Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KVKK Kararı Sonrası Mesai Takibinde Yeni Dönem Haber

KVKK Kararı Sonrası Mesai Takibinde Yeni Dönem

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (KVKK) çalışanların mesai ve devam takibinde kullanılan biyometrik verilere ilişkin yayımladığı yeni ilke kararı, iş dünyasında önemli bir dönüşüm sürecini gündeme taşıdı. Kararla birlikte, çalışanların giriş-çıkış süreçlerinin takibinde parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik yöntemlerin kullanımı, veri işleme faaliyetlerinin gereklilik ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gereken bir alan olarak öne çıktı. Kurul, aynı amaca daha az müdahaleci yöntemlerle ulaşılabildiği durumlarda biyometrik veri kullanımının dikkatle ele alınması gerektiğine işaret ederken, şirketlerin çalışan devam kontrol sistemlerinde alternatif çözümlere yönelmesi bekleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in CEO’su Onur Bayındır, alınan kararın yalnızca hukuki bir düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti: “Mesai takibinde yeni dönem başladı. Şirketler artık yalnızca operasyonel ihtiyaçlarını değil, veri güvenliği, çalışan deneyimi ve yasal uyumluluk süreçlerini birlikte değerlendirmek zorunda. İnsan kaynakları teknolojilerinin amacı çalışanı takip etmek değil, çalışanı güçlendirmek olmalı.” Şirketler Alternatif Çözümleri Daha Fazla Gündemine Alacak Bayındır, çalışan devam kontrol süreçlerinde biyometrik yöntemlerin dışında da birçok teknolojik alternatif bulunduğuna dikkat çekerek, son yıllarda şirketlerin daha esnek çözümlere yönelmeye başladığını ifade etti: “Günümüzde çalışan devam kontrolü için parmak izi veya yüz tanıma tek seçenek değil. QR kod ile giriş-çıkış, GPS doğrulama, mobil uygulama tabanlı çözümler ve turnike entegrasyonları sayesinde şirketler hem operasyonel verimliliklerini korurken, biyometrik veri işleme ihtiyacını azaltabilecek alternatif yöntemlerden de yararlanabiliyor.” Özellikle saha ekipleriyle çalışan, hibrit çalışma modelini benimseyen ve farklı lokasyonlarda faaliyet gösteren organizasyonlarda mobil tabanlı çözümlerin hızla yaygınlaştığını belirten Bayındır, yeni düzenlemenin bu dönüşümü daha da hızlandıracağını söyledi. Çalışan Güveni ve Veri Koruma Süreçleri Ön Plana Çıkıyor Çalışanların kişisel verilerinin korunmasına yönelik farkındalığının her geçen gün arttığını vurgulayan Bayındır, şirketlerin sürdürülebilir başarı için çalışan güvenini merkeze alan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini dile getirdi: “Bugünün çalışanları yalnızca dijitalleşme beklemiyor; aynı zamanda verilerinin nasıl işlendiğini de önemsiyor. Şirketler için sürdürülebilir başarı, çalışan güvenini koruyarak operasyonel süreçleri yönetebilmekten geçiyor. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülükler ile çalışan deneyimi artık birbirinden ayrı düşünülemez.” İnsan Kaynakları Süreçlerinde Dönüşüm Fırsatı Bayındır, söz konusu kararın şirketler açısından yalnızca bir uyum zorunluluğu olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, insan kaynakları süreçlerinin modernizasyonu için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti: “Bu karar, şirketler için yalnızca bir uyum zorunluluğu değil, aynı zamanda insan kaynakları süreçlerini modernize etmek için önemli bir fırsat. Geleceğin PDKS sistemleri; daha esnek, daha kullanıcı dostu ve veri minimizasyonu yaklaşımını gözeten yapılar üzerine kurulacak. Şirketler hem yasal risklerini azaltabilir hem de çalışanlarına daha güven veren bir deneyim sunabilir.” İdenfit, QR kod, GPS doğrulama, mobil uygulama ve turnike entegrasyonları gibi çözümlerle şirketlerin çalışan devam kontrol süreçlerini kişisel verilerin korunmasına ilişkin gereklilikleri gözeterek dijitalleştirmelerine ve uyum süreçlerini desteklemelerine katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Huawei'den Şirketlere Uçtan Uca Yapay Zekâ Altyapısı    Haber

Huawei'den Şirketlere Uçtan Uca Yapay Zekâ Altyapısı   

Huawei Başkan Yardımcısı ve Huawei Veri Depolama Ürün Hattı Başkanı Yuan Yuan, 21 Mayıs'ta Paris'te düzenlenen forumda ‘Data Awakening, Infra Evolving’ başlıklı bir açılış konuşması gerçekleştirdi. Yuan, yapay zekâ ajanlarının şirketlerin yeni dijital çalışanlarına dönüştüğünü ve bunun da işlem yükünü görülmemiş bir hıza çıkardığını söyledi. Huawei yeni dönemin ihtiyaçlarına yanıt vermek için altı temel alanda destek veren kapsamlı bir altyapı çözümü geliştirdi: verinin depolanması, bilgi ve hafıza yönetimi, model kurulumu, ajan geliştirme, kaynak yönetimi ve güvenlik. Bu yeni yaklaşım; depolamadan güvenliğe kadar tüm halkaları tek bir bütün hâlinde sunarak kurumların yapay zekâ uygulamalarını daha hızlı, daha doğru ve daha ekonomik biçimde devreye almasını sağlıyor. "Yapay zekânın bir sonraki bölümü veridir" Yuan Yuan, yapay zekânın bugün şirketlerin çalışma biçimini kökten değiştirdiğini, ajanların ise yeni dönemin en önemli üretkenlik aracı hâline geldiğini vurguladı. Kurumların bu dönüşümü kaçırmamak için mevcut bilişim altyapılarını hızla yapay zekâya uygun hâle getirmeleri gerektiğine dikkat çeken Yuan, geleneksel sistemlerin artan veri yükünü kaldıramayacağının altını çizdi. Yuan Yuan konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Yapay zekâ, bilişim sektörü için yeni fırsatların kapısını aralıyor. Yapay zekânın bir sonraki bölümü veridir. Veri depolamada teknolojik yeniliğe bağlı kalan Huawei, sektördeki yapay zekâ benimseme deneyimini biriktirecek ve müşterilerin akıllı çağa yolculuğunu hızlandırmak için tüm sektörle yakın iş birliği içinde çalışacaktır." Bir pizza kutusu büyüklüğünde 11 petabayt veri, yüzde 90 daha hızlı yanıt Huawei'nin tanıttığı OceanStor Pacific depolama çözümü, oldukça küçük bir alana çok büyük miktarda veri sığdırarak şirketlerin depolama maliyetlerini önemli oranda düşürüyor. Şirketin DME Omni-Dataverse adlı veri yönetim platformu ise farklı kaynaklardaki ve farklı lokasyonlardaki verileri tek nokradan izlenebilir ve yönetilebilir hâle getiriyor. Ek olarak, milyarlarca veri parçası arasından aranan bilgiye saniyeler içinde ulaşılabilmesini sağlıyor. Yapay zekâ uygulamalarının en sık yaşadığı sorunlardan biri, kullanıcıya ilk yanıtı vermesinin uzun sürmesi. Huawei'nin geliştirdiği yeni hafıza teknolojisi Context Memory Storage (CMS), bu süreyi yüzde 90 oranında kısaltarak yapay zekânın çok daha akıcı çalışmasını sağlıyor. Şirketin sunduğu yapay zekâ veri platformu ise sorulara verilen yanıtların doğruluğunu yüzde 30 artırırken, kullandığı bilgi bankasıyla yüzde 95'in üzerinde doğru bilgi getirme oranı yakalıyor. Sistem ayrıca kendi kendine öğrenip gelişen bir hafızaya sahip. Tek donanımla kodsuz ajan geliştirme Huawei'nin ModelEngine çözümü, şirketlerin yeni yapay zekâ modellerini hiç kod yazmadan sistemlerine entegre etmelerini ve tek tıkla devreye almalarını sağlıyor. Çözümün akıllı kaynak yönetimi sayesinde, tek bir donanım birimi, aynı anda 10 farklı işi bir arada yapabiliyor; bu da şirketlerin çok daha fazla verim almasına olanak tanıyor. Şirketlerin kendi yapay zekâ ajanlarını oluşturması da artık çok daha kolay. Yapay zekâ sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte veri güvenliği de yeni risklerle karşı karşıya. Yapay zekâ araçlarının kötüye kullanılması, yanlış veri besleyerek sistemleri zehirlemesi, verileri değiştirmesi ya da fidye yazılımı saldırıları gibi tehditler artıyor. Huawei, şirketlerin bu risklere karşı uçtan uca bir koruma sistemi kurması gerektiğini vurguluyor ve sunduğu çözümle yapay zekâ verisini her açıdan güvence altına alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güvenlikte Yeni Dönemin Yol Haritası BZsec 2026’da Çizilecek    Haber

Güvenlikte Yeni Dönemin Yol Haritası BZsec 2026’da Çizilecek  

Artık güvenlik yalnızca bir koruma katmanı değil; kurumların sürdürülebilirliği açısından kritik bir stratejik alan haline gelmiş durumda. Günümüzde kurumlar sadece klasik siber saldırılarla değil, yapay zekâ tarafından üretilen tehditlerle, kimliği belirsiz dijital varlıklarla ve görünmeyen risklerle karşı karşıya kalıyor. Bu yeni gerçeklikte güvenlik; yalnızca IT sistemlerini değil, veriyi, karar mekanizmalarını, iş süreçlerini ve dijital kimliği kapsayan bütünsel bir yapı olarak ele alınıyor. Güvenlik Zirvesi- BZsec 2026, bu yaklaşım doğrultusunda güvenliği çok boyutlu bir perspektifle gündeme taşıyacak. 17 Haziran 2026 Çarşamba günü gerçekleşecek zirvede; CISO, CIO ve CTO seviyesinde 200 üst düzey karar verici, güvenliğin yalnızca bugünü değil, hızla dönüşen geleceğini masaya yatıracak. Siber Güvenlik Gündemini Belirleyen Stratejik ve Kapsamlı Oturumlar Zirve kapsamında; yapay zekâ ve otonom sistem güvenliği, yapay zekâ destekli saldırılar ve deepfake tehditleri ile kuantum sonrası kriptografi çalışmaları ele alınacak. Tedarik zinciri ve yazılım güvenliği ile bulut, multi-cloud ve edge mimarilerde güvenlik yaklaşımları da zirvenin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Siber tehdit istihbaratı ve proaktif savunma modelleri de kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Bununla birlikte; dijital kimlik ve erişim yönetimi, veri güvenliği, mahremiyet ve regülasyonlar ile Zero Trust yaklaşımı zirvenin önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor. Siber dayanıklılık ve iş sürekliliği, ransomware ekonomisi, API güvenliği ve dijital ekosistem riskleri ile XDR, MDR ve otonom SOC dönüşümü de ele alınacak başlıklar arasında yer alıyor. Yapay zekâ destekli savunma ve gizlilik odaklı teknolojiler ise siber güvenliğin geleceğini şekillendiren kritik alanlar olarak öne çıkıyor. Keynote konuşmaları, ana panel, konuk sunumları, söyleşi oturumları, networking ve iş birliği alanlarının yer alacağı Güvenlik Zirvesi-BZsec 2026’ya ilişkin detaylı bilgiye https://bilisimzirvesi.com.tr/etkinlikler/etkinlik/guvenlik-zirvesi-bzsec-2 adresinden ulaşılabilir. Etkinliğe kurumların CISO, CIO ve CTO unvanına sahip yöneticileri katılım sağlayabilirken diğer katılımcılar ise web sitesinde yer alan “BİLET AL” butonu üzerinden kayıt yaptırarak katılım gerçekleştirebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji, Endüstriyel IoT ve Yapay Zeka Çözümleriyle Öne Çıkıyor Haber

Nu Teknoloji, Endüstriyel IoT ve Yapay Zeka Çözümleriyle Öne Çıkıyor

Endüstriyel IoT (Nesnelerin İnterneti) ve yapay zekâ destekli sistemler sayesinde üretim hatları mekanik yapılar olmaktan çıkarak; enerji tüketimini, performans kayıplarını, bakım ihtiyaçlarını ve olası arıza risklerini anlık olarak analiz edebilen akıllı sistemlere dönüşüyor. Nu Teknoloji, Endüstriyel IoT ve yapay zekâ destekli sistemlerle sanayide enerji verimliliği, uzaktan makine yönetimi ve üretim optimizasyonuna odaklanıyor. Bugün endüstriyel IoT teknolojileri, üretim sektöründe yalnızca otomasyon değil; maliyet yönetimi, enerji verimliliği ve rekabet avantajı açısından da kritik bir dönüşüm alanı olarak görülüyor. Küresel ölçekte endüstriyel IoT pazarı da hızlı büyüyor. Grand View Research verilerine göre, 2024 yılında yaklaşık 483 milyar dolar büyüklüğe ulaşan küresel endüstriyel IoT pazarının 2030’a kadar 1,6 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyümenin temelinde enerji verimliliği, kestirimci bakım, uzaktan yönetim teknolojilerine yönelik artan talep ve 5G IoT altyapılarının yaygınlaşmaya başlaması yer alıyor. Global endüstriyel IoT uygulamalarında, üretim tesislerinde enerji tüketiminde yüzde 10 ila yüzde 30 arasında optimizasyon sağlanabildiği, plansız makine duruşlarının ise önemli ölçüde azaltılabildiği belirtiliyor. Özellikle enerji maliyetlerinin yükseldiği ve üretim sürekliliğinin kritik hale geldiği sektörlerde veri odaklı üretim sanayi kuruluşları açısından stratejik önem taşıyor. Nu Teknoloji, geliştirdiği endüstriyel IoT ve yapay zekâ destekli sistemlerle; gerçek zamanlı veri takibi, enerji optimizasyonu, uzaktan erişim ve arıza tahmini gibi alanlarda sanayi kuruluşlarına yönelik çözümler geliştiriyor. Şirketin geliştirdiği sistemler mevcut üretim altyapılarına düşük yatırım maliyetiyle entegre edilebilirken, kablosuz haberleşme altyapısı sayesinde işletmelerin yüksek maliyetli yeni kablolama süreçlerine ihtiyaç duymadan ve üretimi durdurmadan dijital dönüşüm uygulamalarına geçiş yapabilmesine olanak sağlıyor. Ayşe Nur Koroğlu: “Geleceğin güçlü şirketleri, yalnızca büyük üretim tesislerine sahip olanlar değil; veriyi doğru okuyabilen, analiz edebilen ve yöneten şirketler olacak.” Nu Teknoloji’nin İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, sanayide rekabetin artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, veri yönetimiyle şekillendiğini söyleyerek şu değerlendirmede bulundu: “Sanayide dijital dönüşüm artık yalnızca otomasyon yatırımlarıyla sınırlı değil; veriyi doğru okuyabilen, analiz edebilen ve yöneten şirketler rekabette öne çıkıyor. Endüstriyel IoT sistemleri sayesinde makineler; enerji tüketiminden performans kayıplarına, bakım ihtiyaçlarından olası arıza risklerine kadar birçok veriyi anlık olarak aktarabiliyor. Yapay zekâ destekli analiz altyapıları ise bu verileri anlamlandırarak işletmelere operasyonel verimlilik, enerji optimizasyonu ve kestirimci bakım alanlarında önemli avantajlar sağlıyor. Özellikle plansız duruşların azaltılması ve bakım süreçlerinin öngörülebilir hale gelmesi, üretim sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde üretimde rekabet avantajı, yalnızca kapasite artışıyla değil, enerji verimliliği, veri yönetimi ve dijital altyapı yetkinlikleriyle şekillenecek. Aynı zamanda veri güvenliği, kesintisiz haberleşme altyapıları ve yapay zekâ destekli otomasyon sistemleri sanayi şirketlerinin yatırım gündeminde daha fazla yer alacak. Nu Teknoloji olarak biz de üretim tesislerinin dijitalleşmesini kolaylaştıran, sahadan veri toplayan ve bu veriyi anlamlandıran sistemlerle sanayinin görünmeyen dijital altyapısını geliştirmeye odaklanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu Haber

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu

4. defa gerçekleşen etkinlikte, dijital finans ekosisteminin bugünü ve geleceği çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Ana sponsorluğunu Mayasoft’un üstlendiği etkinlikte; gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar yoğun bir program kapsamında değerlendirildi. Türkiye’nin finans ve teknoloji alanındaki stratejik buluşmalarından biri olarak konumlanan TechFinTech’te yalnızca mevcut dönüşümü değil, finansın geleceğinin nasıl şekilleneceğini de çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Bilişim Zirvesi Etkinlik Şirketi tarafından 4. kez gerçekleştirilen etkinlikte, gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar büyük ilgi gören oturumlarda kapsamlı şekilde değerlendirildi. Finansın Yeni Oyun Kuralları TechFinTech Sahnesinde TechFintech 2026 açılış konuşmasını BTHaber Genel Yayın Koordinatörü Ayhan Sevgi yaptı. Sevgi, “Finansal Dijitalleşmenin Yeni Evresi” başlıklı açılış konuşmasında, “Son 3 yıl durgunluk yaşayan fintech dünyası, 2025’te küresel yatırımların 116 milyar dolara ulaşmasıyla yeniden yükselişe geçti. Fintech’ler artık alternatif değil, geleceğin finansal altyapısı olarak konumlanırken; Türkiye’de sektör yaklaşık 214 milyon dolarlık yatırım ile startup yatırımlarında işlem hacmi bakımından ikinci sıraya yerleşti. Yatırımcı ilgisi varlık yönetimi ve yatırım odaklı çözümlere kayarken, özellikle dolandırıcılık önleme ve kritik skorlama alanlarında yapay zeka algoritmaları, operasyonel maliyetleri düşürerek verimliliği ana yatırım odağı haline getiriyor. Bu teknolojik gelişmelerin yakın gelecekte fintech sekötürnün en önemli belirleyicisi olacağı tahmin ediliyor” dedi. Etkinliğin ana konuşmacısı Deloitte Sorumlu Ortak ve Blokzincir Hizmetleri Lideri Uğur Kağan Dinçsoy, konuşmasında “Finansın Yeni Denkleminde Kim Nerede?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dinçsoy sunumunda “Fintech dünyasında son dönemde dikey yapılardan yatay modellere geçiş hızlanırken, şirketler yazılım ve BT süreçlerini dış kaynak kullanmak yerine kendi bünyelerine alarak daha hızlı ve verimli büyümeye yöneliyor. Yapay zeka uygulamaları kullanıcı harcamalarında oyun harcamalarını geride bırakmaya başlarken, bu durum önemli bir trend değişimine işaret ediyor. Türkiye’de artan yatırım ilgisi ve global oyuncuların potansiyel girişleriyle birlikte rekabetin daha da sertleşmesi bekleniyor. Hyperscaler yatırımlarının Türkiye’ye gelmesiyle regülasyon kaynaklı sıkışıklıkların azalacağı öngörülüyor. Bankacılık tarafında ise platform bankacılığına ek olarak servis bankacılığı modeli öne çıkarken, müşteri deneyimi de merkeze yerleşiyor. Kripto varlıklar tarafında ise sıkılaşan regülasyonlarla birlikte saklama hizmetleri yeni dönemin temel başlıkları haline geliyor. Tüm bu dönüşüm içinde fintech şirketleri için artık sadece büyüme değil; risk yönetimi, uyum ve sürdürülebilir kârlılık en kritik öncelikler olarak öne çıkıyor” dedi. Ana sponsor Mayasoft’un CEO’su Yasin Aşır, “Finansın Yeni Altyapısı: Gerçek Zamanlı, Akıllı, Kesintisiz” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Aşır sunumunda; “Finansın yeni işletim sistemi yazılırken müşteri deneyimi veriyle tamamen entegre hale gelmiş durumda; karar alma süreçleri köklü bir dönüşüm yaşıyor. Eskiden sezgisel ve tecrübeye dayalı kararlar alınırken, bugün veriyi bir ‘yakıt’ gibi kullanarak iş zekâsı çıktıları ve algoritmalarla daha akıllı, veri odaklı kararlar veriliyor. Bu yapıya yapay zekanın eklenmesiyle çok daha güçlü sonuçlar ortaya çıkıyor. Yapay zeka günlük hayatımızda ve finans sektöründe aktif şekilde kullanılmaya başlanmış olsa da hangi ölçekte, hedefle ve regülasyon çerçevesinde kullanılacağı hâlâ kritik bir soru olarak duruyor. Öte yandan artan entegrasyonlar ve genişleyen API ekosistemi sistemleri daha kırılgan hale getirirken, saldırı yüzeylerinin büyümesi ve yapay zeka destekli tehditlerdeki artış bu riski daha da belirgin kılıyor. Bu nedenle geleceğin kazananları yalnızca teknolojiyi kullananlar değil; yapay zekayı güvenli ve regülasyonlara uyumlu şekilde kurumsallaştıran, altyapıyı güçlü ve esnek kurgulayan, ekosistemi güvenle yöneten ve operasyonlarını kesintisiz sürdürebilen kurumlar olacak. Yarının kazananları ekosistemi kuran değil, güvenle yöneten olacak” dedi. Finansta Karar Mekanizması Yeniden Şekilleniyor Verinin karar verme süreçlerindeki yeri ve etkisinin panelistler tarafından ele alındığı “Veriyle Karar Veren C-Suite” ana panelinin moderatörlüğünü BTHaber Başkanı Murat Göçe üstlendi. Murat Göçe giriş konuşmasında “Bir zamanlar bankacılık işlemleri hesap cüzdanına bağlıydı; bugün ise fintech ve yapay zekâ ile bambaşka bir noktadayız. Eskiden başka bir şubeden para çekmek günler sürerken, bugün finans dünyası hız ve teknolojiyle yeniden şekilleniyor. Artık sadece bankalar değil; fintech’ler, ödeme sistemleri ve yapay zekâ da finansın merkezinde yer alıyor” diyerek alınan yola dikkat çekti. Panel konuğu Koç Finans CFO’su Doğu Özden, “Veri ve yapay zekâ aslında karar vermiyor; önemli bir girdi sağlıyor ancak burada hala karar verenler veriyi yönetenler. Ancak burada veriyi zaman zaman kutsallaştırdığımızı da düşünüyorum. Burada veriye karşı çok duygusal olmadan onu yöneterek o duygusallığı tecrübe ile sonraki aşamaları devreye almamız gerekir. Veri bize sadece bir fotoğraf sunuyor ve bu fotoğraf çoğu zaman soğuk olabilir. Günün sonunda o kararı verirken bu fotoğrafın üzerine bağlamı, tecrübeyi ve insan faktörünü eklemek gerekir. Bu yüzden bugün geldiğimiz noktada yapay zekâdan ziyade hibrit zekânın, yani insan ve yapay zekânın birlikte çalışmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum” açıklamasında bulundu. Panelde görüşlerini paylaşan bir diğer konuk isim ING Türkiye IT Direktörü Hale Kocabıyık, “Veri üretimi ve anlamlandırılması hiç olmadığı kadar hızlandı; bu da doğal olarak kararların aynı hızda alınması beklentisini doğurdu. Ancak organizasyonlarda her kararın doğası farklıdır. Bu nedenle mesele, veri ile karar alma süreçleri arasındaki bir hız farkı değil; kararların doğası gereği farklı hız ihtiyaçlarına sahip olmasıdır. Bu bağlamda asıl kritik konu, hangi kararın ne şekilde ve hangi hızda verilmesi gerektiğini doğru tasarlayabilmek, yani sağlam ve işlevsel bir karar mimarisi kurabilmektir. Bu başarıldığında, kararın ihtiyacı ile veri akışı zaten doğal olarak senkronize olur” diyerek görüşlerini aktardı. Ana panel sponsoru HPE İş Geliştirme ve Dönüşüm Projeleri Yöneticisi Mert Sarıkaya ise “Veri, kararın tek kaynağı değil; çoğu zaman insanlar sezgileriyle bir noktaya geliyor ve veriyi bunu desteklemek için kullanıyor. Bunun arkasında insan psikolojisi, ön yargılar ve veriyi seçme biçimimiz yatıyor. Ayrıca veri bize geçmişi ve bugünü gösterirken, biz karar verirken geleceği tahmin etmeye çalışıyoruz. Bu noktada bağlam, sezgi ve tecrübe devreye giriyor ve nihai kararı şekillendiriyor. Yapay zekânın yükselişiyle birlikte kararların bir kısmını makinelere bırakıyoruz; ancak asıl soru artık şu: İnsan bu sürecin neresinde konumlanacak ve nasıl değer katacak?” dedi. Bulut, GPU ve Yapay Zekâ ile Finansın Yeni Altyapısı “Finans Sektöründe Dijital Dayanıklılık: Bulut, Regülasyon ve Süreklilik” başlıklı oturumda konuşan İşNet Satış Direktörü Pınar Tüfenkci, “Yapay zekâ dönüşümünün etkisi hızla artarken, İşNet olarak GPU as a Service hizmetimizle şirketlerin NVIDIA H100 ve H200 gibi güçlü GPU’lara bulut üzerinden, donanım yatırımı yapmadan erişmesini sağlıyoruz. Bu yapı, Türkiye’nin finans bulutu gereklilikleri ve KVKK uyumluluğu gözetilerek tasarlandı; böylece kurumlar hem yüksek işlem gücüne hem de güçlü veri güvenliği altyapısına sahip oluyor. GPU tabanlı altyapımız ve akıllı yönetim katmanımız sayesinde yapay zekâ uygulamalarını güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde çalıştırarak fintech ekosisteminin dönüşümüne katkı sunuyoruz” dedi. Aynı oturumda yer alan Upsonic Co-Founder & CEO’su Taygun Alban ise “Upsonic olarak elektronik para kuruluşları, bankalar ve finansal kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde aktif rol alıyor, fintech süreçlerini uçtan uca yapay zekâ ile otomatize etmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz AI ajanlar, özellikle işe alım gibi karmaşık süreçlerde evrak toplama, doğrulama ve analiz adımlarını otomatikleştirerek operasyonel yükü önemli ölçüde azaltıyor. Ancak bu sistemlerin sürdürülebilir şekilde çalışabilmesi için güçlü, güvenli ve regülasyona uygun bir altyapı kritik önem taşıyor. Bu noktada İşNet ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, yalnızca yüksek GPU kapasitesi ve yerel veri uyumluluğu sağlamakla kalmadı; aynı zamanda sunduğu esnek ve ölçeklenebilir altyapı sayesinde hem maliyet optimizasyonu sağlıyor hem de sürdürülebilir ve güvenilir bir büyüme modeli oluşturabiliyoruz” dedi. “Finansta Yapay Zekâ ile Değer Yaratmak: Bugün Ne Mümkün?” başlıklı sunumu gerçekleştiren Oredata COO’su Çağlar Kara, “Bugün dünya genelinde her 10 şirketin 9’u yapay zekâ ile ilgili çalışmalar yürütüyor; ancak bu projeleri ölçekleyebilen şirketlerin oranı hâlâ oldukça sınırlı. Kurumlar strateji tarafında belirli bir olgunluğa ulaşmış olsa da veri altyapısı ve organizasyonel kültür, dönüşümün önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ projelerinde başarıyı belirleyen unsur yalnızca teknoloji değil; aynı zamanda kurumların bu değişime ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğidir. Bu nedenle kısa sürede değer üreten, ölçülebilir ve önceliklendirilmiş projelerle ilerlemek kritik önem taşıyor. Yapay zekâ artık bir tercih değil, rekabet gücünü korumak isteyen kurumlar için stratejik bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Doğru kurgulanmış projelerle kurumlar, yatırım geri dönüşünü çok daha hızlı şekilde elde edebiliyor” diyerek görüşlerini paylaştı. “Finansın Kör Noktası, Erişilemeyen Müşteri Kitlesi” başlıklı sunumda Binclusive Kurucu Ortak Atakan Nalbant, “Finansın en kritik ancak çoğu zaman göz ardı edilen alanı erişilebilirlik. Bugün milyonlarca kullanıcı için mesele yalnızca teknolojiye ulaşmak değil, o teknolojiyi gerçekten kullanabilmek. Doğru tasarlanmayan dijital deneyimler kullanıcıları sistemin dışında bırakırken, erişilebilirlik artık sadece bir kullanıcı deneyimi konusu değil; aynı zamanda kurumlar için regülasyon, sorumluluk ve sürdürülebilir büyümenin temel bir parçası haline geliyor. Bu nedenle erişilebilirliği her yeni ürün ve özellikte temel bir öncelik olarak ele almak gerekiyor. Çünkü erişilebilirlik sağlandığında yalnızca belirli bir kullanıcı grubu değil, tüm kullanıcı deneyimi daha güçlü ve kapsayıcı hale geliyor” dedi. Ekonomist Dr. Hakan Yurdakul ise “Yeni Ekonomik Düzende Finans” başlıklı sunumunda; FinTech ekosisteminin üç katmanlı bir yapıdan oluştuğunu belirtti. İlk katmanda elektronik para ve ödeme kuruluşları ile dijital bankaların, ikinci katmanda analitik yapıların, üçüncü katmanda ise son kullanıcıya ulaşan dijital ödeme, müşteri sadakati ve gömülü finans uygulamalarının yer aldığını ifade eden Yurdakul, “Bu katmanlar arasında güçlü bir entegrasyon ve iş birliği sağlanması durumunda ekosistemin hızlı büyüyecek. Aksi durumda rekabet ve koordinasyon eksikliğinin önemli bir potansiyelin kaçırılmasına yol açabilir” dedi. Finans Dünyasında Dönüşüm ve Yeni Nesil Yaklaşımlar Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen TechFinTech etkinliği, sektörün fikir önderlerini ve karar vericilerini bir araya getirerek katılımcılara farklı bakış açıları kazandırdı. Birbirinden farklı sunumlarıyla konuşmacı olarak etkinliğe değer katan isimler arasında; Boyner Büyük Mağazacılık CTO’su Cihan Yıldız, OdeaTech Data Yönetimi Direktörü Gamze Kaplan Gökalp, TFI Holding Group CFO’su Furkan Ünal, Dünya Katılım Bankası Servis ve Ekosistem Bankacılığı Direktörü Dr. Erhan Bahtiyar, MasterLabs Kurucu & CTO’su Kerem Çeliker, Hannover Fairs Turkey BT Dijitalleşme Projeleri ve Veri Yönetimi Direktörü Cihan Keser ve Trakya Yatırım Holding Teknoloji Başkanı Ümit Bilik yer aldı. Güçlü iş birlikleriyle hayata geçirilirken Techfintech’in bu yılki ana sponsoru Mayasoft oldu. Ana panel sponsorluğunu HPE üstlenirken, etkinliğin premium sponsorları İşNet ve Oredata oldu. Binclusive ve MasterLabs sunum sponsorları, E-Güven, Infotelica, İzometri, Pax, Techincube, Verion, Vesta ve WGuard ise tanıtım sponsorları olarak etkinlikte yer aldı. Hizmet sponsorları tarafında ise Ajans Press, Eti Danışmanlık, Faselis, Megisty, Pax, Postaban, Sirius ve Ventus Creative markaları yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık  Haber

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık 

Gerçekleştirilen iş birliğiyle markaların dijital dünyada üretilen veriyi güvenli ve ölçeklenebilir bir altyapı üzerinde gerçek zamanlı, derinlemesine ve aksiyona dönüştürülebilir içgörülere çevirebilmesi hedefleniyor. Enlighty’nin gelişmiş analitik yetkinliği ile Bulutistan’ın kurumsal seviyede güvenlik ve yüksek erişilebilirlik sunan altyapısı sayesinde, yalnızca veriyi işleyen değil; veriden anlam ve stratejik yön üreten bir yapı inşa ediliyor. Bu yapı, yapay zekâ destekli içgörü üretimini güçlendirirken, kurumların sürdürülebilir büyüme hedeflerini güvenli ve sağlam bir teknoloji altyapısı üzerinde hayata geçirmesine olanak tanıyor. Ayrıca markalar; gerçek zamanlı marka sağlığı ölçümü yapabilecek, 17 farklı duygu boyutunda tüketici algısını analiz edebilecek, tüketici yolculuğunu detaylı biçimde haritalayabilecek ve trend tahminiyle erken sinyalleri yakalayabilecek. Agentic AI mekanizması ise elde edilen bulguları somut stratejik önerilere dönüştürecek. Tüm süreç, KVKK ve uluslararası veri güvenliği standartlarına tam uyumlu bir mimari üzerinde sunularak kurumlara analizden öte öngörü ve karar desteği sağlayan bir sistem sunacak. Bu iş birliğindeki en temel unsur, yalnızca teknik bir barındırma (hosting) hizmeti sunması değil; stratejik bir büyüme ortaklığı modeli olarak tasarlanmış olması. Bulutistan ile kurulan yapı sayesinde platformun arka planında çalışan altyapı; güvenlik, regülasyon uyumu ve uzun vadeli ölçeklenebilirlik açısından kurumsal standartlarda konumlanıyor. Bu kapsamda veri mimarisi hem KVKK hem de uluslararası regülasyonlara uyumlu şekilde yapılandırılırken, yerel ve global pazarlara uygun veri lokasyonu çözümleriyle destekleniyor. Kurumsal güvenlik, operasyonel süreklilik ve sürdürülebilirlik perspektifi altyapının merkezine yerleştirilerek güçlü bir teknoloji omurgası oluşturuluyor. Altyapımız, sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturuyor Enlighty CEO’su Özgen Yıldız, “Bulutistan ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği yalnızca teknik bir barındırma hizmeti değil, stratejik bir büyüme ortaklığı modeli. Platformumuz bugün milyonlarca dijital veri noktasını analiz edebilecek kapasiteye sahip olup, farklı sektörlerde eş zamanlı projeleri destekleyebilecek bir mimari üzerine inşa edildi. Bulutistan altyapısı sayesinde yüksek hacimli veri akışlarını kesintisiz işleyebiliyor, enterprise seviyesinde güvenlik standartlarını ve yüksek erişilebilirlik garantisini sağlayabiliyoruz. Bu yapı hem Türkiye’deki büyümemizi hem de İngiltere merkezli global genişleme stratejimizi teknik açıdan güçlü ve ölçeklenebilir bir zemine taşıyor” dedi. Yapay zekâ destekli içgörü, güvenli ve ölçeklenebilir altyapıyla mümkün Bulutistan Market Development Managing Director’ı Oğuz Kaya ise, “Türkiye’den çıkan ve global pazara açılan bir AI girişiminin büyüme yolculuğuna eşlik etmekten memnuniyet duyuyoruz. Teknolojik derinlik, veri güvenliği ve ölçeklenebilirliği aynı anda sağlayan bir altyapı sunmak, bizim en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Enlighty ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yalnızca teknik bir destek değil; uzun vadeli büyüme vizyonunu güvenli ve sürdürülebilir bir zemine taşıyan stratejik bir ortaklık niteliği taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık  Haber

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık 

Enlighty’nin AI-native tüketici zekâsı platformu, Bulutistan’ın güvenli ve yüksek performanslı bulut altyapısıyla birleşerek ölçeklenebilir ve regülasyon uyumlu bir içgörü ekosistemi oluşturacak. Yapılan anlaşma, her gün hızla büyümeye devam Bulutistan ekosistemine dahil olan Enlighty’nin büyüme stratejisinin teknik açıdan sürdürülebilir ve uygulanabilir bir zemine oturtulmasına da katkı sağlayacak. Gerçekleştirilen iş birliğiyle markaların dijital dünyada üretilen veriyi güvenli ve ölçeklenebilir bir altyapı üzerinde gerçek zamanlı, derinlemesine ve aksiyona dönüştürülebilir içgörülere çevirebilmesi hedefleniyor. Enlighty’nin gelişmiş analitik yetkinliği ile Bulutistan’ın kurumsal seviyede güvenlik ve yüksek erişilebilirlik sunan altyapısı sayesinde, yalnızca veriyi işleyen değil; veriden anlam ve stratejik yön üreten bir yapı inşa ediliyor. Bu yapı, yapay zekâ destekli içgörü üretimini güçlendirirken, kurumların sürdürülebilir büyüme hedeflerini güvenli ve sağlam bir teknoloji altyapısı üzerinde hayata geçirmesine olanak tanıyor. Ayrıca markalar; gerçek zamanlı marka sağlığı ölçümü yapabilecek, 17 farklı duygu boyutunda tüketici algısını analiz edebilecek, tüketici yolculuğunu detaylı biçimde haritalayabilecek ve trend tahminiyle erken sinyalleri yakalayabilecek. Agentic AI mekanizması ise elde edilen bulguları somut stratejik önerilere dönüştürecek. Tüm süreç, KVKK ve uluslararası veri güvenliği standartlarına tam uyumlu bir mimari üzerinde sunularak kurumlara analizden öte öngörü ve karar desteği sağlayan bir sistem sunacak. Bu iş birliğindeki en temel unsur, yalnızca teknik bir barındırma (hosting) hizmeti sunması değil; stratejik bir büyüme ortaklığı modeli olarak tasarlanmış olması. Bulutistan ile kurulan yapı sayesinde platformun arka planında çalışan altyapı; güvenlik, regülasyon uyumu ve uzun vadeli ölçeklenebilirlik açısından kurumsal standartlarda konumlanıyor. Bu kapsamda veri mimarisi hem KVKK hem de uluslararası regülasyonlara uyumlu şekilde yapılandırılırken, yerel ve global pazarlara uygun veri lokasyonu çözümleriyle destekleniyor. Kurumsal güvenlik, operasyonel süreklilik ve sürdürülebilirlik perspektifi altyapının merkezine yerleştirilerek güçlü bir teknoloji omurgası oluşturuluyor. Altyapımız, sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturuyor Enlighty CEO’su Özgen Yıldız, “Bulutistan ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği yalnızca teknik bir barındırma hizmeti değil, stratejik bir büyüme ortaklığı modeli. Platformumuz bugün milyonlarca dijital veri noktasını analiz edebilecek kapasiteye sahip olup, farklı sektörlerde eş zamanlı projeleri destekleyebilecek bir mimari üzerine inşa edildi. Bulutistan altyapısı sayesinde yüksek hacimli veri akışlarını kesintisiz işleyebiliyor, enterprise seviyesinde güvenlik standartlarını ve yüksek erişilebilirlik garantisini sağlayabiliyoruz. Bu yapı hem Türkiye’deki büyümemizi hem de İngiltere merkezli global genişleme stratejimizi teknik açıdan güçlü ve ölçeklenebilir bir zemine taşıyor” dedi. Yapay zekâ destekli içgörü, güvenli ve ölçeklenebilir altyapıyla mümkün Bulutistan Market Development Managing Director’ı Oğuz Kaya ise, “Türkiye’den çıkan ve global pazara açılan bir AI girişiminin büyüme yolculuğuna eşlik etmekten memnuniyet duyuyoruz. Teknolojik derinlik, veri güvenliği ve ölçeklenebilirliği aynı anda sağlayan bir altyapı sunmak, bizim en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Enlighty ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yalnızca teknik bir destek değil; uzun vadeli büyüme vizyonunu güvenli ve sürdürülebilir bir zemine taşıyan stratejik bir ortaklık niteliği taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

fzlPLUS Operasyonel Verimlilikle Rutin İşlerin %70’ini Otomatize Ediyor Haber

fzlPLUS Operasyonel Verimlilikle Rutin İşlerin %70’ini Otomatize Ediyor

fzlPLUS, omnichannel çözümleriyle müşteri yolculuğunu uçtan uca yöneterek şirketlere operasyonel verimlilik imkanı ve müşteri memnuniyetinde artış sağlıyor. Müşteri deneyimi, dijitalleşmenin etkisiyle köklü bir dönüşüm geçiriyor. Tüketiciler artık markalarla yalnızca çağrı merkezleri üzerinden değil; web, mobil uygulamalar, sosyal medya ve mesajlaşma platformları üzerinden de iletişim kuruyor. Bu değişim, şirketlerin müşteri temas noktalarını yeniden yapılandırmasını zorunlu kılarken, omnichannel (çok kanallı) çözümler rekabetin ana belirleyicilerinden biri haline geliyor. fzlPLUS verilerine göre, müşteri etkileşimlerinde dijital kanalların payı her geçen yıl artıyor. Sesli çağrı hâlâ kritik bir rol oynasa da toplam etkileşimlerin yaklaşık %35-40’ı dijital kanallar üzerinden gerçekleşiyor. Özellikle web formları ve WhatsApp gibi hızlı ve pratik iletişim imkânı sunan platformlar, müşterilerin ilk temas noktası olarak öne çıkıyor. Şirket, yıllık 6,1 milyonun üzerinde etkileşimi yöneten operasyon yapısıyla bu dönüşümü yakından gözlemliyor. Buna göre, sesli iletişim daha çok karmaşık ve empati gerektiren durumlarda tercih edilirken; dijital kanallar bilgi alma, hızlı işlem ve rutin talepler için kullanılıyor. Temas noktalarının artışı fırsat ve zorlukları birlikte getiriyor Müşteri temas noktalarının çeşitlenmesi, markalar için hem önemli fırsatlar hem de operasyonel zorluklar barındırıyor. Artan kanal sayısı müşteriye erişimi kolaylaştırırken; bu kanalların ayrı ayrı yönetilmesi durumunda deneyim kopuklukları ortaya çıkabiliyor. Müşterilerin farklı kanallarda aynı bilgileri tekrar etmek zorunda kalması ise memnuniyeti olumsuz etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Bu noktada omnichannel yaklaşım devreye giriyor. fzlPLUS, tüm temas noktalarını tek bir müşteri yolculuğu altında birleştirerek markalara entegre bir yapı sunuyor. Şirketin geliştirdiği altyapı sayesinde web, çağrı merkezi, WhatsApp ve diğer tüm kanallardan gelen veriler tek bir sistemde toplanıyor. “Müşteri zekâsı merkezi” yaklaşımı öne çıkıyor fzlPLUS’ın yaklaşımı, temas noktalarını yalnızca entegre etmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda bu verileri anlamlandırarak gerçek zamanlı aksiyon alınmasını sağlıyor. “Müşteri zekâsı merkezi” olarak tanımlanan bu yapı sayesinde markalar; müşteri davranışlarını, taleplerini ve memnuniyet seviyelerini anlık olarak takip edebiliyor. Operasyonel verimlilik ve satış dönüşümü artıyor Omnichannel dönüşüm, yalnızca müşteri deneyimini iyileştirmekle kalmıyor; aynı zamanda şirketlerin operasyonel verimliliğine de doğrudan katkı sağlıyor. fzlPLUS verilerine göre, basit taleplerin önemli bir kısmı dijital kanallar üzerinden çözülebilirken, insan kaynağı daha kompleks süreçlere yönlendiriliyor. Bu durum maliyet optimizasyonu sağlarken, hizmet kalitesini de artırıyor. Örneğin, Agentic AI Entegrasyonu, rutin işlerin %70’ini otomatize ederek, insan temsilcilerin "değer katan" kompleks sorunlara odaklanmasını sağlıyor. Ayrıca doğru zamanda ve doğru kanaldan yapılan proaktif iletişimler, satış dönüşüm oranlarını yükseltiyor. Kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi ise marka sadakatini güçlendirerek müşteri kaybını azaltıyor. Somut sonuçlar dikkat çekiyor fzlPLUS’ın omnichannel altyapısını kullanan bir sigorta projesinde elde edilen sonuçlar, dönüşümün etkisini ortaya koyuyor. Proje öncesinde ortalama 17 saat olan talep çözüm süresi önemli ölçüde kısalırken, müşterilerin farklı kanallarda tekrar bilgi verme ihtiyacı ortadan kaldırıldı. Duygu analizi ve süreç optimizasyonu sayesinde ilk temas çözüm oranı artarken, gereksiz geri aramalar da azaldı. Konu hakkında bilgi veren fzlPLUS Genel Müdürü Hüseyin Yerçok, “Bugün müşteri deneyimi artık tek bir kanaldan yönetilen bir süreç değil; birbirine entegre çalışan bir ekosistem. Biz yıllık 6 milyonu aşan etkileşimi yöneten bir yapı olarak, sesli ve dijital kanalları rakip değil, birbirini tamamlayan bir yapı olarak ele alıyoruz. Amacımız, müşterinin hangi kanaldan başlarsa başlasın kesintisiz, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşamasını sağlamak. Bu kanalları tek bir müşteri yolculuğunda anlamlı şekilde birleştirmek” dedi. Veri güvenliği ve regülasyon uyumu öncelikli Artan dijital temas noktalarıyla birlikte veri güvenliği de kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. fzlPLUS, tüm müşteri verilerini merkezi bir altyapıda, yetkilendirme ve şifreleme teknolojileriyle koruyarak KVKK başta olmak üzere ilgili regülasyonlara uyumlu bir yapı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.