Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Merkezleri

Kapsül Haber Ajansı - Veri Merkezleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Merkezleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Elektrik Talebi Hızla Artarken GE Vernova’nın HA Gaz Türbini Filosu 4 Milyon İşletme Saatini Geride Bıraktı Haber

Küresel Elektrik Talebi Hızla Artarken GE Vernova’nın HA Gaz Türbini Filosu 4 Milyon İşletme Saatini Geride Bıraktı

İlk HA ünitesinin 2016 yılında ticari işletmeye alınmasından bu yana filo, 21 ülkede faaliyet gösteren 128 üniteye ulaştı ve yaklaşık 74 gigavat (GW) elektrik üretim kapasitesi sağladı. Bu kapasite, ABD’de 55 milyondan fazla hanenin ihtiyacını karşılayacak miktarda elektrik üretimine denk geliyor. GE Vernova’nın HA gaz türbini filosu bugün, kendi sınıfında dünyanın en hızlı büyüyen filosu konumunda yer alıyor. Elde edilen bu sonuç, GE Vernova’nın HA servis hizmetlerindeki ivmesinin göstergesi niteliğinde. Günümüzde devreye alınan her yeni türbine, genellikle uzun vadeli bakım ve performans sözleşmeleri eşlik ediyor. Bu sözleşmeler ise GE Vernova’nın yüksek katma değerli servis hizmetleri portföyünün önümüzdeki yıllardaki büyümesine katkı sağlıyor. GE Vernova Güç Segmenti CEO’su Eric Gray, “4 milyon ticari işletme saatinin aşılması, HA filosunun performansının, güvenilirliğinin ve günümüz enerji ekosistemindeki öneminin güçlü bir göstergesi. Bu başarı, müşterilerimizin GE Vernova’nın HA teknolojisine duyduğu güveni ve bu teknolojinin dünya genelinde esnek elektrik üretimini desteklemedeki yerleşik rolünü yansıtıyor. Elektrik talebi artarken ve enerji güvenliği giderek ulusal güvenliğin bir unsuru olarak görülürken, müşteriler güvenilir, verimli ve daha esnek elektrik üretimi sağlayabilecek çözümlere yöneliyor. HA filomuz, bu ihtiyacın karşılanmasına bugün katkı sunarken, aynı zamanda zaman içinde daha düşük emisyonlu enerji sistemlerini destekleyecek şekilde gelişimini sürdürüyor.” dedi. HA Teknolojisine Yönelik Küresel Talep Artıyor GE Vernova’nın HA gaz türbinleri, küresel enerji sektöründe yaşlanan kömür yakıtlı üretim tesislerinin daha verimli, daha düşük emisyonlu ve esnek elektrik üretimiyle ikame edilmesini ve yenilenebilir enerji entegrasyonunun artırılmasını içeren temel bir dönüşüm süreci doğrultusunda geliştirildi. Elektrifikasyon, endüstriyel büyüme ve veri merkezleri ile yapay zekâ kaynaklı artan talebin dünya genelinde elektrik sistemleri üzerindeki baskıyı artırmasıyla, bu rol giderek daha önemli hale geliyor. Bu çerçevede, müşterilerin ölçeklenebilir, verimli çalışan ve şebeke güvenilirliğini destekleyen çözümlere öncelik vermesi, doğal gaz teknolojilerine yönelik güçlü talebi desteklemeye devam ediyor. Kurulu HA filosu büyümeyi sürdürürken, müşterilerin bu varlıkların yaşam döngüsü boyunca performansını, erişilebilirliğini ve operasyonel esnekliğini koruma ihtiyacı doğrultusunda GE Vernova için servis hizmetlerine yönelik fırsatlar da artıyor. Elektrik ihtiyacı artmaya devam ederken GE Vernova, geleceğe yönelik ihtiyaç duyulan kabiliyetleri güçlendirmek amacıyla Greenville ve Schenectady’deki tesisler dahil olmak üzere doğal gaz üretim ve servis ağı genelinde yatırımlarını sürdürüyor. GE Vernova’nın Doğal Gaz iş kolunda planladığı yaklaşık 300 milyon dolarlık yatırım, müşterilerinin güvenilir, verimli ve daha esnek elektrik üretimini büyük ölçekte hayata geçirmelerine destek olma taahhüdünü ortaya koyuyor. Bu yatırım, şirket genelinde benzeri görülmemiş müşteri talebini karşılamaya yönelik 700 milyon dolarlık yatırım planının bir parçasını oluşturuyor. Son dönemde kaydedilen başarılar, HA filosunun küresel ölçekte güçlenen ivmesini ortaya koyuyor. HA teknolojisi, 2025 yılında Duke Energy ile 20 gelişmiş HA gaz türbinini kapsayan ve bu yılın başında güncellenen çerçeve anlaşma dahil olmak üzere ABD’de rekor başarılar elde etti. Ayrıca, çok sayıda geleneksel enerji şirketi HA teknolojisi için birden fazla üniteyi kapsayan anlaşmalara imza attı. Geleneksel müşterilerin ötesinde, veri merkezlerinden kaynaklanan yeni bir enerji şirketi dışı müşteri profili de ortaya çıkıyor. Bu grup, toplam gaz türbini sözleşmelerinin yaklaşık yüzde 20’sini temsil eden hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerini ve diğer proje geliştiricilerini kapsıyor. Bir diğer önemli gelişme ise Türkiye’de kaydedildi. GE Vernova ve ENKA Power, ENKA’nın Kırklareli’deki 850 megavat (MW) kapasiteli Kırklareli Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin ticari işletmeye başladığını duyurdu. Tesis, Türkiye’de HA teknolojisiyle çalışan ilk santral olma özelliğini taşıyor ve GE Vernova’nın ülkedeki toplam kurulu doğal gaz gücünü 13,5 GW’a ulaştırıyor. Birleşik Krallık’ta ise GE Vernova, dünyanın karbon yakalama teknolojisiyle donatılmış ilk ticari ölçekli doğal gaz yakıtlı elektrik santrali olması beklenen NZT Power projesi için bir adet 9HA.02 gaz türbini tedarik ediyor. Projede inşaat aşamasına geçildi ve gaz türbininin bu yılın haziran ayında GE Vernova’nın Fransa Belfort’taki üretim merkezinden sevk edilmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PowerMatrix ile Akıllı ve Entegre Çözüm Haber

PowerMatrix ile Akıllı ve Entegre Çözüm

Sungrow, Çin’in Hefei kentinde düzenlenen Global Yenilenebilir Enerji Zirvesi’nde en yeni çözüm ve teknolojilerini dünya genelinden iş ortakları ve sektör temsilcileriyle paylaştı. Etkinlikte öne çıkan yenilikler arasında, fotovoltaik sistemler (PV) ile enerji depolama entegrasyonunu sistem seviyesinde yeniden tanımlayan yeni nesil PowerMatrix çözümü de yer aldı. Enerji sistemlerinin dinamik çalışma koşulları altında sistem stabilitesini korurken arz ve talebi dengeleme konusunda karşılaştığı zorluklara çözüm sunmak amacıyla geliştirilen PowerMatrix, çok portlu topoloji, yerleşik PV-depolama entegrasyonu, dağıtık kontrol, yeniden yapılandırılabilir enerji akışları ve kaynak seviyesinde şebeke oluşturma (grid-forming) olmak üzere beş temel inovasyon üzerine inşa edildi. Sistem; PV, depolama, şebeke ve yükleri, enerjinin gerçek zamanlı olarak yönlendirilebildiği, dengelenebildiği ve optimize edilebildiği birleşik, çok düğümlü bir enerji ağı altında bir araya getiriyor. Bu sistem seviyesindeki yeniden tasarım sayesinde sistem stabilitesi artırılırken maliyetler optimize ediliyor ve enerji zincirinin tamamında daha yüksek enerji verimliliği sağlanıyor. Farklı Uygulamalar İçin Ölçeklenebilir Çözüm Şebeke ölçekli projeler, ticari ve endüstriyel (C&I) uygulamalar, madencilik mikro şebekeleri ve yapay zekâ veri merkezleri gibi farklı kullanım alanları için tasarlanan PowerMatrix; farklı operasyonel ihtiyaçlara uyum sağlayabilen birleşik ve ölçeklenebilir bir enerji altyapısı sunarken hem şebekeye bağlı hem de şebekeden bağımsız senaryoları destekliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sungrow Başkan Yardımcısı ve Utility PV Invertör İş Birimi Başkanı Lee Zhang, “Yenilenebilir enerjinin baskın bir enerji kaynağı olarak büyümeye devam etmesiyle birlikte, enerji sistemleri güneş ve depolama teknolojilerinin koordinasyonu ve stabilitesine yönelik daha yüksek gereksinimler doğuruyor. PowerMatrix ile bağımsız ekipman entegrasyonundan derin koordinasyon sağlayan sistem tasarımına geçişi desteklemeyi hedefliyoruz. Böylece güneş ve depolama çözümlerinin geleceğin enerji sistemlerinde akıllı bir merkez olarak konumlanmasını sağlamayı ve yenilenebilir enerjiyi istikrarlı ve güvenilir bir güç kaynağı haline getirmeyi amaçlıyoruz.” Stabilitenin Yeniden Tanımı: Dengelemeye Dayalı Sistemlerden Yerleşik Stabiliteye PowerMatrix, koordineli çok düğümlü çalışma yapısı sayesinde stabil ve kesintisiz enerji arzı sağlıyor. Sistem; yüksek PV DC/AC oranlarını, yüksek ESS kapasitesini ve yıllık yaklaşık 3.000 saat tam yük çalışma süresini destekliyor. Operasyon sırasında sistem; çoklu enerji akış yolları ve dinamik yeniden yapılandırma sayesinde dinamik koşullar altında kesintisiz enerji akışı sağlarken, düğüm seviyesindeki arıza izolasyonu sayesinde etkilenmeyen birimlerin çalışmaya devam etmesine imkân tanıyor. Alt dizi seviyesinde her bir birim, hem şebekeye bağlı hem de ada modunda çalışmayı destekleyen, şebeke oluşturma (grid-forming) kabiliyetine sahip bağımsız bir güneş + depolama sistemi olarak görev yapıyor. Sistem, 10 ms gerilim stabilizasyonu ve 5 ms atalet yanıtı dâhil olmak üzere milisaniye seviyesinde tepki süresi sunarak sistem dayanıklılığını ve toparlanma performansını önemli ölçüde artırıyor. Maliyette Yeni Yaklaşım: Sistem Seviyesinde Maliyet Optimizasyonu PowerMatrix, yalnızca ekipman bazlı maliyet azaltımının ötesine geçerek sistem genelinde maliyet optimizasyonu sağlıyor. Daha önce farklı cihaz ve sistem katmanlarına dağıtılmış fonksiyonları tek bir yapı altında toplayarak sistem karmaşıklığını ve mühendislik gereksinimlerini azaltıyor. Aynı zamanda daha esnek kapasite artışı ve proje yaşam döngüsü boyunca maliyet optimizasyonu imkânı sunuyor. Çin’de 1 GW şebeke bağlantı kapasitesi, 8 GWh kurulu depolama kapasitesi ve yıllık 3.000 saat tam yük çalışma süresi üzerinden tasarlanan referans bir projede, geleneksel AC bağlantılı mimariye kıyasla yaklaşık 120 milyon dolar toplam yatırım maliyeti (CAPEX) tasarrufu sağlanıyor. Bu tasarruf; trafo merkezi ve iletim kabloları, depolama ekipmanları, PV ekipmanları ve diğer sistem bileşenlerinde elde ediliyor. Yatırım perspektifinden bakıldığında ise kademeli kurulum ve ölçeklenebilir genişleme sayesinde kapasite, proje ihtiyaçlarına paralel olarak artırılabiliyor. Bu da başlangıç yatırım yükünü azaltarak yatırımın talep ve proje gelişimiyle daha uyumlu ilerlemesini sağlıyor. Verimlilikte Yeni Seviye: Uçtan Uca Enerji Optimizasyonu PowerMatrix, enerji zincirinin tamamında verimliliği artırıyor: PV tarafı: MW başına 28 MPPT’ye kadar destek sunan yüksek yoğunluklu MPPT mimarisi sayesinde gölgeleme, yön farklılıkları ve modül yaşlanmasına bağlı uyumsuzluk kayıpları azaltılarak toplam enerji üretimi artırılıyor.Depolama tarafı: Hücreden santrale SOC dengeleme ile kullanılabilir enerji kapasitesi yaklaşık %8 oranında artırılıyor.Dönüşüm ve iletim: PV’den depolamaya doğrudan şarj ile çok aşamalı enerji dönüşümü azaltılarak enerji transfer verimliliği %5’e kadar artırılıyor. Ayrıca kaynak seviyesinde şebeke oluşturma kabiliyeti, daha yüksek yenilenebilir enerji penetrasyonunu desteklerken kesinti (curtailment) oranlarını düşürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Dönüşümü Bölgesel Farklılıklarla Şekilleniyor Haber

Enerji Dönüşümü Bölgesel Farklılıklarla Şekilleniyor

Raporda, yapay zekadan ziyade gelişmekte olan ülkelerdeki sanayileşme ve soğutma ihtiyacının bu artışı tetikleyebileceği belirtilirken; fosil yakıtların en iyimser senaryoda dahi küresel enerji arzının yarısından fazlasını oluşturmaya devam edeceği öngörülüyor. İSTANBUL 18 Mayıs 2026 – Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company, enerji ve hammadde piyasalarının geleceğine ışık tutan geleneksel raporunun en güncel versiyonu olan “Küresel Enerji ve Malzeme Görünümü 2026” raporunu yayımladı. Rapor, jeopolitik gerilimler, iklim hedefleri ve ekonomik gerçekler arasında sıkışan küresel enerji sisteminin 2040 yılına kadar izleyebileceği üç ana senaryoyu mercek altına alıyor. Bain & Company’nin tescilli ekonomik modelleme yeteneği Intersect℠ kullanılarak hazırlanan çalışma, enerji talebinin GSYİH ve nüfus artışına paralel olarak artmaya devam edeceğini, ancak bu talebin karşılanma şeklinin bölgelere ve politikalara göre keskin farklılıklar göstereceğini ortaya koyuyor. Raporun öne çıkan temel bulguları şöyle sıralanıyor: Elektrik Talebinde Patlama: Tüm senaryolar gözönüne alındığında küresel elektrik talebinin 2040 yılına kadar %40 ile %70 arasında artma ihtimali düşünülüyor. Popüler inanışın aksine, bu artışın en büyük kaynağı sadece yapay zeka veya veri merkezleri değil; gelişmekte olan ülkelerdeki soğutma (klima) ihtiyacı ve sanayi sektöründeki büyüme olacak. Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de elektrik tüketimi 2025 yılında bir önceki yıla göre %2,1 artış gösterdi. Türkiye’de sanayileşme, kentleşme ve elektrifikasyon eğilimlerinin devam etmesiyle birlikte elektrik talebindeki artışın önümüzdeki dönemde de sürmesi bekleniyor. Bu büyüme; özellikle iletim ve dağıtım altyapısı yatırımları ile enerji ekipmanları tedarik zincirlerinde yeni kapasite ihtiyaçlarını beraberinde getiriyor. Fosil Yakıtların Direnci: Yenilenebilir enerjinin yükselişine rağmen, fosil yakıtlar küresel enerji arzında önemli bir pay tutmaya devam ediyor. En iyimser düşük karbon senaryosunda bile fosil yakıtların payı 2040’ta ancak %52’ye geriliyor; mevcut dinamiklerin sürdüğü senaryoda ise bu oran %72 seviyesinde kalıyor. Türkiye açısından bakıldığında ise enerji arz güvenliğinde kaynak çeşitliliği kritik rol oynamayı sürdürüyor. Doğal gaz tedarikinde farklı kaynak ve güzergâhların kullanılması maliyet avantajı ve sistem esnekliği sağlarken, yerli hidrokarbon arama ve üretim faaliyetleri de enerji bağımsızlığı hedefi açısından stratejik önem taşıyor. Küresel Isınma Riski: Rapor, dünya genelindeki koordinasyon seviyesine bağlı olarak 2100 yılına kadar ısınmanın farklı senaryolar üzerinden 2,1°C ile 2,9°C arasında gerçekleşebileceğini öngörüyor. Bu durum, şirketlerin yalnızca karbon azaltımına değil, aynı zamanda iklim değişikliğine karşı “dayanıklılık” (resilience) stratejilerine de ciddi sermaye ayırması gerektiğini gösteriyor. Kritik Madenler ve Arz Güvenliği: Temiz enerji teknolojileri için vazgeçilmez olan lityum, bakır ve kobalt gibi kritik minerallerin coğrafi yoğunluğu, tedarik zincirlerini ulusal güvenlik ve ticaret politikalarının odak noktası haline getiriyor. 2030'dan sonra batarya talebinin hızlanmasıyla bu alanda ciddi arz açıkları oluşabilir. Elektrifikasyonun hız kazanmasıyla birlikte kritik madenlere yönelik küresel rekabet artarken, Türkiye açısından da bu alandaki araştırma, işleme ve tedarik kapasitesinin geliştirilmesi stratejik önem taşıyor. Özellikle enerji dönüşümünün gerektirdiği alt değer zincirlerinde dışa bağımlılığın azaltılması, uzun vadeli enerji güvenliği ve sanayi rekabetçiliği açısından öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Çin’in Liderliği: Çin, dünyanın en büyük sera gazı salımcısı olmaya devam etse de aynı zamanda küresel enerji dönüşümünün en güçlü motoru konumunda. 2040 yılına kadar küresel güneş ve rüzgar enerjisi üretiminin %30’undan fazlasının tek başına Çin tarafından gerçekleştirilmesi bekleniyor. “Kararlılıkla Hareket Etme Zamanı” Bain & Company yetkilileri, yöneticilerin belirsizlik karşısında felç olmaması gerektiğini belirterek, her senaryoda geçerli olan “pişmanlık yaratmayacak hamlelere” (no-regrets moves) odaklanılmasını tavsiye ediyor. Rapora göre; yerel pazarları derinlemesine anlamak, adaptasyon kabiliyetini artırmak ve operasyonel dayanıklılığı inşa etmek, geleceğin enerji ekonomisinde kazananları belirleyecek. Global düzeyde tüm bunlara ilave olarak rüzgâr ve güneş enerjisi üretiminin değişkenliğinin arttığı bir ortamda, nükleer enerji, arz güvenliğini ve elektrik sisteminin istikrarını sağlayan temel unsurları arasında yer alıyor. Onur Candar: “Yöneticilerin operasyonel dayanıklılığa odaklanması gerekiyor” Bain & Company Türkiye Yönteici Ortağı Onur Candar raporla ilgili değerlendirmesinde, fosil yakıtların dirençli yapısı ve kritik madenlerin arz güvenliği gibi değişkenler karşısında Türkiye’de de yöneticilerin 'pişmanlık yaratmayacak hamlelere' ve operasyonel dayanıklılığa odaklanması gerektiğini belirtti. Candar değerlendirmesine şöyle devam etti: “Türkiye enerji dönüşümünde artık yeni bir faza geçmiş durumda. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlı büyümesi önemli bir başarı göstergesi olsa da, bundan sonraki dönemde şebeke esnekliği, depolama teknolojileri, iletim ve dağıtım altyapısı gibi alanlara yapılacak yatırımlar belirleyici olacak. Elektrik talebindeki büyüme yalnızca üretim kapasitesi ihtiyacını değil, aynı zamanda enerji ekipmanları ve kritik madenler dahil olmak üzere tüm değer zincirinde yeni yatırım gereksinimlerini beraberinde getiriyor. Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından kaynak çeşitliliğini koruması, yerli kaynak geliştirme faaliyetlerini sürdürmesi ve enerji dönüşümünün kritik halkalarında dışa bağımlılığı azaltması büyük önem taşıyor. Bugün şirketler için en büyük risk, belirsizliğin getirdiği karar alma güçlüğüdür.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow, Yeni Nesil Enerji Teknolojilerini Global Yenilenebilir Enerji Zirvesi’nde Tanıttı Haber

Sungrow, Yeni Nesil Enerji Teknolojilerini Global Yenilenebilir Enerji Zirvesi’nde Tanıttı

PV invertör ve enerji depolama sistemleri (ESS) alanında dünyanın önde gelen temiz enerji çözümleri sağlayıcılarından Sungrow, giderek karmaşıklaşan enerji sistemlerine yönelik geliştirdiği şebeke oluşturma (grid-forming) ve senaryo odaklı yeni teknolojilerini tanıttı. Sungrow’un Çin’in Hefei kentindeki genel merkezinde düzenlenen üçüncü Global Yenilenebilir Enerji Zirvesi (GRES) kapsamında tanıtılan çözümler; büyük ölçekli PV-ESS entegrasyonu, yapay zekâ veri merkezleri, yeşil hidrojen, elektrikli araç şarj altyapısı ve mikro şebekeler gibi geniş bir uygulama alanını kapsıyor. Gelişmiş enerji çözümlerinin; düşük maliyetli üretim için çoklu enerji entegrasyonuna, güç stabilitesi için sistematik şebeke oluşturma teknolojilerine ve farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan esnek tasarımlara dayanması gerektiğini belirten Sungrow Başkan Yardımcısı Jack Gu, “PV ve enerji depolamayı derinlemesine entegre ederek düşük maliyetli yeşil enerji sunuyoruz. Her bir ışını enerjiye, her bir enerjiyi değere dönüştürerek tüm enerji zinciri boyunca maksimum fayda yaratıyoruz” dedi. Zirve, 500’den fazla katılımcıyı bir araya getirirken; teknik raporlar ve saha uygulamalarına dayanan vaka analizleriyle desteklendi. GRES kapsamında Sungrow, 11 GWh’nin üzerinde yeni siparişi kapsayan stratejik proje anlaşmaları imzaladığını, bunun 2 GWh’den fazlasının Avrupa’da gerçekleştiğini duyurdu. Büyük Ölçekli Şebeke Oluşturma Çözümleri Zirvede PV, rüzgâr ve enerji depolama sistemlerini kapsayan şebeke oluşturma (grid-forming) çözümlerini tanıtan Sungrow, artan yenilenebilir enerji kapasitesiyle birlikte karmaşıklaşan sistemleri daha stabil ve verimli hale getiriyor. Etkinlikte TÜV tarafından doğrulanan ve büyük pazarlardaki şebeke gereksinimleriyle uyumlu 14 farklı senaryoyu kapsayan dünyanın ilk büyük ölçekli grid-forming ekstrem testi de sergilendi. Testler, kapsamlı bir enerji sisteminin yarım dakika içinde blackstart (sıfırdan devreye alma) kabiliyetine sahip olduğunu ortaya koydu. Şirket ayrıca şebeke oluşturma özelliklerine sahip 7.14 MW kapasiteli şebeke ölçekli enerji depolama sistemi PowerTitan 3.0’ı tanıttı. Sistem, 1 GWh’lik bir projenin 12 gün içinde devreye alınmasına imkân tanıyor. Tüm Senaryoları Kapsayan Enerji Uygulamaları Sungrow’un zirvede tanıttığı çözümler arasında yapay zekâ veri merkezleri (AIDC), yeşil hidrojen, PV-ESS-EV entegre elektrikli araç şarj ve madencilik mikro şebekeleri yer alıyor. Yapay zekâ veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacına yanıt olarak şebekeden çipe (grid-to-chip) uzanan uçtan uca enerji yaklaşımını tanıtan Sungrow, veri merkezlerine özel geliştirilen, alan ihtiyacını azaltırken verimliliği artıran SST çözümü ile şebeke oluşturma yetkinliğine sahip ESS çözümlerini bu yıl pazara sunmayı planlıyor. Yeşil hidrojen tarafında rüzgâr ve güneş enerjisine dayalı şebekeden bağımsız üretim ve modüler anahtar teslim çözümlerini; elektrikli araç şarjında PV-ESS-EV entegre çözümünü; madencilikte ise farklı ölçeklere uyarlanabilen mikro şebeke çözümlerini tanıtarak farklı sektörlere yönelik kapsamlı portföyünü ortaya koydu. PowerMatrix: Yenilenebilir Enerji Çağı için Güç Sistemlerine Yeni Bir Yaklaşım Sungrow, zirvede PowerMatrix çözümü ve Matrix Inverter’ı da tanıttı. Bu teknoloji; PV, enerji depolama sistemleri ve yükleri tek bir yapı altında bir araya getirerek enerjinin gerçek zamanlı olarak yönlendirilmesini, dengelenmesini ve optimize edilmesini sağlıyor. Çok portlu yapı, entegre PV-depolama mimarisi, dağıtık kontrol ve yeniden yapılandırılabilir enerji akışları üzerine kurulu sistem, kaynak seviyesinde şebeke oluşturma yetkinliğiyle öne çıkıyor. Güçlü küresel varlığı ve inovasyondaki deneyimiyle Sungrow, PV invertör alanında dünyanın önde gelen üreticileri arasında yer alıyor. Şirket, 2025 yılında 143 GW invertör sevkiyatı ve 43 GWh enerji depolama teslimatı gerçekleştirdi. Sungrow, farklı ihtiyaçlara uyum sağlayan ve sahada kendini kanıtlamış çözümleriyle küresel enerji dönüşümünü hızlandırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yanmar, Japonya’da Veri Merkezleri İçin Yeni Acil Güç Sistemi Fabrikası Kuracak Haber

Yanmar, Japonya’da Veri Merkezleri İçin Yeni Acil Güç Sistemi Fabrikası Kuracak

Şirket, Kitakyushu şehriyle 7 Nisan 2026 tarihinde tesis alanı anlaşması imzaladı. Yeni fabrikanın 2028 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. Tesis, Yanmar Energy System’in üretim iştiraki olan Yanmar Energy System Manufacturing için ana üretim merkezlerinden biri olacak. Veri Merkezleri İçin Kritik Üretim Hamlesi Yanmar, özellikle veri merkezleri, fabrikalar, hastaneler ve büyük ölçekli tesislerde kullanılan acil durum güç jeneratörlerine olan talebin hızla arttığını belirtiyor. Kesintisiz enerji ihtiyacının kritik hale geldiği dijital dönüşüm çağında, bu yatırımın şirketin küresel tedarik kapasitesini güçlendirmesi bekleniyor. GY175 Serisi Genişliyor Şirket, Ekim 2025’te veri merkezleri ve benzeri tesisler için GY175 Serisi büyük kapasiteli acil güç üretim sistemini tanıtmıştı. Yanmar’ın planına göre ürün gamı şu şekilde genişleyecek: 2.000 kVA sınıfı mevcut modellerle devam edecek 3.000 kVA sınıfı modeller 2026 mali yılından itibaren eklenecek 4.000 kVA sınıfı modeller ise 2028 mali yılından itibaren sunulacak Kitakyushu Neden Seçildi? Yeni fabrika için Kitakyushu’nun seçilmesinde kentin gelişmiş üretim altyapısı öne çıktı. Kara, deniz ve hava lojistiğine uygun konumu, güçlü tedarikçi ağı ve yenilenebilir enerji sektöründeki büyüme, yatırım kararında etkili oldu. Yeni Fabrika Detayları Tesis adı Kitakyushu Factory Konum Koyomachi, Wakamatsu Ward, Kitakyushu City, Fukuoka, Japonya Alan 62.000 metrekare Planlanan açılış 2028 Karbon Nötr Hedeflerine Katkı Sağlayacak Yeni tesisin ilerleyen dönemde yalnızca acil güç sistemleri değil, aynı zamanda karbon nötrlüğüne katkı sağlayacak enerji sistemi ekipmanları da üretmesi bekleniyor. Böylece Kitakyushu fabrikası, Yanmar’ın enerji sistemleri alanındaki stratejik üretim merkezlerinden biri haline gelecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Özellikle Pandemiden Sonra Çözüm Ülkesi Oldu Haber

Türkiye Özellikle Pandemiden Sonra Çözüm Ülkesi Oldu

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. Zirvenin ikinci paneli, “Küresel Ticarette Yeni Dengeler ve Türkiye İçin Yol Haritası” başlığıyla düzenlendi. Şölen’in sponsor olduğu panelin moderatörlüğünü yapan LC Waikiki Mağazacılık Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Berna Akyüz Öğüt, küresel gelişmelerden bahsederek bunların Türkiye ekonomisine etkilerine değindi. Şölen İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Erdoğan Çoban, son dönemde artan maliyet baskılarına ve küresel tedarik zincirindeki kırılmalara dikkat çekti. Kakao fiyatlarının son iki yılda yaklaşık beş kat arttığını belirten Çoban, “En büyük hammaddemiz olan kakaoyu 2 bin pound seviyesinden 10 bin pound seviyesine almak zorunda kaldık. Bu, bizim gibi büyük üreticiler için ciddi bir maliyet şoku anlamına geliyor. Ancak bu süreci etkin şekilde yönetiyoruz. Bu tablo, gıda güvenliği açısından küresel tedarik zincirlerinin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu net şekilde ortaya koyuyor.” dedi. Her sektörün kendine özgü zorlukları bulunduğunu vurgulayan Çoban, Türkiye’nin bu yeni dönemde öne çıkan üç temel avantajına işaret etti. Türkiye’nin lojistik açıdan stratejik bir konumda bulunduğunu belirten Çoban, Asya’dan Avrupa ve Afrika’ya sevkiyat sürelerinin 30-45 günlerden krizlerle birlikte 2-3 aya kadar uzadığını, buna karşın Türkiye’den aynı pazarlara 2-3 gün içinde erişim sağlanabildiğini ifade etti. Güvenilirliğin de en az maliyet kadar kritik hale geldiğini vurgulayan Çoban, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar ve jeopolitik konumu sayesinde bu alanda güçlü bir pozisyona sahip olduğunu dile getirdi. Gıda arz güvenliği konusunda ise Türkiye’nin stratejik bir partner olabileceğini belirten Çoban, artan korumacılık eğilimleri ve iklim değişikliğinin yarattığı risklerin bu alanı daha da kritik hale getirdiğini söyledi. Türkiye’nin bu süreçte bölge ülkeleriyle stratejik gıda anlaşmaları geliştirmesi gerektiğine dikkati çeken Çoban, şunları kaydetti: “Türk şirketleri küresel krizler karşısında o kadar kuvvetli ki bunun gerçekten ben çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Hem coğrafyanıza hem de yakın coğrafyaya bakarsak. Bu avantajı kullanmalıyız. Çünkü Türkiye, özellikle pandemiden sonra bakarsak, çözüm ülkesi oldu. Yani Türkiye, en büyük krizlerin normale çeviren bir ülke pozisyonuna giriyor. Biz de Şölen olarak, Türkiye'nin stratejik pozisyonunun bizim avantajımız olduğunu düşünüyorum.” “Talep artışı düşük emisyon kaynaklarıyla karşılanmalı” SHELL Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, jeopolitik gerginliklere değinerek 70’lerden bu yana böyle bir dönem yaşanmadığını söyledi. Erdem, şöyle konuştu: “Hemen hemen her ülkenin ekonomisine yansır bir durum söz konusu oldu. Enerjiyi farklı kaynaklardan almaya çalıştıkları için fiyatlarda yükselme oldu. Dünyanın en büyük petrol üretim, refinaj sistemleri var. Orada çalışanların da güvenliğinin sağlanması lazım. Savaşın insani boyutu var. Buradan üretilen ürünlerin dünyaya ulaştırılması lazım. Başka kaynaklardaki üretimlerin artırılması, rotaların değiştirilmesi gibi yollar uygulanabilir. Bunlar kısmi çare oldu ama çok da etkili olmadı. Ateşkesin devamı ve belki de sonra kalıcı barışın sağlanmasıyla körfezden geçen serbest bir yapıya kavuşması olabilir. Yenilebilir enerji kaynaklarına erişimin hızlı olmadığını da görüyoruz. Bildiğimiz bir şey var. Talep artışı devam edecek. Bizim bunu daha az emisyon kaynaklarıyla karşılamamız lazım.” “Küresel ticaret kuralları yeniden yazılıyor” Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural ise değerlendirmesinde, son yıllarda küresel ölçekte ardı ardına yaşanan kırılmalara işaret etti. Pandemi sürecinin ardından yeni bir ekonomik düzene geçildiğini belirten Kural, mevcut savaş ortamının da bu dönüşümü derinleştirdiğini anlattı. Küresel ticaret kurallarının yeniden yazıldığına dikkati çeken Kural, dayanıklı tüketim sektörünün bu değişimi doğrudan hissettiğini vurguladı. Faaliyet gösterilen ülkelerde yerel regülasyonların sık sık değiştiğini, bu yerel etkilerin küresel ticarete doğrudan yansıdığını belirten Kural, pandemi döneminde yaşanan talep patlaması ve arz sıkıntılarının ardından talebin normalleşmeye başladığını ancak bu sürecin savaşın etkileriyle yeniden sekteye uğradığını dile getirdi. Cem Kural, geçmişte rekabetin Kore ve Japonya merkezli konuşulurken bugün Çin eksenine kaydığını belirterek, rekabetin dinamik yapısının devam edeceğini vurguladı. Kural, bu süreçte asıl belirleyici unsurun globalleşme ile birlikte operasyonel mükemmelliğin sağlanması olduğunu ifade ederek, yapay zeka destekli verimlilik artışlarının tüm değer zincirine entegre edilmesinin kritik hale geldiğini sözlerine ekledi. “Bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı 2026’da 6,15 trilyona ulaşabilir” Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, teknolojinin günlük yaşamla giderek daha fazla entegre hale geldiğini vurgulayarak, küresel bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) pazarının mevcut durumu ve büyüme dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Büyümenin ana itici güçlerinin veri merkezleri, yapay zekâ odaklı yazılımlar ve servisler olduğunu belirten Hantaloğlu, 2025 yılında küresel BİT pazarının yüzde 10 büyüyerek 5,5 trilyon dolara ulaştığını, 2026 yılında ise yüzde 11’lik büyümeyle 6,15 trilyon dolara çıkmasının beklendiğini ifade etti. Türkiye özelinde bilgi teknolojileri tarafında güçlü bir ivme yakalandığını vurgulayan Hantaloğlu, iletişim segmenti hariç tutulduğunda pazarın son 4-5 yılda yaklaşık iki kat büyüyerek 10 milyar dolardan 23 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirtti. Bilgi ve iletişim teknolojileri toplam pazar büyüklüğünün ise 2025 yılı için henüz resmi olarak açıklanmadığını, ancak kendi öngörüsünün yaklaşık 40 milyar dolar seviyesinde olduğu bilgisini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya’da Üst Düzey Atama Haber

Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya’da Üst Düzey Atama

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, Türkiye ve Orta Asya bölgesindeki stratejik liderlik kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Şirket bünyesindeki 18 yıllık kariyeri boyunca, Türkiye ve Orta Doğu ve Afrika bölgesi bağlantılı farklı coğrafyalarda, Proje Yönetimi, Servisler, Satış, Pazarlama ve Operasyonel Liderlik gibi pek çok kilit rolde bulunan Bihter Gönenli, Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya bölgesine Güvenli Güç ve Veri Merkezleri İş Birimi Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Nisan 2024’ten bu yana yürüttüğü Orta Asya Ülke Direktörlüğü (Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan) görevinde güçlü iş birlikleri inşa eden Gönenli, yeni görevinde bölgenin hızla büyüyen kritik güç sistemleri, veri merkezi ve yapay zekâ altyapısı ekosistemindeki stratejik büyüme hedefine liderlik edecek. Gönenli, Schneider Electric kariyeri öncesinde ve sırasında edindiği proje geliştirme, proje yönetimi, servisler, satış, dijital enerji ve bölgesel yönetim tecrübesiyle, Güvenli Güç iş biriminin bölgedeki varlığını güçlendirmeye odaklanacak. ### Schneider Electric Hakkında Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, endüstrilerin, işletmelerin ve yaşam alanlarının elektrifikasyon, otomasyon ve dijitalleşme yoluyla daha verimli ve sürdürülebilir çalışmasını sağlar. Schneider Electric teknolojileri; binaları, veri merkezlerini, fabrikaları, altyapıları ve enerji şebekelerini açık ve birbirleriyle entegre ekosistemlere dönüştürerek performansı, dayanıklılığı ve sürdürülebilirliği güçlendirir. Akıllı cihazlardan yazılım tabanlı mimarilere, yapay zekâ destekli sistemlerden dijital servislere ve uzman danışmanlığına uzanan geniş portföyüyle Schneider Electric, 100’den fazla ülkede 160.000 çalışanı ve 1 milyon iş ortağıyla faaliyet göstermektedir. Schneider Electric, dünyanın en sürdürülebilir şirketleri arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.