Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Temelli

Kapsül Haber Ajansı - Veri Temelli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Temelli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ajans haberi mi özgün içerik mi? Haber

Ajans haberi mi özgün içerik mi?

Bir editör masasında bu soru teorik değildir. Yayın akışı sıkıştığında, SEO takvimi beklediğinde ve gündem hızlandığında karar nettir: ajans haberi mi özgün içerik mi? Asıl mesele hangisinin “daha iyi” olduğu değil, hangi ihtiyaca hangi içerik tipinin daha doğru cevap verdiğidir. Dijital yayıncılıkta hız, güven, görünürlük ve marka kimliği aynı anda yönetilmek zorundadır. Bu yüzden bu tercih, sadece editoryal değil, aynı zamanda operasyonel ve stratejik bir karardır. Ajans haberi mi özgün içerik mi sorusu neden bu kadar kritik? Dijital gazeteler, sektörel yayınlar, kurum blogları ve haber portalları artık yalnızca içerik üretmiyor. Aynı zamanda görünürlük, güven ve düzenli trafik inşa ediyor. Bu tabloda ajans haberi, gündemi yakalama ve yayın akışını besleme açısından güçlü bir araçtır. Özgün içerik ise yayın kimliğini belirler, uzmanlık sinyali üretir ve uzun vadeli değer yaratır. Sorun şu ki iki format da tek başına bütün ihtiyacı karşılamaz. Sadece ajans içeriğine yaslanan bir yayın hızlı olabilir ama zamanla benzeşir. Sadece özgün içerikle ilerleyen bir yapı ise güçlü bir marka sesi kurabilir ama haber temposunda zorlanabilir. Özellikle ekonomi, teknoloji, enerji, savunma, lojistik ve sürdürülebilirlik gibi hızla değişen alanlarda bu denge daha da önem kazanır. Ajans haberi ne sağlar, nerede sınırlı kalır? Ajans haberi, editoryal akışın omurgasını kurar. Hızlıdır, düzenlidir ve çoğu zaman standart bir profesyonellik düzeyi sunar. Gün içinde çok sayıda gelişmenin takip edilmesi gereken yayınlarda bu ciddi bir avantajdır. Editör, sıfırdan haber kurgulamak yerine doğrulanmış ve yayına hazır bir metinle çalışır. Bu da insan kaynağı baskısını azaltır. Bir diğer avantaj ölçeklenebilirliktir. Özellikle çok kategorili yayın yapan platformlar için ajans akışı, ekonomiyle birlikte teknolojiyi, enerjiyle birlikte tarımı veya savunma sanayiini aynı gün içinde besleyebilir. Bu yapı, hem trafik sürekliliği hem de yayın disiplini açısından değerlidir. Ancak ajans haberinin doğal sınırı farklılaşma problemidir. Aynı metin veya benzer çerçeve çok sayıda mecrada yer aldığında, yayınınızın ayırt edici sesi zayıflar. Arama motoru görünürlüğü açısından da bu durum her zaman ideal değildir. Çünkü haberin varlığı tek başına yetmez; hangi perspektifle sunulduğu da önemlidir. Bir başka sınırlı alan ise bağlamdır. Ajans haberi çoğu zaman gelişmeyi aktarır, fakat o gelişmenin sektör içindeki etkisini, yatırımcının ne anlaması gerektiğini ya da kurumların hangi sonucu çıkarması gerektiğini her zaman derinleştirmez. Karar verici okur için eksik kalan yer genellikle burasıdır. Özgün içerik ne kazandırır? Özgün içerik, yayıncının editoryal imzasıdır. Haber analizi, özel dosya, röportaj, sektör yorumu, veri temelli değerlendirme veya açıklayıcı içerik gibi formatlarla üretilen metinler, yalnızca bilgi vermekle kalmaz; anlam da üretir. Bu, özellikle profesyonel hedef kitle için kritik bir farktır. Özgün bir içerik, markaya uzmanlık alanı tanımlar. Okur zamanla hangi yayın kuruluşunun hangi konuda daha derinlikli konuştuğunu bilir. Savunma sanayiinde tedarik zinciri etkileri, yapay zekada regülasyon riski, enerjide yatırım eğilimleri veya tarımda verimlilik dönüşümü gibi başlıklarda özgün içerik, yayın organını sadece haber veren değil, sektör okuması yapan bir aktöre dönüştürür. SEO açısından da özgün içerik genellikle daha güçlü bir alan açar. Çünkü aynı konuyu herkes yazsa bile soruyu farklı kuran, daha iyi yapılandıran ve daha net bir fayda sunan içerik öne çıkabilir. Üstelik bu tür içerikler sadece günü kurtarmaz, zaman içinde arama talebi toplamaya devam eder. Bununla birlikte özgün içerik daha fazla kaynak ister. Muhabirlik, editörlük, konu bilgisi, araştırma süresi ve bazen uzman görüşü gerekir. Eğer yayın planı gerçekçi kurulmamışsa, kalite hızın gerisinde kalabilir. Özgünlük iddiası taşıyan ama veri, kaynak ve editoryal netlik üretmeyen içerikler de beklenen etkiyi vermez. Ajans haberi mi özgün içerik mi: Kararı ne belirler? Bu kararın ilk ölçütü yayın amacıdır. Eğer hedefiniz gündemi boş bırakmamak, kategori akışını korumak ve okuyucuya düzenli bilgi sunmaksa ajans haberi güçlü bir çözümdür. Eğer hedefiniz belirli sektörlerde otorite kurmak, organik görünürlük toplamak ve marka sesi inşa etmekse özgün içerik vazgeçilmezdir. İkinci ölçüt ekip yapısıdır. Küçük veya orta ölçekli dijital yayınlarda her haberi özgün üretmek çoğu zaman sürdürülebilir değildir. Bu noktada ajans desteği operasyonel verim sağlar. Buna karşılık uzman editörleri ve niş odakları olan yayınlar için özgün içerik, rekabet avantajını büyüten ana varlık olabilir. Üçüncü ölçüt hedef kitledir. Genel okuyucu çoğu zaman gelişmenin ne olduğunu öğrenmek ister. Profesyonel okuyucu ise bunun kendisi için ne anlama geldiğini görmek ister. Yönetici, yatırımcı, kurumsal iletişim uzmanı ya da sektör takipçisi için bağlam, hız kadar değerlidir. Bu nedenle B2B odaklı yayınlarda özgün yorum katmanı daha kritik hale gelir. En doğru model çoğu zaman hibrit yapı Pratikte en verimli yaklaşım, ajans haberi ile özgün içeriği karşı karşıya koymak değil, işlevlerine göre birlikte kullanmaktır. Ajans akışı gündemi taşır. Özgün içerik ise o gündemin içinden stratejik değeri yüksek başlıkları seçer ve derinleştirir. Örneğin enerji sektöründe yeni bir yatırım haberi ajans formatıyla hızla yayına alınabilir. Ardından bunun bölgesel rekabet, tedarik zinciri, teşvik yapısı veya sürdürülebilirlik hedefleri üzerindeki etkisi özgün bir analizle işlenebilir. Aynı yöntem savunma, lojistik, tarım teknolojileri veya yapay zeka haberlerinde de çalışır. Bu model editoryal ekonomi açısından da mantıklıdır. Her konuya yüksek maliyetli özgün dosya üretmek yerine, yüksek potansiyelli başlıkları seçip derinleştirmek kaynak verimliliği sağlar. Böylece yayın hem canlı kalır hem de ayırt edici olur. Hangi içerik hangi durumda öne çıkar? Son dakika gelişmeleri, kurumsal açıklamalar, rutin sektör hareketleri ve yoğun gündem dönemleri için ajans haberi daha işlevseldir. Çünkü burada hız ve standart doğruluk ön plandadır. Özellikle çok sayıda kategoriye aynı anda yayın yapan mecralarda bu yapı operasyonel rahatlık sağlar. Buna karşılık arka plan gerektiren konularda özgün içerik öne çıkar. Düzenleyici değişikliklerin etkisi, yatırım trendlerinin okuması, yönetici röportajları, pazar kırılımları, teknoloji dönüşümünün sonuçları ve geleceğe dönük senaryolar gibi başlıklarda okuyucu hazır metinden fazlasını bekler. Kurumsal itibar yönetimi açısından da fark belirgindir. Eğer bir kurum ya da yayın, alanında düşünsel ağırlık kurmak istiyorsa yalnızca haber akışı yeterli olmaz. Otorite, seçilen konu başlıkları ve bu başlıklara getirilen özgün yaklaşım üzerinden inşa edilir. Editoryal kalite için ince ayar şart Ajans içeriği kullanılıyor diye editoryal katkıdan vazgeçilmemelidir. Başlık kurgusu, spot seçimi, kategori eşleştirmesi ve gerekirse kısa bağlam ekleri metnin performansını ciddi biçimde etkiler. Aynı şekilde özgün içerik üretiliyor diye gereksiz uzunluk ya da yorum kalabalığı da avantaj değildir. Profesyonel okur netlik ister. Burada önemli olan, her içerik tipinin kendi işini iyi yapmasıdır. Ajans haberi güvenilir, temiz ve hızlı olmalı. Özgün içerik ise gerçekten yeni bir bakış sunmalı. Sadece cümleleri değiştirmek özgünlük değildir; özgünlük, konuya değer katan editoryal akıldır. Bu noktada telifsiz ve ücretsiz ajans akışları, özellikle dijital yayıncılar için güçlü bir kaldıraç olabilir. Doğru kullanıldığında editoryal takvimi rahatlatır, yayın sürekliliğini korur ve ekibe stratejik dosyalara odaklanma alanı açar. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel yoğunluğu yüksek platformların farkı da burada ortaya çıkar: yalnızca haber hacmi değil, iş dünyası açısından anlamlı başlık üretme kapasitesi. Bugün doğru soru sadece ajans haberi mi özgün içerik mi değildir. Daha doğru soru şudur: Yayınınız hangi alanlarda hızla, hangi alanlarda derinlikle kazanacak? Bu ayrımı net yaptığınızda içerik stratejiniz de daha sağlam, daha verimli ve daha görünür hale gelir. Çünkü güçlü yayıncılık, tek bir formatı seçmekten çok, doğru içeriği doğru amaç için kullanma disiplinidir.

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık  Haber

Bulutistan ve Enlighty’den Veri Temelli Karar Almaya Stratejik Ortaklık 

Gerçekleştirilen iş birliğiyle markaların dijital dünyada üretilen veriyi güvenli ve ölçeklenebilir bir altyapı üzerinde gerçek zamanlı, derinlemesine ve aksiyona dönüştürülebilir içgörülere çevirebilmesi hedefleniyor. Enlighty’nin gelişmiş analitik yetkinliği ile Bulutistan’ın kurumsal seviyede güvenlik ve yüksek erişilebilirlik sunan altyapısı sayesinde, yalnızca veriyi işleyen değil; veriden anlam ve stratejik yön üreten bir yapı inşa ediliyor. Bu yapı, yapay zekâ destekli içgörü üretimini güçlendirirken, kurumların sürdürülebilir büyüme hedeflerini güvenli ve sağlam bir teknoloji altyapısı üzerinde hayata geçirmesine olanak tanıyor. Ayrıca markalar; gerçek zamanlı marka sağlığı ölçümü yapabilecek, 17 farklı duygu boyutunda tüketici algısını analiz edebilecek, tüketici yolculuğunu detaylı biçimde haritalayabilecek ve trend tahminiyle erken sinyalleri yakalayabilecek. Agentic AI mekanizması ise elde edilen bulguları somut stratejik önerilere dönüştürecek. Tüm süreç, KVKK ve uluslararası veri güvenliği standartlarına tam uyumlu bir mimari üzerinde sunularak kurumlara analizden öte öngörü ve karar desteği sağlayan bir sistem sunacak. Bu iş birliğindeki en temel unsur, yalnızca teknik bir barındırma (hosting) hizmeti sunması değil; stratejik bir büyüme ortaklığı modeli olarak tasarlanmış olması. Bulutistan ile kurulan yapı sayesinde platformun arka planında çalışan altyapı; güvenlik, regülasyon uyumu ve uzun vadeli ölçeklenebilirlik açısından kurumsal standartlarda konumlanıyor. Bu kapsamda veri mimarisi hem KVKK hem de uluslararası regülasyonlara uyumlu şekilde yapılandırılırken, yerel ve global pazarlara uygun veri lokasyonu çözümleriyle destekleniyor. Kurumsal güvenlik, operasyonel süreklilik ve sürdürülebilirlik perspektifi altyapının merkezine yerleştirilerek güçlü bir teknoloji omurgası oluşturuluyor. Altyapımız, sürdürülebilir büyümenin temelini oluşturuyor Enlighty CEO’su Özgen Yıldız, “Bulutistan ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği yalnızca teknik bir barındırma hizmeti değil, stratejik bir büyüme ortaklığı modeli. Platformumuz bugün milyonlarca dijital veri noktasını analiz edebilecek kapasiteye sahip olup, farklı sektörlerde eş zamanlı projeleri destekleyebilecek bir mimari üzerine inşa edildi. Bulutistan altyapısı sayesinde yüksek hacimli veri akışlarını kesintisiz işleyebiliyor, enterprise seviyesinde güvenlik standartlarını ve yüksek erişilebilirlik garantisini sağlayabiliyoruz. Bu yapı hem Türkiye’deki büyümemizi hem de İngiltere merkezli global genişleme stratejimizi teknik açıdan güçlü ve ölçeklenebilir bir zemine taşıyor” dedi. Yapay zekâ destekli içgörü, güvenli ve ölçeklenebilir altyapıyla mümkün Bulutistan Market Development Managing Director’ı Oğuz Kaya ise, “Türkiye’den çıkan ve global pazara açılan bir AI girişiminin büyüme yolculuğuna eşlik etmekten memnuniyet duyuyoruz. Teknolojik derinlik, veri güvenliği ve ölçeklenebilirliği aynı anda sağlayan bir altyapı sunmak, bizim en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor. Enlighty ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, yalnızca teknik bir destek değil; uzun vadeli büyüme vizyonunu güvenli ve sürdürülebilir bir zemine taşıyan stratejik bir ortaklık niteliği taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi’nden Veri Temelli Eşitlik Buluşması Haber

Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi’nden Veri Temelli Eşitlik Buluşması

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında veri temelli çalışma önemine odaklanan buluşmada, mevcut durum analizleri, çözüm önerileri ve geleceğe yönelik iş birliği alanları ele alındı. Eşitlik Politikalarında Veri Temelli Yaklaşımlar Öne Çıkıyor Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) ve Sabancı Vakfı tarafından, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında sürdürülebilir ve etki odaklı bir diyalog zemini oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlik, “Bakım Odaklı Gelecek” temasıyla gerçekleştirildi. Akademi ve sivil toplumu bir araya getiren buluşmada, toplumsal cinsiyet eşitliği için verinin önemi, sorunları daha iyi anlamak ve kalıcı çözümler üretmek için veri odaklı yaklaşımların şart olduğu vurgulandı. “Sistematik dönüşüm veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlarla mümkün” Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hepimizin bildiği ‘Bir kadın güçlenirse toplum güçlenir’ ve ‘Eşitlik bir insan hakları meselesidir’ gibi temel gerçekler var. Bunları biliyor, takip ediyoruz. Gelişme var ama yeterli değil. Veriler bize ne söylüyor? Kadınların iş gücüne katılımı hala istediğimiz yerlerde değil, sınırlı. Fırsatlara erişimde ciddi eşitsizlikler var. Bu nedenle alanda gerçek bir ilerleme için sistematik bir dönüşüme ihtiyacımız var. Ve bu dönüşüm ancak veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlarla mümkün” dedi. “Filantropi yalnızca kaynak sağlayan bir yapı değil; farklı aktörleri bir araya getirerek değer üretiyor” Güler Sabancı, Sabancı Vakfı’nın 50 yılı geride bırakırken yeni bir yol haritası belirlediğini ifade ederek şunları söyledi: “Yeni döneme bakarken kendimize şu soruyu sorduk: ‘Daha etkili, daha sonuç odaklı ve kalıcı çözümler nasıl üretebiliriz?’ Bu sorunun cevabını ortak bir akılla tespit ettik. Bu yeni dönemde, veriye dayalı, bilimsel, etki odaklı ve en önemlisi iş birliğine dayalı bir yaklaşımı merkeze aldık. Bir boyut daha var ki, onu da özellikle vurgulamak isterim: Filantropinin dönüşümü. Artık mesele sadece destek vermek ya da kapasite geliştirmek değil; yaratılan etkinin en doğru şekilde yönlendirilmesi. Filantropi dünyasının önündeki bu yeni aşama da bizi yine aynı noktaya getiriyor; veriye dayalı, bilimsel ve etki odaklı bir yaklaşım. En önemlisi de akademi ile sivil toplumun birlikte çalıştığı, birlikte ürettiği güçlü iş birlikleri. Çünkü filantropi yalnızca kaynak sağlayan bir yapı olarak değil; farklı aktörleri bir araya getirerek değer üretiyor. Türkiye’de biz de bu rolü benimsiyoruz.” “Sistematik dönüşüm için veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlara ihtiyaç var” Sabancı Vakfı’nın 2019’da OECD global filantropi raporunda toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanan en etkili yedi vakıftan biri olarak gösterildiğini hatırlatan Güler Sabancı, sözlerine şöyle devam etti: “OECD’nin geçtiğimiz hafta yayınlanan 2026 raporu da etkimizin ve yerimizin sürdüğünü gösteriyor. Ancak bizim için asıl önemli olan sahadaki dönüşüm. 20 yıl önce Birleşmiş Milletler ile yürüttüğümüz ortak program, Sabancı Üniversitesi ile geliştirilen Mor Sertifika Programı hep bir ihtiyaçtan doğdu, ortak akılla tasarlandı ve etkisini bugün de sürdürüyor.” “Akademi, saha ile bağlantılı çalıştığında etkiyi büyütür. Birlikte düşünmek, tasarlamak, üretmek artık bir gereklilik” Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında somut ve ölçülebilir etki yaratmanın önemine dikkat çeken Güler Sabancı, “Bugün de aynı anlayışla, daha geniş iş birlikleriyle toplumsal cinsiyet eşitliği alanında somut ve ölçülebilir etki yaratmaya devam ediyoruz. Ama artık bir adım daha ileri gidiyoruz. Etki çalışmaları bir ‘pusula’ niteliği taşıyor. Çünkü: ‘Ölçülemeyen hiçbir şeyi geliştiremeyiz.’ Burada özellikle akademi için bir parantez açmak isterim. Akademi, yenilik üretme ve modeller geliştirme kapasitesine sahip. Ancak içinde bulunduğumuz dönem bize şunu gösteriyor: Tek başına akademinin ilerlemesi yeterli değil. Akademi, saha ile bağlantılı sivil toplum ile çalıştığında etkiyi büyütür ve politika süreçlerine daha güçlü katkı sunar. Çünkü sahada etkiyi yaratan sivil toplumdur. Bir nevi sivil toplum uygulayıcıdır. Bu nedenle birlikte düşünmek, tasarlamak, üretmek ve etkisini daha sonra ölçmek artık bir gerekliliktir.” dedi. Veri temelli araştırmalar ve ortak akıl eşitlik için aynı zeminde buluştu Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki son yıllarda yürütülen veri temelli, hak temelli ve sosyal politikaya yön veren araştırmaları bir araya getirerek görünür kılan etkinlik; üniversitelerin araştırma merkezleri, sivil toplum örgütleri, uluslararası kuruluşlar ve fon sağlayıcı kurumlar arasında bilgi paylaşımı ve iş birliği zemini oluşturdu. Gün boyu süren program kapsamında düzenlenen panel ve atölye çalışmalarında bakım emeği, kadın istihdamı, geleceğin iş gücü, yapay zekâ, veri gibi başlıklar toplumsal cinsiyet perspektifiyle değerlendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Kuruluyor Haber

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Kuruluyor

Özyeğin Üniversitesi’nin yürütücülüğünde TÜSİAD iş birliği ile kurulacak Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, veri temelli araçlar ile şirketlere bu konuda kurumsal politika geliştirme, eğitim ve deneyim paylaşımı desteği sunacak. Türkiye’nin etki gücü yüksek araştırma üniversitesi Özyeğin Üniversitesi, TÜSİAD işbirliğiyle, bakım emeği ve zihinsel iş yükünün çalışma yaşamına etkilerini görünür kılmak ve şirketlere somut çözüm araçları sunmak amacıyla “Bakım Eşitliği Şirketler Ağı”nı kuruyor. Ağ, şirketlerin kendi ihtiyaçlarına uygun, bakım sorumluluklarının eşit paylaşımını destekleyen politikalar geliştirmesine destek verecek. Ağ, dijital araçlarla anonim veri toplama, ölçümleme ve etki analizi yanında, bu alanda oluşturulacak ulusal veri setiyle şirketlerin kendi mevcut durumunu gözden geçirmesine imkân sunacak. Ağ aynı zamanda, eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla şirketler arasında ortak bir öğrenme ve deneyim paylaşımı zemini oluşturmayı hedefliyor. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın ana destekçiliğini Fiba Grubu üstleniyor. Stratejik Değer Yaratacak Aksiyonlar Belirlendi Şirketlerin bu sürece katılımlarının teşvik edilmesi amacıyla hayata geçirilen Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, bakım ve zihinsel iş yükünün eşitlikçi paylaşımı konusunda farkındalık artırıcı ve veriye dayalı birçok çalışmayı da kapsıyor. Bu kapsamda, düzenlenecek zirve ve etkinliklerin yanı sıra bakım sorumluluklarının eşit paylaşılmasını destekleyen politikaların kurumsal performans üzerindeki etkilerinin ölçümlenmesini sağlayacak araçlar geliştirilecek. Bu alanda geliştirilen çözüm araçlarının iş dünyasında yaygınlaştırılması ve bu konuda bilimsel araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi sağlanacak. Konunun iş dünyası gündeminde kalıcı bir yer edinmesi de Ağ’ın planları arasında yer alıyor. “Bakım Eşitliği, iş yaşamına kadınların eşit katılımını doğrudan etkiler” Kadınların çalışma hayatına katılımı önündeki en önemli engellerden biri olan bakım sorumluluğunun bir ekonomik altyapı konusu olduğunu vurgulayan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, “Kadınların başta ekonomi ve karar alma mekanizmaları olmak üzere her alanda eşit haklar ve fırsatlarla yer alması hem bir insan hakları meselesi hem de ekonomik ve toplumsal kalkınmanın temel bir unsurudur. Ancak kadınların ekonomik hayata katılımında özellikle bakım sorumluluklarının eşitsiz dağılımı etkili oluyor. Türkiye’de 3 yaşın altında çocuğu olan 25–49 yaş grubundaki kadınların yalnızca %27,1’i istihdamda kalabilirken, erkeklerde bu oran %90,6’dır. [i] Bu tablo, bakımın yalnızca bireysel ya da aile içi bir mesele değil; işgücü piyasalarından sosyal güvenlik sistemlerine uzanan bir ekonomik altyapı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. İş yaşamında eşitliğin sağlanması için haklar ve fırsatlarla birlikte sorumlulukların da eşit paylaşılması gerekiyor. Bakım eşitliği kadınların iş yaşamına eşit katılımını doğrudan etkiler. Bu kapsamda “eşit ebeveynlik” yaklaşımının benimsenmesi, çalışanların bakım yükünü azaltan kurumsal mekanizmaların hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor. Bu yaklaşımla Özyeğin Üniversitesi yürütücülüğünde hayata geçen Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın iş dünyasında yaygınlaşmasını ve bu alandaki iş birliğimizi çok kıymetli görüyoruz. Akademi ve özel sektör perspektiflerini bir araya getiren bu yapı ile kurumsal farkındalığı artıracak, veriye dayalı politikalarla şirketler nezdinde somut bir kurumsal dönüşümü destekleyecek adımlar atacağımıza inanıyoruz” dedi. ‘Eşitsiz yük bir kalkınma meselesi’ Ağın bilimsel temelli ve uygulamaya dönük yapısına vurgu yapan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan ise şu değerlendirmede bulundu: “2025 yılında Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz araştırma, eşitsizliğin, kadınların kariyer yolculuğunda somut kayıplara yol açtığını gösteriyor. Kadınların yüzde 31’i hayatlarının bir noktasında işinden ayrılıyor, evli ve çocuklu kadınların yüzde 14,5’i ise terfi tekliflerini reddediyor. Dolayısıyla sorumlulukların eşitsiz paylaşımı sadece bireysel ya da sosyal bir konu değil aynı zamanda bir kalkınma meselesi olarak öne çıkıyor. TÜSİAD gibi iş dünyasını geniş bir çerçevede bir araya getiren bir kuruluşun bu çabayı sahiplenmesi, konunun özel sektör gündemine güçlü biçimde girmesi açısından çok önemli bir hamledir. Kalıcı bir dönüşüm yaratabilmek için kurumların önce mevcut tabloyu ölçebilmesi, ardından somut politika ve uygulamaları hayata geçirmesi gerekiyor. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı ile iş dünyasına bu dönüşümü veriye dayalı ve kalıcı adımlarla hayata geçirebileceği güçlü bir zemin sunmayı hedefliyoruz.” Kurumsal farkındalık beklentisi öne çıkıyor Özyeğin Üniversitesi’nin 2025 yılında yayınladığı “Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükünün Beyaz Yakalı Çalışanlar Üzerindeki Etkisi Araştırma Raporu” çalışanların kurumlardan beklentilerine yönelik önemli veriler sunuyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 85,26’sı, bakım emeği ve zihinsel iş yükü odaklı iş yeri politikalarının iş tercihlerine ve motivasyonlarına olumlu katkı sunduğunu belirtiyor. Ayrıca kadınların yüzde 77’si kurumlarından bu konuda farkındalık yaratmalarını bekliyor. Veri temelli kurumsal dönüşüm desteği Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, özel sektöre veriye dayalı kurumsal dönüşüm yaklaşımıyla çok boyutlu destek sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda şirketlere çocuk, yaşlı veya engelli bakımından gündelik hane içi sorumluluklara kadar geniş bir alanı kapsayan bakım sorumluluklarının eşit paylaşılmasını destekleyen politika ve uygulamalar geliştirmeleri için danışmanlık sağlanırken, Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükü Analiz Aracı (CML Kit) ile anonim veri toplama, etki analizi ve ulusal veri setiyle kıyaslama imkânı sunulacak. Ağ ayrıca kaynak ve yapay zekâ destekli araçlara erişim ile hedef kitleye göre tasarlanan eğitim programları sağlayacak. Ağın odağında iyi uygulamaların paylaşılması, kamusal farkındalık ve etki odağının güçlendirilmesi çalışmalarının yanı sıra ulusal veri setinin periyodik güncellenmesi ve tematik araştırmalarla bilgi üretiminin sürdürülmesi de yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hise Global MIPIM 2026’da Sürdürülebilir ve Teknoloji Odaklı Projelerini Anlatacak Haber

Hise Global MIPIM 2026’da Sürdürülebilir ve Teknoloji Odaklı Projelerini Anlatacak

Gayrimenkul sektöründeki küresel yatırımcılar, uygulamacılar ile şehir yöneticilerini bir araya getiren fuarın, yeni iş birlikleri geliştirmek ve uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konum almak açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, bu yıl 9-13 Mart tarihlerinde Cannes’da düzenlenecek fuara 17 senedir düzenli olarak katıldıklarına dikkat çekti. Hise Global bu yıl özellikle sürdürülebilir kentleşme, teknoloji odaklı denetim süreçleri, Home Inspection ve veri temelli proje yönetimi başlıklarını ön plana çıkartacak. Türkiye’nin önde gelen proje yönetim ve teknik müşavirlik firmalarından Hise Global, dünya gayrimenkul sektörünün en prestijli etkinliklerinden biri olan Uluslararası Gayrimenkul Fuarı MIPIM 2026’daki yerini almaya hazırlanıyor. Bu yıl “Global Urban Festival” yaklaşımıyla 9–13 Mart 2026 tarihlerinde Fransa’nın Cannes şehrinde gerçekleşecek olan fuar, yatırımcıları, şehir yöneticilerini, geliştiricileri, mimarları ve teknoloji liderlerini aynı platformda buluşturacak. Her yıl 90’dan fazla ülkeden on binlerce profesyonelin katıldığı organizasyonda, dünyanın dört bir yanından projeler ve şirketler uluslararası yatırımcılarla buluşurken, Hise Global bu yıl da Türkiye’yi temsil edecek. Home Inspection modeli MIPIM’de uluslararası paydaşlara tanıtılacak Hise Global’in fuarda öne çıkaracağı başlıklardan biri de konut alıcılarına yönelik geliştirilen Home Inspection hizmeti olacak. Teknik müşavirlik disiplinini yalnızca büyük ölçekli projelerde değil, bireysel gayrimenkul yatırımlarında da yaygınlaştırmayı hedefleyen Hise Global, bu model kapsamında konutların mevcut durumlarını teknik ve görsel raporlarla kayıt altına alıyor. Bu yaklaşımla hem olası üretim riskleri erken aşamada tespit ediliyor hem de yatırımcıların satın aldıkları gayrimenkulün taahhüt edilen kalite ve standartlara uygunluğu şeffaf biçimde değerlendiriliyor. Hise Global, MIPIM gibi uluslararası platformlarda bu hizmeti anlatarak konut tarafında da güven ve denetim odaklı bir model sunduklarının altını çiziyor. Kentsel gelişim, denetim ve gözetim hizmetleri odağa alınıyor İnşaat ve gayrimenkul sektöründe giderek daha kritik bir rol üstlenen kentsel gelişim ile teknik denetim ve gözetim başlıkları, bu yıl da MIPIM gündeminin merkezinde yer alıyor. Bu kapsamda Hise Global, Türkiye ve Avrupa’da yürüttüğü projelerden elde ettiği saha deneyimini ve teknik müşavirlik alanındaki uzmanlığını uluslararası yatırımcılar ve iş ortaklarıyla paylaşacak. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, MIPIM’in yalnızca bir fuar olmanın ötesinde, sektörde yeni iş birliklerinin ve stratejik ortaklıkların şekillendiği küresel bir buluşma noktası olduğunu vurguladı. Türkiye ve Avrupa’da tamamlanan projelerden edinilen teknik bilgi birikimini potansiyel yatırımcılarla buluşturmayı hedeflediklerini belirten Öz, teknik müşavirlik alanında sundukları proje yönetim, ikinci taraf gözetim, denetimve home inspection hizmetleriyle uluslararası pazarda ses getirmeyi amaçladıklarını ifade etti. Yapay zekâ uygulamaları, dijitalleşme ve veri temelli yönetim modelleri MIPIM 2026’nın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, fuar kapsamında gerçekleştirilecek konferans ve oturumlarda, gayrimenkul sektöründe teknolojinin planlama, tasarım ve işletme süreçlerine entegrasyonunun ele alınacağını; yatırım kararlarında ise verimlilik ve performans odaklı yaklaşımların masaya yatırılacağını belirtti. Öz, MIPI Fuarına dair değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Fuarda gerçekleştirilecek konferans ve oturumlarda, gayrimenkul sektöründe teknolojinin planlama, tasarım ve işletme süreçlerine entegrasyonu ele alınırken, yatırım kararlarında verimlilik ve performans odaklı yaklaşımlar masaya yatırılacak. Hise Global olarak biz de teknoloji destekli denetim sistemleri ve dijital raporlama altyapılarımızla süreçleri nasıl daha izlenebilir ve etkin hâle getirdiğimizi katılımcılarla paylaşacağız. Öte yandan sürdürülebilirlik ve çevresel etki yönetimi de MIPIM 2026’nın temel gündem maddeleri arasında yer alıyor. Yeşil yatırımlar, enerji verimli yapılar ve uzun vadeli kentsel dirençlilik çözümleri uluslararası yatırımcıların öncelikli başlıkları arasında bulunurken, Hise Global olarak sürdürülebilir kentsel gelişim alanındaki uzmanlığımızı ve bu doğrultuda geliştirdiğimiz proje yönetim yaklaşımını küresel paydaşlarla buluşturmayı hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Continental, Otonom Araçlara Özel Lastik Çözümlerini Sergileyecek Haber

Continental, Otonom Araçlara Özel Lastik Çözümlerini Sergileyecek

Şirket, fuar kapsamında otonom araçların teknik ihtiyaçlarına özel çözümlerinin yanı sıra sürdürülebilirlik ve regülasyon alanındaki çalışmalarını da sektörle buluşturacak. Otonom araçların yükselişiyle birlikte mobilite dünyası köklü bir değişimden geçiyor. Ancak bu araçlar bir sürücüye ihtiyaç duymasa bile, güvenli sürüşün en temel unsuru olan lastiklerin düzenli kontrolü ve bakımı hala kritik bir gereklilik olmaya devam ediyor. Continental, otonom araçların operasyonel gerekliliklerine yanıt vermek üzere geliştirdiği, araç sistemleriyle entegre çalışan ve performans parametrelerini optimize eden yeni nesil lastik teknolojilerini Tire Technology Expo’da sektörle paylaşacak. Otonom Sürüşe Entegre Akıllı Lastik Çözümleri Continental Binek Araç Lastikleri Platform Geliştirme ve Endüstriyelleştirme Başkanı Dr. Andreas Topp, otonom mobilitenin artık geleceğin değil bugünün konusu olduğunu belirterek şunları söyledi: Otonom araçlar mobilite dünyasında giderek daha güçlü bir yer ediniyor. Bu dönüşüm, lastiklerden beklenen performans kriterlerini de yeniden tanımlıyor. Otonom araçlar, gelişmiş sensör sistemleri, yüksek veri işleme kapasitesi ve sürüş destek teknolojileri nedeniyle geleneksel araçlardan farklı performans parametrelerine ihtiyaç duyuyor Biz de otonom araçların özgün teknik gereksinimlerini merkeze alan, araç yazılımı ve dinamik kontrol sistemleriyle entegre çalışan, veri temelli ve yüksek verimlilik odaklı lastik çözümleri geliştiriyoruz. Bu doğrultuda dayanıklılık, öngörülebilir aşınma performansı ve güçlü sistem entegrasyonu geliştirme çalışmalarımızın temel odak alanlarını oluşturuyor.“ Geleceğin Lastik Dünyası Continental, bu yıl 25.yılını kutlayan Tire Technology Expo kapsamında sürdürülebilirlik ve regülasyon başlıklarında önemli sunumlar gerçekleştirerek, geleceğin lastik dünyasına ışık tutacak. Ömrünü tamamlamış lastiklerden elde edilen geri kazanılmış karbon siyahının (rCB) teknik analizi ve endüstriyel uygulamaları, döngüsel ekonomi yaklaşımı çerçevesinde ele alınacak. Bunun yanı sıra, lastik aşınma emisyonlarına ilişkin nanopartikül salınımı ve çevresel etkileşim süreçleri bilimsel veriler ışığında değerlendirilecek. Avrupa Birliği’nin yeni Euro 7 regülasyonu doğrultusunda lastik aşınmasına yönelik standartların Ar-Ge süreçlerine etkisi ve bu alandaki inovasyon fırsatları da konferans gündeminin öne çıkan başlıkları arasında yer alacak. Continental lider lastik üreticisi ve sektör uzmanıdır. 1871 yılında kurulan şirket, 2024 yılında 39,7 milyar Euro satış gerçekleştirmiş ve günümüzde 54 ülke ve pazarda yaklaşık 95.000 kişiyi istihdam etmektedir. Lastik Grubunun çözümleri, mobiliteyi daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getirmektedir. Premium portföyünde otomobil, kamyon, tır, otobüs, bisiklet, motosiklet lastikleri ve özel lastiklerin yanı sıra filolar ve lastik perakendecileri için akıllı çözümler ve hizmetler yer almaktadır. 150 yılı aşkın süredir yenilikçi üstün performans sunan Continental, dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biridir. 2024 mali yılında Lastik Grubu 13,9 milyar Euro satış gerçekleştirmiştir. Continental’in lastik bölümü dünya genelinde 19 üretim ve 16 geliştirme tesisinde 57.000’den fazla kişiyi istihdam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank’tan KOBİ’ler için Finansmana Erişimde Yeni Dönem Haber

Akbank’tan KOBİ’ler için Finansmana Erişimde Yeni Dönem

Akbank, Kredi Kayıt Bürosu (KKB) ile gerçekleştirdiği entegrasyon sayesinde KOBİ müşterilerinin e-defter verilerini dijital ortamda alarak işleyebilen bir altyapı oluşturdu. Yeni uygulama, işletmelerin finansal verilerini bankaya iletmek için yürüttüğü manuel süreçleri ortadan kaldırarak kredi değerlendirme ve finansmana erişim süreçlerinde hız ve doğruluk sağlıyor. Bu hizmetlerden kayıtlarının Banka ile paylaşılmasına izin veren KOBİ’ler yararlanabiliyor. Uygulama ile KOBİ’ler artık mali tablolarını hazırlayıp bankaya iletmek zorunda kalmadan verilerini güvenli biçimde dijital ortamda paylaşabiliyor. Böylece kredi başvuruları ve finansal değerlendirmeler daha kısa sürede sonuçlanırken, işletmelerin operasyonel yükü de azalıyor. Akbank, bu yenilikle birlikte KOBİ’lere yalnızca finansman sağlayan bir banka olmanın ötesine geçiyor. Müşterilerinin mali yapısını daha yakından anlayan Akbank, KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönelik daha isabetli, daha katma değerli ve kişiselleştirilmiş çözümler sunuyor. Böylece Akbank, KOBİ’lerin büyüme yolculuğunda bir danışman ve çözüm ortağı olarak yer alarak gelişimlerini destekliyor. Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, KKB entegrasyonuna ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kredi Kayıt Bürosu iş birliğinde yürüttüğümüz e-defter entegrasyonu sayesinde elde ettiğimiz güncel verilerle işletmelerin finansal durumuna dair net analizler ve karar alma mekanizmaları sağlıyoruz. Bu sayede risk değerlendirmeleri güçlenirken, KOBİ’ler daha sağlıklı, hızlı ve verimli şekilde finansmana ulaşabiliyor. Alanında öncü olan bu uygulama, bankacılıkta veri temelli karar alma döneminin KOBİ segmentinde yaygınlaşmasının da önünü açıyor. Bu gibi yeniliklerle işletmelerin yanında olmaya devam edeceğiz.” KKB Satış, Operasyon ve Ürün Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Erşan Rasim Hoşrik ise şu sözlerle entegrasyon sürecini değerlendirdi: “E-defter entegrasyonu, KOBİ’lerin finansmana erişimde karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olan tekrar eden belge hazırlama ve paylaşım yükünü ortadan kaldırıyor. KKB olarak, işletmelerin onayıyla mali verilerinin güvenli ve standart şekilde bankalarla paylaşılmasını sağlıyoruz. Bu yapı sayesinde KOBİ’ler, aynı bilgiyi her başvuruda yeniden üretmek yerine işlerini büyütmeye odaklanabiliyor; bankalar ise risk değerlendirmelerini güncel ve doğrulanmış verilerle yapabiliyor. Bu süreç, finansal ekosistemde veri temelli karar almanın KOBİ segmentindeki dönüm noktası. Söz konusu entegrasyonların yaygınlaşması için tüm paydaşlarla birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” Akbank ve KKB iş birliğiyle gerçekleştirilen e-defter entegrasyonuyla işletmelerin finansmana erişim süreçleri sadeleştirilerek KOBİ’lerin büyümelerine katkı sunulması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.