Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Merkezi

Kapsül Haber Ajansı - Veri Merkezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Merkezi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Telekom, COP31’de Küresel Dijital Dönüşümün Destekçisi Olacak Haber

Türk Telekom, COP31’de Küresel Dijital Dönüşümün Destekçisi Olacak

Teknolojiyi sürdürülebilir bir geleceğin en güçlü araçlarından biri olarak konumlandıran Türk Telekom, COP31 kapsamında teknoloji gücünü ve sürdürülebilirlik vizyonunu Antalya’ya taşıyor. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı ve küresel iklim gündeminin en önemli buluşmalarından biri olan COP31’de en üst düzey sponsorluk kategorisi “Master Partner” olarak yer alan Türk Telekom, aynı zamanda “Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak zirvenin dijital ihtiyaçlarını uçtan uca çözümlerle karşılıyor. Buluşmanın güçlü bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdüren Türk Telekom; enerji verimliliğini destekleyen yeni nesil teknolojileri, uçtan uca çözümleri, güçlü fiber ve mobil ağıyla COP31’in dijital omurgasını oluşturuyor. Zirve alanında veri merkezi, network operasyon merkezi ve siber güvenlik operasyon merkezlerini kapsayan bütüncül bir sistem hazırlayan Türk Telekom, COP31 zirvesini fiber hızıyla dünyaya bağlamaya hazırlanırken; 5G teknolojisi dahil yüksek kapasite ve tam kapsama sağlayacak çözümlerle etkinliğin dijital dünyasını şekillendiriyor. Türk Telekom, BM yetkilileri, ülke delegasyonları, diğer katılımcılar ve ziyaretçilere güçlü bir bağlantı deneyimi sunulması amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. “Geleceğin kararlarını Türk Telekom teknolojisiyle dünyaya taşıyacağız” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğine yön veren Türk Telekom olarak teknolojiyi yalnızca bağlantı sağlayan bir güç olarak değil, ekonomik ve toplumsal değer yaratan, daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir geleceğin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. ‘Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğu için 2005’ten bu yana 24,5 milyar dolar yatırım gerçekleştirirken; fiber altyapımızı güçlendiriyor, yeni nesil ağ teknolojileri geliştiriyor, çevre dostu teknolojileri şebekemize entegre ediyor ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Yarına Sözümüz Var’ yaklaşımımız doğrultusunda, bugün gerçekleştirdiğimiz yatırımların yarının dünyasına katkı sunması için çalışıyoruz. Bu vizyonumuz doğrultusunda Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’de en üst düzey sponsorluk kategorisi olan ‘Master Partner’ olarak yer alıyoruz. Aynı zamanda COP31’in ‘Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji’ destekçisi olarak geleceğimize yön verecek iklim kararlarını teknoloji gücümüzle Antalya’dan tüm dünyaya taşıyacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezine yerleştirirken, bu yaklaşımımızı COP31’e taşıdığımız teknoloji gücümüzle somutlaştırıyoruz. Enerji verimliliğini odağına alan yeni nesil teknolojilerimiz, kaynakların etkin kullanımını destekleyen dijital çözümlerimiz, güçlü fiber ve mobil ağımızla zirvenin teknoloji altyapısını sürdürülebilirlik anlayışımız doğrultusunda hayata geçiriyoruz. COP31’de de bu teknoloji ve yatırım gücümüzü sahaya taşıyarak zirvenin ihtiyaç duyduğu iletişim altyapısını uçtan uca sağlayacağız. Teknolojinin dönüştürücü gücünü sürdürülebilirlik anlayışımızla birleştirerek gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. COP31’in iletişimi için uçtan uca teknoloji altyapısı COP31’in yüksek performanslı bir teknoloji altyapısıyla gerçekleştirilmesi için çalışmalarını sürdüren Türk Telekom; veri merkezleri, network ve siber güvenlik operasyon merkezleriyle organizasyonun dijital altyapısını destekliyor. Canlı yayınlar için hazırlanan fiber altyapı ve yüksek kapasite ile performans sunan yedekli santral altyapısı sayesinde zirvenin iletişim ihtiyaçlarının güvenli biçimde karşılanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak Haber

Şirketlerde Yapay Zekâ Harcamaları 2,7 Trilyon Dolara Ulaşacak

Kurumlarda devasa büyümenin yeni sorumluluklar getirdiğini belirten GBA Bilişim Kurucu Ortağı A. Barkın Gündoğdu, veriyi sadece saklamanın iş sürekliliği için yeterli olmadığını vurguladı. Veri güvenliğiyle iş sürekliliğinin birbirini tamamladığına dikkat çeken Gündoğdu, “Küresel araştırma şirketi Gartner'ın Temmuz ve Eylül 2026 raporları, veri merkezi harcamalarının 822 milyar dolara, yapay zekâ harcamalarının ise 2,7 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Rakamlardan da anlıyoruz ki; kurumlar için asıl mesele yalnızca veriyi korumak değil, olası bir kesinti sonrasında operasyonların ne kadar hızlı ve güvenli biçimde sürdürebileceğidir.” değerlendirmesini yaptı. “Kurumların yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor” Kamu ve özel sektörde 25 yılı aşan sektörel deneyime sahip olduğunu belirten Gündoğdu, özellikle son yıllarda kurumların veri güvenliği ve iş sürekliliğine yönelik yatırımlarında önemli bir dönüşüm yaşandığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumların yedekleme, felaket kurtarma ve iş sürekliliği mimarilerini oluştururken yalnızca teknolojik kapasiteye değil, operasyonel gereksinimlere de odaklanması gerekiyor. İş sürekliliği planlamasında RPO ve RTO gibi kavramlar kritik önem taşıyor. Kurumun hangi noktadaki veriye geri dönebileceği ve sistemlerini ne kadar sürede yeniden çalıştırabileceği önceden belirlenmeli. Bu süreçlerin düzenli olarak test edilmesi, sürdürülebilir ve ölçülebilir hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü yaşanan bir kesinti yalnızca teknik bir problem değil; mali kayıp, operasyonel aksama ve itibar riski anlamına da geliyor.” Yapay zekâ yatırımlarında altyapı ve yönetişim birlikte ele alınmalı Yapay zekâ yatırımlarının veri merkezi kapasitesi, enerji gereksinimleri ve kurumsal altyapılar üzerindeki etkisine dikkat çeken Gündoğdu, bu alandaki yatırımların bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte kurumların işlem kapasitesi, veri yönetimi ve entegrasyon ihtiyaçları da büyüyor. Ancak yalnızca daha güçlü sunuculara veya daha büyük modellere yatırım yapmak yeterli değil. Bu sistemlerin güvenli, erişilebilir, yönetilebilir ve kesintilere dayanıklı olması gerekiyor. Dolayısıyla yapay zekâ yatırımlarının başarısı, arkasındaki altyapının ve yönetişim mekanizmalarının olgunluğuyla doğrudan ilişkili.” Agentic AI ile bilgi, kontrollü aksiyona dönüşüyor Kurumsal yapay zekâ teknolojilerinin yeni bir aşamaya geçtiğini belirten Gündoğdu, özellikle Agentic AI yaklaşımının iş süreçlerinde önemli değişiklikler yaratacağını söyledi. “Bugüne kadar yapay zekâyı çoğunlukla sorulara yanıt veren, bilgiye erişimi kolaylaştıran veya içerik üreten sistemler olarak değerlendirdik. Agentic AI ile birlikte bu yaklaşım değişiyor. Artık sistemler yalnızca bilgi üretmekle kalmıyor; belirli hedefler doğrultusunda süreçleri analiz edebiliyor, farklı kurumsal uygulamalarla etkileşime geçebiliyor ve tanımlanan yetkiler çerçevesinde aksiyon başlatabiliyor.” Bu dönüşümde insan unsurunun önemini koruduğunu vurgulayan Gündoğdu, “İnsan unsuru bizim için son derece kıymetli. Yapay zekânın amacı insanı iş süreçlerinden çıkarmak değil, çalışanların zamanını daha yüksek katma değerli alanlara yönlendirmek olmalı. Tekrarlayan ve operasyonel yoğunluğu yüksek süreçlerde yapay zekâdan yararlanırken, kritik karar noktalarında insan gözetimini ve onay mekanizmalarını korumamız gerekiyor. Kurumsal dünyada gerçek değer yaratacak yaklaşımın kontrollü otonomi olduğuna inanıyorum.” ifadelerini kullandı. Kurumsal yapay zekânın temelinde orkestrasyon bulunuyor Yapay zekâ sistemlerinin kurumsal yapılara entegrasyonunun yalnızca büyük dil modelleriyle çözülemeyeceğini belirten Gündoğdu, orkestrasyon katmanlarının önemine dikkat çekerek “Kurumsal yapılarda ERP, CRM, BT yönetim sistemleri, veri tabanları ve farklı uygulamalardan oluşan karmaşık teknoloji ekosistemleri bulunuyor. Yapay zekânın gerçek iş değeri üretebilmesi için bu sistemlerle güvenli biçimde etkileşime geçebilmesi gerekiyor. Asıl mesele farklı teknolojileri bir araya getirmekten çok, bunların doğru bir mimari içerisinde birlikte çalışmasını sağlamak. Veri kaynaklarını, kurumsal uygulamaları, yapay zekâ ajanlarını ve insan onay mekanizmalarını bir araya getiren orkestrasyon katmanları bu nedenle kritik önem taşıyor. Yetkilendirme, izlenebilirlik ve denetlenebilirlik bu mimarinin ayrılmaz parçaları olmalı” değerlendirmesinde bulundu. GBA Bilişim’in öncelikli pazar hedefi Birleşik Krallık GBA Bilişim’in gelecek hedeflerine ilişkin bilgiler paylaşan Gündoğdu, şunları söyledi: “Türkiye’de edindiğimiz kurumsal teknoloji ve entegrasyon deneyimini daha geniş bir coğrafyaya taşımayı hedefliyoruz. Özellikle Birleşik Krallık, uluslararası büyüme stratejimizde öncelikli değerlendirdiğimiz pazarlardan biri. Amacımız yalnızca yeni pazarlarda faaliyet göstermek değil, Türkiye'de geliştirdiğimiz teknik yetkinliği ve saha deneyimini uluslararası ölçekte değer üreten bir yapıya dönüştürmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PremierDC Veri Merkezi ile DE-CIX Arasındaki İş Birliğinde Yeni Dönem Haber

PremierDC Veri Merkezi ile DE-CIX Arasındaki İş Birliğinde Yeni Dönem

DE-CIX Enabled Site statüsü kazanan PremierDC Veri Merkezi, Türkiye’deki müşterilerine GlobePEER ve DirectCLOUD hizmetlerine erişim imkanı sunuyor; bu sayede müşteriler Türkiye’den Avrupa, Amerika, Asya ve Orta Doğu’ya garantili düşük gecikme süreleriyle erişebiliyor. Yapay zeka ve bulut iş yüklerinin ağ altyapısı üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde genişletilen iş birliği kapsamında PremierDC Veri Merkezi, DE-CIX Enabled Site olarak müşterilerine internet değişim noktası hizmetlerine doğrudan erişim imkanı sunuyor. Böylece işletmeler, DE-CIX GlobePEER hizmetiyle dünya genelindeki ağlara; DE-CIX DirectCLOUD hizmetiyle ise Amazon Web Services, Microsoft Azure, Google Cloud ve Alibaba Cloud gibi hiper ölçekli bulut platformlarının yanı sıra Meta’nın Facebook, Instagram ve WhatsApp platformlarına, sektöre özel extranet ağlarına ve çok sayıda veri merkezine minimum gecikme süresi garantisiyle Layer 2 bağlantı imkanından yararlanabiliyor. Kritik iş uygulamalarında düşük gecikme avantajı Yapay zeka tabanlı uygulamalar ile hibrit ve çoklu bulut mimarilerinin yaygınlaşması ve gerçek zamanlı veri işleme ihtiyacının artmasıyla birlikte, bu teknolojilerin gerektirdiği altyapıya sahip olmak rekabette öne çıkmanın önemli unsurlarından biri haline geliyor. PremierDC’nin İstanbul’da şehir içinde konumlanan veri merkezi de bu noktada işletmelere önemli bir yakınlık avantajı sunuyor. Kullanıcılara, kurumsal merkezlere ve yoğun ağ değişim noktalarına fiziksel yakınlık; finansal işlem sistemleri, çağrı ve iletişim platformları, gerçek zamanlı veri işleme ve düşük gecikme gerektiren kurumsal uygulamalar için doğrudan performans avantajına dönüşüyor. Uygulamalarında hem yurt içi hem yurt dışı altyapıyı birlikte kullanan global şirketlerden finansal teknoloji ve ödeme sistemleri oyuncularına, çoklu bulut mimarisi kullanan kurumsal BT organizasyonlarına kadar pek çok işletmenin faydalanabileceği bu yakınlık avantajı, PremierDC’nin DE-CIX Enabled Site olarak sunduğu birbirine bağlantı imkanlarıyla birleşerek hem yurt içi hem de yurt dışı veri trafiği için kısa ve öngörülebilir bağlantı yolları sağlıyor. DE-CIX Orta Doğu Bölge Direktörü Bülent Şen konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları ifade ediyor: “Bu DE-CIX Enabled Site ile işletmeler tek bir bağlantı üzerinden GlobePEER ile dünya genelindeki ağlara, DirectCLOUD ile ise hiper ölçekli bulut platformlarına, Meta gibi içerik platformlarına, özel extranet ağlarına ve çok sayıda veri merkezine düşük gecikme süresi garantisiyle bağlanabiliyor. Müşteriler önde gelen bulut hizmetlerine doğrudan erişim elde ederken aynı zamanda DE-CIX İstanbul platformunun kanıtlanmış güvenilirlik, güvenlik ve performansından yararlanabiliyor.” PremierDC Veri Merkezi Genel Müdürü Caner Can ise iş birliğini şöyle değerlendiriyor: “Türkiye’nin verisinin Türkiye’de kalması için global hizmetlerin yerel olarak erişilebilir olması kritik önem taşıyor. Türkiye’nin Asya ve Orta Doğu için giderek güçlenen bir dijital üs olduğu bu dönemde DE-CIX, sunduğu birbirine bağlantı altyapısıyla işletmelerin hem yerel hem de global ağlara daha etkin erişmesini sağlıyor. PremierDC olarak DE-CIX Enabled Site iş ortaklığı kapsamında sunduğumuz hizmetlerle müşterilerimizi binlerce ağa bağlıyor, veri merkezi ve bulut hizmetlerimizi daha da güçlendiriyoruz.” Tek bağlantıyla binlerce ağa erişim İş birliğinin işletmeler açısından en önemli avantajlarından biri, bu erişimin tek bir fiziksel bağlantı üzerinden sağlanması. Her hedef ağ, bulut platformu veya iş ortağı için ayrı devreler kurmak yerine, PremierDC’deki tek bir port üzerinden DE-CIX ekosisteminin tamamına erişilebiliyor. DE-CIX, beş kıtaya ve dünya genelinde 60’tan fazla lokasyona yayılan, operatör ve veri merkezi bağımsız bir birbirine bağlantı ekosistemi işletiyor ve dünya çapında 4.000’den fazla ağı birbirine bağlıyor. DE-CIX; 100'den fazla ülkeden binlerce operatörü, internet servis sağlayıcısını, içerik sağlayıcısını ve kurumsal ağı birbirine bağlıyor, sunduğu hizmetlere ise dünya genelinde 600’den fazla şehirdeki veri merkezlerinden erişilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung’dan Yapay Zeka Altyapı Şirketi Helix’e 1 Milyar Dolarlık Yatırım  Haber

Samsung’dan Yapay Zeka Altyapı Şirketi Helix’e 1 Milyar Dolarlık Yatırım 

Yapay zekâ altyapısının farklı katmanlarında sahip olduğu yetkinliklerle Helix ile gelecekteki iş birlikleri için güçlü bir temel oluşturan Samsung; KKR, Kuwait Investment Authority, NVIDIA ve Vistra ile birlikte Helix’in küresel yapay zekâ altyapısının geliştirilmesine katkı sağlayacak. Samsung Electronics; Samsung C&T, Samsung SDS, Samsung SDI, Samsung Life Insurance ve Samsung Fire & Marine Insurance ile birlikte küresel yatırım şirketi KKR tarafından kurulan yapay zeka altyapı şirketi Helix Digital Infrastructure’a toplam 1 milyar dolar yatırım yapacaklarını duyurdu. Haziran 2026’da faaliyete geçen Helix, hiper ölçekli veri merkezlerinin geliştirilmesi ve işletilmesinden elektrik üretimine (baz yük ve esnek enerji kaynakları dahil), iletim ve dağıtım altyapısından fiber optik ağlara kadar tüm değer zincirinde entegre çözümler sunmak üzere yapılandırılmış bir yapay zeka altyapı sağlayıcı olarak faaliyet gösteriyor. Helix sayesinde hiper ölçekli bulut sağlayıcıları, hızla artan yapay zeka talebine ayak uydurmak için ihtiyaç duydukları büyük ölçekli ve kapsamlı altyapıya hızlı biçimde erişebilecek. Helix’e, Amazon Web Services’ın (AWS) eski CEO’su Adam Selipsky liderlik ediyor. Şirket, veri merkezi ve enerji sektörlerinin önde gelen uzmanlarından oluşan özel bir yönetim ekibi kuruyor. Helix ayrıca KKR’ın yaklaşık 170 uzmanıyla faaliyet gösteren küresel altyapı iş kolunun yetkinliklerinden de yararlanıyor. Samsung’un yanı sıra KKR, Kuwait Investment Authority (KIA), NVIDIA ve ABD merkezli enerji şirketi Vistra da Helix’in kurucu yatırımcıları arasında yer alıyor. Yapay zeka veri merkezleri yeni bir endüstriyel ekosistemin temel platformlarına dönüşüyor Yapay zeka veri merkezleri, yalnızca fiziksel tesis yatırımları olmanın ötesine geçerek hızla temel iş platformlarına dönüşüyor. Bugün bu merkezler; Hizmet Olarak GPU (GPUaaS), Egemen Yapay Zeka (Sovereign AI) ve kolokasyon hizmetleri gibi farklı ve yüksek katma değerli iş modellerini bir araya getiriyor. Bu veri merkezlerinin hızla yaygınlaşması; elektrik üretimi, soğutma teknolojileri, yarı iletkenler ve finans gibi birçok alanı kapsayan büyük ölçekli, çok sektörlü bir ekosistemin oluşmasını sağlıyor. Samsung iştiraklerinin yatırımı, şirketlerin gelişmekte olan bu altyapı ortamında yeni nesil yapay zeka alanındaki liderliğini güçlendirmeye yönelik stratejik kararlılığını yansıtıyor. Yapay zeka hizmetleri günlük yaşamın ve küresel endüstrilerin ayrılmaz bir parçası haline geldikçe, büyük ölçekli bilgi işlem yüklerini işleyebilen veri merkezlerine ve bu merkezlerin istikrarlı biçimde çalışmasını sağlayacak özel enerji altyapısına duyulan ihtiyaç da katlanarak artıyor. Veri merkezleri yapay zeka çağının üretim merkezleriyse, enerji de onları çalıştıran yakıt konumunda. Bu nedenle hem bilgi işlem hem de enerji altyapısını eş zamanlı olarak güvence altına alabilme yetkinliği, yapay zeka sektöründe rekabet avantajını belirleyen temel unsurlardan biri haline geliyor. Helix’in hem veri merkezi kurulumunu hem de bu merkezlerin ihtiyaç duyduğu enerji altyapısını hedefleyen yatırım stratejisi, pazardaki rekabetin merkezindeki ihtiyaca yanıt veriyor. Enerjiye erişimin bugün yapay zeka altyapısının önündeki en büyük darboğaz olduğunu dikkate alan Helix, doğrudan yatırımlar ve yatırımcılarından Vistra dahil olmak üzere önde gelen enerji geliştiricileriyle kuracağı stratejik ortaklıklar yoluyla enerji kapasitesini hızla güvence altına almayı planlıyor. Bu yatırımın, Samsung iştirakleri açısından önemli bir dönüm noktası olması; şirketlerin donanım ve bileşen alanındaki güçlü yetkinliklerini kullanarak sistem ve altyapı seviyesindeki etkilerini artırmalarına katkı sağlaması bekleniyor. Samsung, önümüzdeki dönemde geleneksel bir donanım bileşeni tedarikçisi olmanın ötesine geçerek küresel yapay zeka altyapı ekosisteminin şekillenmesinde de daha aktif bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Samsung’un yapay zeka uzmanlığı küresel yapay zeka altyapısının gelişimine katkı sağlıyor Samsung Electronics Device Solutions (DS) Bölümü, gelişmiş yarı iletken çözümleriyle küresel altyapının gelişimini destekliyor ve küresel talepteki değişimlere zamanında yanıt veriyor. Samsung Electronics Device eXperience (DX) Bölümü, 2025 yılında satın aldığı veri merkezi HVAC çözümleri alanında uzman iştiraki FläktGroup aracılığıyla hava soğutma sistemlerinden sıvı soğutma için soğutma sıvısı dağıtım ünitelerine (CDU) kadar kapsamlı bir veri merkezi soğutma ürün ve çözüm portföyü sunuyor. FläktGroup ayrıca dünya genelinde 14 üretim tesisi ile 65 ülkeye yayılan satış ve servis ağı sayesinde hiper ölçekli bulut sağlayıcılarının hızlı kapasite artışı taleplerine çevik ve esnek biçimde yanıt verebiliyor. Samsung C&T Engineering & Construction Group, veri merkezleri ve elektrik üretimi alanlarında mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC) yüklenicisi olarak büyük ölçekli altyapı projelerini aktif biçimde yürütüyor. Samsung SDS, veri merkezleri tasarlayan, kuran ve işleten bir BT çözümleri sağlayıcısı olarak öne çıkıyor ve yakın dönemde GPUaaS alanında da faaliyet göstermeye başladı. Şirket, Kore’deki en düşük güç kullanım etkinliği (PUE) seviyesine sahip olduğunu belirtiyor ve bu verimlilik seviyesini hem kendi veri merkezlerinde hem de Korea AI Computing Center’da (KOACC) uyguluyor. Samsung SDI, yüksek performanslı sunucuların 7/24 çalıştığı veri merkezleri için kritik öneme sahip kesintisiz güç kaynakları (UPS) ve batarya yedekleme üniteleri (BBU) alanındaki ileri teknolojileriyle öne çıkıyor. Şirket, ultra yüksek çıkış gücü ve yüksek kapasiteli batarya teknolojilerinin kritik önem taşıdığı bu alanda yeni iş fırsatlarını değerlendirmeyi planlıyor. Bu yatırımla Samsung Electronics ve iştirakleri, Helix ile birlikte küresel yapay zeka veri merkezi yatırımlarını hızlandırmayı ve katılımcı şirketler arasındaki iş birliği sinerjisini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Teknoloji Sürdürülebilirlikte İnsan ve Yapay Zekâyı Merkeze Alıyor Haber

Doğuş Teknoloji Sürdürülebilirlikte İnsan ve Yapay Zekâyı Merkeze Alıyor

Yapay zekâ teknolojilerinin iş modellerinden karar mekanizmalarına kadar pek çok alanı yeniden şekillendirdiği günümüzde, teknoloji şirketlerinin sorumluluk alanı da genişliyor. Bir teknolojinin neyi mümkün kıldığının yanı sıra nasıl güvenli, verimli ve sorumlu biçimde kullanıldığı da giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu dönüşüm; enerji tüketiminden veri güvenliğine, etik kullanımdan yetkinlik dönüşümüne kadar birçok başlığı beraberinde getiriyor. Doğuş Teknoloji, 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nda “Akıl Çağı” olarak tanımladığı bu dönemi, teknolojik kapasitenin insan muhakemesi, güven ve sorumlulukla birlikte yön bulduğu bir süreç olarak ele alıyor. Raporda şirketin çevresel ve sosyal etkilerinin yanı sıra teknoloji yatırımları, insan ve kültür yaklaşımı, güven, operasyonel dayanıklılık ve Ar-Ge çalışmaları bütüncül bir perspektifle değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik kapasitesini büyütürken bu kapasitenin ekonomik, çevresel ve toplumsal etkilerini birlikte yönetme yaklaşımı da raporun temel eksenlerinden birini oluşturuyor. Güneş Enerjisiyle 1,27 Milyon kWh Üretim Dijital altyapıların büyümesiyle artan enerji ihtiyacını çevresel sorumluluğunun önemli başlıklarından biri olarak ele alan Doğuş Teknoloji, enerji ve kaynak verimliliğine yönelik çalışmalarını 2025 yılında da sürdürdü. Doğuş Teknoloji Veri Merkezi'nin enerji ihtiyacının bir bölümü güneş enerjisiyle karşılanıyor; 2025'te güneş panellerinden yaklaşık 687 bin kWh elektrik kullanıldı. Böylece güneş enerjisinin şirketin toplam elektrik tüketimindeki payı, yıllık bazda %20,1'den %27,1'e yükseldi. Şirket, teknoloji yetkinliklerini farklı sektörlerin kaynak kullanımını azaltmaya yönelik çözümlerde de değerlendiriyor. SOLARPULSE ile güneş enerjisi kullanan tesislerin üretim ve tüketiminin yapay zekayla tahminlenmesi, FERIDE ile tarımsal faaliyetlerde su ve kaynak kullanımının daha verimli yönetilmesi, GreenCodex ile ise yazılım ve sunucu kaynaklı enerji tüketiminin analiz edilerek verimlilik alanlarının belirlenmesi hedefleniyor. Kadın Yöneticilerin Oranı %50’ye Ulaştı Sürdürülebilirliğin insan boyutunda çeşitlilik, çalışan deneyimi ve geleceğin yetkinliklerine odaklanan Doğuş Teknoloji’de kadın çalışan oranı %43,1 olurken, 2024’te %44,1 olan kadın yönetici oranı 2025’te %50’ye yükseldi. Bir önceki yıl %77,2 olan çalışan memnuniyeti skoru ise %83,9’a çıktı. Teknoloji sektörünün değişen yetkinlik ihtiyacına karşı genç yeteneklerin gelişimini de destekleyen şirket, Geleceğe Giriş Programı kapsamında 74 farklı üniversiteden 172 gence teknoloji sektöründe deneyim kazanma fırsatı sundu. Ar-Ge Harcaması 558,4 Milyon TL’ye Ulaştı Doğuş Teknoloji, teknolojik yetkinliklerini geliştirmeye yönelik yatırımlarını 2025 yılında da sürdürdü. Şirketin Ar-Ge harcaması iki yılda 2,4 katına çıkarak 558,4 milyon TL’ye ulaştı. Doğuş Teknoloji, 2025 yılı boyunca 21 Ar-Ge/Tasarım projesi yürüttü. Şirketin Ar-Ge Merkezi, kuruluşundan bu yana 7 tescilli patente sahip. Genç çalışanların fikir ve önerilerini her yıl farklı bir tema etrafında değerlendiren Genç Danışma Kurulu’nun 2025’te sürdürülebilirlik temasıyla yürüttüğü çalışmalardan doğan SustainFlow platformu için de ürün geliştirme süreçleri başlatıldı. İş Sürekliliği ISO 22301 ile Belgelendirildi Doğuş Teknoloji, operasyonel dayanıklılık ve iş sürekliliği alanındaki çalışmalarını da 2025 yılında güçlendirdi. Veri merkezi operasyonları ve Turkuaz uygulamasını kapsayan iş sürekliliği süreçleri ISO 22301:2019 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi Sertifikası ile belgelendirildi. 2025 yılında müşteri gizliliği ihlali veya veri kaybına ilişkin doğrulanmış şikâyet bulunmadı. Şirket, güvenli ve sorumlu teknoloji kullanımına yönelik yönetişim yaklaşımını 2026’da kuracağı Yapay Zekâ Etik Komitesi ile daha da ileri taşımayı hedefliyor. Komitenin; insan gözetimi, şeffaflık, adillik ve hesap verebilirlik ilkelerini esas alan bir yönetişim çerçevesi oluşturması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Boreas Teknoloji OSB Teknoloji Zirvesi’nde Veri Merkezi Çözümlerini Tanıttı Haber

Boreas Teknoloji OSB Teknoloji Zirvesi’nde Veri Merkezi Çözümlerini Tanıttı

Boreas Teknoloji, organize sanayi bölgeleri ile teknoloji dünyasını bir araya getiren 6. OSB Teknoloji Zirvesi’nde Altın Sponsor olarak yer aldı. 2–4 Ekim 2026 tarihleri arasında Belgrad’da düzenlenen zirvede Boreas Teknoloji Otomasyon Direktörü Onur Güney, “Veri Merkezlerinde Görünürlüğü Birleştiren Akıllı Platform” başlıklı sunumuyla veri merkezi teknolojilerindeki çözümlerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye’nin farklı bölgelerinden organize sanayi bölgesi yöneticileri ile teknoloji şirketlerini bir araya getiren 6. OSB Teknoloji Zirvesi, dijital dönüşüm, veri merkezleri, haberleşme, yapay zekâ, siber güvenlik ve enerji teknolojileri gibi başlıkların ele alındığı bir buluşma noktası oldu. Boreas Teknoloji de zirvenin Altın Sponsorları arasında yer alarak veri merkezi teknolojileri ve otomasyon alanındaki çalışmalarını OSB temsilcileri ve teknoloji profesyonelleriyle buluşturdu. Veri Merkezlerinde Bütünleşik Görünürlük Zirve kapsamında Boreas Teknoloji Otomasyon Direktörü Onur Güney, “Veri Merkezlerinde Görünürlüğü Birleştiren Akıllı Platform” başlıklı sunumunda, veri merkezlerinin yönetim ve operasyon süreçlerinde kullanılan teknolojileri ve Boreas Teknoloji’nin otomasyon çözümlerini anlattı. Güney, sunumunda veri merkezi platform mimarisinden BMS, EPMS ve dinamik kontrol sistemlerine, analitik çözümlerle erken problem teşhisinden güvenlik uygulamalarına kadar farklı teknoloji başlıklarına değindi. Farklı sistemlerden gelen verilerin merkezi bir yapı üzerinden izlenmesi, kritik altyapıların uzaktan yönetilmesi ve operasyonel süreçlerin daha etkin yürütülmesine yönelik yaklaşımları paylaşan Güney, Boreas Teknoloji’nin veri merkezi soğutma çözümlerine de değindi. Boreas Teknoloji’nin veri merkezi çözümleri; enerji, soğutma, otomasyon ve kritik sistemlerin izlenmesi ve yönetilmesine yönelik teknolojileri bir araya getiriyor. Şirket, veri merkezlerinin operasyonel ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği çözümlerle sistemlerin daha etkin yönetilmesine ve enerji kullanımının optimize edilmesine katkı sağlıyor. Boreas Teknoloji, OSB Ekosistemiyle Buluştu Boreas Teknoloji’nin Altın Sponsor olarak destek verdiği 6. OSB Teknoloji Zirvesi, şirketin veri merkezi teknolojileri ve otomasyon alanındaki çalışmalarını OSB yöneticileri, sanayi temsilcileri ve teknoloji profesyonelleriyle paylaşmasına olanak sağladı. Boreas Teknoloji, Açık Holding çatısı altında veri merkezi teknolojileri, soğutma ve otomasyon alanlarında çözümler geliştiriyor. Çerkezköy Teknoloji Merkezi ve Ar-Ge çalışmalarıyla kritik altyapıların ihtiyaçlarına yönelik teknolojiler geliştiren Boreas Teknoloji, veri merkezlerinin daha etkin yönetilmesine yönelik çalışmalarını farklı platformlarda paylaşmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB, “Teknolojik Dönüşümü Anlamak”  Başlıklı Raporunu Yayımladı Haber

TSKB, “Teknolojik Dönüşümü Anlamak” Başlıklı Raporunu Yayımladı

TSKB Ekonomik Araştırmalar tarafından hazırlanan “Teknolojik Dönüşümü Anlamak” başlıklı rapor dünya ekonomisindeki potansiyel büyüme hızındaki yavaşlama ve sanayideki dönüşüm ihtiyacına dikkat çekiyor. Yüksek teknoloji üretiminin yaygınlaştırılmasının yanı sıra radikal teknolojilerin geliştirilmesinin de önemine vurgu yapan çalışma, yeni teknolojilerin ekonominin geneline yayılmasını sağlayacak teknoloji politikalarına da ağırlık verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Raporda, Türkiye imalat sanayisinde yüksek teknoloji üretiminin artış göstermesine rağmen toplam üretim içindeki payının sınırlı kaldığına ve teknoloji açığının sürdüğüne dikkat çekiliyor. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin hızlı yayılımıyla birlikte küresel ölçekte stratejik teknolojilerde yoğunlaşmanın arttığı belirtilirken, yapay zekâ kaynaklı dönüşümün özellikle kadınlar ve gençler üzerindeki olası istihdam etkilerine yönelik destekleyici politikaların önemine vurgu yapılıyor. Çalışmada ayrıca, yapay zekâ, yarı iletkenler, kritik mineraller ve temiz teknolojiler gibi stratejik alanların doğrudan yabancı yatırımları giderek daha fazla yönlendirdiğine dikkat çekiliyor. Teknolojik dönüşümün ekonominin geneline yayılması ve verimlilik artışının sağlanması için yeni teknolojilerin geliştirilmesine yönelik politikaların, teknoloji difüzyonunu destekleyen yaklaşımlarla birlikte ele alınması gerektiği ifade ediliyor. Raporun öne çıkan başlıkları şöyle sıralanıyor: 2010-2025 döneminde imalat sanayinde reel üretim yıllık ortalama %5,5 büyürken, yüksek teknoloji üretimi %11,5 artış gösterdi. Bu yüksek artışa rağmen, düşük başlangıç seviyesi nedeniyle yüksek teknoloji ürünlerinin toplam üretimden satışlar içindeki payı 2025 yılında %3,6 düzeyinde kaldı ve bu gruptaki dış ticaret açığı sürekliliğini korudu. Bilgisayar ve internete kıyasla çok daha hızlı yayılan yapay zekâ ile dijitalleşme ivme kazanırken; model geliştirme, çip üretimi ve veri merkezi altyapılarında ciddi bir küresel yoğunlaşma dikkat çekiyor. Küresel istihdamın yaklaşık beşte birinin üretken yapay zekâdan etkileneceği tahmin ediliyor. Üretken yapay zekâyla doğrudan örtüşen alanlarda kadın çalışan oranı yüksek seyrederken, 22-25 yaş grubundaki genç istihdamında düşüş gözleniyor. Buradan hareketle bu gruplara yönelik özel destekleyici önlemler önem arz ediyor. Yapay zekâ, yarı iletkenler, kritik mineraller ve temiz teknolojileri kapsayan stratejik alanların toplam sıfırdan yatırımlar içindeki payı 2020’deki %16 seviyesinden 2025’te %44’e yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric’ten Veri Merkezlerine Yeni Soğutma Çözümü Haber

Schneider Electric’ten Veri Merkezlerine Yeni Soğutma Çözümü

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, yüksek yoğunluklu yapay zekâ veri merkezlerinde hibrit hava ve sıvı soğutma mimarilerini desteklemek üzere geliştirdiği yeni WCDU soğutma sıvısı dağıtım ünitesini (CDU) tanıttı. Farklı kurulum seçeneklerine uygun olan ünite, fan duvarı hava soğutma sistemleriyle sorunsuz biçimde entegre çalışabiliyor. Böylece işletmeciler, veri salonunu baştan tasarlamadan sıvı ve hava soğutması arasındaki dengeyi değiştirebiliyor. Bu esneklik, iş yükleri netleştikçe soğutma altyapısının ihtiyaca göre şekillendirilmesine olanak tanıyor ve gereğinden büyük altyapı yatırımları ile atıl kapasitenin önüne geçmeye yardımcı oluyor. Yeni WCDU, sıvı soğutma teknolojisindeki gelişime ve yapay zekâ çağında değişen altyapı kurulumlarına yanıt veriyor. Büyük veri merkezi işletmecileri, servis ve bakım işlemlerini kolaylaştırmak için soğutma sıvısı dağıtım ünitelerini giderek daha fazla beyaz alanın dışına, teknik koridorlara yerleştiriyor. Teknik koridor kullanımı için optimize edilen WCDU, üstten bağlantıları sayesinde kurulumu sadeleştiriyor ve beyaz alanda yer kaplamıyor. Bu yerleşim, servis erişimini de rahatlatıyor. Schneider Electric Soğutma İş Birimi Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrew Bradner, “Sıvı ve hava soğutmasını tek bir çözümde buluşturan pazardaki yegâne soğutma sıvısı dağıtım ünitesiyle, sektörün daha önce görmediği bir esneklik sunuyoruz. Bu yaklaşım, işletmecilerin kurulumları daha verimli gerçekleştirmesine, daha geniş bir yelpazedeki sıvı soğutma altyapısı yapılandırmalarını desteklemesine ve devreye alma süresini önemli ölçüde kısaltmasına olanak tanıyor” dedi. Yeni ürün, Motivair by Schneider Electric sıvı soğutma çözümleri serisini tamamlıyor, genişletiyor ve güçlendiriyor. Seri, sıra bazlı ve koridor bazlı sistemler dâhil farklı kurulum mimarilerine uygun soğutma sıvısı dağıtım ünitelerinden oluşuyor. WCDU’nun diğer özellikleri ve avantajları Pompaları, ısı eşanjörlerini ve diğer temel bileşenleri tek bir çelik şaside birleştiren WCDU’nun bütünleşik tasarımı kurulumu kolaylaştırıyor. Ölçeklenebilir ve çok modlu mimarisi sayesinde farklı kurulum seçenekleri sunan ünite, fan duvarlarıyla entegre çalışabildiği gibi bağımsız olarak da kullanılabiliyor. Böylece mevcut soğutma altyapısında fan duvarı kullanan işletmecilerin tesislerini yeni teknolojiye uyarlaması kolaylaşıyor. Yan taraflarında boşluk gerektirmeyen tasarımı da mevcut ve yeni veri salonlarında alanın daha verimli kullanılmasını sağlıyor. WCDU ayrıca şu özellikleri sunuyor: Yüksek soğutma kapasitesi: WCDU, Motivair by Schneider Electric soğutma sıvısı dağıtım ünitesi serisindeki en yüksek tek ünite kapasitesine sahip. Bir WCDU, kW başına dakikada 1,5 litre akış hızında 3,5 MW’a, kW başına dakikada 2,0 litre akış hızında ise 2,5 MW’a kadar soğutma kapasitesi sağlayabiliyor. Grup modunda 20’ye kadar WCDU eşgüdüm içinde çalışabiliyor. Bu ölçek, günümüzde 30 ila 40 MW kapasiteye ulaşan veri salonlarının ihtiyaçlarını destekliyor.Daha yüksek verimlilik: WCDU, tesis su sisteminde daha yüksek sıcaklıklarda çalışmayı ve 2 °C’ye kadar düşen yaklaşım sıcaklık farkını destekliyor. Bu çalışma koşulları, güç kullanım etkinliğini (PUE) ve tüm soğutma altyapısının enerji verimliliğini iyileştirerek toplam işletme maliyetlerinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Sistem, operasyonel sürekliliği desteklemek üzere çalışırken değiştirilebilen pompalar, basınçtan bağımsız kontrol vanaları (PICV), 25 mikron filtreler ve 15 inç dokunmatik insan-makine arayüzü (HMI) içeriyor.Operasyonel süreklilik: 2,5 MW’a kadar olan kurulumlarda WCDU, ek bir süreklilik seçeneği olarak N+1 yedeklilikle yapılandırılabiliyor. Yedek pompa ve vanalar, bakım sırasında veya bir bileşenin beklenmedik biçimde devre dışı kalması durumunda soğutmanın sürdürülmesine yardımcı oluyor. WCDU’nun eklenmesiyle Schneider Electric’in uçtan uca sıvı soğutma portföyündeki soğutma sıvısı dağıtım üniteleri 105 kW ile 3,5 MW arasında kapasite sunarak bugünün ve geleceğin performans gereksinimlerini karşılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Estap, Veri Merkezi Altyapılarını Güçlendiren Çözümler Sunuyor Haber

Estap, Veri Merkezi Altyapılarını Güçlendiren Çözümler Sunuyor

Veri merkezlerinde artan ekipman yoğunluğu, altyapı bileşenlerinin etkin şekilde konumlandırılmasını ve hava akışının doğru yönetilmesini daha önemli hale getiriyor. Estap’ın DCMax ve Cloudmax kabinetleri, %63 ve %80 perfore ön ve arka kapı alternatifleriyle sistem içerisindeki hava dolaşımının verimli biçimde yönetilmesine yardımcı oluyor. Böylece yüksek yoğunluklu uygulamalarda ekipmanların ihtiyaç duyduğu soğutma koşullarının korunmasına katkı sağlıyor. Kabinetlerin geniş açılabilen kapıları ise ekipman yerleşimi, kurulum ve bakım işlemlerini kolaylaştırıyor. Sıcak ve soğuk koridor uygulamalarına uygun yapıları sayesinde veri merkezlerindeki hava akışının kontrol edilmesine olanak tanıyan ürünler, pasif soğutma yaklaşımıyla enerji tüketiminin azaltılmasını destekliyor. Estap’ın endüstriyel tasarım anlayışı ise teknik performansın yanı sıra kabinetlerin yer aldığı alanın genel görünümüne de uyum sağlıyor. DCMax ile Yüksek Yoğunluklu Altyapılara Uyum Estap’ın DCMax serisi, özellikle yüksek ekipman yoğunluğuna sahip veri merkezlerinin gereksinimleri dikkate alınarak geliştiriliyor. Sağlam gövde yapısı ve geniş iç hacmiyle öne çıkan kabinet, 1500 kg’a kadar taşıma kapasitesiyle ağır sistem yüklerinin güvenli biçimde konumlandırılmasına imkân tanıyor. %80 perfore ön ve arka kapılar, sistem içerisindeki hava sirkülasyonunun desteklenmesine katkı sağlarken IP20 koruma seviyesi kullanım güvenliğini tamamlıyor. Genişletilmiş kablo giriş alanları da kabloların daha düzenli şekilde konumlandırılmasına yardımcı olarak altyapının kurulum ve bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Dayanıklılığı farklı koşullarda test edilen DCMax, 1000 kg sismik testini başarıyla tamamlayarak zorlu fiziksel koşullara karşı dayanımını ortaya koyuyor. Tüm sunucu markalarıyla uyumlu 19" dikmeleri sayesinde farklı ekipmanlarla kullanılabilen seri, ekipmanlar kabinet içerisinde yer alırken dahi hareket kabiliyeti sunuyor. Cloudmax ile Kurulum ve Taşıma Süreçlerinde Esneklik Cloudmax serisi ise modüler yapısıyla veri merkezi kurulumlarında operasyonel kolaylık sağlıyor. Flat-pack olarak taşınabilen kabinetler, depolama ve sevkiyat sırasında ihtiyaç duyulan alanı %50’ye varan oranda azaltıyor. Bu yapı, özellikle proje bazlı kurulumlarda lojistik süreçlerin daha verimli yönetilmesine katkıda bulunuyor. Kablo yönetimi için geliştirilen aksesuarlarıyla altyapının düzenli tutulmasını sağlayan Cloudmax, kablo karmaşasının önüne geçerek hem ilk kurulum hem de sonraki bakım çalışmalarını pratik hale getiriyor. Sabit veya hareketli raflar, dikey kablo düzenleyiciler, kablo tavaları, fan sistemleri, aydınlatma modülleri ve farklı ayak seçenekleri gibi aksesuarlarla yapılandırılabilen seri, projenin ihtiyaçlarına göre özelleştirilebiliyor. Veri Merkezlerinde Kontrollü ve Verimli Altyapı DCMax ve Cloudmax serileri, 47U’ya kadar farklı yükseklik seçenekleriyle çeşitli IT altyapılarına uyum sağlıyor. Kilitlenebilir çelik sac paneller güvenliği desteklerken, ön ve arka profillerde bulunan kablo düzenleyici halkalar ekipman bağlantılarının düzenli şekilde yönetilmesine olanak tanıyor. Kabinetlerde yer alan fan ünitesi açma-kapama butonu, sigorta sistemi ile dijital ve analog termostat alternatifleri, sistemin çalışma koşullarının daha kontrollü biçimde yönetilmesini sağlıyor. Dengeleme barası, topraklama sürekliliği ve zemine sabitleme kiti gibi bileşenler ise güvenli bir kabinet altyapısının oluşturulmasına katkıda bulunuyor. Estap, DCMax ve Cloudmax serileriyle veri merkezi yatırımlarında yalnızca ekipmanların güvenli şekilde konumlandırılmasına değil, altyapının uzun vadeli işletme performansına da odaklanıyor. Proje ihtiyaçlarına göre kurgulanabilen sıcak-soğuk koridor uygulamaları, etkin kablo yönetimi ve farklı aksesuar seçenekleriyle desteklenen kabinetler; enerji verimliliği, operasyonel kolaylık ve sürdürülebilirlik hedeflerini birlikte ele alıyor. Yerli üretim kapasitesi ve mühendislik deneyimiyle Estap, gelişen veri merkezi ihtiyaçlarına yönelik kabinet çözümleri geliştirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.