Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Hırsızlığı

Kapsül Haber Ajansı - Veri Hırsızlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Hırsızlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dolandırıcılar Sahte Kampanya ve Sitelerle iPhone 18 Heyecanını Fırsata Çeviriyor Haber

Dolandırıcılar Sahte Kampanya ve Sitelerle iPhone 18 Heyecanını Fırsata Çeviriyor

Kaspersky uzmanları, kullanıcıları hedef alarak yeni cihazlar üzerinden gerçek dışı fırsatlar sunan sahte internet siteleri tespit etti. Söz konusu dolandırıcılık sitelerinin İngilizce, Arapça ve Portekizce başta olmak üzere pek çok dilde yayıldığı belirlendi. İncelenen sitelerden biri, kullanıcılara teknik özelliklerini ayrıntılı biçimde listelediği yeni cihazları %25 indirimle "satın alma" fırsatı vadediyor. Ödeme yöntemleri arasında kullanıcılar özellikle Bitcoin ile ödemeye yönlendiriliyor. Güven algısı yaratmak üzere özenle tasarlanan bu arayüz, kullanıcıların şüphe duymasını engelleyerek kişisel verilerini girmelerini ve para transferi yapmalarını amaçlıyor; ancak tüketicilerin eline geçen tek şey maddi kayıp oluyor. Bitcoin ile iPhone 18 Pro satın alma vaadinde bulunan sahte web sitesi örneği Bir diğer sahte sitede ise kullanıcılara, lansmanda resmi olarak duyurulan seçeneklerin de ötesine geçen çeşitli renk ve depolama kapasitelerine sahip iPhone 18 Pro modelleri için ön sipariş verme imkânı sunuluyor. Teklifi daha cazip kılmak adına tutarın tamamının peşin ödenmesine gerek olmadığı, kalan bakiyenin sonradan kapatılabileceği iddia ediliyor. Dahası, siparişin iptal edilmesi halinde bedelin eksiksiz iade edileceği taahhüt ediliyor; uzmanlar bu tür vaatlere kesinlikle itibar edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Süreç ilerledikçe bu sahte platformlar; ad-soyad, telefon numarası, e-posta adresi, ikamet edilen şehir ve hatta WhatsApp bilgileri gibi hassas kişisel verileri talep ediyor. Toplanan bu bilgiler, ilerleyen dönemde siber korsanlar tarafından sosyal mühendislik saldırılarında kullanılabiliyor. Ardından tüketicilerden banka kartı bilgilerini girmeleri isteniyor. Kurgulanan her adım, mümkün olan en fazla veriyi ele geçirmek üzere yapılandırılırken kurbanlar hem kişisel veri hırsızlığı riskiyle hem de banka hesaplarının boşaltılması tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Kaspersky Kıdemli Web İçeriği Analisti Olga Altukhova konuya ilişkin ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Büyük yankı uyandıran cihaz lansmanları döneminde bu tür dolandırıcılık girişimlerine yıllardır şahit oluyoruz. Tüketici heyecanı, siber suçlulara avantaj sağlayarak haksız kazanç ihtimallerini artırıyor. Kullanıcıların alışveriş yapacakları mecraları seçerken son derece temkinli olmalarını, işlemlerini yalnızca resmi ve güvenilir perakendeciler üzerinden gerçekleştirmelerini önemle tavsiye ediyoruz. Gerçek olamayacak kadar cazip tekliflerin yanı sıra üreticinin resmi olarak duyurduğu özellik ve seçeneklerle uyuşmayan ya da bunlardan fazlasını vadeden ürün listeleri, doğrudan birer tehlike işareti olarak görülmelidir." Yeni cihazların keyfini siber tehdit endişesi yaşamadan çıkarmak için Kaspersky, kullanıcıların şu adımları atmasını öneriyor: Dolandırıcılık amaçlı tekliflerin kurbanı olmamak için yeni ürünleri her zaman resmi ve güvenilir mağazalardan satın alın.Kişisel verilerinizi girmeden önce internet sitelerinin gerçekliğini kontrol edin. URL formatlarını ve kurum adlarının doğru yazılıp yazılmadığını mutlaka kontrol edin.Ödeme bilgilerinizi koruyun. Çevrim içi alışverişlerde kredi kartı veya banka hesabı bilgilerinizi doğrudan paylaşmamak için özel sanal kartlar veya özel ödeme hizmetleri kullanın.Kimlik avı bağlantılarını engelleyen Kaspersky Premium gibi etkili bir güvenlik çözümü kullanın. Giderek daha karmaşık hale gelen siber tehditlere karşı gelişmiş koruma sağlamak amacıyla Kaspersky, tüketici çözümlerini yapay zekâ destekli dolandırıcılık korumasıyla güçlendiriyor. Bu kapsamda makine öğrenimi tabanlı kimlik avı karşıtı algoritmalar, gerçek zamanlı davranış izleme ile Veri Sızıntısı ve Kimlik Hırsızlığı denetleyicilerini bir araya getiren bütünleşik bir teknoloji paketi sunuluyor.Çok faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirin ve hesaplarınızı takip edin: Kimlik hesaplarınızda ve finans uygulamalarınızda 2FA'yı etkinleştirin ve yetkisiz işlemleri tespit etmek için hesap ekstrelerinizi düzenli olarak kontrol edin. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, Dosyaları Şifrelemeden Kurumsal Cihazların Kontrolünü Ele Geçiren Yeni ‘Payload’ Fidye Yazılımını Ortaya Çıkardı Haber

Kaspersky, Dosyaları Şifrelemeden Kurumsal Cihazların Kontrolünü Ele Geçiren Yeni ‘Payload’ Fidye Yazılımını Ortaya Çıkardı

Kaspersky Global Acil Durum Müdahale Ekibi (GERT), Payload fidye yazılımı ailesinin yeni ve gelişmiş bir saldırı yöntemini analiz eden yeni bir rapor yayımladı. Orta Doğu’daki bir üretim şirketine yönelik olay müdahalesi sırasında tespit edilen saldırı, siber suçlarda yaşanan önemli bir değişime işaret ediyor. Saldırganlar, geleneksel bir fidye yazılımı şifreleyicisi kullanmadan şirketin ağı üzerinde tam kontrol sağladı; bilgisayarların kilitlenmesini, fidye notlarının görüntülenmesini ve masaüstü duvar kâğıtlarının değiştirilmesini sağladı. Bu olay, Kaspersky’nin bu yılın başlarında yayımladığı State of Ransomware 2026 (Fidye Yazılımlarının Durumu 2026) raporunda dikkat çekilen trendlerden birini ortaya koyuyor: Saldırganlar geleneksel dosya şifreleme yöntemlerinden giderek uzaklaşıyor. Bunun yerine “dosya şifrelemesine dayanmayan fidye saldırıları” yöntemlerine yönelerek, mağdurlardan ödeme almak için kriptografik anahtarlara güvenmek yerine operasyonların doğrudan kesintiye uğratılmasına ve çalınan hassas verilerin dark web’de yayımlanmasına odaklanıyor. İlk Sızma: Ön Kapıdan Sessizce İçeri Girdiler Saldırganlar ağa sızmak için karmaşık zararlı yazılımlar kullanmak yerine, doğrudan yönetici (admin) yetkilerini ele geçirerek ilk savunma hatlarını aştı. Muhtemelen oltalama (phishing) yoluyla yüksek ayrıcalıklı kullanıcı kimlik bilgilerini temin eden failler; standart uzak erişim ve VPN giriş noktaları üzerinden kurumsal ağa doğrudan giriş yaptı. Saldırganların güvenlik izleme sistemlerine rutin görevlerini yürüten yetkili BT personeli gibi görünmesi nedeniyle bu süreç hiçbir engele takılmadan ilerledi. Saldırının Gelişimi: Ağın Kendi Kuralları Silaha Dönüştürüldü Saldırganlar, saldırıyı ilerletmek için şirketin güvenilir yönetim araçlarını kullandı. Kurumsal ağın temel bileşenlerinden biri olan Active Directory’yi hedef alarak kötü amaçlı bir Grup İlkesi Nesnesi (Group Policy Object – GPO) kuralı oluşturdular. GPO’lar, ağ yöneticilerinin binlerce çalışan bilgisayarındaki ayarları anında yapılandırmasını sağlayan araçlardır. Grup İlkesi, meşru ve yüksek ayrıcalıklı bir yönetim mekanizması olduğundan, ele geçirilmiş ayrıcalıklı hesaplar üzerinden gerçekleştirilen kötü amaçlı değişiklikler meşru BT faaliyetleriyle benzer görünebilir. Saldırganlar tüm saldırıyı “PAYLOAD” adını verdikleri kötü amaçlı bir GPO kuralının içine yerleştirerek sessizce ilerledi. Kural, sistemlerin güncellenen politikaları işlemesiyle birlikte yerel yönetici hesaplarını devre dışı bıraktı, fidye notlarını dağıttı ve tüm bilgisayarların masaüstü duvar kâğıdı ile kilit ekranını ele geçirerek fidye mesajını gösterdi. Verilerin dark web’e sızdırılması Saldırganlar, çalışmalarını şirketin değerli verilerini ele geçirmeye odakladı. Veri hırsızlığı tamamlandıktan ve yönetici hesaplarına yönelik erişim kısıtlamaları devreye alındıktan sonra, ele geçirilen veriler şantaj girişiminin son aşaması olarak dark web’de yayımlandı. Kaspersky Global Acil Durum Müdahale Ekibi güvenlik uzmanı Elsayed Elrefaei, saldırıyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “PAYLOAD’ın arkasındaki yöntemler, siber suçluların kullandığı taktiklerde yeni bir gelişmeye işaret ediyor. Saldırganlar merkezi ağ kurallarının kontrolünü ele geçirdiğinde, kötü amaçlı Grup İlkesi aktif olduğu sürece yalnızca geleneksel uç nokta kötü amaçlı yazılım taraması yeterli olmayabilir. Kuruluşlar, kötü amaçlı politikaları kaynağında engellemeye, yönetici kimlik bilgilerini sıkı şekilde korumaya ve savunma yaklaşımını yalnızca kötü amaçlı yazılım taramasına değil, davranışların izlenmesine dayandırmaya öncelik vermeli.” Kaspersky, benzer tehditlere karşı korunmak için aşağıdaki güvenlik önlemlerini öneriyor: Ağ yöneticileri, tüm GPO oluşturma ve değişikliklerini yakından izlemeli. Kurumsal ağın köküne yeni bir kural bağlandığı anda tetiklenecek güvenlik uyarıları yapılandırılmalı.Ağın yönetim sistemlerine ve VPN giriş noktalarına erişimde yüksek güvenlikli, kimlik avına dayanıklı çok faktörlü kimlik doğrulama kullanılmalı. Örneğin fiziksel güvenlik anahtarları tercih edilebilir.Yönetici yetkileri için katı sınırlar uygulanmalı. Genel BT yöneticilerinin tüm iş istasyonlarına ve sunuculara aynı anda erişim sağlayan “ana anahtarlara” sahip olmasına izin verilmemeli. Son derece yüksek ayrıcalıklara sahip “Domain Admin” hesapları yalnızca özel ve izole sistemlerle sınırlandırılmalı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’da Siber Hasar Bildirimlerinin Yüzde 73'ü Gizlilik Olayları Kaynaklı Haber

Avrupa’da Siber Hasar Bildirimlerinin Yüzde 73'ü Gizlilik Olayları Kaynaklı

Küresel siber risklerin seyri değişiyor: Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh, Avrupa genelindeki risk haritasını ortaya koyan çarpıcı "Global Siber Hasar Trendleri Raporu"nu yayımladı. Raporun en dikkat çekici bulgusuna göre; 2026 yılında Avrupa genelindeki siber hasar sayısında bir önceki yıla göre bir düşüş kaydedildi. Ancak Marsh müşterilerinin 2025 yılı boyunca yaptığı siber hasar ve olay bildirimlerini analiz eden rapor, bu niceliksel düşüşe rağmen siber tehditlerin niteliğinin korkutucu boyutlara ulaştığını gösteriyor; olay sayılarındaki gerilemeye karşın siber şantaj, gizlilik ihlalleri, artan üçüncü taraf güvenlik açıkları ve siber olayların yol açtığı devasa maddi zararlar konusundaki endişeler tüm ciddiyetiyle sürüyor. Avrupa’da Siber Hasarlarda Düşüş Yayımlanan raporda yer alan başlıca bulgular, siber risklerin sektörel dağılımına ve hasar türlerine ışık tutuyor. Buna göre, büyük ölçekli sistematik olayların azalması ve siber güvenlik uygulamalarındaki sürekli iyileşmelerin bir yansıması olarak, Avrupa’daki siber hasarların sayısında bir önceki yıla göre düşüş kaydedildi. Yapılan siber hasar bildirimlerinin yaklaşık %73'ünün gizlilik olaylarıyla ilgili olduğu raporlanırken, küresel ortalamanın önemli ölçüde üzerinde seyreden bu durumun, Avrupa’nın kendine özgü düzenleme ve uyum ortamıyla da ilişkili olduğu değerlendiriliyor. Tedarik Zinciri Kaynaklı Siber Vakalarda Artış Sürüyor Rapora göre; gasp/fidye yazılımı ve veri hırsızlığı tehditlerini de içeren siber şantaj kaynaklı hasarlar, toplam bildirimlerin yaklaşık %15'ini oluşturarak müdahale, toparlanma maliyetleri ve iş kesintisi kayıplarının önemli bir nedeni olmaya devam ediyor. Üçüncü taraf ve tedarik zinciri kaynaklı siber vakalardaki artış trendi sürerken; hasar bildirimlerinin %14’ünün dijital hizmet sağlayıcıları, iş ortakları ve tedarikçiler dahil olmak üzere üçüncü taraflarla bağlantılı olduğu görülüyor. Sektörel bazda incelendiğinde ise siber hasar bildirimlerinin yaklaşık %20’sinin üretim sektörü kaynaklı olduğu ve bu oranın geçen yıla göre arttığı belirtiliyor. Gıda ve içecek sektöründe de dikkat çekici bir hasar artışının kaydedildiği raporda, bu tablonun söz konusu sektörlerin bilişim teknolojileri (BT) ve operasyonel teknoloji risklerine karşı artan maruziyetini yansıttığı vurgulanıyor. Siber Tehditlere Karşı Güçlü Bir Dayanıklılık Stratejisi Kurmak Şirketler İçin Bir Gereklilik Raporda ayrıca, şirketlerin GDPR gerekliliklerini yerine getirme ve Avrupa Birliği genelinde yeni bildirim ile dayanıklılık yükümlülükleri getiren NIS2 yönergesine uyum sağlama sürecinde, yasal düzenleme hazırlıklarının artan önemi vurgulanıyor. Bu bulgular, şirketler için güçlü siber güvenlik kontrollerinin, olay anında bant dışı iletişim yeteneğini de kapsayan müdahale hazırlığının, üçüncü taraf risk yönetiminin ve uygun sigorta korumasının bir arada yürütüldüğü siber dayanıklılık stratejilerinin zorunlu olduğunu gösteriyor. “Gizlilikle İlgili Riskler Siber Riskleri Şekillendirmeye Devam Ediyor” 2025 yılında Avrupa genelinde siber hasar sayısının azaldığını ancak olayların ciddiyetinin hala önemli bir endişe kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirten Marsh Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, “Gizlilikle ilgili riskler, Avrupa’daki siber riskleri şekillendirmeye devam ederken; şantaj, sosyal mühendislik ve üçüncü taraf olayları giderek daha karmaşık ve maliyetli hasar senaryolarına yol açıyor. Siber tehditler geliştikçe ve yasal düzenlemelere yönelik beklentiler arttıkça, şirketler sadece olayları önlemekle kalmamalı; olaylar meydana geldiğinde etkili bir şekilde müdahale etmeye ve durumu düzeltmeye de hazırlıklı olmalıdır. Siber sigortalar, bu süreç boyunca şirketlere destek olarak kritik bir rol üstleniyor ve bir siber olayın öncesinde, olay sırasında ve sonrasında risk uzmanlığına, olay müdahale araçlarına ve finansal korumaya erişim sağlıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kırmızı Kraliçe’ye Dikkat  Haber

Kırmızı Kraliçe’ye Dikkat 

Oysa bu tehdit, basit bir saldırının ötesinde, kendi dinamikleri olan organize bir operasyon ve giderek büyüyen bir endüstri niteliği taşıyor. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, fidye yazılımının görünen yüzünün ötesine dikkat çekerek değerlendirmelerini paylaştı. Fidye notunda yazmayanlara dikkat çekti. Dışarıdan bakıldığında fidye yazılımı saldırıları, fidye notu bırakılan bir hırsızlık gibi algılanabilir. Saldırgan sisteme sızar, kritik dosyaları şifreler ve ödeme talebinde bulunur. Ancak bu, sürecin yalnızca görünen kısmıdır. Saldırıyı mümkün kılan asıl yapı, arka planda işleyen ve çoğu zaman göz ardı edilen unsurlardan oluşur. Fidye yazılımının arkasında; iş gücü ve araç pazarları, abonelik tabanlı hizmetler, tedarikçiler ve iş ortaklarından oluşan, hizmet seviyesi anlaşmalarını andıran ilişkilerle kurulu bir yapı yer alır. Bu yapı, fidye notu ortaya çıkmadan çok önce saldırıya zemin hazırlar. Kuruluşların fidye yazılımı olaylarını ani ve rastlantısal saldırılar olarak değerlendirmesi, savunma stratejilerinin de eksik kalmasına neden olabilir. Oysa tehdit, yüksek derecede organize, kaynaklı ve tekrarlanabilir bir yapıya sahiptir. ESET’in tespit verileri, 2025’in ilk yarısında yüzde 30’luk bir artışın ardından, ikinci yarıda fidye yazılımı faaliyetlerinin önceki altı aya göre yüzde 13 arttığını gösteriyor. Verizon’un 2025 Veri İhlali Araştırma Raporu (DBIR), fidye yazılımı içeren ihlallerin oranının yüzde 32’den yüzde 44’e yükseldiğini ortaya koyarken ortalama fidye ödemesinin 150 bin dolardan 115 bin dolara gerilediğini gösteriyor. Mandiant’ın analizleri ise saldırganların, savunmaları daha az olgun olan daha küçük ölçekli kuruluşlara yöneldiğine işaret ediyor. Fidye yazılımı operasyonları, bireysel katılımcıların yetkinliklerinden bağımsız olarak ölçeklenebilir şekilde tasarlanır. Bu yapı, katılımcılar arasındaki güvene ve onları bir arada tutan teşvik mekanizmalarına dayanır. Zaman içinde bireysel saldırganlar, organize gruplara; bu gruplar ise pazar payı için rekabet eden, birbirine bağlı uzman ağlarına dönüşmüştür. Geleneksel sektörlerde yıllar süren gelişim süreçleri, siber suç ekosisteminde çok daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Kolluk kuvvetlerinin müdahaleleri belirli ölçüde kesinti yaratsa da rekabetçi yapı nedeniyle bir grubun ortadan kalkması pazarı ortadan kaldırmaz. Aynı teşvikler varlığını sürdürdüğü sürece yeni oyuncular ortaya çıkar, mevcut gruplar yeniden yapılanır veya iş birlikleri geliştirir. Bu dinamik, fidye yazılımı ekosisteminin sürekliliğini sağlar. Kırmızı Kraliçe'nin yarışı Siber tehdit ortamı sürekli değişim hâlinde. Geçmişte yaygın olan dosya şifreleme temelli saldırılar, yerini veri hırsızlığı ve ifşa tehdidini içeren çift şantaj yöntemlerine bıraktı. Ancak dönüşüm bununla sınırlı değil. Kısa süre öncesine kadar neredeyse bilinmeyen bazı teknikler, bugün yaygın şekilde kullanılıyor. Örneğin, kullanıcıları sahte hata mesajlarıyla kandırarak kötü amaçlı komutları çalıştırmaya yönlendiren ClickFix yöntemi hem siber suç grupları hem de devlet destekli aktörler tarafından kullanılmaktadır. Bu adaptasyon hızı, bir versiyonunun doğada, aslında sonsuza dek devam ettiğini fark ettiğinizde pek de şaşırtıcı değil. Rekabet içinde olan türler, sadece konumlarını korumak için sürekli olarak adapte olmak zorunda. Avcılar hızlanır, bu yüzden avlar da hızlanır. Avlar kamuflaj geliştirir, bu yüzden avcılar daha keskin bir görüş geliştirir. Biyoloji buna, Lewis Carroll'un Aynanın İçinden kitabındaki, sadece yerinde kalmak için koşmaya devam etmek zorunda olan bir karakterin adını taşıyan Kırmızı Kraliçe etkisi adını verir. Siber güvenlikte de benzer bir dinamik söz konusu: Savunma sistemleri geliştikçe saldırganlar da buna karşılık verir. Bu durumun en somut örneklerinden biri, güvenlik çözümleri ile bu çözümleri devre dışı bırakmaya yönelik araçlar arasındaki rekabette görülür. Uç nokta tespit ve müdahale (EDR) ve genişletilmiş tespit ve müdahale (XDR) çözümleri, saldırgan faaliyetlerini tespit etmede kritik rol oynarken saldırganlar da bu sistemleri etkisiz hâle getirmeye yönelik araçlar geliştiriyorlar. ESET araştırmacıları, aktif olarak kullanılan yaklaşık 90 farklı “EDR katili” aracı izliyor. Bunların 54’ü, güvenlik açığı bulunan ancak meşru bir sürücünün sisteme yüklenmesi ve bu sayede çekirdek seviyesinde ayrıcalık elde edilmesine dayanan aynı tekniği kullanıyor. “Kendi Güvenlik Açığı Bulunan Sürücünü Getir” (BYOVD) olarak bilinen bu yöntem, farklı saldırı araçlarında tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. EDR katili araçlar, tıpkı fidye yazılımı ekosisteminin kendisi gibi, düzenli güncellenen ve abonelik modeliyle sunulan hizmetlerle destekleniyor. Bu araçların seçimi çoğu zaman doğrudan saldırıyı gerçekleştiren operatörlerden ziyade, bağlı kuruluşlar tarafından yapılır. Savunma sistemleri güncellendikçe, bu sistemleri aşmaya yönelik araçlar da aynı hızla evrilir. Bu döngü, siber tehdit ortamında Kırmızı Kraliçe etkisinin somut bir yansımasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ortak Alanda Telefon Şarj Edenler Dikkat ! Tüm Verileriniz Çalınabilir Haber

Ortak Alanda Telefon Şarj Edenler Dikkat ! Tüm Verileriniz Çalınabilir

Günlük hayatın yoğun temposunda ortak alanlar, havalimanı, otel kafe veya araçlarda bulunan ücretsiz USB şarj portları çoğu zaman hayat kurtarıyor. Ancak uzmanlar bu noktaların ciddi riskler barındırdığı konusunda da uyarıyor. Telefonunuzu şarj için bağladığınızda zararlı yazılım yüklenen şarj noktalarında kişisel verileriniz kopyalanabiliyor. Güvenlik sertifikası olmayan adaptörler batarya sağlığını da kalıcı olarak bozabiliyor. Türkiye’nin en hızlı büyüyen mobil aksesuar markası Mcdodo, mobil cihaz kullanıcılarını ‘juice jacking’ olarak adlandırılan ve son yıllarda artan veri hırsızlığı tehlikesine karşı dikkatli olmaya çağırıyor. Bu yöntemle, telefonunuzu şarj için bağladığınız ortak USB portları, fark etmeden zararlı yazılım yükleyebiliyor veya kişisel verileri kopyalıyor. Mcdodo Türkiye, güvenli şarj için dikkat edilmesi aşağıdaki kritik adımları öneriyor: Kendi adaptörünüzü taşıyın: Sertifikalı ve güvenlik testinden geçmiş ürünleri tercih edin. Ortak alanlardaki güvenilir olmayan sistemler bataryaya kalıcı olarak zarar veriyor. USB yerine priz kullanın: Mümkünse USB yerine doğrudan elektrik prizine kendi adaptörünüz ve kablonuzla bağlanın. En pratik çözüm powerbank: Kişisel powerbank ile telefonu şarj etmek hem batarya hem veri güvenliği için kritik. Üstelik yüksek kapasiteli ve küçük boyutlu powerbank’lere ulaşmak artık daha kolay. Veri değil şarj kablosu kullanın: Ortak alan portlarını kullanmak zorunda kalırsanız veri değil sadece şarj kablosu kullanın. Veri bloklayıcı kablolar bilgilerin kopyalanmasını engeller. İzinleri kontrol edin: IOS veya Android işletim sistemli akıllı telefonları şarja bağladığınızda ‘USB ile ne yapılacağı’ sorulursa ‘Sadece Şarj’ seçeneğini onaylayın. Mcdodo, söz konusu tehlikelere karşı akıllı telefon sahiplerini kendi şarjlarını yanında taşımalarını öneriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.