Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Analizi

Kapsül Haber Ajansı - Veri Analizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Analizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Pozitif Teknoloji’den Ankara Üniversitesi’nin Yeni Nesil Teknoloji Laboratuvarına Destek Haber

Pozitif Teknoloji’den Ankara Üniversitesi’nin Yeni Nesil Teknoloji Laboratuvarına Destek

Beşevler 10. Yıl Yerleşkesi’nde bulunan Ankara Üniversitesi Araştırma ve İnovasyon Merkezi (ANKARAİM) bünyesinde kurulan Ankara Üniversitesi Apple Teknolojileri Laboratuvarı, Pozitif Teknoloji ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında üniversiteye kazandırıldı. Laboratuvarda yer alan bilgisayarların yanı sıra akademik ve profesyonel çalışmalarda kullanılacak yazılım altyapısı da üniversitenin Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından hazırlandı. Laboratuvarın açılışı, Ankara Üniversitesi araştırmacılarının yayın potansiyellerini artırmak ve akademik üretim süreçlerine katkı sağlamak amacıyla Araştırma Dekanlığı koordinasyonunda düzenlenen Makale Kampı kapsamında gerçekleştirildi. Fen, Sağlık ve Sosyal Bilimler alanlarından araştırmacıların katıldığı program, 12-16 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlendi. Açılış törenine Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Orhan, Araştırma Dekanı Prof. Dr. Esin Ebru Onbaşılar, akademisyenler ve davetliler katıldı. Açılışta konuşan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, üniversitenin araştırma kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmalara dikkat çekerek yeni laboratuvarın bu hedef doğrultusunda önemli bir adım olduğunu ifade etti. Üniversitenin daha fazla araştırma laboratuvarına ihtiyaç duyduğunu belirten Ünüvar, Pozitif Teknoloji ile kurulan laboratuvarın devamının gelmesini temenni ettiklerini söyledi. Ünüvar konuşmasında, “PT Teknoloji ile kurduğumuz laboratuvarımızı bugün açıyoruz. Devamını da getireceğiz. Tabii ki iş sadece donanımı kurmakla bitmiyor. Aynı zamanda yazılımı da kurmamız gerekiyor. Bu kapsamda önemli yazılımları da üniversitemize kazandırdık. Üniversitemizi daha iyi noktalara taşıyacağız.” ifadelerini kullandı. Ayrıca laboratuvarın kurulmasına sağladığı katkı nedeniyle Pozitif Teknoloji’ye teşekkür eden Ünüvar, teknoloji altyapısının üniversitenin araştırma ve akademik üretim hedefleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Apple ekosistemi temelinde hayata geçirilen yeni nesil teknoloji laboratuvarı, farklı akademik disiplinlerin ihtiyaçlarına yönelik profesyonel yazılım çözümlerini bir araya getiriyor. Yapay zeka destekli teknolojilerin sunduğu yeni olanaklarla birlikte bu altyapı; öğrencilerin ve araştırmacıların veri analizi, mühendislik, tasarım, içerik üretimi ve bilimsel araştırma süreçlerini daha verimli, yaratıcı ve yenilikçi bir yaklaşımla yürütmelerine katkı sağlamayı hedefliyor. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kaan Orhan da laboratuvardaki çalışmaların açılışın ardından Scopus AI gibi yenilikçi eğitimlerle başlayacağını ifade etti. Araştırma Dekanı Prof. Dr. Esin Ebru Onbaşılar ise laboratuvarın hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Pozitif Teknoloji, eğitim kurumlarının dijital dönüşüm süreçlerine sunduğu teknoloji çözümleriyle üniversitelerde modern öğrenme ve araştırma ortamlarının geliştirilmesine katkıda bulunmayı sürdürüyor. Ankara Üniversitesi’nde hayata geçirilen yeni laboratuvar da güncel teknolojilerin akademik süreçlerle buluşturulmasına yönelik çalışmaların önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Pozitif Teknoloji Genel Müdürü Gazanfer Başel, projeye ilişkin değerlendirmesinde, “Üniversitelerde teknolojiye erişimin güçlendirilmesini, öğrencilerin ve akademisyenlerin gelişen dijital dünyaya uyum sağlamaları açısından çok değerli buluyoruz. Ankara Üniversitesi’nde hayata geçirilen Yeni Nesil Teknoloji Laboratuvarı’nın eğitim ve araştırma süreçlerine katkı sağlayacak önemli bir adım olduğuna inanıyoruz. Pozitif Teknoloji olarak eğitim kurumlarının teknolojik gelişimine katkı sunmaya ve akademik dünyayı yeni nesil çözümlerle buluşturmaya devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkul Değerlemede Veri ve Yapay Zekâyı Buluşturan Yerli Sistem Haber

Gayrimenkul Değerlemede Veri ve Yapay Zekâyı Buluşturan Yerli Sistem

ABD’de, UAD 3.6 kapsamında teknoloji destekli yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş için 2 Kasım 2026 tarihi belirlenirken; ARGE Gayrimenkul Değerleme, Türkiye gayrimenkul değerleme sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda dijital dönüşümü desteklemek amacıyla geliştirilen yapay zekâ destekli, yerli ve millî SADES altyapısını bir yılı aşkın süredir aktif olarak kullanıyor. Creative Solution tarafından geliştirilen yerli ve millî teknolojik altyapıyı operasyonlarına entegre eden ARGE Gayrimenkul Değerleme, veri toplama, analiz ve rapor kontrolü süreçlerini ileri teknoloji ve yapay zekâ çözümleriyle destekliyor. Sektörel uzmanlık ile teknolojiyi bir araya getiren SADES; değerleme süreçlerinde verinin daha etkin işlenmesine, analizlerin sistematik biçimde yürütülmesine ve rapor kontrol süreçlerinin daha hızlı, tutarlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlıyor. ABD’de değerleme raporlarında yeni veri düzeni ABD’de Fannie Mae ve Freddie Mac tarafından yürütülen Uniform Appraisal Dataset (UAD) 3.6 çalışması, konut değerleme raporlarında kullanılan veri ve raporlama yapısını yeniliyor. İki kurumun yayımladığı bilgilere göre, ortak rapor iletim portalı UCDP’ye 2 Kasım 2026 ve sonrasında ilk kez sunulacak yeni değerleme raporlarında UAD 3.6 kullanımı zorunlu olacak. Yeni yapı, taşınmazın özelliklerine ve inceleme türüne göre şekillenen dinamik raporlamayı ve standart veri alanlarını esas alıyor. Çalışma kapsamında geliştirilen kontrol arayüzleri de rapor verilerini eksiksizlik, biçim ve veri türü geçerliliği ile makullük açısından inceliyor. “Sektörün ihtiyacını sahada gördük, yerli teknoloji geliştirilmesine öncülük ettik” Gayrimenkul değerleme sektöründe veri analizi ve rapor kontrolü ihtiyaçlarına teknolojiyle çözüm sunmak amacıyla SADES’in geliştirilmesine öncülük eden ARGE Gayrimenkul Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Cem Gel, “SADES’in çıkış noktası, değerleme çalışmalarımızda doğrudan karşılaştığımız ihtiyaçlar oldu. Farklı kaynaklardan gelen bilgilerin birlikte analiz edilmesi, veri tutarlılığının sağlanması ve raporların daha sistematik biçimde kontrol edilmesi için mesleki deneyimimizi teknolojiyle buluşturduk. Creative Solution ile geliştirdiğimiz yerli ve millî yapay zekâ altyapısını operasyonlarımızda kullanmaya başladık. ABD’de UAD 3.6 kapsamında yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş Kasım 2026’da gerçekleşecekken, biz Türkiye’de kendi sektörümüzün ihtiyaçlarına yönelik geliştirilmesine öncülük ettiğimiz SADES’ten 1,5 senedir yararlanıyoruz. ARGE Değerleme olarak, sahip olduğumuz saha deneyimi ve değerleme alanındaki uzmanlığımızla bu dijital dönüşüm sürecine aktif katkı sağlıyor; operasyonlarımızın tüm aşamalarında dijitalleşmeyi güçlendiriyoruz. Teknolojiyi süreçlerimize entegre ederek insan kaynaklı hata riskini azaltmayı, operasyonel verimliliği artırmayı ve raporlama süreçlerini daha hızlı, tutarlı ve güvenilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz.” dedi. ARGE’nin değerleme deneyimi yerli teknolojiyle güçleniyor ARGE Gayrimenkul Değerleme’nin operasyonlarında yararlandığı Sayısal Akıllı Değerleme Süreç Yönetim Sistemi SADES; değer tahminleme, belge analizi, saha verisi yönetimi ve rapor kontrolü aşamalarını destekliyor. Creative Solution tarafından geliştirilen sistem, lokasyon ve emsal bilgilerinin analiz edilmesinden tapu, ruhsat ve imar belgelerinin incelenmesine kadar farklı süreçlerde uzmanlara yardımcı oluyor. Sahadan elde edilen bilgilerin dijital ortamda kayıt altına alınmasını ve raporlardaki eksiklikler ile uyumsuzlukların belirlenmesini destekliyor. ARGE, bu altyapıdan yararlanarak taşınmaza ilişkin belgeleri, saha bulgularını ve piyasa verilerini uzman değerlendirmesiyle birlikte ele alıyor. Kontrol gerektiren noktaların görünür hâle gelmesi, uzmanların ilgili belgeleri ve taşınmazın koşullarını daha ayrıntılı incelemesine yardımcı oluyor. “Uzman deneyimini verinin gücüyle buluşturuyoruz” Teknolojinin değerleme hizmetindeki rolüne değinen Dr. Ahmet Cem Gel, “Bir taşınmazın değerini belirlemek, farklı kaynaklardan gelen bilgileri o taşınmazın koşulları ve piyasa gerçekleriyle birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor. SADES ile uzmanlarımızın bu süreçte kullanabileceği veri analizi ve kontrol olanaklarını güçlendiriyoruz. Sistem tarafından işaretlenen bir eksikliğin ya da uyumsuzluğun ne anlama geldiğini incelemek, ek bilgi ihtiyacını belirlemek ve bunun değerlemeye etkisini ortaya koymak uzmanlarımızın sorumluluğunda. Mesleki birikimimizi yerli teknolojiyle destekleyerek müşterilerimize sunduğumuz hizmetin hızını, tutarlılığını ve izlenebilirliğini geliştirmeye odaklanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOSKİ, Altyapı Yönetiminde Kullandığı 68 Akıllı Uygulamayla Öncü Haber

KOSKİ, Altyapı Yönetiminde Kullandığı 68 Akıllı Uygulamayla Öncü

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, su ve kanalizasyon hizmetlerinde teknolojinin sunduğu imkanlardan en etkin şekilde yararlanıyor. Şehrin altyapısını daha güvenli, hızlı ve verimli yönetmek amacıyla 68 akıllı şehir uygulamasını hayata geçiren KOSKİ, veri analizi, yapay zeka, saha yönetimi, bilgi güvenliği ve kurumsal entegrasyon alanlarında geliştirdiği sistemlerle Konya’nın geleceğin altyapısını bugünden inşa ediyor. KOSKİ Genel Müdürlüğü, gelişen teknolojileri altyapı hizmetlerine entegre ederek su ve kanalizasyon hizmetlerinde operasyonel verimliliği artırırken, karar alma süreçlerini de güncel ve doğru verilerle destekliyor. Akıllı şehir uygulamaları sayesinde sahadan elde edilen veriler anlık olarak takip edilebiliyor, kaynakların daha etkin kullanılması ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılması sağlanıyor. KOSKİ TEKNOLOJİYİ ALTYAPININ HER NOKTASINA TAŞIYOR Şehrin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştirilen ve hizmete sunulan 68 akıllı şehir uygulaması; veri yönetiminden saha operasyonlarına, bilgi güvenliğinden araç ve personel takibine kadar KOSKİ'nin farklı çalışma alanlarını kapsıyor. KOSKİ'nin başlıca akıllı şehir teknolojileri arasında Ali Kuşçu Mobil Veri Merkezi, SUVERAN Su Veri Analiz Yazılımı, Sunucu İzleme Sistemleri, Akıllı Sağlık ve Konum Takip Sistemleri, Mobil EKS Dolum Uygulaması, Mobil PDKS, e-Taksit ve e-Çay uygulamaları yer alıyor. Bunun yanı sıra Yapay Zeka Destekli Uygulamalar ile teknolojinin sunduğu yeni imkanlardan yararlanılırken, Tek Çatı Sistemi sayesinde farklı hizmet ve sistemlerin daha bütünleşik, daha güvenli bir yapıda yönetilmesi sağlanıyor. SAHA OPERASYONLARI AKILLI SİSTEMLERLE YÖNETİLİYOR KOSKİ'nin akıllı şehir uygulamaları saha çalışmalarında da önemli kolaylıklar sağlıyor. Katodik Koruma Sistemleri, Online Yangın Hidrant Sistemi, Kartlı Tanker Dolum Sistemi, Pompa Test İstasyonu ve Vana Test İstasyonu gibi uygulamalarla altyapı tesislerinin kontrol, takip ve işletme süreçleri teknolojik imkanlarla destekleniyor. Araç Takip Merkezi ile hizmet araçlarının takibi sağlanırken, akıllı sağlık ve konum takip sistemleri sayesinde personelin sahadaki güvenliğinin ve operasyonel süreçlerin daha etkin şekilde yönetilmesine katkı sunuluyor. BİLGİ GÜVENLİĞİ VE VERİ SÜREKLİLİĞİ ÖNCELİKLİ Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, altyapı hizmetlerinin dijitalleşmesiyle birlikte bilgi güvenliğine ve sistemlerin kesintisiz çalışmasına da önem veriyor. Bu kapsamda ISO 27001:2023 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikasyonu ile bilgi güvenliği süreçleri güvence altına alınırken, Felaket Kurtarma Merkezi ile kritik sistemlerin sürekliliğinin sağlanmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor. Kurumlar Arası Entegrasyon Sistemi sayesinde farklı kurum ve sistemler arasındaki veri paylaşımı ve entegrasyon imkanları geliştirilirken, KOSKİ Teknoloji Müzesi ile kurumun teknolojik gelişim sürecinin gelecek nesillere aktarılması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özyeğin Üniversitesi’nde Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın Katılımıyla Turizmin Geleceği ve Yapay Zekâ Konuşuldu Haber

Özyeğin Üniversitesi’nde Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın Katılımıyla Turizmin Geleceği ve Yapay Zekâ Konuşuldu

Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi, her yıl 27 Eylül’de kutlanan Dünya Turizm Günü kapsamında turizm sektörünün geleceğine odaklanan bir etkinlik düzenledi. Etkinlik, Fakültenin 2026-2027 Akademik Yılı’ndaki Otel Yönetimi ve Gastronomi Seminerleri’nin ilk buluşması oldu. Buluşma kapsamında Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya geldi. Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, 2026 Dünya Turizm Günü’nün “Turizmi Yeniden Tasarlamak için Dijital Gündem ve Yapay Zekâ” teması doğrultusunda yapay zekânın turizm sektöründe yarattığı dönüşüm değerlendirildi. Seyahat planlamasından destinasyon seçimine, pazarlamadan ziyaretçi deneyimine kadar yapay zekâ destekli sistemlerin turizm ekosistemindeki artan rolü ele alındı. Buluşmada, yapay zekâ destekli sistemlerin seyahat kararları üzerindeki artan rolü ve turizm sektörünün değişen ihtiyaçları değerlendirildi. Turistlerin güncel yapay zekâ teknolojileri ve üretken yapay zekâ ile bilgiye erişme biçimlerinin değişmesiyle destinasyonların ve turizm markalarının dijital ortamlardaki görünürlüğünün de yeni bir boyut kazandığına dikkat çekildi. Teknolojinin seyahat deneyimini nasıl dönüştürdüğü, turizm profesyonellerinin ihtiyaç duyduğu yetkinliklerin nasıl değişeceği ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlikle nasıl birlikte ele alınabileceği gündeme taşındı. Yapay zekâ turizmde yeni bir dönemin kapısını açıyor Etkinlikte konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın çalışmalarında teknoloji, veri analizi ve yapay zekâ imkânlarından yararlanarak Türkiye’nin tanıtımını güçlendirdiklerini ve değişen seyahat eğilimlerini takip ettiklerini belirtti. Alpaslan, “Turizm teknoloji ve yapay zekâyla farklı bir kompozisyona büründü. Turistlerin seyahatlerini planlama biçimleri değişirken bizim de bu yetkinlikleri etkin kullanmamız gerekiyor. Bu dönüşüme ayak uyduracak nitelikli insan kaynağının yetişmesi için gençlerin güçlü bir eğitim, yabancı dil ve uygulama deneyimiyle donanmasını çok önemsiyoruz” dedi. “Yeni akademik yıla turizmin geleceğini konuşarak başlıyoruz” Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan etkinlikte yapay zekâ ve dijital dönüşümün turizm sektöründeki etkilerine dikkat çekerek üniversitelerin değişen ihtiyaçlar karşısındaki rolünün önemine vurgu yaptı. Tan, şunları söyledi: “Yeni akademik yıla başlarken Dünya Turizm Günü vesilesiyle sektörün geleceğini belirleyecek önemli bir konuyu üniversitemizde ele almaktan memnuniyet duyuyoruz. Yapay zekâ, turizmde görünürlükten karar alma süreçlerine, deneyim tasarımından pazarlamaya kadar pek çok alanı yeniden şekillendiriyor. Üniversitelerin bu değişimi anlaması, araştırması ve farklı disiplinlerin katkısıyla yeni yaklaşımlar geliştirmesi büyük önem taşıyor. Öğrencilerimizin de teknolojinin sunduğu olanakları etkin biçimde kullanırken eleştirel ve analitik bakış açılarını koruyarak geleceğin turizm dünyasına hazırlanmalarını önemsiyoruz.” Dünya Turizm Günü etkinliği, öğrencilerin turizmin geleceğine ilişkin güncel gelişmeleri kamu ve akademi perspektiflerinden değerlendirmesine olanak sağlarken, Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi’nin yeni akademik yıl programının da başlangıcını oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai Motor Company Yeni Yol Haritasını Açıkladı Haber

Hyundai Motor Company Yeni Yol Haritasını Açıkladı

Hyundai, 2030 yılına kadar 5,55 milyon adet global araç satışı hedeflerken aynı zamanda yüzde 6 pazar payına ulaşmayı planlıyor.Elektrikli araçların satış içerisindeki payı ise yüzde 23'ten 2030'da yüzde 60'a yükselecek.2030 yılına kadar 100'den fazla modeli yenilemeyi planlayan Hyundai, sadece önümüzdeki 8 ay içinde 7 yeni modelini satışa sunacak.Ayrıca, yine 2030’a kadar 18'den fazla yeni modelle farklı segmentlerde yer alacak.İlk Uzun Menzilli Elektrikli Araç (EREV) modelleri ise 2027 yılının ilk yarısından itibaren 900 km’nin üzerinde menzil hedefleyerek piyasaya sürülecek. Hyundai Motor Company, 2026 CEO Yatırımcı Günü'nde, markanın 2030 yılına kadar global satışlarda 5,55 milyon adede ulaşma hedefini güçlendirirken, aynı zamanda işletme genelinde karlılığı da artırmayı amaçladığını açıkladı. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, yeni yol haritasıyla ilgili, “Temellerimiz hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Hyundai Motor Grubu, üçüncü büyük otomotiv grubu ve ikinci en karlı grup. Bu da bize yatırım yapabilme olanağı sağlıyor. 2030 yılına kadar 100'den fazla yeni modeli piyasaya sürerek faaliyet marjımızı yüzde 9'un üzerine çıkaracağız. Yeni teknolojileri ve fırsatları değerlendirmek adına ortaklıklardan yararlanarak robotlar ve robot taksiler üretirken; fiziksel bir yapay zeka şirketi haline gelmeyi hedefliyoruz” dedi. Hyundai, 2026 yılının ilk yarısında 2 milyon adet satış gerçekleştirerek, yıllık bazda yüzde 2,7 artışla 59,1 milyar Euro (95,2 trilyon KRW) gelir elde etti ve yüzde 5,6'lık bir faaliyet kar marjına ulaştı. Her Bölgede Yeni Bir Ürün Atağı Kuzey Amerika'da 58, Kore'de 49, Avrupa'da 41, Hindistan'da 26 ve Çin'de 22 modelin lansmanının gerçekleştirilmesi amaçlanırken; bu araçların çoğu yeni Elantra, IONIQ 3, Yeni Tucson ve Tucson Hybrid, SANTA FE EREV gibi tamamen yeni ürünlerden oluşacak. Hindistan için ise tamamen yeni bir A segmenti elektrikli SUV planlanırken aynı zamanda yeni bir global B segmenti SUV ve Avrupa için tamamen yeni bir B segmenti SUV tanıtılacak. Yeni TUCSON ve TUCSON Hybrid ise dördüncü çeyrekte bazı pazarlarda satışa sunularak Hyundai'nin ürün atağında bir dönüm noktası daha oluşturacak. Yeni SANTA FE EREV, 2027 yılının ilk yarısında piyasaya sürülecek ve elektrifikasyona yönelik farklı bir yaklaşımı temsil edecek. SANTA FE EREV'in, 900 km’den fazla toplam menzil sunması ve elektrikli araç benzeri günlük sürüş deneyimini, müşterilerin menzil ve şarj kaygılarını gidererek birleştirmesi bekleniyor. Yeni model, Amerika’daki Hyundai Motor Manufacturing Alabama fabrikasında üretilecek. Hyundai, ayrıca farklı pazarları da hedefliyor. Orta boy bir pikap da dahil olmak üzere yeni hafif ticari araçları da gündemine alan marka, yüksek performanslı N serisine de yeni modeller ekleyecek. Hyundai, 2030 yılına kadar yıllık 100.000 adet N modellerinden oluşan satış hedefine ulaşmayı hedefliyor. Yerel Ölçeklendirme ile Global Başarıya Ulaşma Hyundai, 2030 yılına kadar global üretim kapasitesine 1,27 milyon adet araç daha ekleyecek. Bu artışın 500.000 adedi Kuzey Amerika'da, 320.000 adedi Hindistan'da, 250.000 adedi montaj tesislerinde ve 200.000 adedi ise Kore'de gerçekleşecek. Bölgede 2030 yılına kadar 10'dan fazla hibrit model sunulacak ve hibritlerin satışlardaki payı yüzde 50'ye ulaşacak. Bu modeller Hyundai Motor Manufacturing Alabama ve Hyundai Motor Group Metaplant America'da üretilecek. Kuzey Amerika'daki toplam hibrit satışları ise bir milyon adedi geçti. Hyundai, Avrupa'da da pazarın yüzde 85'ini tamamen elektrikli bir portföy ile kapsayacak ve 5 adet tamamen yeni SUV ve hafif ticari araç sunacak. Hyundai, Avrupa'daki elektrikli araç satışlarını 2025'teki 116.000 adetten 2030 yılına kadar 420.000 adedin üzerine çıkarmayı hedefliyor. Türkiye’de üretimine geçtiğimiz günlerde başlanan IONIQ 3 ise Ekim ayında satışa çıkıyor ve 497 kilometreye kadar bir menzil sunuyor. Ayrıca, Hyundai Motor Grubu'nun yeni nesil bağlantılı araç bilgi-eğlence platformu Pleos Connect'i içeren Avrupa'daki ilk araç olma özelliğini taşıyor. Hyundai, Afrika, Orta Doğu ve Pakistan'da bulunan 8 fabrikadan oluşan ağının bir parçası olarak Suudi Arabistan ve Cezayir'de yeni montaj tesisleri kurarak bu pazarlara yatırım yapıyor. Stratejik Ortaklıklar İlk IONIQ 5 Waymo robotaksiler dördüncü çeyrekte teslim edilecek. Gürcistan'daki HMGMA'da yerel bir tedarik zinciri kullanılarak monte edilen bu araçlar, üretim ve tasarımdan yazılım ve finansmana kadar grubun gücünden yararlanıyor. Bu araçlar, robotaksi hizmetlerinin 2027 gibi erken bir tarihte uluslararası alanda genişlemesini sağlayacak. Hyundai Motor Grubu'nun Motional şirketi de, bu yılın sonlarında sürücüsüz ticari hizmetine başladığında robotaksiye hazır IONIQ 5'i kullanacak. Hyundai ve Amazon, ortaklıklarını da dört alanda derinleştiriyor. Amazon Autos, 2027'nin başlarında ABD dışındaki ilk pazarı olan uluslararası alanda genişleyecek; Alexa Built-in, Hyundai ürün gamında kullanıma sunulacak, Genesis de bunu takip edecek; AWS, Hyundai'nin bulut ve yapay zeka yeteneklerini hızlandıracak. Hyundai’nin Boston Dynamics ile birlikte geliştirdiği üretim yapay zekâ robotları, ticarileşme yolunda hız kazanıyor. Gerçek çalışma ortamlarını simüle etmek için inşa edilen RMAC, üretim yapay zekâ robotlarını eğitiyor, gerçek dünya verilerini topluyor ve bir robotun üretim hattına ulaşmadan önce gerekli test ve doğrulama işlemlerini gerçekleştiriyor. Hyundai, 2028'den itibaren Hyundai Motor Group Metaplant America'da endüstriyel insansı robot Atlas'ı kullanıma sunmayı hedefliyor. Donanım Değerinden Yazılım Değerine Hyundai, yazılım tanımlı araç (SDV) yeteneklerini geliştirmek için bir veri çarkı oluşturuyor; burada veri toplama, veri analizi, yapay zeka ve hizmet geliştirme ve kablosuz (OTA) güncelleme dağıtımı, olumlu bir döngüyü tamamlıyor. Yenilenen Grandeur ile başlayarak, Pleos Connect bilgi-eğlence sistemini ve üretken yapay zeka ajanı Gleo AI'yı uyguluyor. Bu araçlardan elde edilen veriler, Gleo AI'yı geliştirmek ve yeni Pleos Connect özelliklerini geliştirmek için analiz ediliyor ve sonuçlar OTA güncellemeleri aracılığıyla müşterilere geri gönderiliyor. Otonom sürüş için de aynı döngü oluşturuluyor. Hyundai Motor Grubu, Hyundai, Kia, 42dot ve Motional tarafından elde edilen verilerin entegre edilebilmesi ve tek bir tutarlı standartta kullanılabilmesi için sensör mimarisini NVIDIA ekosistemi etrafında standartlaştırıyor. Otonom Sürüş İçin Aşamalı Bir Yol Haritası Hyundai, otonom sürüş yol haritasını aşamalar halinde belirledi. Bu yılın sonuna kadar, otonom sürüş yapay zekası Atria AI, bu tür modellerin en çok ihtiyaç duyduğu beklenmedik yol durumları hakkında veri toplamak için Güney Jeolla Eyaleti, Gwangju'da konuşlandırılacak. NVIDIA ile stratejik bir iş birliği kuran Hyundai, ilk seri üretim SDV modeline Seviye 2+ otonom sürüş teknolojisini 2028 yılında uygulayacak. Atria AI, kademeli olarak seri üretim araçlarına yaygınlaştırılacak ve Seviye 2+'dan Seviye 4'e kadar tam bir otonom sürüş yeteneği yelpazesi oluşturulacak. Hyundai Motor Grubu yılda 7 milyondan fazla araç satıyor ve bu filodan toplanan verilerin yapay zeka öğrenimini hızlandırması ve performansı hızla iyileştirmesi bekleniyor. Daha İyi Elektrikli Araçlar, Daha Düşük Maliyetler Hyundai, kendi hibrit sistemlerini bağımsız olarak geliştirdiği zamandan bugünkü küresel Elektrikli Global Modüler Platform'a (E-GMP) kadar elektrifikasyonda öncü oldu. Yıllar boyunca geliştirilen tasarım yeteneğinden yararlanan Hyundai, kendi batarya hücrelerini bağımsız olarak geliştirdi. Bu hücreler, şirketin daha önce kullandığı yüksek nikel içerikli hücrelere göre iki katından fazla güç sağlarken, şarj süresini de yüzde 40 oranında azaltıyor. Bu yüksek performanslı hücreler, 2027 yılının ilk yarısında piyasaya sürülecek olan EREV'de kullanılacak. Aynı zamanda, benzer bir elektrikli araca göre yarıdan daha az batarya kapasitesi kullanırken eşdeğer batarya performansı ve elektrikli araç sürüş dinamikleri sunacak. Gelecek yıl piyasaya sürülecek elektrikli araç modelleri ise, gerçek dünya sürüş koşullarında optimum performansı korurken batarya maliyetini yaklaşık yüzde 30 oranında azaltan orta nikel içerikli NCM hücreleri kullanacak. Hyundai, elektrikli araçlarının dayanıklılığını daha da güçlendirmek amacıyla, bulut tabanlı batarya yönetim sistemini (BMS) geliştirerek 2028 yılına kadar batarya ömrünü ortalama yüzde 20 oranında uzatmayı hedefliyor. Şirket ayrıca yeni, üst düzey bir güvenlik teknolojisi geliştirdi. Termal Kaçış Koruması (TRP), ısıyı dağıtmak üzere tasarlanmış bir batarya sistemi ve ısının yayılmasını önleyen hücreler arası bir bariyer yapısı kullanarak, batarya yangını durumunda ısı transferini bitişik hücrelere engelliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Innovation Campus'un Yapay Zekâ Sınıfı Başvuruları İçin Yarın Son Gün! Haber

Innovation Campus'un Yapay Zekâ Sınıfı Başvuruları İçin Yarın Son Gün!

Samsung Electronics'in dünya genelinde yürüttüğü Innovation Campus programı, gençlerin yapay zekâ teknolojilerinde yeni beceriler ve yetkinlikler kazanmasını amaçlıyor. Türkiye'de 2019 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye iş birliğiyle yürütülen program, yeni dönemde yine teknik becerilerin yanında toplumsal faydayı öne çıkaran konularla kapsamını genişletmeye devam ediyor. 2026 yılının Türkiye'de "Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller" vizyonuyla "Bağımsızlık Yılı" ilan edilmesi doğrultusunda güncellenen program kapsamında katılımcılar, Samsung'un küresel yapay zekâ müfredatıyla eğitim alırken dijital bağımlılıkla mücadeleye yönelik yapay zekâ projeleri geliştirecek. Programa bu yıl Yeşilay da mentörlük desteğiyle katkı sunacak. Gençler dijital bağımlılıkla mücadele için çözüm üretecek Innovation Campus'un yeni döneminde Yeşilay bilim kuruludan uzmanlar, gençlere proje geliştirme süreçlerinde rehberlik edecek. Eğitim sonunda geliştirilen başarılı ve uygulanabilir projeler ise Yeşilay tarafından değerlendirilerek hayata geçirilme potansiyeli açısından ele alınacak. Innovation Campus, gençlerin yapay zekâ yetkinliklerini toplumsal faydaya dönüştürmelerine katkı sunarken, Türkiye'nin ‘Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller’ vizyonunu teknoloji odaklı projelerle desteklemeyi amaçlıyor. Dünyadaki yapay zekâ uygulamalarından ilham alacaklar Program kapsamında katılımcılar yalnızca teknik eğitim almakla kalmayacak, dünyanın farklı ülkelerinde yapay zekâ kullanılarak geliştirilen örnek sosyal fayda projelerini de yakından inceleme fırsatı bulacak. UNDP Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı literatür çalışması sayesinde, uluslararası iyi uygulama örnekleri eğitim programına entegre edildi. Böylece gençlerin küresel ölçekte geliştirilen yenilikçi yapay zekâ çözümlerinden ilham alarak toplumsal etkisi yüksek projeler geliştirmeleri desteklenecek. Teknik bilgi kadar iletişim, sunum ve proje geliştirme becerileri de desteklenecek Innovation Campus, katılımcıları profesyonel yaşamın ihtiyaç duyduğu yetkinlikler açısından da desteklemeyi sürdürüyor. Program kapsamında gençlere sunum teknikleri, etkili iletişim, takım çalışması ve proje geliştirme gibi alanlarda eğitimler verilecek. Böylece katılımcılar geliştirdikleri yapay zekâ çözümlerini etkili biçimde anlatmalarına, farklı paydaşlarla iş birliği kurmalarına ve projelerini hayata geçirmelerine destek olacak yetkinliklerini de geliştirecek. 18-29 yaş arasındaki gençler, programa 16.08.2026 tarihine kadar Innovation Campus internet sitesi üzerinden başvuruda bulunabilecek. Ön değerlendirme ve çevrimiçi mülakat sürecini başarıyla tamamlayan adaylar, Samsung'un dünya genelinde uygulanan ve sürekli güncellenen küresel yapay zekâ müfredatı kapsamında yaklaşık 350 saatlik kapsamlı bir eğitim alma fırsatı yakalayacak. Eğitim süresince katılımcılar; yapay zekâ teknolojilerinin temellerinden ileri düzey uygulamalara, veri analizi ve makine öğrenmesinden üretken yapay zekâ uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede teknik bilgi ve uygulama deneyimi kazanacak. Samsung Türkiye ve UNDP Türkiye ekipleri de eğitim süreci boyunca katılımcılara mentörlük desteği sağlamaya devam edecek. Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılar uluslararası geçerliliğe sahip Samsung Innovation Campus sertifikasının sahibi olacak. Programa ilişkin detaylı bilgiye ulaşmak ve başvuru yapmak isteyen adaylar Innovation Campus | Samsung Türkiye adresini ziyaret edebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor Haber

Dedeman İstanbul, Dünyanın Genç Coğrafyacılarını Buluşturan 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı’na Ev Sahipliği Yapıyor

Uluslararası Coğrafya Birliği çatısı altında, Türk Coğrafya Kurumu tarafından düzenlenen 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı – International Geography Olympiad (iGeo), 11–17 Ağustos 2026 tarihleri arasında Dedeman İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 1996 yılında 5 ülkenin katılımıyla ve iki yılda bir düzenlenerek başlayan iGeo, yıllar içinde dünyanın önemli uluslararası gençlik ve bilim organizasyonlarından biri haline geldi. Günümüzde her yıl gerçekleştirilen olimpiyat, 2026 yılında 50 ülkeden 16–19 yaş aralığındaki 184 öğrenciyi İstanbul’da bir araya getirerek tarihinin en yüksek katılımına ulaştı. Yalnızca akademik bir yarışma olmanın ötesinde küresel bir bilim diplomasisi ve sürdürülebilir gelecek platformu niteliği taşıyan iGeo; gençlerin coğrafya bilimine ilgisini artırmayı, dünyanın karşı karşıya olduğu küresel sorunları bilimsel bir perspektifle değerlendirmelerini sağlamayı ve farklı ülkelerden gençler arasında kültürlerarası anlayış ile dostluğu güçlendirmeyi amaçlıyor. Bilgiden Saha Deneyimine Uzanan Uluslararası Bir Olimpiyat Dünyanın farklı coğrafyalarından İstanbul’a gelen gençler, olimpiyat boyunca teorik bilgilerinin yanı sıra analiz, yorumlama, problem çözme ve gerçek dünya sorunlarına coğrafi yöntemlerle yaklaşma becerilerini ortaya koyuyor. Olimpiyat; yüzde 40 ağırlığa sahip yazılı test, yüzde 40 ağırlığa sahip saha çalışması ve yüzde 20 ağırlığa sahip multimedya testi olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Yazılı sınavda fiziki ve beşeri coğrafyadan çevresel coğrafya ve coğrafi tekniklere uzanan geniş bir alan değerlendirilirken; saha çalışmasında öğrenciler gözlem, veri toplama, haritalama, analiz ve raporlama gerçekleştiriyor. Multimedya testinde ise uydu görüntüleri, fotoğraflar, videolar, grafikler ve tematik haritalar üzerinden öğrencilerin veri analizi ve coğrafi muhakeme becerileri değerlendiriliyor. İklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, kentleşme ve afet riskleri gibi dünyanın geleceğini doğrudan ilgilendiren konulara bilimsel bakış kazandıran organizasyon, gençleri yalnızca başarılı öğrenciler olarak değil, geleceğin karar alıcıları ve değişim liderleri olarak konumlandırıyor. Türkiye ise iGeo’ya dördüncü kez katıldı. Bir yıllık sınav ve eğitim sürecinin ardından belirlenen dört öğrenci Türkiye’yi temsil ediyor. Milli takım öğrencilerinin belirlenme süreci TÜBİTAK Ulusal Coğrafya Olimpiyatı kapsamında yürütülüyor. Türkiye, 2025 yılında Tayland’da gerçekleştirilen olimpiyattan dört bronz madalyayla dönmüştü. iGeo 2026’nın Merkez Üssü Dedeman İstanbul Oldu 50 ülkeden gelen 184 genç yarışmacının yanı sıra 100 takım lideri ve gözlemcinin yer aldığı organizasyonda Dedeman İstanbul; konaklama, sınavlar ve ana törenlerin tek çatı altında gerçekleştirildiği operasyonel merkez görevini üstlendi. Olimpiyat süresince her gün farklı bir programa ev sahipliği yapan Dedeman İstanbul; yazılı ve multimedya sınavlarından açılış törenine, uluslararası delegasyonların konaklamasından sosyal buluşmalara kadar organizasyonun ana merkezi olarak konumlanıyor. Gayrettepe’deki merkezi konumuyla saha çalışmaları ve kent içindeki programlara erişim açısından avantaj sağlayan otel; farklı ülkelerden gelen katılımcıların kültürel ve beslenme ihtiyaçlarına uygun hizmet altyapısı, güvenli yaşam alanları ve operasyonel kapasitesiyle dünyanın dört bir yanından gelen gençleri ve uluslararası delegasyonları aynı çatı altında buluşturuyor. Bu uluslararası buluşma, 60. yılını kutlayan Dedeman’ın altmış yıldır farklı ülkelerden ve kültürlerden misafirleri aynı çatı altında buluşturan köklü misafirperverlik anlayışının da anlamlı bir yansıması oldu. Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman, iGeo 2026’nın açılışında yaptığı konuşmada Dedeman’ın 60 yıllık misafirperverlik mirası ile olimpiyatın kültürlerarası buluşma misyonu arasındaki bağı şu sözlerle ifade etti: “Dedeman ailesi olarak 60 yıldır dünyanın farklı ülkelerinden, farklı kültürlerinden insanları aynı çatı altında ağırlıyoruz. Bu yıllar bana çok basit bir şey öğretti: Dünya büyük olabilir. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça dünya küçülür. Sanırım coğrafyanın en güzel tarafı da tam olarak bu. Her büyük yolculuk bir soruyla başlar: Bu çizginin ötesinde ne var? Diğer tarafta kimler yaşıyor? Dünya neden böyle? Bu soruları sormaktan asla vazgeçmeyin. Coğrafya yalnızca nerede olduğumuzu bilmek değil, nereye ait olduğumuzu anlamaktır. Farklı ülkelerden, kültürlerden ve dillerden gelen gençleri bir arada gördüğümde, bu sorunun cevabının aslında çok güzel olduğunu düşünüyorum: Hepimiz aynı dünyaya aitiz. Bundan yirmi yıl sonra, bu olimpiyatta yanıtladığınız her soruyu hatırlamayabilirsiniz. Burada tanıştığınız insanları hatırlayacaksınız. İstanbul’u hatırlayacaksınız. Umarım dünyanın bir anda nasıl biraz daha küçük hissettirdiğini de hatırlayacaksınız. Dedeman, 60 yıldır kapılarından dünyanın dört bir yanından insanları ağırlıyor. Bu akşam ise o kapılar sizin. Meraklı olun, cesur olun, sınırların ötesine bakın. İstanbul’dan sonra hayat sizi nereye götürürse götürsün, dünyayı ve birbirinizi keşfetmekten asla vazgeçmeyin.” İstanbul Dünya Coğrafya Camiasını Ağırladı iGeo 2026’nın İstanbul’da düzenlenmesi, kentin uluslararası coğrafya dünyası açısından önemli bir döneme ev sahipliği yapmasıyla da örtüşüyor. 17–21 Ağustos 2026 tarihleri arasında Uluslararası Bölgesel Coğrafya Konferansı’nın İstanbul Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olması, olimpiyatın İstanbul’da gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadı. İki organizasyonun birlikte düzenlenmesi, coğrafya camiasında geçmişten gelen bir geleneği sürdürüyor. iGeo 2026 ile İstanbul, genç coğrafyacılardan uluslararası akademisyenlere uzanan geniş bir topluluğun buluşma noktası oluyor. Organizasyon, Türkiye’nin bilim, eğitim ve gençliğe verdiği önemin uluslararası ölçekte görünürlüğüne katkı sağlarken; İstanbul’un bilim diplomasisi ve akademik iş birliklerindeki konumunu da güçlendiriyor. Yarışmaların yanı sıra açılış ve kapanış etkinlikleri, kültürel gezi ve poster sunumlarının yer aldığı programın ardından öğrenci ve takım liderlerinden oluşan bir grup Kapadokya’yı ziyaret ederek Türkiye’nin kültürel ve coğrafi zenginliklerini yakından tanıma fırsatı bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.