Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Merkezi

Kapsül Haber Ajansı - Veri Merkezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Merkezi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapay Zekâ Yarışında Türkiye İçin Kritik Uyarı Haber

Yapay Zekâ Yarışında Türkiye İçin Kritik Uyarı

Yeditepe Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gaye Gencer, yapay zekânın ülkelerin ekonomik gücünü ve rekabetçiliğini yeniden şekillendirdiğini belirterek, Türkiye’nin eğitimden sağlığa, finanstan savunmaya, sanayiden kamu hizmetlerine kadar yapay zekâyı hızla ve doğru biçimde entegre etmesi gerektiğini söyledi. Gencer, “Yapay zekâ yarışının asıl kıt kaynağı yalnızca para, veri merkezi veya çip değil. Asıl sıkıntı nitelikli insan kaynağı” dedi. ABD ve Çin’in başı çektiği yapay zekâ yarışında Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülkenin stratejik eylem planları ve yüksek bütçeli yatırımlarla hareket ettiğini ifade eden Prof. Dr. Gaye Gencer, Türkiye’nin de küresel dönüşüme hızla uyum sağlaması gerektiğini söyledi. “2030’a Kadar 10 Milyar Dolarlık Yatırım Hedefleniyor” Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Vizyonu ve Eylem Planı’nın Haziran 2026’da açıklandığını hatırlatan Gencer, plan kapsamında veri merkezi, bulut teknolojileri ve yapay zekâ altyapılarında 2030’a kadar özel sektör ağırlıklı en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Türkiye’nin veri merkezi kurulu gücünün de en az 1 gigavata çıkarılmasının hedefler arasında yer aldığını aktardı. Planın en önemli başlıklarından birinin insan kaynağı olduğunu vurgulayan Gencer, iki yıl içerisinde 5 milyon kişiye yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi verilmesi, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesinin hedeflendiğini söyledi. “Gençlerimiz Yapay Zekâ Üreten Konumuna Gelmeli” Yapay zekâ yarışında insan kaynağının belirleyici unsur olduğuna dikkat çeken Gencer, “Genç nüfusumuzu yalnızca yapay zekâ kullanan değil, yapay zekâ geliştiren ve üreten bir insan kaynağına dönüştürebilmek en önemli hedefimiz olmalı. Ancak böyle bir durumda yapay zekânın üretkenliğe, verimliliğe ve sonuç olarak refaha katkısını sağlayabiliriz” dedi. Gencer, önümüzdeki dönemde ülkelerin ekonomik gücünü yalnızca doğal kaynakları veya sermaye birikimlerinin değil, teknolojiyi ne kadar hızlı üretkenliğe dönüştürebildiklerinin de belirleyeceğini ifade etti. Bunun ise insan sermayesinin yapay zekâyı üretim ve verimlilik amacıyla kullanabilmesi ve geliştirebilmesiyle mümkün olacağını kaydetti. “Yapay Zekâ Eğitimi İlköğretimden Başlamalı” Yapay zekânın eğitim sistemine ilköğretim düzeyinden itibaren entegre edilmesi gerektiğini belirten Gencer, çocukların ve gençlerin yapay zekâyı yalnızca merak amacıyla kullanan bireyler olmaktan çıkarak, kendi üretkenliklerini artıracak şekilde kullanmayı öğrenmelerinin önemine işaret etti. Yapay zekânın yaygınlaşmasıyla verilerin daha hızlı toplanması ve işlenmesinin yanı sıra bilgi akışının da daha etkin hale geleceğini söyleyen Gencer, üretim süreçlerinin yönetimi, lojistik ve finansal planlamada önemli verimlilik artışları sağlanabileceğini belirtti. Gencer, stok maliyetlerinin azaltılabileceğini, hatalı ve defolu ürün sayısının düşürülürken kalite seviyesinin artırılabileceğini ifade etti. “Değişime Direnmek Yerine Değişimi Yönetmeliyiz” Yapay zekânın iş gücü piyasasında da önemli dönüşümlere yol açacağını belirten Gencer, bazı iş kollarının ortadan kalkabileceğini, bazı alanlarda ise verimlilik artışıyla birlikte istihdamın azalabileceğini söyledi. Tarihsel dönüşümlerin yeni iş alanlarını da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Gencer, Sanayi Devrimi’nden elektrikli makinelerle seri üretime geçişe kadar yaşanan teknolojik değişimlerin iş gücü piyasasında büyük dönüşümlere neden olduğunu hatırlattı. Gencer, “Değişime direnmek yerine değişimi yönetmek bizi ileriye taşıyacaktır” dedi. “Kazananlar Yatırımı Katma Değere Dönüştürenler Olacak” Yapay zekânın “balon mu, gerçek mi?” tartışmasının da bu dönüşümün nasıl yönetileceğiyle bağlantılı olduğunu belirten Gencer, yapay zekâ yatırımlarının tek başına başarı getirmeyeceğini söyledi. Gencer, “Önümüzdeki yıllarda kazananlar yalnızca yapay zekâya en fazla para yatıran ülkeler veya şirketler olmayacak. Yaptıkları yatırımı üretkenliğe, katma değere, ihracata ve sürdürülebilir ekonomik büyümeye dönüştürebilenler olacak” diye konuştu. Gencer, dönüşüme yön veren, üretimin, istihdamın ve finansmanın geleceğini şekillendiren ülkelerin refah seviyelerini yükselteceğini, dönüşüme geç kalanların ise yeni sistem içerisinde yalnızca taklit eden konumunda kalma riski taşıdığını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Tugay: İzmir’in Dijital Dönüşümüne Katkı Sağlayacak Haber

Başkan Tugay: İzmir’in Dijital Dönüşümüne Katkı Sağlayacak

Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğuna katkı sunacak yeni nesil dijital altyapı yatırımlarından biri İzmir’de hayata geçirildi. Vodafone Türkiye ve DAMAC Dijital iş birliğiyle Gaziemir’de kurulan Vodafone İzmir Veri Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir milletvekilleri, siyasi partilerin il başkanları ve belediye başkanları katıldı. “Çok kıymetli bir yatırım” Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, böylesine değerli bir yatırıma ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Vodafone Türkiye ve DAMAC Dijital’e teşekkür eden Başkan Tugay, “Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezinin, üstelik büyüme kapasitesiyle birlikte İzmir’de hizmete açılması bizim için çok kıymetli. Dünyada hızla dijital dönüşümün yaşandığı bir dönemde, kentimizin bu dönüşüme ayak uydurması açısından önemli bir adım olan bu yatırımın İzmir’de hayata geçirilmesine vesile olan yatırımcı firmalara çok teşekkür ediyorum” dedi. Yatırımcıya İzmir çağrısı Başkan Tugay, yatırımın son derece doğru bir adım olduğuna inandıklarını belirterek, “En yeni teknolojiyle donatılan ve mevcut kapasitesini dört katına çıkarma potansiyeline sahip Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezi, eminim İzmir’deki pek çok firmanın dijital dönüşümüne önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda yapay zeka başta olmak üzere dünyada baş döndürücü bir hızla yaşanan teknolojik dönüşüme kentimizin ayak uydurmasına, güvenli bir veri altyapısı sunarak önemli ölçüde yardımcı olacak. Bundan sonra İzmir’i benzer veri merkezleri ve dijital yatırımlar için bir merkez olarak görmeyi düşünen herkese, görevim boyunca destek olmaya hazır olduğumu ifade etmek isterim. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun” diye konuştu. “Stratejik, ekonomik ve milli bir meseledir” Törende konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yeni çağın en stratejik kaynağının veri ve bilgi olduğunu söyledi. Dünyada her saniye milyarlarca veri üretildiğini belirten Uraloğlu, verinin nerede barındırıldığı, nasıl işlendiği ve kimlerin kontrolünde olduğunun artık teknolojik olmanın ötesinde stratejik, ekonomik ve milli bir mesele olduğunu söyledi. Uraloğlu, “Verinin egemenliğini tesis eden ülkeler, yarının kazananı ve egemeni olacaklardır. Bu anlayışla bugün Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezini devreye almanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. “Türkiye’nin dijital güvenlik haritasını büyütüyoruz” Vodafone İzmir Veri Merkezi’ni Türkiye’ye kazandırılan yeni bir dijital kale olarak nitelendiren Uraloğlu, “Türkiye’nin dijital güvenlik haritasını adım adım büyütüyoruz” dedi. Bu tür yatırımların Türkiye’nin veri üretimi, bulut bilişim, yapay zekâ ve dijitalleşme ihtiyaçlarına yanıt verecek altyapıyı güçlendireceğini belirten Uraloğlu, ülkenin bölgesel bir dijital altyapı ve veri merkezi üssü olma hedefinin de güçleneceğini söyledi. “Dijital dünyada söz sahibi olmak istiyorsak bu tür alt yapıları hayata geçirmeliyiz” İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban da baş döndürücü gelişmelerin olduğu dijital bir çağda olduklarına değinerek, şunları söyledi: “Burası herhangi bir lojistik depo gibi değil. Evet bir depo görevi de görüyor. Ama aynı zamanda bu verilerin saklandığı, işlendiği verilerle ilgili hesaplamaların da yapıldığı aktif bir merkez olarak görev yapıyor. Dolayısıyla dijital dünyada söz sahibi olmak istiyorsak bu tür alt yapıları çok hızlı şekilde hayata geçirmeliyiz.” Yatırımın önemine dikkat çekti Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy da dijital dönüşümü doğru okumanın önemli olduğunu belirterek, “Türkiye'nin yapay zeka çağında rekabet gücünü arttırması teknolojik bağımsızlığını güçlendirmesi ve bu alanda teknolojiyi yalnızca kullanan değil üreten ve üretmenin ötesinde ona yön verebiliyor olması açısından bu yapay zeka inisiyatifi son derece kıymetli” dedi. Konuşmaların ardından merkezin açılışı yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone, DAMAC Digital İş Birliğiyle İzmir Veri Merkezi’nin İlk Fazını Yaklaşık 100 Milyon Dolarlık Yatırımla Hizmete Açtı Haber

Vodafone, DAMAC Digital İş Birliğiyle İzmir Veri Merkezi’nin İlk Fazını Yaklaşık 100 Milyon Dolarlık Yatırımla Hizmete Açtı

Vodafone’un Türkiye’deki altıncı veri merkezi olan tesis, 7 bin 500 metrekarelik alanı, 650’den fazla kabineti, uluslararası standartlardaki kesintisiz çalışan altyapısı ve yapay zekâ iş yüklerine uyumlu ölçeklenebilir mimarisiyle Türkiye’nin artan veri işleme ve bulut bilişim ihtiyacına yanıt verecek. Başlangıçta 4 MW kapasiteyle hizmet verecek merkezin kapasitesinin kısa süre içinde 20 MW’a çıkarılması planlanıyor. Vodafone ve dünyanın önde gelen dijital altyapı sağlayıcılarından DAMAC Digital iş birliğiyle hayata geçirilen İzmir Veri Merkezi hizmete açıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen açılış töreninde, Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, DAMAC Digital Kıdemli Başkan Yardımcısı Ma’an Manna ile kamu ve iş dünyasının temsilcileri bir araya geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Vodafone İzmir Veri Merkezi aslında Türkiye’ye kazandırdığımız yeni bir dijital kalenin adıdır. Vodafone Türkiye ve DAMAC Digital’in yüzde 50-yüzde 50 ortaklığıyla hayata geçirilen bu tesis, Vodafone Türkiye’nin altıncı veri merkezi olarak şirketin kapasitesini yeni bir seviyeye taşıyor. Yaklaşık 7 bin 500 metrekare kapalı alana sahip merkez; Gaziemir’deki konumuyla hem Ege Bölgesi’ndeki kurumsal müşterilere yakınlık hem de ulusal ve uluslararası bağlantı altyapılarına erişim avantajı sunacaktır. Colocation hizmetleriyle müşteriler kendi veri merkezi yatırımlarını yapmak yerine, kritik IT altyapılarını yüksek güvenlik ve süreklilik standartlarında barındırabilecek, 7/24 uzaktan operasyonel ve teknik destekle sahada bulunmadan da temel kontroller, müdahaleler ve bağlantı işlemlerini gerçekleştirilebilecektir. Bugün yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımla devreye alınan ilk faz, çok daha büyük bir vizyonun başlangıcıdır.” “Türkiye’nin bulut altyapısı ve veri egemenliğini güçlendiriyoruz” Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dijital geleceğine güç katacak stratejik bir yatırımı daha hayata geçirmekten gurur duyduklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Vodafone olarak bu yıl Türkiye’deki 20’nci yılımızı kutluyoruz. Geride bıraktığımız 20 yılda ‘daha iyi bir gelecek için teknoloji’ vizyonuyla hareket ederek ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna yaklaşık 600 milyar TL’lik reel yatırım kazandırdık. 25 milyondan fazla mobil müşterimize, milyonlarca KOBİ’mize ve binlerce büyük kurumumuza hizmet verirken Türkiye’nin potansiyeline olan inancımızı her zaman sürdürdük.1,5 yıl gibi kısa bir sürede tamamladığımız ve bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz İzmir Veri Merkezi de bu inancın ve Türkiye’nin geleceğine duyduğumuz güvenin somut bir göstergesi. Yeni veri merkezimizin yalnızca Vodafone’un altyapısını değil, Türkiye’nin bulut altyapısını ve veri egemenliğini de güçlendireceğine; işletmelerimizin artan veri işleme ve yapay zekâ ihtiyaçlarına yanıt vereceğine inanıyoruz.” 4 MW’lık kapasite 20 MW’a çıkarılacak İlk fazı 100 milyon dolarlık bir yatırımla tamamlanan İzmir Veri Merkezi, 7 bin 500 metrekarelik alan üzerinde 650’den fazla kabinet ile faaliyet gösterecek. Uluslararası Tier III standartlarına uygun yüksek güvenlikli altyapıya ve yapay zekâ iş yüklerini destekleyen ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan merkez, başlangıçta 650’den fazla kabinet sayısı ile 4 MW kapasiteyle hizmet verecek. Damac Digital ile uzun vadeli ortaklık kapsamında bu yatırım tutarının yaklaşık 300 milyon dolara ve kapasitenin de 20 MW’a çıkarılması hedefleniyor. Sismik izolatör uygulamasıyla inşa edilen veri merkezi, deprem gibi doğal afetlere karşı daha yüksek koruma, uzun vadeli güvenlik ve hizmet sürekliliği sağlıyor. İşletmelerin verilerini güvenli biçimde saklayabilecekleri, yüksek hızla işleyebilecekleri ve yapay zekâ odaklı çözümlerini kesintisiz çalıştırabilecekleri yeni merkez; bulut bilişim, bağlantı, yönetilen hizmetler ve siber güvenlik alanlarında hizmet sunacak. Yeni nesil GPU teknolojilerini destekleyen altyapısı sayesinde geleneksel yapay zekâ uygulamalarının yanı sıra üretken yapay zekâ modellerinin da güvenli ve ölçeklenebilir biçimde çalıştırılmasına imkân sağlayacak. Vodafone’un Türkiye’deki altıncı veri merkezi Vodafone, İzmir Veri Merkezi ile Türkiye’de hizmet veren veri merkezi sayısını altıya çıkardı. Coğrafi açıdan çok stratejik bir konuma sahip olan İzmir’i, Türkiye ve Akdeniz’de bir veri merkezi hub’ı haline getirmeyi hedefleyen Vodafone Türkiye, farklı şehirlerdeki veri merkezleri üzerinden kurumsal müşterilerine bulut, bağlantı, yönetilen hizmetler ve siber güvenlik çözümleri de sunuyor. Vodafone altyapılarında her ay 100 petabaytın üzerinde veri işlenirkenmilyonlarca işlem, binlerce uygulama ve çok sayıda sinyal gerçek zamanlı olarak analiz ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HPE ve Oracle, Gigawatt Ölçeğindeki Yapay Zeka Altyapısını Hızlandırmak İçin Ağ Teknolojilerine Yönelik İş Birliğini Derinleştiriyor Haber

HPE ve Oracle, Gigawatt Ölçeğindeki Yapay Zeka Altyapısını Hızlandırmak İçin Ağ Teknolojilerine Yönelik İş Birliğini Derinleştiriyor

HPE (NYSE: HPE), Oracle’ın küresel yapay zeka altyapısını ölçeklendirmesine yardımcı olmak üzere şirketin yapay zeka veri merkezlerinde HPE Juniper Networking çözümlerini devreye alarak Oracle ile iş birliğini genişlettiğini duyurdu. İş birliğinin genişlemesi, Oracle ve Juniper Networks arasında on yılı aşkın süredir devam eden mühendislik çalışmalarını temel almanın yanında, ağ destek hizmetlerini ve finansman olanaklarını da kapsıyor. HPE Juniper Networking yönlendirme ve anahtarlama platformları, bugün Oracle Cloud Infrastructure’ın (OCI) veri merkezi ve uç ağlarının temel unsurlarını destekleyerek Oracle’ın küresel bulut operasyonları için gereken ölçek, performans ve erişilebilirliği sağlıyor. OCI, yapay zeka süper kümelerini genişlettikçe bu altyapının önemi de giderek artıyor. Büyük GPU kümeleri bant genişliği, gecikme, trafik sıkışıklığı yönetimi ve hata sonrası toparlanma açısından yüksek gereksinimleri beraberinde getirirken, Oracle’ın bölgesel ve uç ağlarının da dünya genelindeki hizmetlere, müşterilere ve harici ağlara bağlanacak şekilde ölçeklenmesi gerekiyor. HPE Ağ Teknolojileri Başkan Yardımcısı, Başkanı ve Genel Müdürü Rami Rahim, şunları söyledi: “Oracle, olağanüstü ölçekte bir yapay zeka altyapısı oluşturuyor. HPE yapay zeka veri merkezlerine yönelik sektörün en kapsamlı ağ portföylerinden biriyle OCI’ı desteklemek için benzersiz bir konumda yer alıyor. Birlikte, Oracle’ın giderek büyüyen yapay zeka ortamlarının trafik yönetimi, güç, alan ve operasyonel gereksinimlerini karşılamasına yardımcı olacak, yüksek performanslı bir ağ mimarisini geliştiriyoruz.” Genişletilen iş birliği kapsamında, HPE Juniper Networking PTX ve MX yönlendirme platformları ile QFX ve EX anahtarlama platformlarının, Oracle’ın dünya genelindeki veri merkezlerinde uzun dönemli bir plan çerçevesinde devreye alınması ve uzun vadeli ağ destek hizmetleri sunulması öngörülüyor. Bugün OCI genelinde MX ve PTX yönlendiriciler uç ağların belirli bölümlerini desteklerken, QFX anahtarlar bölgesel veri merkezi ağ altyapısının birden fazla katmanında görev yapıyor. Yeni QFX anahtarlar, büyük ölçekli RoCEv2 (RDMA over Converged Ethernet version 2) yapay zeka arka uç ağlarının ihtiyaç duyduğu yüksek yoğunluklu bağlantı, dinamik yük dengeleme ve gelişmiş trafik sıkışıklığı yönetimi özelliklerini sağlayacak. Bu alanlarda ortak bir HPE Juniper Networking altyapısının kullanılması mühendislik ve operasyonel süreçleri sadeleştirirken, her ortamın kendine özgü gereksinimlerine göre optimize edilmesine de olanak tanıyor. Oracle Cloud Infrastructure Başkan Yardımcısı Mahesh Thiagarajan, şunları söyledi: “Oracle ölçeğinde yapay zeka altyapısı oluşturmak, teknoloji yığınının her katmanının birbiriyle uyum içinde çalıştığı entegre bir ekosistem gerektiriyor. HPE Juniper Networking, bulut mimarimizin önemli bir parçası oldu. Bugün yapay zeka kümelerimizde, bölgesel veri merkezlerimizde ve uç ağlarımızda müşterilerimizin beklediği ölçek, performans ve güvenilirliği sağlamada kilit bir rol oynuyor.” OCI’ın yapay zeka altyapısı büyüdükçe yüksek performans ve dayanıklılığı sürdürmesine yardımcı olmak için Oracle ve HPE, cihazların ve ağ altyapısının çalışma biçimine daha ayrıntılı görünürlük sağlayan akıllı telemetri çözümleri üzerinde de iş birliği yapıyor. Kuyruk birikmesi, paket kaybı, trafik dengesizlikleri ve bileşenlerdeki performans düşüşlerinin daha erken tespit edilmesi, OCI’ın sorunları daha hızlı çözmesine ve bunların GPU kullanımı ile ağ erişilebilirliği üzerindeki etkisini en aza indirmesine yardımcı oluyor. HPE Veri Merkezi ve Yapay Zeka Ağ Teknolojileri Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Praveen Jain, “Yapay zeka modelleri ve ajanları için her bir mikrosaniye önem taşıyor. Yüksek performanslı ağ teknolojileri ve ağ yapısında daha derin görünürlük sağlamak üzere Oracle ile yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde, OCI’ın darboğazları daha hızlı tespit etmesine, ağ erişilebilirliğini korumasına ve yapay zeka altyapısının verimliliğini artırmasına yardımcı oluyoruz” dedi. Anlaşmanın bir parçası olarak HPE, Oracle’a HPE hisse senetlerini satın alma hakkı veren varantlar ihraç etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turkcell’den Yılın İkinci Çeyreğinde  5,2 Milyar TL Net Kâr Haber

Turkcell’den Yılın İkinci Çeyreğinde 5,2 Milyar TL Net Kâr

Konsolide FAVÖK 30,0 milyar TL’ye ulaşırken FAVÖK marjı yüzde 41,8 seviyesinde gerçekleşti. Toplam mobil abone sayısı da Turkcell tarihinde ilk kez 40 milyonu aştı. Şirket, yılın ilk yarısında gelirlerinin yüzde 23,2’sini yatırımlara ayırdı. Türkiye’nin lider teknoloji ve iletişim şirketi Turkcell, 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Şirketin konsolide gelirleri yıllık bazda yüzde 2,5 artışla 71,8 milyar TL’ye yükselirken, net kârı 5,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Konsolide FAVÖK 30,0 milyar TL’ye ulaşırken FAVÖK marjı yüzde 41,8 oldu. 5G’nin devreye alındığı bu faaliyet döneminde, toplam mobil abone sayısı şirket tarihinde ilk kez 40 milyonu aştı. Sabit kablosuz erişimde güçlü bir kullanıcı deneyimi sunan Superbox ise net 64 bin abone kazanımıyla, 2020’nin ikinci çeyreğinden bu yana en güçlü çeyrek performansını kaydetti. Şebeke yatırımları müşteri deneyimine doğrudan yansıdı İkinci çeyrek sonuçlarını değerlendiren Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç şunları söyledi: “Turkcell gücünde 5G ile yeni bir döneme adım attığımız ikinci çeyrekte, stratejik hedeflerimiz doğrultusunda güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde ettik. Makroekonomik koşullardaki değişime rağmen çeşitlendirilmiş iş modelimiz ve disiplinli ticari yaklaşımımız sayesinde reel büyüme performansımızı sürdürdük. Yıl sonu enflasyon beklentimizi yüzde 28’e revize ederken, yüzde 5-7 reel gelir büyümesi ve yüzde 40-42 FAVÖK marjı öngörümüzü koruyoruz. Gelirlerimize oranla yatırım harcamasının ise yaklaşık yüzde 25 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz.” Turkcell’in ikinci çeyrekte 243 bin net mobil abone kazandığını belirten Koç şöyle devam etti: “Rekabetin değer odaklı seyrettiği bu dönemde abone kazanımındaki başarımızı sürdürerek toplam mobil abone sayımızı ilk kez 40 milyonun üzerine taşıdık. Faturalı abone bazımız ise 284 bin arttı. 5G lansmanının ardından çekim gücü, internet hızı, bağlantı sürekliliği gibi temel müşteri deneyimi alanlarındaki Net Tavsiye Skorlarımız (NPS) yükseldi. Bu sonuçlar, şebeke yatırımlarımızın müşteri deneyimine doğrudan yansıdığının kanıtıdır.” 2020’den bu yana en güçlü Superbox performansı Superbox’ın ikinci çeyrekteki yüksek performansına vurgu yapan Koç, “BTK verilerine göre Superbox ürünümüz ile Sabit Kablosuz Erişim alanında (FWA) yüzde 74 pazar payıyla lideriz. 5G ile birlikte Superbox’ı yalnızca fiberin alternatifi olarak değil, yüksek hızlı sabit kablosuz erişimin güçlü bir bileşeni olarak konumluyoruz. Son dört çeyrekteki toplam net Superbox abone kazanımımız 163 bini aştı” dedi. Turkcell fiber abonelerinin payı yüzde 80’e ulaştı Turkcell fiber abonelerinin toplam sabit genişbant abone bazındaki payı, geçen yılın aynı dönemine göre 3,4 puan artarak yüzde 80’e çıktı. Turkcell, ikinci çeyrekte uçtan uca fiber altyapısını 194 bin yeni haneye daha ulaştırdı. Bireysel fiber aboneleri içinde 1.000 Mbps ve üzeri hızları tercih edenlerin oranı da yüzde 8’den yüzde 29’a yükseldi. TV+ abone sayısı 2,7 milyonu geçti HBO Max, Apple TV, NBCUniversal ve Paramount gibi küresel platformlar ve stüdyolarla gerçekleştirilen iş birlikleri sayesinde dünya çapında ilgi gören yapımların yanı sıra S Sport, tabii spor ve Eurosport’un öne çıkan spor içerikleri de TV+ aboneleriyle buluştu. TV+ zenginleşen içerik portföyü ve “TV+ Sana Yeter” yaklaşımıyla, ikinci çeyrekte net 123 bin yeni abone kazanarak toplam abone sayısını 2,7 milyonun üzerine taşıdı. Dijital İş Servisleri’nin gelirleri yüzde 33 arttı Dijital İş Servisleri, ikinci çeyrekte gelirlerini yıllık bazda yüzde 33 artırdı. Büyük ölçekli projelerin desteğiyle yönetilen hizmet ve donanım gelirleri büyümeye en yüksek katkıyı sağladı. Veri merkezi ve bulut gelirleri de aynı dönemde yüzde 10 oranında yükseldi. Turkcell, bu çeyrekte Ankara veri merkezinde hayata geçirilen beşinci modül ile aktif veri merkezi kapasitesini 54 MW’a çıkardı. Şirket, Google Cloud iş birliği kapsamında kurulacak üç yeni nesil veri merkezinin inşa çalışmalarını da başlattı. Techfin segmenti yüzde 7 büyüdü Konsolide gelirlerde yüzde 6 paya sahip olan techfin iş kolunun gelirleri ikinci çeyrekte yüzde 7 arttı. Paycell gelirleri de yıllık bazda yüzde 22 yükseldi. Esnek dijital entegrasyon olanakları ve yüksek müşteri memnuniyetiyle POS çözümleri, büyümenin ana kaynağı oldu. Turkcell Genel Müdürü Koç GSMA Teknoloji Grubu Başkanlığına seçildi Dünya GSM Birliği (GSMA) Teknoloji Grubu Başkanlığına seçilen Koç, yeni görevine ilişkin değerlendirmesiyle sözlerini şöyle tamamladı: “Dünya genelinde 1.000’den fazla operatör ve şirketi bir araya getiren GSMA bünyesinde bu önemli sorumluluğu üstlenmekten büyük gurur duyuyorum. Bu görevi, Türkiye’nin teknoloji ve telekomünikasyon vizyonunu küresel platformlarda temsil etmenin yanı sıra Turkcell’in 32 yıllık teknoloji birikimine ve ülkemizin dijital dönüşüm yetkinliğine duyulan uluslararası güvenin güçlü bir göstergesi olarak görüyorum. Ülkemizin dijital geleceğine yatırım yapmayı, yeni nesil teknolojileri daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve müşterilerimiz için sürdürülebilir değer üretmeyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Elde ettiğimiz sonuçlardaki emekleri için tüm çalışma arkadaşlarıma, güvenleri için müşterilerimize ve hissedarlarımıza, destekleri için de Yönetim Kurulumuza teşekkür ediyorum.” 2026 İkinci Çeyrek – Rakamlarla Turkcell Finansal Performans: • Konsolide gelirlerde yıllık bazda yüzde 2,5 büyüme • 5,2 milyar TL net kâr • 30,0 milyar TL konsolide FAVÖK • Yüzde 41,8 FAVÖK marjı Mobil ve 5G: • Toplam mobil abone sayısı 40 milyonu aştı • İkinci çeyrekte 243 bin net mobil abone kazanımı • Faturalı abone bazında 284 bin artış Superbox ve Fiber: • İkinci çeyrekte 64 bin net Superbox abone kazanımı • 2020’nin ikinci çeyreğinden bu yana en güçlü çeyrek performansı • Son dört çeyrekte 163 bini aşan net Superbox abone kazanımı • Fiber altyapının 194 bin yeni haneye ulaştırılması • Fiber abonelerinin toplam sabit genişbant abone bazındaki payı: Yüzde 80 • Bireysel fiber aboneler içinde 1.000 Mbps ve üzeri hızları tercih edenlerin oranı: Yüzde 8’den yüzde 29’a yükseldi Dijital Servisler ve Altyapı: • TV+’ta 123 bin net yeni abone • Toplam TV+ abone sayısı 2,7 milyonu aştı • Aktif veri merkezi kapasitesi 54 MW’a yükseldi • Google Cloud iş birliği kapsamında 3 yeni nesil veri merkezi için çalışmalar başladı • Dijital İş Servisleri gelirlerinde yüzde 33 büyüme • Veri merkezi ve bulut gelirlerinde yüzde 10 artış Techfin: • Techfin segmentinin konsolide gelirler içindeki payı: Yüzde 6 • Techfin gelirlerinde yüzde 7 büyüme • Paycell gelirlerinde yüzde 22 artış Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Teknoloji Ekosistemi İstanbul’da Buluşacak Haber

Küresel Teknoloji Ekosistemi İstanbul’da Buluşacak

2026 yılında 38 milyar ABD doları değerinde olan ve 2031 yılına kadar 58 milyar ABD dolarına ulaşması öngörülen Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) pazarı, ülkeyi Avrasya’nın yükselen dijital ekonomisinin merkezine taşıyor. Milyarlarca dolarlık teknoloji yatırımları ve yapay zekâ alanında yetenek geliştirme planlarıyla ivme kazanan bu büyüme, Türkiye’yi yapay zekâ ve dijital inovasyonda yeni nesil bir sınır ötesi koridor olarak konumlandırıyor. Türkiye, dijital dönüşüm yol haritasını hızlandırarak bu yıl veri merkezi ve yapay zekâ yatırımlarına 3 milyar ABD doları ayırırken, yapay zekâ inovasyonlarını desteklemek ve 2030 yılına kadar 1 gigawatt veri merkezi kapasitesi oluşturmak amacıyla özel sektörden 10 milyar ABD doları kaynak sağlamayı hedefliyor. Bu büyük ölçekli yapay zekâ ve dijital ekosistem hedefi, kapsamlı bir yetenek programıyla da destekleniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2026’da Türkiye’nin Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesinin planlandığını açıkladı. Türkiye’nin girişim ekosistemi ise 2026’nın ilk çeyreğinde 559 milyon ABD doları yatırım çekerek geçen yılın aynı döneminin yedi katından fazla bir seviyeye ulaştı. Avrupa’nın en dinamik inovasyon kültürlerinden biri ve hızla gelişen teknoloji altyapısının desteklediği ekosistemde, 114 teknopark 13 binden fazla girişime ev sahipliği yaparken, ülkede 1.700’ün üzerinde Ar-Ge ve tasarım merkezi faaliyet gösteriyor. GITEX Ai Türkiye, Avrasya’nın yükselen yapay zekâ ivmesine güç katıyor Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında köprü oluşturan stratejik konumu, ülkenin küresel yapay zekâ ekonomisine açılan Avrasya kapısı olarak yükselişini hızlandırıyor. Bu yükseliş, Türkiye’nin en geniş uluslararası katılıma sahip yapay zekâ ve teknoloji etkinliği olan GITEX Ai Türkiye 2026’nın ilk kez düzenlenmesiyle yeni bir boyut kazanıyor. Etkinlik, 9–10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. İki gün sürecek etkinlik 300’ün üzerinde kurumsal şirket ve girişimin yanı sıra yatırımcıları, kamu karar vericilerini, uzman konuşmacıları ve dünyanın dört bir yanından binlerce teknoloji yöneticisini bir araya getirecek. GITEX Ai Türkiye 2026; sınır ötesi ortaklıkların, ileri üretim alanındaki iş birliklerinin, sermaye akışlarının ve yetenek ve bilgi paylaşımının önünü açarak Türkiye’nin yapay zekâ ekonomisinin geleceğinin şekillenmesine katkı sağlayacak. Dünyanın en büyük teknoloji ve yapay zekâ etkinlik ağının gücüyle GITEX Ai Türkiye, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın stratejik ortaklığında düzenleniyor. İlk kez gerçekleştirilecek bu önemli etkinlik, dünyanın en büyük teknoloji, yapay zekâ ve yatırım etkinlik ağı GITEX’in gücüyle hayata geçirilirken; organizasyonu, Dubai Dünya Ticaret Merkezi ile Informa’nın ortak girişimi olan ve GITEX etkinliklerini global ölçekte düzenleyen inD tarafından gerçekleştiriliyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, “Veri merkezi ve yapay zekâ altyapısına yönelik 3 milyar ABD dolarlık yatırım taahhüdümüzün yanı sıra özel sektörden harekete geçirilen 10 milyar ABD dolarlık kaynak, yatırımcıların Türkiye’yi güçlü bir yatırım merkezi olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Dijital dünyaya hâkim genç yetenek havuzumuz ve son derece hızlı büyüyen girişimcilik ekosistemimiz başlı başına güçlü bir değer önerisi sunuyor. GITEX Ai Türkiye ise bu ivmeyi küresel sahneye taşıyor ve biz de bu organizasyonu İstanbul’a kazandırmanın bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz.” dedi. GITEX CEO’su Trixie LohMirmand ise şunları söyledi: “Türkiye; kültürlerin, fikirlerin ve fırsatların geliştiği Doğu ile Batı arasında bir köprü konumunda. Dünyanın en büyük ve en güçlü bağlantılara sahip yapay zekâ ve teknoloji yatırımcıları ağını Türkiye’ye getirerek ülkeyi, yapay zekâ ve dijital mükemmeliyet alanında yeni nesil bir sınır ötesi koridora dönüştürüyoruz. GITEX Ai Türkiye, Türkiye ve Avrasya’nın dünyanın yapay zekâ geleceğini şekillendirmede güçlü bir aktör hâline geldiği bir geleceğin oluşmasına öncülük edecek.” Beş kıtadan uluslararası katılımcılar İstanbul’u tercih ediyor GITEX Ai Türkiye, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya’nın dijital gündemini şekillendiren sektörleri odağına alıyor: yapay zekâ, 5G ve telekomünikasyon, bulut teknolojileri ve bağlantı, siber güvenlik ve çift kullanımlı teknolojiler, veri merkezleri, e-ticaret, fintech, oyun, yeşil teknolojiler, sağlık teknolojileri, mobilite, kuantum bilişim ve akıllı üretim. Türkiye ve Avrasya’nın küresel yapay zekâ ekonomisindeki önemi, dünyanın farklı bölgelerinden etkinliğe katılan şirketlerle daha da güçleniyor. GITEX Ai Türkiye 2026’da Güney Amerika’dan Kolombiya ve Peru, Afrika’dan Nijerya ve Tunus, Orta Doğu’dan Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün, Avrupa’dan Polonya ve Portekiz ile Asya’dan Kore, Malezya, Pakistan ve Singapur’dan katılımcılar yer alıyor. Kesinleşen katılımcılar arasında yapay zekâ ekonomisine yön veren Google Cloud, HPE & NVIDIA, ASUS, Dell Technologies, Huawei, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji devlerinin yanı sıra Türkiye’nin 16,5 milyar ABD doları değerindeki e-ticaret devi Trendyol ve ülkenin önde gelen yapay zekâ ve fintech platformu Andevos gibi bölgesel güçler bulunuyor. Türkiye’nin kamu sermayeli ve KOBİ bankacılığının önde gelen kurumlarından Halkbank da Platin Sponsor olarak Türkiye’nin teknoloji odaklı büyümesine destek veriyor. Google Cloud, HPE & NVIDIA, Türkiye ve bölge için üretime hazır yapay zekâ çözümlerine güç katıyor Google’ın etkinliğe Cloud Headline Partner olarak katılımı, şirketin 2025 yılında Turkcell ile iş birliği kapsamında Türkiye’de yeni bir Google Cloud bölgesi kurmak üzere 10 yıla yayılan 2 milyar ABD dolarlık yatırım planını açıklamasının ardından gerçekleşiyor. Turkcell ise 46 milyon aboneye hizmet veren Türkiye’nin 5G alanındaki öncü operatörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Google Cloud Türkiye Ülke Müdürü Alp Önder Güler, “GITEX Ai Türkiye 2026’ya katılımımız, Google Cloud’un Türkiye’ye yönelik uzun vadeli taahhüdünün önemli bir göstergesidir. Bu taahhüdümüz, Türkiye’de yeni bir Google Cloud bölgesi kurma planımızla da güçleniyor. En gelişmiş bulut ve yapay zekâ teknolojilerimizi ülkeye getirerek kurumların otonom yapay zekâ çağında gelişmelerini sağlamaya odaklanıyoruz.” dedi. 61 milyar ABD doları büyüklüğündeki kurumsal altyapı şirketi HPE ile dünyanın en değerli yapay zekâ çip üreticisi NVIDIA ise Altın Sponsor olarak organizasyona katılıyor. İki şirket, kurumsal altyapı ile hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini bir araya getirerek Türkiye ve bölgedeki kurumlara üretime hazır yapay zekâ çözümleri sunacak. Bunun yanı sıra fixcloud, Odoo, Sangfor, Redington ve Forcepoint; bulut teknolojileri, kurumsal kaynak planlama, siber güvenlik, katma değerli dağıtım ve ağ güvenliği alanlarında etkinliğe katkı sağlayacak. HPE Türkiye Genel Müdürü Yasemin Doğrul, “GITEX Ai Türkiye’de HPE ve NVIDIA’nın yapay zekâyı keşif aşamasından üretime taşıyan dönüşüme nasıl liderlik ettiğini göstermekten gurur duyuyoruz. Ortak çalışmalarımız, kurumların altyapı ile hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini sorunsuz biçimde bir araya getiren güvenli ve ölçeklenebilir yapay zekâ fabrikaları kurmalarını sağlıyor.” dedi. Türkiye’nin inovasyon ekosistemi yapay zekâ şampiyonlarına güç veriyor Türkiye’nin teknoloji alanındaki yükselişine yön veren girişimcilik enerjisi, en güçlü şekilde ülkenin startup ekosisteminde kendini gösteriyor. GITEX Ai Türkiye 2026, 20 ülkeden 100’ün üzerinde ve toplam 50 milyar ABD doları tutarında varlığı yöneten yatırımcıyı, Türkiye’nin teknoparklarında yetişen girişimlerle buluşturarak Türkiye’de geliştirilen ve küresel ölçekte büyüyen yeni nesil yapay zekâ şirketlerinin önünü açacak. Etkinliğe katılan önde gelen inovasyon merkezleri ve teknoparklar arasında Tech Talk Partners UMV ve İTÜ ARI Teknokent ile birlikte Teknopark Ankara, Antalya Teknokent, Giresun Teknopark, Medeniyet Teknopark ve YTÜ Yıldız Teknopark yer alıyor. Çok sayıda farklı inovasyon merkezi ve teknoparkın da katılımıyla etkinlik; girişimlerin, yatırımcıların, şirketlerin ve yenilikçilerin bağlantı kurabilecekleri ve büyüyebilecekleri güçlü bir platform oluşturacak. Giresun Teknopark Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Anıl Kaya, “Bölgesel teknoloji parkları, Türkiye’nin inovasyon ekosisteminin can damarıdır. Ar-Ge ve dijital dönüşümün yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmasını önleyerek teknolojiyi herkes için erişilebilir hâle getiriyorlar. Giresun Teknopark olarak yerel yetenek ve potansiyeli küresel değere dönüştüren bir hızlandırıcı görevi üstleniyoruz. GITEX Ai Türkiye ise girişimlerimizin dijital hizmetlerini küresel ölçekte büyütmelerine, uluslararası pazarlara, yatırımcılara ve stratejik iş ortaklarına doğrudan erişmelerine olanak sağlıyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Group, Büyüme Fırsatlarını Değerlendirerek İkinci Çeyrekte Gelir ve Kârlılığını Önemli Ölçüde Artırdı Haber

DHL Group, Büyüme Fırsatlarını Değerlendirerek İkinci Çeyrekte Gelir ve Kârlılığını Önemli Ölçüde Artırdı

2026 yılının ikinci çeyreğinde elde edilen olumlu kârlılık ivmesini yansıtan şekilde Grup, temmuz ayında ön sonuçların açıklanmasıyla birlikte 2026 mali yılı için faaliyet kârı (EBIT) öngörüsünü 6,5 milyar Euro’nun üzerine yükseltti (önceki öngörü: 6,2 milyar Euro’nun üzerinde). Gelir artışının temelinde DHL Express’te taşınan gönderi ağırlığındaki artış, uluslararası hava taşımacılığı pazarındaki kapasite kısıtları ve artan yakıt maliyetlerinin fiyatlara yansıtılması yer aldı. Disiplinli getiri/fiyatlama ve kapasite yönetiminin yanı sıra “Fit for Growth” programı kapsamında gerçekleştirilen yapısal maliyet iyileştirmeleri, kârlılık artışını destekledi. Giderek daha karmaşık hale gelen ortamda, küresel tedarik zincirlerinin güvenli ve verimli şekilde yönetilmesi daha da önemli hale geliyor. Jeopolitik gerilimler ve değişen ticaret akışlarıyla karşı karşıya kalan daha fazla şirket, tedarik zincirlerini yeniden yapılandırıyor ve dayanıklılık, esneklik ve güvenilirliğe odaklanıyor. DHL Group, küresel ölçekte entegre ağı ve yerel pazar uzmanlığı sayesinde müşterilerinin küresel ticaretteki değişimlere çevik şekilde yanıt vermelerine ve daha dayanıklı tedarik zincirleri oluşturmalarına destek oluyor. DHL Group CEO’su Tobias Meyer, “İkinci çeyrekte elde ettiğimiz güçlü gelir ve kârlılık performansı, stratejik adımlarımızın istikrarlı şekilde uygulanmasının sonuç verdiğini gösteriyor. Daha yüksek verimlilik ve üretkenlik, küresel ağımızın gücüyle birleşerek büyüme fırsatlarından yararlanmamızı ve gelir artışını daha güçlü bir kârlılık artışına dönüştürmemizi sağlıyor. Jeopolitik gerilimler ve değişen ticaret akışlarının şekillendirmeye devam ettiği bir ortamda müşterilerimiz, küresel varlığımızdan, yerel uzmanlığımızdan ve operasyonel esnekliğimizden faydalanıyor. Bu sayede tedarik zincirlerini değişen pazar koşullarına uyarlamalarına destek olurken, zorlu koşullarda dahi güvenilir lojistik hizmetleri sunmaya devam ediyoruz” dedi. Serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) ikinci çeyrekte 569 milyon Euro olarak gerçekleşti (2. çeyrek 2025: 329 milyon Euro). Güçlü işletme büyümesi ek bir işletme sermayesi çıkışına yol açarken, Haziran ayındaki nakit akışı ABD tarife önlemlerine (IEEPA) ilişkin iadelerden olumlu etkilendi. İlgili tutarlar müşterilere mümkün olan en kısa sürede aktarılıyor. Yılın ilk yarısında serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) 1,8 milyar Euro’ya yükseldi (1. yarıyıl 2025: 1,1 milyar Euro). Kontrol gücü olmayan paylar sonrası konsolide net kâr, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,9 artarak 1,0 milyar Euro’ya ulaştı. Hisse başına temel kazanç ise 2025'in ikinci çeyreğindeki 0,72 Euro’dan yüzde 26,9 artışla 0,91 Euro oldu. Sürdürülebilir Büyümeye Yönelik Yatırımlar DHL Group, ağının gücünü ve kalitesini artırmaya yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Yılın ilk yarısında edinilen varlıklara ilişkin sermaye harcamaları (capex), 1,3 milyar Euro olarak gerçekleşti ve önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 25 arttı. Böylece Grup, Strateji 2030’un uygulanmasını sürdürürken uzun vadeli büyümenin temelini güçlendiriyor. Değişen müşteri ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla şirket, dijitalleşme, otomasyon ve lojistik altyapısının modernizasyonuna yatırım yapmaya devam ediyor. Bu yatırımlar arasında küresel Express filosunun modernizasyonu, otomatik depolama ve ayrıştırma çözümleri ile kalite ve verimliliği daha da artırmak üzere tasarlanan dijital uygulamalar yer alıyor. Buna ek olarak DHL Group; Yaşam Bilimleri ve Sağlık, Yeni Enerji ve Veri Merkezi Lojistiği gibi stratejik büyüme alanlarındaki kapasitesini artırmaya devam ediyor. Örneğin Grup; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Singapur ve Güney Kore'deki Yaşam Bilimleri ve Sağlık ağını genişletiyor, Hollanda'da yeni bir batarya lojistiği merkezine yatırım yapıyor ve Asya-Pasifik bölgesinde de veri merkezi lojistiği yetkinliklerini güçlendiriyor. DHL Group bu yatırımlarla, özelleştirilmiş lojistik çözümlerine yönelik artan talebe yanıt verirken, hızlı büyüyen ve giderek daha karmaşık hale gelen sektörlerdeki müşterilerinin kritik tedarik zincirlerini güvenli, dayanıklı ve verimli bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. Öngörüler Yukarı Yönlü Revize Edildi; Hisse Geri Alım Programı Artırıldı ve Uzatıldı Yılın ilk yarısındaki güçlü iş performansını yansıtan şekilde DHL Group, 7 Temmuz tarihinde 2026 yılına ilişkin öngörülerini yukarı yönlü revize etti ve faaliyet kârının (EBIT) 6,5 milyar Euro’nun üzerinde gerçekleşmesini beklediğini açıkladı (önceki öngörü: 6,2 milyar Euro’nun üzerinde). DHL bölümlerinin EBIT’inin 5,9 milyar Euro’nun üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Post & Parcel Germany için 900 milyon Euro’nun üzerinde EBIT ve Grup Fonksiyonları için yaklaşık eksi 400 milyon Euro seviyesindeki öngörüler ise değişmedi. Grup ayrıca yaklaşık 3,0 milyar Euro serbest nakit akışı (birleşme ve satın almalar hariç) beklentisini teyit etti. Buna ek olarak Yönetim Kurulu, 2022 yılında başlatılan Grup hisse geri alım programının tutarını 500 milyon Euro artırarak 6,5 milyar Euro’ya kadar yükseltme ve programın süresini 2027 sonuna kadar uzatma kararı aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

58 Milyar ABD dolarlık Türkiye Teknoloji Pazarı Dünya Sahnesine Çıkıyor  Haber

58 Milyar ABD dolarlık Türkiye Teknoloji Pazarı Dünya Sahnesine Çıkıyor 

2026 yılında 38 milyar ABD doları değerinde olan ve 2031 yılına kadar 58 milyar ABD dolarına ulaşması öngörülen Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) pazarı, ülkeyi Avrasya’nın yükselen dijital ekonomisinin merkezine taşıyor. Milyarlarca dolarlık teknoloji yatırımları ve yapay zekâ alanında yetenek geliştirme planlarıyla ivme kazanan bu büyüme, Türkiye’yi yapay zekâ ve dijital inovasyonda yeni nesil bir sınır ötesi koridor olarak konumlandırıyor. Türkiye, dijital dönüşüm yol haritasını hızlandırarak bu yıl veri merkezi ve yapay zekâ yatırımlarına 3 milyar ABD doları ayırırken, yapay zekâ inovasyonlarını desteklemek ve 2030 yılına kadar 1 gigawatt veri merkezi kapasitesi oluşturmak amacıyla özel sektörden 10 milyar ABD doları kaynak sağlamayı hedefliyor. Bu büyük ölçekli yapay zekâ ve dijital ekosistem hedefi, kapsamlı bir yetenek programıyla da destekleniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2026’da Türkiye’nin Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesinin planlandığını açıkladı. Türkiye’nin girişim ekosistemi ise 2026’nın ilk çeyreğinde 559 milyon ABD doları yatırım çekerek geçen yılın aynı döneminin yedi katından fazla bir seviyeye ulaştı. Avrupa’nın en dinamik inovasyon kültürlerinden biri ve hızla gelişen teknoloji altyapısının desteklediği ekosistemde, 114 teknopark 13 binden fazla girişime ev sahipliği yaparken, ülkede 1.700’ün üzerinde Ar-Ge ve tasarım merkezi faaliyet gösteriyor. GITEX Ai Türkiye, Avrasya’nın yükselen yapay zekâ ivmesine güç katıyor Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında köprü oluşturan stratejik konumu, ülkenin küresel yapay zekâ ekonomisine açılan Avrasya kapısı olarak yükselişini hızlandırıyor. Bu yükseliş, Türkiye’nin en geniş uluslararası katılıma sahip yapay zekâ ve teknoloji etkinliği olan GITEX Ai Türkiye 2026’nın ilk kez düzenlenmesiyle yeni bir boyut kazanıyor. Etkinlik, 9–10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. İki gün sürecek etkinlik 300’ün üzerinde kurumsal şirket ve girişimin yanı sıra yatırımcıları, kamu karar vericilerini, uzman konuşmacıları ve dünyanın dört bir yanından binlerce teknoloji yöneticisini bir araya getirecek. GITEX Ai Türkiye 2026; sınır ötesi ortaklıkların, ileri üretim alanındaki iş birliklerinin, sermaye akışlarının ve yetenek ve bilgi paylaşımının önünü açarak Türkiye’nin yapay zekâ ekonomisinin geleceğinin şekillenmesine katkı sağlayacak. Dünyanın en büyük teknoloji ve yapay zekâ etkinlik ağının gücüyle GITEX Ai Türkiye, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın stratejik ortaklığında düzenleniyor. İlk kez gerçekleştirilecek bu önemli etkinlik, dünyanın en büyük teknoloji, yapay zekâ ve yatırım etkinlik ağı GITEX’in gücüyle hayata geçirilirken; organizasyonu, Dubai Dünya Ticaret Merkezi ile Informa’nın ortak girişimi olan ve GITEX etkinliklerini global ölçekte düzenleyen inD tarafından gerçekleştiriliyor. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, “Veri merkezi ve yapay zekâ altyapısına yönelik 3 milyar ABD dolarlık yatırım taahhüdümüzün yanı sıra özel sektörden harekete geçirilen 10 milyar ABD dolarlık kaynak, yatırımcıların Türkiye’yi güçlü bir yatırım merkezi olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Dijital dünyaya hâkim genç yetenek havuzumuz ve son derece hızlı büyüyen girişimcilik ekosistemimiz başlı başına güçlü bir değer önerisi sunuyor. GITEX Ai Türkiye ise bu ivmeyi küresel sahneye taşıyor ve biz de bu organizasyonu İstanbul’a kazandırmanın bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz.” dedi. GITEX CEO’su Trixie LohMirmand ise şunları söyledi: “Türkiye; kültürlerin, fikirlerin ve fırsatların geliştiği Doğu ile Batı arasında bir köprü konumunda. Dünyanın en büyük ve en güçlü bağlantılara sahip yapay zekâ ve teknoloji yatırımcıları ağını Türkiye’ye getirerek ülkeyi, yapay zekâ ve dijital mükemmeliyet alanında yeni nesil bir sınır ötesi koridora dönüştürüyoruz. GITEX Ai Türkiye, Türkiye ve Avrasya’nın dünyanın yapay zekâ geleceğini şekillendirmede güçlü bir aktör hâline geldiği bir geleceğin oluşmasına öncülük edecek.” Beş kıtadan uluslararası katılımcılar İstanbul’u tercih ediyor GITEX Ai Türkiye, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya’nın dijital gündemini şekillendiren sektörleri odağına alıyor: yapay zekâ, 5G ve telekomünikasyon, bulut teknolojileri ve bağlantı, siber güvenlik ve çift kullanımlı teknolojiler, veri merkezleri, e-ticaret, fintech, oyun, yeşil teknolojiler, sağlık teknolojileri, mobilite, kuantum bilişim ve akıllı üretim. Türkiye ve Avrasya’nın küresel yapay zekâ ekonomisindeki önemi, dünyanın farklı bölgelerinden etkinliğe katılan şirketlerle daha da güçleniyor. GITEX Ai Türkiye 2026’da Güney Amerika’dan Kolombiya ve Peru, Afrika’dan Nijerya ve Tunus, Orta Doğu’dan Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün, Avrupa’dan Polonya ve Portekiz ile Asya’dan Kore, Malezya, Pakistan ve Singapur’dan katılımcılar yer alıyor. Kesinleşen katılımcılar arasında yapay zekâ ekonomisine yön veren Google Cloud, HPE & NVIDIA, ASUS, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji devlerinin yanı sıra Türkiye’nin 16,5 milyar ABD doları değerindeki e-ticaret devi Trendyol ve ülkenin önde gelen yapay zekâ ve fintech platformu Andevos gibi bölgesel güçler bulunuyor. Türkiye’nin kamu sermayeli ve KOBİ bankacılığının önde gelen kurumlarından Halkbank da Platin Sponsor olarak Türkiye’nin teknoloji odaklı büyümesine destek veriyor. Google Cloud, HPE & NVIDIA, Türkiye ve bölge için üretime hazır yapay zekâ çözümlerine güç katıyor Google’ın etkinliğe Cloud Headline Partner olarak katılımı, şirketin 2025 yılında Turkcell ile iş birliği kapsamında Türkiye’de yeni bir Google Cloud bölgesi kurmak üzere 10 yıla yayılan 2 milyar ABD dolarlık yatırım planını açıklamasının ardından gerçekleşiyor. Turkcell ise 46 milyon aboneye hizmet veren Türkiye’nin 5G alanındaki öncü operatörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Google Cloud Türkiye Ülke Müdürü Alp Önder Güler, “GITEX Ai Türkiye 2026’ya katılımımız, Google Cloud’un Türkiye’ye yönelik uzun vadeli taahhüdünün önemli bir göstergesidir. Bu taahhüdümüz, Türkiye’de yeni bir Google Cloud bölgesi kurma planımızla da güçleniyor. En gelişmiş bulut ve yapay zekâ teknolojilerimizi ülkeye getirerek kurumların otonom yapay zekâ çağında gelişmelerini sağlamaya odaklanıyoruz.” dedi. 61 milyar ABD doları büyüklüğündeki kurumsal altyapı şirketi HPE ile dünyanın en değerli yapay zekâ çip üreticisi NVIDIA ise Altın Sponsor olarak organizasyona katılıyor. İki şirket, kurumsal altyapı ile hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini bir araya getirerek Türkiye ve bölgedeki kurumlara üretime hazır yapay zekâ çözümleri sunacak. Bunun yanı sıra fixcloud, Odoo, Sangfor, Redington ve Forcepoint; bulut teknolojileri, kurumsal kaynak planlama, siber güvenlik, katma değerli dağıtım ve ağ güvenliği alanlarında etkinliğe katkı sağlayacak. HPE Türkiye Genel Müdürü Yasemin Doğrul, “GITEX Ai Türkiye’de HPE ve NVIDIA’nın yapay zekâyı keşif aşamasından üretime taşıyan dönüşüme nasıl liderlik ettiğini göstermekten gurur duyuyoruz. Ortak çalışmalarımız, kurumların altyapı ile hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini sorunsuz biçimde bir araya getiren güvenli ve ölçeklenebilir yapay zekâ fabrikaları kurmalarını sağlıyor.” dedi.j Türkiye’nin inovasyon ekosistemi yapay zekâ şampiyonlarına güç veriyor Türkiye’nin teknoloji alanındaki yükselişine yön veren girişimcilik enerjisi, en güçlü şekilde ülkenin startup ekosisteminde kendini gösteriyor. GITEX Ai Türkiye 2026, 20 ülkeden 100’ün üzerinde ve toplam 50 milyar ABD doları tutarında varlığı yöneten yatırımcıyı, Türkiye’nin teknoparklarında yetişen girişimlerle buluşturarak Türkiye’de geliştirilen ve küresel ölçekte büyüyen yeni nesil yapay zekâ şirketlerinin önünü açacak. Etkinliğe katılan önde gelen inovasyon merkezleri ve teknoparklar arasında Tech Talk Partners UMV ve İTÜ ARI Teknokent ile birlikte Teknopark Ankara, Antalya Teknokent, Giresun Teknopark, Medeniyet Teknopark ve YTÜ Yıldız Teknopark yer alıyor. Çok sayıda farklı inovasyon merkezi ve teknoparkın da katılımıyla etkinlik; girişimlerin, yatırımcıların, şirketlerin ve yenilikçilerin bağlantı kurabilecekleri ve büyüyebilecekleri güçlü bir platform oluşturacak. Giresun Teknopark Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Anıl Kaya, “Bölgesel teknoloji parkları, Türkiye’nin inovasyon ekosisteminin can damarıdır. Ar-Ge ve dijital dönüşümün yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmasını önleyerek teknolojiyi herkes için erişilebilir hâle getiriyorlar. Giresun Teknopark olarak yerel yetenek ve potansiyeli küresel değere dönüştüren bir hızlandırıcı görevi üstleniyoruz. GITEX Ai Türkiye ise girişimlerimizin dijital hizmetlerini küresel ölçekte büyütmelerine, uluslararası pazarlara, yatırımcılara ve stratejik iş ortaklarına doğrudan erişmelerine olanak sağlıyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric’ten 800 VDC Veri Merkezlerinde Ark Parlaması Risk Araştırması Haber

Schneider Electric’ten 800 VDC Veri Merkezlerinde Ark Parlaması Risk Araştırması

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 800 VDC güç mimarilerinde ark parlaması riskinin nasıl değerlendirilebileceği ve yönetilebileceğine ilişkin pratik bir yol haritası sunan, alanında ilk niteliğindeki analizini yayımladı. Hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerinin tasarım yaklaşımlarından hareketle oluşturulan kullanım senaryolarına dayanan çalışma, farklı konfigürasyonlara sahip, gelişmekte olan iki 800 VDC mimarisini karşılaştırıyor. Bulgular, ark parlamasının etkilerinin mimariye, kapasitörlerin yerleşimine ve arıza giderme davranışına önemli ölçüde bağlı olduğunu gösteriyor. Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri, kapasitör etkisinin baskın olduğu en zorlu varsayımlarda dahi 800 VDC sistemlerde ark parlaması riskinin yönetilebilir olması. Çalışmaya göre risk seviyesi birçok durumda tipik AC sistemlerle karşılaştırılabilir düzeyde kalıyor. Gelişmiş yazılım ve dijital ikizlerden yararlanan daha kapsamlı modelleme yöntemleri de ark parlaması riskinin daha doğru biçimde ortaya konmasına yardımcı oluyor. Bulgular, yapay zekâ veri merkezlerinde daha yüksek güç yoğunluğuna sahip kabinleri desteklemek amacıyla 800 VDC mimarilerinin benimsenmeye başladığı kritik bir dönemde geliyor. NVIDIA’nın öncülüğünde, Schneider Electric gibi enerji teknolojileri şirketlerinin katkısıyla 800 VDC veri merkezi güç altyapısına geçiş, büyük ölçekli veri merkezleri ve AI Factory’lerin 400 kW ve üzerindeki IT kabinlerini desteklemesine olanak sağlayacak. Sektör daha yüksek güç yoğunluklarına doğru ilerlerken 800 VDC dağıtım, megawatt ölçeğindeki kabinlerin verimli biçimde enerjiyle beslenmesinde uygulanabilir bir çözüm olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte daha yüksek çalışma gerilimleri, arıza davranışının, koruma koordinasyonunun ve güvenli çalışma uygulamalarının daha iyi anlaşılmasını gerektiriyor. Schneider Electric Güvenli Güç ve Veri Merkezlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Manish Kumar, konuyla ilgili şunları söyledi: “800 VDC güç dağıtımı veri merkezi tasarımında önemli bir değişimi temsil ediyor ancak aynı zamanda kapsamlı biçimde incelenmesi gereken yeni güvenlik konularını da beraberinde getiriyor. Dünyanın önde gelen hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerinden bazılarıyla yürüttüğümüz çalışmalar, mühendislere ve güvenlik profesyonellerine ark parlaması risklerini değerlendirmek için ilk pratik çerçevelerden birini sunuyor. Bu yaklaşım arıza davranışını anlamak, güvenli çalışma uygulamalarını oluşturmak ve etkili koruma sistemleri tasarlamak için yapılandırılmış bir yöntem sağlıyor. Amacımız, sektörün daha yüksek gerilimli mimarilere güvenli ve emin adımlarla geçmesine yardımcı olmak.” Ark flaşı analizi AC veri merkezlerinde halihazırda standart bir uygulama olsa da dönüştürücü beslemeli 800 VDC sistemlerde çalışan personelin karşılaşabileceği elektriksel tehlikelerin yönetimine ilişkin sektör genelinde kabul edilmiş bir standart veya kılavuz henüz bulunmuyor. Bu nedenle yeni araştırma yalnızca ark parlaması tehlikelerinin değerlendirilmesi ve yönetilmesi açısından değil, 800 VDC sistemlerin mevcut güç sistemleriyle karşılaştırılabilir güvenlik seviyelerine ulaşmasını sağlamak açısından da önem taşıyor. Çalışma, mevcut standartların ark parlaması riskini olduğundan yüksek tahmin edebildiğini, Schneider Electric’in simülasyon analizlerinin ise gelişmiş yazılım ve dijital ikizlerin riski daha doğru modellediğini gösteriyor. İki farklı 800 VDC mimarisi değerlendirildi Schneider Electric’in çalışması, sektörde ortaya çıkan başlıca uygulama yaklaşımlarını temel alarak hem kabin hem de tesis seviyesindeki 800 VDC mimarilerine yönelik ilk pratik ark parlaması analizlerinden birini ortaya koyuyor. Analiz kapsamında standartlara dayalı yöntemler, geçici durum simülasyonları ve sistem seviyesinde modelleme değerlendirildi. Bulgular, mevcut ark parlaması analiz çerçevelerinin mimariyi ve zamana bağlı değişkenleri dikkate alacak şekilde kullanıldığında 800 VDC sistemlere uygulanabileceğini ve tasarım tercihlerinin sonuçlar üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Kabin seviyesindeki 800 VDC mimarileri: Muhafazakâr yöntem ve varsayımlarla gerçekleştirilen sidecar, diğer adıyla güç kabini, vaka çalışmasında, herhangi bir koruma cihazı bulunmadığı durumda dahi maruz kalınan enerji seviyesinin referans alınan 1,2 cal/cm² kişisel koruyucu ekipman eşiğinin oldukça altında kaldığı görüldü. Merkezi 800 VDC mimarileri: Tesis seviyesindeki vaka çalışması, yine muhafazakâr ve gerçek uygulamaları daha az yansıtan, aşırı akım korumasının bulunmadığı bir mimari ele alındığında maruz kalınan enerji seviyesinin kabin seviyesindeki tasarımlara kıyasla bir miktar daha yüksek olabileceğini gösteriyor. Analiz ayrıca sistem topolojisinin etkisini değerlendirerek ters akımı engelleyen diyotların hem yukarısında hem de aşağısında meydana gelen arızaların geri beslemeyi, tepe akımını ve ark parlaması sonuçlarını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor. Arıza katkısının standart koruma cihazlarıyla zaman açısından sınırlandırılması durumunda ark parlaması enerjisi, çalışma ortamları için uygun seviyelere düşüyor ve genel olarak yaygın AC mimarilerindeki seviyelerle uyumlu hale geliyor. 800 VDC mimarilerinde ark parlaması riskinin azaltılmasında tasarım ve koruma stratejileri önemli rol oynuyor. Araştırma, genel riskin düşük kaldığını ve birçok durumda tipik AC dağıtım sistemleriyle karşılaştırılabilir olduğunu gösteriyor. Standart koruma cihazları kullanıldığında da maruz kalınan enerji önemli eşiklerin altında tutulabiliyor. Araştırmada ayrıca şu sonuçlara ulaşıldı: Geçici durum davranışı önem taşıyor: 800 VDC sistemlerde ark parlaması etkisini zamana bağlı arıza akımları belirliyor. Bir olayın ilk milisaniyelerinde kapasitör deşarjı baskın rol oynuyor. Simülasyon doğruluğu artırıyor: Geçici durum simülasyonu ve güç sistemi analiz araçları gibi yazılımlar, DC sistemlerde kullanılan basitleştirilmiş ark parlaması analiz yöntemlerinin kapasitör etkisinin baskın olduğu sistemlerde riski çoğu zaman olduğundan yüksek tahmin ettiğini gösteriyor. İşletmeciler, ETAP gibi gelişmiş yazılım ve dijital ikizlerden yararlanarak koruma stratejilerini daha doğru veriler üzerine kurabiliyor ve ark parlaması riskini önemli ölçüde azaltabiliyor. Tasarım tercihleri riski azaltıyor: Ark parlaması sonuçlarını yalnızca DC dağıtım kullanılması değil, mimari ve sistem konfigürasyonu da belirliyor. Kapasitörlerin yerleşimi, ters akımı engelleyen bileşenler ve milisaniye ölçeğinde devreye giren koruma sistemleri, 800 VDC altyapılarının güvenli biçimde uygulanmasında kritik rol oynuyor. ETAP CEO’su Tanuj Khandelwal ise şunları söyledi: “Endüstri standartları ark parlaması ve elektrik güvenliği açısından vazgeçilmez olmaya devam ediyor. Ancak geleneksel yöntemler, karmaşık DC sistemlerin çalışma biçimini tam olarak yansıtmadıkları için gereğinden fazla muhafazakâr sonuçlar verebiliyor. Gerçek riski anlayabilmek için mühendislerin sistem topolojisini, arıza davranışını, koruma koordinasyonunu, dönüştürücü tepkilerini, anahtarlama mantığını ve aktif koruma sistemlerini birlikte değerlendirmesi gerekiyor. ETAP, ekiplerin 800 VDC sistemleri gerçek çalışma koşullarına uygun biçimde modellemesini ve doğrulamasını sağlayarak muhafazakâr varsayımlardan daha doğru, yapay zekâ destekli ve fizik temelli güvenlik ve operasyon kararlarına geçişi destekliyor.” Bu çalışma, Schneider Electric’in ark parlaması güvenlik testleri alanındaki onlarca yıllık deneyimini temel alırken şirketin, yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan yeni nesil yüksek yoğunluklu kabin sistemleri açısından kritik öneme sahip 800 VDC güç mimarilerine geçişi destekleme taahhüdünü de güçlendiriyor. Schneider Electric ayrıca 800 VDC sistemlerde bakım çalışmalarının güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesine yönelik, sistem çalışırken güç bileşenlerinin değiştirilebilmesini sağlayan “live swap” teknolojileri üzerinde kapsamlı testler gerçekleştirdi. Araştırmanın bulguları, “DC Arc Flash Analysis: A Practical Study on 800 VDC in Data Centers” başlıklı teknik dokümanda yayımlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.