Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Merkezi

Kapsül Haber Ajansı - Veri Merkezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Merkezi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Global Menkul Değerler ASTOR İçin Araştırma Raporu Yayınladı Haber

Global Menkul Değerler ASTOR İçin Araştırma Raporu Yayınladı

Yüksek hizmet standartlarıyla sermaye piyasalarının gelişimine katkıda bulunan Global Menkul Değerler, yeni araştırma raporunu Astor Enerji (ASTOR) için hazırladı. ASTOR’un BIST’te öne çıkan en cazip büyüme-değer hikayelerinden biri olarak değerlendirildiği raporda, şirketin küresel şebeke yatırımlarındaki süper döngünün doğrudan faydalanıcılarından biri olduğu belirtildi. Şirketin Türkiye’de yaklaşık yüzde 35’lik pazar payıyla güçlü konumuna değinen Global Menkul Değerler, bununla birlikte yapısal arz açığı bulunan ihracat pazarlarını hedefleyerek, 150 milyon dolar tutarındaki yüksek güç trafosu kapasite artışı ile büyüme profilini güçlendirdiğine dikkat çekti. Kapasitesini 3 katına çıkaracak Global Menkul Değerler raporunda ASTOR’un devam eden USD150mn yatırımı ile güç trafosu üretim kapasitesini 2026 sonuna kadar 32k MVA’dan 102k MVA’ya çıkararak üç katına ulaştırmayı hedeflemektedir. Bu yatırımların tamamlanmasıyla birlikte ihracat odaklı operasyonel yapıya geçişin hızlanmasını bekliyoruz. Küresel elektrik altyapı yatırım döngüsü, trafo üreticileri açısından son yılların en destekleyici dönemine girmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) küresel elektrik talebinin 2030’a kadar yıllık %3,6 büyüyeceğini öngörmekte olup, bu oran önceki on yılın yaklaşık %50 üzerindedir. Bu büyüme; elektrifikasyon, veri merkezi talebi, elektrikli araç altyapısı ve şebeke modernizasyonu tarafından desteklenmektedir. Halihazırda 2.500 GW'ın üzerinde proje şebeke bağlantısı beklemekte olup. Bu durumun trafo talebinin 2035’e kadar yıllık %5–6 bileşik büyüme ile artırmasını öngörülmektedir” denildi. Siparişler kapasitenin üstünde ABD’de kullanılan trafoların %70’inin 25 yılın üzerinde olduğu belirtilirken, ASTOR’un yeni kapasitesinin başta ABD olmak üzere ihracat pazarlarına yönlendireceği kaydedildi. Şirketin ABD’den aldıkları siparişlerin 1.1 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıkladığı hatırlatılan raporda, bu durumun güçlü kısa-orta vadeli talep görünürlüğüne işaret ettiği vurgulandı. Raporda şirketin siparişlerinin kapasitesinden hızlı arttığına işaret edilerek, 2025 sonunda 794 milyon dolar olan bakiye iş yükünün 2026’nın ilk çeyreğinde yaklaşık 1.6 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Güçlü büyüme görünümü, cazip çarpanlar ve artan MSCI dahil edilme potansiyeli ASTOR’un kapasite artışının da etkisiyle 2025-2035 döneminde gelirde %15,7 bileşik büyümesini beklediğini kaydeden Global Menkul Değerler, “FAVÖK’ün 259 milyon dolardan 1.15 milyar dolar seviyesine yükselmesini ve FAVÖK marjının %32,5 seviyesinde korunmasını bekliyoruz. ASTOR, 2026T 12,3x FD/FAVÖK ile işlem görmekte olup benzerlerine göre %47 iskonto sunmaktadır. 2026T 21,7x F/K ise %32 iskonto ile cazip seviyelere işaret etmektedir. Piyasanın kapasite artışını ve süper döngünün karlılığa etkisini henüz tam fiyatlamadığını düşünüyoruz. 16 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen %5,99’luk pay satışı sonrası serbest dolaşım oranının %42,75’e yükselmesi, likidite ve kurumsal yatırımcı tabanını güçlendirmiştir. Bu gelişmenin, Astor’un MSCI Türkiye Standart Endeksi’ne dahil edilme ihtimalini destekleyebileceği değerlendirilmektedir.” ifadelerine yer verdi. Riskler ve katalistler Raporda aşağı yönlü riskler; Altyapı yatırımlarında yavaşlama veya arzın beklenenden hızlı normalleşmesi, yurtiçi fiyatlama baskısı, devam eden yatırımlarda uygulama ve devreye alma riskleri, temel girdi maliyetlerinde oynaklık ve Astor Holding blok satışı kaynaklı kısa vadeli fiyat baskısı olarak sıralandı. Yukarı yönlü riskler ise; Değerlendirme aşamasındaki yerel montaj modeli ile ABD pazarına beklenenden hızlı giriş, Orta Doğu ve Ukrayna yeniden yapılanma kaynaklı siparişler, artan halka açıklık (~%42,75) ile güçlenen MSCI dahil edilme potansiyeli, olası küresel stratejik ortaklıklar, ve arz sıkışıklığına bağlı beklentilerin üzerinde fiyatlama şeklinde belirlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Haber arşivi

FG Wilson Veri Merkezlerine Yönelik Enerji Çözümleriyle Yerini Aldı Haber

FG Wilson Veri Merkezlerine Yönelik Enerji Çözümleriyle Yerini Aldı

“Herkes için Güvenilir Enerji” şirket amacı ile operasyonlarını Türkiye’nin yanı sıra Kuzey Irak, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’da sürdüren FG Wilson, Ankara’da düzenlenen Data Center Network etkinliğinde yer aldı. Etkinlik boyunca FG Wilson’ın veri merkezlerine yönelik yüksek verimlilik ve operasyonel güvenilirlik sunan enerji çözümleri tanıtıldı ve sektör profesyonelleriyle doğrudan iletişim kuruldu. Türkiye’nin tek veri merkezi konferansı olan Data Center Network, dijital altyapının gelişimi, operasyonel süreklilik ve enerji yönetimi konularında sektörün en önemli buluşmaları arasında yer alıyor. Etkinlikte "Veri Merkezinde Enerji Güvenliği" başlıklı bir konuşma yapan FG Wilson Global Strateji, Satış ve Operasyon Direktörü Murat Erden, enerji güvenilirliğinin sadece kapasiteyle değil, sistemin dinamik yük değişimlerindeki kararlılığıyla ölçüldüğünü vurguladı. Erden ayrıca, başarının ekipman seçiminden ziyade bütünleşik sistem tasarımıyla mümkün olduğunu belirterek FG Wilson’ın bu alana özel çözümlerini katılımcılara aktardı. Etkinlik alanındaki FG Wilson standında Türkiye satış ve satış sonrası ekipleri yer alırken; veri merkezlerine özel enerji gereksinimleri, ürün teknik özellikleri, düşük işletme maliyetleri ve yüksek mühendislik standartları hakkında ziyaretçilerin tüm soruları yanıtlandı. Alptekin Ercan: “FG Wilson, yüksek mühendislik gücüyle veri merkezlerinin dijital dayanıklılığını ve enerji sürekliliğini geleceğe taşıyor.” FG Wilson Türkiye Genel Müdürü Alptekin Ercan, “Veri merkezlerinin enerji sürekliliği bugün şirketlerin dijital dayanıklılığını belirleyen kritik bir unsur haline geldi. FG Wilson olarak yüksek mühendislik birikimimiz ve güvenilir teknolojilerimizle enerji üretmekle kalmıyor, veri merkezlerinin iş sürekliliğini güçlendiren kapsamlı bir çözüm ortaklığı sunuyoruz. Başarının sadece doğru ekipman seçimiyle değil, tüm sistemin uyum içerisinde tasarlanmasıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Data Center Network gibi sektöre yön veren platformlarda yer almak, bu vizyonu paylaşmak açısından bizim için büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı. FG Wilson, sahip olduğu 60 yılı aşkın tecrübe, güçlü mühendislik altyapısı ve projelerin tüm yaşam döngüsünü kapsayan sürdürülebilir destek yaklaşımıyla veri merkezlerinin iş sürekliliğini güvence altına alan bir çözüm ortağı olarak öne çıkıyor. FG Wilson Hakkında FG Wilson Enerji Çözümleri, “Herkes için Güvenilir Enerji” şirket amacıyla, Avrupa’nın en büyük jeneratör seti üreticisi olan FG Wilson’ın Kuzey Irak ve Orta Asya distribütörlüğünü Türkiye merkezli olarak yürütür. Müşterilerinin sürdürülebilir güç ihtiyacını karşılamak için uzman ve yetkin teknik kadrosuyla farklı sektörlerdeki paydaşlarına kaliteli ve değer yaratan çözümler sunar. Projelerinde, tasarım, yapılandırma, montaj, devreye alma gibi anahtar teslim çözümler sunan FG Wilson Enerji Çözümleri, ikinci el ve kiralama çözümlerinin yanı sıra, müşterilerinin ihtiyacına uygun hazırladığı “Bakım Sözleşmeleri” ile satış sonrası periyodik bakım, onarım ve yedek parça tedariği ile müşterileri için güvenilir bir çözüm ortağı olmak için çalışır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

JENDER'de Burak Başeğmezler Yeniden Başkan Seçildi Haber

JENDER'de Burak Başeğmezler Yeniden Başkan Seçildi

Jeneratör ve Güç Sistemleri Sanayicileri Derneği (JENDER), 2. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nı başarıyla gerçekleştirdi. Toplantı sonucunda, mevcut Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Burak Başegmezler, üyelerin oy birliğiyle yeniden başkanlığa seçildi. Genel kurulda verilen en güçlü mesaj, sektörün birlikteliğinin ve ortak vizyonunun kararlılıkla devam ettiği yönünde oldu. Aynı gün, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteği ve Sanayi Genel Müdürü Sn. Prof. Dr. İlker Murat AR’ın katılımıyla gerçekleştirilen “Uluslararası Kesintisiz Güç ve Data Center Zirvesi”, Türkiye’de jeneratör, güç sistemleri ve veri merkezi ekosistemini ilk kez bu kapsamda bir araya getiren en önemli organizasyonlardan biri olarak öne çıktı. Zirve, sektörün dijital altyapılar, enerji sürekliliği ve veri merkezleri ile entegrasyonunda yeni bir dönemin başladığını ortaya koydu. JENDER başkanı Başeğmezler, “JENDER olarak çok kısa sürede sektörümüzün en güçlü temsil platformlarından biri haline geldik. Bugün geldiğimiz noktada yalnızca üyelerimizi değil, Türkiye jeneratör ve güç sistemleri sektörünün üretim gücünü ve küresel vizyonunu temsil ediyoruz. Yeni dönemde teknik altyapıdan sürdürülebilirliğe, eğitimden uluslararası tanıtıma kadar tüm alanlarda çalışmalarımızı daha da derinleştireceğiz. Hedefimiz nettir: Türk Malı jeneratör ve güç sistemlerini sürdürülebilir bir anlayışla 200 ülkeye ulaştırmak ve Türkiye’yi bu alanda küresel bir merkez haline getirmek. Aynı gün gerçekleştirdiğimiz Uluslararası Kesintisiz Güç ve Data Center Zirvesi, sektörümüz açısından tarihi bir adımdır. Bu zirve ile jeneratör, güç sistemleri ve veri merkezi ekosistemini ilk kez bu ölçekte bir araya getirerek Türkiye’nin stratejik konumunu daha güçlü şekilde ortaya koyduk.” dedi. Yeni Dönem Yönetim Kurulu Burak BAŞEĞMEZLER – Yönetim Kurulu Başkanı – TEKSAN JENERANTÖR Nazmi ATALAY – Başkan Vekili - AKSA JENERATÖR A. Semih GÖKALP – Başkan Vekili - ALİMAR JENERATÖR İnanç ÇUBUKLU – Başkan Vekili & Sayman – İDEA JENERATÖR Prof. Dr. İbrahim KILIÇASLAN – Yönetim Kurulu Üyesi – İŞBİR ELEKTRİK Sinan Gökhan GÜNER – Yönetim Kurulu Üyesi - EMSA JENERATÖR Dr. Kadir SÜMERKENT – Yönetim Kurulu Üyesi KJ JENERATÖR Faruk AKSOY – CEO & Genel Sekreter

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım Haber

MİA Teknoloji’den Türkiye’nin Enerji Geleceğine Stratejik Adım

Dört yıllık kapsamlı bir geliştirme takvimi, en az %51 yerli katkı hedefi ve güçlü yatırım vizyonuyla şekillenen proje; yalnızca bir enerji yatırımı olmanın ötesinde, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yön veren stratejik bir adım niteliği taşıyor. MİA Teknoloji, “Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda enerji teknolojileri alanında güçlü ve kalıcı bir konum elde etmeyi hedeflerken, SMR yatırımı ile küresel ölçekte şekillenen yeni nesil enerji ve teknoloji değer zincirinde erken konumlanmayı amaçlıyor. Bu girişim, Türkiye’nin ileri teknoloji üretim kapasitesini artırırken aynı zamanda yerli sanayinin küresel rekabet gücünü de destekleyecek bir kaldıraç görevi görüyor. Küresel iş birliği ile ileri nükleer teknoloji MİA Teknoloji, ileri nükleer teknolojiler alanında uluslararası ölçekte öncü konumda bulunan bir teknoloji sağlayıcı ile teknik iş birliği sürecini başlattı. Bu iş birliği kapsamında geliştirilen çözümler; entegre basınçlı su reaktörü (iPWR) temelli, modüler yapıya sahip ve farklı kurulum senaryolarına uyum sağlayabilecek esneklikte tasarlanıyor. Bu yaklaşım, hem teknolojik derinliği hem de uygulama çeşitliliğini artırarak projeyi küresel standartlara taşıyor. Yapay zeka çağının enerji altyapısı Dijitalleşmenin hız kazandığı, yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarının katlanarak arttığı günümüzde, kesintisiz ve düşük karbonlu enerji arzı stratejik bir gereklilik haline geldi. MİA Teknoloji’nin geliştirdiği SMR modeli; organize sanayi bölgeleri ve yüksek işlem gücü gerektiren veri merkezleri için yerinde, ölçeklenebilir ve güvenilir enerji üretimi sağlayarak Türkiye’nin dijital ekonomisini destekleyecek güçlü bir altyapı sunuyor. Yerli sanayi, teknoloji transferi ve entegre ekosistem Proje, yalnızca enerji üretimini değil, aynı zamanda Türkiye’de kapsamlı bir SMR ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu doğrultuda yerli sanayinin değer zincirine entegrasyonu, teknoloji transferi süreçlerinin etkin şekilde yönetilmesi ve mühendislik kapasitesinin geliştirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Planlanan çalışmalar kapsamında üniversitelerle akademik iş birliklerinin geliştirilmesi, nükleer enerji alanındaki kurum ve kuruluşlarla teknik koordinasyonun sağlanması ve uluslararası uzmanlarla bilgi ve deneyim paylaşımına dayalı ortak çalışmaların yürütülmesi hedefleniyor. Ayrıca proje, çok paydaşlı ve entegre bir yapı içerisinde ilerliyor. Lider Sistem Teknolojileri A.Ş. tarafından kritik tesis güvenliği ve akıllı tehdit tespiti, Global X A.Ş. tarafından regülasyon, lisanslama ve mevzuat süreçleri, Link Bilgisayar A.Ş. tarafından dijital altyapı, entegre yönetim sistemleri ve enerji yazılımları geliştirilecek. Bu bütünleşik yaklaşım ile nükleer enerji projelerine özgü güvenlik, regülasyon, dijitalleşme ve operasyonel süreçlerin uçtan uca, sürdürülebilir ve yüksek standartlarda yönetilmesi hedefleniyor. Düşük karbonlu gelecek ve enerji bağımsızlığı SMR teknolojileri, küresel iklim hedefleri ve enerji arz güvenliği açısından her geçen gün daha stratejik bir rol üstleniyor. MİA Teknoloji’nin bu yatırımı, Türkiye’nin karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine doğrudan katkı sağlarken, aynı zamanda enerji alanında dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik güçlü bir adım olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin enerji geleceğinde yeni sayfa MİA Teknoloji’nin başlattığı bu stratejik süreç ileri teknoloji kazanımı, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji altyapılarının geliştirilmesi açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Şirket, bu vizyoner yatırımla Türkiye’nin enerji dönüşümünde aktif rol almayı ve küresel ölçekte rekabetçi bir teknoloji oyuncusu olmayı kararlılıkla sürdürüyor. “En yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz” MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin konuya ilişkin değerlendirmesinde, “SMR teknolojileri, küresel enerji dönüşümünün en stratejik bileşenleri arasına girmiş durumda. MİA Teknoloji olarak bu alana yaptığımız yatırım, sektörel bir tercihten öte, ülkemizin teknoloji bağımsızlığına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine duyduğumuz sorumluluğun somut ifadesidir. Uluslararası iş birliklerimiz ve entegre ekosistem yapımızla bu süreci en yüksek güvenlik ve kalite standartlarında yürüteceğiz. Bu yaklaşım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin enerji ve teknoloji dinamiklerine de yanıt verecek şekilde tasarlanmıştır” ifadelerini kullandı. “Bu proje mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak” Beltekin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hayata geçirdiğimiz SMR projesi, Türkiye’nin enerji üretim paradigmasını dönüştürme potansiyeline sahip bütüncül bir vizyonun ürünüdür. Yerli sanayimizin bu sürece aktif katılımını sağlayarak, sadece bir enerji yatırımı değil, aynı zamanda yüksek katma değerli bir teknoloji ekosistemi inşa ediyoruz. Bu proje ile mühendislik kabiliyetlerimizi ileri taşıyacak, bilgi birikimimizi derinleştirecek ve ülkemizi nükleer teknolojiler alanında söz sahibi ülkeler arasına taşıyacak güçlü bir zemin oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde enerji, teknoloji ve dijitalleşmenin kesişim noktasında şekillenecek yeni dünya düzeninde, güçlü altyapılara sahip ülkeler öne çıkacak. MİA Teknoloji olarak biz, bu dönüşümün yalnızca bir parçası değil, aynı zamanda yön vericilerinden biri olmayı hedefliyoruz. Attığımız bu adım; sürdürülebilirlik, güvenlik ve verimlilik ekseninde Türkiye’nin geleceğine yapılan uzun vadeli ve stratejik bir yatırımdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türk Telekom Veri Merkezleri Dünya Standartlarının Ötesinde Haber

 Türk Telekom Veri Merkezleri Dünya Standartlarının Ötesinde

Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden Türk Telekom, dijital çağın ihtiyaçlarına yönelik sürdürülebilir çözümler üretmeye devam ediyor. Türk Telekom, veri merkezlerinin en büyük maliyet ve elektrik tüketim kalemlerinin başında soğutma operasyonlarında hayata geçirdiği yerli çözümle büyük fark yarattı. Tamamen yerli kaynaklarla geliştirilen SDSS, yapay zekâ, video servisleri ve 5G gibi yenilikçi teknolojilerin yüksek yoğunluklu iş yüklerini en verimli şekilde yönetmek üzere tasarlandı. Türk Telekom’un İstanbul Esenyurt’taki Veri Merkezi’nde 2021 yılından bu yana test edilen sistem, 2026 Ocak ayında Türkiye’de ilk kez canlı işletime alındı. Sunucuların elektriksel olarak yalıtkan ve ısı iletkenliği son derece yüksek sıvılar içerisinde çalıştırılması prensibine dayanan sistem, hava soğutmalı sistemlere oranla 1.600 kata varan verimlilik ve yüzde 80’e ulaşan elektrik tasarrufu sağlıyor. Hava kanalları, yükseltilmiş döşeme ve yüksek hacimli iklimlendirme altyapılarının ortadan kalkması sayesinde beyaz alan ihtiyacını büyük oranda azaltan sistem, rutubet, korozyon, oksitlenme, titreşim ve akustik stres faktörlerinden tamamen arındırılmış çalışma ortamı sayesinde donanım arıza oranlarında iki kata kadar iyileşme imkânı sunuyor. Türk Telekom Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Evren, “Teknoloji birikimimiz ve güçlü altyapımızla Türkiye’nin dijital geleceğini inşa ederken, dünya standartlarına yön veren, sürdürülebilir ve yerli bir dijital ekosistem oluşturma vizyonuyla stratejik çalışmalar yürütüyoruz. Yükselen yeni nesil teknolojiler günümüzü ve geleceği şekillendirirken artan veri işleme yoğunlukları veri merkezlerindeki dönüşümü beraberinde getiriyor. Türk Telekom olarak veri merkezlerimizde sadece kapasite artıran çözümlere değil kapasiteyi en verimli ve sürdürülebilir şekilde yöneten teknolojilere odaklanıyoruz. Tasarımından işletimine tamamen Türk mühendisliğinin imzasını taşıyan SDSS’i 2021 yılından bu yana test ediyoruz. Ocak ayında Esenyurt Veri Merkezimiz’de canlı işleme alarak Türkiye’de bir ilke imza attık. Geleneksel hava soğutma sistemine oranla verimlilikte ve enerji tasarrufunda büyük fark yaratan bu sistem, mekânsal ve finansal açıdan büyük avantajlar sağlıyor. Fiziksel alan ihtiyacını azaltan bu sistem aynı ölçekteki fiziksel alanda daha fazla sunucu kullanımı ile kapasite artışına olanak tanıyor ve kuru tip dış soğutma yöntemi sayesinde su tüketimini ortadan kaldırarak çevresel etkilerini azaltıyor. Enerji tasarrufu ile karbon salımında doğrudan yüzde 30’lara ulaşan azalma sağlayan SDSS, sunduğu 1.02 - 1.06 rekor PUE (Güç Kullanım Etkinliği) değeriyle sürdürülebilirlik hedeflerimizi desteklerken; yerli Ar-Ge kabiliyetimizin ve inovasyon yetkinliğimizin küresel arenadaki gücünü de bir kez daha kanıtlıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Netaş, 2025 Yıl Sonu Satış Gelirlerini Yüzde 31 Artırarak 12 Milyar TL'ye Ulaştırdı Haber

Netaş, 2025 Yıl Sonu Satış Gelirlerini Yüzde 31 Artırarak 12 Milyar TL'ye Ulaştırdı

Türkiye'de ve bölgede telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren Netaş, 2025 yılı yıl sonu finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket'in satış gelirleri yıl sonunda geçen yılın aynı dönemine kıyasla TL bazında yüzde 31 artırarak 12 milyar TL'ye dolar bazında yüzde 9 artarak 305 milyon dolar seviyesine ulaştı. Alınan siparişler ise yüzde 20 artışla 12 milyar TL'ye yükseldi. Şirket'in 2025 yılı FAVÖK (Faiz, Amortisman, Vergi Öncesi Kar) düzeyi bir önceki seneye göre yüzde 143 büyüyerek 126 milyon TL seviyesinden 307 milyon TL seviyesine ulaştı. 2025 yıl sonu itibariyle Telekom segmenti yüzde 49 payıyla siparişlerin en büyük kısmını oluştururken, toplam satışlar içindeki payı yüzde 45 düzeyinde gerçekleşti. Cari yılda telekom segmentinin sipariş ve satışları sırayla 5,9 milyar TL ve 5,4 milyar TL oldu. Sistem Entegrasyonu segmenti siparişlerdeki yüzde 42 payıyla şirketin tüm siparişlerinde ikinci büyük kısmını oluşturdu.2025 yılında toplam sipariş tutarı 5 milyar TL olarak gerçekleşirken, ilgili birim 5,4 milyar TL'lik satış geliriyle konsolide satışların yüzde 45'ini oluşturdu. 2025 yılı boyunca telekom operatörleriyle yürütülen altyapı modernizasyon projeleri kapsamında erişim ve enerji katmanında çalışmalar devam etti. Yerli mühendislik gücüyle üretilen doğru akım güç sistemleri, akıllı lityum bataryalar ve yüksek verimlilik sağlayan doğrultucu üniteleri sahada konumlandırıldı. Fiber erişim tarafında akıllı port yönetimi gibi yenilikçi teknolojilerle enerji verimliliği artırıldı; Wi-Fi 6 ve Wi-Fi 7 çözümleriyle son kullanıcı tarafında daha düşük enerji tüketimiyle müşterilerimize daha yüksek performans sunuldu. 2026'da hayata geçirilecek 5G altyapısı için Telekom operatörlerinin hazırlıkları kapsamında Netaş ilerleyen yıllarda da geleceğin iletişim teknolojilerine dönük tüm iş birliklerine açık, esnek ve hazırlıklı bir yapı sunmayı hedefliyor. Tüketici teknolojileri alanında ise Netaş, ZTE çatısı altında yer alan nubia markasıyla mobil cihaz pazarındaki faaliyetlerini 2025 yılında da sürdürdü. 5G destekli farklı modellerin Türkiye pazarına sunulmasıyla ürün portföyü genişlerken, mobil cihaz tarafındaki faaliyetler telekom ekosisteminin son kullanıcı katmanını tamamlayan bir alan olarak konumlanmaya devam etti. Operatör iş birlikleri ve dijital satış kanallarıyla desteklenen yapı kapsamında mobil cihazların Türkiye'de üretimi de sürdürüldü. Netaş 2025 yılı içinde Türkiye ve Kazakistan pazarında 200 bine yaklaşan sayıda akıllı telefon satışı gerçekleştirdi. Kamu ve özel sektörde veri merkezi altyapıları, ağ dönüşümü, siber güvenlik ve bulut geçiş projeleri yürütüldü. Microsoft ile bulut, yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarında projeler hayata geçirilirken; Hitachi ile veri depolama ve kesintisiz çalışma altyapılarına yönelik çalışmalar sürdürüldü. Netaş Bulut Sunucu ürün ailesi kamu, finans ve kurumsal projelerde kullanılarak veri işleme kapasitesi ve enerji verimliliği ihtiyaçlarına yanıt verdi. Yazılım test hizmetleri alanında Netaş Test Merkezi faaliyetlerini sürdürürken, Visium ürün ailesi finans ve telekom sektörleri başta olmak üzere kurumsal müşteriler tarafından tercih edildi. Yönetilen hizmetler tarafında ise Netaş iştiraki BDH, 7/24 operasyon modeliyle BT operasyon yönetimi, saha destek hizmetleri, ve cihaz onarım süreçlerinde faaliyet gösterdi. BDH 81 ilde hizmet veren servis ağı ile tüm Türkiye'ye hizmet veriyor. Savunma sanayii projelerinde görev kritik haberleşme ve konumlama çözümleri geliştirilmeye devam edildi. 2025 yılında havacılık alanında AS9100 kalite sertifikasyonu ile havacılık projelerinde süreç yönetimi ve izlenebilirlik alanında yetkinlik güçlendirildi. Tüketici teknolojileri alanında nubia markasının 5G destekli modelleri Türkiye pazarında sunulmaya devam etti. Farklı kullanıcı segmentlerine yönelik ürün gamı genişletilirken, mobil cihaz üretimi yerli üretim kabiliyeti kapsamında sürdürüldü. Kazakistan başta olmak üzere yakın coğrafyada telekom ve kurumsal teknolojiler alanında projeler yürütülerek uluslararası faaliyetler devam etti. Netaş CEO'su Sinan Dumlu, yıl sonu performansına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "2025 yılında Netaş olarak tüm iş kollarımızdaki faaliyetlerimizi sürdürdük. Satış gelirlerimizi 12 milyar TL olarak kaydettiğimiz bu yılda, sistem entegrasyonu projelerimiz, telekom tarafındaki altyapı işlerimiz ve savunma alanındaki uzun soluklu Ar-Ge projelerimiz gelir yapımızın temelini oluşturdu. Bugün Netaş'ın gücü, tek bir alandan değil; tasarımdan entegrasyona, saha bakımdan yönetilen hizmetlere kadar uzanan bütüncül yapısından geliyor. 5G'nin hayata geçmesi yaklaşırken ve dünyada teknolojik liderliğin önemi artarken bu bütüncül yapı daha da kritik hale geliyor. Netaş olarak Ar-Ge'miz, üretim kabiliyetimiz, sistem entegrasyonu deneyimimiz ve ülke çapındaki teknik destek kadrolarımızla tüm müşterilerimize 5G'den Yapay Zekâ'ya her teknolojide destek vermeye hazırız." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VAKIF GYO’nun Aktif Büyüklüğü 31,1 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

VAKIF GYO’nun Aktif Büyüklüğü 31,1 Milyar TL’ye Ulaştı

Kuruluşundan bugüne bir milyon metrekarenin üzerinde yaşam alanına imzasını atan Vakıf Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ, 2025 yılı finansal sonuçlarını açıkladı. Değişken piyasa koşullarına rağmen güçlü bilanço yapısı, portföy çeşitliliği ve disiplinli nakit akışı yönetimi, ihtiyatlı risk yönetimi ve paydaşlarıyla kurduğu güvene dayalı iletişim sayesinde 2025 yılında istikrarlı büyüme trendini korumayı başaran Vakıf GYO’nun aktif büyüklüğü 31,1 milyar TL’ye ulaştı. Özkaynaklarını 24,5 milyar TL’ye yükselten Vakıf GYO’nun net dönem kârı ise 780 milyon TL olarak gerçekleşti. Müşteri beklentilerini merkeze alan esnek ödeme planları ve yenilikçi kampanyalarıyla geniş kitlelere ulaşan Vakıf GYO, 2025 yılı satış ve kiralama faaliyetlerinden de 1,7 milyar TL hasılat elde etti. Vakıf GYO’nun faiz geliri hariç operasyonel verimliliğinin göstergelerinden biri olan FAVÖK 422 milyon TL, FAVÖK Marjı ise %25 seviyesine ulaştı. Kaydedilen sonuçlar şirketin güçlü kârlılık yapısını pekiştirdi. Kira gelirlerini enflasyonun üzerinde %24 artıran Vakıf GYO’nun kira geliri 665 milyon TL, kira gelirinin toplam gelir içindeki payı ise %25 olarak gerçekleşti. Onur İncehasan: “Kira gelirimizin geçtiğimiz yıla kıyasla enflasyonun üzerinde %24 artış kaydetmesi, kira getirisi odaklı gelir modelimizin güçlendiğini ortaya koyuyor” 3,2 milyar TL’lik nakit varlığı, düşük borçluluk rasyosuna sahip güçlü bilanço yapısı ve sağlam özkaynak tabanının da yardımıyla mevcut portföylerinin değerini artıran adımlar attıklarına işaret eden Vakıf GYO Genel Müdürü Onur İncehasan, “Stratejik hedeflerimiz ve büyüme modelimiz doğrultusunda İstanbul Finans Merkezi ve Cubes Ankara projelerimizin devreye girmesiyle portföyümüzün değeri ve gelir yaratma kapasitesi arttı. Kira gelirimizin geçtiğimiz yıla kıyasla enflasyonun üzerinde, %24 oranında artış kaydetmesi, kira getirisi odaklı gelir modelimizin güçlendiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemlerde VSancaktepe Merkez projemizin, Kütahya’da kentsel dönüşüm kapsamında geliştireceğimiz yeni binamızın, mevcut kiralık gayrimenkullerimizin ve planlanan yeni yatırımlarımızın, kira gelirlerimiz üzerinde çarpan etkisi yaratacağına inanıyoruz” dedi. Riskleri dengelemek ve gelir sürdürülebilirliğini güçlendirmek amacıyla portföylerini farklı gelir dinamiklerine sahip varlıklarla çeşitlendirmeye devam edeceklerinin de altını çizen İncehasan, bu kapsamda Gebze’de bir veri merkezi projesini hayata geçirmeyi planladıklarını kaydetti. İzmir’in merkezi lokasyonlarından Konak Mersinli’de hayata geçirecekleri karma yaşam projesi VYeniKonak için inşaat sürecini başlatacak sözleşmeyi imzaladıklarını da dile getiren İncehasan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapımı devam eden projelerimiz arasında yer alan ve ticari üniteler dahil toplam 332 adet bağımsız bölümden oluşan VSancaktepe Merkez projemizde inşaat ilerleme oranı %65 seviyesine ulaştı. Proje kapsamında 119 adet satış vaadi sözleşmesi imzaladık. Yatırım amaçlı gayrimenkullerimiz arasında yer alan Nidapark Küçükyalı projesindeki kalan bağımsız bölümlerin de satışlarını tamamladık. Medyan Kadıköy projesinde ise 30 adet bağımsız bölümün 28’i için satış vaadi sözleşmesi imzalayarak önemli bir satış başarısı elde ettik.” “Ülkemizin ihtiyaçlarını doğru okuyarak, yenilikçi bakış açısıyla geliştirdiğimiz projelerimizle sadece bugüne değil, geleceğe de yatırım yapıyoruz” Vakıf GYO olarak imza attıkları her projeyi içinde hayatın yeşereceği, ailelerin huzurla yaşayacağı, çocukların güvenle büyüyeceği ve ticari hayatın değer üreteceği nitelikli yaşam alanları olarak ele aldıklarını ifade eden İncehasan, “Ülkemizin ihtiyaçlarını doğru okuyarak, yenilikçi ve modern bakış açısıyla geliştirdiğimiz konut ve ticari projelerimizle sadece bugüne değil, geleceğe de yatırım yapıyoruz. Ülkemize değer katan, aile yaşamını güçlendiren ve ekonomik hayata sürdürülebilir katkı sağlayan projeler üretme sorumluluğuyla faaliyetlerimize kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. “Şirketimizi kalkınma hedefleriyle uyumlu beş yıllık stratejik plan çerçevesinde yönetiyoruz” Vakıf GYO’nun kurumsal yönetim ilkelerine bağlı, şeffaf, hesap verebilir ve paydaş memnuniyetini önceliklendiren çalışma anlayışıyla faaliyetlerini sürdürdüğünün altını önemle çizen Onur İncehasan, “Sürdürülebilirlik alanındaki sorumluluk bilincimizle; çevreye duyarlı uygulamaları hayata geçiriyor, tüm faaliyetlerimizde kaynak verimliliğini esas alan bir yaklaşımı benimsiyoruz. Şirketimizi kalkınma hedefleriyle uyumlu beş yıllık stratejik plan çerçevesinde yöneterek katma değerli toplumsal projelerimizle, hayat bulduğumuz bu topraklara vefa borcumuzu ödüyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, 2025 yılı Ağustos ayında yayımladığımız TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ile sektörde ilk üç GYO arasında yer almış bulunuyoruz. Ayrıca, Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’ne dahil olan ve Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notunu 9,42’ye yükseltmiş bir şirket olarak, kurumsal yönetim ilkelerini başarıyla taçlandırdığımız bir yılı daha geride bırakmış bulunuyoruz”dedi. “Sektörde referans kuruluş olma hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” 2020 yılında başlattıkları kurumsal gelişim yolculuğunda EFQM modelini başarıyla uygulayarak sırasıyla Türkiye Mükemmellik Ödülü, Türkiye Mükemmellik Büyük Ödülü, akabinde dünyanın çeşitli ülkelerinden birçok kuruluşun yer aldığı EFQM küresel ödül sürecinde en yüksek puanı alarak 7 elmas ile ödül alan ilk kuruluş olmanın gururunu yaşadıklarını ve 2025 yılında çalışan memnuniyetini ve gelişimini merkeze alan güçlü ve sürdürülebilir bir çalışma ortamı yaratma anlayışı doğrultusunda %91 Trust Index skoru ile Great Place to Work®️ Sertifikası almaya hak kazandıklarını da hatırlatan İncehasan, “Türkiye’nin en köklü bankalarından biri olan VakıfBank’ın gücü ve desteğiyle, vizyonumuzu bu büyük deneyimle harmanlayarak; yeniliğe öncülük eden, güvenilir ve sürdürülebilir projelerle, sektörde referans kuruluş olma hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Teknoloji, Kurumların Rekabet Gücünü Güçlendiren Yeni Nesil Altyapıyı Sunuyor Haber

Doğuş Teknoloji, Kurumların Rekabet Gücünü Güçlendiren Yeni Nesil Altyapıyı Sunuyor

Yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaşması, veri üretimini ve işlem gücü ihtiyacını benzeri görülmemiş bir seviyeye taşıyor. Üretken yapay zekâ, büyük dil modelleri ve makine öğrenimi tabanlı sistemler; yüksek yoğunluklu hesaplama, kesintisiz erişim ve güvenli veri yönetimi gereksinimlerini veri merkezlerinin merkezine yerleştiriyor. Küresel araştırmalar, bu dönüşümün etkisiyle 2030 yılına kadar dünya genelindeki veri merkezi sayısının 8.400’ün üzerine çıkabileceğini ortaya koyuyor. Doğuş Teknoloji, bu yapısal dönüşüme yanıt olarak uzun yıllardır hizmet veren veri merkezi altyapısını Unity Data Center markası altında, yapay zekâ odaklı yeni bir vizyonla yeniden konumlandırıyor. Unity Data Center, fiziksel barındırmanın ötesine geçerek; GPU tabanlı hesaplama kapasitesi, entegre altyapı katmanları ve yönetilebilir hizmet modeliyle yapay zekâ odaklı kurumsal dönüşümün altyapı temelini oluşturuyor. Yüksek güç yoğunluğuna uygun tasarlanmış mimarisi, ölçeklenebilir kapasite planlaması ve operasyonel sorumluluğu üstlenen hizmet yaklaşımı sayesinde kurumlar, yapay zekâ projelerini güvenli ve sürdürülebilir biçimde devreye alabiliyor. Yapay Zekâ Odaklı Yeni Nesil Veri Merkezi Altyapısı Yapay zekâ iş yüklerinin artmasıyla birlikte veri merkezlerinde güç yoğunluğu, enerji yönetimi ve soğutma altyapısı kritik birer unsur haline geliyor. Unity Data Center, yüksek yoğunluklu hesaplama gerektiren iş yükleri için tasarlanmış modüler ve ölçeklenebilir mimarisiyle bu ihtiyaca yanıt veriyor. Gelişmiş enerji, soğutma ve network altyapısı sayesinde düşük gecikme, yüksek erişilebilirlik ve kesintisiz performans gerektiren yapay zekâ uygulamaları kurumsal ölçekte destekleniyor. Uptime Institute standartlarıyla uyumlu Tier 3+ tasarımı, modüler büyümeye elverişli yapısı ve farklı ölçeklerde genişleme imkânı sunan mimarisiyle Unity Data Center; kurumların bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra gelecekteki yapay zekâ odaklı büyüme planlarına da uyum sağlayacak esnekliği sunuyor. Bu yaklaşım, operasyonel süreklilikten maliyet optimizasyonuna kadar geniş bir alanda rekabet avantajı oluşturuyor. Yönetişim, Süreklilik ve Kontrol Odağında Altyapı Yaklaşımı Dijital altyapı kararları, bugün yalnızca teknik tercihler olarak değil; regülasyon uyumu, kriz anlarında kontrol kabiliyeti ve kurumsal itibar gibi başlıkları doğrudan etkileyen stratejik yönetişim kararları olarak ele alınıyor. Bu çerçevede veri merkezleri, teknolojik kapasitenin ötesinde, kurumların belirsizlik dönemlerinde dahi operasyonel hakimiyetini korumasını sağlayan kritik bir yapı taşı haline geliyor. En verimli kurumlar, altyapıyı en az konuşanlardır. Doğru tasarlanmış ve iyi yönetilen bir altyapı, görünmez hale gelir. Unity Data Center, teknik karmaşıklığı arka planda tutan yaklaşımıyla; ekiplerin enerjisini altyapı yönetimine değil, iş geliştirme, müşteri deneyimi ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine yönlendirmesine olanak tanıyor. Böylece teknoloji, karar alma süreçlerini zorlaştıran bir unsur olmaktan çıkarak, yönetişimi destekleyen bir zemine dönüşüyor. Tüm bu süreci destekleyen önemli bir unsur da veri merkezi operasyonları ile yapay zekâ kullanım senaryolarını birlikte değerlendiren uzman bir ekibin doğrudan yapı içinde konumlanması olması. Uzman ekip, altyapı kapasitesi ile AI projelerinin ihtiyaçlarını eş zamanlı ele alarak kurumların yapay zekâ uygulamalarını daha hızlı devreye almasına ve güvenle ölçeklendirmesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşımı değerlendiren Teknoloji Operasyonları ve Siber Güvenlikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Eray Gözener, “Bugün dijital altyapı, IT ekiplerinin yönettiği bir teknik alan olmaktan çıktı; doğrudan üst yönetimin sorumluluğunda ele alınması gereken stratejik bir başlık haline geldi. Çünkü altyapı doğru kurgulandığında konuşulmaz, işini yapar. Biz Unity Data Center’ı tam da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Kurumların kriz anlarında refleks gösterebildiği, günlük operasyonlarda ise altyapıyı düşünmek zorunda kalmadığı bir teknoloji zemini oluşturmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde devreye alacağımız 250 kabinlik yeni yatırım ile kabin başına 10 kW güç kapasitesine sahip, AI-native prensiplerle tasarlanmış ve yönetilebilir hizmet modeliyle sunulan genişleme fazını hayata geçiriyoruz. Bu adım, yüksek güç yoğunluğu gerektiren yapay zekâ iş yüklerinde operasyonel sorumluluğu üstlenen entegre bir yapı sunmamızı mümkün kılacak.” dedi. Güvenlik, Esneklik ve Yönetilebilirlikte Kurumsal Standartlar Unity Data Center, yüksek güvenlik ve süreklilik beklentisi olan kurumsal yapılar için çok katmanlı bir mimari sunuyor. Fiziksel ve dijital güvenlik katmanları, yedekli network altyapısı, 7/24 izlenen operasyon merkezi ve uluslararası standartlarla uyumlu süreçler sayesinde kritik iş yükleri kesintisiz biçimde yönetiliyor. Hibrit ve bulut tabanlı altyapıları destekleyen sanallaştırma ve IaaS platformları; işletmelerin kaynaklarını anlık olarak ölçeklendirmesine, iş yüklerini esnek biçimde yönetmesine ve BT operasyonlarını sadeleştirmesine imkân tanıyor. Yönetilebilir hizmetler yaklaşımı, kurumların altyapı operasyonlarını merkezi ve kontrol edilebilir bir yapıya taşıyor. Sürdürülebilir Enerji Modeliyle Güçlenen Teknoloji Ekosistemi Unity Data Center’ı farklılaştıran temel unsurlardan biri de sürdürülebilir enerji altyapısı. 2.300 adet güneş paneliyle yaklaşık 800 kVA güç üreten yenilenebilir enerji sistemi sayesinde veri merkezinin enerji ihtiyacı büyük ölçüde sürdürülebilir kaynaklardan karşılanıyor. Yüksek enerji tüketimi gerektiren yapay zekâ iş yükleri, bu sayede çevresel etkiyi minimize eden bir altyapı üzerinde çalışıyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği teknoloji yatırımlarının ayrılmaz bir parçası haline getirirken, Unity Data Center’ı yalnızca bugünün değil, uzun vadeli dijital dönüşüm hedeflerinin de güçlü bir bileşeni olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Estap, Veri Merkezi Standartlarını Yükseltiyor Haber

 Estap, Veri Merkezi Standartlarını Yükseltiyor

Türkiye’de kabinet sektörüne endüstriyel tasarım ve inovatif dizayn anlayışı kazandıran Estap, DCMax ve Cloudmax kabinetleriyle performans, estetik ve işlevselliği aynı çizgide buluşturuyor. %63 ve %80 perfore ön ve arka kapı seçenekleri sayesinde hava akışını maksimum seviyede yöneten bu çözümler, yüksek yoğunluklu veri merkezi ortamlarında dahi istikrarlı bir soğutma performansı sunuyor. Geniş açılabilen kapı yapıları, kurulum, bakım ve operasyon süreçlerini kolaylaştırarak zaman ve iş gücü tasarrufu sağlıyor. Sıcak ve soğuk koridor uygulamalarına uyumlu tasarlanan kabinetler, pasif soğutma avantajıyla enerji tüketiminin azaltılmasına katkıda bulunurken, işletme maliyetlerini de aşağı çekiyor. Estetik detaylarla desteklenen endüstriyel tasarım yaklaşımı, teknik gereksinimlerin yanı sıra mekânsal bütünlüğü de gözetiyor. DCMax ve Cloudmax kabinetler tüm bu özellikleriyle, sürdürülebilir, verimli ve geleceğe hazır veri merkezi altyapıları için güçlü bir çözüm alternatifi sunuyor. DCMax ve Cloudmax ile Güçlü Veri Merkezi Altyapıları Estap’ın DCMax ve Cloudmax kabinet serileri, veri merkezi altyapılarında operasyonel verimliliği artırmak üzere geliştirilen kapsamlı çözümler sunuyor. Kullanıcı odaklı tasarımlarıyla öne çıkan bu kabinetler; fan sistemleri, dikey kablo düzenleyiciler ve kablo tavaları, tekerlekli ya da sabit ayak seçenekleri, sabit ve hareketli raflar, aydınlatma modülleri, dengeleme barası, topraklama sürekliliği ve zemine sabitleme kiti gibi donanımlarla esnek ve güvenli bir kullanım sağlıyor. Büyük ölçekli veri merkezlerinin ihtiyaçları gözetilerek tasarlanan DCMax, sağlam gövde yapısı ve gelişmiş güvenlik özellikleriyle dikkat çekiyor. 1500 kg’a kadar taşıma kapasitesi, geniş iç hacmi ve fonksiyonel tasarımı sayesinde yoğun sistem yüklerinde dahi yüksek performans sunuyor. Genişletilmiş kablo giriş alanları kablo yönetimini kolaylaştırırken, IP20 koruma seviyesi ve %80 perfore ön ve arka kapıları etkin soğutma ve dengeli hava sirkülasyonu sağlıyor. Ayrıca 1000 kg sismik testten başarıyla geçen DCMax, dayanıklılığını uluslararası standartlarda kanıtlıyor. Modüler ve kurulumsuz (flat-pack) yapısıyla öne çıkan Cloudmax ise taşıma ve depolama süreçlerinde %50’ye varan alan tasarrufu sunuyor. Profesyonel kablo yönetim çözümleri sayesinde düzenli bir altyapı oluşturan Cloudmax, kablo karmaşasını ortadan kaldırarak kurulum ve bakım süreçlerini daha pratik hale getiriyor. Enerji Verimliliğini Destekleyen Kabinet Çözümleri 47U’ya kadar uzanan farklı boyut alternatifleriyle tasarlanan DCMax ve Cloudmax kabinetler, değişen altyapı gereksinimlerine esnek çözümler sunuyor. Kilitlenebilir çelik sac panelleriyle güvenliği üst seviyeye taşıyan bu sistemler, ön ve arka profillerde yer alan kablo düzenleyici halkalar sayesinde düzenli ve kontrollü bir kablo yönetimi sağlıyor. Fan ünitesi açma-kapama butonu, sigorta sistemi ile dijital ve analog termostat seçenekleri ise kullanım konforunu ve operasyonel kontrolü artırıyor. Estap’ın ileri teknolojiyle geliştirdiği DCMax serisi, kritik öneme sahip veri merkezi altyapıları için yüksek güvenilirlik ve ölçeklenebilirlik vadediyor. Tüm sunucu markalarıyla uyumlu yapısı, ekipmanlar yüklüyken dahi hareket kabiliyeti sunan 19" dikmeleri ve pratik şekilde monte edilebilen kablo düzenleyici aksesuarları sayesinde kurulum ve bakım süreçlerinde zaman ve maliyet avantajı sağlıyor. DCMax ve Cloudmax kabinetler, yalnızca güvenli ve dayanıklı bir altyapı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda enerji verimliliğini destekleyen çözümleriyle de öne çıkıyor. Projeye özel olarak kurgulanan sıcak-soğuk koridor uygulamalarıyla hava akışı optimize edilirken, Estap yerli üretim gücü ve mühendislik yaklaşımıyla veri merkezleri için yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.