak veri analizi yapan ve karar vericilere öneriler sunan bir araç olarak kullanıldı. Nu Teknoloji'nin geliştirdiği Nu AI Agent ise bu yaklaşımı bir adım ileri taşıyor. Platform; enerji yönetiminden kestirimci bakıma, bina otomasyonundan saha operasyonlarına kadar birçok süreci belirlenen kurallar doğrultusunda yöneterek işletmelerin daha hızlı ve veriye dayalı kararlar almasına katkı sağlıyor. Nu AI Agent, analiz sonuçlarına göre iş emri oluşturma, bakım süreçlerini başlatma, enerji optimizasyon senaryolarını devreye alma, ilgili ekipleri bilgilendirme veya otomasyon sistemlerine komut gönderme gibi aksiyonları şirketlerin tercihine göre otomatik olarak gerçekleştirebiliyor. Kritik operasyonlarda ise insan onayıyla ilerleyebiliyor veya belirlenen kurallar çerçevesinde tamamen otonom çalışabiliyor. Büyük dil modelleri (LLM), makine öğrenmesi ve kestirimci analiz teknolojilerini bir araya getiren Nu AI Agent; ERP, SCADA, MES, bina yönetim sistemleri (BMS) ve enerji yönetim platformları gibi mevcut kurumsal altyapılarla entegre çalışabiliyor. MQTT, Modbus, BACnet ve OPC-UA gibi yaygın endüstriyel haberleşme protokollerini destekleyen platform, şirketlerin mevcut sistemlerine ek bir altyapı yatırımı gerektirmeden kolayca uyum sağlayabiliyor. Farklı sektörlere özel kullanım senaryoları Nu AI Agent, enerji, üretim, akıllı bina ve konut teknolojileri gibi farklı alanların ihtiyaçlarına göre özelleştirilebiliyor. Akıllı sayaçlardan gelen verileri analiz ederek olağan dışı enerji tüketimini tespit edebiliyor, olası arızaları önceden belirleyerek işletmelere enerji tasarrufu sağlayacak aksiyon önerileri sunabiliyor. Güneş enerji santrallerinde üretim verileri, hava tahminleri ve ekipman performansını birlikte değerlendirerek bakım ekiplerinin saha planlamasını optimize ediyor ve olası üretim kayıplarını öngörebiliyor. Akıllı bina uygulamalarında HVAC, aydınlatma, iç ortam hava kalitesi ve enerji sistemlerini bütüncül olarak yöneterek kullanıcı konforunu artırırken işletme maliyetlerini düşürüyor. Akıllı evlerde ise kullanıcı alışkanlıklarını öğrenerek aydınlatma, iklimlendirme ve enerji tüketimini otomatik olarak yönetebiliyor. "Yapay zekâ artık sadece analiz yapan bir asistan değil, operasyon yöneten dijital bir iş arkadaşına dönüşüyor" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Nu Teknoloji’nin İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, şunları söyledi: " Yapay zekâ bugüne kadar genellikle analiz yapan ve öneriler sunan bir araç olarak konumlandı. Biz ise yapay zekâyı operasyonların aktif bir parçası olarak kurguladık. Nu AI Agent, yalnızca verileri analiz eden değil; belirlenen hedefler doğrultusunda operasyonları yöneten, sonuçları takip eden ve gerektiğinde aksiyon alabilen dijital yapay zekâ ajanlarından oluşan bir platform sunuyor. Şirketler ister öneri modunda çalışabiliyor ister belirlenen kurallar çerçevesinde operasyonlarını otonom şekilde yönetebiliyor. Hedefimiz, yapay zekâyı operasyonların merkezine taşıyarak işletmelerin daha hızlı, verimli ve sürdürülebilir kararlar almasına katkı sağlamak. Yapay zekânın önümüzdeki dönemde şirketlerin dijital ekip arkadaşı haline geleceğine inanıyoruz. Çünkü gelecekte rekabet avantajı, yalnızca veriye sahip olmaktan değil; o veriyi doğru zamanda doğru karara dönüştürebilmekten geçecek." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.