Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Analizi

Kapsül Haber Ajansı - Veri Analizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Analizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

QNB Türkiye ve İKADE Bekar Annelerin Sürdürülebilir İstihdam, Ekonomik Güçlenmesine Destek Programı Haber

QNB Türkiye ve İKADE Bekar Annelerin Sürdürülebilir İstihdam, Ekonomik Güçlenmesine Destek Programı

Pilot aşamada 100 kadının katılımıyla yürütülecek 24 haftalık program, eğitim, birebir mentorluk ve uygulamalı atölye çalışmalarından oluşuyor. Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon bekar anne çocuklarını tek başına büyütüyor. Bu grubun önemli bir bölümü çeşitli nedenlerle iş hayatının dışında kalıyor. Bekar annelerin ekonomik sistemin dışında kalması yalnızca bireysel bir gelir kaybı değil, aynı zamanda uzun vadeli sosyal ve ekonomik maliyetler doğuran önemli bir toplumsal mesele olarak öne çıkıyor. Kadın istihdamındaki her artış; hane gelirinden çocukların eğitimine, sosyal refahtan ekonomik büyümeye kadar geniş bir etki alanı yaratıyor. QNB Türkiye ve IKADE iş birliğiyle hayata geçen programı, sadece bireyleri değil, aileleri ve dolaylı olarak gelecek nesilleri güçlendirmeyi hedefleyen bütüncül bir sosyal yatırım modeli olarak kurgulandı. Program kapsamında katılımcılara, dijital pazarlama, e-ticaret ve e-ihracat, fintech ve dijital finans uygulamaları, yapay zekâ temelli çözümler, veri analizi ve içerik üretimi gibi alanlarda eğitimler sunulacak. Bunun yanı sıra hukuki danışmanlık, kişisel gelişim ve psikososyal dayanıklılığı destekleyen modüllerle çok boyutlu bir destek yapısı oluşturulacak. Program, ekonomik güçlenmenin yanı sıra katılımcıların sosyal ve bireysel dayanıklılıklarını artırmayı da hedefliyor. Pilot aşamada 100 bekar annenin doğrudan desteklenmesi ve ilk altı ay içinde katılımcıların en az yüzde 40’ının istihdama geri dönmesi veya gelir getirici bir faaliyete başlaması hedefleniyor. Çocukları ve yakın çevreleri dikkate alındığında yaklaşık 500 kişilik dolaylı bir etki alanı oluşturulması öngörülüyor. Bu yönüyle program, kısa vadeli istihdam hedeflerinin ötesinde toplumsal dayanıklılığı artıran sürdürülebilir bir model sunuyor. QNB Türkiye, bu projeyle yalnızca bir sosyal sorumluluk inisiyatifi başlatmakla kalmıyor, özel sektörün daha fazla sorumluluk alması gereken bir alanda örnek bir model ortaya koyuyor. Program, Banka’nın Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve kapsayıcılık hedeflerine doğrudan ve ölçülebilir katkı sunan somut bir adım niteliği taşıyor. QNB Türkiye Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Yeliz Ataay Arıkök, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kadınların ekonomik hayata tam ve etkin katılımı olmadan sürdürülebilir kalkınmadan söz etmek mümkün değil. Bekar anneler hem ekonomik hem de sosyal açıdan yüksek dayanıklılık gerektiren bir sorumluluğu üstleniyor. Bu programla hedefimiz, yalnızca eğitim sunmak değil, kadınların dijital ekonomi içinde kalıcı bir yer edinmelerine katkı sağlamak. QNB Türkiye olarak, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği odağımızı, kapsayıcılığı geniş ve sosyal etkisi yüksek bu projeyle daha da güçlendiriyoruz. Finans sektörünün dönüştürücü rolüne inanıyor, kapsayıcı büyümenin somut ve ölçülebilir adımlarla mümkün olduğunu düşünüyoruz.” İKADE Yönetim Kurulu Başkanı Sevtap Küçük ise projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “İKADE olarak, kadın özgürlüğünün en temel unsurlarından birinin ekonomik bağımsızlık, yani gelir üretme gücü olduğuna inanıyoruz. Bu ihtiyaç özellikle bekar annelerin yaşamında daha belirgin şekilde karşılık buluyor. Tüm projelerimizde olduğu gibi, bu projede de kadınların ekonomik olarak güçlenmesini ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesini odağımıza alıyoruz. Uzmanlık alanımız olan dijital gelir ve e-ihracat ekosistemi doğrultusunda bu modeli hayata geçiriyoruz. Projemizi üç temel etki alanı üzerine kurguladık: Anne ve çocuk odağı, gelir üretimi ve toplumsal güçlenme. Annenin güçlenmesinin çocuğun geleceğini doğrudan etkilediğine inanıyoruz. Bu nedenle yalnızca ekonomik değil, anne ve çocuğun ruhsal ve fiziksel iyilik halini destekleyen bir yaklamışımı benimsiyoruz. Bu süreçte birlikte hareket ettiğimiz tüm paydaşlarımızın katkısının, projenin etki alanını daha da güçlendirdiğine inanıyoruz.’’ Program sonunda oluşturulacak mezun ağı ile katılımcıların birbirlerine mentorluk sunmaya devam etmeleri ve dayanışma yapısının sürdürülebilir bir modele dönüşmesi hedefleniyor. QNB Türkiye, finans sektörünün dönüştürücü gücünü yalnızca finansman sağlamakla sınırlı görmüyor, sosyal sermayeyi güçlendiren kapsayıcı modellerle toplumsal etki yaratmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fincantieri’den Ultra Lüks Denizcilikte Yeni Dönem: “Four Seasons I” Teslim Edildi Haber

Fincantieri’den Ultra Lüks Denizcilikte Yeni Dönem: “Four Seasons I” Teslim Edildi

Dünyanın önde gelen gemi inşa şirketlerinden Fincantieri, ultra lüks kruvaziyer segmentinde çığır açan “Four Seasons I” adlı gemiyi Ancona tersanesinde düzenlenen törenle teslim etti. Marc-Henry Cruise Holdings LTD ortaklığındaki Four Seasons Yachts için inşa edilen gemi, lüks deniz turizmi kavramını yeniden tanımlıyor. Teslim törenine Ancona Belediye Başkanı Daniele Silvetti, Ancona Başpiskoposu Angelo Spina ve İtalya devlet temsilcileri katılırken; Fincantieri adına Yönetim Kurulu Başkanı Biagio Mazzotta, CEO Pierroberto Folgiero ve Merchant Ships Division Genel Müdürü Luigi Matarazzo yer aldı. Four Seasons Yachts CEO’su Ben Trodd da törende hazır bulundu. Dünyanın İlk “Akıllı” Ultra Lüks Gemisi “Four Seasons I”, yalnızca lüks tasarımıyla değil, aynı zamanda dijital altyapısıyla da öne çıkıyor. Gemi, Fincantieri’nin Navis Sapiens programı kapsamında geliştirilen ilk akıllı gemi olma özelliğini taşıyor. Fincantieri Ingenium (Fincantieri NexTech ve Accenture ortaklığı) tarafından geliştirilen sistem: Yapay zekâ destekli operasyon yönetimi Gerçek zamanlı veri analizi Ölçeklenebilir ve açık dijital mimari Güvenli ve verimli operasyon altyapısı sunuyor. Fincantieri CEO’su Pierroberto Folgiero, geminin teslimi sırasında yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bugün sadece bir gemi değil, konaklama sektöründe yeni bir paradigma teslim ediyoruz. ‘Four Seasons I’, öğrenebilen, adapte olabilen ve gelişebilen dijital zekâya sahip ilk Navis Sapiens gemisidir.” Ultra Lüks Segmentte Yeni Standart 34.000 groston ağırlığında ve 207 metre uzunluğundaki “Four Seasons I”, yalnızca 95 özel süit ile hizmet verecek. Her süit, okyanus manzaralı geniş teraslara sahip özel yaşam alanı konseptiyle tasarlandı. Geminin en dikkat çekici bölümü olan Funnel Suite, 457 metrekarelik iç ve dış yaşam alanıyla deniz turizmi tarihindeki en ayrıcalıklı konaklama seçeneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Four Seasons’ın kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı, dünya standartlarında olanakları ve detaylara verilen önem, bu gemiyle deniz üzerinde butik ve özel bir seyahat deneyimi sunmayı hedefliyor. Sürdürülebilirlik ve Yüksek Mühendislik “Four Seasons I”, en ileri çevre koruma teknolojileriyle donatıldı. Bu yönüyle Fincantieri’nin sürdürülebilir inovasyon stratejisini yansıtıyor. Geminin inşasında: Yüksek hassasiyetli mühendislik çözümleri Üst düzey el işçiliği Karmaşık tasarım entegrasyonları bir araya getirildi. Ancona Tersanesi Stratejik Rol Oynuyor Son aylarda Ancona tersanesinde 2.000’den fazla çalışan ve iş ortağı projede görev aldı. 360.000 metrekarelik üretim alanına sahip tersane: 60.000 groston üretim kapasitesi 500 ton kaldırma sistemleri Aylık 1.200 ton gövde üretim kapasitesi ile Fincantieri ağının en stratejik merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Ancona, aynı zamanda grubun Operations Excellence programının bir parçası olarak otomasyon, artırılmış gerçeklik, yapay zekâ ve kolaboratif robot teknolojilerini entegre ediyor. Deniz Turizminde Yeni Bir Kategori “Four Seasons I”, klasik kruvaziyer anlayışının ötesine geçerek ultra lüks konaklama ile ileri mühendisliği birleştiriyor. Uzmanlara göre bu proje, deniz turizmi sektöründe “extra-luxury hospitality at sea” olarak adlandırılan yeni bir segmentin başlangıcını temsil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka-SOC Paradoksu: Yüksek Beklentiler Uygulama Zorluklarıyla Karşı Karşıya Haber

Yapay Zeka-SOC Paradoksu: Yüksek Beklentiler Uygulama Zorluklarıyla Karşı Karşıya

Yüksek kaliteli eğitim verisi eksikliği, YZ yetkinliğine sahip uzman açığı, yüksek entegrasyon maliyetleri ve YZ kaynaklı yeni tehditler bu zorlukların başında geliyor. Şirketlerin SOC süreçlerini nasıl inşa ettiğini ve sürdürdüğünü inceleyen Kaspersky, YZ’nin SOC performansını artırmadaki rolüne dair öncelikleri, beklentileri ve zorlukları mercek altına alan kapsamlı bir küresel araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçları, katılımcıların %99 gibi ezici bir çoğunluğunun güvenlik operasyonlarına yapay zekayı dahil etmeyi planladığını gösteriyor. Türkiye özelindeki verilere bakıldığında; katılımcıların %71'i yapay zekayı operasyonlarına "muhtemelen" dahil edeceğini söylerken, %29'u "kesinlikle" dahil edeceğini belirtiyor. Bu tablo, yapay zekanın tehdit tespitini güçlendirme, inceleme süreçlerini hızlandırma ve SOC verimliliğini artırmadaki rolünün yaygın biçimde kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Pratik kullanım senaryolarına bakıldığında kurumlar, yapay zekadan öncelikle veri analizi süreçlerini otomatikleştirerek anormallikleri ve şüpheli faaliyetleri tespit etme kapasitesini güçlendirmesini (%57) ve önceden tanımlanmış olay müdahale senaryolarını hızlı şekilde devreye almayı mümkün kılan yanıt otomasyonunu desteklemesini (%50) bekliyor. Bu beklentiler, SOC’lerde yapay zekayı benimsemesini yönlendiren temel motivasyonlarla da örtüşüyor: genel tehdit tespit etkinliğini artırmak (%51), rutin görevleri otomatikleştirmek (%42) ve yanlış pozitifleri azaltarak doğruluğu yükseltmek (%43). Büyük ölçekli işletmelerin ise yapay zekayı SOC fonksiyonlarının daha geniş bir yelpazesinde ve daha iddialı kullanım senaryolarıyla konumlandırdığı görülüyor. Bununla birlikte, yapay zekanın uygulanması aşamasında belirgin bir yürütme açığı ortaya çıkıyor. En temel engel olarak kurumların %25’i, YZ modellerinin doğruluğunu ve bağlamsal uygunluğunu sınırlayan yüksek kaliteli eğitim verisi eksikliğine işaret ediyor. Buna ek olarak; kurum içi ekiplerde nitelikli yapay zeka uzmanı bulunmaması (%35), YZ kullanımına bağlı yeni tehdit ve zafiyetlerin ortaya çıkması (%24) ve YZ tabanlı çözümlerin geliştirilmesi ile sürdürülebilirliğine ilişkin yüksek maliyetler (%19) kritik risk başlıkları arasında yer alıyor. Tüm bu unsurlar, YZ stratejilerinin operasyonel başarıya dönüşmesini zorlaştırırken, daha yapılandırılmış ve güçlü şekilde desteklenen bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koyuyor. Kaspersky CTO’su Anton Ivanov konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söylüyor: “Kuruluşlar yapay zekanın SOC’lere sağlayabileceği değerin farkında. Ancak deneme aşamasından gerçek operasyonel etkiye geçiş hâlâ zorlu bir süreç. Siber güvenlik alanında yaşanan yetenek açığına ek olarak YZ uzmanlığının da sınırlı olması, SOC bünyesinde kurum içi YZ kabiliyetleri geliştirmeyi arzu edilen ancak ulaşılması güç bir hedef haline getiriyor. Bu nedenle siber güvenlik şirketleri, amiral gemisi ürünlerine YZ destekli özellikler entegre etmeye yatırım yapıyor. Kaspersky olarak geçtiğimiz yıl boyunca B2B portföyümüz genelinde kapsamlı bir YZ destekli çözümler setini devreye aldık. Amacımız, daha gelişmiş tehditlere karşı zamanında tespit kapasitesini artırmak ve çözümlerimizi daha verimli ve kullanıcı dostu hale getirmek.” Başarılı ve güvenilir bir SOC kurmak ve işletmek için Kaspersky şu önerilerde bulunuyor: SOC kurulumunun ilk aşamasında ya da mevcut güvenlik operasyonlarınızı geliştirme sürecinde Kaspersky SOC Consulting hizmetlerinden yararlanın. Kapsamlı danışmanlık hizmetlerimiz, sağlam bir SOC mimarisi oluşturmanıza ve süreçlerinizi optimize etmenize yardımcı olur.Gelişmiş YZ kabiliyetleriyle güçlendirilen Kaspersky SIEM çözümüyle güvenlik performansınızı artırın. Bu çözüm, BT altyapınız genelindeki log verilerini merkezi olarak toplar, analiz eder ve saklar; bağlamsal zenginleştirme ve aksiyona dönüştürülebilir tehdit istihbaratı içgörüleri sunar. Çözüm yakın zamanda, dinamik bağlantı kütüphanesi (DLL) hijacking belirtilerini tespit edebilen YZ yeteneğiyle daha da güçlendirilmiştir.Her ölçekten ve sektörden kuruma yönelik, gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü ile YZ destekli EDR ve XDR araştırma ve yanıt kabiliyetleri sunan Kaspersky Next ürün ailesiyle şirketinizi geniş bir tehdit yelpazesine karşı koruyun.Siber güvenlik ekibinizi, kuruluşunuzu hedef alan tehditlere ilişkin derinlemesine görünürlükle donatın Kaspersky Threat Intelligence’ın en güncel versiyonu, olay yönetimi döngüsünün tamamında zengin ve bağlamsal içgörüler sunarak siber risklerin zamanında tespit edilmesini sağlar. Çözüm, yakın zamanda YZ destekli açık kaynak istihbaratı (OSINT) arama yetenekleriyle güçlendirilerek yeni ve gelişen tehditlerin daha hassas biçimde ortaya çıkarılmasına katkı sağlamıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu Haber

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Arçelik, tüketicilerin akıllı ev teknolojileri ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına bakışını ortaya koyan Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index – SLI) Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. J.L. Partners iş birliğiyle İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Romanya, Türkiye, Mısır, Tayland, Pakistan ve Güney Afrika olmak üzere 12 ülkede 6 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin yeni bir beyaz eşya satın alırken göz önünde bulundurduğu kriterler, ev içi kullanım alışkanlıkları, teknolojiye duyulan güven, enerji farkındalığı ve geleceğe dönük beklentilere kadar geniş bir yelpazede içgörüyü bir araya getiriyor. Her ülkede yaş, cinsiyet, konum ve eğitim gibi temsili demografik kotalar esas alınarak kurgulanan Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi, insanların evlerindeki harcamaları daha bilinçli yönetmek istediğini ve bu nedenle uzun vadede tasarruf sağlayan akıllı cihazlara daha fazla ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Araştırma ayrıca, 12 ülkenin 8’inde enerji maliyetlerinin tüketiciler için günlük yaşamı en fazla etkileyen çevresel kaygı olarak öne çıktığını da gösteriyor. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu: “Tüketicilerin %70’i ‘akıllı’ kavramını enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımlıyor” Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nın sonuçları hakkında değerlendirmede bulunan Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, “Küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmeler, tüketicilerin ev teknolojilerinden beklentilerini yeniden şekillendiriyor. Arçelik olarak biz de tüketicilerimizin değişen ihtiyaçları ve beklentilerini yakından takip ediyor; bu dönüşümün arkasındaki temel dinamikleri doğru okumayı önemsiyoruz. Bu dönüşümü daha iyi anlamak ve akıllı ev teknolojilerinden beklentileri ortaya koymak amacıyla Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nı hayata geçirdik. Araştırmamızın sonuçları, enerji farkındalığı ile akıllı teknoloji talebi arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösterdi. Tayland, Mısır, Pakistan, Romanya gibi Batı Avrupa dışındaki pazarlarda tüketicilerin %72’si ev aletlerinin aylık enerji maliyetlerini bildiğini belirtirken, Avrupa’da bu oran %55 seviyesinde seyretti. Tüketicilerin %70’inden fazlası, ‘akıllı’ kavramını; karmaşık dijital özelliklerden ziyade enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımladı. Öte yandan, birçok pazarda tüketicilerin yaklaşık üçte ikisinin enerji tasarrufu için hâlâ manuel yöntemlere başvurduğunu gördük. Araştırmamız tüketicilerin enerji tasarrufu konusunda davranışlarını değiştirmeye istekli olduğunu ancak bunu yaparken güven duyabilecekleri ve hayatı kolaylaştıran teknolojilere ihtiyaç duyduklarını ortaya koydu” dedi. Hakan Bulgurlu: “Türkiye’de tüketicilerin yarısından fazlası beyaz eşyalarında enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor” Akıllı yaşam ve sürdürülebilir ev teknolojileri alanındaki en kapsamlı araştırmalardan biri olarak öne çıkan Akıllı Yaşam Endeksi’nin Türkiye sonuçlarına değinen Hakan Bulgurlu, “Akıllı ev teknolojilerine yönelik beklentiler ülkeden ülkeye farklılık gösterse de tüketicilerin ortak isteği enerji verimliliği sağlayan, kullanım kolaylığı sunan ve uzun vadede maliyetleri düşüren çözümler olarak öne çıkıyor. Türkiye de %70 ile bu beklentinin en güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’de tüketicilerin %40’ından fazlası, önceki dönemlere kıyasla son 12 ayda enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken, %60’ından fazlası buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve çamaşır kurutma makinelerinde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor. %80’inin ise daha akıllı ve enerji verimli cihazlar talep ettiğini görüyoruz. Arçelik olarak biz de faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde yapay zekâ, akıllı sensörler, veri analizi ve enerji verimli tasarımlar sayesinde çevresel etkiyi azaltmayı hedefleyen yenilikçi çözümlerimizle bu beklentilere karşılık veriyoruz. Akıllı çözümlerimiz, cihazlarımızın performansına katkı sağlarken, tüketicilerimizin gerçek zamanlı olarak tüketimlerini takip etmesini de sağlıyor. Sürdürülebilirlik, kalite, güvenilirlik ve dayanıklılık odaklı yaklaşımımızla, sürdürülebilir ve akıllı bir yaşam deneyiminde sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi’nden Dikkat Çeken Bulgular Globalde öne çıkanlar Araştırma sonuçları, tüketicilerin enerji verimliliğine yaklaşımında belirgin bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Son 12 ayda her 10 tüketiciden 4’ü, geçmişe kıyasla enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken; her 10 tüketiciden 6’sı buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve kurutma makinesi gibi ürünlerde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullandığını ifade ediyor. Tüketicilerin %60’ı kullandıkları ev aletlerinin aylık tüketimlerine dair farkındalığa sahip olduğunu belirtiyor.Global ölçekte tüketicilerin yaklaşık %67’si, enerji tasarrufu için hâlâ çamaşırları asarak kurutma, yoğun saatler dışında cihaz kullanımı veya elde yıkama gibi manuel yöntemlere başvuruyor. Araştırma, enerji tasarrufu davranışlarında yaş ve gelir arasında dikkat çekici bir ters ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, yaş arttıkça enerji tasarrufuna yönelik davranışlar güçlenirken, gelir seviyesi yükseldikçe bu davranışların azaldığı görülüyor. 54 yaş ve üzeri tüketiciler, tüm pazarlarda enerji tasarrufuna yönelik davranışlarda lider konumda bulunuyor.Araştırma, ayrıca, enerji maliyetlerinin yüksek olduğu pazarlarda akıllı özelliklere verilen önemin, düşük maliyetli pazarlara kıyasla 2 kata kadar daha yüksek olduğunu da gösteriyor.Tayland (%81), Pakistan (%86) ve Türkiye’de (%80) tüketicilerin büyük çoğunluğu, beyaz eşyaların gelecekte daha da akıllı hale gelmesini istediklerini belirtiyor. Buna karşılık Almanya (%39), Birleşik Krallık (%40) ve Fransa’da (%43) bu beklenti daha sınırlı düzeyde seyrediyor.Hollanda, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya olmak üzere Batı Avrupa pazarlarında tüketicilerin sadece %20’ye yakını, yapay zekâ destekli ev teknolojilerine tam anlamıyla güvendiğini belirtiyor. Buna karşın Mısır, Pakistan, Güney Afrika gibi gelişen pazarlarda bu oran %35’in üzerine çıkıyor. Bu durum, akıllı özelliklerin benimsenme hızını sınırlayan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.Tüm pazarlarda tüketiciler, “akıllı” kavramını ileri ve karmaşık dijital özelliklerden ziyade; kendi kendini temizleyen, enerji tüketimini otomatik olarak azaltan ve günlük kullanımı sadeleştiren teknolojilerle tanımlıyor. Türkiye’ye dair ek içgörüler Türkiye’de tüketicilerin %60’tan fazlası, beyaz eşyalarının aylık enerji maliyetleri konusunda bilgi sahibi olduğunu belirtiyor. Bu oran, İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok Batı Avrupa pazarının üzerinde seyrediyor.Her iki tüketiciden biri enerji verimliliği için cihazlarını eco modda kullanırken, %53’ü fişini çekiyor, %45’i çamaşırları asarak kurutuyor, %43’ü ise cihazlarını yoğun saatler dışında kullanıyor.Tüketicilerin %98’i beyaz eşya tercihini yaparken ürün kalitesi ve dayanıklılığını, %96’sı enerji verimliliğini temel kriter aldığını söylüyor.Tüketicilerin %62’si enerji ve su tüketim takibinin en faydalı akıllı özellik olduğunu belirtirken, %42’si adaptif yıkama gibi kullanım bazlı programlarını, %38’i ise döngü bittiğinde bildirim almayı en faydalı akıllı özellik olarak nitelendiriyor.Araştırma, Türkiye’de akıllı ev teknolojilerinin büyük ölçüde ihtiyaç ve maliyet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini; “yenilik” algısından ziyade somut faydanın tercihleri belirlediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ATF25'te Turizmde Maliyet Yönetimi Konuşuldu Haber

ATF25'te Turizmde Maliyet Yönetimi Konuşuldu

Toplantının oturum başkanlığını Ali Kızıldağ üstlendi, konuşmacılar ise Ercan Çek, Erdoğan Turan ve Önder Beyhan oldu. Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, 22–23–24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi'nde gerçekleştirildi. Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda ve Kilit Hospitality Group ana partnerliğinde düzenlenen ATF25, bu yıl sektördeki ekonomik yönetim stratejileri ve maliyet kontrolüne dair önemli bir oturuma ev sahipliği yaptı. ATF26, 26–27–28 Ekim 2026’da! Ali Kızıldağ: “Maliyet yönetimi her şeyin temelidir” Oturum başkanı Ali Kızıldağ, konuşmasına turizm sektöründe maliyet yönetiminin ekonomik sağlığın en temel bileşeni olduğunu vurgulayarak başladı. Konuşmasında turizmin sürdürülebilirliğinin ancak doğru maliyet yönetimiyle sağlanabileceğini ifade etti: “Maliyet yönetimi, her şeyin temeli. Ekonomi olmadan hiçbir kurum sağlıklı işlemez. İyi bir ekonomi, işletmeyi ayakta tutar. O yüzden otelcilik sektöründe de maliyetler, sektörün geleceği için hayati önem taşır.” Ayrıca, günümüzde yalnızca satış ve pazarlama değil, maliyet optimizasyonu ve işletme verimliliği üzerine de çok fazla düşünülmesi gerektiğini belirtti. Ercan Çek: “Veri, maliyet tasarrufu için önemli bir araçtır” Ercan Çek, verinin sektörde nasıl tasarruf sağlayabileceği hakkında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Veri çok önemli bir konu. Özellikle teknoloji bu kadar gelişmişken, veriyi doğru kullanmak zorundayız. Otelcilik sektöründe verileri sadece satış ve pazarlama için kullanmıyoruz. Artık personel planlamasında, maliyet kontrolünde de veriler büyük bir rol oynuyor.” Çek, verinin doğru depolanması ve analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Özellikle operasyonel maliyetlerde büyük tasarruflar sağlanabileceğini belirtti: “Veriyi sadece satış ve pazarlama için değil, personel planlamasında, gıda maliyetlerinde de kullanabiliriz. Mesela, açık büfelerde kullanılan ürünler ile ilgili veriler elde ederek, fazla ürünlerin israfını engelleyebiliriz.” Açık büfe kullanımına dair Oracle sisteminin açık büfelerdeki yemek tüketimi analizlerini nasıl optimize ettiğini anlatan Çek, sistemin yemek israfını azaltma noktasındaki etkinliğine de dikkat çekti: “Oracle’ın sistemi, hangi ürünlerin daha çok tüketildiğini, hangilerinin israf olduğunu belirliyor. Bu tür verileri kullanarak menü planlaması yapabiliyoruz. Bu da maliyet tasarrufu sağlıyor.” Erdoğan Turan: “Yatırımcıyı uzun vadeli düşünmeye ikna etmeliyiz” Erdoğan Turan, sektördeki yatırımcıların uzun vadeli stratejiler benimsemesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasında yatırım maliyetlerinin ve doğru malzeme seçimlerinin ne kadar önemli olduğuna değindi: “Yatırımcılar her zaman maliyeti düşük olanı seçmeye çalışıyorlar. Ancak bu düşük maliyetli seçimler uzun vadede otellerin verimliliğini olumsuz etkiliyor. Malzeme seçiminde kalıcılığı düşünmek zorundayız. Yatırımcıları uzun ömürlü ve kaliteli malzeme kullanmaya ikna edebilmeliyiz.” Turan, otel projelerinde yapılan yatırımın sadece kısa vadeli kâr odaklı değil, sürdürülebilir ve verimli olmasına yönelik planlar yapılması gerektiğini söyledi. Bu bağlamda, yerel malzeme kullanımı ve yeşil yatırımların önemini de şu şekilde aktardı: “Yatırım yapılırken, bölgenin coğrafyasına uygun malzeme kullanılmalıdır. Örneğin, mermer, taş gibi ürünleri yerel tedarikçilerden temin etmek, lojistik maliyetlerini ve çevre üzerindeki etkilerini de azaltacaktır.” Turan, enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik konularının artık yatırımcılar için en önemli karar kriterlerinden biri haline geldiğini belirtti. Önder Beyhan: “Bürokrasi, otelcilikteki gizli maliyetlerden biridir” Önder Beyhan, bürokratik engellerin otelcilikte yarattığı gizli maliyetlere dikkat çekti. Otelcilik sektöründeki karar verme süreçlerinde yaşanan yavaşlık ve burokratik işlemlerin misafir deneyimine etkisini şöyle açıkladı: “Misafirin şikâyeti geldiğinde, arka planda yapılan bürokratik süreçler aslında sizin itibarınızı zedeler. Misafirin talebi hemen çözülemediği zaman, güven kaybı yaşanır ve bu da doğrudan otelinizin değerini düşürür.” Beyhan, sektördeki bürokratik engelleri aşabilmek için daha hızlı ve görünür karar mekanizmalarının gerektiğini belirtti. Misafirle olan etkileşim anlarında hız ve güvenin ne kadar kritik olduğunu vurguladı: “İyi bir otel, misafirin talebini anında çözebilen oteldir. Bürokratik engelleri kaldırıp, yöneticilere daha fazla yetki vererek bu süreci hızlandırmalıyız.” Ayrıca, karbon ayak izi ve çevresel etkiler üzerine yapılan yatırımların, uzun vadede sürdürülebilirlik adına daha verimli olacağını belirtti: “Hangi malzemeyi kullanırsak kullanın, enerji verimli, doğaya zarar vermeyen seçenekler tercih edilmelidir. Bu, yalnızca otelin maliyetini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda çevreye de katkı sağlar.” Teknoloji, Eğitim ve Verimli Maliyet Yönetimi Panelin sonunda konuşmacılar, maliyet yönetimi, veri kullanımı, personel eğitimi ve uzun vadeli yatırımlar konusunda ortak görüş belirleyerek şu noktaları vurguladı. Veri analizi, sadece gelir artırma değil, maliyet optimizasyonu sağlamak için de kritik bir araç haline geldi. Bürokrasi, sektörde gizli maliyetler yaratıyor ve bu engellerin ortadan kaldırılması için hız ve görünürlük ön plana çıkmalı. Eğitimli personel ve rekabetçi ücretler, sürdürülebilir hizmet kalitesini sağlamak için temel faktörler. Yatırımcılar, uzun vadeli sürdürülebilir projelere yönlendirilmelidir. Enerji tasarrufu, çevre dostu malzeme kullanımı ve yerel tedarik, sektörde sürdürülebilirliği sağlayacak unsurlar arasında yer alıyor. ATF25’in bu paneli, maliyet yönetimi ve sürdürülebilirlik hakkında katılımcılara yol gösterici bilgiler sundu ve turizm sektöründeki yöneticilere önemli tavsiyelerde bulundu. Yatırımcıların yüksek kaliteli, uzun ömürlü malzeme seçimlerinin ve dijitalleşmenin doğru uygulanması gerektiği vurgulandı. Panel, yenilikçi, verimli ve çevreye duyarlı turizm anlayışını benimsemek isteyen yöneticiler için değerli bir kaynak oluşturdu.

Ahmet Çalık Vakfı, İTÜ ile Stratejik Bir İş Birliğine İmza Attı Haber

Ahmet Çalık Vakfı, İTÜ ile Stratejik Bir İş Birliğine İmza Attı

2021 yılında eğitim, bilim, teknoloji, sosyal ve sağlık alanlarında değer üretmek amacıyla kurulan Ahmet Çalık Vakfı, İstanbul Teknik Üniversitesi ile ileri veri analitiği alanında kapsamlı bir eğitim programı başlattı. İş birliği kapsamında geliştirilen program, genç yeteneklerin veri analizi, veri görselleştirme ve yapay zeka destekli değerlendirme konularında yetkinlik kazanmalarını hedefliyor. Programın protokolü ise İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Hasan Mandal ve Ahmet Çalık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık’ın katılımıyla İTÜ’de düzenlenen törenle imzalandı. “Gençlerimizin dijital dünyada daha rekabetçi olmalarına katkı sunuyoruz” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ahmet Çalık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık, “Dijital dönüşüm, teknolojinin ötesine geçerek düşünme biçimimizi, üretim anlayışımızı ve geleceğe yönelik yaklaşımlarımızı köklü biçimde şekillendiren stratejik bir süreç halini aldı. Bu dönüşümün gerektirdiği yetkinlikleri gençlerimize kazandırmak amacıyla hayata geçirdiğimiz bu eğitim programının, onların dijital ekosistemde daha donanımlı, yaratıcı ve rekabet gücü yüksek bireyler olarak yer almalarına katkı sunmasını çok değerli buluyoruz. Ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına destek olmayı, gençlerimizin potansiyeline duyduğumuz inançla onlara yeni fırsatlar sunmayı hem kurumsal hem sosyal sorumluluğumuzun temel bir parçası olarak görüyoruz” diye konuştu. “Kariyer yolculuklarını desteklemede önemli bir rol oynayacağız” İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Hasan Mandal, konuya ilişkin “İTÜ-SEM’in güçlü akademik birikimi ile Ahmet Çalık Vakfı’nın sektörel deneyimini buluşturan bu iş birliğinin; gençlerimizin kariyer yolculuklarını destekleyeceğine, üniversitemizin dijital kapasitesini ileri taşıyacağına ve ülkemize nitelikli insan kaynağı kazandırmada önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Ayrıca, bu iş birliğinin İTÜ’nün gelecekte geliştireceği potansiyel ortaklıklara da zemin hazırlayacağına ve birlikte daha güçlü, daha etkili adımlar atabileceğimiz yeni alanların keşfine kapı açacağını düşünüyorum” dedi. Adaylar, gerçek veri setleri ile uygulamalı projeler geliştirecek Programa üniversitelerin belirlenen mühendislik fakültelerinde öğrenim gören son sınıf öğrencileri ve yeni mezunlar başvuruda bulundu. Yapay zeka destekli değerlendirme modeliyle seçilen adaylar, 40 kişilik gruplar halinde eğitim alacak. Program kapsamında eğitimler, İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi (İTÜSEM) akademisyenleri tarafından online olarak gerçekleştirilecek. Katılımcılar, eğitim sürecinde grup şirketlerinden sağlanan gerçek veri setleri ile uygulamalı projeler geliştirme fırsatı bulacak. Katılımcıların ücretsiz yararlanabileceği programın sonunda yapılacak yeterlilik sınavında başarılı olan katılımcılara başarı sertifikası verilecek.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.