Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Veri Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zoho Analytics, Yapay Zekâ Ajanlarıyla  Veri Analizinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor Haber

Zoho Analytics, Yapay Zekâ Ajanlarıyla Veri Analizinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor

Şirketlerin kendi iş süreçlerine, performans göstergelerine ve veri ilişkilerine uygun analizler gerçekleştirilmesini sağlayan yeni teknolojilerle genişletilen platforma, SAP, PayPal ve Adobe Commerce dahil 30'dan fazla yeni entegrasyon eklendi. Zoho Analytics, gelişmiş veri güvenliği ve yönetişim özellikleri sayesinde yapay zekâ ajanlarının faaliyetlerinin, veri erişimlerinin ve kullanım maliyetlerinin merkezi olarak izlenmesine de olanak tanıyor. Küresel teknoloji şirketi Zoho Corporation, iş zekâsı (Business Intelligence – BI) çözümü Zoho Analytics'e kazandırdığı yeni yapay zekâ özelliklerini duyurdu. Şirket, veri hazırlama, veri modelleri ve analizler oluşturma, sonuçları görselleştirme, kod yazma ve SQL sorguları oluşturma gibi farklı görevleri üstlenen altı özel yapay zekâ ajanıyla Zoho Analytics'i, yapay zekâ ajanlarının birlikte çalışabildiği yeni nesil bir veri analitiği platformuna dönüştürüyor. Yeni yapıda, Zoho'nun iş zekâsına yönelik yapay zekâ asistanı Ask Zia, farklı görevlerde uzmanlaşmış ajanların çalışmalarını koordine ediyor. Kullanıcılar, doğal dilde verdikleri komutlarla analiz süreçlerini başlatabiliyor. Ask Zia ise talebe uygun yapay zekâ ajanlarını belirleyerek elde edilen sonuçları bir araya getiriyor. Böylece işletmelerin karmaşık veri analizi süreçlerini daha kolay yönetebilmesi ve verilere dayalı karar alma süreçlerini hızlandırması hedefleniyor. Zoho Avrupa Genel Müdürü Sridhar Iyengar, veri analitiğinde yeni bir dönemin başlangıcında olduklarını belirterek şunları söyledi: "Veri analitiğinde bir sonraki büyük dönüşümün henüz başındayız. İş süreçlerinde yapay zekâ ajanlarının etkin biçimde kullanılabilmesi için güçlü bir veri altyapısı temel gereklilik. Ancak ajanların yalnızca verilere erişmesi yeterli değil; bu verileri doğru yorumlayabilmelerini sağlayacak güçlü bir bilgi ve anlamlandırma katmanına da ihtiyaç var. Zoho Analytics'e kazandırdığımız yenilikler tam olarak bu ihtiyaca yanıt veriyor. İşletmelerde kullanılan tüm yapay zekâ araçlarına gerekli iş bağlamını, ölçüm kriterlerini ve yönetişim mekanizmalarını sunan, açık ve geliştirilebilir, güvenilir bir altyapı oluşturuyoruz. Böylece kullanıcıların güvenebileceği sonuçlar elde edilmesini sağlıyoruz." Yapay zekâ analizleri şirketlerin iş süreçlerine göre şekillenecek Zoho Analytics'in öne çıkan yenilikleri arasında, işletmelerin verilerini kendi faaliyet alanları ve iş süreçleri doğrultusunda tanımlamalarını sağlayan semantik katman ve ontoloji modeli bulunuyor. Bu teknolojiler sayesinde şirketler, örneğin hangi işlemlerin gelir olarak kabul edileceğini, belirli performans göstergelerinin nasıl hesaplanacağını veya farklı veri kümeleri arasında nasıl bir ilişki kurulacağını tanımlayabiliyor. Yapay zekâ ajanları da analizlerini bu tanımlamalar üzerinden gerçekleştirerek her işletmenin kendine özgü iş yapısına uygun sonuçlar ve öneriler sunabiliyor. Doğrudan Zoho Analytics'e entegre edilen bu özelliklerin kullanımı için programlama bilgisine, ayrı bir veri platformuna veya bulut veri ambarına ihtiyaç duyulmuyor. İşletmeler farklı departmanları için kendi veri modellerini oluşturabiliyor. Ayrıca açık Apache Ossie standardı sayesinde bu modeller Zoho Analytics dışındaki uygulamalarda ve iş akışlarında da kullanılabiliyor. 30'dan fazla yeni entegrasyon ve gelişmiş yapay zekâ özellikleri Zoho Analytics, mevcut 500'ü aşkın entegrasyonuna 30'dan fazla yeni bağlantı seçeneği ekliyor. Zoho ERP, SAP, PayPal, Adobe Commerce, Twilio, Notion ve Intercom gibi uygulamalarla sağlanan entegrasyonlar, işletmelerin farklı kaynaklardaki verilerini tek bir analitik ortamda değerlendirmelerine olanak tanıyor. Platformun yapay zekâ asistanı Ask Zia, önceki görüşmelerin geçmişini koruyarak kullanıcıların her yeni sorguda işlemlere baştan başlaması ihtiyacını ortadan kaldırıyor. İşletmeler, Zoho'nun kendi dil modelini veya harici bir yapay zekâ modelini tercih edebiliyor. Ayrıca kendi yapay zekâ ajanlarını geliştirerek bu ajanların hangi görevleri bağımsız olarak gerçekleştirebileceğini belirleyebiliyor. Model Context Protocol (MCP) desteği sayesinde harici yapay zekâ uygulamaları da Zoho Analytics'in yeteneklerinden yararlanabiliyor. İşletmeler, geliştirdikleri özel yapay zekâ ajanlarını farklı uygulamalara ve müşteri portallarına entegre edebiliyor. Veri güvenliği, yönetişim ve maliyet kontrolü bir arada Zoho Analytics'in yeni özellikleri, yapay zekâ ajanlarının kullanımında veri güvenliği, şeffaflık ve maliyet kontrolüne de odaklanıyor. Merkezi veri kataloğu sayesinde işletmeler, verilerin hangi kaynaklardan geldiğini ve gerçekleştirilen analizlerde nasıl kullanıldığını takip edebiliyor. Güvenlik ve yönetişim araçları ise verilere erişim yetkilerinin düzenlenmesini ve yapay zekâ ajanlarının faaliyetlerinin izlenmesini sağlıyor. Sistem yöneticileri, yapay zekâ ajanlarını kimlerin kullandığını, hangi verilere erişildiğini, ne tür yanıtlar üretildiğini ve farklı ekiplerin kullanımından kaynaklanan maliyetleri görüntüleyebiliyor. Ayrıca yeni geliştirilen yapay zekâ ajanları ve analizler, gerçek iş ortamında kullanıma alınmadan önce test edilebiliyor. Gerektiğinde önceki sürümlere geri dönülebiliyor. Ajanların farklı uygulamalara entegre edilmesi durumunda da mevcut erişim yetkileri ve güvenlik politikaları korunuyor. Araştırma şirketi IDC'nin Analitik ve Yapay Zekâdan Sorumlu Araştırma Başkan Yardımcısı Megha Kumar, Zoho Analytics'in yeni özelliklerini şöyle değerlendirdi: "Zoho, bu güncellemeyle ölçeklenebilir ve etkin biçimde yönetilebilen yapay zekâ destekli analitik için gerekli birçok unsuru bir araya getiriyor. Platforma entegre semantik ve ontoloji katmanları, yönetişim ve izleme özellikleri ile yapay zekâ ajanlarının uygulamalara entegre edilerek veya MCP üzerinden bağımsız bir arayüze ihtiyaç duymadan kullanılabilmesi bu yaklaşımın önemli parçalarını oluşturuyor. Şirketin açıklık ve farklı sistemlerle birlikte çalışabilirlik konusundaki yaklaşımı, işletmelerin kendi iş bağlamlarına dayanan analizlerden daha fazla yararlanmasına katkı sağlayacaktır. 50'den fazla yeni özellik kullanıma sunuluyor Zoho Analytics'e eklenen 50'den fazla yeni özellik arasında farklı grafik türleri, özelleştirilebilir raporlar, tahminleme araçları ve gelişmiş veri yönetimi çözümleri bulunuyor. Platformun yapay zekâ faaliyetlerini izleme ve yeni uygulamaları devreye alma yetenekleri de genişletiliyor. Yeni Data Science Studio özelliği, Jupyter Notebook'ları ve PMML modellerini destekleyerek veri bilimi çalışmalarının platform üzerinden yürütülmesine olanak tanıyor. Zoho, ilerleyen dönemde analizlerin yalnızca mevcut verilere değil, iş verilerindeki değişimlere ve yapay zekâ ajanlarının gerçekleştirdiği işlemlerin sonuçlarına da dayanmasını hedefliyor. Uzun vadede ise Zoho Analytics'in, veri gölü ve veri ambarı özelliklerini birleştiren data lakehouse yeteneklerine sahip bütünleşik bir veri platformunun temelini oluşturması planlanıyor. Dünya genelinde 100 bin işletmenin günlük olarak kullandığı Zoho Analytics; bulut, şirket içi sunucu ve hibrit ortamlarda hizmet veriyor. Platformun bulut sürümüne yönelik güncellemeler kullanıma sunulurken, gelişmiş sayfa düzenine sahip raporlama, ontoloji katmanı ve semantik model özelliklerinin ön izleme sürümleri önümüzdeki dört ila sekiz hafta içerisinde dünya genelinde erişime açılacak. Şirket içi sunucularda kullanılan sürüme yönelik güncellemeler ise 2027'nin ilk çeyreğinde sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güçlenen Teknoloji Karşısında İnsan Nerede Duracak? Haber

Güçlenen Teknoloji Karşısında İnsan Nerede Duracak?

Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Yönetim Kurulu Eş Başkanı Zehra Öney, yapay zekâ çağında insanın karar verme ve yön gösterme sorumluluğunun daha da önem kazanacağına dikkat çekerek şunları söyledi: “Yapay zekâ güçlendikçe insanın rolü küçülmeyecek, büyüyecek. Bir sistem ne kadar güçlüyse ona hangi soruyu sorduğumuz, hangi işi verdiğimiz ve onu kimin için tasarladığımız o kadar önem kazanacak. Geleceği makinelerin kapasitesinden çok, bizim bu kapasiteyle ne yapmaya karar verdiğimiz ortaya çıkaracak.” Farkı Dönüşümü Yöneten Kurumlar Yaratacak Teknolojide Kadın Derneği Yönetim Kurulu Eş Başkanı Hayriye Karadeniz, rekabet gücünün teknoloji yatırımlarının yanı sıra insan kaynağının gelişimine bağlı olduğuna ve kadınların teknoloji ekosisteminde daha fazla söz sahibi olmasının önemine dikkat çekti: “Türkiye'nin küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşması için yapay zekâyı üretkenliğe, inovasyona ve ekonomik değere dönüştürmemiz gerekiyor. Bunun yolu da eğitime yatırım yapmaktan, yeni nesil yetkinlikleri geliştirmekten ve herkesin potansiyelini ortaya koyabileceği fırsatlar yaratmaktan geçiyor.” Türkiye’nin Millî Yapay Zekâ Vizyonu Gündemdeydi T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sadullah Uzun, “Egemen Yapay Zekâ – Türkiye’nin Millî Teknoloji Yol Haritası” başlıklı konuşmasında veri egemenliği, yapay zekâ altyapıları, millî teknoloji kapasitesi ve küresel rekabeti ele aldı. Türkiye’nin teknolojiyi yalnızca kullanan değil, geliştiren ve ekonomik değer üreten bir ülke olması gerektiği öne çıktı. Siber Tehditlerden Geleceğin Mesleklerine: Yapay Zekâ Her Alanı Dönüştürüyor Zirvede yapay zekânın siber saldırıları güçlendiren ve savunmayı geliştiren çift yönlü etkisi; veri güvenliği, otonom kararların hukuki sorumluluğu, hesap verebilirlik, temel haklar ve insan denetimi tartışıldı. Bankacılık ve fintekte yapay zekâ destekli kararlar, risk yönetimi ve dijital güven; üretim, robotik ve istihdamda insan-robot iş birliği, değişen meslekler ve geleceğin yetkinlikleri değerlendirildi. Zirvede ayrıca yapay zekânın sanat ve yaratıcı üretim süreçlerine etkileri ele alınırken, teknolojinin sanatsal ifade biçimlerini nasıl dönüştürdüğü ve insan yaratıcılığıyla kurduğu ilişki değerlendirildi. Oturumlardan çıkan ortak mesaj, teknolojik ilerlemenin sürdürülebilir etki yaratması için insan odaklı politikalar, etik ilkeler ve güçlü bir eğitim altyapısıyla desteklenmesi gerektiğiydi. Teknoloji ve İş Dünyası Kapsayıcı Gelecek İçin Buluştu AI & Humanity – Kapsayıcı Gelecek Zirvesi; Altın Sponsor QNB Türkiye, Premium Sponsor KoçSistem, Premium Partnerler Koç Holding, Microsoft ve Palo Alto Networks, Gümüş Sponsor HPE ve SAS, Bronz Sponsor Dress Best Uniforms, Etkinlik Partnerleri Dorçe Prefabrik İnşaat A.Ş. ve Enerjisa, Ekosistem Destekçileri Akbank ve Kafein Teknoloji ve Organizasyon Partneri 360+ Media Interactive Technologies katkılarıyla gerçekleştirildi. Teknolojide Kadın Derneği (Wtech) Hakkında Teknolojide Kadın Derneği (Wtech), kadınların teknoloji alanındaki yetkinliklerini, istihdamını ve liderliğini güçlendirmeyi amaçlayan bir sivil toplum kuruluşudur. Eğitim, mentorluk, kariyer gelişimi ve girişimcilik programları aracılığıyla kadınların yapay zekâ ve dijital dönüşüm süreçlerinde daha etkin rol üstlenmelerini desteklemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak Haber

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak

Kurumlarda devasa büyümenin yeni sorumluluklar getirdiğini belirten GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, veriyi sadece saklamanın iş sürekliliği için yeterli olmadığını vurguladı. Veri güvenliğiyle iş sürekliliğinin birbirini tamamladığına dikkat çeken Gündoğdu, “Küresel araştırma şirketi Gartner'ın Temmuz ve Eylül 2026 raporları, veri merkezi harcamalarının 822 milyar dolara, yapay zekâ harcamalarının ise 2,7 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Rakamlardan da anlıyoruz ki; kurumlar için asıl mesele yalnızca veriyi korumak değil, olası bir kesinti sonrasında operasyonların ne kadar hızlı ve güvenli biçimde sürdürebileceğidir.” değerlendirmesini yaptı. “Kurumların yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor” Kamu ve özel sektörde 25 yılı aşan sektörel deneyime sahip olduğunu belirten Gündoğdu, özellikle son yıllarda kurumların veri güvenliği ve iş sürekliliğine yönelik yatırımlarında önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumların yedekleme, felaket kurtarma ve iş sürekliliği mimarilerini oluştururken yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor. İş sürekliliği planlamasında RPO ve RTO gibi kavramlar kritik önem taşıyor. Kurumun hangi noktadaki veriye geri dönebileceği ve sistemlerini ne kadar sürede yeniden çalıştırabileceği önceden belirlenmeli. Bu süreçlerin düzenli olarak test edilmesi, sürdürülebilir ve ölçülebilir hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü yaşanan bir kesinti yalnızca teknik bir problem değil; mali kayıp, operasyonel aksama ve itibar riski anlamına da geliyor.” Yapay zekâ yatırımlarında altyapı ve yönetişim birlikte ele alınmalı Yapay zekâ yatırımlarının veri merkezi kapasitesi, enerji gereksinimleri ve kurumsal altyapılar üzerindeki etkisine dikkat çeken Gündoğdu, bu alandaki yatırımların bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte kurumların işlem kapasitesi, veri yönetimi ve entegrasyon ihtiyaçları da büyüyor. Ancak yalnızca daha güçlü sunuculara veya daha büyük modellere yatırım yapmak yeterli değil. Bu sistemlerin güvenli, erişilebilir, yönetilebilir ve kesintilere dayanıklı olması gerekiyor. Dolayısıyla yapay zekâ yatırımlarının başarısı, arkasındaki altyapının ve yönetişim mekanizmalarının olgunluğuyla doğrudan ilişkili.” Agentic AI ile bilgi, kontrollü aksiyona dönüşüyor Kurumsal yapay zekâ teknolojilerinin yeni bir aşamaya geçtiğini belirten Gündoğdu, özellikle Agentic AI yaklaşımının iş süreçlerinde önemli değişiklikler yaratacağını söyledi. “Bugüne kadar yapay zekâyı çoğunlukla sorulara yanıt veren, bilgiye erişimi kolaylaştıran veya içerik üreten sistemler olarak değerlendirdik. Agentic AI ile birlikte bu yaklaşım değişiyor. Artık sistemler yalnızca bilgi üretmekle kalmıyor; belirli hedefler doğrultusunda süreçleri analiz edebiliyor, farklı kurumsal uygulamalarla etkileşime geçebiliyor ve tanımlanan yetkiler çerçevesinde aksiyon başlatabiliyor.” Bu dönüşümde insan unsurunun önemini koruduğunu vurgulayan Gündoğdu, “İnsan unsuru bizim için son derece kıymetli. Yapay zekânın amacı insanı iş süreçlerinden çıkarmak değil, çalışanların zamanını daha yüksek katma değerli alanlara yönlendirmek olmalı. Tekrarlayan ve operasyonel yoğunluğu yüksek süreçlerde yapay zekâdan yararlanırken, kritik karar noktalarında insan gözetimini ve onay mekanizmalarını korumamız gerekiyor. Kurumsal dünyada gerçek değer yaratacak yaklaşımın kontrollü otonomi olduğuna inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Kurumsal yapay zekânın temelinde orkestrasyon bulunuyor Yapay zekâ sistemlerinin kurumsal yapılara entegrasyonunun yalnızca büyük dil modelleriyle çözülemeyeceğini belirten Gündoğdu, orkestrasyon katmanlarının önemine dikkat çekerek “Kurumsal yapılarda ERP, CRM, BT yönetim sistemleri, veri tabanları ve farklı uygulamalardan oluşan karmaşık teknoloji ekosistemleri bulunuyor. Yapay zekânın gerçek iş değeri üretebilmesi için bu sistemlerle güvenli biçimde etkileşime geçebilmesi gerekiyor. Asıl mesele farklı teknolojileri bir araya getirmekten çok, bunların doğru bir mimari içerisinde birlikte çalışmasını sağlamak. Veri kaynaklarını, kurumsal uygulamaları, yapay zekâ ajanlarını ve insan onay mekanizmalarını bir araya getiren orkestrasyon katmanları bu nedenle kritik önem taşıyor. Yetkilendirme, izlenebilirlik ve denetlenebilirlik bu mimarinin ayrılmaz parçaları olmalı” değerlendirmesinde bulundu. GBA Bilişim’in öncelikli pazar hedefi Birleşik Krallık GBA Bilişim’in gelecek hedeflerine ilişkin bilgiler paylaşan Gündoğdu, şunları söyledi: “Türkiye’de edindiğimiz kurumsal teknoloji ve entegrasyon deneyimini daha geniş bir coğrafyaya taşımayı hedefliyoruz. Özellikle Birleşik Krallık, uluslararası büyüme stratejimizde öncelikli değerlendirdiğimiz pazarlardan biri. Amacımız yalnızca yeni pazarlarda faaliyet göstermek değil, Türkiye'de geliştirdiğimiz teknik yetkinliği ve saha deneyimini uluslararası ölçekte değer üreten bir yapıya dönüştürmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu'nun Kalbinde Yapay Zekâ ve Geleceği Ele Alındı Haber

Anadolu'nun Kalbinde Yapay Zekâ ve Geleceği Ele Alındı

Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk teknoloji liderleri ile yapay zekâ uzmanları, ondan fazla panel ve yan oturumda yapay zekânın ekonomik değerden iş gücüne, güvenilirlikten ulusal yol haritasına uzanan farklı boyutlarını tartıştı. Buluşmada akademi, kamu, iş dünyası, girişimciler ve öğrenciler bir araya geldi. “Çok kapsayıcı bir ekosistemi bir araya getirdik” Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın bu yılki farklılıklarının başında katılımın geldiğini söyledi: “Türkiye'nin ve dünyanın dört bir yanından Türk teknoloji liderleri ve yapay zekâ uzmanları burada buluştu. Akademiden ve reel sektörün içinden isimler, milyar dolar eşiğine yürüyen girişimciler vardı. Türkiye'nin en büyük holdinglerinden start-up'lara kadar çok kapsayıcı bir ekosistemi burada bir araya getirmeyi başardık.” Buluşmada öne çıkanlar İki gün süren oturumlarda öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı: Kullanım biçimi belirleyici olacak: Sanayide ve hizmet sektöründe verimliliğin artırılması, daha hızlı ve daha doğru karar alınması ve eğitimin dönüşümü yapay zekânın nasıl kullanılacağıyla şekillenecek. Rekabette yeni bir denge: Yapay zekâ, farklı büyüklükteki işletmeler arasındaki rekabeti kolaylaştırabilir. Doğru kullanıldığında KOBİ'lerin ve Anadolu'daki üreticilerin büyük ölçekli işletmelerle aynı sahada yer alabilmesinin önünü açıyor. Korku değil dönüşüm: Yapay zekânın meslekleri bitireceği korkusu yerine, meslekleri nasıl dönüştürdüğünü konuşmak daha doğru bir yaklaşım. İş gücünün yeni beceriler kazanması ve yetkinliklerin dönüşümü bu tartışmanın merkezinde yer alıyor. Zaman ve bütçe: Yapay zekânın iş gücüne ve sektörlere gerçek katkı sağlayabilmesi için kurumların bu alana iki temel kaynak ayırması gerekiyor: zaman ve bütçe. Dönüşümün kilit aktörü gençler: Yapay zekâ dönüşümünde en kritik oyuncular gençler. Bu nedenle buluşmada gençlerin üretimlerine ve fikirlerine geniş yer ayrıldı. Panellerde yapay zekânın tüm boyutları Buluşma, “Türkiye Yapay Zekâ ile Ekonomik Değeri Nasıl Büyütür?” başlıklı açılış paneliyle başladı. Bu panelde Türkiye'nin yapay zekâ haritası, uygulama-ürün-ihracat zinciri ve kamu, regülasyon ve veri erişimi konuları ele alındı. Ardından finans, sağlık, sanayi ve kamudan gerçek uygulamaların vaka örnekleri üzerinden yapay zekânın Türkiye'de hangi alanlarda katma değer ürettiği tartışıldı; nelerin işe yaradığı, projelerin neden büyüdüğü ya da büyüyemediği masaya yatırıldı. “Modelden Pazara” başlıklı panelde yapay zekâda ürünleştirme ve ticarileşmenin önündeki engeller, üniversite ile ürün arasındaki kopukluk ve kamu ihalelerindeki risk algısı konuşuldu. Türkiye'den küresel ölçekte yapay zekâ uygulamalarının nasıl çıkabileceği, girişimcilik ve yatırımcı perspektifiyle değerlendirildi. İnsan kaynağına ayrılan oturumlarda, Türkiye'de yapay zekâ bilen insan kaynağı bulunmasına karşın neden yeterince ürün çıkmadığı sorusu ele alındı. Üniversitelerin bilgi aktaran yapıdan değer üreten ekosisteme dönüşümü, mezunların değişen iş dünyasına hazırlanması ve bilginin laboratuvardan ürüne, üründen pazara taşınması tartışıldı. Üniversite ve özel sektörün yapay zekâ Ar-Ge'sine birlikte nasıl yön verebileceği de ortak proje, veri ve insan kaynağı ekseninde değerlendirildi. “Belirsizlik Çağında Türkiye İçin Fırsatlar” panelinde yapay zekânın meslekler ve istihdam yapısı üzerindeki etkisi, verimlilik artışı ile istihdam arasındaki denge ve geçiş dönemi destek mekanizmaları ele alındı. “Güvenilir Yapay Zekâ” panelinde ise veri güvenliği ve kişisel verilerin korunması, algoritmik şeffaflık ve hesap verebilirlik, insan denetimi ve inovasyonu destekleyen etik ve hukuki çerçeve konuşuldu. Buluşma, “Türkiye'nin Yapay Zekâ Entegrasyonu İçin Stratejik Yol Haritası” paneliyle tamamlandı. Bu panelde Türkiye'nin yapay zekâ ekosistemindeki konumu, veri, altyapı, insan kaynağı ve yatırım öncelikleri ile kısa, orta ve uzun vadeli ulusal hedefler değerlendirildi. Demo Day'de girişimler jüri karşısında Etkinlik kapsamında düzenlenen Demo Day'de yapay zekâ tabanlı projeler geliştiren start-up'lar projelerini jüriye sundu ve Ar-Ge çalışmalarını anlattı. Yarışmada dereceye giren ilk üç girişime ödülleri Amazon Web Services (AWS) tarafından verildi. Liseliler ve üniversiteliler yapay zekâ posterleriyle yarıştı Bu yılın yeniliklerinden biri de lise öğrencileri arası ve üniversite öğrencileri arası poster yarışmaları oldu. Milli Eğitim Bakanlığı'nın desteğiyle düzenlenen liseler arası yarışmaya ülkenin doğusundan batısına geniş bir katılım oldu; yarışmada Bitlis'ten de Trakya'dan da öğrenciler yer aldı. Rektör Karasar, gençlerin katılımını şöyle değerlendirdi: “Liseler arası yarışmada ülkemizle gurur duyduk. Gördük ki lise gençliği şu anki üniversite gençliğini geçecek; üniversite gençliği ise bizim kuşağımızı çoktan geçmiş durumda. Siyaset bilimcilerin ‘belirsizlikler çağı’ olarak adlandırdığı, öngörülemeyen bir dönemdeyiz; ama Türk genci kendini bu çağa hazırlamış, bizim kuşağımızdan çok daha hazır. Gençlerimizin fikirleri bizler için gerçekten yol gösterici oldu.” Ortak çağrı metni yayımlandı Buluşmanın sonunda, iki günün değerlendirmelerini özetleyen ortak çağrı metni yayımlandı. Karasar, metni şöyle tanımladı: “Ortak çağrı metni, buluşmaya katılan 600'e yakın katılımcının fikirlerini, tespit edilen eksik alanları ve önümüzdeki dönemde nelere ihtiyacımız olduğunu özetliyor. Politika belgesi niteliğindeki bu metin yalnızca kamuya ve devlete değil; özel sektöre, girişim kurmayı düşünenlere ve önümüzdeki yıllarda yapay zekâ alanında çalışmayı planlayan herkese bir yol haritası sunuyor.” Buluşmanın gelecek yıllarda da süreceğini belirten Karasar, “Önümüzdeki yıllarda devamını sağlayacağız, yeniliklerle geleceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı Haber

3. Ulusal Yapay Zekâ Buluşması Başladı

Buluşma öncesinde düzenlenen basın toplantısına Kapadokya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan ve Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi Barış Karakullukçu katıldı. “Yapay zekâ ekosistemi güller kadar dikenler de barındırıyor” Rektör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, buluşmanın kamu kurumlarını, özel sektörü, üniversiteleri ve öğrencileri bir araya getirerek ortak bir gelecek projeksiyonu oluşturmayı amaçladığını söyledi: “Bilim insanlarını, kamu kurumlarını, iş dünyasını, girişimcileri ve öğrencilerimizi Türkiye'nin yapay zekâ geleceğini birlikte düşünmek üzere üç yıldır bir araya getiriyoruz. Türkiye'nin bu alanda yetişmiş insan kaynağı, gelişen altyapısı ve kullanıma hazır pek çok çözümü var. Önümüzdeki hedef, bu kazanımları güçlendirmek ve sağlanan faydayı daha fazla kuruma, işletmeye ve bireye ulaştırmak.” Yapay zekanın eğitim, araştırma ve topluma hizmetin tüm katmanlarında kullanılmasını istediklerini belirten Karasar, “Ancak yapay zekâ ekosistemi yalnızca güllerle değil, dikenlerle de dolu bir bağ. Bu buluşmada ekonomik değer, ürünleştirme, insan kaynağı ve güvenilir yapay zeka kullanımı konularını ele alıyoruz” dedi. Karasar, üniversitenin çıkış noktası “evrensel” eğitim anlayışına da değindi. Cisco Networking Academy gibi uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmalar sayesinde öğrencilere New York'ta, Chicago'da ya da Berlin'de okuyan bir öğrencinin aldığı müfredatın aynısının sunulduğunu; mikro yeterlilikler ve disiplinler arası yan dal programlarıyla farklı bölümlerdeki öğrencilerin de yapay zekayı kendi meslek alanlarında kullanmaya teşvik edildiğini anlattı. Üniversitenin akademik ve idari süreçlerinde de yapay zekadan ve geliştirdiği çözümlerden azami ölçüde yararlandığını ekledi. Alev Alatlı'nın mirası: Teknolojiye eleştirel bakış Üniversitenin kurucusu merhum Alev Alatlı'yı anan Karasar, “Seksenli yaşlarında dahi yapay zekâ ve blok zincir teknolojilerini yakından takip ederdi. Bunların insani, etik ve felsefi açıdan sorgulanması gerektiğini bize her zaman hatırlatırdı. Bu buluşmanın ana omurgasını da Alev Hoca'nın bize işaret ettiği bu istikamet oluşturuyor” diye konuştu. Karasar, tüm çalışmaların Alatlı'nın “akıl, ahlak, adalet ve adap” anlayışı doğrultusunda, insanın ve toplumun ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Anadolu'daki işletmelerin, özellikle KOBİ'lerin yeni teknolojilere ve uzmanlık desteğine erişebilmesinin önemine dikkat çeken Karasar, dijitalleşen dünyada Anadolu'daki üreticilerin dünyanın daha avantajlı görülen bölgelerindeki işletmelerle rahatça rekabet edebilmesini sağlayacak teknolojilere ulaşmasını hedeflediklerini söyledi. Veri güvenliği öncelikli meydan okuma Yapay zekâ çağının meydan okumalarına da değinen Karasar, veri güvenliğinin başı çektiğini belirtti: “Stratejik alanlarda verilerin zehirlenmesi ya da yok edilmesi gibi riskler var. Sonuçta bir makinenin analiz gücü ona verilen veriye dayanır; o verilerin korunması en önemli önceliklerden biri.” Karasar, veri ve yapay zekâ teknolojisinin birkaç büyük teknoloji şirketinin elinde toplandığı bir dünyada hem ülkenin stratejik tercihlerini korumak hem de gençlerin ileri teknolojilerden azami ölçüde yararlanmasını sağlamak için bir araya geldiklerini ifade etti. Bu yıl gençlerin katılımına özellikle önem verildiğini belirten Karasar, öğrenci sohbetleri, poster çalışmaları ve yapay zekâ uygulama gösterimleriyle gençlerin üretimlerine yer açıldığını söyledi. Buluşmanın sonunda ortak öncelikleri ve sorun alanlarını görünür kılacak bir bildirge yayımlanması planlanıyor. Karasar, üniversite, kamu, özel sektör ve sivil toplumdan katılımcılarla kamunun hazırladığı yapay zekâ eylem planlarına ve yol haritalarına katkı sunmayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi. Nevşehir'e tematik teknopark kuruluyor Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Kaan Aktan, Kapadokya Üniversitesi'nin kuruluş felsefesinde topluma faydalı olmak ve bölgesel kalkınmayı desteklemek bulunduğunu hatırlattı. Havacılık, sağlık, turizm ve gastronomi alanlarında sektörün önde gelen kurumlarıyla iş birlikleri yürüttüklerini belirten Aktan, son olarak farklı fakültelerdeki bilişimle ilgili bölümlerin geçen yıl Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri Fakültesi çatısı altında toplandığını söyledi. Aktan, “Lisans ve önlisans düzeyinde şu anda 17 teknoloji programımız var. Veri güvenliğinden yapay zekaya, programlamadan otonom sistemlere kadar sektörün ihtiyaç duyduğu iş gücünü yetiştiriyoruz” dedi. Aktan, Nevşehir Belediyesi ile bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulması için çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Üniversitenin ana kurucu ortak olarak yer alacağı teknoparkın kuruluş aşamasında olduğunu söyledi. Bölgenin ihtiyaçlarına ve potansiyeline göre şekillenecek tematik teknoparkın tarım teknolojileri, sürdürülebilir turizm ve sürdürülebilirlik teknolojiler alanlarına odaklanması planlanıyor. Aktan, üniversitede geliştirilen çalışmaları ve girişimleri sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturacak Teknoloji Transfer Ofisi çalışmalarının da sürdüğünü belirtti. Aktan, yapay zekanın Türkiye'nin geneline yayılması gerektiğinin altını çizdi: “Yapay zekayı yalnızca teknolojiyi geliştirmek olarak düşünmemek lazım. Geliştirilen teknolojileri Türkiye'nin geneline yayılacak, farklı ölçekteki işletmelerde kullanılabilir ve etki yaratabilir hale getirmemiz gerekiyor. Yapay zekâ, çok küçük yatırımlarla çok önemli kazanımlar sağlanabilecek bir teknoloji.” “Kolektif akılla neler yapılabileceğinin kanıtı” Kapadokya Üniversitesi Danışma Kurulu Üyesi ve buluşmanın düzenleme komitesinde yer alan Barış Karakullukçu, üç yıl önce bu işlerin İstanbul ve Ankara dışında da yapılması gerektiği inancıyla yola çıktıklarını söyledi. Karakullukçu, “Anadolu'da ekosistemin, endüstrinin ve toplumun yapay zekayı etik ve güvenli biçimde kullanarak daha iyi noktalara gelmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu toplantı, kolektif akılla neler yapılabileceğini net şekilde gösteriyor” dedi. Karakullukçu, Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile Türkiye'de ve dünyada çalışan Türk akademisyen ve teknoloji liderlerinin yanısıra Bilişim Vakfı, TÜBİSAD ve Yapay Zeka Teknoloji Derneği gibi sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de organizasyonda yer aldığını belirtti. Karakullukçu, yeni yayımlanan Yapay Zekâ Eylem Planı'nın uygulanmasının iki gün boyunca somut vakalar üzerinden ele alınacağını söyledi. Meslekler yok olmayacak, dönüşecek Basın toplantısında yapay zekanın meslekler üzerindeki etkisinin sorulması üzerine Barış Karakullukçu, yapay zekanın hiçbir mesleği yok etmeyeceğini ancak o mesleğin uygulayıcılarını dönüştüreceğini söyledi: “Radyoloji, yapay zekanın en iyi olduğu alanlardan biri. Ama radyolog yalnızca görüntüyü değerlendirmiyor; teşhisi, hastayla iletişimi ve süreci yönetiyor. Süreçlerin alt adımları değişecek ama roller tamamen ortadan kalkmayacak.” Kaan Aktan ise yapay zekanın önceki teknoloji devrimlerinden farklı olduğunu vurguladı: “Yayılım hızı çok yüksek. Kuralları netleşmeden, neye muktedir olduğu tam anlaşılmadan herkesin kullanmaya başladığı bir teknoloji haline geldi. Bu da bir tedirginlik yaratıyor. Ancak zaman içinde bunun mesleklerde bir dönüşümle sonuçlanacağını düşünmek gerekiyor.” Rektör Karasar da sorumluluğun makineye devredilemeyeceğini, her teknolojiyi kullananın bir sorumlusu olduğunu ve bunun mutlaka insan olması gerektiğini hatırlattı. Önde gelen markalar ve dünyaca ünlü üniversitelerden akademisyenler sahnede Buluşmada Koç Holding, Eczacıbaşı Topluluğu, Pegasus, Türk Telekom, Migros Online, PwC ve Amazon gibi kuruluşların teknoloji liderleri; telekomünikasyon, havacılık, gıda ve perakende sektörlerinden temsilciler deneyimlerini paylaşacak. Stanford ve Harvard gibi yapay zekâ alanında öncü çalışmalar yürüten üniversitelerde görev yapan Türk akademisyenler de programda yer alıyor. Yapay zekâ ajanları ve bu teknolojinin kurumlara güvenli biçimde yerleştirilmesi öne çıkan başlıklar arasında. Cuma günü ise başarılı yapay zekâ girişimlerinin yer alacağı bir Demo Day düzenlenecek. Buluşma öncesinde beş kitap yayımlandı Kapadokya Üniversitesi Yayınları, buluşma öncesinde yapay zeka üzerine beş kitap yayımladı. Kitaplar arasında lise ve üniversite öğrencileri arasında düzenlenen yapay zeka proje ve poster yarışmalarının derlendiği bir kitapçık, Barış Karakullukçu'nun teknoloji ve yapay zeka yolculuğunu anlattığı hatırat, yapay zekanın stratejik boyutlarını ele alan bir eser, Milli Eğitim eski Bakanı Prof. Dr. Mahmut Özer ile İTÜ'den Prof. Dr. Altan Çakır'ın yapay zeka, makine öğrenmesi ve hesap verebilirlik üzerine kaleme aldığı çalışma ve geçen yılki ikinci buluşmanın sonuçlarını derleyen bir kitap yer alıyor. Kitaplar etkinlik boyunca stantlarda katılımcılarla buluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mastercard ve Wtech Genç Kadınların Teknoloji Kariyerine Güç Katacak Haber

Mastercard ve Wtech Genç Kadınların Teknoloji Kariyerine Güç Katacak

Mastercard Türkiye, toplumsal etki odaklı projelerine bir yenisini daha ekliyor. Wtech – Teknolojide Kadın Derneği ile hayata geçirilen Futuready by Mastercard Programı, genç kadınların teknoloji alanındaki yetkinliklerini geliştirmelerini ve kariyer yolculuklarına güçlü bir adım atmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Teknoloji, veri ve inovasyon alanlarında geleceğe dönük yetkinlikleri genç kadınlarla buluşturmayı hedefleyen program, Mastercard'ın kapsayıcılık yaklaşımının Türkiye'deki somut adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Program kapsamında seçilecek 30 katılımcı, Mastercard'ın uzman ekipleri tarafından verilecek teknik eğitimlere katılacak ve gönüllü mentörlerden bire bir kariyer planlaması, profesyonel gelişim, iş dünyasına hazırlık ve liderlik becerileri konusunda destek alacak. Program içeriği ve başvuru süreci Futuready by Mastercard Programı; yapay zekâ ve veri analitiği, siber güvenliğin temelleri, veri güvenliği ile liderlik ve profesyonel beceriler olmak üzere dört ana modülden oluşuyor. Katılımcılar uygulamalı eğitimler aracılığıyla veri odaklı karar alma süreçlerini deneyimleyecek, proje geliştirme ve sunum çalışmalarıyla edindikleri bilgileri pratiğe dökme fırsatı bulacak. Başvurular 19 Ekim’e kadar devam edecek. Kasım ayında başlayacak eğitimler Aralık ayı sonuna kadar devam edecek. Program, düzenlenecek mezuniyet töreniyle tamamlanacak. Başvuru kriterleri arasında; STEM alanlarında eğitim gören üniversite 4. sınıf ve yüksek lisans öğrencisi olmak veya mezun olmak, yapay zekâ, veri analitiği ve siber güvenlik alanlarına ilgi duymak ve iyi seviyede İngilizce bilmek yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Taşınabilir Verilerin Güvenliğinde Şifreleme Tek Başına Yeterli mi? Haber

Taşınabilir Verilerin Güvenliğinde Şifreleme Tek Başına Yeterli mi?

Hassas bilgiler içeren bir USB belleğin yanlış kişilerin eline geçmesi durumunda şifreleme, gerekli kimlik doğrulama yapılmadan verilerin okunmasını engelleyerek önemli bir koruma katmanı sunabiliyor. Bellek ürünleri ve teknoloji çözümleri alanında dünya lideri Kingston Technology, taşınabilir verilerin günlük yaşamda giderek daha yaygın kullanılmasıyla birlikte bireylerin ve kurumların hassas bilgilerini daha iyi korumalarına yardımcı olmak amacıyla, ihtiyaçlara uygun şifreli depolama çözümünü seçerken dikkat edilmesi gereken temel noktaları paylaşıyor. Şifreli Sürücü Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Dört Temel Kriter Şifreleme, hassas verilerin taşınırken korunmasında kritik bir rol oynasa da “şifreli” olarak tanımlanan her ürün aynı düzeyde koruma sunmuyor. Kingston, kullanıcıların daha bilinçli bir seçim yapmasına yardımcı olmak için dört temel kriteri şöyle sıralıyor: Güvenilir ve Deneyimli Üretici: Güvenlik, kanıtlanmış bir uzmanlık gerektiriyor. Kullanıcıların güvenli depolama ve veri koruma alanında deneyimli, güvenilir bir geçmişe sahip üreticileri tercih etmesi ve mümkün olduğunda bağımsız sızma testleri de dahil olmak üzere kapsamlı testlerden geçirilmiş ürünleri değerlendirmesi önem taşıyor. Güvenlik tercihlerinde yalnızca fiyat, kapasite veya genel “şifreleme” pazarlama söylemlerinin belirleyici olmaması gerekiyor. Her Zaman Aktif, Donanım Tabanlı Şifreleme: Her şifreleme yöntemi aynı şekilde çalışmıyor. Sistem üzerindeki kötü amaçlı yazılımlar ve yazılım tabanlı saldırılar karşısında daha savunmasız olabilen yazılım şifrelemesinin aksine, donanım tabanlı şifreleme kullanan sürücüler, donanım tabanlı şifreleme kullanan sürücüler, ürünün içine entegre edilmiş özel bir güvenli mikroişlemciye sahip. Dosyalar kaydedildikleri anda otomatik olarak şifreleniyor ve yalnızca kimlik doğrulamasının ardından erişilebilir hale geliyor. Sektör standardı XTS-AES 256 bit donanım tabanlı şifreleme, şifreleme anahtarlarının cihaz içerisinde güvenli şekilde korunmasını sağlarken, her zaman aktif şifreleme özelliği kullanıcıların veri korumasını devre dışı bırakmasını veya atlatmasını önlemeye yardımcı oluyor. Tanınmış Güvenlik Sertifikaları ve Standartlar: Özellikle yüksek hassasiyete sahip bilgileri işleyen kurumlar için güvenlik iddialarının tanınmış standart ve sertifikalarla desteklenmesi önem taşıyor. Yaygın olarak kabul gören standartlar arasında NIST FIPS 140-3 ve TAA uyumluluğu bulunuyor. ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST) tarafından geliştirilen FIPS 140-3, bağımsız ve kapsamlı testler gerektiren, dünya çapında kabul gören bir ABD hükümeti şifreleme standardı olarak öne çıkıyor. TAA uyumluluğu ise güvenilir bir tedarik zincirini gösteriyor ve ABD federal kurumları ile savunma alanındaki satın alma süreçlerinde önemli bir gereklilik oluşturuyor. Bu doğrulamalar, özellikle kamu kurumları, regülasyona tabi sektörler ve hassas verilerle çalışan kuruluşlar açısından, bir ürünün güvenlik kontrollerinin belirlenmiş değerlendirme ve test süreçlerinden geçtiğine dair ek güvence sağlıyor. Gelişmiş Koruma Özellikleri: Şifreleme, veri güvenliğinin yalnızca bir katmanını oluşturuyor. Kullanıcıların ayrıca yaygın saldırı yöntemlerine karşı koruma sağlayan ve yetkisiz erişim riskini azaltan özellikleri de değerlendirmesi gerekiyor. Bunlar arasında, art arda yapılan hatalı parola girişlerinin ardından verileri silebilen kaba kuvvet saldırısı koruması, kötü amaçlı ürün yazılımı manipülasyonlarına karşı BadUSB koruması, Yönetici ve Kullanıcı erişimi veya veri kurtarma için birden fazla parola seçeneği ve güvenilmeyen ana bilgisayarlara bağlanıldığında verilerin değiştirilmesini önlemeye yardımcı olan çift salt okunur mod bulunuyor. Her Kullanım Senaryosu İçin Doğru Çözümü Seçmek Doğru şifreli depolama çözümü, nihayetinde korunan bilginin niteliğine, cihazın nasıl kullanılacağına ve ihtiyaç duyulan güvenlik ile uyumluluk gereksinimlerine bağlı. Ders çalışmalarını ve kişisel kayıtlarını taşıyan bir öğrencinin ihtiyaçları, hassas bilgileri aktaran bir sağlık kuruluşunun veya çevrimdışı yedekleme amacıyla veri saklayan bir işletmenin ihtiyaçlarından oldukça farklı olabiliyor. Donanım tabanlı şifrelemeye sahip depolama çözümleri alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip Kingston, günlük kişisel dosyalardan hassas profesyonel bilgilere ve işletmeler için kritik verilere kadar farklı kullanıcı ve kullanım senaryolarında verileri korumak üzere tasarlanan, ödüllü Kingston IronKey™ güvenli depolama ürünleri portföyünü sunuyor. Öğrenciler, aileler ve bireysel kullanıcılar, kişisel belgeler, vergi kayıtları ve diğer özel dosyalar için kullanımı kolay, uygun maliyetli ve güvenilir bir depolama çözümüne ihtiyaç duyuyor. Kingston IronKey Locker+ 50 G2 USB Flash Drive, çoklu parola seçeneğiyle birlikte XTS-AES 256 bit donanım tabanlı şifreleme sunuyor ve herhangi bir kurulum gerektirmeden hızlı kuruluma olanak tanıyan yerleşik yazılımla geliyor. Ürün, kullanıcıların özel dosyalarını ev, okul ve iş bilgisayarları arasında kolayca taşımasına olanak tanırken, sürücünün kaybolması, çalınması veya ortak kullanılan bilgisayarlara bağlanması durumunda dahi dosyaların korunmasına yardımcı oluyor. Serbest çalışanlar ve uzaktan çalışanlar, her gün farklı cihazlar üzerinden hassas müşteri teslimatları, sözleşmeler ve finansal kayıtlarla çalışıyor. Kingston IronKey Vault Privacy 50 Series, XTS-AES 256 bit donanım tabanlı şifrelemeyi Yönetici, Kullanıcı ve Tek Kullanımlık Kurtarma parolası seçenekleriyle bir araya getiriyor. Böylece hassas verilerin korunmasına yardımcı olurken, Kullanıcı parolasının unutulması durumunda erişimin yeniden sağlanması için alternatifler sunuyor. Özel ekipmanlarla çalışan uzmanlar, tıbbi, endüstriyel ve güvenlik sistemleri gibi özel platformlar arasında kritik verileri düzenli olarak aktarıyor. Kingston IronKey Keypad 200 Series, FIPS 140-3 Level 3 doğrulamasına sahip olmasının yanı sıra PIN tabanlı erişim sağlayan alfanümerik bir tuş takımına ve işletim sistemi ile cihazdan bağımsız çalışma özelliğine sahip. Bu sayede kullanıcılar sürücünün kilidini herhangi bir yazılım kullanmadan açarak uyumlu USB özellikli sistemlere bağlayabiliyor. Ayrıca kurcalamaya karşı dayanıklı yapısı, sürücünün kaybolması veya çalınması durumunda verilerin korunmasına yardımcı oluyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, çalışan ve müşteri veri tabanlarından çevrimdışı felaket kurtarma yedeklerine kadar her gün büyük miktarda değerli veriyi yönetiyor. Kingston IronKey Vault Privacy 80 External SSD, ASTORS Homeland Security Awards kapsamında üç kez Platinum ödülüne layık görülen bir çözüm olarak sezgisel, akıllı telefon benzeri bir dokunmatik ekran arayüzünü 8 TB'a kadar kapasite seçenekleriyle bir araya getiriyor. Böylece BT yöneticileri ve işletme sahipleri yüksek kapasiteli işletme verilerini kolayca güvence altına alabiliyor. Regülasyona tabi sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler ve kuruluşlar, özellikle finans, sağlık, hukuk ve kamu gibi alanlarda sıkı veri gizliliği ve tedarik zinciri düzenlemelerine uymak zorunda. Kingston IronKey D500S USB Flash Drive, FIPS 140-3 Level 3 doğrulamasına, XTS-AES 256 bit donanım tabanlı şifrelemeye ve TAA uyumluluğuna sahip. Ayrıca MIL-STD-810F askeri standartlarına göre tasarlanan ürünün sağlam çinko gövdesi, epoksi dolgulu yapısı ve otomatik kripto-silme koruması, yetkisiz fiziksel ve dijital erişim riskini azaltmaya yardımcı olurken sıkı güvenlik ve satın alma gereksinimlerini destekliyor. Taşınabilir depolama birimlerinin önemli bilgileri her yere taşımayı kolaylaştırdığını ancak bu konforun güvenlikten ödün verilerek sağlanmaması gerektiğini vurgulayan Kingston yetkilileri şu değerlendirmede bulundu: "Kingston'ın veri koruma taahhüdü, kullanıcıların bilinçli güvenlik kararları almasını sağlamak üzerine kuruludur. Bu süreç, öncelikle verinin değerini ve hassasiyetini anlamakla, ardından bu ihtiyaçları donanım tabanlı güvenlik, kullanım kolaylığı ve mevzuat uyumu açısından doğru güvenlik seviyesiyle eşleştirmekle başlıyor." Giderek daha fazla bilgi geleneksel ofis ortamlarının dışına taşınırken, taşınabilir verilerin korunması daha kapsamlı bir veri güvenliği stratejisinin temel unsurlarından biri olarak ele alınmalı. NIST FIPS 140-3 Level 3 doğrulaması, TAA uyumluluğu ve FIPS 197 sertifikasyonu gibi uluslararası düzeyde tanınan güvenlik sertifikalarının yanı sıra sektörel ödüllerle desteklenen Kingston IronKey, bireyler, işletmeler ve yüksek düzeyde regülasyona tabi sektörler için güvenilir veri koruma çözümleri sunmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta Dijital Dönüşüm, Yeni Kariyer Seçenekleri Sunuyor! Haber

Sağlıkta Dijital Dönüşüm, Yeni Kariyer Seçenekleri Sunuyor!

Biyomedikal Cihaz Teknolojisi, Elektronörofizyoloji ve Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği gibi programlar; sağlık, teknoloji, veri ve yapay zekâyı aynı meslek alanında buluşturuyor. YKS yerleştirme sonuçlarının ardından başlayacak ek tercih süreci, ilk yerleştirmede istediği programa yerleşemeyen ya da tercih yapmayan adaylara üniversite için yeni bir fırsat sunuyor. Adaylar ek tercih listelerini oluştururken yalnızca bugünün değil, teknolojik dönüşümle birlikte önümüzdeki yıllarda önem kazanacak meslekleri de değerlendiriyor. Üsküdar Üniversitesi Biyomedikal Cihaz Teknolojisi Program Başkanı Öğr. Gör. Eyser Kılıç, sağlık hizmetlerinde tanı ve tedavide kullanılan binlerce tıbbi cihazın bulunduğunu anlattı. Eyser Kılıç, hastanelerde biyomedikal cihaz teknikerlerine duyulan ihtiyacın neden arttığını şöyle anlattı: “Sağlık hizmetlerinde tanı ve tedavide kullanılmakta olan binlerce tıbbi cihaz bulunmaktadır ve gelişen teknolojiyle birlikte bu cihazların çalışma prensipleri, teknik özellikleri ve kullanım avantajları değişebilmektedir. Yaşamsal öneme sahip tıbbi cihazların sürekli ve doğru bir şekilde çalışabilmesi için bu alanda yeterli donanıma sahip biyomedikal teknikerleri tarafından düzenli olarak bakım ve kalibrasyonlarının yapılması gerekmektedir. Ayrıca sağlık hizmetleri devam ederken bu cihazlarda olası bir arıza ya da sorun oluşması durumunda hızlı bir şekilde alanda uzman biyomedikal teknikerleri tarafından duruma müdahale edilmeli ve gerekli süreçlerin başlatılması gerekir. Dolayısıyla tıpta tıbbi cihazların yeri ve önemi yadsınamaz ve bu cihazların kurulumlarından itibaren artık iş göremez hale gelip hurdaya ayrılmasına kadar geçen süreçte işleyişin devamlılığı için biyomedikal teknikerlerine ihtiyaç duyulmaktadır.” MR'dan yoğun bakıma kadar kritik sorumluluk üstleniyorlar Biyomedikal teknikerlerinin yalnızca cihaz arızası olduğunda devreye giren teknik personel olmadığını vurgulayan Kılıç, “Biyomedikal teknikerleri tıbbi cihazların ilgili birimlere kurulumundan itibaren, cihazların periyodik olarak bakım ve kalibrasyonlarının yapılmasından sorumlu kişilerdir. Tıbbi cihazlarda herhangi bir arıza ya da sorun oluşması durumunda arızayı tespit etmek ve arızanın giderilmesi için gerekli çalışmaları yürütürler. Hastanelerde tıbbi cihazlara ait envanter tutmak, cihazlar çalışmaz duruma geldiğinde hurdaya ayrılması için gerekli prosedürleri yürütmek, yeni bir tıbbi cihaz alınacağı zaman uzman doktorlarla birlikte ilgili cihazın teknik özelliklerini belirlemek gibi görevleri bulunmaktadır.” diye konuştu. Yerli tıbbi cihaz üretimi yeni fırsatlar sağlayabilir Biyomedikal teknikerlerinin yalnızca hastanelerde değil AR-GE ve üretim süreçlerinde de görev alabildiğini kaydeden Kılıç, “Biyomedikal teknikerleri AR-GE faaliyetlerinde, tıbbi cihaz üretim süreçlerinde de görev alabilirler. Bu nedenle yerli tıbbi cihaz üretimi biyomedikal teknikerlerinin ülkemizde üretim aşamalarında istihdam sağlayabilecek bir fırsat sağlar.” dedi. Sağlık ve teknoloji aynı eğitimde buluşuyor Biyomedikal Cihaz Teknolojisi programının sağlık bilimleri ile teknik bilimleri bir araya getirdiğini anlatan Kılıç, öğrencilerin elektrik-elektronik temelli derslerin yanında anatomi ve fizyoloji gibi temel tıp bilimleri derslerini de aldığını belirtti. Öğrencilerin görüntüleme, yaşam destek ve laboratuvar cihazlarının çalışma prensiplerini öğrendiğini ifade eden Kılıç, “Elektrik-elektronik ya da makine gibi teknik alanlara ilgi duyan ve tıp-sağlık alanında kullanılan cihazlarla uğraşmak isteyen kişiler için Biyomedikal Cihaz Teknolojisi programı oldukça uygun ve zevkli bir seçenektir.” diye konuştu. Mezunların kamu ve özel hastanelerin biyomedikal birimlerinin yanı sıra tıbbi cihaz firmalarının teknik servis, satış-pazarlama, kalibrasyon, kalite ve belgelendirme alanlarında görev alabildiğini belirten Kılıç, DGS ile ilgili mühendislik programlarına geçiş imkânı bulunduğunu da söyledi. Beyin ve sinir sisteminin elektriksel dili ölçülüyor Üsküdar Üniversitesi Elektronörofizyoloji Program Başkanı Öğr. Gör. Cansu Özbay, elektronörofizyolojinin sinir sisteminin elektriksel ve fizyolojik faaliyetlerini tıbbi cihazlarla ölçen ve hekimin tanısal değerlendirmesine yardımcı olan bir sağlık alanı olduğunu söyledi. Elektronörofizyoloji teknikerlerinin uzman hekim gözetiminde EEG, EMG ve uyku incelemeleri başta olmak üzere sinir sisteminin fonksiyonlarını ölçen uygulamalarda görev aldığını kaydeden Özbay, MR ve BT gibi anatomik görüntülemelerin yanında fonksiyonel ölçümlerin de tanı sürecinin önemli parçaları olduğuna dikkat çekti. “Hasta ile ileri teknoloji arasında kritik bir köprü” Epilepsi, uyku bozuklukları ve sinir sistemi hastalıklarında teknikerin tanı koymadığını, ancak tanı sürecinin teknik bölümünü yürüttüğünü vurgulayan Özbay, şöyle konuştu: “Burada teknikerin rolü hekimin yerine tanı koymak değil, tanı sürecinin teknik ve uygulamalı bölümünü doğru şekilde yürütmektir. Teknikerin yaptığı iş, hasta, ileri teknoloji cihaz, nörofizyolojik kayıt ve hekim değerlendirmesi arasında kritik bir köprü kurmaktır.” Beyin-bilgisayar arayüzleri geleceği değiştirebilir Nörobilimdeki gelişmelerin elektronörofizyoloji alanına da doğrudan yansıdığını dile getiren Özbay, beyin-bilgisayar arayüzleri, yapay zekâ destekli sinyal analizi, nöromodülasyon ve giyilebilir nörolojik cihazların önem kazanacağına dikkat çekti. Özbay, “Beyin-bilgisayar arayüzleri, nöromodülasyon, yapay zekâ destekli sinyal analizi, giyilebilir nörolojik cihazlar ve gelişmiş nöromonitörizasyon sistemleri ilerledikçe EEG ve diğer biyosinyallerin toplanması ve yorumlanmasına yönelik teknik yetkinliklerin önemi artabilir. Burada elektronörofizyoloji mezununun avantajı, hem insan fizyolojisini hem de biyomedikal cihazlarla çalışmayı öğrenmesidir.” dedi. Nörobilim ve teknoloji aynı meslekte buluşuyor Beyin ve teknolojiye birlikte ilgi duyan gençler açısından programın farklı bir seçenek sunduğunu belirten Özbay, “İnsan vücudu nasıl çalışıyor?’ sorusuyla ilgileniyorsanız nörobilim tarafı var. ‘Bu sistemi teknolojiyle nasıl ölçerim?’ diyorsanız cihaz ve uygulama tarafı var.” dedi. Elektronörofizyoloji mezunlarının kamu ve özel hastanelerde, nöroloji ve nörofizyoloji laboratuvarlarında, uyku merkezlerinde ve nöromonitörizasyon birimlerinde çalışabildiğini ifade eden Özbay, öğrencilerin mezun olduklarında yalnızca teorik bilgiye değil, belirli cihaz ve klinik uygulamalarda çalışma deneyimine de sahip olduklarını belirtti. Dijitalleşen hastaneler sağlık ve bilişimi birlikte bilen çalışan arıyor Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Dündar Ertemiz, randevudan hasta kayıtlarına, tetkiklerden raporlama ve faturalandırmaya kadar sağlık hizmetlerinin büyük bölümünün artık dijital sistemlerle yürütüldüğünü söyledi. Ertemiz, sağlık sektöründe yalnızca bilişim teknolojilerini bilmenin yeterli olmadığını belirterek, şöyle konuştu: “Sağlık hizmetlerinin nasıl yürüdüğünü, sağlık çalışanlarının kullandığı terminolojiyi, ihtiyaçlarını ve kullanılan verinin niteliğini de anlamak gerekiyor. Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği tam da bu iki alanın kesiştiği noktada yer alıyor. Sağlık alanını tanıyan, aynı zamanda bilişim sistemlerini ve teknolojiyi anlayan insan kaynağına duyulan ihtiyaç sağlık kurumlarının dijitalleşmesiyle birlikte giderek daha görünür hâle geliyor.” Sağlık çalışanları ile bilişim ekipleri arasında köprü Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerlerinin çalışma alanının yalnızca teknik destekle sınırlandırılamayacağını ifade eden Ertemiz, mezunların Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri, elektronik sağlık kayıtları, veri yönetimi ve kullanıcı desteği gibi farklı dijital süreçlerde görev alabildiğini söyledi. Mesleğin sağlık çalışanları ile bilişim ekipleri arasında önemli bir köprü oluşturduğunu vurgulayan Ertemiz, “Sağlık çalışanının neye ihtiyaç duyduğunu anlayıp bunu bilişim süreçleri açısından değerlendirebilecek kişilere ihtiyaç var.” dedi. “Yapay zekâ için doğru ve güvenilir sağlık verisi gerekiyor” Yapay zekâ, büyük veri, mobil sağlık, uzaktan sağlık hizmetleri ve giyilebilir teknolojilerin sağlık sektöründe giderek yaygınlaştığını kaydeden Ertemiz, bu teknolojilerin temelinde verinin bulunduğunu söyledi. Ertemiz, “Bir yapay zekâ uygulamasından doğru sonuç alabilmeniz için öncelikle doğru, düzenli, güvenilir ve güvenli bir sağlık verisine ihtiyacınız var. Bu sebeple sağlık verisini anlayan, bilgi sistemlerini kullanabilen, veri güvenliği ve mahremiyet konusunda bilinçli ve yeni teknolojilere uyum sağlayabilen çalışanların önemi giderek artıyor.” diye konuştu. Hasta bakımından çok teknolojiyle çalışmak isteyenlere alternatif Sağlık sektöründe çalışmanın yalnızca hekimlik, hemşirelik veya doğrudan hasta bakımından ibaret olmadığını belirten Ertemiz, hastanelerin güçlü bir teknolojik altyapıya da ihtiyaç duyduğunu vurguladı. “Sağlık alanına ilgi duyan ama ‘Ben doğrudan hasta bakımından ziyade teknolojiyle, bilgisayarla ve veriyle çalışmak istiyorum’ diyen bir öğrenci için Sağlık Bilgi Sistemleri Teknikerliği farklı bir seçenek sunuyor.” diyen Ertemiz, teknolojiye meraklı ve problem çözmeyi seven gençlerin programı değerlendirebileceğini söyledi. “İki yıl teknoloji açısından oldukça uzun bir süre” Teknolojideki değişim hızına dikkat çeken Ertemiz, bugün yeni olarak konuşulan bazı uygulamaların iki yıl sonra sağlık hizmetlerinin günlük işleyişinin bir parçası olabileceğini belirtti. Ertemiz, “İki yıl özellikle teknoloji açısından aslında oldukça uzun bir süre. Bugün yeni olarak konuştuğumuz bazı uygulamaların iki yıl sonra sağlık hizmetlerinin günlük işleyişinin bir parçası hâline geldiğini görebiliriz. Bu nedenle öğrencilere belirli bir pozisyon ya da iş garantisi üzerinden yaklaşmak yerine, farklı alanlara uyum sağlayabilecek yetkinlikler kazandırmanın daha önemli olduğunu düşünüyoruz.” dedi. Mezunların hastanelerin bilgi sistemleri ve bilgi işlem birimlerinin yanı sıra sağlık yazılımı, dijital sağlık, veri yönetimi, sistem entegrasyonları ve yapay zekâ destekli sağlık uygulamalarında görev alabileceğini kaydeden Ertemiz, yeni çalışma alanlarının önümüzdeki dönemde daha da çeşitleneceğini ifade etti. Öğrencilerin iki yıllık eğitimi yalnızca diploma süreci olarak görmemesi; staj, bilişim becerileri ve sektörel gelişmelerle kendilerini desteklemesi gerektiğini vurgulayan Ertemiz, “Sağlık sektörü değişiyor ve bu değişimin önemli bir bölümü teknoloji üzerinden gerçekleşiyor. Sağlık alanında çalışmak isteyen ama kendisini teknolojiye, bilişime ve veriye daha yakın hisseden gençler için bu program önemli bir alternatif.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Insha GSYF’den Hukuk Teknolojilerine Stratejik Yatırım Haber

Insha GSYF’den Hukuk Teknolojilerine Stratejik Yatırım

Yatırımla birlikte Safahat.ai’nin ürün geliştirme kapasitesinin güçlendirilmesi, kurumsal entegrasyonlarının yaygınlaştırılması ve küresel pazarlara açılma sürecinin hızlandırılması hedefleniyor. Türkiye’nin ilk ve öncü katılım bankası Albaraka Türk, finansal teknolojilerin yanı sıra geleceğe yön veren yenilikçi girişimleri destekleme vizyonu doğrultusunda yatırımlarını sürdürüyor. Albaraka Türk, iştiraki Albaraka Portföy Yönetimi ve Insha Ventures iş birliğiyle kurulan Insha Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (Insha GSYF) aracılığıyla, yapay zekâ tabanlı hukuk teknolojileri geliştiren Safahat.ai’nin toplam 590 bin ABD doları tutarındaki pre-seed yatırım turunda yer aldı. Ayrıca yatırım kapsamında Safahat.ai; Insha Ventures’ın stratejik büyüme, teknoloji, iş geliştirme ve fintek ekosistemindeki deneyiminden de yararlanarak ürün ve iş modelini ölçeklendirmeyi hedefliyor. Hukuki iş süreçlerini uçtan uca otomatikleştiriyor Safahat.ai; icra takibi, dava süreçleri ve sözleşme yönetimini tek bir yapay zekâ platformunda bir araya getiriyor. Platform; takip açılışından haciz aşamasına kadar toplu dosya yönetimi ve dilekçe üretiminin yanı sıra dava dosyalarının analizi, süreç takibi, sözleşme üretimi, inceleme ve risk analizi gibi yüksek hacimli hukuki operasyonların otomatikleştirilmesine imkân sağlıyor. Türk hukukuna ve Türkçe hukuki dile özel uyarlanmış yapay zekâ altyapısıyla çalışan Safahat.ai, kurumların veri güvenliği ihtiyaçlarını gözeten on-premises çalışma modeli sayesinde şirketlerin kendi altyapılarında konumlandırılabiliyor. Bu yapı özellikle bankalar, finans kuruluşları ve regülasyon yoğun sektörlerde hukuki verilerin kurum dışına çıkmadan işlenmesine olanak tanırken hukuk profesyonellerinin tekrarlayan operasyonel işlerden ziyade hukuki muhakeme, kontrol ve karar gerektiren alanlara odaklanmasını destekliyor. Yapay zekâ, içerik üretiminin yanı sıra iş süreçlerini de destekliyor Safahat.ai’nin ayrıştığı alanlardan biri, yapay zekâyı yalnızca içerik üretiminde değil; dosya sınıflandırma, önceliklendirme ve iş dağıtımı gibi süreçlerde de kullanması. Platformun öne çıkan yetkinlikleri arasında; İcra takibi süreçlerinde toplu dosya yönetimi ve otomasyon,Dava dosyası analizi, dilekçe hazırlama ve süreç takibi,Sözleşme üretimi, inceleme ve risk analizi,Yapay zekâ destekli dosya sınıflandırma ve önceliklendirme,İş dağıtımı ve operasyonel karar süreçlerinin desteklenmesi,Kurum içi sistemlerle çift yönlü entegrasyon,Verinin kurum dışına çıkmadığı on-premises çalışma modeli yer alıyor. Hasan Sami Bayansar: “Safahat.ai’nin önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığına inanıyoruz” Insha Ventures Genel Müdürü Hasan Sami Bayansar, yatırımla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün hukuk ekiplerinin en önemli ihtiyaçlarından biri, artan iş yükünü daha verimli yönetebilmek. Özellikle yüksek hacimli dosyalarda hız kadar veri güvenliği ve süreçlerin doğru yönetilmesi de büyük önem taşıyor. Safahat.ai’nin bu ihtiyaca Türk hukukuna ve Türk hukuk diline özel geliştirdiği teknolojiyle cevap vermesini değerli buluyoruz. Insha Ventures olarak, Insha GSYF üzerinden yatırım yaptığımız Safahat.ai’nin fintekleşme sürecinde stratejik bir rol üstlenerek, fintek alanındaki deneyim ve yetkinliklerimizle yeni nesil finansal hizmetlerin geliştirilmesine öncülük etmeyi hedefliyoruz.” Ahmet Necip Arslan: "Bu yatırımla, hukuk dünyasının dijital dönüşümünü Türkiye'den başlatarak global bir standarda taşımayı hedefliyoruz" Safahat.ai Kurucusu Ahmet Necip Arslan ise şunları söyledi: “Safahat olarak, hukuki süreçlerin uçtan uca otomasyonunu sağlayan yapay zekâ tabanlı bir platform geliştiriyoruz. İcra takibi, dava süreçleri ve sözleşme yönetimini tek bir ekosistemde birleştirerek bankaların, hukuk bürolarının, kamu kurumlarının ve kurumsal müşterilerimizin operasyonel yükünü önemli ölçüde azaltmayı hedefliyoruz. Bizi farklı kılan, Türk mevzuatı ve içtihatları üzerine inşa ettiğimiz, halüsinasyonsuz ve doğrulanabilir çıktılar üreten yapay zekâ altyapımız ile müşterilerimizin veri güvenliği ihtiyaçlarına cevap veren kurum içi (on-premises) kurulum modelimiz. Aynı teknolojiyi İngiltere pazarı için de geliştiriyor, Körfez ülkelerine yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. CoFunds Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ve Insha GSYF’nin stratejik yatırımı ve teknoloji desteğiyle, Türkiye’de geliştirdiğimiz bu teknolojiyi hızla küresel pazarlara taşıyarak ülkemizi dünya yapay zekâ ve hukuk teknolojileri sahnesinde en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.