Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme Haber

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme

1. Giriş: Türkiye’de Yapay Zeka’ya Artan İlgi Son yıllarda yapay zeka (YZ), hem küresel hem de yerel gündemde Türkiye’nin dijital dönüşümünün merkezine yerleşti. Gazetelerden dergilere, akademiden kamu politikalarına kadar her alanda YZ tartışılıyor. Türkiye için bu teknoloji sadece bir yenilik değil; ekonomik büyüme, verimlilik artışı ve küresel rekabet gücünü artırma potansiyeli taşıyor. Google Discover gibi içerik platformlarında yer almak için de ilgi çekici, özgün ve güncel konular öne çıkıyor. Yapay zeka, arama eğilimleri ve trendlerde ilk sıralarda yer alıyor ki bu da doğru şekilde yazılmış bir makalenin Discover’da görünme ihtimalini ciddi şekilde artırıyor. Bu makalede, Türkiye’de yapay zekanın ne olduğunu, nerelerde uygulandığını, iş gücüne etkilerini, fırsatlarını ve geleceğe dair stratejik yaklaşımları ele alacağız. 2. Yapay Zeka Nedir? Temel Kavramlar Yapay zeka kavramı genellikle karmaşık gibi görünse de aslında birkaç temel alt başlıktan oluşur. 2.1. Makine Öğrenimi Makine öğrenimi, bilgisayarların verilerden öğrenmesini sağlayan bir YZ dalıdır. İnsan müdahalesi olmadan örüntüler çıkarabilir. 2.2. Derin Öğrenme Derin öğrenme, makine öğreniminin bir alt kategorisidir ve sinir ağları kullanarak büyük veriler üzerinde daha karmaşık öğrenmeler yapabilir. 2.3. Doğal Dil İşleme Doğal dil işleme (NLP), makinelerin insan dilini anlaması ve üretmesidir. Örneğin sanal asistanlar ve otomatik çeviri sistemleri bu teknolojiyi kullanır. 3. Küresel Ölçekte Yapay Zeka Trendleri Dünya genelinde devletler ve şirketler yapay zekaya stratejik yatırımlar yapıyor. Bu yatırımların bazı ana hatları şöyle: 3.1. Devlet Politikaları Çin, ABD ve AB ülkeleri gibi ekonomik güçler, ulusal yapay zeka stratejileri belirleyerek eğitim, Ar-Ge ve altyapı alanında dev bütçeler ayırıyor. 3.2. Büyük Teknoloji Şirketlerinin Rolü Google, Microsoft, Amazon gibi devler yapay zeka araştırmalarını ticari ürünlere dönüştürüyor. Bu da teknolojinin yaygınlaşmasını hızlandırıyor. 4. Türkiye’de Yapay Zeka Ekosistemi Türkiye’de hem kamu hem özel sektör yapay zeka alanında yatırımlarını artırıyor. 4.1. Üniversiteler ve Araştırma Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde YZ araştırma merkezleri aktif şekilde faaliyet gösteriyor. Akademik yayınlar ve uluslararası projelerle Türkiye bu alanda ses getiriyor. 4.2. Yerli Teknoloji Girişimleri Türkiye’de yapay zeka odaklı startup’lar ortaya çıkıyor. Özellikle sağlık, e-ticaret ve finans sektöründe inovatif çözümler sunan firmalar dikkat çekiyor. 5. Yapay Zeka Uygulama Alanları Yapay zekanın yaşamımıza etkisi sadece teori değil; günlük hayatta birçok sektörde somut sonuçlar doğuruyor. 5.1. Sağlık Sektörü Hastalık teşhisinden tedavi planlamasına, tıbbi veri analizinden robot yardımlı cerrahiye kadar YZ sağlıkta devrim yaratıyor. Türkiye’de bazı hastaneler yapay zeka destekli görüntüleme sistemleri kullanmaya başladı. 5.2. Eğitim Öğrencilerin öğrenme stillerine göre kişiselleştirilmiş içerikler sunan yapay zeka tabanlı eğitim uygulamaları yaygınlaşıyor. 5.3. Tarım Tarımda verimliliği artırmak için yapay zekalı drone’lar, sensörler, toprak analiz sistemleri kullanılıyor. Bu sayede kaynaklar daha etkin yönetiliyor. 5.4. Finans Bankacılık ve finans sektöründe risk analizi, dolandırıcılık tespiti ve otomatik yatırım danışmanlığı (robo-advisors) gibi YZ tabanlı uygulamalar yükselişte. 6. Yapay Zeka ve İş Gücü: Fırsatlar & Riskler Yapay zeka, iş dünyasını baştan aşağı değiştirecek iki yönlü bir etkiye sahip: 6.1. Yeni İş Alanları YZ uzmanları, veri bilimciler, robotik mühendisleri gibi yeni meslekler ortaya çıkıyor. Ayrıca mevcut mesleklere YZ yetkinlikleri ekleniyor. 6.2. Otomasyonun Etkileri Bazı rutin işler otomasyonla elimine olabilir. Bu durum çalışanların yeniden eğitim ve beceri kazanmasını önemli hale getiriyor. 7. Türkiye İçin Stratejik Öneriler Türkiye, yapay zekada dışa bağımlılığı azaltmak ve global rekabette güçlü bir konuma gelmek için aşağıdaki stratejileri değerlendirebilir: 7.1. Eğitim Reformu İlk ve orta öğretimde temel yapay zeka ve kodlama dersleri eklenmeli. Üniversiteler YZ odaklı programlar açmalı. 7.2. Ar-Ge Teşvikleri Startuplar ve KOBİ’ler için Ar-Ge destekleri artırılmalı, vergi indirimleri ve hibe programları yaygınlaştırılmalı. 7.3. Yerli Yapay Zeka Politikası Milli veri stratejisi ve yerli algoritma geliştirme politikaları oluşturulmalı. 8. Yapay Zeka Etiği & Hukuki Boyut Teknoloji ilerledikçe etik ve hukuki standartlar da önem kazanıyor. 8.1. Veri Güvenliği Kişisel verilerin korunması kanunlarına uyum, YZ uygulamalarında temel bir gerekliliktir. 8.2. Adil Kullanım Algoritmalarda önyargıların önlenmesi, şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu etik ilkeler arasında yer almalı. 9. Başarılı Türk Yapay Zeka Projeleri Türkiye’de geliştirilmiş dikkat çeken yapay zeka projelerinden bazıları: Sağlıkta görüntüleme analiz sistemleri Tarımda verim takip platformları E-ticarette müşteri analiz araçları Akıllı şehir çözümleri Bu projeler hem yatırım çekiyor hem de uluslararası pazarda yer buluyor. 10. Sonuç: Türkiye’nin Dijital Geleceği Yapay zeka teknolojisi Türkiye için sadece bir trend değil; ekonomik büyüme, inovasyon ve küresel rekabet avantajı yaratacak bir dönüştürücü güçtür. Devlet politikalarından özel sektöre, eğitimden etik standartlara kadar bütüncül bir yaklaşım ile Türkiye bu alanda güçlü bir aktör olabilir. ???? Sıkça Sorulan Sorular (FAQ) 1. Yapay zeka nedir? Yapay zeka, makinelerin insan benzeri öğrenme ve karar verme yeteneklerini ifade eder. 2. Türkiye’de yapay zeka eğitimi almak için hangi şehirler öne çıkıyor? İstanbul, Ankara ve İzmir’deki üniversiteler YZ eğitiminde güçlü programlara sahip. 3. Yapay zeka işsizliği artırır mı? Bazı rutin işler otomatikleşebilir; ancak yeni iş alanları da yaratacaktır. 4. Yapay zeka herkes için erişilebilir mi? Teknoloji yaygınlaştıkça yapay zeka araçları bireyler ve küçük işletmeler için de erişilebilir hale geliyor. 5. Türkiye’de yapay zeka politikası var mı? Türkiye’nin dijital dönüşüm stratejileri arasında yapay zeka için yol haritaları geliştirme çabaları bulunuyor. 6. Yapay zeka etik bir risk oluşturur mu? Veri güvenliği ve algoritmik önyargı gibi konular yapay zekada etik risklerdir ve düzenleme gerektirir.

Vodafone Business ve BSH Ev Aletlerinden Akıllı Fabrika Hamlesi Haber

Vodafone Business ve BSH Ev Aletlerinden Akıllı Fabrika Hamlesi

Türkiye’de 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağı olduklarını belirten Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, “1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla 5 kıtadaki 5G deneyimini Türkiye’ye taşıyacak ve hem ülkemizin hem de sanayimizin dijitalleşmesini hızlandıracağız” dedi. BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül de 5G’nin sanayi dönüşümüne yön veren bir örnek olduğunu belirtirken “Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye'de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi konumunu pekiştiriyor” dedi. Vodafone Türkiye ve BSH Ev Aletleri Türkiye dijital dönüşüm vizyonları doğrultusunda önemli bir projeyi hayata geçirdi. Türkiye üretim sektöründe bir ilk olma özelliği taşıyan iş birliği kapsamında, 5G SA MPN (Standalone - Mobile Private Network) altyapısı ve görüntü işleme teknolojileri kullanılarak BSH’nin Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası operasyonlarının önemli bir bölümü dijital ortama taşındı. Bu özel teknolojinin sağladığı faydaları kamuoyuyla paylaşmak için düzenlenen basın toplantısına Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu ve BSH Türkiye CTO/COO’su Hakan Mandalı katıldı. BSH Global Üretim Ağı İçin Türkiye’den Bir İlk Toplantının açılış konuşmasını yapan BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, iş birliğine dair şunları söyledi: “Vodafone Business ile hayata geçirdiğimiz 5G projesi, Türkiye’de sanayinin dönüşümüne yön veren örneklerden biri olmasının yanı sıra ihracat odaklı büyüme vizyonumuzu da güçlendiriyor. 5G'nin sunduğu yüksek güvenilirlikteki bağlantı, ihracatın temel taşları olan stok doğruluğunu, sevkiyat hazırlık sürelerini ve siparişe cevap verme hızını iyileştiriyor. Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye'de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi olarak konumunu pekiştiriyor ve bizi gururlandırıyor. Bu yaklaşımımızla Türkiye’den dünyaya değer üretmeye devam ediyoruz.” Üretimde 5G çağı başladı Basın toplantısında konuşma yapan Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Vodafone Türkiye’nin 20 yıl içinde 480 milyar TL’yi aşkın yatırım yaptığını belirterek, “Bugün ülkemizde 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağıyız ve dijitalleşmenin sunduğu faydaları bu işletmelerle buluşturarak büyümelerine ve ülkemizin ekonomisini büyütmelerine destek oluyoruz” dedi. BSH ile hayata geçirilen projenin Türkiye ekonomisi açısından bir ilk olduğunu belirten Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: “1 Nisan 2026 tarihiyle birlikte bireysel ve kurumsal tüm abonelerimiz ve iş ortaklarımızı bu eşsiz teknolojiyle tanıştıracağız. Özellikle iş dünyasına sunacağımız özel çözümlerle verimliliği artırıp ülkemizin dijital yolculuğuna desteğimizi sürdüreceğiz.” Türkiye üretim sektöründe bir ilk Vodafone Business ve BSH iş birliğiyle hayata geçirilen bu projeyle Türkiye’de üretim sektöründe, ilk kez 5G Standalone mimarisine sahip özel mobil şebeke altyapısının kullanıldığı belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, “Vodafone Business olarak, iş ortaklarımıza 5G teknolojisinin sağladığı fırsatları sunuyoruz. BSH Çerkezköy tesislerinde, BTK’nın özel iznini alarak altyapısını kurduğumuz MPN teknolojisi sayesinde sanayide 5G teknolojileriyle yeni bir dönemi başlattık. Türkiye’de ticari kullanım anlamında bir ilk olan 5G tabanlı görüntü işleme çözümü ile üretim hattındaki verilerin gerçek zamanlı analizi mümkün hale geldi. BSH ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu proje, Türkiye’de üretim sektöründe 5G’nin potansiyelini gerçeğe dönüştüren ilk adım oldu. Vodafone Business olarak bu tip öncü projeleri çok önemsiyoruz. Dijital dönüşüme sadece ilave bir yatırım diye bakan, tereddütlü yaklaşan birçok işletmeye cesaret vermesi adına önemli buluyoruz. Teknoloji ile kendi işini başarıyla dönüştürmüş ve ciddi tasarruf sağlamış örneklerin tüm işletmelere ilham olmasını bekliyoruz.” dedi. BSH Türkiye teknolojide öncü uygulamalara devam edecek BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı ise şu değerlendirmelerde bulundu: "5G Bağımsız Mobil Özel Şebeke gibi geleceğin teknolojilerini üretim hatlarımıza entegre ederek verimliliği artırırken inovasyon kapasitemizi de katlayan bir altyapı inşa ediyoruz. 5G'nin sunduğu güvenli bağlantı sayesinde, üretim süreçlerimiz gerçek zamanlı yönetilebiliyor ve küresel pazarların dinamiklerine anında uyum sağlanabiliyor. Çamaşır Makinesi fabrikamızda kurulan teknik mimari ve elde edilen operasyonel kazanımlar doğrultusunda, 5G uygulamasının diğer üretim tesislerimizde de ölçeklenmesini planlıyoruz. BSH olarak teknolojide öncü uygulamalar geliştirmeye devam edeceğiz.” Gerçek zamanlı stok yönetimi %100 sağlandı BSH Türkiye, proje kapsamında, Vodafone Business’ın sunduğu 5G tabanlı özel ağ çözümüyle bu sistem dijitalleştirilerek daha hızlı, güvenli ve düşük gecikmeli bir iletişim altyapısı oluşturuldu. Yeni sistem sayesinde stok sahası operasyonlarında kayda değer iyileşme sağlandı. CRM entegrasyonu ile üretim, lojistik ve forklift yönetimi süreçleri gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale geldi. Gerçek zamanlı veri akışı sayesinde stok doğruluğu en üst seviyeye çıkarılırken, yanlış yönlendirmeden kaynaklanan üretim duruşları ortadan kaldırıldı. İş birliğiyle forklift hareketleri yüzde 100 doğrulukla yönlendirilmeye başlandı. Üretim süreçleri anlık olarak izlenebilir hale geldi, görüntü işleme sayesinde yanlış yerleştirme ve kayıt hataları tamamen elimine edildi. Ayrıca bu teknoloji sayesinde kesintisiz performans sağlandı ve veri güvenliği de kapalı MPN altyapısı sayesinde üst seviyeye taşındı. Sanayide dijital dönüşümün önünü açıyor Vodafone Business tarafından geliştirilen proje, Türkiye’de sanayinin dijitalleşme yolculuğuna öncülük ediyor. 5G’nin yüksek hız ve düşük gecikme avantajı sayesinde üretim tesisleri, artık daha esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. Vodafone Business, bu projeyle birlikte üretimden lojistiğe, enerjiden perakendeye kadar birçok sektörde 5G çözümlerini hayata geçirmeyi sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Veri Merkezlerinin Tasarım ve Operasyonları Yeniden Şekillenecek Haber

Veri Merkezlerinin Tasarım ve Operasyonları Yeniden Şekillenecek

Kritik dijital altyapı ve süreklilik çözümlerinin küresel sağlayıcısı Vertiv'in yayımladığı rapora göre, veri merkezi inovasyonu, yapay zekâ odaklı makro dinamikler ve teknolojik trendlerin etkisiyle şekillenmeye devam ediyor. Kurum genelindeki uzmanların katkılarıyla hazırlanan Vertiv™ Frontiers raporu, yapay zeka (AI) için güç altyapısının dönüşümünden dijital ikizlere ve uyarlanabilir sıvı soğutma teknolojilerine kadar, bugün ve gelecekte inovasyonu yönlendiren başlıca teknoloji trendlerini mercek altına alıyor. Vertiv Ürün ve Teknoloji Direktörü Scott Armul, konuyla ilgili şunları söyledi: "Veri merkezi sektörü, yapay zeka uygulamalarının ihtiyaç duyduğu yüksek işlem gücü ve hızlı kurulum beklentilerine uyum sağlamak için tasarım, kurulum ve işletme süreçlerini hızla değiştiriyor. Artan işlem yoğunluğu, veri merkezlerinin artık gigawatt seviyelerinde ve çok daha büyük ölçekte kurulmasını gerektiriyor. Bu da daha yüksek voltajlı DC güç altyapıları ve gelişmiş sıvı soğutma sistemleri gibi yeni teknolojilerin öne çıkmasına yol açıyor. Ayrıc a, yerinde enerji üretimi ve dijital ikiz gibi çözümlerin, yapay zekânın daha hızlı yaygınlaşmasına ve ölçeklenmesine önemli katkı sağlamasını bekliyoruz." Vertiv Frontiers raporu, Vertiv'in önceki yıllarda paylaştığı Veri Merkezi Trendleri öngörülerini bir adım ileri taşıyor. Raporda, veri merkezlerini dönüştüren başlıca etkenler yer alıyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve yüksek performanslı bilişimin (HPC) yol açtığı işlem yoğunluğundaki hızlı artış, veri merkezlerinin artık çok daha büyük ölçekte ve çok daha kısa sürede, gigawatt seviyelerinde kurulması, tesislerin yapay zekâ çağında tek bir "bili im birimi" olarak tasarlanıp işletilmesi gereği ve artan çip ve işlemci çeşitliliğine uyum sağlama ihtiyacı öne çıkıyor. Raporda, bu büyük değişimlerin veri merkezlerinin farklı alanlarını etkileyen beş temel trendi nasıl şekillendirdiği detaylı şekilde ele alınıyor. 1. Yapay zekâ için güç altyapısının dönüşümü Günümüzde pek çok veri merkezi, şebekeden BT kabinlerine kadar uzanan hibrit AC/DC güç dağıtım sistemleriyle çalışıyor. Ancak bu yapı, birden fazla enerji dönüşüm aşaması içerdiği için verimlilik kayıplarına neden oluyor. Yapay zekâ uygulamalarının beraberinde getirdiği yüksek güç yoğunluğu ise mevcut sistemleri giderek daha fazla zorlamaya başladı. Daha yüksek voltajlı DC mimarilerine geçiş, akımın azalmasını, kablo kesitlerinin küçülmesini ve dönüşüm adımlarının sadeleşmesini sağlıyor. Ayrıc a güç dönüşümünün oda seviyesinde merkezi olarak yapılmasına imkân tanıyarak sistemi daha verimli ve ölçeklenebilir hale getiriyor. Bugün hibrit AC ve DC çözümler yaygın olsa da, tam DC standartları ve teknolojileri olgunlaştıkça, artan raf yoğunluklarıyla birlikte yüksek voltajlı DC altyapıların daha yaygın şekilde kullanılacağı öngörülüyor. Yerinde enerji üretimi ve mikro şebekeler de bu dönüşümü destekleyen ve hızlandıran önemli faktörler arasında yer alıyor. 2. Dağıtık Yapay Zekâ (Distributed AI) Bugüne kadar büyük dil modellerini (LLM) desteklemek için yapay zekâ veri merkezlerine yapılan milyarlarca dolarlık yatırımlar, yapay zekâ çözümlerinin hem bireyler hem de kurumlar tarafından yaygın şekilde kullanılmasını amaçladı. Vertiv'e göre yapay zeka, şirketler için artık kritik bir iş bileşeni haline geliyor; ancak bu servisler in nerede ve nasıl sunulacağı, her kurumun kendi ihtiyaçlarına ve çalışma koşullarına göre farklılık gösterecek. Finans, savunma ve sağlık gibi regülasyonun yoğun olduğu sektörlerde ise veri güvenliği, verinin bulunduğu ülke sınırları içinde kalması ve düşük gecikme gereksinimleri nedeniyle yapay zekâ uygulamalarının, bulut yerine özel ya da hibrit ortamlarda, kurum içi veri merkezleri üzerinden çalıştırılması gerekebilecek. Bu noktada esnek ve ölçeklenebilir, yüksek yoğunluklu sistemleri destekleyen güç altyapıları ile sıvı soğutma çözümleri; ister yeni veri merkezi yatırımlarıyla ister mevcut tesislerin dönüştürülmesiyle, dağıtık yapay zeka mimarileri için gerekli kapasitenin hızlı ve güvenli şekilde hayata geçirilmesini sağlayacak. 3. Enerji Otonomisinin Hızlanması Veri merkezlerinde kısa süreli yerinde enerji üretimi, uzun yıllardır kesintilere karşı dayanıklılığı sağlamak için kullanılıyor. Ancak bugün, özellikle yapay zeka veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı ve şebeke kapasitesindeki sınırlamalar, daha uzun süreli ve daha bağımsız bir enerji yapısına geçişi zorunlu kılıyor. Doğal gaz türbinleri ve benzeri teknolojilerle tesis içinde enerji üretimine yapılan yatırımlar; esneklik, güvenilirlik ve operasyonel süreklilik gibi önemli avantajlar sunsa da bu dönüşümün asıl itici gücü enerjiye erişimde yaşanan kısıtlar oluyor. Bu nedenle "Kendi Enerjini (ve Soğutmanı) Getir" gibi yaklaşımlar, veri merkezlerinin gelecekte daha otonom ve şebekeye daha az bağımlı çalışmasını sağlayacak stratejilerin temel parçaları arasında yer alacak. 4. Dijital İkiz Odaklı Tasarım ve Operasyonlar Yapay zekâ iş yüklerinin giderek yoğunlaşması ve GPU'ların daha güçlü hale gelmesi, bu karmaşık "AI fabrikalarının" çok daha hızlı şekilde devreye alınmasını zorunlu kılıyor. Yapay zekâ destekli araçlar sayesinde veri merkezleri artık dijital ikizler aracılığıyla sanal ortamda birebir modellenebiliyor. BT ve kritik altyapı sistemleri prefabrik ve modüler tasarımlar halinde entegre edilerek birer "bilişim birimi" (unit of compute) olarak sahaya kurulabiliyor. Bu yaklaşım, kurulum ve devreye alma sürelerini ciddi ölçüde kısaltarak, yapay zekâ uygulamalarında "time-to-token" süresini yüzde 50'ye varan oranlarda azaltma potansiyeli sunuyor. Dijital ikiz tabanlı bu model, gelecekte yapay zekâ için gerekli olacak gigawatt ölçeğindeki veri merkezi yatırımlarının daha hızlı ve verimli şekilde hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynayacak. 5. Uyarlanabilir ve Dayanıklı Sıvı Soğutma Yapay zeka iş yükle rinin hızla artması, sıvı soğutma teknolojilerini veri merkezlerinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. Ancak yapay zekâ sadece daha güçlü soğutma ihtiyacı yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda bu sistemlerin çok daha akıllı ve verimli çalışmasını da sağlıyor. Yapay zeka destekli izleme ve kontrol mekanizmaları sayesinde sıvı soğutma altyapıları, olası arızaları önceden öngörebilen, akışkanları ve ekipmanları en verimli şekilde yöneten ve kendi performansını sürekli optimize edebilen yapılara dönüşüyor. Bu yaklaşım, yüksek değerli donanımların ve üzerlerinde çalışan kritik iş yüklerinin daha güvenilir, kesintisiz ve dayanıklı bir şekilde çalışmasına olanak tanıyor. Vertiv, 130'dan fazla ülkede faaliyet göstererek dünya genelinde veri merkezleri, iletişim ağları ile ticari ve endüstriyel tesislere yönelik kritik dijital altyapı çözümleri sunuyo r. Güç yönetimi, ısı yönetim ve BT altyapısını kapsayan geniş ürün ve servis portföyü, buluttan ağın uç noktasına kadar uzanan tüm dijital ekosistemi destekliyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde müşteriler, giderek karmaşıklaşan dijital dünyada operasyonlarını kesintisiz sürdürebiliyor, yüksek performans elde edebiliyor ve güvenle ölçeklenebiliyor.

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!" Haber

Yeşil Dönüşümde Yapay Zeka Riski: "İştah Yüksek, KVKK Farkındalığı Düşük!"

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü koordinasyonunda gerçekleştirilen çalıştayın sonuçları, Türkiye'nin "Toplum 5.0" vizyonuyla uyumlu bir dijital dönüşüm sürecinde olduğunu ancak stratejik hataların veri güvenliğini tehdit ettiğini gösteriyor. Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şenay Balbay, raporun ülkemiz için bir yol haritası niteliğinde olduğunu vurguladı. Yapay Zeka Çıkmazı: Veri Güvenliği Riski Altında mı? Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri, sanayicinin teknolojiye olan bakış açısı oldu. Sektörlerin yapay zeka ve dijitalleşme konusunda oldukça istekli olduğu görülse de iki büyük engel öne çıkıyor: KVKK İhmali: Yapay zeka projelerinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) yeterince önemsenmiyor. Doç. Dr. Balbay, "KVKK'nın göz ardı edildiği bir yapay zeka hamlesi, sektörel veri güvenliğini doğrudan riske atmaktadır" uyarısında bulundu. Veri Toplama Zayıflığı: Yapay zekayı besleyecek yeterli verinin toplanamaması ve süreç optimizasyonundaki hatalar, teknolojik dönüşümün verimini düşürüyor. KOBİ'ler İçin "Yeşil Finansman" Şart Türkiye sanayisinin bel kemiği olan KOBİ'ler, yeşil dönüşümde yalnız bırakılmamalı. Rapor, KOBİ'lerin önündeki iki temel bariyeri şu şekilde tanımlıyor: Raporlama Maliyetleri: Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları'na (TSRS) uyum sağlamak KOBİ'ler için mali bir yük. Bürokratik Engeller: Dönüşüm için gerekli finansmana erişimdeki zorluklar ve destek mekanizmalarının yetersizliği süreci yavaşlatıyor. En Büyük Tehdit: "Yetkin Uzman Eksikliği" Rapor, Türkiye'nin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında en büyük yapısal sorunun insan kaynağı olduğunu ortaya koydu. Koordinasyon Eksikliği: Kamu, üniversite ve sanayi arasındaki iş birliğinin zayıf kalması, projelerin kağıt üzerinde kalmasına neden oluyor. Stratejik Karar Verici Sorunu: Sürdürülebilirlik alanında stratejik kararlar alabilecek, teknik donanıma sahip uzman eksikliği sektörler için ciddi bir "tehdit" olarak tanımlanıyor. Eğitimde "Toplum 5.0" Modeli Üniversitelerden beklentinin değiştiğini belirten Doç. Dr. Balbay, klasik eğitim modellerinin yerine disiplinler arası ve "insan merkezli teknoloji eğitimi" anlayışının getirilmesi gerektiğini savundu. Sektör, üniversitelerden daha fazla uygulamalı eğitim programı talep ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Kullanıcıların %78’i Tatil Aktivitelerine Yapay Zekâyı Dahil Etmeyi Planlıyor Haber

Türkiye’de Kullanıcıların %78’i Tatil Aktivitelerine Yapay Zekâyı Dahil Etmeyi Planlıyor

Yapay zekâ artık yalnızca alışveriş ya da planlama süreçlerinde kullanılan güvenilir bir yardımcı olmaktan çıkıp, duygusal destek sunabilen çok yönlü bir dijital yol arkadaşına dönüşmüş durumda. Bu eğilim özellikle Z ve Y kuşağı arasında daha belirgin şekilde öne çıkıyor. Ancak Kaspersky uzmanları, yapay zekâya duyulan aşırı güvenin veri güvenliği açısından riskler barındırabileceği konusunda uyarıyor. Yılbaşı tatili öncesinde Kaspersky, Türkiye’deki kullanıcıların tatil hazırlıklarını kolaylaştırmak ve boş zamanlarını daha verimli değerlendirmek için yapay zekâ destekli araçlardan nasıl yararlandıklarını ve buna eşlik eden potansiyel siber tehditleri ortaya koymak amacıyla bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre, 2025/2026 tatil döneminde yapay zekâ kullanımı oldukça yaygın. Katılımcıların %78’i tatil aktivitelerinde yapay zekâyı kullanmayı planladığını belirtiyor. Yapay zekâya en yüksek ilgiyi ise genç kullanıcılar gösteriyor; 18–34 yaş aralığındaki katılımcıların %86’sı tatil döneminde yapay zekâdan yararlanmayı düşünüyor. Araştırmaya göre, yapay zekâ kullanıcılarının yarıdan fazlası tatil döneminde tarif aramak (%47) ya da restoran ve konaklama seçeneklerini incelemek (%60) için bu araçlara başvurmayı planlıyor. Bu bulgu, yapay zekânın araştırma süreçlerini basitleştirme ve zaman tasarrufu sağlama konusundaki rolünü bir kez daha ortaya koyuyor. Öte yandan yapay zekâ, bir fikir üretim aracı olarak da kullanıcılar tarafından yoğun ilgi görüyor. Katılımcıların %47’si hediye fikirleri, kutlama önerileri veya yılbaşı dekorasyonu konusunda ilham almak için yapay zekâdan destek almayı planlıyor. Kullanıcıların %48’i boş zamanlarını nasıl değerlendireceklerine dair fikir üretiminde de yapay zekâya güveniyor. Tatil döneminde katılımcıların %52’si ise alışveriş listeleri oluşturma, en iyi fırsatları bulma veya kullanıcı yorumlarını analiz etme gibi konularda yapay zekâyı bir alışveriş asistanı olarak görüyor. Modern yapay zekâ araçları, tatil alışverişi yapan kullanıcıların yalnızca birkaç tıklamayla kişisel tercihlerine ve bütçelerine en uygun teklifleri bulmasını mümkün kılıyor. Ancak sohbet botları tarafından sunulan bilgilerin güvenilirliği önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Uzmanlar, yapay zekâ tarafından paylaşılan bağlantıların tıklanmadan önce mutlaka kontrol edilmesini öneriyor; zira bu bağlantılar kötü amaçlı ya da oltalama (phishing) içerikler barındırabilir. Bu riski azaltmak için, yapay zekâ tabanlı oltalama tespit teknolojileriyle güçlendirilmiş bir güvenlik çözümünün kullanılması tavsiye ediliyor. Yapay zekâ, farklı ihtiyaçlara yanıt verme ve yeni fikirler üretme kapasitesinin ötesinde, yeni bir rol daha üstlenmiş durumda: duygusal destek sunan sanal bir yol arkadaşı olmak. Tatil döneminde yapay zekâ kullanan katılımcıların %29’u, kendilerini mutsuz hissettiklerinde yapay zekâ ile sohbet etmeyi tercih ettiklerini ifade ediyor. Z ve Y kuşağı, yapay zekâ destekli bu tür etkileşimlere en fazla ilgi gösteren yaş grupları olarak öne çıkıyor. Kaspersky Yapay Zekâ Teknoloji Araştırma Merkezi Grup Yöneticisi Vladislav Tushkanov konuyla ilgili şunları söylüyor: “Büyük dil modelleri hızla geliştikçe, kullanıcılarla daha anlamlı diyaloglar kurma potansiyelleri de artıyor. Ancak bu sistemlerin, büyük ölçüde internetten toplanan verilerle eğitildiğini ve bu nedenle hataları ve önyargıları yeniden üretebildiğini unutmamak gerekiyor. Yapay zekâdan gelen önerilere temkinli yaklaşmak ve aşırı kişisel bilgi paylaşımından kaçınmak son derece önemli.” Yapay zekâ servisleriyle kurulan iletişim kişisel ve özel gibi görünse de bu araçların büyük çoğunluğunun ticari şirketler tarafından işletildiğini ve kendilerine ait veri toplama ve işleme politikalarına sahip olduğunu hatırlamak gerekiyor. Veri gizliliğini güçlendirmek için dikkat edilmesi önerilen bazı temel güvenlik adımları şunlardır: Bir yapay zekâ aracıyla sohbet etmeye başlamadan önce gizlilik politikasını mutlaka inceleyin. Sohbetlerinizin model eğitimi veya pazarlama amacıyla kullanılmasını devre dışı bırakma seçeneği olup olmadığını kontrol ederek toplanan veri miktarını sınırlayın.Yapay zekâ sohbet botlarıyla derinlemesine kişisel, kimlik belirleyici veya finansal bilgiler paylaşmaktan kaçının. Mesajlarınızı, herkese açık bir sosyal medya paylaşımı yapıyormuş gibi düşünün; mutlak gizlilik varsayımıyla hareket etmeyin.Güçlü gizlilik ve güvenlik geçmişine sahip, güvenilir şirketlerin sunduğu yapay zekâ servislerini tercih edin. Veri toplamak amacıyla tasarlanmış anonim veya bilinmeyen botlardan uzak durun. Kötü amaçlı veya sahte yapay zekâ botları, dolandırıcılık, kimlik avı veya şantaj amacıyla kişisel bilgileri ele geçirmeye çalışabilir. Verilerinizi korumak için, güvenilir olmayan bağlantılara tıklamayı engelleyen Kaspersky Premium gibi bir güvenlik çözümü kullanın. *Araştırma, Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Arjantin, Şili, Çin, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, İspanya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 3.000 kişi çalışmaya katıldı.

Borusan Holding Sürdürülebilirlik Hedeflerini Bir Adım İleri Taşıdı Haber

Borusan Holding Sürdürülebilirlik Hedeflerini Bir Adım İleri Taşıdı

200 yıl ve ötesine uzanan bir Grup olma vizyonuyla yürüttüğü sürdürülebilirlik çalışmalarıyla sektörüne öncülük eden ve “geleceğe ilham veren” Borusan, yeni bir dönemi başlattı. Grup, değişen dünya dinamiklerine daha etkili yanıt verebilmek için taahhütlerini yukarıdan aşağıya belirlemek yerine, sahadan gelen veriye dayalı, en güncel bilimsel verileri esas alan ve ölçülebilir bir yaklaşımla yeniden kurguladı. Grup şirketlerinin iş modelleri, sera gazı emisyon profilleri ve stratejik öncelikleri tek tek analiz edilerek her bir şirket için tutarlı, doğrulanabilir, izlenebilir, karşılaştırılabilir bir veri toplama ve performans ölçüm yapısı oluşturuldu. Böylece “ortak akılla hedef belirleme” anlayışı Grup genelinde yeni standart haline geldi. Bu kapsamlı dönüşüm sürecinin sonunda, tüm Grup şirketleriyle birebir çalışılarak 2034, 2044 ve 2053 yıllarını kapsayan kademeli, bütüncül ve yeni bir sürdürülebilirlik yol haritası oluşturuldu. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, sürdürülebilirlik yolculuğunda vites yükselttiklerini belirterek; “Sürdürülebilirlik, Borusan'ın ruhunda, kalbinde hep vardı. Şimdi her bir şirketimizin katkısıyla şekillenen, bütünsel bir dönüşüm manifestosu yazmış olduk. Güncellenmiş yol haritamızla hem kendi izimizi hem de etki ettiğimiz her alandaki sorumluluğumuzu da yeniden tanımladık. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler ışığında, tüm ekosistemimizle birlikte şekillendirdiğimiz bu dönüşüm, Borusan'ın 81 yıllık birikimini yarınlara taşıyacak en güçlü taahhüdümüz” dedi. Borusan Grubu’nun güncellenen hedef setleri şu başlıklardan oluşuyor: İklim: 2053’te net sıfır, su çekiminde %30 azaltım Borusan, yatırımlarının iklim değişikliği etkilerini azaltmak ve uyum sağlamak için bilinçli eylemler tasarlarken bir yandan döngüsel ekonomiyi üretim ve hizmet süreçlerine giderek artan oranda entegre ediyor. Şirket, iklim başlığında öncelikli olarak şu alanlara odaklanıyor: İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum, suyun korunması ve yönetimi, döngüsellik ve atık yönetimi, doğanın ve biyoçeşitliliğin korunması, Bu çerçevede: Grup, Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonlarını 2053 yılına kadar, 2021 baz yılına kıyasla %96 oranında azaltmayı ve kalan emisyonları yüksek kaliteli karbon giderim yöntemleriyle dengeleyerek Net Sıfır’a ulaşmayı hedefliyor. Kapsam 3 emisyonları ise Net Sıfır yolculuğunun kritik bir bileşeni olarak ele alınıyor. Değer zincirindeki öncelikli emisyon kaynaklarının belirlenmesi, veri kalitesinin artırılması ve azaltım odaklı aksiyon alanlarının tanımlanması Grubun öncelikli hedefi. Bu kapsamda tedarik zinciri, yatırımlar ve iş ortakları kaynaklı emisyonların şeffaf biçimde izlenmesi ve azaltım fırsatlarının kademeli olarak hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Grup karbonsuzlaşma yol haritasını 2024-2034 (dengeleme ve verimlilik), 2034-2044 (yenilenebilir enerjiye geçiş) ve 2044-2053 (değer zincirinde dönüşüm) olmak üzere üç aşamada yönetecek.Grup, suyun korunması ve yönetimi yaklaşımını sadece “tüketim” üzerinden değil, su kaynağı üzerindeki baskıyı ifade eden “su çekimi” üzerinden yeniden tanımladı. 2021 yılında 1,25 milyon metreküp olan toplam su çekiminin, 2034 itibarıyla 875 bin metreküpe indirilerek %30 azaltılması hedefleniyor. Aynı dönemde geri dönüştürülen ve yeniden kullanılan su miktarını yaklaşık %80 artırarak 208 bin m³’e çıkarmayı planlıyor.2034 yılına kadar toplam 135 döngüsel ekonomi projesinin hayata geçirilmesi planlanıyor. Bu, her yıl için dokuz proje anlamına geliyor. İnsan: Eşitlik hedeflerinde çıta yükseldi Toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarını 10 yılı aşkın süredir “Borusan Eşittir” çatısı altında yürüten Grup, bu yaklaşımı “Borusan ÇEK” (Çeşitlilik, Eşitlik, Kapsayıcılık) modeliyle genişletti. İnsan odaklı bir kurum olan Borusan, “eşitlik, yetenek yönetimi ve İSG” başlıklarına yoğunlaştığı yeni dönemde taahhütlerini de bir adım ileri taşıdı. Grup, kadın istihdamı ve liderliğini artırarak 2053’te yönetim kademelerinde tam eşitlik düzeyine ulaşmayı, saha–fabrika kadın oranını ise %30’a çıkarmayı hedefliyor. Yetenek yönetiminde, her 10 genç yeteneğin 9’unu ve liderlik havuzundaki her 100 çalışanın 95’ini elde tutmayı amaçlıyor. İSG alanında ise sıfır ölümlü kaza hedefinin yanı sıra, İSG kültürünü güçlendiren uygulamalarla kaza sıklık ve ağırlık oranlarında %50 azalma hedefleniyor. İnovasyon: Sürdürülebilirlik için teknoloji kaldıracı Borusan, inovasyonu sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için temel bir araç olarak konumlandırıyor ve bununla ölçülebilir değer yaratmayı amaçlıyor. Grup, Ar-Ge yatırımları ve kurumsal girişim sermayesi Borusan Ventures aracılığıyla geleceğe uygun, yenilikçi ve sürdürülebilir iş modellerini hayata geçirmeyi önceliklendiriyor, girişimcilik ekosistem iş birlikleri ile sosyal ve çevresel fayda sağlamayı hedefliyor. Bu yaklaşım kapsamında yapay zekâ gibi araçların, sürdürülebilirlik performansının izlenmesi ve iyileştirilmesini destekleyen bir karar destek mekanizması olarak etik, şeffaflık ve veri güvenliği ilkeleri çerçevesinde, ölçülebilir fayda sağlayacak alanlarda kademeli olarak kullanımı amaçlanıyor. Yönetişim: Tedarik zincirinde dönüşüm güçleniyor Borusan Holding, i3 yaklaşımına tüm odak alanlarını yatay kesen bir boyut olarak “Yönetişim” başlığını ekledi. Bu başlığı ilk aşamada özellikle tedarik zinciri yönetimi üzerinden merkeze alıyor. Bu kapsamda tedarikçilerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) performanslarının izlendiği “Sürdürülebilir Satın Alma Platformu”na dahil edilen tedarikçi sayısının 2034 yılında 750’ye, 2053 yılında ise 1600’e çıkarılması hedefleniyor. Grup, minimum sürdürülebilirlik kriterlerini karşılamayan tedarikçilerle çalışmama prensibini benimsiyor ve uyum sürecindeki iş ortaklarını teşvik mekanizmalarıyla desteklemek yeni uygulamalar geliştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Diş Hekimliğinde Devrim Yaratıyor Haber

Yapay Zekâ Diş Hekimliğinde Devrim Yaratıyor

Yapay zekânın diş tedavilerine katkıları olduğunu belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, “Yapay zekâ diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ediyor ve hekime bulguları hızlıca sunuyor. Bu da muayene süresini kısaltıyor” diyor. Yapay zekâ hayatın pek çok alanında olduğu gibi diş tedavisinde de kullanılıyor. İstinye Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emir Yüzbaşıoğlu, yapay zekânın diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ettiğini, hekime bulguları hızlıca sunduğunu ve muayene süresini kısalttığını belirtiyor. Yapay zekâ sayesinde bulguların doğru ve hızlı bir şekilde tespit edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hüseyin Emir Yüzbaşıoğlu, şunları söylüyor: “Diş hekimliğinde en fazla teşhis ve röntgen görüntüleme alanlarında yapay zekâ yazılımları kullanılıyor. Hastalarımızdan aldığımız diş röntgenlerini bu sistemler tarafından incelenerek hekimin gözünden kaçabilecek çürükler, kök ucu lezyonları vb. hastalıkları çok hızlı şekilde doğru ve güvenilir şekilde tespit edilebiliyor. Yapay zekâ destekli sistemler avantaj da sağlıyor. İnsan faktöründen kaynaklanan yorgunluk, dikkat dağınıklığı gibi etkenlerle hata payı oluşabilir. Her bir röntgenin dikkatlice incelenmesi zaman alır. Yapay zekâ, diş röntgenlerini saniyeler içinde analiz ediyor ve hekime bulguları hızlıca sunuyor, bu da muayene süresini kısaltıyor. Özellikle diş röntgenlerinde, insan gözünün zor seçtiği erken aşamadaki lezyonları, çürükleri ve kemik kayıplarını saniyeler içinde tespit edebilir. Teşhiste en büyük farkı burada yaratıyor.” “İdeal yolu ve süreyi hesaplıyor” Yapay zekâyı kullanan yazılımlarla çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, “Fakültemizde Bilgisayar Destekli Tasarım/Bilgisayar Destekli Üretim sistemlerimizde, yapay zekâyı kullanan yazılımlar kullanıyoruz. Bu yazılımlar, ağız içinden taradığımız diş ölçülerine göre kron, köprü veya inley/onley dolguların tasarımını otomatikleştirerek hassasiyeti artırıyor. Ortodonti kliniğimizde, hastamızın çene ve diş yapılarını analiz eden yapay zekâ yazılımı, hastaların dişlerinin nasıl hareket edeceğini, ideal yolu ve süreyi hesaplayarak tedavi planlamasında hekime destek oluyor” diyor. “Öğrenciler dijital çağın gerektirdiği yeteneklerle hazırlanıyorlar” “Yapay zekâ geleceğin diş hekimlerini yetiştirme şeklini kökten değiştiriyor. Yapay zekâ kullanan diş hekimleri kullanmayanlara göre birkaç adım önde olacaklar” diyen Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, şöyle devam ediyor: “Öğrenciler artık sadece teorik bilgi değil, dijital planlama yazılımlarını ve yapay zekâ destekli teşhis araçlarını kullanmayı öğrenerek kliniğe daha donanımlı ve dijital çağın gerektirdiği yeteneklerle hazırlanıyorlar.” “Yüze ve gülüşe en uyumlu diş şekillerini öneriyor” Yapay zekâ teknolojilerinin dijital diş hekimliğine entegrasyonu hakkında da konuşan Yüzbaşıoğlu, “Dijital diş hekimliğinde ağız içi tarayıcılar, CAD/CAM vb. teknolojiler zaten veriye yani bilgiye dayalıydı. Yapay zekanın entegrasyonu ise bu süreçleri hız, hassasiyet ve öngörü açısından üst seviyeye taşıdık” diyerek bunun hasta memnuniyetine etkilerini ise şöyle özetledi: “Bu entegrasyon tasarım ve üretim sürelerinin kısalttı. Yapay zekanın hassasiyeti sayesinde kron veya protezlerin ağza tam oturma oranı da artmış oldu. Ayrıca yapay zekâ estetik parametreleri analiz ederek yüze ve gülüşe en uyumlu diş şekillerini öneriyor. Bu da hasta memnuniyetini doğrudan artırıyor. Ayrıca şunu da belirtmeliyim, bizim temel yaklaşımımız, hasta mahremiyetini en üst düzeyde korumaktır. Bu tür sistemleri kullanırken, verilerin ulusal ve uluslararası veri güvenliği standartlarına ve yerel mevzuatlar uygunluğunu kesinlikle uyuyoruz.” “Yapay zekâ diş hekimliğini dönüştürecek” Yapay zekânın diş hekimliğini dönüştüreceğini de belirten Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, şu bilgileri veriyor: “Önümüzdeki 5–10 yılda yapay zekâ, diş hekimliğini geri dönüşümsüz bir şekilde kökten dönüştürecek. Günümüzde hekimin eski hastalarından elde ettiği tecrübelerini hastalarına uyguladığı ancak tedavi sonuçlarının öngörülebilirliğinin net olmadığı bir dönemden, daha öngörülebilir tedavi sonuçları alacağımız zamanlara geçiyoruz. Hekimler yapay zekâ teknolojilerinin yardımıyla daha tedavi başlangıcında tedavi süreçlerinde nelerle karşılaşabileceğini, ne gibi işlemler yapabileceğini ve nihai sonucu hastası ile tedaviye başlamadan görebilecek, tartışabilecektir. Hekim sadece teşhis koyan, dolgu yapan, diş çeken veya protez yapan değil, yapay zekanın kendisine verdiği analizleri değerlendiren, kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturan ve en önemlisi hasta iletişimi ve etik kararlar veren bir yöneticiye dönüşecek. Hekim, yapay zekanın asistanı değil, yapay zekâ hekimin süper asistanı olacak.” “Yapay zekâ dersleri çağın gerekliliği olarak verilmeli” Hekimlerin yapay zekâya güvenmesi ve bu teknolojileri benimsemesi konusundaki engellere de değinen Profesör, “Hekimler, yapay zekanın karar verme süreçlerini tam olarak anlamadıklarında veya sistemin sunduğu verilerin tıbbi ve hukuki sorumluluğunu kimin alacağı net olmadığında güvenmekte zorlanabilirler. Ayrıca genç hekimler veya küçük klinik sahipleri için ileri yapay zekâ sistemlerine yatırım yapmak caydırıcı olabilir” diyor. Eğitim müfredatlarının da yenilenmesi gerektiğinin altını çizen Yüzbaşıoğlu, “Fakültelerimiz öğrencilerine ‘Dijital Diş Hekimliği’ ve ‘Yapay Zekâ Uygulamaları’ derslerini bir seçenek olarak değil çağın gerekliliği olarak vermelidir” diyor. “Yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılmalı” Yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılması gerektiğini belirten Yüzbaşıoğlu, şunları söylüyor: “Yerli yapay zekâ çözümlerimiz ülkemizde bulunuyor. Ancak yeni yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yatırım yapılmalı ve bu sistemlerin kliniklerle entegrasyonu sağlanmalı. Hekimlere üniversiteler veya Diş Hekimleri Odaları tarafından organize edilen eğitimler ve bu tür sistemlerin kiralama seçenekleri sunulmalı. Bunun için üniversitelerimiz sektörle ortak AR-GE projeleri yürütmeli.”

Sağlık Turizmcileri Yeni Yönetmeliğe Hazırlandı Haber

Sağlık Turizmcileri Yeni Yönetmeliğe Hazırlandı

Tesviklendir.com Ana Sponsorluğunda Sağlık Turizmi Yönetmeliği Eğitimi: “Uygulamada Ne Değişti?” Yoğun İlgiyle Tamamlandı İstanbul’da The Prime etkinlik alanında düzenlenen “Yeni Sağlık Turizmi Yönetmeliği – 12 Kasım Düzenlemeleri: Uygulamada Ne Değişti?” başlıklı eğitim semineri, sektör temsilcilerinden büyük ilgi gördü. Sağlık turizmi işletmeleri, klinikler, hastaneler, hekimler ve sağlık acentesi yöneticilerinin ücretsiz olarak katıldığı etkinlikte, yeni yönetmelik kapsamındaki değişiklikler ayrıntılı şekilde ele alındı. Seminer boyunca; 29 Temmuz 2023 yönetmeliği ile 12 Kasım 2025 düzenlemesi arasındaki kritik farklar, dijital tanıtım stratejileri, uluslararası alan adları ve reklam gereklilikleri, Health Türkiye kullanım kuralları, uyumlu satış modeli ile KVK ve sağlık verisi süreçleri uygulamalı olarak incelendi. Etkinlik, The Prime Danışmanlık Kurucusu Salih Kutluk ve The Prime Mevzuat Uyum Ekibinin sunumlarıyla başladı. Ardından Cross The Line reklam ajansının dijital pazarlama ekibi dijital platformlardaki yeni yasak ve zorunlulukları örnekler üzerinden aktardı. Uluslararası satış uzmanı Ahmet Yardımcı, reklam kısıtlamaları döneminde uygulanabilecek yüksek dönüşümlü satış ve iletişim modellerini paylaştı. Son oturumda ise Av. Betül Karol, KVK kapsamında sağlık verilerinin işlenmesi, görsel onam süreçleri ve kurum içi veri güvenliği yapılanması hakkında detaylı bilgiler verdi. Etkinlikte ayrıca; teşvik sistemini doğrudan etkileyen yeni düzenlemeler karşısında sağlık işletmelerinin yaşadığı sorunları yazılım teknolojisiyle çözen TOS sisteminin sunumu, katılımcılar tarafından büyük ilgiyle izlendi. TOS yetkilileri, teşvik uyum sürecini sadeleştiren ve kurumsal hataları minimize eden çözüm modelini örnek vaka analizleriyle anlattılar. Katılımcılar, eğitim süreci boyunca soru–cevap bölümlerinde uzmanlarla birebir etkileşim fırsatı buldular. Etkinlik sonrası tüm katılımcılara dijital uyum checklisti, 2023–2025 yönetmelik kıyas tablosu ve sunum materyalleri iletildi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.