Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu Haber

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu

4. defa gerçekleşen etkinlikte, dijital finans ekosisteminin bugünü ve geleceği çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Ana sponsorluğunu Mayasoft’un üstlendiği etkinlikte; gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar yoğun bir program kapsamında değerlendirildi. Türkiye’nin finans ve teknoloji alanındaki stratejik buluşmalarından biri olarak konumlanan TechFinTech’te yalnızca mevcut dönüşümü değil, finansın geleceğinin nasıl şekilleneceğini de çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Bilişim Zirvesi Etkinlik Şirketi tarafından 4. kez gerçekleştirilen etkinlikte, gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar büyük ilgi gören oturumlarda kapsamlı şekilde değerlendirildi. Finansın Yeni Oyun Kuralları TechFinTech Sahnesinde TechFintech 2026 açılış konuşmasını BTHaber Genel Yayın Koordinatörü Ayhan Sevgi yaptı. Sevgi, “Finansal Dijitalleşmenin Yeni Evresi” başlıklı açılış konuşmasında, “Son 3 yıl durgunluk yaşayan fintech dünyası, 2025’te küresel yatırımların 116 milyar dolara ulaşmasıyla yeniden yükselişe geçti. Fintech’ler artık alternatif değil, geleceğin finansal altyapısı olarak konumlanırken; Türkiye’de sektör yaklaşık 214 milyon dolarlık yatırım ile startup yatırımlarında işlem hacmi bakımından ikinci sıraya yerleşti. Yatırımcı ilgisi varlık yönetimi ve yatırım odaklı çözümlere kayarken, özellikle dolandırıcılık önleme ve kritik skorlama alanlarında yapay zeka algoritmaları, operasyonel maliyetleri düşürerek verimliliği ana yatırım odağı haline getiriyor. Bu teknolojik gelişmelerin yakın gelecekte fintech sekötürnün en önemli belirleyicisi olacağı tahmin ediliyor” dedi. Etkinliğin ana konuşmacısı Deloitte Sorumlu Ortak ve Blokzincir Hizmetleri Lideri Uğur Kağan Dinçsoy, konuşmasında “Finansın Yeni Denkleminde Kim Nerede?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dinçsoy sunumunda “Fintech dünyasında son dönemde dikey yapılardan yatay modellere geçiş hızlanırken, şirketler yazılım ve BT süreçlerini dış kaynak kullanmak yerine kendi bünyelerine alarak daha hızlı ve verimli büyümeye yöneliyor. Yapay zeka uygulamaları kullanıcı harcamalarında oyun harcamalarını geride bırakmaya başlarken, bu durum önemli bir trend değişimine işaret ediyor. Türkiye’de artan yatırım ilgisi ve global oyuncuların potansiyel girişleriyle birlikte rekabetin daha da sertleşmesi bekleniyor. Hyperscaler yatırımlarının Türkiye’ye gelmesiyle regülasyon kaynaklı sıkışıklıkların azalacağı öngörülüyor. Bankacılık tarafında ise platform bankacılığına ek olarak servis bankacılığı modeli öne çıkarken, müşteri deneyimi de merkeze yerleşiyor. Kripto varlıklar tarafında ise sıkılaşan regülasyonlarla birlikte saklama hizmetleri yeni dönemin temel başlıkları haline geliyor. Tüm bu dönüşüm içinde fintech şirketleri için artık sadece büyüme değil; risk yönetimi, uyum ve sürdürülebilir kârlılık en kritik öncelikler olarak öne çıkıyor” dedi. Ana sponsor Mayasoft’un CEO’su Yasin Aşır, “Finansın Yeni Altyapısı: Gerçek Zamanlı, Akıllı, Kesintisiz” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Aşır sunumunda; “Finansın yeni işletim sistemi yazılırken müşteri deneyimi veriyle tamamen entegre hale gelmiş durumda; karar alma süreçleri köklü bir dönüşüm yaşıyor. Eskiden sezgisel ve tecrübeye dayalı kararlar alınırken, bugün veriyi bir ‘yakıt’ gibi kullanarak iş zekâsı çıktıları ve algoritmalarla daha akıllı, veri odaklı kararlar veriliyor. Bu yapıya yapay zekanın eklenmesiyle çok daha güçlü sonuçlar ortaya çıkıyor. Yapay zeka günlük hayatımızda ve finans sektöründe aktif şekilde kullanılmaya başlanmış olsa da hangi ölçekte, hedefle ve regülasyon çerçevesinde kullanılacağı hâlâ kritik bir soru olarak duruyor. Öte yandan artan entegrasyonlar ve genişleyen API ekosistemi sistemleri daha kırılgan hale getirirken, saldırı yüzeylerinin büyümesi ve yapay zeka destekli tehditlerdeki artış bu riski daha da belirgin kılıyor. Bu nedenle geleceğin kazananları yalnızca teknolojiyi kullananlar değil; yapay zekayı güvenli ve regülasyonlara uyumlu şekilde kurumsallaştıran, altyapıyı güçlü ve esnek kurgulayan, ekosistemi güvenle yöneten ve operasyonlarını kesintisiz sürdürebilen kurumlar olacak. Yarının kazananları ekosistemi kuran değil, güvenle yöneten olacak” dedi. Finansta Karar Mekanizması Yeniden Şekilleniyor Verinin karar verme süreçlerindeki yeri ve etkisinin panelistler tarafından ele alındığı “Veriyle Karar Veren C-Suite” ana panelinin moderatörlüğünü BTHaber Başkanı Murat Göçe üstlendi. Murat Göçe giriş konuşmasında “Bir zamanlar bankacılık işlemleri hesap cüzdanına bağlıydı; bugün ise fintech ve yapay zekâ ile bambaşka bir noktadayız. Eskiden başka bir şubeden para çekmek günler sürerken, bugün finans dünyası hız ve teknolojiyle yeniden şekilleniyor. Artık sadece bankalar değil; fintech’ler, ödeme sistemleri ve yapay zekâ da finansın merkezinde yer alıyor” diyerek alınan yola dikkat çekti. Panel konuğu Koç Finans CFO’su Doğu Özden, “Veri ve yapay zekâ aslında karar vermiyor; önemli bir girdi sağlıyor ancak burada hala karar verenler veriyi yönetenler. Ancak burada veriyi zaman zaman kutsallaştırdığımızı da düşünüyorum. Burada veriye karşı çok duygusal olmadan onu yöneterek o duygusallığı tecrübe ile sonraki aşamaları devreye almamız gerekir. Veri bize sadece bir fotoğraf sunuyor ve bu fotoğraf çoğu zaman soğuk olabilir. Günün sonunda o kararı verirken bu fotoğrafın üzerine bağlamı, tecrübeyi ve insan faktörünü eklemek gerekir. Bu yüzden bugün geldiğimiz noktada yapay zekâdan ziyade hibrit zekânın, yani insan ve yapay zekânın birlikte çalışmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum” açıklamasında bulundu. Panelde görüşlerini paylaşan bir diğer konuk isim ING Türkiye IT Direktörü Hale Kocabıyık, “Veri üretimi ve anlamlandırılması hiç olmadığı kadar hızlandı; bu da doğal olarak kararların aynı hızda alınması beklentisini doğurdu. Ancak organizasyonlarda her kararın doğası farklıdır. Bu nedenle mesele, veri ile karar alma süreçleri arasındaki bir hız farkı değil; kararların doğası gereği farklı hız ihtiyaçlarına sahip olmasıdır. Bu bağlamda asıl kritik konu, hangi kararın ne şekilde ve hangi hızda verilmesi gerektiğini doğru tasarlayabilmek, yani sağlam ve işlevsel bir karar mimarisi kurabilmektir. Bu başarıldığında, kararın ihtiyacı ile veri akışı zaten doğal olarak senkronize olur” diyerek görüşlerini aktardı. Ana panel sponsoru HPE İş Geliştirme ve Dönüşüm Projeleri Yöneticisi Mert Sarıkaya ise “Veri, kararın tek kaynağı değil; çoğu zaman insanlar sezgileriyle bir noktaya geliyor ve veriyi bunu desteklemek için kullanıyor. Bunun arkasında insan psikolojisi, ön yargılar ve veriyi seçme biçimimiz yatıyor. Ayrıca veri bize geçmişi ve bugünü gösterirken, biz karar verirken geleceği tahmin etmeye çalışıyoruz. Bu noktada bağlam, sezgi ve tecrübe devreye giriyor ve nihai kararı şekillendiriyor. Yapay zekânın yükselişiyle birlikte kararların bir kısmını makinelere bırakıyoruz; ancak asıl soru artık şu: İnsan bu sürecin neresinde konumlanacak ve nasıl değer katacak?” dedi. Bulut, GPU ve Yapay Zekâ ile Finansın Yeni Altyapısı “Finans Sektöründe Dijital Dayanıklılık: Bulut, Regülasyon ve Süreklilik” başlıklı oturumda konuşan İşNet Satış Direktörü Pınar Tüfenkci, “Yapay zekâ dönüşümünün etkisi hızla artarken, İşNet olarak GPU as a Service hizmetimizle şirketlerin NVIDIA H100 ve H200 gibi güçlü GPU’lara bulut üzerinden, donanım yatırımı yapmadan erişmesini sağlıyoruz. Bu yapı, Türkiye’nin finans bulutu gereklilikleri ve KVKK uyumluluğu gözetilerek tasarlandı; böylece kurumlar hem yüksek işlem gücüne hem de güçlü veri güvenliği altyapısına sahip oluyor. GPU tabanlı altyapımız ve akıllı yönetim katmanımız sayesinde yapay zekâ uygulamalarını güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde çalıştırarak fintech ekosisteminin dönüşümüne katkı sunuyoruz” dedi. Aynı oturumda yer alan Upsonic Co-Founder & CEO’su Taygun Alban ise “Upsonic olarak elektronik para kuruluşları, bankalar ve finansal kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde aktif rol alıyor, fintech süreçlerini uçtan uca yapay zekâ ile otomatize etmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz AI ajanlar, özellikle işe alım gibi karmaşık süreçlerde evrak toplama, doğrulama ve analiz adımlarını otomatikleştirerek operasyonel yükü önemli ölçüde azaltıyor. Ancak bu sistemlerin sürdürülebilir şekilde çalışabilmesi için güçlü, güvenli ve regülasyona uygun bir altyapı kritik önem taşıyor. Bu noktada İşNet ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, yalnızca yüksek GPU kapasitesi ve yerel veri uyumluluğu sağlamakla kalmadı; aynı zamanda sunduğu esnek ve ölçeklenebilir altyapı sayesinde hem maliyet optimizasyonu sağlıyor hem de sürdürülebilir ve güvenilir bir büyüme modeli oluşturabiliyoruz” dedi. “Finansta Yapay Zekâ ile Değer Yaratmak: Bugün Ne Mümkün?” başlıklı sunumu gerçekleştiren Oredata COO’su Çağlar Kara, “Bugün dünya genelinde her 10 şirketin 9’u yapay zekâ ile ilgili çalışmalar yürütüyor; ancak bu projeleri ölçekleyebilen şirketlerin oranı hâlâ oldukça sınırlı. Kurumlar strateji tarafında belirli bir olgunluğa ulaşmış olsa da veri altyapısı ve organizasyonel kültür, dönüşümün önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ projelerinde başarıyı belirleyen unsur yalnızca teknoloji değil; aynı zamanda kurumların bu değişime ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğidir. Bu nedenle kısa sürede değer üreten, ölçülebilir ve önceliklendirilmiş projelerle ilerlemek kritik önem taşıyor. Yapay zekâ artık bir tercih değil, rekabet gücünü korumak isteyen kurumlar için stratejik bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Doğru kurgulanmış projelerle kurumlar, yatırım geri dönüşünü çok daha hızlı şekilde elde edebiliyor” diyerek görüşlerini paylaştı. “Finansın Kör Noktası, Erişilemeyen Müşteri Kitlesi” başlıklı sunumda Binclusive Kurucu Ortak Atakan Nalbant, “Finansın en kritik ancak çoğu zaman göz ardı edilen alanı erişilebilirlik. Bugün milyonlarca kullanıcı için mesele yalnızca teknolojiye ulaşmak değil, o teknolojiyi gerçekten kullanabilmek. Doğru tasarlanmayan dijital deneyimler kullanıcıları sistemin dışında bırakırken, erişilebilirlik artık sadece bir kullanıcı deneyimi konusu değil; aynı zamanda kurumlar için regülasyon, sorumluluk ve sürdürülebilir büyümenin temel bir parçası haline geliyor. Bu nedenle erişilebilirliği her yeni ürün ve özellikte temel bir öncelik olarak ele almak gerekiyor. Çünkü erişilebilirlik sağlandığında yalnızca belirli bir kullanıcı grubu değil, tüm kullanıcı deneyimi daha güçlü ve kapsayıcı hale geliyor” dedi. Ekonomist Dr. Hakan Yurdakul ise “Yeni Ekonomik Düzende Finans” başlıklı sunumunda; FinTech ekosisteminin üç katmanlı bir yapıdan oluştuğunu belirtti. İlk katmanda elektronik para ve ödeme kuruluşları ile dijital bankaların, ikinci katmanda analitik yapıların, üçüncü katmanda ise son kullanıcıya ulaşan dijital ödeme, müşteri sadakati ve gömülü finans uygulamalarının yer aldığını ifade eden Yurdakul, “Bu katmanlar arasında güçlü bir entegrasyon ve iş birliği sağlanması durumunda ekosistemin hızlı büyüyecek. Aksi durumda rekabet ve koordinasyon eksikliğinin önemli bir potansiyelin kaçırılmasına yol açabilir” dedi. Finans Dünyasında Dönüşüm ve Yeni Nesil Yaklaşımlar Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen TechFinTech etkinliği, sektörün fikir önderlerini ve karar vericilerini bir araya getirerek katılımcılara farklı bakış açıları kazandırdı. Birbirinden farklı sunumlarıyla konuşmacı olarak etkinliğe değer katan isimler arasında; Boyner Büyük Mağazacılık CTO’su Cihan Yıldız, OdeaTech Data Yönetimi Direktörü Gamze Kaplan Gökalp, TFI Holding Group CFO’su Furkan Ünal, Dünya Katılım Bankası Servis ve Ekosistem Bankacılığı Direktörü Dr. Erhan Bahtiyar, MasterLabs Kurucu & CTO’su Kerem Çeliker, Hannover Fairs Turkey BT Dijitalleşme Projeleri ve Veri Yönetimi Direktörü Cihan Keser ve Trakya Yatırım Holding Teknoloji Başkanı Ümit Bilik yer aldı. Güçlü iş birlikleriyle hayata geçirilirken Techfintech’in bu yılki ana sponsoru Mayasoft oldu. Ana panel sponsorluğunu HPE üstlenirken, etkinliğin premium sponsorları İşNet ve Oredata oldu. Binclusive ve MasterLabs sunum sponsorları, E-Güven, Infotelica, İzometri, Pax, Techincube, Verion, Vesta ve WGuard ise tanıtım sponsorları olarak etkinlikte yer aldı. Hizmet sponsorları tarafında ise Ajans Press, Eti Danışmanlık, Faselis, Megisty, Pax, Postaban, Sirius ve Ventus Creative markaları yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık  Haber

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık 

Gerçekleştirilen iş birliğiyle markaların dijital dünyada üretilen veriyi güvenli ve ölçeklenebilir bir altyapı üzerinde gerçek zamanlı, derinlemesine ve aksiyona dönüştürülebilir içgörülere çevirebilmesi hedefleniyor. Enlighty’nin gelişmiş analitik yetkinliği ile Bulutistan’ın kurumsal seviyede güvenlik ve yüksek erişilebilirlik sunan altyapısı sayesinde, yalnızca veriyi işleyen değil; veriden anlam ve stratejik yön üreten bir yapı inşa ediliyor. Bu yapı, yapay zekâ destekli içgörü üretimini güçlendirirken, kurumların sürdürülebilir büyüme hedeflerini güvenli ve sağlam bir teknoloji altyapısı üzerinde hayata geçirmesine olanak tanıyor. Ayrıca markalar; gerçek zamanlı marka sağlığı ölçümü yapabilecek, 17 farklı duygu boyutunda tüketici algısını analiz edebilecek, tüketici yolculuğunu detaylı biçimde haritalayabilecek ve trend tahminiyle erken sinyalleri yakalayabilecek. Agentic AI mekanizması ise elde edilen bulguları somut stratejik önerilere dönüştürecek. Tüm süreç, KVKK ve uluslararası veri güvenliği standartlarına tam uyumlu bir mimari üzerinde sunularak kurumlara analizden öte öngörü ve karar desteği sağlayan bir sistem sunacak. Bu iş birliğindeki en temel unsur, yalnızca teknik bir barındırma (hosting) hizmeti sunması değil; stratejik bir büyüme ortaklığı modeli olarak tasarlanmış olması. Bulutistan ile kurulan yapı sayesinde platformun arka planında çalışan altyapı; güvenlik, regülasyon uyumu ve uzun vadeli ölçeklenebilirlik açısından kurumsal standartlarda konumlanıyor. Bu kapsamda veri mimarisi hem KVKK hem de uluslararası regülasyonlara uyumlu şekilde yapılandırılırken, yerel ve global pazarlara uygun veri lokasyonu çözümleriyle destekleniyor. Kurumsal güvenlik, operasyonel süreklilik ve sürdürülebilirlik perspektifi altyapının merkezine yerleştirilerek güçlü bir teknoloji omurgası oluşturuluyor. Altyapımız, sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturuyor Enlighty CEO’su Özgen Yıldız, “Bulutistan ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği yalnızca teknik bir barındırma hizmeti değil, stratejik bir büyüme ortaklığı modeli. Platformumuz bugün milyonlarca dijital veri noktasını analiz edebilecek kapasiteye sahip olup, farklı sektörlerde eş zamanlı projeleri destekleyebilecek bir mimari üzerine inşa edildi. Bulutistan altyapısı sayesinde yüksek hacimli veri akışlarını kesintisiz işleyebiliyor, enterprise seviyesinde güvenlik standartlarını ve yüksek erişilebilirlik garantisini sağlayabiliyoruz. Bu yapı hem Türkiye’deki büyümemizi hem de İngiltere merkezli global genişleme stratejimizi teknik açıdan güçlü ve ölçeklenebilir bir zemine taşıyor” dedi. Yapay zekâ destekli içgörü, güvenli ve ölçeklenebilir altyapıyla mümkün Bulutistan Market Development Managing Director’ı Oğuz Kaya ise, “Türkiye’den çıkan ve global pazara açılan bir AI girişiminin büyüme yolculuğuna eşlik etmekten memnuniyet duyuyoruz. Teknolojik derinlik, veri güvenliği ve ölçeklenebilirliği aynı anda sağlayan bir altyapı sunmak, bizim en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Enlighty ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yalnızca teknik bir destek değil; uzun vadeli büyüme vizyonunu güvenli ve sürdürülebilir bir zemine taşıyan stratejik bir ortaklık niteliği taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık  Haber

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık 

Enlighty’nin AI-native tüketici zekâsı platformu, Bulutistan’ın güvenli ve yüksek performanslı bulut altyapısıyla birleşerek ölçeklenebilir ve regülasyon uyumlu bir içgörü ekosistemi oluşturacak. Yapılan anlaşma, her gün hızla büyümeye devam Bulutistan ekosistemine dahil olan Enlighty’nin büyüme stratejisinin teknik açıdan sürdürülebilir ve uygulanabilir bir zemine oturtulmasına da katkı sağlayacak. Gerçekleştirilen iş birliğiyle markaların dijital dünyada üretilen veriyi güvenli ve ölçeklenebilir bir altyapı üzerinde gerçek zamanlı, derinlemesine ve aksiyona dönüştürülebilir içgörülere çevirebilmesi hedefleniyor. Enlighty’nin gelişmiş analitik yetkinliği ile Bulutistan’ın kurumsal seviyede güvenlik ve yüksek erişilebilirlik sunan altyapısı sayesinde, yalnızca veriyi işleyen değil; veriden anlam ve stratejik yön üreten bir yapı inşa ediliyor. Bu yapı, yapay zekâ destekli içgörü üretimini güçlendirirken, kurumların sürdürülebilir büyüme hedeflerini güvenli ve sağlam bir teknoloji altyapısı üzerinde hayata geçirmesine olanak tanıyor. Ayrıca markalar; gerçek zamanlı marka sağlığı ölçümü yapabilecek, 17 farklı duygu boyutunda tüketici algısını analiz edebilecek, tüketici yolculuğunu detaylı biçimde haritalayabilecek ve trend tahminiyle erken sinyalleri yakalayabilecek. Agentic AI mekanizması ise elde edilen bulguları somut stratejik önerilere dönüştürecek. Tüm süreç, KVKK ve uluslararası veri güvenliği standartlarına tam uyumlu bir mimari üzerinde sunularak kurumlara analizden öte öngörü ve karar desteği sağlayan bir sistem sunacak. Bu iş birliğindeki en temel unsur, yalnızca teknik bir barındırma (hosting) hizmeti sunması değil; stratejik bir büyüme ortaklığı modeli olarak tasarlanmış olması. Bulutistan ile kurulan yapı sayesinde platformun arka planında çalışan altyapı; güvenlik, regülasyon uyumu ve uzun vadeli ölçeklenebilirlik açısından kurumsal standartlarda konumlanıyor. Bu kapsamda veri mimarisi hem KVKK hem de uluslararası regülasyonlara uyumlu şekilde yapılandırılırken, yerel ve global pazarlara uygun veri lokasyonu çözümleriyle destekleniyor. Kurumsal güvenlik, operasyonel süreklilik ve sürdürülebilirlik perspektifi altyapının merkezine yerleştirilerek güçlü bir teknoloji omurgası oluşturuluyor. Altyapımız, sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturuyor Enlighty CEO’su Özgen Yıldız, “Bulutistan ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği yalnızca teknik bir barındırma hizmeti değil, stratejik bir büyüme ortaklığı modeli. Platformumuz bugün milyonlarca dijital veri noktasını analiz edebilecek kapasiteye sahip olup, farklı sektörlerde eş zamanlı projeleri destekleyebilecek bir mimari üzerine inşa edildi. Bulutistan altyapısı sayesinde yüksek hacimli veri akışlarını kesintisiz işleyebiliyor, enterprise seviyesinde güvenlik standartlarını ve yüksek erişilebilirlik garantisini sağlayabiliyoruz. Bu yapı hem Türkiye’deki büyümemizi hem de İngiltere merkezli global genişleme stratejimizi teknik açıdan güçlü ve ölçeklenebilir bir zemine taşıyor” dedi. Yapay zekâ destekli içgörü, güvenli ve ölçeklenebilir altyapıyla mümkün Bulutistan Market Development Managing Director’ı Oğuz Kaya ise, “Türkiye’den çıkan ve global pazara açılan bir AI girişiminin büyüme yolculuğuna eşlik etmekten memnuniyet duyuyoruz. Teknolojik derinlik, veri güvenliği ve ölçeklenebilirliği aynı anda sağlayan bir altyapı sunmak, bizim en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Enlighty ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yalnızca teknik bir destek değil; uzun vadeli büyüme vizyonunu güvenli ve sürdürülebilir bir zemine taşıyan stratejik bir ortaklık niteliği taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

fzlPLUS Operasyonel Verimlilikle Rutin İşlerin %70’ini Otomatize Ediyor Haber

fzlPLUS Operasyonel Verimlilikle Rutin İşlerin %70’ini Otomatize Ediyor

fzlPLUS, omnichannel çözümleriyle müşteri yolculuğunu uçtan uca yöneterek şirketlere operasyonel verimlilik imkanı ve müşteri memnuniyetinde artış sağlıyor. Müşteri deneyimi, dijitalleşmenin etkisiyle köklü bir dönüşüm geçiriyor. Tüketiciler artık markalarla yalnızca çağrı merkezleri üzerinden değil; web, mobil uygulamalar, sosyal medya ve mesajlaşma platformları üzerinden de iletişim kuruyor. Bu değişim, şirketlerin müşteri temas noktalarını yeniden yapılandırmasını zorunlu kılarken, omnichannel (çok kanallı) çözümler rekabetin ana belirleyicilerinden biri haline geliyor. fzlPLUS verilerine göre, müşteri etkileşimlerinde dijital kanalların payı her geçen yıl artıyor. Sesli çağrı hâlâ kritik bir rol oynasa da toplam etkileşimlerin yaklaşık %35-40’ı dijital kanallar üzerinden gerçekleşiyor. Özellikle web formları ve WhatsApp gibi hızlı ve pratik iletişim imkânı sunan platformlar, müşterilerin ilk temas noktası olarak öne çıkıyor. Şirket, yıllık 6,1 milyonun üzerinde etkileşimi yöneten operasyon yapısıyla bu dönüşümü yakından gözlemliyor. Buna göre, sesli iletişim daha çok karmaşık ve empati gerektiren durumlarda tercih edilirken; dijital kanallar bilgi alma, hızlı işlem ve rutin talepler için kullanılıyor. Temas noktalarının artışı fırsat ve zorlukları birlikte getiriyor Müşteri temas noktalarının çeşitlenmesi, markalar için hem önemli fırsatlar hem de operasyonel zorluklar barındırıyor. Artan kanal sayısı müşteriye erişimi kolaylaştırırken; bu kanalların ayrı ayrı yönetilmesi durumunda deneyim kopuklukları ortaya çıkabiliyor. Müşterilerin farklı kanallarda aynı bilgileri tekrar etmek zorunda kalması ise memnuniyeti olumsuz etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Bu noktada omnichannel yaklaşım devreye giriyor. fzlPLUS, tüm temas noktalarını tek bir müşteri yolculuğu altında birleştirerek markalara entegre bir yapı sunuyor. Şirketin geliştirdiği altyapı sayesinde web, çağrı merkezi, WhatsApp ve diğer tüm kanallardan gelen veriler tek bir sistemde toplanıyor. “Müşteri zekâsı merkezi” yaklaşımı öne çıkıyor fzlPLUS’ın yaklaşımı, temas noktalarını yalnızca entegre etmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda bu verileri anlamlandırarak gerçek zamanlı aksiyon alınmasını sağlıyor. “Müşteri zekâsı merkezi” olarak tanımlanan bu yapı sayesinde markalar; müşteri davranışlarını, taleplerini ve memnuniyet seviyelerini anlık olarak takip edebiliyor. Operasyonel verimlilik ve satış dönüşümü artıyor Omnichannel dönüşüm, yalnızca müşteri deneyimini iyileştirmekle kalmıyor; aynı zamanda şirketlerin operasyonel verimliliğine de doğrudan katkı sağlıyor. fzlPLUS verilerine göre, basit taleplerin önemli bir kısmı dijital kanallar üzerinden çözülebilirken, insan kaynağı daha kompleks süreçlere yönlendiriliyor. Bu durum maliyet optimizasyonu sağlarken, hizmet kalitesini de artırıyor. Örneğin, Agentic AI Entegrasyonu, rutin işlerin %70’ini otomatize ederek, insan temsilcilerin "değer katan" kompleks sorunlara odaklanmasını sağlıyor. Ayrıca doğru zamanda ve doğru kanaldan yapılan proaktif iletişimler, satış dönüşüm oranlarını yükseltiyor. Kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi ise marka sadakatini güçlendirerek müşteri kaybını azaltıyor. Somut sonuçlar dikkat çekiyor fzlPLUS’ın omnichannel altyapısını kullanan bir sigorta projesinde elde edilen sonuçlar, dönüşümün etkisini ortaya koyuyor. Proje öncesinde ortalama 17 saat olan talep çözüm süresi önemli ölçüde kısalırken, müşterilerin farklı kanallarda tekrar bilgi verme ihtiyacı ortadan kaldırıldı. Duygu analizi ve süreç optimizasyonu sayesinde ilk temas çözüm oranı artarken, gereksiz geri aramalar da azaldı. Konu hakkında bilgi veren fzlPLUS Genel Müdürü Hüseyin Yerçok, “Bugün müşteri deneyimi artık tek bir kanaldan yönetilen bir süreç değil; birbirine entegre çalışan bir ekosistem. Biz yıllık 6 milyonu aşan etkileşimi yöneten bir yapı olarak, sesli ve dijital kanalları rakip değil, birbirini tamamlayan bir yapı olarak ele alıyoruz. Amacımız, müşterinin hangi kanaldan başlarsa başlasın kesintisiz, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşamasını sağlamak. Bu kanalları tek bir müşteri yolculuğunda anlamlı şekilde birleştirmek” dedi. Veri güvenliği ve regülasyon uyumu öncelikli Artan dijital temas noktalarıyla birlikte veri güvenliği de kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. fzlPLUS, tüm müşteri verilerini merkezi bir altyapıda, yetkilendirme ve şifreleme teknolojileriyle koruyarak KVKK başta olmak üzere ilgili regülasyonlara uyumlu bir yapı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme Haber

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme

1. Giriş: Türkiye’de Yapay Zeka’ya Artan İlgi Son yıllarda yapay zeka (YZ), hem küresel hem de yerel gündemde Türkiye’nin dijital dönüşümünün merkezine yerleşti. Gazetelerden dergilere, akademiden kamu politikalarına kadar her alanda YZ tartışılıyor. Türkiye için bu teknoloji sadece bir yenilik değil; ekonomik büyüme, verimlilik artışı ve küresel rekabet gücünü artırma potansiyeli taşıyor. Google Discover gibi içerik platformlarında yer almak için de ilgi çekici, özgün ve güncel konular öne çıkıyor. Yapay zeka, arama eğilimleri ve trendlerde ilk sıralarda yer alıyor ki bu da doğru şekilde yazılmış bir makalenin Discover’da görünme ihtimalini ciddi şekilde artırıyor. Bu makalede, Türkiye’de yapay zekanın ne olduğunu, nerelerde uygulandığını, iş gücüne etkilerini, fırsatlarını ve geleceğe dair stratejik yaklaşımları ele alacağız. 2. Yapay Zeka Nedir? Temel Kavramlar Yapay zeka kavramı genellikle karmaşık gibi görünse de aslında birkaç temel alt başlıktan oluşur. 2.1. Makine Öğrenimi Makine öğrenimi, bilgisayarların verilerden öğrenmesini sağlayan bir YZ dalıdır. İnsan müdahalesi olmadan örüntüler çıkarabilir. 2.2. Derin Öğrenme Derin öğrenme, makine öğreniminin bir alt kategorisidir ve sinir ağları kullanarak büyük veriler üzerinde daha karmaşık öğrenmeler yapabilir. 2.3. Doğal Dil İşleme Doğal dil işleme (NLP), makinelerin insan dilini anlaması ve üretmesidir. Örneğin sanal asistanlar ve otomatik çeviri sistemleri bu teknolojiyi kullanır. 3. Küresel Ölçekte Yapay Zeka Trendleri Dünya genelinde devletler ve şirketler yapay zekaya stratejik yatırımlar yapıyor. Bu yatırımların bazı ana hatları şöyle: 3.1. Devlet Politikaları Çin, ABD ve AB ülkeleri gibi ekonomik güçler, ulusal yapay zeka stratejileri belirleyerek eğitim, Ar-Ge ve altyapı alanında dev bütçeler ayırıyor. 3.2. Büyük Teknoloji Şirketlerinin Rolü Google, Microsoft, Amazon gibi devler yapay zeka araştırmalarını ticari ürünlere dönüştürüyor. Bu da teknolojinin yaygınlaşmasını hızlandırıyor. 4. Türkiye’de Yapay Zeka Ekosistemi Türkiye’de hem kamu hem özel sektör yapay zeka alanında yatırımlarını artırıyor. 4.1. Üniversiteler ve Araştırma Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde YZ araştırma merkezleri aktif şekilde faaliyet gösteriyor. Akademik yayınlar ve uluslararası projelerle Türkiye bu alanda ses getiriyor. 4.2. Yerli Teknoloji Girişimleri Türkiye’de yapay zeka odaklı startup’lar ortaya çıkıyor. Özellikle sağlık, e-ticaret ve finans sektöründe inovatif çözümler sunan firmalar dikkat çekiyor. 5. Yapay Zeka Uygulama Alanları Yapay zekanın yaşamımıza etkisi sadece teori değil; günlük hayatta birçok sektörde somut sonuçlar doğuruyor. 5.1. Sağlık Sektörü Hastalık teşhisinden tedavi planlamasına, tıbbi veri analizinden robot yardımlı cerrahiye kadar YZ sağlıkta devrim yaratıyor. Türkiye’de bazı hastaneler yapay zeka destekli görüntüleme sistemleri kullanmaya başladı. 5.2. Eğitim Öğrencilerin öğrenme stillerine göre kişiselleştirilmiş içerikler sunan yapay zeka tabanlı eğitim uygulamaları yaygınlaşıyor. 5.3. Tarım Tarımda verimliliği artırmak için yapay zekalı drone’lar, sensörler, toprak analiz sistemleri kullanılıyor. Bu sayede kaynaklar daha etkin yönetiliyor. 5.4. Finans Bankacılık ve finans sektöründe risk analizi, dolandırıcılık tespiti ve otomatik yatırım danışmanlığı (robo-advisors) gibi YZ tabanlı uygulamalar yükselişte. 6. Yapay Zeka ve İş Gücü: Fırsatlar & Riskler Yapay zeka, iş dünyasını baştan aşağı değiştirecek iki yönlü bir etkiye sahip: 6.1. Yeni İş Alanları YZ uzmanları, veri bilimciler, robotik mühendisleri gibi yeni meslekler ortaya çıkıyor. Ayrıca mevcut mesleklere YZ yetkinlikleri ekleniyor. 6.2. Otomasyonun Etkileri Bazı rutin işler otomasyonla elimine olabilir. Bu durum çalışanların yeniden eğitim ve beceri kazanmasını önemli hale getiriyor. 7. Türkiye İçin Stratejik Öneriler Türkiye, yapay zekada dışa bağımlılığı azaltmak ve global rekabette güçlü bir konuma gelmek için aşağıdaki stratejileri değerlendirebilir: 7.1. Eğitim Reformu İlk ve orta öğretimde temel yapay zeka ve kodlama dersleri eklenmeli. Üniversiteler YZ odaklı programlar açmalı. 7.2. Ar-Ge Teşvikleri Startuplar ve KOBİ’ler için Ar-Ge destekleri artırılmalı, vergi indirimleri ve hibe programları yaygınlaştırılmalı. 7.3. Yerli Yapay Zeka Politikası Milli veri stratejisi ve yerli algoritma geliştirme politikaları oluşturulmalı. 8. Yapay Zeka Etiği & Hukuki Boyut Teknoloji ilerledikçe etik ve hukuki standartlar da önem kazanıyor. 8.1. Veri Güvenliği Kişisel verilerin korunması kanunlarına uyum, YZ uygulamalarında temel bir gerekliliktir. 8.2. Adil Kullanım Algoritmalarda önyargıların önlenmesi, şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu etik ilkeler arasında yer almalı. 9. Başarılı Türk Yapay Zeka Projeleri Türkiye’de geliştirilmiş dikkat çeken yapay zeka projelerinden bazıları: Sağlıkta görüntüleme analiz sistemleri Tarımda verim takip platformları E-ticarette müşteri analiz araçları Akıllı şehir çözümleri Bu projeler hem yatırım çekiyor hem de uluslararası pazarda yer buluyor. 10. Sonuç: Türkiye’nin Dijital Geleceği Yapay zeka teknolojisi Türkiye için sadece bir trend değil; ekonomik büyüme, inovasyon ve küresel rekabet avantajı yaratacak bir dönüştürücü güçtür. Devlet politikalarından özel sektöre, eğitimden etik standartlara kadar bütüncül bir yaklaşım ile Türkiye bu alanda güçlü bir aktör olabilir. ???? Sıkça Sorulan Sorular (FAQ) 1. Yapay zeka nedir? Yapay zeka, makinelerin insan benzeri öğrenme ve karar verme yeteneklerini ifade eder. 2. Türkiye’de yapay zeka eğitimi almak için hangi şehirler öne çıkıyor? İstanbul, Ankara ve İzmir’deki üniversiteler YZ eğitiminde güçlü programlara sahip. 3. Yapay zeka işsizliği artırır mı? Bazı rutin işler otomatikleşebilir; ancak yeni iş alanları da yaratacaktır. 4. Yapay zeka herkes için erişilebilir mi? Teknoloji yaygınlaştıkça yapay zeka araçları bireyler ve küçük işletmeler için de erişilebilir hale geliyor. 5. Türkiye’de yapay zeka politikası var mı? Türkiye’nin dijital dönüşüm stratejileri arasında yapay zeka için yol haritaları geliştirme çabaları bulunuyor. 6. Yapay zeka etik bir risk oluşturur mu? Veri güvenliği ve algoritmik önyargı gibi konular yapay zekada etik risklerdir ve düzenleme gerektirir.

Vodafone Business ve BSH Ev Aletlerinden Akıllı Fabrika Hamlesi Haber

Vodafone Business ve BSH Ev Aletlerinden Akıllı Fabrika Hamlesi

Türkiye’de 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağı olduklarını belirten Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, “1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla 5 kıtadaki 5G deneyimini Türkiye’ye taşıyacak ve hem ülkemizin hem de sanayimizin dijitalleşmesini hızlandıracağız” dedi. BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül de 5G’nin sanayi dönüşümüne yön veren bir örnek olduğunu belirtirken “Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye'de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi konumunu pekiştiriyor” dedi. Vodafone Türkiye ve BSH Ev Aletleri Türkiye dijital dönüşüm vizyonları doğrultusunda önemli bir projeyi hayata geçirdi. Türkiye üretim sektöründe bir ilk olma özelliği taşıyan iş birliği kapsamında, 5G SA MPN (Standalone - Mobile Private Network) altyapısı ve görüntü işleme teknolojileri kullanılarak BSH’nin Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası operasyonlarının önemli bir bölümü dijital ortama taşındı. Bu özel teknolojinin sağladığı faydaları kamuoyuyla paylaşmak için düzenlenen basın toplantısına Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu ve BSH Türkiye CTO/COO’su Hakan Mandalı katıldı. BSH Global Üretim Ağı İçin Türkiye’den Bir İlk Toplantının açılış konuşmasını yapan BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, iş birliğine dair şunları söyledi: “Vodafone Business ile hayata geçirdiğimiz 5G projesi, Türkiye’de sanayinin dönüşümüne yön veren örneklerden biri olmasının yanı sıra ihracat odaklı büyüme vizyonumuzu da güçlendiriyor. 5G'nin sunduğu yüksek güvenilirlikteki bağlantı, ihracatın temel taşları olan stok doğruluğunu, sevkiyat hazırlık sürelerini ve siparişe cevap verme hızını iyileştiriyor. Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye'de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi olarak konumunu pekiştiriyor ve bizi gururlandırıyor. Bu yaklaşımımızla Türkiye’den dünyaya değer üretmeye devam ediyoruz.” Üretimde 5G çağı başladı Basın toplantısında konuşma yapan Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Vodafone Türkiye’nin 20 yıl içinde 480 milyar TL’yi aşkın yatırım yaptığını belirterek, “Bugün ülkemizde 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağıyız ve dijitalleşmenin sunduğu faydaları bu işletmelerle buluşturarak büyümelerine ve ülkemizin ekonomisini büyütmelerine destek oluyoruz” dedi. BSH ile hayata geçirilen projenin Türkiye ekonomisi açısından bir ilk olduğunu belirten Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: “1 Nisan 2026 tarihiyle birlikte bireysel ve kurumsal tüm abonelerimiz ve iş ortaklarımızı bu eşsiz teknolojiyle tanıştıracağız. Özellikle iş dünyasına sunacağımız özel çözümlerle verimliliği artırıp ülkemizin dijital yolculuğuna desteğimizi sürdüreceğiz.” Türkiye üretim sektöründe bir ilk Vodafone Business ve BSH iş birliğiyle hayata geçirilen bu projeyle Türkiye’de üretim sektöründe, ilk kez 5G Standalone mimarisine sahip özel mobil şebeke altyapısının kullanıldığı belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, “Vodafone Business olarak, iş ortaklarımıza 5G teknolojisinin sağladığı fırsatları sunuyoruz. BSH Çerkezköy tesislerinde, BTK’nın özel iznini alarak altyapısını kurduğumuz MPN teknolojisi sayesinde sanayide 5G teknolojileriyle yeni bir dönemi başlattık. Türkiye’de ticari kullanım anlamında bir ilk olan 5G tabanlı görüntü işleme çözümü ile üretim hattındaki verilerin gerçek zamanlı analizi mümkün hale geldi. BSH ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu proje, Türkiye’de üretim sektöründe 5G’nin potansiyelini gerçeğe dönüştüren ilk adım oldu. Vodafone Business olarak bu tip öncü projeleri çok önemsiyoruz. Dijital dönüşüme sadece ilave bir yatırım diye bakan, tereddütlü yaklaşan birçok işletmeye cesaret vermesi adına önemli buluyoruz. Teknoloji ile kendi işini başarıyla dönüştürmüş ve ciddi tasarruf sağlamış örneklerin tüm işletmelere ilham olmasını bekliyoruz.” dedi. BSH Türkiye teknolojide öncü uygulamalara devam edecek BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı ise şu değerlendirmelerde bulundu: "5G Bağımsız Mobil Özel Şebeke gibi geleceğin teknolojilerini üretim hatlarımıza entegre ederek verimliliği artırırken inovasyon kapasitemizi de katlayan bir altyapı inşa ediyoruz. 5G'nin sunduğu güvenli bağlantı sayesinde, üretim süreçlerimiz gerçek zamanlı yönetilebiliyor ve küresel pazarların dinamiklerine anında uyum sağlanabiliyor. Çamaşır Makinesi fabrikamızda kurulan teknik mimari ve elde edilen operasyonel kazanımlar doğrultusunda, 5G uygulamasının diğer üretim tesislerimizde de ölçeklenmesini planlıyoruz. BSH olarak teknolojide öncü uygulamalar geliştirmeye devam edeceğiz.” Gerçek zamanlı stok yönetimi %100 sağlandı BSH Türkiye, proje kapsamında, Vodafone Business’ın sunduğu 5G tabanlı özel ağ çözümüyle bu sistem dijitalleştirilerek daha hızlı, güvenli ve düşük gecikmeli bir iletişim altyapısı oluşturuldu. Yeni sistem sayesinde stok sahası operasyonlarında kayda değer iyileşme sağlandı. CRM entegrasyonu ile üretim, lojistik ve forklift yönetimi süreçleri gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale geldi. Gerçek zamanlı veri akışı sayesinde stok doğruluğu en üst seviyeye çıkarılırken, yanlış yönlendirmeden kaynaklanan üretim duruşları ortadan kaldırıldı. İş birliğiyle forklift hareketleri yüzde 100 doğrulukla yönlendirilmeye başlandı. Üretim süreçleri anlık olarak izlenebilir hale geldi, görüntü işleme sayesinde yanlış yerleştirme ve kayıt hataları tamamen elimine edildi. Ayrıca bu teknoloji sayesinde kesintisiz performans sağlandı ve veri güvenliği de kapalı MPN altyapısı sayesinde üst seviyeye taşındı. Sanayide dijital dönüşümün önünü açıyor Vodafone Business tarafından geliştirilen proje, Türkiye’de sanayinin dijitalleşme yolculuğuna öncülük ediyor. 5G’nin yüksek hız ve düşük gecikme avantajı sayesinde üretim tesisleri, artık daha esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. Vodafone Business, bu projeyle birlikte üretimden lojistiğe, enerjiden perakendeye kadar birçok sektörde 5G çözümlerini hayata geçirmeyi sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Veri Merkezlerinin Tasarım ve Operasyonları Yeniden Şekillenecek Haber

Veri Merkezlerinin Tasarım ve Operasyonları Yeniden Şekillenecek

Kritik dijital altyapı ve süreklilik çözümlerinin küresel sağlayıcısı Vertiv'in yayımladığı rapora göre, veri merkezi inovasyonu, yapay zekâ odaklı makro dinamikler ve teknolojik trendlerin etkisiyle şekillenmeye devam ediyor. Kurum genelindeki uzmanların katkılarıyla hazırlanan Vertiv™ Frontiers raporu, yapay zeka (AI) için güç altyapısının dönüşümünden dijital ikizlere ve uyarlanabilir sıvı soğutma teknolojilerine kadar, bugün ve gelecekte inovasyonu yönlendiren başlıca teknoloji trendlerini mercek altına alıyor. Vertiv Ürün ve Teknoloji Direktörü Scott Armul, konuyla ilgili şunları söyledi: "Veri merkezi sektörü, yapay zeka uygulamalarının ihtiyaç duyduğu yüksek işlem gücü ve hızlı kurulum beklentilerine uyum sağlamak için tasarım, kurulum ve işletme süreçlerini hızla değiştiriyor. Artan işlem yoğunluğu, veri merkezlerinin artık gigawatt seviyelerinde ve çok daha büyük ölçekte kurulmasını gerektiriyor. Bu da daha yüksek voltajlı DC güç altyapıları ve gelişmiş sıvı soğutma sistemleri gibi yeni teknolojilerin öne çıkmasına yol açıyor. Ayrıc a, yerinde enerji üretimi ve dijital ikiz gibi çözümlerin, yapay zekânın daha hızlı yaygınlaşmasına ve ölçeklenmesine önemli katkı sağlamasını bekliyoruz." Vertiv Frontiers raporu, Vertiv'in önceki yıllarda paylaştığı Veri Merkezi Trendleri öngörülerini bir adım ileri taşıyor. Raporda, veri merkezlerini dönüştüren başlıca etkenler yer alıyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve yüksek performanslı bilişimin (HPC) yol açtığı işlem yoğunluğundaki hızlı artış, veri merkezlerinin artık çok daha büyük ölçekte ve çok daha kısa sürede, gigawatt seviyelerinde kurulması, tesislerin yapay zekâ çağında tek bir "bili im birimi" olarak tasarlanıp işletilmesi gereği ve artan çip ve işlemci çeşitliliğine uyum sağlama ihtiyacı öne çıkıyor. Raporda, bu büyük değişimlerin veri merkezlerinin farklı alanlarını etkileyen beş temel trendi nasıl şekillendirdiği detaylı şekilde ele alınıyor. 1. Yapay zekâ için güç altyapısının dönüşümü Günümüzde pek çok veri merkezi, şebekeden BT kabinlerine kadar uzanan hibrit AC/DC güç dağıtım sistemleriyle çalışıyor. Ancak bu yapı, birden fazla enerji dönüşüm aşaması içerdiği için verimlilik kayıplarına neden oluyor. Yapay zekâ uygulamalarının beraberinde getirdiği yüksek güç yoğunluğu ise mevcut sistemleri giderek daha fazla zorlamaya başladı. Daha yüksek voltajlı DC mimarilerine geçiş, akımın azalmasını, kablo kesitlerinin küçülmesini ve dönüşüm adımlarının sadeleşmesini sağlıyor. Ayrıc a güç dönüşümünün oda seviyesinde merkezi olarak yapılmasına imkân tanıyarak sistemi daha verimli ve ölçeklenebilir hale getiriyor. Bugün hibrit AC ve DC çözümler yaygın olsa da, tam DC standartları ve teknolojileri olgunlaştıkça, artan raf yoğunluklarıyla birlikte yüksek voltajlı DC altyapıların daha yaygın şekilde kullanılacağı öngörülüyor. Yerinde enerji üretimi ve mikro şebekeler de bu dönüşümü destekleyen ve hızlandıran önemli faktörler arasında yer alıyor. 2. Dağıtık Yapay Zekâ (Distributed AI) Bugüne kadar büyük dil modellerini (LLM) desteklemek için yapay zekâ veri merkezlerine yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlar, yapay zekâ çözümlerinin hem bireyler hem de kurumlar tarafından yaygın şekilde kullanılmasını amaçladı. Vertiv'e göre yapay zeka, şirketler için artık kritik bir iş bileşeni haline geliyor; ancak bu servisler in nerede ve nasıl sunulacağı, her kurumun kendi ihtiyaçlarına ve çalışma koşullarına göre farklılık gösterecek. Finans, savunma ve sağlık gibi regülasyonun yoğun olduğu sektörlerde ise veri güvenliği, verinin bulunduğu ülke sınırları içinde kalması ve düşük gecikme gereksinimleri nedeniyle yapay zekâ uygulamalarının, bulut yerine özel ya da hibrit ortamlarda, kurum içi veri merkezleri üzerinden çalıştırılması gerekebilecek. Bu noktada esnek ve ölçeklenebilir, yüksek yoğunluklu sistemleri destekleyen güç altyapıları ile sıvı soğutma çözümleri; ister yeni veri merkezi yatırımlarıyla ister mevcut tesislerin dönüştürülmesiyle, dağıtık yapay zeka mimarileri için gerekli kapasitenin hızlı ve güvenli şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak. 3. Enerji Otonomisinin Hızlanması Veri merkezlerinde kısa süreli yerinde enerji üretimi, uzun yıllardır kesintilere karşı dayanıklılığı sağlamak için kullanılıyor. Ancak bugün, özellikle yapay zeka veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı ve şebeke kapasitesindeki sınırlamalar, daha uzun süreli ve daha bağımsız bir enerji yapısına geçişi zorunlu kılıyor. Doğal gaz türbinleri ve benzeri teknolojilerle tesis içinde enerji üretimine yapılan yatırımlar; esneklik, güvenilirlik ve operasyonel süreklilik gibi önemli avantajlar sunsa da bu dönüşümün asıl itici gücü enerjiye erişimde yaşanan kısıtlar oluyor. Bu nedenle "Kendi Enerjini (ve Soğutmanı) Getir" gibi yaklaşımlar, veri merkezlerinin gelecekte daha otonom ve şebekeye daha az bağımlı çalışmasını sağlayacak stratejilerin temel parçaları arasında yer alacak. 4. Dijital İkiz Odaklı Tasarım ve Operasyonlar Yapay zekâ iş yüklerinin giderek yoğunlaşması ve GPU'ların daha güçlü hale gelmesi, bu karmaşık "AI fabrikalarının" çok daha hızlı şekilde devreye alınmasını zorunlu kılıyor. Yapay zekâ destekli araçlar sayesinde veri merkezleri artık dijital ikizler aracılığıyla sanal ortamda birebir modellenebiliyor. BT ve kritik altyapı sistemleri prefabrik ve modüler tasarımlar halinde entegre edilerek birer "bilişim birimi" (unit of compute) olarak sahaya kurulabiliyor. Bu yaklaşım, kurulum ve devreye alma sürelerini ciddi ölçüde kısaltarak, yapay zekâ uygulamalarında "time-to-token" süresini yüzde 50'ye varan oranlarda azaltma potansiyeli sunuyor. Dijital ikiz tabanlı bu model, gelecekte yapay zekâ için gerekli olacak gigawatt ölçeğindeki veri merkezi yatırımlarının daha hızlı ve verimli şekilde hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynayacak. 5. Uyarlanabilir ve Dayanıklı Sıvı Soğutma Yapay zeka iş yükle rinin hızla artması, sıvı soğutma teknolojilerini veri merkezlerinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. Ancak yapay zekâ sadece daha güçlü soğutma ihtiyacı yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda bu sistemlerin çok daha akıllı ve verimli çalışmasını da sağlıyor. Yapay zeka destekli izleme ve kontrol mekanizmaları sayesinde sıvı soğutma altyapıları, olası arızaları önceden öngörebilen, akışkanları ve ekipmanları en verimli şekilde yöneten ve kendi performansını sürekli optimize edebilen yapılara dönüşüyor. Bu yaklaşım, yüksek değerli donanımların ve üzerlerinde çalışan kritik iş yüklerinin daha güvenilir, kesintisiz ve dayanıklı bir şekilde çalışmasına olanak tanıyor. Vertiv, 130'dan fazla ülkede faaliyet göstererek dünya genelinde veri merkezleri, iletişim ağları ile ticari ve endüstriyel tesislere yönelik kritik dijital altyapı çözümleri sunuyo r. Güç yönetimi, ısı yönetim ve BT altyapısını kapsayan geniş ürün ve servis portföyü, buluttan ağın uç noktasına kadar uzanan tüm dijital ekosistemi destekliyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde müşteriler, giderek karmaşıklaşan dijital dünyada operasyonlarını kesintisiz sürdürebiliyor, yüksek performans elde edebiliyor ve güvenle ölçeklenebiliyor.

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!" Haber

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!"

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen çalıştayın sonuçları, Türkiye'nin "Toplum 5.0" vizyonuyla uyumlu bir dijital dönüşüm sürecinde olduğunu ancak stratejik hataların veri güvenliğini tehdit ettiğini gösteriyor. Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şenay Balbay, raporun ülkemiz için bir yol haritası niteliğinde olduğunu vurguladı. Yapay Zeka Çıkmazı: Veri Güvenliği Riski Altında mı? Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, sanayicinin teknolojiye olan bakış açısı oldu. Sektörlerin yapay zeka ve dijitalleşme konusunda oldukça istekli olduğu görülse de iki büyük engel öne çıkıyor: KVKK İhmali: Yapay zeka projelerinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) yeterince önemsenmiyor. Doç. Dr. Balbay, "KVKK'nın göz ardı edildiği bir yapay zeka hamlesi, sektörel veri güvenliğini doğrudan riske atmaktadır" uyarısında bulundu. Veri Toplama Zayıflığı: Yapay zekayı besleyecek yeterli verinin toplanamaması ve süreç optimizasyonundaki hatalar, teknolojik dönüşümün verimini düşürüyor. KOBİ'ler İçin "Yeşil Finansman" Şart Türkiye sanayisinin bel kemiği olan KOBİ'ler, yeşil dönüşümde yalnız bırakılmamalı. Rapor, KOBİ'lerin önündeki iki temel bariyeri şu şekilde tanımlıyor: Raporlama Maliyetleri: Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'na (TSRS) uyum sağlamak KOBİ'ler için mali bir yük. Bürokratik Engeller: Dönüşüm için gerekli finansmana erişimdeki zorluklar ve destek mekanizmalarının yetersizliği süreci yavaşlatıyor. En Büyük Tehdit: "Yetkin Uzman Eksikliği" Rapor, Türkiye'nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında en büyük yapısal sorunun insan kaynağı olduğunu ortaya koydu. Koordinasyon Eksikliği: Kamu, üniversite ve sanayi arasındaki iş birliğinin zayıf kalması, projelerin kağıt üzerinde kalmasına neden oluyor. Stratejik Karar Verici Sorunu: Sürdürülebilirlik alanında stratejik kararlar alabilecek, teknik donanıma sahip uzman eksikliği sektörler için ciddi bir "tehdit" olarak tanımlanıyor. Eğitimde "Toplum 5.0" Modeli Üniversitelerden beklentinin değiştiğini belirten Doç. Dr. Balbay, klasik eğitim modellerinin yerine disiplinler arası ve "insan merkezli teknoloji eğitimi" anlayışının getirilmesi gerektiğini savundu. Sektör, üniversitelerden daha fazla uygulamalı eğitim programı talep ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.