Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!" Haber

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!"

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen çalıştayın sonuçları, Türkiye'nin "Toplum 5.0" vizyonuyla uyumlu bir dijital dönüşüm sürecinde olduğunu ancak stratejik hataların veri güvenliğini tehdit ettiğini gösteriyor. Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şenay Balbay, raporun ülkemiz için bir yol haritası niteliğinde olduğunu vurguladı. Yapay Zeka Çıkmazı: Veri Güvenliği Riski Altında mı? Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, sanayicinin teknolojiye olan bakış açısı oldu. Sektörlerin yapay zeka ve dijitalleşme konusunda oldukça istekli olduğu görülse de iki büyük engel öne çıkıyor: KVKK İhmali: Yapay zeka projelerinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) yeterince önemsenmiyor. Doç. Dr. Balbay, "KVKK'nın göz ardı edildiği bir yapay zeka hamlesi, sektörel veri güvenliğini doğrudan riske atmaktadır" uyarısında bulundu. Veri Toplama Zayıflığı: Yapay zekayı besleyecek yeterli verinin toplanamaması ve süreç optimizasyonundaki hatalar, teknolojik dönüşümün verimini düşürüyor. KOBİ'ler İçin "Yeşil Finansman" Şart Türkiye sanayisinin bel kemiği olan KOBİ'ler, yeşil dönüşümde yalnız bırakılmamalı. Rapor, KOBİ'lerin önündeki iki temel bariyeri şu şekilde tanımlıyor: Raporlama Maliyetleri: Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'na (TSRS) uyum sağlamak KOBİ'ler için mali bir yük. Bürokratik Engeller: Dönüşüm için gerekli finansmana erişimdeki zorluklar ve destek mekanizmalarının yetersizliği süreci yavaşlatıyor. En Büyük Tehdit: "Yetkin Uzman Eksikliği" Rapor, Türkiye'nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında en büyük yapısal sorunun insan kaynağı olduğunu ortaya koydu. Koordinasyon Eksikliği: Kamu, üniversite ve sanayi arasındaki iş birliğinin zayıf kalması, projelerin kağıt üzerinde kalmasına neden oluyor. Stratejik Karar Verici Sorunu: Sürdürülebilirlik alanında stratejik kararlar alabilecek, teknik donanıma sahip uzman eksikliği sektörler için ciddi bir "tehdit" olarak tanımlanıyor. Eğitimde "Toplum 5.0" Modeli Üniversitelerden beklentinin değiştiğini belirten Doç. Dr. Balbay, klasik eğitim modellerinin yerine disiplinler arası ve "insan merkezli teknoloji eğitimi" anlayışının getirilmesi gerektiğini savundu. Sektör, üniversitelerden daha fazla uygulamalı eğitim programı talep ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Kullanıcıların %78’i Tatil Aktivitelerine Yapay Zekâyı Dahil Etmeyi Planlıyor Haber

Türkiye’de Kullanıcıların %78’i Tatil Aktivitelerine Yapay Zekâyı Dahil Etmeyi Planlıyor

Yapay zekâ artık yalnızca alışveriş ya da planlama süreçlerinde kullanılan güvenilir bir yardımcı olmaktan çıkıp, duygusal destek sunabilen çok yönlü bir dijital yol arkadaşına dönüşmüş durumda. Bu eğilim özellikle Z ve Y kuşağı arasında daha belirgin şekilde öne çıkıyor. Ancak Kaspersky uzmanları, yapay zekâya duyulan aşırı güvenin veri güvenliği açısından riskler barındırabileceği konusunda uyarıyor. Yılbaşı tatili öncesinde Kaspersky, Türkiye’deki kullanıcıların tatil hazırlıklarını kolaylaştırmak ve boş zamanlarını daha verimli değerlendirmek için yapay zekâ destekli araçlardan nasıl yararlandıklarını ve buna eşlik eden potansiyel siber tehditleri ortaya koymak amacıyla bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre, 2025/2026 tatil döneminde yapay zekâ kullanımı oldukça yaygın. Katılımcıların %78’i tatil aktivitelerinde yapay zekâyı kullanmayı planladığını belirtiyor. Yapay zekâya en yüksek ilgiyi ise genç kullanıcılar gösteriyor; 18–34 yaş aralığındaki katılımcıların %86’sı tatil döneminde yapay zekâdan yararlanmayı düşünüyor. Araştırmaya göre, yapay zekâ kullanıcılarının yarıdan fazlası tatil döneminde tarif aramak (%47) ya da restoran ve konaklama seçeneklerini incelemek (%60) için bu araçlara başvurmayı planlıyor. Bu bulgu, yapay zekânın araştırma süreçlerini basitleştirme ve zaman tasarrufu sağlama konusundaki rolünü bir kez daha ortaya koyuyor. Öte yandan yapay zekâ, bir fikir üretim aracı olarak da kullanıcılar tarafından yoğun ilgi görüyor. Katılımcıların %47’si hediye fikirleri, kutlama önerileri veya yılbaşı dekorasyonu konusunda ilham almak için yapay zekâdan destek almayı planlıyor. Kullanıcıların %48’i boş zamanlarını nasıl değerlendireceklerine dair fikir üretiminde de yapay zekâya güveniyor. Tatil döneminde katılımcıların %52’si ise alışveriş listeleri oluşturma, en iyi fırsatları bulma veya kullanıcı yorumlarını analiz etme gibi konularda yapay zekâyı bir alışveriş asistanı olarak görüyor. Modern yapay zekâ araçları, tatil alışverişi yapan kullanıcıların yalnızca birkaç tıklamayla kişisel tercihlerine ve bütçelerine en uygun teklifleri bulmasını mümkün kılıyor. Ancak sohbet botları tarafından sunulan bilgilerin güvenilirliği önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Uzmanlar, yapay zekâ tarafından paylaşılan bağlantıların tıklanmadan önce mutlaka kontrol edilmesini öneriyor; zira bu bağlantılar kötü amaçlı ya da oltalama (phishing) içerikler barındırabilir. Bu riski azaltmak için, yapay zekâ tabanlı oltalama tespit teknolojileriyle güçlendirilmiş bir güvenlik çözümünün kullanılması tavsiye ediliyor. Yapay zekâ, farklı ihtiyaçlara yanıt verme ve yeni fikirler üretme kapasitesinin ötesinde, yeni bir rol daha üstlenmiş durumda: duygusal destek sunan sanal bir yol arkadaşı olmak. Tatil döneminde yapay zekâ kullanan katılımcıların %29’u, kendilerini mutsuz hissettiklerinde yapay zekâ ile sohbet etmeyi tercih ettiklerini ifade ediyor. Z ve Y kuşağı, yapay zekâ destekli bu tür etkileşimlere en fazla ilgi gösteren yaş grupları olarak öne çıkıyor. Kaspersky Yapay Zekâ Teknoloji Araştırma Merkezi Grup Yöneticisi Vladislav Tushkanov konuyla ilgili şunları söylüyor: “Büyük dil modelleri hızla geliştikçe, kullanıcılarla daha anlamlı diyaloglar kurma potansiyelleri de artıyor. Ancak bu sistemlerin, büyük ölçüde internetten toplanan verilerle eğitildiğini ve bu nedenle hataları ve önyargıları yeniden üretebildiğini unutmamak gerekiyor. Yapay zekâdan gelen önerilere temkinli yaklaşmak ve aşırı kişisel bilgi paylaşımından kaçınmak son derece önemli.” Yapay zekâ servisleriyle kurulan iletişim kişisel ve özel gibi görünse de bu araçların büyük çoğunluğunun ticari şirketler tarafından işletildiğini ve kendilerine ait veri toplama ve işleme politikalarına sahip olduğunu hatırlamak gerekiyor. Veri gizliliğini güçlendirmek için dikkat edilmesi önerilen bazı temel güvenlik adımları şunlardır: Bir yapay zekâ aracıyla sohbet etmeye başlamadan önce gizlilik politikasını mutlaka inceleyin. Sohbetlerinizin model eğitimi veya pazarlama amacıyla kullanılmasını devre dışı bırakma seçeneği olup olmadığını kontrol ederek toplanan veri miktarını sınırlayın.Yapay zekâ sohbet botlarıyla derinlemesine kişisel, kimlik belirleyici veya finansal bilgiler paylaşmaktan kaçının. Mesajlarınızı, herkese açık bir sosyal medya paylaşımı yapıyormuş gibi düşünün; mutlak gizlilik varsayımıyla hareket etmeyin.Güçlü gizlilik ve güvenlik geçmişine sahip, güvenilir şirketlerin sunduğu yapay zekâ servislerini tercih edin. Veri toplamak amacıyla tasarlanmış anonim veya bilinmeyen botlardan uzak durun. Kötü amaçlı veya sahte yapay zekâ botları, dolandırıcılık, kimlik avı veya şantaj amacıyla kişisel bilgileri ele geçirmeye çalışabilir. Verilerinizi korumak için, güvenilir olmayan bağlantılara tıklamayı engelleyen Kaspersky Premium gibi bir güvenlik çözümü kullanın. *Araştırma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 3.000 kişi çalışmaya katıldı.

Borusan Holding Sürdürülebilirlik Hedeflerini Bir Adım İleri Taşıdı Haber

Borusan Holding Sürdürülebilirlik Hedeflerini Bir Adım İleri Taşıdı

200 yıl ve ötesine uzanan bir Grup olma vizyonuyla yürüttüğü sürdürülebilirlik çalışmalarıyla sektörüne öncülük eden ve “geleceğe ilham veren” Borusan, yeni bir dönemi başlattı. Grup, değişen dünya dinamiklerine daha etkili yanıt verebilmek için taahhütlerini yukarıdan aşağıya belirlemek yerine, sahadan gelen veriye dayalı, en güncel bilimsel verileri esas alan ve ölçülebilir bir yaklaşımla yeniden kurguladı. Grup şirketlerinin iş modelleri, sera gazı emisyon profilleri ve stratejik öncelikleri tek tek analiz edilerek her bir şirket için tutarlı, doğrulanabilir, izlenebilir, karşılaştırılabilir bir veri toplama ve performans ölçüm yapısı oluşturuldu. Böylece “ortak akılla hedef belirleme” anlayışı Grup genelinde yeni standart haline geldi. Bu kapsamlı dönüşüm sürecinin sonunda, tüm Grup şirketleriyle birebir çalışılarak 2034, 2044 ve 2053 yıllarını kapsayan kademeli, bütüncül ve yeni bir sürdürülebilirlik yol haritası oluşturuldu. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, sürdürülebilirlik yolculuğunda vites yükselttiklerini belirterek; “Sürdürülebilirlik, Borusan'ın ruhunda, kalbinde hep vardı. Şimdi her bir şirketimizin katkısıyla şekillenen, bütünsel bir dönüşüm manifestosu yazmış olduk. Güncellenmiş yol haritamızla hem kendi izimizi hem de etki ettiğimiz her alandaki sorumluluğumuzu da yeniden tanımladık. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında, tüm ekosistemimizle birlikte şekillendirdiğimiz bu dönüşüm, Borusan'ın 81 yıllık birikimini yarınlara taşıyacak en güçlü taahhüdümüz” dedi. Borusan Grubu’nun güncellenen hedef setleri şu başlıklardan oluşuyor: İklim: 2053’te net sıfır, su çekiminde %30 azaltım Borusan, yatırımlarının iklim değişikliği etkilerini azaltmak ve uyum sağlamak için bilinçli eylemler tasarlarken bir yandan döngüsel ekonomiyi üretim ve hizmet süreçlerine giderek artan oranda entegre ediyor. Şirket, iklim başlığında öncelikli olarak şu alanlara odaklanıyor: İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum, suyun korunması ve yönetimi, döngüsellik ve atık yönetimi, doğanın ve biyoçeşitliliğin korunması, Bu çerçevede: Grup, Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonlarını 2053 yılına kadar, 2021 baz yılına kıyasla %96 oranında azaltmayı ve kalan emisyonları yüksek kaliteli karbon giderim yöntemleriyle dengeleyerek Net Sıfır’a ulaşmayı hedefliyor. Kapsam 3 emisyonları ise Net Sıfır yolculuğunun kritik bir bileşeni olarak ele alınıyor. Değer zincirindeki öncelikli emisyon kaynaklarının belirlenmesi, veri kalitesinin artırılması ve azaltım odaklı aksiyon alanlarının tanımlanması Grubun öncelikli hedefi. Bu kapsamda tedarik zinciri, yatırımlar ve iş ortakları kaynaklı emisyonların şeffaf biçimde izlenmesi ve azaltım fırsatlarının kademeli olarak hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Grup karbonsuzlaşma yol haritasını 2024-2034 (dengeleme ve verimlilik), 2034-2044 (yenilenebilir enerjiye geçiş) ve 2044-2053 (değer zincirinde dönüşüm) olmak üzere üç aşamada yönetecek.Grup, suyun korunması ve yönetimi yaklaşımını sadece “tüketim” üzerinden değil, su kaynağı üzerindeki baskıyı ifade eden “su çekimi” üzerinden yeniden tanımladı. 2021 yılında 1,25 milyon metreküp olan toplam su çekiminin, 2034 itibarıyla 875 bin metreküpe indirilerek %30 azaltılması hedefleniyor. Aynı dönemde geri dönüştürülen ve yeniden kullanılan su miktarını yaklaşık %80 artırarak 208 bin m³’e çıkarmayı planlıyor.2034 yılına kadar toplam 135 döngüsel ekonomi projesinin hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu, her yıl için dokuz proje anlamına geliyor. İnsan: Eşitlik hedeflerinde çıta yükseldi Toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarını 10 yılı aşkın süredir “Borusan Eşittir” çatısı altında yürüten Grup, bu yaklaşımı “Borusan ÇEK” (Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık) modeliyle genişletti. İnsan odaklı bir kurum olan Borusan, “eşitlik, yetenek yönetimi ve İSG” başlıklarına yoğunlaştığı yeni dönemde taahhütlerini de bir adım ileri taşıdı. Grup, kadın istihdamı ve liderliğini artırarak 2053’te yönetim kademelerinde tam eşitlik düzeyine ulaşmayı, saha–fabrika kadın oranını ise %30’a çıkarmayı hedefliyor. Yetenek yönetiminde, her 10 genç yeteneğin 9’unu ve liderlik havuzundaki her 100 çalışanın 95’ini elde tutmayı amaçlıyor. İSG alanında ise sıfır ölümlü kaza hedefinin yanı sıra, İSG kültürünü güçlendiren uygulamalarla kaza sıklık ve ağırlık oranlarında %50 azalma hedefleniyor. İnovasyon: Sürdürülebilirlik için teknoloji kaldıracı Borusan, inovasyonu sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için temel bir araç olarak konumlandırıyor ve bununla ölçülebilir değer yaratmayı amaçlıyor. Grup, Ar-Ge yatırımları ve kurumsal girişim sermayesi Borusan Ventures aracılığıyla geleceğe uygun, yenilikçi ve sürdürülebilir iş modellerini hayata geçirmeyi önceliklendiriyor, girişimcilik ekosistem iş birlikleri ile sosyal ve çevresel fayda sağlamayı hedefliyor. Bu yaklaşım kapsamında yapay zekâ gibi araçların, sürdürülebilirlik performansının izlenmesi ve iyileştirilmesini destekleyen bir karar destek mekanizması olarak etik, şeffaflık ve veri güvenliği ilkeleri çerçevesinde, ölçülebilir fayda sağlayacak alanlarda kademeli olarak kullanımı amaçlanıyor. Yönetişim: Tedarik zincirinde dönüşüm güçleniyor Borusan Holding, i3 yaklaşımına tüm odak alanlarını yatay kesen bir boyut olarak “Yönetişim” başlığını ekledi. Bu başlığı ilk aşamada özellikle tedarik zinciri yönetimi üzerinden merkeze alıyor. Bu kapsamda tedarikçilerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) performanslarının izlendiği “Sürdürülebilir Satın Alma Platformu”na dahil edilen tedarikçi sayısının 2034 yılında 750’ye, 2053 yılında ise 1600’e çıkarılması hedefleniyor. Grup, minimum sürdürülebilirlik kriterlerini karşılamayan tedarikçilerle çalışmama prensibini benimsiyor ve uyum sürecindeki iş ortaklarını teşvik mekanizmalarıyla desteklemek yeni uygulamalar geliştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Diş Hekimliğinde Devrim Yaratıyor Haber

Yapay Zekâ Diş Hekimliğinde Devrim Yaratıyor

Yapay zekânın diş tedavilerine katkıları olduğunu belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, “Yapay zekâ diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ediyor ve hekime bulguları hızlıca sunuyor. Bu da muayene süresini kısaltıyor” diyor. Yapay zekâ hayatın pek çok alanında olduğu gibi diş tedavisinde de kullanılıyor. İstinye Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emir Yüzbaşıoğlu, yapay zekânın diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ettiğini, hekime bulguları hızlıca sunduğunu ve muayene süresini kısalttığını belirtiyor. Yapay zekâ sayesinde bulguların doğru ve hızlı bir şekilde tespit edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hüseyin Emir Yüzbaşıoğlu, şunları söylüyor: “Diş hekimliğinde en fazla teşhis ve röntgen görüntüleme alanlarında yapay zekâ yazılımları kullanılıyor. Hastalarımızdan aldığımız diş röntgenlerini bu sistemler tarafından incelenerek hekimin gözünden kaçabilecek çürükler, kök ucu lezyonları vb. hastalıkları çok hızlı şekilde doğru ve güvenilir şekilde tespit edilebiliyor. Yapay zekâ destekli sistemler avantaj da sağlıyor. İnsan faktöründen kaynaklanan yorgunluk, dikkat dağınıklığı gibi etkenlerle hata payı oluşabilir. Her bir röntgenin dikkatlice incelenmesi zaman alır. Yapay zekâ, diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ediyor ve hekime bulguları hızlıca sunuyor, bu da muayene süresini kısaltıyor. Özellikle diş röntgenlerinde, insan gözünün zor seçtiği erken aşamadaki lezyonları, çürükleri ve kemik kayıplarını saniyeler içinde tespit edebilir. Teşhiste en büyük farkı burada yaratıyor.” “İdeal yolu ve süreyi hesaplıyor” Yapay zekâyı kullanan yazılımlarla çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, “Fakültemizde Bilgisayar Destekli Tasarım/Bilgisayar Destekli Üretim sistemlerimizde, yapay zekâyı kullanan yazılımlar kullanıyoruz. Bu yazılımlar, ağız içinden taradığımız diş ölçülerine göre kron, köprü veya inley/onley dolguların tasarımını otomatikleştirerek hassasiyeti artırıyor. Ortodonti kliniğimizde, hastamızın çene ve diş yapılarını analiz eden yapay zekâ yazılımı, hastaların dişlerinin nasıl hareket edeceğini, ideal yolu ve süreyi hesaplayarak tedavi planlamasında hekime destek oluyor” diyor. “Öğrenciler dijital çağın gerektirdiği yeteneklerle hazırlanıyorlar” “Yapay zekâ geleceğin diş hekimlerini yetiştirme şeklini kökten değiştiriyor. Yapay zekâ kullanan diş hekimleri kullanmayanlara göre birkaç adım önde olacaklar” diyen Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, şöyle devam ediyor: “Öğrenciler artık sadece teorik bilgi değil, dijital planlama yazılımlarını ve yapay zekâ destekli teşhis araçlarını kullanmayı öğrenerek kliniğe daha donanımlı ve dijital çağın gerektirdiği yeteneklerle hazırlanıyorlar.” “Yüze ve gülüşe en uyumlu diş şekillerini öneriyor” Yapay zekâ teknolojilerinin dijital diş hekimliğine entegrasyonu hakkında da konuşan Yüzbaşıoğlu, “Dijital diş hekimliğinde ağız içi tarayıcılar, CAD/CAM vb. teknolojiler zaten veriye yani bilgiye dayalıydı. Yapay zekanın entegrasyonu ise bu süreçleri hız, hassasiyet ve öngörü açısından üst seviyeye taşıdık” diyerek bunun hasta memnuniyetine etkilerini ise şöyle özetledi: “Bu entegrasyon tasarım ve üretim sürelerinin kısalttı. Yapay zekanın hassasiyeti sayesinde kron veya protezlerin ağza tam oturma oranı da artmış oldu. Ayrıca yapay zekâ estetik parametreleri analiz ederek yüze ve gülüşe en uyumlu diş şekillerini öneriyor. Bu da hasta memnuniyetini doğrudan artırıyor. Ayrıca şunu da belirtmeliyim, bizim temel yaklaşımımız, hasta mahremiyetini en üst düzeyde korumaktır. Bu tür sistemleri kullanırken, verilerin ulusal ve uluslararası veri güvenliği standartlarına ve yerel mevzuatlar uygunluğunu kesinlikle uyuyoruz.” “Yapay zekâ diş hekimliğini dönüştürecek” Yapay zekânın diş hekimliğini dönüştüreceğini de belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, şu bilgileri veriyor: “Önümüzdeki 5–10 yılda yapay zekâ, diş hekimliğini geri dönüşümsüz bir şekilde kökten dönüştürecek. Günümüzde hekimin eski hastalarından elde ettiği tecrübelerini hastalarına uyguladığı ancak tedavi sonuçlarının öngörülebilirliğinin net olmadığı bir dönemden, daha öngörülebilir tedavi sonuçları alacağımız zamanlara geçiyoruz. Hekimler yapay zekâ teknolojilerinin yardımıyla daha tedavi başlangıcında tedavi süreçlerinde nelerle karşılaşabileceğini, ne gibi işlemler yapabileceğini ve nihai sonucu hastası ile tedaviye başlamadan görebilecek, tartışabilecektir. Hekim sadece teşhis koyan, dolgu yapan, diş çeken veya protez yapan değil, yapay zekanın kendisine verdiği analizleri değerlendiren, kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturan ve en önemlisi hasta iletişimi ve etik kararlar veren bir yöneticiye dönüşecek. Hekim, yapay zekanın asistanı değil, yapay zekâ hekimin süper asistanı olacak.” “Yapay zekâ dersleri çağın gerekliliği olarak verilmeli” Hekimlerin yapay zekâya güvenmesi ve bu teknolojileri benimsemesi konusundaki engellere de değinen Profesör, “Hekimler, yapay zekanın karar verme süreçlerini tam olarak anlamadıklarında veya sistemin sunduğu verilerin tıbbi ve hukuki sorumluluğunu kimin alacağı net olmadığında güvenmekte zorlanabilirler. Ayrıca genç hekimler veya küçük klinik sahipleri için ileri yapay zekâ sistemlerine yatırım yapmak caydırıcı olabilir” diyor. Eğitim müfredatlarının da yenilenmesi gerektiğinin altını çizen Yüzbaşıoğlu, “Fakültelerimiz öğrencilerine ‘Dijital Diş Hekimliği’ ve ‘Yapay Zekâ Uygulamaları’ derslerini bir seçenek olarak değil çağın gerekliliği olarak vermelidir” diyor. “Yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılmalı” Yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılması gerektiğini belirten Yüzbaşıoğlu, şunları söylüyor: “Yerli yapay zekâ çözümlerimiz ülkemizde bulunuyor. Ancak yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılmalı ve bu sistemlerin kliniklerle entegrasyonu sağlanmalı. Hekimlere üniversiteler veya Diş Hekimleri Odaları tarafından organize edilen eğitimler ve bu tür sistemlerin kiralama seçenekleri sunulmalı. Bunun için üniversitelerimiz sektörle ortak AR-GE projeleri yürütmeli.”

Sağlık Turizmcileri Yeni Yönetmeliğe Hazırlandı Haber

Sağlık Turizmcileri Yeni Yönetmeliğe Hazırlandı

Tesviklendir.com Ana Sponsorluğunda Sağlık Turizmi Yönetmeliği Eğitimi: “Uygulamada Ne Değişti?” Yoğun İlgiyle Tamamlandı İstanbul’da The Prime etkinlik alanında düzenlenen “Yeni Sağlık Turizmi Yönetmeliği – 12 Kasım Düzenlemeleri: Uygulamada Ne Değişti?” başlıklı eğitim semineri, sektör temsilcilerinden büyük ilgi gördü. Sağlık turizmi işletmeleri, klinikler, hastaneler, hekimler ve sağlık acentesi yöneticilerinin ücretsiz olarak katıldığı etkinlikte, yeni yönetmelik kapsamındaki değişiklikler ayrıntılı şekilde ele alındı. Seminer boyunca; 29 Temmuz 2023 yönetmeliği ile 12 Kasım 2025 düzenlemesi arasındaki kritik farklar, dijital tanıtım stratejileri, uluslararası alan adları ve reklam gereklilikleri, Health Türkiye kullanım kuralları, uyumlu satış modeli ile KVK ve sağlık verisi süreçleri uygulamalı olarak incelendi. Etkinlik, The Prime Danışmanlık Kurucusu Salih Kutluk ve The Prime Mevzuat Uyum Ekibinin sunumlarıyla başladı. Ardından Cross The Line reklam ajansının dijital pazarlama ekibi dijital platformlardaki yeni yasak ve zorunlulukları örnekler üzerinden aktardı. Uluslararası satış uzmanı Ahmet Yardımcı, reklam kısıtlamaları döneminde uygulanabilecek yüksek dönüşümlü satış ve iletişim modellerini paylaştı. Son oturumda ise Av. Betül Karol, KVK kapsamında sağlık verilerinin işlenmesi, görsel onam süreçleri ve kurum içi veri güvenliği yapılanması hakkında detaylı bilgiler verdi. Etkinlikte ayrıca; teşvik sistemini doğrudan etkileyen yeni düzenlemeler karşısında sağlık işletmelerinin yaşadığı sorunları yazılım teknolojisiyle çözen TOS sisteminin sunumu, katılımcılar tarafından büyük ilgiyle izlendi. TOS yetkilileri, teşvik uyum sürecini sadeleştiren ve kurumsal hataları minimize eden çözüm modelini örnek vaka analizleriyle anlattılar. Katılımcılar, eğitim süreci boyunca soru–cevap bölümlerinde uzmanlarla birebir etkileşim fırsatı buldular. Etkinlik sonrası tüm katılımcılara dijital uyum checklisti, 2023–2025 yönetmelik kıyas tablosu ve sunum materyalleri iletildi.

Sektör Alarmda: "Malzeme Siparişi Virüsü" Mailiyle Yeni Oltalama Saldırısı! Haber

Sektör Alarmda: "Malzeme Siparişi Virüsü" Mailiyle Yeni Oltalama Saldırısı!

Son günlerde iş dünyasını hedef alan, özellikle e-ticaret ve lojistik zincirindeki şirketleri vuran yeni ve tehlikeli bir oltalama (phishing) dalgası tespit edildi. Siber güvenlik uzmanları, kurumsal e-posta kutularına gelen, son derece masum görünen ancak tehlikeli yazılımlar içeren e-postalar hakkında acil uyarı yayımladı. Tuzağın Detayı: Güven Veren Başlık Saldırganlar, kurbanların dikkatini çekmek için sıkça kullanılan ticari iletişimi taklit ediyor. Saldırıya uğrayan şirketlerin bildirdiğine göre, e-postalar genellikle şu gibi başlık ve içeriklerle geliyor: “Merhaba malzeme siparişlerimizi check eder misiniz virüs mü?” Veya: “Siparişlerimizde bir aksaklık var, lütfen ekteki dosyayı kontrol edin.” Bu mailler, alıcının iş akışının doğal bir parçasıymış gibi göründüğü için, genellikle şüphelenilmeden açılıyor. E-posta ekindeki dosya (çoğunlukla sahte bir fatura veya sipariş listesi görünümündeki .zip, .doc veya .exe uzantılı dosya), tıklandığı anda şirketin ağına fidye yazılımı (ransomware) veya casus yazılım (spyware) bulaştırıyor. Şirketler Neden Hedefte? Tedarik Zinciri Güvenliği (Supply Chain Security), son dönemin en hassas siber güvenlik konularından biri. Saldırganlar, bir şirketin finansal akışını ve operasyonel verilerini ele geçirerek: Maddi Zarar: Banka hesaplarına erişim veya fidye talepleriyle maddi kayıp yaratır. Operasyonel Durma: Sipariş, stok ve sevkiyat sistemlerini şifreleyerek şirketin çalışmasını tamamen durdurur. İtibar Kaybı: Müşteri ve tedarikçi verilerinin çalınmasıyla itibarını zedeler. Yöneticiler İçin Acil Eylem Planı Kurumsal e-posta güvenliğinizi sağlamak için aşağıdaki adımları hemen uygulayın: Gönderici Adresini Kontrol Edin: Tanıdık bir isim olsa bile, gönderen e-posta adresinin domain adının (alan adı) doğru olduğundan emin olun. Resmi şirket uzantısı yerine kişisel bir adres (@gmail, @hotmail vb.) kullanılmışsa %100 şüpheli kabul edin. Ekleri Tıklamayın: Beklenmeyen veya aciliyet hissi uyandıran ekleri asla açmayın. Özellikle .zip veya makro içeren .doc dosyalarına karşı uyanık olun. Çift Faktörlü Kimlik Doğrulama (MFA): Tüm kurumsal hesaplarda MFA zorunluluğu getirin. Bu, şifreler çalınsa bile sisteme girişi engeller. Personel Eğitimi: Çalışanlarınıza periyodik olarak oltalama simülasyonları ve siber güvenlik eğitimleri verin. İnsan faktörü, en zayıf halkadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otellerde Kimlik Fotokopisi Dönemi Bitti! Haber

Otellerde Kimlik Fotokopisi Dönemi Bitti!

Avukat Özge Özmen Korkut, KVKK’nın turizm sektörüne yönelik kritik kararı hakkında şu bilgileri verdi: “Resmî Gazete’de yayımlanan 2025/2120 sayılı İlke Kararı ile, konaklama hizmeti sunan tüm tesislerin misafirlerden T.C. kimlik belgesi fotokopisi alması hukuka aykırı kabul edildi ve derhal durdurulması istendi. Karar, sektörde yaygınlaşan şikâyetler, ihbarlar ve veri güvenliğine ilişkin risklerin Kurul tarafından değerlendirilmesi sonucu alındı. KİMLİK BİLGİLERİ KAYDEDİLEBİLİR, FOTOKOPİ ALINAMAZ Kurul, ilgili tüm mevzuatı inceleyerek konaklama tesislerinin misafirin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve oda bilgileri gibi temel kayıtları tutmasının “kanunlarda öngörülen” bir yükümlülük olduğunu vurguladı. Ancak kimlik doğrulaması için gerekli bilgilerin ötesine geçilerek kimlik belgesinin fotokopisinin alınması, saklanması veya sisteme yüklenmesi, Kanun’un 5. ve 6. maddeleri gereğince ölçülülük ilkesine aykırı bulundu. Kararda, kimlik fotokopisindeki fotoğraf, din, kan grubu gibi özel nitelikli kişisel verilerin gereksiz yere işlenmesinin veri güvenliği bakımından ciddi risk oluşturduğu belirtildi. ESKİ FOTOKOPİLER DE İMHA EDİLECEK KVKK, sadece yeni işlemler için değil geçmişte alınmış fotokopiler için de net bir yükümlülük getirdi: Konaklama amacıyla daha önce alınmış tüm T.C. kimlik fotokopilerinin, veri sorumluları tarafından Kanun’un 7. maddesi uyarınca imha edilmesi zorunlu. Bu imha işleminin, teknik ve idari tedbirlerle güvenli şekilde yapılması gerekiyor. “HUKUKİ DAYANAĞI YOK, GEREĞİNDEN FAZLA VERİ İŞLENİYOR” Kurul, otellerin kimlik fotokopisi alma alışkanlığının herhangi bir kanuni dayanağının bulunmadığını açıkça belirtti. Mevzuatta yer alan yükümlülüklerin kimlik fotokopisinden ziyade: Kimlik bilgilerini kayıt altına alma, Kimlik gösterilerek doğrulama yapma, Geliş–ayrılış bilgilerinin kolluğa bildirilmesi şeklinde olduğu ifade edildi. Bu nedenle fotokopi alma uygulaması, Kanun’un “veri minimalizasyonu” ilkesine aykırı olarak değerlendirildi. TURİZM SEKTÖRÜNDE YENİ DÖNEM Kararın ardından Türkiye genelinde tüm konaklama tesisleri artık: T.C. kimlik kartı veya pasaport yalnızca gösterilmek suretiyle doğrulama yapacak, Misafir bilgilerinin kaydını yasal çerçevede tutacak, Kimlik belgesi fotokopisini alamayacak, işleyemeyecek, saklayamayacak, Geçmiş fotokopileri imha edecek. KVKK, karara aykırı hareket eden tesisler hakkında Kanun’un 18. maddesi gereğince yaptırım uygulanacağını hatırlattı. KİŞİSEL VERİ GÜVENLİĞİ GÜÇLENDİRİLİYOR Bu düzenleme ile özellikle tatil bölgelerinde milyonlarca kişinin kimlik verilerinin kötüye kullanım ihtimalinin azaltılması ve sektörde veri güvenliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.”

Yapay Zekâ Turizmde Geliri Artıracak, Maliyetleri Azaltacak Haber

Yapay Zekâ Turizmde Geliri Artıracak, Maliyetleri Azaltacak

Turizm sektörünün teknolojiyle entegrasyonunu güçlendirmek amacıyla düzenlenen 10. Turizm Teknolojileri Zirvesi, sektör profesyonellerini, teknoloji liderlerini ve kamu temsilcilerini Antalya’da bir araya getirdi. "Gelecek Zirvede" mottosuyla gerçekleştirilen ve yapay zekâ, veri güvenliği ile turizm 5.0 kavramlarının masaya yatırıldığı organizasyonun ana sponsorluğunu, Türkiye’nin lider bulut teknoloji hizmet sağlayıcılarından FixCloud üstlendi. Zirvenin açılışında konuşan ve sektörün geleceğine dair ilgi çeken tespitlerde bulunan FixCloud CEO’su Yılmaz Barçın, turizmin artık sadece konaklama ve hizmet sunmaktan ibaret olmadığını, teknolojinin, sektörün ana belirleyicisi haline geldiğini vurguladı. “Dijital İz, Pasaporttan Daha Değerli Hale Geldi” Turizmde oyunun kurallarının değiştiğine dikkati çeken Yılmaz Barçın, rekabetin artık "en iyi otel, en iyi hizmet" iddiasından öteye geçerek veri yönetimine evrildiğini belirtti. Barçın, şunları kaydetti: “Bir misafirin ulaşımından transferine, rezervasyon anından otelden ayrılışına kadar bıraktığı dijital iz, pasaportundan daha değerli hale geldi. Çünkü veri, turizmin yeni para birimidir. Veriyi işlemeyen, yapay zekâyı süreçlerinde kullanmayan bir işletmenin, önümüzdeki 10 yılda rekabet şansı kalmayacaktır. FixCloud olarak biz, veriyi gelire dönüştüren teknolojiler sunarak sektörlerin stratejik ortağı oluyoruz.” “Turizmcinin ‘Dijital Kasası’yız” Konuşmasında veri güvenliği ve yerellik ilkesine de değinen Barçın, kişiselleştirilmiş tatil deneyiminin ancak güvenli bir altyapıyla mümkün olacağını hatırlattı. Barçın, “Hız ve yapay zekâ, güvenlik olmadan bir hiçtir. Elinizdeki veriyi açık kaynak kodlu bir yapay zekaya yorumlatmak veriyi herkese açık hale getirmek demek. Kapalı devre AI modelleri sayesinde seyahatin unutulmaz ve kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüşmesi, kampanyaların kolaylıkla optimize edilmesi ve maliyet avantajı sağlanması mümkün. Biz, kendimizi turizmcinin ‘dijital kasası’ olarak tanımlıyoruz. Misafirler ağırlanırken arka plandaki devasa operasyonun kesintisiz ve güvenli çalışması ve bunlar yapılırken tüm verilerin Türkiye sınırları içinde kalarak KVKK ile tam uyumlu korunması en büyük önceliğimizdir.” diye konuştu. Yapay Zekâ ile Kişiselleştirilmiş Deneyim Zirve boyunca düzenlenen panellerde, yerli bulut teknolojilerinin eriştiği üst düzey kapasite ve güvenlik detaylı biçimde masaya yatırıldı. FixCloud’un sunduğu yüksek performanslı GPU altyapıları ve yeni nesil yapay zekâ çözümlerinden örnekler verildi. Etkinlik, turizm ve teknoloji paydaşlarının dijital ekosistemi güçlendirme mesajlarıyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.