Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Olgunluğu

Kapsül Haber Ajansı - Veri Olgunluğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Olgunluğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

UN Global Compact Türkiye, Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı ile Şirketleri ve Tedarikçilerini Sürdürülebilirlik Dönüşümünde Buluşturuyor! Haber

UN Global Compact Türkiye, Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı ile Şirketleri ve Tedarikçilerini Sürdürülebilirlik Dönüşümünde Buluşturuyor!

Tedarik zincirleri; iklim değişikliği ve kaynak kullanımından çalışma koşulları ve insan haklarına, iş etiğinden sorumlu iş uygulamalarına kadar pek çok sürdürülebilirlik başlığının yönetilmesinde kritik bir rol oynuyor. UN Global Compact verilerine göre şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) etkilerinin yaklaşık üçte ikisi (%67) tedarikçileriyle bağlantılı. Bu durum, sürdürülebilirlik performansının şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Öte yandan iklim değişikliği kaynaklı tedarik zinciri riskleri, değişen ulusal ve uluslararası düzenlemeler, yatırımcı ve müşteri beklentileri ile küresel değer zincirlerindeki dönüşüm; tedarik zinciri yönetimini şirketler açısından stratejik bir risk, uyum ve rekabetçilik alanına dönüştürüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi, Türkiye iş dünyasında sürdürülebilirlik alanında önemli bir ilerleme kaydedilirken, değer zinciri uygulamalarının önümüzdeki dönemin temel gelişim alanlarından biri olduğuna işaret ediyor. Bulgular, şirketlerin kendi operasyonların kaydettiği ilerlemenin değer zincirlerine taşınması, tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Şirketler ve Tedarikçilerle Birlikte Sürdürülebilir Dönüşüm Bu ihtiyaçtan hareketle UN Global Compact Türkiye tarafından MEXT iş birliğinde ve Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımını değer zincirleri boyunca yaygınlaştırmasını, tedarikçilerin ise ÇSY alanlarındaki performanslarını ölçmesini ve geliştirmesini hedefliyor. UN Global Compact Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki küresel uzmanlığı ve çok paydaşlı yapısının sunduğu iş birliği olanakları, şirketlerin tedarik zincirlerindeki dönüşümünü hızlandırmalarına katkı sağlayacak. Program sayesinde katılımcı şirketler, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirlik performansını ölçme ve karşılaştırmalı olarak analiz etme, tedarikçilerinin gelişim alanlarını belirleyerek kapasite gelişimlerini destekleme ve sürdürülebilirlik düzenlemelerine uyum ile risk yönetimi süreçlerini güçlendirme imkânı bulacak. Şirketler ayrıca iyi uygulama örneklerine erişerek deneyimlerini paylaşabilecek ve sürdürülebilirlik hedeflerini tedarik zincirleri boyunca yaygınlaştırabilecek. Programa dahil edilen tedarikçiler ise sürdürülebilirlik olgunluk düzeylerini ölçerek gelişim alanlarını belirleyebilecek; çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki bilgi ve uygulama kapasitelerini artırabilecek. Program, tedarikçilerin ulusal ve uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyumunu güçlendirmenin yanı sıra birebir ihtiyaç analizi ve aksiyon planı geliştirme desteği de sunacak. Öz Değerlendirmeden Aksiyon Planına Uzanan Gelişim Süreci Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı; öz değerlendirme, eğitim, uzman oturumları, deneyim paylaşımı, ihtiyaç analizi ve aksiyon planı hazırlama desteği gibi farklı bileşenlerden oluşuyor. Programın başlangıcında tedarikçiler, Sürdürülebilirlik Öz Değerlendirme Aracı’nı kullanarak mevcut durumlarını ve öncelikli gelişim alanlarını belirleyecek. Ardından çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki çevrim içi eğitimlere ve uzman oturumlarına katılacak. Katılımcı şirketler ise tedarik zincirlerindeki mevcut durumu analiz ederek risk ve fırsatlarını daha iyi yönetebilecek. Deneyim paylaşımı atölyelerinde iyi uygulamaları, ortak zorlukları ve çözüm yaklaşımlarını ele alacak. Programın ikinci fazında, tedarikçilere yönelik birebir ihtiyaç analizleriyle öncelikli gelişim alanları belirlenecek ve bu alanlara yönelik aksiyon planı geliştirme desteği sunulacak. Böylece öz değerlendirme ile başlayan gelişim sürecinin, tedarikçilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen somut ve uygulanabilir adımlara dönüştürülmesi hedefleniyor. “Dönüşümü birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor” UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik dönüşümünün şirketler ve tedarikçiler arasında ortak bir gelişim yaklaşımı gerektirdiğini vurguladı: “Küresel ekonomide sürdürülebilirlik gündeminin odağı şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı bir alan olmaktan çıktı. Bugün küresel ticaretin yaklaşık %80’i tedarik zincirleri üzerinden gerçekleşiyor. Dünya genelindeki işletmelerin %90’ını oluşturan KOBİ’ler ise toplam istihdamın yaklaşık yarısını sağlıyor ve gelişmekte olan ekonomilerde GSYH’nin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Değer zincirindeki dolaylı emisyonları kapsayan Kapsam 3 emisyonları, şirketlerin karbon ayak izinin %70 ila %90’ını oluşturabiliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir dönüşüm KOBİ’lerin ve değer zincirlerinin dönüşümü olmadan mümkün görünmüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nde de KOBİ’lerin veri olgunluğu, bütçe kısıtları ve uzman insan kaynağı eksikliği nedeniyle sürdürülebilirlik dönüşümünde yapısal zorluklarla karşılaştığını görüyoruz. Sürdürülebilir dönüşümün hız kazanması için şirketlerin tedarikçilerini yalnızca beklentiler ve yükümlülükler çerçevesinde yönlendirmesi değil, ihtiyaç duydukları bilgi, araç ve kapasite gelişimiyle desteklemesi kritik önem taşıyor. Öte yandan tedarik zincirlerinin çok katmanlı yapısı, tedarikçiler arasında farklılaşan sürdürülebilirlik kapasitesi ve veri eksiklikleri, şirketlerin değer zincirlerindeki riskleri görünür kılmasını ve dönüşümü tedarikçilerine yaymasını zorlaştırıyor. UN Global Compact Türkiye olarak sürdürülebilirlik alanındaki uzmanlığımız, deneyimimiz ve farklı paydaşları ortak hedefler etrafında bir araya getiren yapımızla şirketlerin ve tedarikçilerinin bu dönüşüm yolculuğunda birlikte ilerlemelerine destek oluyoruz.” Başvurular 3 Kasım’a Kadar Devam Edecek Farklı sektör ve büyüklükteki şirketlerin katılımına açık olan Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı kapsamında şirketler, sürdürülebilirlik gelişimini desteklemek istedikleri tedarikçilerini programa dahil edebilecek. Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı’na son başvuru tarihi 3 Kasım 2026. Program hakkında detaylı bilgi ve başvuru için: https://www.globalcompactturkiye.org/surdurulebilir-tedarik-zinciri-programi Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı Haber

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı İçin Başvurular Başladı

Tedarik zincirleri; iklim değişikliği ve kaynak kullanımından çalışma koşulları ve insan haklarına, iş etiğinden sorumlu iş uygulamalarına kadar pek çok sürdürülebilirlik başlığının yönetilmesinde kritik bir rol oynuyor. UN Global Compact verilerine göre şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) etkilerinin yaklaşık üçte ikisi (%67) tedarikçileriyle bağlantılı. Bu durum, sürdürülebilirlik performansının şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Öte yandan iklim değişikliği kaynaklı tedarik zinciri riskleri, değişen ulusal ve uluslararası düzenlemeler, yatırımcı ve müşteri beklentileri ile küresel değer zincirlerindeki dönüşüm; tedarik zinciri yönetimini şirketler açısından stratejik bir risk, uyum ve rekabetçilik alanına dönüştürüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi, Türkiye iş dünyasında sürdürülebilirlik alanında önemli bir ilerleme kaydedilirken, değer zinciri uygulamalarının önümüzdeki dönemin temel gelişim alanlarından biri olduğuna işaret ediyor. Bulgular, şirketlerin kendi operasyonların kaydettiği ilerlemenin değer zincirlerine taşınması, tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Şirketler ve Tedarikçilerle Birlikte Sürdürülebilir Dönüşüm Bu ihtiyaçtan hareketle UN Global Compact Türkiye tarafından MEXT iş birliğinde ve Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı şirketlerin sürdürülebilirlik yaklaşımını değer zincirleri boyunca yaygınlaştırmasını, tedarikçilerin ise ÇSY alanlarındaki performanslarını ölçmesini ve geliştirmesini hedefliyor. UN Global Compact Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki küresel uzmanlığı ve çok paydaşlı yapısının sunduğu iş birliği olanakları, şirketlerin tedarik zincirlerindeki dönüşümünü hızlandırmalarına katkı sağlayacak. Program sayesinde katılımcı şirketler, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirlik performansını ölçme ve karşılaştırmalı olarak analiz etme, tedarikçilerinin gelişim alanlarını belirleyerek kapasite gelişimlerini destekleme ve sürdürülebilirlik düzenlemelerine uyum ile risk yönetimi süreçlerini güçlendirme imkânı bulacak. Şirketler ayrıca iyi uygulama örneklerine erişerek deneyimlerini paylaşabilecek ve sürdürülebilirlik hedeflerini tedarik zincirleri boyunca yaygınlaştırabilecek. Programa dahil edilen tedarikçiler ise sürdürülebilirlik olgunluk düzeylerini ölçerek gelişim alanlarını belirleyebilecek; çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki bilgi ve uygulama kapasitelerini artırabilecek. Program, tedarikçilerin ulusal ve uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına uyumunu güçlendirmenin yanı sıra birebir ihtiyaç analizi ve aksiyon planı geliştirme desteği de sunacak. Öz Değerlendirmeden Aksiyon Planına Uzanan Gelişim Süreci Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı; öz değerlendirme, eğitim, uzman oturumları, deneyim paylaşımı, ihtiyaç analizi ve aksiyon planı hazırlama desteği gibi farklı bileşenlerden oluşuyor. Programın başlangıcında tedarikçiler, Sürdürülebilirlik Öz Değerlendirme Aracı’nı kullanarak mevcut durumlarını ve öncelikli gelişim alanlarını belirleyecek. Ardından çevresel, sosyal ve yönetişim konularındaki çevrim içi eğitimlere ve uzman oturumlarına katılacak. Katılımcı şirketler ise tedarik zincirlerindeki mevcut durumu analiz ederek risk ve fırsatlarını daha iyi yönetebilecek. Deneyim paylaşımı atölyelerinde iyi uygulamaları, ortak zorlukları ve çözüm yaklaşımlarını ele alacak. Programın ikinci fazında, tedarikçilere yönelik birebir ihtiyaç analizleriyle öncelikli gelişim alanları belirlenecek ve bu alanlara yönelik aksiyon planı geliştirme desteği sunulacak. Böylece öz değerlendirme ile başlayan gelişim sürecinin, tedarikçilerin ihtiyaçlarına göre şekillenen somut ve uygulanabilir adımlara dönüştürülmesi hedefleniyor. “Dönüşümü birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor” UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk, tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik dönüşümünün şirketler ve tedarikçiler arasında ortak bir gelişim yaklaşımı gerektirdiğini vurguladı: “Küresel ekonomide sürdürülebilirlik gündeminin odağı şirketlerin kendi operasyonlarıyla sınırlı bir alan olmaktan çıktı. Bugün küresel ticaretin yaklaşık %80’i tedarik zincirleri üzerinden gerçekleşiyor. Dünya genelindeki işletmelerin %90’ını oluşturan KOBİ’ler ise toplam istihdamın yaklaşık yarısını sağlıyor ve gelişmekte olan ekonomilerde GSYH’nin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Değer zincirindeki dolaylı emisyonları kapsayan Kapsam 3 emisyonları, şirketlerin karbon ayak izinin %70 ila %90’ını oluşturabiliyor. Dolayısıyla sürdürülebilir dönüşüm KOBİ’lerin ve değer zincirlerinin dönüşümü olmadan mümkün görünmüyor. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nde de KOBİ’lerin veri olgunluğu, bütçe kısıtları ve uzman insan kaynağı eksikliği nedeniyle sürdürülebilirlik dönüşümünde yapısal zorluklarla karşılaştığını görüyoruz. Sürdürülebilir dönüşümün hız kazanması için şirketlerin tedarikçilerini yalnızca beklentiler ve yükümlülükler çerçevesinde yönlendirmesi değil, ihtiyaç duydukları bilgi, araç ve kapasite gelişimiyle desteklemesi kritik önem taşıyor. Öte yandan tedarik zincirlerinin çok katmanlı yapısı, tedarikçiler arasında farklılaşan sürdürülebilirlik kapasitesi ve veri eksiklikleri, şirketlerin değer zincirlerindeki riskleri görünür kılmasını ve dönüşümü tedarikçilerine yaymasını zorlaştırıyor. UN Global Compact Türkiye olarak sürdürülebilirlik alanındaki uzmanlığımız, deneyimimiz ve farklı paydaşları ortak hedefler etrafında bir araya getiren yapımızla şirketlerin ve tedarikçilerinin bu dönüşüm yolculuğunda birlikte ilerlemelerine destek oluyoruz.” Başvurular 3 Kasım’a Kadar Devam Edecek Farklı sektör ve büyüklükteki şirketlerin katılımına açık olan Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı kapsamında şirketler, sürdürülebilirlik gelişimini desteklemek istedikleri tedarikçilerini programa dahil edebilecek. Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Programı’na son başvuru tarihi 3 Kasım 2026. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans Haber

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans

Risk ve insan sermayesi alanlarında global deneyimi ve yerel uzmanlığıyla 120’den fazla ülkede faaliyet gösteren Aon’un 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması yayımlandı. Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen 62 farklı coğrafyadan 2.361 adet üst düzey yönetici ve insan kaynakları profesyonelinin, Türkiye’den de 62 katılımcının dahil olduğu araştırmanın Türkiye sonuçları, küresel kıyaslamada dikkat çekici veriler sunuyor. Araştırma, yapay zeka çağında Türkiye’nin “Çalışan değer önerisi” ve “İK veri olgunluğu” gibi kritik göstergelerde yüksek performans sergilediğini ve dünya ortalamasını geride bırakarak güçlü bir rekabet avantajı elde ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye, Yapay Zeka Dönüşümünde Güçlü Potansiyel Sergiliyor Araştırmaya göre Türkiye’de katılımcıların yüzde 50’si kurumlarının “İK veri olgunluğunu” ileri seviyede bulurken “çalışan değer önerisini” güçlü bulanların oranı yüzde 33’e ulaşıyor. Araştırma sonuçları, alışan değer önerisinde yüzde 33 ile yüzde 19’luk küresel oranın üstüne çıkan Türkiye’nin yapay zeka dönüşümünde önemli bir avantaja sahip olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma, yapay zeka çağında başarının algoritmaların gücünden çok, bu teknolojiyi yöneten insan kaynağının niteliğine bağlı olacağını gösteriyor. Veriler, Türk şirketlerinin teknoloji yatırımlarının yanında insan ve veri odaklı dönüşüme yatırım yaparak yapay zeka çağında sürdürülebilir büyüme sağlayabileceğine işaret ediyor. Araştırmaya göre Türkiye’de şirketlerin yüzde 33'ü yapay zeka yetkinliklerine sahip çalışanları işe alma ve elde tutma konusunda başarılı. Katılımcıların yüzde 93’ü yapay zekanın yeni fırsatlar yaratacağını ve yeni beceriler gerektirdiğini düşünürken, yüzde 86’sı otomasyonun bazı görevleri dönüştüreceğini ancak mevcut rollerin büyük ölçüde varlığını koruyacağını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 34’ü ise yapay zekanın kendi alanlarında önemli ölçüde iş kaybına neden olabileceğini ifade ediyor. Yapay zeka dönüşümünün hız kazandığı Türkiye'de, çalışanların yeni becerilerle donatılması ve eğitim yatırımlarının artırılması, geleceğin rekabet avantajını şekillendirecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Geleceğin Kazananları Teknolojiyi İnsanla Buluşturanlar Olacak Aon Türkiye Sağlık ve Yan Haklar Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "Türkiye’de şirketler yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir başarı için teknolojiyi insanla buluşturmak gerekiyor. Araştırma sonuçları bize gösteriyor ki geleceğin kazanan şirketleri yalnızca yapay zekaya yatırım yapanlar değil; çalışanlarını yeni becerilerle donatan, sürekli öğrenme kültürünü güçlendiren ve veri odaklı insan yönetimini benimseyen kurumlar olacak. Yapay zeka yetkinliği, yetenek dönüşümü ve çalışan deneyimi önümüzdeki dönemde rekabet avantajının temel belirleyicileri arasında yer alacak. Türkiye'nin insan kaynağı ve veri yönetimi alanındaki güçlü performansı, bu konuda önemli bir avantaj sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir rekabet gücüne dönüşebilmesi için çalışanların yeni becerilerle desteklenmesi ve sürekli öğrenme kültürünün güçlendirilmesi gerekiyor.” Türkiye Hibrit Çalışmada Dünya Ortalamasının 7 Puan Üzerinde Araştırma, hibrit çalışma modelinde yüzde 60 olan küresel ortalamayı 7 puan aşarak yüzde 67 ile belirgin bir şekilde öne çıkan Türkiye’nin esnek çalışma kültürüne daha hızlı uyum sağladığını da ortaya koyuyor. Buna karşılık, uzaktan ve esnek çalışma modelleri Türkiye’de yüzde 4 seviyesinde kalırken, küresel ortalamada bu oran yüzde 6 olarak görülüyor. Ofisten çalışma oranları ise Türkiye’de yüzde 26, küresel ölçekte yüzde 27 ile neredeyse birebir örtüşüyor; bu da çalışanların ofise dönüş eğiliminde Türkiye’nin dünya ortalamasıyla aynı çizgide ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’de Çalışanların Önceliği Kişiselleştirilmiş Yan Haklar ve Aile Destekleri Türkiye’de çalışanların yüzde 72’si kişiselleştirilebilir yan hakları çok önemli bulduğunu belirtirken, bu imkanı sunan işverenlerin oranı yalnızca yüzde 26’da kalıyor. Benzer şekilde, çalışanların yüzde 85’i kurumlarının wellbeing (çalışan esenliği) stratejilerinin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünse de liderlik ekibinin çalışan esenliğini görünür ve güçlü biçimde sahiplendiğine inananların oranı yüzde 20’de kalıyor. Araştırma, çalışanların beklentileri ile kurumların sunduğu destekler arasında bazı alanlarda önemli bir fark bulunduğunu da gösteriyor. Türkiye’de katılımcıların yüzde 39’u iklim değişikliği ve hava koşullarının çalışan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik herhangi bir yatırım yapılmadığını belirtirken, çalışanların en fazla destek beklediği konular arasında çocuk bakımı, kadın sağlığı, aile kurma ve doğurganlık süreçleri ile finansal eğitim ve danışmanlık hizmetleri yer alıyor. İş Dünyasında Yeni Dönemin Anahtarı: Adaptasyon ve Dijital Yetkinlikler Araştırmaya göre, önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler “adaptasyon ve değişim yönetimi”, “liderlik ve insan yönetimi” ile “dijital yetkinlik ve teknoloji adaptasyonu” olarak öne çıkıyor. Araştırma, yapay zeka çağında rekabet avantajının yalnızca teknolojinin gücüyle değil, bu teknolojiyi etkin şekilde yöneten ve değer yaratan insan kaynağıyla şekilleneceğini ortaya koyuyor. İş dünyası teknoloji yatırımlarını hızlandırmış olsa da araştırmadan çıkan veriler, sürdürülebilir başarının çalışanların yapay zeka becerileriyle donatılması, liderlik kapasitesinin güçlendirilmesi ve veri odaklı insan yönetiminin geliştirilmesiyle mümkün olacağını gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.