Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Ihlali

Kapsül Haber Ajansı - Veri Ihlali haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Ihlali haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Veri Sızıntısı Unutuluyor, Dolandırıcılık Yıllar Sonra Geliyor Haber

Veri Sızıntısı Unutuluyor, Dolandırıcılık Yıllar Sonra Geliyor

Veri sızıntıları ekonominin ve iş yapış şekillerinin dijitalleşmesi ile birlikte dünya genelinde yaşanan önemli sorunlar içerisinde yer alıyor. Sızıntı haberinin ilk günlerinde herkes tetikte; markalar uyarı gönderiyor, insanlar şüpheli mesajlara daha dikkatli bakıyor. Aylar geçtikçe bu dikkat dağılıyor, liste ise eskimiyor. Telefon numarasını kimse her yıl değiştirmiyor, e-posta adresi on yıl aynı kalıyor. ESET verileri sahte sayfanın öne geçtiğini gösteriyor ESET Tehdit Raporu H1 2026‘ya göre Aralık 2025 ile Mayıs 2026 arasında ESET’in tespit ettiği tüm zararlı yazılımlar içinde ilk sırada HTML/Phishing.Agent var: tespitlerin yüzde 16,2’si. Bu, ziyaretçiden bilgi isteyen sahte bir web sayfasına götüren basit bir oltalama dosyası. Üçüncü sırada ise yüzde 6,1 ile DOC/Fraud geliyor, yani sahte belge ve fatura kılığına girmiş dolandırıcılık dosyaları. Listenin tepesinde bilgisayarı ele geçiren karmaşık bir yazılım değil, sizden kendi isteğinizle bilgi girmenizi bekleyen bir sayfa duruyor. Sızan müşteri listeleri de bu sayfanın en önemli eksiğini kapatıyor: kime, hangi marka adına gönderileceğini. Aynı raporda dikkat çeken bir karşıtlık daha var. Tek tek cihazlardan parola ve oturum bilgisi çalan bilgi hırsızı (infostealer) tespitleri bir önceki döneme göre yüzde 26 azaldı. Bunun birden fazla açıklaması olabilir, ama Eylül’deki tablo şu yorumu destekliyor: Milyonlarca kişinin bilgisi tek tek bilgisayarlara bulaşarak değil, tek bir sunucudaki veri sızıntısı yoluyla toplu hâlde alınabiliyor. Dolandırıcı açısından bir altyapı sağlayıcısındaki tek bir açığı istismar etmek, yüz binlerce cihazı tek tek hedef almaktan daha verimli. Free Mobile’da veri sızıntısı iki yıl sonra sahte faturaya dönüştü Bu gecikmenin nasıl işlediğini Fransa’dan bir örnek iyi gösteriyor. Fransız mobil operatörü Free Mobile’ın müşteri verileri Ekim 2024’te sızdı; banka hesap bilgileri de sızan veriler arasındaydı. Fransız veri koruma kurumu CNIL Ocak 2026’da şirkete 27 milyon euro ceza verdi. Hikâye burada kapanmış gibi görünüyordu. 30 Eylül 2026’da ise Free Mobile müşterilerine “ödenmemiş 9,99 euro faturanız var, hattınız askıya alınacak” diyen e-postalar gelmeye başladı. Malwarebytes’ın incelemesine göre e-postadaki link, birbirine yönlendiren birkaç sahte alan adından geçip kusursuz bir Free Mobile giriş sayfasına çıkıyordu ve sonunda kart bilgisi istiyordu. Bu örnekteki en öğretici ayrıntı tutarın kendisi. 9,99 euro, kimsenin uzun uzun düşünmeyeceği kadar küçük ve gerçek bir faturaya benzeyecek kadar sıradan. Mesaj, sızıntıdan iki yıl sonra, gerçek müşterilere, gerçek marka adıyla ve gerçek bir fatura tutarına benzeyen bir rakamla geldi. Alıcının o sızıntıyı hatırlaması için hiçbir sebep yoktu. Mesaj sizi ne kadar iyi tanıyorsa o kadar şüphelenin Bir veri sızıntısı sonrası gelen oltalama mesajında bildiğimiz uyarı işaretlerinin çoğu işe yaramıyor. Mesajda adınız doğru yazılı, marka gerçekten alışveriş yaptığınız marka, tutar makul. Gönderen adının ya da yazım hatalarının peşine düşmek, dolandırıcının zaten üstün olduğu bir alanda onunla yarışmak demek. Bu yüzden ölçütü tersine çevirmek gerekiyor: bir mesajın sizi tanıması, gerçek olduğunun değil, bilgilerinizin bir yerde dolaştığının işaretidir. Dolandırıcının kontrol edemediği tek nokta, mesajı nereden doğruladığınız. Mesajın içeriğini, gönderen adını, linkin görünen hâlini ve hatta adınızı o belirliyor. Siz ise faturayı mesajdaki linkten değil, markanın kendi uygulamasından ya da adres çubuğuna kendi yazdığınız adresten kontrol ettiğinizde, mesajın ne kadar inandırıcı olduğunun hiçbir önemi kalmıyor. Telefonla doğrulamak isterseniz de mesajdaki numarayı değil, kartınızın arkasındaki ya da markanın sitesindeki numarayı arayın. Hangi listelerde yer aldığınızı bilmek de bu kararı kolaylaştırıyor. KVKK, kendisine bildirilen ihlalleri şirket adı, etkilenen kişi sayısı ve sızan veri türüyle birlikte veri ihlali bildirimleri sayfasında yayımlıyor. Alışveriş yaptığınız bir marka orada görünüyorsa, önümüzdeki aylarda o marka adına gelen her iade, kargo ya da fatura mesajını doğrulanana kadar şüpheli saymak için iyi bir sebebiniz var demektir. SMS ya da e-postadaki linke çoktan tıkladıysanız, bir oltalama linkine tıkladıktan sonra yapılması gerekenleri ayrı bir yazıda adım adım anlatmıştık. Benzer bir korku kurgusunu sahte iCloud ödeme e-postalarında da görmüştük; fark şu ki orada mesaj kimseyi tanımıyordu, burada sizi tanıyor. Bir veri sızıntısının zararı, haberin yayımlandığı gün değil, listenin kullanıldığı gün ortaya çıkıyor. O güne gelindiğinde haber çoğu zaman çoktan unutulmuş oluyor. Hangi listede olabileceğinizi ise önceden görmek mümkün: KVKK’nın veri ihlali bildirimleri sayfasında alışveriş yaptığınız markaları aratmak birkaç dakikanızı alır. Bulduğunuz her isim, bir sonraki “ödenmemiş faturanız var” mesajında linke tıklamadan önce duraksamanız için yeterli sebep. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-posta Bombardımanı Gerçek Tehdidi Gizliyor Haber

E-posta Bombardımanı Gerçek Tehdidi Gizliyor

E-posta bombardımanı saldırıları genellikle aynı düzeni izler. Önce saldırgan e-posta adresinizi ele geçirir. Bunu geçmişteki veri ihlallerinden, pazarlama veri tabanlarından, internete sızdırılmış verilerden, hatta daha önceki bir oltalama saldırısından elde edebilir. Adresinizi ele geçirdikten sonra bültenler, abonelikler, e-posta listeleri, ücretsiz denemeler ve yarışmalar gibi yüzlerce hatta binlerce meşru çevrim içi hizmete kaydolmak için botlarla çalışan otomatik araçlar kullanır. Bunların her biri bir hoş geldiniz e-postası veya benzeri bir mesaj gönderir. Bunlar genellikle meşru hizmetler olduğu için çoğu zaman spam filtrelerine takılmaz. Sonuç olarak gelen kutunuz mesajlarla dolup taşar. E-posta bombardımanı girişimlerinin çoğunun ardında iki neden yatar: 1. Dolandırıcı, yapay olarak oluşturulan tüm bu e-postaların arasında gerçek bir e-postayı görmemesi için kurbanın dikkatini dağıtmaya çalışır. Hesaplarınızdan birini ele geçirip parolasını sıfırlamış ve bu da gelen kutunuza bir bildirim düşmesine yol açmış olabilir. Ya da adınıza sahte bir satın alma yapmış ve faturası daha sonra size e-postayla gönderilmiş olabilir. Asıl amaç, daha ciddi dolandırıcılıkla ilgilenmenizi engelleyen bir sis perdesi oluşturmaktır. 2. Bilgisayar korsanı daha sonra teknik destek mühendisi gibi davranarak sizinle iletişime geçebilir. E-posta “sorununuzu” çözebileceğini iddia edip bunun için ücret talep edebilir ya da bilgisayarınıza göz atabilmek için sizi kandırarak uzaktan erişim yazılımı yükletebilir. Bu da tarayıcıda kayıtlı parolalar gibi bilgisayarınızdaki hassas bilgileri çalmasına, hatta ek kötü amaçlı yazılımlar yüklemesine olanak tanıyabilir. Kurumsal bir senaryoda saldırgan büyük olasılıkla siber güvenlik ekibinin dikkatini veri ihlali, iş e-postası ele geçirme (BEC) ya da fatura dolandırıcılığı girişimi gibi daha ciddi bir saldırıdan uzaklaştırmaya çalışıyordur. Şantaj için koz elde etmek amacıyla operasyonları aksatmaya çalışıyor olabilir: Fidye yazılımı ortakları, uzaktan erişim elde etmek için sahte bir BT yardım masası iletişiminin öncesinde e-posta bombardımanını kullanabilir. Hatta saldırgan memnuniyetsiz bir çalışan veya eski bir çalışan bile olabilir. E-posta bombardımanına uğradıysanız yapmanız gerekenler: · Oturum açtığınızda gelen kutunuzun mesajlarla dolduğunu görürseniz paniğe kapılmayın. · Kaydedildiğiniz tüm rastgele hizmetlerin aboneliğinden çıkmaya çalışmak yerine enerjinizi, saldırganın gizlemek istediği tehdidi bulmaya yoğunlaştırın. Güvenlik uyarılarını, yeni cihaz girişlerini, e-posta veya telefon numarası değişikliklerini, parola değişikliklerini, sıfırlamalarını veya satın almaları arayın. · Mesaj spam klasörüne düşmüş olabileceği için gelen kutunuzun yanı sıra spam klasörünüzü de inceleyin. · Olağan dışı bir şey görmüyorsanız en hassas hesaplarınızı tek kontrol edin. · Şüpheli faaliyetlere bakın. Eklenen yeni cihazlar veya ödeme yöntemleri, değiştirilmiş olabilecek parolalar veya değiştirilmiş kurtarma bilgileri. E-posta yönlendirme kurallarınızı ve gönderilmiş veya silinmiş öğeler klasörlerinizi de olağan dışı bir şey olup olmadığına karşı kontrol etmekte fayda var. · Olağan dışı bir şey fark ederseniz parolayı benzersiz ve güçlü bir parolayla değiştirerek bilgisayar korsanını hesabın dışında bırakmaya çalışın ve ek oturum açma güvenliği için iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirin. · Doğru kurtarma e-posta adresinin/telefon numarasının kayıtlı olduğundan emin olun. · Dolandırıcılıktan endişe ediyorsanız doğrudan ilgili şirketle iletişime geçin. · Olası bir hesap ele geçirme veya dolandırıcılık girişimiyle ilgili her şeyi saklamayı unutmayın. · Mesajları ancak tehlikenin geçtiğinden emin olduğunuzda temizleyin. · Biri sizi arayıp e-posta sorununuzu çözebilecek bir teknoloji uzmanı olduğunu iddia ederse telefonu hemen kapatın. E-posta bombardımanı nasıl önlenir? Elbette önlemek genellikle tedavi etmekten iyidir. E-posta adresinizin kötü niyetli kişilerin eline geçmesini her zaman engelleyemeseniz de sosyal medya profilleri gibi herkese açık web sayfalarında yer almamasını sağlayarak zararı sınırlayabilirsiniz. Oltalama saldırılarından korunmak için ayrıca en iyi güvenlik uygulamalarını izleyin. En hassas hesaplarınızı olabildiğince güvende tutun. Buna, diğer çevrim içi hesaplarınızdan gelen parola sıfırlama mesajlarını almak için kullanılacak birincil e-posta adresiniz de dâhildir. Tüm hesaplarınızın güçlü ve benzersiz parolalara sahip olmasını sağlamak için bir parola yöneticisi kullanın. Ek bir güvenlik katmanı için de 2FA'yı etkinleştirin. Alışveriş, seyahat ve diğer boş zaman etkinlikleri gibi daha az önemli yazışmalar için ikincil bir e-posta adresi kullanmak da faydalı olabilir. Böylece bu hesap bir e-posta bombardımanına maruz kalırsa en azından en önemli mesajlarınız güvende olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kırmızı Kraliçe’ye Dikkat  Haber

Kırmızı Kraliçe’ye Dikkat 

Oysa bu tehdit, basit bir saldırının ötesinde, kendi dinamikleri olan organize bir operasyon ve giderek büyüyen bir endüstri niteliği taşıyor. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, fidye yazılımının görünen yüzünün ötesine dikkat çekerek değerlendirmelerini paylaştı. Fidye notunda yazmayanlara dikkat çekti. Dışarıdan bakıldığında fidye yazılımı saldırıları, fidye notu bırakılan bir hırsızlık gibi algılanabilir. Saldırgan sisteme sızar, kritik dosyaları şifreler ve ödeme talebinde bulunur. Ancak bu, sürecin yalnızca görünen kısmıdır. Saldırıyı mümkün kılan asıl yapı, arka planda işleyen ve çoğu zaman göz ardı edilen unsurlardan oluşur. Fidye yazılımının arkasında; iş gücü ve araç pazarları, abonelik tabanlı hizmetler, tedarikçiler ve iş ortaklarından oluşan, hizmet seviyesi anlaşmalarını andıran ilişkilerle kurulu bir yapı yer alır. Bu yapı, fidye notu ortaya çıkmadan çok önce saldırıya zemin hazırlar. Kuruluşların fidye yazılımı olaylarını ani ve rastlantısal saldırılar olarak değerlendirmesi, savunma stratejilerinin de eksik kalmasına neden olabilir. Oysa tehdit, yüksek derecede organize, kaynaklı ve tekrarlanabilir bir yapıya sahiptir. ESET’in tespit verileri, 2025’in ilk yarısında yüzde 30’luk bir artışın ardından, ikinci yarıda fidye yazılımı faaliyetlerinin önceki altı aya göre yüzde 13 arttığını gösteriyor. Verizon’un 2025 Veri İhlali Araştırma Raporu (DBIR), fidye yazılımı içeren ihlallerin oranının yüzde 32’den yüzde 44’e yükseldiğini ortaya koyarken ortalama fidye ödemesinin 150 bin dolardan 115 bin dolara gerilediğini gösteriyor. Mandiant’ın analizleri ise saldırganların, savunmaları daha az olgun olan daha küçük ölçekli kuruluşlara yöneldiğine işaret ediyor. Fidye yazılımı operasyonları, bireysel katılımcıların yetkinliklerinden bağımsız olarak ölçeklenebilir şekilde tasarlanır. Bu yapı, katılımcılar arasındaki güvene ve onları bir arada tutan teşvik mekanizmalarına dayanır. Zaman içinde bireysel saldırganlar, organize gruplara; bu gruplar ise pazar payı için rekabet eden, birbirine bağlı uzman ağlarına dönüşmüştür. Geleneksel sektörlerde yıllar süren gelişim süreçleri, siber suç ekosisteminde çok daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Kolluk kuvvetlerinin müdahaleleri belirli ölçüde kesinti yaratsa da rekabetçi yapı nedeniyle bir grubun ortadan kalkması pazarı ortadan kaldırmaz. Aynı teşvikler varlığını sürdürdüğü sürece yeni oyuncular ortaya çıkar, mevcut gruplar yeniden yapılanır veya iş birlikleri geliştirir. Bu dinamik, fidye yazılımı ekosisteminin sürekliliğini sağlar. Kırmızı Kraliçe'nin yarışı Siber tehdit ortamı sürekli değişim hâlinde. Geçmişte yaygın olan dosya şifreleme temelli saldırılar, yerini veri hırsızlığı ve ifşa tehdidini içeren çift şantaj yöntemlerine bıraktı. Ancak dönüşüm bununla sınırlı değil. Kısa süre öncesine kadar neredeyse bilinmeyen bazı teknikler, bugün yaygın şekilde kullanılıyor. Örneğin, kullanıcıları sahte hata mesajlarıyla kandırarak kötü amaçlı komutları çalıştırmaya yönlendiren ClickFix yöntemi hem siber suç grupları hem de devlet destekli aktörler tarafından kullanılmaktadır. Bu adaptasyon hızı, bir versiyonunun doğada, aslında sonsuza dek devam ettiğini fark ettiğinizde pek de şaşırtıcı değil. Rekabet içinde olan türler, sadece konumlarını korumak için sürekli olarak adapte olmak zorunda. Avcılar hızlanır, bu yüzden avlar da hızlanır. Avlar kamuflaj geliştirir, bu yüzden avcılar daha keskin bir görüş geliştirir. Biyoloji buna, Lewis Carroll'un Aynanın İçinden kitabındaki, sadece yerinde kalmak için koşmaya devam etmek zorunda olan bir karakterin adını taşıyan Kırmızı Kraliçe etkisi adını verir. Siber güvenlikte de benzer bir dinamik söz konusu: Savunma sistemleri geliştikçe saldırganlar da buna karşılık verir. Bu durumun en somut örneklerinden biri, güvenlik çözümleri ile bu çözümleri devre dışı bırakmaya yönelik araçlar arasındaki rekabette görülür. Uç nokta tespit ve müdahale (EDR) ve genişletilmiş tespit ve müdahale (XDR) çözümleri, saldırgan faaliyetlerini tespit etmede kritik rol oynarken saldırganlar da bu sistemleri etkisiz hâle getirmeye yönelik araçlar geliştiriyorlar. ESET araştırmacıları, aktif olarak kullanılan yaklaşık 90 farklı “EDR katili” aracı izliyor. Bunların 54’ü, güvenlik açığı bulunan ancak meşru bir sürücünün sisteme yüklenmesi ve bu sayede çekirdek seviyesinde ayrıcalık elde edilmesine dayanan aynı tekniği kullanıyor. “Kendi Güvenlik Açığı Bulunan Sürücünü Getir” (BYOVD) olarak bilinen bu yöntem, farklı saldırı araçlarında tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. EDR katili araçlar, tıpkı fidye yazılımı ekosisteminin kendisi gibi, düzenli güncellenen ve abonelik modeliyle sunulan hizmetlerle destekleniyor. Bu araçların seçimi çoğu zaman doğrudan saldırıyı gerçekleştiren operatörlerden ziyade, bağlı kuruluşlar tarafından yapılır. Savunma sistemleri güncellendikçe, bu sistemleri aşmaya yönelik araçlar da aynı hızla evrilir. Bu döngü, siber tehdit ortamında Kırmızı Kraliçe etkisinin somut bir yansımasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İhlal bildirimleri arttı, sahte uyarılar çoğaldı Haber

İhlal bildirimleri arttı, sahte uyarılar çoğaldı

Her gün gerçek ihlaller yaşanıyor ve meşru bir bildirimi görmezden gelmek, sahte bir bildirime tıklamak kadar tehlikeli olabilir. Otomatik tepki vermekten vazgeçerek gerçek bir uyarıyı sahte olandan ayırt edebilmek çok önemli. Dolandırıcılar gerçek bir ihlali bekler ve haberleri fırsat bilerek sahte bir bildirim gönderir. Bu senaryoda, kurbanlar bir bildirim bekledikleri için dolandırıcılığa inanma olasılıkları daha yüksektir. Diğer alternatifte ise dolandırıcılar var olmayan bir olayın ayrıntılarını içeren bir ihlal ve sahte bildirim uydurur. Alıcı için hem alakalı hem de güvenilir görünmesi amacıyla büyük olasılıkla tanınmış ve popüler bir markadan gönderilmiş gibi taklit edilir. Ancak dolandırıcılar, kurbanın işyerindeki BT departmanının kimliğine de bürünebilir. Her iki durumda da dolandırıcılar, sahte bildirimlerin oluşturulmasını otomatikleştirmek ve geliştirmek için giderek daha fazla kimlik avı kitleri ve yapay zekâ araçları kullanmaktadır. Yapay zekâ, gerçek bildirimlerin kelime seçimini ve üslubunu kopyalayarak, yerel dillerde kusursuz bir şekilde benzer tuzaklar oluşturmada özellikle başarılıdır. Daha fazla meşruiyet katmak için ilgili marka ve logolar da eklenecektir. Tüm bunlar dakikalar içinde yapılabilir; bu da bir olaydan sonra sahte bildirimlerin hızla ve büyük ölçekte e-posta yoluyla gönderilebileceği anlamına gelir. Nihai amaç, sizi kandırarak kötü amaçlı bir bağlantıya tıklamanızı veya kötü amaçlı bir eki açmanızı sağlamak olabilir; bu da örneğin bilgi çalan kötü amaçlı yazılımların yüklenmesine neden olabilir. Ya da kişisel ve finansal bilgilerinizi veya parolalarınızı ele geçirmek için bir bahane olabilir. Tehlike işaretlerini fark etmek Nereye dikkat etmeniz gerektiğini bilirseniz sahte güvenlik ihlali bildirimlerini tespit etmek kolay olacaktır. Acilen harekete geçmeniz gerekiyor: Dolandırıcılar, sizi kişisel bilgilerinizi vermeye veya zararlı bir bağlantıya tıklamaya ikna etmek için klasik sosyal mühendislik tekniklerini kullanacaktır. Bu genellikle, parolanızı güncellemezseniz veya kişisel bilgilerinizi onaylamazsanız verilerinizin risk altında olduğunu söylemek gibi sizi aceleyle harekete geçirmek için bir aciliyet hissi yaratmaya çalışmakla gerçekleşir. Olağan dışı gönderen e-postası: Dolandırıcılar genellikle gönderen e-postasını taklit ederek, e-postanın taklit ettikleri kuruluştan gelmiş gibi görünmesini sağlamaya çalışır. Bu nedenle, isimdeki yazım hatalarına dikkat edin ve görüntülenen isim rastgele bir gönderen etki alanını gizliyor olabilir, bu nedenle imleci üzerine getirin. Yazım ve dil bilgisi hataları: Daha önce de belirtildiği gibi, tehdit aktörleri kimlik avı kampanyalarını geliştirmek için üretken yapay zekâyı (GenAI) ne kadar çok kullanırsa bu durumun ortaya çıkma olasılığı o kadar azalır. Ancak yine de bu, gerçekleştirilmesi gereken yararlı bir ilk kontrol adımdır. Bağlantılar ve ekler: Bu mesajların çoğu, kişisel/finansal bilgilerinizi ve parolalarınızı çalmak için tasarlanmış kimlik avı sitelerine yönlendiren bağlantılarla doludur. Ayrıca gizlice kötü amaçlı yazılım yükleyen bildirimler gibi görünen ekler de içerebilirler. Belirsizlik: Güvenlik ihlali yaşayan bir şirketten meşru bir mektup alırsanız bu mektupta genellikle hesap numarası ve kullanıcı adı gibi bazı kişisel bilgileriniz yer alır. Ancak dolandırıcılar bu bilgilere sahip olmadığından gönderdikleri mesajlar belirsiz ve ayrıntılardan yoksun olacaktır. Güvende kalmak Veri ihlali bildirim dolandırıcılıklarından korunmanın ilk adımı nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlamaktır.Bir şey ters geliyorsa ne yapacağınıza dair aceleci bir karar vermeyin. Derin bir nefes alın ve sakin olun. Bir bildirim alırsanız her zaman görünür kaynağa doğrudan danışın; ancak bunu, gönderene yanıt vererek veya bildirimin içindeki iletişim bilgilerini kullanarak yapmayın. Gerçek hesabınıza giriş yapın veya şirketi arayın ya da e-posta göndererek veri ihlali olayının gerçek olup olmadığını kontrol edin. Saygın güvenlik yazılımlarıyla birlikte gelen kimlik koruma özellikleri ve HaveIBeenPwned.com gibi hizmetler, bilgilerinizin ele geçirilip geçirilmediğini kontrol etmenin yararlı bir ikincil yolu olabilir. Parola yöneticisinde saklanan güçlü ve benzersiz parolalar kullanarak ve bunları çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) ile destekleyerek riski daha da azaltın. Bu sayede, bilgisayar korsanları kimlik bilgilerinizi ele geçirse bile hesaplarınıza erişemezler. Saygın bir sağlayıcıdan sağlam bir e-posta güvenliği yazılımı yüklediğinizden emin olun. Bu yazılım, ideal olarak yapay zekâyı kullanarak kimlik avı girişimlerini ve kötü amaçlı yazılımları tespit edip engellemeye yardımcı olur. Veri ihlali mağduruysanız hemen yapmanız gerekenler Bir dolandırıcılığın kurbanı olduğunuzu düşünüyorsanız hızlı hareket etmeniz önemlidir. Hackerlarla paylaşmış olabileceğiniz tüm parolaları (kullandığınız tüm sitelerde) değiştirin. Parola yöneticisi, çok sayıda site ve uygulamada benzersiz kimlik bilgilerini saklamak için en iyi seçenektir. Tüm hassas hesaplar için MFA'yı etkinleştirin, böylece kötü niyetli kişiler parolalarınızı ele geçirseler bile hesabınıza giremezler, Güvenilir bir güvenlik yazılımı kullanarak kötü amaçlı yazılım taraması yapın, Finansal bilgilerinizi paylaştıysanız bankanızla iletişime geçin ve durumu bildirin. Mümkünse kredi/banka kartlarınızı dondurun,Şüpheli faaliyet olup olmadığını kontrol etmek için finansal hesaplarınızı takip edin. Olayı ilgili yerlere bildirin. Dünya veri ihlali bildirimleriyle dolup taşarken bu tür haberlere o kadar alışmış hâle gelebiliriz ki gelen kutumuza düşen en son bildirimlere otomatik olarak inanmaya başlayabiliriz. Her ne kadar yorucu olsa da bu tür bildirimleri dikkatle incelemek çok önemlidir. Bu, sadece dolandırıcılıktan kaçınmanıza yardımcı olmakla kalmaz; aynı zamanda meşru bildirimleri daha ciddiye almanızı da sağlar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Kolayca Kırılabilen Parola Kullanma Alışkanlığı Sürüyor Haber

 Kolayca Kırılabilen Parola Kullanma Alışkanlığı Sürüyor

NordPass ve Comparitech'in raporlarına göre, "123456" dünya çapında en sık kullanılan parola olarak hüküm sürüyor. En çok kullanılan bin parolanın yüzde 25'i sadece rakamlardan oluşuyor. Siber güvenlik şirketi ESET, zayıf parola tercihinin neden olabileceği risklere karşı uyarılarda bulundu. Milyarlarca sızdırılmış parolaya dayanan ve 44 ülkedeki insanların parola eğilimlerini ortaya koyan NordPass'ın analizine göre "123456" çeşitli yaş gruplarından insanlara hitap ediyor. Hem milenyum kuşağı hem X kuşağı hem de baby boomers arasında en çok tercih edilen seçenek oldu. Z kuşağı ve Sessiz Kuşak arasında da "12345"den sonra en popüler ikinci seçenek oldu. Bir başka tahmin edilebilir parola olan "admin" ise "12345678", "123456789" ve "12345" ile onu yakından takip etti. Birçok kişi açıkça kolaylığı tercih etmeye devam ederek kişisel verilerini, paralarını ve muhtemelen itibarlarını riske atmaya devam ediyor. Rapora göre ABD ve İngiltere'de de genel tablo aynı derecede vahim ve "admin" her iki ülkede de ilk sırada yer aldı. ABD'de "password" ve "123456" ikinci ve üçüncü sırada yer aldı; İngiltere'de ise bu ikisi sıralamada yer değiştirdi. Comparitech'in 2025 yılında veri ihlali forumlarında sızdırılan iki milyar gerçek hesap parolasını incelediği araştırmada da benzer bir tablo ortaya çıktı, listenin başında "123456", "12345678" ve "123456789" yer aldı. Aynı tas aynı hamam Kolay tahmin edilebilir bir parola kullanmak, evinizin ön kapısını kâğıt mandalıyla kilitlemekle eş değer. Bu, gerçek bir direnç sağlamaz ve saldırganlar, bu tür zayıf veya yeniden kullanılan parolaları büyük ölçekte hızlı bir şekilde kırmalarını sağlayan brute-force veya kimlik bilgisi doldurma tekniklerini kullanarak atlatabilirler. Bu nedenle, parolanız en yaygın parola seçenekleri arasında yer alıyorsa onu derhal değiştirmelisiniz. Ayrıca her hesap için güçlü ve benzersiz bir parola veya parola cümlesi (passphrase) kullanmanız ve giriş bilgilerinizi güvenilir bir parola yöneticisinde saklamanız gerekir. Ancak ne kadar güçlü olursa olsun bir parola yine de hesabınız ile bir hacker arasında tek bir bariyerdir. Bu nedenle, ekstra bir güvenlik katmanı olarak iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA), özellikle Kişisel Tanımlanabilir Bilgiler (PII) veya diğer önemli verileri içeren hesaplar için günümüzde hâlâ vazgeçilmez bir savunma hattıdır. Zayıf parolalar kurumsal hayatı da tehlikeye atıyor Kurumsal ortamlarda riskler keskin bir şekilde artar. Zayıf, tahmin edilebilir veya tekrar kullanılan parolalar, yalnızca bireysel çalışanları değil, tüm kuruluşları, müşterilerini ve ortaklarını da tehlikeye atabilir. Zayıf parolalar sonucunda yaşananlar genellikle finansal kayıp, operasyonel aksaklıklar, düzenleyici kurumların incelemesi ve uzun vadeli itibar kaybını kapsar. Bu nedenle şirketler, teknik güvenlik önlemlerinin yanı sıra çalışanlar için sürekli güvenlik bilinci eğitim programlarını bir arada uygulamalıdır.Modern araçlar, dakikalar içinde sayısız oturum açma kimlik bilgisi kombinasyonunu test edebildiğinden saldırganların lehine olan ihtimal oldukça yüksektir. Ayrıca birbirine bağlı hizmetler ve paylaşılan kimlikler üzerine kurulu dijital ekosistemde, bir hesabın ele geçirilmesinden kaynaklanan hasarın uzun süre sınırlı kalması olası değildir. Ayrıca parola anahtarları (passkeys) hızla dijital güvenliğin altın standardı hâline geliyor ve Apple, Google ve Amazon dâhil birçok büyük platform artık parola anahtarlarını (passkeys) birincil oturum açma yöntemi olarak sunuyor.

Siber Güvenlik Olmadan Endüstri 4.0 Sürdürülebilir Değil Haber

Siber Güvenlik Olmadan Endüstri 4.0 Sürdürülebilir Değil

Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, üretim sektöründe siber güvenliğin artık bir teknoloji sorunu değil, üretim hatlarını durdurabilen, tedarik zincirini sekteye uğratan, yatırımcıların ve müşterilerin güvenini sarsabilen bir iş riski olduğunun altını çizdi. Son dönemde otomotiv sektöründe yaşanan olaylar da bu gerçeği gözler önüne seriyor. Stellantis’in veri ihlali açıklaması ve Jaguar Land Rover’ın siber saldırı nedeniyle dört haftalık üretim duruşu, sınırlı kaynaklara sahip küçük ve orta ölçekli üreticiler için ciddi bir uyarı niteliğinde. Siber güvenliği yalnızca yasal uyumluluk gerekliliklerini karşılamak için uygulamak artık yeterli değil. Günümüzün sofistike saldırganları, kimlik avı, sistem izinsiz girişleri ve güvenliği ihlal edilmiş yazılımlar gibi yöntemlerle üreticileri hedef alıyor. Üretim ihlallerinin yüzde 85’i bu tür saldırılardan kaynaklanıyor. Bu nedenle siber güvenlik, yönetişim, kültür ve kaynak yönetimiyle bütünleşik bir strateji olarak ele alınmalı. Siber güvenlik, diğer stratejik iş riskleri gibi ele alınmalı Üreticiler genellikle yıllarca, bazen on yıllarca dayanacak şekilde tasarlanmış operasyonel teknolojilerle çalışıyor. Bu sistemler finansal amortismanlarını aşmış olsa da değiştirme masrafları ve kesintiler genellikle yükseltmeleri geciktiriyor. Bir zamanlar son teknoloji olan bu cihazlar modern siber saldırılara karşı savunmasız hâle geliyor ve kuruluşun saldırı yüzeyini genişletiyor. Küçük üreticiler için kritik soru, bir siber olayın potansiyel finansal ve operasyonel etkisinin, eskiyen teknolojinin güncellenmesi veya değiştirilmesinin maliyetinden ne zaman daha ağır basacağıdır. Güvenlik açıklarını engellemek için neler yapılabilir? Kimlik avı e-postaları, çalınan kimlik bilgileri ve güvenliği ihlal edilmiş üçüncü taraf yazılımlar, siber suçluların kullandığı ön kapılardır. Üreticiler özellikle savunmasızdır çünkü saldırganlar, fabrikaların kesintiye tahammül edemeyeceğini bilir. Tedarik zincirleri saldırı yüzeyini genişletir. BT ekipleri yetersiz kalır; KOBİ üreticileri nadiren 7/24 izleme için gerekli kaynaklara sahiptir ve hızlı müdahale yetenekleri için gerekli uzmanlıktan yoksundur. Fikri mülkiyet değerlidir; tasarımlar, formüller ve prototipler casusluk veya hırsızlık için kazançlı hedeflerdir. Üreticiler, önce önleme odaklı BT stratejisi, temel savunma önlemlerinin ötesine geçmelidir. Saldırıları engellemek yeterli değildir; üreticiler, tehditleri operasyonları kesintiye uğratmadan önce öngörmeli ve etkisiz hâle getirmelidir. Eyleme geçirilebilir tehdit istihbaratı: Fidye yazılımı taktikleri, tedarik zinciri güvenlik açıkları ve kalıcı tehditler hakkında ayrıntılı bilgiler dâhil olmak üzere mevcut tehdit ortamına ilişkin gerçek dünya verileri, ekiplerin gerçekten önemli olan konulara öncelik vermelerini sağlar. Sürekli izleme: Uç noktalar, sunucular ve bulut uygulamaları arasındaki etkinlikleri ilişkilendirmek, izinsiz girişi gösterebilecek anormallikleri tespit etmeye yardımcı olur. İzleme, normal BT altyapısının ötesine geçmeli ve teknik olarak mümkünse operasyonel teknolojiyi de kapsamalıdır. BT ve OT izlemeyi tek bir platformda birleştirmek, tehditlerin görünürlüğünü ve tehditleri tahmin etme ve önleme yeteneğini artırır. Bölümleme ve erişim kontrolü: Net sistem sınırları ve operasyonel teknolojinin bölümlenmesi, sıkı kimlik yönetimi ve çok faktörlü kimlik doğrulama, saldırganların yanal olarak hareket etmesini engeller. Güvenlik açığı yönetimi: Tüm cihaz ve makinelerde otomatik yama ve ürün yazılımı güncellemeleri, saldırganların potansiyel olarak yararlanabileceği boşlukları kapatır. Yedekleme ve kurtarma: Tesis dışında depolanan çevrimdışı yedeklemeler ve test edilmiş geri yükleme prosedürleri, kesinti süresini en aza indirerek fidye yazılımının üretimi rehin almasını engeller. İstihbarat, izleme ve Genişletilmiş Tespit ve Müdahale (XDR) gibi modern yanıt yeteneklerini bir araya getirmek, küçük ve orta ölçekli işletmelerdeki yalın BT ekiplerinin tam bir güvenlik operasyon merkezi kurmadan sağlam savunmalar sürdürmelerini sağlar. XDR ile BT savunmasını genişletme Geleneksel uç nokta koruması tek başına yeterli değildir. XDR, cihazlar, sunucular ve bulut sistemleri genelinde algılama ve yanıtı birleştirerek bir saldırının devam ettiğini işaret edebilecek çeşitli farklı kaynaklardan gelen verilerin bütünsel bir görünümünü sağlar. Bu, Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleriyle daha da ileriye götürülebilir. Bu hizmetler sayesinde, küçük BT ekipleri bile 7/24 uzman gözetimi, daha hızlı kontrol ve daha az kör nokta elde ederek fabrikaların ve işletmelerin çalışır durumda kalmasını sağlayan öncelikli önleme yaklaşımını benimseyebilir. Siber dayanıklılık için iş gerekçesi Siber saldırılar soyut riskler değildir; operasyonel maliyetlerdir. IBM'in 2025 Veri İhlali Maliyetleri raporuna göre, ortalama endüstriyel ihlal maliyeti yaklaşık 5 milyon dolardır ancak asıl zarar üretimdeki aksaklıklar, kaçırılan sözleşmeler ve azalan müşteri güveninden kaynaklanmaktadır. Siber güvenliği bir iş riski olarak ele almak, büyümeyi, itibarı ve dayanıklılığı korur. Şirketler eski teknolojinin değiştirilmesini sadece teknik bir yükseltme olarak değil, potansiyel siber olayların iş üzerindeki etkisini azaltmak için stratejik bir hamle olarak değerlendirmelidir. Siber saldırıların maliyeti artmaya devam ederken kuruluşlar siber güvenliği doğrudan operasyonel süreklilik ve finansal dayanıklılıkla ilişkilendiren bütünsel bir bakış açısı benimsemekten fayda sağlar. Üretim sektöründe, siber güvenlik ekipleri yalnızca siber riskleri azaltmaya odaklanmakla kalmamalı, işletme için potansiyel aksaklıkları ve ekonomik sonuçları en aza indirecek önlemleri önceliklendirmelidir. Siber dayanıklılık, riski tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmez. Kabul edilebilir risk için net bir eşik belirlemek ve baskı altında operasyonların devam etmesini sağlayacak kadar güçlü BT savunmaları oluşturmak anlamına gelir. Endüstri 4.0'da en akıllı fabrikalar sadece en otomatik olanlar değil, aynı zamanda en siber dayanıklı olanlar da olmalıdır. Siber güvenlik olmadan inovasyon, başka bir deyişle iş riski demektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.