Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Egemenliği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Egemenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Egemenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi? Haber

Küresel Yapay Zeka Deneyimi Yerel Dönüşümü Hızlandırabilir mi?

Küresel yapay zeka uçurumunun derinleşmesini önleme konusu, özellikle Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu başta olmak üzere son haftalarda uluslararası gündemde geniş yer tutuyor. SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén ile Global Center on AI Governance’dan Dr. Rachel Adams ve Selamawit Engida Abdella tarafından kaleme alınan “Kısıtlamadan Kapasiteye: Küresel Güney’de Yapay Zeka Anlatısını Dönüştürmek” başlıklı rapor, doğru yatırım yapıldığında; veri eksikliği, altyapı yetersizliği veya eğitim noksanlığı gibi engellerin nasıl birer avantaja dönüştürülebileceğini ortaya koyuyor. SAS Güvenilir Yapay Zeka Baş Uzmanı Dr. Josefin Rosén, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Küresel yapay zeka uçurumu, yeni bir eşitsizlik biçimi yaratma riski taşıyor. Ancak yatırımları; yapay zeka yetkinlikleri, temsil gücü yüksek veriye erişim ve kapsayıcı yönetişim modelleri gibi doğru alanlara yönlendirirsek, Küresel Güney, yapay zekanın geleceğini şekillendirmede aktif ve anlamlı bir rol üstlenebilir. Buradaki asıl mesele, bakış açısını kısıtlamalardan fırsatlara kaydırmaktır." Raporda özellikle iki temel faktöre dikkat çekiliyor: Büyüyen, dijital yerli bir nüfus: Dünya genç nüfusunun çoğunluğu Küresel Güney'de bulunuyor ve bu nesil dijital teknolojilerle iç içe büyüyor.Yapay zeka yönetişimini temelden inşa etme fırsatı: Miadını doldurmuş teknik sistemlere (legacy systems) sahip olmayan ülkeler, etik ve sürdürülebilir modelleri en baştan geliştirme şansına sahip. Global Center on AI Governance CEO'su Dr. Rachel Adams ise şunları ekledi: "Bu bir yardım meselesi değil, potansiyeli değerlendirme ve küresel istikrara katkıda bulunma meselesidir. Dünyanın büyük bir kısmını dışlayan bir yapay zeka gelişimi, hem ekonomik hem de jeopolitik güvenliği sarsma riski barındırır. Bu rapor, daha kapsayıcı bir yapay zeka ekosisteminin sadece mümkün değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu gösteriyor." Rapor, günümüzdeki yapay zeka geliştirme süreçlerinin genellikle Batı merkezli modellere ve kapsayıcı olmayan verilere dayandığı, bunun da bağımlılık riskini artırarak Küresel Güney'in kendi kaderini tayin etme gücünü zayıflattığı konusunda uyarıda bulunuyor. Öte yandan; kırsal bölgelerde yapay zeka eğitimi, yerel dil modellerine yapılan yatırımlar ve kamu, akademi ile iş dünyası arasındaki yenilikçi iş birlikleri gibi somut çözüm örnekleri de sunuluyor. Raporu değerlendiren SAS Türkiye ve Orta Asya Genel Müdürü Rasim Eğri şu ifadeleri kullandı: “Yapay zekadaki küresel deneyim önemli bir referans çerçevesi sunuyor. Ancak sürdürülebilir ve ölçülebilir değer yaratmak için bu birikimin yerel mevzuata, veri yapılarına ve sektör dinamiklerine uyarlanması şart. Gerçek dönüşüm, veriden değer üretilerek topluma katkı sağlandığı noktada anlam kazanır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü veri yönetişimi ilkeleriyle yaklaşıldığında, güvenilir yapay zeka hem kurumlar hem de ülkeler için uzun vadeli rekabet avantajı sağlar ve bu değeri gelecek nesiller için korur. Türkiye'de yapay zeka adaptasyonunun hızlandığı bu dönemde, küresel en iyi uygulamalar ile yerel öncelikler arasında doğru dengeyi kurmak kritik önem taşıyor.” Yapay zeka, yalnızca teknolojik bir değişim değil, aynı zamanda ekonomik ve idari bir dönüşümü temsil ediyor. Bugün atılan stratejik adımlar, ülkelerin yapay zeka çağında sadece birer "teknoloji tüketicisi" mi kalacağını yoksa aktif birer "değer üreticisi ve oyun kurucu" mu olacağını belirleyecek. Rapor ayrıca; eğitim seferberliği, dijital altyapı yatırımları, veri egemenliği yönetimi ve yapay zeka modellerinin eğitimine daha fazla insanı dahil etmek için sentetik veri kullanımı gibi konularda somut strateji önerileri içeriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ajman Bank, Müşteri Deneyimini SESTEK Teknolojisiyle Yapay Zekâ Destekli Avatara Taşıdı Haber

Ajman Bank, Müşteri Deneyimini SESTEK Teknolojisiyle Yapay Zekâ Destekli Avatara Taşıdı

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Ajman Emirliği’nde 2007 yılında kurulan ilk İslami banka olan Ajman Bank, müşteri etkileşimini ve marka deneyimini güçlendirmek amacıyla SESTEK’in yapay zekâ teknolojilerini tercih etti. SESTEK’in Generative Q&A, Text-to-Speech (TTS) ve Speech Recognition (SR) teknolojilerinin birleştirilmesiyle ortaya çıkan yapay zekâ destekli dijital asistan (Avatar), Arapça ve İngilizce arasında gerçek zamanlı ve kesintisiz geçiş yaparak müşterilere otantik, Emirati kimliğini yansıtan doğal, akıcı ve insan benzeri bir etkileşim deneyimi sunuyor. Yeni avatar çözümü sayesinde Ajman Bank, kişiselleştirilmiş iletişim sunarken müşteri hizmetlerine erişimi kolaylaştırdı ve dijital kanallarda yenilikçi bir deneyim sağladı. Mobil uygulamada aktif olarak kullanılan asistan, artık banka şubelerindeki kiosklarda ve ‘HoloBox’ adı verilen özel ekranlarda da müşterilere hizmet sunuyor. İnsana en yakın dijital deneyimi sunuyor SESTEK için önemli bir dönüm noktası olan projenin en büyük başarısı, dijital asistanın gerçek bir banka temsilcisi gibi hissettirmesi oldu. SESTEK mühendisleri, asistanın sesine insansı duraklamalar ve doğal bir konuşma ritmi kazandırarak dijital iletişimi daha sıcak ve akıcı hale getirdi. Ayrıca asistanın çok uzun cevaplar vererek kullanıcıyı sıkmasını engellemek için, sadece en kritik bilgileri sesli söyleyip detayları ekranda göstermesi sağlandı. Çözümün konuşulan dili anlama ve uygun yanıt üretme başarısı, Arapça ve İngilizce dillerinde yüzde 90 seviyesine ulaşıyor. Arapça’nın farklı lehçelerini de kapsayan bu yüksek doğruluk oranı, avatarın tam yerelleştirilmiş ve kültürel olarak uyumlu yapısını destekliyor. Karışık belgeleri anlayan akıllı altyapı Sıradan sistemlerin okumakta zorlandığı, tablo içeren karmaşık PDF dosyaları; gelişmiş yapay zekâ ve büyük dil modelleri (LLM) sayesinde asistan tarafından kolayca anlaşılır hale getirildi. Bu akıllı altyapı sayesinde müşteriler, bankanın ürün ve hizmetlerine ilişkin en karmaşık sorularında dahi hızlı, doğru ve bağlamı güçlü yanıtlar alabiliyor. 1 Ekim tarihinde canlıya alınan Generative Q&A özelliği, bugüne kadar 13.000’den fazla konuşmayı başarıyla yönetti. Sistem, yaklaşık 1.436 kullanıcıdan alınan geri bildirimlerle 4,3 memnuniyet puanına ulaştı. Ayrıca bu proje, veri egemenliği ve mevzuat uyumluluğu açısından da bölgede öncü bir konumda yer alıyor. Çözüm, tamamen MENA sınırları içinde barındırılan ilk bulut tabanlı Avatar hizmeti olarak, güvenlik ve regülasyon gereksinimlerini eksiksiz şekilde karşılıyor. Avatar, rutin müşteri sorularını 7/24 yanıtlayarak ve temel işlem etkileşimlerini üstlenerek canlı müşteri temsilcilerinin iş yükünü önemli ölçüde azaltıyor; böylece temsilcilerin daha karmaşık ve yüksek katma değerli konulara odaklanmasına olanak tanıyor. Bu iş birliği, Ajman Bank’ın müşteri odaklı dijital dönüşüm vizyonunu güçlendirirken, SESTEK’in bankacılık sektöründe insan merkezli yapay zekâ çözümlerindeki liderliğini bir kez daha ortaya koydu. Müşteriye gerçek zamanlı, akıllı ve güvenilir yanıtlar SESTEK Genel Müdürü Serdar Karadayı, projeye ilişkin değerlendirmede bulundu: “Ajman Bank için geliştirdiğimiz yenilikçi avatar, Orta Doğu’nun dilsel ve kültürel dinamikleri dikkate alınarak tasarlandı. Arapça ve İngilizce iletişim kurabilen çözüm, SESTEK’in tescilli Text-to-Speech teknolojisi sayesinde yerelleştirilmiş, Emirati kimliğini yansıtan doğal bir deneyim sunarak diller arasında sorunsuz geçiş sağlıyor. Generative Q&A altyapımızla desteklenen avatar, bankanın kapsamlı bilgi tabanından beslenerek müşterilere gerçek zamanlı, akıllı ve güvenilir yanıtlar sunuyor. Ajman Bank mobil uygulamasında aktif olarak kullanılan çözüm; kiosk ve HoloBox kanallarıyla daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştı. Ajman Bank’ta Agentic AI yeteneklerinin başarıyla hayata geçirilmesiyle birlikte çözüm yeni bir faza taşındı. Avatar yalnızca bilgi sunan bir dijital asistan değil; müşteri niyetini analiz eden, işlemleri otonom biçimde başlatabilen ve süreci uçtan uca yönetebilen akıllı bir dijital bankacılık temsilcisi olarak konumlanıyor. Agentic AI destekli işlem servislerinin yaygınlaştırılmasıyla birlikte, Ajman Bank’ın dijital kanallarda proaktif, kişiselleştirilmiş ve kesintisiz bir müşteri deneyimi sunma vizyonunu daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.'' Ajman Bank CEO’su Mustafa Al Khalfawi ise: “Bankacılığın geleceği; erişimi kolaylaştıran, güveni güçlendiren ve müşteri ihtiyaçlarına sezgisel şekilde yanıt veren kesintisiz ve insan benzeri dijital deneyimler üzerine inşa ediliyor. Ajman Bank One ile yapay zekâ destekli avatarımızı tek bir vizyon altında buluşturarak daha bağlantılı, erişilebilir ve kültürel açıdan uyumlu bir bankacılık deneyimi oluşturuyoruz. Bu yaklaşım; karmaşıklığı ortadan kaldırma, tüm kanallarda etkileşimi artırma ve müşterilerimizin bankamızla doğal, sezgisel ve güvenilir bir iletişim kurmasını sağlama kararlılığımızın somut bir göstergesi. Tüm bunları hayata geçirirken güçlü yönetişim, güvenlik ve operasyonel disiplin ilkelerimizden taviz vermiyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ ile Bulutun Kuralları Yeniden Yazılıyor Haber

Yapay Zekâ ile Bulutun Kuralları Yeniden Yazılıyor

Yapay zekâ hizmetleri ve AI-optimize sunucular için önümüzdeki dönemde yüz milyarlarca dolarlık küresel bir yatırım dalgası bekleniyor. Bunun temel nedeni ise açık: Bulut, yapay zekâ, veri ve uygulama yaşam döngüsü, artık doğal ve vazgeçilmez işletim zemini hâline gelmiş durumda. Bu hızlı dönüşüm, yerel veri egemenliği, regülasyon uyumu ve sürdürülebilir altyapı ihtiyacını da hiç olmadığı kadar görünür kılıyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin %100 yerli sermayeli bulut sağlayıcılarından vMind CEO’su Volkan Duman “Yapay zekânın veri ve uygulama yaşam döngüsünde doğal çalışma zemini olarak bulutu merkeze almayan hiçbir yaklaşım uzun vadede sürdürülebilir değil” diyor. Üretken Yapay Zekâ Çağında Kazananlar: Bulutu Doğru Konumlayanlar Olacak 2026 yılı itibarıyla yapay zekâ pazarı küresel ölçekte devasa bir ivme yakalamış olsa da iş dünyasında bu teknolojinin nasıl hayata geçirileceğine dair yön arayışı devam ediyor. Yapılan araştırmalar, kurumların %81’inin üretken yapay zekânın dönüştürücü gücüne tam bir güven duyduğunu; ancak bu değişime uyum sağlamakta zorlanan kesimin oranının %57 gibi kritik bir seviyede olduğunu gösteriyor. Şirketler bugün, yüksek yatırım iştahı ile risk algısı arasındaki ince çizgide bir denge kurmaya çalışıyor. Bu tabloyu değerlendiren vMind CEO’su Volkan Duman, yapay zekâ yatırımlarında başarının anahtarının "doğru zemin" seçimi olduğunu vurguluyor. Pazardaki geleneksel refleksi eleştiren Duman, değerlendirmesinde şu noktalara dikkat çekiyor; "Pazarda hâlâ ‘donanım al-kur’ yaklaşımının sürdüğünü görüyoruz. Oysa bugün asıl odaklanmamız gereken soru; yapay zekâyı nerede ve nasıl çalıştırdığımızdır. Hız, ölçeklenebilirlik, maliyet optimizasyonu ve regülasyon uyumu gibi kritik başlıklarda, bulut üzerinden tüketilen ve uçtan uca yönetilen bulut hizmetleri açık ara avantaj sağlıyor." Doğrudan sunucu ve altyapı yatırımı yapma eğiliminin yerini, daha esnek ve verimli modellerin alması gerektiğini belirten Volkan Duman; önümüzdeki dönemin kazananlarının "altyapı sahibi olmak" yerine, bu süreci uzman bir iş ortağıyla bulut üzerinden yönetenler olacağını ifade ediyor. Bu süreçteki yetkinliğini küresel bir başarıyla da taçlandıran vMind, "IDC MarketScape: Türkiye Public Cloud Infrastructure as a Service 2025 Vendor Assessment" raporunda “Major Player” (Önemli Oyuncu) olarak konumlandırıldı. Bu başarı, vMind’ın sadece yerel bir oyuncu olmadığını, aynı zamanda küresel standartlarda altyapı ve yönetilen hizmet sunma kapasitesine sahip olduğunu bir kez daha kanıtladı. “Tek Bir Bulut Sağlayıcısıyla Tüm Süreçleri Yönetmek Artık Gerçekçi Değil” Küresel ölçekte veri merkezlerine olan ilginin artmasıyla bu dönüşüm hızlanırken, 2032’ye kadar yapay zekâ pazarının; platformlar, modeller ve özellikle servis olarak sunulan AI çözümleriyle milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşacağı öngörülüyor. Bu büyümenin en önemli itici gücünün, kurumların karmaşık yapıları kendi başına yönetmek yerine uzman bulut ve yönetilen hizmet sağlayıcılarla çalışmayı tercih etmesi olacağı ifade ediliyor. Türkiye’de de benzer bir eğilim öne çıkıyor. Kuruluşların yapay zekâyı; süreç otomasyonu, IT optimizasyonu, veri analitiği, kalite ve hata kontrolü gibi somut kullanım senaryoları üzerinden hayata geçirmesi bekleniyor. Ancak çoklu bulut mimarilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu yapıların etkin yönetilmesi başlı başına bir uzmanlık alanına dönüşüyor. Volkan Duman, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, bulutu da kapsayan uçtan uca bir dijital dönüşüm yaklaşımıyla ele alan oyuncuların pazarda öne çıkacağını belirterek, "Multicloud yönetimi ve bulut üzerinden yönetilen hizmetler, önümüzdeki dönemde yapay zekâ yatırımlarının başarısını belirleyecek temel unsurlar olacak" dedi. portvMind ile Ölçeklenme ve Küresel Açılım Dönemi vMind, “Bulutta İşler Değişecek” mottosuyla 2025 yılında hayata geçirdiği portvMind Public Cloud platformuyla, küresel devlerin baskın olduğu alanda güçlü bir yerli alternatif oluşturdu. Yıldız Teknopark’ta Türk mühendisler tarafından geliştirilen bu platform; esnek mimarisi, dakika bazlı faturalandırma modeli ve yerel veri egemenliği odağıyla işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandırırken, altyapı maliyetlerinde %30’a varan tasarruf sağlıyor. Şirket, 2026 yılını bir "ölçeklenme ve uluslararası açılım yılı" olarak konumlandırıyor. 2026 yatırım planı kapsamında vMind; işlem gücü, depolama ve ağ altyapısını iki katına çıkarmayı, yeni felaket kurtarma merkezleri açmayı ve Avrupa’da veri merkezi yatırımı için somut adımlar atmayı hedefliyor. EMEA ve META bölgeleri başta olmak üzere kanal ortaklıklarıyla büyümeyi planlayan şirket, teknik ekibini de %25 oranında büyüterek siber güvenlik ve AI alanındaki yetkinliğini derinleştirmeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Güven Krizinin Çözümü Verinin Kontrolünü Geri Kazanmaktan Geçiyor Haber

Dijital Güven Krizinin Çözümü Verinin Kontrolünü Geri Kazanmaktan Geçiyor

Dijitalleşen dünyada artık en kritik tedarik zinciri haline gelen dijital tedarik zinciri riskleri derinleşirken, Türkiye’nin yerli bulutu DT Cloud, bu küresel güven krizine “veri egemenliği” ilkesini merkeze alarak yanıt veriyor. Siber tehditlerin karmaşıklığı her geçen gün artıyor. Kredi kartı bilgilerinden kimlik verilerine kadar günlük yaşamın her alanına sirayet eden riskler, bireyleri olduğu kadar kurumları da etkiliyor. Özellikle yapay zeka destekli tehditlerinin yükselişi, dijital ortamda güven algısını zedeliyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Küresel Siber Güvenlik Görünümü 2025 Raporu’nda referans gösterdiği Accenture verilerine göre, dark web’de yapay zeka destekli kötücül araçların (deepfake) ticareti son bir yılda yüzde 223 artış gösterdi. Bu tablo, dijital güven krizinin bireylerden kurumlara kadar herkesi etkilediğini gösteriyor. Riskler Azalmıyor, Şekil Değiştiriyor IBM’in Cost of a Data Breach 2025 Raporu’na göre, bir veri ihlalinin ortalama maliyeti son beş yıl içerisinde ilk kez azalarak 4,44 milyon dolar olarak ölçüldü. Her ne kadar bu rakam geçen yıla kıyasla küçük bir düşüşe işaret etse de uzmanlar bu durumun yanıltıcı bir iyimserliğe yol açmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Düşüşün büyük ölçüde yüksek siber dayanıklılığa sahip dev kuruluşların artan yatırımlarından kaynaklandığı ancak küçük ve orta ölçekli işletmelerin giderek daha fazla risk altında olduğu belirtiliyor. Siber güvenlik liderlerinin yüzde 71’i, bu ölçekteki kuruluşların artık siber tehditlerin karmaşıklığına karşı kendilerini koruyamayacakları kritik bir eşiğe ulaştığına inanıyor. Yapay zeka destekli, çok katmanlı ve hedef odaklı saldırıların sıklığı artarken; kurumların güvenlik açıkları, ortalama rakamların arkasına gizlenmiş daha büyük bir tehdidi temsil ediyor. Dijital Tedarik Zincirlerinin Zayıf Halkası Kontrol Eksikliği WEF Küresel Siber Güvenlik Görünümü 2025 Raporu’na göre, kurumların yüzde 60’ı artık siber stratejilerini jeopolitik risklere göre şekillendiriyor. Farklı ülke yasalarına tabi platformlarda dolaşan veriler, kontrolün kaybedildiği her noktada potansiyel bir zafiyet yaratıyor. Bir ülkenin dijital altyapısı, artık onun en kritik tedarik zinciri konumunda ve bu zincirin halkaları üzerindeki kontrol kaybı, yeni nesil güvenlik krizlerinin merkezinde yer alıyor. Bu tablo, dijital güvenliğin yalnızca daha fazla yazılım veya güvenlik protokolüyle değil, temelde bir prensiple sağlanabileceğini gösteriyor: Veri egemenliği. Kurumların ve bireylerin kendi dijital kaderleri üzerinde söz sahibi olmasını sağlayan bu ilke, verinin ait olduğu organizasyonun kontrolünde ve ülkenin yasaları içinde kalmasını, dijital güvenliğin ilk ve en kritik adımı olarak ele alıyor. Verilerin kim tarafından ve hangi hukuki çerçevede yönetildiğini net biçimde tanımlayan bu yaklaşım, kontrol kaybı riskine karşı en temel ve kalıcı güvenceyi oluşturuyor. Siber Güvenliğin Temeli Olarak Veri Egemenliği DT Cloud’un farkı, veri egemenliği prensibine yalnızca verinin saklandığı fiziksel konum olarak değil, bütüncül bir güvenlik mimarisi olarak yaklaşmasında yatıyor. Şirket, yoğun Ar-Ge çalışmaları sonucunda veri egemenliğini her müşterinin kendi ihtiyacına, risk profiline ve güvenlik tanımına göre şekillenen esnek bir mimari olarak sunuyor. Bu yaklaşım sahada üç farklı modelle hayata geçiyor: Merkezi Bulut: Yüksek güvenlik ve regülasyon uyumu arayan kurumlar için geliştirilen bu modelde, veriler Türkiye’nin farklı coğrafi bölgelerinde yer alan yüksek güvenlikli veri merkezlerinde en az üç kopya halinde yedekleniyor. Bu yapı yüksek erişilebilirlik ve tam yerel mevzuat uyumu sağlıyor. Yerinde Bulut (On-Premises Cloud): Savunma, kamu veya finans gibi stratejik sektörler için tasarlanan bu model, mutlak veri kontrolü gereksinimini karşılıyor. DT Cloud, bulut altyapısını ‘air-gapped’ (internete kapalı) yapıda, doğrudan kurumun kendi tesisine kurarak egemenliği sadece lokasyon bazında değil, kurumun fiziksel güvenlik çemberi içine taşıyor. Topluluk Bulutu (Community Cloud): Fintek ekosistemleri gibi ortak regülasyonlara tabi sektörler için geliştirilen bu model, özel bulutun izole güvenliği ile paylaşımlı altyapının maliyet avantajını birleştiriyor. Böylece kurumlar, kendi kurallarıyla işleyen, kolektif bir dijital egemenlik alanı oluşturabiliyor. Tüm bu modeller, 7/24 aktif olarak çalışan Siber Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC) tarafından proaktif biçimde izleniyor ve KVKK, BDDK gibi Türkiye’nin en hassas regülasyonlarına tam uyumla yönetiliyor. Günümüzde dijital güvenliğin verinin kontrolünde yattığını vurgulayan DT Cloud CTO’su Yusuf Önder Us, “Dijital güvenlik, artık yalnızca bir teknoloji katmanı değil, bir mimari tasarım yaklaşımıyla veriyi ve erişimi temelde ele alan egemenlik meselesidir. Bizim yaklaşımımız; güveni, yazılımlar ve protokollerden önce, basit ama güçlü bir mimari tasarım üzerine inşa etmekten geçiyor. Günümüzde dijital güvenlik, verilerinizin nerede bulunduğunu, hangi regülasyonlara tabi olduğunu ve nasıl yönetildiğini bildiğinizde başlar. Biz müşterilerimize sadece güvenli çözümler değil, verilerinin kendi kontrollerinde olduğu, erişimi en alt katmandan en üst katmana kadar kendileri tasarlayabildikleri yaklaşımlar sunuyoruz.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.