Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Temelli

Kapsül Haber Ajansı - Veri Temelli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Temelli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB VE UNICEF’ten “Çocuk İhtiyaçları Haritası” Haber

ABB VE UNICEF’ten “Çocuk İhtiyaçları Haritası”

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), çocukların ihtiyaçlarını doğru belirlemek ve çocuklara yönelik hizmetleri daha etkin planlamak amacıyla UNICEF iş birliğiyle yürüttüğü “Çocuk İhtiyaçları Haritası” projesindeki çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen Çocuklar için Hesap Verebilirlik ve Hak Savunuculuğu (ACAR) Projesi kapsamında hayata geçirilen çalışma; çocukların ihtiyaçlarına ilişkin verilerin toplanmasını, analiz edilmesini ve belediye hizmetlerinin planlanmasında kullanılmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda düzenlenen “Çocuk Alanında Veri Temelli Karar Alma ve Kapasite Geliştirme Eğitimi”nde ABB çalışanları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi. Eğitimlerde veri temelli ihtiyaç analizi, çocuklara ilişkin veri ve göstergeler, önceliklendirme süreçleri ile haritalar ve mekânsal veriler kullanılarak ihtiyaçların belirlenmesi konuları ele alındı. Atölye çalışmaları ve ortak değerlendirmelerle tamamlanan eğitimlerin ardından, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla “Çocuk İhtiyaçları Haritası Danışma Toplantısı” gerçekleştirildi. ÇOCUKLARIN İHTİYAÇLARI VE İŞ BİRLİĞİ OLANAKLARI DEĞERLENDİRİLDİ UNICEF Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Dr. Görkem Güner’in açılış konuşmasıyla başlayan danışma toplantısında, Çocuk İhtiyaçları Haritası Projesi ve ihtiyaç analizi sonuçları değerlendirildi. Çocuklara yönelik hizmetlerin geliştirilmesi amacıyla sivil toplum kuruluşları ve özel sektörle kurulabilecek iş birlikleri de gündeme geldi. Ortak çözüm geliştirme oturumlarında öncelikli ihtiyaçların belirlenmesi, kurumların katkı sunabileceği alanların değerlendirilmesi ve izlenecek adımlar üzerinde duruldu. AMAÇ: KAYNAKLARI İHTİYAÇLARA GÖRE PLANLAMAK ABB Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı Koordinatörü Tuğba Nagehan Turpçu, proje kapsamında önemli aşamaların tamamlandığını belirterek eğitimlerle farklı paydaşları bir araya getirdiklerini ifade etti. Çocukların ihtiyaçlarını tahminler yerine veriler üzerinden belirlemeyi hedeflediklerini vurgulayan Turpçu, şöyle konuştu: “Ankara Büyükşehir Belediyesi ve UNICEF iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz ‘Çocuk İhtiyaçları Haritası’nın çok önemli adımlarını gerçekleştirdik. STK’lerle ve Ankara Büyükşehir Belediyesi çalışanlarıyla bir araya gelerek eğitimler düzenledik. Çocuk ihtiyaçlarının veriye dayalı karar alma süreçlerinin eğitimini aldık ve bunlarla ilgili çıktılar oluşturduk. En son özel sektör temsilcileriyle bir araya gelerek bir danışma toplantısı gerçekleştirdik. Buradaki amacımız, Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak çocukların ihtiyaçlarını tahminlere yönelik tespit etmek değil, veriye dayalı tespit ederek kaynakları en ideal şekilde kullanarak çocuklara doğru hizmet götürmek ve bu hizmetleri sunarken elimizdeki kaynakları en verimli şekilde kullanmak. Bu projede emeği geçen bütün arkadaşlarımıza, UNICEF’e ve İhtiyaç Haritası’na çok teşekkür ediyoruz. Bu ihtiyaçları doğru tespit ettiğimizde ihtiyaçları karşılanmayan çocuklar kalmamasını umut ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Neye Güveniyor, Hangi Markalara İtibar Ediyor? Haber

Türkiye Neye Güveniyor, Hangi Markalara İtibar Ediyor?

MediaCat ve Veri Enstitüsü iş birliğiyle ilk kez düzenlenen Gryphus Summit, 24 Eylül’de Hilton Istanbul Bosphorus’ta gerçekleşti. Zirvenin merkezinde, Türkiye'de kurumsal itibarı bağımsız ve veri temelli bir yöntemle ölçmek üzere tasarlanan Gryphus İtibar Araştırması vardı. Gün boyunca itibar kavramı yalnızca iş dünyası üzerinden değil; sinema, spor, hekimlik ve ekonomi alanlarından isimlerin katılımıyla ele alındı. Yapımcı Zeynep Atakan, yönetmen Zeynep Günay, teknik direktör Şenol Güneş, ultra maraton yüzücüsü Aysu Türkoğlu, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış ve ekonomist Mahfi Eğilmez, kendi alanlarında itibarın nasıl kurulduğunu ve nasıl kaybedildiğini anlattı. Zirvenin ayırt edici yanı, tanıtılan araştırmanın yöntemiydi. Türkiye’deki benzer çalışmalarda değerlendirilecek markalar genellikle bir jüri, bir editör ya da bir araştırmacı tarafından belirlenirken, Gryphus İtibar Araştırması’nda 10 kategorinin kırk finalisti de kazananları da doğrudan toplumun yanıtlarından çıktı. Araştırma iki turda, Türkiye genelinde 18 yaş üstü toplam 6.400 katılımcıyla yürütüldü. İlk turda katılımcılara hiçbir marka listesi verilmedi; yalnızca kategori söylendi ve o kategoride en itibarlı bulunan marka soruldu. Kırk finalistin tamamı bu yanıtlardan oluştu. İkinci turda, birinci turdan bağımsız bir katılımcı grubu bu markaları güven, saygı, kalite ve sosyal sorumluluk boyutlarında puanladı. Her ödül, markanın kendi sektörü içindeki sıralamasından belirlendi ve kategoriler arasında bir karşılaştırma yapılmadı. Güç ve başarı otomatik olarak itibara dönüşmüyor Günü açan Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır, "Türkiye'de İtibarın Zihin Haritası" başlıklı sunumunda Türkiye'de uzun yıllar geçerli olan itibar anlayışının köklü bir zihinsel dönüşüm geçirdiğini anlattı. Makam, büyüklük, servet ve yüksek görünürlük gibi göstergelerin tek başına saygınlık üretmeye yetmediğine dikkat çeken Ağırdır, "Mesele yalnızca hangi kurumların itibarlı olduğu değil, bugünün Türkiye insanının neye itibar ettiğini ve itibarın ne anlama geldiğini yeniden anlamaktır" dedi. Yeni itibar modelinin iki ayağını şahsiyet ve marifet olarak tanımlayan Ağırdır, yetkinliğin ve performansın temsil ettiği marifetin, karakter ve etik ilkelere dayanan şahsiyetten bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti: "Şahsiyet marifetin yerine geçemez; ancak marifet de şahsiyet eksikliğini sonsuza kadar kapatamaz. Gerçek itibar, iyi şeyler yapmak kadar iyi şeyleri iyi bir biçimde yapabilmek ve bu ikisi arasında ahenk yakalayabilmektir." Ağırdır, itibarlı olmanın hiç hata yapmamak anlamına gelmediğini, asıl sınavın hatanın ardından sergilenen tutumda verildiğini vurguladı. Her sektör ve role göre biçimlenen bir toplumsal itibar sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla tek bir sabit reçete bulunmadığını söyleyen Ağırdır, bir bankaya paranın, gıda üreticisine sağlığın, akademisyene ise hakikatin emanet edildiğini hatırlattı. Sunumunu kurumlara bir soru değişikliği önerisiyle tamamladı: "İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor" yerine "insanların bana güvenmesini hak edecek ne yapıyorum". Çözünürlüğü yüksek bir itibar haritası MediaCat Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan, sunumunda araştırmanın yöntemine ve beş bulgusuna odaklandı. Borges'in Bilimde Kusursuzluk Üzerine öyküsünden yola çıkarak kapsamı büyütmek yerine çözünürlüğü artırmayı hedeflediklerini belirten Özkan, 10 sektörün tek bir ölçütle seçildiğini söyledi: toplumun tamamının hakkında gerçekten bir kanaati olduğu alanlar. Özkan'ın paylaştığı beş bulgu, sektörlerin markalarla birlikte yükselip birlikte gerilediği, güven ile kalitenin aynı şey olmadığı, sosyal sorumluluğun ayrıştırıcı bir güç olmaktan çok kriz anlarında dayanıklılık sağladığı, toplumun farklı sektörlere farklı türde krediler açtığı ve ortalama puanın itibardaki bölünmeyi gizlediği yönündeydi. Aynı kategorideki markaların birbirine sanıldığından çok daha yakın durduğunu, dört kategoride sonuncu sırada kalan markanın başka kategorilerin liderlerinden daha yüksek not aldığını aktaran Özkan, Türkiye'de itibarın yaş ve cinsiyetten çok eğitim ve yaşam tarzı hattı boyunca bölündüğünü belirtti. Mercedes-Benz, Migros, Orzax ve Turkcell'in baktıkları bütün alt gruplarda kendi kategorilerinde birinci çıkarak bölünmemiş bir itibara sahip olduğunu vurguladı. Özkan sunumunu şu sözlerle tamamladı: "İtibar, sakin zamanlarda sizi rakibinizden ayırmıyor olabilir; ama kriz geldiğinde toplumun size ne kadar süre ve ne kadar kredi tanıyacağını o belirler. İtibar, iyi günlerde kazanılan ve kötü günlerde harcanan bir dayanıklılık kalemi, bir tür sigorta poliçesi." Bir hikâyeyi zamansız kılan nedir "İz Bırakan Hikâyeler Nasıl Kurulur?" oturumunda yapımcı Zeynep Atakan ile yönetmen Zeynep Günay, yaratıcı işlerde itibarın görünmez bağlarla kurulduğunu konuştu. Oyuncu, yapımcı ve izleyici arasındaki güven zincirinin projeyi doğrudan şekillendirdiğine dikkat çeken Atakan, mesleki yetkinlikten önce setteki güven ortamının belirleyici olduğunu söyledi. Geçici popülerlik yerine zamansızlığı hedeflediğini belirten Günay ise bir projenin hafızada kalabilmesi için hikâyedeki hakikate ulaşmak gerektiğini, kusursuzluk baskısı yerine kendine ve seyirciye dürüst kalmayı seçtiğini aktardı. İtibarın bütçesi yazılabilir mi "İtibarın Liderleri: Değer, Sistem ve Gayret" oturumunda Orzax CEO'su Yunus Emre Alimoğlu ile Allianz Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi Emrah Gökmen, Bekir Ağırdır'ın moderatörlüğünde araştırmanın dört boyutunu şirketlerin gündelik kararlarına indirdi. Kaliteyi beyan edip analizle kanıtlayabileceğinizi, güven için böyle bir belge sunma imkânının bulunmadığını söyleyen Alimoğlu, güveni tüketicinin açtığı bir krediye benzetti ve tüketicinin aynı ürüne ikinci, üçüncü kez dönmesini itibarın en somut göstergesi olarak tanımladı. Sigortada satılan şeyin bir taahhüt olduğunu hatırlatan Gökmen ise sektörde ayrıştırıcı olanın finansal büyüklük değil, otuz yıl sonra da sigortalının yanında olabilecek bir sözleşmeyi bugünden tasarlayabilme gücü olduğunu belirtti. İtibar yönetimine bütçe yazılıp yazılamayacağı sorusuna iki yönetici de benzer yanıt verdi. Mesleği aktüerlik olan Gökmen böyle bir hesabın yapay kalacağını, asıl ayrımın kısa vadede kazandıracak bir karara hayır diyebilen kültürün üst yönetimden çağrı merkezine kadar herkese işlemiş olmasında olduğunu söyledi. Alimoğlu ise şöyle dedi: "Biz itibarlı olmak için hiçbir şey yapmadık. Her zaman işimizi en üst düzeyde nasıl yapabiliriz diye hareket ettik. Sanırım bu bakış açısı toplumda bir farkındalık oluşturdu." Önce insan, sonra skor Spor yöneticisi Ahmet Gülüm'ün yönettiği "Skor Unutulur, İtibar Kalır" oturumunda teknik direktör Şenol Güneş ile ultra maraton yüzücüsü Aysu Türkoğlu bir kariyeri kalıcı kılan şeyi konuştu. Kurumların itibarından önce insanın itibarına bakmak gerektiğini söyleyen Güneş, sporcunun kulüp ve ülke değiştirebileceğini, başarıyla isim, şöhret ve makam kazanabileceğini, ancak itibarın her koşulda yanında kaldığını vurguladı. Hesap kitabın olduğu yerde itibardan söz edilemeyeceğini belirten Güneş, itibarı "dürüst olmak, sözünü tutmak, saygılı ve samimi olmak" sözleriyle tarif etti. Okyanus Yedilisi parkurlarının çoğunu tamamlayan Türkoğlu ise itibarı ilk yarışındaki alçakgönüllülükle hâlâ aynı yerde durabilmek olarak tanımladı; pandemi döneminde çatıda kurulan üç metrelik bir havuzda çalıştığını, ardından vize çıkmadığı için sezonu kaybedip sıfırdan başladığını anlattı. Karar verme sanatı "Hata Payı Yok: Bilginin Ustalığa, Ustalığın Güvene Dönüştüğü Yer" oturumunda Kapital Medya Chief Content Officer'ı Alev Kaynak, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış'ı ağırladı. Cerrahinin el becerisinden çok bir karar verme sanatı olduğunu ve kriz anlarında soğukkanlılığın hayati önem taşıdığını söyleyen Kırış, sağlıkta performansa dayalı niceliksel anlayışın mesleğin niteliğini zedelediğine dikkat çekti. Teknolojinin hekim denetiminde bir kaldıraç olarak kullanılması gerektiğini, güç ve yetki sahibi her profesyonel için otokontrol ile tevazunun temel kılavuz olduğunu belirtti. Kırış'a göre gerçek güven ancak sahicilik, sorumluluk ve insan hayatına duyulan derin saygıyla inşa ediliyor. Ekonominin görünmeyen sermayesi Günün son oturumunda ekonomist Mahfi Eğilmez, Türkiye'nin ekonomik sorunlarının temelinde yalnızca finansal dinamiklerin değil, siyasal ve sosyal aksaklıkların da yattığını vurguladı. Güven ve itibarın ekonomideki en kritik sermaye olduğunu belirten Eğilmez, altyapı ve hukuk güvenliği sağlanmadan yalnızca faiz artışlarıyla enflasyonun düşürülemeyeceğini söyledi. Piyasadaki durumu skinflation, shrinkflation ve greedflation kavramlarının birleşimi olan "multiflasyon" olarak tanımlayan Eğilmez, veri açıklayan kurumların tam mali ve idari bağımsızlığa kavuşturulmasının şart olduğunu vurguladı. Ödüller, zirvenin son oturumunda sahiplerini buldu Gün, Gryphus İtibar Ödülleri töreniyle tamamlandı. On kategorinin her biri kendi rekabet alanı içinde değerlendirildi ve ödüller, sektöründe en yüksek itibar puanına ulaşan markalara verildi. Akaryakıt: Shell Bankacılık: Türkiye İş Bankası E-Ticaret: Trendyol Gıda Takviyesi: Orzax GSM: Turkcell Holding: Koç Holding Kargo: Yurtiçi Kargo Market: Migros Otomotiv: Mercedes-Benz Sigortacılık: Allianz Sigorta Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

358 Takım Arasından Finale Kalan 10 Ekip, Havayolu Sektörünün Geleceği İçin Yarışıyor Haber

358 Takım Arasından Finale Kalan 10 Ekip, Havayolu Sektörünün Geleceği İçin Yarışıyor

T3 Vakfı ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde düzenlenen TEKNOFEST kapsamında, Turkish Technology yürütücülüğünde gerçekleştirilen Yapay Zeka Destekli Havayolu Optimizasyonu Yarışmasında final heyecanı başladı. Havayolu sektöründe uçtan uca ağ planlaması ve bağlantı optimizasyonuna yönelik yenilikçi ve veri temelli çözümlerin geliştirilmesini amaçlayan yarışmada, 2026 yılında gerçekleştirilen 358 takım başvurusu arasından süreci başarıyla tamamlayan 10 ekip final sunumlarına katılmaya hak kazandı. Yarışmanın final sunumları, 11 Ağustos tarihinde Turkish Technology Libadiye Yerleşkesinde gerçekleştiriliyor. Final aşamasında takımlar, havayolu sektörünün gerçek operasyonel ihtiyaçlarına yönelik geliştirdikleri optimizasyon çözümlerini jüriye sunarak kıyasıya mücadele edecek. Havayolu ağlarında daha güçlü bağlantılar hedefleniyor Yapay Zeka Destekli Havayolu Optimizasyonu Yarışmasının ana temasını “Rekabetçi Uçtan Uca Ağ Yapısı Optimizasyonu” oluşturuyor. Yarışma kapsamında katılımcılardan, mevcut uçuş programı üzerinde yapılacak optimizasyonlarla bağlantı kalitesinin iyileştirilmesi ve rekabetçi O&D (Origin & Destination) sayısının artırılmasına yönelik çözümler geliştirmeleri bekleniyor. Katılımcılar, mevcut uçuş ağı ve operasyonel kısıtları dikkate alarak bağlantı kalitesini artıran, havayolu şirketlerine rekabet avantajı sağlayabilecek ve ölçülebilir performans iyileştirmeleri sunabilecek optimizasyon modelleri üzerinde çalışıyor. Bu yönüyle yarışma, yapay zeka ve veri odaklı teknolojilerin havayolu operasyonlarında daha etkin kullanılmasına yönelik yenilikçi yaklaşımların geliştirilmesini destekliyor. Öğrenciler ve mezunlar gerçek sektör problemlerine çözüm geliştiriyor Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile mezunların katılabildiği yarışmada takımlar en az 2, en fazla 4 kişiden oluşuyor. Yarışma, genç yeteneklerin akademik bilgi ve teknik yetkinliklerini gerçek bir sektör problemi üzerinde uygulamalarına imkan sağlarken; analitik düşünme, veri bilimi, model geliştirme ve yöneylem araştırması alanlarında deneyim kazanmalarına da katkı sunuyor. Yarışma süreci Ön Değerlendirme Süreci, Teknik Çözüm Geliştirme ve Teslim ile Final Sunumları olmak üzere üç aşamadan oluşuyor. 2026 yılında 358 takımın başvurduğu yarışmada, değerlendirme aşamalarını başarıyla tamamlayan 10 ekip finale yükseldi. Finalde yarışacak takımların üyeleri 8 farklı ilden geliyor. 10 takım finalde buluşuyor Yapay Zeka Destekli Havayolu Optimizasyonu Yarışmasının finalinde AeroMind, AETHER, AGUtech, Büke, Eternal Flights, Kara Ambar, ODTÜ Ambale, Optimus, Rota-AI ve SkyMind takımları mücadele edecek. Finalist ekipler, geliştirdikleri çözüm ve modelleri final sunumlarında jüriye aktararak yarışmanın son aşamasında dereceye girmek için yarışacak. Havayolu sektöründe yapay zeka ve optimizasyonun rolü güçleniyor Yapay Zeka Destekli Havayolu Optimizasyonu Yarışması, havayolu sektörünün karmaşık planlama ve bağlantı problemlerine gençlerin geliştirdiği teknoloji odaklı çözümlerle yaklaşmayı hedefliyor. Yarışma aracılığıyla yapay zeka, veri bilimi ve yöneylem araştırması gibi alanlardaki yetkinliklerin havayolu operasyonlarıyla buluşturulması ve sektörün geleceğine katkı sağlayabilecek uygulanabilir çözümlerin ortaya çıkarılması amaçlanıyor. 11 Ağustos’ta Turkish Technology Libadiye Yerleşkesinde gerçekleştirilecek final sunumlarıyla birlikte yarışmanın kazananları belli olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış Haber

Sunar Yatırım'dan Sürdürülebilir Tarım Hamlesi: Verimlilikte Rekor Artış

Sunar Yatırım, sürdürülebilirlik yaklaşımını tarımsal değer zincirinin tamamına yayılan bütüncül bir üretim modeli olarak benimsiyor. Ayçiçeği, mısır ve buğday üretimine odaklanan şirket, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla elde ettiği her ham maddeyi döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendirerek farklı sektörler için katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Entegre üretim yapısı sayesinde üretim süreçlerinde ortaya çıkan yan ürünler yeniden değerlendirilerek kaynak verimliliği artırılırken, doğal kaynakların korunmasına ve gıda güvenliğine katkı sunuluyor. Bu bütüncül üretim modeliyle Sunar Yatırım, global ölçekte üstlendiği stratejik sorumluluk doğrultusunda geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Sürdürülebilirliği stratejik bir sorumluluk olarak değerlendiren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, hasat dönemine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tarım tüm faaliyetlerimizin temelinde yer alıyor. Sürdürülebilir tarım da kuruluşumuzdan bu yana tüm üretim felsefemizin temelinde yer alan en önemli değerlerimizden biri. Biz üretimi yalnızca ham madde elde etmek olarak değil, döngüsel ekonomi anlayışıyla değer üreten entegre bir ekosistem olarak görüyoruz. Bir mısır tanesi bizim için yalnızca bir ürün değil; gıda, yem, ilaç, kozmetik ve sanayi başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten döngüsel bir ekonomi zincirinin başlangıç noktası. Tüm üretim tesislerimizde ortaya çıkan her yan ürünü yeniden değerlendiriyor, hiçbir kaynağın israf edilmediği bir sistemle ham maddelerimizi ekonomiye tekrar kazandırıyoruz. Böylece sürdürülebilir tarımla elde ettiğimiz her ürün, farklı sektörlere değer üreten yeni bir kaynağa dönüşüyor. Bu anlayışla sürdürülebilir tarım uygulamalarımızda toprak analizi, sözleşmeli üretim ve izlenebilir tedarik zinciri başta olmak üzere birçok alanda çiftçilerimizle birlikte çalışıyor; verimliliği artırırken doğal kaynakları koruyan uygulamaları yaygınlaştırıyoruz. Hasat döneminin tüm çiftçilerimiz için bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Sürdürülebilir tarımda toprak yönetimi ve atık dönüşümü merkezi rol oynuyor Sunar Yatırım’ın, toprak analizine dayalı üretim planlamasıyla gereksiz gübre kullanımı azaltılarak üretim daha doğru girdilerle şekilleniyor. Böylece verimlilik artışı destekleniyor. Anız yönetimi uygulamalarıyla tarımsal atıklarda yaklaşık yüzde 50 oranında azalma sağlanıyor. Bu atıklar toprağa geri kazandırılarak doğal gübre etkisi oluşturuyor. Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye alım garantisi sunularak üretim güvenliği artırılıyor. Sürdürülebilir tarım programı kapsamında ayçiçeği ve mısır üretiminde oluşturulan toplam üretim hacmi, binlerce tonluk bir büyüklüğe ulaşarak şirketin sürdürülebilir ham madde tedarikine önemli katkı sağlıyor. Bu kapsamda, sürdürülebilir tarım ekosistemi güçleniyor. Ar-Ge odaklı yaklaşım, tarımda geleceğin üretim modelini şekillendiriyor İklim değişikliği, su stresi ve artan küresel sağlıklı gıda talebi tarım sektöründe yeni üretim modellerini zorunlu hale getiriyor. Sunar Yatırım bu dönüşümde Ar-Ge merkezli bir yaklaşım benimsiyor. Daha az kaynakla daha yüksek verim sağlayan üretim modelleri geliştiriliyor, veri temelli tarımsal planlama yaygınlaştırılıyor. Veri temelli tarım uygulamalarının sonuçları rakamlara da yansıyor. Ayçiçeğinde dekar başına verim 10 yılı aşkın uygulanan sürdürülebilir tarım modeliyle 103 kg’dan 202 kg’a yükselirken, mısırda ise son bir yılda sürdürülebilir tarım uygulamalı üretim alanı yüzde 43 oranında arttı. Hassas tarım uygulamaları üretim süreçlerine entegre edilerek iklim dirençli üretim sistemleri güçleniyor. Böylece, sofralara sunulan gıdaların sağlıklı olduğundan emin olunuyor. Su yönetimi ve yağmur hasadı gibi uygulamalar geleceğin tarım modelinde kritik rol oynuyor. Şirket teknolojiyi, doğal kaynakları daha verimli kullanmayı sağlayan stratejik bir araç olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İkinci El Araç Satışında Yeni Dönem: Veriye Dayalı Fiyatlandırma Haber

İkinci El Araç Satışında Yeni Dönem: Veriye Dayalı Fiyatlandırma

2026 yılına güçlü başlayan ikinci el otomobil pazarı, Ocak ayında 582.100 adet satışla son 10 yılın en yüksek üçüncü Ocak performansını sergiledi. Yılın ilk çeyreğinde ise ikinci el otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine göre %6,7 artarak 1.736.089 adede ulaştı. Bu tablo, dijitalleşme ve veri odaklı çözümlerin sektördeki dönüşümü hızlandırdığını gösteriyor. Bununla birlikte önümüzdeki dönemde ikinci el araç satışında rekabeti belirleyecek en önemli unsurlardan birinin veriye dayalı fiyatlandırma sistemleri olması bekleniyor. İkinci el araç satışında en kritik konu, aracın gerçek piyasa değerini doğru belirleyebilmek. Fiyatın piyasanın üzerinde belirlenmesi satış süresinin uzamasına, düşük belirlenmesi ise araç sahiplerinin maddi kayıp yaşamasına neden oluyor. Geleneksel yöntemlerde çoğunlukla birkaç benzer ilana bakılarak oluşturulan fiyatlar, günümüzün hızla değişen piyasa koşullarında yeterli doğruluğu sağlayamıyor. Türkiye'nin yeni nesil ikinci el araç platformlarından Otoboom, geliştirdiği veri analitiği altyapısıyla bu süreci dijitalleştirerek kullanıcıların daha doğru fiyat bilgisine ulaşabilmesine katkıda bulunuyor. Platform; araç özelliklerini, model yılını, kilometreyi, donanım seviyesini, bölgesel talebi, güncel piyasa hareketlerini ve benzer araç verilerini birlikte analiz ederek fiyatlandırma sürecine veri temelli bir yaklaşım kazandırıyor. Fiyat artık yalnızca ilana bakılarak belirlenmiyor İkinci el araç piyasasında aynı model ve donanıma sahip araçlar arasında bile önemli fiyat farklılıkları görülebiliyor. Bunun temel nedeni ise fiyatlandırmanın çoğu zaman sınırlı gözleme veya kişisel değerlendirmelere dayanması. Oysa gelişmiş veri analitiği; ilan verilerini, geçmiş satış eğilimlerini, arz-talep dengesini ve bölgesel fiyat değişimlerini birlikte değerlendirerek piyasa koşullarına daha yakın sonuçlar üretebiliyor. Böylece araç sahipleri, piyasa gerçeklerine daha uyumlu fiyatlarla araçlarını satışa sunma imkânına sahip oluyor. Doğru fiyat, satış sürecini de hızlandırıyor Otomotiv sektöründe dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte yalnızca araç ilanları değil, karar alma süreçleri de dönüşüyor. Artık kullanıcılar "Otomobilimin piyasa değeri ne kadar?" sorusunun yanıtını yalnızca benzer ilanlara bakarak değil, çok sayıda verinin birlikte değerlendirildiği analizler aracılığı ile arıyor. Veriye dayalı fiyatlandırma yaklaşımı, satıcıların gereksiz fiyat revizyonlarını azaltırken satış sürecinin daha öngörülebilir ilerlemesine katkı sağlıyor. Aynı zamanda alıcı tarafında da güven duygusunu artırarak pazarlık süreçlerinin daha sağlıklı ilerlemesine destek oluyor. Dijital güvenin temelinde veri bulunuyor İkinci el araç pazarında güven, yalnızca ekspertiz raporlarıyla değil; fiyatın nasıl oluştuğunun şeffaf biçimde ortaya konmasıyla da güçleniyor. Gelişmiş veri analitiği sayesinde fiyat belirlenirken; Araç yaşıKilometreDonanım paketiYakıt tipiBölgesel talepBenzer araçların satış performansıGüncel piyasa eğilimleri gibi çok sayıda parametre birlikte değerlendiriliyor. Böylece fiyatlandırma süreci kişisel yorumlardan uzaklaşarak, ölçülebilir verilere ve piyasa dinamiklerine dayanan daha şeffaf bir yapıya kavuşuyor. "Veri, ikinci el araç sektörünün ortak dili haline geliyor" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Otoboom Ticari Operasyonlar Direktörü Murat Karademir, şunları söyledi: "İkinci el araç sektöründe uzun yıllar fiyatlar büyük ölçüde deneyime ve piyasa hissiyatına göre belirleniyordu. Bugün ise her gün değişen piyasa koşulları, kullanıcı beklentileri ve dijitalleşme sayesinde çok daha farklı bir noktadayız. Artık doğru fiyatı belirlemenin en güvenilir yolu veriyi doğru okumaktan geçiyor. Otoboom olarak geliştirdiğimiz teknolojik altyapıyla çok sayıda veri parametresini analiz ediyor, kullanıcılarımızın araçlarını gerçek piyasa koşullarına en yakın değer üzerinden değerlendirebilmelerine destek oluyoruz. Amacımız yalnızca araç alım satımını kolaylaştırmak değil; ikinci el araç ekosisteminde güveni, şeffaflığı ve doğru fiyatlandırma kültürünü güçlendirmek." Teknolojiyi iş modelinin merkezine konumlandıran Otoboom, veri odaklı yaklaşımıyla ikinci el araç satış süreçlerini hızlandırmayı, kullanıcıların doğru fiyatla buluşmasını sağlamayı ve sektörde güven temelli yeni bir standart oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Çalışan Bağlılığı Yüzde 20 Türkiye'de ise Yüzde 8 Haber

Küresel Çalışan Bağlılığı Yüzde 20 Türkiye'de ise Yüzde 8

Gallup'un raporuna göre, küresel çalışan bağlılığı yüzde 20'yken Türkiye'de ise bu oran yüzde 8 seviyesinde seyrediyor. Tüm sektörleri etkileyen bu durum, gayrimenkul sektöründe de nitelikli danışmanları bünyede tutma ve yüksek performanslı ekipler oluşturma konularını her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Tam da bu noktada, gayrimenkul şirketleri portföy büyüklüğünden ziyade güçlü liderlik anlayışı ve çalışan bağlılığı ile birbirinden ayrışıyor. Dijitalleşme, uzaktan çalışma kültürü, veri temelli karar alma süreçleri ve değişen müşteri beklentileri, Türkiye'de ve dünyada ekonominin önemli yapı taşlarından biri olan gayrimenkul sektörünü de doğrudan etkiliyor ve köklü biçimde dönüştürüyor. Geleneksel iş yapış biçimlerinden uzaklaşarak daha teknoloji odaklı ve veriyle yönetilen bir yapıya evrilen sektör, yalnızca hizmet modellerini değil aynı zamanda küresel ölçekteki ekonomik hacmini ve istihdam yapısını da sürekli olarak yeniden şekillendiriyor. Uluslararası araştırma şirketleri Grand View Research ve Straits Research'ün 2026 yılı projeksiyonlarına göre, küresel gayrimenkul pazarının büyüklüğünün 4,5 trilyon dolar ile 4,7 trilyon dolar bandında seyretmesi bekleniyor. Bu devasa ekonomik büyüklük, sektörün yalnızca yatırım ve mülk üretimiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda geniş bir hizmet ekosistemini de içinde barındırdığını ortaya koyuyor. Nitekim brokerlık, gayrimenkul danışmanlığı ve mülk yönetimi gibi hizmet alanlarında dünya genelinde doğrudan 14 milyondan fazla profesyonel istihdam ediliyor. İnşaat sektörü, saha operasyonları ve usta iş gücü de bu yapıya dahil edildiğinde, gayrimenkul ekosistemi küresel ölçekte dünyanın en büyük istihdam alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu dönüşümde İTO Gayrimenkul Komite Başkanı ve TÜGEM Kurucu Genel Başkanı olan yazar Hakan Akdoğan, sektörel tecrübesiyle gayrimenkul sektöründe değişen dinamiklere yönelik Ceres Yayınları etiketiyle yayımlanan "İçindeki Lideri Uyandır" adlı kitabıyla yol haritası sunuyor. Kitap, sektörde her şeyin para ile ölçüldüğü bir dönemde dürüstlükle ilerlemenin önemini hatırlatan eser, okurların kendi potansiyellerini açığa çıkararak liderlik özünü canlandırmayı ve iş hayatındaki zorluklara karşı rehberlik etmeyi amaçlıyor "Gayrimenkul Sektörünün Temel Harcı Güven ve Samimiyettir" Gayrimenkul sektörünün doğası gereği sadece dijital metrikler veya ilan sayılarıyla ölçülemeyecek kadar derin bir "insandan insana" iletişim ağına dayandığını belirten Yazar Hakan Akdoğan, "Sektörümüzün temel harcı güven ve samimiyettir. Başarıya giden kesin bir reçete yoktur. Her başarının ayrı bir hikayesi olmakla birlikte, o hikayelerin neredeyse tamamında bazı ortak özellikler liderlik eder. Koşullardan şikayet etmek ve bahane üretmek yerine çok çalışmak, hatalardan ders çıkarılarak, samimi, gerçek ve disiplinli olmak gerekir. Bu yolculukta liderlik özünü canlandırmak ve okuyucuların kendi potansiyellerini açığa çıkarmasını sağlamak en büyük amacımızdır. Çünkü iş dünyasında ve hayatın her aşamasında karşılaşılan zorlukları aşma cesareti; marka ve kararlılık üzerine çok değerli dersler barındırır. Unutulmamalıdır ki her başarı hikayesi bir mücadeleyle yazılır ve bu içten, öğretici süreçler her zaman yol gösterici bir rehber olma özelliği taşır" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ajans haberi mi özgün içerik mi? Haber

Ajans haberi mi özgün içerik mi?

Bir editör masasında bu soru teorik değildir. Yayın akışı sıkıştığında, SEO takvimi beklediğinde ve gündem hızlandığında karar nettir: ajans haberi mi özgün içerik mi? Asıl mesele hangisinin “daha iyi” olduğu değil, hangi ihtiyaca hangi içerik tipinin daha doğru cevap verdiğidir. Dijital yayıncılıkta hız, güven, görünürlük ve marka kimliği aynı anda yönetilmek zorundadır. Bu yüzden bu tercih, sadece editoryal değil, aynı zamanda operasyonel ve stratejik bir karardır. Ajans haberi mi özgün içerik mi sorusu neden bu kadar kritik? Dijital gazeteler, sektörel yayınlar, kurum blogları ve haber portalları artık yalnızca içerik üretmiyor. Aynı zamanda görünürlük, güven ve düzenli trafik inşa ediyor. Bu tabloda ajans haberi, gündemi yakalama ve yayın akışını besleme açısından güçlü bir araçtır. Özgün içerik ise yayın kimliğini belirler, uzmanlık sinyali üretir ve uzun vadeli değer yaratır. Sorun şu ki iki format da tek başına bütün ihtiyacı karşılamaz. Sadece ajans içeriğine yaslanan bir yayın hızlı olabilir ama zamanla benzeşir. Sadece özgün içerikle ilerleyen bir yapı ise güçlü bir marka sesi kurabilir ama haber temposunda zorlanabilir. Özellikle ekonomi, teknoloji, enerji, savunma, lojistik ve sürdürülebilirlik gibi hızla değişen alanlarda bu denge daha da önem kazanır. Ajans haberi ne sağlar, nerede sınırlı kalır? Ajans haberi, editoryal akışın omurgasını kurar. Hızlıdır, düzenlidir ve çoğu zaman standart bir profesyonellik düzeyi sunar. Gün içinde çok sayıda gelişmenin takip edilmesi gereken yayınlarda bu ciddi bir avantajdır. Editör, sıfırdan haber kurgulamak yerine doğrulanmış ve yayına hazır bir metinle çalışır. Bu da insan kaynağı baskısını azaltır. Bir diğer avantaj ölçeklenebilirliktir. Özellikle çok kategorili yayın yapan platformlar için ajans akışı, ekonomiyle birlikte teknolojiyi, enerjiyle birlikte tarımı veya savunma sanayiini aynı gün içinde besleyebilir. Bu yapı, hem trafik sürekliliği hem de yayın disiplini açısından değerlidir. Ancak ajans haberinin doğal sınırı farklılaşma problemidir. Aynı metin veya benzer çerçeve çok sayıda mecrada yer aldığında, yayınınızın ayırt edici sesi zayıflar. Arama motoru görünürlüğü açısından da bu durum her zaman ideal değildir. Çünkü haberin varlığı tek başına yetmez; hangi perspektifle sunulduğu da önemlidir. Bir başka sınırlı alan ise bağlamdır. Ajans haberi çoğu zaman gelişmeyi aktarır, fakat o gelişmenin sektör içindeki etkisini, yatırımcının ne anlaması gerektiğini ya da kurumların hangi sonucu çıkarması gerektiğini her zaman derinleştirmez. Karar verici okur için eksik kalan yer genellikle burasıdır. Özgün içerik ne kazandırır? Özgün içerik, yayıncının editoryal imzasıdır. Haber analizi, özel dosya, röportaj, sektör yorumu, veri temelli değerlendirme veya açıklayıcı içerik gibi formatlarla üretilen metinler, yalnızca bilgi vermekle kalmaz; anlam da üretir. Bu, özellikle profesyonel hedef kitle için kritik bir farktır. Özgün bir içerik, markaya uzmanlık alanı tanımlar. Okur zamanla hangi yayın kuruluşunun hangi konuda daha derinlikli konuştuğunu bilir. Savunma sanayiinde tedarik zinciri etkileri, yapay zekada regülasyon riski, enerjide yatırım eğilimleri veya tarımda verimlilik dönüşümü gibi başlıklarda özgün içerik, yayın organını sadece haber veren değil, sektör okuması yapan bir aktöre dönüştürür. SEO açısından da özgün içerik genellikle daha güçlü bir alan açar. Çünkü aynı konuyu herkes yazsa bile soruyu farklı kuran, daha iyi yapılandıran ve daha net bir fayda sunan içerik öne çıkabilir. Üstelik bu tür içerikler sadece günü kurtarmaz, zaman içinde arama talebi toplamaya devam eder. Bununla birlikte özgün içerik daha fazla kaynak ister. Muhabirlik, editörlük, konu bilgisi, araştırma süresi ve bazen uzman görüşü gerekir. Eğer yayın planı gerçekçi kurulmamışsa, kalite hızın gerisinde kalabilir. Özgünlük iddiası taşıyan ama veri, kaynak ve editoryal netlik üretmeyen içerikler de beklenen etkiyi vermez. Ajans haberi mi özgün içerik mi: Kararı ne belirler? Bu kararın ilk ölçütü yayın amacıdır. Eğer hedefiniz gündemi boş bırakmamak, kategori akışını korumak ve okuyucuya düzenli bilgi sunmaksa ajans haberi güçlü bir çözümdür. Eğer hedefiniz belirli sektörlerde otorite kurmak, organik görünürlük toplamak ve marka sesi inşa etmekse özgün içerik vazgeçilmezdir. İkinci ölçüt ekip yapısıdır. Küçük veya orta ölçekli dijital yayınlarda her haberi özgün üretmek çoğu zaman sürdürülebilir değildir. Bu noktada ajans desteği operasyonel verim sağlar. Buna karşılık uzman editörleri ve niş odakları olan yayınlar için özgün içerik, rekabet avantajını büyüten ana varlık olabilir. Üçüncü ölçüt hedef kitledir. Genel okuyucu çoğu zaman gelişmenin ne olduğunu öğrenmek ister. Profesyonel okuyucu ise bunun kendisi için ne anlama geldiğini görmek ister. Yönetici, yatırımcı, kurumsal iletişim uzmanı ya da sektör takipçisi için bağlam, hız kadar değerlidir. Bu nedenle B2B odaklı yayınlarda özgün yorum katmanı daha kritik hale gelir. En doğru model çoğu zaman hibrit yapı Pratikte en verimli yaklaşım, ajans haberi ile özgün içeriği karşı karşıya koymak değil, işlevlerine göre birlikte kullanmaktır. Ajans akışı gündemi taşır. Özgün içerik ise o gündemin içinden stratejik değeri yüksek başlıkları seçer ve derinleştirir. Örneğin enerji sektöründe yeni bir yatırım haberi ajans formatıyla hızla yayına alınabilir. Ardından bunun bölgesel rekabet, tedarik zinciri, teşvik yapısı veya sürdürülebilirlik hedefleri üzerindeki etkisi özgün bir analizle işlenebilir. Aynı yöntem savunma, lojistik, tarım teknolojileri veya yapay zeka haberlerinde de çalışır. Bu model editoryal ekonomi açısından da mantıklıdır. Her konuya yüksek maliyetli özgün dosya üretmek yerine, yüksek potansiyelli başlıkları seçip derinleştirmek kaynak verimliliği sağlar. Böylece yayın hem canlı kalır hem de ayırt edici olur. Hangi içerik hangi durumda öne çıkar? Son dakika gelişmeleri, kurumsal açıklamalar, rutin sektör hareketleri ve yoğun gündem dönemleri için ajans haberi daha işlevseldir. Çünkü burada hız ve standart doğruluk ön plandadır. Özellikle çok sayıda kategoriye aynı anda yayın yapan mecralarda bu yapı operasyonel rahatlık sağlar. Buna karşılık arka plan gerektiren konularda özgün içerik öne çıkar. Düzenleyici değişikliklerin etkisi, yatırım trendlerinin okuması, yönetici röportajları, pazar kırılımları, teknoloji dönüşümünün sonuçları ve geleceğe dönük senaryolar gibi başlıklarda okuyucu hazır metinden fazlasını bekler. Kurumsal itibar yönetimi açısından da fark belirgindir. Eğer bir kurum ya da yayın, alanında düşünsel ağırlık kurmak istiyorsa yalnızca haber akışı yeterli olmaz. Otorite, seçilen konu başlıkları ve bu başlıklara getirilen özgün yaklaşım üzerinden inşa edilir. Editoryal kalite için ince ayar şart Ajans içeriği kullanılıyor diye editoryal katkıdan vazgeçilmemelidir. Başlık kurgusu, spot seçimi, kategori eşleştirmesi ve gerekirse kısa bağlam ekleri metnin performansını ciddi biçimde etkiler. Aynı şekilde özgün içerik üretiliyor diye gereksiz uzunluk ya da yorum kalabalığı da avantaj değildir. Profesyonel okur netlik ister. Burada önemli olan, her içerik tipinin kendi işini iyi yapmasıdır. Ajans haberi güvenilir, temiz ve hızlı olmalı. Özgün içerik ise gerçekten yeni bir bakış sunmalı. Sadece cümleleri değiştirmek özgünlük değildir; özgünlük, konuya değer katan editoryal akıldır. Bu noktada telifsiz ve ücretsiz ajans akışları, özellikle dijital yayıncılar için güçlü bir kaldıraç olabilir. Doğru kullanıldığında editoryal takvimi rahatlatır, yayın sürekliliğini korur ve ekibe stratejik dosyalara odaklanma alanı açar. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel yoğunluğu yüksek platformların farkı da burada ortaya çıkar: yalnızca haber hacmi değil, iş dünyası açısından anlamlı başlık üretme kapasitesi. Bugün doğru soru sadece ajans haberi mi özgün içerik mi değildir. Daha doğru soru şudur: Yayınınız hangi alanlarda hızla, hangi alanlarda derinlikle kazanacak? Bu ayrımı net yaptığınızda içerik stratejiniz de daha sağlam, daha verimli ve daha görünür hale gelir. Çünkü güçlü yayıncılık, tek bir formatı seçmekten çok, doğru içeriği doğru amaç için kullanma disiplinidir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.